<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Mayınlar yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 15:13:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32706</link>
		<dc:creator>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 08:04:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32706</guid>
		<description>[...] Mayınlar [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Mayınlar [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakkı Bentek tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32249</link>
		<dc:creator>Hakkı Bentek</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 05:59:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32249</guid>
		<description>@mer'A-kıl

O yorum Ali Duman Bey'in kendi düşüncesi. Hükümet'in dili mi kesildi de, bunu söyleyemiyor. Yapmayın ayıptır...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@mer&#8217;A-kıl</p>
<p>O yorum Ali Duman Bey&#8217;in kendi düşüncesi. Hükümet&#8217;in dili mi kesildi de, bunu söyleyemiyor. Yapmayın ayıptır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mer'A-kıl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32233</link>
		<dc:creator>mer'A-kıl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 22:08:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32233</guid>
		<description>@Hakkı Bentek,
 yukardan aşağı 8.yorum.İlk yorumunuzdan sonra 5.oluyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Hakkı Bentek,<br />
 yukardan aşağı 8.yorum.İlk yorumunuzdan sonra 5.oluyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Serkan Çekiç tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32202</link>
		<dc:creator>Serkan Çekiç</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 16:03:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32202</guid>
		<description>Kıbrıs kadar değil bildiğim kadarıyla kuzey kıbrısın 5 de biri kadar uzun ama derinliği 350 metre falan (tipik mayın tarlası işte). Yani öyle tehtit oluşturucak bi arazi değil israil, fransız, yeni gine farketmez ama 44 yıl nedir ya 44 yılda neler değişir neler (İsrail, fransa ya da yeni gine komşumuz olabilir)Temizlenmesi lazım ama çok acil bir durumda değil ertelene ertelene bu hale gelmiş anladığım kadarıyla yinede durup düşünüp en doğru politikayı seçmek için zaman var. TSK diziyo temizleyemiyo ehe ehe demek içinde baya bi teknik bilgi lazım tarla diyoruz dedektörle çözülcek bir şey değil bu. Donanım lazım, personel lazım bunlar ucuz değil hem bi tarla temizliği için bi ton donanım alıp temizlendikten sonra kenara koyamazsınız pazarlamanız iş yapmanız gerekir. Kısaca bu iş özel şirketlerce halledilen bir iş. Aşşağı yukarı 800 milyon ila 1 milyar arasında değişen fiyatlar var sanırım. Öyle çok abartılacak bir konu gibi gelmedi bana. Ama herkes tartışıyo. Garip.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs kadar değil bildiğim kadarıyla kuzey kıbrısın 5 de biri kadar uzun ama derinliği 350 metre falan (tipik mayın tarlası işte). Yani öyle tehtit oluşturucak bi arazi değil israil, fransız, yeni gine farketmez ama 44 yıl nedir ya 44 yılda neler değişir neler (İsrail, fransa ya da yeni gine komşumuz olabilir)Temizlenmesi lazım ama çok acil bir durumda değil ertelene ertelene bu hale gelmiş anladığım kadarıyla yinede durup düşünüp en doğru politikayı seçmek için zaman var. TSK diziyo temizleyemiyo ehe ehe demek içinde baya bi teknik bilgi lazım tarla diyoruz dedektörle çözülcek bir şey değil bu. Donanım lazım, personel lazım bunlar ucuz değil hem bi tarla temizliği için bi ton donanım alıp temizlendikten sonra kenara koyamazsınız pazarlamanız iş yapmanız gerekir. Kısaca bu iş özel şirketlerce halledilen bir iş. Aşşağı yukarı 800 milyon ila 1 milyar arasında değişen fiyatlar var sanırım. Öyle çok abartılacak bir konu gibi gelmedi bana. Ama herkes tartışıyo. Garip.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakkı Bentek tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32193</link>
		<dc:creator>Hakkı Bentek</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 12:35:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32193</guid>
		<description>&lt;strong&gt;"TSK sadece ipler bende demek istediği için bu işi İsrail’in yapmasını istiyorsa da bu istek değer analizi yapılarak bir amaca yönlendirilemez mi?Bu İsrail nefretinden dolayı gerçekleşmesi imkansız bir amaç mıdır?"&lt;/strong&gt; (mer'A-kıl)

TSK'nın böyle bir şey istediğine dair bir beyanı nerde gördünüz ?

Oysa gazetelerde TSK'nın bunu yapması için NATO'yu önerdiği açık açık yazıyor.

Oysa hükümet ne diyor ? Sermayenin dini imanı olmaz !

Şimdi kalkıpta kimse bu işteki sorumluluğu AKP'den alıp TSK'ya yıkmaya çalışmasın. 

Bu hükümetin yaptığı olumlu hareketlerden biri, TSK'nın etkisi altında kalmayacağını ispatlamış olmasıdır.

Yani sorumluluk tamamen AKP hükümetinde.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;TSK sadece ipler bende demek istediği için bu işi İsrail’in yapmasını istiyorsa da bu istek değer analizi yapılarak bir amaca yönlendirilemez mi?Bu İsrail nefretinden dolayı gerçekleşmesi imkansız bir amaç mıdır?&#8221;</strong> (mer&#8217;A-kıl)</p>
<p>TSK&#8217;nın böyle bir şey istediğine dair bir beyanı nerde gördünüz ?</p>
<p>Oysa gazetelerde TSK&#8217;nın bunu yapması için NATO&#8217;yu önerdiği açık açık yazıyor.</p>
<p>Oysa hükümet ne diyor ? Sermayenin dini imanı olmaz !</p>
<p>Şimdi kalkıpta kimse bu işteki sorumluluğu AKP&#8217;den alıp TSK&#8217;ya yıkmaya çalışmasın. </p>
<p>Bu hükümetin yaptığı olumlu hareketlerden biri, TSK&#8217;nın etkisi altında kalmayacağını ispatlamış olmasıdır.</p>
<p>Yani sorumluluk tamamen AKP hükümetinde.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32189</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 11:07:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32189</guid>
		<description>Ali bey,

TİP ile ilgili yazdığım bir yorum var.Henüz görünmüyor.Tesdüf bu ya,bir de baktım sizden ikinci bir yorum daha gelmiş.İlginiz ve açıklamalarınız için teşekkür ediyorum.Diğer yorumuma ekleyeceğim pek bir şey yok.Zira siyaset önünde geçmişte ve günümüzde varolan engeller konusunda hemfikiriz.

Sadece şunu ekleyebilirim:bu kırmızı çizgiler sadece sol'a değil,resmi ideolojinin dışına çıkan her siyasi oluşum ve hareketin önüne çıkarılmıştır/çıkarılmaktadır.Çok partili döneme geçildikten sonra kapıtılan partiler bu konuda yeterince ip ucu veriyor zaten.

Dolayısıyla siyasetin önünü tıkayan fiili uygulamaların antidemokratikliği bir yana,eleştirimize konu olan tüm zaafiyetler de bu olgudan beslenmiştir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ali bey,</p>
<p>TİP ile ilgili yazdığım bir yorum var.Henüz görünmüyor.Tesdüf bu ya,bir de baktım sizden ikinci bir yorum daha gelmiş.İlginiz ve açıklamalarınız için teşekkür ediyorum.Diğer yorumuma ekleyeceğim pek bir şey yok.Zira siyaset önünde geçmişte ve günümüzde varolan engeller konusunda hemfikiriz.</p>
<p>Sadece şunu ekleyebilirim:bu kırmızı çizgiler sadece sol&#8217;a değil,resmi ideolojinin dışına çıkan her siyasi oluşum ve hareketin önüne çıkarılmıştır/çıkarılmaktadır.Çok partili döneme geçildikten sonra kapıtılan partiler bu konuda yeterince ip ucu veriyor zaten.</p>
<p>Dolayısıyla siyasetin önünü tıkayan fiili uygulamaların antidemokratikliği bir yana,eleştirimize konu olan tüm zaafiyetler de bu olgudan beslenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mer'A-kıl tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32186</link>
		<dc:creator>mer'A-kıl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 10:36:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32186</guid>
		<description>Onur bey doğru bir pozisyonda durup görüneni soru cümlelerine çevirmiş. 

&lt;blockquote&gt;Hakikaten dediginiz gibi TSK yumrugundan cekindikleri icin mi Israil’e mayin temizlettiriyorlar , yoksa aslinda onlarin da isine geliyor ondan ses etmiyorlar?&lt;/blockquote&gt;

Hükümetin yakın tarihteki tepkilerine bakıldığında TSK yumruğundan çekindiği şeklinde bir yorum yapılabilir.

Ses edilen bu işin TSK istemesi mi yoksa İsrail’e yaptırılıyor olması mı?

Her durumda,ister hükümet istesin ister TSK mayınlar temizlensin ama yeter ki bunu yapan İsrail olmasın mı demek isteniyoruz?

Bu işi hükümet TSK dan baskı görmeden çok daha maddi karlarla çıkacağı bir başka ülkeye yaptırabilir(miy)di.Fakat İsrail ile kurulan böyle bir ilişki,(mayın temizleme ve toprak işletme)  İsrail-Filistin çözümünün bir parçası olarak görülüyor olabilir.Malum İsrail, Filistin topraklarını metrekareye düşen insan sayısını azaltmak için istemiyor!İsrail Filistin topraklarından bir kısmını boşaltıp uzlaşmaya yanaşır mı?

&lt;blockquote&gt;&lt;em&gt;Yıl 1895.Bu imparatorluğun hiçbir parçasını kimseye veremem.Yahudiler şimdilik milyarlarını biriktirsinler.Kim bilir,bir gün bu imparatorluk paylaşılırsa onlar da istediklerini belki de hiçbir şey ödemeden elde edebilirler.(Sultan Abdulhamid)

Belki beş yıl içinde değil ama muhakkak elli sene içinde bu gerçekleşecek.(Theodor Herzl)&lt;/em&gt;&lt;/blockquote&gt;

Nitekim 50 sene sonra,parçalanan imparatorluğun o satılmayan toprakları üzerinde Ben Gurion ,İsrail devletinin kuruluşunu Herzl’in portresi altında ilan etmiş.

Sonuç itibariyle şartları iyi değerlendiren Herzl,istediğini dirayetli duruşu ile saygı duyduğunu belirttiği ve hayran olduğu Sultan Abdülhamid’i haklı çıkartarak elde etti mi?

Yüzayde sadece mayın temizletme işi gibi görünenden kimler karlı çıkacak?

Bir kararın değer analizini yapabilmek için üzerinden bir 50 sene geçmesi gerekebiliyor bazen.

İsrail'e mayın temizletmenin değeri ne olabilir gerçekten iyi düşünmek gerekir.

TSK sadece ipler bende demek istediği için bu işi İsrail’in yapmasını istiyorsa da bu istek değer analizi yapılarak bir amaca yönlendirilemez mi?Bu İsrail nefretinden dolayı gerçekleşmesi imkansız bir amaç mıdır? 

Eğer hükümet ordudan gelen baskı ile bu talebi yönlendirememiş ve sadece TSK istedi(!?) diye İsrail’e vermişse bu ülkenin en güvenilir kurumu olarak TSK herhangi bir toprak gaspında iktidarı gasp edenlere yaptığını yapacaktır değil mi?O halde endişe etmeye ne hacet! 

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Bir de halkin gozu onunde (kayikci kavgasi dediginiz olay) askere kabahati yikip hosnutsuzluk yukunu yonlendiriyorlar suphesi olacaktir.&lt;/strong&gt; Bu suphe, iktidarin baska birtakim hareketleriyle azalip artabilir. Misal Erdogan gazetelere boyle demec verince, insanin suphesi artiyor.&lt;/blockquote&gt;

Davos'taki One minute ve İsrail'in özrüne anlam vermeye çalıştım.Çok iyimser olmuş olabilirim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Onur bey doğru bir pozisyonda durup görüneni soru cümlelerine çevirmiş. </p>
<blockquote><p>Hakikaten dediginiz gibi TSK yumrugundan cekindikleri icin mi Israil’e mayin temizlettiriyorlar , yoksa aslinda onlarin da isine geliyor ondan ses etmiyorlar?</p></blockquote>
<p>Hükümetin yakın tarihteki tepkilerine bakıldığında TSK yumruğundan çekindiği şeklinde bir yorum yapılabilir.</p>
<p>Ses edilen bu işin TSK istemesi mi yoksa İsrail’e yaptırılıyor olması mı?</p>
<p>Her durumda,ister hükümet istesin ister TSK mayınlar temizlensin ama yeter ki bunu yapan İsrail olmasın mı demek isteniyoruz?</p>
<p>Bu işi hükümet TSK dan baskı görmeden çok daha maddi karlarla çıkacağı bir başka ülkeye yaptırabilir(miy)di.Fakat İsrail ile kurulan böyle bir ilişki,(mayın temizleme ve toprak işletme)  İsrail-Filistin çözümünün bir parçası olarak görülüyor olabilir.Malum İsrail, Filistin topraklarını metrekareye düşen insan sayısını azaltmak için istemiyor!İsrail Filistin topraklarından bir kısmını boşaltıp uzlaşmaya yanaşır mı?</p>
<blockquote><p><em>Yıl 1895.Bu imparatorluğun hiçbir parçasını kimseye veremem.Yahudiler şimdilik milyarlarını biriktirsinler.Kim bilir,bir gün bu imparatorluk paylaşılırsa onlar da istediklerini belki de hiçbir şey ödemeden elde edebilirler.(Sultan Abdulhamid)</p>
<p>Belki beş yıl içinde değil ama muhakkak elli sene içinde bu gerçekleşecek.(Theodor Herzl)</em></p></blockquote>
<p>Nitekim 50 sene sonra,parçalanan imparatorluğun o satılmayan toprakları üzerinde Ben Gurion ,İsrail devletinin kuruluşunu Herzl’in portresi altında ilan etmiş.</p>
<p>Sonuç itibariyle şartları iyi değerlendiren Herzl,istediğini dirayetli duruşu ile saygı duyduğunu belirttiği ve hayran olduğu Sultan Abdülhamid’i haklı çıkartarak elde etti mi?</p>
<p>Yüzayde sadece mayın temizletme işi gibi görünenden kimler karlı çıkacak?</p>
<p>Bir kararın değer analizini yapabilmek için üzerinden bir 50 sene geçmesi gerekebiliyor bazen.</p>
<p>İsrail&#8217;e mayın temizletmenin değeri ne olabilir gerçekten iyi düşünmek gerekir.</p>
<p>TSK sadece ipler bende demek istediği için bu işi İsrail’in yapmasını istiyorsa da bu istek değer analizi yapılarak bir amaca yönlendirilemez mi?Bu İsrail nefretinden dolayı gerçekleşmesi imkansız bir amaç mıdır? </p>
<p>Eğer hükümet ordudan gelen baskı ile bu talebi yönlendirememiş ve sadece TSK istedi(!?) diye İsrail’e vermişse bu ülkenin en güvenilir kurumu olarak TSK herhangi bir toprak gaspında iktidarı gasp edenlere yaptığını yapacaktır değil mi?O halde endişe etmeye ne hacet! </p>
<blockquote><p><strong>Bir de halkin gozu onunde (kayikci kavgasi dediginiz olay) askere kabahati yikip hosnutsuzluk yukunu yonlendiriyorlar suphesi olacaktir.</strong> Bu suphe, iktidarin baska birtakim hareketleriyle azalip artabilir. Misal Erdogan gazetelere boyle demec verince, insanin suphesi artiyor.</p></blockquote>
<p>Davos&#8217;taki One minute ve İsrail&#8217;in özrüne anlam vermeye çalıştım.Çok iyimser olmuş olabilirim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32181</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 09:41:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32181</guid>
		<description>Sn.Duman,

Yanlış bir anlaşılmayı önlemek adına yorumumda yer verdiğim TİP'e ilişkin görüşlerime açıklık getirmek durumundayım.

Öncelikle getirdiğim eleştiri,bügun solun içine düştüğü buhranın geçmişte de-bugün yaşadığımız koşulların bir benzeri olarak-varolduğuna dikkat çekmeye yönelikti.Zira siyasetin şekline bugün olduğu gibi geçmişte de Kemalizm yön verip belirlemiştir.Bu aynı zamanda Türk solu'nun tarihi boyunca aşamaığı bir handikap,büyük bir engeldir.Bunun üzerine dönemin koşullarını da eklerseniz elbette sizin de değindiğiniz gibi solun radikal bir dönüşüm geçirmesi beklenemezdi.Dolayısıyla,TİP'ten maada Türk solunun-karşılaştığı egeller sonucu-artı ve eksilerine vurgulamak istemiştim.

Nedir bu artı ve eksiler:

Evet,27 Mayıs darbesinin hemen ardından kurulan TİP,elbette Türk solunun 60 ların ortasından başlayarak filizlenmesine,sendikal örgütlenmelere,öğrenci hareketlerine öncülük etmiş,alternatif bir siyasi akımın öncüsü olmuştur.Bu yadsınamaz bir gerçektir.

Ancak,mevcut otoriter devlet zihniyetinden farklı bir dil ve tavır geliştirme iddiasında olmasına karşın,TİP,Kemalizmin belirlediği sınır ve kırmızı çizgileri aşamamıştır.Örneğin SSCB'nin Çekoslovakya işgali nedeniyle bölünme noktasına gelen parti maalesef 27 Mayısla ciddi bir hesaplaşmaya asla girişememiştir.Dolayısıyla dış dünyadaki siyasi çalkantılar,konjonktürel gelişmeler karşısında ayrışma ve parti içi hizipleşmeleri yaşanırken yeni çıkılmış bir faşist darbeye yeterince duyarlılık gösterilememiş olması,sözünü ettiğim açmazların Türk soluna neler kaybettirdiğinin bir göstergesidir.

Ancak dediğiniz gibi bu elbette hiçbir zaman üzerlerinde eksik olmayan Kemalizm balyozundan kaynaklanmaktadır.Tıpkı bugün olduğu gibi.

Neticede bu konular çok daha derin araştırma ve analiz konusudur.Elbette bunun üzerine daha geniş bir yazı olursa memnuniyetle sohbet eder tartışırız.

Sevgi ve selamlar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Duman,</p>
<p>Yanlış bir anlaşılmayı önlemek adına yorumumda yer verdiğim TİP&#8217;e ilişkin görüşlerime açıklık getirmek durumundayım.</p>
<p>Öncelikle getirdiğim eleştiri,bügun solun içine düştüğü buhranın geçmişte de-bugün yaşadığımız koşulların bir benzeri olarak-varolduğuna dikkat çekmeye yönelikti.Zira siyasetin şekline bugün olduğu gibi geçmişte de Kemalizm yön verip belirlemiştir.Bu aynı zamanda Türk solu&#8217;nun tarihi boyunca aşamaığı bir handikap,büyük bir engeldir.Bunun üzerine dönemin koşullarını da eklerseniz elbette sizin de değindiğiniz gibi solun radikal bir dönüşüm geçirmesi beklenemezdi.Dolayısıyla,TİP&#8217;ten maada Türk solunun-karşılaştığı egeller sonucu-artı ve eksilerine vurgulamak istemiştim.</p>
<p>Nedir bu artı ve eksiler:</p>
<p>Evet,27 Mayıs darbesinin hemen ardından kurulan TİP,elbette Türk solunun 60 ların ortasından başlayarak filizlenmesine,sendikal örgütlenmelere,öğrenci hareketlerine öncülük etmiş,alternatif bir siyasi akımın öncüsü olmuştur.Bu yadsınamaz bir gerçektir.</p>
<p>Ancak,mevcut otoriter devlet zihniyetinden farklı bir dil ve tavır geliştirme iddiasında olmasına karşın,TİP,Kemalizmin belirlediği sınır ve kırmızı çizgileri aşamamıştır.Örneğin SSCB&#8217;nin Çekoslovakya işgali nedeniyle bölünme noktasına gelen parti maalesef 27 Mayısla ciddi bir hesaplaşmaya asla girişememiştir.Dolayısıyla dış dünyadaki siyasi çalkantılar,konjonktürel gelişmeler karşısında ayrışma ve parti içi hizipleşmeleri yaşanırken yeni çıkılmış bir faşist darbeye yeterince duyarlılık gösterilememiş olması,sözünü ettiğim açmazların Türk soluna neler kaybettirdiğinin bir göstergesidir.</p>
<p>Ancak dediğiniz gibi bu elbette hiçbir zaman üzerlerinde eksik olmayan Kemalizm balyozundan kaynaklanmaktadır.Tıpkı bugün olduğu gibi.</p>
<p>Neticede bu konular çok daha derin araştırma ve analiz konusudur.Elbette bunun üzerine daha geniş bir yazı olursa memnuniyetle sohbet eder tartışırız.</p>
<p>Sevgi ve selamlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ali duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32176</link>
		<dc:creator>ali duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 08:29:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32176</guid>
		<description>Sn. Durhat, sayfa konumuz  ile çok ilişkili değil ayrıca çokta uzadı ancak Nazım Hikmet'in SSCB'de kendisini dışlayarak  "burda her şeye karışma, sen yabancısın" sözlerini kullananlara  karşılık olarak verdiği "bir devrimci hiç bir yerde yabancı değildir" sözünden de cesaret alarak böyle bir bu konunun her düzlemde konuşulması gerektiğini düşündüğümden devam ediyorum.

Söz yakın geçmişten ve TİP'ten açılmışken konuyu bugüne getirmemek yarım bırakmak olacaktı, bugüne getireceğim ve bitireceğim.

Bildik yargı darbeleri, kapatmalar, faşisan baskılar sonucu meşru çalışma imkanı bulamayan, üstüne üstlük 12 mart ve 12 eylül faşist darbeleri TİP'in yöneticilerini yurt dışına kaçmaya zorladı.
12 Eylül sonrası sürgündeki TİP ile, yine sürgünde ve illegal TKP,  TBKP çatısı altında birleştiler. AB açılımları, yasal düzenlemeler sonucu bazı yasakların  da kalkmasıyla TBKP yurda dönüş kararı aldı ve yurda döndü. Liderleri hava alanında derdest edilip, içeri atıldılar ve birkaç yıl hapis yatttılar. 
Kapatılan TBKP , AİHM'ne dava açtı ve kazandı. Ancak ne varki TBKP A-Ç-I-L-A-M-A-D-I. Değil AİHM'de Kainat Mahkemesinde kazansa açılmasına izin verilmez, verilemezdi. 
Solu yasaklayan "müesses nizam" kapılarını sahte olmak koşuluyla (örnek TKP ) sol ve komünist bir partiye sonuna kadar açar, ancak hakiki anlamda komünist olan TBKP'ye kapılar her daim kapalıdır. Müesses Nizam'ın kendine mahsus kuralları vardır misal der ki; "AİHM'de kazandın, sıkıysa partini açta göreyim" (Hirant Dink'e valilikte denildiği gibi) Kurucu unsurun ya da müesses nizamın Ata'sı,  saltanat yanlıları için "gerekirse bazı kelleler koparılacaktır" dememiş midir? İstiklal mahkemelerinde 15.000 muhalif mesnetsiz, delilsiz idam edilmemiş midir?

Kısacası müesses nizamın KIRMIZI ÇİZGİLERİ içerisinde SOLCULUK, hatta KOMÜNİSTLİK yapabilirsiniz, bir yerde iyi de olur, müesses nizam için dünyaya "bizim de komünist partimiz var" deme şansı doğar. Hatta az ileri gidelim kırmızı çizgileri aşan sol'a da izin vardır, ancak kitleselleşmeden, marjinal kalmak kaydıyla.

Müesses nizamın çizdiği çizgiler içerisinde bir sol var mı? var, hatta marjinal kalmak kaydıyla çizgi dışında da var mı? var. Ancak ne varki herşey müesses nizamın belirlediği ve sınırladığı şekilde. Tamda hakim sınıfların istediği tarzda. Tamda müesses nizamın kuyruğunda.

Türkiye'de KOMÜNİST PARTİ var mı? var, vallahi de billahi de var. (Peki Komünist mi? sizce komünist olma ihtimali var mı?) 

Peki AİHM'de kapatma davası iptal edilen  TBKP nerede??? haaa o'mu yandı bitti kül oldu. ("sıkıysa açılsında göreyim" imza:müesses nizam)

Müesses nizamın kuyrukçuluğunu yapan bir "besleme/cemaatci sol" ile kırmızı çizgiler nedeniyle ebediyen marjinal olmaya mahkum bırakılmış gerçek bir sol'da var, müesses nizamın kurallarına göre SOL'CULUK oynamaya hazır SOLCULARDA VAR. Eee daha ne olsun, ben susayım onlar oynasınlar çelik çomaklarını müesses nizamın gölgesinde ve kuyruğunda.  

neyse yeterince sayfaya ve size işgaliyet verdim, nasıl olsa anlamayana davul zurna bile az, ama olsun, ziyanı yok, çünkü küllerinden yeniden doğmak ısrarla anlatmayı da gerektiren birşey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Durhat, sayfa konumuz  ile çok ilişkili değil ayrıca çokta uzadı ancak Nazım Hikmet&#8217;in SSCB&#8217;de kendisini dışlayarak  &#8220;burda her şeye karışma, sen yabancısın&#8221; sözlerini kullananlara  karşılık olarak verdiği &#8220;bir devrimci hiç bir yerde yabancı değildir&#8221; sözünden de cesaret alarak böyle bir bu konunun her düzlemde konuşulması gerektiğini düşündüğümden devam ediyorum.</p>
<p>Söz yakın geçmişten ve TİP&#8217;ten açılmışken konuyu bugüne getirmemek yarım bırakmak olacaktı, bugüne getireceğim ve bitireceğim.</p>
<p>Bildik yargı darbeleri, kapatmalar, faşisan baskılar sonucu meşru çalışma imkanı bulamayan, üstüne üstlük 12 mart ve 12 eylül faşist darbeleri TİP&#8217;in yöneticilerini yurt dışına kaçmaya zorladı.<br />
12 Eylül sonrası sürgündeki TİP ile, yine sürgünde ve illegal TKP,  TBKP çatısı altında birleştiler. AB açılımları, yasal düzenlemeler sonucu bazı yasakların  da kalkmasıyla TBKP yurda dönüş kararı aldı ve yurda döndü. Liderleri hava alanında derdest edilip, içeri atıldılar ve birkaç yıl hapis yatttılar.<br />
Kapatılan TBKP , AİHM&#8217;ne dava açtı ve kazandı. Ancak ne varki TBKP A-Ç-I-L-A-M-A-D-I. Değil AİHM&#8217;de Kainat Mahkemesinde kazansa açılmasına izin verilmez, verilemezdi.<br />
Solu yasaklayan &#8220;müesses nizam&#8221; kapılarını sahte olmak koşuluyla (örnek TKP ) sol ve komünist bir partiye sonuna kadar açar, ancak hakiki anlamda komünist olan TBKP&#8217;ye kapılar her daim kapalıdır. Müesses Nizam&#8217;ın kendine mahsus kuralları vardır misal der ki; &#8220;AİHM&#8217;de kazandın, sıkıysa partini açta göreyim&#8221; (Hirant Dink&#8217;e valilikte denildiği gibi) Kurucu unsurun ya da müesses nizamın Ata&#8217;sı,  saltanat yanlıları için &#8220;gerekirse bazı kelleler koparılacaktır&#8221; dememiş midir? İstiklal mahkemelerinde 15.000 muhalif mesnetsiz, delilsiz idam edilmemiş midir?</p>
<p>Kısacası müesses nizamın KIRMIZI ÇİZGİLERİ içerisinde SOLCULUK, hatta KOMÜNİSTLİK yapabilirsiniz, bir yerde iyi de olur, müesses nizam için dünyaya &#8220;bizim de komünist partimiz var&#8221; deme şansı doğar. Hatta az ileri gidelim kırmızı çizgileri aşan sol&#8217;a da izin vardır, ancak kitleselleşmeden, marjinal kalmak kaydıyla.</p>
<p>Müesses nizamın çizdiği çizgiler içerisinde bir sol var mı? var, hatta marjinal kalmak kaydıyla çizgi dışında da var mı? var. Ancak ne varki herşey müesses nizamın belirlediği ve sınırladığı şekilde. Tamda hakim sınıfların istediği tarzda. Tamda müesses nizamın kuyruğunda.</p>
<p>Türkiye&#8217;de KOMÜNİST PARTİ var mı? var, vallahi de billahi de var. (Peki Komünist mi? sizce komünist olma ihtimali var mı?) </p>
<p>Peki AİHM&#8217;de kapatma davası iptal edilen  TBKP nerede??? haaa o&#8217;mu yandı bitti kül oldu. (&#8221;sıkıysa açılsında göreyim&#8221; imza:müesses nizam)</p>
<p>Müesses nizamın kuyrukçuluğunu yapan bir &#8220;besleme/cemaatci sol&#8221; ile kırmızı çizgiler nedeniyle ebediyen marjinal olmaya mahkum bırakılmış gerçek bir sol&#8217;da var, müesses nizamın kurallarına göre SOL&#8217;CULUK oynamaya hazır SOLCULARDA VAR. Eee daha ne olsun, ben susayım onlar oynasınlar çelik çomaklarını müesses nizamın gölgesinde ve kuyruğunda.  </p>
<p>neyse yeterince sayfaya ve size işgaliyet verdim, nasıl olsa anlamayana davul zurna bile az, ama olsun, ziyanı yok, çünkü küllerinden yeniden doğmak ısrarla anlatmayı da gerektiren birşey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Onur Cobanoglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32164</link>
		<dc:creator>Onur Cobanoglu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 01:55:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32164</guid>
		<description>Sayin Durhat,

&lt;blockquote&gt;Diyorsunuz ki,”gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun”.Sanırım bunu Ali beyin,gerek şahsınıza gerekse tüm solu kapsadığını düşündüğünüz -hakedilmeyen-ithamlarına dayandırıyorsunuz.Kısacası genellemeden kaçınılmalı diyorsunuz.&lt;/blockquote&gt;

”gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun” ile genellemeden kacinilmali ayni sey degildir. Altini doldurabiliyorsa genelleme de yapabilir. Ilki cok daha genis bir temenni, sadece sola degil sahsima yaptigi saldirilari da kapsiyor. Genelleme yapilmamasi temennim sadece solu kapsiyor.

&lt;blockquote&gt;Oysa ben ortada bir genelleme görmüyorum.&lt;/blockquote&gt;

&lt;em&gt;Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok&lt;/em&gt; yeterince net bir genellemedir, ya da ayni Turkceyi konusmuyoruz.

&lt;blockquote&gt;Ayrıca solun içine düştüğü hazin durumun tartışmaya açılmasını da “sağcı”lık olarak görülmemeli.&lt;/blockquote&gt;

Daha once de belirttigim gibi, sosyalistler kendi aralarinda devamli bunu tartisiyorlar. Sagci gorecek olsam onlari gorurdum.

&lt;blockquote&gt;Dolayısıyla sola yöneltilen her eleştiri “yalancılık”,”sahtekârlık”,”sağcılık”vs.gibi sıfatlarla tanımlamak bana göre “altı doldurulan”argüman sayılmasa gerek.&lt;/blockquote&gt;

Sola yoneltilen elestiriye degil, yalanciliga ve sahtekarliga yalancilik ve sahtekarlik dedim. Elestiri ile iftira arasinda daglar kadar fark vardir. Bir hukmun elestiri olabilmesi icin, ilk once &lt;strong&gt;gercek&lt;/strong&gt; durumu temel alan bir onerme olmasi gerekir. Eger gercek olmayan bir seyi gercek gibi gosterip onun uzerinden hukum veriyorsaniz o yalana girer. Bunun icin, &lt;em&gt;Turkiye'de darbeye karsi duran bir sol bile yok&lt;/em&gt; diyorsaniz bu elestiri degil iftiradir, cunku darbeye karsi duran bir sol vardir. Darbeye karsi duran solun varligini da verdigim orneklerle belgeledim (ki birkac ornek verdim, daha coklari da var). Yani &lt;em&gt;iftira&lt;/em&gt; iddiamin altini doldurdum.

Sagciliga gelince. Ali Duman bugune kadar sadece sagcilarda gordugum bir davranisi tekrarladigi icin onu sagci olarak algiladim. Sagci olmak ne suctur ne de ayip (firsatcilik baska, o ayiptir), ama yine de Ali Duman'i sagci ilan etmek icin yeterli delilim olmadigi konusunda size katiliyorum. Dolayisiyla altini dolduramadigim bu iddiami geri cekeyim ki Ali Duman'dan bir farkim olsun.

&lt;blockquote&gt;Hele solun tartışılmasını 30 yıl öncesinin malum sol düşmanlığıyla özdeşleştirmek bana hiç de “altı doldurulan” bir argüman gibi gelmedi.&lt;/blockquote&gt;

Solun tartisilmasini degil, bugunun modern iftiralarini 30 yil oncesinin dusmanligiyla ozdeslestirdim. Bakiniz yukarida elestiri ile iftira arasindaki fark.

&lt;blockquote&gt;Ancak Deniz’leri,İ.Kaypakkaya’ları,Behica Boranları her koşulda saygı ve minnetle anan birini sağcı diyerek,eski sol düşmanlığının yeni versiyonu olarak sunamazsınız.&lt;/blockquote&gt;

Dedigim gibi Ali Duman'a ettigim sagci lafini simdilik geri aldim, onun icin bu onun sahsina iliskin bir iddia olmayacak. Genel olarak sagci bir apolojist eger yeterince ahlaksizsa (burada sagi toptan mahkum etmeyen bir iddiada bulunuyorum dikkat) bu tarz stratejilere girebilir. Dedigim gibi sag aydinlarin ahlaksiz bir kisminin solu karalama girisimleri hep olmustur. &lt;em&gt;Denizler Boranlar candi ama son solculardi, onlardan sonra sol cikmadi&lt;/em&gt; demek dolayli olarak bugun sol yoktur demektir (Ali Duman bunu dolaysiz da soyledi gerci). Bu da karalamadir. Karalamanin etkisinin artmasi icin karalayan kisi kendisini gercek sola saygili gibi gostermeye calisabilir, bunun icin Denizler Kaypakkayalar da iyiydi diyebilir (dedigim gibi, karalama kismi haric Ali Duman'a yonelik bir itham degildir bu. Ben kendisinin aksine baskalarina ispatlayamayacagim suclamalari savurmam).

&lt;blockquote&gt;Yine evrensel sol değerleri ve özgürlükçü sol diye geçmişteki TİP’i gösteren birini de sağcı diye kestirip atmak ne adil bir eleştiri ne de altı doldurulan iddialar olabilir.Bilmiyorum,ben bu güne kadar TİP’i,Gezmişler’i,Kaypakkaya’ları,B.Boran’ları öven sağcılara pek rastlamadım.Sizin bildiğiniz istisnalar varsa paylaşmanızı rica edeceğim.&lt;/blockquote&gt;

Alev Alatli benim gozumde sagcidir. Bunu da tartisabiliriz gerci, ama pek cok solcunun bana katilacagini dusunuyorum. Alev Alatli TIP'i (en azindan ilk donemlerini) ovmustur (yine icindeki bazi sahislara elestirileri sakli tutmakla beraber). Yine ayni sekilde Deniz Gezmis vatansever adamdi diyen ulkuculer gordum. Hatta eski Refah (ya da Fazilet de olabilir) Partisi'nin milletvekillerinden biri (Mehmet Bekaroglu degil) vaktinde Reha Muhtar'la Ates Hatti'nda "Denizler de bizim kiymetli genclerimizdi, bagimsizlik mucadelesinin buyuk isimleriydi" demis ve studyoyu dumura ugratmisti (uzerinden epeycene bir yil gectigi icin kesin tarih veremeyecegim kusura bakmayin). 

&lt;blockquote&gt;Son olarak şunu eklemek istiyorum,bizler asla solun tartışılmasından rahatsızlık duymamalıyız.&lt;/blockquote&gt;

Yigidi oldurup hakkini verdigimiz surece yerden yere vursaniz benim icin sorun degil. &lt;strong&gt;Gercek&lt;/strong&gt; uzerinden yapilan hicbir elestiriden gocunmam.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Durhat,</p>
<blockquote><p>Diyorsunuz ki,”gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun”.Sanırım bunu Ali beyin,gerek şahsınıza gerekse tüm solu kapsadığını düşündüğünüz -hakedilmeyen-ithamlarına dayandırıyorsunuz.Kısacası genellemeden kaçınılmalı diyorsunuz.</p></blockquote>
<p>”gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun” ile genellemeden kacinilmali ayni sey degildir. Altini doldurabiliyorsa genelleme de yapabilir. Ilki cok daha genis bir temenni, sadece sola degil sahsima yaptigi saldirilari da kapsiyor. Genelleme yapilmamasi temennim sadece solu kapsiyor.</p>
<blockquote><p>Oysa ben ortada bir genelleme görmüyorum.</p></blockquote>
<p><em>Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok</em> yeterince net bir genellemedir, ya da ayni Turkceyi konusmuyoruz.</p>
<blockquote><p>Ayrıca solun içine düştüğü hazin durumun tartışmaya açılmasını da “sağcı”lık olarak görülmemeli.</p></blockquote>
<p>Daha once de belirttigim gibi, sosyalistler kendi aralarinda devamli bunu tartisiyorlar. Sagci gorecek olsam onlari gorurdum.</p>
<blockquote><p>Dolayısıyla sola yöneltilen her eleştiri “yalancılık”,”sahtekârlık”,”sağcılık”vs.gibi sıfatlarla tanımlamak bana göre “altı doldurulan”argüman sayılmasa gerek.</p></blockquote>
<p>Sola yoneltilen elestiriye degil, yalanciliga ve sahtekarliga yalancilik ve sahtekarlik dedim. Elestiri ile iftira arasinda daglar kadar fark vardir. Bir hukmun elestiri olabilmesi icin, ilk once <strong>gercek</strong> durumu temel alan bir onerme olmasi gerekir. Eger gercek olmayan bir seyi gercek gibi gosterip onun uzerinden hukum veriyorsaniz o yalana girer. Bunun icin, <em>Turkiye&#8217;de darbeye karsi duran bir sol bile yok</em> diyorsaniz bu elestiri degil iftiradir, cunku darbeye karsi duran bir sol vardir. Darbeye karsi duran solun varligini da verdigim orneklerle belgeledim (ki birkac ornek verdim, daha coklari da var). Yani <em>iftira</em> iddiamin altini doldurdum.</p>
<p>Sagciliga gelince. Ali Duman bugune kadar sadece sagcilarda gordugum bir davranisi tekrarladigi icin onu sagci olarak algiladim. Sagci olmak ne suctur ne de ayip (firsatcilik baska, o ayiptir), ama yine de Ali Duman&#8217;i sagci ilan etmek icin yeterli delilim olmadigi konusunda size katiliyorum. Dolayisiyla altini dolduramadigim bu iddiami geri cekeyim ki Ali Duman&#8217;dan bir farkim olsun.</p>
<blockquote><p>Hele solun tartışılmasını 30 yıl öncesinin malum sol düşmanlığıyla özdeşleştirmek bana hiç de “altı doldurulan” bir argüman gibi gelmedi.</p></blockquote>
<p>Solun tartisilmasini degil, bugunun modern iftiralarini 30 yil oncesinin dusmanligiyla ozdeslestirdim. Bakiniz yukarida elestiri ile iftira arasindaki fark.</p>
<blockquote><p>Ancak Deniz’leri,İ.Kaypakkaya’ları,Behica Boranları her koşulda saygı ve minnetle anan birini sağcı diyerek,eski sol düşmanlığının yeni versiyonu olarak sunamazsınız.</p></blockquote>
<p>Dedigim gibi Ali Duman&#8217;a ettigim sagci lafini simdilik geri aldim, onun icin bu onun sahsina iliskin bir iddia olmayacak. Genel olarak sagci bir apolojist eger yeterince ahlaksizsa (burada sagi toptan mahkum etmeyen bir iddiada bulunuyorum dikkat) bu tarz stratejilere girebilir. Dedigim gibi sag aydinlarin ahlaksiz bir kisminin solu karalama girisimleri hep olmustur. <em>Denizler Boranlar candi ama son solculardi, onlardan sonra sol cikmadi</em> demek dolayli olarak bugun sol yoktur demektir (Ali Duman bunu dolaysiz da soyledi gerci). Bu da karalamadir. Karalamanin etkisinin artmasi icin karalayan kisi kendisini gercek sola saygili gibi gostermeye calisabilir, bunun icin Denizler Kaypakkayalar da iyiydi diyebilir (dedigim gibi, karalama kismi haric Ali Duman&#8217;a yonelik bir itham degildir bu. Ben kendisinin aksine baskalarina ispatlayamayacagim suclamalari savurmam).</p>
<blockquote><p>Yine evrensel sol değerleri ve özgürlükçü sol diye geçmişteki TİP’i gösteren birini de sağcı diye kestirip atmak ne adil bir eleştiri ne de altı doldurulan iddialar olabilir.Bilmiyorum,ben bu güne kadar TİP’i,Gezmişler’i,Kaypakkaya’ları,B.Boran’ları öven sağcılara pek rastlamadım.Sizin bildiğiniz istisnalar varsa paylaşmanızı rica edeceğim.</p></blockquote>
<p>Alev Alatli benim gozumde sagcidir. Bunu da tartisabiliriz gerci, ama pek cok solcunun bana katilacagini dusunuyorum. Alev Alatli TIP&#8217;i (en azindan ilk donemlerini) ovmustur (yine icindeki bazi sahislara elestirileri sakli tutmakla beraber). Yine ayni sekilde Deniz Gezmis vatansever adamdi diyen ulkuculer gordum. Hatta eski Refah (ya da Fazilet de olabilir) Partisi&#8217;nin milletvekillerinden biri (Mehmet Bekaroglu degil) vaktinde Reha Muhtar&#8217;la Ates Hatti&#8217;nda &#8220;Denizler de bizim kiymetli genclerimizdi, bagimsizlik mucadelesinin buyuk isimleriydi&#8221; demis ve studyoyu dumura ugratmisti (uzerinden epeycene bir yil gectigi icin kesin tarih veremeyecegim kusura bakmayin). </p>
<blockquote><p>Son olarak şunu eklemek istiyorum,bizler asla solun tartışılmasından rahatsızlık duymamalıyız.</p></blockquote>
<p>Yigidi oldurup hakkini verdigimiz surece yerden yere vursaniz benim icin sorun degil. <strong>Gercek</strong> uzerinden yapilan hicbir elestiriden gocunmam.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ali duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32161</link>
		<dc:creator>ali duman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 23:21:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32161</guid>
		<description>Sn. Durhat,

TİP ile ilgili çok eleştiri yapmak mümkündür, elbette TİP'in hataları da olmuştur, ancak hak vermek gerekirki TİP, yürüttüğü siyaseti meşru koşullar ve parlementer sistem dahilinde, baskıcı sistemin ve yasaların altında yani çok dar siyasi bir alanda yürütmek zorundaydı, 141, 142'yi hatırlayınız, sosyalizm ve komünizmin suç sayıldığı dönemlerde, meşru sınırlar içerisinde yürütülecek olan siyasetin zorluğunu dikkate almak gerekir.

Ayrıca bu dar siyasi alanda bile TİP'in, Türkiye koşullarına uygun çok çözümler üretebilmiş olduğunu düşünüyorum. Örnek Kürt sorununa dikkat çekmek için DOĞU MİTİNGLERİ yapılması, genel kurullarını DİYARBAKIR'da yapması, KÜRT yurttaşlar için anayasal eşit yurttaşlık hakkı, ana dilde eğitim hakkı, toprak ve eğitim reformu, kültürel haklar gibi çözümler üretmiş ve bu çözümcü siyasetinin bedelini kapatılarak ödemiştir.

TİP'in kürt sorunu için üretmiş olduğu çözümler aradan 50 yıl geçmiş olmasına rağmen güncelliğini hala korumaktadır, buna saygı duyma gerekir. Türkiye, TİP'i kapatmak yerine, TİP'in bu çözümlerini dikkate almış olsaydı bugün 50 yılını kaybetmemiş olacaktı.

Ayrıca TİP hem resmi ideolojinin faşistleri tarafından baskı altına alınmış iken, ayrıca bir de yukarıda kimliklerini saydığım truva atı rolündeki, goşist, TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN de çapraz ateşi altında kalmış, parlementer sınırlar içerisindeki mücadelesi tamamen işlevsiz hale getirilmiştir. 

TİP, içerisinden çıkan daha sonra DEV-GENÇ'e dönüşen gençlik hareketi, toplum mühendisliği ve resmi ideolojinin hizmetindeki kemalist kuyrukçusu, uyduruk MDD tezleriyle, maksatlı bir şekilde terörize edilmiş, gençlik ve sınıf önce partisinden kopartılmış, sonra da derin devlet/özel harp dairesi/ergenekonun sahneye koyduğu taktiklerle binbir fraksiyona bölünmüş, bunun üzerine 12mart ve 12 eylül balyoz hareketleriyle de tamamen etkisiz hale getirilmiştir. 
Misal; ABD'de  eğitim görmüş ve yurda gelmiş olan Mihri Belli önce TKP'ye girmiş, TKP'yi bölmeye çalışmış, oradan kovulmuş, bu kez TİP'e girmiş ve TİP'i bölmeye çalışmıştır. TİP'den kovulduktan sonrada MDD uyduruk tezleriyle gençliği darbecilerin istediği doğrultuda terör bataklığına sürüklemiş ve bildiğimiz terör eylemleri sonucunda da hem önder kadrolar katledilmiş, hemde terör bahanesi ile kanlı  faşist darbeler yapılmıştır. Terörün sınıf ve sosyalizm mücadelesine zarar vereceğini deklere eden TİP ise, pasifizm ve revizyonizm ile suçlanarak tamamen etkisizleştirilmiş, ancak sonuçta yapılan terör eylemlerinden en çok zararı -TİP'i haklı çıkaracak şekilde- sosyalistler görmüştür.

Diğer tüm devrimci dinamiklerin 12 mart öncesi ordudan DEVRİMCİ BİR DARBE bekledikleri bir ortamda, TİP ayak sesleri duyulmakta olan darbenin DEVRİMCİ DEĞİL, FAŞİST BİR DARBE OLACAĞINI tahmin eden ve sosyalistleri bu konuda uyaran ilk ve tek siyasi harekettir, bu bile Türkiye'yi ne kadar iyi tanıdıklarını, ne kadar nesnel ve doğru tahliller ürettiklerine işarettir ki sırf bu yüzden bile saygıyı haketmektedir. Ayrıca solcuların kemalizmi sol sandıkları bir dönemde, sıkıyönetim mahkemesine yaptığı savunmada "sosyalizm için mücadele verdiklerini, darbeye, cuntaya ve kemalizme karşı mücadele yürüttüklerini"  ifade etmişlerdir. Tezata bakın ki TİP'i reformist olarak suçlayan MDD tayfası ise Kemalizm kuyrukçuluğu yapmakta, kemalizmi sol diye yutturmaktaydı. Sapla saman işte böyle karışıyor bu ülkede.
TİP'den sonra Türkiye solu, Türkiye'nin sorunları için bugüne değin herhangi bir çözüm üretememiştir. TİP'i önemsiyor olmamın en  büyük gerekçelerinden biri de budur. Bu anlamda bugün dönüp geriye baktığınızda -çözüm üretmede- bir İZ bırakmış yegane siyasi hareket olarak TİP'i görürsünüz.
Umarım bu konularda bir yazı çıkarda daha fazla tartışma ve fikir alışverişinde bulunabiliriz. selam ve saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Durhat,</p>
<p>TİP ile ilgili çok eleştiri yapmak mümkündür, elbette TİP&#8217;in hataları da olmuştur, ancak hak vermek gerekirki TİP, yürüttüğü siyaseti meşru koşullar ve parlementer sistem dahilinde, baskıcı sistemin ve yasaların altında yani çok dar siyasi bir alanda yürütmek zorundaydı, 141, 142&#8242;yi hatırlayınız, sosyalizm ve komünizmin suç sayıldığı dönemlerde, meşru sınırlar içerisinde yürütülecek olan siyasetin zorluğunu dikkate almak gerekir.</p>
<p>Ayrıca bu dar siyasi alanda bile TİP&#8217;in, Türkiye koşullarına uygun çok çözümler üretebilmiş olduğunu düşünüyorum. Örnek Kürt sorununa dikkat çekmek için DOĞU MİTİNGLERİ yapılması, genel kurullarını DİYARBAKIR&#8217;da yapması, KÜRT yurttaşlar için anayasal eşit yurttaşlık hakkı, ana dilde eğitim hakkı, toprak ve eğitim reformu, kültürel haklar gibi çözümler üretmiş ve bu çözümcü siyasetinin bedelini kapatılarak ödemiştir.</p>
<p>TİP&#8217;in kürt sorunu için üretmiş olduğu çözümler aradan 50 yıl geçmiş olmasına rağmen güncelliğini hala korumaktadır, buna saygı duyma gerekir. Türkiye, TİP&#8217;i kapatmak yerine, TİP&#8217;in bu çözümlerini dikkate almış olsaydı bugün 50 yılını kaybetmemiş olacaktı.</p>
<p>Ayrıca TİP hem resmi ideolojinin faşistleri tarafından baskı altına alınmış iken, ayrıca bir de yukarıda kimliklerini saydığım truva atı rolündeki, goşist, TOPLUM MÜHENDİSLERİNİN de çapraz ateşi altında kalmış, parlementer sınırlar içerisindeki mücadelesi tamamen işlevsiz hale getirilmiştir. </p>
<p>TİP, içerisinden çıkan daha sonra DEV-GENÇ&#8217;e dönüşen gençlik hareketi, toplum mühendisliği ve resmi ideolojinin hizmetindeki kemalist kuyrukçusu, uyduruk MDD tezleriyle, maksatlı bir şekilde terörize edilmiş, gençlik ve sınıf önce partisinden kopartılmış, sonra da derin devlet/özel harp dairesi/ergenekonun sahneye koyduğu taktiklerle binbir fraksiyona bölünmüş, bunun üzerine 12mart ve 12 eylül balyoz hareketleriyle de tamamen etkisiz hale getirilmiştir.<br />
Misal; ABD&#8217;de  eğitim görmüş ve yurda gelmiş olan Mihri Belli önce TKP&#8217;ye girmiş, TKP&#8217;yi bölmeye çalışmış, oradan kovulmuş, bu kez TİP&#8217;e girmiş ve TİP&#8217;i bölmeye çalışmıştır. TİP&#8217;den kovulduktan sonrada MDD uyduruk tezleriyle gençliği darbecilerin istediği doğrultuda terör bataklığına sürüklemiş ve bildiğimiz terör eylemleri sonucunda da hem önder kadrolar katledilmiş, hemde terör bahanesi ile kanlı  faşist darbeler yapılmıştır. Terörün sınıf ve sosyalizm mücadelesine zarar vereceğini deklere eden TİP ise, pasifizm ve revizyonizm ile suçlanarak tamamen etkisizleştirilmiş, ancak sonuçta yapılan terör eylemlerinden en çok zararı -TİP&#8217;i haklı çıkaracak şekilde- sosyalistler görmüştür.</p>
<p>Diğer tüm devrimci dinamiklerin 12 mart öncesi ordudan DEVRİMCİ BİR DARBE bekledikleri bir ortamda, TİP ayak sesleri duyulmakta olan darbenin DEVRİMCİ DEĞİL, FAŞİST BİR DARBE OLACAĞINI tahmin eden ve sosyalistleri bu konuda uyaran ilk ve tek siyasi harekettir, bu bile Türkiye&#8217;yi ne kadar iyi tanıdıklarını, ne kadar nesnel ve doğru tahliller ürettiklerine işarettir ki sırf bu yüzden bile saygıyı haketmektedir. Ayrıca solcuların kemalizmi sol sandıkları bir dönemde, sıkıyönetim mahkemesine yaptığı savunmada &#8220;sosyalizm için mücadele verdiklerini, darbeye, cuntaya ve kemalizme karşı mücadele yürüttüklerini&#8221;  ifade etmişlerdir. Tezata bakın ki TİP&#8217;i reformist olarak suçlayan MDD tayfası ise Kemalizm kuyrukçuluğu yapmakta, kemalizmi sol diye yutturmaktaydı. Sapla saman işte böyle karışıyor bu ülkede.<br />
TİP&#8217;den sonra Türkiye solu, Türkiye&#8217;nin sorunları için bugüne değin herhangi bir çözüm üretememiştir. TİP&#8217;i önemsiyor olmamın en  büyük gerekçelerinden biri de budur. Bu anlamda bugün dönüp geriye baktığınızda -çözüm üretmede- bir İZ bırakmış yegane siyasi hareket olarak TİP&#8217;i görürsünüz.<br />
Umarım bu konularda bir yazı çıkarda daha fazla tartışma ve fikir alışverişinde bulunabiliriz. selam ve saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32155</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 20:27:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32155</guid>
		<description>Onur bey,sizi anlıyorum.Fakat gördüğüm kadarıyla tartışmanın tatsızlaşması üzerine siz de işi biraz tekpilere bırakmış gibisiniz.Diyorsunuz ki,"gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun".Sanırım bunu Ali beyin,gerek şahsınıza gerekse tüm solu kapsadığını düşündüğünüz -hakedilmeyen-ithamlarına dayandırıyorsunuz.Kısacası genellemeden kaçınılmalı diyorsunuz.Oysa ben ortada bir genelleme görmüyorum.Ayrıca solun içine düştüğü hazin durumun tartışmaya açılmasını da  "sağcı"lık olarak görülmemeli.Dolayısıyla sola yöneltilen her eleştiri "yalancılık","sahtekârlık","sağcılık"vs.gibi sıfatlarla tanımlamak bana göre "altı doldurulan"argüman sayılmasa gerek.

Toparlamak gerekirse ben Ali beyin eleştirisinde sizin düşündüğünüz anlamda solu karalamaya yönelik düşmanca bir tavır göremiyorum.Hele solun tartışılmasını 30 yıl öncesinin malum sol düşmanlığıyla özdeşleştirmek bana hiç de "altı doldurulan" bir argüman gibi gelmedi.Ha,tasvip etmediğiniz ithamlara kendizce cevap verme hakkınıza diyeceğim yoktur.Bu sizinle muhatabınız arasındaki bir problem.Ancak Deniz'leri,İ.Kaypakkaya'ları,Behica Boranları her koşulda saygı ve minnetle anan birini sağcı diyerek,eski sol düşmanlığının yeni versiyonu olarak sunamazsınız.Yine evrensel sol değerleri ve özgürlükçü sol diye geçmişteki TİP'i gösteren birini de sağcı diye kestirip atmak ne adil bir eleştiri ne de altı doldurulan iddialar olabilir.Bilmiyorum,ben bu güne kadar TİP'i,Gezmişler'i,Kaypakkaya'ları,B.Boran'ları öven sağcılara pek rastlamadım.Sizin bildiğiniz istisnalar varsa paylaşmanızı rica edeceğim.

Ancak burada bir ayrıntıya daha değinmek durumundayım.Sn.Ali Duman'ın bu yöndeki düşünce tasarrufu kendisini bağlar.Ben sadece yürüttüğünüz mantığın bu söylemlerle çeliştiğini söylüyorum.Bana sorarsanız TİP, günümüzün sol iddiasında olan parti,grup ve siyasi akımlardan çok da farklı bir misyona sahip değildir.Behice Boran da dahil M.Ali Aybar,Çetin Altan vd.leri günümüzün Kemalist sol çizgideki aydınlardan çok farklı bir çizgide değiller.Tabii bu tamamen tartışmamızın dışında bir konu.Sadece bazı noktaların açıklığa kavuşması bağlamında hatırlatma gereği duydum.

Diyeceğim o ki,Türk solunun hâlâ etkisinden kurtulamadığı "çocukluk hastalığı"her evrede kendisini göstermiş ve yansımaları günümüze kadar sürmektedir.İ.V.Lenin'in "Komünizm:Bir Çocukluk Hastalığı"adlı çalışmasını size tavsiye ederim.Solun açmazları,burjuvaya duyulan derin özlem,sınıf çelişkileri vs.ye çok yerinde analizler var bu kitapta.

Son olarak şunu eklemek istiyorum,bizler asla solun tartışılmasından rahatsızlık duymamalıyız.Evrensel solun bizleri eşitliğe ve özgürlüğe ulaştıracağı umudunu taşıyorsak geçmişi ve bugünüyle gerçeklerimizle yüzleşmekten kaçınmamalıyız.Ancak bu şekilde sol düşünceyi hakettiği yere taşıyabilir ve kitlelerle güçlü bağlar kurmasını sağlayabiliriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Onur bey,sizi anlıyorum.Fakat gördüğüm kadarıyla tartışmanın tatsızlaşması üzerine siz de işi biraz tekpilere bırakmış gibisiniz.Diyorsunuz ki,&#8221;gerekirse suçlama da yapılsın ama altı doldurulsun&#8221;.Sanırım bunu Ali beyin,gerek şahsınıza gerekse tüm solu kapsadığını düşündüğünüz -hakedilmeyen-ithamlarına dayandırıyorsunuz.Kısacası genellemeden kaçınılmalı diyorsunuz.Oysa ben ortada bir genelleme görmüyorum.Ayrıca solun içine düştüğü hazin durumun tartışmaya açılmasını da  &#8220;sağcı&#8221;lık olarak görülmemeli.Dolayısıyla sola yöneltilen her eleştiri &#8220;yalancılık&#8221;,&#8221;sahtekârlık&#8221;,&#8221;sağcılık&#8221;vs.gibi sıfatlarla tanımlamak bana göre &#8220;altı doldurulan&#8221;argüman sayılmasa gerek.</p>
<p>Toparlamak gerekirse ben Ali beyin eleştirisinde sizin düşündüğünüz anlamda solu karalamaya yönelik düşmanca bir tavır göremiyorum.Hele solun tartışılmasını 30 yıl öncesinin malum sol düşmanlığıyla özdeşleştirmek bana hiç de &#8220;altı doldurulan&#8221; bir argüman gibi gelmedi.Ha,tasvip etmediğiniz ithamlara kendizce cevap verme hakkınıza diyeceğim yoktur.Bu sizinle muhatabınız arasındaki bir problem.Ancak Deniz&#8217;leri,İ.Kaypakkaya&#8217;ları,Behica Boranları her koşulda saygı ve minnetle anan birini sağcı diyerek,eski sol düşmanlığının yeni versiyonu olarak sunamazsınız.Yine evrensel sol değerleri ve özgürlükçü sol diye geçmişteki TİP&#8217;i gösteren birini de sağcı diye kestirip atmak ne adil bir eleştiri ne de altı doldurulan iddialar olabilir.Bilmiyorum,ben bu güne kadar TİP&#8217;i,Gezmişler&#8217;i,Kaypakkaya&#8217;ları,B.Boran&#8217;ları öven sağcılara pek rastlamadım.Sizin bildiğiniz istisnalar varsa paylaşmanızı rica edeceğim.</p>
<p>Ancak burada bir ayrıntıya daha değinmek durumundayım.Sn.Ali Duman&#8217;ın bu yöndeki düşünce tasarrufu kendisini bağlar.Ben sadece yürüttüğünüz mantığın bu söylemlerle çeliştiğini söylüyorum.Bana sorarsanız TİP, günümüzün sol iddiasında olan parti,grup ve siyasi akımlardan çok da farklı bir misyona sahip değildir.Behice Boran da dahil M.Ali Aybar,Çetin Altan vd.leri günümüzün Kemalist sol çizgideki aydınlardan çok farklı bir çizgide değiller.Tabii bu tamamen tartışmamızın dışında bir konu.Sadece bazı noktaların açıklığa kavuşması bağlamında hatırlatma gereği duydum.</p>
<p>Diyeceğim o ki,Türk solunun hâlâ etkisinden kurtulamadığı &#8220;çocukluk hastalığı&#8221;her evrede kendisini göstermiş ve yansımaları günümüze kadar sürmektedir.İ.V.Lenin&#8217;in &#8220;Komünizm:Bir Çocukluk Hastalığı&#8221;adlı çalışmasını size tavsiye ederim.Solun açmazları,burjuvaya duyulan derin özlem,sınıf çelişkileri vs.ye çok yerinde analizler var bu kitapta.</p>
<p>Son olarak şunu eklemek istiyorum,bizler asla solun tartışılmasından rahatsızlık duymamalıyız.Evrensel solun bizleri eşitliğe ve özgürlüğe ulaştıracağı umudunu taşıyorsak geçmişi ve bugünüyle gerçeklerimizle yüzleşmekten kaçınmamalıyız.Ancak bu şekilde sol düşünceyi hakettiği yere taşıyabilir ve kitlelerle güçlü bağlar kurmasını sağlayabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ali duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32149</link>
		<dc:creator>ali duman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 18:54:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32149</guid>
		<description>Sn. Durhat;

Toparlayıcı açıklamalarınız için çok teşekkür ederim, çok zor olmaması gereken mevcut durumun tahlilini sizin gibi yapabilenlerin varlığı umudumu tazeliyor.

Çok kısa ve öz olarak anlatmaya çalıştığım, Türkiye'de evrensel/özgürlükçü/kendi için var olabilen bir sol'a izin verilmemesidir, maalesef bunu dahi anlatabilmiş değilim.

Kurucu unsur olan Kemalizm daha ilk dakkadan itibaren Mustafa Suphi'leri Karadeniz'de boğmuş, komünist partiye üye olan Çerkez Ethem'i tasfiye etmiş, Onbeşler kitabesini yazan Nazım Hikmet'e dünyayı dar etmiş, Şefik Hüsnü'nün Cumhuriyetten önce kurmuş olduğu sosyalist partiyi kapatmış, takrir-i sukun ile komünistleri içeri tıkmış, sayısız katliamlar, sürgünler, tefvikatlar ile sola nefes aldırmamıştır.

Bunun yanısıra 12 Mart ve 12 Eylül ile sol'un üzerinden buldozer gibi geçmiş, 17 yaşındaki devrimcileri bile asmaktan geri durmamış, binlerce insan katledilmiş, işkenceden geçirilmiş, iki kuşak yok edilmiştir. 

şimdi size soruyorum bu koşullar altında bir sol olabilir mi? olabilen sol'un tramva yaşamaması mümkün müdür?

asıl önemlisi olan 12 mart ve 12 eylül ile paramparça edilen sol,  ittihatçı ve ergenekoncu uyanıklıkla "besleme sol" ya da başka bir deyişle "cemaatci sol" (etyen mahcupyan'ın kulakları çınlasın) ile ikame edilmiştir. bugün ergenekon nedeniyle sol'da oluşan yarılma bundan dolayıdır, aksi olsaydı sol'un ergenekon'dan dolaylı yarılması söz konusu olamazdı, taa en başından itibaren gerçek,evrensel, özgürlükçü sol ergenekon'a karşı dimdik dururdu. tıpkı ESP'nin ürettiği sloganda olduğu gibi "güç verin bize, diz çöktürelim onlara".
ben sol'u savunuyorum, çürümüş olan yanını değil. bugün solu savunmanın en acil ve en yakıcı yanı; onu, çürümüş yanından ayırmaktan, irinlerinden temizlemekten geçiyor. tarih çok fırsatlar verdi, kürt sorununa bakış ta bir fırsattı, turnusol  gibi, ancak yine besleme sol ağır bastı ve kürt sorununa, sol resmi idelojinin gözlüğü ile milliyetçi ve ırkçı olarak bakabildi. 
ve bugün ergenekon sol'un çürümüşlüğünden, irinlerinden temizlenmesi için olağanüstü bir fırsat sunuyor, ergenekon karşısında sol duruş sergileyemeyenler, sahte soldur, solun irinleri ve çürümüşlüğüdür, bunlardan temizlenmenin , bu irinlerden kurtulmanın tam zamanıdır.
fazla uzatmayacağım kısacası demek istediğim şudur; Atatürk'ün kemalizme bıraktığı en büyük miras sol ve sosyalizm düşmanlığıdır, 85 yıl boyunca da bu vasiyet çok büyük bir itina ile uygulanmış, katliamlar, sürgünler, darbeler, işkenceler en acımasız şekilde solun üzerinde uygulanmıştır. 
Şevket Süreyya Aydemir, Doğan Avcıoğlu, Mihri Belli, Doğu Perinçek, Yalçın Küçük gibi ismi bilinen ve  bilinmeyen yüzlerce truva atı rolündeki TOPLUM MÜHENDİSİNİN görevi sol ve sosyalizmi çarpıtmak, iğdiş etmek ve kemalizm kuyrukçuluğuna indirgemek olmuştur. İşin kötüsü bunu başarmışlardır da. 
Bu denli olumsuzluğa maruz kalan dünyada başka bir sol yoktur. Her seferinde küllerinden yeniden doğmak zorunda bırakılan sol, yorulmuş, yıpranmış ve SSCB'nin de çökmesiyle bitme noktasına gelmiştir. Bu fırsattan istifade eden ergenekon türk solunu tahrif ederek, yeniden dizayn etmiştir ki bunun sonucunda TKP darbeyi desteklemekte, Türk Solu dergisinde açıkca milliyetçilik ve ırkçılık yapılmaktadtır. 
Tük solunun  dünya soluna akredite olabilmesi, kemalizm kuyrukçuluğunu aşmasıyla mümkündür, kemalizm ile hesaplaşamayan bir sol, "kendisi için sol" olamayacağı için, özgürlükçü ve demokratta olamayacaktır. 
Şimdi sol için küllerinden yeniden doğma vaktidir, bu ancak ergenekon ile hesaplaşayarak, kendi çürümüşlüğünden ve irinlerinden kurtulayarak başarılacak bir şeydir, akp gibi düzen partilerine ucuz muhalefet yapılarak değil.
kemalizm kuyrukçuluğundan kurtulamamış, solculuğu nevi sahsına münhasır olan,  derin devletin dizayn ettiği besleme ve cemaatçi solu, evrensel , özgürlükçü sol ile  karıştıran, bu  ayrımı yapmaktan dahi aciz kendini sosyalist sananlarla tartışmanın verimli olma şansının olamayacağını bu vesile ile anlamış bulunuyorum. yine de hayırlıdır, çünkü bu bir ergenekon yarılmasıdır, irinlerden ve çürümüşlükten arınmaya işarettir. selam ve saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Durhat;</p>
<p>Toparlayıcı açıklamalarınız için çok teşekkür ederim, çok zor olmaması gereken mevcut durumun tahlilini sizin gibi yapabilenlerin varlığı umudumu tazeliyor.</p>
<p>Çok kısa ve öz olarak anlatmaya çalıştığım, Türkiye&#8217;de evrensel/özgürlükçü/kendi için var olabilen bir sol&#8217;a izin verilmemesidir, maalesef bunu dahi anlatabilmiş değilim.</p>
<p>Kurucu unsur olan Kemalizm daha ilk dakkadan itibaren Mustafa Suphi&#8217;leri Karadeniz&#8217;de boğmuş, komünist partiye üye olan Çerkez Ethem&#8217;i tasfiye etmiş, Onbeşler kitabesini yazan Nazım Hikmet&#8217;e dünyayı dar etmiş, Şefik Hüsnü&#8217;nün Cumhuriyetten önce kurmuş olduğu sosyalist partiyi kapatmış, takrir-i sukun ile komünistleri içeri tıkmış, sayısız katliamlar, sürgünler, tefvikatlar ile sola nefes aldırmamıştır.</p>
<p>Bunun yanısıra 12 Mart ve 12 Eylül ile sol&#8217;un üzerinden buldozer gibi geçmiş, 17 yaşındaki devrimcileri bile asmaktan geri durmamış, binlerce insan katledilmiş, işkenceden geçirilmiş, iki kuşak yok edilmiştir. </p>
<p>şimdi size soruyorum bu koşullar altında bir sol olabilir mi? olabilen sol&#8217;un tramva yaşamaması mümkün müdür?</p>
<p>asıl önemlisi olan 12 mart ve 12 eylül ile paramparça edilen sol,  ittihatçı ve ergenekoncu uyanıklıkla &#8220;besleme sol&#8221; ya da başka bir deyişle &#8220;cemaatci sol&#8221; (etyen mahcupyan&#8217;ın kulakları çınlasın) ile ikame edilmiştir. bugün ergenekon nedeniyle sol&#8217;da oluşan yarılma bundan dolayıdır, aksi olsaydı sol&#8217;un ergenekon&#8217;dan dolaylı yarılması söz konusu olamazdı, taa en başından itibaren gerçek,evrensel, özgürlükçü sol ergenekon&#8217;a karşı dimdik dururdu. tıpkı ESP&#8217;nin ürettiği sloganda olduğu gibi &#8220;güç verin bize, diz çöktürelim onlara&#8221;.<br />
ben sol&#8217;u savunuyorum, çürümüş olan yanını değil. bugün solu savunmanın en acil ve en yakıcı yanı; onu, çürümüş yanından ayırmaktan, irinlerinden temizlemekten geçiyor. tarih çok fırsatlar verdi, kürt sorununa bakış ta bir fırsattı, turnusol  gibi, ancak yine besleme sol ağır bastı ve kürt sorununa, sol resmi idelojinin gözlüğü ile milliyetçi ve ırkçı olarak bakabildi.<br />
ve bugün ergenekon sol&#8217;un çürümüşlüğünden, irinlerinden temizlenmesi için olağanüstü bir fırsat sunuyor, ergenekon karşısında sol duruş sergileyemeyenler, sahte soldur, solun irinleri ve çürümüşlüğüdür, bunlardan temizlenmenin , bu irinlerden kurtulmanın tam zamanıdır.<br />
fazla uzatmayacağım kısacası demek istediğim şudur; Atatürk&#8217;ün kemalizme bıraktığı en büyük miras sol ve sosyalizm düşmanlığıdır, 85 yıl boyunca da bu vasiyet çok büyük bir itina ile uygulanmış, katliamlar, sürgünler, darbeler, işkenceler en acımasız şekilde solun üzerinde uygulanmıştır.<br />
Şevket Süreyya Aydemir, Doğan Avcıoğlu, Mihri Belli, Doğu Perinçek, Yalçın Küçük gibi ismi bilinen ve  bilinmeyen yüzlerce truva atı rolündeki TOPLUM MÜHENDİSİNİN görevi sol ve sosyalizmi çarpıtmak, iğdiş etmek ve kemalizm kuyrukçuluğuna indirgemek olmuştur. İşin kötüsü bunu başarmışlardır da.<br />
Bu denli olumsuzluğa maruz kalan dünyada başka bir sol yoktur. Her seferinde küllerinden yeniden doğmak zorunda bırakılan sol, yorulmuş, yıpranmış ve SSCB&#8217;nin de çökmesiyle bitme noktasına gelmiştir. Bu fırsattan istifade eden ergenekon türk solunu tahrif ederek, yeniden dizayn etmiştir ki bunun sonucunda TKP darbeyi desteklemekte, Türk Solu dergisinde açıkca milliyetçilik ve ırkçılık yapılmaktadtır.<br />
Tük solunun  dünya soluna akredite olabilmesi, kemalizm kuyrukçuluğunu aşmasıyla mümkündür, kemalizm ile hesaplaşamayan bir sol, &#8220;kendisi için sol&#8221; olamayacağı için, özgürlükçü ve demokratta olamayacaktır.<br />
Şimdi sol için küllerinden yeniden doğma vaktidir, bu ancak ergenekon ile hesaplaşayarak, kendi çürümüşlüğünden ve irinlerinden kurtulayarak başarılacak bir şeydir, akp gibi düzen partilerine ucuz muhalefet yapılarak değil.<br />
kemalizm kuyrukçuluğundan kurtulamamış, solculuğu nevi sahsına münhasır olan,  derin devletin dizayn ettiği besleme ve cemaatçi solu, evrensel , özgürlükçü sol ile  karıştıran, bu  ayrımı yapmaktan dahi aciz kendini sosyalist sananlarla tartışmanın verimli olma şansının olamayacağını bu vesile ile anlamış bulunuyorum. yine de hayırlıdır, çünkü bu bir ergenekon yarılmasıdır, irinlerden ve çürümüşlükten arınmaya işarettir. selam ve saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Onur Cobanoglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32148</link>
		<dc:creator>Onur Cobanoglu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 17:15:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32148</guid>
		<description>Sayin Durhat,

Cevaba nereden baslasam bilemiyorum. Suradan baslayalim:

&lt;blockquote&gt;Ha,bütün sol böyle değil derseniz size hak veririm.Ali beyin de kasdettiği(eleştirdiği)sol herhalde bu değil.&lt;strong&gt;Bu gayet net anlaşılabiliyor.&lt;/strong&gt;Dolayısıyla sizin örnekler vererek her koşulda bir savunmaya geçmeniz bana yersiz bir kaygı gibi geliyor.&lt;/blockquote&gt;

Ali beyin yazilarindan aliyorum:

&lt;em&gt;Darbeye karşı duran bir sol bile yok ne yazıkki&lt;/em&gt;

&lt;em&gt;Ergenekon avukatı Doğan Medyasının haberlerine konu yaptığı sol; derindevletin-ergenekon’un yarattğı sahte-besleme sol’dur. &lt;strong&gt;Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

&lt;em&gt;ısrarla türk solu, kemalizm tarafından yasaklanmış ve yok edilmiştir, &lt;strong&gt;bugün orta yerde at oynatan sol’u&lt;/strong&gt; ergenekon ve derin devlet dizayn etmiştir&lt;/em&gt;

Bunlarin cok daha fazlasini yazilarinda bulabilirsiniz. Ali beyin elestirdigi solun kapsami yazilarindan belli oluyor: &lt;strong&gt;Bugun ortada olan butun sol!&lt;/strong&gt; Dolayisiyla yersiz bir kaygi icinde falan degilim, ortada bugun varlik gosteren sol siyasetin TUMUNU kapsayan bir saldiri var ve ben buna yanit veriyorum.

&lt;blockquote&gt;Bakın,iyi niyetinizden kuşku duyduğumdan değil,farkında olmayarak sanki olaylarda ideolojiyi biraz daha öne çıkarıyorsunuz gibi geliyor bana.&lt;/blockquote&gt;

Sola karsi olan siyasetlerin sola iftira atmasinin uzun bir gecmisi vardir. 40 sene once ithamlari tabii daha odunsuydu, iste "komunist adam eve gelince portmantoda baska sapka gorunce cikar gider", iste "Deniz Gezmis namaz kilan gencleri zevk icin dovuyor", iste "sol orgutler bakire elemanlarina davaya ihanet ediyorsunuz, hemen bekaretinizi bozun diye emir veriyor" gibi. Simdi gun oldu devran dondu, bu kesimler az daha okudular az daha liberal demokrat olmaya calistilar, argumanlari az daha inceldi. Gelinen noktada son model iftira solun darbeci oldugudur (bunu oyle ayirarak falan degil, toptan soyluyorlar). Sag aydinlar sistematik olarak bu yalani tekrarliyorlar ve Ali Duman bunun buradaki ornegi oldu. &lt;strong&gt;Bu kisilerin sol siyasete toptan saldirmasi, esas onlarin ideolojiyi darbe karsitliginin onune koyduklarinin acik gostergesidir. Darbe karsitligini on plana koymada samimi olsalardi, bu yonde calisan siyasetleri karalamaya calismazlardi.&lt;/strong&gt; 

Simdi hepimizin dedigi gibi solda yarilma var, bu yarilma yeni degil 28 Subat'ta basladi ve sosyalistler de bu yarilmanin varligini kabul ediyorlar, yeri gelince birbirlerine en sert elestiriyi yapiyorlar. Bakin Internet cagindayiz, acin herhangi bir sosyalist/komunist forumu ya da acin eksisozlugu, TKP icin diger olusumlar neler soyluyorlar bir okuyun. Ama ortada yarilma var diye solun hepsini Kemalist/darbeci ilan etmek tam bir sagci firsatciligidir. Yukarida verdigim orneklerde de gorebileceginiz gibi darbeye karsi cikan sosyalistler tam karsi cikmis, soylemlerini eylemle desteklemistir. Istanbul Universitesi'nde sosyalist genclik cikip Ergenekoncu rektorlerden hesap sorulsun diye eylem yapmis. Asker universite secimlerine karisiyor demis. Turkiye'de universitelerin durumundan biraz haberdarsaniz bu kisilere, hele ki Istanbul Universitesi gibi bir yerde bu eylemlerinin sorusturma ve kovusturma olarak geri donecegini biliyorsunuzdur (su ya da bu bahaneyle). Bizim su anda yaptigimiz gibi koltukta klavye tikirdatmaya benzemez bu isler. Ayni sekilde, ESP polis tacizine, yagmura soguga ragmen Ergenekon'a halkin dikkatini cekebilmek icin Izmit'ten Istanbul'a bisiklet binip pedal cevirmis. &lt;strong&gt;Simdi size soruyorum: Darbeye karsi ultra hassas oldugunu iddia eden bunyeler bu siyasetleri de icine alacak sekilde butun SOLA darbeci deyince onlar ideolojik davranmis olmuyor, ama ben iftiralara cevap verince ideolojik davranmis mi oluyorum?&lt;/strong&gt; Iddia ettiginiz gibi darbecilikten kopamamis hicbir siyaseti savunmadim. Bunun bir ornegini gorduyseniz lutfen belirtin, bundan sonra yapmamaya dikkat ederim.

&lt;blockquote&gt;Sanırım tartışmanın kısmen sertleşmesi biraz da tartışmanın akışından kaynaklanıyor.&lt;/blockquote&gt;

Ali Duman'in bana sert cikmasinin sebebini ona sorun. Benim ona sert davranmamin sebebi tartismanin akisi degil, sayin Duman'in sahtekarligidir. Bundan once de bana suclamalar yoneltenler oldu (hem de cok), bunlarin icinden bana sert davrananlar da oldu. Bana sertlesenlere ben de sertlesiyorum kendi tarzimca, ama hicbirine karsi bu kadar agir konusmadim. Herkesin delirdigi bir sey var; ben de yalanciliga, ahlaksizliga ve ikiyuzluluge olaganustu sinirleniyorum. 

&lt;blockquote&gt;Sn.Duman’ın da bu gerçeğe işaret ederken sizi doğrudan suçlayıcı ithamlardan kaçınması gerekir pek tabiki.&lt;/blockquote&gt;

Kimsenin beni suclamaktan kacinmasi gerekmez, yeter ki arkasinda dursun ve altini doldursun. Oyle birisine desteksiz dayanaksiz "sen zaten Perincekcisin, kemalistsin, darbecisin, zaten seyh ciksa inanirsin" falan deyip sonra da "amacim sizi suclamak degil" gibi kivirmalara girmesin.

&lt;blockquote&gt;Derinlerde tartışmamız gerekenleri bir kenara bırakıp yüzeydeki ayrıntılarla uğraşmanın bir yararı olmayacak diye düşünüyorum.Bu handikapın aşılmaması demek,henüz bu zihniyete bulaşmamış gerçek solu da kaybedebilmesi demektir.Hayır,böyle bir lüksümüz olmamalı.Bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu sahte solculardan gelmiştir.Neden gelmiştir?Çünkü bu andığımız kesimler solun başını çektikçe sol daha da eriyip gider ve kitlelerle buluşması pek mümkün olmaz.&lt;/blockquote&gt;

Peki bazilari bu kesimleri de yeri geldiginde en sert elestiren, her turlu demokratik hareketin yaninda (Ergenekon karsitligi, 301 karsitligi, Hrant Dink davasi vs.) saf tutan sosyalistleri de "ya aslinda bunlar da darbeci" diyerek karalayinca bu solun kitlelerle bulusmasina yardimci olur mu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Durhat,</p>
<p>Cevaba nereden baslasam bilemiyorum. Suradan baslayalim:</p>
<blockquote><p>Ha,bütün sol böyle değil derseniz size hak veririm.Ali beyin de kasdettiği(eleştirdiği)sol herhalde bu değil.<strong>Bu gayet net anlaşılabiliyor.</strong>Dolayısıyla sizin örnekler vererek her koşulda bir savunmaya geçmeniz bana yersiz bir kaygı gibi geliyor.</p></blockquote>
<p>Ali beyin yazilarindan aliyorum:</p>
<p><em>Darbeye karşı duran bir sol bile yok ne yazıkki</em></p>
<p><em>Ergenekon avukatı Doğan Medyasının haberlerine konu yaptığı sol; derindevletin-ergenekon’un yarattğı sahte-besleme sol’dur. <strong>Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok</strong></em></p>
<p><em>ısrarla türk solu, kemalizm tarafından yasaklanmış ve yok edilmiştir, <strong>bugün orta yerde at oynatan sol’u</strong> ergenekon ve derin devlet dizayn etmiştir</em></p>
<p>Bunlarin cok daha fazlasini yazilarinda bulabilirsiniz. Ali beyin elestirdigi solun kapsami yazilarindan belli oluyor: <strong>Bugun ortada olan butun sol!</strong> Dolayisiyla yersiz bir kaygi icinde falan degilim, ortada bugun varlik gosteren sol siyasetin TUMUNU kapsayan bir saldiri var ve ben buna yanit veriyorum.</p>
<blockquote><p>Bakın,iyi niyetinizden kuşku duyduğumdan değil,farkında olmayarak sanki olaylarda ideolojiyi biraz daha öne çıkarıyorsunuz gibi geliyor bana.</p></blockquote>
<p>Sola karsi olan siyasetlerin sola iftira atmasinin uzun bir gecmisi vardir. 40 sene once ithamlari tabii daha odunsuydu, iste &#8220;komunist adam eve gelince portmantoda baska sapka gorunce cikar gider&#8221;, iste &#8220;Deniz Gezmis namaz kilan gencleri zevk icin dovuyor&#8221;, iste &#8220;sol orgutler bakire elemanlarina davaya ihanet ediyorsunuz, hemen bekaretinizi bozun diye emir veriyor&#8221; gibi. Simdi gun oldu devran dondu, bu kesimler az daha okudular az daha liberal demokrat olmaya calistilar, argumanlari az daha inceldi. Gelinen noktada son model iftira solun darbeci oldugudur (bunu oyle ayirarak falan degil, toptan soyluyorlar). Sag aydinlar sistematik olarak bu yalani tekrarliyorlar ve Ali Duman bunun buradaki ornegi oldu. <strong>Bu kisilerin sol siyasete toptan saldirmasi, esas onlarin ideolojiyi darbe karsitliginin onune koyduklarinin acik gostergesidir. Darbe karsitligini on plana koymada samimi olsalardi, bu yonde calisan siyasetleri karalamaya calismazlardi.</strong> </p>
<p>Simdi hepimizin dedigi gibi solda yarilma var, bu yarilma yeni degil 28 Subat&#8217;ta basladi ve sosyalistler de bu yarilmanin varligini kabul ediyorlar, yeri gelince birbirlerine en sert elestiriyi yapiyorlar. Bakin Internet cagindayiz, acin herhangi bir sosyalist/komunist forumu ya da acin eksisozlugu, TKP icin diger olusumlar neler soyluyorlar bir okuyun. Ama ortada yarilma var diye solun hepsini Kemalist/darbeci ilan etmek tam bir sagci firsatciligidir. Yukarida verdigim orneklerde de gorebileceginiz gibi darbeye karsi cikan sosyalistler tam karsi cikmis, soylemlerini eylemle desteklemistir. Istanbul Universitesi&#8217;nde sosyalist genclik cikip Ergenekoncu rektorlerden hesap sorulsun diye eylem yapmis. Asker universite secimlerine karisiyor demis. Turkiye&#8217;de universitelerin durumundan biraz haberdarsaniz bu kisilere, hele ki Istanbul Universitesi gibi bir yerde bu eylemlerinin sorusturma ve kovusturma olarak geri donecegini biliyorsunuzdur (su ya da bu bahaneyle). Bizim su anda yaptigimiz gibi koltukta klavye tikirdatmaya benzemez bu isler. Ayni sekilde, ESP polis tacizine, yagmura soguga ragmen Ergenekon&#8217;a halkin dikkatini cekebilmek icin Izmit&#8217;ten Istanbul&#8217;a bisiklet binip pedal cevirmis. <strong>Simdi size soruyorum: Darbeye karsi ultra hassas oldugunu iddia eden bunyeler bu siyasetleri de icine alacak sekilde butun SOLA darbeci deyince onlar ideolojik davranmis olmuyor, ama ben iftiralara cevap verince ideolojik davranmis mi oluyorum?</strong> Iddia ettiginiz gibi darbecilikten kopamamis hicbir siyaseti savunmadim. Bunun bir ornegini gorduyseniz lutfen belirtin, bundan sonra yapmamaya dikkat ederim.</p>
<blockquote><p>Sanırım tartışmanın kısmen sertleşmesi biraz da tartışmanın akışından kaynaklanıyor.</p></blockquote>
<p>Ali Duman&#8217;in bana sert cikmasinin sebebini ona sorun. Benim ona sert davranmamin sebebi tartismanin akisi degil, sayin Duman&#8217;in sahtekarligidir. Bundan once de bana suclamalar yoneltenler oldu (hem de cok), bunlarin icinden bana sert davrananlar da oldu. Bana sertlesenlere ben de sertlesiyorum kendi tarzimca, ama hicbirine karsi bu kadar agir konusmadim. Herkesin delirdigi bir sey var; ben de yalanciliga, ahlaksizliga ve ikiyuzluluge olaganustu sinirleniyorum. </p>
<blockquote><p>Sn.Duman’ın da bu gerçeğe işaret ederken sizi doğrudan suçlayıcı ithamlardan kaçınması gerekir pek tabiki.</p></blockquote>
<p>Kimsenin beni suclamaktan kacinmasi gerekmez, yeter ki arkasinda dursun ve altini doldursun. Oyle birisine desteksiz dayanaksiz &#8220;sen zaten Perincekcisin, kemalistsin, darbecisin, zaten seyh ciksa inanirsin&#8221; falan deyip sonra da &#8220;amacim sizi suclamak degil&#8221; gibi kivirmalara girmesin.</p>
<blockquote><p>Derinlerde tartışmamız gerekenleri bir kenara bırakıp yüzeydeki ayrıntılarla uğraşmanın bir yararı olmayacak diye düşünüyorum.Bu handikapın aşılmaması demek,henüz bu zihniyete bulaşmamış gerçek solu da kaybedebilmesi demektir.Hayır,böyle bir lüksümüz olmamalı.Bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu sahte solculardan gelmiştir.Neden gelmiştir?Çünkü bu andığımız kesimler solun başını çektikçe sol daha da eriyip gider ve kitlelerle buluşması pek mümkün olmaz.</p></blockquote>
<p>Peki bazilari bu kesimleri de yeri geldiginde en sert elestiren, her turlu demokratik hareketin yaninda (Ergenekon karsitligi, 301 karsitligi, Hrant Dink davasi vs.) saf tutan sosyalistleri de &#8220;ya aslinda bunlar da darbeci&#8221; diyerek karalayinca bu solun kitlelerle bulusmasina yardimci olur mu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Onur Cobanoglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32145</link>
		<dc:creator>Onur Cobanoglu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 16:17:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32145</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;sapla samanı karıştırmaya devam ediyorsunuz, &lt;strong&gt;elbetteki besleme solun dışında da bir sol var&lt;/strong&gt;, ancak o sola göz açtırılmıyor, üstelik te &lt;strong&gt;o gerçek sol’un&lt;/strong&gt; gardiyanlığı bizzat sol gözüken “besleme sol”a yaptırılıyor.&lt;/blockquote&gt;

Elbette gercek bir sol var ha? Yazdiklarinizi hatirlamaktan bu kadar mi acizsiniz?

&lt;em&gt;Ergenekon avukatı Doğan Medyasının haberlerine konu yaptığı sol; derindevletin-ergenekon’un yarattğı sahte-besleme sol’dur. &lt;strong&gt;Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

Bir oyle diyorsunuz bir boyle? Ya ilk iddianizda yanildiginizi kabul edin, ya da arkasinda durun. Net olun.

&lt;blockquote&gt;Komiksiniz komik, hem 28 şubata destek bildirileri yayınlayacaksın, hemde ergenekon karşıtı olacaksın bu nasıl oluyor? bir izah edebilir misiniz?&lt;/blockquote&gt;

Bunu yapan orgut ve sendikalarin (ki katilimcilarin sadece bir kismini temsil etmektedir) samimiyetini her zaman sorgulayabiliriz. Ama eger boyle bir kistas getiriyorsak bunu herkese uygulayalim. Misal 28 Subat'ta zehir zemberek darbe karsiti kesilen Islamci, ulkucu ve bu siyasetlerden liberalizme transfer olmaya calismis kisi ve orgutlerin 12 Eylul sonrasi tavri bellidir. DISK'in samimiyetine inanmiyorsak, HAK-IS'in de samimiyetine inanmayalim ki tutarli olalim. Ayrica daha once de bahsettigim gibi, tek samimiyet sinavi bu degildir. Misal:

&lt;em&gt;29 yıldır 12 eylül faşizmi tasfiye edilememiş tüm kurum ve kuruluşlarıyla kafamızın üzerinde balyoz gibi eserken&lt;/em&gt;

Buyurmustunuz. O kurumlardan olan YOK'u protesto edecegim diye her sene dayak yiyen sosyalistlerin (okudugunu anlama ozurluler icin zorunlu tekrar: YOK'u protesto edip dayak yiyen sosyalistlerin oldugu, YOK'u protesto edip dayak yiyenlerin HEPSININ sosyalist oldugu anlamina gelmez) yanina Ergenekon karsitlarinin kaci gidip destek verdi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>sapla samanı karıştırmaya devam ediyorsunuz, <strong>elbetteki besleme solun dışında da bir sol var</strong>, ancak o sola göz açtırılmıyor, üstelik te <strong>o gerçek sol’un</strong> gardiyanlığı bizzat sol gözüken “besleme sol”a yaptırılıyor.</p></blockquote>
<p>Elbette gercek bir sol var ha? Yazdiklarinizi hatirlamaktan bu kadar mi acizsiniz?</p>
<p><em>Ergenekon avukatı Doğan Medyasının haberlerine konu yaptığı sol; derindevletin-ergenekon’un yarattğı sahte-besleme sol’dur. <strong>Sakın bana hakiki solu sormayın, çünkü yok</strong></em></p>
<p>Bir oyle diyorsunuz bir boyle? Ya ilk iddianizda yanildiginizi kabul edin, ya da arkasinda durun. Net olun.</p>
<blockquote><p>Komiksiniz komik, hem 28 şubata destek bildirileri yayınlayacaksın, hemde ergenekon karşıtı olacaksın bu nasıl oluyor? bir izah edebilir misiniz?</p></blockquote>
<p>Bunu yapan orgut ve sendikalarin (ki katilimcilarin sadece bir kismini temsil etmektedir) samimiyetini her zaman sorgulayabiliriz. Ama eger boyle bir kistas getiriyorsak bunu herkese uygulayalim. Misal 28 Subat&#8217;ta zehir zemberek darbe karsiti kesilen Islamci, ulkucu ve bu siyasetlerden liberalizme transfer olmaya calismis kisi ve orgutlerin 12 Eylul sonrasi tavri bellidir. DISK&#8217;in samimiyetine inanmiyorsak, HAK-IS&#8217;in de samimiyetine inanmayalim ki tutarli olalim. Ayrica daha once de bahsettigim gibi, tek samimiyet sinavi bu degildir. Misal:</p>
<p><em>29 yıldır 12 eylül faşizmi tasfiye edilememiş tüm kurum ve kuruluşlarıyla kafamızın üzerinde balyoz gibi eserken</em></p>
<p>Buyurmustunuz. O kurumlardan olan YOK&#8217;u protesto edecegim diye her sene dayak yiyen sosyalistlerin (okudugunu anlama ozurluler icin zorunlu tekrar: YOK&#8217;u protesto edip dayak yiyen sosyalistlerin oldugu, YOK&#8217;u protesto edip dayak yiyenlerin HEPSININ sosyalist oldugu anlamina gelmez) yanina Ergenekon karsitlarinin kaci gidip destek verdi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32139</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 14:49:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32139</guid>
		<description>israil büyükelçisi urfa ya gitti ve bu toprakların öneminden bahsetti. küçücük çocuklarımız bile bu toprakların urfanın ve bu bölgenin &lt;strong&gt;bizim için &lt;/strong&gt;önemini bilir dedi pervasızca.
Umarım yakında bizler de bu toprakların İsrail için önemini bir şekilde öğrenmeyiz!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>israil büyükelçisi urfa ya gitti ve bu toprakların öneminden bahsetti. küçücük çocuklarımız bile bu toprakların urfanın ve bu bölgenin <strong>bizim için </strong>önemini bilir dedi pervasızca.<br />
Umarım yakında bizler de bu toprakların İsrail için önemini bir şekilde öğrenmeyiz!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32131</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 11:42:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32131</guid>
		<description>Sayın Onur Çobanoğlu,

Doğrusunu isterseniz sizinle sn.Duman arasındaki(bu başlık altındaki)tartışmanın birden alevlenmesi beni de şaşırttı.

Ayrıca sözünü ettiğiniz "Etiler'de Mahalle Baskısı"yazısı altındaki tartışmaları da tek satırını kaçırmaksızın ilgiyle takip ettiğimi belirteyim.

Gerçekten de sözkonusu tartışmanın(her ikiniz açısından da)rengi bu tartışmadan bir hayli farklı.

Tabii "hanginiz haklı?" noktasında bir fikir beyan etmem doğru olmaz.

Sadece şunu söyleyebilirim:Bana göre aslında aynı şeyleri söylüyorsunuz.Ve yine bana göre dünya görüşleriniz birbirine çok yakın.Gözlemlediğim kadarıyla bakış açılarınızda kismi bir farklılık var ki bu da gayet doğal.

Aynı şeyleri söylüyorsunuz,zira ergenekon konusunda " solda bir yarılmanın"sözkonusu olduğunu siz de belirtiyorsunuz.Tek fark,sn.Duman'ın belki de konuyu daha çok işlemiş olması ki,bu noktada kendisine katılıyorum.Siz her ne kadar bu gerçeğe işaret etseniz de(affınıza sığınarak söylüyorum)daha çok solu savunan bir noktaya savruluyorsunuz.Oysa bana göre biz solculara,solun eleştirisine açık olmak ve gerektiğinde özeleştiri yapmaktan kaçınmamak düşer.Doğu Perinçek'ler,Aydemir Güler'ler,Mihri Belli'ler,Yalçın Küçük'ler ve Kemalistlikleri tescilli daha ismini sayamadığım niceleri özgürlükçü solu ve sol ana akımı temsil edemezler.Aynı şekilde ÖDP ve onun çizgisinde olan parti/grup/fraksiyon vb.de zannedersem sol adına referans yapılacak oluşumlar değil.Sn.Duman,gördüğüm kadarıyla sol adına hareket eden kişi ve kurumların bu içine düştükleri tutarsızlığa işaret ederek bir gerçeği dile getiriyor.Ha,bütün sol böyle değil derseniz size hak veririm.Ali beyin de kasdettiğ(eleştirdiği)sol herhalde bu değil.Bu gayet net anlaşılabiliyor.Dolayısıyla sizin örnekler vererek her koşulda bir savunmaya geçmeniz bana yersiz bir kaygı gibi geliyor.Bırakınız solu yerlerde süründüren,bilinçleri kasıtlı olarak bulandıran zihniyetler eleştirilip ifşa edilsin.Solun haksız eleştirildiğine itiraz edeceğiz diye bu zihniyeti savunmamız gerekmiyor.Ha,siz bunu yapıyorsunuz demiyorum,ama lütfen eleştirilen (sözde)solu ötekisiyle karıştırmamaya özen gösterin.Bana göre doğrusu budur ve siz bu konuda bir zaafiyet içerisine giriyorsunuz.Bakın,iyi niyetinizden kuşku duyduğumdan değil,farkında olmayarak sanki olaylarda ideolojiyi biraz daha öne çıkarıyorsunuz gibi geliyor bana.Sn.Duman'ın da bu gerçeğe işaret ederken sizi doğrudan suçlayıcı ithamlardan kaçınması gerekir pek tabiki.Sanırım tartışmanın kısmen sertleşmesi biraz da tartışmanın akışından kaynaklanıyor.Neticede düzeltilmesi çok da zor değil,yeterki kişiselleştirmeden uzak durulsun. 

Sonuç itibariyle,sapla samanı birbirine karıştırmadan daha verimli bir tartışma pekâlâ mümkündür.Derinlerde tartışmamız gerekenleri bir kenara bırakıp yüzeydeki ayrıntılarla uğraşmanın bir yararı olmayacak diye düşünüyorum.Bu handikapın aşılmaması demek,henüz bu zihniyete bulaşmamış gerçek solu da kaybedebilmesi demektir.Hayır,böyle bir lüksümüz olmamalı.Bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu sahte solculardan gelmiştir.Neden gelmiştir?Çünkü bu andığımız kesimler solun başını çektikçe sol daha da eriyip gider ve kitlelerle buluşması pek mümkün olmaz.Nitekim yaşamakta olduğumuz durum tam da budur.Akp gibi bir düzen partisi bile bu zihniyet sayesinde bir umut haline gelmiştir.Evet,bugün Akp,iktidarda oluşunu bu zihniyete borçludur.

Saygılarımla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Onur Çobanoğlu,</p>
<p>Doğrusunu isterseniz sizinle sn.Duman arasındaki(bu başlık altındaki)tartışmanın birden alevlenmesi beni de şaşırttı.</p>
<p>Ayrıca sözünü ettiğiniz &#8220;Etiler&#8217;de Mahalle Baskısı&#8221;yazısı altındaki tartışmaları da tek satırını kaçırmaksızın ilgiyle takip ettiğimi belirteyim.</p>
<p>Gerçekten de sözkonusu tartışmanın(her ikiniz açısından da)rengi bu tartışmadan bir hayli farklı.</p>
<p>Tabii &#8220;hanginiz haklı?&#8221; noktasında bir fikir beyan etmem doğru olmaz.</p>
<p>Sadece şunu söyleyebilirim:Bana göre aslında aynı şeyleri söylüyorsunuz.Ve yine bana göre dünya görüşleriniz birbirine çok yakın.Gözlemlediğim kadarıyla bakış açılarınızda kismi bir farklılık var ki bu da gayet doğal.</p>
<p>Aynı şeyleri söylüyorsunuz,zira ergenekon konusunda &#8221; solda bir yarılmanın&#8221;sözkonusu olduğunu siz de belirtiyorsunuz.Tek fark,sn.Duman&#8217;ın belki de konuyu daha çok işlemiş olması ki,bu noktada kendisine katılıyorum.Siz her ne kadar bu gerçeğe işaret etseniz de(affınıza sığınarak söylüyorum)daha çok solu savunan bir noktaya savruluyorsunuz.Oysa bana göre biz solculara,solun eleştirisine açık olmak ve gerektiğinde özeleştiri yapmaktan kaçınmamak düşer.Doğu Perinçek&#8217;ler,Aydemir Güler&#8217;ler,Mihri Belli&#8217;ler,Yalçın Küçük&#8217;ler ve Kemalistlikleri tescilli daha ismini sayamadığım niceleri özgürlükçü solu ve sol ana akımı temsil edemezler.Aynı şekilde ÖDP ve onun çizgisinde olan parti/grup/fraksiyon vb.de zannedersem sol adına referans yapılacak oluşumlar değil.Sn.Duman,gördüğüm kadarıyla sol adına hareket eden kişi ve kurumların bu içine düştükleri tutarsızlığa işaret ederek bir gerçeği dile getiriyor.Ha,bütün sol böyle değil derseniz size hak veririm.Ali beyin de kasdettiğ(eleştirdiği)sol herhalde bu değil.Bu gayet net anlaşılabiliyor.Dolayısıyla sizin örnekler vererek her koşulda bir savunmaya geçmeniz bana yersiz bir kaygı gibi geliyor.Bırakınız solu yerlerde süründüren,bilinçleri kasıtlı olarak bulandıran zihniyetler eleştirilip ifşa edilsin.Solun haksız eleştirildiğine itiraz edeceğiz diye bu zihniyeti savunmamız gerekmiyor.Ha,siz bunu yapıyorsunuz demiyorum,ama lütfen eleştirilen (sözde)solu ötekisiyle karıştırmamaya özen gösterin.Bana göre doğrusu budur ve siz bu konuda bir zaafiyet içerisine giriyorsunuz.Bakın,iyi niyetinizden kuşku duyduğumdan değil,farkında olmayarak sanki olaylarda ideolojiyi biraz daha öne çıkarıyorsunuz gibi geliyor bana.Sn.Duman&#8217;ın da bu gerçeğe işaret ederken sizi doğrudan suçlayıcı ithamlardan kaçınması gerekir pek tabiki.Sanırım tartışmanın kısmen sertleşmesi biraz da tartışmanın akışından kaynaklanıyor.Neticede düzeltilmesi çok da zor değil,yeterki kişiselleştirmeden uzak durulsun. </p>
<p>Sonuç itibariyle,sapla samanı birbirine karıştırmadan daha verimli bir tartışma pekâlâ mümkündür.Derinlerde tartışmamız gerekenleri bir kenara bırakıp yüzeydeki ayrıntılarla uğraşmanın bir yararı olmayacak diye düşünüyorum.Bu handikapın aşılmaması demek,henüz bu zihniyete bulaşmamış gerçek solu da kaybedebilmesi demektir.Hayır,böyle bir lüksümüz olmamalı.Bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu sahte solculardan gelmiştir.Neden gelmiştir?Çünkü bu andığımız kesimler solun başını çektikçe sol daha da eriyip gider ve kitlelerle buluşması pek mümkün olmaz.Nitekim yaşamakta olduğumuz durum tam da budur.Akp gibi bir düzen partisi bile bu zihniyet sayesinde bir umut haline gelmiştir.Evet,bugün Akp,iktidarda oluşunu bu zihniyete borçludur.</p>
<p>Saygılarımla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32125</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 09:37:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32125</guid>
		<description>Not:"Katillerle de iş pişirilebiliyormuş"derken kasdettiğim İsrail devletidir.Yanlış bir anlaşılmaya mahal vermemek için bu hatırlatmayı gerkli görüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Not:&#8221;Katillerle de iş pişirilebiliyormuş&#8221;derken kasdettiğim İsrail devletidir.Yanlış bir anlaşılmaya mahal vermemek için bu hatırlatmayı gerkli görüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32123</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 09:28:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32123</guid>
		<description>Tarık bey,

Benim de ismimin geçtiği yorumunuzun kinayeli kısmını okuyunca biraz şüpheye düştüm.Acaba beni de,DOĞAN MEDYASI ile ZAMAN'ın malum yönlendermesine kapılanlardan mı sayıyorsunuz,bunu tam olarak kavrayamadım.Sanırım buna netlik getirmek adına size bir açıklama borçluyum.

Birincisi ister Doğan Medyası olsun,ister Zaman,ister bağımsız ve özgür basın ya da herhangi bir kitle iletişim kurumu olsun,bunun bir şekilde kitleyi yönlendirdiği/yönlendirebildiği gerçeğine katılıyorum.Ama doğru yerinden bakılır ama yanlış yönlendirmelere yolaçar,neticede ülkemizde varolan medyanın kollektif algı kodlarını etkilemiş olabilmesi muhtemeldir.

Bu kısa nottan sonra size şunu söyleyebilirim:evet sözünü ettiğiniz medya gruplarına giren gazete ve tv.leri de diğer alternatif medyayı da imkanlarım dahilinde takip ederim.Ha,birinden biri beni etkilemiş olabilir mi?Evet o da muhtemeldir.Ancak mümkün mertebe kendi dünya görüşüm ve algımla mukayese ederek idrak etmeye,tahlil etmeye ve karşılaştırmaya özen gösterek yaparım bunu.Dolayısıyla sayın Onur Çobanoğlu'nun çok yerindeki belirlemesiyle "kimin söylediği değil,ne söylendiği"benim için geçerlidir.Benim doğrumla örtüşmesi durumunda Doğan Medyası ve Zaman da elbette okunabilir ve bzen gerçekleri dile getirebilirler.

Tekrar konuya dönecek olursak;
Üzerinde tartıştığımız konu,sözünü ettiğiniz grupların dışında Taraf gazetesi tarafından gündeme taşındı.Elbette Taraf gazetesinin de bu anlamda her yazdığının "doğru"luğu tartışılabilir.Katıldığım noktalar da var onaylamadığım yayın anlayışları da.Tabii bu tartışmamızın konusu değil.

Diyeceğim o ki,haberi okuduğumda ben de fikrimi dile getirdim.Benim çıkış noktam, ağırlıklı olarak,konunun halkın yararına olabilecek şekilde tartışılması yönündeydi.Şayet okuduysanız,bunun bir politik malzeme olarak kullanılması yerine hem ülkemizin çıkarına olabilecek hem de halkımızın istifadesine sunulacak bir proje ile sonlandırılmasını talep ettim.

Burdan hareketle;
1-"Çakıl taşı" edebiyatı yapılırken(bkz.Çiller'in veciz sözleri)hatırı sayılır bir alanın İsrail gibi saldırgan bir ülkenin denetimine bırakılması bana göre son derece düşündürücüdür.
2-Şayet Türkiye bir mayın alanını temizlemekten acizse bu daha da düşündürücüdür.Yıllardır sürdürülen bir iç savaşa milyon dolarlık bütçeler ayrılırken nasıl oluyor da mayın temizleme işi başka bir ülkeye verilip o toprakların insanımıza ve ülkemize sağlayacağı nimetlerden vazgeçilebilir.
3-Sözkonusu projenin TSK tarafından mı yoksa hükümet tarafından mı desdeklendiği,bu apacık ortada olan kayıpları yani gerçeği değiştirmiyor.

Dolayısıyla bunları gözönünde tutarak ortada hem ciddi bir çarpıklığın hem de bunun yarattığı kafakarışıklığına işaret ettim.

Fikir TSK'dan çıkmış ve antlaşmanın muhatabı da kendisiyse mesele daha da vahimdir.İki nedenden ötürü:
1-Devlet ve hükümet politikalarına ordunun karar vermesi zannedersem demokrasi ile bağdaşır bir durum değildir.
2-İşi "tek çakıl taşı bile verilmez"mealinden sözlere vardıran bir kurumun(ki başta silahlı güç olan PKK'nın bile bir toprak talebinin olmadığını defalarca deklere etmesine karşın)bunun anlamsız bir savaşın sürdürülmesine gerekçe gösterip,ama şimdi hatırı sayılır bir toprağı İsrail gibi işgalci ve saldırgan bir ülkenin denetimine vermesi ve ne hikmetse bu denli "kutsal"lık atfedilen topraktan birden vazgeçmesi büyük bir paradokstur.

Gelelim hükümetin tutumuna;
Davos'ta "siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz"diye efelendiği devlet adamının ülkesine ülke topraklarının tasarrufu verilirken nasıl oluyor da seyirci kalabiliyor?.Hadi diyelim ki TSK'nın baskısı var(ki hiç şüphesiz vardır ve TSK,kendisini bu ülkenin tek sahibi ve yetkilisi görüyor)peki hükümetin buna sessiz kalmasına ne buyrulur?Demekki iş "maliyet"te,ekonomi çıkarlara vs.ye gelince "katiller"lede iş pişirilebiliyormuş.Sonuçtan bu çıkmıyorsa neden hükümet itiraz etmiyor?Etmiyor,çünkü işine öyle geliyor.Benim suçum yok diyerek sorumluluğu başka yere atacak ama gönülsüzce(!)masaya oturup bir güzel imzaları atacak.Bana pek mantıklı gelmedi.Mantık bir yana ülkemizin politik çizgisinin içte ve dışta nasıl bir perişanlık içerisinde olduğunun göstergesidir bu.Yani tek kelimeyle danışıklı dövüştür bu...aymazlık,sahtekârlık,gayri ahlâkilik ve çürümüşlüktür.Omurgasızlıktır.

Sonuç:
Meseleye tamamen bu pencereden bakıyorum.Ne Doğan medyasının ne Zaman'ın ne de Taraf'ın tüm bu olan bitene nasıl bir tepki verdiğine değil,gerçekleri kimin dile getirdiğine bakarım.Ancak,bütün bunların buzdağının arkasına itilip meselenin bir "kayıkçı kavgası"na dönüştürüldüğü bir tartışmanın tarafı da olamam.Bu nedenle bana göre Ali bey meseleye son derece insanî bakmaktadır.Bana göre de meseleyi politik bir malzeme haline getirerek olaya sadece ideolojiler çerçevesinde yaklaşılmaktadır.Bizim kavgamız,"TSK mı sorumlu,hükümet mi sorumlu"gibi bir tartışmanın tarafı olmak değildir.Yeri geldiğinde pekâlâ ortak mutabakatlarda bulundukları gayet ortada.Fakat bu tartışmanın tarafı olmayacağız diye de yasal yollarla iktidara gelmiş bir parti ile ETÖ arasında garabet bir tercih yapacak kadar da çok şükür aklımı ekmek peynirle yemedim.Hükümetin elbette eleştirilecek pek çok icraat ve uygulamaları var.Yeri geldiğinde de eleştiririm.Fakat katliam,cinayet,provakasyon ve her türlü komploya bulaşmış bir çete ile her fırsatta karşılaştırılamaz.Hükümet öncekilerle benzer bir çizgi izliyor,biraz nüans farklılıkları olsa da çok da kayda değer bir farklılık yok.Ama öte yandan imanımızı gevretmiş,her türlü kirli ve pis işe bulaşmış bir çete vardır ve kimse kusura bakmasın ben bunu birbirinden ayırırım.Gizli veya aleni bu iki olguyu birbirinin alternatifi olarak görecek bir akıl tutulmasına sahip değilim.Her şeyden önce bizi yıllardır yöneten şu çete-devlet-mafya ilişkilerinden önce bir kurtulalım.Bu karanlık ilişkiler ortadan kaldırılmadığı sürece ne AKP hükümetini ne de bir başka hükümeti demokrasi kuralları içinde eleştirme şansımız bile olamaz.Dolayısıyla sayın Ali Duman düşüncelerime tercüman olmuştur.Kendisini bu dik ve onurlu duruşundan ötürü kutluyor ve tüm yüreğimle kendisine katılıyorum.Zaman polemik zamanı değil.Herkes elini vicdanına koysun ve başımıza örülen çorapları artık görsün diyorum.Daha ne zaman bizlere reva görülen puslu havayı soluyup gerçekleri ıskalayacağız?Artık kısır çekişmelerle kaybedecek zamanımız yok.

Saygılarımla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tarık bey,</p>
<p>Benim de ismimin geçtiği yorumunuzun kinayeli kısmını okuyunca biraz şüpheye düştüm.Acaba beni de,DOĞAN MEDYASI ile ZAMAN&#8217;ın malum yönlendermesine kapılanlardan mı sayıyorsunuz,bunu tam olarak kavrayamadım.Sanırım buna netlik getirmek adına size bir açıklama borçluyum.</p>
<p>Birincisi ister Doğan Medyası olsun,ister Zaman,ister bağımsız ve özgür basın ya da herhangi bir kitle iletişim kurumu olsun,bunun bir şekilde kitleyi yönlendirdiği/yönlendirebildiği gerçeğine katılıyorum.Ama doğru yerinden bakılır ama yanlış yönlendirmelere yolaçar,neticede ülkemizde varolan medyanın kollektif algı kodlarını etkilemiş olabilmesi muhtemeldir.</p>
<p>Bu kısa nottan sonra size şunu söyleyebilirim:evet sözünü ettiğiniz medya gruplarına giren gazete ve tv.leri de diğer alternatif medyayı da imkanlarım dahilinde takip ederim.Ha,birinden biri beni etkilemiş olabilir mi?Evet o da muhtemeldir.Ancak mümkün mertebe kendi dünya görüşüm ve algımla mukayese ederek idrak etmeye,tahlil etmeye ve karşılaştırmaya özen gösterek yaparım bunu.Dolayısıyla sayın Onur Çobanoğlu&#8217;nun çok yerindeki belirlemesiyle &#8220;kimin söylediği değil,ne söylendiği&#8221;benim için geçerlidir.Benim doğrumla örtüşmesi durumunda Doğan Medyası ve Zaman da elbette okunabilir ve bzen gerçekleri dile getirebilirler.</p>
<p>Tekrar konuya dönecek olursak;<br />
Üzerinde tartıştığımız konu,sözünü ettiğiniz grupların dışında Taraf gazetesi tarafından gündeme taşındı.Elbette Taraf gazetesinin de bu anlamda her yazdığının &#8220;doğru&#8221;luğu tartışılabilir.Katıldığım noktalar da var onaylamadığım yayın anlayışları da.Tabii bu tartışmamızın konusu değil.</p>
<p>Diyeceğim o ki,haberi okuduğumda ben de fikrimi dile getirdim.Benim çıkış noktam, ağırlıklı olarak,konunun halkın yararına olabilecek şekilde tartışılması yönündeydi.Şayet okuduysanız,bunun bir politik malzeme olarak kullanılması yerine hem ülkemizin çıkarına olabilecek hem de halkımızın istifadesine sunulacak bir proje ile sonlandırılmasını talep ettim.</p>
<p>Burdan hareketle;<br />
1-&#8221;Çakıl taşı&#8221; edebiyatı yapılırken(bkz.Çiller&#8217;in veciz sözleri)hatırı sayılır bir alanın İsrail gibi saldırgan bir ülkenin denetimine bırakılması bana göre son derece düşündürücüdür.<br />
2-Şayet Türkiye bir mayın alanını temizlemekten acizse bu daha da düşündürücüdür.Yıllardır sürdürülen bir iç savaşa milyon dolarlık bütçeler ayrılırken nasıl oluyor da mayın temizleme işi başka bir ülkeye verilip o toprakların insanımıza ve ülkemize sağlayacağı nimetlerden vazgeçilebilir.<br />
3-Sözkonusu projenin TSK tarafından mı yoksa hükümet tarafından mı desdeklendiği,bu apacık ortada olan kayıpları yani gerçeği değiştirmiyor.</p>
<p>Dolayısıyla bunları gözönünde tutarak ortada hem ciddi bir çarpıklığın hem de bunun yarattığı kafakarışıklığına işaret ettim.</p>
<p>Fikir TSK&#8217;dan çıkmış ve antlaşmanın muhatabı da kendisiyse mesele daha da vahimdir.İki nedenden ötürü:<br />
1-Devlet ve hükümet politikalarına ordunun karar vermesi zannedersem demokrasi ile bağdaşır bir durum değildir.<br />
2-İşi &#8220;tek çakıl taşı bile verilmez&#8221;mealinden sözlere vardıran bir kurumun(ki başta silahlı güç olan PKK&#8217;nın bile bir toprak talebinin olmadığını defalarca deklere etmesine karşın)bunun anlamsız bir savaşın sürdürülmesine gerekçe gösterip,ama şimdi hatırı sayılır bir toprağı İsrail gibi işgalci ve saldırgan bir ülkenin denetimine vermesi ve ne hikmetse bu denli &#8220;kutsal&#8221;lık atfedilen topraktan birden vazgeçmesi büyük bir paradokstur.</p>
<p>Gelelim hükümetin tutumuna;<br />
Davos&#8217;ta &#8220;siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz&#8221;diye efelendiği devlet adamının ülkesine ülke topraklarının tasarrufu verilirken nasıl oluyor da seyirci kalabiliyor?.Hadi diyelim ki TSK&#8217;nın baskısı var(ki hiç şüphesiz vardır ve TSK,kendisini bu ülkenin tek sahibi ve yetkilisi görüyor)peki hükümetin buna sessiz kalmasına ne buyrulur?Demekki iş &#8220;maliyet&#8221;te,ekonomi çıkarlara vs.ye gelince &#8220;katiller&#8221;lede iş pişirilebiliyormuş.Sonuçtan bu çıkmıyorsa neden hükümet itiraz etmiyor?Etmiyor,çünkü işine öyle geliyor.Benim suçum yok diyerek sorumluluğu başka yere atacak ama gönülsüzce(!)masaya oturup bir güzel imzaları atacak.Bana pek mantıklı gelmedi.Mantık bir yana ülkemizin politik çizgisinin içte ve dışta nasıl bir perişanlık içerisinde olduğunun göstergesidir bu.Yani tek kelimeyle danışıklı dövüştür bu&#8230;aymazlık,sahtekârlık,gayri ahlâkilik ve çürümüşlüktür.Omurgasızlıktır.</p>
<p>Sonuç:<br />
Meseleye tamamen bu pencereden bakıyorum.Ne Doğan medyasının ne Zaman&#8217;ın ne de Taraf&#8217;ın tüm bu olan bitene nasıl bir tepki verdiğine değil,gerçekleri kimin dile getirdiğine bakarım.Ancak,bütün bunların buzdağının arkasına itilip meselenin bir &#8220;kayıkçı kavgası&#8221;na dönüştürüldüğü bir tartışmanın tarafı da olamam.Bu nedenle bana göre Ali bey meseleye son derece insanî bakmaktadır.Bana göre de meseleyi politik bir malzeme haline getirerek olaya sadece ideolojiler çerçevesinde yaklaşılmaktadır.Bizim kavgamız,&#8221;TSK mı sorumlu,hükümet mi sorumlu&#8221;gibi bir tartışmanın tarafı olmak değildir.Yeri geldiğinde pekâlâ ortak mutabakatlarda bulundukları gayet ortada.Fakat bu tartışmanın tarafı olmayacağız diye de yasal yollarla iktidara gelmiş bir parti ile ETÖ arasında garabet bir tercih yapacak kadar da çok şükür aklımı ekmek peynirle yemedim.Hükümetin elbette eleştirilecek pek çok icraat ve uygulamaları var.Yeri geldiğinde de eleştiririm.Fakat katliam,cinayet,provakasyon ve her türlü komploya bulaşmış bir çete ile her fırsatta karşılaştırılamaz.Hükümet öncekilerle benzer bir çizgi izliyor,biraz nüans farklılıkları olsa da çok da kayda değer bir farklılık yok.Ama öte yandan imanımızı gevretmiş,her türlü kirli ve pis işe bulaşmış bir çete vardır ve kimse kusura bakmasın ben bunu birbirinden ayırırım.Gizli veya aleni bu iki olguyu birbirinin alternatifi olarak görecek bir akıl tutulmasına sahip değilim.Her şeyden önce bizi yıllardır yöneten şu çete-devlet-mafya ilişkilerinden önce bir kurtulalım.Bu karanlık ilişkiler ortadan kaldırılmadığı sürece ne AKP hükümetini ne de bir başka hükümeti demokrasi kuralları içinde eleştirme şansımız bile olamaz.Dolayısıyla sayın Ali Duman düşüncelerime tercüman olmuştur.Kendisini bu dik ve onurlu duruşundan ötürü kutluyor ve tüm yüreğimle kendisine katılıyorum.Zaman polemik zamanı değil.Herkes elini vicdanına koysun ve başımıza örülen çorapları artık görsün diyorum.Daha ne zaman bizlere reva görülen puslu havayı soluyup gerçekleri ıskalayacağız?Artık kısır çekişmelerle kaybedecek zamanımız yok.</p>
<p>Saygılarımla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hakkı Bentek tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/22/mayinlar/#comment-32122</link>
		<dc:creator>Hakkı Bentek</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 09:20:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4958#comment-32122</guid>
		<description>Ali Duman Bey,

Ben yorumumu sizin için yapmadım. 
Hükümetin alenen yapmaya çalıştığı şeyleri bile görmezden gelip, laf karıştıran ve herkesi düşman gören bir zihniyet ile uzlaşamıyacağımın farkındayım.

Yorumum akıl izan sahibi, derin düşünebilen kimseler içindir. 

Dediğim gibi laf söyleyen çok. Ancak ülkenin durumu da ortada. Dünya'nın en yüksek işsizlik oranına sahip ülke olmamız başarı ise, insanlarımızın uzlaşmanın ne olduğunu bilmeyen, birlik ve beraberliğini kaybetmiş bir hale gelmesi iyi birşey ise, İnandığı gibi yaşamak isteyenlerin, bir yandan engellenirken, diğer yanda militan haline getirilmeleri  huzur ve rafahsa,  size mutluluklar dilerim Ali Bey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ali Duman Bey,</p>
<p>Ben yorumumu sizin için yapmadım.<br />
Hükümetin alenen yapmaya çalıştığı şeyleri bile görmezden gelip, laf karıştıran ve herkesi düşman gören bir zihniyet ile uzlaşamıyacağımın farkındayım.</p>
<p>Yorumum akıl izan sahibi, derin düşünebilen kimseler içindir. </p>
<p>Dediğim gibi laf söyleyen çok. Ancak ülkenin durumu da ortada. Dünya&#8217;nın en yüksek işsizlik oranına sahip ülke olmamız başarı ise, insanlarımızın uzlaşmanın ne olduğunu bilmeyen, birlik ve beraberliğini kaybetmiş bir hale gelmesi iyi birşey ise, İnandığı gibi yaşamak isteyenlerin, bir yandan engellenirken, diğer yanda militan haline getirilmeleri  huzur ve rafahsa,  size mutluluklar dilerim Ali Bey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

