<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Sanat İktidar İlişkisi Bağlamında Tiyatrocuların Yürüyüşü yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 24 May 2012 05:42:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ayıp sanat olur mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-36471</link>
		<dc:creator>Ayıp sanat olur mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 09:37:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-36471</guid>
		<description>[...] Sanat İktidar İlişkisi Bağlamında Tiyatrocuların Yürüyüşü  [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Sanat İktidar İlişkisi Bağlamında Tiyatrocuların Yürüyüşü  [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31839</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 15:18:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31839</guid>
		<description>suzan hanım elbette önemli olan eserdir. ama ben sanatçının ortaya koyduğu eserin sanatsal kalitesi ile onun iktidarla kurduğu ilişkinin birebir bağlantılı olduğunu düşünüyorum. mesela buna güncel bir örnekv ereyim. elif şafak'ın romanlarının kalitesinin düşmesi büyük oranda para vesaire ile kurduğu çift yönlü ilişkinin belirli bir süre sonra sanat eserine hakim olması ile ilgilidir diye düşünüyorum. yani elbette önemli olan eserdir ama o eseri ortaya koyan sanatçı da uzayda değil toplum içinde yaşar. dolayısıyla kurduğu ilişki biçimleri onun eserini etkiler. işte bu yüzden sanatçının hakikatle kurduğu ilişkinin düzeyini ve sahihliğini, o hakikatle arasındaki duvarların azlığına bağladım. iktidar ise çok kalın bir duvardır bence...sevgiyle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>suzan hanım elbette önemli olan eserdir. ama ben sanatçının ortaya koyduğu eserin sanatsal kalitesi ile onun iktidarla kurduğu ilişkinin birebir bağlantılı olduğunu düşünüyorum. mesela buna güncel bir örnekv ereyim. elif şafak&#8217;ın romanlarının kalitesinin düşmesi büyük oranda para vesaire ile kurduğu çift yönlü ilişkinin belirli bir süre sonra sanat eserine hakim olması ile ilgilidir diye düşünüyorum. yani elbette önemli olan eserdir ama o eseri ortaya koyan sanatçı da uzayda değil toplum içinde yaşar. dolayısıyla kurduğu ilişki biçimleri onun eserini etkiler. işte bu yüzden sanatçının hakikatle kurduğu ilişkinin düzeyini ve sahihliğini, o hakikatle arasındaki duvarların azlığına bağladım. iktidar ise çok kalın bir duvardır bence&#8230;sevgiyle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31836</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 15:00:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31836</guid>
		<description>Bu arada Sayın Gülşen,
Mümün camiadaki yazınız gözden kaçmamış :)
Sizi kesinlikle tanımıyoruz biline :)))
Haşiye: Sanatçı kaypaktır!!! :))) Evet, şu anda gülüyorum...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu arada Sayın Gülşen,<br />
Mümün camiadaki yazınız gözden kaçmamış <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Sizi kesinlikle tanımıyoruz biline :)))<br />
Haşiye: Sanatçı kaypaktır!!! :))) Evet, şu anda gülüyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31835</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 14:54:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31835</guid>
		<description>DÜZELTME:
Yugoslavya değil, Çekoslavakya olacaktı.
(kafamı taştan taşa vuruyorum şimdi :))))Öyle hızlı hızlı yazınca böyle oluyor :((</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DÜZELTME:<br />
Yugoslavya değil, Çekoslavakya olacaktı.<br />
(kafamı taştan taşa vuruyorum şimdi :))))Öyle hızlı hızlı yazınca böyle oluyor :((</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31834</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 14:53:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31834</guid>
		<description>DÜZELTME:
Yugoslavya değil, Çekoslavakya olacaktı.
(kafamı taştan taşa vuruyorum şimdi :))))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DÜZELTME:<br />
Yugoslavya değil, Çekoslavakya olacaktı.<br />
(kafamı taştan taşa vuruyorum şimdi :))))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31833</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 14:23:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31833</guid>
		<description>Biri Kundera mı dedi, alın size bir paradoks daha, kendileri Yugoslavya'nın Rus işgaline karşı cesaretle durmuş ama bir kongrede Filistin'i İsrail'e hediye olarak Avrupa'nın verdiğini söylemiştir.Şimdi Kundera'yı nasıl değerlendirmeli?! Eserleri mi, çoğunu okudum, en sıkıcılarını bile, yazar olarak da beğenirim ama iktidar ilişkisi bağlamında nasıl değerlendirmeliyim? Birine dik, diğerine eğik dururken!
Yine İslami sanatlar, evet hepsi tezli sanatlardır kimi fazlasıyla süslü, metaforlarla yüklü, kimi sade ama bir misyonun elçisidirler. Kayıtsız kaç sanatçı sayılabilir ve özellikle Enver Bey, sizin tanımınızdaki sanatçılar sanatçı kategorisinde değerlendirilebilirler mi? Bu onlara hakaret midir, övgü mü, sınırı belirsiz bir ölçek. Sanatçı bir şekilde bu dünyayla bağlıdır, yeteneği göksel olsa dahi. Eğer bu dünyayı aşmışsa o sanatçı mıdır? Sema ayinindeki gibi maneviyattan geleni halka dağıtıyorsa, sanatçı demek bu kişiye?
Sanat tuhaf bir şeydir. Sayın Gülşen, "islam kültürü için değerli sanat eserleri bu değerlerini hakim iktidarla kurdukları ilişkiyle mi elde ederler, yoksa grçekten büyük sanat eseri olmalarından mı?"demiş, bu tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar gibi felsefi bir alana kayan bir soru ve cevabı o kadar basit değil (Yumurtadan civciv çıkar :)) )Hangi sanat eserinin geleceğe kalacağını bilemezsiniz hatta çoğu iyi sanatçı döneminde sefaletle yüzyüze kalmış, kimisi de sefaletin yüzünü görmemiş. Ama sanatın geliştiği, sanatçının değer gördüğü yerler bir şekilde iktidar (güç, para), çünkü sanat eserini alan, değerlendiren bu kesim, bu noktada da sanat ve sanat eseri için bir burjuvazi şart. fazlasıyla maddi bir görüş olabilir hele ki sanatın doğası bunla tezatken. Bu yüzden sanat tuhaf bir şeydir, kimi iktidardan doğan sanat/sanat eseri kimi de ona karşıt sanat/sanat eseri geleceğe kalır. Bunun net bir formülü yok. sanatçılara kızsak da, bazen iktidar soytarılığına da soyunsalar... önemli olan eser diye düşünmüşümdür hep. Kalıcı olan eserdir sanatçı değil. Sanatçının da günümüzdeki aktiviteleri onların karakterlerine ait eksiler ya da artılar. 
Çok çetrefilli bir konu. Sanatı hep sanat için diye düşünmüşümdür, sanatın amacını da güzellik ama güzellik dahi konvansiyonel bir kavramken ve zamanla değişime açıkken, evrenseli yakalamak ve onu anlatmak sadece anlatmak değilken, dil, üslup, malzeme gibi biryığın değişken de işin içine girerken... nasıl net bir değerlendirme yapılabilir.
Ve şuna inanıyorum ki, sanatçı bencildir, kıskançtır, kendini gösterme arzusundadır, güzeli yakalamak için sosyalin dışındadır...
Değilim diyorsa zaten öyledir... :))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Biri Kundera mı dedi, alın size bir paradoks daha, kendileri Yugoslavya&#8217;nın Rus işgaline karşı cesaretle durmuş ama bir kongrede Filistin&#8217;i İsrail&#8217;e hediye olarak Avrupa&#8217;nın verdiğini söylemiştir.Şimdi Kundera&#8217;yı nasıl değerlendirmeli?! Eserleri mi, çoğunu okudum, en sıkıcılarını bile, yazar olarak da beğenirim ama iktidar ilişkisi bağlamında nasıl değerlendirmeliyim? Birine dik, diğerine eğik dururken!<br />
Yine İslami sanatlar, evet hepsi tezli sanatlardır kimi fazlasıyla süslü, metaforlarla yüklü, kimi sade ama bir misyonun elçisidirler. Kayıtsız kaç sanatçı sayılabilir ve özellikle Enver Bey, sizin tanımınızdaki sanatçılar sanatçı kategorisinde değerlendirilebilirler mi? Bu onlara hakaret midir, övgü mü, sınırı belirsiz bir ölçek. Sanatçı bir şekilde bu dünyayla bağlıdır, yeteneği göksel olsa dahi. Eğer bu dünyayı aşmışsa o sanatçı mıdır? Sema ayinindeki gibi maneviyattan geleni halka dağıtıyorsa, sanatçı demek bu kişiye?<br />
Sanat tuhaf bir şeydir. Sayın Gülşen, &#8220;islam kültürü için değerli sanat eserleri bu değerlerini hakim iktidarla kurdukları ilişkiyle mi elde ederler, yoksa grçekten büyük sanat eseri olmalarından mı?&#8221;demiş, bu tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar gibi felsefi bir alana kayan bir soru ve cevabı o kadar basit değil (Yumurtadan civciv çıkar :)) )Hangi sanat eserinin geleceğe kalacağını bilemezsiniz hatta çoğu iyi sanatçı döneminde sefaletle yüzyüze kalmış, kimisi de sefaletin yüzünü görmemiş. Ama sanatın geliştiği, sanatçının değer gördüğü yerler bir şekilde iktidar (güç, para), çünkü sanat eserini alan, değerlendiren bu kesim, bu noktada da sanat ve sanat eseri için bir burjuvazi şart. fazlasıyla maddi bir görüş olabilir hele ki sanatın doğası bunla tezatken. Bu yüzden sanat tuhaf bir şeydir, kimi iktidardan doğan sanat/sanat eseri kimi de ona karşıt sanat/sanat eseri geleceğe kalır. Bunun net bir formülü yok. sanatçılara kızsak da, bazen iktidar soytarılığına da soyunsalar&#8230; önemli olan eser diye düşünmüşümdür hep. Kalıcı olan eserdir sanatçı değil. Sanatçının da günümüzdeki aktiviteleri onların karakterlerine ait eksiler ya da artılar.<br />
Çok çetrefilli bir konu. Sanatı hep sanat için diye düşünmüşümdür, sanatın amacını da güzellik ama güzellik dahi konvansiyonel bir kavramken ve zamanla değişime açıkken, evrenseli yakalamak ve onu anlatmak sadece anlatmak değilken, dil, üslup, malzeme gibi biryığın değişken de işin içine girerken&#8230; nasıl net bir değerlendirme yapılabilir.<br />
Ve şuna inanıyorum ki, sanatçı bencildir, kıskançtır, kendini gösterme arzusundadır, güzeli yakalamak için sosyalin dışındadır&#8230;<br />
Değilim diyorsa zaten öyledir&#8230; :))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31823</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 12:37:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31823</guid>
		<description>aziz bey,
paylaşım için çok teşekkür ederim. kundera'nın bu kitabı (yanlış hatırlamıyorsam roman sanatı adıyla )can'dan çıkmıştı. yıllar önce baştan sona değil ama genel olarak bir göz gezdirdiğimi hatırlıyorum. alıntı bence çok anlamlı bir alıntı. teşekürler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aziz bey,<br />
paylaşım için çok teşekkür ederim. kundera&#8217;nın bu kitabı (yanlış hatırlamıyorsam roman sanatı adıyla )can&#8217;dan çıkmıştı. yıllar önce baştan sona değil ama genel olarak bir göz gezdirdiğimi hatırlıyorum. alıntı bence çok anlamlı bir alıntı. teşekürler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31818</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 11:33:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31818</guid>
		<description>Enver bey yazıyı okuyunca Milan Kundera'nın &lt;em&gt;Roman Sanatı&lt;/em&gt; üzerine yazdığı(PERDE adlı deneme kitabı)benzer düşünceleri anımsadım.Kundera da tıpkı sizin gibi sanat-iktidar ilişkisini irdeliyor bu çalışmasında.İlgimi çeken bölümü alıntılıyorum.

&lt;em&gt;1989'da,Komünist rejimin yıkılmasının ardından Prag'daki ilk konaklamalarımın birinde,hep orada yaşamış olan bir arkadaşım bana şöyle dedi:Bizim bir Balzac'a ihtiyacımız var.Çünkü burada gördüğün,içerdiği tüm zulüm ve aptallıkla,dolandırıcıların ve sonradan görmelerin bayağılığıyla kapitalist bir toplumun restorasyonu.İdeolojik sersemliğin yerini ticari sersemlik aldı.Ama bu yeni deneyimi renkli kılan,eskisini belleğinde taptaze saklıyor olması,iki deneyimin iç içe geçmesi ve tarihin,tıpkı Balzac'ın dönemindeki gibi sahneye inanılmaz karışıklıklar koyması.Ardından,arkadaşım bana eski parti üyesi yaşlı bir adamın hikâyesini anlattı,partinin üst kademelerinde görevli olan bu adam kızının,malları ellerinden alınmış büyük bir burjuva ailenin oğluyla evlenmesini desteklemiş ve damadına (düyün hediyesi olarak)derhal güzel bir kariyer sağlamıştır.Bugün,o aparaçik(sovyet rejiminde parti üyesi-Ç.N.)yalnızlık içinde hayatının sonuna gelmiş;damadın ailesi bir zamanlar ulusallaştırılan mal varlıklarını geri almış,kızı da komünist babasından utanç duyuyor ve onunla ancak gizli kapaklı görüşüyormuş.
Arkadaşım güldü:Farkında mısın?İşte bu,kelimesi kelimesine Goriot Baba'nın hikayesi!Terör döneminin güçlü adamı iki kızını "sınıf düşmanlarıyla"evlendirmiştir ve kızlar ilerde Restorasyon döneminde,onu tanımazdan geleceklerdir,o kadar ki,zavallı baba kızlarıyla hiçbir zaman uluorta görüşemeyecektir.
Uzun uzun gülmüştük.Bugün bu gülüş üzerinde düşünüyorum.Sahiden,biz niye gülmüştük?Yaşlı aparaçik çok mu gülünçtü?Bir başkasının yaşadığını tekrarladığı için mi komikti?Ama o hiçbir şey tekrarlamamıştı ki!Kendini tekrarlayan tarihti.Kendini tekrar etmek için de,utanmaz,akılsız,zevksiz olmak gerekir.Bizi güldüren tarihin zevksizliğiydi.

Bu,bana arkadaşımın dileğini hatırlattı.Bohemya'nın yaşamakta olduğu dönemin kendi Balzac'na ihtiyacı olduğu doğru muydu?Belki de.Belki de Çekler için,ülkelerinin yeniden kapitalistleşmesi hakkında romanlar,Balzac'ın üslubuyla yazılmış,çok kahramanlı geniş ve zengin bir çevrimsel romanlar okumak aydınlatıcı olurdu.Ama,romancı adına layık hiçbir romancı böyle bir roman yazmayacaktır.Bir başka &lt;strong&gt;insanlık&lt;/strong&gt; Komedyası yazılsa gülünç olurdu.Çünkü,tarihinin(insanlık tarihi)kendini tekrarlamak gibi bir zevksizliği olabilirse de,bir sanatın tarihi tekrarlara katlanamaz.Sanatın işi,büyük bir ayna gibi tarihinin bütün çalkantılarını,değişimlerini,ardı arkası kesilmeyen tekrarlarını kaydetmek değildir.Sanat,ilerleyişi içinde tarihi adım adım takip eden bir koro değildir.O,kendi tarihini yaratmak için vardır.Bir gün Avrupa'dan geriye kalacak olan,kendini tekrar eden ve içinde hiçbir değer taşımayan tarihi olmayacaktır.Ayakta kalma şansı olan tek şey,sanatlarının tarihidir.&lt;/em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey yazıyı okuyunca Milan Kundera&#8217;nın <em>Roman Sanatı</em> üzerine yazdığı(PERDE adlı deneme kitabı)benzer düşünceleri anımsadım.Kundera da tıpkı sizin gibi sanat-iktidar ilişkisini irdeliyor bu çalışmasında.İlgimi çeken bölümü alıntılıyorum.</p>
<p><em>1989&#8242;da,Komünist rejimin yıkılmasının ardından Prag&#8217;daki ilk konaklamalarımın birinde,hep orada yaşamış olan bir arkadaşım bana şöyle dedi:Bizim bir Balzac&#8217;a ihtiyacımız var.Çünkü burada gördüğün,içerdiği tüm zulüm ve aptallıkla,dolandırıcıların ve sonradan görmelerin bayağılığıyla kapitalist bir toplumun restorasyonu.İdeolojik sersemliğin yerini ticari sersemlik aldı.Ama bu yeni deneyimi renkli kılan,eskisini belleğinde taptaze saklıyor olması,iki deneyimin iç içe geçmesi ve tarihin,tıpkı Balzac&#8217;ın dönemindeki gibi sahneye inanılmaz karışıklıklar koyması.Ardından,arkadaşım bana eski parti üyesi yaşlı bir adamın hikâyesini anlattı,partinin üst kademelerinde görevli olan bu adam kızının,malları ellerinden alınmış büyük bir burjuva ailenin oğluyla evlenmesini desteklemiş ve damadına (düyün hediyesi olarak)derhal güzel bir kariyer sağlamıştır.Bugün,o aparaçik(sovyet rejiminde parti üyesi-Ç.N.)yalnızlık içinde hayatının sonuna gelmiş;damadın ailesi bir zamanlar ulusallaştırılan mal varlıklarını geri almış,kızı da komünist babasından utanç duyuyor ve onunla ancak gizli kapaklı görüşüyormuş.<br />
Arkadaşım güldü:Farkında mısın?İşte bu,kelimesi kelimesine Goriot Baba&#8217;nın hikayesi!Terör döneminin güçlü adamı iki kızını &#8220;sınıf düşmanlarıyla&#8221;evlendirmiştir ve kızlar ilerde Restorasyon döneminde,onu tanımazdan geleceklerdir,o kadar ki,zavallı baba kızlarıyla hiçbir zaman uluorta görüşemeyecektir.<br />
Uzun uzun gülmüştük.Bugün bu gülüş üzerinde düşünüyorum.Sahiden,biz niye gülmüştük?Yaşlı aparaçik çok mu gülünçtü?Bir başkasının yaşadığını tekrarladığı için mi komikti?Ama o hiçbir şey tekrarlamamıştı ki!Kendini tekrarlayan tarihti.Kendini tekrar etmek için de,utanmaz,akılsız,zevksiz olmak gerekir.Bizi güldüren tarihin zevksizliğiydi.</p>
<p>Bu,bana arkadaşımın dileğini hatırlattı.Bohemya&#8217;nın yaşamakta olduğu dönemin kendi Balzac&#8217;na ihtiyacı olduğu doğru muydu?Belki de.Belki de Çekler için,ülkelerinin yeniden kapitalistleşmesi hakkında romanlar,Balzac&#8217;ın üslubuyla yazılmış,çok kahramanlı geniş ve zengin bir çevrimsel romanlar okumak aydınlatıcı olurdu.Ama,romancı adına layık hiçbir romancı böyle bir roman yazmayacaktır.Bir başka <strong>insanlık</strong> Komedyası yazılsa gülünç olurdu.Çünkü,tarihinin(insanlık tarihi)kendini tekrarlamak gibi bir zevksizliği olabilirse de,bir sanatın tarihi tekrarlara katlanamaz.Sanatın işi,büyük bir ayna gibi tarihinin bütün çalkantılarını,değişimlerini,ardı arkası kesilmeyen tekrarlarını kaydetmek değildir.Sanat,ilerleyişi içinde tarihi adım adım takip eden bir koro değildir.O,kendi tarihini yaratmak için vardır.Bir gün Avrupa&#8217;dan geriye kalacak olan,kendini tekrar eden ve içinde hiçbir değer taşımayan tarihi olmayacaktır.Ayakta kalma şansı olan tek şey,sanatlarının tarihidir.</em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Yürekli tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31808</link>
		<dc:creator>Ali Yürekli</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 09:08:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31808</guid>
		<description>Özlem hanıma,eg ve suzannur'a genel itibariyle katılıyorum. Benim gördüğüm sanatı sanatçının seviyesini, kalitesini, uzum ömürlü olup olmuyacağını, ne kadar kitle tarafından veya kitle çeşitliliğinden içselleştirileceğini sanatını hangi merkezin yörüngesine oturtacağı belirliyor. Mesele iktidarın yörüngesine mi? Paranın yörügesine mi? Adaletin ve vicdanın yörügesine mi? İktidarı, parayı, adalet ve  vicdanı harmanlayıp onun yörüngesine mi okuyacağı onun sanatçı kimliğini kalitesini oluşturacaktır. Dünya malına, mülküne, parasına, gücüne, arzularına esir düşmüş sanatçı, sanaçılıktan çıkıp zanaatçılığa terfi ediyor. Bu da sanatçı değil esnaf. Ben adaletin ve vicdanın yörüngesine oturtmuş ve bunu en iyi içselleştirmiş kişinin sanatçı mertebesine, ünvanına ulaşabileceğini düşünüyorum. Bir sanat ve sanatçı vardır. Birde sanat ve ondan geçinen işçiler. Adaleti ve vicdanı merkez almayan kimseye açıkçası ben sanatçı gözüyle bakmıyorum. Dünya da pirim vermiyor saten. Ha neden bu kadar sanat işçisi var da sanatçı yok. Sanatçının sanatını üretmesi ve sunması için iktidarların hoşgörüsüne ve tahammül sınırına ihtiyacı var. Aksi halde size elinde ki bulundurduğu gücü sizin aleyhinize kullanabilir elindeki imtiyazdan yararlanmanızı önlüyebilir. Dolayısı ile devletle işi olanlarda devletin tepkisini çekmemek için aynı ambargoyu size uygulayacaklardır. Adaleti ve vicdanı esas almaktansa iktidarı ve parayı merkez almanın sanatın işçisi olmayı tercih ediyorlar. Yürüyen sanat işçileri hakkındaki görüşüm ise. Eski şaşalı dönemlerinin özlemi içinde yanıp kavrulmalarının bir dışa vurumudur. Kendilerini iktidar, şöhret ve paranın yörüngesine oturtma çabasıdır. Diyeceksiniz ki iktidara, paraya, şöhrete karşı tepki koydular zaten. Hayıııııır.:) Orda iktidar yok hükümet var. İktidara,paraya ve şöhtere karşı yapıp yapmadığını nasıl anlarız. Sağlamasını yaparız. Basit sonuç kısmına bakalım. Eğer iktidara,paraya ve şöhrete karşı yapmış iseler bunlardan mahrum kalırlar. Peki sonuç ne bir Basının %70ini elinde bulunduran iktidarın kahramanı!!? oldular ekrana çıkartıldılar ve çıkartılacaklar. %70-80 sanatı elinde bulunduran iktidar bu jestlerini karşılıksız bırakmıyacak bu da para olarak dönecek. İktidarın 100 yıldır kadrolaşmış kamu kurumlarında saygınlık kazanacaklar. Burdan da anlaşılacağı üzere sanatı İktidarın, paranın ve şöhretin yörüngesine oturtturmayı başardıkları anlaşılıyor. Bunlarda sanatçı değil sanattan geçinen işçilerdir. Ayrıca eski sanat işçilerinin ben çok azı hariç çok yetenek sahabi olduklarını düşünmüyorum. Yetenekli oyuncu geçişkenliği olan oyuncudur. Sadece bir karakterde kendini ifade edebilen bunun dışına çıkamıyan tek kurşunluk oyuncu kitlesi. Son kullanma tarihi dolmuştur. Çünkü genç nesile hitap edebilecek şekilde kendilerini revize edememişler. Niyetlerinin olduğunu da sanmıyorum. Eski yaptıkları sanat işçiliği ile yetinmek onlara yetiyor gibi. Arada sırada sokaklara dökülür kendilerini gösterir. İktidara biat ederler olur biter. Bundan iyisi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanıma,eg ve suzannur&#8217;a genel itibariyle katılıyorum. Benim gördüğüm sanatı sanatçının seviyesini, kalitesini, uzum ömürlü olup olmuyacağını, ne kadar kitle tarafından veya kitle çeşitliliğinden içselleştirileceğini sanatını hangi merkezin yörüngesine oturtacağı belirliyor. Mesele iktidarın yörüngesine mi? Paranın yörügesine mi? Adaletin ve vicdanın yörügesine mi? İktidarı, parayı, adalet ve  vicdanı harmanlayıp onun yörüngesine mi okuyacağı onun sanatçı kimliğini kalitesini oluşturacaktır. Dünya malına, mülküne, parasına, gücüne, arzularına esir düşmüş sanatçı, sanaçılıktan çıkıp zanaatçılığa terfi ediyor. Bu da sanatçı değil esnaf. Ben adaletin ve vicdanın yörüngesine oturtmuş ve bunu en iyi içselleştirmiş kişinin sanatçı mertebesine, ünvanına ulaşabileceğini düşünüyorum. Bir sanat ve sanatçı vardır. Birde sanat ve ondan geçinen işçiler. Adaleti ve vicdanı merkez almayan kimseye açıkçası ben sanatçı gözüyle bakmıyorum. Dünya da pirim vermiyor saten. Ha neden bu kadar sanat işçisi var da sanatçı yok. Sanatçının sanatını üretmesi ve sunması için iktidarların hoşgörüsüne ve tahammül sınırına ihtiyacı var. Aksi halde size elinde ki bulundurduğu gücü sizin aleyhinize kullanabilir elindeki imtiyazdan yararlanmanızı önlüyebilir. Dolayısı ile devletle işi olanlarda devletin tepkisini çekmemek için aynı ambargoyu size uygulayacaklardır. Adaleti ve vicdanı esas almaktansa iktidarı ve parayı merkez almanın sanatın işçisi olmayı tercih ediyorlar. Yürüyen sanat işçileri hakkındaki görüşüm ise. Eski şaşalı dönemlerinin özlemi içinde yanıp kavrulmalarının bir dışa vurumudur. Kendilerini iktidar, şöhret ve paranın yörüngesine oturtma çabasıdır. Diyeceksiniz ki iktidara, paraya, şöhrete karşı tepki koydular zaten. Hayıııııır.:) Orda iktidar yok hükümet var. İktidara,paraya ve şöhtere karşı yapıp yapmadığını nasıl anlarız. Sağlamasını yaparız. Basit sonuç kısmına bakalım. Eğer iktidara,paraya ve şöhrete karşı yapmış iseler bunlardan mahrum kalırlar. Peki sonuç ne bir Basının %70ini elinde bulunduran iktidarın kahramanı!!? oldular ekrana çıkartıldılar ve çıkartılacaklar. %70-80 sanatı elinde bulunduran iktidar bu jestlerini karşılıksız bırakmıyacak bu da para olarak dönecek. İktidarın 100 yıldır kadrolaşmış kamu kurumlarında saygınlık kazanacaklar. Burdan da anlaşılacağı üzere sanatı İktidarın, paranın ve şöhretin yörüngesine oturtturmayı başardıkları anlaşılıyor. Bunlarda sanatçı değil sanattan geçinen işçilerdir. Ayrıca eski sanat işçilerinin ben çok azı hariç çok yetenek sahabi olduklarını düşünmüyorum. Yetenekli oyuncu geçişkenliği olan oyuncudur. Sadece bir karakterde kendini ifade edebilen bunun dışına çıkamıyan tek kurşunluk oyuncu kitlesi. Son kullanma tarihi dolmuştur. Çünkü genç nesile hitap edebilecek şekilde kendilerini revize edememişler. Niyetlerinin olduğunu da sanmıyorum. Eski yaptıkları sanat işçiliği ile yetinmek onlara yetiyor gibi. Arada sırada sokaklara dökülür kendilerini gösterir. İktidara biat ederler olur biter. Bundan iyisi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Librarian tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31803</link>
		<dc:creator>Librarian</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 08:35:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31803</guid>
		<description>Konu ile ilgili olarak bir haber portalında yapılan "geyik"i dikkatlerinize arzederim. Bkz:

http://www.haber24.com/Guncel/1-45214/Darbe-olursa-pornocu-olursunuz.html

haberine yazılan yorumlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Konu ile ilgili olarak bir haber portalında yapılan &#8220;geyik&#8221;i dikkatlerinize arzederim. Bkz:</p>
<p><a href="http://www.haber24.com/Guncel/1-45214/Darbe-olursa-pornocu-olursunuz.html" rel="nofollow">http://www.haber24.com/Guncel/1-45214/Darbe-olursa-pornocu-olursunuz.html</a></p>
<p>haberine yazılan yorumlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31801</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 08:19:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31801</guid>
		<description>tuncay bey,
doğrusu hakkı devrim'in yazısından sizin yorumunuzla haberim oldu. kendisini okumam pek. bu yazısı üzerine gökhan özgün radikal'de yazmaya başladığında (gökhan özgün ilk yazılarında müthiş bir başlangıç yapmış ve radikal ve doğan grubunun geleneksel çizgisine ters bir noktaya işaet ediyordu)gökhan özgün'e söylediği şeyler aklıma geldi. 

gökhan özgün için "yakın zamanda bana bir komşu geldi(gazetedeki sayfanın komşusu) bu komuşunun yazarlığını falan bilmem. adını da hiç duymadım..."vesaire deyip gökhan özgün'e giydirmeye kalkmıştı. gökhan özgün de cevaben hakkı devrim'in seviyesine ve anlayış kapasitesine uygun bir cevap yazmıştı. doğrusu ben hakkı devrim'in anlayış kapasitesine uygun bir dil bilmiyorum. o yüzden cevap vermeye değmez:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tuncay bey,<br />
doğrusu hakkı devrim&#8217;in yazısından sizin yorumunuzla haberim oldu. kendisini okumam pek. bu yazısı üzerine gökhan özgün radikal&#8217;de yazmaya başladığında (gökhan özgün ilk yazılarında müthiş bir başlangıç yapmış ve radikal ve doğan grubunun geleneksel çizgisine ters bir noktaya işaet ediyordu)gökhan özgün&#8217;e söylediği şeyler aklıma geldi. </p>
<p>gökhan özgün için &#8220;yakın zamanda bana bir komşu geldi(gazetedeki sayfanın komşusu) bu komuşunun yazarlığını falan bilmem. adını da hiç duymadım&#8230;&#8221;vesaire deyip gökhan özgün&#8217;e giydirmeye kalkmıştı. gökhan özgün de cevaben hakkı devrim&#8217;in seviyesine ve anlayış kapasitesine uygun bir cevap yazmıştı. doğrusu ben hakkı devrim&#8217;in anlayış kapasitesine uygun bir dil bilmiyorum. o yüzden cevap vermeye değmez:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuncay Yılmazer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31795</link>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 06:23:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31795</guid>
		<description>Hakkı Devrim bugünkü Radikal'de soruyor: Enver Gülşen'i tanıyor musunuz diye?

Enver Hocam, Eline sağlık. Yazının değeri bu tip yazılarla daha iyi anlaşılıyor.







..............



Müminler kanadının en aklı başında olanı diye bildiğimiz bir gazetede, «Araştırmacı-Yazar»lardan biri bu gösteriyi şöyle değerlendirmişti: «Kemalist ideolojinin yetiştirdiği organik aydınlar gibi, organik sanat esnafı da çoğunlukla darbeci bir zihniyetin devam ettirici şartlarını ortaya koyma işlevi görmüşlerdir. Bu esnafın en belirgin özelliği, topluma tepeden bakmaları ve toplumun demokratik tercihlerini her fırsatta aşağılamalarıdır. (...) Bu tür kişiler arasından, isimlerinin bütün şaşaasına rağmen gerçek sanatçı çıkabilme olasılığı çok ama çok düşüktür» (Yeni Şafak, 20 mayıs).
*
Yazı içinde yayımlanan fotoğrafa, «organik esnaf» arasında kimler varmış? diye baktım.
Ön safta gördüklerim, soldan sağa bakın kimlerdi: Macide Tanır, Fazıl Say, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Haldun Dormen, Engin Cezzar, İzzet Günay... Gene benim bildiklerimden Zuhal Olcay, Ali Poyrazoğlu, Rutkay Aziz, Müjdat Gezen de oradaydılar.
Hepsi canım ciğerim. Haber verseler gider, o kadar ayakta dikilemesem de bir pencereden onları alkışlardım. Adını verdiklerim başta olmak üzere, o kafilenin her yaptığına katılabilirim.
Yazıya imza atan araştırmacı yazarın adı Enver Gülşen. Daha önce bir yazısını okumamıştım. Siz tanıyor musunuz?

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&#38;ArticleID=937098&#38;Yazar=HAKKI%20DEVRİM&#38;Date=22.05.2009&#38;CategoryID=98</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hakkı Devrim bugünkü Radikal&#8217;de soruyor: Enver Gülşen&#8217;i tanıyor musunuz diye?</p>
<p>Enver Hocam, Eline sağlık. Yazının değeri bu tip yazılarla daha iyi anlaşılıyor.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Müminler kanadının en aklı başında olanı diye bildiğimiz bir gazetede, «Araştırmacı-Yazar»lardan biri bu gösteriyi şöyle değerlendirmişti: «Kemalist ideolojinin yetiştirdiği organik aydınlar gibi, organik sanat esnafı da çoğunlukla darbeci bir zihniyetin devam ettirici şartlarını ortaya koyma işlevi görmüşlerdir. Bu esnafın en belirgin özelliği, topluma tepeden bakmaları ve toplumun demokratik tercihlerini her fırsatta aşağılamalarıdır. (&#8230;) Bu tür kişiler arasından, isimlerinin bütün şaşaasına rağmen gerçek sanatçı çıkabilme olasılığı çok ama çok düşüktür» (Yeni Şafak, 20 mayıs).<br />
*<br />
Yazı içinde yayımlanan fotoğrafa, «organik esnaf» arasında kimler varmış? diye baktım.<br />
Ön safta gördüklerim, soldan sağa bakın kimlerdi: Macide Tanır, Fazıl Say, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Haldun Dormen, Engin Cezzar, İzzet Günay&#8230; Gene benim bildiklerimden Zuhal Olcay, Ali Poyrazoğlu, Rutkay Aziz, Müjdat Gezen de oradaydılar.<br />
Hepsi canım ciğerim. Haber verseler gider, o kadar ayakta dikilemesem de bir pencereden onları alkışlardım. Adını verdiklerim başta olmak üzere, o kafilenin her yaptığına katılabilirim.<br />
Yazıya imza atan araştırmacı yazarın adı Enver Gülşen. Daha önce bir yazısını okumamıştım. Siz tanıyor musunuz?</p>
<p><a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=937098&amp;Yazar=HAKKI%20DEVR" rel="nofollow">http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=937098&amp;Yazar=HAKKI%20DEVR</a>İM&amp;Date=22.05.2009&amp;CategoryID=98</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31790</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 05:42:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31790</guid>
		<description>Bence bu konuya bir de hangi sanat diyerek bakmak lazim. Mesela ben bir klasik müzik eserini dinlerken bestecisi saray müdavimi mi imiş anarşist mi imiş çok da ilgilenmem. Ama sinema ya da edebiyat biraz farklı. Orada elbette iktidar şakşakçılığına propoganda malzemesine dönüşmüş bir eser estetik de olsa benim için artık bir üründür. Aslında sanat bir başkaldırı bir itiraz oldukça güzel bu gibi alanlarda. Belki de o yüzden totaliter rejimlerde ne kadar boğmaya çalışsa da çok iyi sanatçılar çıkabiliyor.
Onur bey örnek istemiş. Bilmiyorum İran sineması ve resim sanatı ile mesela İngiliz sinemasını kıyas edin desem kendisi için yeterli olur mu? Ya da 20. yüzyıl modern mimarisi ile ortaçağ batı ve islam eserlerini.
Mimar Sinan'ı. Ben istikrar diye bir kelime kullandığımı hatırlamıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence bu konuya bir de hangi sanat diyerek bakmak lazim. Mesela ben bir klasik müzik eserini dinlerken bestecisi saray müdavimi mi imiş anarşist mi imiş çok da ilgilenmem. Ama sinema ya da edebiyat biraz farklı. Orada elbette iktidar şakşakçılığına propoganda malzemesine dönüşmüş bir eser estetik de olsa benim için artık bir üründür. Aslında sanat bir başkaldırı bir itiraz oldukça güzel bu gibi alanlarda. Belki de o yüzden totaliter rejimlerde ne kadar boğmaya çalışsa da çok iyi sanatçılar çıkabiliyor.<br />
Onur bey örnek istemiş. Bilmiyorum İran sineması ve resim sanatı ile mesela İngiliz sinemasını kıyas edin desem kendisi için yeterli olur mu? Ya da 20. yüzyıl modern mimarisi ile ortaçağ batı ve islam eserlerini.<br />
Mimar Sinan&#8217;ı. Ben istikrar diye bir kelime kullandığımı hatırlamıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31781</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 23:16:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31781</guid>
		<description>aslında konuyu şöyle açmak gerekli. 

yarattığı sanat eseri sanat açısından değerli bir insan sanat eserinin verdiği prestiji iktidarla ilişkisinde ve bir tür iktidarı (kültürü ya da düşünceyi değil) yüceltmek ve ondan nemalanmak için kullanabilir mi? eğer kullanıyorsa bu yaptığı o sanatçının sanatçılık düzeyine nasıl bir katkı yapar?

bir sanat eserinin elbette ait olduğu kültürel havza ile ilişkisi vardır. olmalıdır da zaten. ama bu kültürel ilişki ile iktidar ilişkisi zorunlu olarak aynı şey manasına mı gelir? yani diyelim ki islam kültürü için değerli sanat eserleri bu değerlerini hakim iktidarla kurdukları ilişkiyle mi elde ederler, yoksa grçekten büyük sanat eseri olmalarından mı? değerini iktidarla ilişkisinden alan  sanat eserleri evrenselliklerini nasıl kazanırlar? ya da bir sanatçı yarattığı sanat eserini mecburi olarak iktidarla olumlu ya da olumsuz bir ilişkide mi kurar? bence böyle olmaz. islam sanatında mesela tasavvufun çok önemli bir yeri vardır ve dayanağını tasavvuftan alan sanat eserleri büyük oranda iktidara kayıtsızdırlar. iktidar denen şeyi dünyevi bir çocukluk halinin tezahürü ve hırs olarak görürler. bugün yunus'un şiirlerinin ulaştığı sadeliğe ulaşabilen ne kadar az şiir var tüm dünya şiirinde. bence bu yunus'un iktidara karşı kayıtsızlığı ve Allah'tan başka dünyevi bir iktidara sağır olmasından kaynaklanıyor.bu noktada sanatçı ile ermiş aynı şey oluyor(çünkü ikisi de ilhamdan besleniyor). sanatçı ilhamını aldığı kaynakla sanatı arasına ne kadar duvar kurarsa(iktidar da o duvarlardan birisidir bence)yarattığı sanat eseri o derece sanattan uzaklaşır, kendisiyle birlikte... divan şairlerinin bazıları ile iktidar arasında ilişki vardır; ancak benim kast ettiğim iktidar ilişkisi bu değil. mesela hiçkimse fuzuli'ye propaganda şiiri yazmıştır diyemez herhalde. fuzuli'yi fuzuli yapan leyla ile mecnun divanıdır, su kasidesidir vesaire...ama iktidara övgü şiiri yazdıysa (ki ben hatırlamıyorum varsa da)da fuzuli'yi fuzuli yapan bu şiirleri değildir. 

aslında üzerinde düşünülmesi ve çokça tartışılması gereken bir konu bu. yıllardır üzerine düşünürüm ama gerçekten bir sonuca varamadım ben de.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aslında konuyu şöyle açmak gerekli. </p>
<p>yarattığı sanat eseri sanat açısından değerli bir insan sanat eserinin verdiği prestiji iktidarla ilişkisinde ve bir tür iktidarı (kültürü ya da düşünceyi değil) yüceltmek ve ondan nemalanmak için kullanabilir mi? eğer kullanıyorsa bu yaptığı o sanatçının sanatçılık düzeyine nasıl bir katkı yapar?</p>
<p>bir sanat eserinin elbette ait olduğu kültürel havza ile ilişkisi vardır. olmalıdır da zaten. ama bu kültürel ilişki ile iktidar ilişkisi zorunlu olarak aynı şey manasına mı gelir? yani diyelim ki islam kültürü için değerli sanat eserleri bu değerlerini hakim iktidarla kurdukları ilişkiyle mi elde ederler, yoksa grçekten büyük sanat eseri olmalarından mı? değerini iktidarla ilişkisinden alan  sanat eserleri evrenselliklerini nasıl kazanırlar? ya da bir sanatçı yarattığı sanat eserini mecburi olarak iktidarla olumlu ya da olumsuz bir ilişkide mi kurar? bence böyle olmaz. islam sanatında mesela tasavvufun çok önemli bir yeri vardır ve dayanağını tasavvuftan alan sanat eserleri büyük oranda iktidara kayıtsızdırlar. iktidar denen şeyi dünyevi bir çocukluk halinin tezahürü ve hırs olarak görürler. bugün yunus&#8217;un şiirlerinin ulaştığı sadeliğe ulaşabilen ne kadar az şiir var tüm dünya şiirinde. bence bu yunus&#8217;un iktidara karşı kayıtsızlığı ve Allah&#8217;tan başka dünyevi bir iktidara sağır olmasından kaynaklanıyor.bu noktada sanatçı ile ermiş aynı şey oluyor(çünkü ikisi de ilhamdan besleniyor). sanatçı ilhamını aldığı kaynakla sanatı arasına ne kadar duvar kurarsa(iktidar da o duvarlardan birisidir bence)yarattığı sanat eseri o derece sanattan uzaklaşır, kendisiyle birlikte&#8230; divan şairlerinin bazıları ile iktidar arasında ilişki vardır; ancak benim kast ettiğim iktidar ilişkisi bu değil. mesela hiçkimse fuzuli&#8217;ye propaganda şiiri yazmıştır diyemez herhalde. fuzuli&#8217;yi fuzuli yapan leyla ile mecnun divanıdır, su kasidesidir vesaire&#8230;ama iktidara övgü şiiri yazdıysa (ki ben hatırlamıyorum varsa da)da fuzuli&#8217;yi fuzuli yapan bu şiirleri değildir. </p>
<p>aslında üzerinde düşünülmesi ve çokça tartışılması gereken bir konu bu. yıllardır üzerine düşünürüm ama gerçekten bir sonuca varamadım ben de.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31777</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 22:26:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31777</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;"Sanatçılar bencildir, sanatı için bazen onaylamadığımız şeyler yaparlar, varlık sebepleri yetenekleridir de onu gösterebilmek için bazen yanlış/doğru adımlar atarlar."&lt;/blockquote&gt;

suzan hanım dediğim gibi aslında herkesin bir sanat ve sanatçı tanımı var ve bunlar üzerinden yürütüyoruz tartışmalarımızı. ancak beni yazıda birkaç kademe belirlemeye çalışırken, en ayrıcalıklı yeri de (ki bu yerdeki sanatçıların dünya tarihinde cidden de çok az olduğunu düşünüyorum) eseri ile vicdanı arasında köprü kurabilmiş olanlara verdim. ancak iktidarla ilişkisi olup da gerçekten sanatçı olarak nitelendirdiklerim de var. bunlar eğer sanat eserinin prestijini iktidarla kurdukları ilişkide iktidarı beslemek için kullanıyorlarsa bunların yaptığına da kendi eserlerinin tüccarlığını yapmak adını verdim. ancak bir sanat dalıyla iştigal edenlerin ezici bir çoğunluğunun sanatçı olarak adlandırılamayacağını, ama sanat esnafı veya zannatkar olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. 

tarkovsky galiba mühürlenmiş zaman'da ya da bir röportajındaydı, picasso için birşey söyler. der ki "isminin bütün şaşaasına rağmen picasso'nun sanatın yanına yaklaşabildiğini düşünümüyırum" . doğrusu picasso için ben de aynı şeyleri düşünüyorum. 

ben sanatçının negatif ya da pozitif olarak iktidarla ilişkisiyla kalıcı olabildiine inanmıyorum. tam tersi iktidara karşı kayıtsızlığı (ve iktidarı kişisel olarak reddetmeleri) büyük sanatçı yapar diye düşünüyorum(bu konumda sanatçı bir nevi ermiş gibidir zaten). ama en başta söylediğim gibi bu konumdaki bir sanatçı (mevlana benim için o konumdadır işte)dünya tarihinde çok ama çok azdır. 

en başta sizden alıntıladığım şeye şimdi cevap vereyim...bense sanatın insan eylemleri içinde bencil olmayan tek eylem olduğunu düşünüyorum. bencilse de zaten kategorize ettiğim bölgenin en alt kısmındaki konuma sahip bir sanat(ımsı)dır yapılan...çünkü sanat, sanatçı için zorunlu bir boşalmaya tekabül eder. yani bu boşalma bencil bir görüntü verdiğinde dahi,bencillikten değil zorunluluktan olur bence...ama dediğim gibi benim bu şekilde tanımladığım sanatçı dünya tarihinde çok az. 20yy batı dünyasında ise mumla aramak lazım bulmak için...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;Sanatçılar bencildir, sanatı için bazen onaylamadığımız şeyler yaparlar, varlık sebepleri yetenekleridir de onu gösterebilmek için bazen yanlış/doğru adımlar atarlar.&#8221;</p></blockquote>
<p>suzan hanım dediğim gibi aslında herkesin bir sanat ve sanatçı tanımı var ve bunlar üzerinden yürütüyoruz tartışmalarımızı. ancak beni yazıda birkaç kademe belirlemeye çalışırken, en ayrıcalıklı yeri de (ki bu yerdeki sanatçıların dünya tarihinde cidden de çok az olduğunu düşünüyorum) eseri ile vicdanı arasında köprü kurabilmiş olanlara verdim. ancak iktidarla ilişkisi olup da gerçekten sanatçı olarak nitelendirdiklerim de var. bunlar eğer sanat eserinin prestijini iktidarla kurdukları ilişkide iktidarı beslemek için kullanıyorlarsa bunların yaptığına da kendi eserlerinin tüccarlığını yapmak adını verdim. ancak bir sanat dalıyla iştigal edenlerin ezici bir çoğunluğunun sanatçı olarak adlandırılamayacağını, ama sanat esnafı veya zannatkar olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. </p>
<p>tarkovsky galiba mühürlenmiş zaman&#8217;da ya da bir röportajındaydı, picasso için birşey söyler. der ki &#8220;isminin bütün şaşaasına rağmen picasso&#8217;nun sanatın yanına yaklaşabildiğini düşünümüyırum&#8221; . doğrusu picasso için ben de aynı şeyleri düşünüyorum. </p>
<p>ben sanatçının negatif ya da pozitif olarak iktidarla ilişkisiyla kalıcı olabildiine inanmıyorum. tam tersi iktidara karşı kayıtsızlığı (ve iktidarı kişisel olarak reddetmeleri) büyük sanatçı yapar diye düşünüyorum(bu konumda sanatçı bir nevi ermiş gibidir zaten). ama en başta söylediğim gibi bu konumdaki bir sanatçı (mevlana benim için o konumdadır işte)dünya tarihinde çok ama çok azdır. </p>
<p>en başta sizden alıntıladığım şeye şimdi cevap vereyim&#8230;bense sanatın insan eylemleri içinde bencil olmayan tek eylem olduğunu düşünüyorum. bencilse de zaten kategorize ettiğim bölgenin en alt kısmındaki konuma sahip bir sanat(ımsı)dır yapılan&#8230;çünkü sanat, sanatçı için zorunlu bir boşalmaya tekabül eder. yani bu boşalma bencil bir görüntü verdiğinde dahi,bencillikten değil zorunluluktan olur bence&#8230;ama dediğim gibi benim bu şekilde tanımladığım sanatçı dünya tarihinde çok az. 20yy batı dünyasında ise mumla aramak lazım bulmak için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31775</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 21:59:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31775</guid>
		<description>Picasso'nun Guernica'sı geldi aklıma bu yazıyı okuduğumda,sanatçı kimdir ve kim olmalıdır? Bir şeye karşı olmalı mıdır ya da karşı olması gereken vakit geldiğinde her şeyi göze alarak ne kadar dik durabilir(kime göre dik, kime göre eğik?)?
Fildişi kulesinden ne zaman çıkmalıdır sanatçı? O kuleyi karşı olması gerekenlerin metasıyla örerken...
Sanatçı ne deresede iktidardan (güç ve para) uzakta kalabilir?
Aslında hiçbir zaman, ya onu savunur ya da onu reddeder ama reddederken dahi o iktidarla bir şekilde ilişki içindedir. Onu reddettiği ürün/sanat eseri dahi bir şekilde iktidara bulaşmış olur. Onun üzerinden kıymet kazanır. Paradoks.
Sanat eseri ve sanatçı daima burjuvaziyle (genel anlamda söylüyorum, sadece Avrupa zenginleri için değil) ve yönetimdeki insanlarla hep iç içe olmuştur, onları reddederken dahi. Daima bir düşüncenin etrafında şekillenmiş, (İslami sanatlar dahi İslam fikrinin temayüzü değil midir) bu düşüncenin de en çok tartışıldığı, geliştiği, değiştiği alanda, tam merkezde yer almıştır. Medeniyet inşa ederken onu sadece iktidarla inşa etmezsiniz, sanatla onu perçinlersiniz. Bu noktada sanatın gelişimi dahi iktidar-sanat ilişkisi içinde net bir değerlendirmeyle ortaya konabilir. Fuzuli, Bağdat'tan ah eder, İstanbul'dan (saraydan) uzakta kaldığı için? Peki gerçek sanatçı değil midir? Elbette sanatçıdır...
Sanatçılar bencildir, sanatı için bazen onaylamadığımız şeyler yaparlar, varlık sebepleri yetenekleridir de onu gösterebilmek için bazen yanlış/doğru adımlar atarlar.
Kısacası iktidara yakınken de uzağındayken de, iktidarla olan ilişkileri sayesinde (pozitif veya negatif) kalıcı hale gelirler. 
Namık Kemal, iktidara karşı olarak sanatıyla vücud bulur, Nedim tam iktidarın göbeğinde şaşaa içinde yaşayarak...
Sonuç, sonuç yok, sanatçının olduğu her yerde paradoks ve fululuk kaçınılmaz.Tıpkı bu olayda, beğenmesek de, varlıklarını başka bir iktidarın gölgesine dayayanlar gibi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Picasso&#8217;nun Guernica&#8217;sı geldi aklıma bu yazıyı okuduğumda,sanatçı kimdir ve kim olmalıdır? Bir şeye karşı olmalı mıdır ya da karşı olması gereken vakit geldiğinde her şeyi göze alarak ne kadar dik durabilir(kime göre dik, kime göre eğik?)?<br />
Fildişi kulesinden ne zaman çıkmalıdır sanatçı? O kuleyi karşı olması gerekenlerin metasıyla örerken&#8230;<br />
Sanatçı ne deresede iktidardan (güç ve para) uzakta kalabilir?<br />
Aslında hiçbir zaman, ya onu savunur ya da onu reddeder ama reddederken dahi o iktidarla bir şekilde ilişki içindedir. Onu reddettiği ürün/sanat eseri dahi bir şekilde iktidara bulaşmış olur. Onun üzerinden kıymet kazanır. Paradoks.<br />
Sanat eseri ve sanatçı daima burjuvaziyle (genel anlamda söylüyorum, sadece Avrupa zenginleri için değil) ve yönetimdeki insanlarla hep iç içe olmuştur, onları reddederken dahi. Daima bir düşüncenin etrafında şekillenmiş, (İslami sanatlar dahi İslam fikrinin temayüzü değil midir) bu düşüncenin de en çok tartışıldığı, geliştiği, değiştiği alanda, tam merkezde yer almıştır. Medeniyet inşa ederken onu sadece iktidarla inşa etmezsiniz, sanatla onu perçinlersiniz. Bu noktada sanatın gelişimi dahi iktidar-sanat ilişkisi içinde net bir değerlendirmeyle ortaya konabilir. Fuzuli, Bağdat&#8217;tan ah eder, İstanbul&#8217;dan (saraydan) uzakta kaldığı için? Peki gerçek sanatçı değil midir? Elbette sanatçıdır&#8230;<br />
Sanatçılar bencildir, sanatı için bazen onaylamadığımız şeyler yaparlar, varlık sebepleri yetenekleridir de onu gösterebilmek için bazen yanlış/doğru adımlar atarlar.<br />
Kısacası iktidara yakınken de uzağındayken de, iktidarla olan ilişkileri sayesinde (pozitif veya negatif) kalıcı hale gelirler.<br />
Namık Kemal, iktidara karşı olarak sanatıyla vücud bulur, Nedim tam iktidarın göbeğinde şaşaa içinde yaşayarak&#8230;<br />
Sonuç, sonuç yok, sanatçının olduğu her yerde paradoks ve fululuk kaçınılmaz.Tıpkı bu olayda, beğenmesek de, varlıklarını başka bir iktidarın gölgesine dayayanlar gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31774</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 21:58:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31774</guid>
		<description>özlem hanım,
özellikle din (ve dindar) ile sinema etkileşmesinin bizim ülkemizde çok bakir bir alan olduğunu düşünüyorum. islam dini ve estetiğinin sinemaya çok ciddi bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. maalesef türkiye'de bu konuda çok çok yeni başlayan  estetik arayışları var. semih kaplanoğlu'nun son iki filmi, derviş zaim'in nokta filmi ile birlikte birkaç film daha sayılabilir belki. önümüzde daha dokunulmamış devasa bir alan var ve bunun sinema diline getirebilecğei imkanların önemli olduğunu düşünüyorum. o yüzden bence özellikle belirli bir birikimi olan dindarların sanattan ve sinemadan uzak durmamaları gerekli. 

bu ülkedeki sinema eleştirmenlerini ve sinemayla ilgili entelektüel dünyayı az çok bilen birisi olarak, cidden de bir dindar insanın türkiye sinemasına (hem yönetmen hem de eleştirmen) olarak çok önemli katkıları olabilecğeini düşünüyorum. çünkü diğer yollar (siyasi ya da belirli sinema kuramlarına dayalı eleştiri yolları) kendisini tüketti.halbuki daha başlanmamış devasa bir alan bizi bekliyor.sinema kesinlikle doğulu bir sanattır (ahmet uluçay'dan alıntı). bu "doğulu" sanata islam dini mensuplarının (özellikle tasavvufu da çıkış noktası yaparak) çok büyük katkı yapabilecğeini düşünüyorum.

avrupa sineması kendisini tekrar ediyor. en az 10 yıldır sinemanın büyük ülkesi fransa'dan bir tane bile iyi film çıkmıyor. ingiltere ha keza. amerika zaten artık sinema endüstrisinin sinema sanatını öldürdüğü ve gömdüğü yer. inanın bana bu ülkede son 2 yılda yapılan ve kıyısından köşesinden de olsa islam (ve doğu) estetiğinden faydalanan (yumurta, süt, nokta hatta ve hatta tamamen farklı bir amaç ve çıkış noktasıyla yapılmış olsa dahi estetiği ile sonbahar)filmler izlediğim ve cannes, venedik vesaire gibi yerlerde büyük ödüller verilenlerden çok daha iyi filmler. sinemanın geleceği islam dünyası ile birlikte çin, japonya, tayvan, kore gibi kadim dinlerin yaygın olduğu yerlerde bence.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım,<br />
özellikle din (ve dindar) ile sinema etkileşmesinin bizim ülkemizde çok bakir bir alan olduğunu düşünüyorum. islam dini ve estetiğinin sinemaya çok ciddi bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. maalesef türkiye&#8217;de bu konuda çok çok yeni başlayan  estetik arayışları var. semih kaplanoğlu&#8217;nun son iki filmi, derviş zaim&#8217;in nokta filmi ile birlikte birkaç film daha sayılabilir belki. önümüzde daha dokunulmamış devasa bir alan var ve bunun sinema diline getirebilecğei imkanların önemli olduğunu düşünüyorum. o yüzden bence özellikle belirli bir birikimi olan dindarların sanattan ve sinemadan uzak durmamaları gerekli. </p>
<p>bu ülkedeki sinema eleştirmenlerini ve sinemayla ilgili entelektüel dünyayı az çok bilen birisi olarak, cidden de bir dindar insanın türkiye sinemasına (hem yönetmen hem de eleştirmen) olarak çok önemli katkıları olabilecğeini düşünüyorum. çünkü diğer yollar (siyasi ya da belirli sinema kuramlarına dayalı eleştiri yolları) kendisini tüketti.halbuki daha başlanmamış devasa bir alan bizi bekliyor.sinema kesinlikle doğulu bir sanattır (ahmet uluçay&#8217;dan alıntı). bu &#8220;doğulu&#8221; sanata islam dini mensuplarının (özellikle tasavvufu da çıkış noktası yaparak) çok büyük katkı yapabilecğeini düşünüyorum.</p>
<p>avrupa sineması kendisini tekrar ediyor. en az 10 yıldır sinemanın büyük ülkesi fransa&#8217;dan bir tane bile iyi film çıkmıyor. ingiltere ha keza. amerika zaten artık sinema endüstrisinin sinema sanatını öldürdüğü ve gömdüğü yer. inanın bana bu ülkede son 2 yılda yapılan ve kıyısından köşesinden de olsa islam (ve doğu) estetiğinden faydalanan (yumurta, süt, nokta hatta ve hatta tamamen farklı bir amaç ve çıkış noktasıyla yapılmış olsa dahi estetiği ile sonbahar)filmler izlediğim ve cannes, venedik vesaire gibi yerlerde büyük ödüller verilenlerden çok daha iyi filmler. sinemanın geleceği islam dünyası ile birlikte çin, japonya, tayvan, kore gibi kadim dinlerin yaygın olduğu yerlerde bence.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Onur Cobanoglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31748</link>
		<dc:creator>Onur Cobanoglu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 19:16:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31748</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;zira totaliter rejimlerden iyi sanatçı çıkabilir ama hem totaliter hem de tanrısını yitirmiş ülkelerin ve çağın insanları bunu çok daha zor beceriyor.
modern dünyada demokrasiyi en iyi şekilde içselleştirdiği söylenen çoğu ülke bu yönden tam anlamıyla yoz ve zavallı. Bırakın sanatı tüm estetik anlayışlarına dahi vuruyor. Konfor, fonksiyonellik,kalite, uygun maliyet, kar.:)&lt;/blockquote&gt;

Hangi ulkelerin istikrarli bir sekilde iyi sanatci cikardigina ve gelismis sanat/estetik anlayislari olduguna dair siz birkac ornek verebilir misiniz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>zira totaliter rejimlerden iyi sanatçı çıkabilir ama hem totaliter hem de tanrısını yitirmiş ülkelerin ve çağın insanları bunu çok daha zor beceriyor.<br />
modern dünyada demokrasiyi en iyi şekilde içselleştirdiği söylenen çoğu ülke bu yönden tam anlamıyla yoz ve zavallı. Bırakın sanatı tüm estetik anlayışlarına dahi vuruyor. Konfor, fonksiyonellik,kalite, uygun maliyet, kar.:)</p></blockquote>
<p>Hangi ulkelerin istikrarli bir sekilde iyi sanatci cikardigina ve gelismis sanat/estetik anlayislari olduguna dair siz birkac ornek verebilir misiniz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/21/sanat-iktidar-iliskisi-baglaminda-tiyatrocularin-yuruyusu/#comment-31713</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 13:32:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4933#comment-31713</guid>
		<description>Aklınıza sağlık Enver bey,
çok doğru tespitler. sanatçının zanaatkar rolüne bürünmesinde bence totaliterizm kadar dinden arındırılmış insan ruhunun ıssızlığını ve hayal gücünün sönüklüğünü de göze almak lazım. zira totaliter rejimlerden iyi sanatçı çıkabilir ama hem totaliter hem de tanrısını yitirmiş ülkelerin ve çağın insanları bunu çok daha zor beceriyor. 
 modern dünyada demokrasiyi en iyi şekilde içselleştirdiği söylenen çoğu ülke bu yönden tam anlamıyla yoz ve zavallı. Bırakın sanatı tüm estetik anlayışlarına dahi vuruyor. Konfor, fonksiyonellik,kalite, uygun maliyet, kar.:)

Benim için o yürüyüşe katılanlardan sanırım bir tek Genco Erkal hayal kırıklığıdır. zira lise yıllarımda izlemeyi çok sevdiğim bir tiyatro sanatçısı idi. Sonra basörtülü olunca hani bir canlının tehlike sinyali alması gibi siz de hangi ortamda canınızın sıkılacağını hissedip o ortamlara girmemeyi vazgeçmeyi öğreniyorsunuz. Meğerse o kadar da sevmiyormuşsunuz o şeyi.:) 

belki de bu yüzden dindar insanlar sanat arayışını bu ülkede hep daha klasik sanat kollarında sürdürüyor. Dikkat ediyorum Hat, Tezhip, ebru, klasik çalgılar... Sanırım nasıl eğitim alanında köşebaşları tutulmuşsa sanat kollarında da aynı şekilde tutulmuş. Bir de dönüp hesap sormuyorlar mı en çok ona bayılıyorum. neden türbanlılardan büyük bilim adamı çıkmaz dünya çapında sanatçı çıkmaz vs. Yesinler sizi:)
Neyse tekrar elinize sağlık. Bu konuda birkaç yazı okumuştum ama en derin ve düşündürücü olanı sizin ki olmuş.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aklınıza sağlık Enver bey,<br />
çok doğru tespitler. sanatçının zanaatkar rolüne bürünmesinde bence totaliterizm kadar dinden arındırılmış insan ruhunun ıssızlığını ve hayal gücünün sönüklüğünü de göze almak lazım. zira totaliter rejimlerden iyi sanatçı çıkabilir ama hem totaliter hem de tanrısını yitirmiş ülkelerin ve çağın insanları bunu çok daha zor beceriyor.<br />
 modern dünyada demokrasiyi en iyi şekilde içselleştirdiği söylenen çoğu ülke bu yönden tam anlamıyla yoz ve zavallı. Bırakın sanatı tüm estetik anlayışlarına dahi vuruyor. Konfor, fonksiyonellik,kalite, uygun maliyet, kar.:)</p>
<p>Benim için o yürüyüşe katılanlardan sanırım bir tek Genco Erkal hayal kırıklığıdır. zira lise yıllarımda izlemeyi çok sevdiğim bir tiyatro sanatçısı idi. Sonra basörtülü olunca hani bir canlının tehlike sinyali alması gibi siz de hangi ortamda canınızın sıkılacağını hissedip o ortamlara girmemeyi vazgeçmeyi öğreniyorsunuz. Meğerse o kadar da sevmiyormuşsunuz o şeyi.:) </p>
<p>belki de bu yüzden dindar insanlar sanat arayışını bu ülkede hep daha klasik sanat kollarında sürdürüyor. Dikkat ediyorum Hat, Tezhip, ebru, klasik çalgılar&#8230; Sanırım nasıl eğitim alanında köşebaşları tutulmuşsa sanat kollarında da aynı şekilde tutulmuş. Bir de dönüp hesap sormuyorlar mı en çok ona bayılıyorum. neden türbanlılardan büyük bilim adamı çıkmaz dünya çapında sanatçı çıkmaz vs. Yesinler sizi:)<br />
Neyse tekrar elinize sağlık. Bu konuda birkaç yazı okumuştum ama en derin ve düşündürücü olanı sizin ki olmuş.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

