<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Aşk, Elif Şafak yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 14:31:44 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>derya tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-50205</link>
		<dc:creator>derya</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 20:37:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-50205</guid>
		<description>MENDERES KARCI nın yazdıklarına aynen katılıyorum .ayrıca bazı yerlerinde dili fazla açık kitabın şahıslarına yakışmamış.TASAVVUF U kırık dökük anlatmış.hatta bazı insanlara herkes dilediği kişi ile aşkını yaşasın zihniyetini örnek almalarına sebep olmuş önemli olan kalp temizliği ne yaşladığın fazlada önemli değil gibi.beğenmedim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>MENDERES KARCI nın yazdıklarına aynen katılıyorum .ayrıca bazı yerlerinde dili fazla açık kitabın şahıslarına yakışmamış.TASAVVUF U kırık dökük anlatmış.hatta bazı insanlara herkes dilediği kişi ile aşkını yaşasın zihniyetini örnek almalarına sebep olmuş önemli olan kalp temizliği ne yaşladığın fazlada önemli değil gibi.beğenmedim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-47898</link>
		<dc:creator>Selin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 16:57:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-47898</guid>
		<description>Elif ŞAFAK'ın "AŞK" kitabı, hayatıma bir çok soru işaretleri doldurdu. Neden mi...kitabı bir soluk ta okuyorum, hep sonraki sayfalarda soru işaretlerine cevap bulabilme ümidiyle kitap bitiyor ve ben yazarın kitap ile açıklamaları ile ilgili bilgilerinde birşeyler bulabilirmiyim diye hala devam ediyorum ama sonuç hayal kırıklığı;
Elif ŞAFAK'soruyorlar: "Aşk'ta verilen Kırk Kural okurlar tarafından büyük ilgi gördü.Hatta bunların hakikaten Şems-i Tebrizi'nin yazılı kuralları olduğunu ZANNEDENLER var. Bu kurallar kurgu mu?"
cevap:"TABİ Kİ KURGU"
Bunu gördükten sonra kitapta gördüğüm okuduğum herşey bir hayal kırıklığı içinde silindi gitti.
Bu ne demektir,siz karar verin artık...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elif ŞAFAK&#8217;ın &#8220;AŞK&#8221; kitabı, hayatıma bir çok soru işaretleri doldurdu. Neden mi&#8230;kitabı bir soluk ta okuyorum, hep sonraki sayfalarda soru işaretlerine cevap bulabilme ümidiyle kitap bitiyor ve ben yazarın kitap ile açıklamaları ile ilgili bilgilerinde birşeyler bulabilirmiyim diye hala devam ediyorum ama sonuç hayal kırıklığı;<br />
Elif ŞAFAK&#8217;soruyorlar: &#8220;Aşk&#8217;ta verilen Kırk Kural okurlar tarafından büyük ilgi gördü.Hatta bunların hakikaten Şems-i Tebrizi&#8217;nin yazılı kuralları olduğunu ZANNEDENLER var. Bu kurallar kurgu mu?&#8221;<br />
cevap:&#8221;TABİ Kİ KURGU&#8221;<br />
Bunu gördükten sonra kitapta gördüğüm okuduğum herşey bir hayal kırıklığı içinde silindi gitti.<br />
Bu ne demektir,siz karar verin artık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunan ve yorumlananlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-45376</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunan ve yorumlananlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 21:52:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-45376</guid>
		<description>[...] Aşk, Elif Şafak [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Aşk, Elif Şafak [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ayıp sanat olur mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-44776</link>
		<dc:creator>Ayıp sanat olur mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 23:32:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-44776</guid>
		<description>[...] Aşk, Elif Şafak [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Aşk, Elif Şafak [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sadrim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-43950</link>
		<dc:creator>sadrim</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 12:57:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-43950</guid>
		<description>ELİF ŞAFAK / AŞK 
 "Sanat sorumluluk isteyen ve gerektiren bir iştir. Sanatseverlerin ruhunu aydınlatmanın yanında kendilerinden bir parça olan güzellik ve mana  arasında ayna olabilmektir. Bu nedenle sorumsuzca yazılmış ve gerek düşünce ve gerek edit hataları ile dolu bir roman hakkında düşüncelerimi paylaşıyorum. Her kitabında spekükasyon çıkarıp (bir kitabı tarafından mahkemeye verilerek, bir kitabında saygın bir yazarımıza yaptığı ziyareti çarpıtılmış şekilde anlatarak) reklam yaparak gündemde kalmaya çalışan yazar, bu kitabında Mevlana ve "Aşk"ı kullanarak kendine göre yorumlamış ve sözde romanını piyasa sürmüştür." Yazarlığı ile değil kitaplarında her zaman spekülasyonlarla ön planı çıkmayı hedeflemiştir. 
Öncelikle Romandaki ana karakter ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Kocası Dişçi, 3 çocuğundan en büyüğü  üniversitede okuyan, 40 yaşında bir kadın olan Ella; maddi durumları ve yaşam standartları iyi olmasına karşın evine bakıcı veya hizmetçi almayarak ailenin tüm yükünü sırtlamıştır. Oysa maddi koşulları ve eğitim seviyeleri yüksek olan ailelerde hizmetçi veya bakıcı olurdu. Hikayede Ella’nın bakıcısı veya hizmetçisi olmaması yazarın tasarım eksikliğidir. Haa, diyeceksiniz ki “ailenin tüm sorumluluğu altında ezilen bir kadın profili çizilecekti, onun için hizmetçi ve bakıcı eklenmedi hikayeye..” Bence, gene de ustaca bu duyguda bir kadın profili, yani ezilmiş bir kadın profili oluşturulabilirdi. Ayrıca ömrünü yemek yapmak, çocuk bakmak, alışveriş yapmak gibi aile işlerine adamış görünen Ella bu sayede Kocasının da  aile dışı ilişkilere bulaşmasına, yani onu aldatmasına sebep olandır. Kocasının onu sevmediği söylenemez. Ayrıca; kurduğu ilişkilerin gündelik olması ve tensel zevke ve ihtiyaca dayanması evindeki eşinin yoğunluğundan, bu işlere fırsatının olmamasından kaynaklanması, aslen eşini ruhen aldatmadığını gösteriyor.  Savunulmayacak bir davranış olmasına rağmen, Ella’nın daha ilk başlarda aldatılmayı sezdiğinde, çözüm yoluna gitmemesi, tedbir almaması evin yükünden kurtulup eşiyle ilgilenmemesi “ezilmiş kadın” olmasına olanak sağlamıştır.  Hal böyleyken, 40 yaşına geldikten sonra “bütün yük bende, ezildim eziliyorum, artık bende sevmek sevilmek istiyorum, saf bir aşk istiyorum demesi dürüst bir düşünce ve davranış değildir.  Masum değildir. Saf değildir. Hayatını kendisi yönlendiremeyen bir kişi, sorumluluklarının iyi bir anne olması olduğuna kilitlenen bir anne, iyi bir eş/kadın olmayı unutan bir kadın olan Ella’nın 40 yaşından sonra  “Evlen, daha sonra sıkılınca yeni bir aşk ara, bulursan çek git, aşkını yaşa” tarzındaki düşünceleri yanlıştır. Okuyucunun Ella’yı sevmesi, kabullenmesi ve aşk araması açısından örnek alması amaçlandığından, yapılan bu  yanlış profil tahlili yazarın yanlışıdır aslında..  Sayfa Sayfa yanlış düşünülen veya yanlış düşünmeye yol açabilecek olan hatalar: 
Sayfa :70
Efendi,  keşif ehli olup, şehrin ileri gelen mutasavvıflarındır. İlim sahibi, medrese hocası ve cemaat önderidir. Ancak Hırslı ve gösteriş sahibi kadı ile ilişkileri için şöyle söylüyor: “Nefisinin ne kadar şişkin olduğunu bilmekle beraber zaviyenin ve dervişlerimin selameti için bu adamla takışmamaya gayret ediyorum.”
Böyle bir zat-ı muhterem böyle düşünüyor diye atıf yapılmamalıydı. Bu tür mutasavvıflar kadıya rüşvet vererek hayatını idame ettirmezler. Ya iyi geçinirler ya kötü. Arası olmaz. Onları kullanmazlar. Aman idare edelim, iyi geçinelim, ağamsın paşamsın diyelim de bize dokunmasın demezler.   Bu tür  Allah yolunun yolcuları zaten kimseyle takışmayan kişilerdir, takışmamaya çalışmazlar. Yakışmamış.
 Sayfa: 72
Kadı, nesebi ezelden din alimi ve meşhur ve nüfuzlu bir aileden olmakla beraber sözü geçen biridir. Görevi icabı günün hukukuna uygun kararlar vererek kadılığını yapıyor. (Burada Kadı’nın adaletsiz, zalim veya baskıcı biri olduğuna dair bir cümle yok). 
Şems bu kadıyı hoş görmeyerek, gergin bir şekilde eleştiriyor.  Allah rızasına uygun diye bildiği kanunların uygulanmasını görev edinen kadıya resmen “Sen Cennet’e giremezsin” diye aşağılıyor, tahrik ediyor. Şems gibi bir zat, günümüz ilahiyatçılarının didişmesi şeklide bir didişmeye girmezdi. Çünkü onun tebliğ etme kaygısı yoktu. Hikayede anlatıldığı üzere ne şeyh nede mürid aramaktadır.  İleride anlatılacağı üzere; fahişeyi, ayyaşı hoş gören Şems, Allah’ın kanunlarını ilke edinerek hukukun emrinde çalışan bir Kadı’yı neden hoş göremiyor? Kadı rüşvet mi yemiş, usulsüzlük mü yapmış, adaletsiz mi davranmış, maddi menfaat mi sağlamış belli değil. Kadı’nın kalbi mi pis, niyeti mi kötü  acaba?  Kadı profili bu şekilde eksik. Kadı profilini daha da şekillendirerek; kötü bir kadı profili çizilse bile günah içindeki fahişe gibi, günah içindeki bir kadıda hoş görülebilirdi.
Baybars:
Baybars karakteri, bir din alimi olan amcasının yetim olarak bakımını üstlendiği ve büyüttüğü bir genç adam olarak karşımıza çıkıyor. Ancak düzensiz hayatı, esrar kullanımı kerhaneye gitmesi, küfürlü konuşmasıyla  amcasının hiç dikkatini çekmemiş olması, onu övmesi  bağlantısız olarak görülüyor.  Böyle bir durum olamaz ı derseniz olur ama romanda belirtilmesi gerekir.
Sayfa:195 ve 256
Şems toplumun düşkün (!) kesimini kabullenmesi için  daha tanışmadığı Mevlana’ya akıl öğretmeyi tasarlıyor, öğretmek için alıştırma yapıyor: “Merak ediyorum, acaba Mevlana’nın onlarla arası nasıldı?  Eğer Mevlana toplumun düşkünlerini henüz kucaklaşmamışsa, bu hususta ona yardım etmek, onunla düşkünler arasında köprü olmak isterim.”  
Mevlana sayfa 256: “Bu toplumun düşmüşleri nasıl yaşar bilmem bile”
Ne Şems böyle bir tasarlama içindedir, nede Şems ile tanışmadan bile, her kesimden insan tarafından  sevilen ve sayılan bir din alimi olan Mevlana, düşkünler hakkında duyarsızdır.  Şems ile tanışmadan bile Mevlana düşkünleri bilmeyecek kadar lüks düşkünü şöhret budalası bir değildir. Mana alemi insanlarının neyi hedeflediği, nasıl davrandığı neye göre hareket ettikleri tespit edilmeden yazılmış bir tahlil.
  
Kimya:
Özel bir çocuk diye lanse edilen  12 yaşındaki Kimya’nın ruhlarla görüşmesi ve ruhların insanların arasında gezmesi olayı, Hristiyan filmlerinden alıntı yapılarak tasarlanmış bence. Çünkü İslami çevrelerde tu tür vakalara rastlanmaz. Romana ve karaktere bir egzantiriklik verilmesi adına toplumumuzda rastlanmayan veriler eklenmiş.  Ayrıca kızın, büyüyünce bu özelliğine ne oldu.? Daha sonra karşımıza Şems’e vurulmuş “aptal aşık” rolünde çıkıyor. Yetersiz karakter analizi. 
Kimya Mevlana ile karşılaştığında 12 yaşında ama Mevlana’nın elinin bir alim elinden çok sanatkar eline benzediğini düşünüyor. Sayfa 218. Bu yaşta ellere bakarak meslek analizi yapabilen bir çocuk demek ki.  Neden olmasın demeyin sakın. Çok komik bence.( Eğer biliyorsada üstün kabiliyeti üzerinde durulmalıydı.)
Şems ile Mevlana karşılaştıklarında huysuzlanan ata bir şeyler fısıldayan Şems’e, Mevlana’nın müridleri ve cemaati yani İslami, dindar insanlar “Büyücü, büyü yaptı.!” Şeklinde tepki veriyorlar. Çok saçma. Olsa olsa hayret edebilirler, korkabilirler veya keramet gösterdi diyebilirlerdi. Ancak büyü ve büyücülük en son akla gelebilecek belkide hiç gelmeyecek tanımlamalardır. Bu tür halk tepkileri Ortaçağ Hristiyan toplumlarında görülebilir ancak. Ayrıca aynı tepkiyi Kerra’da gösteriyor, uzun zaman geçmesine, Dindar bir alimin eşi olmasına, Şemsi bir süredir tanımasına rağmen. Müslüman hikaye içinde salyangoz özendirilmiş.
Sayfa:214 ve 217
Kız çocuklarının okutulmaması eleştiri konusu olmuş derinden. Ama yanlış yerde ve zamanda.  İslamın egemen olduğu, İslam alimlerinin revaçta olduğu hiçbir zamanda kız erkek ayrımı yapılmamıştır. Özellikle kız çocukları o zamanki alfabeyi yani kur’an alfabesini öğrenmesi için hocalara gönderilir. Tüm dünyada olduğu gibi dağlık arazilerde ve köy ortamları içerisinde kız çocukları okutulmamaktadır. Günümüz Türkiye’sinde  de okutulmayan kız çocukları dağlık bölgelerde ve köylerde yaşayan cahil ailelerdedir.  Ama bunun sebebi hiç dönemde İslam olmamıştır. Yani din adına hiçbir zaman kızların okula gönderilmediği olmamıştır.  Eğer olmuşsa da bunu yapan cahil dindardır. Fakat Mevlana öylemidir.? Aydındır zekidir. Toplumun büyük kesimi tarafından kabul görmüştür. Bu şekildeki birini karısına okumayı yasak ettiği anlatılamaz. Velev ki Kerra okuma yazmada bilmektedir. Güya Mevlana kütüphaneye girmesini yasaklıyor. Bence böyle olmamıştır, olamazdı. Ayrıca Kütüphaneye girmesi yasak olsa bile okumasına engel olan herhangi bir şey yok bence. Kimya ile kitap alışverişi yaparak okuyabilir en azından. Kız çocuklarının okutulmamasına bu dönemde yer vermeniz ve atıfta bulunmanızın nedeni anlaşılamıyor.  
Sayfa: 255
“Eskiden vaaz eden akıl idin, bundan sonra yüreğin şarkı söyleyecek.” Diyen Şems’in sözleri karşısında şöyle düşünüyor Mevlana:  “Ne kast ettiğini anlamadım, sormadım da..” 
Uzun süre Şems ile odalara kapanan sabah akşam ilim alışverişi yapan üstün seviyeli bir alim olan Mevlana nasıl anlayamaz.? Kimden bahsediyorsunuz?  Bu cümle o kadar açık ki. 
  
Sayfa:259
Şems Mevlana’nın kapısına oturmuş ziyarete gelen insanlarla dalga geçiyor. “Ne yapacaksın Mevlana’yı.?” “Soracağını bana sor..” “Mevlana'yı görmeye geldin de ne hediye getirin bakalım?” gibi sorularla insanları küçük görüyor. Ben başımı getirdim, sende daha büyük bir şey getirirsen görebilirsin şeklinde futbol takımı taraftarları gibi ağız dalaşına girerek kendini küçük düşürerek, insanlarla alay ediyor. Genel olarak hep fahişe, sarhoş ve çeşitli toplum düşkünleri Şems tarafından saygı görürken ve bu davranış Allah inancından dolayı görülürken, sade vatandaşlar veya Allah rızası adına gayret sarf ederek Mevlana’ya itibar eden insanlar hor görülüyor. 
  
“Tasavvuftan yararlanılarak bir romanın yazılması çok güzel olmakla beraber, bu çevrelerde yetişmemiş birinin yazması -saygı duyarak ve araştırarak dahi olsa- Mevlana ve Şems’i  işlemesi  ancak bu kadar olur” diyerek saygı duymak istiyorum, hoş görmek istiyorum.  Çünkü karakterler yerine oturmamış, bağlantısız noktalar var. Toplumun düşkünleri diye adlandırılan fahişe, sarhoş, kumarbaz, dilenci gibi kişilerin, yaptıkları kötülüklerle ve topluma sağladıkları zararlara rağmen inançlı oldukları, iyi oldukları vurgulanmaktadır. Yaptıklarına devam ile Allah’a inanıp içlerindeki güzelliği bulmaları tavsiye edilmektedir. Ayrıca diğer insanların da bu kişilerin içlerini görerek ona göre davranmaları istenmektedir. Bunun yanında din yolundaki insanların, sıradan halk insanlarının samimiyetle kötülüklere bulaşmadan yaşamaya çalışanların eleştirilmeleri istenmektedir sanki.  Hâlbuki İslam’da da Mevlana’da da, Şems’te de kötü fiilleri olanlar haklı görülmezler, ancak tecrit edilmezler, hoş görülürler (hoş görülmek “beğenmek” değildir). Ancak kalplerinde ki iyilik varsayılarak niyetlerinin iyi olması halinde bile kötülük alın yazıları olanlar için “kader mahkumu” tabirine uygun hoşgörü gösterilebilir. “Allah affeder”  denir. Kötülüklere maruz kalan toplum olarak; kötü fiil işleyenleri bana ve geleceğimiz çocuklarımıza tehlike oluşturdukları halde, affetmemiz ve haklı görmemiz gerekmiyor. Allah affedicidir diye benimde affedici olmam gerekmiyor. Kişiler insan olarak kabul edilir, hoş görülür ancak; yapılan davranışlar ve kötü fiilleri kabul edilemez ve hoş görülemez.  Bu kişilerin hoş görülmesi demek; onlara insan muamelesi yaparak yaptıklarının kötü olduğunu ve bu fenalıktan dönmeleri gerekmekte olduğunu hatırlatmak demektir. Hiçbir zaman kabullenmek olmamalıdır. Fenalık içindeki insanların içindeki imandan dolayı iyi olduğu, Mevlana’nın sohbetlerine katılan dervişlerin ve halkın art niyetli oldukları sonucu çıkmamalıdır. Yazar bu anlamda hoşgörüyü yanlış anlamış ve yanlış aktarmıştır. Mevlana karakteri “herkesin bir Mevlana anlayışı vardır” düşüncesiyle bir kesim insan için doğru büyük bir kesim için yanlış örnek gösterilmemelidir. Unutulmamalıdır ki Mevlana her adı geçtiği yerde genele örnek bir şahsiyettir.
Ayrıca genel olarak roman; Mevlana ve Şems’in yaşadığı aşkın günümüzde de yaşanabilirliğine örnek olarak Ella’nın yaşadığı aşkı ön plana çıkarmaktadır. Ancak Ella, her ne kadar aşıkta olsa, 3 çocuğunu yüzüstü bırakıp,  geçmişi temiz olmayan ve yerleşik bir hayatı olmayan, hayat felsefesi olmayan birine kaçan bir kadındır. Üstelik o öldükten sonra çocuklarını da görmeye cesaret edemeyen bencil, duygusuz, sorumluluk sahibi olmayan biridir. Mevlana veya Şems’in böyle oldukları dahi düşünülemez.  Nerde Mevlana’nın aşkı, nerde Ella’nın aşkı. Arada dağlar gibi fark fark anlayamadığım.
  
Sayfa:285 
Çöl Gülü kaçmak için zorlu kış aylarını seçiyor. Sanırım biraz daha dramatize edilmek istenmiş. Öğleden sonra herkes uyurken kaçıyor.  Kış ayında, öğleden sonra… herkes uyurken….  ???  Söze bile gerek yok. "Herkes öğleden sonra uyur mu?" Hangi tarih diliminde, Konya'da herkes öğleden sonra uyurmuş acaba?
  
Sayfa:292
 Şems Mevlana’ya şarap istediğini söylüyor. Sanki bir çocuk kandırır gibi. “Susadım, evde susuzluğumu giderecek bir şey yok. Hadi meyhaneye git de şarap al, hem senin için hem benim için. Haa.. birazda orada oyalan. İnsanlarla sohbet et.”  
Tarikata yeni girmiş birini terbiye ediyormuşçasına komik bir durum Şems adına ve Mevlana adına..
   
Sayfa:312-322 arası
Şems, hakkında ileri geri konuşan Şeyh  Yasin’in Medresesini basıyor.. Basmakla kalmıyor, Şeyh’e bir güzel ders veriyor ve öğrencilerini ayartıyor. (olay kabalaştırılmış, nezaket yok, komikleşmiş) Şeyh Yasin’i Alim ile Sufi çatışmasına taraf ediyor, yanlış düşündüğünü anlatmaya dolayısıyla yetersiz bir öğretmen olduğunu belirterek öğrencileri arasında küçük düşürüyor,  çekip gidiyor. Şems’in amacı anlaşılmamaktadır.
Ayrıca Şems Şeyh Yasin’e bir konuda misaller getirirken Karagöz perdesinden bahsediyor.  1240-1250 yılları arasında Karagöz perdesi nerde..! 16 ve 17. Yüzyılda oynatılmaya başlanmıştır. Nerden baksan arada 350 400 yıl var..
 Sayfa:323   
Hünsa Baybars’ın kim olduğunu bilmiyor.
“Çöl Gülünü hemen bulun” diye hiddetlenen Baybars’ı, kerhanenin müdavimi olmasına rağmen tanımayarak “sen kim oluyorsun be” diye çıkışan Hünsa, Baybars’ın “Yüksek mevkilerde amcası olan bir kamu görevlisiyim” demesi üzerine mazlum rolüne bürünerek “Benim ne kabahatim var” diyerek alttan alıyor. (Bağlantısız ilişkiler.)
  
Sayfa :324
  
Ella, Aşk Şeriatı’nı okuyup bitirdikten sonra teslim ettiğini söylediği halde bir açıklama yapılmadan asıl romanda yani AŞK’ta,  Aşk Şeriatı içeriği anlatılmaya devam ediliyor.  Romanın burasında ya bir açıklama yapılarak bu şekilde devam edilmeliydi yahut Aşk Şeriatı bitirilmeliydi.
  
Sayfa:326
Çöl Gülü Şubat ayında kaçmıştı kerhaneden. Hamama gidip yıkandığını belirterek Mart ayında Mevlana dergâhına geliyor. Şubat ile Mart arasında neredeydi belli edilmemiş hikâyede. Kopukluk var.
Sayfa:328
Daha önce şarap almaya gitmesi damdan düşer gibi anlatılmıştı. Aynı anlatım şekli Müzik ve Sema içinde yapılmış. Bir gün karar veriyorlar ve saz heyeti getirip Sema’ya başlayacaklarını söylüyorlar, damdan düşme misali.. Bunlar bir süreçte olmuştur halbuki, böyle birden bire değil. Ayrıca Şems bunları savunurken “Ben aşığım istediğimi yaparım, kimseden de çekinmem” edasında. Çok çocuksu bir anlatım. İleri sayfalarda birden Sema ayini yapılabilmesi, dervişlerinin ustaca Sema edebilmesi çok hızlı bir gelişme. Sanki Konya Sema grubu kalkmış oraya gitmiş.
 Ve Keyhüsrev’in atması.. Nerdeyiz anlayamadım.? Urfa yöresine ait bir düğün töreninde mi, yoksa şehre yeni gelmiş meşhur bir sanatçının konserinde mi?
Ve Şems’in keseyi tekrar Keyhüsrev’in başına atması, “Al paranı başına çal, ben para için Sema etmem, Aşığım ben Aşık.” Diyerek.  Gülüyorum sadece, bir şey demiyorum.
  
Bu sayfalardan sonra artık eleştirmeyi bıraktım. Yanlış anlaşılmaktan korkarak… Ayrıca mutaassıp yaftasından korkarak…
   
SONUÇ:
Sonuç olarak şunu da ifade etmeliyim ki: Romanda Mevlana’nın neden Şems’e ilgi duyduğu ve onsuz yapamadığı tarif edilememiş. Her karakterin yapmacık konuşmaları romanı basitleştirmiş. 
 Bunları neden yazdığımı anlatacak kelime bulamıyorum. Sanırım Mevlana ve Şems’i sevdiğimden kaynaklanıyor. Hikayede Şarap almaya gitmesi değil Şems’in onu gönderiş biçimi basit. Müzikle ilgilenmeleri değil, müziğe başlamaları tuhaf. Karakterlerin yapmacık konuşmaları hikayenin tadını kaçırmış.  Eğer Mevlana ve Şems isimleri yerine değişik isimle kullansaydınız okur geçerdim eseri. Ancak Mevlana ve Şems’in yüceliği beni bunları yazmaya zorladı.  
Tüm bu hatalar Editör, Tercüman veya Yazar hatası mı bilemem? Buna siz karar verin.
Yazara: "Düzenlemeye fırsat bulamadan alalade yazdığım notlarımı, eleştirilerimi yazdığım için üzgünüm ancak, her ne kadar çok satarsa satsın , ne kadar çok beğenilirse beğenilsin kendinize “Tamam, güzel bir iş yapmışım, bak herkes beğendi” diye düşünüp de bir hataya düşmemeniz için belki yararlı olur dedim. Çünkü iyi bir yazar olabilirsiniz. Keşke Mevlana ve Şems adı yerine başka isimler kullansaydınız. Hatalarınızı görmezden gelebilirdim o zaman. Daha çok güzel işler yapacağınıza eminim.
Yazmak istediğim daha çok şey var ama yanlış anlaşılmaktan koktuğum için bu kadar yeterli diyorum.
 
Selamlar.
Menderes KARCI
www.TurkEbru.com
mendereskarci@mynet.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ELİF ŞAFAK / AŞK<br />
 &#8220;Sanat sorumluluk isteyen ve gerektiren bir iştir. Sanatseverlerin ruhunu aydınlatmanın yanında kendilerinden bir parça olan güzellik ve mana  arasında ayna olabilmektir. Bu nedenle sorumsuzca yazılmış ve gerek düşünce ve gerek edit hataları ile dolu bir roman hakkında düşüncelerimi paylaşıyorum. Her kitabında spekükasyon çıkarıp (bir kitabı tarafından mahkemeye verilerek, bir kitabında saygın bir yazarımıza yaptığı ziyareti çarpıtılmış şekilde anlatarak) reklam yaparak gündemde kalmaya çalışan yazar, bu kitabında Mevlana ve &#8220;Aşk&#8221;ı kullanarak kendine göre yorumlamış ve sözde romanını piyasa sürmüştür.&#8221; Yazarlığı ile değil kitaplarında her zaman spekülasyonlarla ön planı çıkmayı hedeflemiştir.<br />
Öncelikle Romandaki ana karakter ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Kocası Dişçi, 3 çocuğundan en büyüğü  üniversitede okuyan, 40 yaşında bir kadın olan Ella; maddi durumları ve yaşam standartları iyi olmasına karşın evine bakıcı veya hizmetçi almayarak ailenin tüm yükünü sırtlamıştır. Oysa maddi koşulları ve eğitim seviyeleri yüksek olan ailelerde hizmetçi veya bakıcı olurdu. Hikayede Ella’nın bakıcısı veya hizmetçisi olmaması yazarın tasarım eksikliğidir. Haa, diyeceksiniz ki “ailenin tüm sorumluluğu altında ezilen bir kadın profili çizilecekti, onun için hizmetçi ve bakıcı eklenmedi hikayeye..” Bence, gene de ustaca bu duyguda bir kadın profili, yani ezilmiş bir kadın profili oluşturulabilirdi. Ayrıca ömrünü yemek yapmak, çocuk bakmak, alışveriş yapmak gibi aile işlerine adamış görünen Ella bu sayede Kocasının da  aile dışı ilişkilere bulaşmasına, yani onu aldatmasına sebep olandır. Kocasının onu sevmediği söylenemez. Ayrıca; kurduğu ilişkilerin gündelik olması ve tensel zevke ve ihtiyaca dayanması evindeki eşinin yoğunluğundan, bu işlere fırsatının olmamasından kaynaklanması, aslen eşini ruhen aldatmadığını gösteriyor.  Savunulmayacak bir davranış olmasına rağmen, Ella’nın daha ilk başlarda aldatılmayı sezdiğinde, çözüm yoluna gitmemesi, tedbir almaması evin yükünden kurtulup eşiyle ilgilenmemesi “ezilmiş kadın” olmasına olanak sağlamıştır.  Hal böyleyken, 40 yaşına geldikten sonra “bütün yük bende, ezildim eziliyorum, artık bende sevmek sevilmek istiyorum, saf bir aşk istiyorum demesi dürüst bir düşünce ve davranış değildir.  Masum değildir. Saf değildir. Hayatını kendisi yönlendiremeyen bir kişi, sorumluluklarının iyi bir anne olması olduğuna kilitlenen bir anne, iyi bir eş/kadın olmayı unutan bir kadın olan Ella’nın 40 yaşından sonra  “Evlen, daha sonra sıkılınca yeni bir aşk ara, bulursan çek git, aşkını yaşa” tarzındaki düşünceleri yanlıştır. Okuyucunun Ella’yı sevmesi, kabullenmesi ve aşk araması açısından örnek alması amaçlandığından, yapılan bu  yanlış profil tahlili yazarın yanlışıdır aslında..  Sayfa Sayfa yanlış düşünülen veya yanlış düşünmeye yol açabilecek olan hatalar:<br />
Sayfa :70<br />
Efendi,  keşif ehli olup, şehrin ileri gelen mutasavvıflarındır. İlim sahibi, medrese hocası ve cemaat önderidir. Ancak Hırslı ve gösteriş sahibi kadı ile ilişkileri için şöyle söylüyor: “Nefisinin ne kadar şişkin olduğunu bilmekle beraber zaviyenin ve dervişlerimin selameti için bu adamla takışmamaya gayret ediyorum.”<br />
Böyle bir zat-ı muhterem böyle düşünüyor diye atıf yapılmamalıydı. Bu tür mutasavvıflar kadıya rüşvet vererek hayatını idame ettirmezler. Ya iyi geçinirler ya kötü. Arası olmaz. Onları kullanmazlar. Aman idare edelim, iyi geçinelim, ağamsın paşamsın diyelim de bize dokunmasın demezler.   Bu tür  Allah yolunun yolcuları zaten kimseyle takışmayan kişilerdir, takışmamaya çalışmazlar. Yakışmamış.<br />
 Sayfa: 72<br />
Kadı, nesebi ezelden din alimi ve meşhur ve nüfuzlu bir aileden olmakla beraber sözü geçen biridir. Görevi icabı günün hukukuna uygun kararlar vererek kadılığını yapıyor. (Burada Kadı’nın adaletsiz, zalim veya baskıcı biri olduğuna dair bir cümle yok).<br />
Şems bu kadıyı hoş görmeyerek, gergin bir şekilde eleştiriyor.  Allah rızasına uygun diye bildiği kanunların uygulanmasını görev edinen kadıya resmen “Sen Cennet’e giremezsin” diye aşağılıyor, tahrik ediyor. Şems gibi bir zat, günümüz ilahiyatçılarının didişmesi şeklide bir didişmeye girmezdi. Çünkü onun tebliğ etme kaygısı yoktu. Hikayede anlatıldığı üzere ne şeyh nede mürid aramaktadır.  İleride anlatılacağı üzere; fahişeyi, ayyaşı hoş gören Şems, Allah’ın kanunlarını ilke edinerek hukukun emrinde çalışan bir Kadı’yı neden hoş göremiyor? Kadı rüşvet mi yemiş, usulsüzlük mü yapmış, adaletsiz mi davranmış, maddi menfaat mi sağlamış belli değil. Kadı’nın kalbi mi pis, niyeti mi kötü  acaba?  Kadı profili bu şekilde eksik. Kadı profilini daha da şekillendirerek; kötü bir kadı profili çizilse bile günah içindeki fahişe gibi, günah içindeki bir kadıda hoş görülebilirdi.<br />
Baybars:<br />
Baybars karakteri, bir din alimi olan amcasının yetim olarak bakımını üstlendiği ve büyüttüğü bir genç adam olarak karşımıza çıkıyor. Ancak düzensiz hayatı, esrar kullanımı kerhaneye gitmesi, küfürlü konuşmasıyla  amcasının hiç dikkatini çekmemiş olması, onu övmesi  bağlantısız olarak görülüyor.  Böyle bir durum olamaz ı derseniz olur ama romanda belirtilmesi gerekir.<br />
Sayfa:195 ve 256<br />
Şems toplumun düşkün (!) kesimini kabullenmesi için  daha tanışmadığı Mevlana’ya akıl öğretmeyi tasarlıyor, öğretmek için alıştırma yapıyor: “Merak ediyorum, acaba Mevlana’nın onlarla arası nasıldı?  Eğer Mevlana toplumun düşkünlerini henüz kucaklaşmamışsa, bu hususta ona yardım etmek, onunla düşkünler arasında köprü olmak isterim.”<br />
Mevlana sayfa 256: “Bu toplumun düşmüşleri nasıl yaşar bilmem bile”<br />
Ne Şems böyle bir tasarlama içindedir, nede Şems ile tanışmadan bile, her kesimden insan tarafından  sevilen ve sayılan bir din alimi olan Mevlana, düşkünler hakkında duyarsızdır.  Şems ile tanışmadan bile Mevlana düşkünleri bilmeyecek kadar lüks düşkünü şöhret budalası bir değildir. Mana alemi insanlarının neyi hedeflediği, nasıl davrandığı neye göre hareket ettikleri tespit edilmeden yazılmış bir tahlil.</p>
<p>Kimya:<br />
Özel bir çocuk diye lanse edilen  12 yaşındaki Kimya’nın ruhlarla görüşmesi ve ruhların insanların arasında gezmesi olayı, Hristiyan filmlerinden alıntı yapılarak tasarlanmış bence. Çünkü İslami çevrelerde tu tür vakalara rastlanmaz. Romana ve karaktere bir egzantiriklik verilmesi adına toplumumuzda rastlanmayan veriler eklenmiş.  Ayrıca kızın, büyüyünce bu özelliğine ne oldu.? Daha sonra karşımıza Şems’e vurulmuş “aptal aşık” rolünde çıkıyor. Yetersiz karakter analizi.<br />
Kimya Mevlana ile karşılaştığında 12 yaşında ama Mevlana’nın elinin bir alim elinden çok sanatkar eline benzediğini düşünüyor. Sayfa 218. Bu yaşta ellere bakarak meslek analizi yapabilen bir çocuk demek ki.  Neden olmasın demeyin sakın. Çok komik bence.( Eğer biliyorsada üstün kabiliyeti üzerinde durulmalıydı.)<br />
Şems ile Mevlana karşılaştıklarında huysuzlanan ata bir şeyler fısıldayan Şems’e, Mevlana’nın müridleri ve cemaati yani İslami, dindar insanlar “Büyücü, büyü yaptı.!” Şeklinde tepki veriyorlar. Çok saçma. Olsa olsa hayret edebilirler, korkabilirler veya keramet gösterdi diyebilirlerdi. Ancak büyü ve büyücülük en son akla gelebilecek belkide hiç gelmeyecek tanımlamalardır. Bu tür halk tepkileri Ortaçağ Hristiyan toplumlarında görülebilir ancak. Ayrıca aynı tepkiyi Kerra’da gösteriyor, uzun zaman geçmesine, Dindar bir alimin eşi olmasına, Şemsi bir süredir tanımasına rağmen. Müslüman hikaye içinde salyangoz özendirilmiş.<br />
Sayfa:214 ve 217<br />
Kız çocuklarının okutulmaması eleştiri konusu olmuş derinden. Ama yanlış yerde ve zamanda.  İslamın egemen olduğu, İslam alimlerinin revaçta olduğu hiçbir zamanda kız erkek ayrımı yapılmamıştır. Özellikle kız çocukları o zamanki alfabeyi yani kur’an alfabesini öğrenmesi için hocalara gönderilir. Tüm dünyada olduğu gibi dağlık arazilerde ve köy ortamları içerisinde kız çocukları okutulmamaktadır. Günümüz Türkiye’sinde  de okutulmayan kız çocukları dağlık bölgelerde ve köylerde yaşayan cahil ailelerdedir.  Ama bunun sebebi hiç dönemde İslam olmamıştır. Yani din adına hiçbir zaman kızların okula gönderilmediği olmamıştır.  Eğer olmuşsa da bunu yapan cahil dindardır. Fakat Mevlana öylemidir.? Aydındır zekidir. Toplumun büyük kesimi tarafından kabul görmüştür. Bu şekildeki birini karısına okumayı yasak ettiği anlatılamaz. Velev ki Kerra okuma yazmada bilmektedir. Güya Mevlana kütüphaneye girmesini yasaklıyor. Bence böyle olmamıştır, olamazdı. Ayrıca Kütüphaneye girmesi yasak olsa bile okumasına engel olan herhangi bir şey yok bence. Kimya ile kitap alışverişi yaparak okuyabilir en azından. Kız çocuklarının okutulmamasına bu dönemde yer vermeniz ve atıfta bulunmanızın nedeni anlaşılamıyor.<br />
Sayfa: 255<br />
“Eskiden vaaz eden akıl idin, bundan sonra yüreğin şarkı söyleyecek.” Diyen Şems’in sözleri karşısında şöyle düşünüyor Mevlana:  “Ne kast ettiğini anlamadım, sormadım da..”<br />
Uzun süre Şems ile odalara kapanan sabah akşam ilim alışverişi yapan üstün seviyeli bir alim olan Mevlana nasıl anlayamaz.? Kimden bahsediyorsunuz?  Bu cümle o kadar açık ki. </p>
<p>Sayfa:259<br />
Şems Mevlana’nın kapısına oturmuş ziyarete gelen insanlarla dalga geçiyor. “Ne yapacaksın Mevlana’yı.?” “Soracağını bana sor..” “Mevlana&#8217;yı görmeye geldin de ne hediye getirin bakalım?” gibi sorularla insanları küçük görüyor. Ben başımı getirdim, sende daha büyük bir şey getirirsen görebilirsin şeklinde futbol takımı taraftarları gibi ağız dalaşına girerek kendini küçük düşürerek, insanlarla alay ediyor. Genel olarak hep fahişe, sarhoş ve çeşitli toplum düşkünleri Şems tarafından saygı görürken ve bu davranış Allah inancından dolayı görülürken, sade vatandaşlar veya Allah rızası adına gayret sarf ederek Mevlana’ya itibar eden insanlar hor görülüyor. </p>
<p>“Tasavvuftan yararlanılarak bir romanın yazılması çok güzel olmakla beraber, bu çevrelerde yetişmemiş birinin yazması -saygı duyarak ve araştırarak dahi olsa- Mevlana ve Şems’i  işlemesi  ancak bu kadar olur” diyerek saygı duymak istiyorum, hoş görmek istiyorum.  Çünkü karakterler yerine oturmamış, bağlantısız noktalar var. Toplumun düşkünleri diye adlandırılan fahişe, sarhoş, kumarbaz, dilenci gibi kişilerin, yaptıkları kötülüklerle ve topluma sağladıkları zararlara rağmen inançlı oldukları, iyi oldukları vurgulanmaktadır. Yaptıklarına devam ile Allah’a inanıp içlerindeki güzelliği bulmaları tavsiye edilmektedir. Ayrıca diğer insanların da bu kişilerin içlerini görerek ona göre davranmaları istenmektedir. Bunun yanında din yolundaki insanların, sıradan halk insanlarının samimiyetle kötülüklere bulaşmadan yaşamaya çalışanların eleştirilmeleri istenmektedir sanki.  Hâlbuki İslam’da da Mevlana’da da, Şems’te de kötü fiilleri olanlar haklı görülmezler, ancak tecrit edilmezler, hoş görülürler (hoş görülmek “beğenmek” değildir). Ancak kalplerinde ki iyilik varsayılarak niyetlerinin iyi olması halinde bile kötülük alın yazıları olanlar için “kader mahkumu” tabirine uygun hoşgörü gösterilebilir. “Allah affeder”  denir. Kötülüklere maruz kalan toplum olarak; kötü fiil işleyenleri bana ve geleceğimiz çocuklarımıza tehlike oluşturdukları halde, affetmemiz ve haklı görmemiz gerekmiyor. Allah affedicidir diye benimde affedici olmam gerekmiyor. Kişiler insan olarak kabul edilir, hoş görülür ancak; yapılan davranışlar ve kötü fiilleri kabul edilemez ve hoş görülemez.  Bu kişilerin hoş görülmesi demek; onlara insan muamelesi yaparak yaptıklarının kötü olduğunu ve bu fenalıktan dönmeleri gerekmekte olduğunu hatırlatmak demektir. Hiçbir zaman kabullenmek olmamalıdır. Fenalık içindeki insanların içindeki imandan dolayı iyi olduğu, Mevlana’nın sohbetlerine katılan dervişlerin ve halkın art niyetli oldukları sonucu çıkmamalıdır. Yazar bu anlamda hoşgörüyü yanlış anlamış ve yanlış aktarmıştır. Mevlana karakteri “herkesin bir Mevlana anlayışı vardır” düşüncesiyle bir kesim insan için doğru büyük bir kesim için yanlış örnek gösterilmemelidir. Unutulmamalıdır ki Mevlana her adı geçtiği yerde genele örnek bir şahsiyettir.<br />
Ayrıca genel olarak roman; Mevlana ve Şems’in yaşadığı aşkın günümüzde de yaşanabilirliğine örnek olarak Ella’nın yaşadığı aşkı ön plana çıkarmaktadır. Ancak Ella, her ne kadar aşıkta olsa, 3 çocuğunu yüzüstü bırakıp,  geçmişi temiz olmayan ve yerleşik bir hayatı olmayan, hayat felsefesi olmayan birine kaçan bir kadındır. Üstelik o öldükten sonra çocuklarını da görmeye cesaret edemeyen bencil, duygusuz, sorumluluk sahibi olmayan biridir. Mevlana veya Şems’in böyle oldukları dahi düşünülemez.  Nerde Mevlana’nın aşkı, nerde Ella’nın aşkı. Arada dağlar gibi fark fark anlayamadığım.</p>
<p>Sayfa:285<br />
Çöl Gülü kaçmak için zorlu kış aylarını seçiyor. Sanırım biraz daha dramatize edilmek istenmiş. Öğleden sonra herkes uyurken kaçıyor.  Kış ayında, öğleden sonra… herkes uyurken….  ???  Söze bile gerek yok. &#8220;Herkes öğleden sonra uyur mu?&#8221; Hangi tarih diliminde, Konya&#8217;da herkes öğleden sonra uyurmuş acaba?</p>
<p>Sayfa:292<br />
 Şems Mevlana’ya şarap istediğini söylüyor. Sanki bir çocuk kandırır gibi. “Susadım, evde susuzluğumu giderecek bir şey yok. Hadi meyhaneye git de şarap al, hem senin için hem benim için. Haa.. birazda orada oyalan. İnsanlarla sohbet et.”<br />
Tarikata yeni girmiş birini terbiye ediyormuşçasına komik bir durum Şems adına ve Mevlana adına..</p>
<p>Sayfa:312-322 arası<br />
Şems, hakkında ileri geri konuşan Şeyh  Yasin’in Medresesini basıyor.. Basmakla kalmıyor, Şeyh’e bir güzel ders veriyor ve öğrencilerini ayartıyor. (olay kabalaştırılmış, nezaket yok, komikleşmiş) Şeyh Yasin’i Alim ile Sufi çatışmasına taraf ediyor, yanlış düşündüğünü anlatmaya dolayısıyla yetersiz bir öğretmen olduğunu belirterek öğrencileri arasında küçük düşürüyor,  çekip gidiyor. Şems’in amacı anlaşılmamaktadır.<br />
Ayrıca Şems Şeyh Yasin’e bir konuda misaller getirirken Karagöz perdesinden bahsediyor.  1240-1250 yılları arasında Karagöz perdesi nerde..! 16 ve 17. Yüzyılda oynatılmaya başlanmıştır. Nerden baksan arada 350 400 yıl var..<br />
 Sayfa:323<br />
Hünsa Baybars’ın kim olduğunu bilmiyor.<br />
“Çöl Gülünü hemen bulun” diye hiddetlenen Baybars’ı, kerhanenin müdavimi olmasına rağmen tanımayarak “sen kim oluyorsun be” diye çıkışan Hünsa, Baybars’ın “Yüksek mevkilerde amcası olan bir kamu görevlisiyim” demesi üzerine mazlum rolüne bürünerek “Benim ne kabahatim var” diyerek alttan alıyor. (Bağlantısız ilişkiler.)</p>
<p>Sayfa :324</p>
<p>Ella, Aşk Şeriatı’nı okuyup bitirdikten sonra teslim ettiğini söylediği halde bir açıklama yapılmadan asıl romanda yani AŞK’ta,  Aşk Şeriatı içeriği anlatılmaya devam ediliyor.  Romanın burasında ya bir açıklama yapılarak bu şekilde devam edilmeliydi yahut Aşk Şeriatı bitirilmeliydi.</p>
<p>Sayfa:326<br />
Çöl Gülü Şubat ayında kaçmıştı kerhaneden. Hamama gidip yıkandığını belirterek Mart ayında Mevlana dergâhına geliyor. Şubat ile Mart arasında neredeydi belli edilmemiş hikâyede. Kopukluk var.<br />
Sayfa:328<br />
Daha önce şarap almaya gitmesi damdan düşer gibi anlatılmıştı. Aynı anlatım şekli Müzik ve Sema içinde yapılmış. Bir gün karar veriyorlar ve saz heyeti getirip Sema’ya başlayacaklarını söylüyorlar, damdan düşme misali.. Bunlar bir süreçte olmuştur halbuki, böyle birden bire değil. Ayrıca Şems bunları savunurken “Ben aşığım istediğimi yaparım, kimseden de çekinmem” edasında. Çok çocuksu bir anlatım. İleri sayfalarda birden Sema ayini yapılabilmesi, dervişlerinin ustaca Sema edebilmesi çok hızlı bir gelişme. Sanki Konya Sema grubu kalkmış oraya gitmiş.<br />
 Ve Keyhüsrev’in atması.. Nerdeyiz anlayamadım.? Urfa yöresine ait bir düğün töreninde mi, yoksa şehre yeni gelmiş meşhur bir sanatçının konserinde mi?<br />
Ve Şems’in keseyi tekrar Keyhüsrev’in başına atması, “Al paranı başına çal, ben para için Sema etmem, Aşığım ben Aşık.” Diyerek.  Gülüyorum sadece, bir şey demiyorum.</p>
<p>Bu sayfalardan sonra artık eleştirmeyi bıraktım. Yanlış anlaşılmaktan korkarak… Ayrıca mutaassıp yaftasından korkarak…</p>
<p>SONUÇ:<br />
Sonuç olarak şunu da ifade etmeliyim ki: Romanda Mevlana’nın neden Şems’e ilgi duyduğu ve onsuz yapamadığı tarif edilememiş. Her karakterin yapmacık konuşmaları romanı basitleştirmiş.<br />
 Bunları neden yazdığımı anlatacak kelime bulamıyorum. Sanırım Mevlana ve Şems’i sevdiğimden kaynaklanıyor. Hikayede Şarap almaya gitmesi değil Şems’in onu gönderiş biçimi basit. Müzikle ilgilenmeleri değil, müziğe başlamaları tuhaf. Karakterlerin yapmacık konuşmaları hikayenin tadını kaçırmış.  Eğer Mevlana ve Şems isimleri yerine değişik isimle kullansaydınız okur geçerdim eseri. Ancak Mevlana ve Şems’in yüceliği beni bunları yazmaya zorladı.<br />
Tüm bu hatalar Editör, Tercüman veya Yazar hatası mı bilemem? Buna siz karar verin.<br />
Yazara: &#8220;Düzenlemeye fırsat bulamadan alalade yazdığım notlarımı, eleştirilerimi yazdığım için üzgünüm ancak, her ne kadar çok satarsa satsın , ne kadar çok beğenilirse beğenilsin kendinize “Tamam, güzel bir iş yapmışım, bak herkes beğendi” diye düşünüp de bir hataya düşmemeniz için belki yararlı olur dedim. Çünkü iyi bir yazar olabilirsiniz. Keşke Mevlana ve Şems adı yerine başka isimler kullansaydınız. Hatalarınızı görmezden gelebilirdim o zaman. Daha çok güzel işler yapacağınıza eminim.<br />
Yazmak istediğim daha çok şey var ama yanlış anlaşılmaktan koktuğum için bu kadar yeterli diyorum.</p>
<p>Selamlar.<br />
Menderes KARCI<br />
<a href="http://www.TurkEbru.com" rel="nofollow">http://www.TurkEbru.com</a><br />
<a href="mailto:mendereskarci@mynet.com">mendereskarci@mynet.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>erdem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-40441</link>
		<dc:creator>erdem</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 19:22:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-40441</guid>
		<description>Kötü bir kitap, vakit kaybı. New age ı tasavufa sokmaya çalışıyor, uydurma bir kırk hakikat var, pasif, karamsar bir Hz. Mevlana var, nerde o şiirlerin çoşkusu, Hz. Şems el falı bakıyor , Aziz çaput bağlıyor, aura okuyor. Aziz evli bir kadına karşı davetkar, mesafesiz. Tasavvuf konusunda okunacak son kitap. Tasavvuf konusunda bilginiz yoksa okumayın, yanlış kanaatler  edinirsiz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü bir kitap, vakit kaybı. New age ı tasavufa sokmaya çalışıyor, uydurma bir kırk hakikat var, pasif, karamsar bir Hz. Mevlana var, nerde o şiirlerin çoşkusu, Hz. Şems el falı bakıyor , Aziz çaput bağlıyor, aura okuyor. Aziz evli bir kadına karşı davetkar, mesafesiz. Tasavvuf konusunda okunacak son kitap. Tasavvuf konusunda bilginiz yoksa okumayın, yanlış kanaatler  edinirsiz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dilara tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-40436</link>
		<dc:creator>dilara</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:26:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-40436</guid>
		<description>çok güzel bi kitap böyle güzel bi kitap yazdığı için çooook teşekkür ediyorum 2. sinide çıkarırsa çok sevinirim hala kitabın müteessiri altındayım:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok güzel bi kitap böyle güzel bi kitap yazdığı için çooook teşekkür ediyorum 2. sinide çıkarırsa çok sevinirim hala kitabın müteessiri altındayım:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Arda Ateş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-40105</link>
		<dc:creator>Arda Ateş</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 22:22:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-40105</guid>
		<description>Sırf eleştirmek uğruna bir şeyler söyleme gereği duymak anlamsız. Eğer kitabı bitirdikten sonra etki alanından hemen çıkamıyor ve romandaki karakterleri düşünüyorsanız bu eserin başarılı olduğunun göstergesi. Bir de şu var ilgi alanınıza girmiyorsa bu tarz, ne olursa olsun sevmezsiniz elbette... 
"Aşk" ı çok sevdim ben...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sırf eleştirmek uğruna bir şeyler söyleme gereği duymak anlamsız. Eğer kitabı bitirdikten sonra etki alanından hemen çıkamıyor ve romandaki karakterleri düşünüyorsanız bu eserin başarılı olduğunun göstergesi. Bir de şu var ilgi alanınıza girmiyorsa bu tarz, ne olursa olsun sevmezsiniz elbette&#8230;<br />
&#8220;Aşk&#8221; ı çok sevdim ben&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sümeyye tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-40048</link>
		<dc:creator>sümeyye</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 11:07:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-40048</guid>
		<description>coksuper bir roman gercek aşk ın tasavvufi askın dunyevi ve cismen askı anlatıyor ella ve tebrizi şems ile mevlana uzerinde olusuyor konular herzezin okuası için tavsiye edilebilecek bir kıtap</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>coksuper bir roman gercek aşk ın tasavvufi askın dunyevi ve cismen askı anlatıyor ella ve tebrizi şems ile mevlana uzerinde olusuyor konular herzezin okuası için tavsiye edilebilecek bir kıtap</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37286</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 14:47:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37286</guid>
		<description>Cündioğlu, yakmış harap etmiş, taş üstünde taş komamış. Bu kadar sert yaklaşmış. Eseri eleştirsin, eserin üslubu kuru, bu üstteki incelemede de var, hatta bir-iki kusur daha... ama romanın gerçekliğine müdahale etmiyorum derken edersen, hele dünkü yazısının son cümlelerinde olduğu gibi kadınları aşağılarsan, romana kistch diyerek onu sanat bağlamından koparıp kalitesizli üzerine damgalarsan, taklit seviyesine indirirsen romanı... yok artık demek düşer bana da. Kullanılan malzeme hele. Tasavvuf burada malzeme olarak kullanılmış, kişiler de yazarın roman kahramanları. Bir yazara düşen gerçekliğe yakın bir kişi yaratmaksa da asla yaratılan kişi gerçeğin aynısı değildir, roman gerçekliğinde gerçektir. Bir romandan bundan fazla bir işlev beklerseniz romanın kurmaca dünyasına müdahale etmiş olursunuz ki, bu da esere müdahaledir. Cündioğlu eleştirsin, sizler de haklısınız kimi noktalarda, itirazım yok buna, ama eleştirinin üslubu... olmamış, kesinlikle olmamış. Şafak'ı küçümseyen, adam yerine koymayan, sen de kimsin ki... tavrı! Bunu asla onaylayamam. Abarttığımı düşünüyorsanız Cündioğlu'yu bir daha okuyun. Bir şeyleri biliyor olmanın amacı nedir, insanları mı küçümsemek? O zaman niye okudun ki onca şey, yazık. Tevazunun en fazla olması gereken insanlarda bunu görmek.
Enver bey, karşıyazıyı yazması gereken Sayın Şafak. Ben bu konunun suyunun suyunun suyu oluyorum çünkü.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cündioğlu, yakmış harap etmiş, taş üstünde taş komamış. Bu kadar sert yaklaşmış. Eseri eleştirsin, eserin üslubu kuru, bu üstteki incelemede de var, hatta bir-iki kusur daha&#8230; ama romanın gerçekliğine müdahale etmiyorum derken edersen, hele dünkü yazısının son cümlelerinde olduğu gibi kadınları aşağılarsan, romana kistch diyerek onu sanat bağlamından koparıp kalitesizli üzerine damgalarsan, taklit seviyesine indirirsen romanı&#8230; yok artık demek düşer bana da. Kullanılan malzeme hele. Tasavvuf burada malzeme olarak kullanılmış, kişiler de yazarın roman kahramanları. Bir yazara düşen gerçekliğe yakın bir kişi yaratmaksa da asla yaratılan kişi gerçeğin aynısı değildir, roman gerçekliğinde gerçektir. Bir romandan bundan fazla bir işlev beklerseniz romanın kurmaca dünyasına müdahale etmiş olursunuz ki, bu da esere müdahaledir. Cündioğlu eleştirsin, sizler de haklısınız kimi noktalarda, itirazım yok buna, ama eleştirinin üslubu&#8230; olmamış, kesinlikle olmamış. Şafak&#8217;ı küçümseyen, adam yerine koymayan, sen de kimsin ki&#8230; tavrı! Bunu asla onaylayamam. Abarttığımı düşünüyorsanız Cündioğlu&#8217;yu bir daha okuyun. Bir şeyleri biliyor olmanın amacı nedir, insanları mı küçümsemek? O zaman niye okudun ki onca şey, yazık. Tevazunun en fazla olması gereken insanlarda bunu görmek.<br />
Enver bey, karşıyazıyı yazması gereken Sayın Şafak. Ben bu konunun suyunun suyunun suyu oluyorum çünkü.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37272</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 11:22:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37272</guid>
		<description>suzan hanım,
valla dücane cündioğlu'na benim de bir önyargım vardır. ama romanı okumadığım içindir belki, eleştirilerini doğru bir perspektiftenmiş gibi gördüm. yoksa haklısın cündioğlu oldukça kendini beğenmiş ukala bir insan ve hiç de insan olarak sevdiğim birisi değil. ama sanırım bu defa doğru söylüyor. romanı okumuş birisi olarak ben senin yerinde olsam yeni şafak'ta yayımlamak üzere bir karşı cevap yazardım. bilmem ne dersin?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>suzan hanım,<br />
valla dücane cündioğlu&#8217;na benim de bir önyargım vardır. ama romanı okumadığım içindir belki, eleştirilerini doğru bir perspektiftenmiş gibi gördüm. yoksa haklısın cündioğlu oldukça kendini beğenmiş ukala bir insan ve hiç de insan olarak sevdiğim birisi değil. ama sanırım bu defa doğru söylüyor. romanı okumuş birisi olarak ben senin yerinde olsam yeni şafak&#8217;ta yayımlamak üzere bir karşı cevap yazardım. bilmem ne dersin?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37257</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 22:27:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37257</guid>
		<description>sevgili Suzan,

Cündioğlunun genel tarzı bu adamın genel olarak katılmadığı noktalara bence kibirli ve sert girişi sence ise kistch eleştirisi var,açıkcası ben de Cündioğlu gibi düşünüyorum hatta senin Nazan Bekiroğlunun Lal kitabı ile ilgili o güzel yazının altına düşmüştüm bu notu,ben çok 'kuru' tanımında bulunmuştum,tasavvuf bir gönül işi ise bence kalbin kuralı olmaz,dolayısı ile akli bir kurallar bütünü ile anlatılmaz,kitaptan anlam çıkarıp ağlayan ne denli normal ise kitabı yüksek perdeden eleştirmek de o denli normal,Şafak ne yapmış?O da ben bilirim demiş,bilirim demiş ki o kitabı yazmış.Bence hayal kırıklığı Tr nin en iyi romacılarından hayranı olduğum Şafak'a hiç yakıştıramdığım bir kitap,Siyah Süt'ün o şakırdayan duygu selinden sonra bu kuruluk,oturmadı ben de.

haklı olur muyum demişsin,elbet haklı olursun.

tasavvuf teşhirinin,kendi bilmez kalemler tarafından yapılmasının sonucu ya tasavvufun tamamen tersi madde değerlemesine ya da tasavvufun içinin boşaltılmasına çıkıyor,mesela geçenlerde yine bu konu başka bir başlıkta tartışıldı,Enver bey ve Ekrem Senai bey de müdahildi,bence tartışmalar iki farklı görüş tartışmasından çok içi boşaltılmış bir tasavvuf eleştirisine idi ama konu tasavvuf olduğu için yaş ve kuru aynı muameleyi gördü.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili Suzan,</p>
<p>Cündioğlunun genel tarzı bu adamın genel olarak katılmadığı noktalara bence kibirli ve sert girişi sence ise kistch eleştirisi var,açıkcası ben de Cündioğlu gibi düşünüyorum hatta senin Nazan Bekiroğlunun Lal kitabı ile ilgili o güzel yazının altına düşmüştüm bu notu,ben çok &#8216;kuru&#8217; tanımında bulunmuştum,tasavvuf bir gönül işi ise bence kalbin kuralı olmaz,dolayısı ile akli bir kurallar bütünü ile anlatılmaz,kitaptan anlam çıkarıp ağlayan ne denli normal ise kitabı yüksek perdeden eleştirmek de o denli normal,Şafak ne yapmış?O da ben bilirim demiş,bilirim demiş ki o kitabı yazmış.Bence hayal kırıklığı Tr nin en iyi romacılarından hayranı olduğum Şafak&#8217;a hiç yakıştıramdığım bir kitap,Siyah Süt&#8217;ün o şakırdayan duygu selinden sonra bu kuruluk,oturmadı ben de.</p>
<p>haklı olur muyum demişsin,elbet haklı olursun.</p>
<p>tasavvuf teşhirinin,kendi bilmez kalemler tarafından yapılmasının sonucu ya tasavvufun tamamen tersi madde değerlemesine ya da tasavvufun içinin boşaltılmasına çıkıyor,mesela geçenlerde yine bu konu başka bir başlıkta tartışıldı,Enver bey ve Ekrem Senai bey de müdahildi,bence tartışmalar iki farklı görüş tartışmasından çok içi boşaltılmış bir tasavvuf eleştirisine idi ama konu tasavvuf olduğu için yaş ve kuru aynı muameleyi gördü.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37255</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 20:58:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37255</guid>
		<description>Cündioğlu, iki gündür yazıyor ve yazmaya devam edecek bu konuda, ben de takip ediyorum. Cündioğlu, kendini çıkarttığı göklerden aşağı inemediği ve indiğinde de yürüyemediğini yazarken haklı, öyle yüksek perdeden konuşuyor ki, bu romanı okuyup da gerçekten pozitif yönde etkilenen ve hatta okuyup da ağlayan bir kesimin varlığını görmezden geliyor. Aşkın kuralları olmaz diyor da o aşk yoluna giren erbabın takip ettiği kuralları ve basamakları es geçiyor. Safi akılla yazılmış diyor da kendi kalbinden yola çıkarak başka kalbi eleştiriyor, ne büyük gaf! Neyse, yarın da yazsın, bugün de tvde konuşacakmış bu konuyu, ah bilgi çağının sen iyi bilmezsin ben daha iyi bilirim'in kesif kokusu. Ben de şimdi bunu eleştirsem ve kistch roman kategorisine koyduğu roman eleştirisi üzerinden kistch bir tavıralma seziyorum desem, haklı mı olurum?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cündioğlu, iki gündür yazıyor ve yazmaya devam edecek bu konuda, ben de takip ediyorum. Cündioğlu, kendini çıkarttığı göklerden aşağı inemediği ve indiğinde de yürüyemediğini yazarken haklı, öyle yüksek perdeden konuşuyor ki, bu romanı okuyup da gerçekten pozitif yönde etkilenen ve hatta okuyup da ağlayan bir kesimin varlığını görmezden geliyor. Aşkın kuralları olmaz diyor da o aşk yoluna giren erbabın takip ettiği kuralları ve basamakları es geçiyor. Safi akılla yazılmış diyor da kendi kalbinden yola çıkarak başka kalbi eleştiriyor, ne büyük gaf! Neyse, yarın da yazsın, bugün de tvde konuşacakmış bu konuyu, ah bilgi çağının sen iyi bilmezsin ben daha iyi bilirim&#8217;in kesif kokusu. Ben de şimdi bunu eleştirsem ve kistch roman kategorisine koyduğu roman eleştirisi üzerinden kistch bir tavıralma seziyorum desem, haklı mı olurum?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>cb tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37252</link>
		<dc:creator>cb</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 19:27:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37252</guid>
		<description>http://yenisafak.com.tr/yazarlar/Default.aspx?t=30.08.2009&#38;y=DucaneCundioglu

Dücane bey,

biraz sert girmiş ama haksız mı derseniz bence haklı,40 kural'a kırk satır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yenisafak.com.tr/yazarlar/Default.aspx?t=30.08.2009&amp;y=DucaneCundioglu" rel="nofollow">http://yenisafak.com.tr/yazarlar/Default.aspx?t=30.08.2009&amp;y=DucaneCundioglu</a></p>
<p>Dücane bey,</p>
<p>biraz sert girmiş ama haksız mı derseniz bence haklı,40 kural&#8217;a kırk satır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-37240</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 12:45:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-37240</guid>
		<description>bugün (30 ağustos 2009) dücane cündioğlu aşk romanınını yerin dibine batıran bir yazı yazmış. doğrusu romanı okumamakta hala direniyorum. cündioğlu romanın estetiğini değil ama romanda yapılan hataları ve "art niyeti" olduğunu düşündüğü şeylerden örnek vermiş. doğrusu verdiği örnekler eğer öyleyse cidden vehamet düzeyinde. ama bir romandan bir "bilgi" beklemek de hatadır o da ayrı. ama elif şafak romanını bir bilgi olarak kurduysa, o zaman ona kurduğu yerden eleştiri yapmak da pek yanlış olmasa gerek. velakin romanı okumamakta (fiyat politikasına ve romanın 14 şubatta çıkarılmasının modern bir uyanıklık olduğunu düşünmemden dolayı ve elif şafak'ın son roman-anlatılarının gerçekten de bir ticaret hissiyatı vermesi dolayısıyla ...)hala direniyorum. ama cündioğlu'nun eleştirileri de bence çok ciddi eleştiriler. romancı cevap verir mi çok emin değilim ama, insanların kendi kafasında "okumadan" canlandırdıkları şems ve mevlana'ya cündioğlu'nun dediği gibi bütün modern putları boca etmeleri de doğrusu çok itici. ve benim "mevlana'yı new age gurusu yapmak" dediim şey de budur aslında. cündioğlu da benzer bir eğilimden şikayey etmiş romanda...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bugün (30 ağustos 2009) dücane cündioğlu aşk romanınını yerin dibine batıran bir yazı yazmış. doğrusu romanı okumamakta hala direniyorum. cündioğlu romanın estetiğini değil ama romanda yapılan hataları ve &#8220;art niyeti&#8221; olduğunu düşündüğü şeylerden örnek vermiş. doğrusu verdiği örnekler eğer öyleyse cidden vehamet düzeyinde. ama bir romandan bir &#8220;bilgi&#8221; beklemek de hatadır o da ayrı. ama elif şafak romanını bir bilgi olarak kurduysa, o zaman ona kurduğu yerden eleştiri yapmak da pek yanlış olmasa gerek. velakin romanı okumamakta (fiyat politikasına ve romanın 14 şubatta çıkarılmasının modern bir uyanıklık olduğunu düşünmemden dolayı ve elif şafak&#8217;ın son roman-anlatılarının gerçekten de bir ticaret hissiyatı vermesi dolayısıyla &#8230;)hala direniyorum. ama cündioğlu&#8217;nun eleştirileri de bence çok ciddi eleştiriler. romancı cevap verir mi çok emin değilim ama, insanların kendi kafasında &#8220;okumadan&#8221; canlandırdıkları şems ve mevlana&#8217;ya cündioğlu&#8217;nun dediği gibi bütün modern putları boca etmeleri de doğrusu çok itici. ve benim &#8220;mevlana&#8217;yı new age gurusu yapmak&#8221; dediim şey de budur aslında. cündioğlu da benzer bir eğilimden şikayey etmiş romanda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>vahşiii tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-35774</link>
		<dc:creator>vahşiii</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 10:22:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-35774</guid>
		<description>ben elif şafağın ilk defa bir kitabını okudum ona karşı bunca önyargım olmasına rağmen ve kitabı çok beğendim bütün eleştirilere rağmen mevlana ve şemsi konu edinmesi bile çok güzel biz türk insanı olarak nerede güzel iyi yapılmış bişey varsa onu eleştiririz zaten sevdğim bütün arkadaşlarıma hediye olarak alacağım bir kitap.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ben elif şafağın ilk defa bir kitabını okudum ona karşı bunca önyargım olmasına rağmen ve kitabı çok beğendim bütün eleştirilere rağmen mevlana ve şemsi konu edinmesi bile çok güzel biz türk insanı olarak nerede güzel iyi yapılmış bişey varsa onu eleştiririz zaten sevdğim bütün arkadaşlarıma hediye olarak alacağım bir kitap.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>saliha tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-32332</link>
		<dc:creator>saliha</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 22:24:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-32332</guid>
		<description>elif şafak'ın ilk okuduğum kibabı "aşk" lakin bu kadar kötü olabileceğini hiç tahmin etmemiştim. insanı çileden çıkaracak kadar sıkıcı bir üslubu var. Ayrıca tasavvufi aşkı ön plana çıkaran bir kitap gibi sunulmasına karşın yazarın konunun derinliğini yeterince anlamadığı veya yansıtamadığı göze çarpıyor. Tasavvufi aşkı merak ettikleri için bu kitabı okuyacak olan arkadaşları şimdiden yanlış kaynak seçtikleri konusunda uyarmalıyım. Konuyu heba etmekten başka bir şey yapamamış.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>elif şafak&#8217;ın ilk okuduğum kibabı &#8220;aşk&#8221; lakin bu kadar kötü olabileceğini hiç tahmin etmemiştim. insanı çileden çıkaracak kadar sıkıcı bir üslubu var. Ayrıca tasavvufi aşkı ön plana çıkaran bir kitap gibi sunulmasına karşın yazarın konunun derinliğini yeterince anlamadığı veya yansıtamadığı göze çarpıyor. Tasavvufi aşkı merak ettikleri için bu kitabı okuyacak olan arkadaşları şimdiden yanlış kaynak seçtikleri konusunda uyarmalıyım. Konuyu heba etmekten başka bir şey yapamamış.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fahri tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-32295</link>
		<dc:creator>Fahri</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 13:43:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-32295</guid>
		<description>Kitabı henüz okumadım ama işin doğrusu okuyup beğenmediğini söyleyene henüz rastlamadım. Tereddütüm siyah süt'e ilişkin olduğu için şu ana kadar kitabı almadım. Orada başdöndürücü ilk 50 sayfadan sonra dağılan bir roman vardı. Burada ise galibaa tersi olmuş. Bugün kitabı edinmeye karar verdim. 
Saygılarımla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kitabı henüz okumadım ama işin doğrusu okuyup beğenmediğini söyleyene henüz rastlamadım. Tereddütüm siyah süt&#8217;e ilişkin olduğu için şu ana kadar kitabı almadım. Orada başdöndürücü ilk 50 sayfadan sonra dağılan bir roman vardı. Burada ise galibaa tersi olmuş. Bugün kitabı edinmeye karar verdim.<br />
Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Sarıgül tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-32289</link>
		<dc:creator>Ali Sarıgül</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 12:38:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-32289</guid>
		<description>Pinhan gibi bir kitap yazmış yazarın Aşk üzerine bir roman yazdığını ve romanını evrensel aşk destanı Mevlana-Şems ilişkisi temelinde yapılandırdığını işittiğimde heyecanla kitabı kitapcımdan edinmek istedim.
Ancak kitabı okumaya başladığımda yarısına geldiğim halde hala beklenti içerisinde olduğumu gördüm. 

Kitap benim için  tam bir hayal kırıklığı oldu. Okuduğum metin, yüzeysel, didaktik, edebi derinlikten yoksun, yersiz bir öğüt verici edasıyla yazılmış ve aşkın derinliğini yansıtmaktan çok uzak ve  tasavvuf düşüncesi konusunda ciddi hatalarla dolu bir kitap.
Yetenekli bir yazar olduğuna inandığım Elif Şafak Siyah Süt'le başlayan düşüşünü ne yazık ki sürdürüyor.

Ve son bir cümle: Ana dili Türkçe olan bir yazar neden başka bir dilde roman yazar ve bu romanın ancak çevirisini kendi halkının okuyucularına layık görür anlayan beri gelsin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pinhan gibi bir kitap yazmış yazarın Aşk üzerine bir roman yazdığını ve romanını evrensel aşk destanı Mevlana-Şems ilişkisi temelinde yapılandırdığını işittiğimde heyecanla kitabı kitapcımdan edinmek istedim.<br />
Ancak kitabı okumaya başladığımda yarısına geldiğim halde hala beklenti içerisinde olduğumu gördüm. </p>
<p>Kitap benim için  tam bir hayal kırıklığı oldu. Okuduğum metin, yüzeysel, didaktik, edebi derinlikten yoksun, yersiz bir öğüt verici edasıyla yazılmış ve aşkın derinliğini yansıtmaktan çok uzak ve  tasavvuf düşüncesi konusunda ciddi hatalarla dolu bir kitap.<br />
Yetenekli bir yazar olduğuna inandığım Elif Şafak Siyah Süt&#8217;le başlayan düşüşünü ne yazık ki sürdürüyor.</p>
<p>Ve son bir cümle: Ana dili Türkçe olan bir yazar neden başka bir dilde roman yazar ve bu romanın ancak çevirisini kendi halkının okuyucularına layık görür anlayan beri gelsin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ÖZLEM.T. tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/19/ask-elif-safak/#comment-31782</link>
		<dc:creator>ÖZLEM.T.</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 00:04:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4919#comment-31782</guid>
		<description>Ben de vazgeçmiş değilim.Hala her yazdığını okuyorum.Pinhan la tanıştığımda yıl 2000 di..Ve o güne kadar çıkmış tüm kitaplarını ardarada defalarca okudum..Çok arkadaşıma tavsiye ettim öyle ki çıktığı gün aldım bu yıldan sonra ki kitapları,ve TÜYAP ta E.Şafak 13. yy Konya'sı deyince tamam dedim,ki Pinhan örneği vardı önümüzde ama!Hatırlamazmıyım o kısmı..:)Ve kesinlikle katılıyorum tespitinize..Ama yanlış anlaşılmasın elbetteki büyük emek işidir ortaya çıkarılan daha öncede yazdığım gibi ben dış karakterlere ve Şems in Mevlanaya ulaşması sırasında yaşadıklarının hikayesini beğendim..Sonra Kimyanın aşkı vs..Uzatmayayım siz zaten gayet güzel anlatmışsınız..Eyvallah..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben de vazgeçmiş değilim.Hala her yazdığını okuyorum.Pinhan la tanıştığımda yıl 2000 di..Ve o güne kadar çıkmış tüm kitaplarını ardarada defalarca okudum..Çok arkadaşıma tavsiye ettim öyle ki çıktığı gün aldım bu yıldan sonra ki kitapları,ve TÜYAP ta E.Şafak 13. yy Konya&#8217;sı deyince tamam dedim,ki Pinhan örneği vardı önümüzde ama!Hatırlamazmıyım o kısmı..:)Ve kesinlikle katılıyorum tespitinize..Ama yanlış anlaşılmasın elbetteki büyük emek işidir ortaya çıkarılan daha öncede yazdığım gibi ben dış karakterlere ve Şems in Mevlanaya ulaşması sırasında yaşadıklarının hikayesini beğendim..Sonra Kimyanın aşkı vs..Uzatmayayım siz zaten gayet güzel anlatmışsınız..Eyvallah..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
