<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Domuz gribi özgürlüğe bulaşır mı? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 07:04:25 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Emre tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-39240</link>
		<dc:creator>Emre</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 17:50:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-39240</guid>
		<description>Arkadaşlar ben bu akşamdan itibaren medyanın aldığı tutumdan çok rahatsız olmaya başladım. 

Domuz gribi diye bi öcüden bahsediyolar ve düpedüz aşı reklamını yapıyolar.

Ama hiçbiri Amerikadaki sağlık görevlilerinin domuz gribi aşısına karşı yaptığı sokak gösterilerini ve protestolardan bahsetmiyor.

Aşı da cıva ve aliminyum var. Çok az dozlarda olsalar bile aşırı derecede toksik şeyler bunlar ve beyin büyümesini durduruyorlar. 

Aşının özellikle çocuklara verilmesinin söylenmesi (medya tarafından) çok korkunç bir durum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar ben bu akşamdan itibaren medyanın aldığı tutumdan çok rahatsız olmaya başladım. </p>
<p>Domuz gribi diye bi öcüden bahsediyolar ve düpedüz aşı reklamını yapıyolar.</p>
<p>Ama hiçbiri Amerikadaki sağlık görevlilerinin domuz gribi aşısına karşı yaptığı sokak gösterilerini ve protestolardan bahsetmiyor.</p>
<p>Aşı da cıva ve aliminyum var. Çok az dozlarda olsalar bile aşırı derecede toksik şeyler bunlar ve beyin büyümesini durduruyorlar. </p>
<p>Aşının özellikle çocuklara verilmesinin söylenmesi (medya tarafından) çok korkunç bir durum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-35628</link>
		<dc:creator>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 08:36:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-35628</guid>
		<description>[...]  (Domuz gribi özgürlüğe bulaşır mı? isimli yazının sonuç bölümünden) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  (Domuz gribi özgürlüğe bulaşır mı? isimli yazının sonuç bölümünden) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>AZ Edebiyat Dergisi : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31500</link>
		<dc:creator>AZ Edebiyat Dergisi : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 18:50:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31500</guid>
		<description>[...] kırıldığı günler yaşıyoruz. Berat Bey gibi nice insan edebiyat ve düşünce dergilerinde hakîkî özgürlük ile zahirî özgürlûk arasındaki farkların altını çizen yazılar [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] kırıldığı günler yaşıyoruz. Berat Bey gibi nice insan edebiyat ve düşünce dergilerinde hakîkî özgürlük ile zahirî özgürlûk arasındaki farkların altını çizen yazılar [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Onur Çobanoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31194</link>
		<dc:creator>Onur Çobanoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 05:43:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31194</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Zira “benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter” ilkesini etik bir dayanak(!) olarak kabul ettiğinizde ister istemez düzenleyici güç devlet-piyasa oluyor.&lt;/blockquote&gt;

Piyasa nasıl düzenleyebiliyor? Daha doğrusu, bahsi geçen ilkenin koruyuculuğunu nasıl yapabiliyor?

&lt;blockquote&gt;Neden? Demokrasinin gelişmediği ülkelerde gazeteciler öldürülüyor, yakınları hapse atılıyor, her türlü baskıyla karşı karşıyalar. Peki ya “özgür” ülkeler? Hakikî özgürlüğe erişmemiş gazetecilerin üzerinde nefisleri öyle bir baskı uyguluyor ki totaliter rejime zaten gerek yok. İşini, son model arabasını, Bahama adalarındaki tatillerini kaybetme korkusuyla gazeteci kaleminin ucunu asla sivriltmiyor.
&lt;/blockquote&gt;

Ama bütün gazeteciler böyle lüküs bir hayat yaşayacak diye bir kaide yok. Alternatif medya diye bir şey var. Burada bence sorumluluk biraz da vatandaşta. Bahsettiğiniz piyasa sansürünün başarısında kilit nokta vatandaşın çoğunlukla entellektüel olarak 'trendy' davranması; Wall Street Journal, The Economist ve benzerlerinin oluşturduğu çemberden çıkmamasıdır. Batılı okumuşların yüzde kaçı her görüşe ait yayını takip eder? 

&lt;blockquote&gt;Liberalizmi eleştirdiğimiz “Liberaller neden başarısız?” isimli yazıda özgürlük ve piyasa fetişizmine karşı çıkmıştık....Fakat diğer yandan, özgürlüklerin ancak başka bireylerin özgürlüğüyle sınırlandırıldığı toplumlarda birey rejimin değil ama kendi nefsinin kölesi olacaktır.&lt;/blockquote&gt;

Genel olarak yazıda liberalizm "insan nefsinin dizginlerini bıraksın ve onun buyruğunda yaşasın, dünyanın geri kalanı yansa da umrunda olmasın" idealini yüceltiyormuş gibi bir hava estiği kanaatindeyim. Şu doğrudur: Liberaller insanın kendi nefsinden özgürlüğü gibi bir meseleyi tanımadılar (Ayn Rand bu tarz kaygıları saçmalık olarak nitelendirir). Onlara göre bir alkolik veya uyuşturucu bağımlısı, madde bağımlısı olmayan bir insan kadar özgürdür (diğer parametreler sabit kaldığı sürece). Ama liberalizmin özgürlük anlayışı "serbestçe yiyin, için, hayatın keyfini sürün, diğerlerini umursamayın" şeklinde tanımlanabilecek bir şey değildir. Yanlış anlamanın kaynağı şurası: "Benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter" ilkesi liberalizmin birey için öngördüğü &lt;strong&gt;asgari&lt;/strong&gt; ahlaktır. Liberalizm bireyin bundan öte ahlaki ilkeleri olamaz demediği gibi, bundan öte ahlaki ilkeleri olmayan bir bireyi de idealize etmez. Misal Ayn Rand asgari ilke doğrultusunda pornografinin yasaklanmasına karşı çıkarken, bireysel olarak pornografiye karşı çıkıyordu (kendi ahlaki ölçütleri sebebiyle). Herhalde pornografiye karşı gelmiş geçmiş en yaman mücadeleyi vermiş Susan Brownmiller da öyle.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Zira “benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter” ilkesini etik bir dayanak(!) olarak kabul ettiğinizde ister istemez düzenleyici güç devlet-piyasa oluyor.</p></blockquote>
<p>Piyasa nasıl düzenleyebiliyor? Daha doğrusu, bahsi geçen ilkenin koruyuculuğunu nasıl yapabiliyor?</p>
<blockquote><p>Neden? Demokrasinin gelişmediği ülkelerde gazeteciler öldürülüyor, yakınları hapse atılıyor, her türlü baskıyla karşı karşıyalar. Peki ya “özgür” ülkeler? Hakikî özgürlüğe erişmemiş gazetecilerin üzerinde nefisleri öyle bir baskı uyguluyor ki totaliter rejime zaten gerek yok. İşini, son model arabasını, Bahama adalarındaki tatillerini kaybetme korkusuyla gazeteci kaleminin ucunu asla sivriltmiyor.
</p></blockquote>
<p>Ama bütün gazeteciler böyle lüküs bir hayat yaşayacak diye bir kaide yok. Alternatif medya diye bir şey var. Burada bence sorumluluk biraz da vatandaşta. Bahsettiğiniz piyasa sansürünün başarısında kilit nokta vatandaşın çoğunlukla entellektüel olarak &#8216;trendy&#8217; davranması; Wall Street Journal, The Economist ve benzerlerinin oluşturduğu çemberden çıkmamasıdır. Batılı okumuşların yüzde kaçı her görüşe ait yayını takip eder? </p>
<blockquote><p>Liberalizmi eleştirdiğimiz “Liberaller neden başarısız?” isimli yazıda özgürlük ve piyasa fetişizmine karşı çıkmıştık&#8230;.Fakat diğer yandan, özgürlüklerin ancak başka bireylerin özgürlüğüyle sınırlandırıldığı toplumlarda birey rejimin değil ama kendi nefsinin kölesi olacaktır.</p></blockquote>
<p>Genel olarak yazıda liberalizm &#8220;insan nefsinin dizginlerini bıraksın ve onun buyruğunda yaşasın, dünyanın geri kalanı yansa da umrunda olmasın&#8221; idealini yüceltiyormuş gibi bir hava estiği kanaatindeyim. Şu doğrudur: Liberaller insanın kendi nefsinden özgürlüğü gibi bir meseleyi tanımadılar (Ayn Rand bu tarz kaygıları saçmalık olarak nitelendirir). Onlara göre bir alkolik veya uyuşturucu bağımlısı, madde bağımlısı olmayan bir insan kadar özgürdür (diğer parametreler sabit kaldığı sürece). Ama liberalizmin özgürlük anlayışı &#8220;serbestçe yiyin, için, hayatın keyfini sürün, diğerlerini umursamayın&#8221; şeklinde tanımlanabilecek bir şey değildir. Yanlış anlamanın kaynağı şurası: &#8220;Benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter&#8221; ilkesi liberalizmin birey için öngördüğü <strong>asgari</strong> ahlaktır. Liberalizm bireyin bundan öte ahlaki ilkeleri olamaz demediği gibi, bundan öte ahlaki ilkeleri olmayan bir bireyi de idealize etmez. Misal Ayn Rand asgari ilke doğrultusunda pornografinin yasaklanmasına karşı çıkarken, bireysel olarak pornografiye karşı çıkıyordu (kendi ahlaki ölçütleri sebebiyle). Herhalde pornografiye karşı gelmiş geçmiş en yaman mücadeleyi vermiş Susan Brownmiller da öyle.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>m.akif mentesoglu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31181</link>
		<dc:creator>m.akif mentesoglu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 20:39:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31181</guid>
		<description>"kul olmak, hur olmaktir" seklinde cok sevdigim bir soz vardir. bizim inanc sistemimize gore, yaraticiya kul olmak, insani onun disindaki seylerin kulu ve kölesi, esiri ve müptelası olmaktan kurtararak onu özgürleştirir. yaradana kul olan başka bir şeye kul olmaz. Mümin yaradana kul olduğu ölçüde başka şeylere karşı hür olduğundan İslamî anlamdaki kulluk, özgürlüğün hem kaynağı hem de güvencesidir. Bu anlamda kulluk demek özgürlük demektir. Kula kul olmaktan daha zor, nefse zebun olmaktan insanı daha fazla küçük düşüren bir şey yoktur. Bu duruma düşmemenin yegâne yolu yüce yaradana olabildiğince kul olmaktır. Ebu Ali Dekkak şöyle demişti: “Neyin tutkusu içinde ve esareti altında isen o şeyin kulusun. Eğer nefsine tutsak olmuşsan nefsinin, dünyaya düşkün isen dünyanın kölesi ve kulusun.”  İnsan dünyaya ve maddeye hükmetmek için yaratılmış yüce bir varlık iken eğer onların mahkûmu ve esiri olursa yazık! Ubudiyetin temel niteliği kişinin kendini mal-mülk sahibi görmemesi, fayda temin ve zararı defetmeye malik olmadığının bilincinde olmasıdır.” 

yukarida belirttiginiz erdem-ozgurluk, zahiri ve batini ozgurluk gibi kavramlarin bu bakis acisindan degerlendirilmesi gerektigini dusunuyorum.

bahse konu yazinizin dusunce ufkumuzu bu konulara cekmesinden dolayi memnuniyet duyuyor ve elinize saglik diyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;kul olmak, hur olmaktir&#8221; seklinde cok sevdigim bir soz vardir. bizim inanc sistemimize gore, yaraticiya kul olmak, insani onun disindaki seylerin kulu ve kölesi, esiri ve müptelası olmaktan kurtararak onu özgürleştirir. yaradana kul olan başka bir şeye kul olmaz. Mümin yaradana kul olduğu ölçüde başka şeylere karşı hür olduğundan İslamî anlamdaki kulluk, özgürlüğün hem kaynağı hem de güvencesidir. Bu anlamda kulluk demek özgürlük demektir. Kula kul olmaktan daha zor, nefse zebun olmaktan insanı daha fazla küçük düşüren bir şey yoktur. Bu duruma düşmemenin yegâne yolu yüce yaradana olabildiğince kul olmaktır. Ebu Ali Dekkak şöyle demişti: “Neyin tutkusu içinde ve esareti altında isen o şeyin kulusun. Eğer nefsine tutsak olmuşsan nefsinin, dünyaya düşkün isen dünyanın kölesi ve kulusun.”  İnsan dünyaya ve maddeye hükmetmek için yaratılmış yüce bir varlık iken eğer onların mahkûmu ve esiri olursa yazık! Ubudiyetin temel niteliği kişinin kendini mal-mülk sahibi görmemesi, fayda temin ve zararı defetmeye malik olmadığının bilincinde olmasıdır.” </p>
<p>yukarida belirttiginiz erdem-ozgurluk, zahiri ve batini ozgurluk gibi kavramlarin bu bakis acisindan degerlendirilmesi gerektigini dusunuyorum.</p>
<p>bahse konu yazinizin dusunce ufkumuzu bu konulara cekmesinden dolayi memnuniyet duyuyor ve elinize saglik diyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31173</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 17:56:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31173</guid>
		<description>@çuvaldız,

:)

Anlasilmak ne güzel bir duygu ALLAH sizden razi olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@çuvaldız,</p>
<p> <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Anlasilmak ne güzel bir duygu ALLAH sizden razi olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31169</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 17:37:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31169</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Nasıl ölüm olmadan hayattan bahsedemezsek &lt;strong&gt;erdem&lt;/strong&gt; olmadan da &lt;strong&gt;özgürlükten&lt;/strong&gt; bahsedemeyiz. Erdemsiz özgürlük çabucak haz almaya odaklanacak, ana sıkışacak ve bireyi saldırganlaştıracaktır. Bu “içsel” saldırganlığımızdan dolayıdır ki asırlardır halledemediğimiz bireysel sorunlar modernleşme ile endüstrileşti, ulus-devletler ile millîleşti. Bugünlerde millî sorunlarımız artîk küreselleşerek çıkıyor karşımıza. Ve yine bu içsel saldırganlığımızı keşfedemediğimiz içindir ki kâh sınırsız özgürlük isityoruz, &lt;strong&gt;piyasanın erdem üretmesini&lt;/strong&gt; bekliyoruz, kâh dört elle ideolojilere, devlete, kanuna sarılıyoruz, özgürlüklerimizden vazgeçip &lt;strong&gt;devletin erdem üretmesini umuyoruz.&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;strong&gt;Erdemsiz özgürlük=ölümsüz hayat!&lt;/strong&gt; 

Ölüm, dünyevi hayatın dayandığı sınır.Ölüm,sonrasına inananı inanmayanı için de mutlak gerçek!

Ölüm gerçeğini bir yok oluş,hiçlik gibi düşünen biri için hayat;beklenmedik biranda kırmızı kartı görüp saha dışına sürülme ihtimali olan bir oyun gibi.Bu kişi için her türlü faullü hareketin mubah olması(sınırsız özgürlük) yada oyunda kalış süresini uzatacak çok katı kuralların olması (sınırlandırılmış özgürlük) pek bir anlam ifade etmeyecektir.Çünkü öncelikli amacı “yok” ya da “hiç” olmaktan mümkün olabildiğince uzak “var” olabilmektir.

&lt;strong&gt;Süre=ömür!&lt;/strong&gt;

Ölümü kara bir delik, bir nihayet gibi düşünenlerin kutsadığı/sakındığı/önemsediği insan değil gerçekte süredir.Bu süreyi uzatacağına inandığı her türlü fikre/ideolojiye/bilimsel veriye koşulsuz biat eder.Çünkü karşılığında elde ettikleri ile (bilgi/maddiyat)daha çok yaşayacağına inanır.Onun inancına göre;İlkel ve fakir insan kısa yaşar! 

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;… teknoloji ilerlerken ahlaki seviye değişmeden kalsa yine iyi, iyice dibe batıyor bence….(EG)=&lt;/strong&gt;Fakat diğer yandan, özgürlüklerin ancak başka bireylerin özgürlüğüyle sınırlandırıldığı toplumlarda &lt;strong&gt;birey rejimin değil ama kendi nefsinin kölesi olacaktır.&lt;/strong&gt;
Tüketim toplumlarının yol açtığı çevre kirliliği, silah ticareti, kadını ürünleşiren porno endüstrisi ve daha nice sorun bu köleliğin birer işaretidir.(MY)&lt;/blockquote&gt;

Kara delik=ölüm inananı,bir vampir gibi süre için kan emdiğini ve bunun nelere mal olduğunu biliyor olmasına rağmen bilmezden gelmeyi/unutmayı tercih eder.Unutmak ve unutturmak için binlerce akli(!) mazeret üreterek kendine yeni suç ortakları temin etmeye çalışır.

 &lt;strong&gt;“benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter”&lt;/strong&gt;; kırmızı kartla oyun dışı kalacağını bilen birine öğretilmiş adam adama savunma anlamına gelen bir çeşit oyun taktiğidir. Çünkü “diğer bireylerin özgürlükleri” tek sınır olarak ölümü bilen biri için pek bir anlam ifade etmez.Bu cümle ancak ve ancak “süre”nin anlamı,koşulları konusunda hemfikir olunduğunu işaret eden bir tür parola gibidir.
  
&lt;blockquote&gt;Netice olarak özgürlüğün dengeleyici unsuru erdemdir. &lt;strong&gt;“benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter”&lt;/strong&gt; değildir doğru çıkış noktası. &lt;strong&gt;“Kendim için istediklerimi dıger insanlar için de istiyorum” &lt;/strong&gt;seviyesinde olabilmektir.(MY)&lt;/blockquote&gt;

Bu kişinin erdem bilgisine kaynaklık eden ölüm değil de süre olacağından(ölüm bu zihniyete sahip biri için yalnızca haz/hız tetikleyicisi/hızlandırıcısı) seviye tartışılır hale gelir.Kişi kendinden yola çıkarak ancak kendi benzerleri olan diğerleri için isteyebiliyorsa bu erdem olmayacaktır.
 
&lt;blockquote&gt;Özgürlük-Erdem kavram çifitinin felsefî ve manevî temellerine vakıf olmadan çilemiz sürekli büyüyecek gibi görünüyor.(MY)&lt;/blockquote&gt;

Evet ölüm ve hayat herkes için gerçek bir bilgi ama maalesef aynı anlama gelmeyen bilgiler.Erdem ve özgürlük bilgileri de kaynağını ölüm ve hayat bilgisinden almaktalar.

Nefsi ancak şükredecek kadar özgür bırakabilmek, erdemdir.Nefsinden, halef insan elbisesi biçebilen ise usta terzidir.Terzi vakti saati geldiğinde utanmadan  elbiseyi sahibine teslim edebilmeyi arzular.
 
&lt;blockquote&gt;Hakikî özgürlüğü tatmadan erişilen zahirî özgürlükler ancak &lt;strong&gt;zahirî&lt;/strong&gt; olabilirler.(MY)&lt;/blockquote&gt; 
36 beden nefsine 40 ya da 40 beden nefsine 36 beden elbise parçası kesen acemi terzi onu zahiri özgürlükleri kısıtlayarak/genişleterek her tarafında bir potla bedenine oturtmaya çalışacaktır.

Mehmet bey,düşündürten,söyleten güzel bir yazı kaleme almışsınız.Elinize yüreğinize sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Nasıl ölüm olmadan hayattan bahsedemezsek <strong>erdem</strong> olmadan da <strong>özgürlükten</strong> bahsedemeyiz. Erdemsiz özgürlük çabucak haz almaya odaklanacak, ana sıkışacak ve bireyi saldırganlaştıracaktır. Bu “içsel” saldırganlığımızdan dolayıdır ki asırlardır halledemediğimiz bireysel sorunlar modernleşme ile endüstrileşti, ulus-devletler ile millîleşti. Bugünlerde millî sorunlarımız artîk küreselleşerek çıkıyor karşımıza. Ve yine bu içsel saldırganlığımızı keşfedemediğimiz içindir ki kâh sınırsız özgürlük isityoruz, <strong>piyasanın erdem üretmesini</strong> bekliyoruz, kâh dört elle ideolojilere, devlete, kanuna sarılıyoruz, özgürlüklerimizden vazgeçip <strong>devletin erdem üretmesini umuyoruz.</strong></p></blockquote>
<p><strong>Erdemsiz özgürlük=ölümsüz hayat!</strong> </p>
<p>Ölüm, dünyevi hayatın dayandığı sınır.Ölüm,sonrasına inananı inanmayanı için de mutlak gerçek!</p>
<p>Ölüm gerçeğini bir yok oluş,hiçlik gibi düşünen biri için hayat;beklenmedik biranda kırmızı kartı görüp saha dışına sürülme ihtimali olan bir oyun gibi.Bu kişi için her türlü faullü hareketin mubah olması(sınırsız özgürlük) yada oyunda kalış süresini uzatacak çok katı kuralların olması (sınırlandırılmış özgürlük) pek bir anlam ifade etmeyecektir.Çünkü öncelikli amacı “yok” ya da “hiç” olmaktan mümkün olabildiğince uzak “var” olabilmektir.</p>
<p><strong>Süre=ömür!</strong></p>
<p>Ölümü kara bir delik, bir nihayet gibi düşünenlerin kutsadığı/sakındığı/önemsediği insan değil gerçekte süredir.Bu süreyi uzatacağına inandığı her türlü fikre/ideolojiye/bilimsel veriye koşulsuz biat eder.Çünkü karşılığında elde ettikleri ile (bilgi/maddiyat)daha çok yaşayacağına inanır.Onun inancına göre;İlkel ve fakir insan kısa yaşar! </p>
<blockquote><p><strong>… teknoloji ilerlerken ahlaki seviye değişmeden kalsa yine iyi, iyice dibe batıyor bence….(EG)=</strong>Fakat diğer yandan, özgürlüklerin ancak başka bireylerin özgürlüğüyle sınırlandırıldığı toplumlarda <strong>birey rejimin değil ama kendi nefsinin kölesi olacaktır.</strong><br />
Tüketim toplumlarının yol açtığı çevre kirliliği, silah ticareti, kadını ürünleşiren porno endüstrisi ve daha nice sorun bu köleliğin birer işaretidir.(MY)</p></blockquote>
<p>Kara delik=ölüm inananı,bir vampir gibi süre için kan emdiğini ve bunun nelere mal olduğunu biliyor olmasına rağmen bilmezden gelmeyi/unutmayı tercih eder.Unutmak ve unutturmak için binlerce akli(!) mazeret üreterek kendine yeni suç ortakları temin etmeye çalışır.</p>
<p> <strong>“benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter”</strong>; kırmızı kartla oyun dışı kalacağını bilen birine öğretilmiş adam adama savunma anlamına gelen bir çeşit oyun taktiğidir. Çünkü “diğer bireylerin özgürlükleri” tek sınır olarak ölümü bilen biri için pek bir anlam ifade etmez.Bu cümle ancak ve ancak “süre”nin anlamı,koşulları konusunda hemfikir olunduğunu işaret eden bir tür parola gibidir.</p>
<blockquote><p>Netice olarak özgürlüğün dengeleyici unsuru erdemdir. <strong>“benim özgürlüğüm diğer bireylerin özgürlüklerinin başladığı yerde biter”</strong> değildir doğru çıkış noktası. <strong>“Kendim için istediklerimi dıger insanlar için de istiyorum” </strong>seviyesinde olabilmektir.(MY)</p></blockquote>
<p>Bu kişinin erdem bilgisine kaynaklık eden ölüm değil de süre olacağından(ölüm bu zihniyete sahip biri için yalnızca haz/hız tetikleyicisi/hızlandırıcısı) seviye tartışılır hale gelir.Kişi kendinden yola çıkarak ancak kendi benzerleri olan diğerleri için isteyebiliyorsa bu erdem olmayacaktır.</p>
<blockquote><p>Özgürlük-Erdem kavram çifitinin felsefî ve manevî temellerine vakıf olmadan çilemiz sürekli büyüyecek gibi görünüyor.(MY)</p></blockquote>
<p>Evet ölüm ve hayat herkes için gerçek bir bilgi ama maalesef aynı anlama gelmeyen bilgiler.Erdem ve özgürlük bilgileri de kaynağını ölüm ve hayat bilgisinden almaktalar.</p>
<p>Nefsi ancak şükredecek kadar özgür bırakabilmek, erdemdir.Nefsinden, halef insan elbisesi biçebilen ise usta terzidir.Terzi vakti saati geldiğinde utanmadan  elbiseyi sahibine teslim edebilmeyi arzular.</p>
<blockquote><p>Hakikî özgürlüğü tatmadan erişilen zahirî özgürlükler ancak <strong>zahirî</strong> olabilirler.(MY)</p></blockquote>
<p>36 beden nefsine 40 ya da 40 beden nefsine 36 beden elbise parçası kesen acemi terzi onu zahiri özgürlükleri kısıtlayarak/genişleterek her tarafında bir potla bedenine oturtmaya çalışacaktır.</p>
<p>Mehmet bey,düşündürten,söyleten güzel bir yazı kaleme almışsınız.Elinize yüreğinize sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ATACAN ŞİMŞEK tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31161</link>
		<dc:creator>ATACAN ŞİMŞEK</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 13:16:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31161</guid>
		<description>Merhaba
Domuz gribi meksikanın Perote kasabasında başladı.Bir Amerikan şirketi olan SMİTHFİELD in bu kasabada devasa bir domuz çiftliği bulunmakta.Kasaba belediyesinin mart ayında hazırladığı raporda halkın %60 ının nezle bronşit ve zatüreden rahatsız olduğu belirtilmişti ama dikkate alınmadı.2003 ve 2006 yılında virüs uzmanlarının hazırladığı raporlarda dikkate elınmadı.Bu raporlarda yoğun  üretim yapılan büyük çiftliklerin  sağlıksız ve pis ortamlarında bu virüslerin evlenip şekil değiştirdiği belirtiliyordu.Adı üstünde domuz gribi H1N1 kuş gribi H5N1 YANİ YENİ MUTASYONLAR.Bu firma NAFTA anlaşması ile ucuz iş gücü yabancı sermaye yatırım teşviklerinden yararlanmak ve en önemlisi çevre ve sağlık kurumlarının denetiminden kurtulmak için Meksikaya gelmişti.KAYNAK:www.karasaban.net ERGİN YILDIZOĞLU YAZISI</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba<br />
Domuz gribi meksikanın Perote kasabasında başladı.Bir Amerikan şirketi olan SMİTHFİELD in bu kasabada devasa bir domuz çiftliği bulunmakta.Kasaba belediyesinin mart ayında hazırladığı raporda halkın %60 ının nezle bronşit ve zatüreden rahatsız olduğu belirtilmişti ama dikkate alınmadı.2003 ve 2006 yılında virüs uzmanlarının hazırladığı raporlarda dikkate elınmadı.Bu raporlarda yoğun  üretim yapılan büyük çiftliklerin  sağlıksız ve pis ortamlarında bu virüslerin evlenip şekil değiştirdiği belirtiliyordu.Adı üstünde domuz gribi H1N1 kuş gribi H5N1 YANİ YENİ MUTASYONLAR.Bu firma NAFTA anlaşması ile ucuz iş gücü yabancı sermaye yatırım teşviklerinden yararlanmak ve en önemlisi çevre ve sağlık kurumlarının denetiminden kurtulmak için Meksikaya gelmişti.KAYNAK:www.karasaban.net ERGİN YILDIZOĞLU YAZISI</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31158</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 11:50:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31158</guid>
		<description>yazıda tek katılmadığım yer &lt;blockquote&gt;"Teknoloji ilerlerken ahlâkî seviyesi değişmeden kalan insanlık gitgide kendisi için daha tehlikeli kazalara imza atıyor."&lt;/blockquote&gt; kısmı...teknoloji ilerlerken ahlaki seviye değişmeden kalsa yine iyi, iyice dibe batıyor bence....
eline sağlık mehmet. çok güzel bir yazı olmuş.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yazıda tek katılmadığım yer<br />
<blockquote>&#8220;Teknoloji ilerlerken ahlâkî seviyesi değişmeden kalan insanlık gitgide kendisi için daha tehlikeli kazalara imza atıyor.&#8221;</p></blockquote>
<p> kısmı&#8230;teknoloji ilerlerken ahlaki seviye değişmeden kalsa yine iyi, iyice dibe batıyor bence&#8230;.<br />
eline sağlık mehmet. çok güzel bir yazı olmuş.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31142</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 20:43:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31142</guid>
		<description>"derin düşünce.org ibaresi burada dalga konusu oldu" (Mahir Karaçam)

"burada" dediginiz yer neresi? ülke? sehir? bir üniversitenin yurdu?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;derin düşünce.org ibaresi burada dalga konusu oldu&#8221; (Mahir Karaçam)</p>
<p>&#8220;burada&#8221; dediginiz yer neresi? ülke? sehir? bir üniversitenin yurdu?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mahir Karaçam tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/05/10/domuz-gribi-ozgurluge-bulasir-mi/#comment-31139</link>
		<dc:creator>Mahir Karaçam</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 20:06:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4745#comment-31139</guid>
		<description>Arkadaşlar, domuzun üzerindeki derin düşünce.org ibaresi burada dalga konusu oldu, arkadaşlar gülüyorlar, bir zahmet onu kaldırın yaw:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar, domuzun üzerindeki derin düşünce.org ibaresi burada dalga konusu oldu, arkadaşlar gülüyorlar, bir zahmet onu kaldırın yaw:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

