RSS Feed for This Post

İsrail, Yahudilik ve Türkiye

[6 Mayıs 2009 tarihli Şalom gazetesinde yayınlandı]

Önce, tüm Şalom okurlarına merhaba. Gazetenin yeni genel yayın yönetmeni, sevgili dostum İvo Molinas’a da teşekkür. Kendisi bir süre önce beni arayıp, “Şalom’a yazıyla katkıda bulunmak ister misin?” diye sorduğunda “Elbette, memnun olurum” demiştim. Ancak yabancı tabirle “deadline” yani teslim tarihi gelene kadar da ne yazacağıma bir türlü karar veremedim. Sonunda, yakın zaman önce İsrail’e yönelik yoğun bir tepkinin ve dahası bazı tatsız antisemitizm tezahürlerinin yaşandığı ülkemizde ele almam gereken en önemli konunun “İsrail, Yahudilik ve Türkiye” olduğuna karar verdim.

Dikkat ederseniz İsrail’e yönelik tepki ile antisemitizmi ayırdım. Çünkü bunlar gerçekte farklı şeyler. İsrail bir devlet. Dahası 1967 yılından bu yana Filistin topraklarını tamamen veya kısmen işgal altında bulunduran bir devlet. Bu işgale ve işgal altındaki topraklarda yürütülen politikalara tepki göstermek, hiç kimseyi Yahudi düşmanı yapmaz.

Bir kimseyi Yahudi düşmanı yapan şey, “İsrail’in yaptıklarına” değil “Yahudilerin kimliğine” karşı olmasıdır. Bu ikincisi kadim bir hastalıktır ve ortada ne İsrail’in ne de başka bir Yahudi devletinin bulunmadığı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Kökeninde Yahudileri “İsa’nın katilleri” diye yaftalayan Hıristiyanlık yorumu yatar. Bu temelin üzerine eklenen türlü paranoyalar ve komplo teorileri ile habis bir ur gibi gelişen antisemitizm, sonunda Holokost’u yaratmıştır.

İşin trajik tarafı, Holokost sonrasında Batı vicdanında mahkûm edilen antisemitizmin aynı dönemde İslam dünyasına yayılmasıdır. Arap-İsrail çatışmasının yarattığı tepki, sadece İsrail’e değil, ne yazık ki Yahudiliğe yönelmiş, Nazi Almanyası’nın propaganda temaları Arap basınında boy göstermeye başlamıştır.

Bir başka deyişle, “İsrail’in yaptıklarına”na kızanlar, “Yahudilerin kimliğine” düşman olmuştur.

Kanımca Türkiye’deki antisemitizm sorunun gelişimi de böyledir. Bazı dar çevrelerde kökleri Cevat Rıfat Atilhan’ın saçmalıklarına uzanan iflah olmaz bir Yahudi düşmanlığı olsa da, bunu körükleyen ve daha geniş çevrelere taşıyan faktör, İsrail politikalarına tepkidir.

Peki, bu durum karşısında ne yapmalı? Yahudi vatandaşlarımızı tedirgin ve hatta tehdit etme noktasına varan nefret söylemine nasıl karşı durmalı?

Kuşkusuz burada Yahudi-olmayan Türk aydınlarına düşen önemli bir sorumluluk var: Nefret söylemine karşı çıkmak, toplumu sağduyuya davet etmek. Açıkçası hem İsrail’in Gazze saldırısı sırasında hem de diğer antisemitizm tezahürleri karşısında, ben kendi adıma bu konuda bir şeyler yapmaya çalıştım.

Fakat belki bundan da fazlası, Türkiye’deki Yahudi cemaati ile Türkiye toplumunun geri kalanı arasındaki ilişkinin İsrail’i “by-pass” edecek biçimde güçlendirilmesi ile yapılabilir.

Gerçekte İsrail hali hazırda da bu iki tarafın “arasında” değildir. Türk Yahudileri, Türkiye’nin vatandaşlarıdır; İsrail’in değil. (Zaten isteselerdi İsrail’e göç edip oraya yerleşebilirlerdi.) İsrail’in uyguladığı her politikayı, hele de “İsrail sağı”nın çizgisini onayladıklarını düşünmek için de bir sebep yoktur. Ancak yine de toplumun bir kesiminde Türk Yahudilerini “Yahudi Devleti”nin bir uzantısı olarak görmek ve Filistin dramının hesabını onlardan sormak gibi yanlış bir yaklaşım var.

Oysa Müslüman Türkler, bu yanlış yaklaşımı bir kenara bırakırlarsa, Türk Yahudileri hakkında çok olumlu şeyler göreceklerdir.

Örneğin Türk Yahudilerinin 500 yıllık tarihi, sadece onlar değil aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu için de parlaktır. Osmanlı’nın gayrimüslim “milletleri” içinde istisnasız her zaman “sadık” ve vatansever olanlar, Yahudilerdir. Balkanlar’da çarpışarak gerileyen Osmanlı ordusunun zaferi için edilen dualar, hem camilerden hem de sinagoglardan yükselmiştir.

Öte yandan İslamiyet ve Yahudilik arasında da keşfedilmeyi bekleyen bir çarpıcı yakınlık vardır. Gerçekte bu iki din, hem Tanrı inançları hem de dini kuralları açısından birbirine çok benzer. Hıristiyanlıktaki “Üçleme” ve ikona geleneği her iki dine de yabancıdır. Birinde “koşer”, ötekinde “helal” yenir. Ağza domuz sürülmez, “sünnetsiz” olunmaz. Dahası, Hıristiyanlığın aksine, Yahudiliğin misyonerlik yoluyla İslam’la “rekabeti” söz konusu değildir.

Bu gibi temaları ön plana çıkaracak bir toplumsal diyalog, Türkiye’deki antisemitizm rüzgârlarına iyi gelebilir. Ne dersiniz, düşünmeye değer mi?

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 24 Yorum

  2. Yazan:bora Tarih: May 8, 2009 | Reply

    İsrail’in uyguladığı her politikayı, hele de “İsrail sağı”nın çizgisini onayladıklarını düşünmek için de bir sebep yoktur. Ancak yine de toplumun bir kesiminde Türk Yahudilerini “Yahudi Devleti”nin bir uzantısı olarak görmek ve Filistin dramının hesabını onlardan sormak gibi yanlış bir yaklaşım var.

    biri söyleyebilir mi israilin gazze’de uyguladığı “çocuk katliamı”na karşı türkiyedeki yahudi cemaatinden ne tür tepkiler geldi. bu cemaat bir kınama mesajı yayınladı mı? yayınladı da basın mı bu açıklamaları sansürledi.

    normal okuyucunun pek aşina olmadığı şalom’dan da örnek verebilirsiniz. örneğin bu gazetenin “çocuk katliam”ı sırasındaki tutumu ne oldu.

    açık yüreklilikle soruyorum. türkiye’de yükseldiği varsayılan yahudi karşıtlığında yahudi cemaatinin hiç mi payı yok?

  3. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: May 8, 2009 | Reply

    Bora Bey buyrun…

    http://www.salom.com.tr/news/detail/10454-Hahambasi-Insanlik-adina-aci-duyuyorum.aspx

  4. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 8, 2009 | Reply

    Bora bey,

    Türkiye’deki yahudi vatandaşlarımızın İsrail saldırılarını kınamaları elbette daha şık olurdu.Doğrusu bu anlamda nasıl bir tepki verdiklerini de tam olarak bilmiyorum.Ancak,sizin arzu ettiğiniz şekilde bir kınamanın olmayışı,zannedersem(sizin deyiminizle)yükseldiği varsayılan yahidi karşıtlığına da gerekçe teşkil etmemeli.Ama size göre resmi çerçevede kınama bildirileri yayınlamadılar ya da sokaklara çıkıp İsrail alehtarı gösterilerde bulunmadılar diye bu “yükseldiği varsayılan yahidi karşıtlığı”nı haklı çıkarıyorsa bir şey diyemem.

    Açıkçası,sorularınızı gayet iyi niyet ve açık yüreklilikle yöneltmiş olabilirsiniz,fakat bana göre pek de adilce olmamış.Ha,Türkiye’deki yahudi cemaatinden,varsayılan düşmanlığı körükleyecek kışkırtıcı eylem ve filler olursa size hak veririm.Ama neden bizdeki sivil toplum kuruluşlarının da önünde hareket etmediler diye bunu yahudi düşmanlığı için bir gerekçe sayarsanız bu doğru bir yaklaşım olmaz.Zira,sizin de bildiğiniz üzere değil yahudi cemaati,ülkemizdeki pekçok sivil kuruluş da bu konuda yeterli duyarlılığı gösterememiştir.Peki sizce sırf yahudi oldukları için bizden daha fazla duyarlılık gösterme zorunlulukları mı var?

    Sonuçta bu insanlar bizim vatandaşımız İsrail’in değil.Dolayısıyla da bizden fazlasını onlardan beklemek gibi bir hakkımızın olduğu kanaatinde değilim.Hele ki,beklentilerimize yanıt vermiyor diye bunu yükselen düşmanlığın nedeni gibi görmek hiç de adil olmasa gerek.

  5. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 8, 2009 | Reply

    Teşekkürler Hakkı bey verdiğiniz link için.Umarım Bora bey de okumuştur.Demekki her şeyi kendi aidiyet pencerimizden okuyarak önyargılarla hareket etmekten kaçınmalı.Hiç değilse elde bazı kanıtlar olmadan direkt suçlamaya geçmemek gerekir diye düşünüyorum.

  6. Yazan:bora Tarih: May 8, 2009 | Reply

    hakkı bey, teşekkür ederim ama ben “kınama” dedim. sizce bu bir kınama mesajı sayılabilir mi? yada cemaatin açıklamasında bütün sinagoglarda savaşın kurbanları için dua ettik. denmesi yeterli mi? sizce bu tür cılız tepkiler “ne yardan ne serden” anlayışı ile ilgili olabilir mi? türkiye’deki yahudi cemaatinin açık ve güçlü bir tepki koyamamasının sebebi nedir? benim bu açıklamalarda hissettiğim şudur. yahudi cemaati israil’e “ilke olarak saldırganlığınıza karşı değiliz yada bunu tartışmıyoruz ama sizin yüzünüzden olan burada bize oluyor” demektedir.

    antisemitizm söyleminin sıcak kana, taze cehenneme karşı, çocuk cesedlerinin üstünü örten bir örtü gibi kullanılması hakkında ne düşünüyorsunuz? çocukları öldürme çağrısına karşı sen antisemitsin cevabı doğru cevap mı?

    aycıca bu tür barıştırma yazılarının, savunuların

    http://www.derindusunce.org/2009/05/07/abd%E2%80%99yi-tedavi-etmek-mumkun-mu/

    son dönemde medyada çıkan şu tür haberlerle ilgisi olabilir mi?

    http://www.haberturk.com/haber.asp?id=145193&cat=180&dt=2009/05/06

    akyol’un yazısını da eklersek bunun küçük çaplı bir barıştırma dalgası olduğunu söyleyebiliriz belki.

    selamlar

  7. Yazan:bora Tarih: May 8, 2009 | Reply

    aziz bey,

    benim demek istediğim eğer türkiye’deki yahudi cemaati güçlü bir kınama yayınlayabilseydi kolayca bu tür ırkçı tepkilerin önüne geçebilirdi. ama bunu yapmamayı tercih etti yada yapamadı. bir cemaatten yani bir tür şura’dan yani ortak akıldan bahsediyoruz. fazla içmiş bir adamın gaflete düşüp fırsatı kaçırmasından değil. demek istediğim yahudi cemaatinin bu noktada gaflete düştüğünü ve tepkiyi hesaplayamadığını ben zannetmiyorum.

    ikinci olarak evet ben başka bir ülkede yaşasaydım ve ülkem 500 çocuğu katletseydi en yüksek perdeden bağırmayı ve en sert biçimde kınamayı tercih ederdim, içimden gelmese bile kendimi buna zorlardım. çünkü bu en azından uzun vadede ülkemin çıkarları için daha uygun olurdu. aynı şey dinsel aidiyet içinde geçerli eğer taliban yada hamas bir gün 500 çocuğu hunharca katlederse buna en şiddetli tepkiyi vermek dinim için en doğrusu olurdu.

    son olarak gazze çocuk katliamına türkiye’nin tepkisi ortadadır. benim yahudi vatandaşlarımızdan beklentim bizden fazlasını yapmaları değildi ama türkiye’nin genelini kuşatan ruh halinden çok uzağa düştüklerini hissettiğim için üzüldüm.

    bana göre barış ve huzur her halukarda dinsel ve etnik ayrımın ötesinde “hakka” uymakla sağlanabilir. “o an” haklı olanın tarafında olmakla basireti kaybetmeden ve aidiyet tuzağına düşmeden yol alınabilir. bunun anlamı haklıda haksızda olsa hamas’ın yada abd’nin yada taliban’ın yada israil’in yanında körükörüne yer almamaktır. “o anda” kim haklı ise onu desteklemek, dolayısıyla sadece hakk’ı destekleyip hakka tabii olmak gerekmektedir.

    selamlar

  8. Yazan:bora Tarih: May 8, 2009 | Reply

    Teşekkürler Hakkı bey verdiğiniz link için.Umarım Bora bey de okumuştur.Demekki her şeyi kendi aidiyet pencerimizden okuyarak önyargılarla hareket etmekten kaçınmalı.Hiç değilse elde bazı kanıtlar olmadan direkt suçlamaya geçmemek gerekir diye düşünüyorum.

    aziz bey bence acele yargılayan sizsiniz. bu yukarıdaki yorumunuzda bana aidiyet ve önyargı ve acelecilik izafe etmişsiniz. satıraralarınızdan sızan “niyet ve zihniyet” okuyuculuğunuzla direkt bana yazdıklarınız arasında iyiniyetli bir uyum olmasını beklemek sanırım hakkım olacaktır.

    selamlar

  9. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: May 9, 2009 | Reply

    “benim demek istediğim eğer türkiye’deki yahudi cemaati güçlü bir kınama yayınlayabilseydi kolayca bu tür ırkçı tepkilerin önüne geçebilirdi. ama bunu yapmamayı tercih etti yada yapamadı” (Bora)

    Kınamanın etkisi, kelimelerden çok, duyrulmasında yatar. Sizin o dönemde takip etmiş olduğunuz medya, Başbakan’ın AKP grubunda okuduğu bu yazıyı vermemişse (ki sizin haberiniz yoktu) bunda Yahudi Cemaat’inin suçu ne ?

    Oysa benim okuduğum medyada bu konu yer aldığından, gördüğünüz gibi aklımda kalmış ve Şalom’a girip konuyu buldum.

    Sizi duymak istemeyene sesinizi duyuramazsınız. Sizi yanlış anlamaktan çıkarı olanlara ise kendinizi doğru anlatamazsınız.
    Bazı yahudi düşmanlığından çıkarı olanlar, bu gibi konuları görmezden gelme veya yanlış anlamlandırmakta malesef ısrarlılar.

    “türkiye’nin genelini kuşatan ruh halinden çok uzağa düştüklerini hissettiğim için üzüldüm.” (Bora)

    Bu hissiyatınız bizzat tanıdığınız yahudilerden mi kaynaklanıyor ?

    Türkiye’deki yahudiler mutlaka Türkiye’deki ruh haline uyup İsrail’i protesto etmişlerdir. (ki benim tanıdığım yahudiler etti.) Ama yine o dönemdeki ruh halinin etkisi ile “Yahudiler ve Köpekler giremez” şeklindeki kampanyalara da katılamazlar herhalde…

    Bir yahudinin, fanatik bir müslüman ile aynı kelimeleri kullanması ve aynı ruh halinde olmasını beklemek, bence biraz aşırı bir beklentidir.

  10. Yazan:mfk Tarih: May 9, 2009 | Reply

    Ortadoguda birseyler oluyo .Gercektende nasıl bir oyunun kuruldugunu nasıl bir güc dagılımının oldugunu sade vatandas olarak kestirebilmek zor….
    Bir bakıyorsunuz o kadar arabın ıcınde bırdenbıre bır ısraıl devletı doguyo.Yavas yavas yayılıyor.Ve en sonunda o bolgenın hakımı oluyo.Bu ıs bu kadar kolay mı dıye soruyorum kendı kendıme.Yanı daha onceden hic bır devlet emaresı gostermeyen yahudıler 50 senenın ıcınde bolgenın hakımı oluyorlar.
    Bu sırada etraftakı arap devletler hıc bırsey demıyorlar.Her nedense ses cıkarmıyorlar.Yaptıkları en guzel sey bırbırlerıyle dıdısmek.Hatta kapıları kaoalı tutarak fılıstınde ki insanları cok zor durumda bırakıoyrlar.
    Sonrasında bız cılgın turklerden )basbakanımızdan)guzel bır cıkıs gelıyor.Ve oyle kalıyor çDaha ılerı gıdemıyor.Cok guzel gururumuzu oksuyor ama “yagmıyorsanda gurle” tarzının ılerısıne maalesef gıdemıyor.
    Fılıstın bosna ırak kafkaslar …..Hep aglayan muslumanlar oluyor ama bır musluman evladıda sadece kınamaktan oteye gıdemıyor.Bız cok guzel kınıyoruz.Hanı belkıde kınamada uzerımıze yok.
    Bu konuda buyuk bır celıskı var Islamın evlatları Cumhurıyet cocukları ınananlar ınanmayanlar….Hangı degere gore neye nasıl ınanıyoorsak ınanalım .En basıtınden bu yasanaların haksızlık oldugunu zalımlık oldugunu bılıyoruzda neden elımızden bırsey gelmıyor.Cok mu ılgısız olduk yada karakterımız mı degıstı.Sen hem tarıh derslerınde “Buyuk Osmanlı” “Buyuk Türk devleti”….. dıye genclıge ttarıhını okutacaksın sen buyuksun buyuk dusun dıyeceksın..Yavuzları Kanunılerı Abdulhamıtlerı Ataturklerı okutacaksın.Sonra boyle acız davranacaksın.MILYONLARCA GENC NEDEN BOLE BIR CELISKI YASANDIGINI ANLAYABILMEK ICIN KAFAYI YIYOR
    Ya bızım musluman alemının bunları duzeltebılecek gucu yok acızız.Ya gercekten rahatsızız sadece kalpten bugz edıyoruz(ımanımız mı zayıfladı ne ) Yada gaflet delalet hatta hıyanet ıcınde olanlar var.
    Nehrin kenarında koyunu kurt yese benden sorarlar dıye korkuyorum…İlgililer korkmuyorlar mı acaba….

  11. Yazan:bora Tarih: May 9, 2009 | Reply

    hakkı bey, ben yahudi düşmanlığından çıkarı olanları bilmiyorum ama sanırım yahudi dostluğundan çıkarı olanlar çok daha fazladır.

    sonuçta “fakir, cahil ve çirkin” filistinlilerin dostu olmaktansa “zengin, akıllı ve prestijli” israillilerin dostu olmak çok daha karlı olsa gerek. ama 1.sinden ahlaki bir fayda elde edilirken 2.sinden maddi bir fayda elde edilmesi muhtemeldir.

    ayrıca ben bütün merkez medyayı takip etmeye çalışıyorum. cumhuriyetten doğan grubuna, yeni şafaktan vakit’e kadar geniş bir yelpazede süreci elimden geldiği kadar takip etmeye çalıştım. sizin linkini verdiğiniz türde cılız tepkiler yada bireysel vicdani çıkışlar başka gazetelerde de yer almış olabilir. benim demek istediğim “kınama”nın bu noktada zayıf kaldığıdır. sadece türkiye’de değil dünyada da bu vahşete karşı medya pek iyi bir sınav vermedi. murdock gibi devler bile bu vahşeti kınamak yerine israilin yanında yer almayı tercih etti. hakkı bey, türkiyedeki yahudiler çemizgezek köylüsü değil ki medyaya bir haberi üstelik faydalarına olacak bir haberi yayınlatamasınlar. eğer böyle bir niyetleri olsaydı doğan grubu seve seve onların tavrını manşete çeker baya bir parlatırdı diye düşünmeden edemiyorum.

    ancak madem siz benim tanıdığım yahudiler israil vahşetini kınadı diyorsunuz bize de size itimat etmek düşer.

    gerçekten “yahudiler ve köpekler giremez” kampanyası çok çirkindir. umarım benim eleştirimi bu noktaya çekmeye çalışmazsınız.

    selamlar

  12. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 9, 2009 | Reply

    Bora bey tekrar merhabalar.Ek kısa yorumuma biraz alınmış olduğunuzu görüyorum.Kesinlikle düşündüğünüz anlamda size karşı önyargılı değilim.Sadece zaman zaman(ard niyetle olmasa da)bizi yanılgıya götürecek durumlar olabileceğini hatırlatmak istemiştim.Bu yanılgı ayrıca size mahsus bir şey değil.Pek çok kez farkında olmayarak işi duygularıma bırakıp yanıldığım zamanlar olmuştur.

    Açıkçası hepimiz için geçerli olan bir durum bu.Bakın,linkteki açıklamayı(her ne kadar yeterince tatminkar bulmamışsanız da)daha önce bir yerlerden okumuş olaydınız eminim Türkiye’deki yahudi cemaatlerine karşı düşünceleriniz(yargı demeyelim biraz itici bir kavram oluyor)eminim çok daha farklı olacaktı.Acelecilikle kasdettiğim budur.Mesela ben izmirde yaşıyorum ve tanıdığım yahudiler var.Gözlemim şudur ki,İsrail saldırılarına ilişkin tepkileri inanın bizimkinden farklı değil ne eksik ne fazla.

    Dolayısıyla üzerinde ısrarla durduğum nokta,bu konuda bizden çok daha duyarlı olmak,artıdan bir gayret göstermek gibi bir beklenti içerisine girmeMemiz gerekir bu vatandaşlarımıza karşı.Ayrıca sizin dediğiniz şekilde “bir başka ülke”de yaşamıyorlar.Burası nasıl sizin benim ülkemizse onların da ülkesi.Yahudi olmaları “onların bir başka ülkede yaşadıkları”anlamına gelmez.Bu insanlar ta Osmanlı düneminden beri bizimle bu topraklarda beraber yaşıyorlar.Ve isteselerdi pekâlâ gidip İsrail’de yaşayabilirlerdi.

    Ancak sizinle bir konuda hemfikirim.Ki sizinle ilk yorumlaşmamızda altını çizdim bu kısmının.Elbette gönül isterki(ve doğru olanı da bu olsa gerek)yahidilerin bizden önce Filistinli çocukların dramına sahip çıkıp duyarlı davranmaları…bizlerin gerektiğinde Hamas’ın,El Fetih’in,Kaide’nin neden olduğu tatsız olaylara itiraz etmemiz.Doğrusu budur ve insanlık bunu gerektirir.Ne var ki bu beklentiler arzu etiğimiz düzeyde olmadığında, bundan düşmanlığı körüklemek gibi bir netice çıkarmamalı diye düşünüyorum.

    Sonuç itibariyle amacım sizi rencide etmek değil,bilakis fikir paylaşımdan bulunmak bunu bilmenizi isterim.

    Sevgi ve selamlar…

  13. Yazan:özlem Tarih: May 9, 2009 | Reply

    Aziz Bey söylediklerinizin çoğuna katılıyorum. Ben Filistin ile ilgili kendi gayretimi gösterir yapmam gerekenleri yaparım. Bu arada Yahudi cemaati özel olarak ne yapmış beni ilgilendirmez. O kendi vicdanları ile Allah arasında bir konudur. Onlara yönelik Yahudiler ve köpekler giremez gibi bir terbiyesizlik yapılıyorsa da buna tepki göstermek her şart altında boynumuza borçtur. Ancak Şalom gibi bir gazetenin de İsrail’e destek vermesini israilli katil politikacılar hakkında Yahudilerin kahramanları gibi yazı dizileri yayınlamasını eleştirmek de hakkım. Üstelik böyle bir tavrı Türk medyasından bir gazete yapsa bunu faş etmek için elimden geleni yapabilirdim. Ama konu çok hassas ve belki ilk defa bu eleştiriyi burada yapıyorum. Benim için gördüğünüz gibi antisemitizm değil antisemitizm ihtimali sebebi ile söylemem gerekenleri söyleyememek söz konusu.

    Mustafa Akyol çok zeki ve vicdanlı bir insan. Şalom onu yazar olarak istediğine göre belki politikasını değiştirmeyi düşünüyordur ve inşallah kendisini taşıyabilir. Orada yazmasının hayırlara vesile olmasını dilerim.

  14. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: May 9, 2009 | Reply

    Bora Bey Selam,

    israil-filistin hadisesine söyle bir açidan bakalim;

    Türkiye’ye turist olarak gelmis hamile bir israilli kadin acilen kaldirildigi hastahanede dogum yapmis olsun. Ayni hastahanede dogum yapan bir baska kadinla bebeklerin karistigini varsayalim.

    Türk ve müslüman olarak yetistirilecek olan çocuk kendini israilde buluyor ve bir siyonist olarak yetistiriliyor. bildigi tek dil ibranice, okudugu israil gazetesi, seyrettigi TV’de siyonist propaganda.

    Türkiye’de kalan yahudi bebek ilkokula gidiyor, “ne mutlu türküm diyene” diye bagiriyor.

    Bu iki bebek büyüdükçe “ötekinden” nefret etmeyi ögrendiler, bunun için kutsal kitaplar da dahil ne varsa kullanildi.

    iste elimzdeki malzeme budur. Sayet “yanlislikla siyonist olan çocuk bir sabah mutlaka uyanip ALLAHU EKBER diye bagirarak kendine gelecek” diye bir iddiada bulunamiyorsak bu çatismalari Müslüman-Yahudi ya da Israil-Arap kavgasi olarak görmekle hata yaptigimizi da kabul etmemiz gerekir. Öyle degil mi?

    Sevgiler

  15. Yazan:eg Tarih: May 9, 2009 | Reply

    vallahi ben bugünün yazarlarının “nerede olsa yazarım abi” şeklindeki davranışlarını pek olumlu bulamıyorum üzgünüm. şimdi hürriyet gazetesi yüklü bir ücretle diyelim burada yazanlardan birisin yazar olarak bünyesine katmak istedi. buradaki yazarlardan birisi de onca eleştirdiği hürriyetin yazarlık teklifini kabul etti. bu ahlaki de değildir, vicdani de ,insani de…dolayısıyla hem lübnan işgali ve bombalamaları sırasında, hem de son gazze katliamlarında dikkatle izlediğim şalom’un çok açık siyonist ırkçı bir gazete olduğunu söyleyebilirim. anlaşılan bu ülkenin liberal entellektüelleri nezdinde tek kötü olan miliyetçilik türk milliyetçiliği…diğer tür milliyetçiliklerin hepsinin önü açık,maşalllah!

  16. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 9, 2009 | Reply

    Özlem hanım elbette eleştiri hakkımız her yerde,her koşulda olabilmeli.Buna itirazım yok.Ona bakarsanız aynı dünya görüşüne sahip insanların (sitemizde dahil) nasıl kıyasıya tartışıp birbirlerini sertçe eleşirdiklerini görmek mümkün.Doğruları bulmamız için bu bir fazilettir ve öyle olması gerekir.

    Dolayısıyla kısmen katılmadığınızı hissetirdiğiniz noktanın eleştirel duruma dair serzenişten kaynaklandığını ve şerhinizi bu anlamda koyduğunuzun farkındayım.Bora bey’e katılmadığım kısmı şayet eleştiri hakkına bir itiraz olarak algılamışsanız burada yanıldığınızı belirtmek durumundayım.Zira itirazım eleştiriye değil;elbette sizin benim ya da Bora arkadaşımızın cemaatleri,kişileri,kurumları,yayın organları vb.ni,dünya barışına ve birarada huzur ve uyum içerisinde yaşamaya katkı sunmayan kimi eksiklikleri eleştirmek kadar doğal bir şey olamaz.Dolayısıyla bu tarz bir eleştiri ile bizimle aynı toplumsal ruhu yaşamıyorlar diye bir kesimi,varsayıldığı düşünülen “düşmanlık”ın yükselmesi bağlamında potansiyel bir etken olarak görmek farklı şeylerdir.

    Bakınız,aynı hataya kendi iç meselemiz olan kürt sorununda da zaman zaman düşülüyor.Pkk’nın şiddeti bir yöntem olarak benimsemesinin yarattığı toplumsal çatışma,çoğunlukla bundan sorumlu olmayan ve aksine bu ortamdan en çok zarar gören kürt vatandaşların doğrudan sorumlu tutulduğu bir hava var.Pek çok yerde,kürtlere”pkk’yı neden protesto etmiyor”şeklinde ciddi suçlamalar geliyor örneğin.Yani protesto etmediklerine göre o halde bu silahlı örgütü desdekliyorlar anlamı çıkıyor.Bir dönem tv.lerde yapılan açık oturumlarda kürt kesimlere sorulan ilk soru “e söyle bakalım pkk terörist bir örgüt müdür değil midir?”şeklinde çözümün merkezine hep bu sınayıcı soru alınarak insanlar adeta imtihan edilirdi.Çok şükür bu tuzak sorgulama modası kısmen demode oldu.Takdir edersiniz ki bu tarz yaklaşımlar ne barışa hizmet eder ne de toplumsal huzurun tesis edilmesine.Zira “pkk terörist bir örgüttür”yanıtı almakla sihirli bir deynek deymişçesine sorunun halolmayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz.Fakat gelgelelim Diyarbakır’ın orta yerinde pkk’yı yüksek sesle protesto edip kitlesel kınamalarda bulunmadılar,tv.lerde “pkk teröristtir”diyemediler diye kürt halkına şüpheyle bakanların sayısı hiç de az değil.

    Oysa doğrudan bu tarz sorgulamalar yerine yaşanan gerçekleri doğru okumak için biraz da muhatap olduğu düşünülen insanları anlamayı gerektirir.Terörist eylemlerin odağı gibi düşünmek yerine,evet insanları anlamak gerekir.Hiçbir şey sandığımız kadar siyah ve beyazdan oluşmuyor.Madalyonun görünmeyen yüzüne de odaklanmak gerekiyor.Zira bölgede hakim olan korkuyu,iki taraf arasında varolan sıkışmanın ne demek olduğunu yeterince anlayabilseydik eminim kürt halkı hakkındaki yargılarımız daha farklı olacaktı.Korku derken bir yandan devletin hukuk dışına çıkarak uygulamadan kaçınmadığı şiddet ile pkk’nın sınır tanımayan terör ve sindirmesinden sözediyorum.Zira hiçbir insan böyle bir korku ve güvensizlik ortamı içinde yaşamaya sevdalı olamaz.Ve inanın pkk’nın kirli yöntemleri biz batı şehirlerinde yaşayan kesimlerden çok daha fazla yöre halkına gına getirmiş illalah ettirmiştir.Lakin dediğim gibi hiçkimsenin cesaretle içindeki gerçeği söylemek gibi bir lüksü yoktur çünkü her yanı korku ve tedirginlik sarmıştır.
    Özetle,tüm bu gerçeklerin farkında olmadan hüküm vermenin bir yararı olmayacak.Ne var ki hâlâ tüm sorumluluğu başka yerlerde arama kolaycılığı devam ediyor.Benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta bu.Tabii yanılmış ve gözden kaçırdığım ayrıntılar da olabilir.Eleştiriye açığım ve gerekirse yanıldığım noktalar varsa düzeltmeye ve özeleştiri yapmaya da…

    Saygı ve selamlar.

  17. Yazan:bora Tarih: May 10, 2009 | Reply

    aziz bey,

    ben başka bir ülke yada başka bir dine duyulan sempatinin yahudi vatandaşlarımızı etkileme olasılığına karşı o örnekleri verdim.

    mehmet bey,

    insan yaşadığı ülke ve kültür münasebetiyle kökten bir pavlov şartlamasına tabii tutuluyor. bu doğru. ancak toplumlar ve toplumsal dil çoğu kez alternatif yargılar ve açıklamalarla doludur. siyasetçilerimizin ve yazarlarımızın nasıl didiştiklerini görüyorsunuz. dolayısıyla bahsettiğiniz yoğunlukta bir robotlaştırıcı etkinin ben fıtrat müsait değilse mümkün olmayacağı kanaatindeyim. öyle olsaydı bütün toplumlar ırkçı olur ve toplumsal dilde alternatif düşünce ve açıklamaların hiç biri bulunmazdı. kaldıki laboratuar şartlarında tutarlı tek bir propagandaya maruz kalmış alıcı zihin dahi içte bu düşüncelerin hiyerarşisini ve düzenlemesini yaparken onlardaki eksiklikleri, bozuklukları farkeder ve o eksikleri doldurmak için açıklamalar bulmaya çalışırdı. ancak bu tür muhasebelerin olası olduğu ortam toplumların öfke nöbeti geçirdiği dönemler değildir. daha önce de ırkçılığın ırkçılığı beslediği konuşuldu. bunun sebebi hareket halinde zihnin açıklamalardan en müsait olanı devreye sokması ve diğerlerini geçici süre gözardı etmesidir. milliyetçiliğin toplumsal bilinçte bir yerinin olmasının sebebi onun işlevselliğindedir. doğrusu biz düşünceleri sopa gibi sallamayı seviyoruz. normalde boş, içeriksiz gibi görünen, açıkça birbirleriyle çelişkili gibi görünen düşünce, yargı ve klişelerin, kısaca hazır kalıpların kollektif dil ve bilinçte yanyana yer almasının sebebi budur. bunlar potansiyellerdir. toplumun ruhaniyetine göre onlardan bazılarının içi kan ve enerji ile dolar. bu da o düşünsel kalıbı anlamlı, işlevsel kılar. süreç ilerlediğinde onun yeniden içinin boşaldığını ve başka bir kalıbın yine toplumsal çıkar için gündeme sokulduğunu görmek mümkündür. dün savaştan menfaat devşiren ve bunun için argumanlar toplayan toplumsal zihniyet yarın barış ve işbirliği için argumanlar toplamaya ve hazır kalıplarının içine doldurmaya başlayacaktır.

    basit bir örnekle çok güzel bir yere varmışsınız.

    “bu çatismalari Müslüman-Yahudi ya da Israil-Arap kavgasi olarak görmekle hata yaptigimizi da kabul etmemiz gerekir. Öyle degil mi?”

    bu çatışmalar ırkçı temelde elbette açıklanamaz ancak kültür ve zihniyetin önemli meşruiyet zemininin ırk, dil ve din olduğunu da unutmamak gerekir. burada bir güç mücadelesi yaşanıyor. bizim burada dikkat etmemiz gereken körükörüne taraf olmak değil ama kimin “haklı” olduğuna bakmaktır.

    500 çocuğun ölümünü hiç bir bilgelik savunamaz, haklı çıkartamaz. 1900 başlarında 10 bin olan yahudi nüfusunun 47′de 400 bine çıktığı günümüzde 7 milyonu geçtiği de, bunların bölge insanının toprakları üzerine yerleştirildiği de gerçektir. -yanlışsam lütfen düzeltin- yani çatışmanın kaynağı işgaldir. karşılıklı yanlış politikalar bu asal yanlışın -işgalin- üzerine bina edilmiş ve özellikle israil tarafından bu asal yanlışı gözardı etmek amacıyla kullanılmıştır. eğer o bölgeyi hristiyanlar işgal edip yerlilerini kovup onların toprağına yerleşseydi de bir şey değişmiyecekti kanaatindeyim. israil işgali ile örneğin abd’nin ırak işgali arasında önemli bir fark var. abd gidicidir onunki bir yeniden düzenleme işgalidir ama israil filistin topraklarını yerleşmek için işgal etmiştir. sanıyorum bu dünyada çok çok uzun zaman sonra gerçekleşen ilk ve tek yerleşmek için işgal hareketidir.

    benim şu an aklıma gelenler bunlar, sorularınıza yanıt oldu mu bilemem ama denediğimi söyleyebilirim :)

    sizce bu çatışmaları nasıl okumalıyız?

    selamlar

  18. Yazan:cemile bayraktar Tarih: May 10, 2009 | Reply

    Mustafa Akyol’un Şalom’da yazmasını ben de çok ahlaki bulmuyorum.Özellikle Şalom’a ne yazacağını düşünürken ele aldığı konunun temelinde yatan ‘anti-semitizme hayır’ düşüncesi içimde ‘duyarlı’ bir yazar imajından çok farklı bir yere düştü.
    Bu biraz da benim tutup Cumhuriyet’in bir köşesinde bana verilen bölümde ‘Darbeci olmayan ulusalcılara haksızlık ediyoruz’ gibi bir şeyler söylememe benziyor.Ki bunun ne kadar ’saçma’ olduğu aşikar.
    Akyol’un Yahudi antipatisinin sebeplerini anlatırken suçu Hrsitiyanlığa atmış ve çekilmiş.Oysa ki bu Hristiyanlık etkisi olması yanı sıra Kur’an’ın Yahudi tanımından da kaynaklanıyor.Kur’an da en çok anılan kavim İsrailoğullarının şeceresine bakarsanız iki ya da üç peygamber katline teşebbüs,nankörlük,kendi dışındakileri köle olarak görme,Allah’ı kandırmaya çalışma gibi örneklerle karşılaşırsınız.Kur’an tanımından ‘illet’ bir kavim ile karşı karşıya olduğunuzu görüyorsunuz.(Bu Kur’an’ın Yahudi kötülemesi demek değildir,bu Kur’an’ın kavmin mantığını anlatmasıdır.)Buna mukabil İsrailoğulları içinde bolca tövbe eden,samimi dindarların olduğuda yine Kur’an tanımında vardır.Sanırım burada ‘aşırı sağcı,şiddet sever siyonist’ Yahudiler ile ‘Siyonizm mantığı gütmeyen’ Yahudileri ayırmamız gerekiyor, zaten olması gereken de bu.Yazara bu noktada katılıyorum.Mesela ben Tr’nin anayasal genç tanımına uymuyorum ve bir Tr genci olarak anayasal tanıma uygun biriymişim gibi muamele görmek istemem.Sanırım burada ince bir nokta var.’Sevgi emek ister’ felsefsinden yola çıkarsak,tepki emek ister diye düşünürüm.Bir baba düşünün ki gelirini ailesi dışında bir yerlerle paylaşsın,vaktini evi dışında tüketsin,sonra onları sevdiğini ve bu durumdan çok rahatsız olduğunu söylesin.Böyle bir babanın ailesini sevdiğini düşünürmüsünüz?Ben düşünmem,o nedenle bir kaç paragraf yazı yayınlayarak duruma tepkili olduğunuza insanları inandıramazsınız.Daha yapıcı ve etkili tepkiler göstermek zorundasınız.Anti-semitizm varsa,yanlış da olsa sebebi vardır.Bu noktada önce Yahudilerin kendilerini Siyonistlerden net bir ayrım ile ayırıp Siyonist politikaya görünür tepki verip sonra Tr ve dünyadan sempati beklemeleri gerektiğini düşünüyorum.Basit,yalın ve etkisiz tepki verip bunun karşısında ihtimam görmek istemeleri bana bencilce geliyor ve kafamdaki olumsuz Yahudi mantığını perçinliyor.
    Samimi bulmuyorum.Filistin için ağzını açmayan insanların Filistin’deki zulme susup ‘anti-semitizm’ var,karşısında duralım tarzı yaklaşımları burnu kanamamış insanlara sahip çıkmaya çalışması dışardan ‘duyarlı’ gibi görünse de içine girince bana tam tersi duyarsız ve taraflı yaklaşım olarak geliyor.
    Ayrıca yazıyı gereksiz buldum.Savaş karşıtı Yahudiler’e bir düşmanlık olduğunu düşünmüyorum,Siyonist politikayı destekleyenlere ise haklı bir tepki var.İnsanüstücülük oynamaya gerek yok.
    Yazarın bir eksiği daha var.Yahudiliğin Hrsitiyanlığa mukabil İslam ile tebliğ noktasında yarışmadığını söylemiş.Yazar bilmiyor sanırım bu Yahudilerin diğer dinlere ’saygılı’ yaklaşımından değil,sonradan Musevi olmanızın önemli olmamasından kaynaklanıyor.Çünkü Museviliği seçmeniz onlar için önemli değildir ırkçı bir kan esası vardır Musevilik seçilmez ve kan yoluyla anneden geçer.
    Şimdi ben de mi anti-semitik oldum :))

  19. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: May 10, 2009 | Reply

    “‘Darbeci olmayan ulusalcılara haksızlık ediyoruz’ gibi bir şeyler söylememe benziyor.Ki bunun ne kadar ’saçma’ olduğu aşikar.”(cemile bayraktar)

    Cemile Hanım, şimdi siz “saçma” derken, “Bütün Ulusalcılar Darbecidir” demek mi istiyosunuz ?
    Yoksa “Darbeci olmayan Ulusalcılara Haksızlık edilebilir” demek mi ?

    “Kur’an da en çok anılan kavim İsrailoğullarının şeceresine bakarsanız iki ya da üç peygamber katline teşebbüs,nankörlük,kendi dışındakileri köle olarak görme,Allah’ı kandırmaya çalışma gibi örneklerle karşılaşırsınız.”

    Cemile hanım biraz tarih okumanızda fayda var. Peygamberlerin çoğunun israiloğullarına geldiğine dair bir rivayet vardır. Oysa Benim bildiğim Peygamberler bir Millete gelmez. Bunu iddia etmek demek, İsrailoğulları’nın Allah tarafından kayrıldığını söylemek demektir ki, bu da yahudilerin seçilmiş ırk görüşünü destekler.

    Oysa peygamberler bütün halklar için gelmiştir. O dönemlerde gelen Peygamberlere inananlar, İsrailoğulları olarak adlandırılırdı. Zaten Müslümanların soyu da Yahudiler ile aynı soya ” Hz. İbrahim’e dayandırılır.

    Dolayısı ile Hz. Muhammed gerçekte daha önce gelen bütün Peygamberleri görmezden gelmiş ve putlara tapan bir halka gelmiştir.

    Bazı iddialara göre Kabe daha önceden Allah’a ibadet için kullanılıyorsa, bu durumda dönerek Allah inancından sapmış olanlar kimler olur ?

  20. Yazan:cemile bayraktar Tarih: May 10, 2009 | Reply

    Hakkı bey merhabalar,
    sanırım yazdıklarımı anlayamamışsınız bu sizin taraflı bakmanızdan da kaynaklanıyor olabilir,benim farklı yansıtmış olmamdan da kaynaklanıyor olabilir.Çuvaldızı kendime batırmayı dialog açısından daha faydalı görüyorum.
    “‘Darbeci olmayan ulusalcılara haksızlık ediyoruz’ gibi bir şeyler söylememe benziyor.Ki bunun ne kadar ’saçma’ olduğu aşikar.”
    Bu kısmı irdelerken yazının baş tarafını almayı ya da okumayı unutmuşsunuz oradaki durumu anlaşılır kılan belki de cümlenin başındaki Cumhuriyet gazetesi kısmıydı.Cumhuriyet gazetesinde ben böyle bir yazı yazabilir miyim?Saçma olan işte burasıdır.
    Ben ne bütün ulusalcılar darbecidir diyorum ne de darbeci olmayan ulusalcılara haksızlık edelim diyorum.Tabii cımbızlamak isterseniz cümlelerimden böyle bir anlam çıkarabilirsiniz.Tekrar ifade etmeme gerek var mı bilmiyorum ama darbeci olmayan ulusalcılara da haksızlık etmememiz gerektiğini düşünüyorum.Tabii burada ulusalcı kimdir?Nedir?Ne yapar?sorularını tam gerçekliğiyle biliyor olmamız önemli.Şimdi bir ulusalcı tutup darbeye hayır dedikten sonra kocaman bir AMA ekleyerek başörtülü üniversiteye giremezsiniz,Etö diye bir şey yoktur,Ordu darbe yapmadan da siyasete madahil olabilir-olmalıdır,Dtp kapatılsın,Akp kapatılsın vs. gibi şeyler söylüyorsa ulusalcıları da radikal ulusalcılar ve ılımlı ulusalcılar diye ikiye ayırmak gerekir.Yine de haksızlıktan yana değilim bu muhatabımın haksızlık yapıp haksızlığı hak etmemesinden değil benim kendime olan kişisel saygımdandır üstlerine alınmamalarını dilerim.
    Daha çok tarih okumamı tenbihlemişsiniz,gerçekten teşekkür ediyorum insanların bir eksiğimi görüp olumlu yönde geliştirme telkininde bulunmalarından çok hoşlanırım,dikkate alacağım.Aynı nezaketi siz de hoş görürseniz ben de size dinler tarihi okumanızı tavsiye edeceğim.
    Size katılıyorum peygamberler bir millete gelmez örneğin ırk olarak Hz. Musa İsrailoğullarından gelen bir peygamberidir ve hem İsrailoğullarına hem de Mısır halkına ve firavuna peygamber olarak gelmiştir.İbrahim ata peygamberdir Hz.İbrahim’in oğullarından Hz.İshak ve onun soyundan gelen bir çok peygamber hep İshak soyundan sayılan İsrailoğullarına ve İsrailoğullarından gelmiştir.Hz.Davut,Hz.Süleyman,Hz.İsa’da buna dahildir.Daha doğrusu Kuran bize bunu söyler,öyle değil mi?Buna mukabil yine hz. İbrahim’in diğer oğlu Hz.İsmail’in soyu Hz.Muhammed’inde içinde bulunduğu Arap kavmine gelmiştir.Kuran’ı açıp baktığınızda ise rastladığınız bu durum bize gerçekten de İsrailoğullarına kendi soylarından bir çok peygamber geldiğini söyler.Ama asla bu durum Kuran’ın İsrailoğullarına kendilerini sandıkları gibi üstün görmeleri tezini doğrulamaz siz bu sonuca nasıl vardınız anlamıyorum.Ki zaten İsrailoğulları Hz. İsa sayesinde kendilerine bir peygamber geleceğini biliyorlardı bu peygamber İsrailoğullarından değil Arap soyundan olduğu için yalanladılar.Buraya kadar anlaşıldığımı sanıyorum ama sizin benim yazımın neresinden İsrailoğlluarının ‘kayrıldığını’ çıkardığınızı anlamıyorum.
    Ayrıca ”Dolayısı ile Hz. Muhammed gerçekte daha önce gelen bütün Peygamberleri görmezden gelmiş ve putlara tapan bir halka gelmiştir.”demişsiniz.
    Allah Rasulunun geldiği Arap kavmi müşrik araplar ki bunlar içinde Hz.İbrahim’den gelen tek tanrı inancına sahip haniflerde vardı,ehli kitap denilen Yahudiler ve Hristiyanlarda vardı.Ayrıca puta tapan müşrik dediğimiz insanlar sadece puta tapan Allah tanımaz kimseler değillerdi bu insanların müşrik sayılmasının sebebi Allah ile birlikte putlara tapıyor olmalarıydı.Onlara göre putlar tanrı olmasa da kendilerini Allah’a yaklaştıran argümanlardı.Zaten bu nedenle ‘LailaheillaAllah’ üzerinde bu kadar sıkı durulmuştur.
    “Kur’an da en çok anılan kavim İsrailoğullarının şeceresine bakarsanız iki ya da üç peygamber katline teşebbüs,nankörlük,kendi dışındakileri köle olarak görme,Allah’ı kandırmaya çalışma gibi örneklerle karşılaşırsınız.”
    Evet Kuran’ı açıp bakarsanız kavim olarak en çok adı geçenler müşrik Araplardan sonra İsrailoğullarıdır.Hz.Zübeyr’i öldürmek,Hz.İsa’yı öldürmeye teşebbüs,Elmalılı’nın tefsirine göre (ben başka kaynakta rastlamadım) Hz.Şa’ya yı öldürmek,Hz. Musa’nın 40 gün yanlarından ayrılmasıyla buzağıya tapınmaya başlamak,bıldırcın eti kudret helvası yerken biz soğan sarmısak yemek istiyoruz demek,Allah’a daha çok ibadet etmeyi dileyip sonra Allah’ın bir nefis terbiyesi olarak verdiği cumartesi günü avlanma yasağında cumartesinden nehre ağ serip pazar toplamak süretiyle Allah’ı kandırmaya çalışmak gibi rivayetler Kuranda müteşabih değil gayet açık ve net bir biçimde muhkem olarak geçmektedir.Bunları ben söylemiyorum,Kuran söylüyor.Ve ben Kuran’ın söylediğini ‘Allah’ın adaletli,ayrımsız,takva dışında bir üstünlük kabul etmediğini bilerek’ söylüyorum.Burada sorun nerededir,bunu da anlamış değilim?
    Kabe için yoğun rivayetler Kabe’yi Hz.İbrahim’in oğulları ile yaptığı görüşünde yoğunlaşıyor.Dolayısıyla Kabe Allah Rasulunden önce de kutsal bir mekan olarak biliniyor.Buna karşın biz ilk kıblenin Kudüs-Mescid-i Aksa(Beytül Makdis) olduğunu daha sonra nazil olan bir ayet ile hatta sahabe namazda iken Kabe’ye yönlendirildiği rivayetine rastlıyoruz.O dönem Kabe’nin putlarla dolu olduğu,Yahudiler’in yaptıklarının tam tersini yapınız gibi söylemlerde yine rivayetlerde geçen mevcut durumu anlamamızda bize yardımı olabilecek bilgilerdir.
    Sorularınızı cevplayabildim mi bilmiyorum.Yanlış anlamaları düzeltebildim mi bilmiyorum.Elimden geldiğince açıklamaya çalıştım halen bir soru ya da problem varsa buyrun.
    selamlar

  21. Yazan:özlem Tarih: May 10, 2009 | Reply

    Merhaba Cemile ve Enver Bey,
    Mustafa Akyol’un Şalom’da yazmasına en azından neden şimdilik hüsnü zan la baktığımı açıklayayım.
    burada kişisel tavrım benim de sizlerden farklı olmazdı: Şalom gibi bir gazetede yazmak istemem ama yazacaksam da herhalde Roni Marguiles gibi yazarım:)
    Ancak ben yazının başında Şalom’un genel yayın yönetmeninin değiştiğini ve bu değişimle beraber Mustafa Akyol’a bir teklif götürüldüğünü okuduğumda bu teklifin tesadüfi değil belki bu hususta bir politika değişimi isteği ile ilgili olabilceğini düşündüm. Tabi bunun başka bir anlamı da olabilir Şalom’un imajını düzeltmek. Ama şimdilik sanırım pek bir şeyi düzeltmiş değiller en azından haber başlıklarından hissediliyor.
    Öte yandan eğer Mustafa Akyol bu yazıyı mesela anaakım Türkiş medya gibi bir yerlerde yazsa benimde bu antisemitizm yazısı ile ilgili düşüncem Cemile nin ki gibi olurdu. Ama bu yazıyı Şalom’da yazıyor. Taktir edersiniz ki Şalom’un okuyucu kitlesi Yahudilerdir. Yani yahudilere yahudileri mazur göstermek imaj tazelemek gibi bir ihtimal bence çok düşük. Burada Akyol benimde tanıdığım Yahudiler arasında son derece güçlü olarn antisemitizm korkusu üzerinden onlara ulaşmak istiyor. Bu bizler için özellikle de katliam günlerinde oldukça şımarıkça gelebilir ama gerçeklere dayanan bir korku. Bir yerde İsrail’in tüm yaptıklarını bu kadar fütürsuzca yapabilmesi zaten yıllardır dünyanın dört bir tarafında holokost’un anılarını taşıyan Yahudilerin korkularını ustaca kullanmasını ve kendi varlığı ve mücadelesini onlara garantörlük, sığınacak en son liman gibi sunmasına bağlıdır. Bu ülke özelinde ise Trakya olaylarından varlık vergisine evet Yahudilere özgü bir takım üzücü hadiselerde yaşanmıştır. En basitinden yakın zamanda Neve Şalom baskını yaşandı. Ve tüm bu olaylar holokostun anıları ile de birleşince onlar için son derece gerçek bir korkuya dönüşüyor. Ki ben bunu Gazze katliamından beri tartıştığım bazı yahudi veya kısmen yahudi birkaç arkadaştan bile biliyorum ki tahmin edirim Mustafa Bey’in benden çok daha fazla tanıdığı çevresinde Yahudi cemaatinden insanlar vardır.
    Kısaca Akyol onlara kendi yayın organından seslenerek tamam korkularınız çok da yersiz değil ama antisemitizm tehlikesini yaratan ve büyüten israil politikalarıdır. Buna karşı çıkmak lazım diyor. Cemile nin deyimi ile ulusalcı iseniz de darbeci olmayın:)
    Ben yazıyı böyle okudum. Ama bu yaklaşımı ne kadar tutar ne kadar etkili olur bilemiyorum.
    Böyle bir yazı katliam günlerinde Taraf’ın yorum sayfasında da yayınlanmıştı ama tabi çok daha damardan ve açıksözlü idi. Ben Akyol’u daha pedagojik buldum ki sanırım bir Müslüman olarak Yahudilere seslenmek de bunu gerektirebilir belki. En azından başından iletişim kanallarını koparmak istemiyordur.

  22. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: May 10, 2009 | Reply

    Cemile Hanım

    Öncelikle Ulusalcılar konusuna açıklık getirdiğiniz için teşekkürler. Bence gerektiği zaman görüşlerinizi Cumhuriyet gazetesinde de yazabilmelisiniz. Bu saçmalık olmaz. Yeter ki Cumhuriyet gazetesi buna izin verecek kadar açık görüşlü olsun. Sizinle farklı görüşteki bir kitleye, kendi görüşünüzü açıklayabilmeniz, bence bir fırsat olurdu.

    Diğer konuya gelirsek. Bu düzeltmelerdeki amacım bazı konulara mantıklı yaklaşmanın gerekliliğini vurgulamaktır. Sizin de kabul ettiğiniz gibi gelen peygamberler etraflarındaki bütün toplumlara gelmişlerdir. Mesela Mısırlılar Hz. Musa’nın peygamberliğini kabul edip, Allah’ı tanısalardı. Bugün Mısırlılara da Yahudi diyecektiniz.

    Veya Yahudiler Hz.İsa’yı peygamber olarak tanısalardı, Hristiyanlık Yahudiliğin gelişmiş hali olacaktı. Veya Yahudilik diye birşey kalmayacaktı.

    Kuran’da da belirtildiği gibi Yahudiler Hz.Muhammed dahil, bazı peygamberleri tanımamışlardır (Tanıyalar olduysa onları zaten Müslüman olarak biliyoruz). Hatta içlerinden bazı kişiler, bazı peygamberleri öldürmüş veya ölümüne sebep olmuşlardır.

    Buna rağmen Kuran’da Yahudiler ve Hristiyanların içinden de iyi insanların cennete gideceği yazılıdır.

    Yani kişilerin yaptığı hatalar veya toplumsal yaşamın insanlara yaptığı bazı etkiler nedeniyle, Tüm insanları aynı kalıplar içinde değerlendirmek büyük bir hata olur.

    Hele ki, Hz. Muhammed’in Allah uğruna, kendi akrabaları ile bile savaştığını düşünürsek, Yine Hz. Muhammed’in dedesinin (ne amaçla olursa olsun) içinde Put’lar bulunan Kabe’nin koruyucusu olduğunu bilirsek, insanları geçmiş nesillerinin yaptıkları veya akrabalarından dolayı yargılamamak gerektiği ortaya çıkar.

    Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir.

    “Buna karşın biz ilk kıblenin Kudüs-Mescid-i Aksa(Beytül Makdis) olduğunu”

    Bu sözleriniz vesilesi ile bir durumu da açıklayım. Beytül Makdis Hz. Davut’un isteği ile Hz. Süleyman tarafından yapılan bir tapınaktır. Her iki peygamber de Yahudi’ler tarafından tanınan kral peygamberlerdir.

    Ve bugün Yahudilerce kutsal sayılan Ağlama Duvarı bu tapınağın 2. kez yıkılmasından sonra ayakta kalan duvardır. İşte ilk Kıble de bu duvardır.

    Mescid-i Aksa Camii Kudüs’ün Müslümanlarca fethinden sonra yapılmıştır. Kısaca yıkılan Yahudi Tapınağı, 3. kez Müslümanlarca yapılmıştır. Tabi bunu Yahudiler, Peygamberimizi kabul etmedikleri için sindiremememişlerdir.

    Yani Mescid-i Aksa ile Ağlama duvarı yanlış anlamalar ve mantıksızlık sonucu iki dini karşı karşıya getiren aynı yerdir.

  23. Yazan:cemile bayraktar Tarih: May 11, 2009 | Reply

    Sevgili Özlem,
    yazını,bakış açını çok beğendiğimi ifade edeyim :) Normal şartlarda vicdanlı insanlar hatta dialog prensibiyle yola çıkmış (çıkması gereken) müslümanlar olarak Akyol ve senin gibi düşünceleri destekliyorum,ipleri kopartmadan yapıcı eylemlere dökmek yapmayı düşündüğünüz işin birinci adımıdır diye düşünüyorum.Ötelemeden,itelemeden,ılımlı politikalar ile yol alırsak kıstırılmış sorunları çözeceğimizden hiç şüphem yok.Benim burada desteklemediğim şey Akyol’un tutumu değil.Benim içimi kurcalayan,içime sinmeyen durum karşı tarafın beklentileri.Yani olan ve olması gerekin farkı.Sanırım örneklersek daha kolay anlatacağım.İmdi İsrail-Filistin savaşı siyonist politikanın baskın şiddet eylemleri Tr’de Yahudilere karşı olumsuz bakış açısına sebep olmuş olabilir,bunda mutabıkız.Ben siyonist politika gütmeyen Yahudilerin aynı şekilde yorumlanmasını istemem,bunu adaletli de bulmam.Mesela Tr’de faşist Türkler var ben faşist bir Türk değilsem neden onlar ile aynı muamaleyi göreyim ki?Türk olmak eşitir faşist olmak değilse Yahudi olmak eşittir çocuk katili olmak değildir.Bu durumda bize düşen katil olmayan Yahudilere karşı takınılan bu durumu değiştirmektir.Ama İsrail-Filistin savaşı o kadar Anormalleşiyor ki insan çoğu zaman normalin dışında davranabiliyor bunun yanı sıra benim beklentim antisemitizm var bunun karşısında duralım evet duralım ama bunun yanı sıra Yahudilerden çok net ve yapıcı bir biçimde İsrail’in yaptığı zulme hayır demelerini bekliyorum.Ve bir paragraflık ‘üzülüyorum’ açıklaması beni kesmiyor.Şımarık siyonistlerin hem insan avı yapıp net bir şekilde kınanmayıp bir de üstüne siyonist olmayan Yahudilerin ‘korkularının giderilmesi’ için destek görmesi bana gayet insanca ‘hep mi siz kazanacaksınız dedirtiyor’.Yine de herşeye rağmen antisemitizme hayır diyorsam,islamafobiye hayır dendiğini görmek istiyorum.Denmese dahi beni anti-semitizme hayır diyebiliyorum.

    Hakkı bey,
    ‘Bence gerektiği zaman görüşlerinizi Cumhuriyet gazetesinde de yazabilmelisiniz. Bu saçmalık olmaz. Yeter ki Cumhuriyet gazetesi buna izin verecek kadar açık görüşlü olsun.’
    demişsiniz.Cumhuriyet gazetesi bundan sonra ne olur bilmem ama bugüne kadar ki yayın politikasından anladığım kadarıyla benim yazacağım kadar açık görüşlü bir gazete değildir.Bu durumda Cumhuriyet gazetesinde yazarım demek yineliyorum ’saçma’ olur.Düşünsenize gazete Etö avukatı(gazetenin yarısı Etö’den içerde),ben tutup aynı gazetede ‘Darbeye Hayır’ diye bağırıyorum bu sizce de saçma değil mi?Tabbi Cumhuriyet daha açık görüşlü bir gazete olsa idi yazmam çok hoş olurdu AMA DEĞİL!Sorun zaten bu.
    Sanırım siz yine bir önceki yazılarımdaki önemli noktaları kaçırmışsınız,dolyasıyle yineliyorum.;Kuran kıssalarında geçen Yahudi kıssalrını kısaca anlattıktan sonra”Buna mukabil İsrailoğulları içinde bolca tövbe eden,samimi dindarların olduğuda yine Kur’an tanımında vardır.” diye eklemiştim.Bununla ilgili ek açıklama yapmaya neden gerek duyduğunuzu anlayamadım?Ordan bakınca toptancı gibi mi duruyorum :)Bilakis.Cennet-Cehennem arası transfer hedefim yok :) olan hedefim ise cenneti doldurup,cehennemi boşaltmak.Bu nedenle doğru bir inanca sahip Yahudi ya da Hristiyanları cehennemlik ilan etmek gibi bir fantezim de yok.Çok şükür o kısmın (cennetlikler-cehennemlikler) benim işim olmadığını gayet iyi biliyorum.Zira süreç müslüman bireyin,sonuç ise Allah’ındır.Ve o Allah adaletlidir,kullarına adaleti emreder,toptancı olmamayı emreder.Bırakın ırkı,anne ve babamızdan dolayı dahi aynı muameleyi görmeyeceğimizi Hz.İbrahim’den,babası ile olan dialoğundan gayet iyi biliyoruz.Yani kişi topluca değil,bireysel olarak ele alınır.Bunda sanırım hem fikiriz,sadece neden vurguladığınızı merak ettim?Sanırım beni toptancı sandınız,hayır değilim.
    Mescid-i Aksa tarihçeniz için teşekkürler bildiğim bir bilgiydi yine de paylaşmanız hoş olmuş.Maalesef kutsallarımız ve bu kutsallara sahip olma isteğimiz sık sık Yahudiler,Hristiyanlar ve Müslümanları karşı karşıya getiriyor ki bu tarz magazinler peşinde koşarken o dinlerin öğrettiği ortak noktaları kaçırıyoruz.

  24. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: May 11, 2009 | Reply

    Cemile Hanım

    Cumhuriyet gazetesi sizi kabul etmezse, evet orada yazamazsınız. Yazarım diye diretmek “saçmalık” olur. Ancak kabul ederse, ben gidip yazmanızın doğru olacağını söyledim.

    Siz bu örneği Şalom’da yazan Mustafa Akyol’a kıyas diye vermişsiniz. Demek ki, Şalom Mustafa bey’e gel yaz demiş. O da kendi görüşlerini açıklamak için bence doğru olanı yapmış.

    Diğer konuda ise,

    Amacım sizi toptancı olarak göstermek değildi. Sadece yorumlarınızın içindeki bazı cümleler, okuyan 3. kişiler tarafından bu şekilde anlaşılabilirdi. Buna da açıklık getirdiğinize göre, bence kendinizi gayet güzel anlattınız.

    Yorumlarıma ilginiz için teşekkürler…

  25. Yazan:TSD Tarih: May 11, 2009 | Reply

    Enver hocamı anlamakla birlikte Özlem hanıma katılıyorum.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin