RSS Feed for This Post

Böyle TSK mensupları oldukça TSK’nın düşmana ihtiyacı yok!!…

Ne olursa olsun, bir ülkede herkesin benimsediği ideolojik konumlarından bağımsız olarak bir insanlık ortak paydasında buluşulması gerekir… Bu ortak payda kaybolmuşsa, o toplumun bileşenlerine ayrılma süreci başlamış demektir… Genelkurmay’ın “karşı taraf”tan kastının Gülen hareketi olduğunu biliyoruz… Genelkurmay karargâhı temel hedef olarak Gülen hareketine odaklanmış durumda… Bu bağlamda Gülen hareketine yönelik bir yalnızlaştırma ve izolasyon politikası yürütülüyor… Genelkurmay AKP’ye ve “yandaş medya” diye ifade edilen diğer medyaya el uzatmış durumda, ve ilişkileri daha yakınlaştırmaya hazır… Hatta Kürt meselesinde de özellikle yumuşama sinyalleri veriyor… Laik kesimden muhaliflerine de el uzatıyor. Taraf’ın askerî vesayet noktasındaki hakiki demokrat tavrından kayıp “Başbuğ, güzel konuştu canım, açılım yaptı” tipi noktaya kayacağını hissetse Taraf’a da tavrı değişebilir Genelkurmay’ın… Fakat Gülen hareketi ağzıyla kuş tutsa Genelkurmay’ın tavrı değişmiyor…

Bu rijid tavır geçen haftalarda aklın ve vicdanın kabul etmeyeceği bir olaya sebebiyet verdi… Cihan Haber Ajansı’nın muhabiri Lütfi Aykurt bir askerî kurtarma helikopteri tarafından dağda bırakıldı… Aykurt, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü üzerine haber yapmak için o bölgeye gidiyor. Orada haber yapmak için gelen başka gazeteciler de var. 2500 metre yüksekte, soğuk ve kar altında gazeteciler görevlerini yapıyorlar. Gün geceye doğru ilerledikçe hava daha da soğuyor… Sonra Jandarma Arama Kurtarma ekipleri gazetecileri oradan almaya geliyor… Aykurt helikoptere biniyor. Helikopter içinde yer alan bir subay Aykurt’a çalıştığı ajansı soruyor. Aykurt CHA’dan olduğunu söyleyince de “Siviller askerî helikoptere alınmıyor” diyerek, gazeteci Aykurt’u helikopterden indirtiyor. Aykurt’un yanında DHA muhabiri de var. Aykurt DHA muhabirinin de sivil olduğunu belirtiyor… Öyle olunca TSK mensubu o kişi “Nasıl geldiysen öyle inersin!” diyerek Aykurt’u tersliyor, helikopterden kovuyor, 2500 metre yüksekte kar ve soğuk altında bir insan adeta ölüme terk ediliyor… Aykurt, helikoptere binmekten feragat eden fedakâr Anadolu köylülerinin yardımıyla güç bela o dağdan iniyor. Bu sayede bu feci olay kötü bir sonla bitmiyor…

Bu rezalet hangi ideolojiyle, hangi devlet çıkarıyla izah edilebilir? İstediğiniz kadar Kemalist ya da ulusalcı olun, böyle bir kepazelik hoş görülebilir mi? Böyle bir vicdansızlığı hangi insan kabul edebilir?Bir ülkenin ordusunu halkına yabancılaştırmak isteyen “dış mihraklar” bu olaydan daha ileride bir komplo kuramazlar… Nasıl olur da bu vicdansızlığa, bu insanlık dışı davranışa sessiz kalabilirsiniz İlker Paşa? Bir insanı kurtarabilecekken, kasten kurtarmayan, o insanı göstere göstere ölüme terk eden bir kişi nasıl hâlâ TSK mensubu olarak kalabilir? Bu olaydan ötürü vicdanınızın acımadığına inanmıyorum, inanmak istemiyorum… Bir savaş anında, size silahla saldıran düşmana bile böyle vicdansız davranılamaz… Askerlik mesleğinin şerefine aykırı değil midir bu hareket İlker Paşa?.. Askerimizle ilgili bize öğretilenler hep en zor zamanlarda bile vicdanını, insanlığını koruması üzerinedir… Oysa burada “düşman” diye bellenen kişi sadece bir gazeteci… Tek suçu Gülen hareketine yakın bir haber ajansında çalışmak… Tüm TSK mensupları bu olay üzerine “Abartmıyor muyuz?” diye düşünmek zorundadır… TSK mensupları “Atatürkçü düşünce sistemi”ne bağlı oldukları kadar, temel insanlık ilkelerine de bağlı olmak zorundadır… “Düşman ile savaşmak” adı altında hiçbir ilke tanımayan bir ordu kendi kendini bitirme sürecine girmiş bir ordudur… Bu iki ülkenin de orduları kendi halklarının ciddi bir kısmını “düşman” olarak bellediler. Bu “düşman” kesimlere karşı sonuna kadar katı bir tutumla davrandılar… Bu katı tutumun bu orduları hep “egemen” kılacağını zannettiler… Bu tutumların sonunda bu ordular egemenlikleri bir yana tüm itibarlarını kaybettiler. Bu ülkelerde şu an insanlar “Subayım” derken bile çekiniyor…

Ey General Başbuğ…. TSK’yı yıpratan hareketleri dışarıda aramayın!! Böyle TSK mensupları oldukça TSK’nın düşmana ihtiyacı yok!!…

Geçen yüzyıl bize kendi itibarını kendi sıfırlamış, kendi kendini madara etmiş ordu örneklerini gösterdi… Yunan ordusu ve İspanyol ordusu bunun iki örneğidir.

General Başbuğ ve diğer generallerimiz artık uyanmalıdır… Türk ordusu bu hale gelmemelidir… Her zaman itibarlı, dinamik, toplumsal meşruiyeti tartışılmayan, askerlik mesleğinde en yüksek kalite standartlarını yakalayabilmiş bir ordu olmalı ordumuz… Sadece askerlik mesleğiyle uğraşan, savunduğu halkının çeşitliliğinden gurur duyan, kendi yapısında da bu çeşitliliği yansıtan bir orduya sahip olmak istiyoruz artık… Yunan ve İspanyol ordularının akıbetleri, ibret vesikaları olarak her Türk subayının zihninde asılı biçimde durmalıdır…

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 8 Yorum

  2. Yazan:özlem Tarih: May 4, 2009 | Reply

    İnsallah AKP Gulen hareketi uzerinden statukoya çiçek atmak gibi bir davranışa yönelmez. Bunu Kürtler üzerinden yaptı vahim bir hata oldu. Aynı şeyi Gülen Hareketi üzerinden de yaparsa bu ülkede ümitlerin tükendiğine inanacağım.
    Rasim Ozan bu düşmana yapılmaz demiş. Belki bir tek düşmana yapılır.
    Bu gün Alemdaroğlu’nun konuşmalarını okurken Alemdaroğlu’nun ulusalcı olmayan basın hakkında mütareke medyası demesi ilgimi çekmişti. Tam Halil Berktaylık bir lisan,analiz edilmeli diye düşünmüştüm.
    Söz konusu mütareke basını olunca herşey mübah galiba.

  3. Yazan:S. ALİ Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Kimliği muğlak entel ve dantel kesimle kendisini mufazakar olarak tanıdan ve öteden beri Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeleri ile barışık olmayan bazı güruhların sürekli Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmalarını bir türlü anlayamıyorum. Her kurumda hata yapan insanların çıkacağı gibi Türk Silahlı Kuvvetlerin içerisinde de yalnış yapan kişiler çıkabilir? Bakınız! TSK’yi eleştirirken hep açığa düşüyor sunuz? Birileri nasıl ki din istismarcılarını eleştirirken, İslamın değerlerine inanmış ve gerekliğini yerine getiren insanları incitiyorsa, yukarıda bahsettiğim kişilerinde Türk Silahlı Kuvvetlerine acımasızca saldırmaları nedeniyle, Türk milletini incitmektedirler? Bu coğrafyada ordumuzun güçlü ve donanımlı olması, ülkemizin geleceğinin teminatıdır? Onun için Türk Silahlı Kuvvetleri eleştirmekten vazgeçseniz iyi olur? Çünkü kimlikleri muğlak olan kişilerin gözbebeğimiz ve geleceğimizin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini eleştirdikçe, bizim gözümüzde dahada büyümektedir! Eski Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt paşanın bu günki açıklamalarını dinlediyseniz? Herşeyi daha iyi anlarsınız?

  4. Yazan:S. ALİ Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunun cenazesinde böyle talihsiz bir olay yaşanmışsa, hiçte hoş bir durum olmadığını ve 2500 metrede ve o soğukta bir insanı kendi kaderine terk edildiğini söylüyor sunuz? Olay biraz bana abartılı geldi! Ama Türk Silahlı Kuvvetleri siz ve sizin gibi bazı kuruluşlara ambargo koymasının nedenini hiç araçtırdınız mı? Hep çuvaldızı başkalarına batırırken, Birazda iğneyide kendinize batırın..Hatanın yalnız karşı tarafta mı yoksa sizinde bu hatalarda katkı payınız var mı? Çünkü hatalar bazen tek taraflı değilde çift taraflı olduğunu düşünüyorum.

  5. Yazan:ali duman Tarih: May 5, 2009 | Reply

    Fethullah Gülen hareketi 12 Eylül’de vardı, 12 Eylül faşizmi 17 yaşındaki çocukları bayrak gibi asarken, Fethullah Gülen’i göz altına dahi almamıştı, hatta ayrıntılı incelerseniz 1980-1990 yılları arasında Kara Harp Okulu öğrencilerince Fethullah Gülen’in kitapları yaygın olarak okunmakta, bu durum teşvik dahi edilmekteydi. Harp Akademilerinde görevli kurmay subaylar masalarının üzerinde Türkiye gazetesini teşhir etmekteydiler.

    bu durumda sorulması gereken iki soru var;

    1. 12 Eylül faşizminin Gülen hareketine sempati ile bakması ABD’nin “kızıl tehlikeyi yeşil kuşak ile sarma” planının sonucu mudur? yoksa,

    2. Günün birinde kendine gerekecek olan bir “düşmanı” kendi elleriyle büyütmenin bir sonucu mudur?

    2 nci soru Kemalizmin meşrebi gereğidir, Kemalizm kendini düşmanlar ve düşmanlıklar üzerinden tanımlayabilen, bunu bir yönetim şekli haline getirmiş bir zihniyettir, zira Kemalistlerin meşhur “Türkün Türkten başka dostu yok”, “Dört bir yanımız düşmanla çevrili” ve benzeri paranoyalarının başka ne gibi bir açıklaması olabilir ki? ha bu paranoya Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh”tezine aykırı mı? ne farkeder ki, bu hangi Kemalistin umrunda? maskeler ile yaşamak onların meşreblerinin sonucudur, yeri geldiğinde Atatürkçülük maskesi altında Atatürkçülükte takiyye yapmakta bir beis görmezler, hatta Atatürkçülükleri baştan aşağı takiyye ile doludur.
    (bu durum bir çok olguda Atatürk’e uygulanan sansürden de belli değil mi?)

  6. Yazan:Murat Aygen Tarih: May 5, 2009 | Reply

    V. I. Lenin ve İsmet İnönü hiç bir siyâsi rakibinin milliyetçiliğini eksik, noksan, kusurlu bulmamış, kimsenin milliyetçilik iddiasının riyâ olduğunu imâ dahî etmemişlerdir. “Öyle TSK mensupları” cüret ve cesâreti kimden almaktadırlar? Elbette İnönü’yü yeteri kadar milliyetçi, Atatürkçü, v.s. bulmayan, Atatürk’ün resmini banknotlardan çıkartmış olmakla suçlayan Celal Bayar’dan! Demokrat Parti’nin mirası üzerinde, imâ yoluyla dahî olsa, hak iddia etmeyen siyasi partilerin mensuplarının bu Ergenekon soruşturmalarının dışında tutuluyor olmalarının bundan başka ne izâhı olabilir ki? Ne çalkalıyorum ama? Oooh, oh suyundan da..

  7. Yazan:kemal Tarih: May 6, 2009 | Reply

    ortada bir faul pozisyonu varsa, bunu sakin bir şekilde tartışmayalım ! yazarın kulaklarımda bıraktığı tını sanki “devamlı duyma bozukluğuna” yol açacakmış gibi.

  8. Yazan:Murat Aygen Tarih: May 6, 2009 | Reply

    NOO? ACITTIM MI CiCiM? Divan-Elmadağ pastanesinin demirbaşı (ve İsmet İnönü düşmanı) Ulusal Attila Bey bir “edebî” eleştiri yazısını yukarıdaki üç sözcükle bitirmiştir.

  9. Yazan:özlem Tarih: May 6, 2009 | Reply

    Ali Bey ben konuya sizden daha farkli bakiyorum. Zaten Gulen’in kendisi dahil kimse Fetullah Hocanin radikal muhalif bir insan oldugunu iddia etmiyor. Aksine Fetullah Hoca hareketi soft milliyetci, devletci, tabiri caiz ise biraz da Turanci bir hareket. Basindan beri sol tarzi bir soylemle muhalefet etmisdegil.Kimle ne baglantisi vardir var midir yok mudur bilmiyorum ama insanlari kendi sahip olduğu iddialara gore değerlendirmek lazım.
    Belli bir dönem harekete daha müsmahalı yaklaşılmış sonra da ibre dönmüş olabilir. Ki bu ülkede ibre durmadan dönüyor zaten. Darbeler tarihine bakmak dahi yeterli. Ama ben devletin fetullanh hoca korkusu ve öfkesinin sahici olduğuna inanıyorum. Çünkü cemaat diğer kesimler gibi muhalefetini ayrışarak ve dışarıdan yürütmüyor. Devlete kahdredip uzaklaşmıyor aksine illaki içeride olmak istiyor. Kadrolaşıyor ve bunu eğitim ve güvenlik alanında yapmak istiyor. Belki de zaman zaman derin devlet işlerini faş ediyor.
    bu ise gerçek bir korku yaratıyor belli bir kesimde. Öte yandan çok sıkı bir cemaat ilişkisi ve fedakarlık anlayışı var. Bizim gibi yalnız kovboy bireyler değiller. bu da muhakka ki ürkütüyor. Çünkü birey olmak kimi avantajlarına rağmen bir yerde de toplum denen dev cemaate kolay lokma olabilmek demek.
    Bence suni bir düşmanlık söylemi değil.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin