RSS Feed for This Post

Genç Siviller’den Çarpıcı 1 Mayıs Eylemi

Genç Siviller ilginç fikirleri ve barışçı duruşlarıyla takdir toplamaya devam ediyor. Bu ilginç 1 Mayıs eylemi hakkında da ekibin sitesinde ayrıntılı bilgi, video ve çok sayıda yorum var. Eylem = Molotof kokteyli kültürü zayıfladıkça Emniyet = Biber gazı kültürü de gerileyecektir diye umud ediyorum. Yolunuz açık olsun Genç Siviller.

Trackback URL

  1. 13 Yorum

  2. Yazan:Murat Aygen Tarih: May 3, 2009 | Reply

    Habur Sınır Kapısı’nda Eylem: Kapıda artan vergileri protesto eden şoförler, TIR parkındaki kantarı yaktı. Çıkan olaylarda 2 kişi yaralandı, 12 kişi de gözaltına alındı. (Kaynak: TRT Radyo 3; 19:00 haber bülteni)

    O “genç siviller” değil devrim, “bir kır gezintisini bile” örgütleyemezler. XX.inci yüzyılın devrimcileri TIR şoförleri idi. Salvador (A/Bü)llende’yi bunlar “götürmüşlerdir” NETEKiM.

  3. Yazan:snowqueen Tarih: May 3, 2009 | Reply

    Genç Siviller’in normalde her türlü çıkışı epey sempati topluyordu sitede, 1 Mayıs olunca kimsenin sesi çıkmamış:)

  4. Yazan:ali duman Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Güzel ve zekice düşünülmüş bir eylem, zira Taksim ısrarının asıl nedeni, bu meydanda can veren 36 emekçinin katilinin bulunamamış olmasıdır, katilleri bulmaktan aciz bir devlet, emekçilerin kanıyla yazdığı mirasa saip çıkmalarına yasak koyamaz, Taksim’den ancak ve ancak şehit olan emekçilerin katillerinin bulunmasıyla vaz geçilebilinir, katiller bulunmadığı sürece bunu gündemde tutmak emekçi örgütlerin en meşru hakkı olacaktır. bu ısrarı sürdüren DİSK’i tebrik etmek gerekir.

  5. Yazan:Murat Aygen Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Adam ispanyol kralını kovmağı biliyor amma devletin en azından kalpazanlık yapmasına engel olacak bir cumhurbaşkanı seçemiyor. Bir de (kalpazan devlet adamlarının kâbusu) I.M.F.ye ileri-geri lâf etti mi, onu, ölüm mangalarının elinden (Latin Amerika ülkelerinde sık sık olduğu gibi) kimse kurtaramaz. O “aydınlık bilim yolu”ndan yürümeğe heves edenlere bu ikâzı yapmağı bir insanlık vazifesi addediyorum.

  6. Yazan:samet Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Genç Siviller’in normalde her türlü çıkışı epey sempati topluyordu sitede, 1 Mayıs olunca kimsenin sesi çıkmamış:)

    Kıskananlar çatlasın…:)

  7. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Çok doğru bir tespit SQ hanım,konu 1 Mayıs olunca galiba pek ilgi görmüyor.
    N’aparsınız insanların ilgi alanları işte.Malum bizde bazı konular pek ilgi çekmiyor.Mesela,iş cinsiyet ayrımcılığı olunca yargının eril mi dişil mi olduğundan tanrının cinsiyetini sorgulamaya varıncaya dek meseleyi didikleyenler nedense “Taş Atan Çocuklar”ın dramatik hikayelerini duyduklarında sırra kadem basarlar.
    Yine Ergenekon sanıklarına yapılan “kötü muamele”yi insan hakları bağlamında sorgulayan solcularımız,konu Filistin’li çocuklar olunca ortalıktan kayboluverirler.
    Bir de şu AKP karşıtları yok mu?Neoliberalizm,irtica,şeriat vs.gibi kavramlarla proleter enternasyonalizmi kimselere bırakmayan zatı muhteremler,yine her nedense Erdoğan’nın,Vecdi Gönül’ün ya da Çiçek hazretlerinin ırkçı söylemleri karşısında dut yemiş bülbüle dönerler(hatta bazan da dayanamayarak alkışlayıverirler).
    Bir garip ülke işte!Ben de işin sırrını çözemedim,bir tuhaflıklar dönüyor ya hadi neyse…

  8. Yazan:Onur Çobanoğlu Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Bir de şu AKP karşıtları yok mu?Neoliberalizm,irtica,şeriat vs.gibi kavramlarla proleter enternasyonalizmi kimselere bırakmayan zatı muhteremler,yine her nedense Erdoğan’nın,Vecdi Gönül’ün ya da Çiçek hazretlerinin ırkçı söylemleri karşısında dut yemiş bülbüle dönerler(hatta bazan da dayanamayarak alkışlayıverirler).

    Kimdir acaba bu kişiler? Merak ettim. İsim verebilir misiniz? Bir de verdiğiniz isimler, bu memlekette AKP politikalarına karşı olan yegane grup mudur, bunu da eklerseniz cevap olarak sevinirim.

  9. Yazan:Genç Siviller Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Bu eylemi geçen yıl yapmaya karar verdik. Geçen hafta başında The Marmara Oteli’nden iki kişilik oda ayırttık. Aslında meydanı daha iyi gören ve 1 Mayıs 77’de halka ateş edildiği belirlenen 5. kattaki odalardan birini tutmuştuk ancak son gün tadilat nedeniyle odamızın yeri değişti. Olsun, biraz tepeden de olsa odamız meydanı görüyordu.
    Pankartı ve plastik borularını valize yerleştirdik ve 30 Nisan gecesi otele yerleştik. Haliç ve boğaz manzaralı odanın tadını çıkardık. Sabah 11.00 civarında ise penceremizden pankartı sarkıtıp bize müdahale etmeye gelen otel güvenlik görevlilerinin yanından gülümseyerek geçip otelden uzaklaştık.

    Bu eylemin maliyeti şöyle:
    275 Euro 1 gecelik oda ücreti
    30 Euro mini bar
    35 TL otopark
    190 TL pankart

  10. Yazan:Onur Çobanoğlu Tarih: May 4, 2009 | Reply

    Bu arada Genç Siviller’i tebrik ediyor, böyle parlak eylemlerinin devamını diliyorum.

  11. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 5, 2009 | Reply

    Sayın Onur Çobanoğlu,

    Bana yöneltmiş olduğunuz soruda,yorumuma istinaden eksik bulduğunuz ve tekrar açıklık getirmemi istediğiniz kısmıyla tam olarak neyi teyit ettirmek istediğinizi bilmiyorum.Ancak yine de sorularınızın benim anlatım eksikliğinden kaynaklandığını ve sizin de buna fikir paylaşımı amacıyla gereksinim duyduğunuzu düşünerek yanıtlayayım.

    Öncelikle konu hakkındaki yargılarımın,kendi gözlemlerime dayanan bazı “gerçek”lere işaret etme gayesiyle oluştuğunu belirtmek isterim.

    Bu gerçekler nelerdir?-ki benim doğrularımdır elbet tartışılabilir-
    1-Varolduğuna kanaat getirdiğim toplumdaki yaygın duyarsızlık ve kayıtsızlık…
    2-Bununla beraber gelişen kimi tutarsız duruşlar ve ilkesizlik…

    Tekrar konuya dönecek olursak;
    Ben bu saptamalarımı üç paragrafta özetledim.Sanırım siz üçüncü paragrafı değerlendirmeye almışsınız,yani “AKP karşıtları”nın kimler olduğu üzerinde durmuşsunuz.

    Bence bunların kimler olduğundan çok,gerçekten iddia edildiği gibi bu çelişkili duruma savrulanların gerçekten olup olmadığını sorgulamak daha yerinde olacaktır.
    Bundan hareketle;
    Bana göre AKP’yi “vatan topraklarını satma”,”laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma”,”neoliberalizm ve BOP’a taşeronluk etme”,”emperyalistlerle işbirliği yapma”vs.gibi iddialı suçlamalarla itham edip,fakat iç politakalarında savrulduğu çizgiyi görememek tutarsızlıktır.Örneklerini de verdim,tekrarlamakta yarar var:
    Başbakan Erdoğan’ın “ya sev ya terket!”mealindeki sözleri,savunma bakanı Vecidi Gönül’ün Ermenilerin topraklarından sörülmeleri üzerine döktüğü inciler ve en son Cemil Çiçek’in Kürt’leri ve Ermeni’leri kasdederek yaptığı talihsiz açıklamalar bu örneklerden sadece bir kaçı.Ayrıca 1 Mayıs’larda emekçilere uygulanan polis şiddeti,canlı yayında kolu kırılan,kafası parçalanan çocukların da AKP hükümeti döneminde olduğunu da hatırlatmakta yarar var.
    Dolayısıyla AKP karşıtları belirlemem bu çifte standarda bir göndermeydi.Bana göre neoliberalizm,emperyalizm,BOP vb.söylemlere sarılıp içerideki zulümü,baskıyı,ayrımcığı görememek en hafif tabirle ideolojik yoksunluktur dahası ideolojik körlüktür.Proleter enternasyonalizm belirlemesi ise bir kinaya,belki bir mecazdi.Elbette sol jargonu kullanarak milliyetçiliğin sularında dümen alınması en sert dille eleştirilecek ve karşılığını bulacaktır.
    Peki,Türkiye’de böyle bir ilkesizliğin olmadığı,ülkemizde benzer çifte standartların bulunmadığı iddia edilebilir mi?Ha,bu kapsamaya kimler giriyor derseniz,size bu sitede yorum adı altında yazılan garabet fikirlere daha dikkatli bakmanızı öneririm…Basınımızın kutuplara bölünerek gerçekleri nasıl çarpıttıklarına,bilinçli olarak halkın bilgilenme hakkını nasıl çiğnediklerine bir kez daha gözden geçirmenizi öneririm.
    Tv.kanalları her biri bir ideolojinin borazanı durumuna gelmiş…
    Gazetecilik iktidar savaşlarına dönüşmüş…
    İdeolojik zehirlenme en pespaya biçimiyle kitleleri teslim almış durumda.
    Köşe tutucu kalemşörler kartel medyalarında işportada mal satar gibi beyinlerimize hakaret edecek duruma gelmiş.Ve ayrıca bu ideolojik bombardıman maalesef kendine bir taban yaratmıştır.

    Vehasıl tüm ülke büyük bir ideolojik kirlilik içinde boğulmuş gidiyor.Gerçekler saptırılıyor ve bundan hepimiz zarar görüyoruz en başta da yoksul ve emekçi halk kesimleri.

    Şimdi sormak istiyorum sayın Çobanoğlu;
    Yıllardır bu ülkeyi karanlığa boğan,ülke halkını birbirine kırdıran/boğazlatan bir zihniyet sorunu orta yerde dururken,bundan hangi siyasi akımların/grupların/fraksiyonların sorumlu olduğuna odaklanmak bize ne kazandıracak?Bunu ha liberali yapmış,ha solcusu ha sağcısı…Sonuçta toplum olarak bizi bir belirsizliğin içine sürükleyen bir ideoloji karmaşası var.Ben de buna vurgu yapmaya çalıştım.Ancak objektifliğinden en ufak bir kuşku duymadığım ve pek çok konuda fikirbirliği yaptığım sizin gibi bir insandan bu görüşüme neden kuşkuyla yaklaşıldığını doğrusu anlamış değilim.Siz de beni bu konuda bilgilendirseniz sevineceğim.

  12. Yazan:Onur Çobanoğlu Tarih: May 5, 2009 | Reply

    Sayın Yılmaz,

    Bana yöneltmiş olduğunuz soruda,yorumuma istinaden eksik bulduğunuz ve tekrar açıklık getirmemi istediğiniz kısmıyla tam olarak neyi teyit ettirmek istediğinizi bilmiyorum.

    Yazınızın “Bir de şu AKP karşıtları yok mu?” ile başlayan paragrafından benim çıkardığım, AKP karşıtlarının proleter enternasyonalizmi elden bırakmayıp bir yandan da Çiçek gibi ırkçılara ses çıkarmadığı, hatta alkışladığı idi. Bu bütün AKP karşıtlarına dair bir önermedir. Başka bir şekilde söyleyecek olursak “genelleme”dir. Bu genellemenin doğruluğunu neye dayandırdığınızı merak etmiştim. Son yazınızdan da anladığım kadarıyla bu genelleme gibi görünen şey aslında bir çifte standart durum tespitiymiş (yani ilk hükmü otomatikman yanlış kabul ediyorum). Durum buysa tartışacak bir şey yok, bir yanlış anlaşılma oldu diyelim. Yok değilse, o zaman hala sorumun cevabını merak ediyorum.

    Bence bunların kimler olduğundan çok,gerçekten iddia edildiği gibi bu çelişkili duruma savrulanların gerçekten olup olmadığını sorgulamak daha yerinde olacaktır.

    Ben sorgulamıyorum, böyleleri gerçekten var. Ama bunların kimler olduğuna dair BAZI hükümleri sorgulamak da önemlidir, aşağıda belirteceğim sebeplerden ötürü.

    Peki,Türkiye’de böyle bir ilkesizliğin olmadığı,ülkemizde benzer çifte standartların bulunmadığı iddia edilebilir mi?

    Hayır.

    Proleter enternasyonalizm belirlemesi ise bir kinaya,belki bir mecazdi.Elbette sol jargonu kullanarak milliyetçiliğin sularında dümen alınması en sert dille eleştirilecek ve karşılığını bulacaktır.

    Sol jargon kullanarak milliyetçiliğin sularında seyredenler bile proleter enternasyonalizm kelimesini ağızlarına almıyorlar. Onlar artık “yurtsever” veya “antiemperyalist”. Ben hakikaten hem dediğiniz gibi milliyetçi olup hem de proleter enternasyonalizmi diyen bir tane bile hareket duymadım.

    Vehasıl tüm ülke büyük bir ideolojik kirlilik içinde boğulmuş gidiyor.Gerçekler saptırılıyor ve bundan hepimiz zarar görüyoruz en başta da yoksul ve emekçi halk kesimleri.

    Şimdi sormak istiyorum sayın Çobanoğlu;
    Yıllardır bu ülkeyi karanlığa boğan,ülke halkını birbirine kırdıran/boğazlatan bir zihniyet sorunu orta yerde dururken,bundan hangi siyasi akımların/grupların/fraksiyonların sorumlu olduğuna odaklanmak bize ne kazandıracak?

    Mesele tek tek fraksiyonları ismiyle çağırma meselesi değildir. Mesele belli bir siyasi görüşe komple belli bir yaftayı yapıştırmaktır. Bugün sosyalistler TOPTAN darbecilikle, kemalistlikle, ulusalcılıkla değilse bile ulusalcılığa yatkınlıkla, solculuğu AKP ve irtica karşıtlığına indirgemekle vs. suçlanmaktadır. Bu öyle bir iki defa olmadı, bu karalama kampanyası sistematik olarak sürüyor (iletiyi uzatmamak için burada döküm vermiyorum, arzu eden olursa basında bu türden çıkmış yazılardan bir seçki hazırlayabilirim).

    Peki bunun ne önemi var? Yani sosyalistler darbeci diye propaganda yapılmış yapılmamış, bunu bilmek ne işimize yarayacak? Hadi belli bir siyasete/kişi topluluğuna iftira atma ahlaksızlığına duyarlı olma gerekliliğini geçtim. Ortada sizin de belirttiğiniz gibi gerçeklerin tahrifatı meselesi var. Faşizm bulanık suda, kafa karışıklığında avlanır. George Orwell de böyle söyler Ayn Rand da. Sosyalistler bir yandan ulusalcılığı, Kemalizmi, sanal irtica tehdidiyle beslenen askeri vesayeti deşifre edip eleştirirken bir yandan da Ergenekon davasının şu anki haliyle darbecilikle gerçek ve kökten bir hesaplaşma olmadığını söylemektedir. Argümanlarına entellektüel düzlemde karşı çıkılabilir, ama bunun yerine sosyalistler için astı astarı olmayan iddiaların sıralanmasını içinde yaşadığımız konjonktürde masum bulmuyorum. Tıpkı bir yandan zehir zemberek demokrat/derin devlet ve darbe karşıtı olup bir yandan da Taksim’de 1 Mayıs ısrarını küçümseyenleri samimi ve masum bulmadığım gibi.

  13. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: May 5, 2009 | Reply

    Sol jargon kullanarak milliyetçiliğin sularında seyredenler bile proleter enternasyonalizm kelimesini ağızlarına almıyorlar. Onlar artık “yurtsever” veya “antiemperyalist”. Ben hakikaten hem dediğiniz gibi milliyetçi olup hem de proleter enternasyonalizmi diyen bir tane bile hareket duymadım.
    Sayın Çobanoğlu,
    Sanırım sizin takıldığınız nokta yukarıya alıntıladığım paragrafta saklı.Hafızam beni yanıltmıyorsa sizinle benzer konuları daha önce de konuşmuştuk(bu sitede yorumlaşarak).Pek çok noktada karşılıklı olarak bazı soru işaretlerini çözüme kavuşturmamaıza karşın,sanırım bir noktada tam iletişim kuramıyoruz(sorun benden de kaynaklanmış olabilir elbet):Siz,benim ilkesizlik ve tutarsızlık eleştirimi(veya vurgumu)tüm solu hedef alan/kapsayan bir genelleme şeklinde okuyorsunuz.Dolayısıyla da bu yargınız,salt kavramlarla ilişkilendirilen bir algıya dönüşüyor.Oysa baştan beri benim tüm sol ana akımı karalamak gibi bir amaç içerisinde olmadığımı hiç değilse bu sitede yayımlanan yorumlarımdan anlamınızı beklerdim.Dediğim gibi,galiba bu biraz da kendimi ifade etmemden kaynaklanıyor.
    İzninizle,aydınlanması adına konuyu biraz açmak durumundayım.
    Sol olarak tanımlanan bir hareket,grup,parti vb.sivil örgütlenmenlerin,politik çizgisi,ilke ve duruşunun eleştirisi,bana göre sadece kullandığı dil ve kavramlar üzerinden yapılmamalı.Zira sol ve sosyalizmin veya Marksizmin ilke ve kuralları,felsefesi,pratiği vs.bellidir.Şayet bu ilkelerden ödün verilir veya sapmalar olur ise bu ille de sol literatürde varolan kavramların kullanılması şeklinde olmayabilir.Daha açık bir ifadeyle, herhangi bir sol örgüt veya bireysel olarak kendisini solda tanımlayan birisi hem milliyetçiliği hem de sosyalizmi bir arada savunamaz.Olsa da bu eşyanın tabiatına aykırı olur.Fakat bizde maalesef böyle garabet bir siyasi gelenek var.Nitekim bunu sizde kabul ediyorsunuz.O halde özellikle üzerine basa basa bu çarpıklığa vurgu amacıyla kullandığım “proleter enternasyonalizm”kavramını neden bir savunma gerekçesi olarak önüme koyuyorsunuz?Peki size göre de milliyetçiliğin dümen suyuna yelken açan “solcu”lar olabildiğine göre bu ilkesizliğin ille şu ya da bu kavramın kullanılmasıyla tescillenmesi mi gerekir?
    Dolayısıyla solun içi boşaltılmışsa,”sol”a ulusalcılık,milliyetçilik,şövenizm vb.solla uzaktan yakından ilgisi olmayan ideolojiler bulaştırılmışsa ortada ciddi bir sapma var demektir.Ha,proleter enternasyonalizm denmez de antiemperyalizm,yurtseverlik,”tam bağımsızlık”vb.kavramlarla vaziyet bir süreliğine idare edilir.
    Toparlamak gerekirse ilk yorumumda bu yönde bir eleştiriyi de amaçlamış değildim.Genel bir duruma işaret etmiştim.Özellikle de sitede gına getiren kimi çelişkilere bir serzenişti.Ancak siz hangi örgütler,hangi hareketler diye ısrar edince konu buraya kadar gelip dayandı.Dayanmalı da elbet.Gerektiğinde solun tekrar kendisiyle hesaplaşması,yüzleşmesi gerekir.Bunu da elbette sola gönül vermiş,umutlarını özgürlükçü sola bağlamış bizlere düşüyor.Ben sizden bu anlamda eleştiri ve özeleştiriyi daha da derinleştirecek hamleler bekliyorum.Fakat bilemiyorum her konu açıldığında eleştiri size yapılmış gibi bir tepki veriyorsunuz.Oysa temel sorunumuz kendimizi ait hisettiğimiz dünya görüşüne savunma refleksiyle yaklaşmak değil ve olmamalı.

  14. Yazan:Onur Cobanoglu Tarih: May 6, 2009 | Reply

    Sayin Yilmaz,

    Sayın Çobanoğlu,
    Sanırım sizin takıldığınız nokta yukarıya alıntıladığım paragrafta saklı.Hafızam beni yanıltmıyorsa sizinle benzer konuları daha önce de konuşmuştuk(bu sitede yorumlaşarak).Pek çok noktada karşılıklı olarak bazı soru işaretlerini çözüme kavuşturmamaıza karşın,sanırım bir noktada tam iletişim kuramıyoruz(sorun benden de kaynaklanmış olabilir elbet):Siz,benim ilkesizlik ve tutarsızlık eleştirimi(veya vurgumu)tüm solu hedef alan/kapsayan bir genelleme şeklinde okuyorsunuz.Dolayısıyla da bu yargınız,salt kavramlarla ilişkilendirilen bir algıya dönüşüyor.Oysa baştan beri benim tüm sol ana akımı karalamak gibi bir amaç içerisinde olmadığımı hiç değilse bu sitede yayımlanan yorumlarımdan anlamınızı beklerdim.Dediğim gibi,galiba bu biraz da kendimi ifade etmemden kaynaklanıyor.

    Daha once belirttigim gibi bu aralar bir anti-sol propaganda ruzgari ile karsi karsiyayiz. Boyle bir konjonkturde, yazdiklarinizi ‘oldugu gibi’ yorumladim. Sonradan yaptiginiz aciklamalardan anliyorum ki yanlis anlamisim ve aramizda bir fikir ayriligi yok. Dolayisiyla “ne dedin ne demedin” tartismasini surdurmek icin de bir sebep goremiyorum. Bir yanlis anlasilma acikliga kavustu diyelim.

    Toparlamak gerekirse ilk yorumumda bu yönde bir eleştiriyi de amaçlamış değildim.Genel bir duruma işaret etmiştim.Özellikle de sitede gına getiren kimi çelişkilere bir serzenişti.Ancak siz hangi örgütler,hangi hareketler diye ısrar edince konu buraya kadar gelip dayandı.Dayanmalı da elbet.Gerektiğinde solun tekrar kendisiyle hesaplaşması,yüzleşmesi gerekir.Bunu da elbette sola gönül vermiş,umutlarını özgürlükçü sola bağlamış bizlere düşüyor.Ben sizden bu anlamda eleştiri ve özeleştiriyi daha da derinleştirecek hamleler bekliyorum.Fakat bilemiyorum her konu açıldığında eleştiri size yapılmış gibi bir tepki veriyorsunuz.Oysa temel sorunumuz kendimizi ait hisettiğimiz dünya görüşüne savunma refleksiyle yaklaşmak değil ve olmamalı.

    Burada bir noktayi acikliga kavusturmak istiyorum. Dunya gorusumun degismez kerterizlerinden biri, insanligin ilerlemesi icin insanligin bilinclenmesinin sart oldugudur. Herhangi bir turden propaganda, gercek tahrifati, kitlesel korku yaratma projesi vs. (bu eylemlerin hepsini psikolojik harekat olarak yorumluyorum) insan bilincini bogdugu, onu daha ilkel guduleriyle tepki vermeye yonelttigi icin bu turden eylemlere karsi cikmak benim icin birinci onceliktir. Bunu kendimi ait hissettigim dunya gorusunu savunma refleksi olarak yorumlamissiniz, her ne kadar tam bir sosyalist olmadigimi daha once soylediysem de size hak veriyorum; cunku simdiye kadarki butun yazilarim sosyalistleri savunmaya yonelik oldu. Fakat baska kesimler hakkinda yaygin bir psikolojik harekat oldugu zaman ona da sessiz kalmam. Bu sitede “turbanlilarin varliginin niye aydinlanma ve cagdaslik icin tehdit oldugu” temali bir yazi cikmadi bildigim kadariyla, fakat boyle seylerin savunuldugu baska platformlarda karsi cikmamazlik etmedim.

    Elestiri ve ozelestiriyi derinlestirmemi beklediginizi belirtmissiniz. Burada sosyalistlere dair elestiriyi mi derinlestirmemi bekliyorsunuz anlamadim? Sosyalistlere iliskin olabilecek butun elestirilerimi burada bir yorum altinda yazmam biraz daginik olabilir, bunlari ayri bir yazi haline getirmeyi tercih ederim. Ergenekonla ve darbeyle ilgili elestiri bekliyorsaniz soyleyecegim sudur: TKP haric sosyalistlerin bu konudaki goruslerinde ve eylemlerinde elestirilecek bir sey goremiyorum. Bir TKP kara koyun (Hrant Dink’in cenazesinden beri boyle, yeni bir sey degil; bu arada Halkin Kurtulusu Partisi ve Isci Partisi’ni zaten sosyalistten saymiyorum). Ya kafalari karisik, ya da kafa karistirmaya calisiyorlar. Sacmaliyorlar ve teorik duruslarini ben anlayamiyorum, kendileri disinda anlayabilen de gormedim. Kendimle ilgili ozelestiriyi de daha onceden vermistim, vaktinde politik bilincimiz daha olgunlasmamisken bir cahillik ettik, Ankara’daki Cumhuriyet mitingine katildik. Sadece 1 gun sonra feci pisman oldum (Nur Serter’in ve Tarik Akan’in ordu ve darbe cigirtkanliklarini gordukten sonra).

    Ote yandan, sosyalistler disindaki kesimlere de bu konuda verecegim cok elestiri vardir, ama bunlari da yorum yerine daha derli toplu bir yazida anlatmam dogru olur.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin