<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Başbuğ’a “siyasi” ve “akademik” bir cevap yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 13:29:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>schoolmaster tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-55371</link>
		<dc:creator>schoolmaster</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:23:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-55371</guid>
		<description>DENETİMSİZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR!

Topluluklar, toplumlar ve uluslar sürekli gelişme içerisindedirler. İnsan toplumları da adeta biyolojik varlıklar gibi sürekli bir değişim, dönüşüm ve gelişim sürecini izlerler. İnsanların nasıl ki bir çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemleri olur, insanların oluşturduğu toplumlar da sürekli bir gelişim ve dönüşüm süreci içerisinde bulunurlar. Bu gelişme ve dönüşme süreci toplumlarda yönetim açısından da olur.

Tarih boyunca yönetim biçimleri sürekli değişim içerisinde bulunmuştur. Krallık, imparatorluk, monarşiler, meşruti monarşiler, tek partili demokrasiler ve sonunda insanlık çoğulcu demokrasi yönetimlerine kavuşmuştur. Yönetim biçimleri kendiliğinden değişmezler. Toplumların entellektüel düzeyi yükseldikçe toplumda yeni düşünce yapıları ortaya çıkar. Bunlar toplumda tartışılır ve halk bu düşünşeleri benimserse yönetimde bulunan yetkin ve yetkili insanlar bu yeni düşünce yapılarına isteyerek veya istemeyerek uymak zorunda kalırlar.

Bu değişimler tarih boyunca sürekli olmuştur. Toplumdaki sorunlar insanlar içerisinde huzursuzluk ve memnuniyetsizlik ortaya çıkarır. Toplumları ve yöneticilerini arayış içerisine sokar. Değişim ve dönüşüm adeta bir doğum olayı gibidir. Yeni düşünceler ve kanatler toplumu adeta hamile bir kadını kıvır kıvır kıvrandırdığı ibi rahatsız eder. Hiç bir doğum ağrısız ve sancısız olmaz. Toplumlardaki bireyler de yanlış giden birşeylerin etkisiyle adeta yeni düşünce ve kanaatler ortaya koyarlar ve sorunlara çözümler bulmaya çalışırlar. Yeni düşünce ve kanaat önderlerinin de ortaya koyduğu değişik yöntemler her zaman tepedeki yöneticilerin rahatını ve huzurunu kaçırır. Onları günlerce uykusuz bırakır. Ayaklarının altından zeminin kaydığını gördükçe paniğe kapılırlar.

Cumhuriyet ve demokrasiler de gün geçtikçe değişmekte, dönüşmekte ve evrilmektedir. Çağımızda artık insanlığa tek partili demokrasiler de yetersiz kalmaya başladı. İnsanlar demokrasi adı altında bir avuç azınlık ve toplum katmanları tarafından yönetildiklerini farkettiler. Çoğulcu demokrasilere geçmeye başladık. Yasama-yürütme-yargıdan oluşan kuvvetler ayrılığı ortaya çıktı. Kuvvetlerin yetki alanları ve sınırları vardır. Modern demokrasilerde son yetki, mutlak yetki seçilmişlerin elinde bulunur. Atanmışlar memurdur seçilmişler amirdir gerçek demokrasilerde. Ama körpe demokrasilerde gerçekler böyle olmadı sık sık atanmışlar seçilmişleri yönetmeye kalkıştılar. Kuvvetler ayrılığı kuvvetler ayrıcalığına dönüşmeye başladı. Kimi kuvvetler tek başlarına demokrasinin koruma ve kollama görevini üzerlerine aldılar. Kurucu güç biziz dediler.

Güç ve kuvvet bazı ayrıcalıklı kesimlere her şeyi yapabileceği his ve duygusunu verir. Zorba güç karşısında zayıfların, halkın, silahsızların ellerinden çok bir şey gelmez. Bu yüzden güç ve kuvvetlerin sınırlandırılması için önce yasallık, sonra halkın yetkisinin göz önünde bulundurulduğu, önemsendiği ''Halk Yönetimleri'' kurulmuştur. Çoğunluğa karşı azınlığın ezilmesini engelleyen, temel hak ve özgürlüklerin güvencesini veren çoğulcu demokrasiler ortaya çıkmıştır geçen yüzyılda. Demokrasinin evrimi, gelişmesi; bireyi, kitleleri, silahsızları; güçlüler, silahlılar, ordular, zora dayanan yönetimler karşısında koruma yönüne girmiştir. Denetimsiz güç, güç değildir. Denetimsiz güç her an zorbalığa dönüşmeye hazırdır. Nasıl bir arabanın motoru varsa, depriyaz ve fireni de vardır. Arabanın yalnızca gaz pedalı olmaz. Sürekli gaza basamazsınız. Arabanın sürücüsü gerektiği yerde gaz, gerektiği yerde depriyaj ve firen pedallarını kullanır. Fireni boşalan bir kamyon adeta tarfik canavarı olur yollarda. Onun için Kamyonun motoru depriyajsız, firensiz ama sürücüsüz hiç mi hiç olamaz.

Kuvvetler ayrılığı sisteminde tam olarak biri birinden ayırmak çok zordur ve olanağı da yoktur. Hep iç içedirler bu güç ve kuvvetler ama, demokrasilerde temel ve vazgeçilemez olan ulusun iradesidir. Ulusal parlamentolar sembolik olarak ulusu temsil ederler. Bütün güç ve kuvvetleri parlemento ulus adına denetler. Atatürk’ün “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözünün muhatabı TBMM’dir. Yargı ve silahlı kuvvetler kendinden ortaya çıkan ayrıcalıklı bir yetki bulup parlementoya rağmen ulusu yönetemezler. Bu ülke artık bu çağda silahların ve cübbelerin gölgesinde yönetilemez. Artık entellektüel düzeyi yükselmiş halk, yığın ve kitle olmaktan çıkmıştır. Militarizm ve juristokrasi yönetimlerini halk benimsemez ve yaşamalarına izin vermezler.

Darbeler yapan, ulusu bir hizaya sokan ve bunları yapabilmek için eylem planları hazırlayan, hükümetler yıkıp hükümetler kuran, başbakanlara beyaz kefenler giydirip ipe götüren, bağımsız olması gereken yargıyı denetim altına alan, her türlü gizli emelleri için özel kuvvetlere sahip olan, hukuku, politikayı, ulusu yönlendiren bir güç kesinlikle kendisini sınırlandıracak ve durduracak düzenlemeler istemez. Ama, darbe kokularını temizleyip korkularını atmak istiyorsak bu gücü sınırlandırmamız ve dengelememiz gerekiyor. Bütün çağdaş batı toplumlarında olduğu gibi devlet aracının fren ve direksiyonuna geçecek parlementoya bu yönetim ve denetim yetkisini vermek gerek. Kontrolsüz ve denetimsiz güç, güç değildir. Atanmışlar her zaman seçilmişlere boyun eğmek be bağlılıklarını açıklamak zorundadırlar gerçek çoğulcu demokrasilerde.

Artık 21. Yüzyılda bir avuç azınlıkların yönetimde olduğu oligarşik, militarist ve juristokratik yönetimlerle yönetilmiyoruz. Yönetimimiz kırallık veya askeri dikta değildir. Demokrasilerde herkes hukuk önünde eşittir ve herkes görevleriyle ilgili hesap verir. Suç işlediğinde de ben ayrıcalıklıyım, ben paşayım deyip hakim önüne çıkmamazlık edemez gerçek demokrasilerde. ‘’Gerçek Demokrasilerde’’ bir er ile bir paşa insan olarak hukuk önünde eşittir. Ben paşayım, mahkemeler de ne oluyor diyemez.

Siyasiler seçilmişlerdir, asıl ulusa karşı sorumlular onlardır. Generaller ise atanmışlardır. Onlara görev verilir, onlar da görevlerini yaparlar. Gerçek demokrasilerde hiç bir zaman askerler yönetici değillerdir. Görev tanımlamalarında hangi görev ve sorumlulukları varsa onları yaparlar. Hiç bir zaman siyasilerin yerine geçip ulusu yöneltmeye kalkışmazlar. Hele hele postallarını çekip, tankları sokağa döküp ulusun seçtiklerini ipe çekemezler. Gerçek demokrasilerde siyasiler beğenmedikleri genarallerin yaş kararlarında emekliliklerini isteyebilirler. Demokrasi budur. Gerçek demokrasilerde hiç bir zaman atanmışlar seçilmişleri yönetemezler.

Ordunun sorgulanmazlığı ve denetimsizliği onu yıpratır ve köhneleştirir; dinamik ve kendini çağdaş düşünceler ışığında yenileyemez. Teamüller yasaların üstünde olamaz. Hukuk devletinde yasalar konuşur, teamüller değil. Bu güne kadar palet gıcırtılarından ve silah şakırtılarından sinip seslerini çıkaramadılarsa, bu gün de öyle olacak değildir. Kefen gibi beyaz gömleğini giymiş , Ali Menderes örneğinde olduğu gibi koca yürekli seçilmişler ve sivilleşmenin ve demokratikleşmenin bilincine erişmiş bir kitle karşısında silahlarına dayanan bir güç ne kadar zorlayabilir ki? Yeltsin gibi tankların üstüne çıkıp çiçek dağıtacak Hasan Celal’ler gibi sivilleri üretir bu toplum. Artık silah zoruyla sivillerin sesinin kısıldığı dönemler çok gerilerde kalmıştır. Kefen gibi beyaz gömleğini giyen yürekli yiğit seçilmişlerimizle demokrasi coşacak ve zirveye ulaşacaktır.

Şehitlik gibi yüce bir kavramın arkasına sığınıp hiç bir otorite ve yetkili yaptıkları hata ve gerçekten varsa ihanetlerini ört bas edemezler. Hiç bir kimse, hiç bir paşa Ordunun şerefli adının arkasına sığınıp hesap vermemezlik zırhına bürünemez. Eğer gerçekten HERONlar terörisleri tesbit ettiği halde önlem almadıysa, gerçek demokrasilerde siviller bu paşaların yakasına sarılıp olan bitenlerin hesabını sorar. İnsan denen şey, bir eşya gibi keyfi ve hoyratça kullanılacak bir malzeme değildir. Eğitim zayiatı ve çatışmada şehit oldu deyip sorumluluklarınızdan kaçamazsınız. Eğer burada bir hatanız varsa adil mahkemeler önünde sivil veya askerler hesabını vermelisiniz. Gerçek demokrasilerde hukukun üstünlüğü budur. Biz artık güçlülerin üstünlüğünü değil, hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Denetimsiz güç, felakettir.

Askerler gerçek domokratik bir ülkede asker olmayı içseleştirmeli ve sivillerin kararkarını içlerine sindirebilmelidirler. Artık Ali Menderes dönemleri çoook gerilerde kalmıştır. Bir Apo’yu bile asamıyorsunuz. Başbakanı hiç asamazsınız! Bunu yapmaya kalkanlar, hangi yüzle çağdaş ve demokratik dünyaya utanmadan bakabilecektir?

Sivillerin kararlarını içselleştirin ve sivil yönetime boyun eğin gerçek demokratik yönetimlerde olduğu gibi... Denetimsiz güç felaket getirir!!!...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DENETİMSİZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR!</p>
<p>Topluluklar, toplumlar ve uluslar sürekli gelişme içerisindedirler. İnsan toplumları da adeta biyolojik varlıklar gibi sürekli bir değişim, dönüşüm ve gelişim sürecini izlerler. İnsanların nasıl ki bir çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemleri olur, insanların oluşturduğu toplumlar da sürekli bir gelişim ve dönüşüm süreci içerisinde bulunurlar. Bu gelişme ve dönüşme süreci toplumlarda yönetim açısından da olur.</p>
<p>Tarih boyunca yönetim biçimleri sürekli değişim içerisinde bulunmuştur. Krallık, imparatorluk, monarşiler, meşruti monarşiler, tek partili demokrasiler ve sonunda insanlık çoğulcu demokrasi yönetimlerine kavuşmuştur. Yönetim biçimleri kendiliğinden değişmezler. Toplumların entellektüel düzeyi yükseldikçe toplumda yeni düşünce yapıları ortaya çıkar. Bunlar toplumda tartışılır ve halk bu düşünşeleri benimserse yönetimde bulunan yetkin ve yetkili insanlar bu yeni düşünce yapılarına isteyerek veya istemeyerek uymak zorunda kalırlar.</p>
<p>Bu değişimler tarih boyunca sürekli olmuştur. Toplumdaki sorunlar insanlar içerisinde huzursuzluk ve memnuniyetsizlik ortaya çıkarır. Toplumları ve yöneticilerini arayış içerisine sokar. Değişim ve dönüşüm adeta bir doğum olayı gibidir. Yeni düşünceler ve kanatler toplumu adeta hamile bir kadını kıvır kıvır kıvrandırdığı ibi rahatsız eder. Hiç bir doğum ağrısız ve sancısız olmaz. Toplumlardaki bireyler de yanlış giden birşeylerin etkisiyle adeta yeni düşünce ve kanaatler ortaya koyarlar ve sorunlara çözümler bulmaya çalışırlar. Yeni düşünce ve kanaat önderlerinin de ortaya koyduğu değişik yöntemler her zaman tepedeki yöneticilerin rahatını ve huzurunu kaçırır. Onları günlerce uykusuz bırakır. Ayaklarının altından zeminin kaydığını gördükçe paniğe kapılırlar.</p>
<p>Cumhuriyet ve demokrasiler de gün geçtikçe değişmekte, dönüşmekte ve evrilmektedir. Çağımızda artık insanlığa tek partili demokrasiler de yetersiz kalmaya başladı. İnsanlar demokrasi adı altında bir avuç azınlık ve toplum katmanları tarafından yönetildiklerini farkettiler. Çoğulcu demokrasilere geçmeye başladık. Yasama-yürütme-yargıdan oluşan kuvvetler ayrılığı ortaya çıktı. Kuvvetlerin yetki alanları ve sınırları vardır. Modern demokrasilerde son yetki, mutlak yetki seçilmişlerin elinde bulunur. Atanmışlar memurdur seçilmişler amirdir gerçek demokrasilerde. Ama körpe demokrasilerde gerçekler böyle olmadı sık sık atanmışlar seçilmişleri yönetmeye kalkıştılar. Kuvvetler ayrılığı kuvvetler ayrıcalığına dönüşmeye başladı. Kimi kuvvetler tek başlarına demokrasinin koruma ve kollama görevini üzerlerine aldılar. Kurucu güç biziz dediler.</p>
<p>Güç ve kuvvet bazı ayrıcalıklı kesimlere her şeyi yapabileceği his ve duygusunu verir. Zorba güç karşısında zayıfların, halkın, silahsızların ellerinden çok bir şey gelmez. Bu yüzden güç ve kuvvetlerin sınırlandırılması için önce yasallık, sonra halkın yetkisinin göz önünde bulundurulduğu, önemsendiği &#8221;Halk Yönetimleri&#8221; kurulmuştur. Çoğunluğa karşı azınlığın ezilmesini engelleyen, temel hak ve özgürlüklerin güvencesini veren çoğulcu demokrasiler ortaya çıkmıştır geçen yüzyılda. Demokrasinin evrimi, gelişmesi; bireyi, kitleleri, silahsızları; güçlüler, silahlılar, ordular, zora dayanan yönetimler karşısında koruma yönüne girmiştir. Denetimsiz güç, güç değildir. Denetimsiz güç her an zorbalığa dönüşmeye hazırdır. Nasıl bir arabanın motoru varsa, depriyaz ve fireni de vardır. Arabanın yalnızca gaz pedalı olmaz. Sürekli gaza basamazsınız. Arabanın sürücüsü gerektiği yerde gaz, gerektiği yerde depriyaj ve firen pedallarını kullanır. Fireni boşalan bir kamyon adeta tarfik canavarı olur yollarda. Onun için Kamyonun motoru depriyajsız, firensiz ama sürücüsüz hiç mi hiç olamaz.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı sisteminde tam olarak biri birinden ayırmak çok zordur ve olanağı da yoktur. Hep iç içedirler bu güç ve kuvvetler ama, demokrasilerde temel ve vazgeçilemez olan ulusun iradesidir. Ulusal parlamentolar sembolik olarak ulusu temsil ederler. Bütün güç ve kuvvetleri parlemento ulus adına denetler. Atatürk’ün “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözünün muhatabı TBMM’dir. Yargı ve silahlı kuvvetler kendinden ortaya çıkan ayrıcalıklı bir yetki bulup parlementoya rağmen ulusu yönetemezler. Bu ülke artık bu çağda silahların ve cübbelerin gölgesinde yönetilemez. Artık entellektüel düzeyi yükselmiş halk, yığın ve kitle olmaktan çıkmıştır. Militarizm ve juristokrasi yönetimlerini halk benimsemez ve yaşamalarına izin vermezler.</p>
<p>Darbeler yapan, ulusu bir hizaya sokan ve bunları yapabilmek için eylem planları hazırlayan, hükümetler yıkıp hükümetler kuran, başbakanlara beyaz kefenler giydirip ipe götüren, bağımsız olması gereken yargıyı denetim altına alan, her türlü gizli emelleri için özel kuvvetlere sahip olan, hukuku, politikayı, ulusu yönlendiren bir güç kesinlikle kendisini sınırlandıracak ve durduracak düzenlemeler istemez. Ama, darbe kokularını temizleyip korkularını atmak istiyorsak bu gücü sınırlandırmamız ve dengelememiz gerekiyor. Bütün çağdaş batı toplumlarında olduğu gibi devlet aracının fren ve direksiyonuna geçecek parlementoya bu yönetim ve denetim yetkisini vermek gerek. Kontrolsüz ve denetimsiz güç, güç değildir. Atanmışlar her zaman seçilmişlere boyun eğmek be bağlılıklarını açıklamak zorundadırlar gerçek çoğulcu demokrasilerde.</p>
<p>Artık 21. Yüzyılda bir avuç azınlıkların yönetimde olduğu oligarşik, militarist ve juristokratik yönetimlerle yönetilmiyoruz. Yönetimimiz kırallık veya askeri dikta değildir. Demokrasilerde herkes hukuk önünde eşittir ve herkes görevleriyle ilgili hesap verir. Suç işlediğinde de ben ayrıcalıklıyım, ben paşayım deyip hakim önüne çıkmamazlık edemez gerçek demokrasilerde. ‘’Gerçek Demokrasilerde’’ bir er ile bir paşa insan olarak hukuk önünde eşittir. Ben paşayım, mahkemeler de ne oluyor diyemez.</p>
<p>Siyasiler seçilmişlerdir, asıl ulusa karşı sorumlular onlardır. Generaller ise atanmışlardır. Onlara görev verilir, onlar da görevlerini yaparlar. Gerçek demokrasilerde hiç bir zaman askerler yönetici değillerdir. Görev tanımlamalarında hangi görev ve sorumlulukları varsa onları yaparlar. Hiç bir zaman siyasilerin yerine geçip ulusu yöneltmeye kalkışmazlar. Hele hele postallarını çekip, tankları sokağa döküp ulusun seçtiklerini ipe çekemezler. Gerçek demokrasilerde siyasiler beğenmedikleri genarallerin yaş kararlarında emekliliklerini isteyebilirler. Demokrasi budur. Gerçek demokrasilerde hiç bir zaman atanmışlar seçilmişleri yönetemezler.</p>
<p>Ordunun sorgulanmazlığı ve denetimsizliği onu yıpratır ve köhneleştirir; dinamik ve kendini çağdaş düşünceler ışığında yenileyemez. Teamüller yasaların üstünde olamaz. Hukuk devletinde yasalar konuşur, teamüller değil. Bu güne kadar palet gıcırtılarından ve silah şakırtılarından sinip seslerini çıkaramadılarsa, bu gün de öyle olacak değildir. Kefen gibi beyaz gömleğini giymiş , Ali Menderes örneğinde olduğu gibi koca yürekli seçilmişler ve sivilleşmenin ve demokratikleşmenin bilincine erişmiş bir kitle karşısında silahlarına dayanan bir güç ne kadar zorlayabilir ki? Yeltsin gibi tankların üstüne çıkıp çiçek dağıtacak Hasan Celal’ler gibi sivilleri üretir bu toplum. Artık silah zoruyla sivillerin sesinin kısıldığı dönemler çok gerilerde kalmıştır. Kefen gibi beyaz gömleğini giyen yürekli yiğit seçilmişlerimizle demokrasi coşacak ve zirveye ulaşacaktır.</p>
<p>Şehitlik gibi yüce bir kavramın arkasına sığınıp hiç bir otorite ve yetkili yaptıkları hata ve gerçekten varsa ihanetlerini ört bas edemezler. Hiç bir kimse, hiç bir paşa Ordunun şerefli adının arkasına sığınıp hesap vermemezlik zırhına bürünemez. Eğer gerçekten HERONlar terörisleri tesbit ettiği halde önlem almadıysa, gerçek demokrasilerde siviller bu paşaların yakasına sarılıp olan bitenlerin hesabını sorar. İnsan denen şey, bir eşya gibi keyfi ve hoyratça kullanılacak bir malzeme değildir. Eğitim zayiatı ve çatışmada şehit oldu deyip sorumluluklarınızdan kaçamazsınız. Eğer burada bir hatanız varsa adil mahkemeler önünde sivil veya askerler hesabını vermelisiniz. Gerçek demokrasilerde hukukun üstünlüğü budur. Biz artık güçlülerin üstünlüğünü değil, hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Denetimsiz güç, felakettir.</p>
<p>Askerler gerçek domokratik bir ülkede asker olmayı içseleştirmeli ve sivillerin kararkarını içlerine sindirebilmelidirler. Artık Ali Menderes dönemleri çoook gerilerde kalmıştır. Bir Apo’yu bile asamıyorsunuz. Başbakanı hiç asamazsınız! Bunu yapmaya kalkanlar, hangi yüzle çağdaş ve demokratik dünyaya utanmadan bakabilecektir?</p>
<p>Sivillerin kararlarını içselleştirin ve sivil yönetime boyun eğin gerçek demokratik yönetimlerde olduğu gibi&#8230; Denetimsiz güç felaket getirir!!!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;ye ordu lâzım mı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29822</link>
		<dc:creator>Türkiye&#8217;ye ordu lâzım mı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 23:44:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29822</guid>
		<description>[...]  Biz İlker Bey&#8217;e bir mektup yazıp TC vatandaşı olarak beklentilerimizi aktarmıştık: İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup. Ama aradan geçen zaman gösterdi ki yine eski tas eski hamam. İlker Bey yine siyaset ve felsefe konuşuyor. Yasemin Hanım güzel bir yanıt verdi kendisine, umarım bu kez faydası olur: Başbuğ&#8217;a &#8220;siyasi&#8221; ve &#8220;akademik&#8221; bir cevap . [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  Biz İlker Bey&#8217;e bir mektup yazıp TC vatandaşı olarak beklentilerimizi aktarmıştık: İlker Başbuğ&#8217;a açık mektup. Ama aradan geçen zaman gösterdi ki yine eski tas eski hamam. İlker Bey yine siyaset ve felsefe konuşuyor. Yasemin Hanım güzel bir yanıt verdi kendisine, umarım bu kez faydası olur: Başbuğ&#8217;a &#8220;siyasi&#8221; ve &#8220;akademik&#8221; bir cevap . [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ender güçlü tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29766</link>
		<dc:creator>ender güçlü</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 12:12:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29766</guid>
		<description>Yandaş medya bundan önceki GKB klasik açıklamalarına, önceden yazdığı tepkileri hep beraber verip kurtuluyordu. Beklemediği bu tarz karşısında ahenk bozuldu, herbiri şaşkınlık içinde başka başka konuşmaya başladı. 2 gündür ekranlarda, gazetelerde tam bir komedi var keyifle izliyorum.GKB gerçek anlamda ezberi bozdu Kendisine teşekkür ediyorum.Bu tarz tabanda da çok tutacak.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yandaş medya bundan önceki GKB klasik açıklamalarına, önceden yazdığı tepkileri hep beraber verip kurtuluyordu. Beklemediği bu tarz karşısında ahenk bozuldu, herbiri şaşkınlık içinde başka başka konuşmaya başladı. 2 gündür ekranlarda, gazetelerde tam bir komedi var keyifle izliyorum.GKB gerçek anlamda ezberi bozdu Kendisine teşekkür ediyorum.Bu tarz tabanda da çok tutacak.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29733</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 05:18:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29733</guid>
		<description>Sayin saygideger Yasemin Congar hanimefendi,

1.Basbugun konusmasi anti-demokratikligi bati demekoratik devletlerindeki böyle konusmalarin yapilmadigina dayandiramazsiniz. Alman savunma bakani böyle konusma yapsa olagandisi olur tartisilir ama mutlak sekilde anti-demokrat bir tavir olmaz. Cünkü söylenenler "fikir" babindadir. Evet mümkündür konusmasi devletimizin yeni cercevesi nasil olmali onu kasd edebilir. Ama illa böyle yorum olmalimi? Baska sekilde okumak gayr-i mümkünmü?
Genel kurmay baskaninin böyle devlet felsefesi hakkinda konusmasi görevi degildir. Ama her görev disi hareketde mutlaka anti-demokratik degildir. Basbug millete seslenis yapmadi. Belirli sekilde adet olan askeri cati altinda ve sivil dünyadan bircok davetlilerinde katildigi bir konferanstir. Fikirlerini belirtiyor. Baska birsey degil. Böyle okumakta mümkün olmali.

2.Avrupa Birligi ulus-devleti kaldirmayacak. AB tek bir devlet olacak diye birsey yoktur. Avrupa Devletler Birligidir. Aslinda menfaat isbirligidir. Tek devlet falan bunlar utopiktir. Tarihte öyle sey olmamistir. HUkuki olaraktasiyasi olarakta kesin öyle hedefte yoktur.

3.Bilimsel olma iddiasi varmiydi Basbugun? 

4.Tutarli olub olmadigini bir takim ifadelerde ve kelimelerde kesin olarak ne anlatmak istedigi bilince hüküm verilir. Manaya bakilir harflere ve kelimelere takilmamak lazim. 
Tutarsiz gözükmek ve tutarsiz olmak esit degildir her zaman.
5.Huntingtona baglanti kurmus olsa bile Basbugu Huntingtoncu yapmak veya daha yeni olusumlari degerlendirmedigi manasina cekmek olurmu acaba?

Yazilarinizi ilgi ile okuyan bir nevi "fan" olan bir okuyucunuz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin saygideger Yasemin Congar hanimefendi,</p>
<p>1.Basbugun konusmasi anti-demokratikligi bati demekoratik devletlerindeki böyle konusmalarin yapilmadigina dayandiramazsiniz. Alman savunma bakani böyle konusma yapsa olagandisi olur tartisilir ama mutlak sekilde anti-demokrat bir tavir olmaz. Cünkü söylenenler &#8220;fikir&#8221; babindadir. Evet mümkündür konusmasi devletimizin yeni cercevesi nasil olmali onu kasd edebilir. Ama illa böyle yorum olmalimi? Baska sekilde okumak gayr-i mümkünmü?<br />
Genel kurmay baskaninin böyle devlet felsefesi hakkinda konusmasi görevi degildir. Ama her görev disi hareketde mutlaka anti-demokratik degildir. Basbug millete seslenis yapmadi. Belirli sekilde adet olan askeri cati altinda ve sivil dünyadan bircok davetlilerinde katildigi bir konferanstir. Fikirlerini belirtiyor. Baska birsey degil. Böyle okumakta mümkün olmali.</p>
<p>2.Avrupa Birligi ulus-devleti kaldirmayacak. AB tek bir devlet olacak diye birsey yoktur. Avrupa Devletler Birligidir. Aslinda menfaat isbirligidir. Tek devlet falan bunlar utopiktir. Tarihte öyle sey olmamistir. HUkuki olaraktasiyasi olarakta kesin öyle hedefte yoktur.</p>
<p>3.Bilimsel olma iddiasi varmiydi Basbugun? </p>
<p>4.Tutarli olub olmadigini bir takim ifadelerde ve kelimelerde kesin olarak ne anlatmak istedigi bilince hüküm verilir. Manaya bakilir harflere ve kelimelere takilmamak lazim.<br />
Tutarsiz gözükmek ve tutarsiz olmak esit degildir her zaman.<br />
5.Huntingtona baglanti kurmus olsa bile Basbugu Huntingtoncu yapmak veya daha yeni olusumlari degerlendirmedigi manasina cekmek olurmu acaba?</p>
<p>Yazilarinizi ilgi ile okuyan bir nevi &#8220;fan&#8221; olan bir okuyucunuz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29697</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 16:02:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29697</guid>
		<description>paşa diyor ki Atatürk “Türkiye halkı” dedi, buna “Türk halkı” denmiş olsa tüm cümle düşer” diye buyuruyor.
Günaydın paşam, Atatürk’ün “Türkiye halkı” dediğini 75 yıl sonra mı hatırladınız, bunu hatırlamanız için 30 yıl savaşmak 30 bin şehit vermek mi gerekiyordu?

75 yılda bir arpa boyu yol gitmek, özgürlük ve demokrasi yolunda kayayı ancak 1 mm oynatabilmek buna denir ancak. 
1 mm daha oynatabilmek için umarım bir 75 yıl daha beklemeyiz sayın paşam.

açın bu milletin önünü artık paşam, tren kaçıyor, sonra çok geç kalmış olacağız, bırakın çürümüş ve miadını doldurmuş moderniteyi, 1963 yılında AB için imza atarken düşünmek gerekiyordu ulus-devletçiliği, ayak direyerek AB'nin bizi almamasını beklemek siyaset değil ve bunun bir açıklaması yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>paşa diyor ki Atatürk “Türkiye halkı” dedi, buna “Türk halkı” denmiş olsa tüm cümle düşer” diye buyuruyor.<br />
Günaydın paşam, Atatürk’ün “Türkiye halkı” dediğini 75 yıl sonra mı hatırladınız, bunu hatırlamanız için 30 yıl savaşmak 30 bin şehit vermek mi gerekiyordu?</p>
<p>75 yılda bir arpa boyu yol gitmek, özgürlük ve demokrasi yolunda kayayı ancak 1 mm oynatabilmek buna denir ancak.<br />
1 mm daha oynatabilmek için umarım bir 75 yıl daha beklemeyiz sayın paşam.</p>
<p>açın bu milletin önünü artık paşam, tren kaçıyor, sonra çok geç kalmış olacağız, bırakın çürümüş ve miadını doldurmuş moderniteyi, 1963 yılında AB için imza atarken düşünmek gerekiyordu ulus-devletçiliği, ayak direyerek AB&#8217;nin bizi almamasını beklemek siyaset değil ve bunun bir açıklaması yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Akbas tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29690</link>
		<dc:creator>Mustafa Akbas</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 15:05:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29690</guid>
		<description>Sayısız halkina karşı darbe yapmış, hatta hür iradenin seçtigi Türkiyenin Başbakanını asmiş bir kurumun başı çikip demokrasiden bahsetmesi çok vahim bir olay. Bence Başbuğ samimiyse önce darbe sevdalisı Kemalistleri Ordudan derhal uzaklaştırsın.Yapamaz çünkü gücü yetmez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayısız halkina karşı darbe yapmış, hatta hür iradenin seçtigi Türkiyenin Başbakanını asmiş bir kurumun başı çikip demokrasiden bahsetmesi çok vahim bir olay. Bence Başbuğ samimiyse önce darbe sevdalisı Kemalistleri Ordudan derhal uzaklaştırsın.Yapamaz çünkü gücü yetmez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29686</link>
		<dc:creator>mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 14:44:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29686</guid>
		<description>edit: ***Sorunları çözmenin ilk adımı.......
hataen bu yazı altına gönderilmiştir.Doğru yere tekrar yazdım. Kirlilik olmasın.Mümkünse kaldırınız.....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>edit: ***Sorunları çözmenin ilk adımı&#8230;&#8230;.<br />
hataen bu yazı altına gönderilmiştir.Doğru yere tekrar yazdım. Kirlilik olmasın.Mümkünse kaldırınız&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29680</link>
		<dc:creator>mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 13:11:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29680</guid>
		<description>***Sorunları çözmenin ilk adımı önce sorunun varlığını kabul etmektir. Malesef hala ''inkar politikası'' nı çözüm metodu olarak görenler var.(İyiniyetime binaen alışkanlık diyorum)

***tarihsel gerçeklikleri inkar et, kürt sorununu inkar et, din-laiklik sorununu inkar et, rejim sorununu inkar et(demokratikmiyiz?), vsvsvsvsvsvsvsvs

***bravehearttan aklımda kalan bir cümle''gerçek insanı özgürleştirir''. Gerçeklerin inkarının politika olduğu bir yerde özgürlükten dolayısıyla demokrasiden bahsedilemez.Ancak kendinizi yalnızca ve yalnızca kendinizi kandırmaya devam edersiniz.

***NE ALAKA demeyin. Gerçeğin kabulü ilk adımdır her sorunun çözümü için.

***Rasim beyin yazısına ne diyeyim.Okuduğum her yazısının altına tereddütsüz atarım imzamı.Fazlası var eksiği yok zaten....saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>***Sorunları çözmenin ilk adımı önce sorunun varlığını kabul etmektir. Malesef hala &#8221;inkar politikası&#8221; nı çözüm metodu olarak görenler var.(İyiniyetime binaen alışkanlık diyorum)</p>
<p>***tarihsel gerçeklikleri inkar et, kürt sorununu inkar et, din-laiklik sorununu inkar et, rejim sorununu inkar et(demokratikmiyiz?), vsvsvsvsvsvsvsvs</p>
<p>***bravehearttan aklımda kalan bir cümle&#8221;gerçek insanı özgürleştirir&#8221;. Gerçeklerin inkarının politika olduğu bir yerde özgürlükten dolayısıyla demokrasiden bahsedilemez.Ancak kendinizi yalnızca ve yalnızca kendinizi kandırmaya devam edersiniz.</p>
<p>***NE ALAKA demeyin. Gerçeğin kabulü ilk adımdır her sorunun çözümü için.</p>
<p>***Rasim beyin yazısına ne diyeyim.Okuduğum her yazısının altına tereddütsüz atarım imzamı.Fazlası var eksiği yok zaten&#8230;.saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/04/15/basbug%e2%80%99a-%e2%80%9csiyasi%e2%80%9d-ve-%e2%80%9cakademik%e2%80%9d-bir-cevap/#comment-29675</link>
		<dc:creator>Mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 12:36:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4314#comment-29675</guid>
		<description>***1_Neden demokratik değil
Demokrasi ha deyince olacak bişey değildir.İçinde bulunduğumuz ne olduğu belirsiz rejim-sistemde başbuğun konuşması ancak demokrasi yolunda bir adım olarak nitelendirilmelidir.(Demokratik değil tanımı ya kökten yanlıştır ya da kastettiğiniz durumu anlatmaktan çok uzaktır)

****2_Ulus devlet'i savunmak ???? ortalama bir kültür ve zeka seviyesindeki herkes ulus devlet yapısının çoktan modasının geçtiğini kavrayabilecek durumdadır. Gerekeni gayet açık bir şekilde yazmışsınız. Teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>***1_Neden demokratik değil<br />
Demokrasi ha deyince olacak bişey değildir.İçinde bulunduğumuz ne olduğu belirsiz rejim-sistemde başbuğun konuşması ancak demokrasi yolunda bir adım olarak nitelendirilmelidir.(Demokratik değil tanımı ya kökten yanlıştır ya da kastettiğiniz durumu anlatmaktan çok uzaktır)</p>
<p>****2_Ulus devlet&#8217;i savunmak ???? ortalama bir kültür ve zeka seviyesindeki herkes ulus devlet yapısının çoktan modasının geçtiğini kavrayabilecek durumdadır. Gerekeni gayet açık bir şekilde yazmışsınız. Teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

