<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Gazeteci içeri, insanlık dışarı yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 16:27:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-59768</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Nov 2010 10:10:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-59768</guid>
		<description>sag olarak bulunan çocuklara kesin üzülüyordu bu gazeteciler. Yeterince SHOW olmuyor tabi, anne baba kendini yerden yere atacak ki gazeteci görevini(?) tam yapsin.

Ya ne insanfsiz adamlar, milletin çilesinden show üretmeye çalisiyorlar. Ama bu gazetecilerin düzelecegi yok ki. Millet evine sokmasa bari bu ahlaksizlari.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sag olarak bulunan çocuklara kesin üzülüyordu bu gazeteciler. Yeterince SHOW olmuyor tabi, anne baba kendini yerden yere atacak ki gazeteci görevini(?) tam yapsin.</p>
<p>Ya ne insanfsiz adamlar, milletin çilesinden show üretmeye çalisiyorlar. Ama bu gazetecilerin düzelecegi yok ki. Millet evine sokmasa bari bu ahlaksizlari.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-59763</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Nov 2010 09:47:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-59763</guid>
		<description>Bu yazıya tipik bir örnek. bu nasıl bir şeydir ya. Bu ülkede insanların herşeyi miğdesi kaldırıyor, herşeyi yutuyor ben de buna hayret ediyorum!
http://www.islamigundem.com/kanal-d-haberde-inanilmaz-gaf-haber-24221.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıya tipik bir örnek. bu nasıl bir şeydir ya. Bu ülkede insanların herşeyi miğdesi kaldırıyor, herşeyi yutuyor ben de buna hayret ediyorum!<br />
<a href="http://www.islamigundem.com/kanal-d-haberde-inanilmaz-gaf-haber-24221.html" rel="nofollow">http://www.islamigundem.com/kanal-d-haberde-inanilmaz-gaf-haber-24221.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tehlikenin farkında mısınız? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-56463</link>
		<dc:creator>Tehlikenin farkında mısınız? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 08:09:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-56463</guid>
		<description>[...] Özlem Yağız on Mar 28, 2009 in BBP, Basın Özgürlüğü, medya &#124; 46 Comments &#124; [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Özlem Yağız on Mar 28, 2009 in BBP, Basın Özgürlüğü, medya | 46 Comments | [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>CAN Cana tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28584</link>
		<dc:creator>CAN Cana</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 12:57:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28584</guid>
		<description>Muhsin Yazıcıoğlu'nu bilirsiniz. Bir helikopter kazası sonucu, hayatını kaybeden ilginç bir adam. Onun ilginçliğini sonra irdeleyeceğim de; ölüm haberi gelmeden önce ve geldikten sonra medya kuruluşlarının takındığı tavır, çok daha ilginç ve iğrenç. "Muhsin Başkan'ın kendi sesinden şiiri" başlığı atılıp, adamın bir süre önce okuduğu 'acıklı' şiir yayınlanır ya da "Öyle bir hayat ki..." diye bir başlık atılıp, Muhsin Yazıcıoğlu övüle övüle bitirilemez. Sevgi pıtırcığıdır sanki Muhsin Yazıcıoğlu, sanki Nobel Barış Ödülü sahibi...

Ölen insanın ardından genelde üzülmek lazımdır. Bize böyle öğretilmiştir. Yani biz Anadolu'da yetişen, bu kültürü alan insanlar olarak ölümlere üzülürüz, peşlerinden ağıtlar yakarız, insanlar genelde siyah giyer de belli eder yaslaını; bir manada kara günlerdir ölümlü günler. Ancak belki de, sırf "insan ölümü"ndan bu kadar tiksindiğimiz için, şahsım adına söylüyorum ki; üzülmedim Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne. "E nasıl bir çelişki bu?" diye soracaksınız ve ben hemen durumu özetleyeceğim.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun temsil ettiği, uğruna partiler kurduğu fikirleri zehirliydi.

Abdullah Çatlı'nın dostudur Muhsin Yazıcıoğlu. Abdullah Çatlı'nın nasıl bir insan olduğunu, sözde vatanseverlik maskesi altında gençleri nasıl öldürdüğünü, iplerle boğduğunu bilmeyeniniz yoktur sanırım. Abdullah Çatlı yakalanır. Emniyeti arayan Muhsin'dir. Der ki: "Çatlı'yı bırakmazsanız, Ankara'nın her yerinde bomba patlatırız."

Birçok katliamla ilgili kendisine dava açılmıştır. Ancak neredeyse tüm benzer görüşü savunanlar gibi, kendisi de bu davalardan beraat etmiş ve aynı kişi, meclise milletvekili olarak girebilmiştir, parti kurabilmiştir. Söz konusu katliamların itirafçıları, "Emirleri Muhsin Yacıcıoğlu'ndan aldık" demiştir ancak ne deseler boştur. Gelin görün ki; olan, 20'sinde hayata veda eden gençlere olmuştur. Yazıktır; varsa ilahi adalet günahtır.

Yine aynı itirafçılar ve bir zamanların Ülkü Ocakları Hukuk Masası şefleri, Sivas Katliamı'nın planlayıcıları içerisinde de Muhsin Yazıcıoğlu'nun olduğunu ifade eder. Hatta bizzat, katliam sırasında Sivas'ta olup olaylara önderlik ettiği söylenir. Bu denilenler itirafçıların 'deme'sidir de bir de katliamı yaşayanların anlatımı vardır. Madımak Oteli'ndeki yangından kaçıp, yan taraftaki Büyük Birlik Partisi binasına sığınmak isteyen birçok kişi, parti pencerelerinden uzanan elleri kalaslı gençler tarafından dövülmüştür. Birçok insan oracıkta can vermiştir. BBP'den yükselen "Geberin pislikler!" sesleri ise hiç dinmemiştir.

Maraş Katliamı'nı bilirsiniz. Öyle bir katliamdır ki bu; sırf alevi ve solcu oldukları için hamile kadınların karınları deşilip içerisindeki ceninler duvarlara yapıştırılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; çocuklar bile kafalarından ağaçlara çakılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; insanlar baltalarla paramparça ediliyor. Öyle bir katliamdır ki bu; 505 kişi hayatını kaybediyor, binlercesi yaralanıyor. Katliamı gerçekleştirenlerin ve halkı kışkırtanların ülkücü çeteler olduğunu bilmeyeniniz var mı? 
 
Ya ülkü ocaklarının başında Muhsin Yazıcıoğlu'nun olduğunu bilmeyen?

Çok mu uzak verilen örnekler? Peki gelelim birkaç yıl öncesine. Hrant Dink; ermeni bir aydın. İki halkın kardeşçe yaşayabileceniği her fırsatta söyleyen, bu amaç ile çabalayan bir gazeteci. O da katledildi. Cinayeti azmettirenleri de hepimiz yakından tanıyoruz. Erhan Tuncel ve Yasin Hayal de bu azmettiricilerden; cezaevindeler. Erhan Tuncel, Muhsin'in Trabzon'daki miting ve toplantılarını organize eden ve Trabzon'da onun korumalığını üstlenen bir kişi. Bu durum resimlerle de ispatlıdır.
 
* Yasin Hayal de, her mahkemede "Yaşasın Büyük Birlik Partisi" diye slogan atan bir kişidir ki*; BBP'nin hem kurucusu hem de her şeyidir Muhsin Yazıcıoğlu. Hem, Yasin Hayal Mc Donalds'a bomba atarken ve bu durum emniyet kayıtlarında sabitken, Muhsin "Yasin Hayal, Mc Donalds'a maytap atmış" deyiveriyor ki, maytap nerde, bomba nerde... Ve yine Söylemeden edemeyeceğim ki, Yasin Hayal ifadelerinde "Cezaevindeyken BBP MKYK üyesi Halis Egemen ve BBP İl Başkanı Yaşar Cihan'dan 1000 YTL para ile giyecek ve eşya yardımı aldım" demiş ve bu sözlerin ortaya çıkmasından sonra, kamuoyu Muhsin Bey'den bu iki görevliyi görevinden ihraç etmesini beklerken, Muhsin: "Arkadaşlarımı infaz etmem" demiştir.*

Geçmişi karanlık olan bir insandır Muhsin Yazıcıoğlu. Kazası nedeniyle, duygu sömürüsü yapılıp da "Musum insan" imajı çizmeye gerek yok. Ölülerin ardından o kadar gözyaşı döktük ki; öldüren zihniyetin temsilcilerine, elbette gözyaşı dökmeyeceğiz. Ve ben elbette üzülmeyeceğim. İlk bakışta "acımasız" gibi görünse de bu dediklerim; kimlerin acımasız olduğu gün gibi ortadadır. Sadece gerçekleri görmek için hangi açıdan bakmamız gerektiğini bilelim.

Fazla siyasi oldu farkındayım. Sevgiyle! 
 
VE YORUMLAR… 
 
*muhsin yazıcıoğlu öldü...kimine göre bir kahraman olarak kimine göre bir katil olarak...benim için ise sadece öldü işte...bi söz söylemişti sivas katliamı için"bir yangın çıktı ve kimi insanlar öldü diye" öyle işte "bir kaza oldu ve kimi insanlar öldü.. bitti..
 

*Ağlayan anneyi TV de görünce üzüldüm, ağlayan annenin oğlunun ağlattığı anneleri anımsayıp daha beter üzüldüm....

*adalet ateşle insan yakanı kurda kuşa yem eder.o toprak altındaki maraşlı sivaslı masumlar hep bir elden helikopterin kuyruğundan çeker.yani keser döner sap dönet keser sapın .....e girer hesabı.

*Sağcı şöyleyken böyle,solcu böyleyken böyle...? ya katillere ne oluyor? Adam birden fazla katliama adı karışan bir kimse (katil) fakat helikopter düşünce birden kıymete mi bindi? ya onun öldrdükleri? ırkçılığın,faşizmin tavan yaptığı olaylara karış ve yere göğe sığdırılama.oh ne ala! hasta oluyorum düşündükçe, yutkunamıyorum. Ama adaleti gördüm. Canına yandığımın adaleti o kadar mükemmel ki tam zmanında herşey...adamı dağa çarpar valla..ağlatır adamı.. zamanında biz çok ağladık cayır cayır yananlara,bir bir çoluk çocuk katledilenlere. şimdi de yandaşlar ağlasın.hadi bakalım...

*Kesinlikle katılıyorum ………..
ilginç olanda alevileri yakarak öldürenler şimdi aynı yerde donarak öldüler.Çünkü öldüğü yer kahramanmaraş.Öyle böyle bi yerden çıkıyor işte sanırım muhsin yazıcıoğlu böyle bir ölümü hak etti.

*kardeş kardeş yasaya bilmek icin, önce adalet gerekir de ondan. sen çoluk çocugu dogra, yasli genc deme iskence et, bog öldür, ortaligi kana bula, el üstünde tutul, milletvekili ol, hesap vermen gereken yerde. bu memlekette insan hayati sudan ucuz,sadece dur ihtarina uymadigi gerekcesiyle otuzdan fazla insan öldürüldü gectigimiz bir yilda.bunlarin sorumlularihic ceza görmesin bir de alayi valayla ödüllendirilsinler. sonra biz neden kardes kardes yasamiyoruz diye sorsun birileri. o ölenlerin de analari vardi arkalarindan aglayan, onlar da siir de yazmislardir. niye kimse onlari sormuyor? o isleri yapanlar dökülsün ortaya, cezalandirilsinlar, o zaman sor kniye kardes kardes yasamiyoruz diye. yok öyle kuslar, cicekler, baris!
 

*ben diyorum ki maraş hesap sordu resmen. gerçekten çok acayip oldu ölümü. öldüğü yer ve koşullar ölümünü daha da acayip kılıyor. maraş katliamı ve maraşta bir kaza...

*İşte Takdiri İlahi o bedenleri ateşşler içinde yakan ( ölmüş adamın arkasından kötü konuşmak istemiyorum ) işte bu gün soğuktan donarak ölmüştür burdan ders çıkarsınlar artık.

*BENDE ÜZÜLMEDİM İLAHİ ADALET YERİNİ BULDU....O KADAR İNSANI KATLETTİRDİ MARAŞTA SİVASTAA NEE OLDUUU BÖYLE OLUR İŞTEE... HUKUK VERMEDİ CEZAYI HAKK VERDİİ. ŞİMDİİ MUHSİNİN HESAP VERME SIRASI..DİĞERLERİNE ÜZÜLDÜM AMA BU CANİNİN ÖLÜMÜNE ÜZÜLMEDİM KİMSE KUSURA BAKMASIN KAHRAMAN İLAN ETMESİNLER BOŞUNA...KATİLİ

*maras katliami ile ilgili merak eden cok rahat belge bulur olayi yasayan insanlar var,yuzlerce insan coluk cocuk ulkuculer tarafindan katledildi,hala yok gibi gostermekte sizin insanlik sucunuz?

 biri sizin alilenizden sadece bir kisiye bisi yapsin bakalim ne hissediyorsunuz?utanmadan bide yazilanlara ragmen o adami sevgiyle aniyorsaniz sizinde zamaninda alevi insanlari coluk cocuk demeden kursuna dizen canilerden farkiniz yok demektir.adam ucuz bile kurtuldu onca ciger acisi goz yasi onun ailesinide pesini birakmaz ben soyliim

*Maraş Öcünü Almıştır...
Anne Karnında katledilen çocuklar, hamile kadınlar, kafalarından ağaçlara çivilenen çocuklar, ailesinin gözü önünde katledilen babalar... Hepsi, ama hepsi öcünü almıştır M.Y.'den...

*Arkadaşlar takdiri ilahi demekten başka birşey gelmiyor aklıma.Allah her zaman olduğu gibi yine büyüklüğünü gösterdi.BBPlilerin sevgili başkanları Allah'a hesabını versin bakalım şimdi.Bakalım o kıldığı namazlar tuttuğu oruçlar onu kurtaracakmı orada.Can almanın pardon katletmenin cezası neymiş Allah sordu.

Yinede zavallı annesine üzüldüm neticede o bir anne vede oğlunun katlettiği canlardan o sorumlu değil.annesinin başı sağ olsun...

*

Biliyorum öyle çok ahkam kesen çıkacak ki. Nasıl insansınız diyecek ölenin arkasından konuşulmaz diyecek... Varsın desinler Tanrının bildiğini kuldan saklasam kaç yazar ki. Üzüldüm mü Yazıcıoğlu'na üzülmedim üzülemedim. İlahi adalete inandım sadece. İnsanım eninde sonunda böylesi bir insana üzülme erdemi gösterecek kadar üst insan değilim ama. Ah Maraş ah Maraş... Evlatlarının öcünü aldın...

*insan ektiğini biçer ne fazlasını ne de eksiğini biçmez. bir ilahi adalete inanırım ibret olsun aleme bu olay. suikast kafan değil ALLAH er ya da geç mutlaka acısını çıkarıyo. doğrusu böyle bir ölüm çok acı iyiki öldü diyemem ne de olsa can biz böyle gördük. ama ALLAH kime nerde nasıl dert vereceğini çok iyi biliyor yüzlerce anayı ağlattı birazda onlar ağlasın dualar onu kurtarmaz. insanları yaktı kendi dondu, orda da yanıcak ve ben eminim ölümünü hissettiği anda yaptığı katliamlar ve o yangın anında onlara uzanan elleri nasıl ateşe attığı tekrar tekrar gördü... son pişmanlık fayda etmiyor maalesef. ALLAH ailesine sabır versin

*demekki neymiş, kimsenin ağı kimsede kalmazmış... ben en çok pilot ve gazeteciye üzüldüm... muhsin yazıcıoğlunun ölümünden ötürü mutluluk duymadım ama cayır cayır yanarak ölen insanları soğuk kanlılıkla seyreden birininde yatağında eceliyle ölmesini bekliyor olmakta komik olurdu sanırım. Allah ın ilahi adalet, diyelim isterseniz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nu bilirsiniz. Bir helikopter kazası sonucu, hayatını kaybeden ilginç bir adam. Onun ilginçliğini sonra irdeleyeceğim de; ölüm haberi gelmeden önce ve geldikten sonra medya kuruluşlarının takındığı tavır, çok daha ilginç ve iğrenç. &#8220;Muhsin Başkan&#8217;ın kendi sesinden şiiri&#8221; başlığı atılıp, adamın bir süre önce okuduğu &#8216;acıklı&#8217; şiir yayınlanır ya da &#8220;Öyle bir hayat ki&#8230;&#8221; diye bir başlık atılıp, Muhsin Yazıcıoğlu övüle övüle bitirilemez. Sevgi pıtırcığıdır sanki Muhsin Yazıcıoğlu, sanki Nobel Barış Ödülü sahibi&#8230;</p>
<p>Ölen insanın ardından genelde üzülmek lazımdır. Bize böyle öğretilmiştir. Yani biz Anadolu&#8217;da yetişen, bu kültürü alan insanlar olarak ölümlere üzülürüz, peşlerinden ağıtlar yakarız, insanlar genelde siyah giyer de belli eder yaslaını; bir manada kara günlerdir ölümlü günler. Ancak belki de, sırf &#8220;insan ölümü&#8221;ndan bu kadar tiksindiğimiz için, şahsım adına söylüyorum ki; üzülmedim Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun ölümüne. &#8220;E nasıl bir çelişki bu?&#8221; diye soracaksınız ve ben hemen durumu özetleyeceğim.</p>
<p>Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun temsil ettiği, uğruna partiler kurduğu fikirleri zehirliydi.</p>
<p>Abdullah Çatlı&#8217;nın dostudur Muhsin Yazıcıoğlu. Abdullah Çatlı&#8217;nın nasıl bir insan olduğunu, sözde vatanseverlik maskesi altında gençleri nasıl öldürdüğünü, iplerle boğduğunu bilmeyeniniz yoktur sanırım. Abdullah Çatlı yakalanır. Emniyeti arayan Muhsin&#8217;dir. Der ki: &#8220;Çatlı&#8217;yı bırakmazsanız, Ankara&#8217;nın her yerinde bomba patlatırız.&#8221;</p>
<p>Birçok katliamla ilgili kendisine dava açılmıştır. Ancak neredeyse tüm benzer görüşü savunanlar gibi, kendisi de bu davalardan beraat etmiş ve aynı kişi, meclise milletvekili olarak girebilmiştir, parti kurabilmiştir. Söz konusu katliamların itirafçıları, &#8220;Emirleri Muhsin Yacıcıoğlu&#8217;ndan aldık&#8221; demiştir ancak ne deseler boştur. Gelin görün ki; olan, 20&#8217;sinde hayata veda eden gençlere olmuştur. Yazıktır; varsa ilahi adalet günahtır.</p>
<p>Yine aynı itirafçılar ve bir zamanların Ülkü Ocakları Hukuk Masası şefleri, Sivas Katliamı&#8217;nın planlayıcıları içerisinde de Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun olduğunu ifade eder. Hatta bizzat, katliam sırasında Sivas&#8217;ta olup olaylara önderlik ettiği söylenir. Bu denilenler itirafçıların &#8216;deme&#8217;sidir de bir de katliamı yaşayanların anlatımı vardır. Madımak Oteli&#8217;ndeki yangından kaçıp, yan taraftaki Büyük Birlik Partisi binasına sığınmak isteyen birçok kişi, parti pencerelerinden uzanan elleri kalaslı gençler tarafından dövülmüştür. Birçok insan oracıkta can vermiştir. BBP&#8217;den yükselen &#8220;Geberin pislikler!&#8221; sesleri ise hiç dinmemiştir.</p>
<p>Maraş Katliamı&#8217;nı bilirsiniz. Öyle bir katliamdır ki bu; sırf alevi ve solcu oldukları için hamile kadınların karınları deşilip içerisindeki ceninler duvarlara yapıştırılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; çocuklar bile kafalarından ağaçlara çakılıyor. Öyle bir katliamdır ki bu; insanlar baltalarla paramparça ediliyor. Öyle bir katliamdır ki bu; 505 kişi hayatını kaybediyor, binlercesi yaralanıyor. Katliamı gerçekleştirenlerin ve halkı kışkırtanların ülkücü çeteler olduğunu bilmeyeniniz var mı? </p>
<p>Ya ülkü ocaklarının başında Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun olduğunu bilmeyen?</p>
<p>Çok mu uzak verilen örnekler? Peki gelelim birkaç yıl öncesine. Hrant Dink; ermeni bir aydın. İki halkın kardeşçe yaşayabileceniği her fırsatta söyleyen, bu amaç ile çabalayan bir gazeteci. O da katledildi. Cinayeti azmettirenleri de hepimiz yakından tanıyoruz. Erhan Tuncel ve Yasin Hayal de bu azmettiricilerden; cezaevindeler. Erhan Tuncel, Muhsin&#8217;in Trabzon&#8217;daki miting ve toplantılarını organize eden ve Trabzon&#8217;da onun korumalığını üstlenen bir kişi. Bu durum resimlerle de ispatlıdır.</p>
<p>* Yasin Hayal de, her mahkemede &#8220;Yaşasın Büyük Birlik Partisi&#8221; diye slogan atan bir kişidir ki*; BBP&#8217;nin hem kurucusu hem de her şeyidir Muhsin Yazıcıoğlu. Hem, Yasin Hayal Mc Donalds&#8217;a bomba atarken ve bu durum emniyet kayıtlarında sabitken, Muhsin &#8220;Yasin Hayal, Mc Donalds&#8217;a maytap atmış&#8221; deyiveriyor ki, maytap nerde, bomba nerde&#8230; Ve yine Söylemeden edemeyeceğim ki, Yasin Hayal ifadelerinde &#8220;Cezaevindeyken BBP MKYK üyesi Halis Egemen ve BBP İl Başkanı Yaşar Cihan&#8217;dan 1000 YTL para ile giyecek ve eşya yardımı aldım&#8221; demiş ve bu sözlerin ortaya çıkmasından sonra, kamuoyu Muhsin Bey&#8217;den bu iki görevliyi görevinden ihraç etmesini beklerken, Muhsin: &#8220;Arkadaşlarımı infaz etmem&#8221; demiştir.*</p>
<p>Geçmişi karanlık olan bir insandır Muhsin Yazıcıoğlu. Kazası nedeniyle, duygu sömürüsü yapılıp da &#8220;Musum insan&#8221; imajı çizmeye gerek yok. Ölülerin ardından o kadar gözyaşı döktük ki; öldüren zihniyetin temsilcilerine, elbette gözyaşı dökmeyeceğiz. Ve ben elbette üzülmeyeceğim. İlk bakışta &#8220;acımasız&#8221; gibi görünse de bu dediklerim; kimlerin acımasız olduğu gün gibi ortadadır. Sadece gerçekleri görmek için hangi açıdan bakmamız gerektiğini bilelim.</p>
<p>Fazla siyasi oldu farkındayım. Sevgiyle! </p>
<p>VE YORUMLAR… </p>
<p>*muhsin yazıcıoğlu öldü&#8230;kimine göre bir kahraman olarak kimine göre bir katil olarak&#8230;benim için ise sadece öldü işte&#8230;bi söz söylemişti sivas katliamı için&#8221;bir yangın çıktı ve kimi insanlar öldü diye&#8221; öyle işte &#8220;bir kaza oldu ve kimi insanlar öldü.. bitti..</p>
<p>*Ağlayan anneyi TV de görünce üzüldüm, ağlayan annenin oğlunun ağlattığı anneleri anımsayıp daha beter üzüldüm&#8230;.</p>
<p>*adalet ateşle insan yakanı kurda kuşa yem eder.o toprak altındaki maraşlı sivaslı masumlar hep bir elden helikopterin kuyruğundan çeker.yani keser döner sap dönet keser sapın &#8230;..e girer hesabı.</p>
<p>*Sağcı şöyleyken böyle,solcu böyleyken böyle&#8230;? ya katillere ne oluyor? Adam birden fazla katliama adı karışan bir kimse (katil) fakat helikopter düşünce birden kıymete mi bindi? ya onun öldrdükleri? ırkçılığın,faşizmin tavan yaptığı olaylara karış ve yere göğe sığdırılama.oh ne ala! hasta oluyorum düşündükçe, yutkunamıyorum. Ama adaleti gördüm. Canına yandığımın adaleti o kadar mükemmel ki tam zmanında herşey&#8230;adamı dağa çarpar valla..ağlatır adamı.. zamanında biz çok ağladık cayır cayır yananlara,bir bir çoluk çocuk katledilenlere. şimdi de yandaşlar ağlasın.hadi bakalım&#8230;</p>
<p>*Kesinlikle katılıyorum ………..<br />
ilginç olanda alevileri yakarak öldürenler şimdi aynı yerde donarak öldüler.Çünkü öldüğü yer kahramanmaraş.Öyle böyle bi yerden çıkıyor işte sanırım muhsin yazıcıoğlu böyle bir ölümü hak etti.</p>
<p>*kardeş kardeş yasaya bilmek icin, önce adalet gerekir de ondan. sen çoluk çocugu dogra, yasli genc deme iskence et, bog öldür, ortaligi kana bula, el üstünde tutul, milletvekili ol, hesap vermen gereken yerde. bu memlekette insan hayati sudan ucuz,sadece dur ihtarina uymadigi gerekcesiyle otuzdan fazla insan öldürüldü gectigimiz bir yilda.bunlarin sorumlularihic ceza görmesin bir de alayi valayla ödüllendirilsinler. sonra biz neden kardes kardes yasamiyoruz diye sorsun birileri. o ölenlerin de analari vardi arkalarindan aglayan, onlar da siir de yazmislardir. niye kimse onlari sormuyor? o isleri yapanlar dökülsün ortaya, cezalandirilsinlar, o zaman sor kniye kardes kardes yasamiyoruz diye. yok öyle kuslar, cicekler, baris!</p>
<p>*ben diyorum ki maraş hesap sordu resmen. gerçekten çok acayip oldu ölümü. öldüğü yer ve koşullar ölümünü daha da acayip kılıyor. maraş katliamı ve maraşta bir kaza&#8230;</p>
<p>*İşte Takdiri İlahi o bedenleri ateşşler içinde yakan ( ölmüş adamın arkasından kötü konuşmak istemiyorum ) işte bu gün soğuktan donarak ölmüştür burdan ders çıkarsınlar artık.</p>
<p>*BENDE ÜZÜLMEDİM İLAHİ ADALET YERİNİ BULDU&#8230;.O KADAR İNSANI KATLETTİRDİ MARAŞTA SİVASTAA NEE OLDUUU BÖYLE OLUR İŞTEE&#8230; HUKUK VERMEDİ CEZAYI HAKK VERDİİ. ŞİMDİİ MUHSİNİN HESAP VERME SIRASI..DİĞERLERİNE ÜZÜLDÜM AMA BU CANİNİN ÖLÜMÜNE ÜZÜLMEDİM KİMSE KUSURA BAKMASIN KAHRAMAN İLAN ETMESİNLER BOŞUNA&#8230;KATİLİ</p>
<p>*maras katliami ile ilgili merak eden cok rahat belge bulur olayi yasayan insanlar var,yuzlerce insan coluk cocuk ulkuculer tarafindan katledildi,hala yok gibi gostermekte sizin insanlik sucunuz?</p>
<p> biri sizin alilenizden sadece bir kisiye bisi yapsin bakalim ne hissediyorsunuz?utanmadan bide yazilanlara ragmen o adami sevgiyle aniyorsaniz sizinde zamaninda alevi insanlari coluk cocuk demeden kursuna dizen canilerden farkiniz yok demektir.adam ucuz bile kurtuldu onca ciger acisi goz yasi onun ailesinide pesini birakmaz ben soyliim</p>
<p>*Maraş Öcünü Almıştır&#8230;<br />
Anne Karnında katledilen çocuklar, hamile kadınlar, kafalarından ağaçlara çivilenen çocuklar, ailesinin gözü önünde katledilen babalar&#8230; Hepsi, ama hepsi öcünü almıştır M.Y.&#8217;den&#8230;</p>
<p>*Arkadaşlar takdiri ilahi demekten başka birşey gelmiyor aklıma.Allah her zaman olduğu gibi yine büyüklüğünü gösterdi.BBPlilerin sevgili başkanları Allah&#8217;a hesabını versin bakalım şimdi.Bakalım o kıldığı namazlar tuttuğu oruçlar onu kurtaracakmı orada.Can almanın pardon katletmenin cezası neymiş Allah sordu.</p>
<p>Yinede zavallı annesine üzüldüm neticede o bir anne vede oğlunun katlettiği canlardan o sorumlu değil.annesinin başı sağ olsun&#8230;</p>
<p>*</p>
<p>Biliyorum öyle çok ahkam kesen çıkacak ki. Nasıl insansınız diyecek ölenin arkasından konuşulmaz diyecek&#8230; Varsın desinler Tanrının bildiğini kuldan saklasam kaç yazar ki. Üzüldüm mü Yazıcıoğlu&#8217;na üzülmedim üzülemedim. İlahi adalete inandım sadece. İnsanım eninde sonunda böylesi bir insana üzülme erdemi gösterecek kadar üst insan değilim ama. Ah Maraş ah Maraş&#8230; Evlatlarının öcünü aldın&#8230;</p>
<p>*insan ektiğini biçer ne fazlasını ne de eksiğini biçmez. bir ilahi adalete inanırım ibret olsun aleme bu olay. suikast kafan değil ALLAH er ya da geç mutlaka acısını çıkarıyo. doğrusu böyle bir ölüm çok acı iyiki öldü diyemem ne de olsa can biz böyle gördük. ama ALLAH kime nerde nasıl dert vereceğini çok iyi biliyor yüzlerce anayı ağlattı birazda onlar ağlasın dualar onu kurtarmaz. insanları yaktı kendi dondu, orda da yanıcak ve ben eminim ölümünü hissettiği anda yaptığı katliamlar ve o yangın anında onlara uzanan elleri nasıl ateşe attığı tekrar tekrar gördü&#8230; son pişmanlık fayda etmiyor maalesef. ALLAH ailesine sabır versin</p>
<p>*demekki neymiş, kimsenin ağı kimsede kalmazmış&#8230; ben en çok pilot ve gazeteciye üzüldüm&#8230; muhsin yazıcıoğlunun ölümünden ötürü mutluluk duymadım ama cayır cayır yanarak ölen insanları soğuk kanlılıkla seyreden birininde yatağında eceliyle ölmesini bekliyor olmakta komik olurdu sanırım. Allah ın ilahi adalet, diyelim isterseniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28539</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 18:15:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28539</guid>
		<description>Özlem hanım,

sözlerin  belini kırmıssınız, ancak gerçeğin değil.

eylemle bütünleşmediği sürece sözler sadece söz'dür.

yani, Hrant için üzüldü ise, Hrant'ın katilinin "yaşasın liderimiz muhsin yazıcıoğlu" sözlerine niye iki laf etmedi. o katile ağzının payını neden vermedi?

Hrant için üzüldü ise, Hrant'ın eşi "bebeklerden katil yaratan" sistemi sorgularken niye ona cesur bir katkı sunmadı, bu maksatla iki laf etmedi.

büyük bir misyonun adamı ise her şeyi göze alıp, Hrant'ın cenazesine neden   gelmedi?

adam olmak, farklı olmak bunları gerektirirdi, yoksa bugün "Hrant'a bile şiir yazmıştı" gibi sözler sarf etmek bir şey ifade  etmez. 

Elbette gerçekten üzülmüşte olabilir Hrant'ın ölümüne, ancak bunu  toplumsal anlamda ifade edemedikten sonra, o cesareti gösteremedikten sonra ne işe yarar ki, belki bir nebze kendi vicdananını rahatlatabilir, oysa topluma malolmuşların, toplumsal davranma sorumlulukları vardır, bu cesareti gösterebilmek kişiyi "adam" yapar, "farklı" yapar, "lider" yapar.

"önlemek için elimden geleni yaptım ama bir yere kadar bizim tarlayı çoktan sürmüşler"

sözlerini hiç samimi bulmuyorum, o tarla senin tarlan, senden başkası süremez bunu hepimiz biliyoruz, tarlanı sürüyorlarsa, senin orada ne işin var, üstelik te reis olarak. 

"özeleştiri yapmamıza bile fırsat vermiyorlar"

sözü ise çok önemlidir. Keşke bu özeleleştiriyi tüm cesaretini toplayıp yapabilmiş olsaydı, inanıyorum ki bu ülkeye yaptığı en büyük katkı olurdu.

ayrıca, bu söz gerçekten hayatına da mal olmuş olabilir, zira birileri için gerçekten çok tehlikeli bir açıklamadır. Muhtelen bu özeleştiriyi yapabilme ihtimali karanlıkta yaşayan, aydınlıktan korkan yarasaları çok korkutmuştur, bu kaza bu yönden mutlak suretle araştırılmalıdır. 

Sözlerini, eyleme dökebilme yürekliliğini de gösterebilmiş olsaydı, fikirsel  anlamda tepkili olanların da belki bir nebze olsun saygısını kazanabilirdi, başta dediğim gibi karanlık ve kirli bir maziyi unutmak, unutabilmek için söz yetmiyor, şiir yetmiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem hanım,</p>
<p>sözlerin  belini kırmıssınız, ancak gerçeğin değil.</p>
<p>eylemle bütünleşmediği sürece sözler sadece söz&#8217;dür.</p>
<p>yani, Hrant için üzüldü ise, Hrant&#8217;ın katilinin &#8220;yaşasın liderimiz muhsin yazıcıoğlu&#8221; sözlerine niye iki laf etmedi. o katile ağzının payını neden vermedi?</p>
<p>Hrant için üzüldü ise, Hrant&#8217;ın eşi &#8220;bebeklerden katil yaratan&#8221; sistemi sorgularken niye ona cesur bir katkı sunmadı, bu maksatla iki laf etmedi.</p>
<p>büyük bir misyonun adamı ise her şeyi göze alıp, Hrant&#8217;ın cenazesine neden   gelmedi?</p>
<p>adam olmak, farklı olmak bunları gerektirirdi, yoksa bugün &#8220;Hrant&#8217;a bile şiir yazmıştı&#8221; gibi sözler sarf etmek bir şey ifade  etmez. </p>
<p>Elbette gerçekten üzülmüşte olabilir Hrant&#8217;ın ölümüne, ancak bunu  toplumsal anlamda ifade edemedikten sonra, o cesareti gösteremedikten sonra ne işe yarar ki, belki bir nebze kendi vicdananını rahatlatabilir, oysa topluma malolmuşların, toplumsal davranma sorumlulukları vardır, bu cesareti gösterebilmek kişiyi &#8220;adam&#8221; yapar, &#8220;farklı&#8221; yapar, &#8220;lider&#8221; yapar.</p>
<p>&#8220;önlemek için elimden geleni yaptım ama bir yere kadar bizim tarlayı çoktan sürmüşler&#8221;</p>
<p>sözlerini hiç samimi bulmuyorum, o tarla senin tarlan, senden başkası süremez bunu hepimiz biliyoruz, tarlanı sürüyorlarsa, senin orada ne işin var, üstelik te reis olarak. </p>
<p>&#8220;özeleştiri yapmamıza bile fırsat vermiyorlar&#8221;</p>
<p>sözü ise çok önemlidir. Keşke bu özeleleştiriyi tüm cesaretini toplayıp yapabilmiş olsaydı, inanıyorum ki bu ülkeye yaptığı en büyük katkı olurdu.</p>
<p>ayrıca, bu söz gerçekten hayatına da mal olmuş olabilir, zira birileri için gerçekten çok tehlikeli bir açıklamadır. Muhtelen bu özeleştiriyi yapabilme ihtimali karanlıkta yaşayan, aydınlıktan korkan yarasaları çok korkutmuştur, bu kaza bu yönden mutlak suretle araştırılmalıdır. </p>
<p>Sözlerini, eyleme dökebilme yürekliliğini de gösterebilmiş olsaydı, fikirsel  anlamda tepkili olanların da belki bir nebze olsun saygısını kazanabilirdi, başta dediğim gibi karanlık ve kirli bir maziyi unutmak, unutabilmek için söz yetmiyor, şiir yetmiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28512</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 09:45:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28512</guid>
		<description>pardon yazıya eklediğim Muhsin Başkan yazısı Yıldız Ramazanoğlu'na aittir. İsmi çıkmamış eklemek istedim.

Bir de alevilerin hiçbiri Muhsin'i sevmez diye bir delil olamaz. Sanırım benim "mahallemdeki" kimse de Deniz Baykal'ı sevmez. Ama bu onun doğal olarak hakkında şayia haline gelmiş bir konuda suçlu olduğunu mesela ergenekon çetesinden filan olduğunu göstermez. 
Suç ithamı her zaman bazı deliller ile beraber olmalı. En azından görgü şahitleri vs. Mesela Sendiller için böyle şeyler söylense bir cevabım olamazdı. Çünkü ciddi iddia ve şahitlikler vs. var. Ben hala insallah hiçbir şekilde bu zulumlere bulaşmamıştır bu insan diyorum.
Elbette islamda tovbe kapısı her zaman herkes için açık. Peygamberimiz de Hz. Hamza'yı şehit eden Vahşinin tövbesini geçerli saymıştı ama öbür yandan ömür boyu da görmek istemedi. Bu ayrı konu. Ben de tövbe etmiş dahi olsalar kimsenin böyle suçlara bulaşmamış olmasını arzu ederim doğal olarak.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>pardon yazıya eklediğim Muhsin Başkan yazısı Yıldız Ramazanoğlu&#8217;na aittir. İsmi çıkmamış eklemek istedim.</p>
<p>Bir de alevilerin hiçbiri Muhsin&#8217;i sevmez diye bir delil olamaz. Sanırım benim &#8220;mahallemdeki&#8221; kimse de Deniz Baykal&#8217;ı sevmez. Ama bu onun doğal olarak hakkında şayia haline gelmiş bir konuda suçlu olduğunu mesela ergenekon çetesinden filan olduğunu göstermez.<br />
Suç ithamı her zaman bazı deliller ile beraber olmalı. En azından görgü şahitleri vs. Mesela Sendiller için böyle şeyler söylense bir cevabım olamazdı. Çünkü ciddi iddia ve şahitlikler vs. var. Ben hala insallah hiçbir şekilde bu zulumlere bulaşmamıştır bu insan diyorum.<br />
Elbette islamda tovbe kapısı her zaman herkes için açık. Peygamberimiz de Hz. Hamza&#8217;yı şehit eden Vahşinin tövbesini geçerli saymıştı ama öbür yandan ömür boyu da görmek istemedi. Bu ayrı konu. Ben de tövbe etmiş dahi olsalar kimsenin böyle suçlara bulaşmamış olmasını arzu ederim doğal olarak.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28511</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 09:36:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28511</guid>
		<description>Ali Bey aynı roportajda Muhsin Yazıcıoğlu'nun BBP nin bu işlere karışmasına niye engel olmuyorsunuz diyen Şamil Tayyar'a önlemek için elimden geleni yaptım ama bir yere kadar bizim tarlayı çoktan sürmüşler yanıtı vermesi çok anlamlıdır. Evet Yazıcıoğlu karakutulardan biri idi. Bu illa cinayetlere katıldığı anlamına gelmez. Ama mutlaka bir dönem ülkücülerin içerisindeki konumu nedeni ile çok bildikleri vardi. (Aynı durumda solcular da var. Mesela Hasan Cemal vs. Ben hala bu olay hakkında bir şüphe taşıyorum. Fazla da komplo teorilerine giremem tabi.)Belki de konuşmak bildiklerini paylaşmak isteyen bir karakutu idi. 
Aşağıdaki yazı onu iyi tanıyan uzun yıllar önce Milliyetçilikle yollarını ayırmış kalbine ve adaletine güvendiğim bir insana ait. Kendisinin hem alevi meselesinde hem de Hrant meselesindeki tavrını bildiğim için bu konuda Yazıcıoğlu hakkında her hangi bir şüphesi olsa 
dostluk adına böyle bir yazı yazmazdı diye düşünüyorum.(ama yine de bir şerh koyayım sevmek dost olmak bazen miyoplukta yapabilir. Yine de bu sadece teoride söylediğim bir laf bu konuda detaylı bir bilgim yok)
Yazıcıoğlu'nun beyanları var, özeleştiri yapmamıza bile fırsat vermiyorlar diye bir sözü var. Hala acaba diyorum.

Muhsin Başkan


İçimize düşen ateş içimizi hallaç pamuğu gibi atıyor. 

 

25 Mart 2009. Kahramanmaraş'ın Berit dağlarındaki karın ateşi içimizde durdurulamayan bir hatırlamayı başlattı. 

 

Hatıralar, anekdotlar, sessizlikle geçen yılların ağırlığı, içimize attığımız her şey şiirlere karışarak geliyor. 

 

Zihnimizde çarpışmalar yaşanıyor. Sözler anlar anılar yıllardır hüzünle tutuldukları yerden kurtulup evin her yanına dağılmak istiyor artık. 

 

12 Eylül neydi tam olarak, nasıl okunmalıydı, o güne gelene kadar geçen süreçte yaşananların toplumsal karşılığını adil olarak ortaya koyabilmiş, analiz etmiş ve gerekli çıkarımlarda bulunabilmiş miydi bu ülke. 

 

Dönemi anlatan öyküler sadece soldan bakan gözlerin gördüğü. Çok önemli tabii ki, iyi ki yazıldılar ama ülkücü hareketi görmezden gelme tuhaflığına düşmekten kurtulamadan.  Filmler de öyle. 

 

Süreyya Sırrı Önder'in Beynelminel'ini seyrederken, Atıf Yılmaz'ın Eylül Fırtınası'nda, hatta danışmanları arasında Mümtazer Türköne'nin bulunması nedeniyle ilk kez milliyetçi gençlere bir şekilde yer verilmeye çalışılan Hatırla Sevgili dizisini izlerken olayları bütün sıcaklığıyla yaşamış olan bizlerin hissiyatı hesaba katılmamıştı nedense. Hatta Uçurtmayı Vurmasınlar ve benzeri daha birçok güzel film bu eksik, görmezden gelen yaklaşımla malüldür. 

 

12 Eylül analizlerinin birçoğunda solcuların insanlık ve fedakarlıkla dolu yaşamları konu edilmiş, ülkücüler hep şiddetin kaynağı olarak gösterilmiş, bu neredeyse solun varlık sebebine dönüştürülmüştü. Milliyetçiler bütün bunları nedense düzeltmeye bile gerek görmeyecek bir ruh hali yaşadılar yıllarca. Ne yaşadığımızı biz biliriz ya bu yeter hali. Bu bir şey söylenmiyor çünkü söylenecek söz yok algısı yarattı kimi çevrelerde. 

 

12 Eylül öncesinde aynı evde yetişen çocuklardan bir oğulun zamanın söyleyişiyle “allahsız komünist”olmasının, kızının ise milliyetçi mukaddesatçı saflarda yer almasının nedenlerine, karşılaşmaların temel tartışmalarına çok fazla dikkat çeken olmadı.   

 

Aslında düzeni değiştirmek isteyen hoşnutsuz gençlerin nasıl da benzer ailelerden geldiğini, itirazların aynı sınıfsal cepheden yükseldiğini fark etmemek imkansızdı. Tersine, birçok konuda pekala ortaklaşabilecek gençler, dün de bugün de farklılıkları derinleştirmeyi, ayrı yerlerde durmanın nedenlerini fazla sorgulamadan çatışmayı çoğaltmayı tercih ediyorlar.   

 

Sivas'ın Şarkışla kazasının Elmalı köyünden üniversite okumak için Ankara'ya gelen genç bir adamın, sadece doğruların yanında kalma çabasını, hak ve adalet duygusuyla kendini her daim yenileyerek ilerleyişini anlamak, bu ülkenin iyileşmesi şifa bulması için yapılması elzem bir çalışma.  

 

Ben onu Ahmet Kaya ve Hrant Dink'le aynı topraktan hamurdan gördüğümü yazacaktım ki Hakan Albayrak'ın yazısını gördüm (Yenişafak, 28 mart). “Sadece din kardeşlerini değil, bu toprakların gayri Müslim çocuklarını da bağrına bastı; menfur bir cinayete kurban giden Hrant Dink'in ardından, bağrımdaki bütün Mehmetler ağlıyor diye şiir yazdı” demiş yazısında. Bu şiiri yayınlamasını rica ediyorum kendisinden, çok değerli ve sarsıcı bir bilgi çünkü.  

 

Bu ülkede tanımlama, etiketleme şiddeti had safhada. Muhsin başkanı bir kere şiddet çerçevesinde  tanımlayanlar, “bize eli silah tutan değil kalem tutan insanlar lazım” dediğini duymak istemezler. Hrant için şiir yazdığını bilseler canları sıkılabilir. Çünkü insanlara önyargıların içinden bir yer biçmek, sağlam ezberlerle fikir yürütmek konforlu bir zihin sağlıyor. 

 

Onun için dökülen gözyaşlarına bakıyorum da öyle sahici anlamlı ve derinlerden geliyor ki. Hem arkasında ülkenin bütün hikayesi, macerası var, direnen bir milletin ete kemiğe bürünmüş ruhunu taşıyordu, hem de birçok insanın vazgeçmenin, umutsuzluğun, çürümenin, çalıyorlarsa bu doğruysa bile hizmet de ediyorlar söylemine inmiş olmasının karşısında durup,  yanlışa razı olmamayı temsil ediyordu.   

 

Efsaneydi diyenler var. Neden acaba. Takiye, bugün söylediğini yarın inkar etme, reel politik,  piyasa bunu gerektiriyor denilen bir halin adamı değildi de ondan. Acı zulüm bir helikopter kiraladık sizlere gelebilmek için, arkadaşlarımız nafakalarından denkleştirdi parayı derken, bunun paha biçilmez değerini bize bir cümleyle duyurtan, insanları acı zulüm de olsa  ilkelerin adamı olmaya çağıran kaç kişi var ki hayatımızda.   

 

Bazılarının bir yere gelemedi dediği insanlardan o. Bir yere gelmeyi sahibolmak ele geçirmek olarak algılayan, onlar Ferrariye biner de biz binemez miyiz yarışına girebilmiş olmayı, bir yere gelmek olarak düşünen zavallıların algı düzeyini aşan biri. Etrafına toplananlar da nemalanma muhipleri değil o yüzden. Onlardan dava arkadaşları yol arkadaşları diye sözediliyor dikkat edilirse. 

 

Vefatından bir hafta önce Karaman'da yaptığı bir konuşmada Allah bize niye iktidara gelmediniz diye sormaz demiş Muhsin başkan. Hakkın yanında durabildiniz mi, dünyevi kayıpları göze alabildiniz mi diye sorar çünkü. Canların pazara çıktığı bir alış verişten bahis açar hesap gününde. 

 

Fazla konuşmamış anlatmamış adamların ve kadınların zamanından bu nesil.  

 

12 Eylül darbesinin ülkücüleri kolladığını iddia edenlerin aksine birçok genç insan asıldı. Hapislerde işkence gördü. Muhsin başkan da yedibuçuk yıl yattı. Çok korkunç şeyler yaşadı. Çıktığında hüzünlüydü ama yüzünden gülümsemesi hiç eksik değildi. Büyük bir inançla atlatmıştı her şeyi. 

 

Aslında Ülkücü Gençlik Derneğinde yönetim kurulunda birlikte çalıştığım başkanım olduğu zamanlarda, daha yirmibeş yaşındayken bile dirayetli ve aramızda bir nesil varmış gibi olgundu, herkesin derdini sırrını taşıyacak kadar güçlüydü, Türkiye'nin liderlerindendi çok gençken bile.  

 

O zamanlar genç olduğumuzu sadece elden ele dolaşan Mona Roza şiirinden bilirdik. Ölüm haberlerinin dört yanımızı kuşattığı zamanlar. 

 

Yaşananlar konuşulmadı ve birkaç kitap dışında yazılmadı da. Hikayeler yerde kaldı diyemiyorum, çünkü mana aleminin halleri olarak suya atıldı. Hapishane medrese-i yusufiye idi, işkenceler de insan-ı kamil olma yolunda yaşanan tecrübeler, asaletle saklanan sırlar.  Öldürülen nişanlılar, kararan hayatlar, Ankara Mamak cezaevinin kapılarında birkaç dakikalık görüşler için gün boyu çekilen çileler, aşağılanmalar. Hepsi kalplere gömüldü. 

 

O yüzden 78 kuşağı olmakla seksen kuşağı olmak arasında büyük bir fark vardır. O iki yıl bizi tamamen ayrı iki kuşak yapar. 12 Eylül öncesini yaşamış olanlar ve yaşamamış olanlar.  Katlanarak yüceleceğine, susarak derinleşeceğine inanan insanlar. Muhsin başkan hayatıyla yazdı şiirini. Şiir yazması da şaşılacak bir şey değil. 

 

Çok şiirler var o dönemin gençlerinden gün yüzüne çıkmamış. Herkes yazardı için için.  

 

Bir köşe başında öldürülen gencecik bir ülkücü için Naci Bostancı'nın yazdığı sanırım Hasret dergisinde yayınlanan şiiri ezberlemiştim o zamanlar. Solcular tarafından vurulmuş, kaldırıma uzanmış kanlar içinde yatan, eminim ki arkadaşı olan bir Anadolu gencini anlatırken, gömleği cebinde ıslanan resimlerden, seveni bekleyeni arkadaşı oluşundan sözediyor ve “ıpılık aktı kanı /sanırım vuranın da vurulsa öyle akardı” diyerek akan kanların ortaklaşmasını anlatıyordu. Tam o acı anında ortaya konan bu yüce hissiyatın gücünü unutamam.  

 

Şimdi ağabeyimiz Mehmet Akif'in yattığı Taceddin Dergahına defnedilecekmiş. Asımın neslini özleyen büyük şairin yanına gömülmek tesadüf olabilir mi.  

 

Arkamdan gelen var mı diye bakmadan tek başına yürüyen adam. Partimiz mahallenin çok beğenilen ama kimsenin almak istemediği güzel kızı gibi, neden oy vermediklerini çözemedim demiş bir konuşmasında. Rotayı sürekli doğru bildiklerinden yana kırmak, körlemesine bakanlara göre hep kaybeden olmak, acı zulüm bir helikopter bulabilmek, karlı dağlara vurmak çetin bir işti de ondan almıyordu kimse. Kimi hatalar da vardı elbet, inkar edilemez. Fakat sizin misyonunuz iktidara gelmek değil, bir referans ve sağlama noktası olmaktı sanırım başkanım. İçimizdeki söylenmemiş sözler, ihmal edilmiş ziyaretler, pişmanlıklar, özlemler ve keşkelerle kavruluyoruz açıkçası.   

 

Kocatepe Camiinde olmuştu düğün töreni. Bu sade törende okunan Fetih suresinin son ayetleri şimdi ruhunuzun örtüsü olsun.   

 

http://www.timeturk.com/yildiz-ramazanoglu-muhsin-baskan-10759-yazisi.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ali Bey aynı roportajda Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun BBP nin bu işlere karışmasına niye engel olmuyorsunuz diyen Şamil Tayyar&#8217;a önlemek için elimden geleni yaptım ama bir yere kadar bizim tarlayı çoktan sürmüşler yanıtı vermesi çok anlamlıdır. Evet Yazıcıoğlu karakutulardan biri idi. Bu illa cinayetlere katıldığı anlamına gelmez. Ama mutlaka bir dönem ülkücülerin içerisindeki konumu nedeni ile çok bildikleri vardi. (Aynı durumda solcular da var. Mesela Hasan Cemal vs. Ben hala bu olay hakkında bir şüphe taşıyorum. Fazla da komplo teorilerine giremem tabi.)Belki de konuşmak bildiklerini paylaşmak isteyen bir karakutu idi.<br />
Aşağıdaki yazı onu iyi tanıyan uzun yıllar önce Milliyetçilikle yollarını ayırmış kalbine ve adaletine güvendiğim bir insana ait. Kendisinin hem alevi meselesinde hem de Hrant meselesindeki tavrını bildiğim için bu konuda Yazıcıoğlu hakkında her hangi bir şüphesi olsa<br />
dostluk adına böyle bir yazı yazmazdı diye düşünüyorum.(ama yine de bir şerh koyayım sevmek dost olmak bazen miyoplukta yapabilir. Yine de bu sadece teoride söylediğim bir laf bu konuda detaylı bir bilgim yok)<br />
Yazıcıoğlu&#8217;nun beyanları var, özeleştiri yapmamıza bile fırsat vermiyorlar diye bir sözü var. Hala acaba diyorum.</p>
<p>Muhsin Başkan</p>
<p>İçimize düşen ateş içimizi hallaç pamuğu gibi atıyor. </p>
<p>25 Mart 2009. Kahramanmaraş&#8217;ın Berit dağlarındaki karın ateşi içimizde durdurulamayan bir hatırlamayı başlattı. </p>
<p>Hatıralar, anekdotlar, sessizlikle geçen yılların ağırlığı, içimize attığımız her şey şiirlere karışarak geliyor. </p>
<p>Zihnimizde çarpışmalar yaşanıyor. Sözler anlar anılar yıllardır hüzünle tutuldukları yerden kurtulup evin her yanına dağılmak istiyor artık. </p>
<p>12 Eylül neydi tam olarak, nasıl okunmalıydı, o güne gelene kadar geçen süreçte yaşananların toplumsal karşılığını adil olarak ortaya koyabilmiş, analiz etmiş ve gerekli çıkarımlarda bulunabilmiş miydi bu ülke. </p>
<p>Dönemi anlatan öyküler sadece soldan bakan gözlerin gördüğü. Çok önemli tabii ki, iyi ki yazıldılar ama ülkücü hareketi görmezden gelme tuhaflığına düşmekten kurtulamadan.  Filmler de öyle. </p>
<p>Süreyya Sırrı Önder&#8217;in Beynelminel&#8217;ini seyrederken, Atıf Yılmaz&#8217;ın Eylül Fırtınası&#8217;nda, hatta danışmanları arasında Mümtazer Türköne&#8217;nin bulunması nedeniyle ilk kez milliyetçi gençlere bir şekilde yer verilmeye çalışılan Hatırla Sevgili dizisini izlerken olayları bütün sıcaklığıyla yaşamış olan bizlerin hissiyatı hesaba katılmamıştı nedense. Hatta Uçurtmayı Vurmasınlar ve benzeri daha birçok güzel film bu eksik, görmezden gelen yaklaşımla malüldür. </p>
<p>12 Eylül analizlerinin birçoğunda solcuların insanlık ve fedakarlıkla dolu yaşamları konu edilmiş, ülkücüler hep şiddetin kaynağı olarak gösterilmiş, bu neredeyse solun varlık sebebine dönüştürülmüştü. Milliyetçiler bütün bunları nedense düzeltmeye bile gerek görmeyecek bir ruh hali yaşadılar yıllarca. Ne yaşadığımızı biz biliriz ya bu yeter hali. Bu bir şey söylenmiyor çünkü söylenecek söz yok algısı yarattı kimi çevrelerde. </p>
<p>12 Eylül öncesinde aynı evde yetişen çocuklardan bir oğulun zamanın söyleyişiyle “allahsız komünist”olmasının, kızının ise milliyetçi mukaddesatçı saflarda yer almasının nedenlerine, karşılaşmaların temel tartışmalarına çok fazla dikkat çeken olmadı.   </p>
<p>Aslında düzeni değiştirmek isteyen hoşnutsuz gençlerin nasıl da benzer ailelerden geldiğini, itirazların aynı sınıfsal cepheden yükseldiğini fark etmemek imkansızdı. Tersine, birçok konuda pekala ortaklaşabilecek gençler, dün de bugün de farklılıkları derinleştirmeyi, ayrı yerlerde durmanın nedenlerini fazla sorgulamadan çatışmayı çoğaltmayı tercih ediyorlar.   </p>
<p>Sivas&#8217;ın Şarkışla kazasının Elmalı köyünden üniversite okumak için Ankara&#8217;ya gelen genç bir adamın, sadece doğruların yanında kalma çabasını, hak ve adalet duygusuyla kendini her daim yenileyerek ilerleyişini anlamak, bu ülkenin iyileşmesi şifa bulması için yapılması elzem bir çalışma.  </p>
<p>Ben onu Ahmet Kaya ve Hrant Dink&#8217;le aynı topraktan hamurdan gördüğümü yazacaktım ki Hakan Albayrak&#8217;ın yazısını gördüm (Yenişafak, 28 mart). “Sadece din kardeşlerini değil, bu toprakların gayri Müslim çocuklarını da bağrına bastı; menfur bir cinayete kurban giden Hrant Dink&#8217;in ardından, bağrımdaki bütün Mehmetler ağlıyor diye şiir yazdı” demiş yazısında. Bu şiiri yayınlamasını rica ediyorum kendisinden, çok değerli ve sarsıcı bir bilgi çünkü.  </p>
<p>Bu ülkede tanımlama, etiketleme şiddeti had safhada. Muhsin başkanı bir kere şiddet çerçevesinde  tanımlayanlar, “bize eli silah tutan değil kalem tutan insanlar lazım” dediğini duymak istemezler. Hrant için şiir yazdığını bilseler canları sıkılabilir. Çünkü insanlara önyargıların içinden bir yer biçmek, sağlam ezberlerle fikir yürütmek konforlu bir zihin sağlıyor. </p>
<p>Onun için dökülen gözyaşlarına bakıyorum da öyle sahici anlamlı ve derinlerden geliyor ki. Hem arkasında ülkenin bütün hikayesi, macerası var, direnen bir milletin ete kemiğe bürünmüş ruhunu taşıyordu, hem de birçok insanın vazgeçmenin, umutsuzluğun, çürümenin, çalıyorlarsa bu doğruysa bile hizmet de ediyorlar söylemine inmiş olmasının karşısında durup,  yanlışa razı olmamayı temsil ediyordu.   </p>
<p>Efsaneydi diyenler var. Neden acaba. Takiye, bugün söylediğini yarın inkar etme, reel politik,  piyasa bunu gerektiriyor denilen bir halin adamı değildi de ondan. Acı zulüm bir helikopter kiraladık sizlere gelebilmek için, arkadaşlarımız nafakalarından denkleştirdi parayı derken, bunun paha biçilmez değerini bize bir cümleyle duyurtan, insanları acı zulüm de olsa  ilkelerin adamı olmaya çağıran kaç kişi var ki hayatımızda.   </p>
<p>Bazılarının bir yere gelemedi dediği insanlardan o. Bir yere gelmeyi sahibolmak ele geçirmek olarak algılayan, onlar Ferrariye biner de biz binemez miyiz yarışına girebilmiş olmayı, bir yere gelmek olarak düşünen zavallıların algı düzeyini aşan biri. Etrafına toplananlar da nemalanma muhipleri değil o yüzden. Onlardan dava arkadaşları yol arkadaşları diye sözediliyor dikkat edilirse. </p>
<p>Vefatından bir hafta önce Karaman&#8217;da yaptığı bir konuşmada Allah bize niye iktidara gelmediniz diye sormaz demiş Muhsin başkan. Hakkın yanında durabildiniz mi, dünyevi kayıpları göze alabildiniz mi diye sorar çünkü. Canların pazara çıktığı bir alış verişten bahis açar hesap gününde. </p>
<p>Fazla konuşmamış anlatmamış adamların ve kadınların zamanından bu nesil.  </p>
<p>12 Eylül darbesinin ülkücüleri kolladığını iddia edenlerin aksine birçok genç insan asıldı. Hapislerde işkence gördü. Muhsin başkan da yedibuçuk yıl yattı. Çok korkunç şeyler yaşadı. Çıktığında hüzünlüydü ama yüzünden gülümsemesi hiç eksik değildi. Büyük bir inançla atlatmıştı her şeyi. </p>
<p>Aslında Ülkücü Gençlik Derneğinde yönetim kurulunda birlikte çalıştığım başkanım olduğu zamanlarda, daha yirmibeş yaşındayken bile dirayetli ve aramızda bir nesil varmış gibi olgundu, herkesin derdini sırrını taşıyacak kadar güçlüydü, Türkiye&#8217;nin liderlerindendi çok gençken bile.  </p>
<p>O zamanlar genç olduğumuzu sadece elden ele dolaşan Mona Roza şiirinden bilirdik. Ölüm haberlerinin dört yanımızı kuşattığı zamanlar. </p>
<p>Yaşananlar konuşulmadı ve birkaç kitap dışında yazılmadı da. Hikayeler yerde kaldı diyemiyorum, çünkü mana aleminin halleri olarak suya atıldı. Hapishane medrese-i yusufiye idi, işkenceler de insan-ı kamil olma yolunda yaşanan tecrübeler, asaletle saklanan sırlar.  Öldürülen nişanlılar, kararan hayatlar, Ankara Mamak cezaevinin kapılarında birkaç dakikalık görüşler için gün boyu çekilen çileler, aşağılanmalar. Hepsi kalplere gömüldü. </p>
<p>O yüzden 78 kuşağı olmakla seksen kuşağı olmak arasında büyük bir fark vardır. O iki yıl bizi tamamen ayrı iki kuşak yapar. 12 Eylül öncesini yaşamış olanlar ve yaşamamış olanlar.  Katlanarak yüceleceğine, susarak derinleşeceğine inanan insanlar. Muhsin başkan hayatıyla yazdı şiirini. Şiir yazması da şaşılacak bir şey değil. </p>
<p>Çok şiirler var o dönemin gençlerinden gün yüzüne çıkmamış. Herkes yazardı için için.  </p>
<p>Bir köşe başında öldürülen gencecik bir ülkücü için Naci Bostancı&#8217;nın yazdığı sanırım Hasret dergisinde yayınlanan şiiri ezberlemiştim o zamanlar. Solcular tarafından vurulmuş, kaldırıma uzanmış kanlar içinde yatan, eminim ki arkadaşı olan bir Anadolu gencini anlatırken, gömleği cebinde ıslanan resimlerden, seveni bekleyeni arkadaşı oluşundan sözediyor ve “ıpılık aktı kanı /sanırım vuranın da vurulsa öyle akardı” diyerek akan kanların ortaklaşmasını anlatıyordu. Tam o acı anında ortaya konan bu yüce hissiyatın gücünü unutamam.  </p>
<p>Şimdi ağabeyimiz Mehmet Akif&#8217;in yattığı Taceddin Dergahına defnedilecekmiş. Asımın neslini özleyen büyük şairin yanına gömülmek tesadüf olabilir mi.  </p>
<p>Arkamdan gelen var mı diye bakmadan tek başına yürüyen adam. Partimiz mahallenin çok beğenilen ama kimsenin almak istemediği güzel kızı gibi, neden oy vermediklerini çözemedim demiş bir konuşmasında. Rotayı sürekli doğru bildiklerinden yana kırmak, körlemesine bakanlara göre hep kaybeden olmak, acı zulüm bir helikopter bulabilmek, karlı dağlara vurmak çetin bir işti de ondan almıyordu kimse. Kimi hatalar da vardı elbet, inkar edilemez. Fakat sizin misyonunuz iktidara gelmek değil, bir referans ve sağlama noktası olmaktı sanırım başkanım. İçimizdeki söylenmemiş sözler, ihmal edilmiş ziyaretler, pişmanlıklar, özlemler ve keşkelerle kavruluyoruz açıkçası.   </p>
<p>Kocatepe Camiinde olmuştu düğün töreni. Bu sade törende okunan Fetih suresinin son ayetleri şimdi ruhunuzun örtüsü olsun.   </p>
<p><a href="http://www.timeturk.com/yildiz-ramazanoglu-muhsin-baskan-10759-yazisi.html" rel="nofollow">http://www.timeturk.com/yildiz-ramazanoglu-muhsin-baskan-10759-yazisi.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ömer Faruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28503</link>
		<dc:creator>Ömer Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 08:47:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28503</guid>
		<description>Kesinlikle çon önemli bir noktaya temas etmişsiniz, her türlü acıyı izleyerek kalbimizin katılaşmasını sağlıyoruz aslında.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kesinlikle çon önemli bir noktaya temas etmişsiniz, her türlü acıyı izleyerek kalbimizin katılaşmasını sağlıyoruz aslında.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28501</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 08:14:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28501</guid>
		<description>Özlem Hanım,

mırzak çuvala girmiyor, bakın bugün bir gazetede Ergenekon konusunda uzman gazeteci ve araştırmacı yazar Şamil Tayyar,  Muhsin Yazıcıoğlu ve kaza hakkında bakın ne diyor "(kaza için) kafamda soru işaretleri var ama elimde somut bir veri olmadan konuşamıyorum, rahmetli Yazıcıoğlu yakın tarihin en önemli KARAKUTULARINDAN biriydi. 1980 öncesi ve sonrası olaylara ışık tutabilirdi." 
Bahçeli, MHP'yi sokak faşizminden ve tetikçilikten hızlı bir şekilde geri çekince, onun yerine ikame edilen "BBP" oldu ve buna göz yumdu, bu partinin lideri de.

BU ÜLKE TOPRAKLARINDA, DEVRİMCİLER YAPTIKLARI HER HATANIN BEDELİNİ FAZLASIYLA  ÖDEDİLER, HEM DE 17 YAŞINDA BAYRAK GİBİ ASILARAK ÇOK FAZLASIYLA ÖDEDİLER. (17 yaşında üstelik suçsuz yere asılmak ne demek bilir misiniz? siz)

bedeli ödenmemiş haksızlıkların sahiplerinin pisliklerini tarih bile  kaldırmıyor, kimisi susurlukta kamyon altına giriyor, kimisi ise kendi aralarında çıkar kavgalarında b.k yoluna gidiyor, tarih daha çok şeylerin     aydınlatılmasına gebe, Ergenekon'un üzerine gidilmesine engel olunmaya çalışılması boşa değil, ancak mızrak artık çuvala girmiyor, girmeyecekte. 

Ülkemizde yaşayan milyonlarca alevilerden (nefret edenlerden söz etmiyorum) bir tane Muhsin Yazıcıoğlu sever bulamazsınız, neden acaba hiç düşündünüz mü? yakalanmamış olsalar dahi yapılan katliamların müsebbiplerini çok iyi bilir halkımızın vicdanı, bu devletin hukukunun nerede başlayıp nerede biteceğinin de bir hükmü yoktur, herşey kanun ve hukuk değil.

insanların vicdanı var, birde canı yananların gerçeği var, hiç bir şey bunları değiştiremez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Özlem Hanım,</p>
<p>mırzak çuvala girmiyor, bakın bugün bir gazetede Ergenekon konusunda uzman gazeteci ve araştırmacı yazar Şamil Tayyar,  Muhsin Yazıcıoğlu ve kaza hakkında bakın ne diyor &#8220;(kaza için) kafamda soru işaretleri var ama elimde somut bir veri olmadan konuşamıyorum, rahmetli Yazıcıoğlu yakın tarihin en önemli KARAKUTULARINDAN biriydi. 1980 öncesi ve sonrası olaylara ışık tutabilirdi.&#8221;<br />
Bahçeli, MHP&#8217;yi sokak faşizminden ve tetikçilikten hızlı bir şekilde geri çekince, onun yerine ikame edilen &#8220;BBP&#8221; oldu ve buna göz yumdu, bu partinin lideri de.</p>
<p>BU ÜLKE TOPRAKLARINDA, DEVRİMCİLER YAPTIKLARI HER HATANIN BEDELİNİ FAZLASIYLA  ÖDEDİLER, HEM DE 17 YAŞINDA BAYRAK GİBİ ASILARAK ÇOK FAZLASIYLA ÖDEDİLER. (17 yaşında üstelik suçsuz yere asılmak ne demek bilir misiniz? siz)</p>
<p>bedeli ödenmemiş haksızlıkların sahiplerinin pisliklerini tarih bile  kaldırmıyor, kimisi susurlukta kamyon altına giriyor, kimisi ise kendi aralarında çıkar kavgalarında b.k yoluna gidiyor, tarih daha çok şeylerin     aydınlatılmasına gebe, Ergenekon&#8217;un üzerine gidilmesine engel olunmaya çalışılması boşa değil, ancak mızrak artık çuvala girmiyor, girmeyecekte. </p>
<p>Ülkemizde yaşayan milyonlarca alevilerden (nefret edenlerden söz etmiyorum) bir tane Muhsin Yazıcıoğlu sever bulamazsınız, neden acaba hiç düşündünüz mü? yakalanmamış olsalar dahi yapılan katliamların müsebbiplerini çok iyi bilir halkımızın vicdanı, bu devletin hukukunun nerede başlayıp nerede biteceğinin de bir hükmü yoktur, herşey kanun ve hukuk değil.</p>
<p>insanların vicdanı var, birde canı yananların gerçeği var, hiç bir şey bunları değiştiremez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28499</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 06:31:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28499</guid>
		<description>Ali Duman Bey,
zamaninda devrimciler de az şey yapmadı. İdamını hepimizin lanetlediği Deniz Gezmiş'in Mehmet Pamak'ı korkutmak için eline bomba tutuşturduğunu , zevk olsun diye okul bodrumunda namaz kılan insanları sille tokat dövdüğünü o günleri yaşayanlar anlatır. Ama eminim bugun hayat hakkı verilseydi bambaşka bir insan olacaktı.
Ben Maraş katliamında Yazıcıoğlu'nun herhangi bir dahli olduğu bilgisine sahip değilim. Bu katliamı çok yakından araştıran insanlardan da böyle bir şey duymadım. Ama Ökkeş Kenger(Şendiller) ismini çok duydum.

Daha da ötesnide bunun basit bir alevi sünni ya da ülkücü vs. çatışması olmadığını çok planlı bir derin operasyon olduğunu bugün herkes biliyor. Herşeye rağmen şahit olmadığım bir devir ve olaylar. İnşallah böyle zulumlere bulaşmamışlardır ya da bulaştılarsa da gerçekten kalpten tövbe etmişlerdir diye düşünüyorum. Yok Maraş ın ahı tuttu bak orada öldü vs. tipi sözleri de garip buluyorum. Herkes için böyle acayip şeyler söylenebilir. Atatürk Dolmabahçe'de öldü. Kaçan sultanların ahı tuttu vs.:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ali Duman Bey,<br />
zamaninda devrimciler de az şey yapmadı. İdamını hepimizin lanetlediği Deniz Gezmiş&#8217;in Mehmet Pamak&#8217;ı korkutmak için eline bomba tutuşturduğunu , zevk olsun diye okul bodrumunda namaz kılan insanları sille tokat dövdüğünü o günleri yaşayanlar anlatır. Ama eminim bugun hayat hakkı verilseydi bambaşka bir insan olacaktı.<br />
Ben Maraş katliamında Yazıcıoğlu&#8217;nun herhangi bir dahli olduğu bilgisine sahip değilim. Bu katliamı çok yakından araştıran insanlardan da böyle bir şey duymadım. Ama Ökkeş Kenger(Şendiller) ismini çok duydum.</p>
<p>Daha da ötesnide bunun basit bir alevi sünni ya da ülkücü vs. çatışması olmadığını çok planlı bir derin operasyon olduğunu bugün herkes biliyor. Herşeye rağmen şahit olmadığım bir devir ve olaylar. İnşallah böyle zulumlere bulaşmamışlardır ya da bulaştılarsa da gerçekten kalpten tövbe etmişlerdir diye düşünüyorum. Yok Maraş ın ahı tuttu bak orada öldü vs. tipi sözleri de garip buluyorum. Herkes için böyle acayip şeyler söylenebilir. Atatürk Dolmabahçe&#8217;de öldü. Kaçan sultanların ahı tuttu vs.:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28495</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 05:39:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28495</guid>
		<description>Bekir Bey cok guzel yazmış. İnşallah Metin Yüksel'in şehadetinde Muhsin Bey'in bir rolu yoktur diyorum. Ben 12 eylul sonrası Yazıcıoğlu'nun samimi olarak değiştiğine inanıyorum. Şimdiye kadar onun kendisine atfedilen olaylarda hiçbir sahiplenici kışkırtıcı beyanatını okumadım. Dahası bir zamanlar onunla çok yakın olmuş sonrasında milliyetçilikle yollarını ayırmış insanların da tanıklıklıkları bu yönde. Ancak benim düşüncem Muhsin Bey teşkilatına hakim değildi. Ve malum her milliyetçi görüşün bir parça düşman ve düşmanlıkları besleyerek yaşama riski vardır. Devlet Bahçeli'nin kendi partisini çok daha iyi kontrol edebildiğine çeteleri temizlediğine oradan uzaklaştırılan insanların ise bir şekilde BBP de yer bulduğuna inanıyorum. Yazıcıoğlu Ali Bulaç ile 
3 hafta kadar önce bir röportaj yapmış. Orada Jitem e ve Alperen ocaklarının nasıl kullanılmak istendiğine dair bazı bilgiler vermiş. Bulaç bir yazı yazmıştı. Yazıcıoğlu bildiklerini anlatsın gibilerden. 

Sivas katliamı sırasında BBP liler kendilerine atfedilen şeyleri yapmadıklarını aksine yangından kaçanlara bürolarının duvarını kırarak yardım ettiklerini söylemişlerdi. İnsallah doğrudur. Hiçbir mazlumun ahı yerde kalmaz ve inanıyorsak herkesin yapıp ettiğinin karşılığını alacağı bir büyük mahkeme olduğuna da inanmalıyız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bekir Bey cok guzel yazmış. İnşallah Metin Yüksel&#8217;in şehadetinde Muhsin Bey&#8217;in bir rolu yoktur diyorum. Ben 12 eylul sonrası Yazıcıoğlu&#8217;nun samimi olarak değiştiğine inanıyorum. Şimdiye kadar onun kendisine atfedilen olaylarda hiçbir sahiplenici kışkırtıcı beyanatını okumadım. Dahası bir zamanlar onunla çok yakın olmuş sonrasında milliyetçilikle yollarını ayırmış insanların da tanıklıklıkları bu yönde. Ancak benim düşüncem Muhsin Bey teşkilatına hakim değildi. Ve malum her milliyetçi görüşün bir parça düşman ve düşmanlıkları besleyerek yaşama riski vardır. Devlet Bahçeli&#8217;nin kendi partisini çok daha iyi kontrol edebildiğine çeteleri temizlediğine oradan uzaklaştırılan insanların ise bir şekilde BBP de yer bulduğuna inanıyorum. Yazıcıoğlu Ali Bulaç ile<br />
3 hafta kadar önce bir röportaj yapmış. Orada Jitem e ve Alperen ocaklarının nasıl kullanılmak istendiğine dair bazı bilgiler vermiş. Bulaç bir yazı yazmıştı. Yazıcıoğlu bildiklerini anlatsın gibilerden. </p>
<p>Sivas katliamı sırasında BBP liler kendilerine atfedilen şeyleri yapmadıklarını aksine yangından kaçanlara bürolarının duvarını kırarak yardım ettiklerini söylemişlerdi. İnsallah doğrudur. Hiçbir mazlumun ahı yerde kalmaz ve inanıyorsak herkesin yapıp ettiğinin karşılığını alacağı bir büyük mahkeme olduğuna da inanmalıyız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>recep tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28489</link>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 03:01:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28489</guid>
		<description>Aslinda Iletisim Fakultelerinde gazetecinin "once insan oldugu sonra gazeteci" oldugu ogretilir ancak malesef bir cok sozum ona gazeteci(!)arkadaslarimiz bu temel prensip ogretilirken nasiplerini alamamislar.onlar icin haber(!) olsun da nasil olursa olsun. ancak insan bir gun kendi hazirladigi bu vicdansiz  ortam icinde ayni duruma dusebilir,umarim o zaman bu muhabirin karsinina kendi gibi gazeteci(!) birisi cikmaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aslinda Iletisim Fakultelerinde gazetecinin &#8220;once insan oldugu sonra gazeteci&#8221; oldugu ogretilir ancak malesef bir cok sozum ona gazeteci(!)arkadaslarimiz bu temel prensip ogretilirken nasiplerini alamamislar.onlar icin haber(!) olsun da nasil olursa olsun. ancak insan bir gun kendi hazirladigi bu vicdansiz  ortam icinde ayni duruma dusebilir,umarim o zaman bu muhabirin karsinina kendi gibi gazeteci(!) birisi cikmaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TSD tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28483</link>
		<dc:creator>TSD</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 21:13:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28483</guid>
		<description>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/04/01/muhsin-deniz-metin-ernesto-ve-ahmet/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/04/01/muhsin-deniz-metin-ernesto-ve-ahmet/" rel="nofollow">http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/04/01/muhsin-deniz-metin-ernesto-ve-ahmet/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>osman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28482</link>
		<dc:creator>osman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 21:10:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28482</guid>
		<description>Sivas'da insanlar karbondioksitten bogulurlarken yan binadaki BBPlilerdi onlara yardim etmeyen. Ne cabuk unutuldu bunlar, hatirlatilmali zira ayni yobaz zihniyet hala ortalikta. Simdi Fethullah Gulen hocaefendi neredeyse adami melek ilan edecek. Zaman gazetesindeki beyin yikamayi gunlerdir okuyoruz. Birileri muhsin baskanimla ne guzel solculari doverdik diye anlatiyor neredeyse. Siz bir de alevilere sorun muhsin baskani. Evet evet, chp'ye oy verenler fasist, ergenekoncu, muhsin baskan melek. Pes!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sivas&#8217;da insanlar karbondioksitten bogulurlarken yan binadaki BBPlilerdi onlara yardim etmeyen. Ne cabuk unutuldu bunlar, hatirlatilmali zira ayni yobaz zihniyet hala ortalikta. Simdi Fethullah Gulen hocaefendi neredeyse adami melek ilan edecek. Zaman gazetesindeki beyin yikamayi gunlerdir okuyoruz. Birileri muhsin baskanimla ne guzel solculari doverdik diye anlatiyor neredeyse. Siz bir de alevilere sorun muhsin baskani. Evet evet, chp&#8217;ye oy verenler fasist, ergenekoncu, muhsin baskan melek. Pes!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28481</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 20:51:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28481</guid>
		<description>ben bir insanın günah işlememesini değil (günahlarından pişman olarak git gide daha "iyi "insan olmasını önemserim. muhsin bey 80 öncesinde birçok hata yapmıştır birçok başak sağcı ve solcu gibi. ancak 7.5 yıl hapis yatıp hapiste birçok şeyle yüzlemiş bir insan. aynı hücrede kaldıkları insanların söylediklerini okuduk hepimiz. muhsin bey benim en azından son 10 yılda bir kötülüğünü gördüğüm bir insan değil. tam tersi geçmişte bu ülkenin tarihinde her kesim tarafından yapılmış çok büyük hataların tekrarlanmaması için son 10 yılda elinden geleni yapmış olduğunu düşündüğüm birisi. yani insanî tekamül gösterdiğini düşünüyorum. o yüzden de Allah rahmet eylesin diyorum. hrant dink'in ölümünden onu sorumlu tutanların ise onun hrant dink'in arkasından yazdığı şiiri okumalarını tavsiye ederim. 

kaldı ki bunların hiçbirisi bile olmamış olsaydı benim inancım elim bir kaza sonucu ölmüş bir insana Allah'tan rahmet dilemeyi gerektirir. hrant dink'in cenazesinde bir müslüman olarak ona fatiha okumuş birisi olarak, bu topraklarda hangi ırk, dinden olursa olsun geçmişteki hatalarından ders alan ve bu yönde insani gelişim gösteren insanları seviyorum ben. zaten Allah da hiç günah işlenmemesini değil, günah işleyip de günahlarında tövbe edilmesini daha çok sever. ali duman bey gibi arkadaşlarda gördüğüm bu sert ve kırılmaz , biraz da acımasız gelen tavrın ilerde değişebileceğini umuyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ben bir insanın günah işlememesini değil (günahlarından pişman olarak git gide daha &#8220;iyi &#8220;insan olmasını önemserim. muhsin bey 80 öncesinde birçok hata yapmıştır birçok başak sağcı ve solcu gibi. ancak 7.5 yıl hapis yatıp hapiste birçok şeyle yüzlemiş bir insan. aynı hücrede kaldıkları insanların söylediklerini okuduk hepimiz. muhsin bey benim en azından son 10 yılda bir kötülüğünü gördüğüm bir insan değil. tam tersi geçmişte bu ülkenin tarihinde her kesim tarafından yapılmış çok büyük hataların tekrarlanmaması için son 10 yılda elinden geleni yapmış olduğunu düşündüğüm birisi. yani insanî tekamül gösterdiğini düşünüyorum. o yüzden de Allah rahmet eylesin diyorum. hrant dink&#8217;in ölümünden onu sorumlu tutanların ise onun hrant dink&#8217;in arkasından yazdığı şiiri okumalarını tavsiye ederim. </p>
<p>kaldı ki bunların hiçbirisi bile olmamış olsaydı benim inancım elim bir kaza sonucu ölmüş bir insana Allah&#8217;tan rahmet dilemeyi gerektirir. hrant dink&#8217;in cenazesinde bir müslüman olarak ona fatiha okumuş birisi olarak, bu topraklarda hangi ırk, dinden olursa olsun geçmişteki hatalarından ders alan ve bu yönde insani gelişim gösteren insanları seviyorum ben. zaten Allah da hiç günah işlenmemesini değil, günah işleyip de günahlarında tövbe edilmesini daha çok sever. ali duman bey gibi arkadaşlarda gördüğüm bu sert ve kırılmaz , biraz da acımasız gelen tavrın ilerde değişebileceğini umuyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28463</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 18:03:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28463</guid>
		<description>Zamanında devrimciler için "ya susturacağız, ya kan kusturacağız" diyen birinin kahramanmış, muteber adammış muammelesini anlayamadım.

Kahramanmaraş'ta evleri çarpılarla işaretlenen alevilere karşı katliam suçunu işleyenlerle yoldaş ve dava arkadaşı olan, onların reis diye hitap ettiği, üzerine katliamcılık suçunun yapışmış olduğu, Ankara'da öğrencilik dışında hiç bir faaliyeti olmayan, eli silaha değmemiş 7 TİP'li öğrencinin katledilmesinini planlayan Çatlı'nın ikinci başkan, kendisinin birinci başkan olduğu ülkücü örgüt liderliği ile katillikle itham edilene bu denli methiye dizilmesini anlamak mümkün değil. Kahramanmaraş'ın dağı taşı, yapılanları unutmuş değilmiş ki, geçit vermedi. İnsanım diye yaşayanların yüzüne tokat gibi vururcasına. Sadece sizin değil demek ki, devrimcilerin de, alevilerin de ilahi adeleti sağlayan bir allahı varmış.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanında devrimciler için &#8220;ya susturacağız, ya kan kusturacağız&#8221; diyen birinin kahramanmış, muteber adammış muammelesini anlayamadım.</p>
<p>Kahramanmaraş&#8217;ta evleri çarpılarla işaretlenen alevilere karşı katliam suçunu işleyenlerle yoldaş ve dava arkadaşı olan, onların reis diye hitap ettiği, üzerine katliamcılık suçunun yapışmış olduğu, Ankara&#8217;da öğrencilik dışında hiç bir faaliyeti olmayan, eli silaha değmemiş 7 TİP&#8217;li öğrencinin katledilmesinini planlayan Çatlı&#8217;nın ikinci başkan, kendisinin birinci başkan olduğu ülkücü örgüt liderliği ile katillikle itham edilene bu denli methiye dizilmesini anlamak mümkün değil. Kahramanmaraş&#8217;ın dağı taşı, yapılanları unutmuş değilmiş ki, geçit vermedi. İnsanım diye yaşayanların yüzüne tokat gibi vururcasına. Sadece sizin değil demek ki, devrimcilerin de, alevilerin de ilahi adeleti sağlayan bir allahı varmış.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28452</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 14:19:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28452</guid>
		<description>:) Doğan Bey benim de insan ile meslek sahibi arasındaki iliskiyi lastik tamircisi ile araba lastiğinden farkli görmeyen, aradaki farki görmezden gelen, bu dünyaya itirazım var zaten. Öte yandan böyle bir ilişkide bile lastik tamircisinin tırnağına böyle bir gazetecilik anlayışını değisşmem. Sonuçta biri yapıyor diğeri yıkıyor. 
Varolanı anlamak varolana itiraz etmememizi gerektirmemeli. Doktorların da aynı mantıkla davrandığını ne kadar çok hasta o kadar çok bereket anlayışı ile hareket ettiğini, itfaiyecilerin yanan her evde göbek attığını hatta duruma uygunluk arzetmesi açısından ev yaktıklarını düşünsenize. Ve bütün bir toplumun bu durumu normal karşıladığını.

Ama siz de sanırım bunu ironik bir anlatımla anlatmaya çalışıyorsunuz. Yoksa böyle bir mantık yürütme olsa olsa bir nisan şakası olabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p> <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Doğan Bey benim de insan ile meslek sahibi arasındaki iliskiyi lastik tamircisi ile araba lastiğinden farkli görmeyen, aradaki farki görmezden gelen, bu dünyaya itirazım var zaten. Öte yandan böyle bir ilişkide bile lastik tamircisinin tırnağına böyle bir gazetecilik anlayışını değisşmem. Sonuçta biri yapıyor diğeri yıkıyor.<br />
Varolanı anlamak varolana itiraz etmememizi gerektirmemeli. Doktorların da aynı mantıkla davrandığını ne kadar çok hasta o kadar çok bereket anlayışı ile hareket ettiğini, itfaiyecilerin yanan her evde göbek attığını hatta duruma uygunluk arzetmesi açısından ev yaktıklarını düşünsenize. Ve bütün bir toplumun bu durumu normal karşıladığını.</p>
<p>Ama siz de sanırım bunu ironik bir anlatımla anlatmaya çalışıyorsunuz. Yoksa böyle bir mantık yürütme olsa olsa bir nisan şakası olabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Doğan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28445</link>
		<dc:creator>Doğan</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 13:12:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28445</guid>
		<description>Muhabirin yaptığı olayı pek yadırgamamak lazım .Geniş boyutta düşünmek gerekirse;
Bir lastik tamircisinin duası birilerinin lastiğinin patlayıp yanına gelmesi;bir ayakkabı tamircisinin ise birilerinin topuğunun kırılması için dua edit tamire gelmesidir.!!!kazanç ve başarıya ualşamak  acımasızlıkla aynı paralelliktedir.UNUTMAYINKİ Başarıya ulaşmak, karşındakini enayi yerine koymaya kalkmakla başlar.........
Hal böyle iken güncel yaşamımızda kazanç ve hayatını idame etirmek için bir çok farklı hizmetlerde emek veren kişiler kendine bir çok olayadan pay biçer!!!
Tabiki gazeteci de en çok dikkat çekecek haberi yakalamak için fırsat kollar.
DEDİM YA ODA BUNUN İŞİ.Ha LASTİKÇİ Ha AYAKKABICI...........Önemli olan amaca ulaşmak.
Saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Muhabirin yaptığı olayı pek yadırgamamak lazım .Geniş boyutta düşünmek gerekirse;<br />
Bir lastik tamircisinin duası birilerinin lastiğinin patlayıp yanına gelmesi;bir ayakkabı tamircisinin ise birilerinin topuğunun kırılması için dua edit tamire gelmesidir.!!!kazanç ve başarıya ualşamak  acımasızlıkla aynı paralelliktedir.UNUTMAYINKİ Başarıya ulaşmak, karşındakini enayi yerine koymaya kalkmakla başlar&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Hal böyle iken güncel yaşamımızda kazanç ve hayatını idame etirmek için bir çok farklı hizmetlerde emek veren kişiler kendine bir çok olayadan pay biçer!!!<br />
Tabiki gazeteci de en çok dikkat çekecek haberi yakalamak için fırsat kollar.<br />
DEDİM YA ODA BUNUN İŞİ.Ha LASTİKÇİ Ha AYAKKABICI&#8230;&#8230;&#8230;..Önemli olan amaca ulaşmak.<br />
Saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28420</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 05:41:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28420</guid>
		<description>Emin bey,
muhabir olum haberini cok onceden aldigi halde yegeninin dakikalarca konusturdu. Hicbir sey yokmus gibi olay hakkinda sohbet etti. Digerlerinin vefatina uzuntusunu Muhsin Bey icin umidini anlattirdi. Sonra haberi kameralar karsisinda bir anda verdi. Onun orada yikilacagini biliyordu ve bence bilincli olarak bir aci show yapti. Ben bunun bir benzerini bir kere daha seyretmistim. Canli yayinda bir kadina yillardir aradigi babasinin olum haberini verdiler ve kadin orada fenalasip hastanelik oldu. Eminim raytingler tavana vurmustur. Canli canli sok geciren bir kadin. Ben hic masum bir sahne oldugunu dusunmuyorum. Zaten Yegen orada aglar konusamaz hale gelirken muhabir cok siradan birsey olmus gibi sunumunu yani isini yapmaya devam etti. En ufak bir bocalama gostermeden.Hani acemilik diyecegim, sui zanda bulunuyorum belki kanal haberi 10-15 dak. once duyurmus muhabire yeni ulasmis olabilir diyecegim ama hic de muhabirin "profesyonelce" tavri bana boyle bir iyi niyetli dusunceyi ilham etmiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Emin bey,<br />
muhabir olum haberini cok onceden aldigi halde yegeninin dakikalarca konusturdu. Hicbir sey yokmus gibi olay hakkinda sohbet etti. Digerlerinin vefatina uzuntusunu Muhsin Bey icin umidini anlattirdi. Sonra haberi kameralar karsisinda bir anda verdi. Onun orada yikilacagini biliyordu ve bence bilincli olarak bir aci show yapti. Ben bunun bir benzerini bir kere daha seyretmistim. Canli yayinda bir kadina yillardir aradigi babasinin olum haberini verdiler ve kadin orada fenalasip hastanelik oldu. Eminim raytingler tavana vurmustur. Canli canli sok geciren bir kadin. Ben hic masum bir sahne oldugunu dusunmuyorum. Zaten Yegen orada aglar konusamaz hale gelirken muhabir cok siradan birsey olmus gibi sunumunu yani isini yapmaya devam etti. En ufak bir bocalama gostermeden.Hani acemilik diyecegim, sui zanda bulunuyorum belki kanal haberi 10-15 dak. once duyurmus muhabire yeni ulasmis olabilir diyecegim ama hic de muhabirin &#8220;profesyonelce&#8221; tavri bana boyle bir iyi niyetli dusunceyi ilham etmiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sevim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/03/28/muhsin-yazicioglu-bbp/#comment-28405</link>
		<dc:creator>sevim</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 21:50:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=4053#comment-28405</guid>
		<description>bence şaklabanlık,acı haberin verilmesinde falan değil.tabii ki bir şekilde haber duyurulmuş olacaktı.fakat asıl üzücü olanı,özellikle de görsel medyada bu tür acı olayların bir heyecean ve çoşku içinde verilmesi.sanki mal görmüş mağribi gibi başkalarının acıları üzerinden başarı(!)adına "haberi ilk bizden duyun","az sonra"vs.gibi anonslarla meselenin bir işportaya dönüştürülmesi şaklabanlığın dikalasıdır ve etik dışıdır.tabii ölünün arkasından hoş olmayan sözler sarfetmek de doğru değil bu arada.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence şaklabanlık,acı haberin verilmesinde falan değil.tabii ki bir şekilde haber duyurulmuş olacaktı.fakat asıl üzücü olanı,özellikle de görsel medyada bu tür acı olayların bir heyecean ve çoşku içinde verilmesi.sanki mal görmüş mağribi gibi başkalarının acıları üzerinden başarı(!)adına &#8220;haberi ilk bizden duyun&#8221;,&#8221;az sonra&#8221;vs.gibi anonslarla meselenin bir işportaya dönüştürülmesi şaklabanlığın dikalasıdır ve etik dışıdır.tabii ölünün arkasından hoş olmayan sözler sarfetmek de doğru değil bu arada.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

