RSS Feed for This Post

Liberaller, hukuk ve neo-liberaller

Liberalizm ve liberaller meselesi Türkiye’de çok konuşuluyor… Hem sağdan hem soldan bir sürü kişi birilerine “liberal” diyor… Liberal olarak yaftalanan isimlerin çoğunluğu da “Ben liberal değilim” deme ihtiyacı hissediyor… Bir de tamamen lanetlemek amaçlı ifade edilen neo-liberalizm ve neo-liberaller tabirleri var…

Başkalarını bilmem ama ben kendimi liberal-demokrat olarak tanımlayan biriyim. Popüler anlamının da ötesinde doktrinal anlamda da kendimi liberal-demokrat olarak konumlandırırım. Öte yandan liberalizmin entelektüel tarihinde problemli bulduğum birçok ekol vardır. Özellikle içinde yaşadığımız -Manuel Castells’in çok isabetli terimiyle- küresel ağ toplumu ortamında liberalizmin entelektüel spektrumundaki farklılıklar daha belirginleşmeye ve hatta çatlamaya başladı bana sorarsanız… Fakat bütün bu liberal spektrumun üzerinde ittifak ettiği değerler hâlâ var… Bunların en başında da hukuk olgusu, hukuk devleti kavramı, hukukun üstünlüğü değeri geliyor…

Hukuk deyince pozitif hukuku, yani o ülkede geçerli olan yasaları kastetmiyoruz. Yasalar çıkartılır, tartışma biter ve her ne şekilde olursa olsun insanlar da o yasalara uymak zorundadır gibi bir argümanı hiçbir liberal-demokrat savunmaz, savunamaz… Tam aksine liberal gelenek, o yasalar, baskıların, haksızlıkların kaynağını oluşturuyorsa o yasalara direnme hakkını savunur. O ülkenin yurttaşlarına gerektiğinde mevcut yasalara direnmesi gerektiğini tavsiye eder liberal gelenek. Hukuk diye sunulan pozitif yasalara karşı sivil itaatsizlik yoluyla başkaldırmayı bir temel insan hakkı sayar. Liberalizmin hukukun üstünlüğü anlayışı ne olursa olsun yasalara uymayı değil, insan olmaklığımızdan kaynaklanan vazgeçilemez ve devredilemez doğal haklarımız uğruna baskı ve adaletsizlik içeren yasalara isyan etmeyi ve direnmeyi, gerektiğinde de o yasaları çiğnemeyi gerektirir…

Liberaller için hukuk demek, doğal haklar demektir… Doğal haklar da, 1776 bildirgesinde mükemmel şekilde özetlenen yaşam, özgürlük ve mutluluğu istediğimiz yolla arama hakkı demektir… Tüm diğer detaylandırılmış haklarımız bu temelden doğar… Liberallerin doğal hukuk diye andığı değer bir yönüyle bütün bir beşeriyetin hukuk birikiminin billurlaşmış halidir. Roma hukukundan İslam hukukuna kadar bu temel değerler modern-öncesi hukuk tradisyonlarında da öz itibariyle vardır. İnsanlığın adalet ve vicdan duygularının üzerinde yükselen bir değerdir doğal hukuk. Liberalizmin yaptığı şey insanlığın üzerinde ittifak ettiği ortak ahlak ilkelerini doktrine ederek somutlaştırmaktır. Bütün mevcut yasal sistemlerin üzerine bir çatı-değerdir hukuk kavramı.

İşte bu hukukun üstünlüğü değeri gereği de kimse yasadışı tutuklanamaz. Yasa gereği tutuklanırsa da tutukluluk altında her ne sebeple olursa olsun kötü muamele ve işkence göremez. Tutuklanan kişinin vücut tamlığına azami özen gösterilmek zorundadır. Habeas Corpus ilkesi diye andığımız ilk olarak 1679’da İngiltere’de yasallaşan olgu da tamamen bu anlama gelir. Habeas Corpus latince “işte vücut” demektir. Tutuklu olan şahsın, bir zerre bile fena muameleye uğramaksızın mahkeme önüne çıkartılması gerektiğini ifade eder… Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun tutuklanmış ya da tutuklanmamış yurttaşların özel hayatına dair şeyler afişe edilemez. Suçun önlenmesi için yapılacak şeyler de insanlığın evrensel ahlak birikiminin ürünü olan hukuka uymak zorundadır. Suç olan girişimlerin tespit edilmesine pozitif yasalar engelse, o yasalar değişmelidir, ayrıca o yasalara karşı da direnilebilir. Ben de böyle inanıyorum. Fakat “kötü adamlar”la mücadele ederken aynen onlar gibi gri propaganda taktiklerine girilemez. Özel hayat ifşaatı asla meşru görülemez. Güncel örneğimize dönersek, Ergenekon yapılanmasıyla da bu kontr-Ergenekon taktikleriyle mücadele edilemez! Bu zihniyet hukuk tanımayan, bir “kutsal amaç” için ne gerekiyorsa yapılmalıdır diyen derin yapılanmaların var olma durumuna temelden karşı değildir! Kontr-Ergenekon zihniyeti yeni derin yapılanmaların oluşumuna gebe, bu oluşumları meşru görebilecek bir zihniyettir… Yıldıray bu zihniyette biri asla değil, onu biliyorum ama kimi başkalarından emin değilim… Yıldıray’ın da liberalizm ve hukukun üstünlüğü kavramına ilişkin fikirlerini gözden geçirmesi gerekir bence…

Gözden geçirme işleminde kimi liberallerin de payına düşen şeyler var tabii. Avrupalı kimi kendine liberal diyen aydınlar ve oluşumlar niçin faşizan bir noktaya doğru ilerliyor?.. O meseleye sonra değineceğim… Neo-liberalizm ve neo-liberaller mevzusu ile alakalı olarak da Doğan Gürpınar’ın bu ayki Birikim dergisinden yayınlanan “‘Neo-liberal Saldırı’, ‘Foucault Etkisi’” başlıklı mükemmel makalesini tüm okurlarıma tavsiye ederim… Özellikle ağızlarından “neo-liberal” lafını eksik etmeyenler dikkatle bu makaleyi okumalılar…

…Bu makale ilginizi çektiyse…

Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan…

Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur.

Buradan indirebilirsiniz.

 

Liberalizmin Ak Kitabı

1930 model bir ulus-devletin, bir “devlet babanın” çocuklarıyız. Son derecede “Millî” bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik “millî” okullarda. “Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek” için eğitildik, eğilip büküldük.

Liberallerin dilinden düşmeyen “Bireysel haklar ve özgürlükler” bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de bu kitapta liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. Buradan indirin.

Trackback URL

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:Aydın Rozental Tarih: Mar 6, 2009 | Reply

    Ben de kendimi Liberal Olarak Tanımlıyorum.

    Liberalizm Türkiye’de yanlış anlaşılan ve tanıtılan bir terim. Bu da Komünizm tanımının yaptığı çağrışımdan kaynaklanır. Dünya’nın bütün Komünistleri kardeş olarak görülür. Nitekim Komünizm’de aşağı yukarı bunu anlatır.

    Ama Liberalizm öyle değildir. Liberal düşünceyi benimseyen kişiler ve devletler kendi çıkarları için çalışırlar. Bu yüzden çıkarların kesiştiği noktalarda bir kardeşlik olamaz.

    Yani Liberal bir hükümet Türkiye Cumhuriyet’ini ABD’nin çıkarlarına göre yönetemez. Aksi halde Liberal değil, sömürge devleti olunur.

    Gerçek Liberal bir hükümet, işine gelmeyen konularda ABD’yi karşısına alır ve hangi ülke ile işbirliği yapması gerekiyorsa, onunla yapar.

    Kısacası eğer ülkenin stratejik unsurlarının yabancıların eline geçmesi ülke için bir sıkıntı yaratacaksa, bunlar Liberalizm adı altında satılamaz

  3. Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Mar 7, 2009 | Reply

    Liberallerin bir ortak payda altında toplanamayacağnı sanmıyorum.Ortak payda özgürlük amerikayı veya türkiyeyi liberal olarak görmekte pek doğru değil her ikiside koca koca devletler ve tamamen liberal olduğuınu liberal politikalara göre yönetildiğini söylemek yanlış olur.Gelelim ortak paydaya ben herhangi bir ülkede özgürlüklerin kısıtlanmasından rahatsız oluyorum mesela arabistan veya çin veya afrika buradaki özgürlüklerin kısıtlanması beni rahatsız ediyor.Aynı şekilde dünyanın geri kalanındaki çoğu liberalde böyle düşünüyor.Evet böyle düşünmemizde kendi çıkarlarımızında etkisi var.Ancak bütün dünya serbest piyasaya geçmedikçe ve devletler bu kadar güçlü oldukça şu anki sistemin liberalizm olarak kabul edilemeyeceğne eminim.Buna kapitalzm diyebiliriz mesela.Ancak insanların kendi çıkarları doğrultusunda da ortak bir payda altındada toplanabilirler bu bir engel değil.Diğer yandan diğer ülkelere satış amerikan hükümeti tarafından yapılmıyor özel şirketlerin yaptığı alımlar ki bunların büyük yararı var bunu bu sitede defalarca tartıştık eğer söylemek istediğinizi açık açık söylerseniz mesela özelleştirmeleri doğru bulmuyorum gibi o zaman daha rahat tartışabiliriz.Emperyalizm ile liberalizm arasında bir bağ olduğu düşnüülüyor ancak bu bağ devletçilikle emperyalizm arasında olan bağdan daha zayıf.Çoğu zamanda liberalizm emperyalizm yoluyla eleştiriliyorki bu da doğru değil sanırım bu bu konuda 4. yazım olucak.Emperyal şirket olmaz devlet olur kelime anlamı zaten empire imparatorluk.Yan ortada göz ardı edilmemesi gereken bir devlet gücü var fakat liberalizm devletin gücünün minimuma indirilmesinden yana diğer ülkeleri işgal edemeyecek durumda bir devlet nasıl olacakta sömürü yapacak.Diğer yandan emperyalizm için faşizim baharatı içerir.Liberalizmde bunu bulmak mümkün değil yani Muhafazakarları liberal olarak tanımlamak doğru olmaz.Diğer yandan sömürü amacı gütmeden ki çoğu şirketin öyle bi güdüsü olduğunu sanmıyorum diğer ülkelerden sizin tabirinizle stratejik unsurlar almasında bence yanlış bir şey yok yanlış olan ne varsa anlatırsanız sevinirim.Ancak devlet yönettiği topraklarda iş yapan yabancı şirketlere halkı sömürme şansı verirse burda o şirketlerden çok o ülkenin devletini de suçlamak lazım.Bu da zaten türkiyede söz konusu değil.Bu yüzden türkiye için özelleştirme bir kaç istisna dışında çok doğru ve geç kalınmış bi reform.

  4. Yazan:aydın rozental Tarih: Mar 7, 2009 | Reply

    Serkan Bey, sanırım yorumunuz yazıya değil, benim yorumuma karşı olmuş.

    Bir Liberal Özelleştirmelere karşı olamaz. Ancak şu anda Liberalizm kabul edilen düşünce biçiminin örneği sorulduğunda ilk gösterilen ülkenin ABD olduğunu kabul etmeniz gerekir.
    Bu yüzden ABD’yi iyi incelemek gerekiyor. Aksi halde dünyada uygulaması olmayan ütopik bir sistemi tartışıyor oluruz.

    Ben yorumumda Liberalizm’in ekonomi kısmını öne çıkardım. Sosyal kısmı olan özgürlükler konusunda size tamamen katılıyorum.

    Öte yandan ben “Liberal ülkeler ortak payda altında toplanamaz” demedim. Bunun en büyük örneği AB’dir. Ancak iyi incelenirse AB ülkeleri bile işlerine gelmeyen konularda,AB’ye ayrı düşüyorlar. Mesela İngiltere AB’nin birçok kurumunda yok.

    Öte yandan ABD son krizde özel sektörünü kurtarmaya yönelik hamleler yaptı. Bunu dünyayı krizden kurtarmak için değil. Kendi ekonomisini kuvvetlendirmek için yaptı ve yapıyor. Yani başta Serbest Piyasaya ters düşüyor gibi görünse de, aslında kendi Serbest Piyasasının ayakta kalmasına uğraşıyor.

    Özelleştirmelere dönersek, Stratejik kurumların bazıları elbette satılabilir. Ancak Türklere.. Lütfen ABD ve AB ülkelerinden lider konumda olanların stratejik kurumlarının durumlarını inceleyin. Çok ilginç koruyucu maddeler göreceksiniz.

    Öte yandan mesala bankalarının çoğu yabancılara geçen AB içindeki eski doğu bloku ülkelerinin krizdeki durumunu da inceleyin. Bir çoğu iflas etmek üzere. Bizim durumumuz için birşey demiyeceğim. Ama Krizin Teğet geçmediği kesin.

    Şu anki ekonomi yapımızla geçmesi de mucize olurdu…

  5. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Mar 7, 2009 | Reply

    Ülkemizde liberalizmin gerçek anlamda içeriğinin anlaşılmış olabileceğini düşünmüyorum.Tabiri caiz ise murdar ediyoruz.Tıpkı diğer fikir akımları,sistem ve ideolojiler gibi bunun içini de boşaltarak gerçek anlamından uzaklaştırıyoruz.Daha açık bir ifade ile ne olup ne olmadığını sağlıklı tahlil edip araştırmak/tartışmak yerine politik/ideolojik kavgaların bir aracı haline getiriyoruz.
    Kuşkusuz bütün politik yapılar,fikri ve felsefi akımlar bir şekilde yukarıda değindiğim anlayıştan nasibini alıyor.Ancak zannedersem hiç biri libaralizm kadar hırpalanıp hor görülmüyor.Zira sağcısı da,solcusu da bir kulp takıp liberalizmi her türlü olumsuzluğun yegane müsebbibi gibi algılıyor.Bir hedef tahtasına dönüştüğünü söylemek abartılı olmasa gerek.Ayrıca sadece aşırı sağ veya sol unsurların hedefi olmakla kalmıyor,muhafazakarından islamcısına,ılımlısından ortacısına kadar hemen hemen toplumun tüm fikir katmanlarınca antipati ile karşılanıyor.Liberal çizgiye yakın olanların (ya da liberal olarak tanımlanaların)bir “oş”takısıyla taltif(!) edilmeleri sanırım liberaller hakkında nasıl yaygın bir kanaat oluştuğunu yeterince açıklıyor.Ayrıca liberal ekonomi biçiminin/işlerliğinin de “neo-liberalizm”şeklinde karşılık bulması da bu gerçeği doğruluyor.

    Bu bağlamda bence ilk elden liberalizmin gerçekten ne olduğu ve ne olamadığını anlaşılır kılacak bir toplumsal bilinç oluşturulmalıdır.Bu yapılmadığı sürece liberalizm de tıpkı diğer tartışmalarızda olduğu gibi “kayıkçı kavgası”dan pek öteye gitmeyecek gibi görünüyor.

  6. Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Mar 7, 2009 | Reply

    Şu an liberalizm deyince benim aklıma ütopya geliyo tabi başka bir liberal farklı düşünebilir fakat liberalizmde pratiğe döküldüğünde bir ütopyayı geçemez.Abdnin akla gelmesi normal bir durum ancak bu abd üzerinden liberalizm eleştirisi yapılabilir demek değil ki hem ab de hem abd de de liberalizmin bir çok koşulunun ihmal edildiğini görebilirsiniz az önce söylediğiniz koruyucu önlemler gibi.Özellikle ab bence liberalizmden çok sosyal demokrasi olarak tanımlanmalı.Belki yanlızca ingiltere.Bunlar dışında ekonomik yönde çıkar birliği sağlandığında zaten serbest piyasanın işleyişi zora girer.Ekonomik anlamda çıkar birliği en başta şahane bi olay gibi görünsede rekabeti baltalıyacağından sistemin bir çok artısını da siler götürür.Ki rekabet daha şahane bir olaydır.Ayrıca ingilterede 1970 ve 80 arası dönem özelleştirmeler konusunda türkiye dahil bir çok ülkeye örnek olabilecek nitelik taşıyor.Amerikada da şirketlerin dış ülkelerce satımı veya paylaşımına karşı herhangi bir önlemin olduğunu duymadım türkiyedeki önlemleri geçmez.Şirketleri kurtarmaksa en çok liberalleri rahatsız ediyo emin olun.Hala da eleştirilerinizde sömürgecilik ve emperyalizm yoluyla liberalizmi eleştirdiğinizi görüyorum ki yazınıza cevap vermemem sebep olan asıl neden buydu.Özeleştiriyede karşı değilim yok öyle bir şey demedim düşündüm ve cevap verdim bunda bi karşıtlık yok.Keşke daha çok eleştirilse daha çok eleştiri okusam daha çok cevap yazsam.

  7. Yazan:cengiz Tarih: Mar 13, 2009 | Reply

    Yaşasın Türk-iş tip liberalizm!
    yaşasın Türk-iş tipi demokratizm!
    Yaşasın türkiş tipi sosyalim!
    yahu madem bu kadar basitti demokrat olmak , liberal olmak lorca’lar neden kurşuna dizildi?musa anter neden vuruldu?viktor jara neden öldürüldü? Rasim Bey’e demezler mi yarım kemalist, yarım dinci, yarım liberal, aslında tam darbeci( çünkü mevcut iktidar 12 eylülün tam saha ideolojik politik ekonomik girdisinin bir çıktısıdır) yarım buçuk tv’ci, internetçi, yarım solcu, yarım türkçü ne demektir? hiç dönüp baktın mı kendine? yazdıklarına, yaptıklarına? Seni yaratan rejimin hala toplumun dinamiklerinden gelen siyasi tavır olduğunu mu düşünüyorsun yoksa 12 eylülde ekilen 3 kasımda biçilen olgunlaşmış bir darbe başağı mı? Bence ikinci seçenek…Ne dersin Rasim BEY? Sözgelimi 1 mayısa yönelik bunca dinci-devletçi ortaklık varken iktidarda 1 mayıs alanlarına girip joplanmış işknce görmüş br rasim ozan BEY sanırım daha iyi anlayabilir lorcaları, anterleri…allah akıl fikir versin rasim bey sana…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin