RSS Feed for This Post

İslami Liberalizm Nasıl Olur?

[25 Şubat 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Geçen hafta “Hem dindar hem liberal olunmaz mı?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bana bu soruyu sorduran da Radikal gazetesi köşe yazarı Türker Alkan’ın “Tanrı’nın buyrukları”na bağlı olmakla liberal olmayı çelişkili gibi konumlandıran bir başka yazısıydı. Sayın Alkan, sağolsun, aynı konu üzerine bir kez daha yazmış, meseleye açıklık getirmiş, benim için de nazik sözler söylemiş. Bilmukabele; ben de kendisinin “saygı duyduğum iyi bir yazar” olduğunu teslim etmeliyim.

Gelelim meseleye… Türker Alkan “dinci”lerin liberal olamayacağını söylüyor. “Dinci”likten ve özelinde “İslamcılık”tan kasıt, devlet eliyle din empoze etmeyi hedefleyen bir siyasi proje ise, Sayın Alkan tümüyle haklı. Ancak kendini “Tanrı’nın buyrukları”na sıkı sıkıya bağlayan bir insanın bu anlamda “dinci” olması gerekmiyor. Bu insanın, dinin devlete değil de bireylere ve cemaatlere hitap eden bir değerler sistemi olduğunu düşünmesi de mümkün.

Ama aynı insanın devletin muhtemel tasallutundan korunmaya da ihtiyacı var. (Hele de Türkiye’de!) İşte liberalizm, devletin bireylere ve cemaatlere mümkün olduğunca karışmamasını savunarak, tam da bu korumayı üstleniyor. Bir başka deyişle liberalizm, insana istediği gibi ve istediği kadar dindar olma şansını veriyor.

İşte bu noktadan yola çıkan bir Müslümanın liberalizmi dindarlık perspektifi ile savunması ve bir tür “İslami liberalizm” anlayışı geliştirmesi mümkün.

Bu elbette çok kapsamlı bir mesele. Burada sadece bu konuda “İslamcı” kalemlerden gelen iki tipik itiraza değinmek istiyorum.

Bunlardan ilki “İslam’da din ve devlet ayrılmaz” görüşü. Bu görüşü savunanlar, İslam tarihindeki yaygın pratiğe bakarak hüküm veriyorlar. Oysa atladıkları önemli bir şey var: Klasik İslami devirdeki devlet ile modern devlet birbirinden çok farklı şeyler. Örneğin klasik İslami devirde kanun yapmak devletin değil bağımsız ulemanın göreviydi. Ülke sınırları içinde yaşayan herkese uygulanan standart bir kanun da yoktu. Oysa modern dünyadaki tüm devletler hem kanun yapıyor hem de bunu tüm vatandaşlara uyguluyor. Siz kafanızdaki İslam yorumunu alıp da modern devletin doktrini haline getirdiğinizde, klasik İslami devire dönmüş olmuyor, despot bir ucube yaratmış oluyorsunuz.

İkinci itiraz ise liberalizmin ve diğer modern ideolojilerin, sırf “modern” ve “Batı kaynaklı” oldukları için Müslümanlara uymayacağı yönünde. Böyle düşünenlerin zihninde, siyaseti, toplumu ve ekonomiyi detaylı kurallara bağlayan bir “İslami sistem” var. Oysa biraz geçmişe baksalar, “İslami sistem” dedikleri şeyin çoğunun aslında “ilahi” değil “beşeri” ve “tarihsel” kaynaklara dayandığını, örneğin ilk devir Müslümanlarının Pers ve Bizans devletlerinden pek çok idari ve hatta hukuki kavram aldıklarını görecekler.

Kaldı ki eğer “İslami olmayan sistemleri” peşinen reddetmeye girişeceksiniz işiniz epey zor. Mesela İslam geleneğinde hiç yeri olmayan, tefsir ve fıkıh kitaplarında izine bile rastlanmayan trafik kurallarını hemen çöpe atmanız lazım. Öyle ya, alnı secdeye değmemiş insanlar tarafından uydurulan bu kurallar İslam dünyasına tümüyle dışarıdan sokulmuş durumda.

Oysa trafik kuralları biz Müslümanların da işine yarıyor. Batılıların bunları geliştirmesinin sebebi de, motorlu arabayı keşfedip bizden önce kullanmaya başlamaları. Demokrasiyi, parlamentoyu ve siyasi ideolojileri bizden önce geliştirmeleri de öyle. Bunları sırf “kökü dışarıda” olduğu için reddetmek yerine, kendi değerlerimize uygun şekilde nasıl yorumlayıp kullanabileceğimize bakmak lazım.

Unutmayalım, Allah’ın bilgisi ve hikmeti sonsuz; İslam medeniyetinin kendi geleneğiyle sınırlı değil.

… Bu makale ilginizi çektiyse…

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.

Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan…

Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur.

Buradan indirebilirsiniz.

 

Liberalizmin Ak Kitabı

1930 model bir ulus-devletin, bir “devlet babanın” çocuklarıyız. Son derecede “Millî” bir eğitim gördük, öğrenim değil. Hayatta işimize yarayacak meslekî bilgileri ya da eleştirel bir bakışı öğrenmedik “millî” okullarda. “Varlığımızı Türk varlığına armağan etmek” için eğitildik, eğilip büküldük.

Liberallerin dilinden düşmeyen “Bireysel haklar ve özgürlükler” bizim gibi Kemalist çamaşırhanelerde yıkanmış beyinler için çok yeni. Türkiye’de yaşayan insanların ulus-devlet boyunduruğundan kurtulmasında önemli bir rol oynuyor liberaller. Biz de bu kitapta liberalizmin temel tezleriyle uyumlu, bu fikir akımına doğrudan ya da dolaylı destek veren makaleleri birleştirdik. Buradan indirin.

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 8 Yorum

  2. Yazan:LiB€RAL Tarih: Mar 1, 2009 | Reply

    İslami Liberalizm olmaz. Daha doğrusu, dinin siyasete alet edilmesini yanlış ve tehlikeli buluyorum. Şöyle bir gerçek var ki; din siyasete alet edildiğinde en büyük zararı yine din görüyor.

    Gelelim neden İslami Liberalizm neden olamayacağına… Efendim İslam’da olan bir çok emir ve yasaklar; liberalizmle bağdaşmıyor…

    Örneğin; iktisatta faiz konusu, sosyal devlet anlayışı, eşcinsellik, kadının geri plana itilmesi, hırsızlık yapanların kolunun kesilmesi vs. vs…

    Liberalizm; Kemalizmin gibi katı bir laikliği önermez ama laiklik olmadan liberalizmi yaşanamaz.

    Sınırsız özgürlüklerin teminatı dini dogmalarla değil, seküler bir bakış açısıyla olur. Bu da dinin siyasetin dışına itilmesiyle olur.

    İnsanlar istediği dine inanabilir, ibadetini yapabilir. Bana göre din; Tanrı ile kul arasında bir ilişkidir. Hristiyanlık devrim geçirerek Protestanlığı ortaya çıkardı.

    İslami reform olması gerektiğine inanıyorum. İslamın modern dünyaya daha uyumlu hale getirilmesi zorunluluk halini almıştır.

  3. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 1, 2009 | Reply

    valla bu Mustafa Akyol’u da bir ciddiye alıp, itimat eden sizsiniz sanki.
    Kendisini Haber Türk’te Ece Temelkuran tarafından öyle bir haşemat olmuş vaziyette izledim ki üzüldüm haline. Bir insan bu duruma düşmemeli.
    “neoliberalizmin insanlara ne kötü etkisi var yahu” dan, “darbeler hep sağa karşı yapılmıştır”gibi inanılmaz özlü sözler sarfetti.
    “American Dream” den uyanamamış kendisi.

    İslamı ve kapitalizmi bu denli bağdaştırma çabası için de gerçekten kendisini yukarıya havale ediyorum. Hatta aşağıya, nereyeyse.
    Gerçekten ziyade bir karikatür kahramı gibi.

  4. Yazan:ümit Tarih: Mar 1, 2009 | Reply

    Yazan:ümit Tarih: Şub 26, 2009 | Reply

    Devletleri dinin emrinde olan yani Şeriatla idare edilen ülkelerin tamamına yakını ABD-İngiliz sömürgesidir. Çünkü ülkeyi yönetenler, halklarına fakirliğin, “kader” ve “Takdiri İlahi’nin” isteği olduğunu söyleyerek halkının soyulmasının ve sömürgeleştirilmesinin sorgulanmasını önlerler. Çünkü İsrail’in güvenliği için İslâm ülkelerinin uyutulması ve soyulması zorunludur.

    Halkın, şeyhin kulu, kölesi olmasını isteyen gericiler, güçlerini ABD ve AB’den alırlarken, halkın bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden ilericiler ise gücünü halktan almıştır.

    ABD ve İngiltere’nin temel özellikleri; emperyalizmle işbirliği yapan, emperyalizme hizmet eden ve gücünü dışarıdan alan gericilerle işbirliğine girmektir.

    Türkiye’nin iki gerçeği vardır. İlericilik ve gericilik.

    Türkiye’de sağ siyaset ve ideoloji emperyalizmle işbirliği yapanları meşrulaştırmış, bağımsızlıkçı ve özgürlükçü harekete karşı da vurucu bir güç oluşturmuştur.

    Siyasal İslamcılar, liberal aydınlar ve bölücü etnikçiler, emperyalizmin hizmetçiliğini birlikte yapmaktadırlar.
    Bunların dini imanı budur.Başkada bişey değildir.

  5. Yazan:Mustafa Tarih: Mar 1, 2009 | Reply

    http://www.dinimizislam.com da Mehmet Ali Efendi den pasaj yerlestiriyorum. Kendisi din alimidir. Konu islami Liberalizm.

    Liberalizm
    Sual: İslam liberalizmi olur mu?
    CEVAP
    Kâfire de, Müslümana da insan dendiği gibi, İslam’ın ekonomi sistemine de arz ve talep esasına göre yürüdüğü için, liberal ekonomi deniyor. Fakat devletin iktisadi hayata dokunmamasını isteyen Adam Smith’in liberalizminden ve diğer sistemlerden çok farklıdır.

    Uşur, harac, cizye, narh koymak, beytülmalin diğer gelirlerini toplamak ve sarf etmek, devletin elinde olduğu için, İslam iktisadı, başıboş bir liberalizm değildir. İstihsalde özel teşebbüse imkan verir, milli gelirin fertlere taksiminde sosyal adaleti gözetir. İslamiyet, kapital hakimiyetini önlemiş, işçi ile patron arasındaki uçurumu kaldırmak için, işçinin sermayeye ve kâra ortak olmasını sağlamıştır. Herkes parasını, bir işletmeye yatırabilir. Fazla kâr alır. Bundan başka, zenginlerin, fakirlere zekat vermesini emir buyurmuştur. İşte sosyal adaletin temelini bu teşkil eder.

    Zekat ile toplanan servet, Beytülmal müessesesini kurmuş, fakirliğin, açlığın önü alınmıştır. Ayrıca patron ile işçi yerine, ortaklık, şirket üyeliği meydana gelmiştir. Herkes seve seve çalışmakta, her emek sahibi, emeğinin karşılığını bulmaktadır. Hadis-i şerifte, (İşçiye, alnının teri kurumadan hakkını veriniz!) buyurulmaktadır. (İbni Mace)

    Zekat, malının kırkta birini, müstahak olana vermek demektir. İslam dininde, eli, ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır. Zekat, çalışamayacak derecede hasta ve sakat olanlara ve çalışıp da, güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ, böyle fakirleri, milletin içinden kırkta bir olarak yaratmıştır. Bunlara zekat veren zengin bir Müslüman, hem dini ibadetini yaparak, Allahü teâlânın rızasını kazanır, hem de sosyal yardım yaparak, malını, servetini fakirlerin hak ve tecavüzlerinden korumuş olur. İslam dini, ticaret ahlakını da koyarak, sınıf mücadelesini kaldırmıştır.

    Dinimizde zaruretsiz narh konmaz. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Medine’de pahalılık olunca, (Ya Resulallah, fiyatlar yükseliyor. Bize kâr haddi koyunuz!) denildi. Peygamber efendimiz, (Kâr haddi koymayın, fiyat koyan Allahü teâlâdır!) buyurdu.

    Aynı kitapta, fiyatlar fahiş olarak arttığı, millete zulüm hâline geldiği zaman narh [kâr haddi] koymanın caiz olduğu bildirilmektedir.

    Liberal ekonomi sistemi
    Sual: Tam İlmihalde, (İslamiyet’te, ilim, ahlak, doğruluk, adalet üzerine dayanan ve tam liberal olan demokratik devletler kurulmuştur) deniyor. Liberal ekonomi, beşeri bir sistem değil midir?
    CEVAP
    Batılılar, çeşitli ekonomik sistemleri incelemişler, özel ve hür teşebbüs bulunduğu, serbest rekabete imkan verdiği için İslam’ın serbest ekonomi sistemini beğenmişler ve bunu kendilerine mal etmişlerdir. Bir de buna isim bulmuşlar, adına Liberal ekonomi demişlerdir. [Liberal, eli açık, kerim, cömert, hürriyet taraftarı, hürriyete uygun gibi manalara gelir.]

    Liberal kelimesinin ifade ettiği manalar, dinimize aykırı değildir. Ama batının elinde, Adam Smithe ve faizci zihniyete göre değişik şekiller almıştır. Dinimizde ihtikâr, karaborsa, faiz gibi şeyler yoktur. Şu halde, İslam ekonomisi, ilme, ahlaka, doğruluğa, adalete, hürriyete dayanan bir sistemdir. Bunu günümüzde en iyi şekilde Liberal kelimesi anlatmaktadır. Bu güzel sistemi başka bir kelime ile anlatmak yerleşmediği için bu kelime kullanılmaktadır. Sırf kelimeden dolayı yanlış aramak çok yanlış olur.

    Batı, İslami sistemlerin hepsini kullansa, hepsine de kendine göre birer isim bulsa, biz de o isimleri alsak ne çıkar? Dinimizde bu manada kelime değil, mahiyet mühimdir. Mesela efendi kelimesi Yunancadır. Bugün Türkçe’ye o kadar yerleşmiş ki, en çok saygı duyduğumuz zatlar için kullanıyoruz. Mesela Peygamber efendimiz diyoruz. Batıdan gelmiş diye efendi kelimesini kullanmamak yanlış olur. Batılı, Müslümanların bulduğu bir çok keşifleri, matematikteki, cebirdeki, tıptaki ve daha başka ilimlerdeki buluşları kendilerine mal etmiştir. Bunları batı bile bulsaydı, Müslümanların onlardan almalarında bir mahzur yoktu.

    (Fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır, nerede bulursa alsın!) ve (İlim Çin’de de olsa alın) hadis-i şerifleri, dünyanın en uzak yerinde, hatta kâfirlerde bile olsa ilim öğrenmeyi emretmekte, batıdan gelme diyerek fenni reddetmemek gerektiğini bildirmektedir.

    Liberal ekonomi gibi, Cumhuriyet sistemleri de farklı uygulanmaktadır. Mesela Rusya’da komünizm, İngiltere’de krallık, Libya’da sosyalizm, Mısır ve Suriye gibi yerlerde ise gayrı İslami bir idare şekli olarak uygulanmaktadır. Nasıl ki, beşeri sistemlerin başına İslam kelimesini koymakla mesela “İslam Cumhuriyeti” demekle, o sistemin İslami olması mümkün değilse, liberal kelimesini de, Müslümanlar kullanmakla, dine aykırı bir şey yapmış olmazlar.

  6. Yazan:bir anonim Tarih: Nis 26, 2009 | Reply

    Liberalizm ahlaki bir bozukluk olan ve toplumun yapısına zarar veren gaylikği ve kamusal alanlarda içki içmeyi de yasak kılacak mı? İslamcıların bu yöndeki talepleriyle liberal düşünceyi nasıl uyuşturuyorsunuz?

  7. Yazan:y.ö. Tarih: May 27, 2009 | Reply

    Önce bu yazı:

    http://www.taraf.com.tr/makale/5592.htm

    sonra bu:
    http://www.taraf.com.tr/makale/5660.htm

    ve sonra bu:
    http://www.taraf.com.tr/makale/5721.htm

    üzerine bu video:

    http://www.youtube.com/watch?v=L8tu55SAPXw

  8. Yazan:Ali Yürekli Tarih: May 27, 2009 | Reply

    İslamiyetin büyük bir bölümü piragmatik bir sistemi barındırır yani ideolojilerin düşünce akımların dar bakışının ufkunun içine sığdıramazsınız. İslam dünyayı kuşatan ve dünyaya açık olan bir adalet sistemini ifade eder. Bir dindarda nerdeyse bütün ideolojilerden düşünce akımlarından bir değer bulunmalı. Çünkü her ideoloji bir soruna çözüm için çıkmıştır. Sorun düşüncelerini allah kelamı gibi görüp bundan taviz vermemeleridir ki Allahın dini olan islamın büyük bir bölümü piragmatiktir. Ulemaların iştişaresi ile çağa göre şekillenir. İslam dini kolaylaştırır zorlaştırmaz. Zorlaştıran herşeyi her değeri kendi lehine kullanmaya çalışan kötü niyetli iktidarların ve zalimlerin egoları, menfaatçiliğidir. Bütün ideolojiler islama belli aralıklarla yakındır. Bunları Demokrat liberal sosyalist sağcı v.b. sıralayabilirsiniz. Ben açıkça liberallere ve demokratlara sıcak olsamda yakın hissetsemde bir kutunun içine kendimi hapsetmeyi doğru bulmuyorum. İdeoloji insanın düşüncelerine vurduğu zincir gibi geliyor bana. Ayak bağı. Ha bir inancı olmayanlar için (özellikle müslümanlık) ideolojiler kendilerini ifade etme aracı olabilir. Bu anlaşılır. Ben bunların hepsini içinde barındıran bir düşünce sisteminin karşılığıyım. Şöyle ki bu ideolojideki insanları birer sanaatkar olarak düşünürseniz. Biri duvarcı ustası, biri suvacı, biri mühendis, biri çini ustası v.b hepsini kullanarak bir sanat harikası bir eser ortaya koyan kişi gibi önemli olan bunları bir araya getirebilecek bir yaratıcılığa, zekaya sahip olup olmadığınız. Bugüne kadar bunu yapabilecek çıkmadığı için müslümanlar savrulup duruyor. Lakin yakın zamanda bunu gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum. Bunu işaretleri gözüküyor. Benim anladığım islamı tam kavrayamamış kişiler islamı salt bir kuraldan ibaret görüyorlar hayır böyle bir şey yok. Salt kurallar var lakin bu çoğunluğu ifade etmiyor. İnsanlar da bu salt kuralları ezberlemiş ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyorlar ki bunlarda 5-10′u geçmez. Bunlar da kendi içinde anlatılabilir izah edilebilir şeylerdir siz ikna olmasanızda.

    Mesela İslam geleneğinde hiç yeri olmayan, tefsir ve fıkıh kitaplarında izine bile rastlanmayan trafik kurallarını hemen çöpe atmanız lazım

    Bu çok anlamsız bir örnek dinle yönetilmediğimiz için tırafik kuralları ile ilgili bir talep yok ki tefsir ve fıkıh kitaplarında bir düzenlemeye gidilsin. Böyle bir çalışma luzumsuz görülüyor. Ayrıca buna gerekte yok kanımca. Sağlam arabayı tamir etmeye gerek yok. Son olarak islam bütün ideolojilerin içinde yaşam alanı bulur ha birinde %10 dur bu birinde %30 birinde %50 birinde %70 ideolojileri olanlar kendilerine şöyle bir soru sorsunlar çok beyendiğin bir düşünce başka ideolojilerde olupta senin ideolojinde olmayan ve olmasını istediğin düşünce var mı yok mu? %99 var ve bunu kendine bile itiraf etmekte zorlanıyorsun bu benim fikrim ve öngörümdür. Benim böyle bir sorunum yok beyendiğim bir düşünce mi var sağına, soluna, önüne, arkasına bakarım düşünce keseme katarım.:) Sınırsız güce, saf düşünceye ancak böyle ulaşılır.

  9. Yazan:Ali Yürekli Tarih: May 27, 2009 | Reply

    Dindarlar ve empoze etmek. Osmanlı yönetimi dindardır Türkiye yönetimi hiç bir zaman dindar olmadı. Osmanlı dini tepliğ etti ama empoze etmedi. Dindarlar da empoze etmez bu dine fayda değil zarar vereceğini bilir. Salak mıyız biz dini empoze edecek kadar. Dinim nefret ettirmeyiniz sevdiriniz der. Empoze ederek hiç bir şeyi sevdiremezsiniz ancak nefret ettirirsiniz. Müslümanlığı empoze eden ittihatçılar ve laikçilerdir. Yani moda tabiri ile LAST(laik sünni türk) Bunların müslümanlık anlayışı da evlere şenliktir.:) Müslüman ol hatta dindarda ol ama hiçbir şey isteme. Söylenenleri başını ey yap. Köle gibi kul gibi bizim hizmetimizde çalış ki bunların müslümanlıktan anladığı müslümanlık filan değildir. Ortada bir empoze varsa orda dindarlar değil ittihatçılar ve laikçiler vardır. Kendi yaptıkları kepazelikleri bizim üstümüze atmaya kalmasınlar. Kim hangi dinden olursa olsun banane cebime giren çıkan mı var? Ha ben müslüman olmayanların cehenneme gireceğine inanıyorum. Bunun için cennete(müslümanlığa) davet etmek ve senin adına üzülmekte en insalcıl görevimdir. Sende kendi cennetine(inancına) beni davet et benim cehennemde yanacağıma inandığın için üzül. Birbirimize hak dine ulaşmamız için dua edelim. Bu bir empoze değil insanlık görevidir ki bunu yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. Bu da karşı inançlar için bi sorun değildir-olmamıştır.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin