<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>“Omurgasız” Muhafazakârlık ile Nereye Kadar? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 13:02:57 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Liberalizm Tartışmaları &#171; harcıalem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-45110</link>
		<dc:creator>Liberalizm Tartışmaları &#171; harcıalem</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 16:22:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-45110</guid>
		<description>[...] ekonomik boyutuyla alakalı lehte düşüncelerimi de  şurada (ve devam eden yorumlarda 1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 &#8211; 7 &#8211; 8)  dile getirmeye [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ekonomik boyutuyla alakalı lehte düşüncelerimi de  şurada (ve devam eden yorumlarda 1 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 &#8211; 7 &#8211; 8)  dile getirmeye [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 60 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-29575</link>
		<dc:creator>Son 60 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 11:49:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-29575</guid>
		<description>[...] 10. &#8220;Omurgasız&#8221; Muhafazakârlık ile Nereye Kadar? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] 10. &#8220;Omurgasız&#8221; Muhafazakârlık ile Nereye Kadar? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dusunceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26291</link>
		<dc:creator>dusunceler</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 10:40:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26291</guid>
		<description>Burada hayli dokuman olustu.  Ayni konular baglaminda Rasim'in son yazisinin linkini vereyim dokumana katki olsun:

&lt;a href="http://www.taraf.com.tr/makale/4251.htm" rel="nofollow"&gt;Isaiah Berlin’in liberalizmi&lt;/a&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Burada hayli dokuman olustu.  Ayni konular baglaminda Rasim&#8217;in son yazisinin linkini vereyim dokumana katki olsun:</p>
<p><a href="http://www.taraf.com.tr/makale/4251.htm" rel="nofollow">Isaiah Berlin’in liberalizmi</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dusunceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26290</link>
		<dc:creator>dusunceler</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 10:38:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26290</guid>
		<description>Enver hocam,

Anarsizm hos bir utopya otesine gecmiyor benim icin. Daha gercekci kabullerim var. Bu sebeple ilkesel olarak (ve keske diyerek) kabullenebilecegimi  ama utopyalarla vakit kaybi yasamak istemedigimi belirtmek isterim.

Olmasi arzulanan ya da gereken ile olmasi en muhtemel olani ayirirsam minimal bir devlete geliyorum. Devlete bazi gorevler atfetmekten ziyade devleti bir tur sozlesme olarak goruyorum. Devlete metafizik bir varlik vermiyor, devleti, bireyin 'temel haklarini' yine birey adina korumasi icin bir araya gelen insanlarin olusturdugu bir birliktelik, bir organizasyon olarak goruyorum.  Bu 'temel hak' korumaligi senin kelimelerinle "canı, malı, nesli, aklı vs. teminat"i da iceriyor. Su var ki bu bireysel duzeyde kaliyor, birisinin "canı, malı, nesli, aklı vs. teminat"i icin bir baskasinin "canı, malı, nesli, aklı vs. teminat"i elinden alinmaya kalkilmiyor.  Savunma, guvenlik, temel  haklar konusunda kalkan, bir dereceye kadar saglik, bir dereceye kadar   egitim, bir dereceye kadar fakirleri gozetme, bir dereceye kadar kulturel bakimdan toplumsal normatif olcutler belirlemek vb -benim anlayisima gore- minimal liberal devletle celisen seyler degil. Dedigim gibi tek bir liberalizm yok ve tezahur ettigi toplumun kulturel ogeleriyle bicimlenmesi de gayri mumkun degil liberalizmin.

Piyasa konusunda -ve diger tum konularda- iknaya acigim. Tek dogru olarak birseyi kabullendigim yok ama planlamaciligin buyuk bir bilgi sorununun oldugunu, yasadigimiz tarihin ve duzenin de bunu acikca gosterdigini dusunuyorum. (Somut veri yok demeni ise saka olarak kabul edeyim, izninle. :) Liberalizmin özgürlük fetişizmini, kanaati oldurdugunu, rekabet denen bir zehir enjekte ettigini vs vs herseyinin elestirilebilecegini ben de soylerim ama 'maddi' basarisini ve bu mekanizmanin -tamam, evet dunyevî- refahi ve verimliligi arttirdigini gormemek nasil mumkun olur inan anlamiyorum.)

Bilgi sorununu cozen ve 'fiyat'tan daha iyi -dikkat, malî- bir 'deger' belirleyici ve fayda/verimlilik sunan sistem bulundu ise dinlemek isterim. Herhangi bir alternatif sunmadan piyasa mekanizmasini elestirmek bana kolaycilik olarak geliyor.

Tekrar belirteyim ki -benim liberal anlayisima gore- bir takim toplumsal ve ahlaki kaygilarimizin ve buna yonelik onlemlerin piyasa mekanizmasi ile uyusturulmasi mumkun. Bu da ancak uclara savrulmadan ve keskin kabullere kapilmadan gerceklestirilebilir birsey. En yukarida liberallere yonelik elestirilerim/kaygilarim hatirlanirsa bu uyusmanin gerekliligine olan inancim da gorulebilir.

&lt;blockquote&gt;neyse daha uzun bir yazıda tartışırız diyeceğim ama o kadar farklı anlayışlarımız var ki bu konuda, anlaşmanın imkanı yok geçrekten de..&lt;/blockquote&gt;

Anlasma imkani olmasi icin tartismaktan ziyade,  yazmak ve konusmak belki anlama imkani verebilir. (Mesela ben bu serbest piyasa ve 'fiyat' konusunun iyi anlasilmadigini ve anlasilmadan itiraz edildigini dusunuyorum.) 

Bu acidan, 'fikirlerin catismasi' daha iyi fikirler cikmasina vesile olabilir.  

Saygilar, sevgiler.

TSD </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver hocam,</p>
<p>Anarsizm hos bir utopya otesine gecmiyor benim icin. Daha gercekci kabullerim var. Bu sebeple ilkesel olarak (ve keske diyerek) kabullenebilecegimi  ama utopyalarla vakit kaybi yasamak istemedigimi belirtmek isterim.</p>
<p>Olmasi arzulanan ya da gereken ile olmasi en muhtemel olani ayirirsam minimal bir devlete geliyorum. Devlete bazi gorevler atfetmekten ziyade devleti bir tur sozlesme olarak goruyorum. Devlete metafizik bir varlik vermiyor, devleti, bireyin &#8216;temel haklarini&#8217; yine birey adina korumasi icin bir araya gelen insanlarin olusturdugu bir birliktelik, bir organizasyon olarak goruyorum.  Bu &#8216;temel hak&#8217; korumaligi senin kelimelerinle &#8220;canı, malı, nesli, aklı vs. teminat&#8221;i da iceriyor. Su var ki bu bireysel duzeyde kaliyor, birisinin &#8220;canı, malı, nesli, aklı vs. teminat&#8221;i icin bir baskasinin &#8220;canı, malı, nesli, aklı vs. teminat&#8221;i elinden alinmaya kalkilmiyor.  Savunma, guvenlik, temel  haklar konusunda kalkan, bir dereceye kadar saglik, bir dereceye kadar   egitim, bir dereceye kadar fakirleri gozetme, bir dereceye kadar kulturel bakimdan toplumsal normatif olcutler belirlemek vb -benim anlayisima gore- minimal liberal devletle celisen seyler degil. Dedigim gibi tek bir liberalizm yok ve tezahur ettigi toplumun kulturel ogeleriyle bicimlenmesi de gayri mumkun degil liberalizmin.</p>
<p>Piyasa konusunda -ve diger tum konularda- iknaya acigim. Tek dogru olarak birseyi kabullendigim yok ama planlamaciligin buyuk bir bilgi sorununun oldugunu, yasadigimiz tarihin ve duzenin de bunu acikca gosterdigini dusunuyorum. (Somut veri yok demeni ise saka olarak kabul edeyim, izninle. <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Liberalizmin özgürlük fetişizmini, kanaati oldurdugunu, rekabet denen bir zehir enjekte ettigini vs vs herseyinin elestirilebilecegini ben de soylerim ama &#8216;maddi&#8217; basarisini ve bu mekanizmanin -tamam, evet dunyevî- refahi ve verimliligi arttirdigini gormemek nasil mumkun olur inan anlamiyorum.)</p>
<p>Bilgi sorununu cozen ve &#8216;fiyat&#8217;tan daha iyi -dikkat, malî- bir &#8216;deger&#8217; belirleyici ve fayda/verimlilik sunan sistem bulundu ise dinlemek isterim. Herhangi bir alternatif sunmadan piyasa mekanizmasini elestirmek bana kolaycilik olarak geliyor.</p>
<p>Tekrar belirteyim ki -benim liberal anlayisima gore- bir takim toplumsal ve ahlaki kaygilarimizin ve buna yonelik onlemlerin piyasa mekanizmasi ile uyusturulmasi mumkun. Bu da ancak uclara savrulmadan ve keskin kabullere kapilmadan gerceklestirilebilir birsey. En yukarida liberallere yonelik elestirilerim/kaygilarim hatirlanirsa bu uyusmanin gerekliligine olan inancim da gorulebilir.</p>
<blockquote><p>neyse daha uzun bir yazıda tartışırız diyeceğim ama o kadar farklı anlayışlarımız var ki bu konuda, anlaşmanın imkanı yok geçrekten de..</p></blockquote>
<p>Anlasma imkani olmasi icin tartismaktan ziyade,  yazmak ve konusmak belki anlama imkani verebilir. (Mesela ben bu serbest piyasa ve &#8216;fiyat&#8217; konusunun iyi anlasilmadigini ve anlasilmadan itiraz edildigini dusunuyorum.) </p>
<p>Bu acidan, &#8216;fikirlerin catismasi&#8217; daha iyi fikirler cikmasina vesile olabilir.  </p>
<p>Saygilar, sevgiler.</p>
<p>TSD</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Bahadır tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26273</link>
		<dc:creator>Mehmet Bahadır</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 23:53:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26273</guid>
		<description>Sadece cevabi yaziyi okudum ve yorumlara henuz bakamadim. 

Fakat &lt;strong&gt;Alper Akalin Bey'e&lt;/strong&gt; su hatirlatmayi yapmayi bir gorev  biliyorum. 

&lt;strong&gt;Ahlakla din arasinda cok siki bir iliski bulundugunu, ahlakin temelini dinin attigini, dini altyapisi olmayan bir ahlak sisteminin kurulmadigini, kurulamadigini belirtmek isterim. &lt;/strong&gt;

Bu baglamda, &lt;strong&gt;"İhtiyaçlarımızı devlet yöneticilerinin ahlak anlayışı mı yoksa Maslow mu belirliyor?"&lt;/strong&gt; seklindeki sorunuza;

Cevabim:
&lt;strong&gt;"Maddi ve manevi tum ihtiyaclarimizi Dinin Ahlak Anlayisi Belirler" &lt;/strong&gt; olacaktir. Bu da benim ozgur gorusum.

Meselenin bir diger boyutu 

Insanin tabii, fitri ozelliklerinde bazi sapmalara yol acan &lt;strong&gt;"Batili Yasam Tarzi"&lt;/strong&gt;, bu sapmalari tedavi etmeyi basaramayinca birtakim &lt;strong&gt;"istatistik ya da varsayim"&lt;/strong&gt; calismalariyla &lt;strong&gt;"toplumsal veriler"&lt;/strong&gt; elde edip, bu verileri esas alarak bu olguyu &lt;strong&gt;"toplumsal bir kultur"&lt;/strong&gt; kabul edip &lt;strong&gt;mesrulastirma&lt;/strong&gt; cihetine gitmektedir. 

Seks konusundaki gorusleriniz toplumsal olarak vardiginiz nokta buna bir ornektir.

&lt;strong&gt;Suphesiz, "Sabiteleri, Degismez ve Degistirilemez Degerleri" olmayan butun medeniyetlerin, ideolojilerin, kulturlerin ve ahlak sistemlerinin basina gelmesi mukadder olan akibet budur.&lt;/strong&gt; 

&lt;strong&gt;Bu yuzden Kanaatimce Islam dininin mensuplarinin en buyuk bahtiyarligi bu sabitelerdir. Ve bu sabitelerinin kadri kiymetini bilmeleri ve korumaya calismalari hem gorevleridir hem de ozgur haklaridir.&lt;/strong&gt;  

&lt;strong&gt;Zira sabiteleri olmayan toplumlar sahildeki halkaya bagli ipini koparmis sandallar gibidir. Hangi dalganin onu nereye goturecegini kestiremezler. Ancak kesin olan bir husus vardir ki o da boyle bir sandalin artik guvende olmadigidir. Kisa bir sure icinde ya kayaliklara carpip parcalanir ya da kendini deryanin orta yerinde, hicbir kara parcasinin gozukmedigi bir durumda kalir. Her iki durumda bir sandal icin felakettir.&lt;/strong&gt;
  
Saygilar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece cevabi yaziyi okudum ve yorumlara henuz bakamadim. </p>
<p>Fakat <strong>Alper Akalin Bey&#8217;e</strong> su hatirlatmayi yapmayi bir gorev  biliyorum. </p>
<p><strong>Ahlakla din arasinda cok siki bir iliski bulundugunu, ahlakin temelini dinin attigini, dini altyapisi olmayan bir ahlak sisteminin kurulmadigini, kurulamadigini belirtmek isterim. </strong></p>
<p>Bu baglamda, <strong>&#8220;İhtiyaçlarımızı devlet yöneticilerinin ahlak anlayışı mı yoksa Maslow mu belirliyor?&#8221;</strong> seklindeki sorunuza;</p>
<p>Cevabim:<br />
<strong>&#8220;Maddi ve manevi tum ihtiyaclarimizi Dinin Ahlak Anlayisi Belirler&#8221; </strong> olacaktir. Bu da benim ozgur gorusum.</p>
<p>Meselenin bir diger boyutu </p>
<p>Insanin tabii, fitri ozelliklerinde bazi sapmalara yol acan <strong>&#8220;Batili Yasam Tarzi&#8221;</strong>, bu sapmalari tedavi etmeyi basaramayinca birtakim <strong>&#8220;istatistik ya da varsayim&#8221;</strong> calismalariyla <strong>&#8220;toplumsal veriler&#8221;</strong> elde edip, bu verileri esas alarak bu olguyu <strong>&#8220;toplumsal bir kultur&#8221;</strong> kabul edip <strong>mesrulastirma</strong> cihetine gitmektedir. </p>
<p>Seks konusundaki gorusleriniz toplumsal olarak vardiginiz nokta buna bir ornektir.</p>
<p><strong>Suphesiz, &#8220;Sabiteleri, Degismez ve Degistirilemez Degerleri&#8221; olmayan butun medeniyetlerin, ideolojilerin, kulturlerin ve ahlak sistemlerinin basina gelmesi mukadder olan akibet budur.</strong> </p>
<p><strong>Bu yuzden Kanaatimce Islam dininin mensuplarinin en buyuk bahtiyarligi bu sabitelerdir. Ve bu sabitelerinin kadri kiymetini bilmeleri ve korumaya calismalari hem gorevleridir hem de ozgur haklaridir.</strong>  </p>
<p><strong>Zira sabiteleri olmayan toplumlar sahildeki halkaya bagli ipini koparmis sandallar gibidir. Hangi dalganin onu nereye goturecegini kestiremezler. Ancak kesin olan bir husus vardir ki o da boyle bir sandalin artik guvende olmadigidir. Kisa bir sure icinde ya kayaliklara carpip parcalanir ya da kendini deryanin orta yerinde, hicbir kara parcasinin gozukmedigi bir durumda kalir. Her iki durumda bir sandal icin felakettir.</strong></p>
<p>Saygilar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>amarat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26264</link>
		<dc:creator>amarat</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 20:21:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26264</guid>
		<description>Bu konular hakkında boyle uzun uzadıya konuşulacak en avr inanın anlamıyorum.

Mehmet yılmaz sen kürtaj konusunu yaz bu konuya 100 yorum geliyorsa ona emin ol 1000 tane gelmesi lazım :=)

Alper akalın, nankörlük etme devletin hiç bir şeyinden yararlanmıyormuş.işe uçarak mı gidiyorsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konular hakkında boyle uzun uzadıya konuşulacak en avr inanın anlamıyorum.</p>
<p>Mehmet yılmaz sen kürtaj konusunu yaz bu konuya 100 yorum geliyorsa ona emin ol 1000 tane gelmesi lazım :=)</p>
<p>Alper akalın, nankörlük etme devletin hiç bir şeyinden yararlanmıyormuş.işe uçarak mı gidiyorsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26231</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:47:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26231</guid>
		<description>suat hocam,
bakın benim için burada bir nirengi noktası var. bu nirengi noktası aslında konunun can damarıdır. bu konuda bir yazı yazacağım ama kısaca anlatayım.

eğer devlete "tamamen " karşı isek - ki anarşistler ya da liberter anarşistler gibi - o zaman tutarlı bir ideoloji var karşımızda deyip anlayışla karşılarım. hatta devlet kavramıyla problem açısından inanın bana liberallerin çoğundan daha problemliyim. ancak devlete bazı görevler atfederseniz liberallerin anarşist olmayan tümü gibi..o zaman konunun tartışması başka yöne kayar. o zaman devlete atefettiğiniz hukuk devleti (ki bu anlamda bu hukuku ortaya koyan ve koruyacak olan da liberal kavramlar oalcak liberallere göre) ve güvenlikle ilgili şeyler harici diğer şeylerde "ben devletin müdahelesini doğru bulmuyorm ,zaten doğru olan da müdahele olmamasıdır" derseniz birileri itraz eder. der ki güvenlik dışında da temel haklar vardır. gazali'den örnekle canı, malı, nesli, aklı vs. teminat altına alınmalıdır. o zaman devlete hukuk koruma ve güvenlik nosyonu biçenlerin başka şeyler olmaz demelerinin özgürlükçülükle bir ilgisi yok. negatif özgürlükleri savunmak, günlük pratik hayatta özgürlüklere yol açmıyor diyorum. benim gibi milyonlarca insan da aynı görüşte. zaten sosyal liberalizm de böyle doğdu bilirsin. o zaman devlet denen kurumun pozitif bir özgürlük anlayışının yanında olması gerekir bana göre, illa devlet oalcaksa. mesela rawls , devletin ekonomik paylaşım konusunda hep en yoksul olana pozitif ayrıcalık tanıması gerektiğinden söz eder. 
yani serbest piyasaya her inanmayanı yok şurdan okuyorsunuz yok burdan okuyorsunuz diye eleştirmeyi doğru görmüyorum. kaldı ki şunu söyleyeuyim. yazdıkları açısında marx benim için çoğu liberal düşünürden daha değerlidir. adorno, althusser, horkheimer vs ile zaten karşılaştırabileceğim liberal düşünür yoktur. dolayısıyla sol literatürü okumak liberaller için küfür oluyorsa bilemem ama ben sol literatürün liberalizm eleştirilerini önemserim. aynen liberalizm içi eleştiirler gibi. ancak benim eleştiri perspektiifm hiçbirisi ile tam olarak uyuşmaz. ben sonuçta müslüman insan-ı kamil hedefiyle liberal birey kavramını birbiriyle ilintisiz görürüm. OLAY BUDUR benim açımdan

dün geceki yorumumda ise bir metafor kullandım. edebiyatı ve sanatı seven bir insan olarak bazıları gibi dümdüz konuşmaktansa metaforlara, istiharelere, mazmunlara başvurmayı severim. hayek peygamber deme sebebimin en azından senin gibi birisi tarafından anlaşılabileceğini ummuştum ama yanıldım. açıklayayım o zaman:

liberallerin klasik ve neoklasik versiyonları serbest piyasanın eninde sonunda iyiye ve faydaya yani en verimliye yönelteceği yönünde bir iddiadadırlar. böyle bir iddia olsa olsa serbest piyasayı metafizik bir anlam katarak ele almak demektir. eğer metafizik bir anlam biçtiğimiz andan itibaren (benim görüşm liberaller böyle yapıyorlar) o metafizik anlamı yükleyen smith ve hayek'e de peygamber muamelesi yapıyoruz demektir. yani hiçbir somut veri olmayan (ki serbest piyasanın liberallerin söylediği gibi bir sonuca yol açtığına klasik liberaller dışında kimse ikna olmuyor. tam tersini savunan ise dünya kadar insan var. ve ben de o insanlar gibi düşünüyorum) bir konuda bu böyledir dediğinizde ve ona inanılmayı bir tarafa bırakın, o inancı tek mutlak gerçek ve özgürlüğün yegane teminatı gibi sunduğunuzda hayek ve smithi peygamber yapıyorsunuz demektir. evet o yorumumda anlayacağınızı umduğum metafor buydu!

neyse daha uzun bir yazıda tartışırız diyeceğim ama o kadar farklı anlayışlarımız var ki bu konuda, anlaşmanın imkanı yok geçrekten de..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>suat hocam,<br />
bakın benim için burada bir nirengi noktası var. bu nirengi noktası aslında konunun can damarıdır. bu konuda bir yazı yazacağım ama kısaca anlatayım.</p>
<p>eğer devlete &#8220;tamamen &#8221; karşı isek - ki anarşistler ya da liberter anarşistler gibi - o zaman tutarlı bir ideoloji var karşımızda deyip anlayışla karşılarım. hatta devlet kavramıyla problem açısından inanın bana liberallerin çoğundan daha problemliyim. ancak devlete bazı görevler atfederseniz liberallerin anarşist olmayan tümü gibi..o zaman konunun tartışması başka yöne kayar. o zaman devlete atefettiğiniz hukuk devleti (ki bu anlamda bu hukuku ortaya koyan ve koruyacak olan da liberal kavramlar oalcak liberallere göre) ve güvenlikle ilgili şeyler harici diğer şeylerde &#8220;ben devletin müdahelesini doğru bulmuyorm ,zaten doğru olan da müdahele olmamasıdır&#8221; derseniz birileri itraz eder. der ki güvenlik dışında da temel haklar vardır. gazali&#8217;den örnekle canı, malı, nesli, aklı vs. teminat altına alınmalıdır. o zaman devlete hukuk koruma ve güvenlik nosyonu biçenlerin başka şeyler olmaz demelerinin özgürlükçülükle bir ilgisi yok. negatif özgürlükleri savunmak, günlük pratik hayatta özgürlüklere yol açmıyor diyorum. benim gibi milyonlarca insan da aynı görüşte. zaten sosyal liberalizm de böyle doğdu bilirsin. o zaman devlet denen kurumun pozitif bir özgürlük anlayışının yanında olması gerekir bana göre, illa devlet oalcaksa. mesela rawls , devletin ekonomik paylaşım konusunda hep en yoksul olana pozitif ayrıcalık tanıması gerektiğinden söz eder.<br />
yani serbest piyasaya her inanmayanı yok şurdan okuyorsunuz yok burdan okuyorsunuz diye eleştirmeyi doğru görmüyorum. kaldı ki şunu söyleyeuyim. yazdıkları açısında marx benim için çoğu liberal düşünürden daha değerlidir. adorno, althusser, horkheimer vs ile zaten karşılaştırabileceğim liberal düşünür yoktur. dolayısıyla sol literatürü okumak liberaller için küfür oluyorsa bilemem ama ben sol literatürün liberalizm eleştirilerini önemserim. aynen liberalizm içi eleştiirler gibi. ancak benim eleştiri perspektiifm hiçbirisi ile tam olarak uyuşmaz. ben sonuçta müslüman insan-ı kamil hedefiyle liberal birey kavramını birbiriyle ilintisiz görürüm. OLAY BUDUR benim açımdan</p>
<p>dün geceki yorumumda ise bir metafor kullandım. edebiyatı ve sanatı seven bir insan olarak bazıları gibi dümdüz konuşmaktansa metaforlara, istiharelere, mazmunlara başvurmayı severim. hayek peygamber deme sebebimin en azından senin gibi birisi tarafından anlaşılabileceğini ummuştum ama yanıldım. açıklayayım o zaman:</p>
<p>liberallerin klasik ve neoklasik versiyonları serbest piyasanın eninde sonunda iyiye ve faydaya yani en verimliye yönelteceği yönünde bir iddiadadırlar. böyle bir iddia olsa olsa serbest piyasayı metafizik bir anlam katarak ele almak demektir. eğer metafizik bir anlam biçtiğimiz andan itibaren (benim görüşm liberaller böyle yapıyorlar) o metafizik anlamı yükleyen smith ve hayek&#8217;e de peygamber muamelesi yapıyoruz demektir. yani hiçbir somut veri olmayan (ki serbest piyasanın liberallerin söylediği gibi bir sonuca yol açtığına klasik liberaller dışında kimse ikna olmuyor. tam tersini savunan ise dünya kadar insan var. ve ben de o insanlar gibi düşünüyorum) bir konuda bu böyledir dediğinizde ve ona inanılmayı bir tarafa bırakın, o inancı tek mutlak gerçek ve özgürlüğün yegane teminatı gibi sunduğunuzda hayek ve smithi peygamber yapıyorsunuz demektir. evet o yorumumda anlayacağınızı umduğum metafor buydu!</p>
<p>neyse daha uzun bir yazıda tartışırız diyeceğim ama o kadar farklı anlayışlarımız var ki bu konuda, anlaşmanın imkanı yok geçrekten de..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26226</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 11:22:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26226</guid>
		<description>sevgili suat hocam,
siz niye alınıyorsunuz ki? benim lafımın gittiği yeri bilen biliyor, sizin alınmanıza hiç gerek yok! ayrıca ısrarla şuradan okudun, buradan okudun, soldan sağdan üstten aşağıdan okudun ısrarını da anlamakta zorlanıyorum. benim gördüğüm liberalizm budur. böyle görmeye hakkım yok mudur? benim gördüğüm liberalizm bundan öte bir anlam ifade etmiyor bana. suat hocam sizi ise, aynen kendim gibi (belki benim serbest piyasacı versiyonum) özgürlükçü bir müslüman olarak görüyorum. liberalizm ideoloji olarak hakikaten tu-kakadır geçrekten de...en azından benim perspektifimden öyle görünüyor.

alper akalın denen varlığa ise laf etmediğim ve ciddiye almadığım halde laf yetiştirmeye devam ediyor. halbuki onun yazdığı cevapları okumuyorum bile....anla aertık kardeşim benim senin gibi kişilerle işim yok!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sevgili suat hocam,<br />
siz niye alınıyorsunuz ki? benim lafımın gittiği yeri bilen biliyor, sizin alınmanıza hiç gerek yok! ayrıca ısrarla şuradan okudun, buradan okudun, soldan sağdan üstten aşağıdan okudun ısrarını da anlamakta zorlanıyorum. benim gördüğüm liberalizm budur. böyle görmeye hakkım yok mudur? benim gördüğüm liberalizm bundan öte bir anlam ifade etmiyor bana. suat hocam sizi ise, aynen kendim gibi (belki benim serbest piyasacı versiyonum) özgürlükçü bir müslüman olarak görüyorum. liberalizm ideoloji olarak hakikaten tu-kakadır geçrekten de&#8230;en azından benim perspektifimden öyle görünüyor.</p>
<p>alper akalın denen varlığa ise laf etmediğim ve ciddiye almadığım halde laf yetiştirmeye devam ediyor. halbuki onun yazdığı cevapları okumuyorum bile&#8230;.anla aertık kardeşim benim senin gibi kişilerle işim yok!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberalizm Tartışmaları &#8212; düşünceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26215</link>
		<dc:creator>Liberalizm Tartışmaları &#8212; düşünceler</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 10:40:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26215</guid>
		<description>[...] ile devam etti. 3H Hareketi&#8216;nden Alper Akalın&#8217;ın her iki yazıya cevap mahiyetinde bir  makale kaleme alıp DD&#8217;de yayınlatmasıyla, tartışma o makalenin altında [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ile devam etti. 3H Hareketi&#8216;nden Alper Akalın&#8217;ın her iki yazıya cevap mahiyetinde bir  makale kaleme alıp DD&#8217;de yayınlatmasıyla, tartışma o makalenin altında [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Alper Akalin / 3H tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26195</link>
		<dc:creator>Alper Akalin / 3H</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 07:53:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26195</guid>
		<description>EG beni muhattap olarak almıyordu da benim yorumumdan alıntırla yapılan bu cevap niye geldi? Agresif cevaplarından anlaşılıyor ki, liberalizme olan kör nefreti, insana ve düşünceye saygı demeksizin, herkesi küçümseyebilir ve değerini küçültebilirim cüretini de kendisine veriyor.

Yalnız, EG'nin üslup konusundaki problemleri, gerçekten çok irrite edici. Belirtmeden edemeyeceğim.. Ben kibar olmaya çalıştım ama &lt;strong&gt;"öteki alper ciddiye alınacak birisi değil"&lt;/strong&gt; lafından sonra ben de bu yorumda insana saygı gereği göstermem gereken itinayı maalesef kendisine gösteremeyeceğim. 

Şimdi yine büyük çarpıtmalara imza atmıs EG. Bi cevap verip çıkacam.

&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;mesela başörtüsü mü takıyorsun, AIHM bu konuda bizim hukuki teminatımızdır ve o karar verirse takar, vermezse takmazsın &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Yorum iki nedenden ötürü problemli. Bir, AİHM, (herkes çarpıtıyor, EG de kolaycılığı seçip, çarpık yorumu tercih etmiş) türbanı yasaklamadı. 11 Eylül paranoyasıyla, türban yasağını bir iç mesele olarak belirledi ve karar merciinin türkiyedeki normların olduğunu söyledi.

Çok hatalı ve iki yüzlü bir yorumdu bu. Madem ki, Turkiye AIHM kararlarının baglayıclıgını kabul etmis ve siz de &lt;strong&gt;"avrupada insan haklarının teminatı"&lt;/strong&gt; olarak kendinizi ilan etmişssiniz, elbetteki bu temel insanlık probleminde kendinizi muhattap olarak kabul etmeliydiniz. Topu Türkiyeye atmak AIHM'ye olan guvenleri yıktı.

Velev ki, AIHM türbanı yasaklamış olsun. Bunu liberallerin kabul etmesi mümkün mü? Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz da var olan hukukun üstünlüğünü mü savunuyoruz? Amacımız sadece yazılı metinler ve yasalar olsun, biz ona uyalım mı, yoksa yazılı metinler temel hak ve negatif özgürlükleri garanti altına mı alsın? Anayasalılık farklı bir şey, anayasacılık ffarklı bir şey. Yasalarınız olabilir ama yasalarınız özgürlüğüe engel bir durum teşkil ediyorsa, bundan "hukuk üstünlüğüne" inanan liberaller sorumlu mu tutulmalıdır? Bu neye benziyor biliyormusunuz; afganistanda islam adına terör suçu işleyenler yüzünden bütün müslümanları terörist ilan etmeye.

Bu tarz çarpıtmaları ve basitlikleri siyasetçiler yapar. EG, DD'de oy toplamaya çalışan populist politikacılar gibi, karalama ve çamur siyasetinden vazgeçemiyor anlaşılan.

Hayek'in Pinochet'e ye verdiği destek kabul edilebilir bir durum değil. Tenkit edilmesi hatta kınanması gereken bir durum. Yalnız, düşünce filozofları peygamber değildir. Onlar da, &lt;strong&gt;"özellikle yaşları ilerledikçe" &lt;/strong&gt; bazı hatalar yapabilir ve hatta giderek daha radikal bir çizgiye kayabilir. Mesela, Popper'da ölmüne yakın bir zamanda önce &lt;strong&gt;"TV şeytan icadıdır"&lt;/strong&gt; demişti. Böylesine bir lafta bulunması, onun &lt;strong&gt;"Açık Toplum ve Düşmanları" &lt;/strong&gt;eserinde bulunduğu tespitlerin hepsini birden değersiz kılmaya yeter mi?  Aynı şekilde Hayek'in, kölelik yolunda bahsettiği doğrulardan, pinocheti ziyaret etti diye vaz mı geçeceğiz?

Hayek, o dönem soğuk savaşın da etkisiyle ve yaşının da ilerlelmesiyle, komunizme karşı daha bir nefretle yaklaşmış ve daha tutucu bir çizgide beyan/eylemlerde bulunmuştur. Liberal diktatörlüğü, demokratik sosyalizme tercih etmesi de, bu radikalliğinin bir ürünüdür ki biz ne hayekin müridiyiz, ne de o bizim peygamberimiz. Ama elbette benimsediğimiz doğruları, tenkit ettiğiğimiz yanlışları domine etmektedir.

Anlaşılan EG siyah ve beyaz dünyalarda yaşıyor. Kendisinin ak dediği şeyi eleştiren herkes kara. Hele ki, &lt;strong&gt;"vahşi"&lt;/strong&gt; olarak eleştirdiği Hayek'in son yıllarında kapılmış olduğu &lt;strong&gt;"tutucu fanatizme" &lt;/strong&gt; EG'nin bu yaşta kapılıyor olması ise oldukça ironik bir durum. 

Aslında bu durum, EG'nin &lt;strong&gt;kolaycı-indirgemeci-toptan genelleyici-kollektivist&lt;/strong&gt; bir zihnin ürünü olan tenkitlerini de ciddiye almamamız için önemli bir dayanak oluşturmakta.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>EG beni muhattap olarak almıyordu da benim yorumumdan alıntırla yapılan bu cevap niye geldi? Agresif cevaplarından anlaşılıyor ki, liberalizme olan kör nefreti, insana ve düşünceye saygı demeksizin, herkesi küçümseyebilir ve değerini küçültebilirim cüretini de kendisine veriyor.</p>
<p>Yalnız, EG&#8217;nin üslup konusundaki problemleri, gerçekten çok irrite edici. Belirtmeden edemeyeceğim.. Ben kibar olmaya çalıştım ama <strong>&#8220;öteki alper ciddiye alınacak birisi değil&#8221;</strong> lafından sonra ben de bu yorumda insana saygı gereği göstermem gereken itinayı maalesef kendisine gösteremeyeceğim. </p>
<p>Şimdi yine büyük çarpıtmalara imza atmıs EG. Bi cevap verip çıkacam.</p>
<p><strong><br />
<blockquote>mesela başörtüsü mü takıyorsun, AIHM bu konuda bizim hukuki teminatımızdır ve o karar verirse takar, vermezse takmazsın </p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Yorum iki nedenden ötürü problemli. Bir, AİHM, (herkes çarpıtıyor, EG de kolaycılığı seçip, çarpık yorumu tercih etmiş) türbanı yasaklamadı. 11 Eylül paranoyasıyla, türban yasağını bir iç mesele olarak belirledi ve karar merciinin türkiyedeki normların olduğunu söyledi.</p>
<p>Çok hatalı ve iki yüzlü bir yorumdu bu. Madem ki, Turkiye AIHM kararlarının baglayıclıgını kabul etmis ve siz de <strong>&#8220;avrupada insan haklarının teminatı&#8221;</strong> olarak kendinizi ilan etmişssiniz, elbetteki bu temel insanlık probleminde kendinizi muhattap olarak kabul etmeliydiniz. Topu Türkiyeye atmak AIHM&#8217;ye olan guvenleri yıktı.</p>
<p>Velev ki, AIHM türbanı yasaklamış olsun. Bunu liberallerin kabul etmesi mümkün mü? Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz da var olan hukukun üstünlüğünü mü savunuyoruz? Amacımız sadece yazılı metinler ve yasalar olsun, biz ona uyalım mı, yoksa yazılı metinler temel hak ve negatif özgürlükleri garanti altına mı alsın? Anayasalılık farklı bir şey, anayasacılık ffarklı bir şey. Yasalarınız olabilir ama yasalarınız özgürlüğüe engel bir durum teşkil ediyorsa, bundan &#8220;hukuk üstünlüğüne&#8221; inanan liberaller sorumlu mu tutulmalıdır? Bu neye benziyor biliyormusunuz; afganistanda islam adına terör suçu işleyenler yüzünden bütün müslümanları terörist ilan etmeye.</p>
<p>Bu tarz çarpıtmaları ve basitlikleri siyasetçiler yapar. EG, DD&#8217;de oy toplamaya çalışan populist politikacılar gibi, karalama ve çamur siyasetinden vazgeçemiyor anlaşılan.</p>
<p>Hayek&#8217;in Pinochet&#8217;e ye verdiği destek kabul edilebilir bir durum değil. Tenkit edilmesi hatta kınanması gereken bir durum. Yalnız, düşünce filozofları peygamber değildir. Onlar da, <strong>&#8220;özellikle yaşları ilerledikçe&#8221; </strong> bazı hatalar yapabilir ve hatta giderek daha radikal bir çizgiye kayabilir. Mesela, Popper&#8217;da ölmüne yakın bir zamanda önce <strong>&#8220;TV şeytan icadıdır&#8221;</strong> demişti. Böylesine bir lafta bulunması, onun <strong>&#8220;Açık Toplum ve Düşmanları&#8221; </strong>eserinde bulunduğu tespitlerin hepsini birden değersiz kılmaya yeter mi?  Aynı şekilde Hayek&#8217;in, kölelik yolunda bahsettiği doğrulardan, pinocheti ziyaret etti diye vaz mı geçeceğiz?</p>
<p>Hayek, o dönem soğuk savaşın da etkisiyle ve yaşının da ilerlelmesiyle, komunizme karşı daha bir nefretle yaklaşmış ve daha tutucu bir çizgide beyan/eylemlerde bulunmuştur. Liberal diktatörlüğü, demokratik sosyalizme tercih etmesi de, bu radikalliğinin bir ürünüdür ki biz ne hayekin müridiyiz, ne de o bizim peygamberimiz. Ama elbette benimsediğimiz doğruları, tenkit ettiğiğimiz yanlışları domine etmektedir.</p>
<p>Anlaşılan EG siyah ve beyaz dünyalarda yaşıyor. Kendisinin ak dediği şeyi eleştiren herkes kara. Hele ki, <strong>&#8220;vahşi&#8221;</strong> olarak eleştirdiği Hayek&#8217;in son yıllarında kapılmış olduğu <strong>&#8220;tutucu fanatizme&#8221; </strong> EG&#8217;nin bu yaşta kapılıyor olması ise oldukça ironik bir durum. </p>
<p>Aslında bu durum, EG&#8217;nin <strong>kolaycı-indirgemeci-toptan genelleyici-kollektivist</strong> bir zihnin ürünü olan tenkitlerini de ciddiye almamamız için önemli bir dayanak oluşturmakta.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dusunceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26188</link>
		<dc:creator>dusunceler</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 05:40:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26188</guid>
		<description>Enver hocam,

&lt;blockquote&gt;evet özlem hanım konu budur…&lt;/blockquote&gt;

Hayır hocam, konu bu değil.

Vallahi çok şaşırdığımı belirteyim öncelikle. "Liberaller derler ki.." diye başlayarak söyledikleriniz, ta yukarıdan beri bu konuda birşeyler söylemeye çalışan ben  (ve benim gibilerin) asla söylemeyeceği, aksine benzeri noktalarda yığınla itirazlarımızın olacağı unsurlar.  

Bence siz, "liberaller" derken kimlerden bahsettiğinizi daha bir açıklayıcı tutmalısınız; buradan bakınca -en azından bu tartışmadaki muhataplarınız nezdinde- yeldeğirmenlerine kızgın bir Don Kişot tavrı sergilediğiniz görülüyor. Savunmadığımız, bilakis eleştirdiğimiz noktaları (mesela Hayek-Pinochet meselesi gibi --ne yani Hayek hata yapmaz diyen mi oldu?)  "liberaller derler ki" diye başlayarak, 'bu tartışmada'ki liberalliğe yakın muhataplarınıza karşı argüman olarak kullanmak kabul edilebilir bir durum değil. Bunu görmüyor olmazsınız. (AIHM  nedir, kimdir, hangi liberal kaale alır, AB ülkelerine yarı sosyalist diyen liberaller mi AIHM hukukundan vs bahsedecek? Yapmayın Allah aşkına.)

Bakın, önde gelen liberaller dostlardan birisi olan Fethi bey, bu sitede yadığı bir yazıda (başörtüsü konusunda) neler demişti:

http://www.derindusunce.org/2007/12/11/birakiniz-acsinlar-birakiniz-ortsunler/

Sadece bu yazı bile genellemenizi ve "derler ki" diye başladığınız kısmı çürütmeye yetiyor. Benim kendi sitemde, burada veya bu başlıkta yukarıdan beri yazdıklarım ortada. Mesela Avrupa'nın özgürlük anlayışını ben de eleştirdim bir yazımda, hatırlayın &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/15/modern-tabular-antisemitizm-ve-escinsellik/" rel="nofollow"&gt;Modern Tabular: Antisemitizm ve Eşcinsellik&lt;/a&gt; başlığı ile.   Bunların liberal teori ile ne alakası var Hocam?  Yani bu biçimde yanlış ve yanıltıcı bir argümanla tartışma olmaz ki..

Özgürlük boyutuna yukarıda çok değinildi,  ekonomik boyutuna da. Kimsenin insanlar açlıktan ölsün dediği de yok, minimal devletin, minimum düzeyde sosyal işlevler görmesi noktasında çok büyük bir tartışma yok liberaller arasında. Bu ajitasyon kısmı hakikaten çok gereksiz hocam.

Eğer son yorumu yazacağınızı bilseydim inanın yukarıdan beri o kadar satırı yazmak için vakit kaybetmezdim.  Bana kalırsa sizin kafanızda tukaka ettiğiniz  (ve inanın nereden, kimleri okuyarak edindiğinizi de bir türlü anlayamadığım -çünkü sol ezberlerden öğrenilmiş savını da kabullenmiyorsunuz-) bir liberalizm efsanesi var ve ona karşı tepkisel davranıyorsunuz. Fakat ne bu tepki duyduğunuz öcü, 'liberalizm' ne de ben (ya da bizler) o öcüyü savunan insanlarız.

TSD.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver hocam,</p>
<blockquote><p>evet özlem hanım konu budur…</p></blockquote>
<p>Hayır hocam, konu bu değil.</p>
<p>Vallahi çok şaşırdığımı belirteyim öncelikle. &#8220;Liberaller derler ki..&#8221; diye başlayarak söyledikleriniz, ta yukarıdan beri bu konuda birşeyler söylemeye çalışan ben  (ve benim gibilerin) asla söylemeyeceği, aksine benzeri noktalarda yığınla itirazlarımızın olacağı unsurlar.  </p>
<p>Bence siz, &#8220;liberaller&#8221; derken kimlerden bahsettiğinizi daha bir açıklayıcı tutmalısınız; buradan bakınca -en azından bu tartışmadaki muhataplarınız nezdinde- yeldeğirmenlerine kızgın bir Don Kişot tavrı sergilediğiniz görülüyor. Savunmadığımız, bilakis eleştirdiğimiz noktaları (mesela Hayek-Pinochet meselesi gibi &#8211;ne yani Hayek hata yapmaz diyen mi oldu?)  &#8220;liberaller derler ki&#8221; diye başlayarak, &#8216;bu tartışmada&#8217;ki liberalliğe yakın muhataplarınıza karşı argüman olarak kullanmak kabul edilebilir bir durum değil. Bunu görmüyor olmazsınız. (AIHM  nedir, kimdir, hangi liberal kaale alır, AB ülkelerine yarı sosyalist diyen liberaller mi AIHM hukukundan vs bahsedecek? Yapmayın Allah aşkına.)</p>
<p>Bakın, önde gelen liberaller dostlardan birisi olan Fethi bey, bu sitede yadığı bir yazıda (başörtüsü konusunda) neler demişti:</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2007/12/11/birakiniz-acsinlar-birakiniz-ortsunler/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2007/12/11/birakiniz-acsinlar-birakiniz-ortsunler/</a></p>
<p>Sadece bu yazı bile genellemenizi ve &#8220;derler ki&#8221; diye başladığınız kısmı çürütmeye yetiyor. Benim kendi sitemde, burada veya bu başlıkta yukarıdan beri yazdıklarım ortada. Mesela Avrupa&#8217;nın özgürlük anlayışını ben de eleştirdim bir yazımda, hatırlayın <a href="http://www.derindusunce.org/2009/01/15/modern-tabular-antisemitizm-ve-escinsellik/" rel="nofollow">Modern Tabular: Antisemitizm ve Eşcinsellik</a> başlığı ile.   Bunların liberal teori ile ne alakası var Hocam?  Yani bu biçimde yanlış ve yanıltıcı bir argümanla tartışma olmaz ki..</p>
<p>Özgürlük boyutuna yukarıda çok değinildi,  ekonomik boyutuna da. Kimsenin insanlar açlıktan ölsün dediği de yok, minimal devletin, minimum düzeyde sosyal işlevler görmesi noktasında çok büyük bir tartışma yok liberaller arasında. Bu ajitasyon kısmı hakikaten çok gereksiz hocam.</p>
<p>Eğer son yorumu yazacağınızı bilseydim inanın yukarıdan beri o kadar satırı yazmak için vakit kaybetmezdim.  Bana kalırsa sizin kafanızda tukaka ettiğiniz  (ve inanın nereden, kimleri okuyarak edindiğinizi de bir türlü anlayamadığım -çünkü sol ezberlerden öğrenilmiş savını da kabullenmiyorsunuz-) bir liberalizm efsanesi var ve ona karşı tepkisel davranıyorsunuz. Fakat ne bu tepki duyduğunuz öcü, &#8216;liberalizm&#8217; ne de ben (ya da bizler) o öcüyü savunan insanlarız.</p>
<p>TSD.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26180</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 22:34:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26180</guid>
		<description>özlem hanım, 
bence durum şudur: liberaller derler ki (zımni olarak tabii... benim anladığım bu)" oyun kurallarını benim belirleyeceğim bir oyun oynayacağız. bu oyun kurallarına dahil olduğunuz sürece sizi "bir renk" olarak kabul etmeye ve özgürlüğünüzü kabul etmeye hazırız. ancaaaaak , o oyun kurallarına müdahele etmeye kalkarsanız, ağababalarımız ve fikirlerimizin teminatı avrupa ve abd'de görebileceğiniz gibi, hemen tepenize ilk önce "tüm kurallarını zaten benim belirlediğim" hukukla, o da olmazsa "güvenlikle"(benim, devlet gereksizdir dememe sakın aldanma, devlet benim kurduğum oyun kurallarımı korumak için güvenlik yapmaya mecburdur...yani devlet benim varlığımın teminatıdır aslında!) vurmak farzdır (bu farz liberal imanın bir terimidir!) . mesela başörtüsü mü takıyorsun, AIHM bu konuda bizim hukuki teminatımızdır ve o karar verirse takar, vermezse takmazsın (ki liberal hukuk devletinin hukukunu da orada görmek mümkündür) . bu uygulamarımızı "binlerce solcu direnişçiyi bir gecede ortadan kaldıran darbeyi yapan pinochet'i destekleyen hayek peygamberde, margareth tatcher ve reagan'ın muhafakar uygulamarının fikir babası olan smith ve hayek peygamberlerde görebilirsin. bu yüzden paşa paşa benim söylediğim oyun kurallarını kabul et. zaten özgürlük için de, demokrasi için de eşitlik için de, insanlığın iyiliği için de ve çok renklilik için de benim oyun kurallarım en güzel oyun kurallarıdır. zaten sizler de o oyun kurallarına bir iman edin göreceksiniz bak ne kadar çok renkli olacağız...

evet özlem hanım konu budur...liberal çok renklilik, sizin de gayet güzel söylediğiniz gibi dünyadaki milyonlarca rengi tek renke döndürmüş bir "çok renkliliktir" . sanalda çok renk ama gerçekte bir renk :o da kapkara, tüm renkleri yutan bir kara...

ben liberallerin oyun kurallarını kabul etmiyorum. onların özgürlük anlayışları gibi büyük oranda ekonomizmden malul "faydacı" bir özgürlük anlayışının eninde sonunda herkesi özgür (mesela açlıktan ölmekte, eğitim yapamamakta, hastane kapılarında ölmekte, "hayır sahiplerinin" vicdanlarının insafını beklemekte özgürüz hepimiz) yaptığını ama bazılarını "daha da özgür" (mesela karun gibi zengin olmakta, devletlerin çoğundan daha güçlü ferdi ya da tröst şeklinde güç sahibi olmakta, modern köleliğin he rtürlü yöntemini kurmakta, kendi çıkarları için işgalleri desteklemekte, savaşlar çıkarmakta ve  oyun kurallarının tümüne hakim olmakta özgür) yaptığını düşünüyorum. ben ne birinci tür "özgürlüğü" ne de ikinci tür özgürlüğü kendi ahlakıma ve değerlerime uygun görüyorum. bu yüzden liberalizmin, onların sahiplendiği gibi özgürlük demek olmadığını, olsa olsa bunun sanal bir vaad olduğunu düşünüyorum. çoğu liberalden daha özgürlükçü ya da dmeokratız ama bunun ticaretini yapmak liberallere düşüyor nedense! "efendim ben özgürlük yanlısıyım ve dolayısıyla liberalim" demekle sahiplendikleri özgürlük mefhumunun da içini boşalttıklarını düşünüyorum. 
sonuçta ben özgürlükçüyüm ama liberal değilim ve bir fikir akımı olarak liberalizm ile fikren mücadele etmeye de devam edeceğim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özlem hanım,<br />
bence durum şudur: liberaller derler ki (zımni olarak tabii&#8230; benim anladığım bu)&#8221; oyun kurallarını benim belirleyeceğim bir oyun oynayacağız. bu oyun kurallarına dahil olduğunuz sürece sizi &#8220;bir renk&#8221; olarak kabul etmeye ve özgürlüğünüzü kabul etmeye hazırız. ancaaaaak , o oyun kurallarına müdahele etmeye kalkarsanız, ağababalarımız ve fikirlerimizin teminatı avrupa ve abd&#8217;de görebileceğiniz gibi, hemen tepenize ilk önce &#8220;tüm kurallarını zaten benim belirlediğim&#8221; hukukla, o da olmazsa &#8220;güvenlikle&#8221;(benim, devlet gereksizdir dememe sakın aldanma, devlet benim kurduğum oyun kurallarımı korumak için güvenlik yapmaya mecburdur&#8230;yani devlet benim varlığımın teminatıdır aslında!) vurmak farzdır (bu farz liberal imanın bir terimidir!) . mesela başörtüsü mü takıyorsun, AIHM bu konuda bizim hukuki teminatımızdır ve o karar verirse takar, vermezse takmazsın (ki liberal hukuk devletinin hukukunu da orada görmek mümkündür) . bu uygulamarımızı &#8220;binlerce solcu direnişçiyi bir gecede ortadan kaldıran darbeyi yapan pinochet&#8217;i destekleyen hayek peygamberde, margareth tatcher ve reagan&#8217;ın muhafakar uygulamarının fikir babası olan smith ve hayek peygamberlerde görebilirsin. bu yüzden paşa paşa benim söylediğim oyun kurallarını kabul et. zaten özgürlük için de, demokrasi için de eşitlik için de, insanlığın iyiliği için de ve çok renklilik için de benim oyun kurallarım en güzel oyun kurallarıdır. zaten sizler de o oyun kurallarına bir iman edin göreceksiniz bak ne kadar çok renkli olacağız&#8230;</p>
<p>evet özlem hanım konu budur&#8230;liberal çok renklilik, sizin de gayet güzel söylediğiniz gibi dünyadaki milyonlarca rengi tek renke döndürmüş bir &#8220;çok renkliliktir&#8221; . sanalda çok renk ama gerçekte bir renk <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /> da kapkara, tüm renkleri yutan bir kara&#8230;</p>
<p>ben liberallerin oyun kurallarını kabul etmiyorum. onların özgürlük anlayışları gibi büyük oranda ekonomizmden malul &#8220;faydacı&#8221; bir özgürlük anlayışının eninde sonunda herkesi özgür (mesela açlıktan ölmekte, eğitim yapamamakta, hastane kapılarında ölmekte, &#8220;hayır sahiplerinin&#8221; vicdanlarının insafını beklemekte özgürüz hepimiz) yaptığını ama bazılarını &#8220;daha da özgür&#8221; (mesela karun gibi zengin olmakta, devletlerin çoğundan daha güçlü ferdi ya da tröst şeklinde güç sahibi olmakta, modern köleliğin he rtürlü yöntemini kurmakta, kendi çıkarları için işgalleri desteklemekte, savaşlar çıkarmakta ve  oyun kurallarının tümüne hakim olmakta özgür) yaptığını düşünüyorum. ben ne birinci tür &#8220;özgürlüğü&#8221; ne de ikinci tür özgürlüğü kendi ahlakıma ve değerlerime uygun görüyorum. bu yüzden liberalizmin, onların sahiplendiği gibi özgürlük demek olmadığını, olsa olsa bunun sanal bir vaad olduğunu düşünüyorum. çoğu liberalden daha özgürlükçü ya da dmeokratız ama bunun ticaretini yapmak liberallere düşüyor nedense! &#8220;efendim ben özgürlük yanlısıyım ve dolayısıyla liberalim&#8221; demekle sahiplendikleri özgürlük mefhumunun da içini boşalttıklarını düşünüyorum.<br />
sonuçta ben özgürlükçüyüm ama liberal değilim ve bir fikir akımı olarak liberalizm ile fikren mücadele etmeye de devam edeceğim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26170</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 18:21:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26170</guid>
		<description>Alper bey,sanırım mesele şimdi biraz daha netleşti.Zaten baştan beri "liberalizm şu şu konuda yetersiz ya da falanca sorunu çözecek kapasiteye sahip değil" şeklinde bir iddiam olmadı.Dolayısıyla liberallerin de bu anlamda topu başkasına atarak sorumluluğu farklı yerlerde aramamaları gerekir(di).Zira özgürlükleri savunmak/özgürlük yanlısı olmak bir şeydir,bu anlamda toplumu dönüştürmeye çalışmak başka şeydir.Bakın,size yöneltilen sorunlara-haklı olarak-liberaller fetva mercii değildir şeklinde bir savunmaya geçmişsiniz.Katılıyorum,elbette farklı tercihlerin tamamını tanzim etmek gibi sihirli bir formüle sahip değil liberalizm.Ancak bu yetkinlik farklı dinsel ve siyasal ideolojiler için de geçerli...Yani muhazakarlar, eşcinsellerin kendilerini özgürce ifade etmelerine daha toleranslı davranabilirler ama benimsemek zorunda değiller.Keza bir marksist veya ateist,inanç özgürlüğünü(türban serbestisi,ibadet özgürlüğü vb.)savunabilmek için bir dini benimsemek zorunda değil.Zaten farklılıklar da burada başlıyor,şayet bütün ideolojiler aynı kapıya çıksaydı farklılık olmazdı.

Kısacası kimse kimseden farklı beklentilere girmemeli.Esas olan herkesin inanç,görüş ve tercihlerinde özgür olması ve bu bağlamda herkesin diğerinin kendi olma hakkına saygı duyması.Ha,toplumun böylesi bir uyum içinde yaşamasını olanaklı kılacak bir toplumsal proje(çatı,iskelet,omurga...adına ne derseniz deyin)henüz yok derseniz amanna.Ama bundan sadeca bir kesimi sorumlu tutup omurgasızlıkla suçlarsanız,bu yanılgı olur derim.

Açıklamalarınız için teşekkür ediyor,çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Saygı ve sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Alper bey,sanırım mesele şimdi biraz daha netleşti.Zaten baştan beri &#8220;liberalizm şu şu konuda yetersiz ya da falanca sorunu çözecek kapasiteye sahip değil&#8221; şeklinde bir iddiam olmadı.Dolayısıyla liberallerin de bu anlamda topu başkasına atarak sorumluluğu farklı yerlerde aramamaları gerekir(di).Zira özgürlükleri savunmak/özgürlük yanlısı olmak bir şeydir,bu anlamda toplumu dönüştürmeye çalışmak başka şeydir.Bakın,size yöneltilen sorunlara-haklı olarak-liberaller fetva mercii değildir şeklinde bir savunmaya geçmişsiniz.Katılıyorum,elbette farklı tercihlerin tamamını tanzim etmek gibi sihirli bir formüle sahip değil liberalizm.Ancak bu yetkinlik farklı dinsel ve siyasal ideolojiler için de geçerli&#8230;Yani muhazakarlar, eşcinsellerin kendilerini özgürce ifade etmelerine daha toleranslı davranabilirler ama benimsemek zorunda değiller.Keza bir marksist veya ateist,inanç özgürlüğünü(türban serbestisi,ibadet özgürlüğü vb.)savunabilmek için bir dini benimsemek zorunda değil.Zaten farklılıklar da burada başlıyor,şayet bütün ideolojiler aynı kapıya çıksaydı farklılık olmazdı.</p>
<p>Kısacası kimse kimseden farklı beklentilere girmemeli.Esas olan herkesin inanç,görüş ve tercihlerinde özgür olması ve bu bağlamda herkesin diğerinin kendi olma hakkına saygı duyması.Ha,toplumun böylesi bir uyum içinde yaşamasını olanaklı kılacak bir toplumsal proje(çatı,iskelet,omurga&#8230;adına ne derseniz deyin)henüz yok derseniz amanna.Ama bundan sadeca bir kesimi sorumlu tutup omurgasızlıkla suçlarsanız,bu yanılgı olur derim.</p>
<p>Açıklamalarınız için teşekkür ediyor,çalışmalarınızda başarılar diliyorum.<br />
Saygı ve sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26159</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 16:36:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26159</guid>
		<description>Dediklerim gayet açık. Gönüllülük ilişkisine dayanan her türlü münasebet beni ilgilendirmez ve bireylerin özgürlük alanına girer. (A.A)

Bu sanırım evet demek oluyor. Çocuk pornosu meselesini yanlış anlamışsınız. Ben çizgi çocuk pornosu dedim. Yani çizgi film gibi. Ki bu da sanırım geçen sene Amerika'da yasak olmaktan çıkarıldı.

Sanırım bu durumda bu sorunun da cevabı evet demek oluyor.
Bu belaltı vurmak eleştirisini niye yaptığınızı anlamadım. Sonuçta ahlak tartışmaları da bu toplumun gerilim alanlarından biri. Ve verdiğim örneklerin hepsi kimi Avrupa'da gerçekleşmiş kimi de yaşanan uygulama aşamasında olan örnekler. Bize de çok uzak diyarlar değil. Öte yandan sanırım bu tartışmanın ilk nüvesi liberaller neden başarısız yazısı üzerine idi. Peki toplum için problem olan, gerilim noktası olan konulara hiç girmeyeceksek bu tartışmanın da başlamasının bir anlamı yok demektir.

İkinci olarak hayır sizin ifade ettiğinizi söylemiyorum. Benim sorumun tam doğru hali kendi sorduğum gibidir. Çünkü ifade ettiğiniz çoğulculuk biçimi bir durumu toplum için "normal" olarak kabul ederken diğer bir yaşam tarzını kendini gerçekleştirmek için gettolaşmaya hatta imkansızlaştırmaya mahkum ediyor. Ve burada evrensel değerler ve evrensel hukuk isminde tartışmaya bile açmadığımız yaşayan ve varolanı aklayan, kendi içerisinde yok eden bir organizmayı çok renklilik diye sunarken her türlü hukuk sistemini de tek renklilik diye mahkum ediyoruz. Peki bu çok renkli olduğunu iddia ettiğiniz liberal hayat tarzı içerisinde neden gitgide ve hızla tüm renkler solmaya mahkum oluyor ve tek bir modern yaşam tarzına mahkum oluyoruz. Her ferdin rızasını alarak gerçekleştirilen durumla imkansız demek arasında hiçbir fark yok. Çünkü diğer yaşam başından doğru, rıza aramaksızın olması gereken, karşısındakı muhatabı ise arızi ve zaman içerisinde ya asimile olmaya ya da gettolaşmaya mahkum.

Şu en iyisidir bu en güzeledir tartışmasına girmek istemiyorum. En iyisi olduğuna &lt;strong&gt;inanıyorsunuz ki&lt;/strong&gt; bu fikirdesiniz. Ama ben daha iyi yi nasıl yapabiliriz sorusunu sormaktan vaz geçmeyelim ve eleştirel konumumuzu yitirmeyelim derim.

Ben de TSD nin yorumuna şu şekilde katılıyorum 'din siyasi alanda da sözü olan toplumsal bir olgu hatta onun ötesinde, hayatın her alnında sözü olan külliyen kuşatıcı bir "durumdur"</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dediklerim gayet açık. Gönüllülük ilişkisine dayanan her türlü münasebet beni ilgilendirmez ve bireylerin özgürlük alanına girer. (A.A)</p>
<p>Bu sanırım evet demek oluyor. Çocuk pornosu meselesini yanlış anlamışsınız. Ben çizgi çocuk pornosu dedim. Yani çizgi film gibi. Ki bu da sanırım geçen sene Amerika&#8217;da yasak olmaktan çıkarıldı.</p>
<p>Sanırım bu durumda bu sorunun da cevabı evet demek oluyor.<br />
Bu belaltı vurmak eleştirisini niye yaptığınızı anlamadım. Sonuçta ahlak tartışmaları da bu toplumun gerilim alanlarından biri. Ve verdiğim örneklerin hepsi kimi Avrupa&#8217;da gerçekleşmiş kimi de yaşanan uygulama aşamasında olan örnekler. Bize de çok uzak diyarlar değil. Öte yandan sanırım bu tartışmanın ilk nüvesi liberaller neden başarısız yazısı üzerine idi. Peki toplum için problem olan, gerilim noktası olan konulara hiç girmeyeceksek bu tartışmanın da başlamasının bir anlamı yok demektir.</p>
<p>İkinci olarak hayır sizin ifade ettiğinizi söylemiyorum. Benim sorumun tam doğru hali kendi sorduğum gibidir. Çünkü ifade ettiğiniz çoğulculuk biçimi bir durumu toplum için &#8220;normal&#8221; olarak kabul ederken diğer bir yaşam tarzını kendini gerçekleştirmek için gettolaşmaya hatta imkansızlaştırmaya mahkum ediyor. Ve burada evrensel değerler ve evrensel hukuk isminde tartışmaya bile açmadığımız yaşayan ve varolanı aklayan, kendi içerisinde yok eden bir organizmayı çok renklilik diye sunarken her türlü hukuk sistemini de tek renklilik diye mahkum ediyoruz. Peki bu çok renkli olduğunu iddia ettiğiniz liberal hayat tarzı içerisinde neden gitgide ve hızla tüm renkler solmaya mahkum oluyor ve tek bir modern yaşam tarzına mahkum oluyoruz. Her ferdin rızasını alarak gerçekleştirilen durumla imkansız demek arasında hiçbir fark yok. Çünkü diğer yaşam başından doğru, rıza aramaksızın olması gereken, karşısındakı muhatabı ise arızi ve zaman içerisinde ya asimile olmaya ya da gettolaşmaya mahkum.</p>
<p>Şu en iyisidir bu en güzeledir tartışmasına girmek istemiyorum. En iyisi olduğuna <strong>inanıyorsunuz ki</strong> bu fikirdesiniz. Ama ben daha iyi yi nasıl yapabiliriz sorusunu sormaktan vaz geçmeyelim ve eleştirel konumumuzu yitirmeyelim derim.</p>
<p>Ben de TSD nin yorumuna şu şekilde katılıyorum &#8216;din siyasi alanda da sözü olan toplumsal bir olgu hatta onun ötesinde, hayatın her alnında sözü olan külliyen kuşatıcı bir &#8220;durumdur&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Alper Akalin / 3H tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26148</link>
		<dc:creator>Alper Akalin / 3H</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 14:44:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26148</guid>
		<description>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bir de gönüllülük esasına göre her türlü evlilik ve bazı topluma aykırı gelen uygulamalar geçerli olabilir mi? Mesela ensest evlilikler, bazı avrupa ülkelerindeki gibi uyuşturucu kullanılabilen kafeler, eşdeğiştirme barları. Ya da suç gerçekleşmemişse toplum da bazı şeylere olur diyebilir miyiz. &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Ben şimdi liberallerin papası gibi "şu caizdir, şunu yaparsan afaroz edilirsin" tarzı yorumlara girmeyeceğim.

Dediklerim gayet açık. Gönüllülük ilişkisine dayanan her türlü münasebet beni ilgilendirmez ve bireylerin özgürlük alanına girer. 

Çocuk pornosu örneğiniz yanlış, zira orada bir istismar var. 

12 yasındaki bir cocugun rızası dahilinde yapılan pornodaki husus da problemli. Zira önceki yorumumda &lt;strong&gt;özgürlüklerin, özgürlük olması koşulu olarak saydığım ilkelerden&lt;/strong&gt; ilkine takılan bir durum söz konusu burada:

&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;1- Kesinlikle bireyin kendi hür iradesine dayanarak oluşturulan eylemler özgürlük tanımına girebilir&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Şimdi soru şu: &lt;strong&gt;Bir zorlama olmasa dahi, çocuk, yetişkin bir birey midir?&lt;/strong&gt; 

&lt;strong&gt;Bir çocuk, kendi kararlarını alma konusunda ne kadar hür bir iradeye ve bilince sahip sorusu akla geliyor? &lt;/strong&gt;

Benim bu konulara verecek net cevabım yok. Zaten cok felsefi bir konu.Hatta psikoloji ve tıpın bile ilgi alanına girer; subjektifliği ise su götürmez bir gerçek.

Ama aynı sorular; türban takan bir kız için de sorulabilir. Aynen pornoyu yanlış bir bilincin ürünü olarak icra eden bir çocuk gibi, ailesinin dayatması veya "yanlış" (kime göre) yönlendirmesiyle türban takan bir kıza devlet müdahale etmeli midir? Eğer ilk vakaya (pornoya) "devlet müdahale etmelidir", ikincisine (türbana) "devlet tabi ki etmemelidir" derseniz, ikircikli bir tavır takınmış olursunuz. Ben bu akıl yürütmesiyle, ilk vaka için de devletin değil, toplumsal akıl/ahlakın bir baskı veya ikna yolu ile devreye girmesi taraftarıyım

Ama tabi ki, yetişkin bireylerin özgürlüğü konusunda tavrım yeterince net. 

Bu arada, muhafazakarlar liberalleri hep &lt;strong&gt;"bizi eşcinsellik ve porno"&lt;/strong&gt; ile vurmaya çalışıyprsunuz diye suçlar. Kemer altı liberalizmi yakıştırması yapmıştı MY:)

Ama tam tersi durum muhafazakarlar için de mevcut. Liberallere ahlakın önemini vurgulamak amacıyla verilen örnekler, ensest ilişki, çocuk pornosu vs:) Bir bakıma &lt;strong&gt;bel-altı muhafazakarlıgı&lt;/strong&gt;:)

Vurguladığınız başka nokta:

&lt;blockquote&gt;Aynı şeyi tersinden de söyleyebilir miyiz Alper Bey. Şayet mahallede ki bütün sakinlerin
onayı var ise o mahalle sadece o mahallede kalmak koşulu ile laik hukuk ile yönetilebilir mi?&lt;/blockquote&gt;

Sanırım sorunuzun doğru hali, &lt;strong&gt;benim rızam yoksa neden laik hukuk ile bu ülkede yönetiliyorum?&lt;/strong&gt;
Laik hukuk diye nitelemişssiniz ama benim için hukukun laikliği bir sebep değil sonuçtur. Yani &lt;strong&gt;"negatif özgürlükleri"&lt;/strong&gt; teminat altına olacak bir hukuk sistemi (benim kimseyi rahatsız etmeden istediğimi yapma özgürlüğümü sağlayan bir hukuk sistemi) en nihayetinde laik olmak zorunda olacaktır. Evrensel olan budur, zira herkes farklı bir renktir; tek bir paradigma ile bütün renkler korunamaz. 

İslam hukuku tek renktir, kemalist hukuk tek renktir, sosyalist hukuk tek renktir.

&lt;strong&gt;Çoğulculuğun ve özgürlüğün teminatını başından beri savunan liberal hukuk &lt;/strong&gt;ise çok renkliliğin koruyuculuğu için şu ana kadar denenmiş ve toplumsal barışı korumayı başarmış en güçlü yapıdır. Zaten, soğuk savaş sonrası demokratikleşen ideoloji/fikirler bile liberalizmin belirtmiş olduğu "temel hak ve özgürlükleri" çatısı altında filizlenmeye devam etmektedir. (bkz: demokratik sosyalizm, modern muhafazakarlık)

O yüzden, TSD'nin yorumuna katılıyorum. &lt;strong&gt;Din toplumsal bir olgudur ama siyasi bir proje değildir.&lt;/strong&gt; Tarafsız ama herkesin hukukuna saygılı özgürlükçü bir sistem, sadece laiklerin değil; aslında en çok dindarların yararınadır..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
<blockquote>Bir de gönüllülük esasına göre her türlü evlilik ve bazı topluma aykırı gelen uygulamalar geçerli olabilir mi? Mesela ensest evlilikler, bazı avrupa ülkelerindeki gibi uyuşturucu kullanılabilen kafeler, eşdeğiştirme barları. Ya da suç gerçekleşmemişse toplum da bazı şeylere olur diyebilir miyiz. </p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Ben şimdi liberallerin papası gibi &#8220;şu caizdir, şunu yaparsan afaroz edilirsin&#8221; tarzı yorumlara girmeyeceğim.</p>
<p>Dediklerim gayet açık. Gönüllülük ilişkisine dayanan her türlü münasebet beni ilgilendirmez ve bireylerin özgürlük alanına girer. </p>
<p>Çocuk pornosu örneğiniz yanlış, zira orada bir istismar var. </p>
<p>12 yasındaki bir cocugun rızası dahilinde yapılan pornodaki husus da problemli. Zira önceki yorumumda <strong>özgürlüklerin, özgürlük olması koşulu olarak saydığım ilkelerden</strong> ilkine takılan bir durum söz konusu burada:</p>
<blockquote><p><strong>1- Kesinlikle bireyin kendi hür iradesine dayanarak oluşturulan eylemler özgürlük tanımına girebilir</strong></p></blockquote>
<p>Şimdi soru şu: <strong>Bir zorlama olmasa dahi, çocuk, yetişkin bir birey midir?</strong> </p>
<p><strong>Bir çocuk, kendi kararlarını alma konusunda ne kadar hür bir iradeye ve bilince sahip sorusu akla geliyor? </strong></p>
<p>Benim bu konulara verecek net cevabım yok. Zaten cok felsefi bir konu.Hatta psikoloji ve tıpın bile ilgi alanına girer; subjektifliği ise su götürmez bir gerçek.</p>
<p>Ama aynı sorular; türban takan bir kız için de sorulabilir. Aynen pornoyu yanlış bir bilincin ürünü olarak icra eden bir çocuk gibi, ailesinin dayatması veya &#8220;yanlış&#8221; (kime göre) yönlendirmesiyle türban takan bir kıza devlet müdahale etmeli midir? Eğer ilk vakaya (pornoya) &#8220;devlet müdahale etmelidir&#8221;, ikincisine (türbana) &#8220;devlet tabi ki etmemelidir&#8221; derseniz, ikircikli bir tavır takınmış olursunuz. Ben bu akıl yürütmesiyle, ilk vaka için de devletin değil, toplumsal akıl/ahlakın bir baskı veya ikna yolu ile devreye girmesi taraftarıyım</p>
<p>Ama tabi ki, yetişkin bireylerin özgürlüğü konusunda tavrım yeterince net. </p>
<p>Bu arada, muhafazakarlar liberalleri hep <strong>&#8220;bizi eşcinsellik ve porno&#8221;</strong> ile vurmaya çalışıyprsunuz diye suçlar. Kemer altı liberalizmi yakıştırması yapmıştı MY:)</p>
<p>Ama tam tersi durum muhafazakarlar için de mevcut. Liberallere ahlakın önemini vurgulamak amacıyla verilen örnekler, ensest ilişki, çocuk pornosu vs:) Bir bakıma <strong>bel-altı muhafazakarlıgı</strong> <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Vurguladığınız başka nokta:</p>
<blockquote><p>Aynı şeyi tersinden de söyleyebilir miyiz Alper Bey. Şayet mahallede ki bütün sakinlerin<br />
onayı var ise o mahalle sadece o mahallede kalmak koşulu ile laik hukuk ile yönetilebilir mi?</p></blockquote>
<p>Sanırım sorunuzun doğru hali, <strong>benim rızam yoksa neden laik hukuk ile bu ülkede yönetiliyorum?</strong><br />
Laik hukuk diye nitelemişssiniz ama benim için hukukun laikliği bir sebep değil sonuçtur. Yani <strong>&#8220;negatif özgürlükleri&#8221;</strong> teminat altına olacak bir hukuk sistemi (benim kimseyi rahatsız etmeden istediğimi yapma özgürlüğümü sağlayan bir hukuk sistemi) en nihayetinde laik olmak zorunda olacaktır. Evrensel olan budur, zira herkes farklı bir renktir; tek bir paradigma ile bütün renkler korunamaz. </p>
<p>İslam hukuku tek renktir, kemalist hukuk tek renktir, sosyalist hukuk tek renktir.</p>
<p><strong>Çoğulculuğun ve özgürlüğün teminatını başından beri savunan liberal hukuk </strong>ise çok renkliliğin koruyuculuğu için şu ana kadar denenmiş ve toplumsal barışı korumayı başarmış en güçlü yapıdır. Zaten, soğuk savaş sonrası demokratikleşen ideoloji/fikirler bile liberalizmin belirtmiş olduğu &#8220;temel hak ve özgürlükleri&#8221; çatısı altında filizlenmeye devam etmektedir. (bkz: demokratik sosyalizm, modern muhafazakarlık)</p>
<p>O yüzden, TSD&#8217;nin yorumuna katılıyorum. <strong>Din toplumsal bir olgudur ama siyasi bir proje değildir.</strong> Tarafsız ama herkesin hukukuna saygılı özgürlükçü bir sistem, sadece laiklerin değil; aslında en çok dindarların yararınadır..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26143</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 13:45:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26143</guid>
		<description>Dediğim gibi, benim üzerimde tasarruf hakkına sahip olamayacak şekilde, küçük veya büyük grup/ ya da cemaatler, kendi içlerinde istedikleri kurallarla işleyişlerini devam ettirebilirler. Mesela, bir mahalleyi ele alalım. Şayet mahalledeki bütün sakinlerin onayı var ise, o mahalle şeriat ile yönetilebilir; yönetilmelidir. Yalnız, hükümlerin geçerliliği sadece o mahalleyi kapsamak kaydıyla.(A:A)

Aynı şeyi tersinden de söyleyebilir miyiz Alper Bey. Şayet mahallede ki bütün sakinlerin 
onayı var ise o mahalle sadece o mahallede kalmak koşulu ile laik hukuk ile yönetilebilir.

Bir de gönüllülük esasına göre her türlü evlilik ve bazı topluma aykırı gelen uygulamalar geçerli olabilir mi? Mesela ensest evlilikler, bazı avrupa ülkelerindeki gibi uyuşturucu kullanılabilen kafeler, eşdeğiştirme barları. Ya da suç gerçekleşmemişse toplum da bazı şeylere olur diyebilir miyiz. Mesela Çizgi çocuk pornoları. ya da bu durumda eğer bu söylediklerime itirazınız varsa kime sığınarak itiraz edeceğiz, Allah'a, illiberal felsefelere, örfe neye? somut sorulara verilmiş somut cevaplar benim anlamamı daha kolaylaştırıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dediğim gibi, benim üzerimde tasarruf hakkına sahip olamayacak şekilde, küçük veya büyük grup/ ya da cemaatler, kendi içlerinde istedikleri kurallarla işleyişlerini devam ettirebilirler. Mesela, bir mahalleyi ele alalım. Şayet mahalledeki bütün sakinlerin onayı var ise, o mahalle şeriat ile yönetilebilir; yönetilmelidir. Yalnız, hükümlerin geçerliliği sadece o mahalleyi kapsamak kaydıyla.(A:A)</p>
<p>Aynı şeyi tersinden de söyleyebilir miyiz Alper Bey. Şayet mahallede ki bütün sakinlerin<br />
onayı var ise o mahalle sadece o mahallede kalmak koşulu ile laik hukuk ile yönetilebilir.</p>
<p>Bir de gönüllülük esasına göre her türlü evlilik ve bazı topluma aykırı gelen uygulamalar geçerli olabilir mi? Mesela ensest evlilikler, bazı avrupa ülkelerindeki gibi uyuşturucu kullanılabilen kafeler, eşdeğiştirme barları. Ya da suç gerçekleşmemişse toplum da bazı şeylere olur diyebilir miyiz. Mesela Çizgi çocuk pornoları. ya da bu durumda eğer bu söylediklerime itirazınız varsa kime sığınarak itiraz edeceğiz, Allah&#8217;a, illiberal felsefelere, örfe neye? somut sorulara verilmiş somut cevaplar benim anlamamı daha kolaylaştırıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Alper Akalin / 3H tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26127</link>
		<dc:creator>Alper Akalin / 3H</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:19:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26127</guid>
		<description>Sayın Aziz Yılmaz,

Ya ben sizin sorularınızı cevaplamayı unutmuşum. Hatırlattığınız için teşekkürler.

Demişsiniz ki;

&lt;blockquote&gt;Ayrıca çok eşliliğe ne diyorsunuz,nasıl değerlendiriyorsunuz…Kominizmi,faşizmi de bir özgürlük biçimi olarak mı ele alıyorsunuz yoksa topluma zararlı diye onların adına başkaları mı karar vermeli?Eğer bütün bu engelleri,tabuları,kırmızı çizgileri aştığınıza beni ikna ederseniz,söz fikirlerinize saygı duyup sizden özür dileyeceğim.&lt;/blockquote&gt;

Birbirinden farklı iki örnek ama cevaplayalım.

İlk önce özgürlüklerin, özgürlük olarak  tanımlanması için üç koşuldan bahsedeyim.

1- Kesinlikle bireyin kendi iradesine dayanacak
2- Genel olacak (kişiye, sınıfa, koşullara kılıf değiştiren değil, doğduktan sonra herkesin sahip olabileceği)

&lt;strong&gt;(Sorunuzla en alakalı olan 3. koşul ise)&lt;/strong&gt;

3- Özgürlüğün gerçekleşmesi dahilinde, kimseye pozitif bir yaptırımı olamayacak

eylemler bütününü "özgürlük" olarak tanımlayabiliriz.

Mesela, benim kuran-i kerim kursu açma özgürlüğümün, bireysel irade ve sadece beni etkileyen bir eylem olması nedeniyle engellenmesi, bir temel hak ihlalidir. Yalnız, devletin Kuran-i Kerim kursu açması benim temel bir hakkım (veya özgürlüğüm) olamaz, zira devletin kuran-i kerim kursu açması için bireylerin vermiş olduğu paraya ihtiyacı vardır ve bu parayı vermek istemeyenlere zorunlu bir yükümlülük bindirdiği için, böylesine bir istekten, temel hak veya özgürlük diye bahsetmek, "liberal paradigmaya" göre imkansız olacaktır. Üniversitede eğitim özgürlüğü de bu bağlamda değerlendirilebilir.

Sorularınıza gelecek olursak:

&lt;strong&gt;Çok eşlilik: &lt;/strong&gt; Bireylerin gönnüllük esasına dayanarak kurmuş oldukları çok eşlilik hali, ilgili bireyler dışında kimseyi ilgilendirmez. Zora dayanan bir ilişkiyi denetlemek de, zora koşulduğunu iddia eden bireyin hukuk yoluna başvurması halinde devletin görev alanına girebilir. Ki aslında böyle durumlarda yazılı hukuk kurallarından çok sözlü örfi kurallara (gelenek ya da ahlakı) daha saglam bir çözüm aracı olarak görmekteyim. (Liberalizmin ahlak sorunu var diyenlere duyurulur).

&lt;strong&gt;Totaliter iktidarlar:&lt;/strong&gt; Faşistlerin, komunistlerin ve şeriatçıların başa gelmesi olayına gelecek olursak. Başta da belirttiğimize benzer bir yorumda bulunalım; bir eylemin &lt;strong&gt;hak&lt;/strong&gt; olarak görülmesi farklı, &lt;strong&gt;meşru&lt;/strong&gt; olarak değerlendirilmesi farklı. Bir takım gruplar, ülkede çoğunluğun oyunu alarak, totaliter bir iktidarla başa gelebilir. Yalnız, bu başa gelenlerin istedikleri her şeyi yapma özgürlüğü var mıdır? Tabi ki hayır. Benim birey alanımı istedikleri gibi tanzim etme hakkına sahip  isterlerse %99 oyla da gelseler olamazlar.

Bu yüzden zaten "çoğunluğun diktatörlüğü mü azınlığın diktatörlüğü mü" sorusu demokrasinin açmazıdır; özgürlüğün değil. Özgürlük açısından bakacak olursak, ikisi de kabul edilmesi imkansız seylerdir.

Dediğim gibi, benim üzerimde tasarruf hakkına sahip olamayacak şekilde, küççük veya büyük grup/ ya da cemaatler, kendi içlerinde istedikleri kurallarla işleyişlerini devam ettirebilirler. Mesela, bir mahalleyi ele alalım. Şayet mahalledeki bütün sakinlerin onayı var ise, o mahalle şeriat ile yönetilebilir; yönetilmelidir. Yalnız, hükümlerin geçerliliği sadece o mahalleyi kapsamak kaydıyla.

Bunu koca bir ülkeye uygulamaya çalışamayız. Zira en küçük azınlık bireydir ve böylesine otoriteye muhalefet eden bir bireyin özgürlüğü, başkasının özgürlüğü pahasına askıya alınamaz. 

Belki Faşistler başa gelebilir ama çözüm benim o ülkeyi terk etmem olamaz. Faşistlerin, faşistleri layık olduğunca yönetmesi, bana ise gönülsüz yükümlülükler bindirmemesi böyle bir durumda ideal olandır ki, pratikte bunun gerçekleşmesi imkansızdır.

O zaman ne yapmalıyız? Zalimin zulmünden kaçmak için neye sığınacağız? Allaha mı, başka bir totaliter ideolojiye mi, yoksa bir supermene mi? Yoksa yine muhafazakarlara da bu yazıda belirttiğim gibi, herkesin özgürlüğünü teminat altına alacak olan &lt;strong&gt;"bir liberal omurgaya"&lt;/strong&gt; mı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Aziz Yılmaz,</p>
<p>Ya ben sizin sorularınızı cevaplamayı unutmuşum. Hatırlattığınız için teşekkürler.</p>
<p>Demişsiniz ki;</p>
<blockquote><p>Ayrıca çok eşliliğe ne diyorsunuz,nasıl değerlendiriyorsunuz…Kominizmi,faşizmi de bir özgürlük biçimi olarak mı ele alıyorsunuz yoksa topluma zararlı diye onların adına başkaları mı karar vermeli?Eğer bütün bu engelleri,tabuları,kırmızı çizgileri aştığınıza beni ikna ederseniz,söz fikirlerinize saygı duyup sizden özür dileyeceğim.</p></blockquote>
<p>Birbirinden farklı iki örnek ama cevaplayalım.</p>
<p>İlk önce özgürlüklerin, özgürlük olarak  tanımlanması için üç koşuldan bahsedeyim.</p>
<p>1- Kesinlikle bireyin kendi iradesine dayanacak<br />
2- Genel olacak (kişiye, sınıfa, koşullara kılıf değiştiren değil, doğduktan sonra herkesin sahip olabileceği)</p>
<p><strong>(Sorunuzla en alakalı olan 3. koşul ise)</strong></p>
<p>3- Özgürlüğün gerçekleşmesi dahilinde, kimseye pozitif bir yaptırımı olamayacak</p>
<p>eylemler bütününü &#8220;özgürlük&#8221; olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Mesela, benim kuran-i kerim kursu açma özgürlüğümün, bireysel irade ve sadece beni etkileyen bir eylem olması nedeniyle engellenmesi, bir temel hak ihlalidir. Yalnız, devletin Kuran-i Kerim kursu açması benim temel bir hakkım (veya özgürlüğüm) olamaz, zira devletin kuran-i kerim kursu açması için bireylerin vermiş olduğu paraya ihtiyacı vardır ve bu parayı vermek istemeyenlere zorunlu bir yükümlülük bindirdiği için, böylesine bir istekten, temel hak veya özgürlük diye bahsetmek, &#8220;liberal paradigmaya&#8221; göre imkansız olacaktır. Üniversitede eğitim özgürlüğü de bu bağlamda değerlendirilebilir.</p>
<p>Sorularınıza gelecek olursak:</p>
<p><strong>Çok eşlilik: </strong> Bireylerin gönnüllük esasına dayanarak kurmuş oldukları çok eşlilik hali, ilgili bireyler dışında kimseyi ilgilendirmez. Zora dayanan bir ilişkiyi denetlemek de, zora koşulduğunu iddia eden bireyin hukuk yoluna başvurması halinde devletin görev alanına girebilir. Ki aslında böyle durumlarda yazılı hukuk kurallarından çok sözlü örfi kurallara (gelenek ya da ahlakı) daha saglam bir çözüm aracı olarak görmekteyim. (Liberalizmin ahlak sorunu var diyenlere duyurulur).</p>
<p><strong>Totaliter iktidarlar:</strong> Faşistlerin, komunistlerin ve şeriatçıların başa gelmesi olayına gelecek olursak. Başta da belirttiğimize benzer bir yorumda bulunalım; bir eylemin <strong>hak</strong> olarak görülmesi farklı, <strong>meşru</strong> olarak değerlendirilmesi farklı. Bir takım gruplar, ülkede çoğunluğun oyunu alarak, totaliter bir iktidarla başa gelebilir. Yalnız, bu başa gelenlerin istedikleri her şeyi yapma özgürlüğü var mıdır? Tabi ki hayır. Benim birey alanımı istedikleri gibi tanzim etme hakkına sahip  isterlerse %99 oyla da gelseler olamazlar.</p>
<p>Bu yüzden zaten &#8220;çoğunluğun diktatörlüğü mü azınlığın diktatörlüğü mü&#8221; sorusu demokrasinin açmazıdır; özgürlüğün değil. Özgürlük açısından bakacak olursak, ikisi de kabul edilmesi imkansız seylerdir.</p>
<p>Dediğim gibi, benim üzerimde tasarruf hakkına sahip olamayacak şekilde, küççük veya büyük grup/ ya da cemaatler, kendi içlerinde istedikleri kurallarla işleyişlerini devam ettirebilirler. Mesela, bir mahalleyi ele alalım. Şayet mahalledeki bütün sakinlerin onayı var ise, o mahalle şeriat ile yönetilebilir; yönetilmelidir. Yalnız, hükümlerin geçerliliği sadece o mahalleyi kapsamak kaydıyla.</p>
<p>Bunu koca bir ülkeye uygulamaya çalışamayız. Zira en küçük azınlık bireydir ve böylesine otoriteye muhalefet eden bir bireyin özgürlüğü, başkasının özgürlüğü pahasına askıya alınamaz. </p>
<p>Belki Faşistler başa gelebilir ama çözüm benim o ülkeyi terk etmem olamaz. Faşistlerin, faşistleri layık olduğunca yönetmesi, bana ise gönülsüz yükümlülükler bindirmemesi böyle bir durumda ideal olandır ki, pratikte bunun gerçekleşmesi imkansızdır.</p>
<p>O zaman ne yapmalıyız? Zalimin zulmünden kaçmak için neye sığınacağız? Allaha mı, başka bir totaliter ideolojiye mi, yoksa bir supermene mi? Yoksa yine muhafazakarlara da bu yazıda belirttiğim gibi, herkesin özgürlüğünü teminat altına alacak olan <strong>&#8220;bir liberal omurgaya&#8221;</strong> mı?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>özlem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26126</link>
		<dc:creator>özlem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:06:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26126</guid>
		<description>Bu konuda çalışmaları incelemeleri olan insanlar var. Ben mesela Muhammed Bakır es sadr gibi talegani gibi isimleri hatırlıyorum. Türkiye 'de bu konulara vakıf çalışma yapan kimler vardır ne vardır pek bilgi sahibi değilim. Ancak bugün müslüman toplumların özelde Türk toplumunun şöyle bir handikapı var. Bu konularda fikir proje ürtebilmek için sadece modern sistemler ve felsefelere vakıf olmak yetmiyor İslami kaynaklara da vakıf olmak şart. Diğer taraftan malum ictihadd kapısının kapalı oluşu kim kapatmış neden kapatmış bilmem ama açabilmek biraz yürek istiyor galiba:)) Ve de malum dil devrimi! müslümanların tarihlerinden içinde beslendikleri havzadan kopmaları vs. Bu varolan problemlere karşı müslümanları tutuk kılan belki söyle haydi haydi söyle diyen arkadaşları hayal kırıklığına uğratan dezavantajlar. Yine de temel ilkeleri ortalama bir islami bilgiye sahip iken dahi biliyoruz. nelerin hngi konuda çelişki ve çatışma halinde olduğunu söyleyebiliyoruz. Bunu sadece eleştirmekle olmaz gibi bir mantıkla ele almak da yanlış, o zaman bu  bu mudur nedir cevap bekliyorum gibi soruları da sormamak lazım:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda çalışmaları incelemeleri olan insanlar var. Ben mesela Muhammed Bakır es sadr gibi talegani gibi isimleri hatırlıyorum. Türkiye &#8216;de bu konulara vakıf çalışma yapan kimler vardır ne vardır pek bilgi sahibi değilim. Ancak bugün müslüman toplumların özelde Türk toplumunun şöyle bir handikapı var. Bu konularda fikir proje ürtebilmek için sadece modern sistemler ve felsefelere vakıf olmak yetmiyor İslami kaynaklara da vakıf olmak şart. Diğer taraftan malum ictihadd kapısının kapalı oluşu kim kapatmış neden kapatmış bilmem ama açabilmek biraz yürek istiyor galiba:)) Ve de malum dil devrimi! müslümanların tarihlerinden içinde beslendikleri havzadan kopmaları vs. Bu varolan problemlere karşı müslümanları tutuk kılan belki söyle haydi haydi söyle diyen arkadaşları hayal kırıklığına uğratan dezavantajlar. Yine de temel ilkeleri ortalama bir islami bilgiye sahip iken dahi biliyoruz. nelerin hngi konuda çelişki ve çatışma halinde olduğunu söyleyebiliyoruz. Bunu sadece eleştirmekle olmaz gibi bir mantıkla ele almak da yanlış, o zaman bu  bu mudur nedir cevap bekliyorum gibi soruları da sormamak lazım:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26125</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:04:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26125</guid>
		<description>"bir müslüman olarak.." derken kendi müslümanlık algımdan bahsettim ve o algım bana liberallerle ortak bir zemin bulmak konusunda çok yardımcı olmuyor demek istedim aslında...ama neyse sonuçta yazı altı yorumlara aslında hiç sıcak bakmıyorum. yorumları uzun yazacak kadar vaktim yok. kısa yazınca da yanlış anlaşılmaya müsait hale geliyor. hatta yüz yüze bakılmadığı için bir kelime bile insanın sinir katsayısını birden yükseltebiliyor alper ecer'in kullandığı bir kelimenin yaptığı gibi (öteki alper zaten hiçbir şekilde ciddiya alınabilecek birisi değil) sonuçta benim liberalizm konusunda (en azından klasik ve neo-klasik versiyonları )fikrim bellidir. bana göre müslüman ferd ile bu tip bir liberal birey arasında bir ilgi kurmak zordur (bana göre) . ama sosyal liberallerle (hatta kendisini kantçı diye addeden ama tuhaf bir şekilde bana neo-klasik liberal izlenimi veren alper ecer'le bile 'hoş hayek'i de yarı kantçı olarak değerlendirenler olıyor hiç katılmasam da neyse... ...o kantçılık sonuçta kendine bakarak "başkasını" anlamak iddiasında olsa bile yine de hiç yoktan iyidir) iletişim kurabilirim. 

doğrusu kapitalizmi bu dünyadaki en büyük rezillik olarak görüyorum, bu fikrimi bir takım "rakamların" değiştirmesi de çok zor!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;bir müslüman olarak..&#8221; derken kendi müslümanlık algımdan bahsettim ve o algım bana liberallerle ortak bir zemin bulmak konusunda çok yardımcı olmuyor demek istedim aslında&#8230;ama neyse sonuçta yazı altı yorumlara aslında hiç sıcak bakmıyorum. yorumları uzun yazacak kadar vaktim yok. kısa yazınca da yanlış anlaşılmaya müsait hale geliyor. hatta yüz yüze bakılmadığı için bir kelime bile insanın sinir katsayısını birden yükseltebiliyor alper ecer&#8217;in kullandığı bir kelimenin yaptığı gibi (öteki alper zaten hiçbir şekilde ciddiya alınabilecek birisi değil) sonuçta benim liberalizm konusunda (en azından klasik ve neo-klasik versiyonları )fikrim bellidir. bana göre müslüman ferd ile bu tip bir liberal birey arasında bir ilgi kurmak zordur (bana göre) . ama sosyal liberallerle (hatta kendisini kantçı diye addeden ama tuhaf bir şekilde bana neo-klasik liberal izlenimi veren alper ecer&#8217;le bile &#8216;hoş hayek&#8217;i de yarı kantçı olarak değerlendirenler olıyor hiç katılmasam da neyse&#8230; &#8230;o kantçılık sonuçta kendine bakarak &#8220;başkasını&#8221; anlamak iddiasında olsa bile yine de hiç yoktan iyidir) iletişim kurabilirim. </p>
<p>doğrusu kapitalizmi bu dünyadaki en büyük rezillik olarak görüyorum, bu fikrimi bir takım &#8220;rakamların&#8221; değiştirmesi de çok zor!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dusunceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/22/%e2%80%9comurgasiz%e2%80%9d-muhafazakarlik-ile-nereye-kadar/#comment-26123</link>
		<dc:creator>dusunceler</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 11:48:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3574#comment-26123</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;bana islam tekeli demişsin&lt;/blockquote&gt;

Yok hocam, tam olarak öyle değil; açayım. Ben, senin müslüman-liberal kamplaşması gibi bir kategorizasyon içeren şu cümlene itiraz ettim: &lt;em&gt;"bir müslüman olarak bir liberale anlatılabilecek ve anlayabilecekleri hiçbir şey olmadığını”&lt;/em&gt;

Bu cümlede açık bir genelleştirme var ve tartışma (sanki) müslüman-liberal tartışması gibi  algılanıyor tarafınızdan. Tartışıyoruz iyi de ben de müslümanım, ne olacak şimdi?  Bu yüzden buna itiraz ettim ve bu sebeple &lt;em&gt;"kendi müslümanlık tekelinden sözetmeden İslamı kendi anlama biçiminden hareketle kategorizasyon yaparsan daha hakkaniyetli olur diye düşünüyorum. Ben de bir müslümanım, ekonomik açıdan liberal görüşlere sahibim ve müslümanlığımı hiçbir ‘ruhbana’ tasdik ettirme mecburiyetim yok bildiğim kadarı ile."&lt;/em&gt; dedim. (Siz öyle düşünmüyor olsanız da lanse ediş biçimi bir tekel iddiası içeriyordu diyeyim ya da.)

Kendi açımdan ise bir tekelcilik, benim yorumum kesin doğru gibi iddiam da yok asla; tartışmanın liberal-müslüman tartışması olarak algılanmasına/lanse edilmesine itiraz ettim sadece.  Kendi görüşüm dışındakileri -doğal olarak- tutarsız bulduğum için 'bu görüş'teyim ama İslamı çoğulculuğa inanan ve iknaya açık bir insanım. 

TSD.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>bana islam tekeli demişsin</p></blockquote>
<p>Yok hocam, tam olarak öyle değil; açayım. Ben, senin müslüman-liberal kamplaşması gibi bir kategorizasyon içeren şu cümlene itiraz ettim: <em>&#8220;bir müslüman olarak bir liberale anlatılabilecek ve anlayabilecekleri hiçbir şey olmadığını”</em></p>
<p>Bu cümlede açık bir genelleştirme var ve tartışma (sanki) müslüman-liberal tartışması gibi  algılanıyor tarafınızdan. Tartışıyoruz iyi de ben de müslümanım, ne olacak şimdi?  Bu yüzden buna itiraz ettim ve bu sebeple <em>&#8220;kendi müslümanlık tekelinden sözetmeden İslamı kendi anlama biçiminden hareketle kategorizasyon yaparsan daha hakkaniyetli olur diye düşünüyorum. Ben de bir müslümanım, ekonomik açıdan liberal görüşlere sahibim ve müslümanlığımı hiçbir ‘ruhbana’ tasdik ettirme mecburiyetim yok bildiğim kadarı ile.&#8221;</em> dedim. (Siz öyle düşünmüyor olsanız da lanse ediş biçimi bir tekel iddiası içeriyordu diyeyim ya da.)</p>
<p>Kendi açımdan ise bir tekelcilik, benim yorumum kesin doğru gibi iddiam da yok asla; tartışmanın liberal-müslüman tartışması olarak algılanmasına/lanse edilmesine itiraz ettim sadece.  Kendi görüşüm dışındakileri -doğal olarak- tutarsız bulduğum için &#8216;bu görüş&#8217;teyim ama İslamı çoğulculuğa inanan ve iknaya açık bir insanım. </p>
<p>TSD.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

