<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 11:03:30 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Alaattin Ergün tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-77385</link>
		<dc:creator>Alaattin Ergün</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 14:05:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-77385</guid>
		<description>Sayın site görevlisi merhaba bütün yorumları okudum bir şey kafama takıldı bu Karakin Pastırmacıyan denen zatın mezarı nerdedir.Lütfen bir açıklama yapmanızı rica ediyorum.Erzurumda bir suikastle öldürüldüğü doğrudur.Eğer yurt dışında öldüyse mezarı nerdedir LÜTFEN CEVAP.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın site görevlisi merhaba bütün yorumları okudum bir şey kafama takıldı bu Karakin Pastırmacıyan denen zatın mezarı nerdedir.Lütfen bir açıklama yapmanızı rica ediyorum.Erzurumda bir suikastle öldürüldüğü doğrudur.Eğer yurt dışında öldüyse mezarı nerdedir LÜTFEN CEVAP.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ahmet Hamdi Horasanlı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-53154</link>
		<dc:creator>Ahmet Hamdi Horasanlı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 17:03:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-53154</guid>
		<description>10 Haziran 2010 Perşembe

Merhabalar,

Ermeniler vaktiyle otoriteden izin aldılar. Mezalim kendiliğinden olmadı. Bu manada şakilik addedilmez. Ehl i sünnetin hayat idamesi için ehl i sünnet olan Yahudilerle "incitmeden sünnet" enstitüsü kurulmalıdır. Bu nevi kitaplar aslında medeniyetler ittirkakına mani olan şeylerdir. Tarih ancak husumet kaynağı olmaktadır. Ermeni kardeşlerimizin hizmetlerini inkar etmemek lazım. Ayrıca Nişanyan kardeşimizin Türkçeye büyük katkılarını biliyoruz. Hatta Olimpik danışman olacak kadar birikimi olan bir insan. Ortaasyadan gelerek yakıp yıkarak elde edilen topraklara oturan insanların, Başta Alparslan adına Romen Diyojenden ve akabinde tüm Ordodoks dünyadan özür dilenmesi lazımdır. Bu ulus-devletin oluşturduğu husumetten kurtulmak için, ve dahi Allah rızası için, Mehmet Akif'in "ırk" içeren ifadelerini de kaldırmalıdır. Yeni devir mehdileri, resulleri ve totemlerini ele almalı ve Zarifoğlunun "İbrahim" şiirini unutturmalıdır. Cihat nefaset olan şeylerle olan bir şey olup, nüfusu etkileyecek bir enfes nefsin teneffüsüne yol açmalıdır. Ayrıca "İslam alemi" diye bir şey olmadığı için, eksen ve şaftları yeniden gözden geçirmeli ve Zümreleri çoğaltıp Huristik faaliyetleri artırmalı ve Akif'in "Küfe"sini öne çıkaracak ve Furuata takılmayan yeni müslüman Protestanlığını Katolik nizam ile tevhit etmek ve Abrakadabrami kardeşliği hatıra getirmek lazımdır. Nuh'un gemisi, unutmayın, Atlantik'te yüzmedi. İbrahim'in zümrüt tepelere bakarak döktüğü göz yaşları, İsmail değil ishak içindi diye anlamalıdır. "Vettiyn ve zzeytun" ibaresi zeytin ihracı ve tiynet hicretine dair algılanmalıdır. Allahu alem. Ayrıca, bunlar birer içtihat hatası olabilir, ama unutmayın o halde bile bir sevabı vardı. Hamdolsun! Muhabbetle, Metin. 

Ermeni Meselesi Üzerine İlginç Bir Kitap

Ermeni Meselesi Üzerine açılmış sayısız dosya var. 
Tanıtacağımız "Tarihi Belgeler Işığında Ermeni Dosyası" adlı eser 
1. Ermeni Meselesi'nin aktörlerini Erzurum odağında ele alması, 
2. Yazarın ninesinden dinlediği ve bu kitabın yazılmasını ilham eden müsbet-menfi Ermeni hadiselerini anlatması,
3. Ermeni Meselesi Aktörlerinin bu güne kadar pek duyulmamış ilginç serüvenlerine gerilimi yüksek bir sinema filmi hüviyetinde okuyucuya sunması ile dikkatleri çekiyor.


Ermenilerin gözündeki Ermeni kahramanıKarakin Pastırmacıyan'ın öldürülmesi olayı bu anlatımlara bir örnek teşkil eder: (*)

Etyranman ve Marie Pastırmacıyan'in oğlu olan Karakin Efendi 9 Şubat 1873'de Erzurum'da dünyaya gelmiştir. Erzurum'da Sansaryan Mektebini, Fransa'da Ziraat Mektebini İtalya'da Cenova Üniversitesi'ni bitirmiştir. Maden Mühendisi iken adaylığını koymuş ve 16 Kasım 1908'de 169 oy alarak Erzurum Mebusu seçilmiştir. 1912'de yine Er­zurum Mebusu seçilmiştir. Bir ara Meclis-i Mebusan İdare Amirliği görevindede bulunmuştur. Ermeni Taşnak Komitesi'nin önde gelen şahsiyetlerindendi.
26 Ağustos 1896'da Pastırmacıyan liderliğindeki Taşnak Komitesi'ne mensup 26 terörist çantalarında ve torbalarında bombalar ellerinde silahlarla İstanbul-Galata'daki Osmanlı Bankası'nı işgal ettiler.
Asker, polis ve halkın üzerine bomba ve kurşun yağdırmaları müslüman halkı ayağa kaldırdı. İstanbul'da Ermeniler'le Müslüman'lar birbirine girdiler 120 asker öldü, 25 asker yaralandı. Sivillerden kaç kişinin öl­düğü ise tam olarak belirlenememiştir.

Rus Çarı 2'nci Nikolay Sibirya'ya sürgüne gönderdiği Ermenileri af-edip Osmanlı topraklarına göndermiş ve hepsinin komutanlığını ise daha bir kaç yıl önce Meclis-i Mebusan'da görev yapan Karakin Pastır­macıyan yapıyordu.
Kafkasya'da karşı cephelerde çarpıştığımızda yandaşları Pastırmacıyan'a "Armen Garo"(Ermeni Kahramanı) diyorlardı. 

EFSANE KAHRAMAN AZİZ AĞA (1885-1920)
Osmanlı İmparatorluğu Pastırmacıyan'la baş edemiyordu 
Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucularından ve siyasi bölüm şefi Dr. Bahattin Şakir Brastik'li Aziz Ağa'nın namını duymuştu. Aziz Ağa verilen görevi mutlaka layıkıyla yapabilecek bir insandı. Dr.Bahattin Şakir'in Ağa'ya verdiği görev şuydu:
Ermeni çetelerinden oluşan kuvvetle Erzurum'u işgal eden Ermeni ve Don Kazaklarından oluşan elliye yakın özel korumaları an çok iyi korunan Pastırmacıyan'ı (Teşkilat-ı Mahsusa'nın büyük fedaisi ve- sillahşörü Yakup Cemil'in bile vurmaya gözü kesmediği) "Armen Garo" (Ermeni Kahramanı) lakaplı Karakin Pastırmacıyan'ı vurmak..

Aziz Ağa bir taraftan Vatan için canım feda derken bir yandan da son hazırlıklarını yapıyordu. Erzincan Muta­sarrıfı Eşref Bey'in verdiği atı kabul etmeyerek kendi köyünde yetiştirdiği Kıratı ile gitmeyi tercih etti.
İşte ülkesinin bu en zor döneminde Devlet büyüklerinden aldığı ta­limatla Kemah'ın Brastik köyü'nden o canyoldaşım dediği Kırat'ına bi­nerek o zor şartlarda tek başına Erzurum'a gidip yaklaşık elli kadar Rus, Ermeniler'den oluşan korumalarının içinde büyük bir cesaret ve soğukkanlılıkla Karakin Pastırmacıyan'ı tek kurşunla vurmuş ve o ateş çemberinde Yüce Allah'ın bir mucizesi ile Kıratı sayesinde kurtulmuştur. 
Erzurum umumi valisi Tahsin Üzer'in Aziz Ağa için söylediği şu sözleri de hatırda tutmak gerekir:
"Dünya tarihinde yeryüzüne gelip geçmiş en büyük halk kahramanı Aziz Ağa'dır."

ERZURUM MERKEZLİ ERMENİSTAN RUYASINI BİTİREN ADAM

Yıllar Sonra Erzurumlu Hasip Efendi bu olayı şöyle anlatacaktı; Bir gün akşama doğru Karakin Pastırmacıyan'ın konakladığı Karargah'ın önünden bir Kıratlı hızla uzaklaşıyordu. Tepeden bakınca Kıratı üzerinde sanki kimse yokmuş gibi görünüyordu peşinde Rus ve Ermeni kuvvetleri yaylım ateşi açıyorlardı. Kırat bir müddet sonra düşman kuvvetlerinden uzaklaştı, kıratın üzerindeki kişi kendisini doğrultarak tekrar Kıratına bindi ve yoluna devam ederek kayboldu. Sonra Karaki Pastırmacıyan'ın öldürüldüğünü duyduk düşman çekildi Erzurum kurtumuştu. Sonra Valimiz Tahsin Bey bu Kıratlının Brastikli Aziz Ağa olduğunu söyledi". Amerika'da yayınlanan Asparez Gazetesi Haberi Manşetten şöylı
veriyordu;
"Karakin Pastırmacıyan öldürüldü böylece Büyük Ermenistan rüyası bitti. Anadolu hızla Türkleşiyor"
Bu kanlı komitacının Ölümü üzerine, Kafkas Ermeni Cumhuriyeti'nde Başbakan Ohannes Kocaznoni tarafında üç gün yas ilan edilecektir.

Türk adı Taşıyan Ermeni şöhretler
Kitabın diğer bir ilginç yönü de Devlet yönetimi ile lisan, musiki, mimari, tiyatro, sinema alanındaki Ermeni simalarını bugüne kadar pek bilinmeyen yönleri ile anlatmasıdır.

(*)Tarihi Belgeler Işığında Ermeni Dosyası/ Engin Kanlıcaoğlu" Kendi yayını 392 s. Mayıs 2010</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>10 Haziran 2010 Perşembe</p>
<p>Merhabalar,</p>
<p>Ermeniler vaktiyle otoriteden izin aldılar. Mezalim kendiliğinden olmadı. Bu manada şakilik addedilmez. Ehl i sünnetin hayat idamesi için ehl i sünnet olan Yahudilerle &#8220;incitmeden sünnet&#8221; enstitüsü kurulmalıdır. Bu nevi kitaplar aslında medeniyetler ittirkakına mani olan şeylerdir. Tarih ancak husumet kaynağı olmaktadır. Ermeni kardeşlerimizin hizmetlerini inkar etmemek lazım. Ayrıca Nişanyan kardeşimizin Türkçeye büyük katkılarını biliyoruz. Hatta Olimpik danışman olacak kadar birikimi olan bir insan. Ortaasyadan gelerek yakıp yıkarak elde edilen topraklara oturan insanların, Başta Alparslan adına Romen Diyojenden ve akabinde tüm Ordodoks dünyadan özür dilenmesi lazımdır. Bu ulus-devletin oluşturduğu husumetten kurtulmak için, ve dahi Allah rızası için, Mehmet Akif&#8217;in &#8220;ırk&#8221; içeren ifadelerini de kaldırmalıdır. Yeni devir mehdileri, resulleri ve totemlerini ele almalı ve Zarifoğlunun &#8220;İbrahim&#8221; şiirini unutturmalıdır. Cihat nefaset olan şeylerle olan bir şey olup, nüfusu etkileyecek bir enfes nefsin teneffüsüne yol açmalıdır. Ayrıca &#8220;İslam alemi&#8221; diye bir şey olmadığı için, eksen ve şaftları yeniden gözden geçirmeli ve Zümreleri çoğaltıp Huristik faaliyetleri artırmalı ve Akif&#8217;in &#8220;Küfe&#8221;sini öne çıkaracak ve Furuata takılmayan yeni müslüman Protestanlığını Katolik nizam ile tevhit etmek ve Abrakadabrami kardeşliği hatıra getirmek lazımdır. Nuh&#8217;un gemisi, unutmayın, Atlantik&#8217;te yüzmedi. İbrahim&#8217;in zümrüt tepelere bakarak döktüğü göz yaşları, İsmail değil ishak içindi diye anlamalıdır. &#8220;Vettiyn ve zzeytun&#8221; ibaresi zeytin ihracı ve tiynet hicretine dair algılanmalıdır. Allahu alem. Ayrıca, bunlar birer içtihat hatası olabilir, ama unutmayın o halde bile bir sevabı vardı. Hamdolsun! Muhabbetle, Metin. </p>
<p>Ermeni Meselesi Üzerine İlginç Bir Kitap</p>
<p>Ermeni Meselesi Üzerine açılmış sayısız dosya var.<br />
Tanıtacağımız &#8220;Tarihi Belgeler Işığında Ermeni Dosyası&#8221; adlı eser<br />
1. Ermeni Meselesi&#8217;nin aktörlerini Erzurum odağında ele alması,<br />
2. Yazarın ninesinden dinlediği ve bu kitabın yazılmasını ilham eden müsbet-menfi Ermeni hadiselerini anlatması,<br />
3. Ermeni Meselesi Aktörlerinin bu güne kadar pek duyulmamış ilginç serüvenlerine gerilimi yüksek bir sinema filmi hüviyetinde okuyucuya sunması ile dikkatleri çekiyor.</p>
<p>Ermenilerin gözündeki Ermeni kahramanıKarakin Pastırmacıyan&#8217;ın öldürülmesi olayı bu anlatımlara bir örnek teşkil eder: (*)</p>
<p>Etyranman ve Marie Pastırmacıyan&#8217;in oğlu olan Karakin Efendi 9 Şubat 1873&#8242;de Erzurum&#8217;da dünyaya gelmiştir. Erzurum&#8217;da Sansaryan Mektebini, Fransa&#8217;da Ziraat Mektebini İtalya&#8217;da Cenova Üniversitesi&#8217;ni bitirmiştir. Maden Mühendisi iken adaylığını koymuş ve 16 Kasım 1908&#8242;de 169 oy alarak Erzurum Mebusu seçilmiştir. 1912&#8242;de yine Er­zurum Mebusu seçilmiştir. Bir ara Meclis-i Mebusan İdare Amirliği görevindede bulunmuştur. Ermeni Taşnak Komitesi&#8217;nin önde gelen şahsiyetlerindendi.<br />
26 Ağustos 1896&#8242;da Pastırmacıyan liderliğindeki Taşnak Komitesi&#8217;ne mensup 26 terörist çantalarında ve torbalarında bombalar ellerinde silahlarla İstanbul-Galata&#8217;daki Osmanlı Bankası&#8217;nı işgal ettiler.<br />
Asker, polis ve halkın üzerine bomba ve kurşun yağdırmaları müslüman halkı ayağa kaldırdı. İstanbul&#8217;da Ermeniler&#8217;le Müslüman&#8217;lar birbirine girdiler 120 asker öldü, 25 asker yaralandı. Sivillerden kaç kişinin öl­düğü ise tam olarak belirlenememiştir.</p>
<p>Rus Çarı 2&#8242;nci Nikolay Sibirya&#8217;ya sürgüne gönderdiği Ermenileri af-edip Osmanlı topraklarına göndermiş ve hepsinin komutanlığını ise daha bir kaç yıl önce Meclis-i Mebusan&#8217;da görev yapan Karakin Pastır­macıyan yapıyordu.<br />
Kafkasya&#8217;da karşı cephelerde çarpıştığımızda yandaşları Pastırmacıyan&#8217;a &#8220;Armen Garo&#8221;(Ermeni Kahramanı) diyorlardı. </p>
<p>EFSANE KAHRAMAN AZİZ AĞA (1885-1920)<br />
Osmanlı İmparatorluğu Pastırmacıyan&#8217;la baş edemiyordu<br />
Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın kurucularından ve siyasi bölüm şefi Dr. Bahattin Şakir Brastik&#8217;li Aziz Ağa&#8217;nın namını duymuştu. Aziz Ağa verilen görevi mutlaka layıkıyla yapabilecek bir insandı. Dr.Bahattin Şakir&#8217;in Ağa&#8217;ya verdiği görev şuydu:<br />
Ermeni çetelerinden oluşan kuvvetle Erzurum&#8217;u işgal eden Ermeni ve Don Kazaklarından oluşan elliye yakın özel korumaları an çok iyi korunan Pastırmacıyan&#8217;ı (Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın büyük fedaisi ve- sillahşörü Yakup Cemil&#8217;in bile vurmaya gözü kesmediği) &#8220;Armen Garo&#8221; (Ermeni Kahramanı) lakaplı Karakin Pastırmacıyan&#8217;ı vurmak..</p>
<p>Aziz Ağa bir taraftan Vatan için canım feda derken bir yandan da son hazırlıklarını yapıyordu. Erzincan Muta­sarrıfı Eşref Bey&#8217;in verdiği atı kabul etmeyerek kendi köyünde yetiştirdiği Kıratı ile gitmeyi tercih etti.<br />
İşte ülkesinin bu en zor döneminde Devlet büyüklerinden aldığı ta­limatla Kemah&#8217;ın Brastik köyü&#8217;nden o canyoldaşım dediği Kırat&#8217;ına bi­nerek o zor şartlarda tek başına Erzurum&#8217;a gidip yaklaşık elli kadar Rus, Ermeniler&#8217;den oluşan korumalarının içinde büyük bir cesaret ve soğukkanlılıkla Karakin Pastırmacıyan&#8217;ı tek kurşunla vurmuş ve o ateş çemberinde Yüce Allah&#8217;ın bir mucizesi ile Kıratı sayesinde kurtulmuştur.<br />
Erzurum umumi valisi Tahsin Üzer&#8217;in Aziz Ağa için söylediği şu sözleri de hatırda tutmak gerekir:<br />
&#8220;Dünya tarihinde yeryüzüne gelip geçmiş en büyük halk kahramanı Aziz Ağa&#8217;dır.&#8221;</p>
<p>ERZURUM MERKEZLİ ERMENİSTAN RUYASINI BİTİREN ADAM</p>
<p>Yıllar Sonra Erzurumlu Hasip Efendi bu olayı şöyle anlatacaktı; Bir gün akşama doğru Karakin Pastırmacıyan&#8217;ın konakladığı Karargah&#8217;ın önünden bir Kıratlı hızla uzaklaşıyordu. Tepeden bakınca Kıratı üzerinde sanki kimse yokmuş gibi görünüyordu peşinde Rus ve Ermeni kuvvetleri yaylım ateşi açıyorlardı. Kırat bir müddet sonra düşman kuvvetlerinden uzaklaştı, kıratın üzerindeki kişi kendisini doğrultarak tekrar Kıratına bindi ve yoluna devam ederek kayboldu. Sonra Karaki Pastırmacıyan&#8217;ın öldürüldüğünü duyduk düşman çekildi Erzurum kurtumuştu. Sonra Valimiz Tahsin Bey bu Kıratlının Brastikli Aziz Ağa olduğunu söyledi&#8221;. Amerika&#8217;da yayınlanan Asparez Gazetesi Haberi Manşetten şöylı<br />
veriyordu;<br />
&#8220;Karakin Pastırmacıyan öldürüldü böylece Büyük Ermenistan rüyası bitti. Anadolu hızla Türkleşiyor&#8221;<br />
Bu kanlı komitacının Ölümü üzerine, Kafkas Ermeni Cumhuriyeti&#8217;nde Başbakan Ohannes Kocaznoni tarafında üç gün yas ilan edilecektir.</p>
<p>Türk adı Taşıyan Ermeni şöhretler<br />
Kitabın diğer bir ilginç yönü de Devlet yönetimi ile lisan, musiki, mimari, tiyatro, sinema alanındaki Ermeni simalarını bugüne kadar pek bilinmeyen yönleri ile anlatmasıdır.</p>
<p>(*)Tarihi Belgeler Işığında Ermeni Dosyası/ Engin Kanlıcaoğlu&#8221; Kendi yayını 392 s. Mayıs 2010</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Muhafazakar Aydınların Ermeni Sorunu’na Yaklaşımı Değişiyor mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-47761</link>
		<dc:creator>Muhafazakar Aydınların Ermeni Sorunu’na Yaklaşımı Değişiyor mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 09:18:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-47761</guid>
		<description>[...] Ek okuma: İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ek okuma: İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tuncay aslantürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-43722</link>
		<dc:creator>tuncay aslantürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:31:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-43722</guid>
		<description>TARİHİN İBRET SAYFALARINDAN

Tarihin İbret Sayfalarından: Erzurumlu Mevlüd Ağanın Deve Masalı 
 

Birinci Cihan Harbi başladığı zaman Meclis-i Mebusan’daki Türk ve Ermeni mebuslardan şark istiklâlleriyle alâkaları bulunanlar toplandılar, harbe girdiğimiz takdirde neler yapmak icap edeceğini konuştular. İttihad ve Terakkî Fırkası namına benimle Bahaeddin Şakir’i, Ermeni mebuslarından Erzurum mebusu Karakin Pastırmacıyan ile Van mebusu Vartekes’i verilen kararları mahallinde propaganda etmek ve harp çıktığı zaman tatbikata geçmek üzere Erzurum’a gönderdiler.

Biz, bu dört zat, Erzurum’da bir kongre topladık. Bu kongreye şark istiklâlleri ve livalarındaki teşekküllerden ikişer Müslüman ikişer de Hristiyan aza davet ettik. İstanbul’da verilen kararlar bir de bu kongrede gözden geçiriliyordu. Müzakereler güzel gidiyordu. Harbe henüz iştirak etmemiştik.

Bu sıralarda Rusya bir beyanname neşretti. Bunda, Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri aleyhine harbe girdiği takdirde Ermenilere istiklâl verileceğini, bütün şark istiklâllerinin Ermeni devletine mal edileceğini vaad ediyordu.

İşte bu beyanname kongrenin kararlarını da Ermenilerin fikirlerini de alt üst etti. Ermeni çeteleri evvela Van’da sonra Muş’ta tecavüze geçtiler. Ermeni gazetelerinin ağzı değişti. İstiklâlden, Ermeni lisanının resmi dil olarak tanınmasından, şark vilayetleri vali, mutasarrıf ve kaymakamlarının Ermeni olması lüzumundan, hatta jandarma ve polislerin bile Ermenilerden olmasından bahsetmeye başladılar. Artık müzakerelerin sonu gelmiyordu.

Bir gün yine bir müzakere çıkmaza girmişti. Kongreden bir ricada bulundum: Türkçe gazeteler gibi Ermenice gazetelerin de kongre sonuna kadar mutedil bir lisan kullanmalarının lüzumundan bahsettim. Erzurum mebusu ve Taşnak Komitesi Reisi Karakin Pastırmacıyan Efendi müstehzî bir edayla,

- Bu nasıl teklif… Koca bir milletin ağzını tutabilir miyiz? dedi. Bunu söyleyen Ermeni mebusu, Abdülhamit zamanında Avrupa’dan getirttiği otuz kadar Ermeni komitacı ile, sırf Osmanlı devletini dünya karşısında gülünç bir vaziyete düşürmek ve ecnebi devletlerin Ermeniler lehine müdahalelerini sağlamak maksadıyla İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basan, bankayı bekleyen nöbetçilerimizi kapandığı bankanın pencerelerinden attırdığı el bombalarıyla polis ve askerlerimizi şehit eden adamdır. O zaman hasta adam adı verilen devletimiz, ecnebi devletlerin baskısı karşısında bu komitecilerin serbestçe bankadan çıkıp kendilerini Avrupa’ya götürecek vapura binmelerine müsaade etmişti. Meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakkî hükümeti, bu kara mâzili Ermeni’yi Erzurum mebusu yapacak kadar müsamahakâr ve uzlaşıcı davranmıştı.

Ben Karakin’e cevap vermedim. Fakat Erzurum İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin bu kongreye murahhas olarak gönderdiği Mezararkalı Mevlüt ağa atıldı:

- Bu kongrenin işe başladığı günden bugüne kadar ağzımı açıp bir laf etmedim, dedi. Bu hakkımı ve bundan sonraki söz haklarımı yalnız bir defaya mahsus olarak bugün kullanmama müsaadenizi rica ederim.

Mevlüt ağanın Abdülhamit idaresine karşı yapılan Erzurum isyanındaki gayretlerini, isyan sonunda mahkemede yaptığı ateşli müdafaasını kongredeki bütün Ermeniler işitmişlerdi. Mevlüt ağa ile oynamanın kıpkızıl ateşle oynamak demek olduğunu hepsi biliyordu.

Mevlüt ağa, asabiyetini sinirli tebessümlerinin altında saklayarak devam etti.

-Ben, dedi böyle çeşit çeşit mektepler görmüş, dünyanın altından vurup üstünden çıkmış adamlara öğüt verecek değilim. Sinirleri biraz yatıştırmak için halü maslahata uygun gördüğüm bir masalı anlatacağım. İsteyen güler, isteyen düşünür, istemeyen de çıkar gider…

Bir gün bir ilkbahar günü develerden, atlardan, katır ve eşeklerden ibaret büyük bir kervan, çıngıraklarını çalarak, zillerini öttürerek gelip çamurlu ve dik bir yokuşa dayanır. Dinliyorsun değil mi Karakin Efendi…

Kervan uzun bir moladan sonra yokuşu çıkmaya başlar. Çamur dizde, yükler ise ağırdır. Habire ha, düşe kalka, ter ve çamur içinde, biri deve biri de eşek iki hayvan hariç, diğerleri yüklerini tepenin başına çıkarabilirler. Yalnız bu iki hayvan, yürümem de yürümem de çamurlara gömüldükçe gömülürler. Koca kervan bunları bekleyecek değil ya… Tepeye çıkanlardan birkaç hayvan getirip bunların yüklerini alırlar. Deve ile eşeği çamurların kucağına bırakıp giderler.

Deve ile eşek, geceyi çamurun içinde geçirir, dinlenirler. Ertesi sabah gözlerine yolun kenarındaki taze bahar otları ilişir. Boyunlarını uzatır, gövdelerini çeker, yavaş yavaş otlamaya başlarlar. Bir iki saat sonra ayağa kalkabilirler. Nihayet titreye titreye yanı başlarındaki çiçekli vadiye inmeye muvaffak olurlar.

Beş gün on gün yerler, içerler keyifleri yerine gelir. Hoplamaya zıplamaya başlarlar. Eski hallerinden daha sıhhatli daha kuvvetli bir hale gelirler.

Başka bir gün gene attan, deveden, katırdan ve eşekten ibaret bir büyük kervan yokuşu çıkmaya başlar. Çıngırak sesleri, at kişnemeleri ve eşek anırmaları bizim deve ile eşeğin kulaklarına kadar gelir. Eşek duramaz, deveye sokulur,

- Deve kardeş der, benim keyfim yerine geldi, anıracağım.

Deve o güzel gözleri ve yalvaran bakışlarıyla eşeğin yüzüne bakar,

-Aman kardeş der, sakın öyle bir şey yapma. İçinden gelse bile kendini tut. Sesini çıkarma. Zorun ne? İşte Allah’ın bu kimsesiz cennetinde başıboş istediğimiz gibi yiyip içiyor, hoplayıp zıplıyoruz. Anırıp da ne kazanacaksın? Dinliyor musun Karakin Efendi?

Deve daha yalvarmasını bitirmemişti ki eşek üst perdeden arınmaya başladı.

Meğer kervanın da yorulan ve yükünü yokuşun başına çıkaramayan bir mekkaresi varmış. Kervancılar bu dertlerine derman arıyorlarmış. Vadiden gelen eşek sesini işittikleri zaman hemen koşup eşekle deveyi yakalamışlar, yarı yolda kalan yüklerini bunlara yüklemişler.

Fakat devenin arkadaşı olan eşek, hem ham hem tavlı olduğu için yokuşu çıkarken yorulmuş. Mekkâreciler bunun yükünü alıp deveye yüklemişler. Fakat eşek ya yorgunluğundan ya da –sözüm ona eşekliğinden- gene yürümemiş. Mekkareciler bu gösterişli eşeği orada bırakmaya kıyamamışlar. Eşeği de devenin üstüne yüklemişler. Dinliyorsun değil mi, Karakin Efendi…

Zavallı deve bu ağır yükün altında yürüyüşüne olanca takat ve kuvvetini sarf ederek bir müddet devam etmiş. Kervan bir uçurumun kenarından geçerken artık tahammülü kalmamış. Uzun boynunu uzatıp sırtında keyif çatan eşeğin yüzüne bakmış,

- Eşek kardeş, demiş ben oynayacağım. Eşek,

- Aman deve kardeş demiş. Ben senin sırtında zaten eğreti duruyorum. Sen oynarsan ben şu uçurumlara yuvarlanır parça parça olurum. Aman ha! demiş. Deve,

- O kadar yalvarmalarıma rağmen sen beni dinlemedin, anırdın. Neticede ben bu hale geldim. Sen de sırtımda keyif çatıyorsun. Artık amanı zamanı yok. Sen nasıl beni dinlemedin anırdınsa ben de seni dinlemeyecek anıracağım, der.

Deve zıplamaya başlar ve eşek uçurumlardan aşağıya uçup parça parça olur.

Mevlüt ağa sözüne devamla,

Karakin Efendi, benim okuyup yazmam yok. Fakat bu adamların teklifinde kabul edilmeyecek bir şey olmadığı meydanda. Koca bir milletin ağzı tutulmaz da ondan daha koca bir milletin kulaklarına kurşun mu akıtılır? Daha ne istiyorsunuz? Meşrutiyetin ilanından bugüne kadar keser hep sizin tarafınıza yonttu. Şimdi bu adamların istedikleri, “İtilâf devletleri aleyhine harbe girmeye mecbur olursak bizden ayrılmayınız…” dan ibarettir. Bundan daha doğru yol olur mu?

Sizden rica ediyoruz. Bu tufandan birbirimizi boğazına atılarak değil, birbirimize dostça sarılarak kurtulmanın çaresini arayalım. Ecnebi devletler, kendi menfaatlerine hizmet edecek uşak arıyorlar. Ne bizim ne de sizin elinizden dostça tutacak değiller. Bu adamların gösterdikleri doğru yoldan ayrılıp da deveyi uçurumun başında oynamaya mecbur ederseniz vallahi billahi paramparça olursunuz, dedi.

Celse kendi kendine bitmişti. Azaların çehreleri kıpkırmızı ve sapsarı kesilmişti. Salonu birer birer terk ettiler. Ben kalktım, Mevlüt ağayı yanaklarından ve sakalından öptüm, öptüm…

Eeeeeh, şimdi aradan kırk sene geçtiği halde aynı düşmanlar hududun arkasında pusu kurmuş. Genç ve zinde vatanımızı parçalamak için yurttaşlarımızın arasına aynı fesat tohumlarını saçmaya çalışıyorlar. Fakat artık Mevlüt ağanın hikâyesindeki eşek meydanda yok. Şark istiklâllerimiz, hamd olsun şimdi Rusların ve Ermenilerin birkaç defa memleketi nasıl yakıp yıktıklarını bilen vatan çocuklarıyla dolu. Moskofların parayla kendilerine uşak ettikleri komünistler, vatandaşlar arasına nifak sokmak için kimisine sen Kürtsün, kimisine sen Turan’dan geldin, ötekisine sen dinsizsin, berikine sen dindarsın, diyerek onları birbirine düşman yapmaya çalışıyorlar. Fakat Mevlüt ağanın hikâyesindeki eşeğin uçuruma yuvarlandığı zamandan bugüne kadar geçen zaman boşuna geçmedi. Bu vatanda bugün yalnız yirmi milyonluk Mehmetçikler ordusu var. Şehirli, köylü, erkek, kadın bütün vatandaşlar, bu çelik ordunun birbirine sımsıkı sarılmış erleridir. Gerekirse bu millet, tarihteki hesapsız zaferlerine bir yenisini katarak bu hakikati düşmanlarına bir daha öğretecektir…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TARİHİN İBRET SAYFALARINDAN</p>
<p>Tarihin İbret Sayfalarından: Erzurumlu Mevlüd Ağanın Deve Masalı </p>
<p>Birinci Cihan Harbi başladığı zaman Meclis-i Mebusan’daki Türk ve Ermeni mebuslardan şark istiklâlleriyle alâkaları bulunanlar toplandılar, harbe girdiğimiz takdirde neler yapmak icap edeceğini konuştular. İttihad ve Terakkî Fırkası namına benimle Bahaeddin Şakir’i, Ermeni mebuslarından Erzurum mebusu Karakin Pastırmacıyan ile Van mebusu Vartekes’i verilen kararları mahallinde propaganda etmek ve harp çıktığı zaman tatbikata geçmek üzere Erzurum’a gönderdiler.</p>
<p>Biz, bu dört zat, Erzurum’da bir kongre topladık. Bu kongreye şark istiklâlleri ve livalarındaki teşekküllerden ikişer Müslüman ikişer de Hristiyan aza davet ettik. İstanbul’da verilen kararlar bir de bu kongrede gözden geçiriliyordu. Müzakereler güzel gidiyordu. Harbe henüz iştirak etmemiştik.</p>
<p>Bu sıralarda Rusya bir beyanname neşretti. Bunda, Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri aleyhine harbe girdiği takdirde Ermenilere istiklâl verileceğini, bütün şark istiklâllerinin Ermeni devletine mal edileceğini vaad ediyordu.</p>
<p>İşte bu beyanname kongrenin kararlarını da Ermenilerin fikirlerini de alt üst etti. Ermeni çeteleri evvela Van’da sonra Muş’ta tecavüze geçtiler. Ermeni gazetelerinin ağzı değişti. İstiklâlden, Ermeni lisanının resmi dil olarak tanınmasından, şark vilayetleri vali, mutasarrıf ve kaymakamlarının Ermeni olması lüzumundan, hatta jandarma ve polislerin bile Ermenilerden olmasından bahsetmeye başladılar. Artık müzakerelerin sonu gelmiyordu.</p>
<p>Bir gün yine bir müzakere çıkmaza girmişti. Kongreden bir ricada bulundum: Türkçe gazeteler gibi Ermenice gazetelerin de kongre sonuna kadar mutedil bir lisan kullanmalarının lüzumundan bahsettim. Erzurum mebusu ve Taşnak Komitesi Reisi Karakin Pastırmacıyan Efendi müstehzî bir edayla,</p>
<p>- Bu nasıl teklif… Koca bir milletin ağzını tutabilir miyiz? dedi. Bunu söyleyen Ermeni mebusu, Abdülhamit zamanında Avrupa’dan getirttiği otuz kadar Ermeni komitacı ile, sırf Osmanlı devletini dünya karşısında gülünç bir vaziyete düşürmek ve ecnebi devletlerin Ermeniler lehine müdahalelerini sağlamak maksadıyla İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basan, bankayı bekleyen nöbetçilerimizi kapandığı bankanın pencerelerinden attırdığı el bombalarıyla polis ve askerlerimizi şehit eden adamdır. O zaman hasta adam adı verilen devletimiz, ecnebi devletlerin baskısı karşısında bu komitecilerin serbestçe bankadan çıkıp kendilerini Avrupa’ya götürecek vapura binmelerine müsaade etmişti. Meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakkî hükümeti, bu kara mâzili Ermeni’yi Erzurum mebusu yapacak kadar müsamahakâr ve uzlaşıcı davranmıştı.</p>
<p>Ben Karakin’e cevap vermedim. Fakat Erzurum İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin bu kongreye murahhas olarak gönderdiği Mezararkalı Mevlüt ağa atıldı:</p>
<p>- Bu kongrenin işe başladığı günden bugüne kadar ağzımı açıp bir laf etmedim, dedi. Bu hakkımı ve bundan sonraki söz haklarımı yalnız bir defaya mahsus olarak bugün kullanmama müsaadenizi rica ederim.</p>
<p>Mevlüt ağanın Abdülhamit idaresine karşı yapılan Erzurum isyanındaki gayretlerini, isyan sonunda mahkemede yaptığı ateşli müdafaasını kongredeki bütün Ermeniler işitmişlerdi. Mevlüt ağa ile oynamanın kıpkızıl ateşle oynamak demek olduğunu hepsi biliyordu.</p>
<p>Mevlüt ağa, asabiyetini sinirli tebessümlerinin altında saklayarak devam etti.</p>
<p>-Ben, dedi böyle çeşit çeşit mektepler görmüş, dünyanın altından vurup üstünden çıkmış adamlara öğüt verecek değilim. Sinirleri biraz yatıştırmak için halü maslahata uygun gördüğüm bir masalı anlatacağım. İsteyen güler, isteyen düşünür, istemeyen de çıkar gider…</p>
<p>Bir gün bir ilkbahar günü develerden, atlardan, katır ve eşeklerden ibaret büyük bir kervan, çıngıraklarını çalarak, zillerini öttürerek gelip çamurlu ve dik bir yokuşa dayanır. Dinliyorsun değil mi Karakin Efendi…</p>
<p>Kervan uzun bir moladan sonra yokuşu çıkmaya başlar. Çamur dizde, yükler ise ağırdır. Habire ha, düşe kalka, ter ve çamur içinde, biri deve biri de eşek iki hayvan hariç, diğerleri yüklerini tepenin başına çıkarabilirler. Yalnız bu iki hayvan, yürümem de yürümem de çamurlara gömüldükçe gömülürler. Koca kervan bunları bekleyecek değil ya… Tepeye çıkanlardan birkaç hayvan getirip bunların yüklerini alırlar. Deve ile eşeği çamurların kucağına bırakıp giderler.</p>
<p>Deve ile eşek, geceyi çamurun içinde geçirir, dinlenirler. Ertesi sabah gözlerine yolun kenarındaki taze bahar otları ilişir. Boyunlarını uzatır, gövdelerini çeker, yavaş yavaş otlamaya başlarlar. Bir iki saat sonra ayağa kalkabilirler. Nihayet titreye titreye yanı başlarındaki çiçekli vadiye inmeye muvaffak olurlar.</p>
<p>Beş gün on gün yerler, içerler keyifleri yerine gelir. Hoplamaya zıplamaya başlarlar. Eski hallerinden daha sıhhatli daha kuvvetli bir hale gelirler.</p>
<p>Başka bir gün gene attan, deveden, katırdan ve eşekten ibaret bir büyük kervan yokuşu çıkmaya başlar. Çıngırak sesleri, at kişnemeleri ve eşek anırmaları bizim deve ile eşeğin kulaklarına kadar gelir. Eşek duramaz, deveye sokulur,</p>
<p>- Deve kardeş der, benim keyfim yerine geldi, anıracağım.</p>
<p>Deve o güzel gözleri ve yalvaran bakışlarıyla eşeğin yüzüne bakar,</p>
<p>-Aman kardeş der, sakın öyle bir şey yapma. İçinden gelse bile kendini tut. Sesini çıkarma. Zorun ne? İşte Allah’ın bu kimsesiz cennetinde başıboş istediğimiz gibi yiyip içiyor, hoplayıp zıplıyoruz. Anırıp da ne kazanacaksın? Dinliyor musun Karakin Efendi?</p>
<p>Deve daha yalvarmasını bitirmemişti ki eşek üst perdeden arınmaya başladı.</p>
<p>Meğer kervanın da yorulan ve yükünü yokuşun başına çıkaramayan bir mekkaresi varmış. Kervancılar bu dertlerine derman arıyorlarmış. Vadiden gelen eşek sesini işittikleri zaman hemen koşup eşekle deveyi yakalamışlar, yarı yolda kalan yüklerini bunlara yüklemişler.</p>
<p>Fakat devenin arkadaşı olan eşek, hem ham hem tavlı olduğu için yokuşu çıkarken yorulmuş. Mekkâreciler bunun yükünü alıp deveye yüklemişler. Fakat eşek ya yorgunluğundan ya da –sözüm ona eşekliğinden- gene yürümemiş. Mekkareciler bu gösterişli eşeği orada bırakmaya kıyamamışlar. Eşeği de devenin üstüne yüklemişler. Dinliyorsun değil mi, Karakin Efendi…</p>
<p>Zavallı deve bu ağır yükün altında yürüyüşüne olanca takat ve kuvvetini sarf ederek bir müddet devam etmiş. Kervan bir uçurumun kenarından geçerken artık tahammülü kalmamış. Uzun boynunu uzatıp sırtında keyif çatan eşeğin yüzüne bakmış,</p>
<p>- Eşek kardeş, demiş ben oynayacağım. Eşek,</p>
<p>- Aman deve kardeş demiş. Ben senin sırtında zaten eğreti duruyorum. Sen oynarsan ben şu uçurumlara yuvarlanır parça parça olurum. Aman ha! demiş. Deve,</p>
<p>- O kadar yalvarmalarıma rağmen sen beni dinlemedin, anırdın. Neticede ben bu hale geldim. Sen de sırtımda keyif çatıyorsun. Artık amanı zamanı yok. Sen nasıl beni dinlemedin anırdınsa ben de seni dinlemeyecek anıracağım, der.</p>
<p>Deve zıplamaya başlar ve eşek uçurumlardan aşağıya uçup parça parça olur.</p>
<p>Mevlüt ağa sözüne devamla,</p>
<p>Karakin Efendi, benim okuyup yazmam yok. Fakat bu adamların teklifinde kabul edilmeyecek bir şey olmadığı meydanda. Koca bir milletin ağzı tutulmaz da ondan daha koca bir milletin kulaklarına kurşun mu akıtılır? Daha ne istiyorsunuz? Meşrutiyetin ilanından bugüne kadar keser hep sizin tarafınıza yonttu. Şimdi bu adamların istedikleri, “İtilâf devletleri aleyhine harbe girmeye mecbur olursak bizden ayrılmayınız…” dan ibarettir. Bundan daha doğru yol olur mu?</p>
<p>Sizden rica ediyoruz. Bu tufandan birbirimizi boğazına atılarak değil, birbirimize dostça sarılarak kurtulmanın çaresini arayalım. Ecnebi devletler, kendi menfaatlerine hizmet edecek uşak arıyorlar. Ne bizim ne de sizin elinizden dostça tutacak değiller. Bu adamların gösterdikleri doğru yoldan ayrılıp da deveyi uçurumun başında oynamaya mecbur ederseniz vallahi billahi paramparça olursunuz, dedi.</p>
<p>Celse kendi kendine bitmişti. Azaların çehreleri kıpkırmızı ve sapsarı kesilmişti. Salonu birer birer terk ettiler. Ben kalktım, Mevlüt ağayı yanaklarından ve sakalından öptüm, öptüm…</p>
<p>Eeeeeh, şimdi aradan kırk sene geçtiği halde aynı düşmanlar hududun arkasında pusu kurmuş. Genç ve zinde vatanımızı parçalamak için yurttaşlarımızın arasına aynı fesat tohumlarını saçmaya çalışıyorlar. Fakat artık Mevlüt ağanın hikâyesindeki eşek meydanda yok. Şark istiklâllerimiz, hamd olsun şimdi Rusların ve Ermenilerin birkaç defa memleketi nasıl yakıp yıktıklarını bilen vatan çocuklarıyla dolu. Moskofların parayla kendilerine uşak ettikleri komünistler, vatandaşlar arasına nifak sokmak için kimisine sen Kürtsün, kimisine sen Turan’dan geldin, ötekisine sen dinsizsin, berikine sen dindarsın, diyerek onları birbirine düşman yapmaya çalışıyorlar. Fakat Mevlüt ağanın hikâyesindeki eşeğin uçuruma yuvarlandığı zamandan bugüne kadar geçen zaman boşuna geçmedi. Bu vatanda bugün yalnız yirmi milyonluk Mehmetçikler ordusu var. Şehirli, köylü, erkek, kadın bütün vatandaşlar, bu çelik ordunun birbirine sımsıkı sarılmış erleridir. Gerekirse bu millet, tarihteki hesapsız zaferlerine bir yenisini katarak bu hakikati düşmanlarına bir daha öğretecektir…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fatih Göktürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-43700</link>
		<dc:creator>Fatih Göktürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 16:08:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-43700</guid>
		<description>ERAREN - Ermeni Araştırmaları EnstitüsüTalat Paşa, Ermeni lideri Pastırmacıyan'a üç defa bakanlık teklifinde bulundu. Fakat her defasında olumsuz yanıt aldı...
Ha az kaldı unutuyordum... Ermeni asıllı Rus General Mayor Şalkanikof’un ‘tüm Türkler’in öldürülüp Aras Nehri’ne atılması’ buyruğunu sorgulamayalım değil mi? Tabi Osmanlı Meclisi Erzurum Mebusu Karakin Pastırmacıyan’ın, ‘Tero’ ve ‘Haço’ çeteleriyle birlikte, Kafkaslar’daki Rus ordularına katılmak için yola çıkarken yapılan törende ‘Akacak Türk kanlarıyla, Kızıl Irmak, kıpkızıl olacak!’ lafını da es geçelim arkadaşlar olmaz mı? 

Aziz ÜSTEL- Star Gazetesi</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ERAREN - Ermeni Araştırmaları EnstitüsüTalat Paşa, Ermeni lideri Pastırmacıyan&#8217;a üç defa bakanlık teklifinde bulundu. Fakat her defasında olumsuz yanıt aldı&#8230;<br />
Ha az kaldı unutuyordum&#8230; Ermeni asıllı Rus General Mayor Şalkanikof’un ‘tüm Türkler’in öldürülüp Aras Nehri’ne atılması’ buyruğunu sorgulamayalım değil mi? Tabi Osmanlı Meclisi Erzurum Mebusu Karakin Pastırmacıyan’ın, ‘Tero’ ve ‘Haço’ çeteleriyle birlikte, Kafkaslar’daki Rus ordularına katılmak için yola çıkarken yapılan törende ‘Akacak Türk kanlarıyla, Kızıl Irmak, kıpkızıl olacak!’ lafını da es geçelim arkadaşlar olmaz mı? </p>
<p>Aziz ÜSTEL- Star Gazetesi</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fatih Göktürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-43699</link>
		<dc:creator>Fatih Göktürk</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 15:42:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-43699</guid>
		<description>Efendim, 1915’te Ermeniler’in durup dururken, hiç bir şey yapmazken, etliye sütlüye karışmazken, Türk komşularıyla yağlı ballı geçinirken, Fransızlar’la bir olup Türk ve Müslüman köy halklarını bire doğramayı akıllarından bile geçirmezken, karşılaştıkları kimi şiddet olaylarından dolayı bireysel olarak özür dileme kampanyası başlamış! 

Kampanyanın imza metninde şöyle deniyor: ‘Osmanlı Ermenileri’nin 1915’te maruz kaldığı büyük felakete duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyorum, onlardan özür diliyorum!’ Bu metnin altına da adını soyadını yazıyorsun. 

Buna imza atanları kınamıyorum, eleştirmiyorum da. 

Herkesin fikri ve eylemi kendini bağlar, der yürürsün, eğer gerçekten demokratsan! 

Ha az kaldı unutuyordum... Ermeni asıllı Rus General Mayor Şalkanikof’un ‘tüm Türkler’in öldürülüp Aras Nehri’ne atılması’ buyruğunu sorgulamayalım değil mi? Tabi Osmanlı Meclisi Erzurum Mebusu Karakin Pastırmacıyan’ın, ‘Tero’ ve ‘Haço’ çeteleriyle birlikte, Kafkaslar’daki Rus ordularına katılmak için yola çıkarken yapılan törende ‘Akacak Türk kanlarıyla, Kızıl Irmak, kıpkızıl olacak!’ lafını da es geçelim arkadaşlar olmaz mı? 

Daha yüzlerce örnek var yüzlerce!! Ama sen demokratsın ve de ‘özür diliyorsun!’ Peki katledilen 1.2 milyon Türkten kim özür dileyecek? Herhalde sadece ben... 

Rüşvette Çin ve Ruslar birinci sırayı paylaşıyor</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Efendim, 1915’te Ermeniler’in durup dururken, hiç bir şey yapmazken, etliye sütlüye karışmazken, Türk komşularıyla yağlı ballı geçinirken, Fransızlar’la bir olup Türk ve Müslüman köy halklarını bire doğramayı akıllarından bile geçirmezken, karşılaştıkları kimi şiddet olaylarından dolayı bireysel olarak özür dileme kampanyası başlamış! </p>
<p>Kampanyanın imza metninde şöyle deniyor: ‘Osmanlı Ermenileri’nin 1915’te maruz kaldığı büyük felakete duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyorum, onlardan özür diliyorum!’ Bu metnin altına da adını soyadını yazıyorsun. </p>
<p>Buna imza atanları kınamıyorum, eleştirmiyorum da. </p>
<p>Herkesin fikri ve eylemi kendini bağlar, der yürürsün, eğer gerçekten demokratsan! </p>
<p>Ha az kaldı unutuyordum&#8230; Ermeni asıllı Rus General Mayor Şalkanikof’un ‘tüm Türkler’in öldürülüp Aras Nehri’ne atılması’ buyruğunu sorgulamayalım değil mi? Tabi Osmanlı Meclisi Erzurum Mebusu Karakin Pastırmacıyan’ın, ‘Tero’ ve ‘Haço’ çeteleriyle birlikte, Kafkaslar’daki Rus ordularına katılmak için yola çıkarken yapılan törende ‘Akacak Türk kanlarıyla, Kızıl Irmak, kıpkızıl olacak!’ lafını da es geçelim arkadaşlar olmaz mı? </p>
<p>Daha yüzlerce örnek var yüzlerce!! Ama sen demokratsın ve de ‘özür diliyorsun!’ Peki katledilen 1.2 milyon Türkten kim özür dileyecek? Herhalde sadece ben&#8230; </p>
<p>Rüşvette Çin ve Ruslar birinci sırayı paylaşıyor</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rahmi artunç tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-43693</link>
		<dc:creator>rahmi artunç</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 13:07:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-43693</guid>
		<description>Karakin PASTIRMACIYAN(Armen Garo)
Osmanlı Parlementosu Erzurum Mebusu

Merhaba sayın Brastik köyü sakinleri ben aslen erzurumlu bir ailenin çocuğuyum size köyünüzle ilgili çok önemli tarihi bir olayı yazıyorum okuyunca çok duygulanacaksınız 1916 yılında osmanlı imparatorluğunun en tehlikeli yılı o dönemler erzincan erzuruma bağlı mutasarrıflıkmış.osmanlı parlementosunda erzurum milletvekilliği yapmış bulunan armen garo kod isimli karakin pastırmacıyan liderliğindeki ermeni taşnak komitesi erzurumu işgal edince erzurum valisi tahsin bey(atatürkün çocukluk arkadaşıdır)ve beraberindekiler erzincana kaçıyorlar geri dönemiyorlar karakin pastırmacıyan denen cani kan emici erzurumu kan gölüne çeviriyor koskoca osmanlı imparatorluğu dahi bu caniyle baş edemiyor erzurum valisi diyorki pastırmacıyanı vuracak cesur birisi yokmu demişlerki kemahın brastik köyünden gülabioğulları aşiretinden 7(yedi) cinayetin faili olarak aranan cesur bir Aziz Ağa var vursa vursa bu vurur erzurum valisi tahsin bey erzincan mutasarrıfı eşref bey kemah mutessarlığına bildiriyor aziz ağa ya haber gönderin gidip erzurumda pastırmacıyanı vurursa tüm dosyalarını sileriz affederiz.o zamanlar Teşkilatın Muhasusa'nın kurucularından ve siyasi bölüm şefi Dr.Bahattin şakir erzincanda sürgündeymiş.Bu bahattin şakir erzurum valisi Tahsin bey erzincan mutasaarıfı Eşref bey ve kemah mutasarrıfı aziz ağanın köyüne geliyorlar aziz ağa önce kendisinin yakalanıp öldürülmesi şüphesi ile teslim olmuyor sonra Dr.Bahattin şakir aziz ağa'yı teslim olmaya ikna ediyor aziz ağa teslim oluyor.brastikten erzincana getiriyorlar.kıratınla beraber getiriyorlar.bu karakin pastırmacıyan denen cani çok iyi korunuyormuş hristiyan don kazakları denen adamlardan özel korumaları varmış teşkilatı mahsusanın en büyük silahşörü yakup cemil bunu vuramak istemiş ama gözü kesmemiş.Dr.Bahattin Şakir in hazırladığı çok ustaca bir suikast planı ile aziz ağa kıratına biniyor o zor şartlarda erzuruma gidiyor pastırmacıyanın konakladığı karargahın önüne geliyor korumalarına ben rusyadan geldim Karakin Efendiye Rus Çarından özel mektup getirdim diyor korumaları ver biz verelim diyorlar aziz ağa israrla ben verecem çok özel diyor pastırmacıyan dışarı çıkıyor aziz ağa atından inmiyor mektubu verir vermez tek kurşunu kafasına sıkıyor kaçıyor kaçarken korumaları ateş ediyor kıratın sağ ayağı bir çukura takılıyor düşüyor ortalık toz duman oluyor aziz ağa kıratın yularını bırakmıyor o esnada gök gürlüyor kırat bir kalkıyor tozu dumana katıyor şahlanıyor ve kaçıyor aziz ağa bu şekilde kurtuluyor.osmanlı imparatorluğunun dahi baş edemediği bu ermeni caniyi köyünüzden aziz ağa vuruyor bizim erzurumu kurtaran kahraman aziz ağadır.aziz ağayı gönderen adamlar aziz ağa nın kurtulacağına hiç ihtimal vermemişler bahattin şakir aziz ağanın kurtulduğunu duyunca aziz ağa nın af edildiğini açıklıyor.bu olayı bana rahmetli dedem anlatırdı derdi oğlum eğer aziz ağa yetişmeseydi pastırmacıyan denen cani erzurumda bir canlı bırakmayacaktı.tüm brastik köyüne sevgi ve saygılarımı sunar aziz ağa ya yüce allahtan rahmet dilerim ruhu şad makanı cennet olsun nur içinde yatsın.

Ertan Yazıcı-ERZURUM</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Karakin PASTIRMACIYAN(Armen Garo)<br />
Osmanlı Parlementosu Erzurum Mebusu</p>
<p>Merhaba sayın Brastik köyü sakinleri ben aslen erzurumlu bir ailenin çocuğuyum size köyünüzle ilgili çok önemli tarihi bir olayı yazıyorum okuyunca çok duygulanacaksınız 1916 yılında osmanlı imparatorluğunun en tehlikeli yılı o dönemler erzincan erzuruma bağlı mutasarrıflıkmış.osmanlı parlementosunda erzurum milletvekilliği yapmış bulunan armen garo kod isimli karakin pastırmacıyan liderliğindeki ermeni taşnak komitesi erzurumu işgal edince erzurum valisi tahsin bey(atatürkün çocukluk arkadaşıdır)ve beraberindekiler erzincana kaçıyorlar geri dönemiyorlar karakin pastırmacıyan denen cani kan emici erzurumu kan gölüne çeviriyor koskoca osmanlı imparatorluğu dahi bu caniyle baş edemiyor erzurum valisi diyorki pastırmacıyanı vuracak cesur birisi yokmu demişlerki kemahın brastik köyünden gülabioğulları aşiretinden 7(yedi) cinayetin faili olarak aranan cesur bir Aziz Ağa var vursa vursa bu vurur erzurum valisi tahsin bey erzincan mutasarrıfı eşref bey kemah mutessarlığına bildiriyor aziz ağa ya haber gönderin gidip erzurumda pastırmacıyanı vurursa tüm dosyalarını sileriz affederiz.o zamanlar Teşkilatın Muhasusa&#8217;nın kurucularından ve siyasi bölüm şefi Dr.Bahattin şakir erzincanda sürgündeymiş.Bu bahattin şakir erzurum valisi Tahsin bey erzincan mutasaarıfı Eşref bey ve kemah mutasarrıfı aziz ağanın köyüne geliyorlar aziz ağa önce kendisinin yakalanıp öldürülmesi şüphesi ile teslim olmuyor sonra Dr.Bahattin şakir aziz ağa&#8217;yı teslim olmaya ikna ediyor aziz ağa teslim oluyor.brastikten erzincana getiriyorlar.kıratınla beraber getiriyorlar.bu karakin pastırmacıyan denen cani çok iyi korunuyormuş hristiyan don kazakları denen adamlardan özel korumaları varmış teşkilatı mahsusanın en büyük silahşörü yakup cemil bunu vuramak istemiş ama gözü kesmemiş.Dr.Bahattin Şakir in hazırladığı çok ustaca bir suikast planı ile aziz ağa kıratına biniyor o zor şartlarda erzuruma gidiyor pastırmacıyanın konakladığı karargahın önüne geliyor korumalarına ben rusyadan geldim Karakin Efendiye Rus Çarından özel mektup getirdim diyor korumaları ver biz verelim diyorlar aziz ağa israrla ben verecem çok özel diyor pastırmacıyan dışarı çıkıyor aziz ağa atından inmiyor mektubu verir vermez tek kurşunu kafasına sıkıyor kaçıyor kaçarken korumaları ateş ediyor kıratın sağ ayağı bir çukura takılıyor düşüyor ortalık toz duman oluyor aziz ağa kıratın yularını bırakmıyor o esnada gök gürlüyor kırat bir kalkıyor tozu dumana katıyor şahlanıyor ve kaçıyor aziz ağa bu şekilde kurtuluyor.osmanlı imparatorluğunun dahi baş edemediği bu ermeni caniyi köyünüzden aziz ağa vuruyor bizim erzurumu kurtaran kahraman aziz ağadır.aziz ağayı gönderen adamlar aziz ağa nın kurtulacağına hiç ihtimal vermemişler bahattin şakir aziz ağanın kurtulduğunu duyunca aziz ağa nın af edildiğini açıklıyor.bu olayı bana rahmetli dedem anlatırdı derdi oğlum eğer aziz ağa yetişmeseydi pastırmacıyan denen cani erzurumda bir canlı bırakmayacaktı.tüm brastik köyüne sevgi ve saygılarımı sunar aziz ağa ya yüce allahtan rahmet dilerim ruhu şad makanı cennet olsun nur içinde yatsın.</p>
<p>Ertan Yazıcı-ERZURUM</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rahmi artunç tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-35187</link>
		<dc:creator>rahmi artunç</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2009 14:04:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-35187</guid>
		<description>YAKUP CEMİL
                                              1)Yakup Cemil son adamlarını,ünü bütün imparatorluğa yayılmış ve günümüze kadar da gelmiş olan Sinop Zindanlarından devşirir. Hepsi birbirinden belalı,hepsi birbirinden tehlikeli iki bin adam."Berberler bir adım öne çıksın"der.Ve komutlar komutları izler:"1 leşi,2 leşi,3 leşi,4 leşi,14 leşi olan bir adım öne çıksın".Sonunda bir kişi kalır hem berber olan hem de 14 leşi bulunan,yani 14 cinayeti olan,yani 14 adam öldüren.Yakup Cemil 14 leşli berberi şöyle bir süzer tepeden tırnağa ve sonra"getir bir sandalye ve beni tıraş et,seni özel berberim tayin ettim"der. Berberin gözü kanlı,Yakup Cemil’in gözü kara. Usturanın sapı katilin elinde,ağzı Yakup Cemil’in gırtlağında.Ölümle liderlik arasındaki süre saniyeden de kısa.14 leşli özel berber Yakup Cemil’in yüzünü sabunlamada, 2 bin kanlı katil sahneyi izlemede ve Yakup Cemil sandalyede ayak ayak üstüne atmış tütününü tüttürmede.O sandalyenin üstünde,o usturanın ucunda ve o 2 bin kanlı katilin huzurunda liderlik sınanmada,daha doğrusu insanlara liderlik dersi verilmede,bilmem başka söze gerek varmı.
2)Cellada gülümseme her insana nasip olmaz sadece güçlü,korkusuz,idealist insanlara nasip olur.Teşkilat-ı mahsusa da bir Yakup Cemil vardır.Büyük bir fedai.Vatanı kurtarmak için yola çıktığı bayrak,silah kur’an üstüne yemin ettiği arkadaşlarıyla didinirler,can alıp can verirler.Gün gelir ters düşerler.Yakup Cemil'in idam emri çıkar.Asker için o kadar büyük bir komutandır ki kurşuna dizmek üzere vazifeli olan erler silahlarını ona doğrultamazlar.İnfaz komutanı ateş emri verir: Erler kıpırdamaz.Emri tekrarlar:Erler kıpırdamaz.Yakup Cemil bakar ki er komutana baş kaldıracak.Üniformanın şerefini kurtarmak için bağırır:Asker nişan al!Asker Yakup Cemilin sesiyle kendine gelir.Nişan alır. Yakup Cemil celladına gülümser ve kendi infazını emreder:ATEŞ!askerler ateş açarlar yakup cemil'in cücuduna 14 mermi isabet eder.idamında vücuduna 14 mermi saplanmasına rağmen yarım saat boyunca can vermediği söylenir.Vücudundan sızan kanların toprağa önce vatan yazdığı efsanesi türemiştir.İnsan bazen celladına gülümser bilmeden fark etmeden ama bazen de bilip fark edip gururla gülümser.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>YAKUP CEMİL<br />
                                              1)Yakup Cemil son adamlarını,ünü bütün imparatorluğa yayılmış ve günümüze kadar da gelmiş olan Sinop Zindanlarından devşirir. Hepsi birbirinden belalı,hepsi birbirinden tehlikeli iki bin adam.&#8221;Berberler bir adım öne çıksın&#8221;der.Ve komutlar komutları izler:&#8221;1 leşi,2 leşi,3 leşi,4 leşi,14 leşi olan bir adım öne çıksın&#8221;.Sonunda bir kişi kalır hem berber olan hem de 14 leşi bulunan,yani 14 cinayeti olan,yani 14 adam öldüren.Yakup Cemil 14 leşli berberi şöyle bir süzer tepeden tırnağa ve sonra&#8221;getir bir sandalye ve beni tıraş et,seni özel berberim tayin ettim&#8221;der. Berberin gözü kanlı,Yakup Cemil’in gözü kara. Usturanın sapı katilin elinde,ağzı Yakup Cemil’in gırtlağında.Ölümle liderlik arasındaki süre saniyeden de kısa.14 leşli özel berber Yakup Cemil’in yüzünü sabunlamada, 2 bin kanlı katil sahneyi izlemede ve Yakup Cemil sandalyede ayak ayak üstüne atmış tütününü tüttürmede.O sandalyenin üstünde,o usturanın ucunda ve o 2 bin kanlı katilin huzurunda liderlik sınanmada,daha doğrusu insanlara liderlik dersi verilmede,bilmem başka söze gerek varmı.<br />
2)Cellada gülümseme her insana nasip olmaz sadece güçlü,korkusuz,idealist insanlara nasip olur.Teşkilat-ı mahsusa da bir Yakup Cemil vardır.Büyük bir fedai.Vatanı kurtarmak için yola çıktığı bayrak,silah kur’an üstüne yemin ettiği arkadaşlarıyla didinirler,can alıp can verirler.Gün gelir ters düşerler.Yakup Cemil&#8217;in idam emri çıkar.Asker için o kadar büyük bir komutandır ki kurşuna dizmek üzere vazifeli olan erler silahlarını ona doğrultamazlar.İnfaz komutanı ateş emri verir: Erler kıpırdamaz.Emri tekrarlar:Erler kıpırdamaz.Yakup Cemil bakar ki er komutana baş kaldıracak.Üniformanın şerefini kurtarmak için bağırır:Asker nişan al!Asker Yakup Cemilin sesiyle kendine gelir.Nişan alır. Yakup Cemil celladına gülümser ve kendi infazını emreder:ATEŞ!askerler ateş açarlar yakup cemil&#8217;in cücuduna 14 mermi isabet eder.idamında vücuduna 14 mermi saplanmasına rağmen yarım saat boyunca can vermediği söylenir.Vücudundan sızan kanların toprağa önce vatan yazdığı efsanesi türemiştir.İnsan bazen celladına gülümser bilmeden fark etmeden ama bazen de bilip fark edip gururla gülümser.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>şefik aktürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-34399</link>
		<dc:creator>şefik aktürk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 05:27:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-34399</guid>
		<description>ilyas karanın yazdığı teşkilatın silahşörü-soner yalçının yazdığı teşkilatın iki silahşörü-taha akyolun yazdığı ermeniler 1915 ve onur hüdavendigarın yazdığı ermeni portrelerinde bütün ermeni ünlüleri nerde nasıl yaşadı nasıl öldü en ince ayrıntılarına kadar tanıtılırken karakin apstırmacıyanın öldürülmesi hususuna hiç değinilmiyor.kendi araştırmaların neticesinde öğrendiğim teşkilatı mahsusanın kurucularıdan ve siyasi bölüm şefi dr.bahattin şakir tarafından tertiplenen ve kemahlıd eğirmenci halil ağanın oğlu efsane kahrman aziz ağa)yedi cinayetin faili olarak aranıyormuş) tarafından gerçektirilen çok ustaca bir suikastle erzuurmda bir sürür korumlarının içinde kafasından aldığı tek kurşunla öldürülmüştür</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ilyas karanın yazdığı teşkilatın silahşörü-soner yalçının yazdığı teşkilatın iki silahşörü-taha akyolun yazdığı ermeniler 1915 ve onur hüdavendigarın yazdığı ermeni portrelerinde bütün ermeni ünlüleri nerde nasıl yaşadı nasıl öldü en ince ayrıntılarına kadar tanıtılırken karakin apstırmacıyanın öldürülmesi hususuna hiç değinilmiyor.kendi araştırmaların neticesinde öğrendiğim teşkilatı mahsusanın kurucularıdan ve siyasi bölüm şefi dr.bahattin şakir tarafından tertiplenen ve kemahlıd eğirmenci halil ağanın oğlu efsane kahrman aziz ağa)yedi cinayetin faili olarak aranıyormuş) tarafından gerçektirilen çok ustaca bir suikastle erzuurmda bir sürür korumlarının içinde kafasından aldığı tek kurşunla öldürülmüştür</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tuncay horasanlı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-34372</link>
		<dc:creator>tuncay horasanlı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 11:40:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-34372</guid>
		<description>herkese slm.Taha AKYOL bir kitap yazmış yeni piyasaya çıkmış kitabın ismi 1915 ERMENİLER bütün konuları açıklıyor ama pastırmacıyan olayını biraz sansürlüyor.Benim araştırmalarım neticesindende kemahlı aziz ağa tarafından çok ustaca bir suikastle öldürdüğü doğrudur ve kanıtlanmıştır.halkımız tarafından biliniyor.ama devlet açıklarsa çok zor durumda kalır.slmmmm</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>herkese slm.Taha AKYOL bir kitap yazmış yeni piyasaya çıkmış kitabın ismi 1915 ERMENİLER bütün konuları açıklıyor ama pastırmacıyan olayını biraz sansürlüyor.Benim araştırmalarım neticesindende kemahlı aziz ağa tarafından çok ustaca bir suikastle öldürdüğü doğrudur ve kanıtlanmıştır.halkımız tarafından biliniyor.ama devlet açıklarsa çok zor durumda kalır.slmmmm</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ertan yazıcı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-34370</link>
		<dc:creator>ertan yazıcı</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 10:06:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-34370</guid>
		<description>KARAKİN PASTIRMACIYAN EFENDİ

Etyranman ve Marie'nin oğlu olan Karakin Efendi 9 Şubat 1873'de Erzurum'da dünyaya gelmiştir.Erzurum'da Sansaryan Mektebini,Fransa'da Ziraat Mektebini İtalya'da Cenova Ünivetsitesini bitirmiştir.Maden Mühendisi iken adaylığını koymuş ve 16 Kasım 1908'de 169 oy alarak Erzurum Mebusu seçilmiştir.1912'de yine Erzurum Mebusu seçilmiştir.Bir ara Meclis-i Mebusan İdare Amirliği görevindede bulunmuştur.Ermeni Taşnak Komitesinin önde gelen şahsiyetlerindendi.Kilise için Ermeni Kilisesi Ermeni Milletinin kilise tarafından can verilen ruhunun yeniden dünyaya gelmek için yaşadığı vücuttur dedi..26 Ağustos 1896'da Pastırmacıyan liderliğndeki Taşnak Komitesine mensup 26 terörist çantalarında ve torbalarında bombalar ellerinde silahlarla İstanbul-Galata'daki Osmanlı Bankasını işgal ettiler.Asker,polis ve halkın üzerine bomba ve kurşun yağdırmaları müslüman halkı ayağa kaldırdı.İstanbul'da Ermenilerle Müslümanlar birbirine girdiler 120 asker öldü,25 asker yaralandı.Sivillerden kaç kişinin öldüğü ise tam olarak belirlenememiştir.Pastırmacıyan kafkasya ve oradanda Erzurum'a gitmek isterken Batum'da Rus makamları tarafından tutuklanır ve İstanbuldaki Rus sefaretinin ve Rusya'daki Osmanlı Büyük Elçiliğinin etkili teşebbüsleri sonucunda serbest bırakılır.1'nci Dünya savaşı çıkınca Rusya'ya kaçtı ve orada başına topladığı Ermeni Komitecilerle Osmanlı'ya savaş açtı.Daha sonra Pastırmacıyan Tiflis'deki ermeni bürosuna yayınlattığı bildiride"Ermeniler dünyanın dört bir yanından gelip rus saflarına katılıyor,Rus bayrağı İstanbul ve Çankkale boğazlarında dalgalanacak gün gelecek Anadoluda tek türk kalmiyacak"dedi.Ruslar bölgede dört ermeni taburu oluşturmuşlardı.Bunların başında Dro,Keri,Amazasp ve Antranik adlı ermeni generaller vardı.Çete elemanları içinde rus ermenileri vardı.Rus Çarı 2'nci Nikolay Sibiryaya sürgüne gönderdiği ermenileri af edip Osmanlı topraklarına göndermişti.800 kişilik ve 600 kişilik ermeni çeteleri vardı,hepsinin komıtanlığını ise daha bir kaç yıl önce Meclis-i Mebusan'da görev yapan Mebus Karakin Pastırmacıyan yapıyordu.Kafkasya'da karşı cephelerde çarpıştığımızda yandaşları Pastırmacıyan'a"Armen Garo"(Ermeni Kahramanı)diyorlardı.Pastırmacıyan kafkasya sınırında faaliyet halindeydi.Amerika'da yayınlanan ve Taşnakların fikirlerini propaganda eden Asperez gazetesi Pastırmacıyan'ın savaş meydanına gelmeden önce dini ayin yapıldığı sırada Terı ve Çeho ile birlikte çektirdiği fotoğrafı yayınlamıştır.1'nci Dünya Savaşında general antranilk ile baraber korkunç katliamlar yaptırmıştır.Osmanlı Devleti ile Rusya rasında savaş başlamasından sonra armen garo adıyla tanınan pastırmacıyan tero ile çeho tarafında silahlandırılmış bulunan ermeni gönüllülerinin başında osmanlı sınırına tecavüz etmiştir.Beyazit'in ruslar tarafından işgali sırasında yol üzerinde rastladığı bütün müslümanları katletmiştir.Başına geçtiği Tero-Çeho komitesiyle türklere en adi ve acımasız işkenceler yaptırmış ve toplu şekilde öldürtmüştür.Ermeni komite şeflerinden Beyaz'li Süron ve Kargin ile birlikte 1200 kadar Ermeni'den oluşan bir çetenin başında Erzurum'da müslümanların oturduğu köylere gittiler,cenin halindeki çocukları analrının karnından çıkarmak için hamile kadınların karınlarını deştiler,kadınların ırzına 
geçtiler geri kalanlarınıda korkunç işkencelerden sonra öldürdüler.Pastırmacıyan kafkasya ve eruzurumu kan gölüne çevirmiş,erzurum kavak mahallesinde tam bir vahşet yaşaniyordu.Osmanlı 3'ncü Ordusundaki bütün ermeni askerler pastırmacıyanın emrine girdi.Kısa bir müddet sonra Müslüman köylerini yakıp-yıkmaya ve ele geçirdiği masum insanları kılıçtan geçirmeye,mal ve eşyalarını yağma etmeye başladılar.Rusya tarafına geçen ve rus kuvvetlerinin öncüsü larak geri dönen Pastırmacıyan liderliğindeki ermeni çeteleri Nisan 1915'de Vanı işgal ettiler,van'dan gelen haberlerin Türkler üzerindeki etkisi 1919'daki Yunanların İzmiri işgaline etkisi kadar derin oldu.Teşkilat-ı Mahsusa'nın silahşörü Yakup Cemil Pastırmacıyanı vurmanın bir vatan borcu olduğunı söyledi ama İtihakki Terraki Cemiyeti böyle bir karar almaya çekindi.Pastırmacıyan'ın Kafkasya ve Erzurum'da yaptığı zulüm Osmanlı İmparatorluğunu tedirgin edip yıkımın eşiğine getirmiştir.Bu gibi ayaklanmaları bastırmak için her türlü tedbiri almak tabiki Osmanlı Hükümeti'nin en tabii egemenlik hakkı olmuştur.Karakin Pastırmacıyan 1916 yılında Teşkliat-ı Mahsusa'nın sadece şiddete tapan hiç bir toplumsal ahlak kaydıyla bağlı olmayan en yırtıcı adamı Kemahlı Değirmenci Halil Ağanın oğlu "Efsane Kahraman Aziz Ağa"tarafından erzurum'da öldürülmüştür.Pastırmacıyanın öldürülmesi Osmanlı Hükümeti ve Müslüman halkı özelliklede erzurum halkını sevince boğarken ermeni halkını ise yasa boğmuştur.Kafkasya Ermenistan Cumhuriyetinde Başbakan Ohannes Kocaznoni tarafından üç gün yas ilan edilmiştir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>KARAKİN PASTIRMACIYAN EFENDİ</p>
<p>Etyranman ve Marie&#8217;nin oğlu olan Karakin Efendi 9 Şubat 1873&#8242;de Erzurum&#8217;da dünyaya gelmiştir.Erzurum&#8217;da Sansaryan Mektebini,Fransa&#8217;da Ziraat Mektebini İtalya&#8217;da Cenova Ünivetsitesini bitirmiştir.Maden Mühendisi iken adaylığını koymuş ve 16 Kasım 1908&#8242;de 169 oy alarak Erzurum Mebusu seçilmiştir.1912&#8242;de yine Erzurum Mebusu seçilmiştir.Bir ara Meclis-i Mebusan İdare Amirliği görevindede bulunmuştur.Ermeni Taşnak Komitesinin önde gelen şahsiyetlerindendi.Kilise için Ermeni Kilisesi Ermeni Milletinin kilise tarafından can verilen ruhunun yeniden dünyaya gelmek için yaşadığı vücuttur dedi..26 Ağustos 1896&#8242;da Pastırmacıyan liderliğndeki Taşnak Komitesine mensup 26 terörist çantalarında ve torbalarında bombalar ellerinde silahlarla İstanbul-Galata&#8217;daki Osmanlı Bankasını işgal ettiler.Asker,polis ve halkın üzerine bomba ve kurşun yağdırmaları müslüman halkı ayağa kaldırdı.İstanbul&#8217;da Ermenilerle Müslümanlar birbirine girdiler 120 asker öldü,25 asker yaralandı.Sivillerden kaç kişinin öldüğü ise tam olarak belirlenememiştir.Pastırmacıyan kafkasya ve oradanda Erzurum&#8217;a gitmek isterken Batum&#8217;da Rus makamları tarafından tutuklanır ve İstanbuldaki Rus sefaretinin ve Rusya&#8217;daki Osmanlı Büyük Elçiliğinin etkili teşebbüsleri sonucunda serbest bırakılır.1&#8242;nci Dünya savaşı çıkınca Rusya&#8217;ya kaçtı ve orada başına topladığı Ermeni Komitecilerle Osmanlı&#8217;ya savaş açtı.Daha sonra Pastırmacıyan Tiflis&#8217;deki ermeni bürosuna yayınlattığı bildiride&#8221;Ermeniler dünyanın dört bir yanından gelip rus saflarına katılıyor,Rus bayrağı İstanbul ve Çankkale boğazlarında dalgalanacak gün gelecek Anadoluda tek türk kalmiyacak&#8221;dedi.Ruslar bölgede dört ermeni taburu oluşturmuşlardı.Bunların başında Dro,Keri,Amazasp ve Antranik adlı ermeni generaller vardı.Çete elemanları içinde rus ermenileri vardı.Rus Çarı 2&#8242;nci Nikolay Sibiryaya sürgüne gönderdiği ermenileri af edip Osmanlı topraklarına göndermişti.800 kişilik ve 600 kişilik ermeni çeteleri vardı,hepsinin komıtanlığını ise daha bir kaç yıl önce Meclis-i Mebusan&#8217;da görev yapan Mebus Karakin Pastırmacıyan yapıyordu.Kafkasya&#8217;da karşı cephelerde çarpıştığımızda yandaşları Pastırmacıyan&#8217;a&#8221;Armen Garo&#8221;(Ermeni Kahramanı)diyorlardı.Pastırmacıyan kafkasya sınırında faaliyet halindeydi.Amerika&#8217;da yayınlanan ve Taşnakların fikirlerini propaganda eden Asperez gazetesi Pastırmacıyan&#8217;ın savaş meydanına gelmeden önce dini ayin yapıldığı sırada Terı ve Çeho ile birlikte çektirdiği fotoğrafı yayınlamıştır.1&#8242;nci Dünya Savaşında general antranilk ile baraber korkunç katliamlar yaptırmıştır.Osmanlı Devleti ile Rusya rasında savaş başlamasından sonra armen garo adıyla tanınan pastırmacıyan tero ile çeho tarafında silahlandırılmış bulunan ermeni gönüllülerinin başında osmanlı sınırına tecavüz etmiştir.Beyazit&#8217;in ruslar tarafından işgali sırasında yol üzerinde rastladığı bütün müslümanları katletmiştir.Başına geçtiği Tero-Çeho komitesiyle türklere en adi ve acımasız işkenceler yaptırmış ve toplu şekilde öldürtmüştür.Ermeni komite şeflerinden Beyaz&#8217;li Süron ve Kargin ile birlikte 1200 kadar Ermeni&#8217;den oluşan bir çetenin başında Erzurum&#8217;da müslümanların oturduğu köylere gittiler,cenin halindeki çocukları analrının karnından çıkarmak için hamile kadınların karınlarını deştiler,kadınların ırzına<br />
geçtiler geri kalanlarınıda korkunç işkencelerden sonra öldürdüler.Pastırmacıyan kafkasya ve eruzurumu kan gölüne çevirmiş,erzurum kavak mahallesinde tam bir vahşet yaşaniyordu.Osmanlı 3&#8242;ncü Ordusundaki bütün ermeni askerler pastırmacıyanın emrine girdi.Kısa bir müddet sonra Müslüman köylerini yakıp-yıkmaya ve ele geçirdiği masum insanları kılıçtan geçirmeye,mal ve eşyalarını yağma etmeye başladılar.Rusya tarafına geçen ve rus kuvvetlerinin öncüsü larak geri dönen Pastırmacıyan liderliğindeki ermeni çeteleri Nisan 1915&#8242;de Vanı işgal ettiler,van&#8217;dan gelen haberlerin Türkler üzerindeki etkisi 1919&#8242;daki Yunanların İzmiri işgaline etkisi kadar derin oldu.Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın silahşörü Yakup Cemil Pastırmacıyanı vurmanın bir vatan borcu olduğunı söyledi ama İtihakki Terraki Cemiyeti böyle bir karar almaya çekindi.Pastırmacıyan&#8217;ın Kafkasya ve Erzurum&#8217;da yaptığı zulüm Osmanlı İmparatorluğunu tedirgin edip yıkımın eşiğine getirmiştir.Bu gibi ayaklanmaları bastırmak için her türlü tedbiri almak tabiki Osmanlı Hükümeti&#8217;nin en tabii egemenlik hakkı olmuştur.Karakin Pastırmacıyan 1916 yılında Teşkliat-ı Mahsusa&#8217;nın sadece şiddete tapan hiç bir toplumsal ahlak kaydıyla bağlı olmayan en yırtıcı adamı Kemahlı Değirmenci Halil Ağanın oğlu &#8220;Efsane Kahraman Aziz Ağa&#8221;tarafından erzurum&#8217;da öldürülmüştür.Pastırmacıyanın öldürülmesi Osmanlı Hükümeti ve Müslüman halkı özelliklede erzurum halkını sevince boğarken ermeni halkını ise yasa boğmuştur.Kafkasya Ermenistan Cumhuriyetinde Başbakan Ohannes Kocaznoni tarafından üç gün yas ilan edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet cansu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-33838</link>
		<dc:creator>ahmet cansu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 08:58:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-33838</guid>
		<description>11 Altan Deliorman, Türklere Karşı Ermeni Komitecileri, İstanbul 1973.
12 Karakin Pastırmacıyan (1873-1924): 1911 tarihli Sâlnâme-i Serveti Fünûn’da (s. 41) Erzurum Mebusu olarak
adı geçen bu Karakin eşkıyası, 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, üç bin gönüllüyle Sarıkamış
cephesinde Türk ordusuna karşı savaşmıştı. Hatta Ermenilerin ifadesine göre, “Enver Paşaya bile ateş etmişti.
Buna rağmen, kendisi Türk mebusu olmuştu. Enver Paşa, fabrikalarını evlerini satıp hesaplarını kapatması
için onun Kafkasya’ya gidip İstanbul’a geri dönmesine izin vermişti!”
13 İhsan Ilgar, Bir Asır Boyunca Ermeni Meselesi, Hayat Tarih Mecmuası, S. 10, 1975.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>11 Altan Deliorman, Türklere Karşı Ermeni Komitecileri, İstanbul 1973.<br />
12 Karakin Pastırmacıyan (1873-1924): 1911 tarihli Sâlnâme-i Serveti Fünûn’da (s. 41) Erzurum Mebusu olarak<br />
adı geçen bu Karakin eşkıyası, 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, üç bin gönüllüyle Sarıkamış<br />
cephesinde Türk ordusuna karşı savaşmıştı. Hatta Ermenilerin ifadesine göre, “Enver Paşaya bile ateş etmişti.<br />
Buna rağmen, kendisi Türk mebusu olmuştu. Enver Paşa, fabrikalarını evlerini satıp hesaplarını kapatması<br />
için onun Kafkasya’ya gidip İstanbul’a geri dönmesine izin vermişti!”<br />
13 İhsan Ilgar, Bir Asır Boyunca Ermeni Meselesi, Hayat Tarih Mecmuası, S. 10, 1975.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>refik ertürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-28814</link>
		<dc:creator>refik ertürk</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 06:47:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-28814</guid>
		<description>Tuncay bey devlet tarafından öldürtülen birisinin kaynağı bulunabilinirmi???TEŞKLİATIN İKİ SİLAHŞÖRÜ-SONER YALÇIN ve TEŞKİLŞATIN SİLAHŞÖRÜ-İLYAS KARA kitaPlarında bile bahsediliyor ama öldürülmesi olayına değinilmiyor.???çünkü açıklanırsa kıyamet kopar türkiye tazminat öder.ama pastırmacıyanın 1916 da kemahlı aziz ağa tarafından bir suikastle öldürüldüğü bir GERÇEKTİR.slmm...ÖZEL...Yazdığımız yalan tarihi bile ağzımıza gözümüze bulaştırıyoruz.yani anlıyacağınız yalanı bile tam kılıfına uyduramıyoruz.ama hakikatler saklanamaz er veya geç meydana çıkar...size bir soru sormuştum cevpa alamdım cenevrede ölen kişinin mezarı nerdedir lütfen...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tuncay bey devlet tarafından öldürtülen birisinin kaynağı bulunabilinirmi???TEŞKLİATIN İKİ SİLAHŞÖRÜ-SONER YALÇIN ve TEŞKİLŞATIN SİLAHŞÖRÜ-İLYAS KARA kitaPlarında bile bahsediliyor ama öldürülmesi olayına değinilmiyor.???çünkü açıklanırsa kıyamet kopar türkiye tazminat öder.ama pastırmacıyanın 1916 da kemahlı aziz ağa tarafından bir suikastle öldürüldüğü bir GERÇEKTİR.slmm&#8230;ÖZEL&#8230;Yazdığımız yalan tarihi bile ağzımıza gözümüze bulaştırıyoruz.yani anlıyacağınız yalanı bile tam kılıfına uyduramıyoruz.ama hakikatler saklanamaz er veya geç meydana çıkar&#8230;size bir soru sormuştum cevpa alamdım cenevrede ölen kişinin mezarı nerdedir lütfen&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuncay tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-28781</link>
		<dc:creator>Tuncay</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 18:19:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-28781</guid>
		<description>Refik Bey,

Biraz zor anlayabildiğim bu iddialarınız için kaynak göstermek zorunda olduğunuzun umarım farkındasınızdır.

Saygılarımla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Refik Bey,</p>
<p>Biraz zor anlayabildiğim bu iddialarınız için kaynak göstermek zorunda olduğunuzun umarım farkındasınızdır.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>refike rtürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-28746</link>
		<dc:creator>refike rtürk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 07:51:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-28746</guid>
		<description>tuncay bey bize okutulan tarihlerin yüzde 75 i hep uydurmadır.karakim pastırmacıytanın 1923 de cevevrede henüz 50 yaşında genç yaşta öldüğü hususunda bir bilgi yoktur dolayısıyla bu bir uyduramadır...ama bizim erzurumlu subayların bile hemfikir olduğu 1916 da bir suikastle öldürülmüştür hususu ise daha inandırıcıdır ve çok kanıtıda vardır...madem öyleyse kemahlı aziz ağaya pastırmacıyanı öldürme görevi verilirken aziz ağa olayı geçekleştirince erzurumda pastırmacıyanın adamları tarafından aziz ağayı öddürmeye adam gönderilmiştir.buda halk taarfından bilinmekte.kaldıkı yakup cemilin torunu bile olaya deyinirken bu olayha değinmiyor çünkü patsırmacıyanın 1916da suikastle öldürüldüğü kesindir...madem cenevrede öldüyse mezarı nerdedir.saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tuncay bey bize okutulan tarihlerin yüzde 75 i hep uydurmadır.karakim pastırmacıytanın 1923 de cevevrede henüz 50 yaşında genç yaşta öldüğü hususunda bir bilgi yoktur dolayısıyla bu bir uyduramadır&#8230;ama bizim erzurumlu subayların bile hemfikir olduğu 1916 da bir suikastle öldürülmüştür hususu ise daha inandırıcıdır ve çok kanıtıda vardır&#8230;madem öyleyse kemahlı aziz ağaya pastırmacıyanı öldürme görevi verilirken aziz ağa olayı geçekleştirince erzurumda pastırmacıyanın adamları tarafından aziz ağayı öddürmeye adam gönderilmiştir.buda halk taarfından bilinmekte.kaldıkı yakup cemilin torunu bile olaya deyinirken bu olayha değinmiyor çünkü patsırmacıyanın 1916da suikastle öldürüldüğü kesindir&#8230;madem cenevrede öldüyse mezarı nerdedir.saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuncay Yılmazer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-28715</link>
		<dc:creator>Tuncay Yılmazer</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 17:05:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-28715</guid>
		<description>Karekin Pastırmacıyan, Taşnaksütyun partisi ileri gelenlerinden, 1896 yılında Karaköy'deki Osmanlı Bankası baskını gerçekleştirmiş grubun lideridir. 1908 ile 1914 yılları arasında Osmanlı Mebusan Meclisinde milletvekilliği de yapmış, Birinci Dünya Savaşı'nda Rus Ordusu içerisinde yer alan Ermeni Gönüllüleri ikinci taburunda geçici komutayı üstlenmiştir.Savaştan sonra Kafkasya Ermeni Ulusal Konseyi temsilcisiyken , ABD hükümetinin 22 Nisan 1920'de bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti'ni resmen tanıması üzerine, Washington'da ülkesinin büyükelçisi olarak görev yapmıştır. 23 Mart 1923'te de Cenevre'de ölmüştür. ( Görüldüğü gibi 1916'da ölmesi ya da öldürülmesi gibi bir şey söz konusu değildir.)


Kaynak: Osmanlı Bankası - Karekin Pastırmacıyan'ın Anıları , Arpena Mesrobyan'ın Önsözü'nden Belge Yayınları, 2009, İstanbul s.15</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Karekin Pastırmacıyan, Taşnaksütyun partisi ileri gelenlerinden, 1896 yılında Karaköy&#8217;deki Osmanlı Bankası baskını gerçekleştirmiş grubun lideridir. 1908 ile 1914 yılları arasında Osmanlı Mebusan Meclisinde milletvekilliği de yapmış, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda Rus Ordusu içerisinde yer alan Ermeni Gönüllüleri ikinci taburunda geçici komutayı üstlenmiştir.Savaştan sonra Kafkasya Ermeni Ulusal Konseyi temsilcisiyken , ABD hükümetinin 22 Nisan 1920&#8242;de bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti&#8217;ni resmen tanıması üzerine, Washington&#8217;da ülkesinin büyükelçisi olarak görev yapmıştır. 23 Mart 1923&#8242;te de Cenevre&#8217;de ölmüştür. ( Görüldüğü gibi 1916&#8242;da ölmesi ya da öldürülmesi gibi bir şey söz konusu değildir.)</p>
<p>Kaynak: Osmanlı Bankası - Karekin Pastırmacıyan&#8217;ın Anıları , Arpena Mesrobyan&#8217;ın Önsözü&#8217;nden Belge Yayınları, 2009, İstanbul s.15</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>refik ertürk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-28683</link>
		<dc:creator>refik ertürk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 06:05:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-28683</guid>
		<description>sn.editör beyefendi bu eski erzurum mebusu karakin pastırmacıyanın ölümü hakkında hiç bir bilgiye sahip değiliz.erzurumda halk arasındaki inanışa görE 1916 da bir suikastle öldürülmüştür.lütfen karakin pastırmacıyan ın ölümü hakkında bir açıklama yaparsanız seviniriz.slmmm</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sn.editör beyefendi bu eski erzurum mebusu karakin pastırmacıyanın ölümü hakkında hiç bir bilgiye sahip değiliz.erzurumda halk arasındaki inanışa görE 1916 da bir suikastle öldürülmüştür.lütfen karakin pastırmacıyan ın ölümü hakkında bir açıklama yaparsanız seviniriz.slmmm</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-25607</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 22:29:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-25607</guid>
		<description>tuncay bey,
bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim. ben bir önceki yorumumda "gerçi yazarın öyle bir niyeti olduğunu sanmıyorum, ama böyle bir paragraf eninde sonunda tarihi büyük aktörler yoluyla okumak gibi son derece yanlış bir noktaya götürür bizi. " demişim. yani sizin zulümleri haklandırmak gibi bir niyette olduğunuzu asla düşünmüyorum. benim itiraz ettiğim şey başkaydı. o da tarihi anlamak ve anlatmakta bir tarzdır. o şey de klasik bir tarihçilik anlayışı ile mesela braudel ve annales okulu tarihçilerinde görülen v toplumları o toplumlardaki sıradan insanlar yoluyla anlamayı amaçlayan tarih anlayışı arasındaki farktır. birinci anlayış (sizin yazdıınız yazı oldukça bilgilendiriciydi ve bu konuda zaten emeğinize teşekkür etmeyi bir borç bilirim. ama bana göre birinci anlayışa dahil bir yazı gibiydi) tarihi güçlü aktörler (devletler, devletlerin büyük şahısları ya da büyük etkiye sahip olan örgütler yoluyla) yoluyla anlatır. böyle olunca halklar tek te fert fert  bu aktörlerin birer piyonu gibi görünüp silikleştirilir. bu da tarihte sıradna insanları önemsizleştiren bir anlayış demektir. istanbulu feth etmişizdir. ne kadar insan ölmüş, ne kadar acı çekilmiş bunlar genelde tarihte yoktur bilmeyiz. ya da tersinden istanbulun fethinde ne kadar "küçük insan" katkı vermiştir bunları bilmeyiz. ama ikinci tarih anlayışı bana kalırsa acıları, tek tek dertleri anlamakta daha etkin bir tarih anlayışıydı. bu açıdan tuncay beyi asla acıları haklandırmakla suçlamadım. böyle anlaşıldıysa özür dilerim. benim eleştirdiğim şey tarihi ele alma biçimiydi ki bu tuncay beye has değil, neredeyse dünyadaki tarihçilerin %99una has birşey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tuncay bey,<br />
bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim. ben bir önceki yorumumda &#8220;gerçi yazarın öyle bir niyeti olduğunu sanmıyorum, ama böyle bir paragraf eninde sonunda tarihi büyük aktörler yoluyla okumak gibi son derece yanlış bir noktaya götürür bizi. &#8221; demişim. yani sizin zulümleri haklandırmak gibi bir niyette olduğunuzu asla düşünmüyorum. benim itiraz ettiğim şey başkaydı. o da tarihi anlamak ve anlatmakta bir tarzdır. o şey de klasik bir tarihçilik anlayışı ile mesela braudel ve annales okulu tarihçilerinde görülen v toplumları o toplumlardaki sıradan insanlar yoluyla anlamayı amaçlayan tarih anlayışı arasındaki farktır. birinci anlayış (sizin yazdıınız yazı oldukça bilgilendiriciydi ve bu konuda zaten emeğinize teşekkür etmeyi bir borç bilirim. ama bana göre birinci anlayışa dahil bir yazı gibiydi) tarihi güçlü aktörler (devletler, devletlerin büyük şahısları ya da büyük etkiye sahip olan örgütler yoluyla) yoluyla anlatır. böyle olunca halklar tek te fert fert  bu aktörlerin birer piyonu gibi görünüp silikleştirilir. bu da tarihte sıradna insanları önemsizleştiren bir anlayış demektir. istanbulu feth etmişizdir. ne kadar insan ölmüş, ne kadar acı çekilmiş bunlar genelde tarihte yoktur bilmeyiz. ya da tersinden istanbulun fethinde ne kadar &#8220;küçük insan&#8221; katkı vermiştir bunları bilmeyiz. ama ikinci tarih anlayışı bana kalırsa acıları, tek tek dertleri anlamakta daha etkin bir tarih anlayışıydı. bu açıdan tuncay beyi asla acıları haklandırmakla suçlamadım. böyle anlaşıldıysa özür dilerim. benim eleştirdiğim şey tarihi ele alma biçimiydi ki bu tuncay beye has değil, neredeyse dünyadaki tarihçilerin %99una has birşey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dusunceler tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-25606</link>
		<dc:creator>dusunceler</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 22:12:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-25606</guid>
		<description>Ben yaziyi cok begendim.

Yazida bazi yorumcu arkadaslarin degindigi gibi îmanin olmadigi cok acik. Enver bey bu îmanin olmadigini teslim  etmis ama bir yandan da tarih okuma hatasi gibi birseye baglamis ki; eger bir zihniyete iliskin bazi gerceklikleri irdelemek hata olarak goruluyor ise buna katilmak mumkun degil. 

Yazi,  Ermenilerin acilarini yoksayma ya da baslarina gelen felaketi tolere etmeye yonelik zerre kadar ibare, ima icermiyor. Bugun biz soykirim ya da felaket deyip bir tanimda bulunurken  'ittihatcilar' diye bir guruhu ozne yapmiyor muyuz? Yapiyoruz. O halde Ermeniler'in de baslarindaki zihniyetin, bu felakete musebbep olmus ittihatci zihniyetle olan iliskisini gozler onune sermek neden yanlis bir tarih okuma bicimi olsun? Ve ayni bicimde,  tipki İttihatci zihniyetinin masum Ermenilere verdigi zarar gibi, tasnak zihniyetinin de masum muslumanlara verdigi zarari dile getirmek nicin sakincali?  Ustelik, her iki zihniyetin birbirinden cok da farkli olmadigi, aralarinda isbirligi pazarligi yapacak kadar ayni kaba pisledikleri su goturmez bir gercek iken?

Kimse bu olaydan oturu siradan Ahmet efendi Mehmet emmiyi suclamiyor degil mi, İttihatcilari sorumlu tutuyor.  Ayni bicimde kimse de olen masum Ermeni'nin de Muslumanin da acisi yoksayma veyahut mazur gorme gibi bir dusunce isine girmiyor. Yazidan bunu cikartmak icin zorlama yapmak bile yetersiz kalir. Bu ikisi bambaska yonleri tarihin. Birisi tarihi yapanlarin kendi aralarindaki iliskiden bahsetmek, digeri bu fillerin itismesi sirasinda altta ezilenlerin acilariyla hemhal olmak ve insan olarak uzuntu duymak. Bu, "bizim de cok acilarimiz olmus, bu sizin acinizi onemsizlestirir ya da hafifletir" mi demek? Bu hal bana sanki bir doktorun hastasinin vahim durumuna uzulurken teshis koyamayacak kadar  elini ayagini duygulariyla baglamasi gibi geliyor.

Devletler guclu olabilir ve bir taraf bu devlet gucunu kulanarak daha fazla masumun kanina girmis olabilir; ama sadece bu sonucu vermis olmasi yuzunden bir zihniyet tartismasini bile yapamayacak miyiz?

Enver bey bence de haksiz bir elestiride bulunmus. Soylediklerine de sirayet eden ve sonuna kadar katilgim vicdani durusa, Tuncay beyin de ayniyle katildigini kendisiyle olan dostlugumdan ve bu konularda yonelik surekli yaptigimiz sohbetlerden birebir bildigime gore, Enver beyin yaziyi yanlis degerlendirmis olabilecegini dusunuyorum.

Herseyden once bu yazi, son derece bilgilendirici bir yazi. Pekcok kisinin bilmedigi tarihsel bir vakiayi acikca gozler onune sermis Tuncay bey. Uzerine cokca dusunulup tartisilmasi gerek.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben yaziyi cok begendim.</p>
<p>Yazida bazi yorumcu arkadaslarin degindigi gibi îmanin olmadigi cok acik. Enver bey bu îmanin olmadigini teslim  etmis ama bir yandan da tarih okuma hatasi gibi birseye baglamis ki; eger bir zihniyete iliskin bazi gerceklikleri irdelemek hata olarak goruluyor ise buna katilmak mumkun degil. </p>
<p>Yazi,  Ermenilerin acilarini yoksayma ya da baslarina gelen felaketi tolere etmeye yonelik zerre kadar ibare, ima icermiyor. Bugun biz soykirim ya da felaket deyip bir tanimda bulunurken  &#8216;ittihatcilar&#8217; diye bir guruhu ozne yapmiyor muyuz? Yapiyoruz. O halde Ermeniler&#8217;in de baslarindaki zihniyetin, bu felakete musebbep olmus ittihatci zihniyetle olan iliskisini gozler onune sermek neden yanlis bir tarih okuma bicimi olsun? Ve ayni bicimde,  tipki İttihatci zihniyetinin masum Ermenilere verdigi zarar gibi, tasnak zihniyetinin de masum muslumanlara verdigi zarari dile getirmek nicin sakincali?  Ustelik, her iki zihniyetin birbirinden cok da farkli olmadigi, aralarinda isbirligi pazarligi yapacak kadar ayni kaba pisledikleri su goturmez bir gercek iken?</p>
<p>Kimse bu olaydan oturu siradan Ahmet efendi Mehmet emmiyi suclamiyor degil mi, İttihatcilari sorumlu tutuyor.  Ayni bicimde kimse de olen masum Ermeni&#8217;nin de Muslumanin da acisi yoksayma veyahut mazur gorme gibi bir dusunce isine girmiyor. Yazidan bunu cikartmak icin zorlama yapmak bile yetersiz kalir. Bu ikisi bambaska yonleri tarihin. Birisi tarihi yapanlarin kendi aralarindaki iliskiden bahsetmek, digeri bu fillerin itismesi sirasinda altta ezilenlerin acilariyla hemhal olmak ve insan olarak uzuntu duymak. Bu, &#8220;bizim de cok acilarimiz olmus, bu sizin acinizi onemsizlestirir ya da hafifletir&#8221; mi demek? Bu hal bana sanki bir doktorun hastasinin vahim durumuna uzulurken teshis koyamayacak kadar  elini ayagini duygulariyla baglamasi gibi geliyor.</p>
<p>Devletler guclu olabilir ve bir taraf bu devlet gucunu kulanarak daha fazla masumun kanina girmis olabilir; ama sadece bu sonucu vermis olmasi yuzunden bir zihniyet tartismasini bile yapamayacak miyiz?</p>
<p>Enver bey bence de haksiz bir elestiride bulunmus. Soylediklerine de sirayet eden ve sonuna kadar katilgim vicdani durusa, Tuncay beyin de ayniyle katildigini kendisiyle olan dostlugumdan ve bu konularda yonelik surekli yaptigimiz sohbetlerden birebir bildigime gore, Enver beyin yaziyi yanlis degerlendirmis olabilecegini dusunuyorum.</p>
<p>Herseyden once bu yazi, son derece bilgilendirici bir yazi. Pekcok kisinin bilmedigi tarihsel bir vakiayi acikca gozler onune sermis Tuncay bey. Uzerine cokca dusunulup tartisilmasi gerek.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>durhat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/16/ittihatcilar-tasnaklara-ne-onermislerdi/#comment-25602</link>
		<dc:creator>durhat</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 21:46:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3515#comment-25602</guid>
		<description>Doğrusu ben yazarın Ermeni'lerin uğradığı mağduriyeti gölgelemek gibi bir imada bulunduğuna hiç raslamadım yazıda.Ya ben yazıyı idrak etme kabiliyetinden yoksunum,ya da yorumcu arkadaşların ciddi bir okuma sorunu var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Doğrusu ben yazarın Ermeni&#8217;lerin uğradığı mağduriyeti gölgelemek gibi bir imada bulunduğuna hiç raslamadım yazıda.Ya ben yazıyı idrak etme kabiliyetinden yoksunum,ya da yorumcu arkadaşların ciddi bir okuma sorunu var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

