<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Bediuzzaman&#8217;la Ortadoğu Problemlerine Bakış yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 11:37:20 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>ali yardım tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-58315</link>
		<dc:creator>ali yardım</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Oct 2010 19:27:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-58315</guid>
		<description>nurculuğun evrilmesi ve sivil islamcılık kimsenin ilgisini çekmedi galiba:) neyse biz de "said-i kürdi" ve Türkçülükle ilgili fikirlerine değinelim o zaman
-eski said döneminde bediüzzamanın klasik bir Osmanlı alimi olarak Türkçülükle ilgili duruşu bellidir. Türkçülük İslam ümmetini böler ve Türkçüler kıblelerini kabeden turana çevirmişlerdir. babanzade ahmet naimle paraleldir yani. ee çokta haksız sayılmazlar, dağılma tehlikesi geçiren bir imparatorluk var ve buna karşın Türkçüler gözleri turana dikmiş bir maceraya ülkeyi sürükleme peşinde(bence turancılığın başarısız olma nedeni Osmanlının zayıflığı değil, tahayyül edilen gibi tek bir "Türk dünyası"nın olmamasıydı).Türk ocağında osmanlı şuuraltında hiçde iyi yer etmemiş Timurlar,cengizler adına methiyeler düzülüyor. ayrıca bazı Türkçülerin laik temayüller taşıdığı da muhakkak.
-yeni said döneminde Türkçülük iktidardadır(ittihat ve terakki dönemindeki meseleden biraz farklılık arzeder bu. ittihat terakkide dış Türkleri birleştirmeye yönelik bir siyasi proje iken, cumhuriyette osmanlı ve islam referanslarından arınmış bir "yeni vatandaş" tasarımının adı olur Türkçülük.)bediüzzaman bu Türklük telakkisi için "frenklik manasında Türklük" ifadesini kullanır. ama artık vurgu çok farklı bir noktadadır. Türklerin asıl şerefinin "İslamiyetin kalesi ve şanlı kumandanı" olmasında olduğunu belirtir. ve milliyetçiliğe müspet-menfi ayrımını getirir. Türk-İslam ülküsü gibi bir çevre hareketi niteliği taşımış milliyetçilik ortada yoktur daha. bediüzzamanın ölümüne değin Türkçülük devlet elitlerinin yukarıdan gelen bir baskısı şeklinde tezahür eder. halka,milli kültüre uzak bir Türkçülük anlayışıdır bu. ancak milliyetçiliğin tamamıyla,bediüzzamanın kabul edemeyeceği bir çizgide olduğu bu vakitlerde yeni said'in eskisinden farklı olarak müspet miiliyetçilik adı altında açık kapı bırakması ilginçtir. ve Türklüğün asli mecrasına yönelik vurgusuda bugün Türk-İslam ülkücülüğünün kaçırmaması gereken bir referansdır(n.kemal zeybek ve nevzat kösoğlu kaçırmamıştır)amma yeni said’in milliyetçilik hakkındaki düşünceleri daha çok milliyetçilik karşıtı bir noktadan,bağlamlarından koparılıp yorumlandığı için bediüzzaman sanki bütünüyle bir anti-milliyetçi olarak takdim edildi. bu noktaya dikkat edelim bediüzzaman ölene değin milliyetçilik halka inmedi,bir elit fantazisi olarak kaldı. inönü muhalifi atsız Türkçüleri dahi yalıtılmış bir entelektüel elit karakterini taşıyorlardı. o yüzden devlet elitlerinin Türkçülüğünden çok da farklı sayılmazdı. Türkçülüğün anadoluda teşkilatlanması Türk-İslam çizgisinde bir milliyetçiliğn oluşmasına ve sivil-muhalif karakter kazanmasına zemin hazırladı. en nihayetinde MHP kuruluşunda üç hilal kabul görecekti. atsız Türkçülüğün eski halini "yarım bir din" olarak anlatır ve o hali güzel bulduğunu belirtir. anadoludaki milliyetçilerin said nursiyi, iskilipli atıf hocayı,mehmet akifi aynı şekilde bağırlarına basması, bu Türkçülerde "ümmetçi! ocak" kaygısını uyandırmıştı.
-bediüzzaman ölene değin Türk-İslam minvalinde bir harekete şahit olmadı. ama yeni said dönemi eserlerindeki Türk perspektifi ve büyük doğunun milliyetçi-muhafazakarlarına karşı aldığı tavır onun aslında anti-milliyetçi olarak değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. kendisi bir din ulusu olarak ilahi kelamdaki "ya eyyühellezine amenu" hitabına uyup,"müslüman"lara seslenmiştir ki doğrusu budur. ama Türklüğün bediüzzamanda farklı bir anlamı olduğuna şüphe yok. kendisi kürttür bunu söylemiştir,ama  onun hocalığından ziyade kürtlüğünün vurgulanması rejim tarafından;kendisini başka yerlere çekmek ve halktaki nufüzunu kırmak için kullanılmıştır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>nurculuğun evrilmesi ve sivil islamcılık kimsenin ilgisini çekmedi galiba:) neyse biz de &#8220;said-i kürdi&#8221; ve Türkçülükle ilgili fikirlerine değinelim o zaman<br />
-eski said döneminde bediüzzamanın klasik bir Osmanlı alimi olarak Türkçülükle ilgili duruşu bellidir. Türkçülük İslam ümmetini böler ve Türkçüler kıblelerini kabeden turana çevirmişlerdir. babanzade ahmet naimle paraleldir yani. ee çokta haksız sayılmazlar, dağılma tehlikesi geçiren bir imparatorluk var ve buna karşın Türkçüler gözleri turana dikmiş bir maceraya ülkeyi sürükleme peşinde(bence turancılığın başarısız olma nedeni Osmanlının zayıflığı değil, tahayyül edilen gibi tek bir &#8220;Türk dünyası&#8221;nın olmamasıydı).Türk ocağında osmanlı şuuraltında hiçde iyi yer etmemiş Timurlar,cengizler adına methiyeler düzülüyor. ayrıca bazı Türkçülerin laik temayüller taşıdığı da muhakkak.<br />
-yeni said döneminde Türkçülük iktidardadır(ittihat ve terakki dönemindeki meseleden biraz farklılık arzeder bu. ittihat terakkide dış Türkleri birleştirmeye yönelik bir siyasi proje iken, cumhuriyette osmanlı ve islam referanslarından arınmış bir &#8220;yeni vatandaş&#8221; tasarımının adı olur Türkçülük.)bediüzzaman bu Türklük telakkisi için &#8220;frenklik manasında Türklük&#8221; ifadesini kullanır. ama artık vurgu çok farklı bir noktadadır. Türklerin asıl şerefinin &#8220;İslamiyetin kalesi ve şanlı kumandanı&#8221; olmasında olduğunu belirtir. ve milliyetçiliğe müspet-menfi ayrımını getirir. Türk-İslam ülküsü gibi bir çevre hareketi niteliği taşımış milliyetçilik ortada yoktur daha. bediüzzamanın ölümüne değin Türkçülük devlet elitlerinin yukarıdan gelen bir baskısı şeklinde tezahür eder. halka,milli kültüre uzak bir Türkçülük anlayışıdır bu. ancak milliyetçiliğin tamamıyla,bediüzzamanın kabul edemeyeceği bir çizgide olduğu bu vakitlerde yeni said&#8217;in eskisinden farklı olarak müspet miiliyetçilik adı altında açık kapı bırakması ilginçtir. ve Türklüğün asli mecrasına yönelik vurgusuda bugün Türk-İslam ülkücülüğünün kaçırmaması gereken bir referansdır(n.kemal zeybek ve nevzat kösoğlu kaçırmamıştır)amma yeni said’in milliyetçilik hakkındaki düşünceleri daha çok milliyetçilik karşıtı bir noktadan,bağlamlarından koparılıp yorumlandığı için bediüzzaman sanki bütünüyle bir anti-milliyetçi olarak takdim edildi. bu noktaya dikkat edelim bediüzzaman ölene değin milliyetçilik halka inmedi,bir elit fantazisi olarak kaldı. inönü muhalifi atsız Türkçüleri dahi yalıtılmış bir entelektüel elit karakterini taşıyorlardı. o yüzden devlet elitlerinin Türkçülüğünden çok da farklı sayılmazdı. Türkçülüğün anadoluda teşkilatlanması Türk-İslam çizgisinde bir milliyetçiliğn oluşmasına ve sivil-muhalif karakter kazanmasına zemin hazırladı. en nihayetinde MHP kuruluşunda üç hilal kabul görecekti. atsız Türkçülüğün eski halini &#8220;yarım bir din&#8221; olarak anlatır ve o hali güzel bulduğunu belirtir. anadoludaki milliyetçilerin said nursiyi, iskilipli atıf hocayı,mehmet akifi aynı şekilde bağırlarına basması, bu Türkçülerde &#8220;ümmetçi! ocak&#8221; kaygısını uyandırmıştı.<br />
-bediüzzaman ölene değin Türk-İslam minvalinde bir harekete şahit olmadı. ama yeni said dönemi eserlerindeki Türk perspektifi ve büyük doğunun milliyetçi-muhafazakarlarına karşı aldığı tavır onun aslında anti-milliyetçi olarak değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. kendisi bir din ulusu olarak ilahi kelamdaki &#8220;ya eyyühellezine amenu&#8221; hitabına uyup,&#8221;müslüman&#8221;lara seslenmiştir ki doğrusu budur. ama Türklüğün bediüzzamanda farklı bir anlamı olduğuna şüphe yok. kendisi kürttür bunu söylemiştir,ama  onun hocalığından ziyade kürtlüğünün vurgulanması rejim tarafından;kendisini başka yerlere çekmek ve halktaki nufüzunu kırmak için kullanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ali yardım tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-58297</link>
		<dc:creator>ali yardım</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Oct 2010 08:50:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-58297</guid>
		<description>Said Nursi dağ gibi bir adamdır. öncelikle Said Nursi ve nurculuk hareketi hakkında kanaatlerimi(tabi yazıyla ilgili olanları) serdedeyim.
-nurculuk hareketinin temel karakteri "sivil toplum" hareketi kalıbına en yakın İslami hareket olmasıdır(Fethullah hocanın temsil ettiği hareketi onun devletçiliğini ayrı bir düzlemde ele almak gerekir. bu nur geleneğine yaslanmakla beraber onun evrilmiş halini temsil eder) beni bu tesbite götüren deliller cumhuriyet dönemindeki islamcı hareketlere olan baskının İslamcılığı "devletle göbek bağı olan ulema" katından, halk katına çekmesidir. said nursiye diyanet çevresinde, devlet elitleriyle bir yönden uzlaşmış ulema kalıntılarından da tenkit gelmesi bu tespitimizin bir başka delilidir. şunu belirtmek gerekir ki "darül hikmeti islamiye" azalığını yapan, siyasetle içiçe olan kendi tabiriyle "eski said" daha çok klasik osmanlı ulması reflekslerini temsil etmesine rağmen, cumhuriyet sonrası yeni said'in daha çok bir mutasavvıf gibi bir "halk islam"ı konumunu temsil ettiği söylenebilir. çünkü artık devlet desteği, bir devlet baskısına evrilmiştir. ayrıca said nursi rusyadaki esirliği sırasında manevi bir dönüşüm geçirmiştir.(ittihat terakki zamanında bilhassa "Türkçü-turancı" evver paşanın said nursiye olan saygısını hatırlayalım. çamlıcada  said nursinin kaldığı mekanı enver paşa tahsis etmiştir)
-imdi bu eski said-yeni said dönüşümünü anlayıp bir değerlendirmeye geçmek gerekir. nurculuk hareketi bir yeni said dönemi hareketidir. siyasetten said nursinin ayağını çekmesi, istanbulun şöhretli hocasının ve kuvvetli bir hürriyetçi "ittihad-ı islam" müdafiinin; Türkiyedeki mahrumiyet bölgelerinde okumamış halkla münasebeti üzerinde gelişen bir harekettir. eserlerinde açıkça görürsünüz,eski said döneminde dinin rasyonalist yönüne kuvvetli bir vurgu yapan "medreseli", yeni said döneminde "kalbe gelen ilham" gibi ifadelerle apaçık halk mutasavvıfı öğelerinin belirgin olduğu, sivil bir "üstad" konumunu almıştır. başlangıçtaki nurcuların, ve "büyük ağabey"lerin hiçbiri din tahsili almış değildir. oysa mesela bir tasavvuf hareketi olan nakşiliğin pirlerinin çoğu aynı zamanda ilim adamıydı(m.esad coşan hocanın prof olmasını hatırlayalım) said nursinin itirazlarına rağmen, nurculuğun sürekli tarikat suçlamasıyla karşılaşması da ilginçtir.
-nur hareketi yeni said'in özelliklerinden, ve nurculuğun yayıldığı halk katmanından dolayı sivil ve aksiyoner bir kıvam aldı. nurcu hareketler bu yüzden bugün dahi sivilleşme ve demokratikleşme taraftarıdır. nurcuların "devletçi" karakteri baskın olan siyasal islamcı hareketler yerine, daha liberal merkez-sağ hareketlere oy verdiğini unutmayalım. ama şüphesiz nurculuk gülen hareketi üzerinden çok yönlü bir değişim süreci yaşadı. bu değişime bir başka zamanda ayrıntılarıyla değinmek gerekir. bu değişimi anlamak ayrıca islamcı hareketlerin sosyolojik işleyişini de anlamayı kolaylaştırır. site yazarlarını "nurculuk" ve "yeni-nurculuk" üzerine kışkırtıcı bir yazı yazmaya davet ediyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Said Nursi dağ gibi bir adamdır. öncelikle Said Nursi ve nurculuk hareketi hakkında kanaatlerimi(tabi yazıyla ilgili olanları) serdedeyim.<br />
-nurculuk hareketinin temel karakteri &#8220;sivil toplum&#8221; hareketi kalıbına en yakın İslami hareket olmasıdır(Fethullah hocanın temsil ettiği hareketi onun devletçiliğini ayrı bir düzlemde ele almak gerekir. bu nur geleneğine yaslanmakla beraber onun evrilmiş halini temsil eder) beni bu tesbite götüren deliller cumhuriyet dönemindeki islamcı hareketlere olan baskının İslamcılığı &#8220;devletle göbek bağı olan ulema&#8221; katından, halk katına çekmesidir. said nursiye diyanet çevresinde, devlet elitleriyle bir yönden uzlaşmış ulema kalıntılarından da tenkit gelmesi bu tespitimizin bir başka delilidir. şunu belirtmek gerekir ki &#8220;darül hikmeti islamiye&#8221; azalığını yapan, siyasetle içiçe olan kendi tabiriyle &#8220;eski said&#8221; daha çok klasik osmanlı ulması reflekslerini temsil etmesine rağmen, cumhuriyet sonrası yeni said&#8217;in daha çok bir mutasavvıf gibi bir &#8220;halk islam&#8221;ı konumunu temsil ettiği söylenebilir. çünkü artık devlet desteği, bir devlet baskısına evrilmiştir. ayrıca said nursi rusyadaki esirliği sırasında manevi bir dönüşüm geçirmiştir.(ittihat terakki zamanında bilhassa &#8220;Türkçü-turancı&#8221; evver paşanın said nursiye olan saygısını hatırlayalım. çamlıcada  said nursinin kaldığı mekanı enver paşa tahsis etmiştir)<br />
-imdi bu eski said-yeni said dönüşümünü anlayıp bir değerlendirmeye geçmek gerekir. nurculuk hareketi bir yeni said dönemi hareketidir. siyasetten said nursinin ayağını çekmesi, istanbulun şöhretli hocasının ve kuvvetli bir hürriyetçi &#8220;ittihad-ı islam&#8221; müdafiinin; Türkiyedeki mahrumiyet bölgelerinde okumamış halkla münasebeti üzerinde gelişen bir harekettir. eserlerinde açıkça görürsünüz,eski said döneminde dinin rasyonalist yönüne kuvvetli bir vurgu yapan &#8220;medreseli&#8221;, yeni said döneminde &#8220;kalbe gelen ilham&#8221; gibi ifadelerle apaçık halk mutasavvıfı öğelerinin belirgin olduğu, sivil bir &#8220;üstad&#8221; konumunu almıştır. başlangıçtaki nurcuların, ve &#8220;büyük ağabey&#8221;lerin hiçbiri din tahsili almış değildir. oysa mesela bir tasavvuf hareketi olan nakşiliğin pirlerinin çoğu aynı zamanda ilim adamıydı(m.esad coşan hocanın prof olmasını hatırlayalım) said nursinin itirazlarına rağmen, nurculuğun sürekli tarikat suçlamasıyla karşılaşması da ilginçtir.<br />
-nur hareketi yeni said&#8217;in özelliklerinden, ve nurculuğun yayıldığı halk katmanından dolayı sivil ve aksiyoner bir kıvam aldı. nurcu hareketler bu yüzden bugün dahi sivilleşme ve demokratikleşme taraftarıdır. nurcuların &#8220;devletçi&#8221; karakteri baskın olan siyasal islamcı hareketler yerine, daha liberal merkez-sağ hareketlere oy verdiğini unutmayalım. ama şüphesiz nurculuk gülen hareketi üzerinden çok yönlü bir değişim süreci yaşadı. bu değişime bir başka zamanda ayrıntılarıyla değinmek gerekir. bu değişimi anlamak ayrıca islamcı hareketlerin sosyolojik işleyişini de anlamayı kolaylaştırır. site yazarlarını &#8220;nurculuk&#8221; ve &#8220;yeni-nurculuk&#8221; üzerine kışkırtıcı bir yazı yazmaya davet ediyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ekrem Senai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-47434</link>
		<dc:creator>Ekrem Senai</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 14:00:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-47434</guid>
		<description>aczmendi kardeş,

Bir aczmendi bulmuşken sorayım: 28 Şubat sürecinde aczmendiler ortaya çıktılar. Daha önce yoktular, sonra da ortada görünmediler. Bu yüzden şimdi bir tane görünce şaşırdım doğrusu, farklı sinyaller aldım. Yıllardır merak ettiğim sorularım var, cevap verebilirseniz bahtiyar olurum:
- Tarikatların zikr yerleri dergahlar ve tekkelerdir. Sizin neden bir dergahınız yok? Neden camilerde zikrediyorsunuz? Tariklerde usül olur, evrad olur, esma talimi olur. Siz zikri nereden talim ettiniz, ehliyetiniz var mı?
- Tarikatların silsilesi olur. Öyle mantar gibi ortaya çıkmazlar. Çıkanlara da tarikat denmez. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Risalelerde övülen "hürriyet" ile sizin bahsettiğiniz şeytani "demokrasinin" farkı nedir?
- Aczmendilerin cüppeleri ve kıyafet şekilleri gördüğüm tüm tarikat kıyafetleri içinde en antipatik olanı. Hani gavurlar (haşa) Azrail resmi çizerler ya, ellerinde orak, kara cüppe içinde, öyle bir görüntü çiziyor. Bunun yerine beyaz cübbe giyip Resulullah'ın sünneti olan "gülümsemeyi" ihmal etmeseniz daha iyi olmaz mı?
- Nurculukla sorunu olan, aynı zamanda "demokrasi" ile de sorunu olan bir rejimin, kendisine aczmendi diyen temiz kalpli insanları kullanıp kendi emellerine alet ettikleri söyleniyor. Hiç kendinizi kullanılmış gibi hissediyor musunuz?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aczmendi kardeş,</p>
<p>Bir aczmendi bulmuşken sorayım: 28 Şubat sürecinde aczmendiler ortaya çıktılar. Daha önce yoktular, sonra da ortada görünmediler. Bu yüzden şimdi bir tane görünce şaşırdım doğrusu, farklı sinyaller aldım. Yıllardır merak ettiğim sorularım var, cevap verebilirseniz bahtiyar olurum:<br />
- Tarikatların zikr yerleri dergahlar ve tekkelerdir. Sizin neden bir dergahınız yok? Neden camilerde zikrediyorsunuz? Tariklerde usül olur, evrad olur, esma talimi olur. Siz zikri nereden talim ettiniz, ehliyetiniz var mı?<br />
- Tarikatların silsilesi olur. Öyle mantar gibi ortaya çıkmazlar. Çıkanlara da tarikat denmez. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?<br />
- Risalelerde övülen &#8220;hürriyet&#8221; ile sizin bahsettiğiniz şeytani &#8220;demokrasinin&#8221; farkı nedir?<br />
- Aczmendilerin cüppeleri ve kıyafet şekilleri gördüğüm tüm tarikat kıyafetleri içinde en antipatik olanı. Hani gavurlar (haşa) Azrail resmi çizerler ya, ellerinde orak, kara cüppe içinde, öyle bir görüntü çiziyor. Bunun yerine beyaz cübbe giyip Resulullah&#8217;ın sünneti olan &#8220;gülümsemeyi&#8221; ihmal etmeseniz daha iyi olmaz mı?<br />
- Nurculukla sorunu olan, aynı zamanda &#8220;demokrasi&#8221; ile de sorunu olan bir rejimin, kendisine aczmendi diyen temiz kalpli insanları kullanıp kendi emellerine alet ettikleri söyleniyor. Hiç kendinizi kullanılmış gibi hissediyor musunuz?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aczmendi reşha tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-47427</link>
		<dc:creator>aczmendi reşha</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 09:41:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-47427</guid>
		<description>ve bihi nesteinu

Biz Risale-i nur talebeleri Kur'an ve Sünnetten talim ettiğimiz ilimler ve ehl-i sünnet velcemaat itikadi ve ameli hüküm ve ölçülerine Risale-i nurun mizan ve  muvazene ve mukayeselerine bakınca görmekteyizki:

Şeriat , öğle mükemmel bir dindir ve hayat tarzıdır, Tevhid üzre ve kulluk üstüne gider, her mahlukun hakkı hayatını muhafaza eder, bu öyle bir muhafazadırki, maddi ve manevi, ne kendine ne başkalara zarar verilmesine müsaade edilmediği gibi, her zarar verecek olan şeyde, zararı nisbetinde yasak edilmiş ve NEFS-İ EMMARELER ZİNCİRLENMİŞTİR, ŞER-İ VE MESLEKİ EMİR VE YASAKLAR İLE..
 
Öyle bir şeriattırki, insanın tüm maddi vemanevi,şahsi ve ailevi ve toplumsal ve hayat sahibi her calının tüm ihtiyaclarını en mükemmel ve elemsiz hali ile bulup tedarik edebileceği, fazlası ile her şeyi helal dairede verildiği insanlığa nimet olarak ihsan edildiği, bunların nasıl alınıp kullanılacağının dersleri, had ve hududları ve ölçülerinin öğretildiği bir dindir..
İnsan yakışır bir şey arayan onu şeriat daresinde helal hududları içinde arasın, bunun  dışından olanın ,ya zararı karından fazladır veya zarardan başka iş değildir..
 
Mahza hayr ve güzellikler elemsiz lezzetler helal dairesindedir..Allah kullarına bu nimetlerini en mükemmel hali ile vermek ister..

Yani Risale-i nurda SAĞ YOLUN YOLCUSU, SAĞ TARAFA GİDEN NEFER MESLEĞİ, SRATI MUSTAKİM ASHABIDIR BUNLAR.. denilir..

Demokrasi ise, Tevhidi bir inancla değil,tam aksine bir sistem ile, insanların kuvvet ve kudret sahiblerinin kendi NEFSLERİNİ MUKAYESE EDEREK, NEFS-İ EMMARELERİN ,ZİNCİRLERİNİ KIRIP, SERBEST BIRAKILAN BİR SİSTEMDİR..
 
Demokraside hak ve özgürlükten bahs edilsede, BU KASDEDİLEN ÖZGÜRLÜK, YÖNETİCİLERİN HALKA REVA GÖRDÜĞÜ KADARDIR..
 
Demokrasiyi savunanların ÖZGÜRLÜKTEN NE KADAR KORKTUKLARINI, BİRBİRLERİNİN ÖZGÜRLÜKLERİNE NE KADAR MEYDAN VERDİKLERİNE BAKARAK GÖRMEK MÜMKÜNDÜR..
YANİ: İŞTİR KİŞİNİN AYİNESİ LAFA BAKILMAZ..
 
HEM BU demokrasi denilen sistem, nefsleri serbest bırakır, Allah'ın yasak ettiklerini serbest eder, teşvik eder.. Allah'ın kullarına emrettiği yapmalarını istediklerine ise BAHANELER İLE MAZARETLER İLE YASAKLAMA KOYARLAR..

İlahi bir din ve sistem olmayan demokraside , ÖZGÜRLÜK DENİLEN ŞEY NEFSİN EMMARELİĞİ NOKTASINDAN, NEFSİN FİRAVNLUĞU NOKTASINDA, NEFSİN İLAHLIĞI NOKTASINDAN, MÜLKTE ALLAH'I TANIMAMAK, KENDİ KAFANA VE İSTEKLERİNE GÖRE YAŞAMANIN SİSİTEM OLARAK TATBİK EDİLMESİNİN ADIDIR..
 
Her ne kadar dindarlarda dinlerinin bir kısmını yaşamakta serbest olsalarda, demokrasi ile, kemalizm dininin mensublarının müslümanlara ettikleri zalimliği ve zulmu, özgürlük adı altında  engellemek ve müslümanlara hayat hakkı aramak için, demokrasiyi kullansalarda, demokrasiyi dine ve halka hizmet için kullanmak başkadır..
 
DEMOKRAT OLMAK BAŞKADIR, DEMOKRASİYE HİZMET ETMEK BAŞKADIR..
 
DİNDAR DEMOKRATLAR diye ifade edilenler ise, müslümanların ve islamın ihyası için gayret göstererek,insanlığın ve müslümanların özgürlüğü için kendi şahsları adına,dini değerleri kullanmadan,mümkün mertebe şer-i emir ve yasaklara riayet ederek,sadık kalarak, faaliyet gösterenlere denir..


Burda acaib olan şudur: demokrasi diyenler, özgürlük diyenler, açılıp saçılmaya her türlü rezilliğe her yerde,daha fazlası rezilliklere ise belirli alanlarda tam serbestiyet verirlerken,
DERGAHLARA,TEKKELERE, ZİKİRLERE,SARIĞA, ŞALVARA,SAKALA, ÇARŞAFA, İSLAMİ KİSVELERE,VE MÜSLÜMANLARIN ŞER-İ VE MESLEKİ EMİRLERE VE YASAKLARA UYGUN YAŞAMALARINA MÜSAADE EDİLMEZ,(HATTA BİR ZAMANLAR CAMİLERİ KAPATMIŞLAR)İŞTE BU MÜSAADE EDİLEN ALAN SADECE , DEMOKRASİYİ SAVUNANLARIN , HALKA SÖZ GEİREMEDİKLERİ, MECBUREN MÜSAADE ETTİKLERİ YERLERDE OLUR VE O TÜR İŞLERDENDİR..

Müslümanları hayrete düşüren asıl şey şu:
Risale-i nur ve Bediüzzaman r.a VE ERKAN TALEBELERİ VE TALEBELERİ VE SEVNELERİ, SÜFYAN İLE SÜFYANİYYET İLE,SÜFYANIN AVANELERİ İLE, DAHİLDEKİ HARB USULLERİNCE HARB ETMİŞLER VE ETMEKTEDİRLER, YANİ SÜFYANİYETİN GETİRDİĞİ DİNSİZLİĞİN ADIDIR DEMOKRASİ, KURALSIZLIĞIN, NEFS-İ EMMARE İLE ŞEYTANIN PLANLARI İLE KURULAN SİTEMİN EDIDIR DEMOKRASİ, DEĞİLMİDİRKİ BU DEMOKRASİ AVRUPAYI DİNSİZLİĞE SEVK ETTİ  VE İSA A.S GELDİĞİNDE ÖLDÜRECEĞİ DİNSİZLİK FİKRİ DEMOKRASİ DEĞİLDE NEDİR..

Demokrasi bir din değildir, dinsizliktir, güya HER DİNDEN OLANLARIN DİNLERİNİ YAŞAYACAĞI BİR ÖZGÜRLÜK olarak İFADE EDİLİR, BİLİNMEZKİ BİR İLAHİ DİNDE TEVHİD 1.ŞARTTIR MÜLK ALLAHIN DIR KULLAR ONUN GÖNDERDİĞİ DİNE UYMAKLA MÜKELLEFTİR, YER YÜZÜ ALLAHIN EMİRLERİ İLE ALLAH İÇİN HALİFELERCE YÖNETİLMELİDİR, DİNSİZLER ADINA DİNSİZLİK İLE DEĞİL..

GERÇİ KEMALİZM DİNDİR, DİNSİZLİK DEĞİLDİR, AMA ÖĞLE BİR DİNDİRKİ YER YÜZÜNDE FİRAVUNLUK SİSTEMİDE DAHİL, BÖYLESİ SEVYESİZ BİR DİN VE TEBASI YERYÜZÜNE GELMEMİŞTİR, HALKINA ZULMEDEN, HALKININ DİNİNİ YIKAN, ALLAHA SAVAŞ AÇAN, ALLAHIN HER EMRİNİ YASAK HER YASAĞINI EMREDEN HALKI BUNA ZORLAYAN BİR DİN.. ÖYLEKİ SÜFYANDAN VE TAHRİBATINDAN TÜM İNSANLIK DEHŞET ALMIŞ VE EHL-İ İMAN VE İSLAM UYARILMIŞ..

ŞİMDİ BU KEMALİZM DENEN DİNDEN VE KEMALİSTLERDEN VE ZULUMLERİNDEN KURTULMAK İÇİN, DİNSİZLİĞE SARILMAMAK GEREKTİR, DEMOKRASİ DEĞİP, ÖZGÜRLÜK DEĞİP..DEMOKRASİYE HİZMET ETMEMEK GEREKTİR..

DEMOKRASİYİ,demokrat olmadan,pisliklerine bulaşmadan,serbest alanlarda insanlığın ortak değerlerini muhafaza ederek KULLANARAK İNSANLIĞA VE DİNE HİZMET ETMEK İSE FARKLIDIR..

DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜKTEN KORKAN KORKAKLARIN, ÖZGÜRLÜK DİYE NARA ATAN ESİRLERİN ,HEVA VE HEVESLERİNE NEFSİ EMMARELERİNE İSTEKLERİNE ESİR OLMUŞ ESİRLERİN  KURDUĞU NEFSE DAYANAN SİSTEMİN ADIDIR..

İSLAMIN SİYASETİ İSLAMDANDIR, RİSALE-İ NUR bu bid'at ve dalalet sisteminden nasıl kurtulunacağını, EHL-İ İMANIN DALALETTEN NASIL KURTARILACAĞINI,BİD'ATLERİN NASIL ÇMHA EDİLECEĞİNİ, İSLAMIN NASIL YEŞERECEĞİNİ, MÜSBET HAREKETİN, DİNSİZLERLE DİN DÜŞMANLARI İLE SORUNSUZ VE BİR ARADA GÜLE OYNAYA  HİZMET DEĞİLDE, MÜSLÜMAN CEMAATLERE İLİŞMEDEN KAVGA ETMEDEN, DAHİLDEDE HARBE GİRMEDEN HAKKINDANDA ASLA VAZ GEÇMEDEN, HER GÜN İSLAMİYETİ VE İSLAMİ YAŞANTIYI BİRAZ DAHA İLERİ GÖTÜRMEK İLE OLACAĞINI İLAN EDER..

rİSALE-İ NUR MESLEĞİ SIRR-I İHLAS ÜZERİNE BİNA EDİLMİŞTİR..
İHLAS O ŞEYDİRKİ İÇİNDE GAYR YOKTUR..!! ACABALARI YOKTUR..!! HALKA KENDİNİ SEVDİRMEK ETRAFINDA TOPLAMAK İÇİN İŞ YAPMAKTA YOKTUR..!!
RIZA-İ İLAHİ VARDIR..!! SADECE VE SADECE ALLAHIN EMİRLERİ, İLAHİ EMİRLER DİNİN EMİRLER EMREDİLDİĞİ İÇİN, MALUME UYGUN TATBİKLE İLERLENİR.. KIRIP DÖKMEDEN, TAMİRAT YAPILIR, TAMİR İSE YIKILAN YERDE OLUR, NERDE HASAR VARSA ,ORASI TAMİR EDİLMELİDİR..

 üstad r.a hın şeriatın emir ve yasakları ile verdiği bir ömürlük mücadeleği, bu noktadan net anlayıp anlatmak ve TÜM DÜNYAYA BEDİÜZZAMAN R.A ŞERİATÇI OLDUĞUNU ,İDAM İLE YARGILANIRKEN DAHİ KENDİNE SENDEMİ ŞERİAT İSTEDİN DİYE SORANLARA:'' ŞERİATIN BİR HAKİKATİNE BİN RUHUM OLSA FEDA EDERİM'', BU VE BENZERİ ifadeleri ile, o ÜSTADI AZAM R.A HIN HUKUKUNU MUHAFAZA İLE, DOĞRU ANLAŞILMASINA GEYRET, ONU SEVEN HERKES ÜZERİŞNDE O ZATI MUHTEREMİN HAKKI OLSA GEREK.. BU HEPPİMİZİN BOYNUNDA BORCTUR..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ve bihi nesteinu</p>
<p>Biz Risale-i nur talebeleri Kur&#8217;an ve Sünnetten talim ettiğimiz ilimler ve ehl-i sünnet velcemaat itikadi ve ameli hüküm ve ölçülerine Risale-i nurun mizan ve  muvazene ve mukayeselerine bakınca görmekteyizki:</p>
<p>Şeriat , öğle mükemmel bir dindir ve hayat tarzıdır, Tevhid üzre ve kulluk üstüne gider, her mahlukun hakkı hayatını muhafaza eder, bu öyle bir muhafazadırki, maddi ve manevi, ne kendine ne başkalara zarar verilmesine müsaade edilmediği gibi, her zarar verecek olan şeyde, zararı nisbetinde yasak edilmiş ve NEFS-İ EMMARELER ZİNCİRLENMİŞTİR, ŞER-İ VE MESLEKİ EMİR VE YASAKLAR İLE..</p>
<p>Öyle bir şeriattırki, insanın tüm maddi vemanevi,şahsi ve ailevi ve toplumsal ve hayat sahibi her calının tüm ihtiyaclarını en mükemmel ve elemsiz hali ile bulup tedarik edebileceği, fazlası ile her şeyi helal dairede verildiği insanlığa nimet olarak ihsan edildiği, bunların nasıl alınıp kullanılacağının dersleri, had ve hududları ve ölçülerinin öğretildiği bir dindir..<br />
İnsan yakışır bir şey arayan onu şeriat daresinde helal hududları içinde arasın, bunun  dışından olanın ,ya zararı karından fazladır veya zarardan başka iş değildir..</p>
<p>Mahza hayr ve güzellikler elemsiz lezzetler helal dairesindedir..Allah kullarına bu nimetlerini en mükemmel hali ile vermek ister..</p>
<p>Yani Risale-i nurda SAĞ YOLUN YOLCUSU, SAĞ TARAFA GİDEN NEFER MESLEĞİ, SRATI MUSTAKİM ASHABIDIR BUNLAR.. denilir..</p>
<p>Demokrasi ise, Tevhidi bir inancla değil,tam aksine bir sistem ile, insanların kuvvet ve kudret sahiblerinin kendi NEFSLERİNİ MUKAYESE EDEREK, NEFS-İ EMMARELERİN ,ZİNCİRLERİNİ KIRIP, SERBEST BIRAKILAN BİR SİSTEMDİR..</p>
<p>Demokraside hak ve özgürlükten bahs edilsede, BU KASDEDİLEN ÖZGÜRLÜK, YÖNETİCİLERİN HALKA REVA GÖRDÜĞÜ KADARDIR..</p>
<p>Demokrasiyi savunanların ÖZGÜRLÜKTEN NE KADAR KORKTUKLARINI, BİRBİRLERİNİN ÖZGÜRLÜKLERİNE NE KADAR MEYDAN VERDİKLERİNE BAKARAK GÖRMEK MÜMKÜNDÜR..<br />
YANİ: İŞTİR KİŞİNİN AYİNESİ LAFA BAKILMAZ..</p>
<p>HEM BU demokrasi denilen sistem, nefsleri serbest bırakır, Allah&#8217;ın yasak ettiklerini serbest eder, teşvik eder.. Allah&#8217;ın kullarına emrettiği yapmalarını istediklerine ise BAHANELER İLE MAZARETLER İLE YASAKLAMA KOYARLAR..</p>
<p>İlahi bir din ve sistem olmayan demokraside , ÖZGÜRLÜK DENİLEN ŞEY NEFSİN EMMARELİĞİ NOKTASINDAN, NEFSİN FİRAVNLUĞU NOKTASINDA, NEFSİN İLAHLIĞI NOKTASINDAN, MÜLKTE ALLAH&#8217;I TANIMAMAK, KENDİ KAFANA VE İSTEKLERİNE GÖRE YAŞAMANIN SİSİTEM OLARAK TATBİK EDİLMESİNİN ADIDIR..</p>
<p>Her ne kadar dindarlarda dinlerinin bir kısmını yaşamakta serbest olsalarda, demokrasi ile, kemalizm dininin mensublarının müslümanlara ettikleri zalimliği ve zulmu, özgürlük adı altında  engellemek ve müslümanlara hayat hakkı aramak için, demokrasiyi kullansalarda, demokrasiyi dine ve halka hizmet için kullanmak başkadır..</p>
<p>DEMOKRAT OLMAK BAŞKADIR, DEMOKRASİYE HİZMET ETMEK BAŞKADIR..</p>
<p>DİNDAR DEMOKRATLAR diye ifade edilenler ise, müslümanların ve islamın ihyası için gayret göstererek,insanlığın ve müslümanların özgürlüğü için kendi şahsları adına,dini değerleri kullanmadan,mümkün mertebe şer-i emir ve yasaklara riayet ederek,sadık kalarak, faaliyet gösterenlere denir..</p>
<p>Burda acaib olan şudur: demokrasi diyenler, özgürlük diyenler, açılıp saçılmaya her türlü rezilliğe her yerde,daha fazlası rezilliklere ise belirli alanlarda tam serbestiyet verirlerken,<br />
DERGAHLARA,TEKKELERE, ZİKİRLERE,SARIĞA, ŞALVARA,SAKALA, ÇARŞAFA, İSLAMİ KİSVELERE,VE MÜSLÜMANLARIN ŞER-İ VE MESLEKİ EMİRLERE VE YASAKLARA UYGUN YAŞAMALARINA MÜSAADE EDİLMEZ,(HATTA BİR ZAMANLAR CAMİLERİ KAPATMIŞLAR)İŞTE BU MÜSAADE EDİLEN ALAN SADECE , DEMOKRASİYİ SAVUNANLARIN , HALKA SÖZ GEİREMEDİKLERİ, MECBUREN MÜSAADE ETTİKLERİ YERLERDE OLUR VE O TÜR İŞLERDENDİR..</p>
<p>Müslümanları hayrete düşüren asıl şey şu:<br />
Risale-i nur ve Bediüzzaman r.a VE ERKAN TALEBELERİ VE TALEBELERİ VE SEVNELERİ, SÜFYAN İLE SÜFYANİYYET İLE,SÜFYANIN AVANELERİ İLE, DAHİLDEKİ HARB USULLERİNCE HARB ETMİŞLER VE ETMEKTEDİRLER, YANİ SÜFYANİYETİN GETİRDİĞİ DİNSİZLİĞİN ADIDIR DEMOKRASİ, KURALSIZLIĞIN, NEFS-İ EMMARE İLE ŞEYTANIN PLANLARI İLE KURULAN SİTEMİN EDIDIR DEMOKRASİ, DEĞİLMİDİRKİ BU DEMOKRASİ AVRUPAYI DİNSİZLİĞE SEVK ETTİ  VE İSA A.S GELDİĞİNDE ÖLDÜRECEĞİ DİNSİZLİK FİKRİ DEMOKRASİ DEĞİLDE NEDİR..</p>
<p>Demokrasi bir din değildir, dinsizliktir, güya HER DİNDEN OLANLARIN DİNLERİNİ YAŞAYACAĞI BİR ÖZGÜRLÜK olarak İFADE EDİLİR, BİLİNMEZKİ BİR İLAHİ DİNDE TEVHİD 1.ŞARTTIR MÜLK ALLAHIN DIR KULLAR ONUN GÖNDERDİĞİ DİNE UYMAKLA MÜKELLEFTİR, YER YÜZÜ ALLAHIN EMİRLERİ İLE ALLAH İÇİN HALİFELERCE YÖNETİLMELİDİR, DİNSİZLER ADINA DİNSİZLİK İLE DEĞİL..</p>
<p>GERÇİ KEMALİZM DİNDİR, DİNSİZLİK DEĞİLDİR, AMA ÖĞLE BİR DİNDİRKİ YER YÜZÜNDE FİRAVUNLUK SİSTEMİDE DAHİL, BÖYLESİ SEVYESİZ BİR DİN VE TEBASI YERYÜZÜNE GELMEMİŞTİR, HALKINA ZULMEDEN, HALKININ DİNİNİ YIKAN, ALLAHA SAVAŞ AÇAN, ALLAHIN HER EMRİNİ YASAK HER YASAĞINI EMREDEN HALKI BUNA ZORLAYAN BİR DİN.. ÖYLEKİ SÜFYANDAN VE TAHRİBATINDAN TÜM İNSANLIK DEHŞET ALMIŞ VE EHL-İ İMAN VE İSLAM UYARILMIŞ..</p>
<p>ŞİMDİ BU KEMALİZM DENEN DİNDEN VE KEMALİSTLERDEN VE ZULUMLERİNDEN KURTULMAK İÇİN, DİNSİZLİĞE SARILMAMAK GEREKTİR, DEMOKRASİ DEĞİP, ÖZGÜRLÜK DEĞİP..DEMOKRASİYE HİZMET ETMEMEK GEREKTİR..</p>
<p>DEMOKRASİYİ,demokrat olmadan,pisliklerine bulaşmadan,serbest alanlarda insanlığın ortak değerlerini muhafaza ederek KULLANARAK İNSANLIĞA VE DİNE HİZMET ETMEK İSE FARKLIDIR..</p>
<p>DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜKTEN KORKAN KORKAKLARIN, ÖZGÜRLÜK DİYE NARA ATAN ESİRLERİN ,HEVA VE HEVESLERİNE NEFSİ EMMARELERİNE İSTEKLERİNE ESİR OLMUŞ ESİRLERİN  KURDUĞU NEFSE DAYANAN SİSTEMİN ADIDIR..</p>
<p>İSLAMIN SİYASETİ İSLAMDANDIR, RİSALE-İ NUR bu bid&#8217;at ve dalalet sisteminden nasıl kurtulunacağını, EHL-İ İMANIN DALALETTEN NASIL KURTARILACAĞINI,BİD&#8217;ATLERİN NASIL ÇMHA EDİLECEĞİNİ, İSLAMIN NASIL YEŞERECEĞİNİ, MÜSBET HAREKETİN, DİNSİZLERLE DİN DÜŞMANLARI İLE SORUNSUZ VE BİR ARADA GÜLE OYNAYA  HİZMET DEĞİLDE, MÜSLÜMAN CEMAATLERE İLİŞMEDEN KAVGA ETMEDEN, DAHİLDEDE HARBE GİRMEDEN HAKKINDANDA ASLA VAZ GEÇMEDEN, HER GÜN İSLAMİYETİ VE İSLAMİ YAŞANTIYI BİRAZ DAHA İLERİ GÖTÜRMEK İLE OLACAĞINI İLAN EDER..</p>
<p>rİSALE-İ NUR MESLEĞİ SIRR-I İHLAS ÜZERİNE BİNA EDİLMİŞTİR..<br />
İHLAS O ŞEYDİRKİ İÇİNDE GAYR YOKTUR..!! ACABALARI YOKTUR..!! HALKA KENDİNİ SEVDİRMEK ETRAFINDA TOPLAMAK İÇİN İŞ YAPMAKTA YOKTUR..!!<br />
RIZA-İ İLAHİ VARDIR..!! SADECE VE SADECE ALLAHIN EMİRLERİ, İLAHİ EMİRLER DİNİN EMİRLER EMREDİLDİĞİ İÇİN, MALUME UYGUN TATBİKLE İLERLENİR.. KIRIP DÖKMEDEN, TAMİRAT YAPILIR, TAMİR İSE YIKILAN YERDE OLUR, NERDE HASAR VARSA ,ORASI TAMİR EDİLMELİDİR..</p>
<p> üstad r.a hın şeriatın emir ve yasakları ile verdiği bir ömürlük mücadeleği, bu noktadan net anlayıp anlatmak ve TÜM DÜNYAYA BEDİÜZZAMAN R.A ŞERİATÇI OLDUĞUNU ,İDAM İLE YARGILANIRKEN DAHİ KENDİNE SENDEMİ ŞERİAT İSTEDİN DİYE SORANLARA:&#8221; ŞERİATIN BİR HAKİKATİNE BİN RUHUM OLSA FEDA EDERİM&#8221;, BU VE BENZERİ ifadeleri ile, o ÜSTADI AZAM R.A HIN HUKUKUNU MUHAFAZA İLE, DOĞRU ANLAŞILMASINA GEYRET, ONU SEVEN HERKES ÜZERİŞNDE O ZATI MUHTEREMİN HAKKI OLSA GEREK.. BU HEPPİMİZİN BOYNUNDA BORCTUR..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ALİHAYDAR tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-42736</link>
		<dc:creator>ALİHAYDAR</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 13:16:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-42736</guid>
		<description>BEN BİR ALEVİYİM buna rağmen sünni bir alimin bu yazısını çok beğendim.teşekkür ederim çooooook güzel.Bediüzzaman Said Nursiyi duymuştum ama bukadar harika ve isabetli fikirlerinin olduğunu bilmiyordum.GERÇEKTENDE BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİYİ OKUMAK GEREKLİ...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BEN BİR ALEVİYİM buna rağmen sünni bir alimin bu yazısını çok beğendim.teşekkür ederim çooooook güzel.Bediüzzaman Said Nursiyi duymuştum ama bukadar harika ve isabetli fikirlerinin olduğunu bilmiyordum.GERÇEKTENDE BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİYİ OKUMAK GEREKLİ&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-42208</link>
		<dc:creator>Son 12 ayda en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 12:00:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-42208</guid>
		<description>[...] Bediuzzaman&#8217;la Ortadoğu Problemlerine Bakış [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Bediuzzaman&#8217;la Ortadoğu Problemlerine Bakış [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kuvvetlemuhtemel tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-38950</link>
		<dc:creator>kuvvetlemuhtemel</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 20:55:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-38950</guid>
		<description>Doğru demiş üstad</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru demiş üstad</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Elçin Alptekin Aydın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-38932</link>
		<dc:creator>Elçin Alptekin Aydın</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 10:22:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-38932</guid>
		<description>Yazınızı okudum. Benim ufak bir düzeltmem olacak izninizle. "Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel yönetirdim" diyen Maarif Nazırı Safvet Paşa'dır, Hasan Ali Yücel değildir. Teşekkür ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazınızı okudum. Benim ufak bir düzeltmem olacak izninizle. &#8220;Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel yönetirdim&#8221; diyen Maarif Nazırı Safvet Paşa&#8217;dır, Hasan Ali Yücel değildir. Teşekkür ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mithat Faruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36659</link>
		<dc:creator>Mithat Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 20:35:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36659</guid>
		<description>Olcayto Tan Haskol,

&lt;blockquote&gt;Mesela siz ideal ülkenizle x malı üretip diğer iki devlete satarken bu devletler artık x malı üretmeye karar veriyorsa bir sürece tabidirler.Bizin ürettiğimiz bu malın sermaye yatırımlarını yapacaklar,buna uzman iş gücü tahsis edecekler know-how elde edecekler vs. Yinede bu süreci başlatabilecek gerekli kritik kaynaklara sahip olduklarını &lt;strong&gt;var sayarak devam ediyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Aman efendim, madem bu kritik kaynaklara sahip değiller ve madem bunu gerçekleştirmeye güçleri olmayacak (aşağıda söylediğiniz gibi) o zaman duralım. Nasıl isterseniz, cahilliğime verin ötesine geçmeyi, kalalım biz söylediğiniz yerde.

&lt;blockquote&gt;Bunlar bir anda gerçekleşmeyeceği gibi hiç bir şey üretmeyen 2 devletinde bunu gerçekleştirmeye gücü olmayacaktır.&lt;strong&gt;Nihayetinde üretici olan diğerlerini isteyerek-istem dışı köleleştirir.&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

İstemdışı olması giriştiğimiz köleleştirme edimini meşrulaştırır mı? Ve yine bu bağlamda - yani diğer devletlerin üretime geçecek kritik kaynaklara sahip olamadığı, aynı zamanda da bizim onları istemsizce köleleştirdiğimiz süreç bağlamında - başka insanların/devletlerin fakirliğine/köleleşmesine bağlı bir zenginliğe zenginlik demek ne kadar doğrudur?

Hatta aynı şekilde, bugün dünyanın hâkimi olan sermayenin Çin'le olan ilişkisini bir yana koyalım, bu konuda da haklı olun; bugün zenginlik dünyanın genelinde midir, yoksa geri kalanı köleleştirmek eğiliminde olan sermayenin elinde midir?

Art niyet aramak konusunda da üçte iki gidiyoruz, şaşırtıcı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Olcayto Tan Haskol,</p>
<blockquote><p>Mesela siz ideal ülkenizle x malı üretip diğer iki devlete satarken bu devletler artık x malı üretmeye karar veriyorsa bir sürece tabidirler.Bizin ürettiğimiz bu malın sermaye yatırımlarını yapacaklar,buna uzman iş gücü tahsis edecekler know-how elde edecekler vs. Yinede bu süreci başlatabilecek gerekli kritik kaynaklara sahip olduklarını <strong>var sayarak devam ediyorum.</strong></p></blockquote>
<p>Aman efendim, madem bu kritik kaynaklara sahip değiller ve madem bunu gerçekleştirmeye güçleri olmayacak (aşağıda söylediğiniz gibi) o zaman duralım. Nasıl isterseniz, cahilliğime verin ötesine geçmeyi, kalalım biz söylediğiniz yerde.</p>
<blockquote><p>Bunlar bir anda gerçekleşmeyeceği gibi hiç bir şey üretmeyen 2 devletinde bunu gerçekleştirmeye gücü olmayacaktır.<strong>Nihayetinde üretici olan diğerlerini isteyerek-istem dışı köleleştirir.</strong></p></blockquote>
<p>İstemdışı olması giriştiğimiz köleleştirme edimini meşrulaştırır mı? Ve yine bu bağlamda - yani diğer devletlerin üretime geçecek kritik kaynaklara sahip olamadığı, aynı zamanda da bizim onları istemsizce köleleştirdiğimiz süreç bağlamında - başka insanların/devletlerin fakirliğine/köleleşmesine bağlı bir zenginliğe zenginlik demek ne kadar doğrudur?</p>
<p>Hatta aynı şekilde, bugün dünyanın hâkimi olan sermayenin Çin&#8217;le olan ilişkisini bir yana koyalım, bu konuda da haklı olun; bugün zenginlik dünyanın genelinde midir, yoksa geri kalanı köleleştirmek eğiliminde olan sermayenin elinde midir?</p>
<p>Art niyet aramak konusunda da üçte iki gidiyoruz, şaşırtıcı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Olcayto Tan Haskol tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36657</link>
		<dc:creator>Olcayto Tan Haskol</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 19:59:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36657</guid>
		<description>&lt;strong&gt;İdeal sistemi bulduğuna inanan insan bunu tüm dünyayla paylaşmak, tüm dünyayı bu sistemle yaşamaya iknâ etmek ister ki haklıdır; güzel şeyler paylaşıldıkça güzelleşir. Diyelim ki paylaştık “güzelliğimizi”, tüm dünya bu anlayışla yaşamaya başladı. Görelim neler olacak?
Dünyada 3 tane ülke olduğunu varsayalım. Birisi bizim ideal sistemle yönetilen ülkemiz olsun. Diğer ikisi de yanlış bir sistemle yönetiliyor olsun. Ve dahi üreticileri de zayıflamış olsun. Biz ideal sistemle ihtiyacımızdan fazlasını üretiyoruz ve onlara satıyoruz. Başka bir deyişle ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş oluyoruz.(!)
Şimdi diyelim ki bu diğer iki ülke de zaman içinde yanlışlarını gördü ve bizim sisteme geçtiler. Üreticilerini arttırdılar, öncelikle bizden almayı bırakıp kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Zaman içerisinde de, tavsiye edildiği gibi dışarıya satmak için ihtiyaçlarından fazlasını üretmeye başladılar. Peki, üç ülkenin de tavsiye edildiği gibi üreticilerini arttırdığı, ihtiyaçlarından fazlasını ürettiği bir dünyada, kim kime mal satacak da zenginliğini arttıracak?

Halkların ihtiyaçlarından fazlasını almasını bekleyemeyiz, zira onlar da dinleri gereği israfın günah olduğunu biliyorlar ve ihtiyaçları kadar harcıyorlar. Ne oldu şimdi bizim ekonomik kalkınma?&lt;/strong&gt; 

Mithat bey, üretim sihirli bir değnekle anlık şoklayabileceğiniz ve ayar çekebileceğiniz bir süreç değildir.Bir üretimin yapılabilmesi her şeyden önce onun çevrilebilmesine bağlıdır.Mesela siz ideal ülkenizle x malı üretip diğer iki devlete satarken bu devletler artık x malı üretmeye karar veriyorsa bir sürece tabidirler.Bizin ürettiğimiz bu malın sermaye yatırımlarını yapacaklar,buna uzman iş gücü tahsis edecekler know-how elde edecekler vs. Bunlar bir anda gerçekleşmeyeceği gibi hiç bir şey üretmeyen 2 devletinde bunu gerçekleştirmeye gücü olmayacaktır.Nihayetinde üretici olan diğerlerini isteyerek-istem dışı köleleştirir.

Yinede bu süreci başlatabilecek gerekli kritik kaynaklara sahip olduklarını var sayarak devam ediyorum.Kademeli olarak x malını üretmeye başlarsa bu devlet satıcı olan diğer devlette x malı üretimi kademeli olarak düşer ve x malının maliyeti sürekli ucuzlar.Bu durumda sermaye malı üretimi,yeni teknolojilerin keşfi vb. gibi alanlara giderek fazla aktarılan bir kaynakla karşılaşırız.Bu da tasarruf edilen iş gücü sayesinde gerçekleşir.Bütün dünyanın x malı ihityacını karşılamak için 60x üreteceğine bu devlet artık kendi için 20x üretir çünkü satamamaktadır.Bu durumda diğer 40x'i üreten işgücü başka bir şey üretir bu da bahsettiğim gibi tüm iht,yaçların karşılanıyor olması durumunda üretim teknolojileridir.Bunlara ayrılabilecek işgücü ise süratle bu bahsettiğiniz alternatif dünyanın ilerlemesine ve zenginleşmesine neden olur. 

İhtiyaç ve üretim kavramlarına biraz daha iktisadi çerçeveden bakarsanız günümüz dünyasınında az çok böyle yürüdüğünü göreceksiniz.

Tükettiğinden çok üretmeyi salık veren klasik anglo-saxon protestan ahlakı bu ahlaka ve mezhebe mensup insanları bu gün dünyanın hakimi yapmıştır.Bu adamlar aman Allah'ım Çin artık bizim ürettiğimiz malları üretiyor diye dertleniyor mu?Ya da dünya Çin'in eskisine nispeten üretimini ekonomik kalkınmaya olumsuz bir etki olarakmı görüyor?Hayır iş süreçlerini farklılaştırarak yollarına devam ediyorlar.Pazarlama faaliyetlerine odaklanıyorlar.Yeni üreticilere ürettirip mallara ek hizmetler ekleyerek tüketiciye satıyorlar. 

Ya ekonomiden hiç anlamıyorsunuz ya da art niyetlisiniz.Çünkü saçmalıyorsunuz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İdeal sistemi bulduğuna inanan insan bunu tüm dünyayla paylaşmak, tüm dünyayı bu sistemle yaşamaya iknâ etmek ister ki haklıdır; güzel şeyler paylaşıldıkça güzelleşir. Diyelim ki paylaştık “güzelliğimizi”, tüm dünya bu anlayışla yaşamaya başladı. Görelim neler olacak?<br />
Dünyada 3 tane ülke olduğunu varsayalım. Birisi bizim ideal sistemle yönetilen ülkemiz olsun. Diğer ikisi de yanlış bir sistemle yönetiliyor olsun. Ve dahi üreticileri de zayıflamış olsun. Biz ideal sistemle ihtiyacımızdan fazlasını üretiyoruz ve onlara satıyoruz. Başka bir deyişle ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş oluyoruz.(!)<br />
Şimdi diyelim ki bu diğer iki ülke de zaman içinde yanlışlarını gördü ve bizim sisteme geçtiler. Üreticilerini arttırdılar, öncelikle bizden almayı bırakıp kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Zaman içerisinde de, tavsiye edildiği gibi dışarıya satmak için ihtiyaçlarından fazlasını üretmeye başladılar. Peki, üç ülkenin de tavsiye edildiği gibi üreticilerini arttırdığı, ihtiyaçlarından fazlasını ürettiği bir dünyada, kim kime mal satacak da zenginliğini arttıracak?</p>
<p>Halkların ihtiyaçlarından fazlasını almasını bekleyemeyiz, zira onlar da dinleri gereği israfın günah olduğunu biliyorlar ve ihtiyaçları kadar harcıyorlar. Ne oldu şimdi bizim ekonomik kalkınma?</strong> </p>
<p>Mithat bey, üretim sihirli bir değnekle anlık şoklayabileceğiniz ve ayar çekebileceğiniz bir süreç değildir.Bir üretimin yapılabilmesi her şeyden önce onun çevrilebilmesine bağlıdır.Mesela siz ideal ülkenizle x malı üretip diğer iki devlete satarken bu devletler artık x malı üretmeye karar veriyorsa bir sürece tabidirler.Bizin ürettiğimiz bu malın sermaye yatırımlarını yapacaklar,buna uzman iş gücü tahsis edecekler know-how elde edecekler vs. Bunlar bir anda gerçekleşmeyeceği gibi hiç bir şey üretmeyen 2 devletinde bunu gerçekleştirmeye gücü olmayacaktır.Nihayetinde üretici olan diğerlerini isteyerek-istem dışı köleleştirir.</p>
<p>Yinede bu süreci başlatabilecek gerekli kritik kaynaklara sahip olduklarını var sayarak devam ediyorum.Kademeli olarak x malını üretmeye başlarsa bu devlet satıcı olan diğer devlette x malı üretimi kademeli olarak düşer ve x malının maliyeti sürekli ucuzlar.Bu durumda sermaye malı üretimi,yeni teknolojilerin keşfi vb. gibi alanlara giderek fazla aktarılan bir kaynakla karşılaşırız.Bu da tasarruf edilen iş gücü sayesinde gerçekleşir.Bütün dünyanın x malı ihityacını karşılamak için 60x üreteceğine bu devlet artık kendi için 20x üretir çünkü satamamaktadır.Bu durumda diğer 40x&#8217;i üreten işgücü başka bir şey üretir bu da bahsettiğim gibi tüm iht,yaçların karşılanıyor olması durumunda üretim teknolojileridir.Bunlara ayrılabilecek işgücü ise süratle bu bahsettiğiniz alternatif dünyanın ilerlemesine ve zenginleşmesine neden olur. </p>
<p>İhtiyaç ve üretim kavramlarına biraz daha iktisadi çerçeveden bakarsanız günümüz dünyasınında az çok böyle yürüdüğünü göreceksiniz.</p>
<p>Tükettiğinden çok üretmeyi salık veren klasik anglo-saxon protestan ahlakı bu ahlaka ve mezhebe mensup insanları bu gün dünyanın hakimi yapmıştır.Bu adamlar aman Allah&#8217;ım Çin artık bizim ürettiğimiz malları üretiyor diye dertleniyor mu?Ya da dünya Çin&#8217;in eskisine nispeten üretimini ekonomik kalkınmaya olumsuz bir etki olarakmı görüyor?Hayır iş süreçlerini farklılaştırarak yollarına devam ediyorlar.Pazarlama faaliyetlerine odaklanıyorlar.Yeni üreticilere ürettirip mallara ek hizmetler ekleyerek tüketiciye satıyorlar. </p>
<p>Ya ekonomiden hiç anlamıyorsunuz ya da art niyetlisiniz.Çünkü saçmalıyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36654</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 18:27:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36654</guid>
		<description>Mithat Bey,

Bediüzzaman hakkinda hiç bir sey bilmediginiz halde konusuyorsunuz. Hep böyle bilmedikleriniz hakkinda mi konusursunuz? Yoksa bilip de konustugunuz seyler var midir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mithat Bey,</p>
<p>Bediüzzaman hakkinda hiç bir sey bilmediginiz halde konusuyorsunuz. Hep böyle bilmedikleriniz hakkinda mi konusursunuz? Yoksa bilip de konustugunuz seyler var midir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mithat Faruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36653</link>
		<dc:creator>Mithat Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 18:12:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36653</guid>
		<description>Anında bir yanlışımı fark ediyorum not düştüğüm gibi:

&lt;blockquote&gt;Hamiyeti hizmetten ayırırsanız, yaptığınız iş pragmatikleşir.&lt;/blockquote&gt;

Yazmışım, doğrusu şöyle olacak:

&lt;blockquote&gt;Hamiyetle hizmeti (para kazanma ihtiyacından) ayırırsanız, yaptığınız iş pragmatikleşir.&lt;/blockquote&gt;

&lt;strong&gt;Sayın MY,&lt;/strong&gt;

Affedersiniz ama, sorunuzun sorduklarımla ve konumuzla bir alakasını göremedim?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anında bir yanlışımı fark ediyorum not düştüğüm gibi:</p>
<blockquote><p>Hamiyeti hizmetten ayırırsanız, yaptığınız iş pragmatikleşir.</p></blockquote>
<p>Yazmışım, doğrusu şöyle olacak:</p>
<blockquote><p>Hamiyetle hizmeti (para kazanma ihtiyacından) ayırırsanız, yaptığınız iş pragmatikleşir.</p></blockquote>
<p><strong>Sayın MY,</strong></p>
<p>Affedersiniz ama, sorunuzun sorduklarımla ve konumuzla bir alakasını göremedim?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MB tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36651</link>
		<dc:creator>MB</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 15:57:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36651</guid>
		<description>Mithat Bey 

1. Said Nursi’nin hayalleri dediğiniz şey, 100 yıl önce söylenmiş ve geçerliliği bugün dahi devam ediyor farkında mısınız? O dönemler itibarıyla rejimler, diktatoryaya evrilirken, demokratikleşmeden bahsetmek her yiğidin harcı olmasa gerek.

Üstelik “Memuriyete ve imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir.” Cümlesinde yanlış olan tarafı gösterebilir misiniz? Ve bu cümle neden hayal olsun? 

2. &lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Dahası; “Kuran’ın Eczahanesi” olarak nitelenen bir eserin, başka bir deyişle ilacı Kuran’dan sunduğu vurgusuyla yazılmış bir eserin, bu kadar kolay mat edilebiliyor olması bir Müslüman olarak beni üzer. Haksız mıyım sizce?(MF)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;Bediüzzaman’ın eserlerini okumadan, incelemeden ve hatta anlamadan “kolayca mat ettiğinizi yada mat edilebileceğini  mi düşünüyorsunuz?”&lt;/strong&gt; 

Bu endişeyle üzülmene gerek yok.(Yazdıklarınızdan dolayı samimi olduğunuzu düşünüyorum.)

Bir başka mevzuu Bediüzzaman’ın mükemmellik iddiası yoktur. Konuyla ilgili sadece görüşlerini açıklamıştır. &lt;strong&gt; 
Mutlak ve tek doğru yoktur. Farklı doğrular da olabilir.&lt;/strong&gt; Bunu lütfen aklınızdan çıkarmayın

Konuyu biraz daha açayım

&lt;strong&gt;Kuran'da ekonomi, siyaset ve toplum alanlarını tarif eden detaylı sistemler yok. Sadece bazı temel ilkeler var.&lt;/strong&gt; Örneğin siyasi alanda yöneticilerin adil olması, yönetilenlerin de onlara uyması emrediliyor. Yöneticinin nasıl başa geleceği, 'devlet'in olup olmayacağı, olursa nasıl işleyeceği anlatılmıyor. 
Yine Kuran’da,  Ekonomi politikaları ve kakınma politikalarının nasıl olacağına dair detaylar bulamazsınız. Faizin yasaklanması ve zekat gibi temel ilkeler vardır.
&lt;strong&gt;Her çağın ve toplumun yapısına göre değişebilecek olan bu gibi 'insani' meseleler, son derece hikmetli bir biçimde, ilahi mesajın içinde yer almıyor. &lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;Bediüzzaman, anladığınız tarzda 'İslami yönetim biçimi ya da islami sistemler' inşa etmeye kalkmıyor, sadece bir probleme, görüşleri doğrultusunda çözüm önerileri sunuyor. Bu çözüm önerilerinin de günümüzde dahi geçerliliğini koruyor olması, Bediüzzaman'ın ne kadar ufku geniş bir insan olduğunun kanıtı değil mi? &lt;/strong&gt;

“İslami yönetim biçimi” inşaa etmeye kalkanlar da aslında kaynağı ilahi değil de insani olan sistemler kurguluyorlar. Tüm hayatı baştan kurmaya kalktıkları için de, inşa ettikleri sistemler totaliter ve despot oluyor malesef.     

3.&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt; Benim meseleye katkım olmam noktasına gelince... ben ne Said Nursi gibi “Güzel sistem budur arkadaşlar!” diyorum, ne de “Smith/Marx (hangisi olursa olsun) güzel sistemin temellerini atmıştır, onu takip edelim!” diyorum.(MF)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Benim de böyle bir iddiam yok. Bediüzzaman’da böyle bir iddia da bulunmuyor… Zira bu meseleler her çağın ve toplumun yapısına göre değişebilecek meselelerdir. Yukarda detayları ile açıklandı.

&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Benim yaptığım kolaya kaçmaksa, soruma yanıt vermeden bana soru yöneltmek kolaycılıkta sınır tanımamaktır diye düşünüyorum.

Bilmem bana katılır mısınız?(MF)&lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Size katılamayacağım üzgünüm...Yeterince size vakit ayırdığımı düşünüyorum.

Sağlıcakla kal kardeşim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mithat Bey </p>
<p>1. Said Nursi’nin hayalleri dediğiniz şey, 100 yıl önce söylenmiş ve geçerliliği bugün dahi devam ediyor farkında mısınız? O dönemler itibarıyla rejimler, diktatoryaya evrilirken, demokratikleşmeden bahsetmek her yiğidin harcı olmasa gerek.</p>
<p>Üstelik “Memuriyete ve imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir.” Cümlesinde yanlış olan tarafı gösterebilir misiniz? Ve bu cümle neden hayal olsun? </p>
<p>2. <strong><br />
<blockquote>Dahası; “Kuran’ın Eczahanesi” olarak nitelenen bir eserin, başka bir deyişle ilacı Kuran’dan sunduğu vurgusuyla yazılmış bir eserin, bu kadar kolay mat edilebiliyor olması bir Müslüman olarak beni üzer. Haksız mıyım sizce?(MF)</p></blockquote>
<p></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman’ın eserlerini okumadan, incelemeden ve hatta anlamadan “kolayca mat ettiğinizi yada mat edilebileceğini  mi düşünüyorsunuz?”</strong> </p>
<p>Bu endişeyle üzülmene gerek yok.(Yazdıklarınızdan dolayı samimi olduğunuzu düşünüyorum.)</p>
<p>Bir başka mevzuu Bediüzzaman’ın mükemmellik iddiası yoktur. Konuyla ilgili sadece görüşlerini açıklamıştır. <strong><br />
Mutlak ve tek doğru yoktur. Farklı doğrular da olabilir.</strong> Bunu lütfen aklınızdan çıkarmayın</p>
<p>Konuyu biraz daha açayım</p>
<p><strong>Kuran&#8217;da ekonomi, siyaset ve toplum alanlarını tarif eden detaylı sistemler yok. Sadece bazı temel ilkeler var.</strong> Örneğin siyasi alanda yöneticilerin adil olması, yönetilenlerin de onlara uyması emrediliyor. Yöneticinin nasıl başa geleceği, &#8216;devlet&#8217;in olup olmayacağı, olursa nasıl işleyeceği anlatılmıyor.<br />
Yine Kuran’da,  Ekonomi politikaları ve kakınma politikalarının nasıl olacağına dair detaylar bulamazsınız. Faizin yasaklanması ve zekat gibi temel ilkeler vardır.<br />
<strong>Her çağın ve toplumun yapısına göre değişebilecek olan bu gibi &#8216;insani&#8217; meseleler, son derece hikmetli bir biçimde, ilahi mesajın içinde yer almıyor. </strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman, anladığınız tarzda &#8216;İslami yönetim biçimi ya da islami sistemler&#8217; inşa etmeye kalkmıyor, sadece bir probleme, görüşleri doğrultusunda çözüm önerileri sunuyor. Bu çözüm önerilerinin de günümüzde dahi geçerliliğini koruyor olması, Bediüzzaman&#8217;ın ne kadar ufku geniş bir insan olduğunun kanıtı değil mi? </strong></p>
<p>“İslami yönetim biçimi” inşaa etmeye kalkanlar da aslında kaynağı ilahi değil de insani olan sistemler kurguluyorlar. Tüm hayatı baştan kurmaya kalktıkları için de, inşa ettikleri sistemler totaliter ve despot oluyor malesef.     </p>
<p>3.<strong><br />
<blockquote> Benim meseleye katkım olmam noktasına gelince&#8230; ben ne Said Nursi gibi “Güzel sistem budur arkadaşlar!” diyorum, ne de “Smith/Marx (hangisi olursa olsun) güzel sistemin temellerini atmıştır, onu takip edelim!” diyorum.(MF)</p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Benim de böyle bir iddiam yok. Bediüzzaman’da böyle bir iddia da bulunmuyor… Zira bu meseleler her çağın ve toplumun yapısına göre değişebilecek meselelerdir. Yukarda detayları ile açıklandı.</p>
<p><strong><br />
<blockquote>Benim yaptığım kolaya kaçmaksa, soruma yanıt vermeden bana soru yöneltmek kolaycılıkta sınır tanımamaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Bilmem bana katılır mısınız?(MF)</p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Size katılamayacağım üzgünüm&#8230;Yeterince size vakit ayırdığımı düşünüyorum.</p>
<p>Sağlıcakla kal kardeşim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36645</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 13:42:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36645</guid>
		<description>"Bediüzzaman’ın da hiçbir kitabını okumadığımı, incelemediğimi belirteyim" (Mithat Faruk)

Mithat Bey,

kitaplarini okudugunuz, incelediginiz düsünürler, alimler kimlerdir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bediüzzaman’ın da hiçbir kitabını okumadığımı, incelemediğimi belirteyim&#8221; (Mithat Faruk)</p>
<p>Mithat Bey,</p>
<p>kitaplarini okudugunuz, incelediginiz düsünürler, alimler kimlerdir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mithat Faruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36644</link>
		<dc:creator>Mithat Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 12:29:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36644</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Sayın MB, &lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Tabii ki hayalî bir senaryo üzerinden eleştireceğim.&lt;/strong&gt; Zira üzerine konuştuğumuz şeyler de Said Nursi'nin hayalleridir. Yanılıyor muyum? Bakınız:

&lt;blockquote&gt;“Memuriyete ve imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir.”&lt;/blockquote&gt;

Olması gereken bu diyor  başka bir deyişle hayalî bir senaryo çiziyor.

&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt; Dünya üzerinde, bir ideal sistem ya da ideal sisteme çıkacak yol olarak sunulan bir anlayışın mükemmel olmayacağını bilmekle birlikte, bu kadar kolay hüsrana uğramamasını isterim. &lt;strong&gt;Dahası; "Kuran'ın Eczahanesi" olarak nitelenen bir eserin,&lt;/strong&gt; başka bir deyişle ilacı Kuran'dan sunduğu vurgusuyla yazılmış bir eserin, &lt;strong&gt;bu kadar kolay mat edilebiliyor olması bir Müslüman olarak beni üzer.&lt;/strong&gt; Haksız mıyım sizce?

&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Benim meseleye katkım olmam noktasına gelince..&lt;/strong&gt;. ben ne Said Nursi gibi "Güzel sistem budur arkadaşlar!" diyorum, ne de "Smith/Marx (hangisi olursa olsun) güzel sistemin temellerini atmıştır, onu takip edelim!" diyorum. Zaten kendimi böyle bir tavsiye yapabilecek yetkinlikte görsem, bir dakika durmam! Bu vaziyette, benim meseleye yegane katkım eksiğini gediğini göstermek, düzeltilmesini beklemektir diye düşünüyorum. &lt;strong&gt;Aksini yapmaya çalışmak haddimi bilmemek olmaz mı sizce de?&lt;/strong&gt;

&lt;em&gt;NOT: Bediüzzaman'ın da hiçbir kitabını okumadığımı, incelemediğimi belirteyim. Ama madem burada bilgiyi aktaran ve aktarılan bilginin doğruluğunu iddia eden birilerini bulmuşum. Kafama takılan yeri sorayım, öğreneyim istedim. &lt;strong&gt;Benim yaptığım kolaya kaçmaksa, soruma yanıt vermeden bana soru yöneltmek kolaycılıkta sınır tanımamaktır diye düşünüyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

Bilmem bana katılır mısınız?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sayın MB, </strong></p>
<p><strong>1)</strong> <strong>Tabii ki hayalî bir senaryo üzerinden eleştireceğim.</strong> Zira üzerine konuştuğumuz şeyler de Said Nursi&#8217;nin hayalleridir. Yanılıyor muyum? Bakınız:</p>
<blockquote><p>“Memuriyete ve imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir.”</p></blockquote>
<p>Olması gereken bu diyor  başka bir deyişle hayalî bir senaryo çiziyor.</p>
<p><strong>2)</strong> Dünya üzerinde, bir ideal sistem ya da ideal sisteme çıkacak yol olarak sunulan bir anlayışın mükemmel olmayacağını bilmekle birlikte, bu kadar kolay hüsrana uğramamasını isterim. <strong>Dahası; &#8220;Kuran&#8217;ın Eczahanesi&#8221; olarak nitelenen bir eserin,</strong> başka bir deyişle ilacı Kuran&#8217;dan sunduğu vurgusuyla yazılmış bir eserin, <strong>bu kadar kolay mat edilebiliyor olması bir Müslüman olarak beni üzer.</strong> Haksız mıyım sizce?</p>
<p><strong>3)</strong> <strong>Benim meseleye katkım olmam noktasına gelince..</strong>. ben ne Said Nursi gibi &#8220;Güzel sistem budur arkadaşlar!&#8221; diyorum, ne de &#8220;Smith/Marx (hangisi olursa olsun) güzel sistemin temellerini atmıştır, onu takip edelim!&#8221; diyorum. Zaten kendimi böyle bir tavsiye yapabilecek yetkinlikte görsem, bir dakika durmam! Bu vaziyette, benim meseleye yegane katkım eksiğini gediğini göstermek, düzeltilmesini beklemektir diye düşünüyorum. <strong>Aksini yapmaya çalışmak haddimi bilmemek olmaz mı sizce de?</strong></p>
<p><em>NOT: Bediüzzaman&#8217;ın da hiçbir kitabını okumadığımı, incelemediğimi belirteyim. Ama madem burada bilgiyi aktaran ve aktarılan bilginin doğruluğunu iddia eden birilerini bulmuşum. Kafama takılan yeri sorayım, öğreneyim istedim. <strong>Benim yaptığım kolaya kaçmaksa, soruma yanıt vermeden bana soru yöneltmek kolaycılıkta sınır tanımamaktır diye düşünüyorum.</strong></em></p>
<p>Bilmem bana katılır mısınız?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MB tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36623</link>
		<dc:creator>MB</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 17:37:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36623</guid>
		<description>Canınınızı niye sıkıyorsunuz Mithat Bey,
o zaman "üretmeyiz" olur biter. 

Hayali bir senaryo üzerinden, eleştiriye yönelik argümanınıza karşı, ben de böyle bir arguman sunuyorum size :)

Kolaya kaçmayın lüften. Varsa çözüm önerileriniz, sizi de dinleyelim. Hatta farklı çözüm başlıkları da sunabilirsiniz...
Böylece meseleye sizin de katkınız olmuş olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Canınınızı niye sıkıyorsunuz Mithat Bey,<br />
o zaman &#8220;üretmeyiz&#8221; olur biter. </p>
<p>Hayali bir senaryo üzerinden, eleştiriye yönelik argümanınıza karşı, ben de böyle bir arguman sunuyorum size <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Kolaya kaçmayın lüften. Varsa çözüm önerileriniz, sizi de dinleyelim. Hatta farklı çözüm başlıkları da sunabilirsiniz&#8230;<br />
Böylece meseleye sizin de katkınız olmuş olur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mithat Faruk tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-36613</link>
		<dc:creator>Mithat Faruk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 08:50:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-36613</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Bir ülkenin kalkınması müstahsillerin (üreticilerin) çoğalması ve müstehliklerin (tüketicilerin) az olmasına bağlıdır.&lt;/strong&gt; Bir ülkede üreticiler azalır, tüketiciler çoğalırsa o ülke fakir düşer. Memurlar ve idareciler tüketici sınıfını teşkil ederler. Toplum hayatının devamı ve ihtiyaçlarının giderilmesi ancak sanat, ticaret ve ziraat alanındaki üretime bağlıdır. &lt;strong&gt;Şayet ihtiyaçtan fazla üretim olursa o zaman ülke halkı fazlasını dış ülkelere ihraç ederek ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş olurlar.&lt;/strong&gt;&lt;/blockquote&gt;

Dinden, siyasetten, ideolojilerden bağımsız bakacağım olaya. Diyelim ki, dünya için en ideal sistem gerçekten bu olsun. Peki ya nihaî çelişkisini nasıl aşacağız?

İdeal sistemi bulduğuna inanan insan bunu tüm dünyayla paylaşmak, tüm dünyayı bu sistemle yaşamaya iknâ etmek ister ki haklıdır; güzel şeyler paylaşıldıkça güzelleşir. Diyelim ki paylaştık "güzelliğimizi", tüm dünya bu anlayışla yaşamaya başladı. Görelim neler olacak? 
Dünyada 3 tane ülke olduğunu varsayalım. Birisi bizim ideal sistemle yönetilen ülkemiz olsun. Diğer ikisi de yanlış bir sistemle yönetiliyor olsun. Ve dahi üreticileri de zayıflamış olsun. Biz ideal sistemle ihtiyacımızdan fazlasını üretiyoruz ve onlara satıyoruz. Başka bir deyişle &lt;strong&gt;ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş oluyoruz.(!)&lt;/strong&gt;
Şimdi diyelim ki bu diğer iki ülke de zaman içinde yanlışlarını gördü ve bizim sisteme geçtiler. Üreticilerini arttırdılar, öncelikle bizden almayı bırakıp kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Zaman içerisinde de, tavsiye edildiği gibi dışarıya satmak için ihtiyaçlarından fazlasını üretmeye başladılar.  Peki, üç ülkenin de tavsiye edildiği gibi üreticilerini arttırdığı, ihtiyaçlarından fazlasını ürettiği bir dünyada, kim kime mal satacak da zenginliğini arttıracak?

Halkların ihtiyaçlarından fazlasını almasını bekleyemeyiz, zira onlar da dinleri gereği israfın günah olduğunu biliyorlar ve ihtiyaçları kadar harcıyorlar. Ne oldu şimdi bizim ekonomik kalkınma?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><strong>Bir ülkenin kalkınması müstahsillerin (üreticilerin) çoğalması ve müstehliklerin (tüketicilerin) az olmasına bağlıdır.</strong> Bir ülkede üreticiler azalır, tüketiciler çoğalırsa o ülke fakir düşer. Memurlar ve idareciler tüketici sınıfını teşkil ederler. Toplum hayatının devamı ve ihtiyaçlarının giderilmesi ancak sanat, ticaret ve ziraat alanındaki üretime bağlıdır. <strong>Şayet ihtiyaçtan fazla üretim olursa o zaman ülke halkı fazlasını dış ülkelere ihraç ederek ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş olurlar.</strong></p></blockquote>
<p>Dinden, siyasetten, ideolojilerden bağımsız bakacağım olaya. Diyelim ki, dünya için en ideal sistem gerçekten bu olsun. Peki ya nihaî çelişkisini nasıl aşacağız?</p>
<p>İdeal sistemi bulduğuna inanan insan bunu tüm dünyayla paylaşmak, tüm dünyayı bu sistemle yaşamaya iknâ etmek ister ki haklıdır; güzel şeyler paylaşıldıkça güzelleşir. Diyelim ki paylaştık &#8220;güzelliğimizi&#8221;, tüm dünya bu anlayışla yaşamaya başladı. Görelim neler olacak?<br />
Dünyada 3 tane ülke olduğunu varsayalım. Birisi bizim ideal sistemle yönetilen ülkemiz olsun. Diğer ikisi de yanlış bir sistemle yönetiliyor olsun. Ve dahi üreticileri de zayıflamış olsun. Biz ideal sistemle ihtiyacımızdan fazlasını üretiyoruz ve onlara satıyoruz. Başka bir deyişle <strong>ülke kalkınmasına ve zenginliğine hizmet etmiş oluyoruz.(!)</strong><br />
Şimdi diyelim ki bu diğer iki ülke de zaman içinde yanlışlarını gördü ve bizim sisteme geçtiler. Üreticilerini arttırdılar, öncelikle bizden almayı bırakıp kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Zaman içerisinde de, tavsiye edildiği gibi dışarıya satmak için ihtiyaçlarından fazlasını üretmeye başladılar.  Peki, üç ülkenin de tavsiye edildiği gibi üreticilerini arttırdığı, ihtiyaçlarından fazlasını ürettiği bir dünyada, kim kime mal satacak da zenginliğini arttıracak?</p>
<p>Halkların ihtiyaçlarından fazlasını almasını bekleyemeyiz, zira onlar da dinleri gereği israfın günah olduğunu biliyorlar ve ihtiyaçları kadar harcıyorlar. Ne oldu şimdi bizim ekonomik kalkınma?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Glen Atatrk - Zekirdek Forum tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-34210</link>
		<dc:creator>Glen Atatrk - Zekirdek Forum</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:50:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-34210</guid>
		<description>[...] Glen Atatrk     Bediuzzaman&#8217;la Ortadoğu Problemlerine Bakış : Derin Düşünce  siteye bak ay [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Glen Atatrk     Bediuzzaman&#8217;la Ortadoğu Problemlerine Bakış : Derin Düşünce  siteye bak ay [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kkemall54 tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-33384</link>
		<dc:creator>kkemall54</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 16:13:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-33384</guid>
		<description>teşekkür edyoruzz bilgileriniz içinn...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>teşekkür edyoruzz bilgileriniz içinn&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mücahit aydemir tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/02/01/bediuzzamanla-ortadogu-problemlerine-bakis/#comment-32853</link>
		<dc:creator>mücahit aydemir</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 16:08:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3270#comment-32853</guid>
		<description>Evet gerçekten açıklayıcı ve güzel bir çalışma olmuş.Ortadoğu ve Doğu da barışın sağlanması için Bediüzzaman Said Nursi'nin görüşleri geçekten bir taslak olarak gösterilebilir.Fakat bütün bunları yıllardır 'bazı' insanlar söyledikçe 'cemaatçi' şeriatçi' gibi kelimelerle etiketlendirildiler.Fakat görüyorum ki artık Said Nursi nin görüşleri yavaş yavaş değerini alıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evet gerçekten açıklayıcı ve güzel bir çalışma olmuş.Ortadoğu ve Doğu da barışın sağlanması için Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin görüşleri geçekten bir taslak olarak gösterilebilir.Fakat bütün bunları yıllardır &#8216;bazı&#8217; insanlar söyledikçe &#8216;cemaatçi&#8217; şeriatçi&#8217; gibi kelimelerle etiketlendirildiler.Fakat görüyorum ki artık Said Nursi nin görüşleri yavaş yavaş değerini alıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

