<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm I yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 11:11:40 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Varlık ve Hiç - Jean-Paul Sartre (Bölüm 4: Mahalle Baskısı) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-96041</link>
		<dc:creator>Varlık ve Hiç - Jean-Paul Sartre (Bölüm 4: Mahalle Baskısı) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 21:59:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-96041</guid>
		<description>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Diriliş Neslinin Amentüsü (Sezai Karakoç) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-61222</link>
		<dc:creator>Diriliş Neslinin Amentüsü (Sezai Karakoç) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2010 21:18:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-61222</guid>
		<description>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MOSSAD için çalışmak ister misiniz? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-34714</link>
		<dc:creator>MOSSAD için çalışmak ister misiniz? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 23:27:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-34714</guid>
		<description>[...] Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm I [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm I [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberaller neden başarısız? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-25668</link>
		<dc:creator>Liberaller neden başarısız? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 18:09:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-25668</guid>
		<description>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] karşı yapılan saldırganlık da suç olmaktan çıkarılıyordu böylece. Bugün Gazze&#8217;lilerin katli için &#8220;fetva&#8221; veren hahamlar da Gazze&#8217;li insanları aynı şekilde &#8220;parça&#8221; statüsüne indiriyorlar. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-25293</link>
		<dc:creator>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2009 09:03:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-25293</guid>
		<description>[...] Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm I [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Müslümanın afyonu: Yahudi nefreti - Bölüm I [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>melekut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24531</link>
		<dc:creator>melekut</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 14:23:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24531</guid>
		<description>Başlangıç itibari ile benzetmelerinizden rahatsızlığımı ifade etmeliyim Sn.Mehmet Yılmaz.

Bir oluşum ki erozyana uğramamış veya tahrif edilmemiş, netlik ve anlaşılmak adına teşekküre muhtaçtır. Bu netlik diğer insanların fikir sahibi olmalarına, olumlu-olumsuz eleştirilerine veya katkılarına olanak sağlar, belkide yaşadığımız dünyada insan neslinin tekamülüne imkan vermiş olur.

Aynı oluşumun zaman içerisinde üzerine artniyetlilerce çıkarlar doğrultusunda farklılık inşa edilmesi veya çalışılması,o oluşumun netliğini irdeleyenlerin gözünde bir perde olmamalıdır. Bu farklılık çalışması gerek içerden gerekse dışardan olabilir ki sonuç itibari ile aynı kapıya çıkar.Siyonizmin SÖZDE karşıtlığı diye nitelendirdiğiniz Hamas veya Hizbullah'ın sizce bu şekilde algılanmasının nedenlerini iyi analiz etmek gerekir.
  Bir müslümanın varoluş süreci olan hayat kavramının anlamı,inancının temel esası olan kur'an a dayanıyorsa eğer (zira müslümanım deyipte inancında beşeri kelamları esas alanlarda var) düşünsel yapısının kaynağıda bellidir.

''Hayat,İman ve cihattır''

Burada yoruma açık olan zaman ve mekan içerisinde bu ilahi hükmün uygulanışındaki esneklikler veya uygulamalardır. Anlatmak istediğiniz anafikirdeki haklılıklar arasında şunuda görmenizide dilerdim;

''Küfür tek millettir''

İnsani değerlerin fikri arsasına baktığınızda göreceğiniz şey dinden başka birşey değildir. Bizler kişilerin şahıslarına değil Tevhid inancının dışındaki ameli fiillerine buğz ederiz. O insanı künhüyle silmek, nefret etmek zaten dinimizce yasaklanmıştır.
  Hiçbir haklı gerekçesi olmadan, sadece inancı gereği bir ülkenin bütünlüğünü bozarak işgal eden, bir milleti katliamlardan geçiren siyonist terörizm hala devam ederken (1947'den beri), oradaki müslüman halkın barış diye bir şeyi düşünmesi söz konusu olabilirmi?
  Birisi gelmiş sizin dairenizi gasbetmiş ve sizinle aynı yerde yaşıyor.. Siz bu aynı dairede yaşadığınız insanla aradan zaman geçtiği için yıllar sonra dost olabilirmisiniz? Ya da o evinizden çıkmadan mücadelenizi durdurup bu haksızlığı sineye çekermisiniz? Çoluk çocuğunuza bu insanın yaptığı haksızlığı nefretle aşılamazmısınız? Onu bu şahsın tehlikelerinden korkutmazmısınız? Ona düşman yetiştirmezmisiniz?
Buradaki yorum yazan katılımcı arkadaşlardan ve sizden özür dileyerek belirtmek istiyorum, gayem ukalalık yapmak değildir. Olayın temelinin belirtilmesi için basit bir örneklendirmedir bu.
Bu korkutmanın kullanılması, var olduğu gerçeğini değiştirmez.. Kaldı ki bunu unutmaya kalkan insanların direncini arttırması için, geçmişin unutulmaması için kullanılmasıda gereklidir. 

''Ölüme âşık olacak kadar cinnet geçiren, yaşamayı sev(e)meyen halklar hayatı koruyamazlar''

Bunu başarabilen mükemmel bir tarihimiz var.

Zira:

''Dünya mü'minin zindanı, kafirin cennetidir.''

saygılarımla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Başlangıç itibari ile benzetmelerinizden rahatsızlığımı ifade etmeliyim Sn.Mehmet Yılmaz.</p>
<p>Bir oluşum ki erozyana uğramamış veya tahrif edilmemiş, netlik ve anlaşılmak adına teşekküre muhtaçtır. Bu netlik diğer insanların fikir sahibi olmalarına, olumlu-olumsuz eleştirilerine veya katkılarına olanak sağlar, belkide yaşadığımız dünyada insan neslinin tekamülüne imkan vermiş olur.</p>
<p>Aynı oluşumun zaman içerisinde üzerine artniyetlilerce çıkarlar doğrultusunda farklılık inşa edilmesi veya çalışılması,o oluşumun netliğini irdeleyenlerin gözünde bir perde olmamalıdır. Bu farklılık çalışması gerek içerden gerekse dışardan olabilir ki sonuç itibari ile aynı kapıya çıkar.Siyonizmin SÖZDE karşıtlığı diye nitelendirdiğiniz Hamas veya Hizbullah&#8217;ın sizce bu şekilde algılanmasının nedenlerini iyi analiz etmek gerekir.<br />
  Bir müslümanın varoluş süreci olan hayat kavramının anlamı,inancının temel esası olan kur&#8217;an a dayanıyorsa eğer (zira müslümanım deyipte inancında beşeri kelamları esas alanlarda var) düşünsel yapısının kaynağıda bellidir.</p>
<p>&#8221;Hayat,İman ve cihattır&#8221;</p>
<p>Burada yoruma açık olan zaman ve mekan içerisinde bu ilahi hükmün uygulanışındaki esneklikler veya uygulamalardır. Anlatmak istediğiniz anafikirdeki haklılıklar arasında şunuda görmenizide dilerdim;</p>
<p>&#8221;Küfür tek millettir&#8221;</p>
<p>İnsani değerlerin fikri arsasına baktığınızda göreceğiniz şey dinden başka birşey değildir. Bizler kişilerin şahıslarına değil Tevhid inancının dışındaki ameli fiillerine buğz ederiz. O insanı künhüyle silmek, nefret etmek zaten dinimizce yasaklanmıştır.<br />
  Hiçbir haklı gerekçesi olmadan, sadece inancı gereği bir ülkenin bütünlüğünü bozarak işgal eden, bir milleti katliamlardan geçiren siyonist terörizm hala devam ederken (1947&#8242;den beri), oradaki müslüman halkın barış diye bir şeyi düşünmesi söz konusu olabilirmi?<br />
  Birisi gelmiş sizin dairenizi gasbetmiş ve sizinle aynı yerde yaşıyor.. Siz bu aynı dairede yaşadığınız insanla aradan zaman geçtiği için yıllar sonra dost olabilirmisiniz? Ya da o evinizden çıkmadan mücadelenizi durdurup bu haksızlığı sineye çekermisiniz? Çoluk çocuğunuza bu insanın yaptığı haksızlığı nefretle aşılamazmısınız? Onu bu şahsın tehlikelerinden korkutmazmısınız? Ona düşman yetiştirmezmisiniz?<br />
Buradaki yorum yazan katılımcı arkadaşlardan ve sizden özür dileyerek belirtmek istiyorum, gayem ukalalık yapmak değildir. Olayın temelinin belirtilmesi için basit bir örneklendirmedir bu.<br />
Bu korkutmanın kullanılması, var olduğu gerçeğini değiştirmez.. Kaldı ki bunu unutmaya kalkan insanların direncini arttırması için, geçmişin unutulmaması için kullanılmasıda gereklidir. </p>
<p>&#8221;Ölüme âşık olacak kadar cinnet geçiren, yaşamayı sev(e)meyen halklar hayatı koruyamazlar&#8221;</p>
<p>Bunu başarabilen mükemmel bir tarihimiz var.</p>
<p>Zira:</p>
<p>&#8221;Dünya mü&#8217;minin zindanı, kafirin cennetidir.&#8221;</p>
<p>saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24368</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 11:09:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24368</guid>
		<description>ç-z hanım,
&lt;strong&gt;Amacım öğüt vermek değildi ki sadece hissettiğinizi düşündüğüm sıkıntınızı paylaşmak martılarla da konuyu biraz havalandırmak istedim. :-)&lt;/strong&gt;

Biliyorum.Desteğeniz,ruhumu ele geçirmeye çalışan gurur gibi bencil duygulardan uzaklaşmamı sağladı.Anlayacağınız martılar işe yaradı:)

 &lt;strong&gt;Sanırım ben ne gümüşleri olan söz sahiplerinden ne de altın sahibi sukut edebilenlerden olabileceğim.Zira anlayacağınız üzere ben, gümüşü altına çevirmeyi becerebilen simyacılardan biri olmak isteyen geveze hayalcilerden biriyim.&lt;/strong&gt;

Est.Bence kendinize haksızlık etmeyin.Yorumlarınızdan ne kadar mütevazı olduğunuzun farkındayım.Ancak yaptığınız şey bana göre hayalcilik değil,gıpta edilmesi gereken bir erdemlilik,bir bilgelik.

Siz,benim için örnek alınacak ender bir kişiliksiniz.Bana gösteridiğiniz doğru yol ve insanî desteğiniz için müteşekkirim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ç-z hanım,<br />
<strong>Amacım öğüt vermek değildi ki sadece hissettiğinizi düşündüğüm sıkıntınızı paylaşmak martılarla da konuyu biraz havalandırmak istedim. <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
<p>Biliyorum.Desteğeniz,ruhumu ele geçirmeye çalışan gurur gibi bencil duygulardan uzaklaşmamı sağladı.Anlayacağınız martılar işe yaradı:)</p>
<p> <strong>Sanırım ben ne gümüşleri olan söz sahiplerinden ne de altın sahibi sukut edebilenlerden olabileceğim.Zira anlayacağınız üzere ben, gümüşü altına çevirmeyi becerebilen simyacılardan biri olmak isteyen geveze hayalcilerden biriyim.</strong></p>
<p>Est.Bence kendinize haksızlık etmeyin.Yorumlarınızdan ne kadar mütevazı olduğunuzun farkındayım.Ancak yaptığınız şey bana göre hayalcilik değil,gıpta edilmesi gereken bir erdemlilik,bir bilgelik.</p>
<p>Siz,benim için örnek alınacak ender bir kişiliksiniz.Bana gösteridiğiniz doğru yol ve insanî desteğiniz için müteşekkirim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ç-z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24364</link>
		<dc:creator>ç-z</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 01:46:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24364</guid>
		<description>Aziz bey,

&lt;strong&gt;Sükût kararıma gelince;bunu bir alınganlıktan öte sonuçları önceden kestirilen sezgisel bir eylem olarak görmenizi istiyorum.&lt;/strong&gt;

Bu  kadar süredir okuduğum yorumlarınızdan edindiğim izlenimle alınganlık ettiğinizi hiç düşünmemiştim.

&lt;strong&gt;Düşünün,siz bir şekilde karşınızdakiyle ortak bir paydada buluşmanın yolunu ararken,bununla hem karşı tarafı üzüyor hem de haketmediğiniz isnatlara maruz kalıyorsunuz.&lt;/strong&gt;

Maalesef işaret tabelası olmayan “yol ararken“ oluyor bazen böyle şeyler :-)ama bu o yolun bulunamayacağı anlamına gelmiyor tabi ki.

&lt;strong&gt;Peki sizce de böyle bir iletişim yönteminde ısrar etmek yerine susmak yeğ değilmidir?&lt;/strong&gt;

Annem zaman zaman bu tip durumlara çok uyan bir laf eder “denizler dalgalanmadan durulmaz”Aramak dalgalanmak ise,bulmak durulmak olmalı.Hayal etmek zor;herkesin orta yol aramaktan vazgeçerek sustuğu bir dünya..! :-( 

&lt;strong&gt;Kırılan bir kalbi onarmak gerçekten zor zanaat.Kimbilir zaman belki de en iyi çaredir.&lt;/strong&gt;

Bilmiyorum keşke bilebilseydim.

&lt;strong&gt;Son olarak şunu bilmenizi isterim ki,en kırılgan,en hassas ve en kararsız anımda değerli öğütleriniz benim için birer rehber olacak ve dostane tavsiyelerinizi hep hatırlayacağım.&lt;/strong&gt;

Est.Amacım öğüt vermek değildi ki sadece hissettiğinizi düşündüğüm sıkıntınızı paylaşmak martılarla da konuyu biraz havalandırmak istedim. :-)  Sanırım ben ne gümüşleri olan söz sahiplerinden ne de altın sahibi sukut edebilenlerden olabileceğim.Zira anlayacağınız üzere ben, gümüşü altına çevirmeyi becerebilen simyacılardan biri olmak isteyen geveze hayalcilerden biriyim. 

Umarım kısa bir süre sonra yine o değerli yorumlarınızı okuma imkanı bulurum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz bey,</p>
<p><strong>Sükût kararıma gelince;bunu bir alınganlıktan öte sonuçları önceden kestirilen sezgisel bir eylem olarak görmenizi istiyorum.</strong></p>
<p>Bu  kadar süredir okuduğum yorumlarınızdan edindiğim izlenimle alınganlık ettiğinizi hiç düşünmemiştim.</p>
<p><strong>Düşünün,siz bir şekilde karşınızdakiyle ortak bir paydada buluşmanın yolunu ararken,bununla hem karşı tarafı üzüyor hem de haketmediğiniz isnatlara maruz kalıyorsunuz.</strong></p>
<p>Maalesef işaret tabelası olmayan “yol ararken“ oluyor bazen böyle şeyler :-)ama bu o yolun bulunamayacağı anlamına gelmiyor tabi ki.</p>
<p><strong>Peki sizce de böyle bir iletişim yönteminde ısrar etmek yerine susmak yeğ değilmidir?</strong></p>
<p>Annem zaman zaman bu tip durumlara çok uyan bir laf eder “denizler dalgalanmadan durulmaz”Aramak dalgalanmak ise,bulmak durulmak olmalı.Hayal etmek zor;herkesin orta yol aramaktan vazgeçerek sustuğu bir dünya..! <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':-(' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Kırılan bir kalbi onarmak gerçekten zor zanaat.Kimbilir zaman belki de en iyi çaredir.</strong></p>
<p>Bilmiyorum keşke bilebilseydim.</p>
<p><strong>Son olarak şunu bilmenizi isterim ki,en kırılgan,en hassas ve en kararsız anımda değerli öğütleriniz benim için birer rehber olacak ve dostane tavsiyelerinizi hep hatırlayacağım.</strong></p>
<p>Est.Amacım öğüt vermek değildi ki sadece hissettiğinizi düşündüğüm sıkıntınızı paylaşmak martılarla da konuyu biraz havalandırmak istedim. <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' />  Sanırım ben ne gümüşleri olan söz sahiplerinden ne de altın sahibi sukut edebilenlerden olabileceğim.Zira anlayacağınız üzere ben, gümüşü altına çevirmeyi becerebilen simyacılardan biri olmak isteyen geveze hayalcilerden biriyim. </p>
<p>Umarım kısa bir süre sonra yine o değerli yorumlarınızı okuma imkanı bulurum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nun tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24359</link>
		<dc:creator>Nun</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 17:01:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24359</guid>
		<description>Ç-z hanım,

Son yorumunuzu görmemiştim. 

Bir noktaya dikkat çekmem  gerek. İsrail'in Oslo'yu sabota etmesi Filstinlileri kışkırtarak olmadı. Bizzat kendisi sebepsiz (ya da sudan sebeplerle) ihlal etti--yürürlüğe koymadı. Yani orada değindiğim "arap kamuoyunu etkileme" propagandaları, bir saldırıya yolaçarak ateşkesi Filisintin tarafının ihlal etmesi sonucunu vermiş değil. Bu propaganda tamamen arap kamuoyunu ikiye bölme ve Arafat'ı gözden düşürme çabası olarak şekillendi ve başarılı da olundu. Oslo'daki durum  böyle. 

Son saldırılarda da 2 yıl önceki Lübnan saldırılarında da ateşkes/tahadiye ihlali hep müslümanlar tarafından yapılmış gibi bir kanı oluşturuldu. (israil propaganda makinelerinin en büyük hüneri de bu zaten.) Oysa 2 yıl önce Hizbullah 2 askeri durduk yere değil, piknik yaparken öldürülen 7 sivil ve yargılanmadan cezaevlerinde tutulan 10.000 e yakın tutsak için kaçırmıştı. Doğru yanlış demiyorum sadece Hizbullah şunu yaptı israil de mecburen saldırmak zorunda kaldı şeklindeki abuk sabuk değerlendirmelerin saçmalığını belirtmek için söylüyorum. Bu tutumu -Akyol'un güzel örneklediği gibi- bir kabadayıya sataşmak şeklinde değerlendirmek başka İsrail'e  meşru mudafaa yapıyor diye haklılık kesbetmek çok başka. Bunu yapan çok var.) 

Aynı şekilde son Gazze saldırılarında da Hamas ateşkesi ihlal eden taraf olarak lanse edilmişti. Mustafa bey bile bu hataya düşmüş ama sonra hatasını tahsis etmişti:

http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2009/01/hamasa_kulak_verelim.php

Son tahlilde değerlendirmeniz doğru, öyle ya da böyle İsrail zalim, asıl ihlalleri tecavüzleri kendisi yapar, ateşkesi kendisi ihlal ederken, "meşru müdafa yapmak zorunda kalıyorum" şeklinde bir propagandayla dünyayı boyayabiliyor. Ve başarılı da oluyor. İntifada bu yüzden -kısa vadede- çözüm değil. Ve yine bu yüzden barışı adalete tercih etmek ve kanı durdurmak gerekiyor. 

Uzun vadede ise İsrail -eğer böyle devam ederse- kendi sonunu kendisi getirecek. Çünkü tarihle savaşanlar hep kaybetmişlerdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ç-z hanım,</p>
<p>Son yorumunuzu görmemiştim. </p>
<p>Bir noktaya dikkat çekmem  gerek. İsrail&#8217;in Oslo&#8217;yu sabota etmesi Filstinlileri kışkırtarak olmadı. Bizzat kendisi sebepsiz (ya da sudan sebeplerle) ihlal etti&#8211;yürürlüğe koymadı. Yani orada değindiğim &#8220;arap kamuoyunu etkileme&#8221; propagandaları, bir saldırıya yolaçarak ateşkesi Filisintin tarafının ihlal etmesi sonucunu vermiş değil. Bu propaganda tamamen arap kamuoyunu ikiye bölme ve Arafat&#8217;ı gözden düşürme çabası olarak şekillendi ve başarılı da olundu. Oslo&#8217;daki durum  böyle. </p>
<p>Son saldırılarda da 2 yıl önceki Lübnan saldırılarında da ateşkes/tahadiye ihlali hep müslümanlar tarafından yapılmış gibi bir kanı oluşturuldu. (israil propaganda makinelerinin en büyük hüneri de bu zaten.) Oysa 2 yıl önce Hizbullah 2 askeri durduk yere değil, piknik yaparken öldürülen 7 sivil ve yargılanmadan cezaevlerinde tutulan 10.000 e yakın tutsak için kaçırmıştı. Doğru yanlış demiyorum sadece Hizbullah şunu yaptı israil de mecburen saldırmak zorunda kaldı şeklindeki abuk sabuk değerlendirmelerin saçmalığını belirtmek için söylüyorum. Bu tutumu -Akyol&#8217;un güzel örneklediği gibi- bir kabadayıya sataşmak şeklinde değerlendirmek başka İsrail&#8217;e  meşru mudafaa yapıyor diye haklılık kesbetmek çok başka. Bunu yapan çok var.) </p>
<p>Aynı şekilde son Gazze saldırılarında da Hamas ateşkesi ihlal eden taraf olarak lanse edilmişti. Mustafa bey bile bu hataya düşmüş ama sonra hatasını tahsis etmişti:</p>
<p><a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2009/01/hamasa_kulak_verelim.php" rel="nofollow">http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2009/01/hamasa_kulak_verelim.php</a></p>
<p>Son tahlilde değerlendirmeniz doğru, öyle ya da böyle İsrail zalim, asıl ihlalleri tecavüzleri kendisi yapar, ateşkesi kendisi ihlal ederken, &#8220;meşru müdafa yapmak zorunda kalıyorum&#8221; şeklinde bir propagandayla dünyayı boyayabiliyor. Ve başarılı da oluyor. İntifada bu yüzden -kısa vadede- çözüm değil. Ve yine bu yüzden barışı adalete tercih etmek ve kanı durdurmak gerekiyor. </p>
<p>Uzun vadede ise İsrail -eğer böyle devam ederse- kendi sonunu kendisi getirecek. Çünkü tarihle savaşanlar hep kaybetmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nun tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24357</link>
		<dc:creator>Nun</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 16:20:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24357</guid>
		<description>Ç-z hanım,

&lt;blockquote&gt;Evet İsrail kendisine kaygı veren pekçok sebepten dolayı barış istemeyen bir tavır sergiliyor fakat &lt;/blockquote&gt;

Bu fakat nedir sizce? Sebep-sonuç ilişkisi var mı? İşte burada tıkanıyoruz sanırım. Devamında yazılanlar da doğru, çözüme faydası da yok. Ancak bu sonucu, "başa gelen felaketin" müsebbibi olarak görme gafleti de nedir? (siz yapıyorsunuz demiyorum baştan beri yaptığım temel itirazı söylüyorum.) 

Bu gayret ütopik de değil, duygusal da.Aksine son derece akılcı. Hemfikiriz. ben de aynı gayreti savunuyorum. Sadece "ne yapacağız/yapmalıyız"ı tartışırken "bu durumdayız, çünkü israil nefretimiz var" şablonuna itiraz ediyorum. Çok detay görünebilir ama bu tüm sorunu nasıl algıladığınızla alakalı.

Mustafa beyin yazını ilk okuduğumda kendisine de söyledim, oldukça iyimser bir beklentisi var. Söyledikleri demografik açıdan çok doğru ama İsrail bunun farkında değilmiş gibi davranmaya devam ediyor. -- ya da farkıda değil.

Yok, farkında diyorsanız yukarıdaki soruma cevap alabilirim belki sizden: "Allah askina bana İsrail’den “Sayet Filistinden roket benzeri mancinik taslari(!) gelmesin ben baris yapacak ve isgal ettigim topraklardan cekilecek, yurtlarindan surdugum insanlarin donmelerine izin verecek, 1967 sinirlarina geri cekilecegim” seklinde bir tek sadece bir tek, acik bir soylemi birakin bir tek ima duydunuz mu simdiye kadar? Duyduysaniz soyleyin, paylasim bilelim.. " 

İsrailin -ortadoğuya ilişkin- paranoyası mı var? Kusura bakmasınlar ama bu paranoyayı yaratanlar kendileri.  Müslümanların yahudilerle hiçbir sorunu yoktu İsrail kurulana kadar. Bu Batının genel bir hastalığı idi. Ayrıca hiçbir paranoya suçsuz günahsız insanların öldürülmesine, topraklarından sürülmelerine gerekçe olamaz ki? Böyle bir anlayışı kabul etmek nasıl mümkün olabilir? İsrail, 50 yıllık zulm tarihinde kendi işgali ve zalimliğiyle kendi elleriyle yarattığı "İsrailden nefret eden öteki"nden dolayı bir paranoya besliyor ise  bunun sorumluluğu kimdedir, müslümanlarda mı  İsrailde mi? Fasid daireye bakar mısınız? Adam gelecek BM yi ardına alıp başkasına ait toprakları iç edecek, yetmeyecek kalanını da işgal etmeye çalışacak, bunu yaparken çoluk çocuk demeden acımadan öldürecek sürgün edecek, toprakları ellerinden alınanlar da buna eyvallah deyip sinirlenmeyecek düşmanından nefret etmeyecek?  Üstüne bir de İsrail efesi için "ya adamlardan nefret edenler var, paranoyak oldular, haksız sayılamzlar" diye haklılık vehmedilecek.    İşgal et öldür, nefret kazan sonra nefret ediyorlar diye agresifliğin zalimliğin anlayışla karşılansın?  Var mı böyle bir kısır döngüye saplanmış adaletsizlik?

İsrail'in demografik açıdan giderek köşeye sıkışacağına üzülecek değilim. İsrail'in varlığını ve varolma hakkını tanıyorum. Buna inanıyor olmam İsrail'in aslında tarihle bir savaş içinde olduğu gerçeğini ise değiştirmiyor.

Richard Cohen  Temmuz 2006′da şöyle demiş: “İsrail’in yapabileceği en büyük hata, kendisinin bir hata (mistake) olduğunu unutmaktır.  İsrail kuzeyde Hizbullahla, güneyde Hamas’la savaşıyor olabilir ama en amansız düşmanının ‘tarih’ olduğunu unutmamalıdır.” Cohen’in sözettiği hata, etrafı Müslüman ülkeler ve halklarla çevrili bir coğrafyaya Avrupalı Yahudilerin göç ettirilerek bir millet ve devletin kurulabileceğine inanılmış olması.

İsrail vahşeti sürdürerek yenilgisini hızlandırıyor bana göre. Barışa en çok kendisinin ihtiyacı var ama bunun en az farkında olan, barış sözünü ağzına bile almayan yine kendisi. 

Evet, nefret müslümanlara birşey kazandırmıyor, çok doğru. Ama bunun doğruluğu "neden bu nefret" sorunun cevabını vermeye ve sorunu tanımlamaya engel değil. Hele nefret bu çaresizliğin sorumlusu hiç değil. 

Sevgiler benden efendim.. :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ç-z hanım,</p>
<blockquote><p>Evet İsrail kendisine kaygı veren pekçok sebepten dolayı barış istemeyen bir tavır sergiliyor fakat </p></blockquote>
<p>Bu fakat nedir sizce? Sebep-sonuç ilişkisi var mı? İşte burada tıkanıyoruz sanırım. Devamında yazılanlar da doğru, çözüme faydası da yok. Ancak bu sonucu, &#8220;başa gelen felaketin&#8221; müsebbibi olarak görme gafleti de nedir? (siz yapıyorsunuz demiyorum baştan beri yaptığım temel itirazı söylüyorum.) </p>
<p>Bu gayret ütopik de değil, duygusal da.Aksine son derece akılcı. Hemfikiriz. ben de aynı gayreti savunuyorum. Sadece &#8220;ne yapacağız/yapmalıyız&#8221;ı tartışırken &#8220;bu durumdayız, çünkü israil nefretimiz var&#8221; şablonuna itiraz ediyorum. Çok detay görünebilir ama bu tüm sorunu nasıl algıladığınızla alakalı.</p>
<p>Mustafa beyin yazını ilk okuduğumda kendisine de söyledim, oldukça iyimser bir beklentisi var. Söyledikleri demografik açıdan çok doğru ama İsrail bunun farkında değilmiş gibi davranmaya devam ediyor. &#8212; ya da farkıda değil.</p>
<p>Yok, farkında diyorsanız yukarıdaki soruma cevap alabilirim belki sizden: &#8220;Allah askina bana İsrail’den “Sayet Filistinden roket benzeri mancinik taslari(!) gelmesin ben baris yapacak ve isgal ettigim topraklardan cekilecek, yurtlarindan surdugum insanlarin donmelerine izin verecek, 1967 sinirlarina geri cekilecegim” seklinde bir tek sadece bir tek, acik bir soylemi birakin bir tek ima duydunuz mu simdiye kadar? Duyduysaniz soyleyin, paylasim bilelim.. &#8221; </p>
<p>İsrailin -ortadoğuya ilişkin- paranoyası mı var? Kusura bakmasınlar ama bu paranoyayı yaratanlar kendileri.  Müslümanların yahudilerle hiçbir sorunu yoktu İsrail kurulana kadar. Bu Batının genel bir hastalığı idi. Ayrıca hiçbir paranoya suçsuz günahsız insanların öldürülmesine, topraklarından sürülmelerine gerekçe olamaz ki? Böyle bir anlayışı kabul etmek nasıl mümkün olabilir? İsrail, 50 yıllık zulm tarihinde kendi işgali ve zalimliğiyle kendi elleriyle yarattığı &#8220;İsrailden nefret eden öteki&#8221;nden dolayı bir paranoya besliyor ise  bunun sorumluluğu kimdedir, müslümanlarda mı  İsrailde mi? Fasid daireye bakar mısınız? Adam gelecek BM yi ardına alıp başkasına ait toprakları iç edecek, yetmeyecek kalanını da işgal etmeye çalışacak, bunu yaparken çoluk çocuk demeden acımadan öldürecek sürgün edecek, toprakları ellerinden alınanlar da buna eyvallah deyip sinirlenmeyecek düşmanından nefret etmeyecek?  Üstüne bir de İsrail efesi için &#8220;ya adamlardan nefret edenler var, paranoyak oldular, haksız sayılamzlar&#8221; diye haklılık vehmedilecek.    İşgal et öldür, nefret kazan sonra nefret ediyorlar diye agresifliğin zalimliğin anlayışla karşılansın?  Var mı böyle bir kısır döngüye saplanmış adaletsizlik?</p>
<p>İsrail&#8217;in demografik açıdan giderek köşeye sıkışacağına üzülecek değilim. İsrail&#8217;in varlığını ve varolma hakkını tanıyorum. Buna inanıyor olmam İsrail&#8217;in aslında tarihle bir savaş içinde olduğu gerçeğini ise değiştirmiyor.</p>
<p>Richard Cohen  Temmuz 2006′da şöyle demiş: “İsrail’in yapabileceği en büyük hata, kendisinin bir hata (mistake) olduğunu unutmaktır.  İsrail kuzeyde Hizbullahla, güneyde Hamas’la savaşıyor olabilir ama en amansız düşmanının ‘tarih’ olduğunu unutmamalıdır.” Cohen’in sözettiği hata, etrafı Müslüman ülkeler ve halklarla çevrili bir coğrafyaya Avrupalı Yahudilerin göç ettirilerek bir millet ve devletin kurulabileceğine inanılmış olması.</p>
<p>İsrail vahşeti sürdürerek yenilgisini hızlandırıyor bana göre. Barışa en çok kendisinin ihtiyacı var ama bunun en az farkında olan, barış sözünü ağzına bile almayan yine kendisi. </p>
<p>Evet, nefret müslümanlara birşey kazandırmıyor, çok doğru. Ama bunun doğruluğu &#8220;neden bu nefret&#8221; sorunun cevabını vermeye ve sorunu tanımlamaya engel değil. Hele nefret bu çaresizliğin sorumlusu hiç değil. </p>
<p>Sevgiler benden efendim.. <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24355</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 15:46:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24355</guid>
		<description>Çuvaldız hanım,

Kullandığınız martı metaforuyla beşeri ilişkilerin adeta resmini çizmişsiniz.Yüreğinize ve zihninize sağlık diyorum.

Fikirlerin paylaşılması gerektiğine verdiğiniz önem ve bu yöndeki temennileriniz ise benim için ayrı bir değerdir.Ve ayrıca katılmamak da elde değil.

Sükût kararıma gelince;bunu bir alınganlıktan öte sonuçları önceden kestirilen sezgisel bir eylem olarak görmenizi istiyorum.Düşünün,siz bir şekilde karşınızdakiyle ortak bir paydada buluşmanın yolunu ararken,bununla hem karşı tarafı üzüyor hem de haketmediğiniz isnatlara maruz kalıyorsunuz.Peki sizce de böyle bir iletişim yönteminde ısrar etmek yerine susmak yeğ değilmidir?

Dolayısıyla benimkisi geçici bir karar.Bazan, ortalığın yatışmasını beklemek,karşınızdaki insanın da kendisiyle başbaşa kalarak yeniden düşünmesini sağlamak çok daha isabetli olabiliyor.

Elbette yanılıyor da olabilirim.Fakat ne yalan söyleyeyeim bu yolun dışında bir iletişim ve diyalog yolunu henüz keşfetmiş değilim.Kırılan bir kalbi onarmak gerçekten zor zanaat.Kimbilir zaman belki de en iyi çaredir.

Son olarak şunu bilmenizi isterim ki,en kırılgan,en hassas ve en kararsız anımda değerli öğütleriniz benim için birer rehber olacak ve dostane tavsiyelerinizi hep hatırlayacağım.

Saygı ve selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çuvaldız hanım,</p>
<p>Kullandığınız martı metaforuyla beşeri ilişkilerin adeta resmini çizmişsiniz.Yüreğinize ve zihninize sağlık diyorum.</p>
<p>Fikirlerin paylaşılması gerektiğine verdiğiniz önem ve bu yöndeki temennileriniz ise benim için ayrı bir değerdir.Ve ayrıca katılmamak da elde değil.</p>
<p>Sükût kararıma gelince;bunu bir alınganlıktan öte sonuçları önceden kestirilen sezgisel bir eylem olarak görmenizi istiyorum.Düşünün,siz bir şekilde karşınızdakiyle ortak bir paydada buluşmanın yolunu ararken,bununla hem karşı tarafı üzüyor hem de haketmediğiniz isnatlara maruz kalıyorsunuz.Peki sizce de böyle bir iletişim yönteminde ısrar etmek yerine susmak yeğ değilmidir?</p>
<p>Dolayısıyla benimkisi geçici bir karar.Bazan, ortalığın yatışmasını beklemek,karşınızdaki insanın da kendisiyle başbaşa kalarak yeniden düşünmesini sağlamak çok daha isabetli olabiliyor.</p>
<p>Elbette yanılıyor da olabilirim.Fakat ne yalan söyleyeyeim bu yolun dışında bir iletişim ve diyalog yolunu henüz keşfetmiş değilim.Kırılan bir kalbi onarmak gerçekten zor zanaat.Kimbilir zaman belki de en iyi çaredir.</p>
<p>Son olarak şunu bilmenizi isterim ki,en kırılgan,en hassas ve en kararsız anımda değerli öğütleriniz benim için birer rehber olacak ve dostane tavsiyelerinizi hep hatırlayacağım.</p>
<p>Saygı ve selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ç-z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24352</link>
		<dc:creator>ç-z</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 15:38:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24352</guid>
		<description>Son olarak ekleyeceğim;Blue bey’in yazdıkları çok doğru tespitlere dayalı çözüm için izlenmesi gereken yolu gösterir nitelikte.

&lt;blockquote&gt;Çözüm, İsrail’in cici annesi Amerika’da. Yeni ve farklı bir başkan seçilmesi büyük bir avantaj. Sorun şu ki, bu başkan Filistin’i, siyonist dostlarının anlattıklarından biliyor. Ne biliyor:

- &lt;strong&gt;Hamas’a karşı ülkemizi savunmamız en temel hakkımızdır, bunu yapıyoruz.
Diyorlar. Bunun böyle olmadığını anlatmak lazım Halid Meşal’in makalesi bu konuda atılmış çok olumlu bir adımdı. Ama bunu fiilen de anlatmak lazım.Hamas, terörist bir organizasyon olmadığını göstermeli. Her durumda barıştan yana durduğunu, işlerin diplomasi ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine taraftar olduğunu söylemeli, bunu hissettirecek şeyler yapmalı. El Fetih’le post kavgasını bırakmalı. Ortaklık kurmalı...&lt;/strong&gt;  Ev yapımı füzelerle İsrail’i yok edemeyecekleri muhakkak. Gönderdikleri füzeler sadece İsrail’e işgali haklı çıkartacak gerekçeler sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. 1200 Filistin’li ölür, bu istatistik olur; 2 İsrail’li olur, trajedi haline getirirler.
İsrail halkının militarist zihniyetten kurtulması, ezberlerinin bozulması lazım.&lt;/blockquote&gt;

Tüm bu yazılanların ardında M.Akyol’un sitesinde iyi niyetinden hiç şüphe etmediğim oldukça saygıdeğer bir bey ise çözüm için çoğunluğun fikri de o doğrultuda olduğu için kabul gören bir başka yolun izlenmesi ve hatta nerdeyse bunun elzem olduğunu savunmakta;

&lt;blockquote&gt;Benim çözümüm:
&lt;strong&gt;Intifada' ya devam. Onları devamli rahatsız etymek, hiç bir zaman sahip olmadıkları "güven" duygusunu kazanmalarına imkan vermemek,&lt;/strong&gt; yazının bu cümlesinden sonra ise Blue beyden farklı şeyler söylemiyor oysa ki!)&lt;strong&gt; dünyaya davayı daha fazla haykırarak düğnya kamuoyunun da Islam ülkeleri halklarıonın da mobilize ederek şeytanın etyrafındaki çemberi darltmak.&lt;/strong&gt; Firavunun anlayacağı tek dilin bu olduğunu tarif söylüyor bize konjunktrel siyasi doğrucular "aha demedik mi" demişler önemli değil. (B.L.Y)&lt;/blockquote&gt;
Firavun ya da şeytan olarak görülenin anlayacağı ve kendisi ile konuşulurken kullanılırken memnun olacağı dil elbette kendisine ait olan "şiddet ve korku" dilidir.

Suat bey de İsrail'in yaptığı(aynı zamanda Blue bey'in barış sürecinde yapılması gerekenler olarak gördükleri)  ama bir türlü Filistinin(Arap dünyasının) yap(a)madıklarını çok güzel açıklamış;

&lt;blockquote&gt;Oslo ilan edildiginde İsrail cesitli propaganda yontemleri ile ne yapiyordu biliyor musunuz? 

1)Araplarin andlasmayi kabul etmemeleri, bunun olumle esdeger oldugu, Filistin davasinin artik bitecegini yonunde &lt;strong&gt;kamuoyu olusturmaya&lt;/strong&gt; calisiyordu Filistinde ve arap dunyasinda.
 
2)Buna ragmen araplar kabul etti, İsrail uygulamaya gecirmeyerek &lt;strong&gt;sureci kendi cikari icin kullandi&lt;/strong&gt;. 

Dolayisi ile, İsrail’in, en naif ve kendi cikarlarina en uygun bir andlasmayi bile kabul etmedigi ortada iken sanki karisada baris isteyen bir taraf varmis da gerizekali &lt;strong&gt;Filistinlilerin tepkileri buna engel oluyormus seklinde bir dusunce &lt;/strong&gt;tepesinden tirnagina yanlistir, hem bana hem de realiteye gore.&lt;/blockquote&gt; 

Ateşkesi “ihlal etmeye zorlamak” (ve bunu başkaldırı pozisyonunu korumak olarak görmek)bir yöntem ise İsrail kendi izlediği ve sonrasında propagandasını yaptığı bu yöntemi uygulamakta oldukça başarılı demektir.Saygıdeğer yorumcu B.L.Y nin çözüm için tavsiye ettiği başlakdırı(!)içinde şiddeti/bombalı canlı cansız saldırıları barındırdığı sürece,İsrail’in “kışkırtmasına gelinmiş “ olunmayacak mı?Bu da sürekli saldırılara karşı kendini savunan propogandası yapan İsrail’in “başarı” hanesine yazılmış olmayacak mıdır?

Bu realiteye göre yanlışolan nedir?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Son olarak ekleyeceğim;Blue bey’in yazdıkları çok doğru tespitlere dayalı çözüm için izlenmesi gereken yolu gösterir nitelikte.</p>
<blockquote><p>Çözüm, İsrail’in cici annesi Amerika’da. Yeni ve farklı bir başkan seçilmesi büyük bir avantaj. Sorun şu ki, bu başkan Filistin’i, siyonist dostlarının anlattıklarından biliyor. Ne biliyor:</p>
<p>- <strong>Hamas’a karşı ülkemizi savunmamız en temel hakkımızdır, bunu yapıyoruz.<br />
Diyorlar. Bunun böyle olmadığını anlatmak lazım Halid Meşal’in makalesi bu konuda atılmış çok olumlu bir adımdı. Ama bunu fiilen de anlatmak lazım.Hamas, terörist bir organizasyon olmadığını göstermeli. Her durumda barıştan yana durduğunu, işlerin diplomasi ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine taraftar olduğunu söylemeli, bunu hissettirecek şeyler yapmalı. El Fetih’le post kavgasını bırakmalı. Ortaklık kurmalı&#8230;</strong>  Ev yapımı füzelerle İsrail’i yok edemeyecekleri muhakkak. Gönderdikleri füzeler sadece İsrail’e işgali haklı çıkartacak gerekçeler sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. 1200 Filistin’li ölür, bu istatistik olur; 2 İsrail’li olur, trajedi haline getirirler.<br />
İsrail halkının militarist zihniyetten kurtulması, ezberlerinin bozulması lazım.</p></blockquote>
<p>Tüm bu yazılanların ardında M.Akyol’un sitesinde iyi niyetinden hiç şüphe etmediğim oldukça saygıdeğer bir bey ise çözüm için çoğunluğun fikri de o doğrultuda olduğu için kabul gören bir başka yolun izlenmesi ve hatta nerdeyse bunun elzem olduğunu savunmakta;</p>
<blockquote><p>Benim çözümüm:<br />
<strong>Intifada&#8217; ya devam. Onları devamli rahatsız etymek, hiç bir zaman sahip olmadıkları &#8220;güven&#8221; duygusunu kazanmalarına imkan vermemek,</strong> yazının bu cümlesinden sonra ise Blue beyden farklı şeyler söylemiyor oysa ki!)<strong> dünyaya davayı daha fazla haykırarak düğnya kamuoyunun da Islam ülkeleri halklarıonın da mobilize ederek şeytanın etyrafındaki çemberi darltmak.</strong> Firavunun anlayacağı tek dilin bu olduğunu tarif söylüyor bize konjunktrel siyasi doğrucular &#8220;aha demedik mi&#8221; demişler önemli değil. (B.L.Y)</p></blockquote>
<p>Firavun ya da şeytan olarak görülenin anlayacağı ve kendisi ile konuşulurken kullanılırken memnun olacağı dil elbette kendisine ait olan &#8220;şiddet ve korku&#8221; dilidir.</p>
<p>Suat bey de İsrail&#8217;in yaptığı(aynı zamanda Blue bey&#8217;in barış sürecinde yapılması gerekenler olarak gördükleri)  ama bir türlü Filistinin(Arap dünyasının) yap(a)madıklarını çok güzel açıklamış;</p>
<blockquote><p>Oslo ilan edildiginde İsrail cesitli propaganda yontemleri ile ne yapiyordu biliyor musunuz? </p>
<p>1)Araplarin andlasmayi kabul etmemeleri, bunun olumle esdeger oldugu, Filistin davasinin artik bitecegini yonunde <strong>kamuoyu olusturmaya</strong> calisiyordu Filistinde ve arap dunyasinda.</p>
<p>2)Buna ragmen araplar kabul etti, İsrail uygulamaya gecirmeyerek <strong>sureci kendi cikari icin kullandi</strong>. </p>
<p>Dolayisi ile, İsrail’in, en naif ve kendi cikarlarina en uygun bir andlasmayi bile kabul etmedigi ortada iken sanki karisada baris isteyen bir taraf varmis da gerizekali <strong>Filistinlilerin tepkileri buna engel oluyormus seklinde bir dusunce </strong>tepesinden tirnagina yanlistir, hem bana hem de realiteye gore.</p></blockquote>
<p>Ateşkesi “ihlal etmeye zorlamak” (ve bunu başkaldırı pozisyonunu korumak olarak görmek)bir yöntem ise İsrail kendi izlediği ve sonrasında propagandasını yaptığı bu yöntemi uygulamakta oldukça başarılı demektir.Saygıdeğer yorumcu B.L.Y nin çözüm için tavsiye ettiği başlakdırı(!)içinde şiddeti/bombalı canlı cansız saldırıları barındırdığı sürece,İsrail’in “kışkırtmasına gelinmiş “ olunmayacak mı?Bu da sürekli saldırılara karşı kendini savunan propogandası yapan İsrail’in “başarı” hanesine yazılmış olmayacak mıdır?</p>
<p>Bu realiteye göre yanlışolan nedir?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ç-z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24350</link>
		<dc:creator>ç-z</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 14:40:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24350</guid>
		<description>Suat bey,
Sizi yazı ve yorumlarınızdan tanıdığım kadarı ile,bütününde söyleneni bozacak şekilde kısa bir metni alıp üzerine fikir inşa etmek,bile diyerek dayanaklaştırmak sizin hiç tasvip etmediğiniz ve çoğu zaman eleştirdiğiniz bir yaklaşımdır.

İzninizle şimdi anlaşılır bulduğum sebeplerden dolayı aynı şeyi sizin de yapmış olduğunuzu söylemem gerek.

Mustafa Akyol'un link verdiğiniz yazısındaki anlam bütünlüğünü bozmamak için ben de aşağıya kısa bir alıntı yaptım.Bir önceki yorumumda verdiğim "istatistiki oranlar" doğrultusunda okunmasının anlamlı olacağını umut ediyorum. 

&lt;blockquote&gt;İsrail’in yaptıklarını tel’in etmekle birlikte, “bu durum karşısında Müslümanlar ne yapmalı” diye sorgulamak ve Hamas’ın izlemekte olduğu çizgiden farklı bir yolu önermek ise, ne Filistin halkına ihanet ne de “İsrail’in dümen suyuna girmek”tir.

Oysa &lt;strong&gt;İsrail, aslında yanı başında bir Filistin devletinin kurulmasını kabule mecbur. Bunu da giderek daha fazla fark ediyor.&lt;/strong&gt;

Ama, bakın, 2005’te enteresan bir şey oldu. İsrail, Gazze’den çekildi ve buradaki tüm yerleşim birimlerini de söktü. Hem de bu işi bu ülkenin en koyu milliyetçilerinden Ariel Şaron yaptı. Peki neden?

&lt;strong&gt;Cevap, İsraillerin kafasına 2000’lerin başında dank eden “demografi sorunu”ydu: Tarihi Filistin topraklarındaki Arap nüfusu, Yahudi nüfusundan çok daha hızlı artıyordu. Eğer böyle giderse yakında İsrail sınırları içinde Yahudiler azınlığa düşecek, ülkenin “Yahudi karakteri” tehlikeye girecekti.&lt;/strong&gt;

İşte bu nedenle bundan böyle İsrail’in stratejisi, Batı Şeria ve Gazze’yi elde tutmak değil, kendine tehdit oluşturmayacak bir şekilde Filistinlilere devretmektir.&lt;strong&gt; “Büyük İsrail”, Yahudi nüfusu buna yetmediği için, ölmüş bir projedir.&lt;/strong&gt;

Bizim Hamas’a yapacağımız telkin, bu ateşkesi mutlaka korumak ve “iki devletli çözüm”e dayalı bir barışı hedeflemek yönünde mi olmalı? Yoksa, “sonuna kadar silahlı mücadele” mi? Ve Filistin’in çocuklarını sizce bunlardan hangisi kurtarır?&lt;/blockquote&gt;

Evet İsrail kendisine kaygı veren pekçok sebepten dolayı barış istemeyen bir tavır ergiliyor fakat bu savaşı körükleyip,büyütecek ve çapının tüm ortadoğuyu kapsayacak şekilde toptan,genellemeci bir nefrete(Yahudi-Müslüman,Doğu-Batı) dönüştürecek,nefret ateşinin üzerine benzin dökecek şiddeti dolaylı olsa da makul ve elde kalmış tek çözüm yolu gibi algılatacak yaklaşımlardan uzak kalmaya gayret emek ütopik,fazlası ile duygusal bir yaklaşım olmasa gerek,ne dersiniz?

sevgi ve selamlarımla :-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Suat bey,<br />
Sizi yazı ve yorumlarınızdan tanıdığım kadarı ile,bütününde söyleneni bozacak şekilde kısa bir metni alıp üzerine fikir inşa etmek,bile diyerek dayanaklaştırmak sizin hiç tasvip etmediğiniz ve çoğu zaman eleştirdiğiniz bir yaklaşımdır.</p>
<p>İzninizle şimdi anlaşılır bulduğum sebeplerden dolayı aynı şeyi sizin de yapmış olduğunuzu söylemem gerek.</p>
<p>Mustafa Akyol&#8217;un link verdiğiniz yazısındaki anlam bütünlüğünü bozmamak için ben de aşağıya kısa bir alıntı yaptım.Bir önceki yorumumda verdiğim &#8220;istatistiki oranlar&#8221; doğrultusunda okunmasının anlamlı olacağını umut ediyorum. </p>
<blockquote><p>İsrail’in yaptıklarını tel’in etmekle birlikte, “bu durum karşısında Müslümanlar ne yapmalı” diye sorgulamak ve Hamas’ın izlemekte olduğu çizgiden farklı bir yolu önermek ise, ne Filistin halkına ihanet ne de “İsrail’in dümen suyuna girmek”tir.</p>
<p>Oysa <strong>İsrail, aslında yanı başında bir Filistin devletinin kurulmasını kabule mecbur. Bunu da giderek daha fazla fark ediyor.</strong></p>
<p>Ama, bakın, 2005’te enteresan bir şey oldu. İsrail, Gazze’den çekildi ve buradaki tüm yerleşim birimlerini de söktü. Hem de bu işi bu ülkenin en koyu milliyetçilerinden Ariel Şaron yaptı. Peki neden?</p>
<p><strong>Cevap, İsraillerin kafasına 2000’lerin başında dank eden “demografi sorunu”ydu: Tarihi Filistin topraklarındaki Arap nüfusu, Yahudi nüfusundan çok daha hızlı artıyordu. Eğer böyle giderse yakında İsrail sınırları içinde Yahudiler azınlığa düşecek, ülkenin “Yahudi karakteri” tehlikeye girecekti.</strong></p>
<p>İşte bu nedenle bundan böyle İsrail’in stratejisi, Batı Şeria ve Gazze’yi elde tutmak değil, kendine tehdit oluşturmayacak bir şekilde Filistinlilere devretmektir.<strong> “Büyük İsrail”, Yahudi nüfusu buna yetmediği için, ölmüş bir projedir.</strong></p>
<p>Bizim Hamas’a yapacağımız telkin, bu ateşkesi mutlaka korumak ve “iki devletli çözüm”e dayalı bir barışı hedeflemek yönünde mi olmalı? Yoksa, “sonuna kadar silahlı mücadele” mi? Ve Filistin’in çocuklarını sizce bunlardan hangisi kurtarır?</p></blockquote>
<p>Evet İsrail kendisine kaygı veren pekçok sebepten dolayı barış istemeyen bir tavır ergiliyor fakat bu savaşı körükleyip,büyütecek ve çapının tüm ortadoğuyu kapsayacak şekilde toptan,genellemeci bir nefrete(Yahudi-Müslüman,Doğu-Batı) dönüştürecek,nefret ateşinin üzerine benzin dökecek şiddeti dolaylı olsa da makul ve elde kalmış tek çözüm yolu gibi algılatacak yaklaşımlardan uzak kalmaya gayret emek ütopik,fazlası ile duygusal bir yaklaşım olmasa gerek,ne dersiniz?</p>
<p>sevgi ve selamlarımla <img src='http://www.derindusunce.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ç-z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24348</link>
		<dc:creator>ç-z</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 13:55:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24348</guid>
		<description>&lt;strong&gt;People	   Israel&lt;/strong&gt;	

&lt;strong&gt;Population:&lt;/strong&gt;	   
7,112,359 
note: includes about 187,000 Israeli settlers in the West Bank, about 20,000 in the Israeli-occupied Golan Heights, and fewer than 177,000 in East Jerusalem (July 2008 est.) 
&lt;strong&gt;Age structure:&lt;/strong&gt;	  
0-14 years: 28% (male 1,018,229/female 971,083) 
15-64 years: 62.2% (male 2,242,928/female 2,183,688) 
65 years and over: 9.8% (male 303,289/female 393,142) (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Median age:&lt;/strong&gt;	  
total: 28.9 years 
male: 28.2 years 
female: 29.7 years (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Population growth rate:&lt;/strong&gt;
&lt;strong&gt;**1.713%&lt;/strong&gt; (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Birth rate:&lt;/strong&gt;	   
&lt;strong&gt;**20.02&lt;/strong&gt; births/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Death rate:&lt;/strong&gt;	   
&lt;strong&gt;**5.41&lt;/strong&gt; deaths/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Net migration rate:&lt;/strong&gt;	   
&lt;strong&gt;**2.52&lt;/strong&gt; migrant(s)/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Sex ratio:&lt;/strong&gt;	  
at birth: 1.05 male(s)/female 
under 15 years: 1.05 male(s)/female 
15-64 years: 1.03 male(s)/female 
65 years and over: 0.77 male(s)/female 
total population: 1 male(s)/female (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Infant mortality rate:&lt;/strong&gt;	   
total: 4.28 deaths/1,000 live births 
male: 4.43 deaths/1,000 live births 
female: 4.12 deaths/1,000 live births (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Life expectancy at birth:&lt;/strong&gt;
total population: 80.61 years 
male: 78.54 years 
female: 82.79 years (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Total fertility rate:&lt;/strong&gt;	   
2.77 children born/woman (2008 est.) 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - adult prevalence rate:&lt;/strong&gt;	   
0.1% (2001 est.) 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - people living with HIV/AIDS:&lt;/strong&gt;	   
3,000 (1999 est.) 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - deaths:&lt;/strong&gt;	   
100 (2001 est.) 
&lt;strong&gt;Nationality:&lt;/strong&gt;	  
noun: Israeli(s) 
adjective: Israeli 
&lt;strong&gt;Ethnic groups:&lt;/strong&gt;	  
Jewish 76.4% (of which Israel-born 67.1%, Europe/America-born 22.6%, Africa-born 5.9%, Asia-born 4.2%), non-Jewish 23.6% (mostly Arab) (2004) 
&lt;strong&gt;Religions:&lt;/strong&gt;	  
Jewish 76.4%, &lt;strong&gt;**Muslim 16%&lt;/strong&gt;, Arab Christians 1.7%, other Christian 0.4%, Druze 1.6%, unspecified 3.9% (2004) 
&lt;strong&gt;Languages:&lt;/strong&gt;	  
Hebrew (official), Arabic used officially for Arab minority, English most commonly used foreign language 
&lt;strong&gt;Literacy:&lt;/strong&gt;	  
definition: age 15 and over can read and write 
total population: 97.1% 
male: 98.5% 
female: 95.9% (2004 est.) 
&lt;strong&gt;School life expectancy (primary to tertiary education):&lt;/strong&gt;	  
total: 15 years 
male: 15 years 
female: 16 years (2006) 
&lt;strong&gt;Education expenditures:&lt;/strong&gt;
6.9% of GDP (2004) 

	
&lt;strong&gt;People	   Gaza Strip&lt;/strong&gt;	

&lt;strong&gt;Population:&lt;/strong&gt;	   
1,500,202 (July 2008 est.) 
&lt;strong&gt;Age structure:&lt;/strong&gt;	  
0-14 years: 44.7% (male 343,988/female 325,856) 
15-64 years: 52.7% (male 403,855/female 386,681) 
65 years and over: 2.7% (male 16,196/female 23,626) (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Median age:&lt;/strong&gt;	  
total: 17.2 years 
male: 17 years 
female: 17.4 years (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Population growth rate:&lt;/strong&gt;
&lt;strong&gt;**3.422%&lt;/strong&gt; (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Birth rate:	   
**37.75&lt;/strong&gt; births/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Death rate:	   
3.53&lt;/strong&gt; deaths/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Net migration rate:&lt;/strong&gt;	   
&lt;strong&gt;**0 migrant&lt;/strong&gt;(s)/1,000 population (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Sex ratio:&lt;/strong&gt;	  
at birth: 1.05 male(s)/female 
under 15 years: 1.06 male(s)/female 
15-64 years: 1.04 male(s)/female 
65 years and over: 0.69 male(s)/female 
total population: 1.04 male(s)/female (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Infant mortality rate:&lt;/strong&gt;	   
total: 19 deaths/1,000 live births 
male: 20.22 deaths/1,000 live births 
female: 17.72 deaths/1,000 live births (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Life expectancy at birth:&lt;/strong&gt;
total population: 73.16 years 
male: 71.6 years 
female: 74.83 years (2008 est.) 
&lt;strong&gt;Total fertility rate:&lt;/strong&gt;	   
&lt;strong&gt;**5.19&lt;/strong&gt; children born/woman (2008 est.) 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - adult prevalence rate:&lt;/strong&gt;	   
NA 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - people living with HIV/AIDS:&lt;/strong&gt;	   
NA 
&lt;strong&gt;HIV/AIDS - deaths:&lt;/strong&gt;	   
NA 
&lt;strong&gt;Nationality:&lt;/strong&gt;	  
noun: NA 
adjective: NA 
&lt;strong&gt;Ethnic groups:&lt;/strong&gt;	  
&lt;strong&gt;**Palestinian Arab&lt;/strong&gt; 
Religions:	  
Muslim (predominantly Sunni) 99.3%, &lt;strong&gt;**Christian 0.7%&lt;/strong&gt; 
&lt;strong&gt;Languages:&lt;/strong&gt;	  
Arabic, Hebrew (spoken by many Palestinians), English (widely understood) 
Literacy:	  
definition: age 15 and over can read and write 
total population: 92.4% 
male: 96.7% 
female: 88% (2004 est.) 
School life expectancy (primary to tertiary education):	  
total: 14 years 
male: 13 years 
female: 14 years (2006) 
&lt;strong&gt;Education expenditures:&lt;/strong&gt;
NA 

Göç almadan İsrail'i kat ve kat geçen bir nüfus artışı!1968 tılında 2.5 milyon İsrail nüfusuna karşı 200bin Filistinli kaldığı da göz önünde bulundurulduğunda bu oranlar İsrail açısından paranoya yaratacak kadar endişe veren bir durum olarak görülebilir.48 ve 67 sonrası göç eden 4-6 milyon(!) Filistinlinin barış ve huzur olan bir ülkeye kutsal vatanım(!)diyerek döndüğü ve barış şartları gereğince,israil'in el koyarak Yahudilere verdiği Filistinlilere ait olanları geri verdiği yerlere bu vatana dönenlerin yerleşme ihtimalinin olduğu da düşünüldüğünde!

Not:Bu veriler için başvurduğum kaynaktaki sayılar elbette yanlış olabilir;
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/is.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>People	   Israel</strong>	</p>
<p><strong>Population:</strong><br />
7,112,359<br />
note: includes about 187,000 Israeli settlers in the West Bank, about 20,000 in the Israeli-occupied Golan Heights, and fewer than 177,000 in East Jerusalem (July 2008 est.)<br />
<strong>Age structure:</strong><br />
0-14 years: 28% (male 1,018,229/female 971,083)<br />
15-64 years: 62.2% (male 2,242,928/female 2,183,688)<br />
65 years and over: 9.8% (male 303,289/female 393,142) (2008 est.)<br />
<strong>Median age:</strong><br />
total: 28.9 years<br />
male: 28.2 years<br />
female: 29.7 years (2008 est.)<br />
<strong>Population growth rate:</strong><br />
<strong>**1.713%</strong> (2008 est.)<br />
<strong>Birth rate:</strong><br />
<strong>**20.02</strong> births/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Death rate:</strong><br />
<strong>**5.41</strong> deaths/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Net migration rate:</strong><br />
<strong>**2.52</strong> migrant(s)/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Sex ratio:</strong><br />
at birth: 1.05 male(s)/female<br />
under 15 years: 1.05 male(s)/female<br />
15-64 years: 1.03 male(s)/female<br />
65 years and over: 0.77 male(s)/female<br />
total population: 1 male(s)/female (2008 est.)<br />
<strong>Infant mortality rate:</strong><br />
total: 4.28 deaths/1,000 live births<br />
male: 4.43 deaths/1,000 live births<br />
female: 4.12 deaths/1,000 live births (2008 est.)<br />
<strong>Life expectancy at birth:</strong><br />
total population: 80.61 years<br />
male: 78.54 years<br />
female: 82.79 years (2008 est.)<br />
<strong>Total fertility rate:</strong><br />
2.77 children born/woman (2008 est.)<br />
<strong>HIV/AIDS - adult prevalence rate:</strong><br />
0.1% (2001 est.)<br />
<strong>HIV/AIDS - people living with HIV/AIDS:</strong><br />
3,000 (1999 est.)<br />
<strong>HIV/AIDS - deaths:</strong><br />
100 (2001 est.)<br />
<strong>Nationality:</strong><br />
noun: Israeli(s)<br />
adjective: Israeli<br />
<strong>Ethnic groups:</strong><br />
Jewish 76.4% (of which Israel-born 67.1%, Europe/America-born 22.6%, Africa-born 5.9%, Asia-born 4.2%), non-Jewish 23.6% (mostly Arab) (2004)<br />
<strong>Religions:</strong><br />
Jewish 76.4%, <strong>**Muslim 16%</strong>, Arab Christians 1.7%, other Christian 0.4%, Druze 1.6%, unspecified 3.9% (2004)<br />
<strong>Languages:</strong><br />
Hebrew (official), Arabic used officially for Arab minority, English most commonly used foreign language<br />
<strong>Literacy:</strong><br />
definition: age 15 and over can read and write<br />
total population: 97.1%<br />
male: 98.5%<br />
female: 95.9% (2004 est.)<br />
<strong>School life expectancy (primary to tertiary education):</strong><br />
total: 15 years<br />
male: 15 years<br />
female: 16 years (2006)<br />
<strong>Education expenditures:</strong><br />
6.9% of GDP (2004) </p>
<p><strong>People	   Gaza Strip</strong>	</p>
<p><strong>Population:</strong><br />
1,500,202 (July 2008 est.)<br />
<strong>Age structure:</strong><br />
0-14 years: 44.7% (male 343,988/female 325,856)<br />
15-64 years: 52.7% (male 403,855/female 386,681)<br />
65 years and over: 2.7% (male 16,196/female 23,626) (2008 est.)<br />
<strong>Median age:</strong><br />
total: 17.2 years<br />
male: 17 years<br />
female: 17.4 years (2008 est.)<br />
<strong>Population growth rate:</strong><br />
<strong>**3.422%</strong> (2008 est.)<br />
<strong>Birth rate:<br />
**37.75</strong> births/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Death rate:<br />
3.53</strong> deaths/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Net migration rate:</strong><br />
<strong>**0 migrant</strong>(s)/1,000 population (2008 est.)<br />
<strong>Sex ratio:</strong><br />
at birth: 1.05 male(s)/female<br />
under 15 years: 1.06 male(s)/female<br />
15-64 years: 1.04 male(s)/female<br />
65 years and over: 0.69 male(s)/female<br />
total population: 1.04 male(s)/female (2008 est.)<br />
<strong>Infant mortality rate:</strong><br />
total: 19 deaths/1,000 live births<br />
male: 20.22 deaths/1,000 live births<br />
female: 17.72 deaths/1,000 live births (2008 est.)<br />
<strong>Life expectancy at birth:</strong><br />
total population: 73.16 years<br />
male: 71.6 years<br />
female: 74.83 years (2008 est.)<br />
<strong>Total fertility rate:</strong><br />
<strong>**5.19</strong> children born/woman (2008 est.)<br />
<strong>HIV/AIDS - adult prevalence rate:</strong><br />
NA<br />
<strong>HIV/AIDS - people living with HIV/AIDS:</strong><br />
NA<br />
<strong>HIV/AIDS - deaths:</strong><br />
NA<br />
<strong>Nationality:</strong><br />
noun: NA<br />
adjective: NA<br />
<strong>Ethnic groups:</strong><br />
<strong>**Palestinian Arab</strong><br />
Religions:<br />
Muslim (predominantly Sunni) 99.3%, <strong>**Christian 0.7%</strong><br />
<strong>Languages:</strong><br />
Arabic, Hebrew (spoken by many Palestinians), English (widely understood)<br />
Literacy:<br />
definition: age 15 and over can read and write<br />
total population: 92.4%<br />
male: 96.7%<br />
female: 88% (2004 est.)<br />
School life expectancy (primary to tertiary education):<br />
total: 14 years<br />
male: 13 years<br />
female: 14 years (2006)<br />
<strong>Education expenditures:</strong><br />
NA </p>
<p>Göç almadan İsrail&#8217;i kat ve kat geçen bir nüfus artışı!1968 tılında 2.5 milyon İsrail nüfusuna karşı 200bin Filistinli kaldığı da göz önünde bulundurulduğunda bu oranlar İsrail açısından paranoya yaratacak kadar endişe veren bir durum olarak görülebilir.48 ve 67 sonrası göç eden 4-6 milyon(!) Filistinlinin barış ve huzur olan bir ülkeye kutsal vatanım(!)diyerek döndüğü ve barış şartları gereğince,israil&#8217;in el koyarak Yahudilere verdiği Filistinlilere ait olanları geri verdiği yerlere bu vatana dönenlerin yerleşme ihtimalinin olduğu da düşünüldüğünde!</p>
<p>Not:Bu veriler için başvurduğum kaynaktaki sayılar elbette yanlış olabilir;<br />
<a href="https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/is.html" rel="nofollow">https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/is.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24347</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 12:53:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24347</guid>
		<description>Aziz bey,
Bazen çok nadir de olsa İstanbul’un diğer yakasına vapur ile geçiyorum.Bu kısa seyahatte elimdeki ekmek parçalarını vapuru takip eden martılara atıyorum.Bir canlıyı beslenirken izlemek,insana pek çok şey çağrıştırıyor,anlamasını kolaylaştırarak pek çok şeyi de öğretmiş oluyor.

Havadaki ekmek parçasını kapmak için kanat çırpan martılardan biri kendisine atılan parçayı yakalayamamışsa kanat çırpmaya devam edip ikinci,üçüncü şanslarını denemek için vapurun yanı sıra uçmakta olan martı kafilesinin ardına takılıyor.Ekmek parçasını kapma esnasında martılar daire çizen bir rota izliyorlar ve rota kesinlikle tek yönlü!Hiçbir martı bu daireye tersten yada yarısından girmediği gibi bir martının ağzındaki ekmek parçasına da saldırılmıyor.Denize düşen bir ekmek parçası varsa ona en yakın olan yada ekmeğin düşüşünü takip etmekte olan martı dışında “fırsatı kaçırmış” olanların hiçbirisi hamle yapmıyor.Kısaca havada kanat çırpanların kendilerine atılan bir parça ekmek için kavgaya tutuştuklarını ve eforlarını bunun için ziyan ettiklerine şahit olmuyorsunuz. 

Bir martı geçen senelerde karşımızdaki binanın çatısında,bacanın dibine, çalılardan yaptığı yuva içinde yumurtlamıştı.Anne martı yumurtaların üzerinde oturduğu müddetçe baba martı olduğunu tahmin ettiğimiz martı da çatının o kısmına bir başka martının yaklaşmasına izin vermedi.O çatıya konmak isteyen diğer martılar da baba martının uyarı uçuşundan sonra anne martının olduğu çatı kısmına konmakta hiç ısrarcı olmadılar.Zaman zaman martıların sesleri çığlık şeklinde yükselse de hiç kanatan gaga darbeli kavga çıkmadı.Çatı neredeyse ikiye bölünmüş gibiydi.

Baba martı yumurtaların üzerinden kalkamayan anne martıya yiyecek getirmek üzere uzaklaştığında ise o çatıya gelen martılar önceki uyarıları hatırlıyor gibi anne martının yakınına hiç konmadılar.(martıların bu tavrını görünce baba martının korumacılığının içgüdüsel bir abartı olduğunu düşünmedim değil) 

Sukut kararınız, yumurtaların üzerinde oturan anne martının uzağına konan martıları çağrıştırdı bana .

Sessiz kalmayıp,ortaya atılmış ekmek parçacıkları gibi duran olaylar,duygular kavramlar için kanat çırpma gayreti gösterenler daha fazla alternatifli düşünce kırıntılarının ortaya çıkmasına vesile oluyorlar.Böylelikle ortaya saçılanlardan beslenerek başka martılar da belki anne olabilecekler .

Bilgilerini,düşüncelerini,kararlarını anne martı korumacılığı ile saklayıp,büyütmeye çalışanlar,baba martı gibi belki de vapurun yan tarafında oluşturulan tek yönlü dairede ekmek parçası yakalamak için pek çok kez kanat çırpmak ve çatıyı bekçisiz bırakmak zorunda kalan martılara benzer tavır sergileyenlerimiz de olacaktır elbet. 

Kargalardan biri  yumurtadan çıkan martı yavrularından birini kendi dairesinin bir noktasında kullanmak üzere alıp götürdü. Evimizin karşısındaki çatıda yumurtadan çıkan bu üç martıdan ikisi anne ve babanın bu gayretleri sonucunda aylar sonra kanat çırparak o çatıdan ayrıldılar.Anne martının,hareketlenen ama henüz uçamayan yavru martıları kendisinden uzak çatı kenarlarına gitmekten alıkoyan tavrını,yavruları besleme işinin onları koruma işi ile nöbetleşe değişimle yapıldığını izlemek oldukça ilginçti.

&lt;strong&gt;"her şeyi maddede arayanların akılları gözlerine inmiştir; göz ise manâya karşı kördür."&lt;/strong&gt;

Duygu ve düşüncelerimizin kelimeler aracılığı ile görülüyor olmasını,dokunulabilir bir maddeciliğe dönüştüğünü sandığımızdan olsa gerek bazen manâ’ya karşı körleşebiliyoruz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz bey,<br />
Bazen çok nadir de olsa İstanbul’un diğer yakasına vapur ile geçiyorum.Bu kısa seyahatte elimdeki ekmek parçalarını vapuru takip eden martılara atıyorum.Bir canlıyı beslenirken izlemek,insana pek çok şey çağrıştırıyor,anlamasını kolaylaştırarak pek çok şeyi de öğretmiş oluyor.</p>
<p>Havadaki ekmek parçasını kapmak için kanat çırpan martılardan biri kendisine atılan parçayı yakalayamamışsa kanat çırpmaya devam edip ikinci,üçüncü şanslarını denemek için vapurun yanı sıra uçmakta olan martı kafilesinin ardına takılıyor.Ekmek parçasını kapma esnasında martılar daire çizen bir rota izliyorlar ve rota kesinlikle tek yönlü!Hiçbir martı bu daireye tersten yada yarısından girmediği gibi bir martının ağzındaki ekmek parçasına da saldırılmıyor.Denize düşen bir ekmek parçası varsa ona en yakın olan yada ekmeğin düşüşünü takip etmekte olan martı dışında “fırsatı kaçırmış” olanların hiçbirisi hamle yapmıyor.Kısaca havada kanat çırpanların kendilerine atılan bir parça ekmek için kavgaya tutuştuklarını ve eforlarını bunun için ziyan ettiklerine şahit olmuyorsunuz. </p>
<p>Bir martı geçen senelerde karşımızdaki binanın çatısında,bacanın dibine, çalılardan yaptığı yuva içinde yumurtlamıştı.Anne martı yumurtaların üzerinde oturduğu müddetçe baba martı olduğunu tahmin ettiğimiz martı da çatının o kısmına bir başka martının yaklaşmasına izin vermedi.O çatıya konmak isteyen diğer martılar da baba martının uyarı uçuşundan sonra anne martının olduğu çatı kısmına konmakta hiç ısrarcı olmadılar.Zaman zaman martıların sesleri çığlık şeklinde yükselse de hiç kanatan gaga darbeli kavga çıkmadı.Çatı neredeyse ikiye bölünmüş gibiydi.</p>
<p>Baba martı yumurtaların üzerinden kalkamayan anne martıya yiyecek getirmek üzere uzaklaştığında ise o çatıya gelen martılar önceki uyarıları hatırlıyor gibi anne martının yakınına hiç konmadılar.(martıların bu tavrını görünce baba martının korumacılığının içgüdüsel bir abartı olduğunu düşünmedim değil) </p>
<p>Sukut kararınız, yumurtaların üzerinde oturan anne martının uzağına konan martıları çağrıştırdı bana .</p>
<p>Sessiz kalmayıp,ortaya atılmış ekmek parçacıkları gibi duran olaylar,duygular kavramlar için kanat çırpma gayreti gösterenler daha fazla alternatifli düşünce kırıntılarının ortaya çıkmasına vesile oluyorlar.Böylelikle ortaya saçılanlardan beslenerek başka martılar da belki anne olabilecekler .</p>
<p>Bilgilerini,düşüncelerini,kararlarını anne martı korumacılığı ile saklayıp,büyütmeye çalışanlar,baba martı gibi belki de vapurun yan tarafında oluşturulan tek yönlü dairede ekmek parçası yakalamak için pek çok kez kanat çırpmak ve çatıyı bekçisiz bırakmak zorunda kalan martılara benzer tavır sergileyenlerimiz de olacaktır elbet. </p>
<p>Kargalardan biri  yumurtadan çıkan martı yavrularından birini kendi dairesinin bir noktasında kullanmak üzere alıp götürdü. Evimizin karşısındaki çatıda yumurtadan çıkan bu üç martıdan ikisi anne ve babanın bu gayretleri sonucunda aylar sonra kanat çırparak o çatıdan ayrıldılar.Anne martının,hareketlenen ama henüz uçamayan yavru martıları kendisinden uzak çatı kenarlarına gitmekten alıkoyan tavrını,yavruları besleme işinin onları koruma işi ile nöbetleşe değişimle yapıldığını izlemek oldukça ilginçti.</p>
<p><strong>&#8220;her şeyi maddede arayanların akılları gözlerine inmiştir; göz ise manâya karşı kördür.&#8221;</strong></p>
<p>Duygu ve düşüncelerimizin kelimeler aracılığı ile görülüyor olmasını,dokunulabilir bir maddeciliğe dönüştüğünü sandığımızdan olsa gerek bazen manâ’ya karşı körleşebiliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nun tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24342</link>
		<dc:creator>Nun</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 10:53:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24342</guid>
		<description>Enver bey,

&lt;blockquote&gt;elbette buna bizim evet dememiz bir yana, hamas da evet diyor zaten. ama israil’in orada barış yapmak gibi bir niyeti yok bunu da görmek lazım bence.&lt;/blockquote&gt;

Çok haklısınız. Yorumumun son bölümünde tam da bundan sözettim zaten.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Enver bey,</p>
<blockquote><p>elbette buna bizim evet dememiz bir yana, hamas da evet diyor zaten. ama israil’in orada barış yapmak gibi bir niyeti yok bunu da görmek lazım bence.</p></blockquote>
<p>Çok haklısınız. Yorumumun son bölümünde tam da bundan sözettim zaten.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24341</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 10:41:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24341</guid>
		<description>Sayın ç-z,

Öncelikle beni anladığınız için teşekkür ediyorum.Malumunuz anlamayı ve anlaşılmayı güçleştiren kritik zamanlar vardır.Bizler toplum olarak tam da böyle bir süreci yaşıyoruz.Maalesef incinen ruhumuzu,bir başkasını yaralayarak teselli ediyoruz.

Sanırım katıldığınız görüşlerime rağmen ben de ziyadesiyle bu hataya düştüm.Çok değer verdiğim,düşüncelerine saygı duyduğum insanları üzdüğümün farkındayım.Çünkü iyi niyet ve samimiyetle yazılsalar bile, yazılanlar her zaman düşünüldüğü gibi durmuyor.

Ve sanırım böyle durumlarda yapılması gereken tek şey kalıyor:susma hakkını kullanmak,tıpkı"söz gümüş ise sükut altındır"özdeyişinde olduğu gibi.

Saygılarımla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın ç-z,</p>
<p>Öncelikle beni anladığınız için teşekkür ediyorum.Malumunuz anlamayı ve anlaşılmayı güçleştiren kritik zamanlar vardır.Bizler toplum olarak tam da böyle bir süreci yaşıyoruz.Maalesef incinen ruhumuzu,bir başkasını yaralayarak teselli ediyoruz.</p>
<p>Sanırım katıldığınız görüşlerime rağmen ben de ziyadesiyle bu hataya düştüm.Çok değer verdiğim,düşüncelerine saygı duyduğum insanları üzdüğümün farkındayım.Çünkü iyi niyet ve samimiyetle yazılsalar bile, yazılanlar her zaman düşünüldüğü gibi durmuyor.</p>
<p>Ve sanırım böyle durumlarda yapılması gereken tek şey kalıyor:susma hakkını kullanmak,tıpkı&#8221;söz gümüş ise sükut altındır&#8221;özdeyişinde olduğu gibi.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24340</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 09:59:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24340</guid>
		<description>suat bey,
"1948′den vazgecilsin haksizlik da olsa 1967 deki durum kabullenilsin. N’apalim, yeter ki artik cocuklar olmesin, insanlar perisan olmasin.. Bunu derim, diyorum"demişsiniz
elbette buna bizim evet dememiz bir yana, hamas da evet diyor zaten. ama israil'in orada barış yapmak gibi bir niyeti yok bunu da görmek lazım bence.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>suat bey,<br />
&#8220;1948′den vazgecilsin haksizlik da olsa 1967 deki durum kabullenilsin. N’apalim, yeter ki artik cocuklar olmesin, insanlar perisan olmasin.. Bunu derim, diyorum&#8221;demişsiniz<br />
elbette buna bizim evet dememiz bir yana, hamas da evet diyor zaten. ama israil&#8217;in orada barış yapmak gibi bir niyeti yok bunu da görmek lazım bence.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24338</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 08:10:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24338</guid>
		<description>@Enver Gülşen
&lt;strong&gt;nowqueen bu ülkede yahudi düşmanlığı olduğunu düşünebilir. belki kendi çevrelerinde vardır ama benim çevremde hiç(HİÇ) denk gelmedim.&lt;/strong&gt;

Düşünmekten öte görüyorum, belki de "kendi çevremde" en yakınımda duran insan bir Musevi olduğu için birebir gözlemlemiş olabilrmiyim sizce?
"çevrenin" içinde bir Musevi olunca "bütün yahudileri genellemekten korkan" tavır nedense kayboluyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Enver Gülşen<br />
<strong>nowqueen bu ülkede yahudi düşmanlığı olduğunu düşünebilir. belki kendi çevrelerinde vardır ama benim çevremde hiç(HİÇ) denk gelmedim.</strong></p>
<p>Düşünmekten öte görüyorum, belki de &#8220;kendi çevremde&#8221; en yakınımda duran insan bir Musevi olduğu için birebir gözlemlemiş olabilrmiyim sizce?<br />
&#8220;çevrenin&#8221; içinde bir Musevi olunca &#8220;bütün yahudileri genellemekten korkan&#8221; tavır nedense kayboluyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/20/muslumanin-afyonu-yahudi-nefreti-bolum-i/#comment-24336</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 07:26:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=3052#comment-24336</guid>
		<description>Sorunun kaynağına ilişkin tespitler doğru olabilir ama bu, çözüm için bir şey ifade ediyorsa anlamlı olur. 
Çözümün ne İsrail'i yok etmek için Arap dünyasının ordularını toparlayıp saldırması; ne Coca Cola içmemek, Starbucks'a gitmemekte; ne de Hamas'a hayırlı dualarda bulunmakta olmadığı açık. Çözüm, İsrail'in cici annesi Amerika'da. Yeni ve farklı bir başkan seçilmesi büyük bir avantaj. Sorun şu ki, bu başkan Filistin'i, siyonist dostlarının anlattıklarından biliyor. Ne biliyor:
- Hamas'a karşı ülkemizi savunmamız en temel hakkımızdır, bunu yapıyoruz.
Diyorlar. Bunun böyle olmadığını anlatmak lazım. Halid Meşal'in makalesi bu konuda atılmış çok olumlu bir adımdı. Ama bunu fiilen de anlatmak lazım. Hamas, terörist bir organizasyon olmadığını göstermeli. Her durumda barıştan yana durduğunu, işlerin diplomasi ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine taraftar olduğunu söylemeli, bunu hissettirecek şeyler yapmalı. El Fetih'le post kavgasını bırakmalı. Ortaklık kurmalı. Ev yapımı füzelerle İsrail'i yok edemeyecekleri muhakkak. Gönderdikleri füzeler sadece İsrail'e işgali haklı çıkartacak gerekçeler sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. 1200 Filistin'li ölür, bu istatistik olur; 2 İsrail'li olur, trajedi haline getirirler. 
İsrail halkının militarist zihniyetten kurtulması, ezberlerinin bozulması lazım. Kuruldukları günden beri sürekli savaş içindeler. Mehmet'in ifade ettiği gibi bizim Sevr paranoyasından çok daha şiddetli paranoik haller yaşıyorlar. Bu yüzden, bir zamanlar Türk halkının Doğuda olup biten vahşete göz yumması gibi, haklı bulması gibi, onlar da İsrail'in Gazze'de yaptıklarını doğal buluyorlar; halkın Hamas'ı desteklediği için başlarına gelenleri hakettiklerini düşünüyorlar. Bu zinciri kırmak için halkın ezberlerini bozacak şeyler yapmak lazım; insanları şaşırtmak, afallatmak lazım. Füzeler, buna hiçbir katkı sağlamıyor. 
Bize düşen nedir diye sorarsak bunun tek bir cevabı var: Güçlü bir ümmet olmak için çabalamak. Kısa vadede üzülmekten ve para, giyecek yardımından başka yapabilecek hiçbir şeyimiz yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sorunun kaynağına ilişkin tespitler doğru olabilir ama bu, çözüm için bir şey ifade ediyorsa anlamlı olur.<br />
Çözümün ne İsrail&#8217;i yok etmek için Arap dünyasının ordularını toparlayıp saldırması; ne Coca Cola içmemek, Starbucks&#8217;a gitmemekte; ne de Hamas&#8217;a hayırlı dualarda bulunmakta olmadığı açık. Çözüm, İsrail&#8217;in cici annesi Amerika&#8217;da. Yeni ve farklı bir başkan seçilmesi büyük bir avantaj. Sorun şu ki, bu başkan Filistin&#8217;i, siyonist dostlarının anlattıklarından biliyor. Ne biliyor:<br />
- Hamas&#8217;a karşı ülkemizi savunmamız en temel hakkımızdır, bunu yapıyoruz.<br />
Diyorlar. Bunun böyle olmadığını anlatmak lazım. Halid Meşal&#8217;in makalesi bu konuda atılmış çok olumlu bir adımdı. Ama bunu fiilen de anlatmak lazım. Hamas, terörist bir organizasyon olmadığını göstermeli. Her durumda barıştan yana durduğunu, işlerin diplomasi ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine taraftar olduğunu söylemeli, bunu hissettirecek şeyler yapmalı. El Fetih&#8217;le post kavgasını bırakmalı. Ortaklık kurmalı. Ev yapımı füzelerle İsrail&#8217;i yok edemeyecekleri muhakkak. Gönderdikleri füzeler sadece İsrail&#8217;e işgali haklı çıkartacak gerekçeler sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. 1200 Filistin&#8217;li ölür, bu istatistik olur; 2 İsrail&#8217;li olur, trajedi haline getirirler.<br />
İsrail halkının militarist zihniyetten kurtulması, ezberlerinin bozulması lazım. Kuruldukları günden beri sürekli savaş içindeler. Mehmet&#8217;in ifade ettiği gibi bizim Sevr paranoyasından çok daha şiddetli paranoik haller yaşıyorlar. Bu yüzden, bir zamanlar Türk halkının Doğuda olup biten vahşete göz yumması gibi, haklı bulması gibi, onlar da İsrail&#8217;in Gazze&#8217;de yaptıklarını doğal buluyorlar; halkın Hamas&#8217;ı desteklediği için başlarına gelenleri hakettiklerini düşünüyorlar. Bu zinciri kırmak için halkın ezberlerini bozacak şeyler yapmak lazım; insanları şaşırtmak, afallatmak lazım. Füzeler, buna hiçbir katkı sağlamıyor.<br />
Bize düşen nedir diye sorarsak bunun tek bir cevabı var: Güçlü bir ümmet olmak için çabalamak. Kısa vadede üzülmekten ve para, giyecek yardımından başka yapabilecek hiçbir şeyimiz yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

