RSS Feed for This Post

Kürd’ün adı anılmazdı,gerilla olmasaydı…

 Resmi Kürtçe kanalımız TRT-6 açıldı…Güzel bir törendi gerçekten,izlerken ben de duygulandım… 

Uzun yıllar boyu Türk devleti Kürtçe diye bir dilin olmadığının ispatlanması için paralar akıttı,tezler,raporlar yazdırdı…İnsanlar,Kürt sözcüğünü sadece ve sadece cümle içinde kullandıkları için yargılandılar,ceza aldılar.Kürtçenin ve Kürtlüğün inkarı için herkesin bildiği çok acı ve feci olaylar yaşandı…PKK de bunun bir neticesi olarak doğdu,gelişti,serpildi ve kurumlaştı…Kürtlere yönelik inkar ve asimilasyon politikalarının,sistematik baskı ve yıldırma politikalarının neticesi olarak Kürt hareketi silahlandı,radikalleşti… 

Bir figür olarak Abdullah Öcalan ilk zuhur ettiğinde Kürt halkının çok marjinal bir kısmı tarafından destekleniyordu.Yıllar geçtikçe Öcalan,dünya görüşüne ve yöntemlerine uzak duran Kürtlerin dahi içten içe hürmet ettiği bir aktör haline geldi…Devletin Kürt halkı üzerindeki sistematik şiddeti arttıkça Öcalan Kürtlerin gözünde daha kahramanlaşıyordu.PKK için silah altına girmek isteyen gençler artıyordu,dağa çıkışlar hızlanıyordu… 

Bugün Kürt halkının kahir ekseriyetinin inandığı birşey var…PKK hareketine ve Öcalan ismine karşı antipati hisleri en yüksek düzeyde olan Kürtlerin dahi belirtmeden,teslim etmeden duramadığı birşey… “Eğer PKK olmasaydı,benim varlığım hiç tanınmayacaktı”“Bugün Kürt kimliği artık resmen tanınıyorsa,Kürt ve Kürtçe diye birşey yoktur çizgisinden,resmi Kürtçe televizyon noktasına gelinmişse bu PKK direnişi sayesindedir,Öcalan sayesindedir” diye inanıyor milyonlarca Kürt…Kısaca “Kürd’ün adı anılmazdı,gerilla olmasaydı” diye inanıyor Kürt halkının büyük çoğunluğu… 

İşin ilginç tarafı,Türk devlet elitleri özellikle de Türk generalleri bu bahsettiğim noktadan farklı düşünmüyorlar.Türk devlet zihniyeti bir anda yıllarca haklarını çiğnediği bir halka zulmettiğinin ayırdına vardı,ayıbını farketti de mi dönüştü?Hiç palavra sıkmayalım,böyle olmadı…Daha evvel Kürt realitesini tanımaya yönelik sivil siyasetçilerin her girişimine kükreyen asker,şimdi “müsamaha” ediyor,yapılanları dolaylı tasdik ediyorsa bunun sebebi,artık direnemiyor oluşundandır…Bugün gelinen noktada bu “tavizler”in verilmesi gerektiği noktasına geldi artık Türk genelkurmayı…Resmi Kürtçe kanal girişiminde askeri erkanın ayaklanmamasının sebebi de bu… 

Öte yandan PKK resmi dili ise Türk genelkurmayını bu taviz verme noktasına getirdiği için övünüyor.Standart PKK açıklaması “Verdiğimiz mücadeleyle NATO’nun ikinci büyük ordusuna diz çöktürdük,taviz verdirdik” yönünde…Genelkurmay’ın kendi içinde bu durumu izahı ise “Bağımsız Kürdistan diye ortaya çıkmış silahlı bir hareketi kültürel haklar noktasına getirdik,masaya oturmadan onlara boyun eğdirdik” yönünde…İki tarafın da bakışları böyle özetlenebilir… 

Benim ise bunları yazarken bile içim daralıyor.İnsanların biteviye öldüğü çeyrek asırlık kirli bir savaşın insansız ve vicdansız açıklamaları bunlar…Diz çöktürmek,boyun eğdirmek gibi iğrenç eril jargonların arasında toprağa düşen onbinlerce insan var…Bu insanlar “kutsal” bir mücadele adına “şehit” oldukları için övülüyor.Ölmekle,öldürmekle gurur duyuluyor…Ölümler destanlaştırılıyor.İki tarafın da gençleri daha çok ölmeye çağrılıyor…Neticesinde mevzi kazanmalar,taviz vermeler/verdirmeler ile dolu o mide bulandırıcı militer dil hepimizin beynini formatlıyor… 

O sebeple Kürt kardeşlerimin “Kürd’ün adı anılmazdı,gerilla olmasaydı” diye inanışı kalbimde bir daralmaya yol açıyor.Kürtlerin bu fikrinin haklı olduğunu itiraf etmek,ağırıma gidiyor… Şiddetle,kanla,silahla netice alınabileceğine olan inancı artıracak bir söz bu diye daralıyorum. “Kimse şiddetle,silahla netice alamamıştır” diye söylemek,inanmak istiyorum liberal bir naiflikle…Ama Allahın belası bu dünya öyle değil,bunu biliyorum.Yine de Kürt kardeşlerimin asla ve asla meşru görmemesini istiyorum silahı,şiddeti,kanı…Bir küçük bebeğin katli bile vatan ve ulusal kurtuluş gibi çoğu zaman içi kirle dolu söylemleri bize unutturmalı…Kolektivist hedefler her zaman pislikleri ve cinayetleri kamufle eden alçak örtüler işlevini görmüştür.Göz boyamadır,yalandır,riyadır…İnsan kurban etmek için üretilmiş sahte dinlerdir her türden kolektivist ideolojiler…Kurban ettikçe daha fazlasını ister,doymak bilmezler… 

Ey bu coğrafyanın Türkleri ve Kürtleri!! Ya hep beraber “yenmek/yenilmek” “taviz vermek/verdirmek” gibi alçak jargonları terkedeceğiz yada hep beraber infilak edeceğiz…Egemen olmaktan ötürü sorumlu olan Türkler öncelikle bunu iyi kavramak zorundalar…Çeyrek asırlık bu lanet savaş,bu kirli savaşı sürdürmek isteyenlere itaat etmeyerek bitirilebilir ancak…3 ay evvel yazdığım çağrımı yine tekrarlıyorum!Sivil itaatsizlik vaktidir…Hepimiz için… 

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 5 Yorum

  2. Yazan:seyduna Tarih: Oca 6, 2009 | Reply

    şu bir gerçetirki garilla olmasaydı değil kürtçe tv açmak kendimize kürt demek bile zor olacaktı,bu yazıyı yazdıktan sonra isterseniz bana küfredebilirsiniz ama gerçekleri değiştirmek adına sqadece bir anlık öfke gelgiti olur o kadar,trt 6 diye bir tv açılıyor ama hala çocuklar ölüyor ,savaş sevici başbakanımız barış elçiliğine soyunuyor ama hala çocuklar ölüyor ,tarih bizi bi kez daha günahkar çıkarmadan herkes bişeyler yapsın barış için

  3. Yazan:Hasan Yavuz Tarih: Oca 8, 2009 | Reply

    Sevgili Ozan,
    Devlet ve PKK açsından birinin diğerine boyun eğdirtme,diğerinin zafer ilan etme halleri karşılıklı olarak devam ediyor.Savaşa olan tutkularının onları sürüklediği kötülük ve kusurları redediyorlar.Onları birbirinden ayıran hiçbir şey yok,aynı dili konuşuyorlar SAVAŞ…Toplumsal vicdanın öldüğü zamanları yaşıyoruz ne Türklerden nede Kürtlerden ortak güçlü bir ses çıkmıyor.Savaşın tarafları kendileri gibi tabanlarınıda yaratmış,aynı duygu ve düşüncelerle haraket ediyor barışı sadece teslimiyet olarak algılıyorlar.Buna karşı duran her sesi kendi diline düşman ve hain ilan ediyorlar.Bu sorunun daha ne kadar ölüm ve felaket getireceği bizi yönetenler tarafından ciddiye alınmıyor.Bu kirli savaşın bitmesini istiyenlerin oratak bir dil yakalamadığıda acı bir gerçek sanırım.Sayın Kütahyalı’nın çağrısı bunun için bir adımdır,buna sahip çıkmak yaşadığımız taihihe ve vicdanımıza düşen en büyük sorumluluklardan birisidir.Sayın Kütahyalı’nın makalesindeki çağrıya karşın sorumluluk duyan tüm arkadaşlarımızın savaşın taraflarına alınacak tavır ve eylemler için önerilerde bulunmalarını diliyorum.Burdan çıkacak önerilerin barış için atılacak adımın ciddi bir sivil hareket olmaması için hiç bir neden yoktur.Ben kendi payıma önümüzdeki yerel seçimleri bir fırsat olarak değerlendiriyorum,bunun için Türküyenin her bölgesinde bu sıcak gündemle beraber,belirlenecek olan sivil hareketin eylem ve programına göre kendi bölgemde hareket etmeyi kabul ediyorum.

  4. Yazan:Uğur Tarih: Oca 8, 2009 | Reply

    Kutluyorum çok güzel bir yazı..

  5. Yazan:mehmet Tarih: Ağu 23, 2010 | Reply

    ben kendi karakterimle kürdüm ve ben hiç bir zaman kendi hürlüğüm ve kendi özgürlüğüm den vaz geçmedim ve gçememde kendi GERİLALARIMLA GURUR duyuyorum….

  6. Yazan:ali duman Tarih: Ağu 23, 2010 | Reply

    4 tarafımızın düşmanla çevrili olduğunu iddia eden ve bu paradigma ile iktidarını sonsuza kadar sürdürmeyi kafasına koymuş olan kemalist diktatörlük için salt dış düşman paradigması yeterli değildi, işte bu nedenle kürt halkının inkar edilmesine dayalı, kürt halkının işkencelere tabi tutulmasına dayalı, kürt halkının bitmez tükenmez baskılara dayalı bir siyaset yürürlüğü sokulmuştur.

    bu çirkin siyaset ile kemalizm kendine bir iç düşman yaratmayı, kirli iktidarını perçinlemeyi amaç edinmiştir.

    yumurtamı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar misali, pkk aslında bir amaç değil bir sonuçtur, bu sonuç ise kemalizmin istediği ve yarattığı bir sonuçtur.

    12 eylül sonrası diyarbakır işkencehanelerinde tarifi mümkün olmayan işkençeler bu yüzden yapılmıştır, kürtlerin isyan etmesi için yapılmıştır, tarihteki Ağrı isyanı dışındaki tüm kürt isyanları sahtedir, isyan adı altında kürlerin bastırılması ve sindirilmesi maksadını taşımaktadadır.

    evet diyelim ki doğrudur, pkk kürt halkına kürt kimliğini kazandırmıştır, peki bu kazanım sahte bir kazanım değil midir? halk dilinde bir tabir vardır “allah garibin merkebini önce kaybettirir, sonra buldurup sevindirirmiş” diye, işte bu tamda bu duruma uyan bir durumdur.

    zira bu kemalizme, bu resmi ideolojiye, iflas etmiş bu çirkin paradigmanın sahiplerine sormak gerekir, “niye kürt kimliğini inkar, niye bunca eziyeti, baskıyı, işkenceyi kürt kardeşlerimize reva gördünüz? tüm bu kötülükleri niye yaptınız, kurtuluş savaşında omuz omuza savaştığımız kardeşlerimize tüm bunları niye reva gördünüz, Lozan’ı imzalarken kürt ve türk halkı adına imzaladınız da, sonradan niye kürtlüğü inkar ettiniz, yok saydınız, sonra hiç utanmadan, sıkılmadan çıkıp “kürt realitesini tanıyoruz” dediniz, bunu diyecektiniz, tüm o düşmanlıkları niye yaptınız, bunun müsebbibleri bunun faturasını da ödemek zorundadırlar.

    esasında ortada bir kimlik kazanımı yoktur, o kimlik hep vardı, osmanlı zamanında da vardı, o kimlik sadece kısa bir süreliğine kemalizmin hışmına uğramıştı, kemalizmin gazabına uğramıştı, kemalizm ise bugün yıkılmakta ve yenilmekte olan bir siyasetin adıdır, pkk olsa da olmasada gaspedilen haklar zaten sahibine iade edilecekti, bunun bir başka yolu ve alternatifi de mevcut değildir, zira bu saatten sonra pkk sadece işi çıkmaza sokmakta, kürtlerin haklarını almasını olumsuz yönde etkilemektedir, zira bu yönde atılacak olumlu adımlar, pkk ileri sürülerek chp ve mhp tarafından manüple edilmekte, türk milliyetçiliği ile kürt milliyetçiliği birbirini besleyerek, çözümü daha da zorlaştırmaktadır.

    bu inkarcılığın, bu zulum ve işkencelerin, faili meçhullerin hesabını birileri vermeli, kürt kimliğini pkk kazandırmadı, kürt kimliği hep vardı, sahte bir “tavşana kaç, tazıya tut” siyaseti izlenmiştir, pkk resmi ideolojiye hizmet etmiştir, öylesine hizmet etmiştir ki, resmi ideolojinin kendisi için çizdiği çizginin dışına dahi çıkamamıştır, misal özgürlük isteyememiş, bağımsız bir devlet talebinde bulunamamıştır, ergenekonun kendisine biçtiği rolü oynamıştır, ancak deniz bitti, yolun sonu göründü, pkk’nın resmi uzantısı olan bdp, iki yüzlülük içerisinde parti kapatılmasını zorlaştıran anayasa maddesine dahi oy kullanmamış, parti kapatılmasından, kürtlere uygulanan baskılardan güç aldığını, kürtlerin mağdur edilmesi üzerine kurulu siyaset dışında bir siyasetinin olmadığını ispat etmiştir, kürtlerin mağduriyetinin sona erdirilmesiyle, kendi misyonunun biteceğini bilmekte ve bu mağduriyetin illelebet sürdürülmesinden yana olup, bu konuda takiye yapmaktadır.

    pkk, kürtlerin ergenekonu, bdp ise kürtlerin chp’sidir, izledikleri siyasette zaten bunu ispat etmeye yetmektedir.
    (bu durum öylesine bellidir ki; genelkurmayın yaptığı bazı hataları kandilden açıklama yapan gerillalar örtbas etmeye çalışmaktadır, heron olayında olduğu gibi, chp ve mhp’in kandilden gelen açıklamalara göre siyaset izlemeye -hemde birbiriyle örtüşen siyaset- başlamaları gibi örneklerle bunu anlayabilmek için çok zeki olmaya gerek yoktur)(chp ve mhp, hükümeti “pkk ile anlaşma yaptı” diyerek suçlamaları icap ediyor, hemen kandil devreye girerek, “hükümetin öcalan ile anlaştığına” dair yalana dayalı açıklama yapıyor, tüm bunların nasıl bir açıklaması olabilir? kurtla kuzu dost olmuş, niye, nasıl ve niçin olmuş bunu sorgulamamak için iflas etmiş resmi ideolojiye ve paradigmaya teslim olmuş olmak gerekiyor. -parantez içinde- hala kafasını kuma gömmüş olanlara duyurulur)

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin