<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>TRT Kürtçe Konuşuyor yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 02:00:49 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Eurovizyona Kürtçe Sarki ile katilalim! tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-27238</link>
		<dc:creator>Eurovizyona Kürtçe Sarki ile katilalim!</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 22:36:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-27238</guid>
		<description>Sıddık Üçkol şöyle diyor:
YILIN HADİSESİ(!) TRT ŞEŞ
Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde ahbaplarla geçmişi yad ederken,
bir fırsatını bulup (körü körüne) milliyetçiliğinden emin olduğum bir
ahbabıma son günlerin popüler bir konusu olan Eurovision-Hadise mevzuunda bir
soru yönelttim.Aldığım cevap kafamda ona dair canlandırdığım
milliyetçilik kalıplarına çok uygundu .Sakın, arkadaşımızın İngilizce
şarkı ile Eurovision’a girmemize kesin reddiyelerle karşı çıktığı
düşünülmesin , hatta sıkı bir Hadise hayranı olması onu radikal bir
düm-tek sempatizanlığına sürüklemiş.Ve Türkiye’nin birinci
olacağından da çok emin.Esasında arkadaşımın sorum karşısında verdiği
refleks ve konuyu açıklama şekli, İngilizce bir şarkının gözünü
budaktan esirgemez bir koruması olma nedenini açıklar mahiyetteydi.Hadise…
Aynı ahbabıma cevabını tahmin ettiğim ama mevzu açılması noktasında
faydalı bulduğum bir soru daha yönelttim.(TRT Şeş hakkında ne
düşünüyorsun peki?).Kaşlar çatıldı ve adeta kılıçlar
çekildi.’’Hayır bu bölücülüktür, bizim dilimiz bellidir, taviz
verilemez, milli devletin dibine bombadır’’ nevinden bir dolu klişe ile
mevzuu açıklamaya çalıştı.O an sanki karşımda az evvel (İngiliz)
İngilizcesini şovalye edasıyla savunan arkadaşım değil de başka biri var
zannettim(ama baktım sima aynı sima).Tabi bu arada Ak Partiye de kılıcını
sallamayı ihmal etmedi benim ultramilliyetçi(!) arkadaşım.İngiliz
İngilizcesinin sonuna kadar yanında olan arkadaşım, maalesef  sonuna kadar
bir Anadolu vatandaşı olan Kürt kardeşimizin Kürtçesinin
karşısındaydı.Ve bu hal körü körüne, populist vs milliyetçiliğin
vardığı son noktayı teşkil ediyordu avamda.
Şimdinin milliyetçi geçinen tipleri maalesef sorunları mantık süzgecinden
geçirebilecek nitelikten fazlasıyla(!) yoksun.Onların milliyetçilik
damarlarına giden yol duygularından (ama problemli noktalardan)
geçiyor.Eurovision’a  İngilizce bir şarkı ile giriyor olmamız, Hadise ve
onun kıvrak sahne figürlerinden dolayı milliyetçi bir problem olma
yeteneğini çoktan kaybetmiş durumda.Konuyu sadece cismani hayranlık
çerçevesinde ele alan arkadaşlar inanıyorum ki Hadisenin aynı kıyafet ve
figürlerle ama bu sefer Kürtçe olarak Eurovision’a katılmasına ses
çıkarmayacaklardı.
İngilizceyi çağın Eurovision gereği olarak gören bu tipler neden TRT
Şeş’i ülkemizin demokratik bir ihtiyacı olarak görmüyorlar?
Eurovision’a İngilizce bir şarkı ile girmeyi çağın gereği ve kültürel
bir zenginlik olarak görenler neden TRT Şeş’i (hem de sonuna kadar)
ülkemizin hem ihtiyacı hem de kültürel zenginliği olarak görmüyorlar?
İngilizceye gösterilen çağdaş ve demokratik tutum neden bizim öz
halkımız olan Kürtlerin Kürtçesine gösterilmiyor?
Bugün bu ülkede TRT Şeş’e karşı çıkanlar gittikçe DTP’nin
sınırlarına kaydıklarının farkında değiller mi? Pkk uzantısı olarak
görülen DTP’nin ‘’kimlikler üzerinde siyaset yapma’’ politikasını
zayıflatan TRT Şeş acaba bizim milliyetçilerin hangi politikasını
zayıflatıyor ki ortalığı vaveylaya boğuyorlar?
Bugüne kadar teröristle mücadelenin ötesine geçip terörle mücadelenin
farkını anlayamadık.Biz sorunun çözümünü hep dağda bir kurşun fazla
sıkmakta aradık.Halbuki bu sadece sivrisineğe dokundu ama bataklık olduğu
yerdeydi.TRT  Şeş ve benzeri hamleler gösteriyor ki Türkiye teröristle
mücadeleden terörle mücadele safhasına geçmiştir.Güvenlik elbette
önemlidir fakat çözüm ekonomik ve kültürel boyutlarda
aranmalıdır.Güneydoğumuzun maalesef bugüne kadar kavuşamadığı huzur ve
sükun;  ekonomik ve kültürel araçlarda gizlidir ve TRT Şeş bu işin
kültürel bir adımıdır.
Bu adımı yanlış yerlerden tutup yanlış yerlere çekmek gayretinde
olanların ne İngilizce ne de Fransızca Eurovision temsillerini destekleme
hakkı yoktur.Bu yaklaşım başlı başına bir çelişkidir.Bu çelişkinin
ortadan kalkması makul düşünce ile olacaktır.TRT Şeş tehdit değil
zenginliktir.Kürdü, Lazı, Çerkezi, Türkü ile ülkemiz etnik ve kültürel
bir mozaiktir.Bu mozaik bizim kazanımlar noktasında zenginliğimiz ve
farkımız haline getirilmelidir.
Ümit ediyorum ki bu akılcı ve gerçekçi adımın arkası gelir ve bu
bataklık kurur.Kimsenin pencerelerde gözü yaşlı evlat bekleyen
analarımızın yüreğine kor düşürmeye hakkı yok.Eğer çözümü sakat
bacaktan tutarsak daha çok ananın yüreği kebap olur.Bunu hiçbir Türk
annesi arzu etmez hele böyle adı dahi konulmamış bir savaşta…Tüm
bunların ardından ifade edeceğim şey; hükümetin önümüzde ki süreçte
bu adımları ciddiyet ve kararlılıkla şıklaştırması memleketimizin
hayrınadır ve çözüm bu yolla gelecektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sıddık Üçkol şöyle diyor:<br />
YILIN HADİSESİ(!) TRT ŞEŞ<br />
Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde ahbaplarla geçmişi yad ederken,<br />
bir fırsatını bulup (körü körüne) milliyetçiliğinden emin olduğum bir<br />
ahbabıma son günlerin popüler bir konusu olan Eurovision-Hadise mevzuunda bir<br />
soru yönelttim.Aldığım cevap kafamda ona dair canlandırdığım<br />
milliyetçilik kalıplarına çok uygundu .Sakın, arkadaşımızın İngilizce<br />
şarkı ile Eurovision’a girmemize kesin reddiyelerle karşı çıktığı<br />
düşünülmesin , hatta sıkı bir Hadise hayranı olması onu radikal bir<br />
düm-tek sempatizanlığına sürüklemiş.Ve Türkiye’nin birinci<br />
olacağından da çok emin.Esasında arkadaşımın sorum karşısında verdiği<br />
refleks ve konuyu açıklama şekli, İngilizce bir şarkının gözünü<br />
budaktan esirgemez bir koruması olma nedenini açıklar mahiyetteydi.Hadise…<br />
Aynı ahbabıma cevabını tahmin ettiğim ama mevzu açılması noktasında<br />
faydalı bulduğum bir soru daha yönelttim.(TRT Şeş hakkında ne<br />
düşünüyorsun peki?).Kaşlar çatıldı ve adeta kılıçlar<br />
çekildi.’’Hayır bu bölücülüktür, bizim dilimiz bellidir, taviz<br />
verilemez, milli devletin dibine bombadır’’ nevinden bir dolu klişe ile<br />
mevzuu açıklamaya çalıştı.O an sanki karşımda az evvel (İngiliz)<br />
İngilizcesini şovalye edasıyla savunan arkadaşım değil de başka biri var<br />
zannettim(ama baktım sima aynı sima).Tabi bu arada Ak Partiye de kılıcını<br />
sallamayı ihmal etmedi benim ultramilliyetçi(!) arkadaşım.İngiliz<br />
İngilizcesinin sonuna kadar yanında olan arkadaşım, maalesef  sonuna kadar<br />
bir Anadolu vatandaşı olan Kürt kardeşimizin Kürtçesinin<br />
karşısındaydı.Ve bu hal körü körüne, populist vs milliyetçiliğin<br />
vardığı son noktayı teşkil ediyordu avamda.<br />
Şimdinin milliyetçi geçinen tipleri maalesef sorunları mantık süzgecinden<br />
geçirebilecek nitelikten fazlasıyla(!) yoksun.Onların milliyetçilik<br />
damarlarına giden yol duygularından (ama problemli noktalardan)<br />
geçiyor.Eurovision’a  İngilizce bir şarkı ile giriyor olmamız, Hadise ve<br />
onun kıvrak sahne figürlerinden dolayı milliyetçi bir problem olma<br />
yeteneğini çoktan kaybetmiş durumda.Konuyu sadece cismani hayranlık<br />
çerçevesinde ele alan arkadaşlar inanıyorum ki Hadisenin aynı kıyafet ve<br />
figürlerle ama bu sefer Kürtçe olarak Eurovision’a katılmasına ses<br />
çıkarmayacaklardı.<br />
İngilizceyi çağın Eurovision gereği olarak gören bu tipler neden TRT<br />
Şeş’i ülkemizin demokratik bir ihtiyacı olarak görmüyorlar?<br />
Eurovision’a İngilizce bir şarkı ile girmeyi çağın gereği ve kültürel<br />
bir zenginlik olarak görenler neden TRT Şeş’i (hem de sonuna kadar)<br />
ülkemizin hem ihtiyacı hem de kültürel zenginliği olarak görmüyorlar?<br />
İngilizceye gösterilen çağdaş ve demokratik tutum neden bizim öz<br />
halkımız olan Kürtlerin Kürtçesine gösterilmiyor?<br />
Bugün bu ülkede TRT Şeş’e karşı çıkanlar gittikçe DTP’nin<br />
sınırlarına kaydıklarının farkında değiller mi? Pkk uzantısı olarak<br />
görülen DTP’nin ‘’kimlikler üzerinde siyaset yapma’’ politikasını<br />
zayıflatan TRT Şeş acaba bizim milliyetçilerin hangi politikasını<br />
zayıflatıyor ki ortalığı vaveylaya boğuyorlar?<br />
Bugüne kadar teröristle mücadelenin ötesine geçip terörle mücadelenin<br />
farkını anlayamadık.Biz sorunun çözümünü hep dağda bir kurşun fazla<br />
sıkmakta aradık.Halbuki bu sadece sivrisineğe dokundu ama bataklık olduğu<br />
yerdeydi.TRT  Şeş ve benzeri hamleler gösteriyor ki Türkiye teröristle<br />
mücadeleden terörle mücadele safhasına geçmiştir.Güvenlik elbette<br />
önemlidir fakat çözüm ekonomik ve kültürel boyutlarda<br />
aranmalıdır.Güneydoğumuzun maalesef bugüne kadar kavuşamadığı huzur ve<br />
sükun;  ekonomik ve kültürel araçlarda gizlidir ve TRT Şeş bu işin<br />
kültürel bir adımıdır.<br />
Bu adımı yanlış yerlerden tutup yanlış yerlere çekmek gayretinde<br />
olanların ne İngilizce ne de Fransızca Eurovision temsillerini destekleme<br />
hakkı yoktur.Bu yaklaşım başlı başına bir çelişkidir.Bu çelişkinin<br />
ortadan kalkması makul düşünce ile olacaktır.TRT Şeş tehdit değil<br />
zenginliktir.Kürdü, Lazı, Çerkezi, Türkü ile ülkemiz etnik ve kültürel<br />
bir mozaiktir.Bu mozaik bizim kazanımlar noktasında zenginliğimiz ve<br />
farkımız haline getirilmelidir.<br />
Ümit ediyorum ki bu akılcı ve gerçekçi adımın arkası gelir ve bu<br />
bataklık kurur.Kimsenin pencerelerde gözü yaşlı evlat bekleyen<br />
analarımızın yüreğine kor düşürmeye hakkı yok.Eğer çözümü sakat<br />
bacaktan tutarsak daha çok ananın yüreği kebap olur.Bunu hiçbir Türk<br />
annesi arzu etmez hele böyle adı dahi konulmamış bir savaşta…Tüm<br />
bunların ardından ifade edeceğim şey; hükümetin önümüzde ki süreçte<br />
bu adımları ciddiyet ve kararlılıkla şıklaştırması memleketimizin<br />
hayrınadır ve çözüm bu yolla gelecektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kürtçe Reklâm Olur mu? &#171; tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-24947</link>
		<dc:creator>Kürtçe Reklâm Olur mu? &#171;</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 15:32:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-24947</guid>
		<description>[...] TRT Kürtçe Konuşuyor. Bundan bir kaç yıl önce “Kürt yoktur” diyen bir devletin parasıyla Kürtçe TV yayını [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] TRT Kürtçe Konuşuyor. Bundan bir kaç yıl önce “Kürt yoktur” diyen bir devletin parasıyla Kürtçe TV yayını [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kürtçe Reklâm Olur mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-24851</link>
		<dc:creator>Kürtçe Reklâm Olur mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 17:57:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-24851</guid>
		<description>[...] TRT Kürtçe Konuşuyor. Bundan bir kaç yıl önce &#8220;Kürt yoktur&#8221; diyen bir devletin parasıyla Kürtçe TV [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] TRT Kürtçe Konuşuyor. Bundan bir kaç yıl önce &#8220;Kürt yoktur&#8221; diyen bir devletin parasıyla Kürtçe TV [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-23766</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 11:50:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-23766</guid>
		<description>Yakın tarih ve Cumhuriyetin kuruluş dönemiyle ilgili tespitler tartışmaya açık olmakla beraber,günümüzün toplumsal gerçekliğinin irdelendiği güzel bir yazı olmuş.Bu açıdan sayın yazarın özellikle demokratikleşmeye ve yeni açılımlara duyduğu özlem ve heyecan kısmen tartışmalı olan görüşleri de anlaşılır kılabiliyor.Zira her şeyden önce ayrımcılığa son derece samimi bir karşı duruş var...Temel hak ve özgürlüklere,evrensel değerlere bir saygı,insanların barış içinde birarada yaşayabileceği bir dünya özlemi var.

Sonuç olarak tüm bu insani talep ve temennilerin takdire değer olduğunu düşünüyor ve sayın Adil Yapar'a Derin Düşünce platformuna "tu bixêr hatî"diyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın tarih ve Cumhuriyetin kuruluş dönemiyle ilgili tespitler tartışmaya açık olmakla beraber,günümüzün toplumsal gerçekliğinin irdelendiği güzel bir yazı olmuş.Bu açıdan sayın yazarın özellikle demokratikleşmeye ve yeni açılımlara duyduğu özlem ve heyecan kısmen tartışmalı olan görüşleri de anlaşılır kılabiliyor.Zira her şeyden önce ayrımcılığa son derece samimi bir karşı duruş var&#8230;Temel hak ve özgürlüklere,evrensel değerlere bir saygı,insanların barış içinde birarada yaşayabileceği bir dünya özlemi var.</p>
<p>Sonuç olarak tüm bu insani talep ve temennilerin takdire değer olduğunu düşünüyor ve sayın Adil Yapar&#8217;a Derin Düşünce platformuna &#8220;tu bixêr hatî&#8221;diyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>elif dedim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-23754</link>
		<dc:creator>elif dedim</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 23:02:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-23754</guid>
		<description>Sayin Adil Yapar

Guzel temennilerinize katiliyorum. Fakat yakin tarih, cumhuriyet ve Osmanli hakkindaki fikirlerinizin coguna katilmiyorum.

Musaade ederseniz kucuk bir elestiri yapacagim.

&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Anadolu yerine daha çok Macaristan gibi Balkan Vilayetlerine yatırımlar yapmış olan Osmanlı zamanından beri ihmal edilegelmiş bir coğrafyada yaşayan bu insanlara ikinci sınıf vatandaş...(Adil Yapar) &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;

Osmanlı Anadolu’yu yalnızca sömürmüş, tek bir çivi çakmamıştır. Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklular yapmıştır! dusuncesinin bir yan urunudur yazdiklariniz.

Bir kere nereye yatirim goturmemis Osmanlı, Anadolu'ya  goturmesin? Bu Cumhuriyet'in kuruluş dönemine ait kılıç artığı görüşlerin daha ne kadar esiri olacağız? 

Afakî konuşmak yerine, bana somut olarak mesela Osmanlı şu şehre tek bir çivi çakmamıştır, desinler. Yok böyle bir şehir. 

Olamaz da. Soyle bir etrafınıza baksanız, hakikati göreceksiniz aslında. 

Öyleyse gelin, Diyarbakır’ın camilerine, hamamlarına değil, zamanın ticaret merkezleri olan hanlarına göz atalım ve bakalım Osmanlılar, İstanbul’un fethinden 100 yıl sonra fethettikleri bu Anadolu şehrine kaç altın çivi çakmışlar? 

Prof. İbrahim Yılmazçelik’in değerli araştırması “XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır”a (Türk Tarih Kurumu Yay., 1995, s. 89-94) göre Diyarbakır’da bugün ayakta kalmış 3 tane han var: Hasan Paşa Hanı, Deliller Hanı ve Çifte Han; üçü de Osmanlı eseri. 

İyi de koca şehirde 3 tane han mı yapmış Osmanlılar? diyeceklere cevabımı hemen doğrultuyorum: Bugün ortadan kalkmış bulunan 17 han ile beraber Osmanlılar Diyarbakır gibi nüfusu 20-30 binlerde seyreden bir şehre tam 20 iş merkezi hediye etmişlerdi. Yaklaşık bin kişiye bir han! 

Ornekler cogaltilabilir. Samsun ve Artvin illerinde Osmanlı eserlerinin oranının yüzde 80'in üzerinde olduğunu biliyor muydunuz?

Konya gibi adı Selçuklu ile özdeşleşmiş bir ilimizde dahi, Osmanlı eserleri Selçuklu ve Beylikler dönemi eserleriyle at başı gidiyordu. &lt;strong&gt;Kaldı ki, Selçuklu eserlerinin bugüne ulaşmalarını, Osmanlıların tamir ve katkılarına borçlu olduklarıni da unutmamak gerekiyor.&lt;/strong&gt;

Yani Anadolu'daki Selçuklu medeniyeti bugüne gelebilmişse bu, mutlak bir şekilde Osmanlıların himmet ve gayretleri sayesindedir! Osmanlı'yı aradan çekip çıkarttığımızda Selçuklu cephesinde de büyük bir boşluk açmış olacağımızı hiç düşünmüyoruz nedense.

Daha pek cok tarihi yanilgilariniz da var ama o mevzulara girmeyecegim. 

Yanilgilara ragmen,samimi ve icten yazi icin tesekkurler.

saygilarimla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Adil Yapar</p>
<p>Guzel temennilerinize katiliyorum. Fakat yakin tarih, cumhuriyet ve Osmanli hakkindaki fikirlerinizin coguna katilmiyorum.</p>
<p>Musaade ederseniz kucuk bir elestiri yapacagim.</p>
<p><strong><br />
<blockquote>Anadolu yerine daha çok Macaristan gibi Balkan Vilayetlerine yatırımlar yapmış olan Osmanlı zamanından beri ihmal edilegelmiş bir coğrafyada yaşayan bu insanlara ikinci sınıf vatandaş&#8230;(Adil Yapar) </p></blockquote>
<p></strong></p>
<p>Osmanlı Anadolu’yu yalnızca sömürmüş, tek bir çivi çakmamıştır. Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklular yapmıştır! dusuncesinin bir yan urunudur yazdiklariniz.</p>
<p>Bir kere nereye yatirim goturmemis Osmanlı, Anadolu&#8217;ya  goturmesin? Bu Cumhuriyet&#8217;in kuruluş dönemine ait kılıç artığı görüşlerin daha ne kadar esiri olacağız? </p>
<p>Afakî konuşmak yerine, bana somut olarak mesela Osmanlı şu şehre tek bir çivi çakmamıştır, desinler. Yok böyle bir şehir. </p>
<p>Olamaz da. Soyle bir etrafınıza baksanız, hakikati göreceksiniz aslında. </p>
<p>Öyleyse gelin, Diyarbakır’ın camilerine, hamamlarına değil, zamanın ticaret merkezleri olan hanlarına göz atalım ve bakalım Osmanlılar, İstanbul’un fethinden 100 yıl sonra fethettikleri bu Anadolu şehrine kaç altın çivi çakmışlar? </p>
<p>Prof. İbrahim Yılmazçelik’in değerli araştırması “XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır”a (Türk Tarih Kurumu Yay., 1995, s. 89-94) göre Diyarbakır’da bugün ayakta kalmış 3 tane han var: Hasan Paşa Hanı, Deliller Hanı ve Çifte Han; üçü de Osmanlı eseri. </p>
<p>İyi de koca şehirde 3 tane han mı yapmış Osmanlılar? diyeceklere cevabımı hemen doğrultuyorum: Bugün ortadan kalkmış bulunan 17 han ile beraber Osmanlılar Diyarbakır gibi nüfusu 20-30 binlerde seyreden bir şehre tam 20 iş merkezi hediye etmişlerdi. Yaklaşık bin kişiye bir han! </p>
<p>Ornekler cogaltilabilir. Samsun ve Artvin illerinde Osmanlı eserlerinin oranının yüzde 80&#8242;in üzerinde olduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p>Konya gibi adı Selçuklu ile özdeşleşmiş bir ilimizde dahi, Osmanlı eserleri Selçuklu ve Beylikler dönemi eserleriyle at başı gidiyordu. <strong>Kaldı ki, Selçuklu eserlerinin bugüne ulaşmalarını, Osmanlıların tamir ve katkılarına borçlu olduklarıni da unutmamak gerekiyor.</strong></p>
<p>Yani Anadolu&#8217;daki Selçuklu medeniyeti bugüne gelebilmişse bu, mutlak bir şekilde Osmanlıların himmet ve gayretleri sayesindedir! Osmanlı&#8217;yı aradan çekip çıkarttığımızda Selçuklu cephesinde de büyük bir boşluk açmış olacağımızı hiç düşünmüyoruz nedense.</p>
<p>Daha pek cok tarihi yanilgilariniz da var ama o mevzulara girmeyecegim. </p>
<p>Yanilgilara ragmen,samimi ve icten yazi icin tesekkurler.</p>
<p>saygilarimla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adil Yapar tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-23733</link>
		<dc:creator>Adil Yapar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:29:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-23733</guid>
		<description>Sayın Ali Bey,
Dileğinize aynen katılıyorum. Yorumlarınız için teşekkürler.
Adil Yapar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Ali Bey,<br />
Dileğinize aynen katılıyorum. Yorumlarınız için teşekkürler.<br />
Adil Yapar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2009/01/04/trt-kurtce-konusuyor/#comment-23728</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 17:25:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2775#comment-23728</guid>
		<description>Başta KÜRT sorunu olmak üzere, Türkiye'deki tüm sorunların tek çözüm reçetesi DEMOKRASİ ve DEMOKRATİKLEŞMEDİR. Ancak silah, savaş, kan, terörden beslenen rantcılar ülkede sürekli kaos ortamı, terör yaratarak ve hatta kardeşi kardeşe vurdurarak servetlerini nasıl katladıklarını uzun yıllardır izlemekteyiz.  Elbetteki bu böyle gitmeyecektir, her türlü TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ uygulamalarına rağmen TÜRKİYE halkaları hak etmiş oldukları mertebeye ulaşmak için  DEMOKRATİKLEŞME yolunda atılan adımlardan geri dönmeyeceklerdir. Bu uğurda mücadele etmek herşeyden önce bir insanlık görevidir. 10 milyona yakın işsizin ve had safhada yoksulluğun bulunduğu ülkemizde, TBMM'de yapılan bütçe görüşmelerinde söz alarak konuşma yapan SÖZDE SOL ana muhalefet partisinin tek bir kelime dahi İŞSİZLERDEN ve YOKSULLUKTAN söz etmemesine şahit  olduğumuz bu ortamda, kürtçe kanal açılıncaya kadar Kürtlerin CHP'si olan DTP'nin de ne hazindir ki tek bir kez ANA DİLLERİ için mücadele ettmediklerine şahit olduk. Zira ÇÖZÜMSÜZLÜKLERİYLE ne kadar da birbirlerine benziyorlar. DTP'den beklentim en azından  KÖTÜNÜN İYİSİ olarak kabul ettiğim, kürtlerin AKP'si olabilmesidir. Zira 21 nci yüzyılı 20.nci yüzyıldan kalma çürümüş milliyetçi fikirler götürmeye çalışanların her defasında nasıl duvara tosladıklarını (çarşaf açılımı vs.) ibretle izlemekteyiz. Dünyayı BİR YÜZYIL GERİDEN takip eden CHP'nin izdüşümü olmaktansa, demokratikleşme ve demokrası açılımlarını karınca kararınca ve askeri  vesayetçi demokrasi ortamında uygulamaya çalışan ve bu anlamda çağı yakalamaya çalışan AKP'nin izdüşümü olmak evladır. (kötünün iyisi anlamında) 
Herşeye rağmen 80 yılın sonunda KÜRT KARDEŞLERİMİZİN ANA DİLLERİNDE BİR KANAL  SAHİP OLMALARINI KUTLUYOR, DAHA FAZLA DEMOKRASİ  İLE BİRLİKTE  TÜM HAK İHLALLERİNİN SON BULMASINI DİLİYORUM.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Başta KÜRT sorunu olmak üzere, Türkiye&#8217;deki tüm sorunların tek çözüm reçetesi DEMOKRASİ ve DEMOKRATİKLEŞMEDİR. Ancak silah, savaş, kan, terörden beslenen rantcılar ülkede sürekli kaos ortamı, terör yaratarak ve hatta kardeşi kardeşe vurdurarak servetlerini nasıl katladıklarını uzun yıllardır izlemekteyiz.  Elbetteki bu böyle gitmeyecektir, her türlü TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ uygulamalarına rağmen TÜRKİYE halkaları hak etmiş oldukları mertebeye ulaşmak için  DEMOKRATİKLEŞME yolunda atılan adımlardan geri dönmeyeceklerdir. Bu uğurda mücadele etmek herşeyden önce bir insanlık görevidir. 10 milyona yakın işsizin ve had safhada yoksulluğun bulunduğu ülkemizde, TBMM&#8217;de yapılan bütçe görüşmelerinde söz alarak konuşma yapan SÖZDE SOL ana muhalefet partisinin tek bir kelime dahi İŞSİZLERDEN ve YOKSULLUKTAN söz etmemesine şahit  olduğumuz bu ortamda, kürtçe kanal açılıncaya kadar Kürtlerin CHP&#8217;si olan DTP&#8217;nin de ne hazindir ki tek bir kez ANA DİLLERİ için mücadele ettmediklerine şahit olduk. Zira ÇÖZÜMSÜZLÜKLERİYLE ne kadar da birbirlerine benziyorlar. DTP&#8217;den beklentim en azından  KÖTÜNÜN İYİSİ olarak kabul ettiğim, kürtlerin AKP&#8217;si olabilmesidir. Zira 21 nci yüzyılı 20.nci yüzyıldan kalma çürümüş milliyetçi fikirler götürmeye çalışanların her defasında nasıl duvara tosladıklarını (çarşaf açılımı vs.) ibretle izlemekteyiz. Dünyayı BİR YÜZYIL GERİDEN takip eden CHP&#8217;nin izdüşümü olmaktansa, demokratikleşme ve demokrası açılımlarını karınca kararınca ve askeri  vesayetçi demokrasi ortamında uygulamaya çalışan ve bu anlamda çağı yakalamaya çalışan AKP&#8217;nin izdüşümü olmak evladır. (kötünün iyisi anlamında)<br />
Herşeye rağmen 80 yılın sonunda KÜRT KARDEŞLERİMİZİN ANA DİLLERİNDE BİR KANAL  SAHİP OLMALARINI KUTLUYOR, DAHA FAZLA DEMOKRASİ  İLE BİRLİKTE  TÜM HAK İHLALLERİNİN SON BULMASINI DİLİYORUM.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
