RSS Feed for This Post

Tek Parti Gömleği Çıkacak mı?

[MustafaAkyol.Org sitesinde yayınlandı]

Bundan neredeyse bir yıl önce, 13 Şubat 2008’de, bu köşede şöyle yazmıştım:

“Ben ‘Milli Görüş gömleğini çıkardık’ sözünü Tayyip Erdoğan’dan defalarca duydum, ama Deniz Baykal ve ekibinin ‘Tek Parti gömleğini’ çıkardığına en ufak bir emare görmedim. CHP, tarihindeki pek çok karanlık sayfanın (İstiklal Mahkemeleri’nin, ‘kafatasçı’ tarih kongrelerinin, yahut Varlık Vergisi’nin) hesabını vermek şöyle dursun, yeni sayfalar eklemeye pek hevesli duruyor.”

Ama burası Türkiye; hızla değişen ve insanı şaşırtan bir yer. Sayın Baykal, tam da bu “Tek Parti gömleği” konusunda enteresan bir adım attı ve ülkeye biraz renk getirdi. Bildiğiniz gibi, her şey birden bire partisine bir grup “çarşaflı” vatandaşı kabul etmesiyle başladı. Sonra kalktı, geçen Salı günü bir konuşma yaptı ve Tek Parti döneminin uygulamalarından birini açıkça eleştirdi. O devirde Ankara’daki Atatürk bulvarına “köylü kıyafetli” vatandaşların sokulmadığını hatırlattı. “Tek Parti zihniyeti oydu, kıyafetini düzelt gel de öyle geç diyorlardı” dedi. Ve artık böyle davranmanın yanlış olacağını izah etti.

Baykal’ın bu sürpriz çıkışı karşısında pek çok kişinin aklında ve dilinde “acaba samimi mi, yoksa oy kazanmak için mi böyle yapıyor” sorusu var. Oysa bence bu pek anlamlı bir soru değil. Elbette, her siyasetçi gibi Baykal da oy kazanmak istiyor. Ve zaten siyasetçilerin oy kazanmak istemesinden daha tabi ve doğru bir şey de yoktur. Toplumsal talepler bu sayede siyasetin gündemine girer.

Asıl soru, Baykal’ın bu çıkışının, yakında (ve özellikle de yerel seçimlerden sonra) sönüp gidecek, unutulacak bir “saman alevi” olup olmadığı. Partisinin ve “laikçi medya”nın keskin küplerinden aldığı tepki, onu bir süre sonra yıldıracak mı? Yoksa rahmetli Ecevit’in geçmişte yaptığı gibi CHP’yi sosyal demokrat ve “dine saygılı” bir çizgiye çekebilecek mi? Kafasındaki hedef, gerçekten bu ikincisi mi?

Aslında akademik bir geçmişe sahip olan, liberal düşünceyle tanışıklığı bulunan Deniz Baykal’ın partisindeki diğer bazı isimlerin aksine körkütük bir “laik faşist” olmadığını zaten biliyorduk. Zaten bugüne dek bu kadar tepki çekmesinin bir sebebi de buydu: Çok daha düzgün bir siyaset izleyebilecek iken, “ulusalcı cephe”nin seviyesine inmiş, demokrasi ve özgürlük karşıtlarının liderliğine soyunmuştu.

Bugün Baykal’ın bir anda farklı bir kimlikle karşımıza çıkmasına sadece sevinebiliriz. Akşam gazetesinde İsmail Küçükkaya’ya verdiği röportajda söylediği “Amacım muhafazakâr kesimle cumhuriyeti buluşturmak, onların hayal kırıklıklarını tamir edeceğim” sözüne sadece “inşallah” diyebiliriz. Aslında keşke Baykal bu ani dönüşümün nasıl gerçekleştiğini de bize biraz anlatsa. Ama böylesi bir açıklığa ve özeleştiri anlayışına Türkiye’nin siyasi kültüründe ne yazık ki pek rastlanmıyor.

Sonunda her ne olacaksa olsun, Baykal’ın attığı bu adım, Türk siyasi tarihinde bir kilometre taşı oluşturdu. Bir CHP başkanı’ndan Tek Parti devrine dair eleştirel şeyler duymak, Dokuzuncu Senfoni’den bile daha güzel geliyor kulağa. Eleştirilemez, sorgulanamaz bir tabu haline gelmiş olan bu demokrasi ve özgürlük yoksunu çeyrek yüzyılı (1925-50) aşmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor. CHP’nin lideri bile bunu ima ediyorsa, önümüz biraz daha açık demektir.

Sayın Baykal’a ve izlediği yeni çizgiye gelince de, ne diyelim, Allah sonuna erdirsin.

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 1 Yorum

  2. Yazan:Hasan Yavuz Tarih: Ara 19, 2008 | Reply

    Ben bu ülkede yapılan takiyelerden bıktım doğrusu.Sorun takiye yapanlarda değil artık,sanırım onların takiye yaptıklarına inanmamak gibi bir zaafımız var.CHP ve Deniz Baykalın üstlendiği misyonun bu ülkede Devlet idelojisinin bekçiliğini yaptığının ispatına gidecek değilim.Ancak bu ülkede kırgınlıkları ortadan kaldıracak kişinin Deniz Baykal olduğunu bana anlatacak biri varsa lütfen önce CHP’nin ansiklopedik bir tanımına baksın orda Devlet idelojisinin bekçiliğinden çok daha fazlasını bulacaktır.Deniz Baykala gelince bu zat_ı muhteremin siyasal yaşamına bir bakmak yeterli olacaktır.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin