<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 20:21:46 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-36535</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 07:57:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-36535</guid>
		<description>:)) eh fena olmadı:))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>:)) eh fena olmadı:))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-36525</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 22:09:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-36525</guid>
		<description>Sevgili Enver,

Bu konuda bana bir pisti yapmani bekliyordum, geç bile kaldin :)

ama su farki isaret edeyim (biraz cidal kokacak ama) :

Sembolik olarak haklisin AMMAAAaaa...

Dededen toruna geçen ve zeytinyagi-su gibi birbirine karismayan iki kimligi önkabul saymaya karsiyim. Bu benim &lt;strong&gt;"Ermenilerden özür dileme"&lt;/strong&gt; konusuna karsi çikmamin sebeplerindendi. 

Bu tür "kollektif" meselelere gicik kapiyorum ama tedavi olacagim söz :)

Basörtüsü konusu ise kisisel, kendi hatam için, halen hayatta olan ben MY halen hayatta olan o kizlardan özür diliyorum.

Nasil? Kazi iyi çevirdim mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Enver,</p>
<p>Bu konuda bana bir pisti yapmani bekliyordum, geç bile kaldin :)</p>
<p>ama su farki isaret edeyim (biraz cidal kokacak ama) :</p>
<p>Sembolik olarak haklisin AMMAAAaaa&#8230;</p>
<p>Dededen toruna geçen ve zeytinyagi-su gibi birbirine karismayan iki kimligi önkabul saymaya karsiyim. Bu benim <strong>&#8220;Ermenilerden özür dileme&#8221;</strong> konusuna karsi çikmamin sebeplerindendi. </p>
<p>Bu tür &#8220;kollektif&#8221; meselelere gicik kapiyorum ama tedavi olacagim söz :)</p>
<p>Basörtüsü konusu ise kisisel, kendi hatam için, halen hayatta olan ben MY halen hayatta olan o kizlardan özür diliyorum.</p>
<p>Nasil? Kazi iyi çevirdim mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>eg tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-36493</link>
		<dc:creator>eg</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 15:00:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-36493</guid>
		<description>bu yazıyı görünce o zamanlarda yaptığımız tartışmalar aklıma geldi. ben de ondan sonra o zaman taraf'ta da yayımladığım bir yazı yazmıştım. o zamanlarda paylaşılmıştı da derindüşüncede. ama özür dilemenin ne demek olduğunu benim açımdan anlattığım o yazıyla yakın zamanlarda başörtülülerden özür dileyen mehmetin özür yazısı arasında bir fark yok. bu açıdan mehmet'in bu yorumu yazdığım yazısı ile başörtülülerden özür dileyen yazısı arasındaki farkı olumluya yorumladığımı söylemek isterim:)) yazı linkte.

http://www.derindusunce.org/2008/12/20/cozumsuzlukten-kurtulmak-icin-gonul-insani-olmak/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bu yazıyı görünce o zamanlarda yaptığımız tartışmalar aklıma geldi. ben de ondan sonra o zaman taraf&#8217;ta da yayımladığım bir yazı yazmıştım. o zamanlarda paylaşılmıştı da derindüşüncede. ama özür dilemenin ne demek olduğunu benim açımdan anlattığım o yazıyla yakın zamanlarda başörtülülerden özür dileyen mehmetin özür yazısı arasında bir fark yok. bu açıdan mehmet&#8217;in bu yorumu yazdığım yazısı ile başörtülülerden özür dileyen yazısı arasındaki farkı olumluya yorumladığımı söylemek isterim:)) yazı linkte.</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2008/12/20/cozumsuzlukten-kurtulmak-icin-gonul-insani-olmak/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2008/12/20/cozumsuzlukten-kurtulmak-icin-gonul-insani-olmak/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nazmi öner tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-29123</link>
		<dc:creator>nazmi öner</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 22:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-29123</guid>
		<description>Doğru düşünmek vardır.Doğru düşündüğünü düşünmek vardır. Doğrularını kanıtlayan kaynakları vardır. Doğruları da, kaynakları da yanlış olabilir. Aslında bu kültürde ne tam doğru,ne de tam yanlış vardır.Kimilerinin yanlışları başka birilerinin, hatta toplumun doğruları olabilir. Hiç bir şey ya doğru ya da yanlış değildir. Her konuda yüzlerce doğru ve bir o kadar da yanlış vardır. O yüzden Ermenilerin mağduriyetinden söz etmek, Ermenilerin mağdur ettiği müslümanların olmadığını savunmak değildir. Birinin gerçekliği, ötekinin gerçekliğini ortadan kaldırmaz.Ve kaldı ki tarihte hiçbir olay tam gerçek değildir.
Ama görüyorum ki, herkes her şeyi çok rahat biçimde yargılamakta ve kesin sonuçlara ulaşabilmektedir. Ve herkes kendi doğrusunda ısrarcıdır. Fakat herşeye rağmen bu tartışmalardan çok keyif aldığımı ve yeni birşeyler öğrendiğimi düşünerek, yazara ve tartışmaya katılanlara teşekkür ediyorum.
Çünkü ben otuzbeş sene tarih öğretmeni olarak görev yapmama ve öğrencilerime resmi görüşü anlatmama rağmen, kendim buna hiç inanamadım. Ama doğru dürüst bir kaynak da bulamadım. Tam bir görüş sahibi olamadım. Hep kuşkularım oldu. Son birkaç yılın kaynak bolluğuna bakarak, durumun hep böyle olduğu sanılmasın.Bir kaç yıl öncesine dek Türkiye’de Ermeni mağduriyetinden söz etmek bile olanaksızdı. Söz edenler vatan haini olurdu. Aslında sorunun tartışılması serbest olup, TV’lerde de sık sık da tartışılırdı. Ama tek taraflı ve resmi görüşe uygun olarak. Devletin resmi politikası da yalnızca İNKARDI. Bu yüzden,olayın bir tabu olmaktan çıkarılıp, araştırılıp, serbestçe tartışılıp, sonucun hiç bir komplekse kapılmadan dünyaya açıklanmasını isteyen yazılarımı, kenthaber.com’daki köşemde altı bölüm halinde yayınlamıştım.Tartışmaya katkıda bulunabilir düşüncesiyle altıncı bölümü tartışmaya ekliyorum.

       6-ÖLEN ERMENİLER İÇİN ÜZÜNTÜLERİMİZİ BELİRTMELİ MİYİZ?

            Kesinlikle evet. ”Oh olsun! Onca suçsuz günahsız Müslüman’ı öldüren katiller gebersin” dememiz, ne insani, ne İslam’i, ne de etik açıdan doğru olmaz. Kaldı ki, ölen Ermeni nüfusu için, yarım milyonla bir milyonu aşan rakamlar ileri sürülmektedir. En alt rakamları bile esas alsanız çok sayıda Ermenin öldüğü kesin bir gerçektir. 
  Bir kere bu gerçeği kesin olarak kabul etmemiz ve sayıyı asla küçümsemememiz gerekmektedir. Bu durumun iki taraflı olması da olayın vahametini azaltmaz.
           Nasıl ki, gözü dönmüş Ermeni çetelerinin, Ruslar tarafından oluşturulan Ermeni alaylarının öldürdüğü Müslümanlar, canımızı acıtıyor içimizi kanatıyorsa, ölen ve Müslümanlar tarafından öldürülen Ermeniler için de üzülmemiz gerektiğine inanıyorum.    
          Nihayetinde hepside insandı, hepsi Anadolu’nun suyuyla, havasıyla yaşam bulmuştu ve hepsi de birbirinin genlerini taşıyordu.
          Çünkü: eğer bugün ben, bir Orta Asyalıdan çok Anadolulu birisine benziyorsam, Asya’dan Anadolu’ya brakisefal (yuvarlak) bir kafatası yapısıyla geldiğim halde, bu gün kafatasım dolikosefal (Elipse benzer) bir şekil almışsa, bu durumu gen ortaklığının dışında nasıl açıklayabilirim?
          Elbette ki Anadolu’da yaşayan herkes bir biriyle karışıp kaynaşarak bir birlerinin genlerini almıştır. O yüzden, Ermeni’nin Ermeniliği, Yunan’ın Yunanlığı, Kürt’ün Kürtlüğü ve Türk’ün Türklüğü kan ve gen esasına dayalı bir kavram olmayıp bir tercih meselesidir. 
           Anadolu’da yaşayan tüm halkların, aslında en belirgin ve belirleyici özelliği Anadolu kültürüdür. Anadolu hepsi için ortak bir pota, ortak bir karın ve hepsi karındaştır.
              2002 de Strazburg’da Maraşlı bir kadınla karşılaşmıştım. Kocası sürekli dövdüğü için komşuları durumu polise bildirmişler. Fransız Polisi koca hakkında soruşturma başlatırken, kadını da iki kızıyla bu otele yerleştirmişti.
Kadını görür görmez kafamda Anadolu’yu çağrıştırmıştı. Hangi milletten olduğunu da bilmediğim halde, ne Türklüğünü ne Kürtlüğünü ne de Ermeniliğini fark ettim. Ama Anadolu insanı olduğu besbelliydi.    
Bakışlarının ürkekliğinden, yüzündeki tebessümün sığlığına ve yüzünü gerdiğinde göz kapaklarının birleşme çizgisinde, yumuşak bir kavisle aşağı yönelen kırışıklıklarda acının derinliğine kadar “Ben Anadolu’yum, ben öz vatanından koparılmış bir çiçeğim, bu iklime uyum sağlayamadım, ben toprağımı isterim” diye haykıran bir ifade vardı. 	
       Bu konudaki görüşlerimi daha açık bir biçimde ortaya koyacağı düşüncesiyle,  “Dünya Yaşanası Bir Yer Değil” adlı kitabımdaki, “Anadolu İnsanı” adlı şiirimden bir bölümü aşağıya alıyorum.



BEN  ANADOLU İNSANI HASSO

Hepimiz aynı karından doğma
Çeşit çeşit insanız biz Anadolu’da
Anadolu grubu pozitif kan akar damarlarımızda.
Akıtsalar kanımı, baksalar genlerime
Kürt geni mi baskın çıkar, Türk geni mi acaba?
Urartu, Hitit, Ermeni,  Arap, Grek mi yoksa?
Baksalar Türk milliyetçisinin de kanına
Ve Kürt geni baskın çıkarsa hiç şaşırma.

Bir zincirin halkalarıyız biz Anadolu’da
Leleklerden, Truva’dan Piside, Hatti’den Hitit’e
Frikya’dan Lidya’ya, Bitinya’dan Bergama’ya
Likya’dan Kilikya’ya, Urartu’dan Asur’a                       
Perslerden İskender’e, Roma’dan Bizans’a
Her halkadan bir parçadır insan Anadolu’da
Selçukludan Osmanlı’ya ve Milenyuma.

BEN  ANADOLU İNSANI HÜSEYİN

Orta Asya’da Oğuz’du benim atam
Ama şimdilerde dolikosefal olmuş kafam
Değişmem Anadolu’dan, ama değil coğrafyasından
Acem’den, Kürt’ten, Ermeni’den, Arap’tan ve Rum’dan
Değişmem o ki, Anadolu ile harmanlanmaktan	
Anadolu denilen dünyalara bedel bir karında
Ermeni, Kürt, Laz, Rum, Çerkez, Arnavut’la 
Bin yıldır birlikte yaşamaktan
Onlar benim kandaşım, gendeşim, kardeşim
Hepsi de ayrı bir kültür, ayrı bir değer olsa da	               
Anadolu’da hepsi bir sentez, bir bileşim.

Benzer olaylarda kapılıyorsak benzer duygulara
Söylevde, öyküde, arabeskte, kadercilikte
Kendimizi kurnaz sanıp, geliyorsak hep kurnazlıklara
Balık hafızalıysak, düşüyorsak hep aynı tuzaklara
Şarklılığımıza veriyor, yoruyorsak Anadolu Tanrılarına
Kaçırıyorsak her zaman, her şeyde ölçüyü
Tanrı kadar geniş ve engin gönüllüysek
Anadolu kadar cömert ve hoşgörülü
Olabilir mi kardeşliğin bundan daha büyüğü, daha büyülüsü?

          Ölenler için üzülmemizi gerektiren nedenler elbette ki bu kadarla da sınırlı değildir. Düşünün bir kere ölen ve öldürülen yüz binlerin içinde ne kadarı asker, çete veya gözü dönmüş katildir. Elbette ki bunlar ölenlerin çok küçük bir azınlığıdır. 
           Bu azınlığı suçlu bulup “Cezasını bulmuş” deseniz bile, hiçbir suçu günahı olmayan (belki birçoğu henüz Osmanlılığından sıyrılamamış, milliyetçilikten bihaber) Ermeni gençleri, kadınları, çocukları ve yaşlıları için, kendi kardeşlerimize üzüldüğümüz gibi üzülmeli ve bunu hiç çekinmeden, hiç komplekse kapılmadan tüm dünya ile paylaşmalıyız.
          Biliyoruz ki, böyle durumlar gerçek bir can pazarıdır ve pazarlıklar da ona göre yapılır. Malatya’nın bir beldesinde yaşlı bir adam, tehcirle ilgili bazı duyumlarını anlattığı zaman, pek de önemseyerek dinlemediğimi anımsıyorum şimdi.
             Bana tehcirde para karşılığı Ermenileri Suriye’ye taşıyanlardan bahsederken, komşu alevi köyündeki ağanın, parasını aldığı Ermenileri Suriye’ye salimen götürdüğünü ve şu anda onların çocukları arasındaki dostluğun hala sürdüğünü söyledi. 
             Fakat başka bir köyde, parasını aldığı Ermeni’yi, Müslüman çetelere öldürsünler diye teslim edenler olduğunu söylemişti. Bir söylenti belki ama çok mantıksız da değil. 
             Bu gün bile insan kaçakçıları, parasını aldıktan sonra, umut yolcularını denizlerin ortasında ya da bir mazot tankerinin deposunda bırakıp kaçmıyorlar mı?
            Fakat benim bu olayda asıl değinmek istediğim konu, parasal gücüne dayanarak, kafileye katılmayan bu Ermeniler, acaba yalnızca bölgelerinin zenginleri miydi, yoksa milliyetçi çeteler de bunların içinde olabilir mi? 
          Aslında bu nokta çok önemli. Çünkü çeteler, parayla bir biçimde ve büyük ölçüde kendilerini kurtarırken, Müslüman çetelerin ve asker kaçaklarının saldırılarında ölenlerin suçsuz ve sıradan Ermeniler olma olasılığı yüksektir.
         İşte bu yüzden, Ermeni çetelerin camilere doldurup topluca yaktığı Müslümanlar için üzüldüğümüz kadar, onlar için de üzülmeliyiz. 
          Bazı Ermeni grupları açısından da, nedeni ister bu kin ve nefret duygularıyla ayakta durmaları, isterse bu kinin kendilerini birleştirici bir bağ oluşturması olsun, bir toplumun geleceğini kin ve nefret duygularına bağlamasını doğru bulmuyorum. 
          Ne kendilerine, ne de dünyaya ve insanlığa, kin kusarak bir katkıda bulunamayacaklarını, bunun herkese yalnızca zarar vereceğini düşünüyorum. 
           Aramızda ne geçerse geçsin onlar bizim kardeşlerimizdir. Gönüllerini sevgiyle doldurup, yaşamı kendilerine şölen yapmalarını diliyorum. İnsanlığın devlet aşamasına geldiği andan itibaren, savaşlar başlamış ve her toplum buna benzer olaylar yaşamıştır. 
         Çünkü dünyada yaşanan tüm kötülükler savaşların eseridir. Şu anda dünyada her insan, kazanmış olduğu her iki doların birisini, öteki insanı öldürmek için kullanılmaktadır. Savaşlar, insan öldürmeyi, insanlığın yegâne amacı haline getirmiştir.
Bu yüzden, haklı nedenlere bile dayansa, sonuçta her savaş ve doğaya karşı yapılan her bilinçsiz davranış bir soykırımdır. Aksini iddia etmek bencillik, samimiyetsizlik ve ikiyüzlülüktür. Savaşa tapıcılıktır. 
İdeal olan savaşların olmadığı bir dünyadır. Bunun içinse dış güvenlik sorununun ortadan kaldırılması, yani devletlerin ortadan kaldırılıp askerliğe son verilmesi gerekmektedir. 
Bu gün için çok ütopik gibi görünse de, bu yüz yılın sonuna dek tüm dünyanın, tek bir yönetim altında toplanarak, savaşlara son verileceğini düşünüyor ve umut ediyorum. 
Ve bu insanlık ayıbı olayda, her iki taraftan da ölenler için üzüntülerimi belirtiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru düşünmek vardır.Doğru düşündüğünü düşünmek vardır. Doğrularını kanıtlayan kaynakları vardır. Doğruları da, kaynakları da yanlış olabilir. Aslında bu kültürde ne tam doğru,ne de tam yanlış vardır.Kimilerinin yanlışları başka birilerinin, hatta toplumun doğruları olabilir. Hiç bir şey ya doğru ya da yanlış değildir. Her konuda yüzlerce doğru ve bir o kadar da yanlış vardır. O yüzden Ermenilerin mağduriyetinden söz etmek, Ermenilerin mağdur ettiği müslümanların olmadığını savunmak değildir. Birinin gerçekliği, ötekinin gerçekliğini ortadan kaldırmaz.Ve kaldı ki tarihte hiçbir olay tam gerçek değildir.<br />
Ama görüyorum ki, herkes her şeyi çok rahat biçimde yargılamakta ve kesin sonuçlara ulaşabilmektedir. Ve herkes kendi doğrusunda ısrarcıdır. Fakat herşeye rağmen bu tartışmalardan çok keyif aldığımı ve yeni birşeyler öğrendiğimi düşünerek, yazara ve tartışmaya katılanlara teşekkür ediyorum.<br />
Çünkü ben otuzbeş sene tarih öğretmeni olarak görev yapmama ve öğrencilerime resmi görüşü anlatmama rağmen, kendim buna hiç inanamadım. Ama doğru dürüst bir kaynak da bulamadım. Tam bir görüş sahibi olamadım. Hep kuşkularım oldu. Son birkaç yılın kaynak bolluğuna bakarak, durumun hep böyle olduğu sanılmasın.Bir kaç yıl öncesine dek Türkiye’de Ermeni mağduriyetinden söz etmek bile olanaksızdı. Söz edenler vatan haini olurdu. Aslında sorunun tartışılması serbest olup, TV’lerde de sık sık da tartışılırdı. Ama tek taraflı ve resmi görüşe uygun olarak. Devletin resmi politikası da yalnızca İNKARDI. Bu yüzden,olayın bir tabu olmaktan çıkarılıp, araştırılıp, serbestçe tartışılıp, sonucun hiç bir komplekse kapılmadan dünyaya açıklanmasını isteyen yazılarımı, kenthaber.com’daki köşemde altı bölüm halinde yayınlamıştım.Tartışmaya katkıda bulunabilir düşüncesiyle altıncı bölümü tartışmaya ekliyorum.</p>
<p>       6-ÖLEN ERMENİLER İÇİN ÜZÜNTÜLERİMİZİ BELİRTMELİ MİYİZ?</p>
<p>            Kesinlikle evet. ”Oh olsun! Onca suçsuz günahsız Müslüman’ı öldüren katiller gebersin” dememiz, ne insani, ne İslam’i, ne de etik açıdan doğru olmaz. Kaldı ki, ölen Ermeni nüfusu için, yarım milyonla bir milyonu aşan rakamlar ileri sürülmektedir. En alt rakamları bile esas alsanız çok sayıda Ermenin öldüğü kesin bir gerçektir.<br />
  Bir kere bu gerçeği kesin olarak kabul etmemiz ve sayıyı asla küçümsemememiz gerekmektedir. Bu durumun iki taraflı olması da olayın vahametini azaltmaz.<br />
           Nasıl ki, gözü dönmüş Ermeni çetelerinin, Ruslar tarafından oluşturulan Ermeni alaylarının öldürdüğü Müslümanlar, canımızı acıtıyor içimizi kanatıyorsa, ölen ve Müslümanlar tarafından öldürülen Ermeniler için de üzülmemiz gerektiğine inanıyorum.<br />
          Nihayetinde hepside insandı, hepsi Anadolu’nun suyuyla, havasıyla yaşam bulmuştu ve hepsi de birbirinin genlerini taşıyordu.<br />
          Çünkü: eğer bugün ben, bir Orta Asyalıdan çok Anadolulu birisine benziyorsam, Asya’dan Anadolu’ya brakisefal (yuvarlak) bir kafatası yapısıyla geldiğim halde, bu gün kafatasım dolikosefal (Elipse benzer) bir şekil almışsa, bu durumu gen ortaklığının dışında nasıl açıklayabilirim?<br />
          Elbette ki Anadolu’da yaşayan herkes bir biriyle karışıp kaynaşarak bir birlerinin genlerini almıştır. O yüzden, Ermeni’nin Ermeniliği, Yunan’ın Yunanlığı, Kürt’ün Kürtlüğü ve Türk’ün Türklüğü kan ve gen esasına dayalı bir kavram olmayıp bir tercih meselesidir.<br />
           Anadolu’da yaşayan tüm halkların, aslında en belirgin ve belirleyici özelliği Anadolu kültürüdür. Anadolu hepsi için ortak bir pota, ortak bir karın ve hepsi karındaştır.<br />
              2002 de Strazburg’da Maraşlı bir kadınla karşılaşmıştım. Kocası sürekli dövdüğü için komşuları durumu polise bildirmişler. Fransız Polisi koca hakkında soruşturma başlatırken, kadını da iki kızıyla bu otele yerleştirmişti.<br />
Kadını görür görmez kafamda Anadolu’yu çağrıştırmıştı. Hangi milletten olduğunu da bilmediğim halde, ne Türklüğünü ne Kürtlüğünü ne de Ermeniliğini fark ettim. Ama Anadolu insanı olduğu besbelliydi.<br />
Bakışlarının ürkekliğinden, yüzündeki tebessümün sığlığına ve yüzünü gerdiğinde göz kapaklarının birleşme çizgisinde, yumuşak bir kavisle aşağı yönelen kırışıklıklarda acının derinliğine kadar “Ben Anadolu’yum, ben öz vatanından koparılmış bir çiçeğim, bu iklime uyum sağlayamadım, ben toprağımı isterim” diye haykıran bir ifade vardı.<br />
       Bu konudaki görüşlerimi daha açık bir biçimde ortaya koyacağı düşüncesiyle,  “Dünya Yaşanası Bir Yer Değil” adlı kitabımdaki, “Anadolu İnsanı” adlı şiirimden bir bölümü aşağıya alıyorum.</p>
<p>BEN  ANADOLU İNSANI HASSO</p>
<p>Hepimiz aynı karından doğma<br />
Çeşit çeşit insanız biz Anadolu’da<br />
Anadolu grubu pozitif kan akar damarlarımızda.<br />
Akıtsalar kanımı, baksalar genlerime<br />
Kürt geni mi baskın çıkar, Türk geni mi acaba?<br />
Urartu, Hitit, Ermeni,  Arap, Grek mi yoksa?<br />
Baksalar Türk milliyetçisinin de kanına<br />
Ve Kürt geni baskın çıkarsa hiç şaşırma.</p>
<p>Bir zincirin halkalarıyız biz Anadolu’da<br />
Leleklerden, Truva’dan Piside, Hatti’den Hitit’e<br />
Frikya’dan Lidya’ya, Bitinya’dan Bergama’ya<br />
Likya’dan Kilikya’ya, Urartu’dan Asur’a<br />
Perslerden İskender’e, Roma’dan Bizans’a<br />
Her halkadan bir parçadır insan Anadolu’da<br />
Selçukludan Osmanlı’ya ve Milenyuma.</p>
<p>BEN  ANADOLU İNSANI HÜSEYİN</p>
<p>Orta Asya’da Oğuz’du benim atam<br />
Ama şimdilerde dolikosefal olmuş kafam<br />
Değişmem Anadolu’dan, ama değil coğrafyasından<br />
Acem’den, Kürt’ten, Ermeni’den, Arap’tan ve Rum’dan<br />
Değişmem o ki, Anadolu ile harmanlanmaktan<br />
Anadolu denilen dünyalara bedel bir karında<br />
Ermeni, Kürt, Laz, Rum, Çerkez, Arnavut’la<br />
Bin yıldır birlikte yaşamaktan<br />
Onlar benim kandaşım, gendeşim, kardeşim<br />
Hepsi de ayrı bir kültür, ayrı bir değer olsa da<br />
Anadolu’da hepsi bir sentez, bir bileşim.</p>
<p>Benzer olaylarda kapılıyorsak benzer duygulara<br />
Söylevde, öyküde, arabeskte, kadercilikte<br />
Kendimizi kurnaz sanıp, geliyorsak hep kurnazlıklara<br />
Balık hafızalıysak, düşüyorsak hep aynı tuzaklara<br />
Şarklılığımıza veriyor, yoruyorsak Anadolu Tanrılarına<br />
Kaçırıyorsak her zaman, her şeyde ölçüyü<br />
Tanrı kadar geniş ve engin gönüllüysek<br />
Anadolu kadar cömert ve hoşgörülü<br />
Olabilir mi kardeşliğin bundan daha büyüğü, daha büyülüsü?</p>
<p>          Ölenler için üzülmemizi gerektiren nedenler elbette ki bu kadarla da sınırlı değildir. Düşünün bir kere ölen ve öldürülen yüz binlerin içinde ne kadarı asker, çete veya gözü dönmüş katildir. Elbette ki bunlar ölenlerin çok küçük bir azınlığıdır.<br />
           Bu azınlığı suçlu bulup “Cezasını bulmuş” deseniz bile, hiçbir suçu günahı olmayan (belki birçoğu henüz Osmanlılığından sıyrılamamış, milliyetçilikten bihaber) Ermeni gençleri, kadınları, çocukları ve yaşlıları için, kendi kardeşlerimize üzüldüğümüz gibi üzülmeli ve bunu hiç çekinmeden, hiç komplekse kapılmadan tüm dünya ile paylaşmalıyız.<br />
          Biliyoruz ki, böyle durumlar gerçek bir can pazarıdır ve pazarlıklar da ona göre yapılır. Malatya’nın bir beldesinde yaşlı bir adam, tehcirle ilgili bazı duyumlarını anlattığı zaman, pek de önemseyerek dinlemediğimi anımsıyorum şimdi.<br />
             Bana tehcirde para karşılığı Ermenileri Suriye’ye taşıyanlardan bahsederken, komşu alevi köyündeki ağanın, parasını aldığı Ermenileri Suriye’ye salimen götürdüğünü ve şu anda onların çocukları arasındaki dostluğun hala sürdüğünü söyledi.<br />
             Fakat başka bir köyde, parasını aldığı Ermeni’yi, Müslüman çetelere öldürsünler diye teslim edenler olduğunu söylemişti. Bir söylenti belki ama çok mantıksız da değil.<br />
             Bu gün bile insan kaçakçıları, parasını aldıktan sonra, umut yolcularını denizlerin ortasında ya da bir mazot tankerinin deposunda bırakıp kaçmıyorlar mı?<br />
            Fakat benim bu olayda asıl değinmek istediğim konu, parasal gücüne dayanarak, kafileye katılmayan bu Ermeniler, acaba yalnızca bölgelerinin zenginleri miydi, yoksa milliyetçi çeteler de bunların içinde olabilir mi?<br />
          Aslında bu nokta çok önemli. Çünkü çeteler, parayla bir biçimde ve büyük ölçüde kendilerini kurtarırken, Müslüman çetelerin ve asker kaçaklarının saldırılarında ölenlerin suçsuz ve sıradan Ermeniler olma olasılığı yüksektir.<br />
         İşte bu yüzden, Ermeni çetelerin camilere doldurup topluca yaktığı Müslümanlar için üzüldüğümüz kadar, onlar için de üzülmeliyiz.<br />
          Bazı Ermeni grupları açısından da, nedeni ister bu kin ve nefret duygularıyla ayakta durmaları, isterse bu kinin kendilerini birleştirici bir bağ oluşturması olsun, bir toplumun geleceğini kin ve nefret duygularına bağlamasını doğru bulmuyorum.<br />
          Ne kendilerine, ne de dünyaya ve insanlığa, kin kusarak bir katkıda bulunamayacaklarını, bunun herkese yalnızca zarar vereceğini düşünüyorum.<br />
           Aramızda ne geçerse geçsin onlar bizim kardeşlerimizdir. Gönüllerini sevgiyle doldurup, yaşamı kendilerine şölen yapmalarını diliyorum. İnsanlığın devlet aşamasına geldiği andan itibaren, savaşlar başlamış ve her toplum buna benzer olaylar yaşamıştır.<br />
         Çünkü dünyada yaşanan tüm kötülükler savaşların eseridir. Şu anda dünyada her insan, kazanmış olduğu her iki doların birisini, öteki insanı öldürmek için kullanılmaktadır. Savaşlar, insan öldürmeyi, insanlığın yegâne amacı haline getirmiştir.<br />
Bu yüzden, haklı nedenlere bile dayansa, sonuçta her savaş ve doğaya karşı yapılan her bilinçsiz davranış bir soykırımdır. Aksini iddia etmek bencillik, samimiyetsizlik ve ikiyüzlülüktür. Savaşa tapıcılıktır.<br />
İdeal olan savaşların olmadığı bir dünyadır. Bunun içinse dış güvenlik sorununun ortadan kaldırılması, yani devletlerin ortadan kaldırılıp askerliğe son verilmesi gerekmektedir.<br />
Bu gün için çok ütopik gibi görünse de, bu yüz yılın sonuna dek tüm dünyanın, tek bir yönetim altında toplanarak, savaşlara son verileceğini düşünüyor ve umut ediyorum.<br />
Ve bu insanlık ayıbı olayda, her iki taraftan da ölenler için üzüntülerimi belirtiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-29106</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 18:37:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-29106</guid>
		<description>kendini devrimci sanan küçük kız;

"sözde" devrimciliğin, soykırımı da "sözde" olurmuş.
Burdan da anlaşılıyor  ki sizin "devrimci"liğiniz sözde, ancak "küçük" kız oluşunuz ise özde doğru.
Ne  zamandan beri Kemalizmin kollektif bilinç laboratuvarları olan okullarında ezberletilenleri, papagan gibi tekrarlamak  DEVRİMCİLİK  oluyor? "en devrimci" tarafından bir anlatsanızda öğrensek, ya da nasyonal sosyalizmi, sosyalizmle karıştırmanın  ne demek olduğunu öğrenseniz de kavram karışıklığına sebep olmadan "milliyetçi" ya da kulağa daha hoş gelen "ulusalcı" kanatta yerinizi alsanız, devrimciliği daha fazla çarpıtmadan, kirletmeden.
Türkiye, nasyonal sosyalizmin, sosyalizm olarak  yutturulabilindiğin Hitler Almanya'sından sonraki en bariz ülke  örneğidir. Sol'un yasak olduğu ülkelerde, sol'un yerini nasyonal sol alıyor, bir derin devlet stratejisi. Ortalık kendini sol'cu sanan nasyonalSol'cudan geçilmiyor, sol ise zaten kemalizm eliyle 1923'de toprağa verilmişti, o günden bu güne hayaletine bile müsaade edilmedi. Bunun en önemli tanıkları, istiklal mahkemeleri, 12 mart/12 eylül sıkıyönetim mahkemeleri ve  zindanları ile devrimciler için kurulan darağaçlarıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>kendini devrimci sanan küçük kız;</p>
<p>&#8220;sözde&#8221; devrimciliğin, soykırımı da &#8220;sözde&#8221; olurmuş.<br />
Burdan da anlaşılıyor  ki sizin &#8220;devrimci&#8221;liğiniz sözde, ancak &#8220;küçük&#8221; kız oluşunuz ise özde doğru.<br />
Ne  zamandan beri Kemalizmin kollektif bilinç laboratuvarları olan okullarında ezberletilenleri, papagan gibi tekrarlamak  DEVRİMCİLİK  oluyor? &#8220;en devrimci&#8221; tarafından bir anlatsanızda öğrensek, ya da nasyonal sosyalizmi, sosyalizmle karıştırmanın  ne demek olduğunu öğrenseniz de kavram karışıklığına sebep olmadan &#8220;milliyetçi&#8221; ya da kulağa daha hoş gelen &#8220;ulusalcı&#8221; kanatta yerinizi alsanız, devrimciliği daha fazla çarpıtmadan, kirletmeden.<br />
Türkiye, nasyonal sosyalizmin, sosyalizm olarak  yutturulabilindiğin Hitler Almanya&#8217;sından sonraki en bariz ülke  örneğidir. Sol&#8217;un yasak olduğu ülkelerde, sol&#8217;un yerini nasyonal sol alıyor, bir derin devlet stratejisi. Ortalık kendini sol&#8217;cu sanan nasyonalSol&#8217;cudan geçilmiyor, sol ise zaten kemalizm eliyle 1923&#8242;de toprağa verilmişti, o günden bu güne hayaletine bile müsaade edilmedi. Bunun en önemli tanıkları, istiklal mahkemeleri, 12 mart/12 eylül sıkıyönetim mahkemeleri ve  zindanları ile devrimciler için kurulan darağaçlarıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>devrimci küçük kız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-29095</link>
		<dc:creator>devrimci küçük kız</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 15:52:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-29095</guid>
		<description>eyy özür dileyen salaklar  dönünde bakın arkanıza tarihinizee bu soykırım deıldır SÖZDE SOYKIRIMdır Ermenistanın yaptığıkarmaşıklık ise tamamen doğuanadolu bölgemizi alarak orda devlet kurmakdırr Boşuna mı oldu
DENİZ GEZMİŞ boşuna mı çabaladı YILMAZ GÜNEY boşuna mı sürüldü MAHSUNİ ŞERİF akllı olun akıllı :@@@@@@@@@@@@@@@</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>eyy özür dileyen salaklar  dönünde bakın arkanıza tarihinizee bu soykırım deıldır SÖZDE SOYKIRIMdır Ermenistanın yaptığıkarmaşıklık ise tamamen doğuanadolu bölgemizi alarak orda devlet kurmakdırr Boşuna mı oldu<br />
DENİZ GEZMİŞ boşuna mı çabaladı YILMAZ GÜNEY boşuna mı sürüldü MAHSUNİ ŞERİF akllı olun akıllı :@@@@@@@@@@@@@@@</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>melekut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24625</link>
		<dc:creator>melekut</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2009 17:18:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24625</guid>
		<description>Sn.Aziz Yılmaz

Her ne kadar anlatmak istediklerimizi geçmiş tecrübi olayları vurgulu bir nasihatle kısa ve öz olarak bize aktaran deyimleri kullanarak ifade etme becerim pek fazla olmasa da genel itibari ile anlaşılacağımı ümid ediyorum. şahsınızda kullandığım bu deyimi sizinde belirttiğiniz gibi geçmiş yaraları deşenlere (adaletsiz şekilde) hitaben umumi anlamda kullandım. Dolayısıyla maksadımı aştı isem özür dilerim.

Sorunuzun cevabını şu şekilde vermeyi uygun buluyorum. Tarih bir bilim olmadığı için mutlaka yorumdan ayrı net bir şekilde günümüze kadar gelmesini beklemiyorum. Dolayısıyla eğer gayemiz haklı olmak değilde hakkı bulmaksa.. O zaman mümkün olduğu kadar belge niteliği taşıyan verilere itibar etmemiz gerekir. Yoksa dugusallık, demogoji ve sizce-bizceden öteye gidemeyiz. Lütfen yanlış anlamayın kelamım size değil bu mantaliteye.. Eğer bizler geçmiş dönemlerin tecrübelerinden faydalanarak önümüze ışık tutmak istiyorsak gerçekliği çok da fazla tartışılmayan delillere başvurmak zorundayız.
Ermeni tehciri meselesi maalesef ülkemizde çok elastikiyet kazandırılan ve diaspora tarafından kullanılan bir şey haline geldi ki bu gerçeği kimse göz ardı edemez. Bir milletin tabiatı yıllar geçsede özde kolay kolay değişmiyor sn.Yılmaz. Fazla ötelere gitmemize gerek varmı? Buyrun Çok yakın tarihteki HOCALI katliamı daha taptaze önümüzde durmuyormu? Dünya coğrafyasına vicdani bir bakışla bakalım lütfen. Bugün müslümanların ezilip katledilmediği 10 yıllık barışcı bir zaman geçirmişmiyiz acaba son 100 yıldan buyana? Ve fırsatı bulunca değerlendiren ermeni, yahudi, sırp, hırvat v.s kim varsa yüzyıllarca süren mağlubiyetlerinin sonucu tatmin edemedikleri vandalist ve militarist duygularını en vahşi bir şekilde tatmin etmedilermi din kardeşlerimiz üzerinde?
    Fazla başınızı ağrıtmadan demek istediğim şudur; Eğer bu açıklamaya benzer bir açıklama yeterliliği onaylanmış bir islam alimi, bu memlekete başbakanlık yapmış bir şahıs tarafından yapılmış olsaydı emin olun vicdan azabı duyar, belki de büyüklerimizin bize anlattıkları hakkında şüpheye bile düşerdim. Ama bir aydın tarafından yapılmış olsaydı bu açıklama o zaman kabul etmeyebilirdim. Zira ülkenizde aydın diye tabir edilen zevatın hangi karanlık odakların aydınlığını taşımaya çalıştığı çok tartışılır.Dolayısıyla başbakanlık vasfını taşımış bir şahsiyetin itiraflarına itibar etmek zorundayız, tarihi bir gerçeklik olaral inanmak durumundayız.
Sn.Hallaçoğlu'nun yaptığı araştırmaları bilmem takip ettinizmi? Uluslararası platformda ermenilerle bu meselenin tartışılmasına defalarca çağrı yaptığı halde karşı taraftan hiç ses çıkmamıştır.Çünkü 10 küsür yıllık bir emeğin ürünü olarak 1914 lü yılların gemi bileti kayıtlarına kadar ulaşılmış, Amerika'da ki, Fransa'da ki belgelere varana kadar sıkı bir çalışma yapmıştır. Ve elde edilen sonuç hayret vericidir. Okumanızı salık veririm.
İnanın bizim ecdadımız tarihin kendine biçtiği misyonu mükemmele yakın derecede adaletle yerine getirmiştir. Lokal ve ferdi hatalar, yanlışlar olmamışmıdır..? Elbette olmuştur. Ama bu kadar artısı olan şanlı bir ecdadı böyle bir vahşeti yapmış gibi gösterip kabullenmek, onları lanetlercesine,tam tersi haksızlığa uğrayan tarafı elimizin tersiyle itip, haksızlığı tarihsel bir gerçek olarak ortada duran taraftan özür dileyecek kadar yaltaklanmak sanırım insani olmasa gerek. Hiçkimsenin atalarımızın kemiklerini sızlatmaya hakkı yoktur. Neredeyse milletimizden tarihimizden utanır bir hale gelmiş olmanın verdiği kompleksi bu şekilde atmak isteyenlere sadece şunu diyorum:

Yalan söyleyen tarih utansın!

saygılarımla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Aziz Yılmaz</p>
<p>Her ne kadar anlatmak istediklerimizi geçmiş tecrübi olayları vurgulu bir nasihatle kısa ve öz olarak bize aktaran deyimleri kullanarak ifade etme becerim pek fazla olmasa da genel itibari ile anlaşılacağımı ümid ediyorum. şahsınızda kullandığım bu deyimi sizinde belirttiğiniz gibi geçmiş yaraları deşenlere (adaletsiz şekilde) hitaben umumi anlamda kullandım. Dolayısıyla maksadımı aştı isem özür dilerim.</p>
<p>Sorunuzun cevabını şu şekilde vermeyi uygun buluyorum. Tarih bir bilim olmadığı için mutlaka yorumdan ayrı net bir şekilde günümüze kadar gelmesini beklemiyorum. Dolayısıyla eğer gayemiz haklı olmak değilde hakkı bulmaksa.. O zaman mümkün olduğu kadar belge niteliği taşıyan verilere itibar etmemiz gerekir. Yoksa dugusallık, demogoji ve sizce-bizceden öteye gidemeyiz. Lütfen yanlış anlamayın kelamım size değil bu mantaliteye.. Eğer bizler geçmiş dönemlerin tecrübelerinden faydalanarak önümüze ışık tutmak istiyorsak gerçekliği çok da fazla tartışılmayan delillere başvurmak zorundayız.<br />
Ermeni tehciri meselesi maalesef ülkemizde çok elastikiyet kazandırılan ve diaspora tarafından kullanılan bir şey haline geldi ki bu gerçeği kimse göz ardı edemez. Bir milletin tabiatı yıllar geçsede özde kolay kolay değişmiyor sn.Yılmaz. Fazla ötelere gitmemize gerek varmı? Buyrun Çok yakın tarihteki HOCALI katliamı daha taptaze önümüzde durmuyormu? Dünya coğrafyasına vicdani bir bakışla bakalım lütfen. Bugün müslümanların ezilip katledilmediği 10 yıllık barışcı bir zaman geçirmişmiyiz acaba son 100 yıldan buyana? Ve fırsatı bulunca değerlendiren ermeni, yahudi, sırp, hırvat v.s kim varsa yüzyıllarca süren mağlubiyetlerinin sonucu tatmin edemedikleri vandalist ve militarist duygularını en vahşi bir şekilde tatmin etmedilermi din kardeşlerimiz üzerinde?<br />
    Fazla başınızı ağrıtmadan demek istediğim şudur; Eğer bu açıklamaya benzer bir açıklama yeterliliği onaylanmış bir islam alimi, bu memlekete başbakanlık yapmış bir şahıs tarafından yapılmış olsaydı emin olun vicdan azabı duyar, belki de büyüklerimizin bize anlattıkları hakkında şüpheye bile düşerdim. Ama bir aydın tarafından yapılmış olsaydı bu açıklama o zaman kabul etmeyebilirdim. Zira ülkenizde aydın diye tabir edilen zevatın hangi karanlık odakların aydınlığını taşımaya çalıştığı çok tartışılır.Dolayısıyla başbakanlık vasfını taşımış bir şahsiyetin itiraflarına itibar etmek zorundayız, tarihi bir gerçeklik olaral inanmak durumundayız.<br />
Sn.Hallaçoğlu&#8217;nun yaptığı araştırmaları bilmem takip ettinizmi? Uluslararası platformda ermenilerle bu meselenin tartışılmasına defalarca çağrı yaptığı halde karşı taraftan hiç ses çıkmamıştır.Çünkü 10 küsür yıllık bir emeğin ürünü olarak 1914 lü yılların gemi bileti kayıtlarına kadar ulaşılmış, Amerika&#8217;da ki, Fransa&#8217;da ki belgelere varana kadar sıkı bir çalışma yapmıştır. Ve elde edilen sonuç hayret vericidir. Okumanızı salık veririm.<br />
İnanın bizim ecdadımız tarihin kendine biçtiği misyonu mükemmele yakın derecede adaletle yerine getirmiştir. Lokal ve ferdi hatalar, yanlışlar olmamışmıdır..? Elbette olmuştur. Ama bu kadar artısı olan şanlı bir ecdadı böyle bir vahşeti yapmış gibi gösterip kabullenmek, onları lanetlercesine,tam tersi haksızlığa uğrayan tarafı elimizin tersiyle itip, haksızlığı tarihsel bir gerçek olarak ortada duran taraftan özür dileyecek kadar yaltaklanmak sanırım insani olmasa gerek. Hiçkimsenin atalarımızın kemiklerini sızlatmaya hakkı yoktur. Neredeyse milletimizden tarihimizden utanır bir hale gelmiş olmanın verdiği kompleksi bu şekilde atmak isteyenlere sadece şunu diyorum:</p>
<p>Yalan söyleyen tarih utansın!</p>
<p>saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24569</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 15:25:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24569</guid>
		<description>Sayın melekut,

Merakta kalmayın 'kraldan daha kralcı' deyimi sizin "oralara" mahsus değil.Birilerine yaranmak uğruna bildiği gerçekleri hasır altı edenler için kullanılan bir deyim.Sakın "kral çıplak!"demiş olmamı bu deyimle karıştırmış olmayasanız.Sonra,körü körüne Ermeniler lehine bir tutum içine girmemle elime ne geçecek?Sonuçta bu ülkenin vatandaşıyım ve sadece vicdanımın saesine kulak veririm...Doğru olduğuna inandığım gerçeklere itibar ederim.

Dolayısıyla adı her ne olursa olsun,mensubu olduğum toplulukla Ermeniler arasında geçmişte tatsız ve acı olaylar yaşanmış.Burada elbette her kesimden insan acı çekmiş,mağdur olmuştur.Ancak tarihi belgeler,Ermeni halkının daha çok mağdur edildiğini kanıtlamaktadır.Siz buna inanırsınız inanmazsınız,bu elbette sizin bieceğiniz bir şey.

Ancak ben size samimice bir soru sordum.Dikkat ederseniz ikrarlarını(veya itiraflarını)alıntıladığınız kişinin sizin deyimiznizle kiralanmış bir vatan haini olabileceğini falan iddia etmedim.Şimdi izninizle sorumu yenileyeyim:Suçluluk duygusuyla benzer bir özeleştiri bizim bir devlet adamımız,aydın veya akademisyenimiz,ya da bir din alimimiz tarafından yapılsaydı aynı kesinlikle ikna olur muydunuz?Yani Ermeni'leri değil de olaylardan Türk,Kürt ya da müslümanları sorumlu tutan bir beyan olsaydı bunu bir kanıt olarak kabul eder miydiniz?

Dolayısıyla demogoji falan yaptığım yok.Söylemek istediğim,bir tek kişinin ikrarıyla tarihi gerçekler kesinlik kazanamaz.Dikkat ederseniz her kesin kendi duygu,düşünce ve algılayışına göre başkalarından duyduğu hikayelere itibar ettiğine tanık oluyoruz.Ermeniler başka başka şeyler söylüyor;dedem şöyle dedi,anneanem böyle dedi diye.Bizler keza aynı şekilde büyük babalarımızdan,büyükbabalarımızdan Ermenilerin müslümanlara uygulamış olduğu mezalime dair türlü hikayeler dinleriz.Hepsinde de gerçek payı vardır kuşkusuz.Zira herkesin acısı kendine görünür,ateş düştüğü yeri yakar.Ha,bu tür acıları yeniden deşmek doğru mu derseniz,bence inşa edilmek istenen barış ortamına hizmet etmez.Olsa olsa yaraları yeniden kanatır,sonu gelmez bir kan davasına dönüşür.

Fakat benim gönlüm şundan yana:sizin alıntıladığınız özeleştiriye benzer keşke herkes kendini ait hissettiği tarafın özeleştirisini yapabilsin.İnanın o zaman dinler,mediniyetler ve kültürler arasında daha yapıcı diyaloglar oluşur ve barışa giden yola olumlu adımlar atılmış olur.İnsanlığın,adaletin,vicdanın gereği budur değerli kardeşim.Bunu yapmak asla kraldan daha kralcı olmak değildir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın melekut,</p>
<p>Merakta kalmayın &#8216;kraldan daha kralcı&#8217; deyimi sizin &#8220;oralara&#8221; mahsus değil.Birilerine yaranmak uğruna bildiği gerçekleri hasır altı edenler için kullanılan bir deyim.Sakın &#8220;kral çıplak!&#8221;demiş olmamı bu deyimle karıştırmış olmayasanız.Sonra,körü körüne Ermeniler lehine bir tutum içine girmemle elime ne geçecek?Sonuçta bu ülkenin vatandaşıyım ve sadece vicdanımın saesine kulak veririm&#8230;Doğru olduğuna inandığım gerçeklere itibar ederim.</p>
<p>Dolayısıyla adı her ne olursa olsun,mensubu olduğum toplulukla Ermeniler arasında geçmişte tatsız ve acı olaylar yaşanmış.Burada elbette her kesimden insan acı çekmiş,mağdur olmuştur.Ancak tarihi belgeler,Ermeni halkının daha çok mağdur edildiğini kanıtlamaktadır.Siz buna inanırsınız inanmazsınız,bu elbette sizin bieceğiniz bir şey.</p>
<p>Ancak ben size samimice bir soru sordum.Dikkat ederseniz ikrarlarını(veya itiraflarını)alıntıladığınız kişinin sizin deyimiznizle kiralanmış bir vatan haini olabileceğini falan iddia etmedim.Şimdi izninizle sorumu yenileyeyim:Suçluluk duygusuyla benzer bir özeleştiri bizim bir devlet adamımız,aydın veya akademisyenimiz,ya da bir din alimimiz tarafından yapılsaydı aynı kesinlikle ikna olur muydunuz?Yani Ermeni&#8217;leri değil de olaylardan Türk,Kürt ya da müslümanları sorumlu tutan bir beyan olsaydı bunu bir kanıt olarak kabul eder miydiniz?</p>
<p>Dolayısıyla demogoji falan yaptığım yok.Söylemek istediğim,bir tek kişinin ikrarıyla tarihi gerçekler kesinlik kazanamaz.Dikkat ederseniz her kesin kendi duygu,düşünce ve algılayışına göre başkalarından duyduğu hikayelere itibar ettiğine tanık oluyoruz.Ermeniler başka başka şeyler söylüyor;dedem şöyle dedi,anneanem böyle dedi diye.Bizler keza aynı şekilde büyük babalarımızdan,büyükbabalarımızdan Ermenilerin müslümanlara uygulamış olduğu mezalime dair türlü hikayeler dinleriz.Hepsinde de gerçek payı vardır kuşkusuz.Zira herkesin acısı kendine görünür,ateş düştüğü yeri yakar.Ha,bu tür acıları yeniden deşmek doğru mu derseniz,bence inşa edilmek istenen barış ortamına hizmet etmez.Olsa olsa yaraları yeniden kanatır,sonu gelmez bir kan davasına dönüşür.</p>
<p>Fakat benim gönlüm şundan yana:sizin alıntıladığınız özeleştiriye benzer keşke herkes kendini ait hissettiği tarafın özeleştirisini yapabilsin.İnanın o zaman dinler,mediniyetler ve kültürler arasında daha yapıcı diyaloglar oluşur ve barışa giden yola olumlu adımlar atılmış olur.İnsanlığın,adaletin,vicdanın gereği budur değerli kardeşim.Bunu yapmak asla kraldan daha kralcı olmak değildir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>melekut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24564</link>
		<dc:creator>melekut</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 12:58:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24564</guid>
		<description>Sn.Aziz Yılmaz

Cevaben yazmış olduğunuz yazınızı okurken biraz şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Bizler burada hissiyata dair duygusal kelamlarla demogoji yapmaktan öte tarihi vesikalara veya enazından tarihsel anlam taşıyan olaylarla neden,nasıl ve sonuç üçlemesinden çıkaracağımız gerçeklikleri belirtmeliyiz.

Yukarıda alıntıladığım yazı ilk ermeni başbakanı Sn.Ovanes Kaçaznuni'ye aittir. Eğer bu kelamları sıradan bir ermeni vatandaşı söylemiş olsaydı belki şu anlamda size hak verebilirdim. Bu şahıs Türkler tarafından kiralanmış bir vatan hainidir!
  Bir itiraf ki bizzat olayları yaşamış ve yaşayan millete başbakanlık yapmış bir şahıs tarafından ortaya konuyor... Size biraz objektif düşünmenizi, popülüst yaklaşımı bırakmanızı tavsiye ederim. Sanırım bizim buralarda buna uygun şu deyim düşer;
Kraldan fazla kralcı olmak!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Aziz Yılmaz</p>
<p>Cevaben yazmış olduğunuz yazınızı okurken biraz şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Bizler burada hissiyata dair duygusal kelamlarla demogoji yapmaktan öte tarihi vesikalara veya enazından tarihsel anlam taşıyan olaylarla neden,nasıl ve sonuç üçlemesinden çıkaracağımız gerçeklikleri belirtmeliyiz.</p>
<p>Yukarıda alıntıladığım yazı ilk ermeni başbakanı Sn.Ovanes Kaçaznuni&#8217;ye aittir. Eğer bu kelamları sıradan bir ermeni vatandaşı söylemiş olsaydı belki şu anlamda size hak verebilirdim. Bu şahıs Türkler tarafından kiralanmış bir vatan hainidir!<br />
  Bir itiraf ki bizzat olayları yaşamış ve yaşayan millete başbakanlık yapmış bir şahıs tarafından ortaya konuyor&#8230; Size biraz objektif düşünmenizi, popülüst yaklaşımı bırakmanızı tavsiye ederim. Sanırım bizim buralarda buna uygun şu deyim düşer;<br />
Kraldan fazla kralcı olmak!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24554</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 23:12:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24554</guid>
		<description>Sn. Tarık bey,
ben sadece yürürlükteki uygulamayı belirtmek istedim, hassasiyetinize katılıyorum, ayrıca benim  hassasiyetim de sizden aşağı kalır değildir, zira ben doğduğum yerden şahitim; köylerin, dağların, derelerin, tepelerin, mevkiilerin isimlerinin Ermenice oluşuna, fakat buna rağmen tek bir tane dahi Ermeni olmayışına şahitim, bunun yanısıra  derelerin nasıl kan kırmızısı aktığı hikayelerini de bizzat buna şahit olanlardan dinlemişliğim var, doğmuş olduğum ve sözünü ettiğim bu çoğrafya çok büyük  felakete ve acılara  şahitlik etmiş, sesiyle, soluğuyla, tınısıyla sahibini  yitirmiş, öksüz ve yetim kalmıştır, bu yitiklik durumu hükümsüz müdür? bilmiyorum, bir ilahi adalet var mıdır? onu da bilmiyorum, ancak yalın gerçeği bilmekten başka bir şey yapabileceğimi/yapabileceğimizi de sanmıyorum, maalesef.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Tarık bey,<br />
ben sadece yürürlükteki uygulamayı belirtmek istedim, hassasiyetinize katılıyorum, ayrıca benim  hassasiyetim de sizden aşağı kalır değildir, zira ben doğduğum yerden şahitim; köylerin, dağların, derelerin, tepelerin, mevkiilerin isimlerinin Ermenice oluşuna, fakat buna rağmen tek bir tane dahi Ermeni olmayışına şahitim, bunun yanısıra  derelerin nasıl kan kırmızısı aktığı hikayelerini de bizzat buna şahit olanlardan dinlemişliğim var, doğmuş olduğum ve sözünü ettiğim bu çoğrafya çok büyük  felakete ve acılara  şahitlik etmiş, sesiyle, soluğuyla, tınısıyla sahibini  yitirmiş, öksüz ve yetim kalmıştır, bu yitiklik durumu hükümsüz müdür? bilmiyorum, bir ilahi adalet var mıdır? onu da bilmiyorum, ancak yalın gerçeği bilmekten başka bir şey yapabileceğimi/yapabileceğimizi de sanmıyorum, maalesef.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24542</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 19:19:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24542</guid>
		<description>@melekut,

Valla yukardaki metni kimden alıntıladığınızı tüm okurlarla paylaşsanız hiç fena olmayacak.Ayrıca bununla nasıl bir çıkarıma vardığınızı da bir belirtseydiniz hani.Yani bu pişmanlık ve nedamet dolu mektupla bütün mesele haloldu öyle mi?Yani Erminiler suçlu ve zaten müstahak oldukları muameleyi de gördüler.Eh,buna göre söyleyecek bir şeyleri de kalmamış,zaten bu kadar itiraftan sonra itiraz edecek yüzleri mi kaldı?Ne güzel değil mi?Bunu eminim büyük bir vicdan rahatlığı ve kıvançla yazmış olmalısınız.Ne diyelim,tarihi bütün gerçekleriyile gün yüzüne çıkardığınız ve davayı kesin bir hükme bağladığınız için size müteşekkiriz.

Yalnız,cehaletimi bağışlayın,yayımladığınız bu mektubun benzeri bir Kürt,Türk ya da Müslüman tarafından dile getirilseydi acaba aynı şevk ve çoşkuyla yazacak ve anlatılanlara itibar edecek miydiniz?Doğrusu çok merak ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@melekut,</p>
<p>Valla yukardaki metni kimden alıntıladığınızı tüm okurlarla paylaşsanız hiç fena olmayacak.Ayrıca bununla nasıl bir çıkarıma vardığınızı da bir belirtseydiniz hani.Yani bu pişmanlık ve nedamet dolu mektupla bütün mesele haloldu öyle mi?Yani Erminiler suçlu ve zaten müstahak oldukları muameleyi de gördüler.Eh,buna göre söyleyecek bir şeyleri de kalmamış,zaten bu kadar itiraftan sonra itiraz edecek yüzleri mi kaldı?Ne güzel değil mi?Bunu eminim büyük bir vicdan rahatlığı ve kıvançla yazmış olmalısınız.Ne diyelim,tarihi bütün gerçekleriyile gün yüzüne çıkardığınız ve davayı kesin bir hükme bağladığınız için size müteşekkiriz.</p>
<p>Yalnız,cehaletimi bağışlayın,yayımladığınız bu mektubun benzeri bir Kürt,Türk ya da Müslüman tarafından dile getirilseydi acaba aynı şevk ve çoşkuyla yazacak ve anlatılanlara itibar edecek miydiniz?Doğrusu çok merak ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>melekut tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24532</link>
		<dc:creator>melekut</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 15:30:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24532</guid>
		<description>''Operasyona katıldık1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasına hem de Türkiye'ye karşı gerçekleştirdikleri askerî operasyonlara aktif biçimde katıldı. Barışı sabote ettikTürklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türkler'in düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye'den "denizden denize Ermenistan" talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türkler'le savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki? Gerçekleri göremedikAskerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan'ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik. Aklımız dumanlanmıştıBiz Ermeniler kayıtsız şartsız Rusya'ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık. Sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar hükümetinin Ermenistan'ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik. Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık. Türkler doğru yaptı1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tâbi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı. Kızgınlık ve korku içinde bulunan biz Ermeniler, 'suçlu' arıyorduk ve bu suçluyu Rus Hükümeti ve onun kalleşçe politikaları olarak belirledik. Siyasal açıdan olgunlaşmamış ve dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydık. Rus Hükümeti'ne karşı dünkü inancımız ne denli körü körüne ve temelsizse, bugünkü suçlamalarımız da o denli körü körüne ve temelsizdi. Siyasal bir parti (Taşnaksutyun) olarak biz, meselemizin Rusları ilgilendirmediğini ve onların gerektiğinde cesetlerimizi çiğneyerek geçip gidebileceklerini unutmuştuk. Barış teklifini reddettik1914-1918 yıllarında emperyalistlere karşı savaşlarında bozguna uğrayan Türkler, direnerek iki yıl içerisinde tekrar kendilerine geldiler. Yeni genç ve milliyetperver duygularla hareket eden bir nesil ortaya çıkarak, Anadolu'da kendi ordusunu yeniden organize etmeye başlamıştı. Türkiye'de millî bilinç ve kendisini savunma içgüdüsü uyanmıştı. Onlar küçük Asya'da istiklâllerini hiç olmazsa bir şekilde temin edebilmek için Sevr Antlaşması'na askerî güçle karşı koymak zorundaydılar. Bizim bu dönemde barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Çok geçmeden sınırlarımıza askerî operasyonlar başladığında, Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüşmelere başlamayı teklif ettiler. Biz ise onların bu teklifini geri çevirdik. Bu büyük bir hataydı. Bu, görüşmelerin kesinlikle başarıyla sonuçlanacağı anlamına gelmezdi ama bu görüşmelerde barışçı bir sonuca ulaşma ihtimâli vardı. Herkes bizi kandırdı"

Sn.Tarık

Yukarıda alıntıladığım cümleler kime aittir sizce?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Operasyona katıldık1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya&#8217;da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasına hem de Türkiye&#8217;ye karşı gerçekleştirdikleri askerî operasyonlara aktif biçimde katıldı. Barışı sabote ettikTürklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türkler&#8217;in düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye&#8217;den &#8220;denizden denize Ermenistan&#8221; talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye&#8217;ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika&#8217;ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türkler&#8217;le savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki? Gerçekleri göremedikAskerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya&#8217;ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan&#8217;ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik. Aklımız dumanlanmıştıBiz Ermeniler kayıtsız şartsız Rusya&#8217;ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık. Sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar hükümetinin Ermenistan&#8217;ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik. Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık. Türkler doğru yaptı1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tâbi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı. Kızgınlık ve korku içinde bulunan biz Ermeniler, &#8217;suçlu&#8217; arıyorduk ve bu suçluyu Rus Hükümeti ve onun kalleşçe politikaları olarak belirledik. Siyasal açıdan olgunlaşmamış ve dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydık. Rus Hükümeti&#8217;ne karşı dünkü inancımız ne denli körü körüne ve temelsizse, bugünkü suçlamalarımız da o denli körü körüne ve temelsizdi. Siyasal bir parti (Taşnaksutyun) olarak biz, meselemizin Rusları ilgilendirmediğini ve onların gerektiğinde cesetlerimizi çiğneyerek geçip gidebileceklerini unutmuştuk. Barış teklifini reddettik1914-1918 yıllarında emperyalistlere karşı savaşlarında bozguna uğrayan Türkler, direnerek iki yıl içerisinde tekrar kendilerine geldiler. Yeni genç ve milliyetperver duygularla hareket eden bir nesil ortaya çıkarak, Anadolu&#8217;da kendi ordusunu yeniden organize etmeye başlamıştı. Türkiye&#8217;de millî bilinç ve kendisini savunma içgüdüsü uyanmıştı. Onlar küçük Asya&#8217;da istiklâllerini hiç olmazsa bir şekilde temin edebilmek için Sevr Antlaşması&#8217;na askerî güçle karşı koymak zorundaydılar. Bizim bu dönemde barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Çok geçmeden sınırlarımıza askerî operasyonlar başladığında, Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüşmelere başlamayı teklif ettiler. Biz ise onların bu teklifini geri çevirdik. Bu büyük bir hataydı. Bu, görüşmelerin kesinlikle başarıyla sonuçlanacağı anlamına gelmezdi ama bu görüşmelerde barışçı bir sonuca ulaşma ihtimâli vardı. Herkes bizi kandırdı&#8221;</p>
<p>Sn.Tarık</p>
<p>Yukarıda alıntıladığım cümleler kime aittir sizce?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tarik tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24529</link>
		<dc:creator>Tarik</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 13:58:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24529</guid>
		<description>Ali bey,

Oyle miymis? Uluslararasi hukuga gore Ikinci Dunya Savasinda once olanlar icin bir tazminat hukmu yok muymus? Cok guzel, cok sevindim. Yani, buna guvenerek mi gerine gerine "özür diliyoruz".. Bilmiyordum: "Icım ferahladi!" 

Bilir misiniz, TCK'ya göre cinayette zaman aşımı 20 yıldır. Sen anamı, babamı kes, malımı mülkümü gaspet, beni elin colune sur. Cik karsima 21'nci yas gunumde de ki "Pardon!".

Sozde bazi aydinlar da demiyor mu aynen dediginiz gibi: "Tazminat, toprak talebi olmaz, cekinecek birsey yok.." Ne yucegonullu, ne erdemli, ne "aydin" tavirlar bunlar. Odenecek borc hic yok, hem soykırım da denmiyor zaten, "Buyuk Felaket" deniyor ya, ondan kurtulduk "hukuken" (ustelik su uluslararasi olani, tam garantili) Bu gozler tvlerde cikip da "Soykırım yazsa imzalamazdim ben zaten canimmm" diyen "aydinlar" da gordu.. 

Ne kolay degil mi aslinda, ne guzel hemen aklandik paklandik. 

Bakın, zaten, toprak talebi bir fantezidir. Oyle ki diyasporadaki insanlarimiz da kurmuyorlar zaten boyle fantazileri. Van'in 1915 oncesi yarisi ermeni mahallesiydi. Kimi kovacaksin da kimi yerlestireceksin bugun oralara. Doğu-Guneydogu anadoludan gitti gidenlerin yaridan fazlasi. Kursagina haram lokma girmemis,ermeni evine, topragina, coluguna cocuguna (soyletmeyin beni)konmamis adamlar gelsin anlatsin, "kirli kucuk aile sirlarini", ondan sonra muhasebesini yapalim topragin, bagin, bahcenin uzun uzun. 

Ama her gunahin da bir kefareti vardir. Cezalandirmaktan degil, tazmin edilmesinden bahsediyorum, yanlis anlasilmasin lutfen. İnsanlarin magduriyetlerinin giderilmesi, boylesi buyuk zulumlerin kefaretinin mutlaka odenmesi gerekir. Onun da formulunu bulmak zor degil. Diyaspora diye diye duymazdan gelinen o insanlara, "anadolunun" sürülmüs ciceklerinin cocuklarina, kulak kabartilirsa nasili da gorulur rahatlikla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ali bey,</p>
<p>Oyle miymis? Uluslararasi hukuga gore Ikinci Dunya Savasinda once olanlar icin bir tazminat hukmu yok muymus? Cok guzel, cok sevindim. Yani, buna guvenerek mi gerine gerine &#8220;özür diliyoruz&#8221;.. Bilmiyordum: &#8220;Icım ferahladi!&#8221; </p>
<p>Bilir misiniz, TCK&#8217;ya göre cinayette zaman aşımı 20 yıldır. Sen anamı, babamı kes, malımı mülkümü gaspet, beni elin colune sur. Cik karsima 21&#8242;nci yas gunumde de ki &#8220;Pardon!&#8221;.</p>
<p>Sozde bazi aydinlar da demiyor mu aynen dediginiz gibi: &#8220;Tazminat, toprak talebi olmaz, cekinecek birsey yok..&#8221; Ne yucegonullu, ne erdemli, ne &#8220;aydin&#8221; tavirlar bunlar. Odenecek borc hic yok, hem soykırım da denmiyor zaten, &#8220;Buyuk Felaket&#8221; deniyor ya, ondan kurtulduk &#8220;hukuken&#8221; (ustelik su uluslararasi olani, tam garantili) Bu gozler tvlerde cikip da &#8220;Soykırım yazsa imzalamazdim ben zaten canimmm&#8221; diyen &#8220;aydinlar&#8221; da gordu.. </p>
<p>Ne kolay degil mi aslinda, ne guzel hemen aklandik paklandik. </p>
<p>Bakın, zaten, toprak talebi bir fantezidir. Oyle ki diyasporadaki insanlarimiz da kurmuyorlar zaten boyle fantazileri. Van&#8217;in 1915 oncesi yarisi ermeni mahallesiydi. Kimi kovacaksin da kimi yerlestireceksin bugun oralara. Doğu-Guneydogu anadoludan gitti gidenlerin yaridan fazlasi. Kursagina haram lokma girmemis,ermeni evine, topragina, coluguna cocuguna (soyletmeyin beni)konmamis adamlar gelsin anlatsin, &#8220;kirli kucuk aile sirlarini&#8221;, ondan sonra muhasebesini yapalim topragin, bagin, bahcenin uzun uzun. </p>
<p>Ama her gunahin da bir kefareti vardir. Cezalandirmaktan degil, tazmin edilmesinden bahsediyorum, yanlis anlasilmasin lutfen. İnsanlarin magduriyetlerinin giderilmesi, boylesi buyuk zulumlerin kefaretinin mutlaka odenmesi gerekir. Onun da formulunu bulmak zor degil. Diyaspora diye diye duymazdan gelinen o insanlara, &#8220;anadolunun&#8221; sürülmüs ciceklerinin cocuklarina, kulak kabartilirsa nasili da gorulur rahatlikla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Duman tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24512</link>
		<dc:creator>Ali Duman</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 22:56:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24512</guid>
		<description>Sn Tarik bey,

Öncelikle çok iyiniyetli düşünceler içerisinde olmanız ve hakkın teslim edilmesine yönelik göstermiş olduğunuz  hassasiyet nedeniyle sizi kutlarım, ancak bilgi olması açısından belirtmek isterim ki; 1915 yılında meydana gelen büyük felaket ile ilgili  mağduriyetlere hükmeden uluslararası hukuki bir yaptırım mevcut olmayıp, bu konuda yapılan uluslararası anlaşmalar 2 nci dünya savaşı sonrası yapılmış olup, bu tarihten sonraı için hukuki bağlayıcılığı söz konusudur.

Bu vesile ile milliyetçi söylemler kullanarak, "toprak" ve "tazminat"  verileceğini ileri sürerek ırkçı propaganda yapan milliyetçi/ulusalcı/ırkçı odakların bu teorileri de diğer teorileri gibi tamamen  HAYALI VE KOMPLO TEORİSİNDEN öte bir anlam taşımamaktadır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn Tarik bey,</p>
<p>Öncelikle çok iyiniyetli düşünceler içerisinde olmanız ve hakkın teslim edilmesine yönelik göstermiş olduğunuz  hassasiyet nedeniyle sizi kutlarım, ancak bilgi olması açısından belirtmek isterim ki; 1915 yılında meydana gelen büyük felaket ile ilgili  mağduriyetlere hükmeden uluslararası hukuki bir yaptırım mevcut olmayıp, bu konuda yapılan uluslararası anlaşmalar 2 nci dünya savaşı sonrası yapılmış olup, bu tarihten sonraı için hukuki bağlayıcılığı söz konusudur.</p>
<p>Bu vesile ile milliyetçi söylemler kullanarak, &#8220;toprak&#8221; ve &#8220;tazminat&#8221;  verileceğini ileri sürerek ırkçı propaganda yapan milliyetçi/ulusalcı/ırkçı odakların bu teorileri de diğer teorileri gibi tamamen  HAYALI VE KOMPLO TEORİSİNDEN öte bir anlam taşımamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tarik tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24509</link>
		<dc:creator>Tarik</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2009 19:06:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24509</guid>
		<description>1 milyon mu 1.5 milyon mu yoksa 650 bin mi, ben teferruatini bilmem. Belli ki neredeyse anadoluda yasayan butun bir ulus "tehcir" edilmis ote dunyaya.

Iyı de kuru bir ozur yeter mi? Madem gercekligini kabul ediyoruz, faturasini da ciddi ciddi odemeyi tartismak lazim. "Pardon kardes, bir daha olmaz.." demekle kapanmaz bu is. Almanya ornegi ortada. Bunun bedeli geride kalan ermenilere birsekilde mutlaka odenmeli. Bugune kadar ne yaptin bu magduriyeti tazmin etmek icin diye sorarlar adama. Biz herseyi yirmi adimdan gecirek, zamana yayarak yapiyoruz. Hala isi ozurle mozurle kapatabilecegini sanan, milliyetci zihniyetten kendini kurtaramamis adamlar var aramizda.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>1 milyon mu 1.5 milyon mu yoksa 650 bin mi, ben teferruatini bilmem. Belli ki neredeyse anadoluda yasayan butun bir ulus &#8220;tehcir&#8221; edilmis ote dunyaya.</p>
<p>Iyı de kuru bir ozur yeter mi? Madem gercekligini kabul ediyoruz, faturasini da ciddi ciddi odemeyi tartismak lazim. &#8220;Pardon kardes, bir daha olmaz..&#8221; demekle kapanmaz bu is. Almanya ornegi ortada. Bunun bedeli geride kalan ermenilere birsekilde mutlaka odenmeli. Bugune kadar ne yaptin bu magduriyeti tazmin etmek icin diye sorarlar adama. Biz herseyi yirmi adimdan gecirek, zamana yayarak yapiyoruz. Hala isi ozurle mozurle kapatabilecegini sanan, milliyetci zihniyetten kendini kurtaramamis adamlar var aramizda.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 60 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24243</link>
		<dc:creator>Son 60 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 23:10:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24243</guid>
		<description>[...] Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet ü.h. tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24193</link>
		<dc:creator>ahmet ü.h.</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 00:24:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24193</guid>
		<description>yeni dünya düzeni entelleri...yola devam...eskişehire gelin,burada da özür dilenecek 40 Lidyalı var..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yeni dünya düzeni entelleri&#8230;yola devam&#8230;eskişehire gelin,burada da özür dilenecek 40 Lidyalı var..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Qasim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24183</link>
		<dc:creator>Qasim</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 18:47:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24183</guid>
		<description>Uzr dileyenler sizden soruyorum..bir uzr icin na kadar para almishsiniz?eger uzr dileyirdinizse bu gune kadar nerdeydiniz? neden simdi uyandiniz... uzr dileyenler siz hic zaman turk olamassiniz. yoksa reklamlari 2008 de okudunuz.okudunuzki bir uzr icin nakadar para verirmishdiler!!!siz para icin turkluyunuzu inkar etdiniz............. sizin turkiyee yashama hakkiniz yok!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Uzr dileyenler sizden soruyorum..bir uzr icin na kadar para almishsiniz?eger uzr dileyirdinizse bu gune kadar nerdeydiniz? neden simdi uyandiniz&#8230; uzr dileyenler siz hic zaman turk olamassiniz. yoksa reklamlari 2008 de okudunuz.okudunuzki bir uzr icin nakadar para verirmishdiler!!!siz para icin turkluyunuzu inkar etdiniz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. sizin turkiyee yashama hakkiniz yok!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Qasim tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24182</link>
		<dc:creator>Qasim</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 18:41:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24182</guid>
		<description>Bence Turkler ermenilerden uzr dileyirlerse... Azerbaycanla hic zaman kardesh ulke olamaz.. CHunki ermeniler Azerilerin dusmanidillar!!!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence Turkler ermenilerden uzr dileyirlerse&#8230; Azerbaycanla hic zaman kardesh ulke olamaz.. CHunki ermeniler Azerilerin dusmanidillar!!!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/12/17/ermenilerden-ozur-dilemek-aydin-pornosu-mu-oldu/#comment-24018</link>
		<dc:creator>Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 19:26:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/?p=2654#comment-24018</guid>
		<description>[...] Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
