RSS Feed for This Post

Ya sevdirin ya da siz terk edin bu ülkenin idaresini!

Irkçılar ve devletçiler hiç bıkmadan tekrar ediyorlar: “Ya sev ya terk et! Ya sev ya terk et!”. Veya buna benzer yeni sloganlar uyduruyorlar çözüm üretecek yerde.

 Sanki mesele bir sevgi eksikliğiymiş gibi. Terör, başörtüsü yasağı, zorunlu din dersi, devletçe el koyulan Hristyan mülkleri… Bu kadar karmaşık görünen bütün sorunların tek bir çaresi var: “Ya sev ya terk et!”. Ah keşke Osmanlı imparatorluğu bu sloganları uydurabilecek kadar akıllı olsaydı da balkanları kaybetmeseydi! “Heyy Sırplar, ya sevin bu vatanı ya da Rusya’ya gidin”.

 Sorun aslında tam tersi, devlet insanlara bu vatanı sevdirme kabiliyetine sahip değil. Vatan sevgisi bizde yürekten gelen bir sevgi değil sanki. Okul sıralarında ezberletilmesi gerekiyor. “Varlığım Türk varlığına armağan olsun!” Tamam da insanlara bunu yürekten dedirtecek kadar güzel bir devlet hizmeti verilse daha iyi olmaz mı? Haklar ve özgürlükler korunsa, zorbası, mafyası gelip halkın elinden malını mülkünü almasa, devlet tarafından haksızlığa uğrayanları bağımsız mahkemeler korusa? Devletin polisi askeri başörtüsüyle, Kürtçeyle, insanların diniyle ve dinsizliğiyle uğraşmasa? Çalışıp kazandığı alınterine devlet göz dikmese? Nereye harcandığını bilmediğimiz bütçeler, fonlar için ağır vergilerle çalışanları, üretenleri  ezmese? Çocuklarına kendi yaşadığından daha iyi bir hayat bırakmasına engel olmasa?

 Bu temenniler gerçek olsa zaten herkes bu vatanı, devleti, bayrağı, damga pulunu, bozuk parasını sevmez mi? Demek ki “Sevmeyenler terk etsin” demek yerine “nasıl bu devleti halka daha çok sevdirebiliriz?” diye düşünmeleri gerekiyor milletvekillerinin, başbakanların, bakanların ve muhalefetin.

 Hasan Cemal Milliyet Gazetesi’nde Taraf Gazetesi’nin yayın çizgisini öven bir yazı kaleme almış. Düşüncelerine katılmamak imkânsız. Ancak yazısının başında saydığı ayıplar düşündürücü.

 Bildiğimiz, duyduğumuz, yaşadımız Türkiye burası. Herşeye rağmen biz Türkiye’yi çok seviyoruz. Zaten bunun için soruyoruz, böyle gelmiş diye böyle gitmesi şart mı? Milliyetçi ve devletçi siyasetçilerimiz “Ya sev ya terk et” naraları atmadan önce kendi kendilerine sormalılar: “Yoksa bizim görevimiz bu ülkeyi daha çok sevdirmek değil mi?”

 Hasan Cemal’in güzel yazısını dikkatinize sunuyorum:

 

Türkiye’de ayıplardan kurtulmak için Taraf gazetesi…

 

AYIP I

Nurettin Yılmaz, 1938 Cizre doğumlu bir Kürt. 1980 öncesi CHP Mardin milletvekili. 12 Eylül askeri yönetimiyle birlikte yolu Diyarbakır Askeri Cezaevi’ne düşüyor. İşkence görüyor. Başı, dışkı dolu çukura sokulup nefessiz bırakılıyor.

1980′lerde tekrar milletvekili, bu kez Özal’ın ANAP’ından. Yaşadıklarını kitaplaştırıyor 2007′de. Televizyona çıkıp anlatıyor, 12 Eylül’deki işkence günlerini.

Tarih, 29 Mart 2008.

Bir savcı, dava açıyor Nurettin Yılmaz’a, hapishanedeki işkenceleri kamuoyu önünde anlattığı için.

Gördüğü işkenceleri televizyonda anlatarak, “dış güçlerce yürütülen bölücü ve yıkıcı propaganda”ya alet olmuş…

“Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmiş” gördüğü işkenceleri televizyonda anlattığı için… Kısacası, işkence anlatma suçu işlemiş Nurettin Yılmaz…

12 Eylül’de Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde yaşadıklarını Kürtler kitabı için bana, “Genç olsam dağa çıkardım” diye anlatan sevgili Felat Cemiloğlu yaşıyor olsa acaba ne derdi?..

AYIP II

Ayvalık’ta Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen atletizm yarışları. Beş bin metre kızlar yarışı bitmiş, herkes yerini almış ödül töreni bekleniyor.

Madalyaları verecek olan Garnizon Komutanı, kürsüye gelirken sırtını dönüp gidiyor. Çünkü kürsüdeki atlet kızlardan biri başörtülü…

Tören yapılamıyor, madalyasını alamıyor kızlar. Komutanın tepkisini aralarında gazetecilerin de bulunduğu bir iki kişi alkışlamış. Ama genellikle kimsenin sesi çıkmamış…

AYIP III  

Güneydoğu’daki yatılı okul günlerini anlatıyor Muhsin Kızılkaya:

“Ben gittiğimde Kürtçe’nin yasak bir dil olduğunu bilmiyordum. Yeni bir dil öğrenip kendi dilimle yaşayacağım sanıyordum. Bize, ‘Bildiğiniz dili unutun’ dediler. Bir dilsizlik dönemi yaşadık. Tuvalete giderek, öğretmenlerden saklanarak, birbirimize çok alçak sesle derdimizi anlatmaya çalışıyorduk. Her duydukları Kürtçe kelimeye karşı sırtımıza bir zincir indirirlerdi.

Koğuş kapıları akşam kapanınca Kürtçe masal anlatırdım. Meğerse nöbetçi öğretmenler bizi dinliyormuş. Kimse beni ele vermedi ama ben herkes sıra dayağı yemesin diye kendimi ele verdim. Çok dayak yedim. Devlet Türkçe bilmediğimi biliyordu ama ben dilimin yasak olduğunu bilmiyordum.

Kızım Lian’ı geçen gün yuvaya götürürken taksiye bindik. Aramızda Kürtçe konuşurken taksi şoförü büyük bir şaşkınlıkla, ‘Kürtçe konuşuyor’ dedi.

Kendisi de Mardinliymiş. Taksiyi hemen kenara çekti, ‘Kürtçe konuşuyor’ diye ağlamaya başladı. Para almak istemedi. Bu olayı insanlara anlatamazsın. Bunu ancak ve ancak bu kadar haksızlığa uğramış, incitilmiş bir halk anlar.”

AYIP IV

Manisa’da, 1.Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı’nda yemin töreni… 40 yaşın altındaki başörtülü asker yakınlarına yasak… Vatani görevini yapan çocuklarının yemin töreni için yurdun dört bir yanından gelen aileler sabahın erken saatlerinde, nizamiyenin önünde kuyruk oluşturuyorlar.

Kimlik kontrolü yapılıyor. Kırk yaşının altındaysan ve de başörtülüysen içeri girmen yasak! Yemin törenini dışarıda, tel örgülerinin arkasından izliyorsun.

AYIP V

Sevgili Hrant’ın oğlu Arat Dink yazıyor:

“Savunma Bakanı Gönül soruyor: ‘Bugün eğer Ege’de Rumlar devam etseydi, Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?’

Bir önerim var. Hani hep bir ağızdan ant içtiriyoruz ya, ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diye…

Azınlık okullarında şöyle dedirtelim çocuklara, mesele kapansın: ‘Yokluğum Türk varlığına armağan olsun!’ Sür kardeşim bizi o zaman. Gönlümüz zaten çoktan sürüldü. Her gün yaşamaya çalışarak yaşadığımız DÜNYAMIZDAN, sür bizi de gayrı. Sür gitsin, sür bitsin. Bu lafı yutmayacağım ben.”

AYIP VI

Türkiye’de bugün 1500 internet sitesi yasak… YouTube’un kullanımı da tam altı aydır yasak… Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, dünya rekabet liginde nal toplayan ve bu yıl on basamak birden gerileyerek 63. sıraya düşen Türkiye’nin geleceğinden ürktüğünü belirtiyor.

* * *

Bu gibi ayıpları bıkmadan usanmadan sergilediği, haberleştirdiği, en çarpıcı biçimde vitrinlediği ve ayıpların köklerine inerek yorumladığı, bu konuda yürekli ve samimi olduğu için, lafı hiç dolandırmadan söylediği için seviyorum Taraf gazetesini.

Taraf’ın bugün yaptığını yapabilmek kolay değil. Herkesin kabul edebileceği klişelerle, çok genel doğrularla gazetecilik yapmıyor Taraf çünkü. Eli sürekli arı kovanının içinde… Demokrasinin, hukuk devletinin, insan hakları ve özgürlükler düzeninin dikenli alanlarında, düzene en aykırı görüşleri de savunarak, korkmadan başı dik dolaştığı için önemsiyorum Taraf’ı.

Ve inanıyorum, Türkiye ayıplarından günün birinde kurtulacak ve bunda Taraf’ın katkısı da unutulmayacak.

Zor günler yaşayan Taraf çalışanlarını kutluyorum, gazetelerinin birinci yıldönümünde…

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.

 

Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

 

Share on Facebook

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 7 Yorum

  2. Yazan:(İÇİMDEKİ KÜRT(ÇE) Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    AYIP ARTI SONSUZ:ÖSS KAZANDIĞIM SENE YURTTA KÜRTÇE KONUŞTUĞUM İÇİN MHP CİLER BANA SALDIRDI VE O AN BİR KÜRD OLDUĞU ANLADIM.TEŞEKÜRÜ ONLARA BORÇ BİLİRİM!.VE YURT PERSONELİNE ŞİKAYET ETTİĞİMDE NERELİSİN DİYE SORDUKLARIN CEVABIMDAN SONRA HAKSIZ OLAN BEN OLDUM.BURAYI SEVMİ(YORUM) VE TERK ETMEME GELİNCE SANA SEVGİM GİTMİŞ NEYAZIK Kİ NEFRETİM BURDA KALMIŞ.

  3. Yazan:elif dedim Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    Mehmet Bey

    “Ya sevdirin, ya da siz terkedin bu ulkenin idaresini” bu slogani sevdim.
    Mazlumun ve Hakkin sesi oldunuz.

    Icimdeki Kurt(ce) rumuzlu kardesime,
    Seni bu hale biz getirdik sevgili kardesim.

    “Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız, nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz” diyen bir peygamberin (SAV) ummeti oldugumuzu unuttuk. Hadisin isiginda sana bu ulkeyi tekrar sevdirmek boynumuzun borcudur.

    Ben umitliyim. Siz de umidinizi yitirmeyiniz.

    sevgi ve muhabbetlerimle

  4. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    Sayın elif dedim,

    Size katılıyorum,Mehmet Bey’in sloganı gerçekten çok hoş olmuş.Ayrıca eksik bulduğumuz demokrasimize rağmen dikkat edilirse halkımız,”ya sev ya terket”diyecek duruma gelen basiretsiz yöneticileri yönetimden hep uzaklaştırmış ve bu tür söylemlere asla prim vermemiştir.Siz hiç bu mantaliteye sahip çıkan bir partinin iktidara geldiğine,bu talihsiz beyanlarda bulunan bir liderin halk tarafından sevildiğine tanık oldunuz mu?Bu da gösteriyor ki halkımızın büyük bir çoğunluğu sorunlarımızın çözülmesinden yana.Evet,her seçimde millet bu isteğine uygun iradesini ortay koyuyor lakin beceriksiz yöneticiler bunu doğru değerlendirmeyi başaramıyor.12 Eylül sonrası ANAP buna örnektir.Çoğunluk 12 Eylül’ün baskıcı cunta rejimine en iyi cevabı vermiştir;ANAP,hemen hemen her kesimden insanın umudu olmuştur…Cesur çıkışları ve ilerisini gören devlet adamlığı vasfıyla rahmetli Özal,doğusuyla batısıyla tüm toplumun sevgisini kazanmıştır.Ne var ki “derin güçler”bu yeni açılımları baltalamak için boş durmamış ve bu hamleleri boşa çıkarmıştır.Keza AKP;yine aynı misyonla yola çıkmış ve halkımız da aynı beklenti içinde gerekli desteği vermiştir.Bakın sadece batı illerimizden değil en büyük desteğini doğu ve güneydoğu illerimizden almıştır.Bu dikkate değer bir gelişmedir…Bu,halklarımızın birarada kardeşçe yaşama istek ve arzusunun bir göstergesidir.Ne var ki AKP,bu umutları boşa çıkardı,denge siyasetine yöneldi.Şu anda izlediği yol günü kurtarmaya yöneliktir.Halka sırtını dönerek bildiğimiz klasik siyasi anlayıştan medet umar hale gelmiştir.Diyeceğim o ki bu halk onları da layık oldukları yere gönderecektir.Yani kimselerin bir yere gideceği falan yok,ama onlar gidecektir.Omurgasız ve dik durmayı beceremeyen korkak siyasetçilere bu coğrafya da ikinci bir şans yoktur çünkü.

  5. Yazan:İbrahim Ahmed Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    Bu ülkede devletlûler başta olma üzere herkesin şunu anlaması lazım; bu ülkede hiç kimse başkasının inayeti ve rıza göstermesi ile yaşamıyor. Devleti/ülkeyi kendi mülkü/evi görenler Kürtleri ve azınlıkları bu ülkedeki/evdeki misafir sanıyorlar. Onun için olsa gerek, daima “Türk”ten “başkasını kovma hakkını kendinde görüyorlar. Rutin/sıradanlaşmış faşizm…

    İdarecilerin devleti ve ülkeyi Kürtlere sevdirmesine gerek yok; nefret ettirmesinler yeter. Doğal olarak insan ülkesini ve yaşam alanını sevmez mi?..

  6. Yazan:Eylem Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    Daha dün kendilerine “Sevmiyorsaniz Suudi Arabistan’a gidin” denilenlerin iktidar olduklarinda baskalarina “ya sev ya terk et” demeleri gidiyor tuhafima.. Bu ülke hepimizin..Bu mozaiktir bizi biz yapan. Biz yüzyillarca o topraklarda kardesce yasamayida bilmisiz.. “Türkiye Türklerindir” demek cok fasistce.. Kanatmasinlar artik yaralarimizi, sarip durdugumuz..

    Sevgiyle..

  7. Yazan:Enver Gülşen Tarih: Kas 24, 2008 | Reply

    masumların zalimliği en dayanılmaz olandır. yahudilerin filistinlilere yaptığını düşünelim. şimdi, hep zenci muamelesi görmüş olanların iktidarında rastlananları, özellikle son zamanlarda yaşadıklarımızı görünce bir defa daha masumların zalimleşmesinden Allah’a sığınıyorum. çok haklı bir davamızda, akp’li belediye üyelerinin, il yönetiminin bize ” biz devletiz, her istediğimizi yaparız” benzeri şeylerle karşılık vermesini şu sıralar birebir yaşıyorum. “hikmetinden sual olunmaz devlet zihniyeti” öyle bir zehir ki kanına bu zehir giren, masum da olsa geçmişte bir daha ifla olmuyor ve “ben devletim ve benim hikmetimden sula etmeyip bana itaat etmelisin” diyebiliyor.

  8. Yazan:şamil murat Tarih: Kas 25, 2008 | Reply

    …Faşizme, komunizme karşı olduğunu her fırsatta açıkca ifade eden, asalaya ve pkkya karşı tavrını en sert şekilde ortaya koyan, Allahu ekber dediği için ciğerleri patlatılan şehadet adayı bir gençlik grubunun içine mossad ve yalakaları sızmışsa bunun suçlusu Allah yolunun yolcuları değildir.
    …Eziliyoruz diyenlerin en kötüsü son model jiplere binerken, ve buna rağmen her şeyden şikayet ederken; onlar hep iftiralarla, yaftalarla anılsalar da dik tutmaya çalıştılar başlarını.
    …Üç beş tane batı yalakası ben buyum, yatırım götürüyorum, hizmet ediyorum dedi, ama yalanının faturası hangi masumlara kesildi tahmin edin…
    …Nice kürt kardeşleriyle omuz omuza savaştılar materyalizmden türeyen zulüm ideolojilerine karşı, ama adları hep faşist olarak anıldı…
    …Ergenekonun adını üç beş kendini bilmez müslüman düşmanı kirletti, yapan yine kim oldu tahmin edin…
    …İki yıl okul başkanlığı yaptım, onlarcasının uyuşturucudan uzaklaşması için vesile oldum, herkesi kucakladım, abi oldum, harçlığımı paylaştım, aranır oldum, gecenin dördünde ambulanssız yerde hasta yetiştirdim, dua alır oldum…
    …Hiç kimseye önyargıyla bakmadım, baktırmadım, insan oldum…
    …Dostum git gide katlandı…düşmanım da…
    …Düşmanım kim, biliyor musunuz?
    …Kaynağı ne olursa olsun, kundakta bebeği vuran, teröristtir…Öyle ki, ölenler en çok da savunulanlar(!) oldu.Ben Müslümanım, Allah(c.c.) emri üzre, işkence yasaktır…Teröristler hariç. Gidin araştırın.
    …Ve gerçekten ezilen varsa ortaya koyun…Marks ve türevlerinin güttüğü “egoizm herşeydir” sürüsünü savunmaya kalkmayın…Tabi Müslümansanız…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin