Kemalistlerin akvaryumu ile daha nereye kadar?
By Mustafa Akyol on Kas 1, 2008 in Anayasa Mahkemesi, Kemalizm
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı okuyan bir insan, dördüncü maddeye geldiği anda bu ülkenin temelinde demokrasi yatmadığını görür. Çünkü orada ilk üç maddenin ‘değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez‘ olduğu yazılıdır. Yani bu üç madde, millet iradesinin ‘kapsama alanı‘ dışındadır.
Örneğin Türkiye halkının ezici çoğunluğu bir araya gelse, ve farz-ı muhal, ‘biz başkenti Ankara’dan Antalya’ya taşımak istiyoruz‘ dese, olmaz. Zamanında birileri Ankara’yı seçmiştir. Ve o ‘birileri‘nin iradesi, milletin iradesinin üstündedir.
Ve o birileri de, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Kemalistlerdir. Orduya, yargıya, kampüse ve daha nice ‘kaleye‘ sahip olan, bu kaleleri toplumun geri kalan kısmına karşı cansiperáne savunan bir kadrodur bunlar. Demokrasiyi ‘karşı devrim‘ olarak görürler. Kurdukları ve yaşatmaya çalıştıkları otoriter rejime de kibarca ‘cumhuriyet‘ demektedirler.
Bütün bunları zaten biliyorduk. Ama Anayasa Mahkemesi’nin son gerekçeli kararı ile bir şeyi daha öğrenmiş, daha doğrusu netleştirmiş olduk. Rejim, meğerse milleti sadece ilk üç maddeyi değiştirmekten men etmiyormuş. Dahası bunlara Kemalistlerinkinden farklı bir yorum getirmeyi de yasaklıyormuş. Meğerse, laikliği CHP’nin anladığından farklı bir şekilde yorumlamak, buna göre anayasa ve kanun değişikliği yapmak mümkün değilmiş. Rejimin hakimleri, bu kadarını bile fazla görmüş bizlere.
Evet, işin özü bu. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin dokuz hakiminin yaptığı şey, siyasi alanda CHP tarafından temsil eden (ve Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, İlhan Selçuk gibi daha pek çok ünlü savunucusu bulunan) bir laiklik anlayışını ‘norm‘ kabul edip tüm ülkeye dayatmaktan ibaret. AK Parti’yi ‘laiklik kaşıtı eylemlerin odağı‘ sayıp cezalandırırken esas aldıkları laiklik anlayışı bu.
Aslında rejimin hakimleri, bu kararlarıyla, sadece laikliğin değil, ilk üç maddede geçen diğer niteliklerin de yorumlanmasını kendi tekellerine almış oluyor. Başkan Sayın Haşim Kılıç ile birlikte mahkemenin iki demokrat üyesinden biri olan Sayın Sacit Adalı‘nın bu noktaya getirdiği eleştiri son derece yerinde:
‘Bundan sonra her türlü gerekçenin gayet rahatlıkla içine girebileceği derecede geniş anlamları olan demokrasi, láiklik, sosyallik kavramları uyarınca ve bunlarda Anayasa Mahkemesi’nce her zaman farklı yorumlamaya gidilebileceği ihtimaliyle artık hiçbir Anayasa değişikliği yapılamayacak, teklif edilemeyecek, akla dahî getirilmeyecektir.’
Kısacası milletin seçilmiş temsilcileri, Yüce Kemalist Mahkeme’nin ideolojik filtresinden geçmeyen hiçbir yasal değişiklik yapamayacaktır. Hakimiyet, yine, milletin değil Kemalistlerindir.
Bu tablo karşısında sormamız gereken soru, Kemalistlerin bu otoriteyi nereden aldıkları. Eskiden, yani ilk ortaya çıktıklarında, otoriteyi ‘muasır medeniyet‘ten alıyor, ‘size oradaki kıstasları getiriyoruz, onun için lafımızı dinleyin‘ diyorlardı. Gerçekten de káh İsviçre Medeni Kanunu’nu káh İtalyan Ceza Yasası’nı kapıp getiriyorlardı. Bu işte yüzeysel de olsa bir ‘ilericilik‘ vardı.
Ama şimdi o da kalmadı. Sahip oldukları Jakoben laiklik anlayışının çağdaş dünyada ne benzeri var ne de destekçisi yok. Zaten dünyayla kavgalılar.
Geriye meşruiyet kaynağı olarak bir tek ‘Ulu Önder kültü‘ kaldı. Bu yüzden bu kült giderek acayipleşiyor, zıvanadan çıkıyor. Geçen gün Şişli meydanına belediye tarafından asılmış Atatürk posterleri gördüm. Altlarında ‘Sizi izliyorum‘ diye yazıyordu.
Yani koca Şişli Belediyesi Orwell’in ‘Büyük Birader‘ini canlandırıyor, 2008 yılında 1984′çülük oynuyordu.
80 yıllık maceranın gelip dayandığı nokta işte böylesi bir traji-komedi.
2 [?]



30 Yorum
Yazan:TT Tarih: Kas 1, 2008 | Reply
Geçen gün Şişli meydanına belediye tarafından asılmış Atatürk posterleri gördüm. Altlarında ‘Sizi izliyorum‘ diye yazıyordu.
Şimdi de “Beni hatırlayınız” çıktı.
Bilboardlardaki reklama bakılınca “Mustafa” filminden daha çok halka bu mesajın verilmesi amaçlanmış gibi geldi bana…
-Beni hatırlayınız
-Sizi izliyorum
…
Atatürk üzerinden halka “akıllı ol” diye buyurmaktan ne zaman vazgeçecekler merak ediyorum.
Yazan:hidayet Tarih: Kas 1, 2008 | Reply
kemalist: herşeyi BEN bilirim ulan!!
bu memlekete komunizm lazımsa onu da BİZ getiririz..şeriatsa TBM meclisinde mündemiçtir..
niye-niye-niye kemalistlerin çoğunluğu makedon-girit-selanik-bulgar…… göçmenleri ve evladı??? bir bilen var mı??
Yazan:Milena Tarih: Kas 2, 2008 | Reply
Benimkisi sadece bir merak, acaba diyorum Atatürk için yapılan sanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan heykeller, büstler, posterler ve bilumum gereksiz şeyin maddi değeri ne kadardır? Ve bunlarla kaç öğrenci okutulur? Kaç okul yapılır ?
Sırf bir ideolojiyi dayatmak için bir devlet halkının cebinden kaç milyar dolar yemiştir bugüne kadar?
Yazan:İbrahim Ahmed Tarih: Kas 2, 2008 | Reply
-Beni hatırlayınız
-Sizi izliyorum
Seni unutmak ne mümkün.. evin penceresinden her baktığımda ve bir de “kamusal alan”a her uğradığımda gördüğüm, duyduğum sensin.
Beni izlemeye devam et!..
Ama başörtülüleri de unutma, emi!..
Yazan:fasulye Tarih: Kas 3, 2008 | Reply
1982 anayasasının ilk 3 maddesi şunları söyler;
MADDE 1.– Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Bunu değiştirmek ister miyiz? ben değil ama size bir sormak istedim ne dersiniz değiştirsek mi? Tutunki bize ibir imkan sağlandı.
MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
toplumun huzurlu olmasın mı, bence olsun ama dilerseniz bunuda değiştirelim. insan haklarına saygılı olmayalım mı? bilmem olmayalım mı? demokratik olmayalım mı? bana uygun geldi ama size de bir sormak istedim tabii, laik mi olmayalım. din ve devlet işlerini karıştıralım birbirine. bilmem siz nedersiniz? hukuk devleti olmayalım mı.. bence en doğrusu ama bir yerlerden getirildiği için belki olmasak da şeriat la yönetilsek daha iyi bilmem siz nedersiniz. Anladım Atatürk Milliyetçisi olmayalım. Bunun için bk. maddelerin sonuna yazdıklarım ve alıntı yazı
MADDE 3.– Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
Devleti ve ülkesiyle bölünmez bi rbütün olmak mızor geliyor yoksa istiklal marşı okumak mı. Doğru zor aslında banada zor geliyor keşke daha anlaşılır hecelere bölünseydi ama içim gurur doluyor yinede.
Bu maddelerde yer alan neyi değiştirmek isterdiniz. durun tahmin edeyim. Başkentin Ankara olması mı? himm peki bir devlet kurulduktan sonra başkent değiştirmek çok sık rastlanan bir durum değildir herhalde.. peki gerekçe nedir.. bilmem siz söyleyin sırf anayasaya muhalefet etmek için başkent değiştirilmez herhalde.
Maade dört ise bu üç maddenin değiştirilemeyeceğini söyler..
Demokratik, laik sosyal huzurlu falan da sorun olmaz sanırım. Atatürk Milliyetçiliğini değiştirmek istersiniz diye düşünüyorum bu nedenle. yanlışsam lütfen düzeltin.
Aşağıdaki yazı bir alıntıdır ve Atatürk Milliyetçiliğinin ne olduğunu ve onun milliyetçilik anlayışını yansıtır.
Peki neyi değiştirelim biraz açabilir misiniz? yok yanlış anlamayın sadece merak ettim gerçekten. Aklın yolu bildir ikna olursam neden olamsın değil mi?
Aşağıdaki yazının alındığı adres (http://www.anayasa.gen.tr/ataturkmilliyetciligi.htm)
1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti… Atatürk milliyetçiliğine bağlı… bir… devlet”tir. “Milliyetçilik ” ilkesi, ilk defa 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanununun 2’nci maddesine 10 Kanunuevvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanunla girmiştir. 1961 Anayasa koyucusu, 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanunundaki “milliyetçilik” terimini benimsememiş; onun yerine “millî devlet” terimini kullanmıştır. Kurucu Meclis görüşmelerinde, “milliyetçilik” teriminin “ırkçılık” anlamına çekilebileceğinden endişe duyulmuş ve onun yerine daha nötr olduğu düşünülen “millî devlet ” deyimi kullanılmıştır[64]. 1982 Anayasası da “milliyetçilik” ilkesinin yanlış yorumlara yol açmaması için “Atatürk milliyetçiliği” ifadesini kullanmıştır[65].
Burada “Atatürk milliyetçiliği ”nin ne olduğunu açıklamamız gerekir. Bunun için de öncelikle, “milliyetçilik” kavramını görmemiz uygun olur. Türkçe Sözlük, “milliyetçilik” terimini “maddî ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı” olarak tanımlamaktadır[66]. Buna göre çok genel olarak milliyetçiliği, millet çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı olarak tanımlayabiliriz[67]. Bu tanımda da bizim için bilinmeyen kavram “millet” kavramıdır. O halde şimdi “millet” kavramını görmemiz gerekir.
Bilindiği gibi “millet” devletin üç unsurundan biridir. Millet devletin beşerî unsurudur. Millet bir insan topluluğu dur. İnsan topluluğu ise aslında bir arada bulunan insanlar demektir[68]. Ancak, insanların bir arada bulunması, onların millet oluşturduğu ve dolayısıyla devletin bir unsurunu meydana getirdikleri anlamına gelmez. Zira, insan her yerde ve her devirde genellikle hemcinsleriyle birlikte yaşamıştır, yaşamaktadır. Ancak bu bir arada yaşayan insanların bir millet oluşturabilmesi için, bu insanların birtakım bağlar ile birbirine bağlanmış olmaları gerekir. Aksi taktirde, bu insan topluluğu bir millet oluşturamaz; bir basit “topluluk” olarak kalır. Tarihte bir millet oluşturamamış ve dolayısıyla bir devlet kuramamış insan “toplulukları” her zaman olmuştur. İşte millet, birbirlerine birtakım bağlar ile bağlanmış insanlardan oluşmuş bir topluluktur. Bu bağların niteliğine göre, iki değişik millet anlayışı vardır. Objektif millet anlayışı ve sübjektif millet anlayışı[69]. Objektif millet anlayışa göre, milleti oluşturacak insanları birbirine bağlayan bağlar, objektif, yani elle tutulur, gözle görülür nitelikte olmalıdır. Buna karşılık, sübjektif millet anlayışa göre, milleti oluşturacak insanlar birbirine objektif nitelikte olmayan, sübjektif nitelikte olan bağlarla da bağlanabilir.
1. Objektif Millet Anlayışı
Objektif anlayışa göre, millet birtakım objektif bağlar ile birbirine bağlanmış insanların oluşturduğu bir topluluktur. Bu bağlar maddî, yani elle tutulur, gözle görülür, kısacası beş duyuyla hissedilir niteliktedir. Örneğin ırksal, dilsel veya dinsel bağlar bu niteliktedir.
a) Irk Birliği [70].- Irk, insanların gözle görülebilen objektif bir özelliğidir. Eğer milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bağ ırk birliği ise ortada bir objektif millet anlayışı vardır. Eğer milleti oluşturan insanlar aynı ırktansalar, aralarında böyle bir objektif bağ olduğunu söyleyebiliriz.
b) Dil Birliği [71].- Dil insan seslerinden oluşmuştur. Bu sesler dış dünyada algılanabilirler; yani maddî (objektif) niteliktedirler. Eğer milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bağ dil birliği ise, ortada bir objektif millet anlayışı vardır. Eğer milleti oluşturan insanlar aynı ortak dili konuşuyorlarsa, aralarında böyle bir objektif bağ olduğunu söyleyebiliriz.
c) Din Birliği [72].- Din, inanç ve ibadetten oluşur. Şüphesiz insanların inancı objektif nitelikte bir şey değildir. İnanç psişik bir olgudur. Bu nedenle, ilgili kişinin kendisi açıkça kendisinin hangi inançta olduğunu beyan etmedikçe, dinin inanç veçhesi beş duyumuzla algılanabilir bir şey değildir. Ancak dinin ikinci veçhesi olan ibadet, tamamıyla objektif bir unsurdur. İbadet genellikle gözle görülen bir insan fiilidir. İbadet eden insanlar söz konusu olduğunda, ibadetin biçimine bakılarak kimin hangi dinden ve hatta yerine göre kimin hangi mezhepten olduğu söylenebilir. Eğer milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bağ din birliği veya belirli bir din içinde mezhep birliği ise ortada bir objektif millet anlayışı vardır.
2. Sübjektif Millet Anlayışı
Sübjektif anlayışa göre, millet birtakım sübjektif bağlar ile birbirine bağlanmış insanların oluşturduğu bir topluluktur. Bu bağlar, manevî niteliktedir; birtakım duygu ve düşüncelerden oluşur. Sübjektif millet anlayışı ilk defa Ernest Renan [73] (1823-1892) tarafından 1882 yılında yayınlanan Qu’est-ce qu’une nation (Millet Nedir) isimli eserinde ortaya atılmış ve savunulmuştur[74].
Milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bu sübjektif bağlar arasında, mazi, hatıra, amaç, ideal, istikbal, ülkü birliği gibi hususlar yer almaktadır[75]. Geçmişte yaşanılan ortak acılar veya birlikte kazanılan başarılar, ortak amaca varmak için mücadeleler, ortak tehlikelere karşı birlikte karşı koyma isteği gibi faktörler[76] insanları birbirine bağlar ve milleti oluşturur.
Ernest Renan milletin objektif faktörlerle oluştuğu düşüncesini reddetmektedir. Yazara göre,
“insan, ne ırkının, ne dilinin, ne de dininin, ne de nehirlerin izlediği yolun, ne de sıradağların yönünün eseridir. Sağlam duygulu ve sıcak kalpli insanların bir araya gelmesi manevî bir şuur yaratır ki, buna millet denir”[77].
Ernest Renan milleti açıkça “bir ruh, bir manevî prensip” olarak tanımlamaktadır[78]. Bu “ruh” yahut “manevî ilke”, biri geçmişte, öteki ise içinde yaşanılan zamanda bulunan iki unsurun birleşmesiyle oluşur. Bu unsurlardan birincisi, “zengin bir hatıra mirasına sahip olmak”tır. Bu unsurla Renan’ın kastettiği şey, tarihten ziyade, millî bir mitoloji, yani geçmişin ululuklarını kutlayacak ve geçmişte yaşanan güçlükleri kutsayacak bir bakış açısıdır[79]. Geçmişte yaşanılan ortak acılar veya birlikte kazanılan zaferler insanları birbirine bağlar. Bu unsurlardan ikincisi ise, birlikte yaşama ve olabildiğince çok ortak miras yaratma isteğidir[80]. Bu ikinci unsurda, amaç, mefküre, istikbal, ülkü birliği gibi hususlar yer almaktadır[81].
Özetle Renan’a göre, milleti yaratan şey, “birlikte acı çekmiş, sevinmiş ve birlikte umut etmiş olmak”tır[82]. O halde Renan’a göre, milleti, ortak bir maziye sahip olan ve gelecekte de birlikte yaşama arzusuna sahip olan insanlar topluluğudur, diye tanımlayabiliriz.
* * *
Böylece objektif ve sübjektif olmak üzere iki değişik millet anlayışını görmüş bulunuyoruz. Bu millet anlayışlarına göre de haliyle iki değişik milliyetçilik anlayışı olabilir. Objektif milliyetçilik anlayışı ve sübjektif milliyetçilik anlayışı. Objektif milliyetçilik anlayışı nda, belli bir ırka mensup veya belli bir dili konuşan veyahut belli bir dine veya mezhebe mensup insanların çıkarları her şeyin üzerinde tutulur. Sübjektif milliyetçilik anlayışında ise, ortak bir maziye sahip olduklarını düşünen ve gelecekte de birlikte yaşama arzusuna sahip olan insanların çıkarları her şeyin üzerinde tutulur. Acaba Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı objektif mi yoksa sübjektif bir milliyetçilik anlayışı mıdır? Şimdi bunu görelim.
B. Atatürk’ün Milliyetçilik Anlayışı Nedir?
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Anayasamızın 2’nci maddesinde her hangi bir milliyetçilik anlayışı değil, “Atatürk milliyetçiliği” anlayışı kabul edilmiştir. Bu husus ayrıca Anayasanın Başlangıç bölümünün birinci paragrafında “Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı” şeklinde dile getirilmiştir.
1. Atatürk’ün Yazılarında
Ergun Özbudun’a göre, Atatürk, “sübjektif millet anlayışı”nı benimsemiştir[83]. Özbudun bu görüşünü kanıtlamak için Atatürk’ten iki alıntı yapmaktadır. Atatürk, millet kavramını şöyle tanımlamıştır:
“Bir harstan (kültürden) olan insanlardan mürekkep cemiyete millet denir, dersek milletin en kısa tarifini yapmış oluruz”[84].
Atatürk, millet konusunda daha geniş olarak şu tanımı vermiştir:
“a) Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan;
b) Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan;
c) Ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet namı verilir”[85].
Gerçekten de bu tanım tamamıyla sübjektif unsurları içerir niteliktedir. Bu tanım büyük ölçüde sübjektif millet anlayışının kurucusu olan Ernest Renan’ın tanımına benzemektedir. Atatürk’ün millet tanımı konusunda Ernest Renan’dan esinlendiği bu tanımı izleyen cümlelerinde de açıkça görünmektedir:
“Maziden kalan müşterek zafer ve yeis mirası; istikbalde gerçekleştirilecek aynı program; beraber sevinmiş olmak, beraber aynı ümitleri beslemiş olmak…”[86].
Atatürk’ün gerek yukarıdaki tanımı, gerekse bu cümleleri tamamıyla Ernest Renan’dan mülhemdir[87]. O halde şunu açıkça belirtebiliriz ki, Atatürk Ernest Renan tarafından savunulan sübjektif millet anlayışını benimsemiştir.
Haa unutmadan ülke birlik ve beraberliğimizi koruyarak adına cumhuriyet dediğimiz varlığımızı korumak için sizin ne gibi bir girişiminiz var. mevcutlar bencede başarısız. sizin belki daha iyi bir fikriniz vardır diye düşünüyorum. Düşünen insanlara bu ülkenin daima ihtiyacı var.
Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Kas 3, 2008 | Reply
Bir Devletin Devlet olabilmesi icin halkinin ortak degerleri olmasi lazim. Türkiye halkinin ortak degerleri nedir? Dil? hayir yok. Din? hayir yok. Demokrasi? Fikir özgürlügü? Cogulculuk anlayisi? yok yok yok. Stop var ama …aha oda ne? Askeri vesayet. Sözde Türk Devleti asker güdümlü uydurma birsey. Almanyada asimilasyon insanlik sucudur deye öten Erdogancik nasil oldu ezeli düsmani Kemalist Ordu Baskani Basbugun kucaginina oturdu anlasilacak gibi deyil.Basbakanin Almanyada söyledikleri tabii Türkiye ve Kürtler icin gecerliydi cünkü hic bir Türk kendini Alman tarafindan asimile ettirmez. Inancli Erdogan dogrulari söyledi ama sonunda süngücülerin yoluna katildi. Argo lafi ile söylemek gerekirse demek lazim,- Ulan süngü ile olacak olsaydi Cengiz Han basarili olurdu.
Yazan:anar Tarih: Kas 4, 2008 | Reply
Yazan:Milena
Benimkisi sadece bir merak, acaba diyorum Atatürk için yapılan sanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan heykeller, büstler, posterler ve bilumum gereksiz şeyin maddi değeri ne kadardır? Ve bunlarla kaç öğrenci okutulur? Kaç okul yapılır ?
merakın bile saçma. ben daha çok garibanın parasını çarpanların çarptıkları paralarla kaç okul yaptırılır, kaç öğrenci okutulur onu merak ediyorum. bir şeyi merak ederken başka biri de başka şeyleri merak ediyormudur diye 2 dk düşünebilseniz böyle saçmalamazsınız. gülünç konuma da düşmezsiniz.
sizler yazdıklarınızla sadece siteye girip şaşırdığı ve çok etkilendiği ‘varsayılan’ 13-14 yaşındaki mertcanları alicanları ayşegülleri belki etkileyebilirsiniz. o da sanal çukurda.
evet arkadaşım, ister beğen istersen beğenme, değiştirilemez, değiştirilmesi de teklif edilemez. değiştir bakalım da görelim. sizin gibilere anca böyle yanıt verilir. başka türlü anlamazsınız. değiştir arkadaşım, hadi hodri meydan.
kafasını heykellerle büstlerle bozan toplumların şimdi ne kadar zavallı bir halde olduklarını görüyoruz! kendilerine demokrasi getirildi! yıktıkları heykellerin altında ezildiler. işin komiği farkında bile değiller, tıpkı sizin gibi!
Yazan:Libarian Tarih: Kas 4, 2008 | Reply
T.C. Anayasası (Sn. Taha Akyol’un sanayici Tevfik Ercan’ın vefatı üzerine Tercüman gazetesinde yazmış olduğu köşe yazısında aççık-seççik ifade ettiği gibi) bir “Alp Erenler Ocağı” olan TÜSİAD’ın teminatı altındadır. Halkın hukuku, halkın müktesebatı ise (Lozan’ı tanımayan) A.B.D.’nin teminatı altında . .
Yazan:sessiz_lik Tarih: Kas 5, 2008 | Reply
dördüncü maddenin ilk üç maddeyi değiştirlemez ilan etmesi elbette ki demokrasiye zıddır. hatta bu maddeleri değiştirmek isteyen hiç kimse bulunmasada…
…
e artık bundan sonra yapılacak her anayasa değişikliğinden sonra anayasa mahkemesine bir teşekür mektubu gönderelim. hazretler lütfetti de değiştirildi madde değil mi?
hatta bundan sonra yasa tasarı ve teklifleri direk anayasa mahkemesine gönderilsin. niye meclisi yoruyorsunuz. orada çalışkan, iş güzar, hamiyet perver bir organımız var.
ama benim anlamadığım,
mahkeme üyelerini biz seçmedik ki.
Yazan:fasulye Tarih: Kas 6, 2008 | Reply
acaba her adım başı camii yapılırken, alt üst geçitlerden güneşi göremez olmuşken, caddelerden suları akıtırken, insanlara arsenikli suları içirirken ve ardından oluşan sağlık sorunlarını gidermeye çalışırken acaba ne kadar harcanmıştır hiç düşündünüz mü… ne okullar, yapılır ne öğrenciler okuturulurdu ama işte savurgan milletiz olmuyor.. yazık değil mi?
Billboardlarda belediye başkanlarının mesajlarını boy boy yayınlarken, seçimlerde tonlarca bayrağı asıp kaldırırken ne kadar gidiyordur acaba? ya da çıplak diye zaten makiyeti ödenmiş heykelleri yıkarken ne kadar gidiyordur. sadece para mıdır giden? bilmem bir düşünmek lazım..
Yazan:Mahmut Sait Tarih: Kas 7, 2008 | Reply
Camiler müslümanların gönüllü katkılarıyla yapılan ibadet yerleridir.Kemalizm bir din ,anıt alanları ibadet yerleri midir ki,cami ile karşılaştırma gereğini duyuyorsunuz? Ne ilgisi var? Lütfen,kutsallarınıza saygılı olunmasını istiyorsanız, başkalarının kutsallarına daha saygılı olun. mahmut sait
Yazan:ben Tarih: Kas 7, 2008 | Reply
Mustafa Kemal devrimlerini 85 yıl önce ortaya koymuş ve hayata geçirmiştir. Kendisinin bir planı vardı ve kafasındaki planları etrafındaki ateş çemberlerine rağmen hayata geçirdi. Sizlerin bir planı var mı? Varsa nelerdir? Klişeleşmiş bazı söylemler ile sürekli aynı eksen etrafında eleştiri ve yorum yapılıyor.
Yazan:fasulye Tarih: Kas 7, 2008 | Reply
sayın sait
benim camilere bir lafım yok Allaha inancım sonsuzdur. bu sadece bir örnektir daha önce söylenmiş bir söze cevaben yazılmış. lütfen yorumları baştan sona okuyun ondan sonra yanıt verin. camii yapılmasın şeklinde bir ifade söz konusu değildir. bu ülkede hepimizi müslümanız ve tartışılan konu da bu değil.
Saygılarımla
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Kas 8, 2008 | Reply
@fasulye,
Maddeleri sıralamak ne yazıkki yaşadığımız gerçekleri değiştirmiyor,zira orda ne yazıldığından çok nasıl uygulandığı önemli.Son gerekçeli karar da bu gerçeğin en somut örneğidir.Anayasa Mahkemesi bu uygulamasıyla başta kendisi çiğnemiştir Anayasayı.Milletin iradesi hiçe sayılmıştır.Sizin başka kaynaklardan “millet”ve “milliyetçilik”le ilgili sayfalarca alıntı yapmanız,totaliter rejimleri aratmayan bu gerçeğin üzerini örtmeye yetmiyor.Zira gerek Cumhurbaşkanlığı seçimi,gerekse başörtüsüyle ilgili yasa değişikliğine ilişkin kararlar,iradenin “millet”i temsil eden mecliste değil bir kaç yargıcın ve CHP nin elinde ve tekelinde olduğunu gözler önüne sermiştir.
İşte yazar tam da bu gerçeği dile getirmektedir.Ha,oralı olmak ve konuyu değiştirerek dikkatleri başka yerlere çekmek istiyorsanız o ayrı.Ki bana göre yazarın bu hukuk ihlallerine itiraz ettiğinin pekala farkındasınız.Kaldıkı ki ne yazarın,ne de “siz”diye muhatap aldığınız hiç bir kesimin,ne Cumhuriyet’in ne de Başkent’in değişmesi yönünde bir talebi yok.Asıl talep edilen,adeletin evrensel hukuk normlarına göre işlemesi,Cumhuriyet’in de Cumhuriyeti oluşturan temel ilkelere bağlı kalmasıdır.Eğer sözde kalacak ve anılan kavramla sınırlı olacaksa Cumhuriyet dense ne olur başka bir kavramla anılsa ne değişir?Başında Cumhuriyet iberesi olup da diktatörlükle yönetilen bir yığın ülke sayabilirim.
Gelelim 2.Maddeye getirdiğiniz yoruma.Usta ve alaycı bir dille “toplum huzurlu olmasın mı”,”insan haklarına saygılı olmayalım mı”,”demokratik olmayalım mı?”şeklinde sorular yöneltmişsiniz.Peki,izninizle ben de size sorayım:gerçekten bu yönde bir arzu ve talep olduğunu mu düşünüyorsunuz?Yazının tam da bunların yokluğuna ve bunlardan yoksun bırakıldığımıza işaret ettiğini anlamak bu kadar mı zor?Kaldı ki böyle yazıyor diye de ne kadar huzurlu,insan haklarına saygılı ve demokratik bir yönetimle yönetildiğimiz de ortada.
Son olarak şunu eklemek istiyorum:Adalet,eşitlik ve insan haklarını temel alan evrensel değerleri talep etmek,özgür bireylerden oluşan huzurlu ve sağlıklı bir topluma dönüşme umudu içinde olmak her vatandaşın hakkıdır.Bu talebi dillendirilmesini “irtica geliyor”,”rejim tehlikede!”şeklinde konuyu saptırmak hiç kimseye yarar sağlamamıştır ve sağlamayacaktır.
Yazan:fasulye Tarih: Kas 8, 2008 | Reply
Sayın Yılmaz,
Yazıya vermiş olduğum yanıt aşağıdaki paragraf üzerine kuruludur.
“Ve o birileri de, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Kemalistlerdir. Orduya, yargıya, kampüse ve daha nice ‘kaleye‘ sahip olan, bu kaleleri toplumun geri kalan kısmına karşı cansiperáne savunan bir kadrodur bunlar. Demokrasiyi ‘karşı devrim‘ olarak görürler. Kurdukları ve yaşatmaya çalıştıkları otoriter rejime de kibarca ‘cumhuriyet‘ demektedirler.”
Anayasa’da yer alan ve değiştirilemeyeceği ifade edilen maddelerin bende herkes için geçerli olduğunu ve sadece kemalistler için geçerli olmadığını anlatmaya çalıştım kendimce. Bu maddeler bütün toplum içindir sadece Kemalistlerin yararına maddeler değildir. Neden illa değiştirilmek istensin ve neden değiştirmeyenlerde Kemalistlermiş gibi anlaşılsın. Anlatmaya çalıştığım buydu.
Anayasanın kalan kısmının ve şu anda uygulanan diğer hükümlerin insan hakları vb konulara aykırı olması da Kemalistlerin değil bu toplumda uygulayıcı olanların sorumluluğundadır. Bu ülkede cumhuriyete sahip çıkmaya çalışan ya da Atatürk’ü seven herkesin Kemalist başlığı altında toplanması ve hatta yapısına uygun olan olmayan her konunun Mustafa Kemal’e bağlanması bana yanlış geliyor. Kendine Kemalist diyerek aslında faşizmin sınırında dolaşan bir çok insan olduğu gibi, Mustafa Kemal’i bu topraklar için çok değerli bir kişilik olarak kabul eden ve seven ama zaman gerektiriyorsa rejimde düzenleme ve yenilikler yapılması gerektiğine inanan da bir sürü insan var. Bu nedenle Kemalist yaftası görmek beni kızdırıyor. Biz hepimiz bu ülke için en iyisini isteyen insanlar değil miyiz? Kemal olsaydı da olmasaydı da bunu istiyor olacaktık. Örnek göstermiş olduğum metinde eger uygulanıyor olsa bence gerçekten bir sorun yoktur. Anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilemez oluşu da bu nedenle ne Mustafa Kemalle ne diğer gruplarla ilgili bir şey değil doğrudan bu toplumun çıkarına uygun bir durumdur.
Toplumda zaten birbirimizi yaftalamak ve belirli sınıflara dahil etmek yüzünden yeterince bölünme ve karmaşa yaşıyoruz.
Ben kendimi ne yazık ki bu gruplardan herhangi biri ile doğrudan örtüşen biri olarak görmüyorum. Mustafa Kemali seviyorum evet insan olarak seviyorum ve onun bu millet için yaptıklarının hor görülmesini istemiyorum ve onun adı kullanılarak yapılan her türlü eleştiriye cevap veriyorum bu yüzden. Ama sizin tanımladığınız anlamda bir Kemalist değilim ben. Sizin anladığınız Kemalizm’in benim kafamdaki Mustafa Kemal ile hiç ilgisi yok. Bu ülkede olup biten herşeyin sorumlusu o yapılamaz ve yapılmamalı. Kemalist olduğunu iddia edenlerden onun ismi arkasında kendi fikirlerini savunmamalı. Ama bunun adınada Kemalizm denmesine kimse izin vermemeli..
Karşı olduğunuz kemalistlerin önce bu isimin arkasından çıkmaları yönde eleştirilerde bulunursanız o zaman Mustafa Kemal de bu ülkede hakkettiği saygunlığa yeniden kavuşacaktır diye düşünüyorum
Diğer taraftan Kuran’ı Kerim’e ve Allaha sonsuz inancım var ve ben her ikisini birden tek yürekte ve fikirde birleştirebiliyorum ancak laiklik ilkesinde tanımlanan ifadelerinde tamamen arkasında duruyorum. Yani hem Laik, hem Kemalist hem de dindar olabiliyorum.
Ne dinimizin ne de Mustafa Kemal’in bu gün yaşananlarla hiç bir ilgisi olmadığını düşünüyorum bu yüzden. Sadece taraf olma uğruna kullanılan bu iki kavramın adlarının temize çıkması için de birbirine muhalif grupların bu kavram karmaşasından sıyrılması gerektiğine inanıyorum. Sizin kızdığınız şey Mustafa Kemal değil dolayısıyla kızgınlığınızı dile getirirken onun adıyla karşı tarafı yaftalamazsanız onalrda bu ismin arkasında daha fazla saklanamazlar diye düşünüyorum
Saygılarımla
Fasulye
Yazan:EMRAH Tarih: Ara 6, 2008 | Reply
NE KADAR DAR Bİ DÜŞÜNCE YAA BU TABİ Kİ 4.MADDE GEREKLİ VE DEMIKRASİYE KEDİNLİKLE AYKIRI DEĞİL. EĞER O MADDE OLMASAYDI ŞİMDİ KAÇ TANE BAŞKENT BAYRAK VE MARŞ VARDI BİLİYOMUSUNUZ? BİRAZ KAFANIZI ÇALIŞTIRIN
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ara 7, 2008 | Reply
Sayın Fasulye,
Evvela bana cevaben yazdığınız 8 Kasım tarihli yorumunuzu yanıtlamakta geciktiğim için sizden özür diliyorum.Bir kasıt veya ihmal olarak algılamacağınızı umuyorum.Zira cevabi yazınızı, “son yorumlar”bölümünde “EMRAH”rumuzlu okurun makaleye yazmış olduğu yorum vesilesiyle farkedebildim.
Ayrıca nezaketiniz ve anlama çabanız için de size teşekkür ediyorum.
Son yorumunuzla ben de sizi biraz daha anladığımı düşünüyorum.
Sanırım bu da,zaman zaman sertleşen tartışma ortamına rağmen yine de bazı ortak paydalarda buluşmanın hiç de zor olmadığının bir göstergesi.Sonuçta insanız ve elbette kusursuz değiliz.Ortak çabamız daha demokratik,daha mürreffeh ve barış dolu bir Türkiye için.Ve bence bu amaç,uğrunda her daim tartışmaya değerdir.Zaman zaman tansiyonlar biraz yükselse bile:))
Sevgiyle ve dostça kalın.
Yazan:SEDA Tarih: May 19, 2010 | Reply
SİZ BU ÜLKEDE BUNLARI ÖZGÜRCE İFADE EDEBİLİYORSANIZ KİMİN SAYESİNDE OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA DERİN DEĞİL EN DERİNDEN DÜŞÜNMENİZİ İSTİYORUM
Yazan:GULSAH S. Tarih: May 19, 2010 | Reply
SİZİN BURADA BUNLARI YAZABİLİYOR OLABİLMENİZ DEMOKRASİNİN BU ÜLKE DE VAR OLUŞUNDAN İBARET.PEKİ, BU ÜLKEYİ KURAN VE BU DEMOKRASİYİ YAŞATAN BİR TOPLUM OLMASAYDIK. SİZLER HATTA HEPIMIZ ŞU AN ,ÜLKEMİZ AMERİKA’NIN SÖMÜRGESİ BİZLER DE KÖLESİ OLMAZMIYDIK.SİZ BU SİTEYİ DE DEMOKRASİ SAYESINDE KURABİLDİNİZ Kİ HEPİMİZ FİKRİMİZİ KARŞILIKLI BEYAN EDİYORUZ.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Yazan:Burak Koc Tarih: May 19, 2010 | Reply
Ben hukuk fakültesi öğrencisiyim, bir hukukçu gibi ve sakin bir yorum yapmak isterdim, fakat kusura bakmayın; bu yazıyı okuyunca ATA’mın bana ve Tüm Türk Gençliği’ne armağan ettiği TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ ne ve Anayasası’na bu kadar cahilce, bu kadar (…) bir yaklaşım sergileyen kesme karşı daha farklı bir tutum sergileyemiyorum. Türk insanının en büyük ayıbı ve sorunu ne biliyor musunuz? yaşananları unutmak, geçmişten ders almamak. Ulu büyük önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve CUMHURİYET öncesine bir bakın bakalım. merak ediyorum bu yazıyı yazan arkadaşın atası dedeleri büyük Kurtuluş Savaşında yer alıpta can vermemiş mi? yazık Atanın, Atlarının verdiği emeğe, döktüğü kana yazık. yazık beyni pırıl pırıl parlayan insanların ağ kaplayan beyinelerine yazık. yazık tarihini unutan insanlara yazık. yazık ATA sını unutuna yazık, yazık ki ne yazık, bizi bu tür saçma, gerici, hukuk dışı yollarla, ATA’sını dedesini ve onların yanında bu düşünceyi savunan Büyük Türk gençliğini ve Kemalistleri kötüleyen gerici, tutsak kafalara yazık. Ve son olarak şu soruyu sormak istiyorum sizlere, Benim ve Büyük Türk Halkının tek bir önderi var o da büyük MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘tür. peki sizin lideriniz kim?
Yazan:Burak Koc Tarih: May 19, 2010 | Reply
Ben hukuk fakültesi öğrencisiyim, bir hukukçu gibi ve sakin bir yorum yapmak isterdim, fakat kusura bakmayın; bu yazıyı okuyunca ATA’mın bana ve Tüm Türk Gençliği’ne armağan ettiği TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ ne ve Anayasası’na bu kadar cahilce bir yaklaşım sergileyen kesme karşı daha farklı bir tutum sergileyemiyorum. Türk insanının en büyük ayıbı ve sorunu ne biliyor musunuz? yaşananları unutmak, geçmişten ders almamak. Ulu büyük önderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve CUMHURİYET öncesine bir bakın bakalım. merak ediyorum bu yazıyı yazan arkadaşın atası dedeleri büyük Kurtuluş Savaşında yer alıpta can vermemiş mi? yazık Atanın, Atlarının verdiği emeğe, döktüğü kana yazık. yazık beyni pırıl pırıl parlayan insanların ağ kaplayan beyinelerine yazık. yazık tarihini unutan insanlara yazık. yazık ATA sını unutuna yazık, yazık ki ne yazık, bizi bu tür saçma, gerici, hukuk dışı yollarla, ATA’sını dedesini ve onların yanında bu düşünceyi savunan Büyük Türk gençliğini ve Kemalistleri kötüleyen gerici, tutsak kafalara yazık. Ve son olarak şu soruyu sormak istiyorum sizlere, Benim ve Büyük Türk Halkının tek bir önderi var o da büyük MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘tür. peki sizin lideriniz kim?
Yazan:SEDA Tarih: May 19, 2010 | Reply
SİZİN ÖZGÜRCE FİKİRLERİN PAYLAŞILDIĞI DEDİĞİNİZ BU SİTEDE ARKADAŞLARIMIN SİZE GÖNDERDİĞİ HİÇ BİR YAZI YAYINLANMAMAKTADIR(SİTEYE UYGUNSUZ HİÇBİR KÜFÜR VE HAKARET İÇERMEMESİNE RAĞMEN) PEKİ SİZİN DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZ BU MU?
Yazan:yağmur deniz Tarih: May 19, 2010 | Reply
son 5 yorumda barım barım bağıran gençleri serdar ortaç konserinde de görmek isteriz.
ayrıca derslerine çalışmamış bu gençlerden ‘ atam olmasaydı babanın kim olduğunu dahi bilemezdin ‘ sloganlarınıda eklemelerini beklerdim.olmuyor gençler olmuyor,bu mübarek günde hiç olmuyor.bu ne tembellik.
editörden bu fişşek gibi gençler için havai fişek ve konfiti rica edecektim.
Yazan:MY Tarih: May 19, 2010 | Reply
DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZ BU MU? (SEDA)
Cevap veriyorum, Evet, bu.
Yazan:MY Tarih: May 19, 2010 | Reply
Sayin Burak Koç,
Bizim liderimizin adi Darth Vader. Isin kilici var ve çok güzel agiz mizikasi çalar.
Bir videosunu koydum asagiya.
sizin Atatürk’ünüzün elinden ne is gelir? Kayseri mantisi açabilir mi?
Yazan:durhat Tarih: May 20, 2010 | Reply
@burak koç,
sizin gibi itaat kültürüyle yetişen insanların bir sorunu var:herkesin sizin gibi kuzu kuzu itaat etmesini bekliyorsunuz!yok öyle bir şey,buna artık alışmaya başlarsanız iyi olur.sizin taptığınız putlara kimsenin tapınma zorunluluğu yok,bunu ne zaman öğreneceksiniz merak ediyorum.bir de ünv.öğrencisiyim demez mi?peeeh!ünv.öğrencisi olsan ne yazar?hele önce şu totememlerinden bir kurtul da gel,ya hu eski çağ kabileleri bile sizlerden bir adım daha ilerde:)papağan gibi slogan ezberlemekten başka şeyler de üretin ki biraz bir şeye benzesin.ama nerdeeee?hep kırık plak misali bayatlamış sloganlar.vallahi beynimizda örümcek ağları oluştu ya!
bir de ne kadar komik duruma düştüğünüzün hiç mi farkına varamıyorsunuz?arasıra bir yoklayın kendinizi acınacak durumdasınız gerçekten.
Yazan:kemalist nargilekolik Tarih: May 20, 2010 | Reply
bu kadar da düşman olunmaz siz şu an ananız babanızın kim olduğunu biliyorsanız onun sayesinde artık bazı şeyleri anlayın ve kalıplaşmaktan kurtulun…
Yazan:elf Tarih: May 20, 2010 | Reply
herşey bitti ve bu 3 madde ıle demokrasi sağlanması kaldı.bu 3 madde değiştirildiğinde demokrasıye kavusmus olacagız anlasılan!!!.yazık kı ne yazık bu 3 maddenin değiştirilmesine umut bağlayanlara.ileride nasıl acınası duruma düşceklerinden habersizler.ama ATA’mdaki ne ileri görüşlülüktür ki bugunlerin de geleceğini düşünmüş ve bu zihniyette olanlara karşı CUMHURIYET’imizi koruyabilmiş.zaten tek koruyabildiğimiz sey de bu değil mi?
Yazan:YAZIK!!!! Tarih: May 20, 2010 | Reply
YAZILANLARIN HEPSİNİ OKUDUM YORUMLARLA BERAGBER İLK BAŞTA SAYIN ADI BİLE OLMAYAN İNSAN MY YAZMIŞŞ SEN ŞUNU İYİCE OKUU O MANTIYI SENİN ANAN AÇSIN YOOOO SAKIN HAKARET OLARAK ALĞILAMA BUNU İNAN BİZİM ATAMIZDAN DAHA İYİ YAPAR;)ÖNCE KONUŞMALARINIZA DİKKAT EDİN ONDAN SONRA GELİP BURDA TARTIŞMA ORTAMI YARATIN!!!ŞİMDİKKK BU SİTEYİ AÇAN İNSAN SANA YAZIK ÇOK YAZIK NEDEN Mİİ??SEN HİÇ TARİH HUKUK BİLMEZMİSİN BUNU NEDEN SORUYORUM BİLİYORMUSUN İNAN TARİHİ İYİ BİLSEN KENDİNİ BU YAZDIKLARINDAN DOLAYI ASARSIN ÇÜNKİİİ TARİHTE GELMİŞ GEÇMİŞ HERKEZİ HER TOPLUMU HER KURUCUYU İNCELE BİRTEK TÜRK TOPLUMU VE ATATÜRK RESMEN YOKTAN VAR EDEREK KAFASINI KULLANARAK BU ÜLKEYİ BİZE KAZANDIRMIŞ..ŞİMDİ BANA DİCEKSİN Kİ YA ÇOK BASMA KALIP ŞEYLER BUNLAR DİYECEKSİN AMA GERÇEKLER BUNLAR!!KEMALİST OLMAK DEMEK ONUN PÜSTÜNE TAPMAK RESMİNİN ÖNÜNDE EĞİLMEK DEĞİLDİR KEMALİST OLMAK BİR BÜTÜNÜ HALKI ATALARI DEDELERİ İFADE EDER !!BİZ BU ÜLKEYİ SADECE ATATÜRK SAYESİNDE ALMADIK BİZİM HER BİRİMİZİN KANINDAN OLAN İNSANLAR BU ÜLKE İÇİN CAN VERDİLER YALAN MII!!ATATÜRK TE ZEKASINI KULLANARAK İNSANLARA YOKTAN NASIL VAR EDİLECEĞİNİ GÖSTEREREK ELİNDE HİÇ BİR KAYNAĞI OLMAYAN TÜRK MİLLETİNİ ZAFERE GÖTÜRMÜŞTÜR!!BENİM ASIL SÖYLEMEK İSTEDİĞİM ŞU ATATÜRKÜ SEVMEYE BİLİRSİN ZORUNDA DEĞİLSİN AMA BANA ATATÜRKÜ SEVMEMENLE İLGİLİ NEDENLERİ SIRALASAN ANCAK 1 YADA 2 TANE ŞEY SÖYLEYEBİLİRSİN DİĞER SÖYLİYECEKLERİNİN HEPSİ POZİTİF YÖNDE OLACAKTIR ÇÜNKİ SONUNDA ZAFER OLAN BİRŞEYDEN BAHSEDİYORUZ!!EĞER TÜRKSEN SEN VE SENİN GİBİ İNSANLARIN ATALARIDA O TOPRAKLARDA CAN VERDİ NİYE BU GERÇEĞİ KABUL ETMİYORSUN!ŞUANDA YİNE BİR SAVAŞ OLSA BİZ SİZİN GİBİ İNSANLAR İÇİN Mİ BU TOPRAKLARDA SAVAŞACAĞIZ!!!AÇIN GÖZÜNÜZÜ İİYİCE Bİ TARİHİ OKUYUN VE ŞU YAZDIKLARINIZDAN UTANIN!!BİZ ŞUANDA NASIL BİZ TÜRKÜZ DİLİMİZ DİNİMİZ IRKIMIZ MİLLETİMİZ BAYRAĞIMIZ MARŞIMIZ TOPRAKLARIMIZ VAR DİYORSAK İSTER İNAN İSTER İNANMA ATATÜRKÜN ZEKASINA VE ONA İNANAN ONUNLA SAVAŞAN İNSANLARA BORÇLUYUZZ!!TMM BUNLARI TAKMIYORSUN DİYELİM GÖREMİYORSUN BU GERÇEKLERİ DİYELİM SEN NERDEN GELSİN SOYUN NE SENİN ATAN DEDELERİN NE YAPTI SEN BE SENDEN OLACAK İNSANLARA BUNU Bİ SÖYLESENE!!BİZ GÖĞSÜMÜZÜ GERE GERE YÜZLERCE DESTAN ANLATIRIZ YAZ SİZ YILDIZ SAVAŞÇILANINIMI HMM RÜYAMIZDA IŞINLANDIĞIMIZI GÖRDÜĞÜMÜZ GİBİ YANİİ!!HERNEYSE SİZ SADECE KONUŞUCAKSINIZ AMA ŞUNU BİLİNKİ YANLIŞLARLA DOLUU BİR GERÇEĞE İNANMAKTA ISRAR EDİYORSUNUZ GERÇİ SORUN DEĞİL SİZ VE SİZİN GİBİ İNSANLR HEP OLDU HEPTE OLACAK BU TÜRK MİLLETİNİ BAĞLAMAZ ANCAK BÖLE İNTERNET ADRESLERİNDE KONUŞULUR BUNLAR SİZ Bİ ÇIKIN BUNU SOKAKTA PANKARTLA ŞUNLA BUNLA DİLE GETİRİN VEYA TV YE ÇIKIN O BAŞI BAĞLI KIZ GİBİ LİNÇ EDİLİRSİNİZ NEDEN Mİİ ÇÜNKİİ SİZ KÖRSÜNÜZ!!!!!!
Yazan:ali duman Tarih: May 20, 2010 | Reply
kemalizmin akvaryumu kullandıklarını kurban ede ede yaşamını idame etme durumunda artık, bugünün kullanılmış kurbanı baykal, bakalım yarının ki kim olacak, sakın gandi kemal olmaya? bakalım nereye kadar? (bu konuda yanılıyor olmayı çok isterdim, umarım yanılırım, ülke kazanır. zira memleketin adam gibi bir ana muhalefet partisine ihtiyacı var, ipleri ergenekonun elinde olan bir ana muhalefet partisine değil)
imdi, ittihatçı döküntülerinin, ittihatçılığın utançıyla isimlerini kemalist olarak değiştirmiş olmalarının bir kıymet-i harbiyesi yoktur. zira bu ittihatçı döküntülerinin bugün olmuş hala tek bir seçim dahi kazanamamış olmaları ise sicilinin kirliliğindendir. en nihayetinde isim değiştirmeleri yutmuyor bu halk.
ittihatçılığın ve sonrası döküntülerinin 100 yıldır sinsice uyguladıkları bir “anayasa” programı var, son 50 yılından bahsedeyim de kısa olsun, zira yer de dar, zamanda kıymetli.
1960 faşist darbesinin akabinde uyguladıkları anayasa ile “türklüğü” zorunlu kılmışlardı (gayri müslim vatandaşlara uygulanan zorbalıklar ve “yabancı” sayılarak vakıf mülklerine el konulması tesadüfi değildir),
1980 faşist darbesiyle de “türklük” vurgusu yeterli görülmemiş olacak ki bu kapsam “atatürk milliyetçiliğine” kadar daraltılmış, sinsi bir faşizm örneği ile atatürkçülük zorunlu kılınmıştır. (pek tabiki o günden bugüne kapatılmış olan 27 siyasi parti de tesadüfi değildir, kemalizm pek tabiki bir zorunluluk hali olduğu için kemalist olmayan partiler kapatılmış ve kapatılmaya devam edimektedir, işine gelmeyene sloganımız hazır “ya sev,ya terket”, hazır yağlı urgan fırlatan parti liderimiz de var)
demokrasinin ne olduğunu bilmeyen aklıevvellerde, bu garabetli durumu, bu faşist oluşumu bize demokrasi diye yutturmaya çalışmaktadırlar.
bu yuturma için ise kullanabildikleri tek argüman ise “türkiye bir cumhuriyet”tir argümanıdır, oysa iran’da bir cumhuriyet, çin’de bir cumhuriyet.
hani “türkiye iran olmayacak” diye yırtınan bir takım ortaçağ kaçkınları var ya, onlara uyandırmak gerek, esasen türkiye’nin bu haliyle en çok benzediği ülke zaten iran’dır. örnek mi; dünyada anayasasında kişi ismi zikredilen bir “humeyni iran”ı var, birde “atatürk türkiye”si var, bundan daha iyi benzeme başka nasıl olabilirdi ki?
yazılacak çok şey var, anlayan anlıyor, anlamayan ise zaten 85 yıldır aynı sazı çalıyor. kafayı kuma gömmek hiç bu denli komik olmayı icap ettirmemiştir, değişim diye yırtınanların değişimi ancak “kaset” ile gerçekleşebiliyor, böyle oluyor demek ki kemalin partileri ve değişimleri, kimbilir gandi kemal belki devrim de yapar, kimbilir “cumhuriyet” belki olur “demokratik cumhuriyet” hadi bakalım yeni umudumuz gandi kemal.
millet/halk mefhumunu bu denli yok sayan ahmaklık ancak bu ülke topraklarında mevcut, sanki bir deccal geldi, hatta tanrı geldi ve tek başına bizi kurtardı, türkiye halklarının birliği, omuz omuza savaşması, “emredilen ölümün” üstüne atlaması hiçbirşeydir, yani ölümüne mücadele etmek, hatta bu uğurda ölmek hiç bir şeydir, ancak “ölümü emretmek” herşeydir, türkiye cumhuriyetini türkiye üzerinde yaşayan millet ve bu milletin iradesi kurtarmış ve kurmuştur, bir tanrısal zat değil, atatürk bu iradenin, bu mücadelenin örgütleyicisi ve önderidir, bu kurtuluşu “tek başına” yapmamıştır, bu kurtuluşu yapan millettir, aslolanda bu mücadeleyi yapan ve bu iradeyi gösteren milletin kendisidir, sapla samanı karıştırarak milleti yok sayan ve kişiye tanrısallık yükleyen böyle bir kafa, hastalıklı bir kafadır, bu hastalıklı olma hali her yerde, her şeyde her daim tezahür etmektedir.
Neymiş efendim “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif DAHİ edilemez”miş. miş, miş, miş, 1930′a kadar mişşşşşşşşş. daha öncesi de daha sonrası da yok, bu böyle biline. İmdi, oturun uslu uslu ve hatızatında dua edin kurtarıcınız için, fena olur bu saatten sonra giymesi kalpağı ittihatçı kafaların, benden söylemesi.