Orduların sevgiye ihtiyacı var mıdır?
By Mehmet Yılmaz on Eki 16, 2008 in Militarizm, Türk Silahlı Kuvvetleri
Nazilerin, Amerikan, Rus veya İsrail ordusunun “insanlık dışı” eylemlerini kınarken aslında son derece “insanlık içi” bir şeyden bahsediyoruz: Militarizm. İnsanın vicdanını askıya alıp bir komutanın emri doğrultusunda canice hareket etmesi her zaman için olası bir tehlike. Vicdanî kaygılardan “kurtulunca” hayvanları bile geride bırakacak şekilde her türlü vahşeti uygulayabiliyor insanoğlu.
İyi ama bunca güzellikleri, aşkı, yardımlaşmayı, hayvan sevgisini, sanatı, felsefeyi yaşayan insan nasıl oluyor da bir üniformayı giyince vicdanını bir kenara bırakıp robotlaşabiliyor? Bayrağın, toprağın hatta silahın kutsallığı(!) o güne dek kutsal bildiği şeyleri insana unutturabiliyor?
Derin Sular Sitesi’nde yayınlanmış insan odaklı bir yazıya dikkatinizi çekmek istiyorum : “Militarist Endoktrinasyon”
“[...] birbirleriyle konvansiyonel silahlarla savaşmakta olan iki ordu, stratejik boyutta, birbirleriyle dövüşen iki farklı şahıs olarak da düşünülebilir. Bu durumu mümkün (ve etkin) kılan unsur, üste itaattir. Bir boksörün rakibine darbe indirmeden önce yumruğunun fikrini sormakla vakit kaybetmemesi, yumruğun beyinden gelen emri (onca hücrenin ölecek olmasına rağmen) mutlak itaatle yerine getirmesi ve nihayet hücrelerin de tamamiyle edilgen davranarak itiraz göstermeden ölmeleri, bu duruma benzer.
Ancak bütün bunların işlevsel kılınabilmesi için çözüme kavuşturulması gereken üç problem vardır: Yapısı gereği bir diğerinden farklı olan insanları (1) yekvücut kılmak, (2) eylem planının ne olduğunu dahi sorgulamadan (ve hatta bilmeden) kendileri adına alınan kararlara koşulsuz itaat edecek duruma getirmek, ve hepsinden önemlisi, (3) kollektif varlığın sıhhati adına ölmeye ikna etmek. [...]“
“Orduyu yıpratmayın” amentüsü ile adeta ritüelleşen ifadeler var Türkiye’de. Bu ifadelerle ses bulan düşünceler eleştiriye kapanıp dogmalaştıkça diğer düşüncelerden kopuyor, gerçeğin coğrafyasından uzaklaşıyor.
”Vatan bölünmez” çığlıkları eşliğinde bölünüp paramparça olan Osmanlı coğrafyasında Kuzey Afrika, Balkanlar ve Ortadoğu kanamaya devam ediyor. İnsan soruyor kendi kendine, Anadolu’nun insanları barışa giden bir olgunluğa erişebilecekler mi? Yoksa esas duruşta yeni bombaların kucaklarına bırakılmasını mı bekleyecekler?
Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratan en tehlikeli faktör hiç şüphesiz bu eleştiriye kapanma hali. TSK’nın yıpranması tehlikesi sadece TSK’yı değil Türkiye Cumhuriyeti’ni ve vatandaşlarını hedef aldığı için herkesin bu konuda kafa yormaya hakkı olduğunu hatta bunun bir borç, bir ödev düşünüyorum.
- Nasıl bir ordu istiyoruz? Sayıca üstün? Teknolojik olarak üstün?
- Zorunlu askerlik günümüz koşullarına ne derecede uygun? Yerine ne konabilir?
- Ordunun yetkileri nerede başlar ve biter?
- Ordu mensupları suç işlerse kim yargılamalı?
- 3-4 ay er eğitimi görmüş bir musluk tamircisi 10 yıldır dağlarda yaşayan bir PKKlı karşısında ne yapabilir?
- Başörtüsü, Kürtçe eğitim, serbest piyasa, ulusal kimlik veya postmodern felsefe konusunda TSK’nın konuşması kabul edilebilir mi?
- Vatandaşların verdiği oylar, içki tüketimleri, kadınların kıyafetleri TSK tarafından istihbarat konusu yapılabilir mi?
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne halk (ve basın?) tarafından tanınan “hata yapmaz, hesap vermez” statünün bu kurum için en yıpratıcı tehlike olduğu kanaatindeyim. Hasan Cemal’in “Asker çözümün değil, sorunun bir parçası” adlı yazısında belirttiği gibi:
“[...] Oysa askerin de eleştiriye ihtiyacı var. Ama eleştiriye kapalı. Dün de öyleydi, bugün de öyle. Ve eleştiriye kendini kapalı tutan her kurum yanlışa kapıyı ardına kadar açmış demektir.
Askerin durumu böyle!
Dediğim dedikçi…
Bu dediğim dedikçilik, meseleyi yılan hikayesine çeviren hatalar zincirinin uzayıp gitmesine yol açıyor.
Asker acaba hata yaptığının ne kadar farkında?..[...]“
Karikatürdeki dialog
-Benim halkım bu bayrak yüzünden öldü!
- Benimki de…
2 [?]




11 Yorum
Yazan:SOSYAL DEMOKRAT Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
Washington-Brüksel merkezli ve CİA-MOSSAD işbirliği ile, AKP nin TSK ne endirekt saldırı aracı olarak yayın hayatına sokulan Taraf Gazetesinin misyonunu tartışmak abesle iştigaldir.Sadece Jasmin Çongar’ın yaşam öyküsünü irdelemek bile bir kanıya varmak için yeterlidir.Evrensel demokrasi kriterlerini, çevresi ve içi yangın yerine dönmüş ”mazlum ve yalnız” ülkesinin, bu denli aleyhine kullanan bir yayın organını mütareke döneminden bu yana görmemiştik.Ama bu kez çok ileri gittiler.
Bağlı oldukları merkezlerin servis edilmesini istedikleri ve TSK ni görülmemiş ölçüde rencide eden son sahte ve kirli haberin, efendilerinin hizmetinde bulunanlarca bir ölçüde bile frenlenmemesi artık onların çok açık bir şekilde TSK nın ve Türk Ulusunun karşısında olanların saflarında konumlandıklarının ilanıdır.
Bu ilan ve ardındaki tüm güçler bugün TSK Baş Komutanından gerekli yanıtı almışlardır.
Bir orduyu ”kendi evlatlarını bilerek ve kasten öldürtmek” isnadıyla suçlamanın karşılığı, ya herro ya merro günlerinde bu işbirlikçilere elbette sorulacaktır.
TSK bugün, ülkesini arkasından dolanarak çökertmek isteyen tüm çevrelere ve satılmış kişilere gereken en sert sözünü söylemiştir.
Hava İstihbaratının farklı zaman ve mekan görüntülerini montajlıyarak, Aktütün saldırısında şehit olan 17 askerin acısı üzerinden TSK ne vurmak ve PKK nın güya yenilmezliğine vurgu yapmakla, amaçlanan şeyin ne olduğu çok açıktır:
1-TSK nın gücü ve kudreti konusunda kamuoyunda kuşku uyandırmak.
2-Generallerle alt rütbeliler arasında güvensizlik yaratmak.
3-PKK nın mücadele imkan ve kaabiliyetini abartarak,Barzani ile işbirliğine ülkeyi yanaştırmak ve siyasal çözümlere ulusu psikolojik olarak hazır hale getirmek.
Son olayların arka planında ABD & AKP & İsrail & Barzani ittifakının bulunduğunu,”Taraf” ın ise dezenformasyon tetikçiliğine memur edildiğini söylemekle yetinelim şimdilik…
Bu olayın aslını ve sonuçlarını izlemeye devam etsin, küçük Ahmet Altan’lığa ve Jasmin Çongar’lığa heves eden kimi arkadaşlar…
Saygılar,
Yazan:özgür Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
sosyal demokrat arkadaşım bunları çok güzel yazmışsın saygı duyarız.
yalnız o çok savunduğun tsk da sütten çıkmış ak kaşık değil.
başka bir yazına da yorum yazdım.
bu olaylara biraz daha yukarıdan bakalım istiyorum.
abd, akp, tsk, pkk, ergenekon, vs. vs. bunlar birbirinden bağımsız değiller.
akp kurulurken abd ye gidildi icazet alındı ama unutma tsk paşaları da abd’ye gitti icazet aldı.
tsk yıpratılmaya çalışılmıyor artık sorunu çözelim istiyoruz.
bugün tsk’nın varlığının en büyük nedeni nedir?
savaş halinde ülkeyi korumak mı?
yoksa ideoloji bekçiliği mi?
tsk dünyadaki diğer ordulardan farklı olmamalıdır.
yani ordu savaşa karşı ülkeyi korur.
ideoloji bekçiliği ordunun vazifesi değildir.
ama ne yazık ki burada tsk siyasete karışır, sivilleri biçimlendirme planları yapar ama bir terörist grupla 30 yıl mücadele edip bitiremez.
beni tsk, akp, abd ilgilendirmez beni cebimden para ve akan kan ilgilendirir.
ve ben bunun hesabını sormak istiyorum buna hakkım var mı?
tsk bu ülke ekonomisinin ne kadarını kullanıyor?
tsk bu paraları nerelere harcıyor?
paşalarımız neden çok büyük holdinglere şirketlere ortak olur?
hangi para ile yatlar, villalar alırlar?
bunca para tsk için harcanmışsa neden bu terör bitirilmedi?
arkadaşım seni tanımam seninle bir sorunum bir problemimde yok sadece gerçekleri bilelim paylaşalım istiyorum.
bunu sertce değil güzelce konuşarak paylaşalım.
derin devlet olgusuna inanmısın bilmem?
ama tüm dünyada derin devlet vardır.
ve bunlar silah, petrol ve sağlık sektörlerinin sahipleridir tüm dünyada bu sektörlerle istediklerini yaparlar.
silah sektörünü, sağlık ve petrol sektörünü okursan bu sektörlerin parasal olarak istedikleri gibi at koşturulduğu görürsün.
bu 3 büyük sektörü elinde tutan dünyaya hükmeder. bir yandan savaş çıkarıp insanları silaha ve sağlığa mecbur ederken diğer yandan petrolsüz de olmuyor değil mi?
medya da onların en büyük kamuflajı çünkü ayna gibi kullanırlar.
sen yine tsk’yı kutsal görürsün veya görmezsin senin sorunun ama bu derin adamlar her ülkede en çok ordu siyaset ve medya içinde faal olurlar. bizde de öyledir.
tsk kendini kutsallaştırıp kimseye hesap vermek istemez, kimsenin eleştirmesini istemez çünkü bunların bilinmesini istemez.
türk toplumlarında ordu kutsaldır vatan kutsalına sahip çıkar.
bizim orduya birşey dediğimiz yok ama tsk bir kurumdur.
tsk bir kurum olarak kamu bütününü oluşturur kamu da halkı için biraraya gelmiştir. bir kurum hizmetle yükümlü olduğu halka hesap vermek zorundadır. yani benim paramla var olan benim için varolan bir kurum nasıl olurda böyle kirli işlere bulaşır.
tsk’yı eleştirmek herkesin hakkıdır çünkü insanlardan oluşur ve insanlar hata yapar bunu karıştırmayın.
kimse ordu olmasın demiyor sadece o görevliler görevlerini yerine getirsinler diyoruz.
en azından ben bunu istiyorum.
siz tsk mensubuysanız böyle sert çıkışlarınızı anlarım ama değilseniz size sorarım 30 yıldır 35 bin insanın öldüğü 600 milyar dolardan fazla para harcanan bir savaş nasıl bitirilmez.
sadece son 6 yılda 300 milyar oldardan fazla par harcanmış. bu ülkenin tüm dış borcu 450 milyar dolar civarında demek ki ülkenin tüm dış borcu bu savaş yüzünden olmuş.
peki bunca para harcanan kurum olan tsk bu savaşı bitiremiyorsa demek ki tsk da yanlış birşeyler.
tsk yeniden yapılanmalı, profesyonel ordu halini almalı. isteyen gider gönüllü askerlik yapar ama profesyonel eğitimler alarak yapar.
şuan kullanılan donanımlara bir bakar mısınız 1940 da kullanılan toplar 70 lerden 80 lerden kalma tüfekler.
demek ki tsk da bir gariplik var bunca para harcanmışsa bu paralar nereler gitmiş.
tüm devlet ihalelerine fesat karışıyorda tsk ihalelerine karışmıyor mu dersiniz.
paşalar hiçbir ihaleyi objektif yapmazlar çok büyük paralar kazanarak ihaleler yaparlar.
bu ülke de tsk’ya harcanan kaynak eğitime sağlığa harcansa aya astronot gönderir belki de birçok hastalığın tedavisini burda keşfeder hale gelirdik.
ama bir kene salgını ile bile baş edemiyor çaresiz ölümü bekliyor hastalarımız.
demek ki tsk kutsal olmamalı eleştirilmeli.
taraf gazetesi diyorsunuz. orda hkk komutanlığı olmasın demiyor orda babaoğlu bu konuya açıklık getirsin deniyor.
aktütünde 17 genç öldü dimi peki o karakolun bulunduğu konum hakkında fikir sahibimisiniz?
aktütüne derme çatma karakol yapılıyor ama tüm hkk’lara golf sahası yapılıyor.
tsk golf sahası işini iptal etmiyor karakol yapacak paramız yok diyor.
size mantıklı bir cevap gibi mi geldi bu.
sonra ohal getiriliyor.
terör şehirde değil ki dağda.
ohal ne yapar bilir misiniz. devletin kendi vatandaşına gelişi güzel baskı yapması kimin işine yarar dersiniz.
pkk’nın.
böylece eleman kazanır. oysa devlet ohal çıkaracağına eğitime sağlığa ağırlık verirse bu sorunu siyasal yolla çözüm yoluna giderse terör beslenecek kaynak bulamaz böylece bitirsiniz.
neyse sayın sosyal demokrat uzun oldu umarım bilgi paylaşımı yaparız.
kavgayla değil sohbetle birbirimizi aydınlatırız.
yalnız sözünü ettiğiniz konularla ilgili linkler verirseniz bizlerde okuyalım. karanlıkta kalan birşey olmasın bu ülkede
Yazan:birisi Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
yukardaki arkadaş haber için kirli ve sahte demiş.Sen kalk aynı yerden defalarca baskın ye bunun bir zafiyet oldugu ortaya çıksın belgeleri gazetelerde yayınlansın sonra “kim sızdırdı bu belgeleri ya ne güzel mücadelemiz sürüyordu” diye hayıflan.Nasıl iştir bu boyle..Basın karşısına çıkan tsk bu haberleri yalanlamadı.Ne yaptı? bu belgeleri sızdıranları temizlicez dedi, ne yaptı haberlere yayın yasağı getirdi, askeri mahkeme ne dedi belgeleri gönderin yoksa gelir biz almasını biliriz dedi.Önce demokrasi teranesi patlatan paşa sonra kalkıp herkes yerini ve haddini bilsin diye parlıyor.tüm basında dillendirilen yaklaşık 10 tane cevap bekleyen soru var bir tanesine dahi cevap ver(e)miyor.Çok güzel demiş taraf, emir verceğine cevap ver diye.Kendi komuta kademende altındakilere ne emir verirsen ver, sen kalkıp kafasında şüpheler uyanan kimselere yani bizlere susun yoksa susturmasını biliriz deme.Aynısını dağlıcada yaşadık aktütünde yaşadık ve paşanın dediğine göre daha da yaşıycakmışız.Artık hesap verme zamanı gelmedimi? sadece Tsk değil terorle mucadelede kim varsa bu millete susun deme hakkını kimse kendinde görmemeli..Lakin bu mızrak artık çuvala sığmıyor
Yazan:Sahin Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
Kendini sosyal demokrat sanan arkadaşa sadece PES diyorum.
Yazan:MY Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
Başbuğ’un tepkisi köşe yazılarında nasıl yansıdı?
Dün Balıkesir’de basın toplantısı düzenleyen Orgeneral İlker Başbuğ, Taraf Gazetesi’nin gündeme getirdiği iddialara cevap vermezken, medyayı sert bir üslupla eleştirdi. Gazete yazarları, Başbuğ’un bu sert çıkışını değerlendirdi.
HMET ALTAN / Genelkurmay başkanına…
Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?
Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?
Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?
Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?
Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.
Bunlar bizi korkutmaya yetmez.
Ha, sanmayın ki bu ülkede “derin devlet” dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.
Sadece umurumuzda değil.
Bunu anlayabiliyor musunuz?
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
UMUR TALU / İhmal, ihtimal
“Tartışma”, istisnalar dışında, “terörü başarılı göstermek” amacıyla yapılmaz.
“Tartışma”…
1. Gaflet, ihmal, umursamazlık, sorumsuzluk, görevi suiistimal varsa, bunu anlamak ve hesabının verilmesi için yapılır.
2. Kiminin taammüden ihmali, bir felaketten siyasi, ekonomik, askeri kazanç gibi hesabı olmuşsa, hesabının sorulması için yapılır.
3. Bir de, tutulmuş yollar hatalı ise başka ihtimallere kafa ve yürek yormak için yapılır.
“Akan kanın sorumluluğuna ortak olmak” ciddi suçlama.
Ancak, “akan kanın sorumluluğu”…
Kanın akmaması, böyle akmaması, çok akmaması, hiç akmaması, çare bulunması “sorumluluğu” esas olarak devletin; başta iktidar ve onun yönetiminde varsayılan güvenlik ve istihbarat güçlerinindir.
“Sorumluluk” sahipleri, asli sorumluluklarını “tartışma”nın üstüne yıkamaz.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
EMRE AKÖZ / Ev kadınları bile tepki gösteriyor
Taraf gazetesi geçen gün Aktütün saldırısıyla ilgili bazı önemli belge ve görüntüler açıkladı. Bu verilere göre saldırı bir ay önceden beri, militanların adları dahil biliniyordu.
Ancak gereken tedbirler alınmamıştı. Sonucu biliyoruz: 17 şehit ve yaralılar.
Habere çeşitli tepkiler geldi. En dikkate değeri hiç kuşkusuz Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un yaptığı açıklamaydı.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
MEHMET BARLAS / Sorun “Bilgi sızması” değil de istihbaratta çok başlılık ve uyumsuzluk mu?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, basında yer alan TSK’ya dönük eleştirilere ve haberlere öfkelenmesi ne kadar doğalsa, basının bu eleştirileri ve haberleri yapması da o kadar doğaldır.
Bütün dünyada böyle durumlarda bu tablo çıkar ortaya.
Nitekim Genelkurmay Başkanı da şu söylemle bunu ifade etti dün:
-Bu tip saldırılar karşısında -ki bu saldırılar doğru bilgiye dayanmayan sınırlarını aşan eleştirilerdir- her ordunun vereceği cevap bellidir ve bu husus bütün ordular için de geçerlidir.
Şeffaflığın ve basın özgürlüğünün simge ülkesi olan ABD’de bile bu böyle oluyor.
Hatırlayın “Çok gizli” (Top Secret) damgalı “Pentagon Papers” adı verilen belgeler The New York Times’da (1971) yayınlandığı zaman olanları…
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
ALİ BAYRAMOĞLU / Başbuğ’dan savaş ilanı…
Org. Başbuğ, yaptığı konuşmayı “herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum…” cümleleriyle sözlerini bitirirken, Türkiye’nin çok uzun süredir bir Genelkurmay Başkanı’nda tanık olmadığı kadar, “sert ve buyurgan”dı.
Savaş ilanı seromonisi ve diliyle yapılan bu konuşma hafızalardan pek kolay silinmeyecek…
Ton, üslup siyasi rengi ifade eder…
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
Halit Kakınç / Doğru Karar
İçişleri Bakanlığı’nın ve sivil inisiyatifin ağırlık kazanması önemli… Bu çözüm’e yüzde yüz katılıyorum. Yarar getireceğine ve olumlu sonuçlar alınacağına inanıyorum. Terörle Mücadele Zirvesi’nden çıkan, terörle mücadelede koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde yeni bir kurumsal yapıya gidilmesi kararı, DOĞRU’dur. Yerindedir.
Bölge halkı üzerindeki gözetim ve denetimin, sivil otoriteler tarafından yerine getirilmesi isabetlidir.
Yakın geçmişe dönelim:
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
NAZLI ILICAK / Aktütün’ün hesabı ve Genelkurmay’ın açıklaması
Terör üzerinden politika yapmanın ülkeye zarar verdiğini söyler dururum. Maalesef, 12 Eylül öncesi tırmanan şiddet eylemlerinde de gördük, herkes birbirine siyasi fatura ödetmeye çalıştı. Sonunda, demokrasi gemisi karaya oturdu. Bugün, çok şükür demokrasinin rafa kaldırılması gibi bir tehlike mevcut değil. Hem çoğumuz geçmiş olaylardan tecrübe kazandık, hem de muazzam bir iletişim kolaylığıyla gerçekler bir anda kamuoyuna mal oluyor.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
MEHMET ALTAN / Divan-ı Harp
Taraf’ın haberindeki iddianın yaşandığı bir ülkede olmak bir yana, haberi okumuş olmak bile çok huzursuz ediyor…
Biraz sonra Hazineden sorumlu devlet bakanı Mehmet Şimşek’in de katılacağı bir bölümde ‘Küresel İşbirlikleri İçin Yeni Seçenekler, Beklentiler’ başlıklı bir panel yöneteceğim…
Beklenti mi?
Adam gibi bir Türkiye…
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
ERGUN BABAHAN
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un Aktütün Karakolu baskınıyla ilgili haberlere gösterdiği tepki gibi.
Kişisel kanım bu raporlar Hava Kuvvetler Komutanı’nın bayram tatilinde golf oynamasından daha önemli.
Bir başka önemli konu, bu raporların Genelkurmay karargahından sızdırılıyor olabilmesi.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
MURAT YETKİN - Genelkurmay Başkanı’nın öfkesi
Doğrusu dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın toplantısı yapacağını duyduğumda doğru bir adım diye düşünmüştüm. Basın toplantısı olmadı gerçi, Orgeneral Başbuğ soru almadı, dolayısıyla bir basın açıklaması oldu.
Bu basın açıklamasıyla doğru bir adımın atıldığı konusunda da kuşkular var.
Açıklamasına astsubaylara ve bu etkinlik için Ankara’dan Balıkesir’e giden gazetecilere teşekkürle, alışık olunan sakin üslubuyla giren Orgeneral Başbuğ, daha önce örneğini Başbakan Tayyip Erdoğan’da gördüğümüz ve eleştirdiğimiz şekilde, birdenbire konuşmanın tonunu sertleştirmeye, sesini yükseltmeye başladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, mücadelenin nitelik değiştirdiği bir karar aşamasında zor bir durumda bırakacak gelişmelere tepkisini açığa vurmak istiyordu. Tepki öfkeye dönüşünce açıklama başka bir raya girdi. Dünkü açıklamaya kadar medya ve kamuoyunda var olan İlker Başbuğ görüntüsünden farklı bir İlker Başbuğ vardı milyonlarca vatandaşın ve mutlaka PKK’lıların da izlediği ekranlarda. Ateş düştüğü yeri yakar. Genelkurmay Başkanı’nın tepki göstermek için çok haklı nedenleri olabilir; başında bulunduğu TSK’nın hukuk ve itibarını korumak durumundadır. Ama Başbuğ, medya ve kamuoyuna belki astlarına dahi hitap etmeyeceği bir üslupla hitap etti. Olmadı. Üslubu hayal kırıklığına neden oldu.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
MEHVEŞ EMİN / TSK Sorgulanamaz
Önce Aktütün saldırısı olduğunda, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın golf oynaması… Sonra ‘insansız keşif uçakları’ndan alınan görüntülerle, telsiz konuşmalarıyla, saldırı hazırlığının tespit edildiğinin ortaya çıkması…
TSK, son zamanların en ağır eleştirileriyle karşı karşıya… Yalanlama da yok. Ancak yapıcı bir özeleştiri, tatmin edici bir açıklama yapmak yerine bu haberleri yayınlayanlar ‘terörist’ ilan ediliyor. ‘Tarafınızı seçin’ deniyor. Bu ne demek? Ya PKK’nın ya TSK’nın tarafındasın demek! Böyle bir anlayış hangi muasır medeniyette var?
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
AHMET HAKAN / Başbuğ’u dinlerken hissettiğim beş şey
BİR: Öyle sert konuşuyordu ki… Birden kendimi “hazır ol” komutu almış gibi hissettim… “Dikkat” çekilmiş gibi oldum… Kendimi evimin balkonuna bayrak asmaya kalkışırken yakaladım…
İKİ: Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları, öyle bir sıralanmışlardı ki… “Darbe” günlerini anımsadım… Özellikle Hava Kuvvetleri Komutanı’na bakarken, “Yanlışlıkla bir darbe marbe vuku bulursa hepimiz hapı yutarız” diye düşündüm…
ÜÇ: Gözüm öyle korktu ki… Hemen Arif Nihat Asya usulü “Bayraktepe rüzgar bekliyor” başlıklı bir kahramanlık şiiri kaleme almaya başladım… “İyi ki Taraf gazetesiyle bir akrabalığım yok” dedim…
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
GÜNGÖR MENGİ / Aşırı tepki
Orgeneral Başbuğ’dan dün bilgi içerikli bir açıklama bekliyorduk ama öyle olmadı.
Tepki içerikli bir ihtar çekti medyaya!
“Hizaya gel” türü bir komutu işittik.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
OKAY GÖNENSİN / Yanlış bir tepki
Genelkurmay Başkanı’nın dünkü açıklaması, birkaç bakımdan yanlıştır ve amacının tersine etkiler yaratacak niteliktedir.
Orgeneral Başbuğ’un konuşurkenki olağanüstü öfkeli tavrı ve sözlerindeki “tehdit” anlamına gelecek ifadeler ne yazık ki bazı çağrışımlara yol açabilecek, eski anıları hatırlatabilecek bir görüntü oluşturuyordu.
Başbuğ’un bu sert açıklamasının nedeni, bir gün önce Taraf Gazetesi’nde yer alan ve Aktütün olayıyla ilgili “resmi” belgelere dayanan haberlerdir. Genelkurmay Başkanı, açıklamasında bu belgelerin doğru ya da yanlış olduğuna ilişkin açık bir ifade kullanmadı. Ancak konuşmanın bir yerinde “yalan haber” derken bir başka yerinde “gizli bilgilerin sızdırılması ve kullanılması”ndan söz etti.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
İSMET BERKAN / Aktütün’de ne oldu, ne olmadı?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu habere ve onun ima ettiklerine gösterdiği tepkide kullandığı üslubu onaylamaya da, anlayışla karşılamaya da imkân yok.
Ancak Orgeneral Başbuğ’un bir sözünden hareketle birkaç şey söylemek gerek.
Genelkurmay Başkanı, Aktütün saldırısının PKK için bir ‘intihar saldırısı’ olduğunu söylüyor.
Bir an için bu teşhisin doğru olduğunu kabul etsek bile, TSK’nın elindeki geniş istihbarat imkânına rağmen, karakola saldıran o kalabalık PKK’lı grubun kaçış yollarını kapatmayarak, bir sıcak takip operasyonu düzenlemeyerek ama onun yerine ilk günlerde saldırı helikopterlerinin de katıldığı hava harekâtlarıyla, daha sonra ise helikopterlerin de gelmediği, yani sadece savaş uçaklarıyla yürütülen hava harekâtlarıyla takip yolunu neden seçtiğini anlamak kolay değil.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
TARHAN ERDEM / Kızgınlık yanlışlık kaynağıdır
Genelkurmay Başkanı dün öğlen saatlerinde, kızgınlığını sesine yansıtarak, Balıkesir’de basına tek konulu bir açıklama yaptı. Sayın Başbuğ’un konumu, tavrı ve sözleri üzerine düşüncelerimi yazmak istiyorum.
Önce, açıklamaya neden olan haber ve tutuma bakalım: Taraf gazetesi evvelki gün, bir
istihbarat birliğinin raporuna dayanarak, Aktütün karakolu baskınında komutanlığın kusurlu olduğunu, olay sonrası yapılan Genelkurmay’ın açıklamalarında çelişkiler bulunduğunu
gösteren geniş bir haber yayımladı.
Taraf’ın yayımladığı rapor ve bilgileri eline geçiren her gazeteci yayımlar. Günlerdir kamuoyunun üzerinde durduğu bir konuda, komutanların en azından ihmaline işaret eden bir belgeye kimse kayıtsız kalamazdı. Ancak, haberdeki yorum ve değerlendirme cümleleri, haberin eleştirme kararıyla hazırlandığı izlenimini verdiği de bir gerçektir.
Özetle bir gazete, eline geçirdiği belgeyi Silahlı Kuvvetler Komutanlığı’nı eleştirerek habere dönüştürmüştür; Genelkurmay Başkanı da, haberin içeriğini yalanlamak istemiştir.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
HASAN CELAL GÜZEL / ‘Doğru yerde bulunmak…’
Org. Başbuğ veya başka bir yetkili, olay hakkında gerekli açıklamayı daha önce yapmış olsaydı ve olayın incelenmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2. Ordu Komutanlığı’na talimat verildiğini belirtmiş olsaydı, muhtemelen kamuoyundaki tartışmalar bu boyuta ulaşmazdı.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
FİKRET BİLA / Terörle mücadeleyi zihinlerde kazanmak
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, PKK’nın Aktütün saldırısıyla ilgili bazı yayınlar üzerine, dün çok sert bir açıklama yaptı. Org. Başbuğ’un açıklaması üslup ve içerik bakımından tartışmalara neden olacaktır.
Org. Başbuğ’un açıklamasının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
HADİ ÖZIŞIK / Taraf’ın manşetine ne diyorsunuz?
Dün bir televizyonun en tepesinde bulunan bir arkadaşımla, Başbuğ’un açıklamalarını değerlendiriyoruz… Arkadaşım, ‘Paşa haklı’ dedi ve ekledi:
-PKK’nın çektiği görüntüleri yayımlamak iş değil.
Doğru!
Katılıyorum…
Peki Taraf’ın manşetine ne diyeceğiz?
O haritalara, o görüntülere nasıl bir kulp bulacağız?
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
GÜNERİ CİVAOĞLU / Duyarlı üçgen
Çok duyarlı bulduğum konularda yazmadan önce en az 24 saat beklerim.
“Hemen” yazmak zorunlu olduğunda ise “ihtiyat payları”na özen gösterir, kesin hükümlerden ve suçlamalardan kaçınırım.
Aktütün ve Bayraktepe ile ilgili olarak “TARAF” gazetesinde tam sayfa yayımlanan fotoğraflar ve iddialar için de bu kuralı uyguladım.
İddialar vahimdi.
Aktütün’ü koruyan Bayraktepe mevzilerine saldırının hazırlıkları için uyarı/bildirimler daha önceden ayrıntılarıyla hatta birkaç saat öncesinden bile yapılmıştı. Bu iddiayı destekleyen fotoğraflar da “TARAF”ın birinci sayfasında yer alıyordu.
Ardından… Gece bir televizyonda (Flash) “TARAF”ta yayımlanan fotoğrafların bu kez hareketli çekimlerini izledim. Tarih ve saati gösteren notların da düşüldüğü görüntülerde PKK’lıların sıra halinde ilerleyişi, sınırı geçişleri, Bayraktepe’ye saldırı öncesi bir ağaçlık kenarında mevzilenerek ağır silahları -olasılıkla havan toplarını- kurma çalışmaları apaçık izlenebiliyordu.
Beyaz hareketli gölgelerdi bunlar. Yani sadece birkaç fotoğraf değil, bir video çekimi.
Bu kez kaygım ve üzüntüm daha da arttı. Açıklamanın zorunlu hale geldiğini düşündüm. Bazı notlar aldım.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
ÇETİN ALTAN / “Sorumsuzlukların şeffaflaştırılması”, “kasıtlı bir yıpratma” sayıldığında…
Okullarda “vatana layık olma” ilkesinin yerini, “mesleğine layık olma” ilkesi alabilmiş olsaydı; bizim bugünkü “şeffaflık”la ilgili yazı da, herhalde bambaşka olacaktı.
Yazının tamamını okumak için tıklayın »»
——————————————————————————–
RUŞEN ÇAKIR / Medya-TSK ilişkilerinde yeni bir dönem
Org. Başbuğ’un, önceki gün Taraf Gazetesi’nde yayınlanan, dün de birçok gazete ve TV kanalı tarafından alıntılanan Aktütün saldırıyla ilgili haberlere cevap vermesi şaşırtıcı olmadı, fakat aşırı sert üslubu birçok açıdan şaşırtıcıydı. Önce Org. Başbuğ’un neden cevap verme noktasına gelmiş olabileceğine bakalım
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=749996&title=basbugun-tepkisi-kose-yazilarinda-nasil-yansidi
Yazan:Orhan Sahun Tarih: Eki 16, 2008 | Reply
Merhaba,
Arkadaşımız sert bir şekilde cevaplarını aldılar diye yazmış, ancak bu sert cevaba verilen cevap daha sert oldu. Dolayısyla sert cevap vermek çözüm değil. Kişileri sevmeyebilirsiniz.Bu sevgisizlik hakarete yol açmamalıdır. Dolayısyla ne oldukları değil ne söyldikleri önemli. Onun üzerine yoğunlaşmak lazım. Herhangi birimizin oğlu veya kardeşi bu olayda şehit olsaydı acaba yine aynı şeyleri söyleyebilir miydik?
Saygılarımla
Yazan:SOSYAL DEMOKRAT Tarih: Eki 17, 2008 | Reply
@ özgür;
Uluslararası ilişkilerde resmi görevli kişilerin muadili makam sahiplerine muhatap olması esastır.Şimdiki Sayın Başbakan henüz AKP Gn.Bşk.iken ABD ye gidip Başkan Bush tarafından kabul edilmiştir. Eğer icazet terimini doğru kullanmak istiyorsanız onun, bu örneğe cuk oturduğunu görürsünüz.TSK paşaları ise, Pentagon mahfilleri dışında ABD de siyasi temaslarda bulunmazlar ve icazet almaya gitmezler.Makamlarını belirleyen rütbeleri zaten omuzlarındadır.ABD ye yaptıkları resmi ziyaretlerde, Nato konsepti içerisindeki görevleri vurgulanır ve mümkün olduğunca da ABD nin askeri çıkarları konusunda yönlendirilmeye çalışılırlar.
Ulusal toprağın ve birliğin parçalatılması sürecine girilmeden önce, TSK Komuta Kademesinde NATO ve ABD hayranlığının olduğu bir sır değildir.
Ancak komuta kademesinin ardından gelen genç kurmayların, ABD nin Avrasya, Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili olarak öngördüğü planları ve yaptırımları görüp kavramaları, bu hayranlığın hayal kırıklığına dönüşmesine neden oldu.Uzun yıllardır TSK Komuta Kademesi, arkadan gelen bu genç kurmaylarca şekillenmektedir.
Cebinizdeki paranın ve akan kanın aynı cümlede kullanılması bile olaylara bakış açınızın turnusol kağıdı.
TSK den,TC Anayasasından, ülkenin kuruluş felsefesinden,Cumhuriyetin temel niteliklerinden zerre kadar haberiniz yok.TSK Anayasal olarak TC ni korumak ve kollamakla bizzatihi görevlendirilmiştir.Cumhuriyet rejiminin Atatürk ilkelerine dayanan ideolojisini savunmak ise bu görevlendirmenin doğal sonucudur.
Askeri harcamaların hesabının sorulacağı mercii TBMM ve Hükümettir.Ama siz Türkiye’ye Fransız olduğunuz için MSB na iktidarca verilen ödeneğin hesabını bile TSK ya sormaya kalkıyorsunuz.Paşaların çok büyük holdinglere ortak olduğu iftiranızı kanıtlamanız için ise, bir paşa ismi ve bir holding ismi vermeniz gerekecektir.
Sayın özgür, aslında, yazınız içerisinde palyatif ve parakende olarak eleştirmeye kalktığınız TSK ve toptan suçlamaya çalıştığınız Komutanları benim burada savunmaya çalışmamdan daha anlamsız birşey olamaz.TSK nın ve Komutanların buna ihtiyacı yok.
Sizin belki de istemeden alet olduğunuz konunun aslı şudur;
ABD+AB+İsrail… Güney sınırlarımızda ileride Türkiye’nin Güneydoğusunu da kapsayacak bir Kürt devleti kurdurmak amacındadırlar.Bu nedenle PKK yı ölüm…Barzani’yi de sıtma olarak göstermektedirler…PKK dış destekli bir taşeron örgüttür ve ipleri de ABD nin elindedir..Türkiye’de ki Başkanın adamları(!); kamuoyunu dezenforme etmek ve TSK i itibarsızlaştırmak için,çuval olayından bu yana kimi siyasileri, akademisyenleri, gazetecileri, mafya bozuntularını, sahte solcuları, şoven milliyetçileri…. profesyonel ve amatör ebleh tipler vasıtasıyla kullanmaktadırlar.
Mesele kısaca budur…
Saygıyla….
Yazan:zafer Tarih: Eki 17, 2008 | Reply
köşe yazılarını neden koyuyorsunuz ki? köşe yazarları çok mu biliyor? zaten çoğu patrona göre yazıyor! bugün a diyen ertesi gün b diyor… çoğu neyi savunduğunun bile farkında değildir… çok az kısmı yürekli sadece… onları da gazeteden şutluyorlar… bence buradaki yazılar yorumlar çok daha iyi…
Yazan:arzu Tarih: Eki 17, 2008 | Reply
Nasyonal Sosyalist pardon Sosyal Demokrat ne demis?
“TSK den,TC Anayasasından, ülkenin kuruluş felsefesinden,Cumhuriyetin temel niteliklerinden zerre kadar haberiniz yok.TSK Anayasal olarak TC ni korumak ve kollamakla bizzatihi görevlendirilmiştir.Cumhuriyet rejiminin Atatürk ilkelerine dayanan ideolojisini savunmak ise bu görevlendirmenin doğal sonucudur.”
peki bu kurulus felsefesi artik halka uymuyorsa ne yapcez? halk mi uycek devlete yoksa devletmi halka uycek?
demokrat olmak icin ikinciyi secmeniz gerek, birincisini secerseniz buna fasizm deniyor sayin soysal demir kir’at!!!
Yazan:zafer Tarih: Eki 17, 2008 | Reply
kuruluş felsefesinin artık halka uymadığını nerden çıkardınız ki!! sizler çok fazla şımardınız!! nerden çıkıyor bu? ispatlayın bakalım! bi görelim… sizi şımartan hangisidir? % 47 mi? peki % 53 ne oluyor? nasıl bir matematik bilgisidir bu? nasıl bir demokratlıktır? referandum filanmı yaptınız arzu hanım? yoksa dtp nin meclise girmiş olması mı? nedir yani kriteriniz bunu söylerken? farzedelim ben de diyorum ki: kuruluş felsefesi halka uyuyor! e napçaz şincik dövüş mü tutcez? e tabii gerekirse tutcez… çünkü ben demokrat filan da değilim! sayın sosyal demokrat demokrattır belki ama ben değilim! bu ülkede şimdiye kadar es kaza oy alan bir tek sizlermisiniz yahu! ne bu şımarıklık… çok gördük biz bir sürü oy alanları!! 2 seçim sonra tepetaklak geldiler… eee tepe taklak gelindiğinde napçez? 2 de 1 ülkenin kuruluş amacına dönüp tekrar ileri gerimi gitçez? türkiyede oyların nasıl verildiğini biliyoruz… kötü anlamda söylemiyorum sayın arzu hanım, halk oy verecek birilerini bulamıyor!! ben bulamıyorum mesela! partilerin hepsi uyduruk, beni temsil edeni yok… bu parti curcunası içinde üstelik!… bizde de alışkanlık olmuş, ille bir yerlere oy verilir!!!… cem uzan mesela az oy almadı!! ama bu halkın uzancı olduğunu göstermez… o oylar ideolojik oylar filan değil ki! cem uzan izmirde mesela iyi oy aldı!!! nasıl aldı? bastı parayı önce köylünün elinde kalan karpuzları satın aldı!! sonra o karpuzları izmire getirdi halka dağıttı ve oyları aldı!!!… e diğer yandan pirinç kömür filan hepsini herkes biliyor! ben partilerin halka pirinç kömür vermelerini de hiç yadırgamıyorum üstelik… fakire kömür dağıtmanın neresi kötü… ama tabii yardımsever fakirden alınıp başka fakire verildiğini yeni öğrendik!… o ayrı… şunu aklınıza sokun lütfen, her ülkenin bir kuruluş felsefesi vardır, ve sistem kendisini savunacak kontrol noktaları koymuştur her yerde… e tabii şu olur, olabilir mantıken: erbakan yumurtlamıştı zannedersem, kanlı gelme kansız gitme filan… bu ihtimalde her zaman vardır!!! şimdi farzedelim 1-2 seçim sonra mhp aldı başını gitti % bilmem kaç oy aldı!! bakın sakın olmaz demeyin, türkiyede her şey olur… e o zaman biz kuruluş amacımızı değiştirip aşırı milliyetçi bir sistememi geçeceğiz? diyelim ki 3-4 seçim sonra da chp oyları topladı!! sosyal demokrat mı olacağız?…
o çok demokrat, pırıl pırıl ülkeler var ya hani? avrupai gelişmiş insancıl, demokrasinin beşiği ukala ülkeler!! “tehlikeli” bir parti oyunu “azcık” artırdığı anda bile nasıl panikliyorlar!!! siz ne diyorsunuz??? hiç mi sağa sola bakmazsınız? bu kadar da olur mu!!… tabii ki çok fazla bilgili olduğunuzdan eminim, her şeyin farkındasınız ama işinize gelmiyor… buraya girip, bu yazıları ve yorumları yazan kişiler her şeyi çok iyi bilen kişiler ki! ama uyutuyorsunuz milleti… avusturyayı hiç mi görmezsiniz? … adamcağız nasıl da aşırı hızdan gitti gümbürtüye!!!
mesela amerika!!! demokrasi abidesi!!! sizler körmüsünüz anlamıyorum ki!! amerikada 2 parti haricinde parti bile yok!!! ya o, ya diğeri, zaten al birini vur ötekine!!! eee peki bu amerikalı halk istediği partiyi bile kurup kendini temsil edemiyor!!! napcekler şimdi??? üstelik amerikanın kuruluş felsefesi amerikalıların çok büyük kısmına uymuyor!!! amerika bu kolay değil güney amerikalısı müslümanı, hispanik i çinlisi ermenisi yerlisi zencisi beyazı şusu busu hepsi de sadece 2 particiğe uymak zorunda… siz amerikan vatandaşı olsaydınız “uymuyor bu kuruluş felsefesi, değiştirin artık” diyebilecekmiydiniz???… eminim parti kurmaya kalkardınız, görürdünüz gününüzü!!!
lütfen iyi inceleyin: kuzey afrika halkının büyük rüyasıdır türkiyenin kuruluş felsefesi… onların hayallerini bizler yaşıyoruz ama kıymetini bilmiyoruz!!!
Yazan:SOSYAL DEMOKRAT Tarih: Eki 18, 2008 | Reply
Gayet iyi bilindiği gibi savaş siyasetin başka araçlarla devamıdır. Diğer bir deyişle, savaşın kendisi de siyasettir. Normalde işin siyasi ksımını siyasilerin yapması gerekir. Ancak Türkiye’de siyasetçiler, işlerine geldiği zaman siyaset yapar, gelmediği zaman biz bu işi orduya havale ettik der. O gereğini yapıyor, biz her türlü desteği veriyoruz derler. Esasen bizde siyasetçilerde hiçbir konsept yoktur. Ülkeyi dangalaklar yönetir. Bu nedenle kritik konular genelde kurmaylık eğitimi almışlara kalıyor. Tabii bu nedenle, onlar da kendilerini pek bir matah sanmaya başlıyorlar.
Türkiye’nin savaş halinde olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Bütün bu olup bitenler, basit bazı terör eylemleri ve güvenlik güçlerinin bunlara karşı koyması mıdır? Zaten bu iş güvenlik sorunu olsa, polis ve kırsalda jandarma dışında askeri birlikler kullanılır mıydı?
Türkiye’nin en büyük düşmanı Amerika’dır. İşin bu boyuta gelmesinin nedeni Amerika’dır. Amerika’nın Türkiye’deki ajanları ve taraftarları da tabii ki iç düşmandır.
“İç savaş” terimini dikkatli kullanmak gerekiyor. Bu terimin İngilizcesi “civil war”. Bunun ne olduğunu daha güzel anlatıyor.