RSS Feed for This Post

Analar daha çook mehmetçik doğurur ama helikopter doğuramaz

20081008_derin_dusunce_org_skorsky.jpgAltınova’daki iç savaş provasının ardından çeyrek asırlık bitmeyen senfoni yine ses verdi…
Aktütün karakoluna yapılan PKK saldırısında 17 askerimizi kaybettik…
Türk medya tarihinde az rastlanır şekilde merkez medya gazetelerinin bazıları da Genelkurmay’a hitaben eleştirel manşetler attılar…


En şahin olanların bile “Artık Yeter!” psikolojisine girdikleri bir dönemin içindeyiz…
Zaten hemen bu manşetlerin de etkisiyle Genelkurmay, bu saldırıya dair ne olup bittiğine yönelik açıklama yapma gereği hissetti… Aktütün gibi saldırı yapılıp, kayıp verilmesi çok kolay olan beş karakolun daha yerlerinin değiştirileceği belirtildi…

 Ölüm yuvaları olarak çukur karakollar
 Çeyrek asırlık çatışma tarihine bakıldığında asker ölümlerinin büyük oranda karakol baskınlarından olduğu görülüyor… Dağdaki sıcak çatışmalarda kaybedilen askerlerden çok daha fazlası Aktütün gibi sabit karakol baskınlarında kaybedilmiş…
Geçmişte sınır kaçakçılığı bağlamı düşünülerek yapılan karakollar genellikle dağ içlerinde çukur yerlerde bulunuyor… Dolayısıyla saldırıya çok daha açık haldeler… Bu karakollar resmen açık hedef… Bu tip karakollarda görev yapan askerler her an öldürülebilir durumdalar… Kurbanlık koyunlar gibi ölümü bekliyorlar tıpkı Aktütün’deki silah arkadaşları gibi…
Dağ coğrafyasını çok iyi bilen PKK’lılar da havan topu ve uçaksavar saldırılarıyla çatışmaksızın bu şekilde çok karakol vurdu bugüne kadar… Nitekim Genelkurmay da açıkladı, Aktütün saldırısında vefat eden askerlerimizin 13 tanesi havan topu ateşiyle öldürüldü…
Zamanında Hakkâri Dağ ve Komando Tugay komutanlığı yapmış Osman Pamukoğlu da Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok adlı çoksatan kitabında bu karakollar meselesine değiniyor, o coğrafyada sabit karakolların gereksizliğine işaret ediyordu. Kaçakçılık döneminden kalma dağ çukurlarındaki karakolların sonradan kaldırılmamasının çok sayıda kolay ölüme yol açtığından bahsediyordu…
Bu çukurda bekleyen, saldırılmaya her an açık, defalarca da saldırılmış ve binlerce askerin vefatına yol açmış karakollar büyük bir basiretsizlikle kaldırılmıyor… İnatla orada muhafaza ediliyor…
Genelkurmay’da bugüne kadar “Kayıp da verilse TSK geri adım atmaz!” kafası geçerli oldu… Ancak yıllar yıllar sonra çukur karakolları emniyete almak için tepelere ayrı karakollar yapıldı… Aktütün için Bayraktepe karakolunun yapıldığı gibi… Bir evin salon camının açık bırakılıp salonu emniyete almak için kapının kilitlenmesi gibi bir uygulama bu… 

 Genelkurmay’ın ölümlere bakışı
 

 Buradaki esas mesele Türk devlet zihniyeti için askerlerin kayıplarının hayati bir önem taşımamasıdır… Kan ve can sahibi insanların da silah ve mühimmat gibi bir savaşma aracı olarak görülmesinin sonucudur bu kadar kolay ölümler… Savaşmaya giden gençlerimiz ile bir Skorsky helikopterin farkı yok bu zihniyet için… Hatta “Analar daha çok mehmetçikler doğurur ama Skorsky helikopter doğuramaz” denilerek “mehmetçiklerin şehit oluşu”nu bir helikopterin düşmesinden daha değersiz gören zihniyete de tanık oluyor orada savaşmaya giden genç erler… Bu türde yaşadıklarını anlatan Güneydoğu’da savaşmış çok sayıda asker görmek mümkün bu toplumda…
Çocuklarımızın katili esas olarak bu yukarıda bahsettiğim ahlaksız zihniyettir… Çocukları ölen insanlarımız da bugüne kadar bu durumu pek sorgulamadı… Şimdi şimdi çeyrek asır geçip onbinlerce gencimiz öldükten sonra yeni yeni “Yeter artık!” denmeye başlandı… Derin Anadolu’nun ölümleri sorgulamamasının başlıca sebebini daha evvel bu köşede birkaç yazı üst üste yazmıştım…   

   
  Şehitlik üzerinden din istismarı
 

  Yine tekrarlayalım… Güneydoğu’da yaşanan savaş bağlamında mehmetçik, peygamber ocağı ve şehitlik gibi İslami tabirlerin kullanılması büyük bir istismardır… Genelkurmay “Dince kutsal sayılan duyguların istismarı” suçunu alenen ve sistematik olarak işlemektedir…
TSK iradesi, subay alımlarında din meselesi etrafında kılı kırk yarıyor. Subay adayının en ufak bir dindarlık eğilimi varsa, böyle bir istihbarat alınmışsa hemen üstü çiziliyor… Kazara arada kaynayıp TSK’ya alınmışsa, görev süresi içinde dînî tezahürleri hayatında yaşadığı görüldüğü an ihraç ediliyor…
Fakat iş devlet için ölecek ve öldürecek erlerin savaşa çağrılması meselesine gelince tamamen İslami bir dil ve terminoloji kullanılıyor… Bu dil, asker kayıplarına karşı toplumun isyan edişini azaltıyor. Oğlunun şehit olup cennete gittiğine inanan dînî inançları kuvvetli Derin Anadolu böylelikle oğullarının ölümünden ötürü kimseye hesap sormuyor…
Çukur karakollarda yani ölüm çukurlarında bu ülkenin topraklarına bu ülkenin çocuklarının kanları dökülmeye devam ediyor…

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 4 Yorum

  2. Yazan:murat Tarih: Eki 12, 2008 | Reply

    Rasim beyi bir kaç hafta önce keşfetme şerefine nail oldum.Bir Kürt olarak yazdığı yazılar bana yön gösteriyor ve zihin egzersizi yapmamı sağlıyor.Bence yazar olarak yazılı basında O’nun gibi biri daha yok.Yazıları dehşet verici güzellikte.Yukarıdaki yazı yaşanan ölümleri sorgulaması ve olaya farklı bir kulvardan yaklaşması çok güzel.

  3. Yazan:Elabars Tarih: Eki 13, 2008 | Reply

    Rasim bey benim dayım da Şınakta 2 yıl askerlik yaptı.Irak’a yapılan operasyonlara katıldı. Sizin de belirttiğiniz bu ”Analar asker doğurur ama Skorsky doğurmaz” lafını ben dayımın bizzat yaşadığı bir olaydan biliyorum.Aynı sizden duyunca şaşırdım doğusunu isterseniz.Böyle komutanlar bir değil bir kaç taneymiş anlaşılan.

  4. Yazan:zafer Tarih: Eki 14, 2008 | Reply

    yazının ana fikrine tamamen katılıyorum… insanlığın geldiği nokta bu… daha doğrusu insanlık hep bu noktada idi zaten ama kapitalizm (adı üstünde) insan denen yaratığı iyice yolundan çıkardı… bu yazıya katılıyorum dedim, fazlasıyla katılıyorum… bu çok güdük kalmış… dünyada hiç bir yerde insanın değeri hiç bir zaman olmamıştır… bu yönüyle katılıyorum… en zengin, en gelişmiş ve insanına çok fazla değer verdiği zannedilen ülkelerde bile insanın hiç bir değeri yoktur… zaten yeryüzünde insanın değersiz olmasının sebebi o ülkelerdir… globalizm adı altında yutturulmaya çalışılan olay da budur… insan sermayedir… para getirir… aç kalabilir, önemli değil… ölebilir hiç önemli değil… yeter ki çalışsın ve tüketsin… mesela teksaslıysa hiç insan değildir… … zenciyse değildir… idam edilebilir rahatlıkla… çinliyse makinelerin bir parçasıdır… afrikalı ise 5 yıldızlı otellerin yemek artıkları bile çok görülür onlara… bilmem kaç milyon insan mc donalds ın çöplüğünden mi besleniyor! önemli değildir… çünkü onlar zaten tüketemiyorlar! bu yüzden insan değillerdir… amerikanın mesela yüzde kaçı insandır? “koskoca!” amerika 1 hafta süreyle “koskoca amerikalıları” gidip kasırgadan kurtarmaz! ama taaaaa afganistana gitmeyi bilir… ırak a demokrasi götürmek çocuk oyuncağıdır ama kendi ülkesinin insanı kasırgada mı ölmüş hiç önemli değil… dünyanın “her yerinde” kadınsan yarı insansındır… büyük bölümünde ise insan değilsindir… en ışılıtılı ülkelerde bile kadınsan ayıp olmasın diye az temsil edilirsin… avrupalı insan kanser olur o zenginliğe rağmen yıllarca sonucu olmayan tedavilerle refah içinde kandırılarak boğuşur uzun tedavi süreçlerinde… önemli olan insan değildir! tedavi ne kadar uzarsa o kadar iyidir… o pahalı aletler ne kadar çok kanserli hastayı ne kadar uzun süre yolarsa o kadar iyidir… amaç insanın iyileşmesi değildir… önemli olan “cihazlar ve kimyasallardır” analar bir sürü insan doğurur ama o cihazlar kolay kolay masraflarını çıkaramazlar… çok gelişmiş uygar dünyanın kapitalist tıp bilimi kansere çare bulamaz çünkü önemli olan o cihazların sahiplerini zengin etmesidir… zengin norveç insanı ile afrikalı aç arasında aslında fark yoktur ama çok fark var zannedilir… sadece birinin sırtı pek, karnı çok toktur… bütün dünyada silahlar insanlardan daha önemlidir… gıcır gıcır ve çok pahalıdırlar… kolay mı? 60 sene uğarşılmıştır onların üzerlerinde… 60 senelik masrafı getirileri ile birlikte kazanabilmek için kaç bin insan ölmelidir? onun hesabı yapılır… dünyada çocuklar hiç önemli değillerdir… bakmayın siz o ışılıtılı ülkelerin sevimli zengin çocuklarına… amerika ve avrupa bilinçli olarak “beslenme piramidini” hatalı yapar ve koskoca ülkeler için çocukların obez olmaları hiç önemli değilidir… önemli olan tek şey gıda zincirlerinin olabildiğince para basmalarıdır… ülkemizde mesela rusyadan dönen zehirli ve toksinli besin maddeleri 70 milyona yedirilir… hiç bir sakınca görülmez… demiryolu yapılmaz mesela!!! denizcilik sıfırdır… otoyol yapılır, duble yol yapılır sadece… demiryolu yapılırsa olmaz!!! otoyollar yapılır, yılda binlerce insan mı ölüyor??? hiç önemli değil ki… önemli olan otoyollardır… ilkokulların önünde zehir satılır ama koskoca devlet sayısı belli bu okulların önünde satılan zehiri bir türlü engelleyemez… gelir getiren bütün eşyalar, iyi tüketen bütün insanlardan çok ama çok daha fazla önemlidirler… sadece bazen o çok tüketen insanların ağzına 1 parmak bal sürmeniz gerekir o kadar… çok tüketmesi için çok yaşaması lazımdır bazı yerlerde… kanser olmalıdır ama uzun süre yaşatılarak ölmelidir… büyük japon insanı 10 gün mükemmel bir tatil yapar… 355 gün ne yapar???… bizim insanımız da bol bol kutu yarışması ve dizi izlemelidir… futbol hastası olmalıdır… 1 adet arabası zar zor da olsa olmalıdır… tatil köyünde her şey dahil işkencelerine seve seve katlanabilmelidir… gelişmiş ülke olmadığımız için bizim 1 parmak ballarımız daha uyduruk ama önemli değil… ama bal az olduğu için mecburen önüne bir sürü tartışılacak konu sunulmalıdır ki canı sıkılmasın, oyalansın… eline bir sürü kredi kartı, cebine de 3 ayda bir değişen cep telini koyacaksın ki düşünemesin… insanları değersizleştirmenin bir sürü yolu var globalleşme parıltısı içinde gizlenen kapitalist dünyanın… bu dünyanın zenginleri bile insan değillerdir ki!!! arada sırada değişmelidir bu zenginler… mesela şimdi de onu yaşıyoruz… 10 gün öncesinin bilmem ne devinin bugün 3 kuruşluk değeri yok artık… çünkü o 3 kuruş o insandan çok daha önemlidir…

  5. Yazan:cansu Tarih: Eki 22, 2008 | Reply

    Analar nice mehmetçik doğurur…. amerika da çanak yalayıcılığını yaptığın sürece eskimiş Skorsky’lerini verir. onun için fazla üzülmeye gerek yok (!)

    merak ediyorum. TSK daki eksiklikleri çok rahat eleştiriyoruz da hırsızın hiç mi suçu yok? kendi isteği ile ya da zorla dağa çıkmaları kim önleyecek? pkk nın kasası nerde? kimden-nerelerden besleniyor? amerikanın kontrölündeki ırağın kuzeyinden gelen pkk-robotlaşmış insan gelip bizim topraklarımızda bizim askerlerimizi öldürüyor. suçlu kim TSK. neden? suçu ne?kendi toprağında karakol kurmak! …. bu insanın kendi evine izin alarak girmesi kadar saçmadır. o karakolların taşınması da TSK nın yüz karasıdır. pkk terörünü bitirecek şey kısa vadede askeri operasyonlar olabilir belki ama uzun vadede DAĞDAKİ HİÇ BİR ŞEY DEĞİLDİR. çözüm TSK nın elinde değildir çünkü. PKK terörünü bitirmek siyasi kararlılık ister. okyanus ötesindeki bir devletle sözde işbirliği yaparak terör bitmez. çünkü terörü besleyen o….

  1. 1 Trackback(s)

  2. Eki 13, 2008: Hemoglobin aşkı: Tuzla’dan Aktütün’e : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin