RSS Feed for This Post

Asker çözümün değil, sorunun bir parçası

20081028_derindusunce_org_ordu_sorunun_parcasi.JPGLafı hiç uzatmadan, eğip bükmeden bazı şeyleri bir defa daha söylemek istiyorum.
Asker, adına ne derseniz deyin, ister Güneydoğu, ister Kürt, isterseniz PKK ve terör deyin, bu sorunu ‘kendi tekeli’nde tutmak istiyor ve tutuyor.
Bin yıldır bu böyle.
Böyle olduğu için de, yani ‘askerin tekeli altında’ kaldığı için de bu sorun bir türlü çözülemiyor.
Ve asker gitgide çözümün değil, sorunun bir parçası oluyor, hatta ‘meselenin kaynağı’ haline gelmeye başlıyor.
Bu durum, not edin bir kenara, Türkiye’nin istikrarı açısından tehlikelidir. Çünkü askere karşı da hem kendi içinden, hem toplumun değişik kesimlerinden tepkiler büyüyor, tomurcuklanıyor.
Askerin ‘Güneydoğu’yu kendi tekelinde tutması demek, hükümetin devre dışı kalması demektir.
Askerin ‘Güneydoğu’yu kendi tekelinde tutması demek, Meclisin devre dışı kalması demektir.
Durum böyle değil mi?
Hükümet devrede mi?
TBMM devrede mi?
Sanmıyorum.
Hükümette olan bitene ilişkin ne kadar gerçek bilgi var? Hükümet, neyin nasıl yapılması gerektiği konusunda ne kadar bilgi ve deneyim birikimine sahip?
Hükümette, sorunun çözümüyle ilgili kapsamlı, bütüncül bir strateji oluşturmak için bir niyet var mı? Hükümetin niyeti varsa, bunu gerçekleştirebilecek donanıma sahip olduğu söylenebilir mi?
Yanıtlar olumlu değil.
Hükümet, eskilerdeki gibi! Ya da ‘eskilerin yolu’nda seyrediyor.
Eski hükümetler ve başbakanlar da ‘Güneydoğu’yu askere havale edip işin içinden sıyrıldıklarını zannetmişlerdi. Dar ufukları, siyasal kararlılık ve cesaret düzeyleri ve ‘asker korkusu’ rol oynamıştı bunda…
Bugün de farklı değil.
Erdoğan hükümeti de ‘Güneydoğu’nun ya da Kürt meselesinin sadece askere bırakılmayacak kadar önemli olduğunu görecek bir ‘vizyon’dan yoksun olduğunun işaretlerini her geçen gün daha fazla veriyor.
Asker, istihbarat alanında ‘polis’in yaptığı işi de kendine istiyor. Asker, Kuzey Irak’ta zaten devre dışı bıraktığı MİT’in yaptığı işi de kendine istiyor. Asker, polisin yetkilerini de jandarma için istiyor.
Kimselere güvenmiyor asker!
Asker, kendi tekel durumunu güçlendirmek için mevcut koşullarda inisyatif geliştiriyor sürekli olarak. “Güneydoğu benim işim, kimse karışmasın” diyor öteden beri.
Oysa askerin de eleştiriye ihtiyacı var. Ama eleştiriye kapalı. Dün de öyleydi, bugün de öyle. Ve eleştiriye kendini kapalı tutan her kurum yanlışa kapıyı ardına kadar açmış demektir.
Askerin durumu böyle!
Dediğim dedikçi…
Bu dediğim dedikçilik, meseleyi yılan hikayesine çeviren hatalar zincirinin uzayıp gitmesine yol açıyor.
Asker acaba hata yaptığının ne kadar farkında?..
Örneğin Kürtçe televizyon kararı alındı hükümet tarafından. Bir türlü uygulanamıyor. Neden? Asker hâlâ o malum havayı, “Kürtçe, milliyetçiliği körükler!” havasını çalmaya devam ediyor çünkü…
Başka sorular da var. Düzenli orduyla, ordunun mevcut donanımıyla PKK’ya karşı mücadele nereye kadar yürütülebilir sorusu örneğin…
Kısacası:
Askerin elinde bir ‘ezber’ var. Bu ezbere inanıyor. Bu ezberin sorgulanmasına da izin vermiyor.
Oysa askerin inandığı bu ezberdir, Türkiye’de bu ‘yangın’ın bu kadar parlamasına yol açan…
Şimdi asker de sıkıntıda!
Bu biliniyor.
Kendi sıkıntılarını da aşabilmesi için bu ‘ezberi’ni sorguya açması şart askerin…
Bunun gibi, seçilmiş siyasal güçlerin, Meclisle hükümetin de artık kendi varlıklarını hissettirmeleri lazım, eğer yangının kontrol altına alınıp zamanla sönmesi isteniyorsa…
Uzun lafın kısası:
‘Askerin ezberi’yle de, ‘asker korkusu’yla da ne barış, ne de demokrasi mümkündür!

HASAN CEMAL - MİLLİYET

1 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Eki 9, 2008 | Reply

    PKK bu ülkeyi hic bir zaman bölmeyi basaramayacakti ama TSK sayesinde basariya ulasmaya cok az kaldi sanirim. TSK irkci tutumu ile kendini bugünkü zor durumlara düsürdü. *ya sev ya terk* masalini yutturmaya calistilar ama adamlar daga cikip ölme riskina savasiyorlar.Terör sorunu TSK üstlenmesi yanlisti ve hep yanlis kalacak. TSK ikinci ayibi halkin karsina rejim dayatmacisi olarak cikmak. Yok efemdim askerlerimiz laikligi halkina karsi koruyormus. Yok efendim Asker Atatürk ilkelerini sahibiymis.Yok efendin irtica gelirmis felan. Cumhuriyetin kurulusu Askerleri tebrik ederek kutlanir. Asker siraya dikilir siyasetcilerde gider askerin elini sikar. Cok komik bir durum. Dünyada görülmemis ve Türk tarihinde böyle sacma bir uygulama yok.Biraz düsünmek lazim acaba askerimiz bu yanlislari neden yapiyor..neden halkin iradesini kabul etmiyor ve Devletin icnde Devlet olmaya yelteniyor. Belkide askerin halkin disanda kalmasi ve kendini halkin disinda tutmasi cünkü asker kislada görev yapar ve yasami orduevinde gecirir. Bugün yolsuzluk yapan emekli askerler bile savci tarafindan askeri lojmanlardan aliniyor. Daha neler askeri okullar, Üniversiteler, Hastaneler. Yani asker halkin disinda. Cok özel bir durumlari var. Sonucta Türkün, Kürdün sorunlarini bilmemeleri anlayisla karsilanmali. Zaten Asker PKK ya karsi savasi basiörtülü kadinlarin oglanlarini ön saflara cekerek yapar ve ispati sehit namazlarina bakin. Öteki tarafdada yani ölen PKK lilarin Annelerininde basiörtülüdür. TSK yani asker mevcut olan tutumunu hic bir zaman degistirmez.Kürtlerinin sorununuda PKK silahla cözemez.Mahatma Gandhi veya Nelson Mandela gibi siddeten kacinan bir Lidere ihtiyac var.Siddet kullanmayarak hak ve özgürlük isteyen bir Kürt liderin Türklere bile faydasi olacaktir.

  3. Yazan:Ozan Ekşioğlu Tarih: Eki 9, 2008 | Reply

    Çok basit bir kural vardır. “Yetki varsa sorumluluk vardır. Sorumluluk varsa sorgulanma, eleştirilme yargılanmada vardır. Bütün yetkileri üzerine isteyen, karakol basıldığında sınırla alakalı çözüm deil üst arama yetkisi isteyen, bir ordu var. Acaba bu sorunu A diye bir silahlı birim olsa ve ona devretsek acaba o birimin başkanını nasıl yerden yere vururduk. Ama ordu olunca yasalar gereği hepimiz asker doğduğumuz için, eleştiremiyoruz. Çünkü eleştirdiğimiz aslında kendimiziz. Kürt sorunu güvenlik, ekonomik bacaklarından öte asıl siyasi -özgürlükler- alanında değerlendirilmelidir.
    Fare bile labirentte dolaşır peynire ulaşmak için farklı çözümler düşünür ama ne hikmetse bizim çözümlerimiz hep aynı, terör kurulu toplanır, metanet açıklamaları yapılır. Şehitlerin kanları yerde kalmaz.
    Bu döngü böyle devam eder…

  4. Yazan:arda çınar Tarih: Eki 9, 2008 | Reply

    Askerin terör konusunda yapacakları elbette vardır ancak bu sorunun esası terör değil kürt sorunudur ve işte bence bu noktada artık iş askerin değil siyasetindir.askerin işi olmamalıdır da…Gerçekçi akılcı çözüm amaçlı siyaset yapılırsa ne askere polise ne herhangi bir olağanüstü hal tedbirine gerek kalır.

  5. Yazan:SOSYAL DEMOKRAT Tarih: Eki 11, 2008 | Reply

    TSK eleştirilmez değildir. Bu doğrudur.

    Ama pkk ağzıyla konuşan neo-liberallerin, Fethullah Gülen’cilerin, AKP sempatizanlarının, Vakit, Zaman, Taraf gibi gazetelerin buna hakkı yoktur. Tsk’yı eleştirmek biz “vatanseverlerin” hakkıdır. Siyasi çözümcüler, Barzani avukatları, Tsk’ya kendi kadrolarını yerleştirmek için Kemalist komutanlarımıza karşı casusuluk, dinleme, komplo ve her türlü iftira kampanyasını gerçekleştiren cemaatin adamları, Kandil’e adam gönderip ölen pkk’lılar için üzüldüklerini beyan eden hainlerin, “sözde” demokrasi adına özerklik ve federasyon savunucularına çanak tutanların, evlatlarımızın katillerine “Kürt çocukları” diyenlerin ve bilumum bütün hainlerin buna hakkı yoktur.

    Onlara bu hak tanınmadı.

    TSK’ya olan düşmanlığınızı kusmak için her malzemeyi kullanıyorsunuz. Ayıp be ayıp!

    İyi be, ordunun Nato’cu komutanları Amerika’nın “yeşil kuşak projesini” hayata geçiriken sesini çıkarmayacaksın, yıllar sonra Amerikancı olmayan ve Amerika’nın dediklerini yapmayan (Afganistana asker gönderme vb) bağımsızlıkçı komutanlar gelince onlara demediğini bırakmayacaksın.

    Bırakın bu tavırları. DP gibi işbirlikçi hükümetler döneminde Türk askeri Kore’de bir anzak askeri gibi şehit düşüyordu. ABD’ni Türk ordusunu anzaklaştırma projesine çanak tutarak bu ordunun Fethullahçı ellere geçmesine çanak tutmayın. Sonra Amerika adına Anadolu çocukları İran’da şehit düşer. Kendinize gelin artık!

    TSK rejimin değiştirilmesinde ve ülkenin bölünmesinde en büyük engeldir. Bu yüzden şeriatçılar,bölücüler,liberaller birbirleriyle dayanışma halindedir,yalan haberler ile TSK’yı yıpratmaya çalışırlar.

    Saygılar,

  6. Yazan:falay Tarih: Eki 11, 2008 | Reply

    Asker niye sorun olsun? PKK’nın saldırmaması sağlansa asker kendi kendine mi döğüşecek? Niçin siyasi iradeye seslenilmiyor? Haydi hükümet, siyasi ve sosyal tedbirlerini al, saldırılar dursun, ordu da istirahate çekilsin!

  7. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eki 11, 2008 | Reply

    @SOSYAL DEMOKRAT,

    kafa karisikligindan perisan haldesiniz. Bu öfkeyle kalbiniz bile durabilir. Bir süre internete girmeyin, gazete, dergi filan okumayin, ASLA TV SEYRETMEYiN. Güzel bir kiz bulun ve asik olun. Bizi de unutun.

    Saygilar

  1. 1 Trackback(s)

  2. Eki 16, 2008: Orduların sevgiye ihtiyacı var mıdır? : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin