RSS Feed for This Post

Akan kan ancak o zaman duracak

20081003_derin_dusunce_org_aktutun.jpgAktütün karakoluna yapılan saldırıdan sonra Suat sormuştu: “Kan ne zaman duracak?” diye. Dün Taraf Gazetesi çarpıcı bir fotoğraf yayınlamış. Bir askerin ölüm haberini getiren subay başını ters tarafa çevirmiş. Belki gözyaşlarını tutmaya çalışıyor ama sanki o anneyi hiç görmemiş gibi bir hava olmuş.

Kanın durması için güvenlik kuvvetlerinin fuzulî işleri bırakıp esas görevlerine bakmaları gerekiyor. Nedir bu fuzulî işler? 27 Nisan 2007′de internet üzerinden Millet Meclisi’ni tehdit eden e-muhtıra geliyor akıllara meselâ.

“Gaziantep’te çağdışı(!) kıyafetlerle ve yatakta olmaları gereken bir saatte gençkızların ilahî söylemesi” Genel Kurmay başkanlığını rahatsız etmişti. 30 yıldır PKK adında kanlı bir cinayet örgütü takır takır insanlarımızı öldürüyor, gençlerimizi dağa kaçırıp zorla terörist yapıyor. Bu ALLAH’ın belası PKK  ile mücadele etmesi gereken bir ordunun subayları işi gücü bırakıp kızların kıyafeti ve uyku saatleriyle uğraşıyor. Bu bildiride “yoksa gerekeni yaparız haa” diyen meçhul(!) yazar 23 Nisan’da Kur’an okunmasına da bozuluyor.

Kimse de bu subaylara “kardeşim sana ne Kur’an okunmasından, sen işine bak, sınırdan içeri terörist girmesin!” diyemiyor.

Bu annenin oğlu ölmeseydi de orduda kariyer yapsaydı belli bir rütbeden öteye geçemezdi. Çünkü annesi tesettürlü. Bu asker bir ordu evinde düğün yapabilir miydi? Çağdışı(!) giyinen annesini çağırmazsa evet. Haberi getiren subay acılı anneyi teselli etmek için alıp bir ordu evine çay içmeye götürse? Hayır. Olmaz. Laikliğin yılmaz bekçileri buna izin vermez.

Şimdi bir subay gelmiş, başı örtülü bir kadına “üzülme, oğlun şehit oldu, bütün günahları affedildi, cennete gitti” diyor. Kıyafetimizle, uyku saatlerimizle ve öldükten sonra ne olacağımızla uğraşan subayların terörle uğraşmaya vakti kalmıyor sanki?

Bu ülkede sınırları koruması gereken tek bir kurum var, adı Türk Silahlı Kuvvetleri. Marangozların diş çekmesi, dansözlerin pilotluk yapması ne kadar tehlikeli ise subayların siyaset yapması o kadar tehlikeli. Çünkü askerler siyaset yaparken sınırlarımız PKK’nın oyun sahası haline geliyor.

Kimse ABD’yi, Barzani’yi veya Paris Hilton’u suçlamaya kalkmasın. Her ağacın kurdu özünde olur. 600 bin askerimiz var, dünyanın en büyük ordularından biri bizimki. Ama komutanları terörle değil siyasetle ilgileniyor!

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güçlü bir kurum olduğuna şüphe yok. Siyaseti bırakıp terörle mücadele konusuna odaklanırlarsa bu işin üstesinden geleceklerinden eminim.

Not 1: Oktay Çaparoğlu’nun şu yorumuna bakınız. Verdiği linklerdeki “politikacı” askerler acaba PKK ile mücadele etselerdi Aktütün saldırısındaki kayıplar önlenemez miydi?

Not 2: ZAMAN’da karakolun yerinin değıştirileceği yönünde bir haber okudum. Umud edelim ki bu ilk adım son olmasın. TSK şehit-şüheda işleriniALLAH’a bıraksın, maddî dünyanın sorunlarını maddî önlemlerle çözsün.

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 7 Yorum

  2. Yazan:suzannur Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    ALİ BULAÇ: VATAN SAĞOLSUN AMA
    İlk akla gelen soru şu: Bu kaçıncısı? Neden gerekli tedbirler alınamıyor? Ortada bir “güvenlik zaafı” mı var? Son saldırı öğle vakti, güpegündüz yapılmış. 15 şehidin dışında bu tür saldırı ve çatışmalarda eğitimli iki uzman çavuştan da haber alınabilmiş değil. Kayıp iki uzman çavuşun Jandarma Genel Komutanlığı’nın en seçkin birliği sayılan Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK)’nda görevli oldukları iddia ediliyor.

    Şu sorular da anlamlı: Bölgede kaç asker, polis ve korucu var? Bir hesaba göre bölgedeki asker sayısı 240 bin, korucu sayısı 60 bin, polis 50 bin. Eder 350 bin güvenlik görevlisi. Hadi diyelim bu rakam abartılı, yarısını ele alalım: 150 bin. Türkiye’de hareket halinde olan PKK’lı sayısı 1.500-1.700 arası; Kuzey Irak’ta ise 3.500. Toplam 5 bin veya biraz daha fazla. Sayıyı bir kenara bırakalım. Askerin sahip olduğu silah teknolojisi, lojistik destek ve imkânlar, PKK’nınkinden çok mu daha zayıf? Hani müttefikimiz ABD, anında sıcak istihbarî bilgiler veriyor, gece çalılıklar altında süren yürüyüşler bile takip ediliyordu? Birkaç kişi değil, yüzlerce PKK’lı sınır ötesinden geliyor, karakolu basıyor, askerleri şehit edip kaçırıyor! Bizim gibi konunun cahili sivillerin tabii ki aklı ermez, ama birilerinin bize bunun askerî-teknik izahını yapması gerekir.

    Hayatını kaybeden gençlerin aileleri “vatan sağ olsun” deyip mezara kadar içlerinde sönmeyecek ateşle birlikte yaşamaya başlıyorlar. Son baskında şehit düşen Uzman Çavuş Cahit Yıldırım’ın babası Nurettin Yıldırım, 70 milyon insanın tercümanı oldu: “Ne yapalım, artık geri getirmemiz, diriltmemiz mümkün değil. Biraz ihmal mi var? Nasıl oluyorsa bu karakol, kaçıncı kez basıldı? Niye tedbir alınamıyor? Bir şey diyemiyorum yani.” Haber ajansları, Nurettin Yıldırım’ın bu sözlerinin ardından üzgün olduğu görülen Bakan Recep Akdağ’ın sessiz kaldığını bildiriyor.

    Son saldırı çeşitli şekillerde yorumlanıyor. Hemen herkesin dikkat çektiği ana nokta, içinden geçmekte olduğumuz konjonktür. Olup bitenin bir dökümünü yapalım:

    Geçen hafta Altınova’da neredeyse bir Türk-Kürt çatışması yaşanacaktı, hâlâ Doğulu vatandaşlar rahatça evlerinden dışarıya çıkamıyorlar. Bu müthiş tahriki planlayanların belli ki niyeti, söz konusu senaryoyu başka yerleşim birimlerine yaymak, böylece bir Türk-Kürt çatışması çıkartmak. Bu, artık bir komplo teorisi değil, Ergenekon iddianamesinde bazıları tarafından böyle bir çatışmanın öngörüldüğü yazılı. Bir yerel mahkeme, “Her PKK’lıya karşı bir DTP’li öldürün” diye çağrıda bulunan bir yazıyı “ifade özgürlüğü” kapsamında ele alıp suç saymadı.

    Sınırötesi harekâtla ilgili tezkere Meclis’in gündeminde.

    Diğer önemli bir nokta DTP’nin kapatılma davasının Anayasa Mahkemesi’nde karar aşamasına gelmiş olması.

    Önümüzdeki mart ayında yerel seçimler yapılacak, uzun zamandır Diyarbakır ve diğer bölge belediyeleri, iktidar partisiyle DTP arasında bir çekişme ve polemik konusu. Ne kadar doğru veya isabetli bir strateji olduğu tartışılır ama, AK Parti İzmir, Diyarbakır ve Çankaya belediyelerini de alarak CHP ve DTP’ye nefes alabileceği tek bir yer bırakmak istemiyor.

    Dahası, Türkiye’nin merkezî Irak hükümetiyle ilişkileri çok iyi; Kuzey Irak Özerk Kürt Yönetimi Türkiye’ye sıcak mesajlar gönderiyor. Ve tabii söz konusu konjonktürle ilişkili olarak saldırının “büyük provokasyon” olduğu söyleniyor.

    Bunların konjonktürle ilişkilendirilmesi gereklidir. Sorunun kendisini şu veya bu olayla ilişkilendirmek, bizim sadece komplo teorileri üretmemize yardım eder. Bu, zihnimizi rahatlatsa da, konunun esası bu değil. Bütün bunlar birer sonuç, sorun şu ki, sonuçları sebeplerin yerine ikame ediyoruz, bu da bizi konunun özünden uzaklaştırıyor.

  3. Yazan:baran Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    mehmet bey ben mi yanlış anlıyorum yoksa yazının tamamı size mi ait değil?
    Yani siz çözümü 600 yüz bin çakı gibi askerin pkk gerilların bir bir öldürmesinde mi buluyorsunuz?
    Peki pkk bitince kürt sorunu bitecek mi
    Pkk dan önce Kürt sorunu yok muydu
    Ya da bu adamlar kıçlarına rahar battıkalrı için mi dağa çıktılar?
    Kendi tarafının ölüsüne sözde gösterdiği saygıyı üzüntüyü tüm insanlar için göstermeyenin gerçekten yüreğinn sızladığına inanmıyorum. Alında ordunun, genarellerin umurunda değil askerin öldürülmesi çözümü de kafa kulak kesmede mazoşost gözyaşlsrı dökme de arıyorlar
    Evet bu masum askerlerin ölümleri de dağdakileirinde benim canımı acıtıyor . Ama ölümden sonra bunun hesabını verin yerine vatan sağolsun diyenler bu sorunu dahada çözülmez hale getiriyorlar.
    Eğer hepimiz insanın canı dili varlığı ve tarihinin değerli olduğuna inanıp buna saygı duyup empati yaparsak belki birşeylerin hallolunmasına bir kapı açılır.

  4. Yazan:MY Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    Selamlar Baran Bey,

    Söyle cevap vereyim sorduklariniza:

    “Yani siz çözümü 600 yüz bin çakı gibi askerin pkk gerilların bir bir öldürmesinde mi buluyorsunuz?”(BARAN)

    Hayir. Siyaset üzerindeki asker vesayeti kök sebeptir. “Ne mutlu Türküm diyene demeyen bizim düsmanimizdir” diyen zihniyet sorunun kendisidir. TSK’nin görevi dost-düsman belirlemek degil sivil hükümete itaat etmektir. Yoksa terörist öldürerek terörle mücadele edilmez. Terörle mücadelenin kendine göre kurallari vardir. Genellikle de konvansiyonel savasin tersidir. PKK… Ters giden nedir? adli makalede anlattik.

    Peki pkk bitince kürt sorunu bitecek mi? (BARAN)
    Hayir. Gerçek sorun ne Kürtler ne de PKK. Gerçek sorun 1930model ULUS-DEVLET’in bize dayatilmasi.
    Buna da ordunun alet edilmesi. Zaten PKK ve ERGENEKON’un iki ayri yapi oldugundan emin degilim.
    Güney Dogu’da askerlik yapan akrabalarimdan duydugum öyle seyler var ki… PKK birilerine gerekliydi
    ve üretildi kanaatimce. PKK biterse yerine yenisini kuracaklardir. Onun için kuklayi degil kuklaciyi
    yakalamak gerekiyor.

    Pkk dan önce Kürt sorunu yok muydu? Ya da bu adamlar kıçlarına rahar battıkalrı için mi dağa çıktılar?(BARAN)

    AH WELATE MIN - AH VATANIM

    Empati konusunda ise çok haklisiniz

    http://www.derindusunce.org/2008/07/02/terorist-evlatlarimiz-ve-anzak-leslerimiz/

    http://www.derindusunce.org/2007/12/03/pkklilari-affetmek/

  5. Yazan:selim Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    Gayri nizami harpte uzman olan General Pamukoglu asimetrik savasta ayni yerde, karakolda durulmaz der. Son saldirida hedef olan karakolun 5. kez buna maruz kaldigini okudugumda Pamukoglu’nun sozlerini hatirladim. Demek ki hicbir ders alinmamis. Hem senin isin olmayan politikayla ugrasacaksin, hem de kendi isin askerligi dogru durust yapamayacaksin. Ben sana niye vergi parami veriyorum o zaman? Org. Dogan Gures ne demisti: “Milletin kirk yilda bir isi dusuyor zaten, onda da isi dogru durust yapalim bari”.

  6. Yazan:selim Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    Alin Pamukoglu yine tekrar etmis. Bugun gazetesi “radikal oneri” diye vermis ama Pamukoglu’nun 10 senedir tekrarladigi bir sozler bunlar.

    http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=42460

    Ne demisler: Anlayana sivrisinek saz, anlamayan davul zurna az. Her meslekte oldugu gibi bazilari beceriksiz, bazilari o meslekte beceriklidir. Bizim askelerimizin hangi girdigi belli oluyor sanirim.

  7. Yazan:haki demir Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    Diline sağlık…

    Aman, okudum da rahatladım yahu…

    Herkese sesleniyorum. Rahatlamanın kolay ve derin bir usulünü keşfeden paylaşsın bizimle. İki gündür deli oluyorum. Aslında her gün deliriyorum bu ülkede ya…
    Gerçi rahatlamamak gerekiyor değil mi? Dolmak gerek sürekli… Fakat yahu millet ben istiap haddimi çoktan aştım.

    Bilmedikleri ve ilgilenmedikleri sadece askerlik var. İyi de biz onları asker olarak tanımadık mı? Teğmeninden askeri öğrencisine kadar darbeyle ilgileniyorlar da otuz yıldır şu problemi çözemediler. Yahu bunlar salon subayı… Yok mu bu ordunun içinde “saha subayı”?

  8. Yazan:haki demir Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    Baran, azizim fena halde yanılıyorsun. Daha problemi doğru teşhis edememişsiniz. TÜRKİYE’DE KÜRT PROBLEMİ YOK.

    TÜRKİYE’DE İNSANLIK PROBLEMİ VAR.

    Biz Türküz de ne oluyor. Sizden daha mı az baskı altındayız zannediyorsun. Bir de empatiden bahsediyorsun. Yahu bu ülkede günde kırkbin defa “ne mutlu türküm diyene…” şarkısı çalıyor ama bizim tepemizden demoklesin kalaşnikofu eksik olmuyor. Empati yapar mısın benim için… Hem Türküm ve hem de senden hiç de az olmayacak şekilde hayatıma müdahale ediliyor. Yahu hangisi daha çetin bir işkence. Seninki mi bizimki mi?

    Neden birisi KÜRT MESELESİ dediğinde geriliyorum ben? Bak cevabını vereyim. Bu ülkede sadece Kürtlerin zulüm gördüğü tezi, iğrenç bir iddia… Ülkenin nüfusu yetmiş milyon ise eğer bunun en azından altmış sekiz milyonu sizinle aynı durumda. Allah aşkına… Ülkede bir sistem ve insanlık krizi var yahu. Bunu teşhis etmekten aciz misiniz?

    Şu kürtlerin ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü iddiası çok komik. Yahu kendinizi o kadar yüksekte görmeyin. Siz ancak yirminci sınıf vatandaşsınız. Biz de türk olduğumuz için en iyimser tahminle ondokuzuncu sınıf vatandaşız. Kavganız bu mu? Ha bu arada müslüman olduğum için de ayrıca otuzuncu sınıf vatandaşım. Zira ben rejimi, rejimi sahiplenenlere göre sizden daha fazla tehdit ediyor muşum. Hani ben ülkenin tamamına talibim ya. Siz ise sadece bir kısmına talibsiniz ya onların ifadelerine göre. Bu sebeple biz İslamcı kimliğimizle otuzuncu sınıfa ancak yerleşebiliyoruz.

    Temel anlayıştaki yanlışınızı anlatabiliyor muyum? Ben türküm ve zulüm görüyorsam bu ülkede bir de türk meselesi olmalı değil mi? Biz niye ususalcı-ırkçılar gibi ülke işgal ediliyor, türkler bu ülkenin tek sahibi ve öyle kalacak, bu neye malolursa olsun demiyoruz. Senin benimle hiçbir müşterek değerin yok mu? Yani senin tek değerin kürt olmak mı? Hadiseye böyle bakarsan benim tek değerim de türk olmak mı oluyor? O zaman bana da TÜRKÇÜ olmaktan başka bir yol bırakmadığını anlamıyor musun? Ha merak etme ben sana kızıp türkçü olmam da, türk kavmiyetçiliğinin kürt kavmiyetçiliğini tetiklediği gibi kürt kavmiyetçiliğinin de türk kavmiyetçiliğini tetikleme tehlikesine dikkat çekmek için yapıyorum bu teşhisi…

    Hadi, kendinize şöyle bir projeksiyon geliştirin. HERKESİN ŞEREFLE YAŞADIĞI BİR TÜRKİYE… Olmaz mı? Buna hayır demeyeceğini biliyorum merak etme.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin