RSS Feed for This Post

Parçalayan Milliyetçilikler

20080910_derin_dusunce_org_parcalayan_milliyetcilikler.jpg TESEV’den Ferhat Kentel, Meltem Ahıska ve Fırat Genç 2007 Haziranında çok ilginç bir rapor hazırladılar. Türkiye’de sık sık bir çimento olarak kabul edilen milliyetçiliğin bölücü bir etkisi de olabileceğini gözler önüne seren bir çalışma.

Ancak raporun verdiği tek mesaj bu değil. Aşağıda içindekiler bölümünü sunduğumuz 300 sayfalık çalışma çok sayıda mülakat içeriyor. Türkiye’nin her yerinden, her kesiminden insanla yapılan konuşmalar bizim Türklük kavramına bakışımızı ve bunun günlük hayatımıza etkisini irdeliyor.

Raporun tamamını okuyacak vaktiniz yoksa bile sayfaları atlayarak mülakatları okumanızı tavsiye ederim. Konuşanların meslekleri, yaşları ve yaşadıkları şehirler de belirtilmiş. Milliyetçilik konusu üzerine müthiş bir Türkiye turu.

Raporun tamamını bu bağlantıdan indirebilirsiniz.

Milletin Bölünmez Bütünlüğü-Demokratişleşme Sürecinde Parçalayan Milliyetçilikler

 MY

GİRİŞ, 9

I. MODERN ULUS, POSTMODERN KÜRESELE KARŞI, 211. Sert ve Yumuşak Küreselleşme Karşısında Bir Dil Olarak Milliyetçilik, 23

2. “Büyük Birader” Türkiye, 26

II. TÜRK OLMANIN BİNBİR ŞEKLİ, 37

1. Türk Olmanın En Sıradan Hali, 37

2. Modern Seküler-ulusal Strateji; Seçkinlik ve Yalnızlık, 40

3. Rasyonel Milliyetçilik; Üretim ve Kalkınma, 41

4. Saf Türklük, 43

5. Büyükken Küçük Olmuş Toplum: Utanç, 45

6. Potansiyel ve Gurur, 50

7. Göreli Kimlikler, 54

8. Ortalamanın Tahakkümü: İç İçe Geçen Müslümanlık ve Türklük, 55

9. Konuşan Farklılıklar ve Yeni Bir Strateji: İç İçe Geçen Etnik / Dinsel Kökenler, 57

10. Dile Gelen Farklılıklara Karşı Tepkisel Milliyetçilik, 64

III. DİRENEN ve UYUM SAĞLAYAN ESKİ BİR STRATEJİ OLARAK DİN, 70

1. “Ulusal Birlik” Aracı Olarak Din, 72

2. Ulusallığın İçinde Eriyen Seküler İslam, 74

3. Geleneksel/radikal Dine(den) Duyulan Tepki (Korku) ve Türklüğün Öne çıkması, 78

4. Dinimizi ve Türklüğümüzü Bölen Bir Yabancılık: Misyonerlik , 82

5. Değmekten Korkulan Alevilik, 84

6. Yeniden Yorumlanan Din ve Uyum, 86

7. Gerilim ve Ait Olma Yolları, 90

IV. “KÜRT MESELESİ” ve İKİ STRATEJİ: TÜRK VE KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ, 93

1. Bir “Öz”e Sahip Öteki Olarak Kürtler, 94

2. Kürtleri Anlamak, 103

Yasin’in Hikâyesi: Ortalamanın Gücü ya da

Bir “Aşırıya Kaçmama” Hikâyesi, 111

3. Batı’da Kürt Olmak, 114

4. Dışarıdan Bakınca Kürtler ve PKK , 119

5. İçeriden Bakınca Kürtler ya da PKK ve Devlet Arasında Sıkışmak, 122

6. Diyarbakır’da Kürt Olmak, 125

Diyarbakır’da tanımlayıcı bir strateji, 126

Stratejiyi besleyen pratikler, 127

Stratejinin kuşattığı pratikler, 129

7. Diyarbakır’da Türk Olmak, 130

8. Cemaat ve Bireysellik Arasında Kalmak, 132

V. BUGÜN İÇİN YENİDEN YAZILAN TARİH, 135

1. Nostalji ve “Örnek” Geçmiş, 138

2. Tarihteki Acılar ve Ermenilik, 142

3. Yeniden Yazılan “Kardeş” Kavgaları, 147

4. “Huzur” İçin Geçmişi Unutmak, 152

“Bütün bu meseleler neden şimdi ortaya çıkarılıyor?” , 154

VI. KİMLİKLER ve CEMAATLEŞME, 157

1. “Kimlik altı”: En Sıradan Halden Cemaatleşmeye, 157

Cemaat ve çıkarlar, 161

2. Bir Strateji Olarak Dil: Güven ve Anlaşma Platformu, 163

3. Çok Yönlü Değişim: Kaybolan Kültür, Kazanılan Kimlik, 166

4. Çözülen Cemaatler, 168

5. Sorunsuz, Makbul Köken ve Tehlikeli Kimlik, 171

6. Ulus Altında “Milletler”, Milliyetçilikler, 172

7. Yakın ve Uzak Kimlikler, 175

8. Kimliklere Bağlanma, Radikalleşme ve Tepkicilik, 177

9. Ara Yerler, Sınırda Duranlar, 181

VII. “PARÇALANAN” TÜRKİYE, 186

1. “Biz Birlikte Yaşıyoruz”, 186

2. Sıradan Hayatlarda Parçalanma, 189

3. Belirsizlik, Müphemlik ve Güvensizlik, 194

Cemaatlerin korkusu, 197

4. Sosyal Düzen, Sosyal Adalet Çığlığı, 199

5. “Türkiye Üzerine Oynanan Büyük Oyunlar”, 206

6. “Komplo”nun Tahriki - İhanet, 213

7. İçerideki Parçalayanlar: Okumuşlar Mı, Cahiller Mi?, 217

Sona gelmeden önce ara, 219

8. “Parçalanmanın” Dışı ya da Öncesine Dönüş, 220

VIII. BİR ALT STRATEJİ OLARAK KENTLER: “BİRLİK YAHUT BÖLÜNME”, 223

1. Büyük Şehir: Kaos ve Direniş, 223

Büyüyen ya da değişen kentler, 226

2. Kent: Övünme, Bozulma, Dışarısı, İçerisi ya da Bir Arada Yaşama ve Bölünme, 227

Övünme ve güven, 228

Bozulma, güvensizlik, korku, 231

3. Dışarısı: “Öteki” Kentler , 237

Dışarıdan gelen tehlike, 240

4. Bir Arada Yaşayamama ve Bölünme, 242

5. Yeniden Bir Arada Yaşama ve Bütünleşme Arzusu, 249

IX. KARMAŞIKLIKLA BAŞETMENİN KESTİRME YOLU: ŞİDDET, 253

1. Popüler Kültür; Varolanı Tüketmek, 255

Adam yerine konmak için ilaç: “Kurtlar Vadisi”, 258

2. Erkeklik Onuru - Ulusal Onur, 262

3. Şiddete Giden Yolda Semboller ya da Basitleştirme , 268

Sembollerin tüketimi, 270

4. Öğreten Sert Otorite ya da Kurtarıcı, 273

Basitleştiren çözüm: Şiddet, 276

5. Hrant Dink’i Öldüren “Kurtarıcı” Sentez, 279

SONUÇ, 287

1. Aranan Sıcak Yuva, 287

2. Bulunan Beton Binalar, 288

3. Adam Yerine Konmak, 289

4. Bölünmenin Adı Olarak “Milliyetçilikler”, 291

5. Karşı Retorik; Milliyetçiliklerden Çıkış?, 291

6. “Anti-milliyetçiliği” ya da “Demokratik Entelektüeli” Sorunsallaştırmak, 292

KAYNAKÇA, 299

Yazarlar Hakkında, 303

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin.

 

Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

 

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 5 Yorum

  2. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Eyl 20, 2008 | Reply

    Baska irklara nefret duymayi Milliyetcilik sananlar hastadir hemde cok feci. Ancak acil sifa dilemek gerekir. Milliyetcilik ancak yolda buldugun cöpü kaldirip cöp kutusuna atarsan olur.Sorumsuz Milliyetciligin Yugoslavya gibi bir devletin yiktigini gördüm.Umarim böyle bir felaket bize nasip olmaz ama cok calismamiz lazim.Kürt sorununu hür iradeyle secilmis hükümete kalsa belki 30 saat icinde cözülür ama devletimizin esas sahibi TSK isi biraktikmi sorun önümüzdeki 300 sene icinde bile cözülmez.
    Cünkü Savasi 30 senedir kazanamadilar ve simdi sivillik numurasi yapiyorlar.Bütün Sorunlari cözmek icin konusmak lazim ..yani dialog ama senin karsindaki seni dinlemisi lazim. Elinde silah olanlan dialog tabii cok zor…onun icin hersey aynisi devam edecek. Kemalist subaylar köylü türkleri pkk ya karci harcayacak ve ordu evinde göbek atacaklar.Özetlersem Türk-Kürt sorunu yok ..sadecec TSK halk sorunu var.

  3. Yazan:haki demir Tarih: Eyl 21, 2008 | Reply

    Sayın Mustafa AKBAŞ
    Diline sağlık
    çok özet olmuş ama künhünü teşhis etmişsin meselenin…
    vesselam

  4. Yazan:suzannur Tarih: Eyl 21, 2008 | Reply

    Amerikan History X filmini öneriyorum sizlere. Netten bulup izleyin.
    Belki kimi noktalarda klişe ve taraflı gelebilir ama Hollywood bu, bu kadarını bile yapabilmiş olmaları şimdilik yeterli.
    Bir Afrika-Amerikalısı başına çarşaf geçirir ve karşısındaki ırkçı beyaza -neden bir arada olduklarını filmde görün, azıcık merak lütfen)beyaz adamın zihniyetini esprili şekilde vurgular:
    Bugün ne yapmalıyım? Zencilerden nefret etmeliyim, zencilerden nefret etmeliyim, biraz daha nefret etmeliyim…
    Çünkü yaşanan bütün kötü gidişatın nedeni odur, işsizliğin, düzeysizliğin, adaletsizliğin, kara, kırmızı ve sarı ırklar…beyaz adamın huzurunu bozuyordur çünkü, işini çalıyordur, mahallesinde oturuyordur, parklarına ortak oluyordur… Fakirdir ama hak ediyordur, onlara kötü davranılıyordur ama hayır aslında gerçekler çarpıtılıyordur, haklı olan devletin görevlileridir…
    ve anlıyorsunuz ki, her yerde aynı terane. Herkes birbirini ezme üzerine bir kutsallık inşa etmiş kendi ırkına, etnitesine, inancına… ve bu bir kördövüş, kurtulmak isteseniz de bir şekilde birilerinin de sizi içine çektiği…

  5. Yazan:SOSYAL DEMOKRAT Tarih: Eki 5, 2008 | Reply

    Çözüm belli: Atatürk Milliyetçiliği.

    Atatürk milliyetciligini kavramak zordur. cünkü içinde geçmişe tapınma yoktur, bunun yanında ırkçılıktan uzaktır. atatürk milliyetciliğinde birisinin size düşman olması için sizi düşman olarak görmesi gerekir ve düşmanlığında ısrar ettiği sürece sizin düşmanınızdır. Bunların yanı sıra atatürk milliyetciliğinde şuanki siyasetcilerin söylediği gibi bu ülkenin dogusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde yaşayan halkların tarihsel ve duygusal bağlarla bağlandığı kabul edilmez. Bu ülke üzerinde tek bir milletten söz edilebilir. bu millette Türk milletidir. Türk Milletide Türkiye üzerinde yaşayan tüm yurtdaşlardır.

    Atatürk milleyetciliğini diger milleyetci düşüncelerden ayıran değerlerden biride barışı temel almasıdır. Bence atatürk milliyetciliği siyasi kaygılardan uzak içinde felsefe barındıran bir ilkedir ve bu sebebten dolayı anlaşılmazı zordur. türk milliyetciliğinin fransa, almanya, ingiltere’deki milliyetci akımlar gibi cok dayanıklı temelleri yoktur. bu yüzden devamlı kırılmalara ugrar ve farklı şekilde tanımlandırılabilir. atatürk milliyetciliğini okuduğunuzda (benim anladığım kadarıyla) ekonomik bir birliktelikten bahseder ve yurtdaşları Türk milliyetciliği etrafında birleştiren ise fakirlik ve kültürdür. Aslında adı milliyetciliktir, milliyetcilikten uzaktır. MHP milliyetciliğiyle alakası bile yoktur. kafatasçılığa dayanmaz. Türk olman için ne mutlu Türküm demen yeter.

    Atatürkün yerleştirmeye çalıştıgı kavram, ırkçıların tarihteki atalarında aradıgı çekik gözlü kısa boylu türk ırkını tanımlamaz. . atatürk milliyetçiliği ise vatan sınırları içinde yaşayan,dini, dili, kültürü ortak bireylerin ve ben türküm diyen herkesi türk kabul eder. atatürk milliyetçiliği kesinlikle faşistlik değildir olamazda. anadolunun zengin ve çeşit çeşit olan farklı kültürlerinin harmanlanması sonucu ortaya çıkan, ülkeyi ortak bir paydada buluşturan, bilindik milliyetçilik kavramlarını aşan, manevi bütünlüğü amaçlayan milliyetçilik anlayışıdır.

  6. Yazan:mehmet uzun Tarih: Eyl 25, 2010 | Reply

    Atatürk milliyetçiliği sorunun çözümü müdür, yoksa kendisi midir?Türk olmayan insanlara “ben Türküm” dedirterek ne kadar gerçekçi bir bütünlük sağlanır?Atatürk Milliyetçiliğinde ırkçılık yoksa etnik olarak “Türk” olmayan vatandaşlar neden “Türküm” deme yalanını söylemek zorunda bırakılır?Madem bu Türklük kan bağıyla gelen bir Türklük değilse niçin “Türk” kavramı kullanılıyor,bunun yerine niye “Kürt” kavramı kullanılmıyor?Yani TC üzerindeki her vatandaşa “Kürt” denir şeklinde bir cümle niye kullanılmaz anayasada(Bkz:Anayasanın 66.maddesi)? “Ne mutlu Türküm diyene” demek ırkçılık değil bütünleştirici bir unsursa Güneydoğu’nun dağlarına halkın gözüne sokarcasına bu cümle niye yazılır ve Diyarbakır Cezaevinin duvarlarına “çok konuş Türkçe konuş” cümlesinin hemen yanına yukarıdaki cümle niye yazılır?Ve Atatürk Milliyetçiliğinin amaçladığı “manevi bütünlük” nedir, acaba bunlar altı ok mudur?Sayın “SOSYAL DEMOKRAT” belki kağıt üzerinde “Atatürk Milliyetçiliği” gerçekten çözüm olabilir, komünizm de kağıt üzerinde çok güzeldir ama kağıt üzerinde. “Atatürk Milliyetçiliği” de kağıt üzerinde bir çözümdür ancak 87 senenin ardından “gerçekte”çözüm olmadığı anlaşılmıştır.Yazımı lise 3 ‘de yaşadığım bir olayı anlatarak bitirmek istiyorum.Lise 3 yılında rehberlik dersinde sınıf öğretmenimiz şöyle bir soru sordu “Türk bir insan mı üstündür ,Alman mı” sınıfın çoğu gür ve yüksek bir sesle “Türk” cevabını verdi,hocamız şaşkındı “yapmayın çocuklar bir insan bir insandan hele de etnik soyu sebebiyle üstün olur mu” dedi .Sınıfta bir anda sessizlik oldu bunun ardından sınıfın çoğu hocaya hak verdi.11 yıl derslerde anlatılan resmi ideolojinin dayattığı “Atatürk Milliyetçiğinin” doğurduğu sonuç işte bu. “Komünizm” de “Atatürk Milliyetçiliği” de “İslam”da kağıt üzerinde güzeli,iyiyi ,insanların refahını hedefler yani bunların üçünü de birbirlerine benzeyen ağaçlara benzetebiliz.İşte bu ağaçları(yani bu üç kavramı) birbirinden ayıran meyveleridir(yani neticeleridir)

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin