<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Deniz Feneri, Doğan ile kavga, Aydın kime denir? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 22 May 2012 04:59:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Oktay Çaparoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19846</link>
		<dc:creator>Oktay Çaparoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 19:04:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19846</guid>
		<description>Ülkemizde, siyasal alanın, toplumun geniş kesimlerinin dışında durmakta
özel çaba harcadığı bir alan olduğu gerçeği üzerinden birkaç şey
paylaşmak istiyorum.

Siyasal yaşamın aktörü olan siyasi partilerin, DEVLETİN RESMİ
POLİTİKALARINI örerken, merkeze HALKIMIZI almadığı, farklı ÇIKAR VE
GÜÇ HESAPLARI üzerinden İKTİDARIN olanaklarından faydalanmak
doğrultusunda bir rol oynadığı açıktır. Ve şimdi ülkemizdeki siyasal
aktörlerin, neden toplumsal çelişki ve sorunlara ve halkın istemlerine
karşı bu denli uzak olduklarını ve kitlelerin hangi mantıkla mevcut
çelişkili duruma onay verdiklerini yada sessiz kaldıklarını
tartışalım.

Bir siyasi parti değildir burada kastedilen yalnızca. Yaşamımıza,
bilincimize ruhumuza kadar nüfuz etmiş bir KABULLENİŞ VE İTAAT kültürü
ve bunu sürekli kılan KORKU TOPLUMUNA VE POLİS DEVLETİ'dir.

Korkularımız üzerinden, sürekli bir biçimde kendimize ÖTEKİLER
yaratıyor ve o ÖTEKİLER üzerinden kendi korumacı-statükocu tavrımızı
ve bağnaz tutumumuzu derinleştiriyoruz.

Diyalog kapılarını kapatıyor, meselelerin özünü tartışma şansını
kaçırıyoruz.

Öyle ya, meselelerin özünü tartışabilecek bir olgunluk ve rahatlama
düzeyine asla gelemiyoruz.

İç ve dış düşmansız yaşayaman bir devlet örgütlenmesi ve onun resmi
ideolojisinin paralelinde bizler de benzer çıkmazlar yaşıyor ve sürekli
olarak üretilen çelişkilerde boğulup gidiyoruz.

Yaşamın belli bir sistem içerisinde ilerlediği Avrupa ülkelerinde, en
sağından en soluna tüm siyasi partilerin ortaklaştığı birşey vardır;

HALKA HİZMET GÖTÜRMEK... DAHA YAŞANILIR BİR ÇEVRE VE SOSYAL ORTAM
YARATMAK... YAŞAMI DAHA GÜZEL KILMAK...

Politik tercihler değişse de Avrupalılar oy verirken, KİM GELECEĞİ
MEVKİYİ HAKEDECEK DÜZEYE SAHİP diye düşünür ve oyunu ona göre
kullanır. Ve Oturmuş bir kitlesi vardır her partinin ve her partiyi
oluşturan güç TABANIN KENDİSİDİR.

tÜRKİYE'DE HERŞEYİN tavandan dikte edildiği GERÇEĞİNİ HESABA KATARAK
DÜŞÜNÜRSEK, BİZE DÜŞEN VATANDAŞLIK GÖREVİ, YUKARIDAN DAYATILAN VE
BELİRLENEN KİŞİLERE, SIRF SAVUNDUĞUMUZ PARTİ YÖNETİMİ VE HATTA
BAŞKANI ÖYLE İSTİYOR diye ONA OY ATMAK, ONU SEÇMEK...

Halbuki mevcut seçim sistemine baktığımızda zaten o parti barajı
geçiyorsa biz oy kullanmasak da ilk iki veya üçüncü sıraya kadar
milletvekili çıkarabiliyor.

Yerel seçimler için ise, yörenin belirlediği aday genel başkan tarafından
lağvedilip devre dışı bırakılıp, merkez yanlısı adaylar
gösterilebiliyor.

Tamamen anti-demokratik bir kurum haline gelen ve sözümona DEMOKRASİNİN
GARANTİSİ-GÜVENCESİ olan siyasi partiler, seçimlere, DEVLETİN
İMKANLARINI BİR RANT ARACI GÖREREK VE ONDAN MAKSİMUM DÜZEYDE FAYDALANMA
AMACIYLA giriyorlar.

Hizmet üretiminin arkasında bile HALKA HİZMET değil esas.

Daha fazla mal kaçırmak, daha fazla parsa toplamak...

Hal böyle olunca KİRLİ DÜZENİN KİRLİ SİYASETİNİN KİRLİ ÇARKLARINA
uzak kalmayı isteyen halkımız, alışılagelmiş bir biçimde babadan kalma
alışkanlıklara devam ediyor ve her seçimde gidip oyunu kullanıyor ötesine
de karışmıyor.

Bir hesap sorma mekanizması olmadığı için de SEÇTİĞİ KİŞİNİN
YANLIŞLIKLARINA TABANDAN BİR MÜDAHELEDE  DE bulunamıyor.
Hiçbirşeyi değiştiremeyeceğini düşünerek, kendini çaresiz hissediyor
ve TEK BAŞINA NE YAPABİLİRİM Kİ diyerek kurulu düzenin dönen çarkına
müdahele etmeden başına gelen tüm olumsuzluklara katlanmak pahasına susup
oturuyor.

Dönem dönem ortalık kızışınca da, öteki parti ve taraftarlarına ateş
püskürüyor, tepki gösteriyor ama pratik anlamda rahatsızlığını ifade
edeceği bir alan yaratmıyor.

Gidip savunduğu siyasi partide politika yapmıyor, aktif rol almıyor.

Birileri de uyanık davranarak halkımızın bu İCAZETİNDEN ACİZLİĞİNDEN
faydalanıyor...

Demokrasi, SEN BANA OYUNU VER BEN DE SENİN ADINA BİRŞEYLER YAPAYIM demek
değildir. Ama maalesef ülkemizde aksak ağır ve aciz bir demokrasi olduğu
için demokrasi kurumları da bu şekilde işlemektedir.

Ve bizler, zaten yolsuzluklara, namussuzluklara, zamlara, vergi kaçaklarına,
hortumlamalara,adam kayırmalara, torpile, insan hakları ihlallerine
alışkın bir toplum olduğumuz için artık bu kavramları NORMAL sayıyoruz
ve bunun üzerinden OYUM BOŞA GİTMESİN diyerek, ülkesine ve halkına
verecek hiçbirşeyi olmayan siyasi partilere OY veriyoruz.

Biliyoruz hiçbirşey değişmeyecek. Ama birimiz AMAN TÜRBANIMA
ELLEMESİNLER, DİNİMİ YERE SERMESİNLER, DİN DÜŞMANLARI KAZANMASIN
diyerek koşuyor partisine oy veriyor, diğeri de AMAN ŞERİATÇILAR,
BÖLÜCÜLER, İRTİCACILAR, CUMHURİYET VE LAİKLİK DÜŞMANLARI BENİ NAMAZA
ORUCA KAPANMAYA ZORLAMASIN İÇKİME KARIŞMASIN ÜLKEMİ BÖLMEYE KALKMASIN
diye gidiyor oy veriyor partisine.

Zaten başkaca da bir beklenti içine girme duygusunu ve inancını yitirmiş.

Ekmeğin günden güne küçüldüğü ve ülkenin büyük bir sosyal yıkım
yaşadığı, siayasal alanın militarist-darbeci etki altına girdiği,
gericileştiği, bağnazlaştığı ve yozlaştığı bir süreçte, temel
haklar ve özgürlükler noktasında tamamen teslimiyetçi bir tavır ortaya
koyuyor Türkiye insanı.


Bu anlamda, bazı sonuçlar üzerinden tartışmaya devam edelim....

Siyaset neden bu hale geldi?

İnsanlarımız geleceğinden umutsuz ve hiçbirşeyin daha iyiye gideceğine
inanmıyor fakat neden halen kendisini karanlığa ve açlığa kurban eden bir
düzeni sorgulamaktan onun dışında düşünmekten ve kendi alternatifini
yaratmaktan bu denli uzak duruyor?

Önüne konulanlar üzerinden  algıladığı ülke sorunlarına karşı bile
yeterli duyarlılığı ve eylemsel tepkiyi veremiyor...

Neden?

Ve neden, düzenin yarattığı kamplaşmalarda zihinsel anlamda bu denli
gönüllü ve aktif bir refleks gösteriyor?

Kendisinden farklı düşünen, farklı görünen, farklı inanan ve farklı
politik tercihlerde bulunan insanlara karşı neden çok sert ve düşmanca
tepkiler veriyor?
mevcut sistemin işleyişini ve kendini örgütleme biçimini çözmek bu
soruların yanıtını bulmamızı da sağlayacaktır.

Düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyorum sizleri...

Umutsuzluğun ve inançsızlığın kök saldığı, adalete olan güven
duygusunbun köreldiği ve insanların gelecek kaygısı taşıdığı bir
ülkede, ezilen tüm kesimlerin, birbirine düşman olmasını açıklamak ve
mevcut statükoya boyun eğmelerinin nedenini ortaya koymak oldukça önemli.
İşsiz Türk, topraksız Kürdü sevmez, Vergi borcuna batan Sünni Esnaf,
asgari ücrete mahkum yaşayan Aleviyi sevmez, biri birine DİNSİZ, öteki
diğerine YEZİT der. Biri birine BÖLÜCÜ diğeri ötekine DUYARSIZ ZALİM
KATİL der. Biri birine NAMAZ sorar öteki berikinin TÜRBANINA takar bu böyle
sürer gider.

Halbuki emekçilerin ve yoksul ezilen halkların çıkarlarının ortak olduğu
açık bir gerçektir ve HAK MÜCADELESİ verildiği ve yuttaşlık bilinciyle
biraraya gelindiği takdirde EKMEĞİMİZ VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZ de
çoğalacaktır.

Birlik ve dayanışma duygusu bu anlamda oldukça önemlidir.

Ama empati kurma ve birbirimizi anlama noktasında
SİYASAL-KÜLTÜREL-DİNİ-ETNİK-DÜŞÜNSEL ayrışmalar yüzünden ciddi
açmalar yaşamaktayız.

Evet, işte bu çelişkiler üzerinden sizleri düşünmeye sorgulama ve anlama
çabasına girmeye davet ediyorum.

 Düşünmek, ve doğru halkayı yakalayarak, meselelerin özüne inmek,
ÇARPITILAN ÜSTÜ ÖRTÜLEN BASKILANAN VE GİZLENEN GERÇEKLERİN ortaya
çıkması ÖZGÜR EŞİT ADİL VE MÜREFFEH BİR DÜNYA YARATILMASI için
elzemdir...

Sevgiyle ve dostça kalınız...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde, siyasal alanın, toplumun geniş kesimlerinin dışında durmakta<br />
özel çaba harcadığı bir alan olduğu gerçeği üzerinden birkaç şey<br />
paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Siyasal yaşamın aktörü olan siyasi partilerin, DEVLETİN RESMİ<br />
POLİTİKALARINI örerken, merkeze HALKIMIZI almadığı, farklı ÇIKAR VE<br />
GÜÇ HESAPLARI üzerinden İKTİDARIN olanaklarından faydalanmak<br />
doğrultusunda bir rol oynadığı açıktır. Ve şimdi ülkemizdeki siyasal<br />
aktörlerin, neden toplumsal çelişki ve sorunlara ve halkın istemlerine<br />
karşı bu denli uzak olduklarını ve kitlelerin hangi mantıkla mevcut<br />
çelişkili duruma onay verdiklerini yada sessiz kaldıklarını<br />
tartışalım.</p>
<p>Bir siyasi parti değildir burada kastedilen yalnızca. Yaşamımıza,<br />
bilincimize ruhumuza kadar nüfuz etmiş bir KABULLENİŞ VE İTAAT kültürü<br />
ve bunu sürekli kılan KORKU TOPLUMUNA VE POLİS DEVLETİ&#8217;dir.</p>
<p>Korkularımız üzerinden, sürekli bir biçimde kendimize ÖTEKİLER<br />
yaratıyor ve o ÖTEKİLER üzerinden kendi korumacı-statükocu tavrımızı<br />
ve bağnaz tutumumuzu derinleştiriyoruz.</p>
<p>Diyalog kapılarını kapatıyor, meselelerin özünü tartışma şansını<br />
kaçırıyoruz.</p>
<p>Öyle ya, meselelerin özünü tartışabilecek bir olgunluk ve rahatlama<br />
düzeyine asla gelemiyoruz.</p>
<p>İç ve dış düşmansız yaşayaman bir devlet örgütlenmesi ve onun resmi<br />
ideolojisinin paralelinde bizler de benzer çıkmazlar yaşıyor ve sürekli<br />
olarak üretilen çelişkilerde boğulup gidiyoruz.</p>
<p>Yaşamın belli bir sistem içerisinde ilerlediği Avrupa ülkelerinde, en<br />
sağından en soluna tüm siyasi partilerin ortaklaştığı birşey vardır;</p>
<p>HALKA HİZMET GÖTÜRMEK&#8230; DAHA YAŞANILIR BİR ÇEVRE VE SOSYAL ORTAM<br />
YARATMAK&#8230; YAŞAMI DAHA GÜZEL KILMAK&#8230;</p>
<p>Politik tercihler değişse de Avrupalılar oy verirken, KİM GELECEĞİ<br />
MEVKİYİ HAKEDECEK DÜZEYE SAHİP diye düşünür ve oyunu ona göre<br />
kullanır. Ve Oturmuş bir kitlesi vardır her partinin ve her partiyi<br />
oluşturan güç TABANIN KENDİSİDİR.</p>
<p>tÜRKİYE&#8217;DE HERŞEYİN tavandan dikte edildiği GERÇEĞİNİ HESABA KATARAK<br />
DÜŞÜNÜRSEK, BİZE DÜŞEN VATANDAŞLIK GÖREVİ, YUKARIDAN DAYATILAN VE<br />
BELİRLENEN KİŞİLERE, SIRF SAVUNDUĞUMUZ PARTİ YÖNETİMİ VE HATTA<br />
BAŞKANI ÖYLE İSTİYOR diye ONA OY ATMAK, ONU SEÇMEK&#8230;</p>
<p>Halbuki mevcut seçim sistemine baktığımızda zaten o parti barajı<br />
geçiyorsa biz oy kullanmasak da ilk iki veya üçüncü sıraya kadar<br />
milletvekili çıkarabiliyor.</p>
<p>Yerel seçimler için ise, yörenin belirlediği aday genel başkan tarafından<br />
lağvedilip devre dışı bırakılıp, merkez yanlısı adaylar<br />
gösterilebiliyor.</p>
<p>Tamamen anti-demokratik bir kurum haline gelen ve sözümona DEMOKRASİNİN<br />
GARANTİSİ-GÜVENCESİ olan siyasi partiler, seçimlere, DEVLETİN<br />
İMKANLARINI BİR RANT ARACI GÖREREK VE ONDAN MAKSİMUM DÜZEYDE FAYDALANMA<br />
AMACIYLA giriyorlar.</p>
<p>Hizmet üretiminin arkasında bile HALKA HİZMET değil esas.</p>
<p>Daha fazla mal kaçırmak, daha fazla parsa toplamak&#8230;</p>
<p>Hal böyle olunca KİRLİ DÜZENİN KİRLİ SİYASETİNİN KİRLİ ÇARKLARINA<br />
uzak kalmayı isteyen halkımız, alışılagelmiş bir biçimde babadan kalma<br />
alışkanlıklara devam ediyor ve her seçimde gidip oyunu kullanıyor ötesine<br />
de karışmıyor.</p>
<p>Bir hesap sorma mekanizması olmadığı için de SEÇTİĞİ KİŞİNİN<br />
YANLIŞLIKLARINA TABANDAN BİR MÜDAHELEDE  DE bulunamıyor.<br />
Hiçbirşeyi değiştiremeyeceğini düşünerek, kendini çaresiz hissediyor<br />
ve TEK BAŞINA NE YAPABİLİRİM Kİ diyerek kurulu düzenin dönen çarkına<br />
müdahele etmeden başına gelen tüm olumsuzluklara katlanmak pahasına susup<br />
oturuyor.</p>
<p>Dönem dönem ortalık kızışınca da, öteki parti ve taraftarlarına ateş<br />
püskürüyor, tepki gösteriyor ama pratik anlamda rahatsızlığını ifade<br />
edeceği bir alan yaratmıyor.</p>
<p>Gidip savunduğu siyasi partide politika yapmıyor, aktif rol almıyor.</p>
<p>Birileri de uyanık davranarak halkımızın bu İCAZETİNDEN ACİZLİĞİNDEN<br />
faydalanıyor&#8230;</p>
<p>Demokrasi, SEN BANA OYUNU VER BEN DE SENİN ADINA BİRŞEYLER YAPAYIM demek<br />
değildir. Ama maalesef ülkemizde aksak ağır ve aciz bir demokrasi olduğu<br />
için demokrasi kurumları da bu şekilde işlemektedir.</p>
<p>Ve bizler, zaten yolsuzluklara, namussuzluklara, zamlara, vergi kaçaklarına,<br />
hortumlamalara,adam kayırmalara, torpile, insan hakları ihlallerine<br />
alışkın bir toplum olduğumuz için artık bu kavramları NORMAL sayıyoruz<br />
ve bunun üzerinden OYUM BOŞA GİTMESİN diyerek, ülkesine ve halkına<br />
verecek hiçbirşeyi olmayan siyasi partilere OY veriyoruz.</p>
<p>Biliyoruz hiçbirşey değişmeyecek. Ama birimiz AMAN TÜRBANIMA<br />
ELLEMESİNLER, DİNİMİ YERE SERMESİNLER, DİN DÜŞMANLARI KAZANMASIN<br />
diyerek koşuyor partisine oy veriyor, diğeri de AMAN ŞERİATÇILAR,<br />
BÖLÜCÜLER, İRTİCACILAR, CUMHURİYET VE LAİKLİK DÜŞMANLARI BENİ NAMAZA<br />
ORUCA KAPANMAYA ZORLAMASIN İÇKİME KARIŞMASIN ÜLKEMİ BÖLMEYE KALKMASIN<br />
diye gidiyor oy veriyor partisine.</p>
<p>Zaten başkaca da bir beklenti içine girme duygusunu ve inancını yitirmiş.</p>
<p>Ekmeğin günden güne küçüldüğü ve ülkenin büyük bir sosyal yıkım<br />
yaşadığı, siayasal alanın militarist-darbeci etki altına girdiği,<br />
gericileştiği, bağnazlaştığı ve yozlaştığı bir süreçte, temel<br />
haklar ve özgürlükler noktasında tamamen teslimiyetçi bir tavır ortaya<br />
koyuyor Türkiye insanı.</p>
<p>Bu anlamda, bazı sonuçlar üzerinden tartışmaya devam edelim&#8230;.</p>
<p>Siyaset neden bu hale geldi?</p>
<p>İnsanlarımız geleceğinden umutsuz ve hiçbirşeyin daha iyiye gideceğine<br />
inanmıyor fakat neden halen kendisini karanlığa ve açlığa kurban eden bir<br />
düzeni sorgulamaktan onun dışında düşünmekten ve kendi alternatifini<br />
yaratmaktan bu denli uzak duruyor?</p>
<p>Önüne konulanlar üzerinden  algıladığı ülke sorunlarına karşı bile<br />
yeterli duyarlılığı ve eylemsel tepkiyi veremiyor&#8230;</p>
<p>Neden?</p>
<p>Ve neden, düzenin yarattığı kamplaşmalarda zihinsel anlamda bu denli<br />
gönüllü ve aktif bir refleks gösteriyor?</p>
<p>Kendisinden farklı düşünen, farklı görünen, farklı inanan ve farklı<br />
politik tercihlerde bulunan insanlara karşı neden çok sert ve düşmanca<br />
tepkiler veriyor?<br />
mevcut sistemin işleyişini ve kendini örgütleme biçimini çözmek bu<br />
soruların yanıtını bulmamızı da sağlayacaktır.</p>
<p>Düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyorum sizleri&#8230;</p>
<p>Umutsuzluğun ve inançsızlığın kök saldığı, adalete olan güven<br />
duygusunbun köreldiği ve insanların gelecek kaygısı taşıdığı bir<br />
ülkede, ezilen tüm kesimlerin, birbirine düşman olmasını açıklamak ve<br />
mevcut statükoya boyun eğmelerinin nedenini ortaya koymak oldukça önemli.<br />
İşsiz Türk, topraksız Kürdü sevmez, Vergi borcuna batan Sünni Esnaf,<br />
asgari ücrete mahkum yaşayan Aleviyi sevmez, biri birine DİNSİZ, öteki<br />
diğerine YEZİT der. Biri birine BÖLÜCÜ diğeri ötekine DUYARSIZ ZALİM<br />
KATİL der. Biri birine NAMAZ sorar öteki berikinin TÜRBANINA takar bu böyle<br />
sürer gider.</p>
<p>Halbuki emekçilerin ve yoksul ezilen halkların çıkarlarının ortak olduğu<br />
açık bir gerçektir ve HAK MÜCADELESİ verildiği ve yuttaşlık bilinciyle<br />
biraraya gelindiği takdirde EKMEĞİMİZ VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZ de<br />
çoğalacaktır.</p>
<p>Birlik ve dayanışma duygusu bu anlamda oldukça önemlidir.</p>
<p>Ama empati kurma ve birbirimizi anlama noktasında<br />
SİYASAL-KÜLTÜREL-DİNİ-ETNİK-DÜŞÜNSEL ayrışmalar yüzünden ciddi<br />
açmalar yaşamaktayız.</p>
<p>Evet, işte bu çelişkiler üzerinden sizleri düşünmeye sorgulama ve anlama<br />
çabasına girmeye davet ediyorum.</p>
<p> Düşünmek, ve doğru halkayı yakalayarak, meselelerin özüne inmek,<br />
ÇARPITILAN ÜSTÜ ÖRTÜLEN BASKILANAN VE GİZLENEN GERÇEKLERİN ortaya<br />
çıkması ÖZGÜR EŞİT ADİL VE MÜREFFEH BİR DÜNYA YARATILMASI için<br />
elzemdir&#8230;</p>
<p>Sevgiyle ve dostça kalınız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aydın aydın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19435</link>
		<dc:creator>aydın aydın</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 10:55:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19435</guid>
		<description>burak kardeş'e:

-"Son sayfa güzeli" tabiri,içinde "güzel" ve  "güzellik" olan bir tabir ve tanımlamadır."Bizim gazetede son sayfa güzeli yok" dediğnizde "eksik" olan bir "güzellik"i anlatırsınız.Dolayısıyla,akıllı bir "reklam"cı,böyle bir ifade kullanmaz.Bu söz,her bakımdan hem yalan ve hem de bir kurgulamadır...Erbakan'a atfedilen  "İmam-Hatipler bizim arka bahçemizdir" sözü kadar yalan, asparagas ve muhatabını"aptal" yerine koyan bir "varsayım"la söylenmiştir...Erbakan kadar zeki bir "adam" sevdiği,gözü gibi baktığı ve gördüğü İmam-Hatip Okulları için "arka bahçemiz" der mi?..Dese dese.."Gül bahçemiz..Ön bahçemiz...Gönül yurdumuz..vb"  deyimler  kullanır..."Arka bahçemiz" gibi bir "iteleme" ve "arkaya atma" işini yapmaz.

Buna misal.."İslami" iddiası ve içeriğinde her hangi bir yayın organı da ,son sahifelerine çıplak kadın resimleri basan gazeteyi "Son sayfa güzeli olan gazete" adıyla anmaz ve algılamaz.Böyle bir algılaması olmadığı için de "Bizim gazetemzide son sayfa güzeli yok" diye zırlamaz ve zırvalamaz.Böyle bir zırlama ve zırvalama ile reklam da olmaz...Siz de,"son sayfa resmi" hakkındaki algılamanızı "güzel" diye değil de  "kepazelik"  şeklinde değiştirirseniz veya değiştirmeyi denerseniz,o zaman ne demek istediğimi anlarsınız.Yoksa,algılamanız,o resimler hakkında "güzel" ve  "güzellik" çağrıştırdığı sürece,bizim ne demek istediğimizi de anlayamazsınız...Bendeniz,Hürriyet Gazetesi'nin son sahifesine bastığı Londra kaynaklı,kadın ve erkeğin çırılçıplak ve sarmaş-dolaş ve porno sayılabilecek resim için 1977 yılında Ankara rüzgarlı sokaktaki büroları önünde gösteri yapmış bir kişiyim...Şimdi,ben,"güzellik" protestosu mu yaptım?..Ben,orada,bir "pislik" karşısında sesimi yükselttim.

Türkçe'yi,"Türkçe" anladığımız sürece sorun yok...

(Öteki konular..geneldir..Size özel değildir.)

Herkeslere selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>burak kardeş&#8217;e:</p>
<p>-&#8221;Son sayfa güzeli&#8221; tabiri,içinde &#8220;güzel&#8221; ve  &#8220;güzellik&#8221; olan bir tabir ve tanımlamadır.&#8221;Bizim gazetede son sayfa güzeli yok&#8221; dediğnizde &#8220;eksik&#8221; olan bir &#8220;güzellik&#8221;i anlatırsınız.Dolayısıyla,akıllı bir &#8220;reklam&#8221;cı,böyle bir ifade kullanmaz.Bu söz,her bakımdan hem yalan ve hem de bir kurgulamadır&#8230;Erbakan&#8217;a atfedilen  &#8220;İmam-Hatipler bizim arka bahçemizdir&#8221; sözü kadar yalan, asparagas ve muhatabını&#8221;aptal&#8221; yerine koyan bir &#8220;varsayım&#8221;la söylenmiştir&#8230;Erbakan kadar zeki bir &#8220;adam&#8221; sevdiği,gözü gibi baktığı ve gördüğü İmam-Hatip Okulları için &#8220;arka bahçemiz&#8221; der mi?..Dese dese..&#8221;Gül bahçemiz..Ön bahçemiz&#8230;Gönül yurdumuz..vb&#8221;  deyimler  kullanır&#8230;&#8221;Arka bahçemiz&#8221; gibi bir &#8220;iteleme&#8221; ve &#8220;arkaya atma&#8221; işini yapmaz.</p>
<p>Buna misal..&#8221;İslami&#8221; iddiası ve içeriğinde her hangi bir yayın organı da ,son sahifelerine çıplak kadın resimleri basan gazeteyi &#8220;Son sayfa güzeli olan gazete&#8221; adıyla anmaz ve algılamaz.Böyle bir algılaması olmadığı için de &#8220;Bizim gazetemzide son sayfa güzeli yok&#8221; diye zırlamaz ve zırvalamaz.Böyle bir zırlama ve zırvalama ile reklam da olmaz&#8230;Siz de,&#8221;son sayfa resmi&#8221; hakkındaki algılamanızı &#8220;güzel&#8221; diye değil de  &#8220;kepazelik&#8221;  şeklinde değiştirirseniz veya değiştirmeyi denerseniz,o zaman ne demek istediğimi anlarsınız.Yoksa,algılamanız,o resimler hakkında &#8220;güzel&#8221; ve  &#8220;güzellik&#8221; çağrıştırdığı sürece,bizim ne demek istediğimizi de anlayamazsınız&#8230;Bendeniz,Hürriyet Gazetesi&#8217;nin son sahifesine bastığı Londra kaynaklı,kadın ve erkeğin çırılçıplak ve sarmaş-dolaş ve porno sayılabilecek resim için 1977 yılında Ankara rüzgarlı sokaktaki büroları önünde gösteri yapmış bir kişiyim&#8230;Şimdi,ben,&#8221;güzellik&#8221; protestosu mu yaptım?..Ben,orada,bir &#8220;pislik&#8221; karşısında sesimi yükselttim.</p>
<p>Türkçe&#8217;yi,&#8221;Türkçe&#8221; anladığımız sürece sorun yok&#8230;</p>
<p>(Öteki konular..geneldir..Size özel değildir.)</p>
<p>Herkeslere selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19424</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 07:22:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19424</guid>
		<description>Din Sömürüsüyle Yüzleşmek/MUSTAFA AKYOL

[22 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Başbakan Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu arasında gelişen polemik hakkında bugüne kadar pek bir şey yazmadım. Çünkü tartışılan konuların detayları hakkında hemen hiç bir şey bilmiyordum. Ne “Hilton arazisi” hakkında bilgim vardı, ne de Almanya’daki Deniz Feneri’nin nasıl bir kuruluş olduğundan haberdardım. Ancak Deniz Feneri’nde gerçekten de yolsuzluk yapıldığı Alman mahkemesinin kararıyla ortaya çıktı. Bu, hiç bir şekilde hafife alınmaması gereken büyük bir skandal. Ve karşımıza “din sömürüsü” gerçeğini bir kez daha dikiyor.

Evet, laikçi yazarların dilinden düşmeyen din sömürüsü bir gerçektir, tarih boyunca var olmuştur. Din, çok büyük bir kutsal olduğu için, pek çok insan ona büyük önem verir ve uğrunda fedakarlıkta bulunur. Ve her devirde bu fedakarlığı kendi menfaatleri yönünde devşirenler çıkar. Zaten peygamberlerin bir mücadelesi de bu istismara karşıdır. İncil’i okursanız, Hz. İsa’nın en çok eleştirdiği şeyin bu olduğunu görürsünüz. Bir yerde şöyle der:

"Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların malını-mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır."

Kuşkusuz İslam dünyası içinde de böylesi ikiyüzlü “şeyh”ler, “hoca”lar veya “dini kuruluşlar” var. Zaten işte zaman zaman bunların skandalları da ortaya çıkıyor. Bu durum karşısında dindarların yapması gereken, gözü kapalı bir “Müslüman dayanışması” göstermek değil. Aksine, “içeriye” eleştirel bakabilmek ve Müslüman etiketi taşısa da bu dinin ilkelerine aykırı davrananlara “dur bir dakika” diyebilmek lazım. Unutmamak gerekir ki İslamiyet “kabileci” değil, “hakçı” bir dindir. Müslümanın da herhangi bir “cemaat”e değil, ilahi ilkelere sadakat göstermesi gerekir.

Bu arada din sömürüsüyle bu şekilde yüzleşirken, laikçilerin propagandasına da gelmemek gerek. Onların yaptığı, bir takım din sömürüsü örneklerinden yola çıkarak, tüm sivil dini oluşumları karalamak. Bir kaç sahte “hoca”nın marifetini kullanarak “hacı-hoca takımı” diye damgaladıkları bütün dindar kesime savaş açıyorlar.

Oysa sivil dini oluşumlar içinde istismarcı yöneticiler olduğu gibi, kendini dine samimi olarak adayan ve onun uğrunda sayısız fedakarlıkta bulunanlar da vardır. Belki bu konuda basit bir kıstas almak için bu insanların özel yaşamlarına bakabilirsiniz. Lüks ve ihtişam içinde yaşayanlar olduğu gibi, mütevazi ve kanatkar bir hayat sürenleri de göreceksiniz.

Öte yandan, dini sömürenlerin sadece sivil cemaat ve tarikatların içinden çıkmadığını da görmek gerekir. Tarihte olduğu gibi bugün de din sömürüsünün en âlâsını siyasi otoriteler yapar. Hatta kendine “laik” sıfatını yakıştıran kimi devletler bile, işlerine geldiğinde, dini kavram ve değerleri kendi siyasetlerine alet ederler.

Ve yine görmek gerekir ki sömürüye açık olan tek değer din değildir. Aksine, insanların yücelttiği, kutsallaştırdığı her şey kolayca sömürü kaynağı haline gelebilir. Nitekim Türkiye’de din kadar, hatta belki daha çok, başka değerlerin istismarı yapılmaktadır: “Vatan-millet sömürüsü” veya “Atatürk sömürüsü” gibi.

Tüm bunları en aza indirgemenin yolu ise sivilleşmek, şeffaflaşmak ve hayırseverliği sadece “güven” değil aynı zamanda “kayıt” esasıyla yürütmektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Din Sömürüsüyle Yüzleşmek/MUSTAFA AKYOL</p>
<p>[22 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]</p>
<p>Başbakan Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu arasında gelişen polemik hakkında bugüne kadar pek bir şey yazmadım. Çünkü tartışılan konuların detayları hakkında hemen hiç bir şey bilmiyordum. Ne “Hilton arazisi” hakkında bilgim vardı, ne de Almanya’daki Deniz Feneri’nin nasıl bir kuruluş olduğundan haberdardım. Ancak Deniz Feneri’nde gerçekten de yolsuzluk yapıldığı Alman mahkemesinin kararıyla ortaya çıktı. Bu, hiç bir şekilde hafife alınmaması gereken büyük bir skandal. Ve karşımıza “din sömürüsü” gerçeğini bir kez daha dikiyor.</p>
<p>Evet, laikçi yazarların dilinden düşmeyen din sömürüsü bir gerçektir, tarih boyunca var olmuştur. Din, çok büyük bir kutsal olduğu için, pek çok insan ona büyük önem verir ve uğrunda fedakarlıkta bulunur. Ve her devirde bu fedakarlığı kendi menfaatleri yönünde devşirenler çıkar. Zaten peygamberlerin bir mücadelesi de bu istismara karşıdır. İncil’i okursanız, Hz. İsa’nın en çok eleştirdiği şeyin bu olduğunu görürsünüz. Bir yerde şöyle der:</p>
<p>&#8220;Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların malını-mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır.&#8221;</p>
<p>Kuşkusuz İslam dünyası içinde de böylesi ikiyüzlü “şeyh”ler, “hoca”lar veya “dini kuruluşlar” var. Zaten işte zaman zaman bunların skandalları da ortaya çıkıyor. Bu durum karşısında dindarların yapması gereken, gözü kapalı bir “Müslüman dayanışması” göstermek değil. Aksine, “içeriye” eleştirel bakabilmek ve Müslüman etiketi taşısa da bu dinin ilkelerine aykırı davrananlara “dur bir dakika” diyebilmek lazım. Unutmamak gerekir ki İslamiyet “kabileci” değil, “hakçı” bir dindir. Müslümanın da herhangi bir “cemaat”e değil, ilahi ilkelere sadakat göstermesi gerekir.</p>
<p>Bu arada din sömürüsüyle bu şekilde yüzleşirken, laikçilerin propagandasına da gelmemek gerek. Onların yaptığı, bir takım din sömürüsü örneklerinden yola çıkarak, tüm sivil dini oluşumları karalamak. Bir kaç sahte “hoca”nın marifetini kullanarak “hacı-hoca takımı” diye damgaladıkları bütün dindar kesime savaş açıyorlar.</p>
<p>Oysa sivil dini oluşumlar içinde istismarcı yöneticiler olduğu gibi, kendini dine samimi olarak adayan ve onun uğrunda sayısız fedakarlıkta bulunanlar da vardır. Belki bu konuda basit bir kıstas almak için bu insanların özel yaşamlarına bakabilirsiniz. Lüks ve ihtişam içinde yaşayanlar olduğu gibi, mütevazi ve kanatkar bir hayat sürenleri de göreceksiniz.</p>
<p>Öte yandan, dini sömürenlerin sadece sivil cemaat ve tarikatların içinden çıkmadığını da görmek gerekir. Tarihte olduğu gibi bugün de din sömürüsünün en âlâsını siyasi otoriteler yapar. Hatta kendine “laik” sıfatını yakıştıran kimi devletler bile, işlerine geldiğinde, dini kavram ve değerleri kendi siyasetlerine alet ederler.</p>
<p>Ve yine görmek gerekir ki sömürüye açık olan tek değer din değildir. Aksine, insanların yücelttiği, kutsallaştırdığı her şey kolayca sömürü kaynağı haline gelebilir. Nitekim Türkiye’de din kadar, hatta belki daha çok, başka değerlerin istismarı yapılmaktadır: “Vatan-millet sömürüsü” veya “Atatürk sömürüsü” gibi.</p>
<p>Tüm bunları en aza indirgemenin yolu ise sivilleşmek, şeffaflaşmak ve hayırseverliği sadece “güven” değil aynı zamanda “kayıt” esasıyla yürütmektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>burak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19421</link>
		<dc:creator>burak</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 06:44:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19421</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;“Bizim gazete “güzel” bir şeyi yazmaz” demek ile “Bizim gazeteye arka sayfa güzeli gelmez” demek aynı şeydir.İşleri “sözün güzeli”ni yazmak olan “gazeteci” erbabı,”Bizim gazeteye güzel uğramaz” der mi?&lt;/blockquote&gt;

Yahu ben anlayamıyorum sizi ilk cümlem "arka sayfa guzeli olmayan gazete", ikinci cümlem "arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı" şimdi bu iki cümleden de bizim gazete "güzel bir şeyi yazmaz" anlamını çıkartamıyorum ben siz nasıl çıkartıyorsunuz? Ya da başka kimse sizin çıkardığınız anlamı çıkarabiliyor mu acaba onu da merak ettim? 

&lt;blockquote&gt;burak kardeş.İnsana,”yalan” olarak,”duyduğunu söylemesi” yeter de artar bile…Üstelik,bir de “şahitlik” ediyorsunuz.Sizin bu şahitliğiniz ile insanlar bir hüküm veriyorlar.Bu yüzden,söylediğinizin “doğru” olması gerekiyor ki,”yalancı” olmayasınız.Yalancı şahitliği “hata” diye niteleyen bir sözlük henüz yazılmadı. &lt;/blockquote&gt;

Aydın aydın bey, fuzuli konuşuyorsunuz. Duyduğumu değil gördüğümü söyledim ben. Bu yüzden eğer gördüğümü de yanlış hatırlıyorsam ki hatırlamadığıma da eminim bu doğrultuda hatalı bir söz söyleyebilirim bu da "yalan" olmaz. Ayrıca insanlar söylediklerinin her zaman kati suretle doğru olduğunu bilemez. 

Bu arada doğru okuyun lütfen, beni aynı sozleri etmek durumunda bırakmayın.

&lt;blockquote&gt;Deniz Feneri Davası dolayısıyla “Aydın Doğan” Medyası’nın yazdıkları,Aydın Doğan Medyasının “Hakikat savaşı” niyetini mi yoksa,”yalan”ın gücünü mü isbat eder? Şimdi,bizim,bu medyanın durum ve duruşunu “hata” olarak tesbit etmemizi mi bekliyorsunuz?

Kusura bakmayın.O gazetelerin yazdıkları ile kanaat oluşturanları “hatalı” olarak görebiliriz ama,o gazetlere “hatalı” diyemeyiz.Çünkü,yazdıklarının yalan olduğunu bal gibi biliyorlar.

&lt;/blockquote&gt;

Bu ne, şaka mı? Nereden bağladığınızı gerçekten merak ettim. Doğan medyasını oven tek bir kelime mi ettim, yoksa metafor mu yapıyorsunuz. Yapıyorsanız benim soylemimi konsept açısından Doğan medyanın soylemine mi benzettiniz?:) Yok hakikaten benzeşmeyiz de o yuzden soyluyorum.

Selametle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Bizim gazete “güzel” bir şeyi yazmaz” demek ile “Bizim gazeteye arka sayfa güzeli gelmez” demek aynı şeydir.İşleri “sözün güzeli”ni yazmak olan “gazeteci” erbabı,”Bizim gazeteye güzel uğramaz” der mi?</p></blockquote>
<p>Yahu ben anlayamıyorum sizi ilk cümlem &#8220;arka sayfa guzeli olmayan gazete&#8221;, ikinci cümlem &#8220;arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı&#8221; şimdi bu iki cümleden de bizim gazete &#8220;güzel bir şeyi yazmaz&#8221; anlamını çıkartamıyorum ben siz nasıl çıkartıyorsunuz? Ya da başka kimse sizin çıkardığınız anlamı çıkarabiliyor mu acaba onu da merak ettim? </p>
<blockquote><p>burak kardeş.İnsana,”yalan” olarak,”duyduğunu söylemesi” yeter de artar bile…Üstelik,bir de “şahitlik” ediyorsunuz.Sizin bu şahitliğiniz ile insanlar bir hüküm veriyorlar.Bu yüzden,söylediğinizin “doğru” olması gerekiyor ki,”yalancı” olmayasınız.Yalancı şahitliği “hata” diye niteleyen bir sözlük henüz yazılmadı. </p></blockquote>
<p>Aydın aydın bey, fuzuli konuşuyorsunuz. Duyduğumu değil gördüğümü söyledim ben. Bu yüzden eğer gördüğümü de yanlış hatırlıyorsam ki hatırlamadığıma da eminim bu doğrultuda hatalı bir söz söyleyebilirim bu da &#8220;yalan&#8221; olmaz. Ayrıca insanlar söylediklerinin her zaman kati suretle doğru olduğunu bilemez. </p>
<p>Bu arada doğru okuyun lütfen, beni aynı sozleri etmek durumunda bırakmayın.</p>
<blockquote><p>Deniz Feneri Davası dolayısıyla “Aydın Doğan” Medyası’nın yazdıkları,Aydın Doğan Medyasının “Hakikat savaşı” niyetini mi yoksa,”yalan”ın gücünü mü isbat eder? Şimdi,bizim,bu medyanın durum ve duruşunu “hata” olarak tesbit etmemizi mi bekliyorsunuz?</p>
<p>Kusura bakmayın.O gazetelerin yazdıkları ile kanaat oluşturanları “hatalı” olarak görebiliriz ama,o gazetlere “hatalı” diyemeyiz.Çünkü,yazdıklarının yalan olduğunu bal gibi biliyorlar.</p>
</blockquote>
<p>Bu ne, şaka mı? Nereden bağladığınızı gerçekten merak ettim. Doğan medyasını oven tek bir kelime mi ettim, yoksa metafor mu yapıyorsunuz. Yapıyorsanız benim soylemimi konsept açısından Doğan medyanın soylemine mi benzettiniz?:) Yok hakikaten benzeşmeyiz de o yuzden soyluyorum.</p>
<p>Selametle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aydın aydın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19420</link>
		<dc:creator>aydın aydın</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 02:37:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19420</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Afedersiniz doğrusu farklıysa hatırlamıyorum ama aynı anlamda olduğundan eminim “arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı” şeklinde de olabilir. 

Benim kafamda “güzel” olarak çağrışan şey güzeldir. Kepazelik sizin doğrunuzun herkesin doğrusu olduğunu dusunmenizdir.

Ayrıca bir hatalı soylemde bulunuyorsam ki bulunmadım, bu benim yalancılığımı değil hatalı olduğumu orneklendirir. Yalan/yanlış bunlar farklı kavramlardır, iki cümleyle insana yalancı yaftasını yapıştıramazsınız. 

Kusuruma bakmayın da kimsenin de hiçbir suretle yüzüne tüküremem.

Sevgiler

&lt;/blockquote&gt;

"Bizim gazete "güzel" bir şeyi yazmaz" demek ile "Bizim gazeteye arka sayfa güzeli gelmez" demek aynı şeydir.İşleri "sözün güzeli"ni yazmak olan "gazeteci" erbabı,"Bizim gazeteye güzel uğramaz" der mi?

burak kardeş.İnsana,"yalan" olarak,"duyduğunu söylemesi" yeter de artar bile...Üstelik,bir de "şahitlik" ediyorsunuz.Sizin bu şahitliğiniz ile insanlar bir hüküm veriyorlar.Bu yüzden,söylediğinizin "doğru" olması gerekiyor ki,"yalancı" olmayasınız.Yalancı şahitliği "hata" diye niteleyen bir sözlük henüz yazılmadı.

Deniz Feneri Davası dolayısıyla "Aydın Doğan" Medyası'nın yazdıkları,Aydın Doğan Medyasının "Hakikat savaşı" niyetini mi yoksa,"yalan"ın gücünü mü isbat eder? Şimdi,bizim,bu medyanın durum ve duruşunu "hata" olarak tesbit etmemizi mi bekliyorsunuz?

Kusura bakmayın.O gazetelerin yazdıkları ile kanaat oluşturanları "hatalı" olarak görebiliriz ama,o gazetlere "hatalı" diyemeyiz.Çünkü,yazdıklarının yalan olduğunu bal gibi biliyorlar.

Herkeslere selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Afedersiniz doğrusu farklıysa hatırlamıyorum ama aynı anlamda olduğundan eminim “arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı” şeklinde de olabilir. </p>
<p>Benim kafamda “güzel” olarak çağrışan şey güzeldir. Kepazelik sizin doğrunuzun herkesin doğrusu olduğunu dusunmenizdir.</p>
<p>Ayrıca bir hatalı soylemde bulunuyorsam ki bulunmadım, bu benim yalancılığımı değil hatalı olduğumu orneklendirir. Yalan/yanlış bunlar farklı kavramlardır, iki cümleyle insana yalancı yaftasını yapıştıramazsınız. </p>
<p>Kusuruma bakmayın da kimsenin de hiçbir suretle yüzüne tüküremem.</p>
<p>Sevgiler</p>
</blockquote>
<p>&#8220;Bizim gazete &#8220;güzel&#8221; bir şeyi yazmaz&#8221; demek ile &#8220;Bizim gazeteye arka sayfa güzeli gelmez&#8221; demek aynı şeydir.İşleri &#8220;sözün güzeli&#8221;ni yazmak olan &#8220;gazeteci&#8221; erbabı,&#8221;Bizim gazeteye güzel uğramaz&#8221; der mi?</p>
<p>burak kardeş.İnsana,&#8221;yalan&#8221; olarak,&#8221;duyduğunu söylemesi&#8221; yeter de artar bile&#8230;Üstelik,bir de &#8220;şahitlik&#8221; ediyorsunuz.Sizin bu şahitliğiniz ile insanlar bir hüküm veriyorlar.Bu yüzden,söylediğinizin &#8220;doğru&#8221; olması gerekiyor ki,&#8221;yalancı&#8221; olmayasınız.Yalancı şahitliği &#8220;hata&#8221; diye niteleyen bir sözlük henüz yazılmadı.</p>
<p>Deniz Feneri Davası dolayısıyla &#8220;Aydın Doğan&#8221; Medyası&#8217;nın yazdıkları,Aydın Doğan Medyasının &#8220;Hakikat savaşı&#8221; niyetini mi yoksa,&#8221;yalan&#8221;ın gücünü mü isbat eder? Şimdi,bizim,bu medyanın durum ve duruşunu &#8220;hata&#8221; olarak tesbit etmemizi mi bekliyorsunuz?</p>
<p>Kusura bakmayın.O gazetelerin yazdıkları ile kanaat oluşturanları &#8220;hatalı&#8221; olarak görebiliriz ama,o gazetlere &#8220;hatalı&#8221; diyemeyiz.Çünkü,yazdıklarının yalan olduğunu bal gibi biliyorlar.</p>
<p>Herkeslere selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19417</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 01:14:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19417</guid>
		<description>Hangisinden başlamalı bilmem ki...

Yazı başlığı birbirinden bağımsız olmayan üç ana konuyu birleştirmş.Bence konuya girmeden önce Mehmet Bey'i kutlamak lazım...Farklı gibi görünen sorunları kombine bir başlıkta topladığı ve birbirleriyle olan bağlantılarını irdelediği için.

Sırasıyla başlayalım.

Deniz Feneri:İddialar ne derece doğru,yasal kovuşturma hangi aşamadadır bilmiyorum.Bildiğim tek şey bizim milletçe bu tür yolsuzluk skandallarına pek yabancı olmadığımızdır.Ayrıca tartışılması gereken nokta bunun hangi iktidar gücü veya kesim tarafından yapıldığından ziyade,olayın büyük bir suç teşkil ettiğ ve bir utanç tablosuna dönüştüğüdür.Sorgulayacaksak burdan başlamamız gerektiğini düşünüyorum.Yoksa "sizinkiler yaptı,bak bizimkiler temiz"mantığıyla konunun bir hesaplaşmaya dönüşmesi bence yolsuzluk ve hırsızlık gibi adi suçlardan daha masum bir tavır değildir.Zira,bir tarafın suçlanmasıyla başka bir suç aklanamaz...kötü olanı başka bir kötü örnekle savunmaya kalkışmak böylesi yolsuzlukların önlenmesinde çözüm olamaz.Kısacası bu mantalatiyi tez elden değiştirmemiz gerekir.Yoksa büyük suçları bile ideolojik rekabetlerimiz için bir araca dönüştürmüş oluruz,ki bu da zaman zaman dillendirdiğimiz "temiz eller"ya da "temiz toplum"idealine bizi götüremez.Bu bir.

İkinci şık:Doğan ile kavga!Neyin kavgası?Bir ülkenin Başbakanı eğer o ülkenin en "büyük"medya patronuyla "kozların paylaşılması"babında bir hesaplaşma içine girebiliyorsa asıl bomba orada başlamış demektir.Ve bu aynı zamanda önceden çok kirli birlikteliklerin olabileceğinin de işaretidir.Sonuç:Çıkar dengelerine göre her türlü "yandaşlığın" ve bunun zamanla "kavgalar"a dönüşebildiği şaibeli ittifaklara uygun zeminin olduğunun kanıtıdır bu.Böyle bir zeminin varlığı ise şantaj ve tehdit de dahil her türlü restleşmenin olağan hale gelmesi demektir.

Üçüncü ve son:Aydın kime denir?Bunu başka yazıda epey konuştuk.Tekrarlamaya gerek duymuyorum.Kime denir sorusuna ise hiç girmeyeceğim.Ancak şu kadarını söyleyebilirim:Yolsuzlukları,şaibeli ittifakları ve türlü skandalları tartışma malzemesine dönüştürerek hadiseye taraf mantığıyla yaklaşanlara herhalde aydın denemez.Benden bu kadar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hangisinden başlamalı bilmem ki&#8230;</p>
<p>Yazı başlığı birbirinden bağımsız olmayan üç ana konuyu birleştirmş.Bence konuya girmeden önce Mehmet Bey&#8217;i kutlamak lazım&#8230;Farklı gibi görünen sorunları kombine bir başlıkta topladığı ve birbirleriyle olan bağlantılarını irdelediği için.</p>
<p>Sırasıyla başlayalım.</p>
<p>Deniz Feneri:İddialar ne derece doğru,yasal kovuşturma hangi aşamadadır bilmiyorum.Bildiğim tek şey bizim milletçe bu tür yolsuzluk skandallarına pek yabancı olmadığımızdır.Ayrıca tartışılması gereken nokta bunun hangi iktidar gücü veya kesim tarafından yapıldığından ziyade,olayın büyük bir suç teşkil ettiğ ve bir utanç tablosuna dönüştüğüdür.Sorgulayacaksak burdan başlamamız gerektiğini düşünüyorum.Yoksa &#8220;sizinkiler yaptı,bak bizimkiler temiz&#8221;mantığıyla konunun bir hesaplaşmaya dönüşmesi bence yolsuzluk ve hırsızlık gibi adi suçlardan daha masum bir tavır değildir.Zira,bir tarafın suçlanmasıyla başka bir suç aklanamaz&#8230;kötü olanı başka bir kötü örnekle savunmaya kalkışmak böylesi yolsuzlukların önlenmesinde çözüm olamaz.Kısacası bu mantalatiyi tez elden değiştirmemiz gerekir.Yoksa büyük suçları bile ideolojik rekabetlerimiz için bir araca dönüştürmüş oluruz,ki bu da zaman zaman dillendirdiğimiz &#8220;temiz eller&#8221;ya da &#8220;temiz toplum&#8221;idealine bizi götüremez.Bu bir.</p>
<p>İkinci şık:Doğan ile kavga!Neyin kavgası?Bir ülkenin Başbakanı eğer o ülkenin en &#8220;büyük&#8221;medya patronuyla &#8220;kozların paylaşılması&#8221;babında bir hesaplaşma içine girebiliyorsa asıl bomba orada başlamış demektir.Ve bu aynı zamanda önceden çok kirli birlikteliklerin olabileceğinin de işaretidir.Sonuç:Çıkar dengelerine göre her türlü &#8220;yandaşlığın&#8221; ve bunun zamanla &#8220;kavgalar&#8221;a dönüşebildiği şaibeli ittifaklara uygun zeminin olduğunun kanıtıdır bu.Böyle bir zeminin varlığı ise şantaj ve tehdit de dahil her türlü restleşmenin olağan hale gelmesi demektir.</p>
<p>Üçüncü ve son:Aydın kime denir?Bunu başka yazıda epey konuştuk.Tekrarlamaya gerek duymuyorum.Kime denir sorusuna ise hiç girmeyeceğim.Ancak şu kadarını söyleyebilirim:Yolsuzlukları,şaibeli ittifakları ve türlü skandalları tartışma malzemesine dönüştürerek hadiseye taraf mantığıyla yaklaşanlara herhalde aydın denemez.Benden bu kadar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ahmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19413</link>
		<dc:creator>ahmet</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2008 23:38:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19413</guid>
		<description>yuh denir  bu yazıya mustafa bey %47 oy almış o yüzden yıpranmamalı imiş hitlerde 40 larda oyla geldi almanyanın sonu ne oldu ister %90 oy alsın haksızsa haksızdır sonucuna katlanması lazım iyi o zaman şaban dişli götürdü o şu kadar oy aldı antep belediyesi götürdü dokunmayın onun şu kadar oyu var olabilirmi böyle bir şey siz resmen diyorsunuzki adam iktidarda ise yıpratmamak adına bütün pisliklerinin üzerini örtün zaten örten yeteri kadar basın var bırakın bari birileri yazsın doğanı günahım kadar sevmem ama doğruya doğru bu tartışma fener meselesinden çıktı ve başbakan sonuna kadar haksız deniz fenerinin iktidara yakınlığını bilmeyen yok aynı kombassan yimpaş gibi ama hepside hırsız ve bu konuda başbakan gereğini yapmadığı için yıprandı ve yıpranacak öyle yağma yok kim hırsızsa kim hırsıza göz yumuyorsa sonucuna katlanacak</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yuh denir  bu yazıya mustafa bey %47 oy almış o yüzden yıpranmamalı imiş hitlerde 40 larda oyla geldi almanyanın sonu ne oldu ister %90 oy alsın haksızsa haksızdır sonucuna katlanması lazım iyi o zaman şaban dişli götürdü o şu kadar oy aldı antep belediyesi götürdü dokunmayın onun şu kadar oyu var olabilirmi böyle bir şey siz resmen diyorsunuzki adam iktidarda ise yıpratmamak adına bütün pisliklerinin üzerini örtün zaten örten yeteri kadar basın var bırakın bari birileri yazsın doğanı günahım kadar sevmem ama doğruya doğru bu tartışma fener meselesinden çıktı ve başbakan sonuna kadar haksız deniz fenerinin iktidara yakınlığını bilmeyen yok aynı kombassan yimpaş gibi ama hepside hırsız ve bu konuda başbakan gereğini yapmadığı için yıprandı ve yıpranacak öyle yağma yok kim hırsızsa kim hırsıza göz yumuyorsa sonucuna katlanacak</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>burak tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19399</link>
		<dc:creator>burak</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2008 20:53:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19399</guid>
		<description>@aydın aydın

&lt;blockquote&gt;Bir kere,”güzel” olan her şey,”dindar” insanın göstermek istediği bir şeydir.Sizin kafanızda “güzel” diye çağrışan şey ise “kepazelik” kabilinden bir şeydir.Dolayısıyla,dindar bir kimse veya kişiliğin o kepazeliğe “arka sayfa güzeli” diye isim bulması mümkün değildir.Eğer,öyle bir ifadeyi bu gazetelerden her hangi birisi kullanmışsa,buyurun bir “örnek” yayınlayın da biz de sizinle beraber yüzlerine tükürelim…Yok,”örnek” getirip yayınlayamıyorsanız, yalancılığınızı örneklendirmiş olursunuz.

Şimdi,sorun,hangi örneğe bakacağımızdır.

Herkeslere selamlar.&lt;/blockquote&gt;

Afedersiniz doğrusu farklıysa hatırlamıyorum ama aynı anlamda olduğundan eminim "&lt;em&gt;arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı&lt;/em&gt;" şeklinde de olabilir. 

Benim kafamda "güzel" olarak çağrışan şey güzeldir. Kepazelik sizin doğrunuzun herkesin doğrusu olduğunu dusunmenizdir.

Ayrıca bir hatalı soylemde bulunuyorsam ki bulunmadım, bu benim yalancılığımı değil hatalı olduğumu orneklendirir. Yalan/yanlış bunlar farklı kavramlardır, iki cümleyle insana yalancı yaftasını yapıştıramazsınız. 

Kusuruma bakmayın da kimsenin de hiçbir suretle yüzüne tüküremem.

Sevgiler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@aydın aydın</p>
<blockquote><p>Bir kere,”güzel” olan her şey,”dindar” insanın göstermek istediği bir şeydir.Sizin kafanızda “güzel” diye çağrışan şey ise “kepazelik” kabilinden bir şeydir.Dolayısıyla,dindar bir kimse veya kişiliğin o kepazeliğe “arka sayfa güzeli” diye isim bulması mümkün değildir.Eğer,öyle bir ifadeyi bu gazetelerden her hangi birisi kullanmışsa,buyurun bir “örnek” yayınlayın da biz de sizinle beraber yüzlerine tükürelim…Yok,”örnek” getirip yayınlayamıyorsanız, yalancılığınızı örneklendirmiş olursunuz.</p>
<p>Şimdi,sorun,hangi örneğe bakacağımızdır.</p>
<p>Herkeslere selamlar.</p></blockquote>
<p>Afedersiniz doğrusu farklıysa hatırlamıyorum ama aynı anlamda olduğundan eminim &#8220;<em>arka sayfa guzeli bizim gazeteye hiç uğramadı</em>&#8221; şeklinde de olabilir. </p>
<p>Benim kafamda &#8220;güzel&#8221; olarak çağrışan şey güzeldir. Kepazelik sizin doğrunuzun herkesin doğrusu olduğunu dusunmenizdir.</p>
<p>Ayrıca bir hatalı soylemde bulunuyorsam ki bulunmadım, bu benim yalancılığımı değil hatalı olduğumu orneklendirir. Yalan/yanlış bunlar farklı kavramlardır, iki cümleyle insana yalancı yaftasını yapıştıramazsınız. </p>
<p>Kusuruma bakmayın da kimsenin de hiçbir suretle yüzüne tüküremem.</p>
<p>Sevgiler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snibe tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19372</link>
		<dc:creator>snibe</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2008 15:19:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19372</guid>
		<description>Gazeteye boykot mu!!
Aştı başbakan, haklıysa bile(ki bilmiyoruz henüz) haksız duruma düşmek böyle bir şey sanırım. Boykotmuş!!!
İnsanlar ne okuyacağını başkasından öğrenecek, sorgulamadan hemen dediğini yapacak!!! 
Doğan grubunun gazetecilik anlayışını hiç beğenmem ama alıp da okumayın demek!!
Bu ülkede herkes halkı cahil, her denileni yapan, kullanılacak bir eşya gibi görüyor. Hepsi mi böyle olur? Biriniz de çıkın ve farklı bir anlayış sunun. İnsana değer verin. Olmazzz....
Ne zaman demokrasi kültürü oturmuş ve her düşüncenin rahatça kendisini ifade ettiği bir ülkede yaşıyor olacağız? 
Benimki kara, seninki benden kara... Buyrun buradan yakın.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteye boykot mu!!<br />
Aştı başbakan, haklıysa bile(ki bilmiyoruz henüz) haksız duruma düşmek böyle bir şey sanırım. Boykotmuş!!!<br />
İnsanlar ne okuyacağını başkasından öğrenecek, sorgulamadan hemen dediğini yapacak!!!<br />
Doğan grubunun gazetecilik anlayışını hiç beğenmem ama alıp da okumayın demek!!<br />
Bu ülkede herkes halkı cahil, her denileni yapan, kullanılacak bir eşya gibi görüyor. Hepsi mi böyle olur? Biriniz de çıkın ve farklı bir anlayış sunun. İnsana değer verin. Olmazzz&#8230;.<br />
Ne zaman demokrasi kültürü oturmuş ve her düşüncenin rahatça kendisini ifade ettiği bir ülkede yaşıyor olacağız?<br />
Benimki kara, seninki benden kara&#8230; Buyrun buradan yakın.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19362</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2008 13:40:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19362</guid>
		<description>Levent bey son noktayı koymuş.
Karşımızda medyayı nakde çeviren gözü dönmüş bir tüccar var, ülke de umurunda değil, vatandaş da. Sadece paracıkları var. Diğer tarafta, daha düne kadar AKP'yi desteklemesi karşılığında POAŞ'ın borçlarının üzerini çizip, diğer taraftan garibanın vergisini ümüğünü sökerek alan bir devletin başkanı var. İşin ucu ancak kendi ismine geldiğinde feveran eden bir başbakan. Karşı olacaksak hep beraber bu rezil siyaset/ticaret ilişkilerine karşı olalım. Adaletin hakkı için...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Levent bey son noktayı koymuş.<br />
Karşımızda medyayı nakde çeviren gözü dönmüş bir tüccar var, ülke de umurunda değil, vatandaş da. Sadece paracıkları var. Diğer tarafta, daha düne kadar AKP&#8217;yi desteklemesi karşılığında POAŞ&#8217;ın borçlarının üzerini çizip, diğer taraftan garibanın vergisini ümüğünü sökerek alan bir devletin başkanı var. İşin ucu ancak kendi ismine geldiğinde feveran eden bir başbakan. Karşı olacaksak hep beraber bu rezil siyaset/ticaret ilişkilerine karşı olalım. Adaletin hakkı için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Levent Cetin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19320</link>
		<dc:creator>Levent Cetin</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 22:49:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19320</guid>
		<description>Ikisinin de kotu oldugunu gorduk de hangisinin daha kotu oldugunun tartismasini yapiyoruz. Boyle medyayla ve basbakanla Turkiye birseyler yapabilir mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ikisinin de kotu oldugunu gorduk de hangisinin daha kotu oldugunun tartismasini yapiyoruz. Boyle medyayla ve basbakanla Turkiye birseyler yapabilir mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bigalıoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19313</link>
		<dc:creator>Bigalıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 20:38:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19313</guid>
		<description>arkadaşlar kaçırdığınız bir nokta var.daha hiç birimiz doğru dürüst almanyadaki yolsuzluktan haberdar değilken,başbakan bir gün çıkıyor,doğan medyası şöyle yalan böyle yalan diye kin kusuyor,hatta gazete almayın diye tepki koyuyor diğerlerini biliyorsunuz.bu aşırı tepkinin nedenini niye düşünmüyorsunuz?

daha önce herşey güzeldide de katlanılabiliyordu da bazı arkadaşların dediği tamda ramazanın ortasında bu öfke bu kin niye.

niye çünkü işin ucu başbakana kadar gidiyor,ve büyük bir mesele.önümüzde yerel seçimler var.eğer bu işin eşelenirse,AKP büyük darbe alacak,doğana saldırı,ergenekon tutuklamaları,gündem saptırma,ve olayı kestirmeden ört bas etme çabaları.

ancak yemezler,bu işi savcılar sonuna kadar götürmeli.yolsuzlukların önüne geçtik,hortumları kestik demek tek taraflı olmuyor.başbakan kendi göbeğini de kesecek.
yok öyle yağma...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>arkadaşlar kaçırdığınız bir nokta var.daha hiç birimiz doğru dürüst almanyadaki yolsuzluktan haberdar değilken,başbakan bir gün çıkıyor,doğan medyası şöyle yalan böyle yalan diye kin kusuyor,hatta gazete almayın diye tepki koyuyor diğerlerini biliyorsunuz.bu aşırı tepkinin nedenini niye düşünmüyorsunuz?</p>
<p>daha önce herşey güzeldide de katlanılabiliyordu da bazı arkadaşların dediği tamda ramazanın ortasında bu öfke bu kin niye.</p>
<p>niye çünkü işin ucu başbakana kadar gidiyor,ve büyük bir mesele.önümüzde yerel seçimler var.eğer bu işin eşelenirse,AKP büyük darbe alacak,doğana saldırı,ergenekon tutuklamaları,gündem saptırma,ve olayı kestirmeden ört bas etme çabaları.</p>
<p>ancak yemezler,bu işi savcılar sonuna kadar götürmeli.yolsuzlukların önüne geçtik,hortumları kestik demek tek taraflı olmuyor.başbakan kendi göbeğini de kesecek.<br />
yok öyle yağma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Talha Can tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19297</link>
		<dc:creator>Talha Can</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 14:23:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19297</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Ergenekonculara kin kusarak anti-militarist bir yapıyı arzuluyor gibi gözüküyor kimileri.&lt;/strong&gt;
Niye? Ergenekona kin kusanlar anti-militarist bir yapıyı arzualdığı için mi kin kusuyor yoksa bu tercih Ergenekon b.kuna bulaşanların mı? Ergenekon derin çetesi yalnıca ellerinde iğnelerle sağı solu tehdit eden hemşirelerden oluşsa, ben bu çeteye karşı biri olarak anti-hipokrasist bir yapı mı arzulamış oluyorum? Bir de tam tersi militarist bir yapıyı arzulamak da ne oluyor? Yalnızca soru...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ergenekonculara kin kusarak anti-militarist bir yapıyı arzuluyor gibi gözüküyor kimileri.</strong><br />
Niye? Ergenekona kin kusanlar anti-militarist bir yapıyı arzualdığı için mi kin kusuyor yoksa bu tercih Ergenekon b.kuna bulaşanların mı? Ergenekon derin çetesi yalnıca ellerinde iğnelerle sağı solu tehdit eden hemşirelerden oluşsa, ben bu çeteye karşı biri olarak anti-hipokrasist bir yapı mı arzulamış oluyorum? Bir de tam tersi militarist bir yapıyı arzulamak da ne oluyor? Yalnızca soru&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19293</link>
		<dc:creator>TT</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 13:09:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19293</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Bugün Radikal gazetesi Erdoğan’ın boykot çağrısı üzerine Hitler ve Nazilerin “yoz” bulduklarını yaktıkları bir resimle kapak yapmış.&lt;/strong&gt;

Deniz feneri operasyonu başlıbaşına bir nazi operasyonu olmasın sakın! ve siz de nazi destekçileri...:)

bk:

TAHA KIVANÇ
&lt;strong&gt;Almanları asla hafife almayın&lt;/strong&gt;
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=20.09.2008&#38;y=TahaKivanc

MEHMET YILMAZ
&lt;strong&gt;Deniz Feneri tartışmalarına "farklı" bir bakış &lt;/strong&gt;
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=737278

&lt;strong&gt;Kripto ve içimizdeki Almanlar! &lt;/strong&gt;
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1161</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bugün Radikal gazetesi Erdoğan’ın boykot çağrısı üzerine Hitler ve Nazilerin “yoz” bulduklarını yaktıkları bir resimle kapak yapmış.</strong></p>
<p>Deniz feneri operasyonu başlıbaşına bir nazi operasyonu olmasın sakın! ve siz de nazi destekçileri&#8230;:)</p>
<p>bk:</p>
<p>TAHA KIVANÇ<br />
<strong>Almanları asla hafife almayın</strong><br />
<a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=20.09.2008&amp;y=TahaKivanc" rel="nofollow">http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=20.09.2008&amp;y=TahaKivanc</a></p>
<p>MEHMET YILMAZ<br />
<strong>Deniz Feneri tartışmalarına &#8220;farklı&#8221; bir bakış </strong><br />
<a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=737278" rel="nofollow">http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=737278</a></p>
<p><strong>Kripto ve içimizdeki Almanlar! </strong><br />
<a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1161" rel="nofollow">http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1161</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19284</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 10:27:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19284</guid>
		<description>Bugün Radikal gazetesi Erdoğan'ın boykot çağrısı üzerine Hitler ve Nazilerin "yoz" bulduklarını yaktıkları bir resimle kapak yapmış. Demekki aklın yolu bir kimi zaman:)

Erdoğan'ın son zamanlardaki tavırlarını faşizanca bulmayanlar için söyleyecek fazla şey yok aslında.
Kendileri, "üçüncü yol"dan bahsedenleri "sağcıyım ama faşizm kelimesini bir kez başkası için kullanmadan şu dünyaya gitmemeyim" mantığıyla etiketlenmişti. O yüzden şaşırtıcı bulmamak gerek. 


Bugün oldukça "sakin" tavırlı cumhurbaşkanımız, yorum yapmaktan kaçınmanın ardından şunu söylemiş:"umarım bu olay(Deniz Feneri) milletimizin hayırseverliğini engellemez."

Ergenekonculara kin kusarak anti-militarist bir yapıyı arzuluyor gibi gözüküyor kimileri.
Oysa anti-militarizmin "itaat"la olan ilişkisinin önemi pek kavranamıyor. 
Örneğin "hayırseverlik" merhumunun itaatle ilişkisi. Fakir, itaat edip zergine el acacak ona "Allah razı olsun" diyecek ki fakir;fakir, zengin de zengin kalacak. 
Hangi taşı kaldırsak altından yolsuzluk çıkıyor.
Bunu açık açık yazabilecek babayiğit gazete var mı?
Duyan da "Hilton arazine izin vermedik" diyen Erdğan'ın hiç haram para yememiş, hiç iş takipçiliği ve yolsuzluk yapmamış sanır.
Bunun anlamı, "&lt;strong&gt;Hilton'u size yedirmek istemedik, bizim çocuklara(bizim Çalık misal) yedireceğiz"&lt;/strong&gt; demek. Rafineriyi, şunu bunu da.
Burada "BİZİM ÇOCUK" kavramını "HALK ÇOCUGU"yla karıştıranlar var ki kötü niyetli olduklaını düşünüyorum.
Aradaki farkı hatırlalım, "halk çocuğu", bizim çocuğun" şöförü, kapıcısı, işçisi olabilir ancak. "bizim Çalık" Erdoğan ve ailesinin Çalık'ı size ne oluyor? 

Bir de şunu eklemek istiyorum, bu ülke sadece AKP'ye oy vermiş insanların ülkesi değil. 
Beğenseniz de beğenmeseniz de CHP'ye de ÖDP'ye de hatta IP'ye de oy veren insanlar var.
(Aynı şey DTP için de geçerli).
isteyen istediği gazeteyi de okur bir ülkenin Başbakan'ı çıkıp ta "okumayın bunları" diyemez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Radikal gazetesi Erdoğan&#8217;ın boykot çağrısı üzerine Hitler ve Nazilerin &#8220;yoz&#8221; bulduklarını yaktıkları bir resimle kapak yapmış. Demekki aklın yolu bir kimi zaman:)</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın son zamanlardaki tavırlarını faşizanca bulmayanlar için söyleyecek fazla şey yok aslında.<br />
Kendileri, &#8220;üçüncü yol&#8221;dan bahsedenleri &#8220;sağcıyım ama faşizm kelimesini bir kez başkası için kullanmadan şu dünyaya gitmemeyim&#8221; mantığıyla etiketlenmişti. O yüzden şaşırtıcı bulmamak gerek. </p>
<p>Bugün oldukça &#8220;sakin&#8221; tavırlı cumhurbaşkanımız, yorum yapmaktan kaçınmanın ardından şunu söylemiş:&#8221;umarım bu olay(Deniz Feneri) milletimizin hayırseverliğini engellemez.&#8221;</p>
<p>Ergenekonculara kin kusarak anti-militarist bir yapıyı arzuluyor gibi gözüküyor kimileri.<br />
Oysa anti-militarizmin &#8220;itaat&#8221;la olan ilişkisinin önemi pek kavranamıyor.<br />
Örneğin &#8220;hayırseverlik&#8221; merhumunun itaatle ilişkisi. Fakir, itaat edip zergine el acacak ona &#8220;Allah razı olsun&#8221; diyecek ki fakir;fakir, zengin de zengin kalacak.<br />
Hangi taşı kaldırsak altından yolsuzluk çıkıyor.<br />
Bunu açık açık yazabilecek babayiğit gazete var mı?<br />
Duyan da &#8220;Hilton arazine izin vermedik&#8221; diyen Erdğan&#8217;ın hiç haram para yememiş, hiç iş takipçiliği ve yolsuzluk yapmamış sanır.<br />
Bunun anlamı, &#8220;<strong>Hilton&#8217;u size yedirmek istemedik, bizim çocuklara(bizim Çalık misal) yedireceğiz&#8221;</strong> demek. Rafineriyi, şunu bunu da.<br />
Burada &#8220;BİZİM ÇOCUK&#8221; kavramını &#8220;HALK ÇOCUGU&#8221;yla karıştıranlar var ki kötü niyetli olduklaını düşünüyorum.<br />
Aradaki farkı hatırlalım, &#8220;halk çocuğu&#8221;, bizim çocuğun&#8221; şöförü, kapıcısı, işçisi olabilir ancak. &#8220;bizim Çalık&#8221; Erdoğan ve ailesinin Çalık&#8217;ı size ne oluyor? </p>
<p>Bir de şunu eklemek istiyorum, bu ülke sadece AKP&#8217;ye oy vermiş insanların ülkesi değil.<br />
Beğenseniz de beğenmeseniz de CHP&#8217;ye de ÖDP&#8217;ye de hatta IP&#8217;ye de oy veren insanlar var.<br />
(Aynı şey DTP için de geçerli).<br />
isteyen istediği gazeteyi de okur bir ülkenin Başbakan&#8217;ı çıkıp ta &#8220;okumayın bunları&#8221; diyemez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kerem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19275</link>
		<dc:creator>kerem</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 03:50:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19275</guid>
		<description>Siz ne kadar kabasiniz darbeli matkap. Erdogan'in ne kassettigi cok acik, ne medyasi oldugu onemli degil adam resmen tehdit ediyor, ve kendisi bir baskakan, ustelik de ramazan ayinda bu laflar. Olur, size soralim kimden muslumanlik ogrenecegimizi, aman Erdogan'dan ogrenmeyelim de. Bence gayet de guzel yazmis Balbay. Nereden bakarsiniz bakin Erdogan'in yaptigi terbiyesizlik, ramazan ayinda bu kadar nefret kusmayi kimse bana muslumanlik diye yutturmasin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Siz ne kadar kabasiniz darbeli matkap. Erdogan&#8217;in ne kassettigi cok acik, ne medyasi oldugu onemli degil adam resmen tehdit ediyor, ve kendisi bir baskakan, ustelik de ramazan ayinda bu laflar. Olur, size soralim kimden muslumanlik ogrenecegimizi, aman Erdogan&#8217;dan ogrenmeyelim de. Bence gayet de guzel yazmis Balbay. Nereden bakarsiniz bakin Erdogan&#8217;in yaptigi terbiyesizlik, ramazan ayinda bu kadar nefret kusmayi kimse bana muslumanlik diye yutturmasin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>darbelimatkap tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19274</link>
		<dc:creator>darbelimatkap</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 02:57:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19274</guid>
		<description>Erdoğan boykot çağrısını AK Partililere yönelik olarak yaptı. (Bu tur cagrilar cok da anlamli degil aslında.)

Bunu faşizan bir şey olarak görmek ise çok komik. Bunu söyleyenler ya faşizmin ne olduğunu bilmiyorlar ya da piyasa mekanizmasını.

Doğan grubunun sahtekarlıkları çok meşhur. Erdoğan'a belatı vuracağız diye Doğan ile aynı safa üşüşenler oluyor. D. Feneri, Kanal 7 bilmem ne yolsuzluğu vs bunlar Doğan'ı aklamaz, yaptıkları sahtekarlıkları mazur göstermez. 

Bakın bir yazı:

http://www.derindusunce.org/2007/12/07/turkiyenin-hurriyet-gazetesi-sorunu/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan boykot çağrısını AK Partililere yönelik olarak yaptı. (Bu tur cagrilar cok da anlamli degil aslında.)</p>
<p>Bunu faşizan bir şey olarak görmek ise çok komik. Bunu söyleyenler ya faşizmin ne olduğunu bilmiyorlar ya da piyasa mekanizmasını.</p>
<p>Doğan grubunun sahtekarlıkları çok meşhur. Erdoğan&#8217;a belatı vuracağız diye Doğan ile aynı safa üşüşenler oluyor. D. Feneri, Kanal 7 bilmem ne yolsuzluğu vs bunlar Doğan&#8217;ı aklamaz, yaptıkları sahtekarlıkları mazur göstermez. </p>
<p>Bakın bir yazı:</p>
<p><a href="http://www.derindusunce.org/2007/12/07/turkiyenin-hurriyet-gazetesi-sorunu/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2007/12/07/turkiyenin-hurriyet-gazetesi-sorunu/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aydın aydın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19272</link>
		<dc:creator>aydın aydın</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 02:29:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19272</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Snowqueen’e kesinlikle katiliyorum. Basbakanin bir musluman olarak bu asabi tavirlarinin cok yakisiksiz oldugunu dusunuyorum. Fasizanlasan soylemi bir yana, en basitinden ramazan ayinin ruhuna yakismiyor. Ne demek bir basbakanin sunu bunu okumayin demesi! M.Balbay cok guzel yazmis.&lt;/blockquote&gt;

"Bizi okumayın-Bizi izlemeyin" diye bizzat bu medya söylüyor.Bundan iki ay kadar önce,show teve'de,"başörtüsü" üzerinden "müslüman"ları rencide eden üç kurgu haberi birden yayınlayınca bu televizyon kanalına telefon açtım ve yapılan bu haberlerin,hem haber değeri taşımadığını ve hem de bölücü ve bir kısım insanlarımızı rencide edici olduğunu söylemeye çalıştım...Bizi dinlemekle görevli elemanın bize söylediği şu oldu."-Çok sıkılıyorsanız izlemeyein efendim.Gidin seteve izleyin."

Yani,kendilerinin millete "böyle" söylediğine bizzat ben şahidim.

Üstelik,aynı medya,Başbakan bu sözleri "öteki medya" için söyleseydi,Başbakan'ı şu şekilde manşet yapardı. "Başbakan'ın da konuşma hakkı var."

Herkeslere selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Snowqueen’e kesinlikle katiliyorum. Basbakanin bir musluman olarak bu asabi tavirlarinin cok yakisiksiz oldugunu dusunuyorum. Fasizanlasan soylemi bir yana, en basitinden ramazan ayinin ruhuna yakismiyor. Ne demek bir basbakanin sunu bunu okumayin demesi! M.Balbay cok guzel yazmis.</p></blockquote>
<p>&#8220;Bizi okumayın-Bizi izlemeyin&#8221; diye bizzat bu medya söylüyor.Bundan iki ay kadar önce,show teve&#8217;de,&#8221;başörtüsü&#8221; üzerinden &#8220;müslüman&#8221;ları rencide eden üç kurgu haberi birden yayınlayınca bu televizyon kanalına telefon açtım ve yapılan bu haberlerin,hem haber değeri taşımadığını ve hem de bölücü ve bir kısım insanlarımızı rencide edici olduğunu söylemeye çalıştım&#8230;Bizi dinlemekle görevli elemanın bize söylediği şu oldu.&#8221;-Çok sıkılıyorsanız izlemeyein efendim.Gidin seteve izleyin.&#8221;</p>
<p>Yani,kendilerinin millete &#8220;böyle&#8221; söylediğine bizzat ben şahidim.</p>
<p>Üstelik,aynı medya,Başbakan bu sözleri &#8220;öteki medya&#8221; için söyleseydi,Başbakan&#8217;ı şu şekilde manşet yapardı. &#8220;Başbakan&#8217;ın da konuşma hakkı var.&#8221;</p>
<p>Herkeslere selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19271</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 02:28:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19271</guid>
		<description>Bu konuda Fethi bey'den güzel bir yazı:

http://www.izlenimler.net/2008/09/18/deniz-feneri-yanilgilari/</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda Fethi bey&#8217;den güzel bir yazı:</p>
<p><a href="http://www.izlenimler.net/2008/09/18/deniz-feneri-yanilgilari/" rel="nofollow">http://www.izlenimler.net/2008/09/18/deniz-feneri-yanilgilari/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>darbelimatkap tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19270</link>
		<dc:creator>darbelimatkap</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 02:22:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/09/17/deniz-feneri-dogan-ile-kavga-aydin-kime-denir/#comment-19270</guid>
		<description>"&lt;em&gt;Erdoğan’ın önceki akşamki durağı AKP Ankara il örgütü iftarıydı. Buradaki konuşmasında da iftiharla şunu önerdi: Deniz Feneri’ni yazan medyayı boykot edin!&lt;/em&gt;"

Başbakan öyle demedi, yalan haber yazan sahtekarları boykot edin dedi. Bunu yazarken bile yalan söylüyor utanmaz herifler. Birileri de bize bunu müslüman hassasiyeti diye kakalamaya çalışıyor. 

M. Balbay'dan müslümanlık öğrenmek, cinci hocaya beyin ameliyatı yaptırmak gibi bişey. Hade, yürüyün de ense traşınızı görelim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Erdoğan’ın önceki akşamki durağı AKP Ankara il örgütü iftarıydı. Buradaki konuşmasında da iftiharla şunu önerdi: Deniz Feneri’ni yazan medyayı boykot edin!</em>&#8221;</p>
<p>Başbakan öyle demedi, yalan haber yazan sahtekarları boykot edin dedi. Bunu yazarken bile yalan söylüyor utanmaz herifler. Birileri de bize bunu müslüman hassasiyeti diye kakalamaya çalışıyor. </p>
<p>M. Balbay&#8217;dan müslümanlık öğrenmek, cinci hocaya beyin ameliyatı yaptırmak gibi bişey. Hade, yürüyün de ense traşınızı görelim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

