RSS Feed for This Post

Turgut Özal

Mutlaka takip edilmesi gereken bloglardan birisi olarak gördüğüm ‘Üçüncü Dalga Geliyor‘, Rahmetli Özal’ın, 1992 yılında, yani tam 16 sene önce, III. İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmadan bir bölüm yayınlamış.

Blog yazarı Murat Karun’un yorumu şu: “Kitlelesmenin bitmesi, teknoloji, biyo-teknoloji cagi, ferdin onemi, devletciligin sona ermesi, hepsi ama hepsi burada soyleniyor. Bu blogda defalarca uzerine bastigimiz konular bunlardir. Rahmetli Ozal hepsinin soylemis. 16 SENE ONCE.

Rahmetli Özal’ın sözleri burada, mutlaka okuyun.

Bir Özal’ın, dünyayı, değişimi, ekonomiyi okuyuşuna, ufkunun genişliğine bakın bir de halen nelerle, nerelerde debelendiğimize.

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:suzannur Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply

    Allah rahmet eylesin. Benim çocukluğumun politikacısı. Ailemin o günlerde en sevdiği siyaset adamıydı. Büyük idealleri olan bir beyin. Ancak onu aşağı çekenler vardı (ailesi böyle olmasaydı da o daha rahat hareket edebilseydi keşke) Misyon sahibi, asla boş durmayan bir yapı. Türkiye’nin bugünlere gelebilmesindeki, -hala emeklesek de- bir yerlere ulaşabileceği hayalini kendisine veren önder.Hatırlarım çocukluğumda elektrikler zırt pırt kesilirdi,evlerde tv. ve telefon doğru dürüst yoktu, televizyonun evimize geldiği günkü sevincimi hatırlarım.
    Suikaste uğradığı günü ve onun söylediklerini hiç unutamam:
    Allah’ın verdiği canı Allah’tan başka alacak yoktur.
    İcraatın İçinden programında elindeki kalemi hatırlarım :)
    Öldüğü günse, tam üniversite sınavımın bir gün öncesine denk gelmişti. TV.lerde Türk bayrağı ve Özal’ın fotoğrafı vardı. Pendik’te bir spor mağazasında öğrenmiştik öldüğünü. Evet, hataları oldu ama hatadan çok yararlı şeyler yaptı ülkesine Özal. Allah rahmet eylesin.
    Türkiye’nin birkaç tane önderi oldu, ister beğenelim ister beğenmeyelim.
    Atatürk, Menderes ve Özal…
    Bugünküleri de sonra değerlendiririz artık.

  3. Yazan:Levent Cetin Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply

    Seveni-sevmeyeni coktu ama sevmeyenler genelde cahilliklerinden sevmezlerdi. Yaptigi evlilik disinda pek buyuk hatasi yoktu, o da onun ozel hayatina girer zaten.

    Ozal’i anlamaya basladigim yillar, universitede makro-ekonomi almaya basladigim yillara tekbul eder. GDP (Gross Domestic Product)nin buyuk denklemini cumhuriyet tarihinde ilk defa kapitalist ekonominin esaslarina gore dolduran bir liderdi. Ozellestirmeyi baslatarak Turkiye’nin sirtindan tekelci-sosyalist duzenin kalintilarini atti.

    Pek hos bir ailesi yoktu, ama o onlara ragmen calisti. Cevresindekiler ceplerini doldurmaya calisirdi ama o inandigi seylere calisti. Sivillige gecisin onemli mimarlarindan oldu. Askeri sortla karsilamasi bence cok hostu.

    Televizyona cikiyor, halkini bilgilendiriyor diye elestirdiler. Insanlarin gozunun icine bakarak “Turkiye’nin cozulemeyecek hic bir meselesi yoktur, benim sevgili vatandaslarim” demesi birilerine batti. Oysa o bir ulusu inandirmanin ne oldugunu biliyordu.

    Bence bu gunku liderlerin samimiyet dersleri almasi gereken, tarihimizin onemli simalarindan biridir Ozal.

  4. Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply

    “Zenginleri hukuk ve etikten daha çok severseniz, adam smith’in gorunmez elinden osmanli tokadini yemeniz isten bile degildir.”EkşiSözlük

    Rahmetli Ozal hepsinin soylemis. 16 SENE ONCE.

    Hehe :) Milton Friedman ve bilumum güzide insanların söylediklerini tekrarlamış Özal. Bunlar Özalın değil, dönemin klişeleşmiş klasik sololarıdır. Burada olağanüstü bir durum görünmüyor gerçekten. Asıl görünmesi gerek önemli şeyi kaçırıyoruz ama. 12 Eylül darbesinin, 24 şubat kararlarının açtığı yolda ilerleyen Özalın, aslında Naomi Klein ın çok güzel bir şekilde isimlendirdiği “Şok Doktrini” nin ülkemizdeki bir nevi uygulayıcısı olması. Özal ı, faşist 12 Eylül darbesi dışında düşünemeyiz, bu mümkün değildir! 12 Eylülü ise sermayeden ve onun çıkarlarından bağımsız düşünemeyiz, hepsinin birbiriyle bağlantısını zorlamadan aynı çerçeve içersinde resmetmek hiç zor değil gerçekten. Bir toplumda büyük çaplı olay ve dönüşümlerin hemen altında raslantı değil büyük çaplı olay ve dinamikler vardır, ve bunlar birbiriyle sıkı fıkı bağlıdır. Gerektiğinde içerdiği çelişkileri de tali duruma düşürebilir. Bugün yaşadıklarımız ise bu çelişkilerin gün yüzüne çıkıp aleni bir şekilde karşı karşıya gelmesidir. Bu durumun zihinlerdeki izdüşümünü tespit etmek ise çok kolay(Nazlı Ilıcak ın başka bir yorumda aktardığım görüşlerine benzer yüzlerce örnek bulunabilir). Dün, aynı darbenin açtığı yoldan mesut bir şekilde ilerleyenler, bugün, o günlere nazaran daha tali olan, bugün ise daha da güçlenerek çelişki niteliği artan meseleler etrafında çatışma içersindeler.

    Yukarıdaki sıralanan maddelerin gerçek hayattaki karşılığı ise gün geçtikçe ortaya çıkıyor:
    1- Kitleleşmenin bitmesi = örgütsüzlük.
    (Ne oldu da eğitim-sen den durup dururken 2 günde 40 bin üye üyeliğini iptal ettirdi!?)

    2- teknoloji, biyo-teknoloji cagi = Gözetim ve iktidarın pekişmesi.
    (izleme, fişleme tam gözetim uygulamaları, biyolojik çipler, “güven” ve “terör” propagandası eşliğinde rıza üretimi, işyeri vb. organizasyonlarda düzenlenen iktidar hiyerarşileri. Neden robotlu, tam otomasyona dayanan üretim biçimleri sekteye uğratılıyor acaba!?)

    3- ferdin önemi = yalnızlaştırma (1).

    4- devletciligin sona ermesi = Sosyal hak ve kazanımların erozyona uğratılması.
    (mesela SSGSS)

  5. Yazan:ahmet parlak Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply

    2- teknoloji, biyo-teknoloji cagi

    Buradakileri okuyunca acaba ben baska bir ulkede mi yasadim diyorum! Biyoteknoloji cagina Ozal’in da parcasi oldugu naksibendi cemaatlerinin amerikadan ithal ettikleri Akilli Tasarim sacmaliklariyla mi girecegiz? Milli egitimin cemaatlestirilmesi/islamlastirilmasi Ozal’in Vehbi Dincerleri zamaninda zirveye ulasmistir. Unutmayalim ki parasini basip arap ulkeleri gibi teknoloji ithal edebiliriz ancak ulkemizde sag-milliyetci kesimin pozitif bilim-fen dusmani zihniyetiyle savasmadigimiz surece geri kalmaya mahkumuz.

  6. Yazan:suzannur Tarih: Eyl 5, 2008 | Reply

    İlla da sebepler ve sonuçlar etrafında kuşatılmış öngörüler…
    Heidegger’ın, Leibniz’in yeter sebep ilkesine verdiği cevaptaki, Silesius’un şiirini koymalı buraya da:
    “Gül niçin’sizdir, açar çünkü açar
    Kendisini umursamaz, görülme arzusu yoktur”

  7. Yazan:hakan Tarih: Eki 6, 2008 | Reply

    “Milton Friedman ve bilumum güzide insanların söylediklerini tekrarlamış Özal. Bunlar Özalın değil, dönemin klişeleşmiş klasik sololarıdır.”

    Hak vermemeye imkan yok. Ozal dunyadaki zamanin neoliberal ideologlarinin ve despotlarinin bir piyonuydu. Solun tamamen yokedilmesinden yararlanarak, maalesef Turkiyeyi neoliberal dogmalarin bir deneme tahtasina cevirdi.

    Ozal’in yaptiklarini demokratiklesme sananlara, onun politikalarini 12 eylul cuntasindan ayri tutanlara Naomi Klein’in sok doktrinini okumalarini salik veririm. O zaman belki Latin Amerika’da olanlarla Turkiye’de olanlar arasinda kafasini kuma gommek istemeyenler bir parallellik gorebilirler.
    Ulkemizdeki kimi aydinlar hala at gozlukleriyle ozal’i bize demokrasi fetisi gibi sunmakta bir sakinca gormuyorlar, halbuki biraz dunya solu onun hakkinda neler diyor bir baksalar!

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin