Ergenekon R E L O A D E D …
By Editörden on Eyl 3, 2008 in Duyuru, Ergenekon, TSK
Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ilk icraatı Ergenekoncu meslektaşlarına sahip çıkmak oldu.
Kocaeli Garnizon Komutanı, Başbuğ’un emriyle Ergenekon tutuklusu Tolon ve Eruygur’u ziyaret etti. Bir de Genelkurmay, ziyaretin TSK adına yapıldığını sanki sormuşuz gibi, göğsünü gere gere açıkladı.
Çok merak edilen “Ergenekon’un muvazzaf subaylara ilgisi” böylece ortaya çıkmış oldu.
Genelkurmay Başkanı bu hareketiyle sözde değil, özde bir Genelkurmay Başkanı olacağı mesajı vermeye çalışırken bir kez daha hepimize özde değil sözde bir demokrasimiz ve hukuk devletimiz olduğunu hatırlattı.
Ayrıca bu ziyaretle Şemdinli’deki bombacı askerler için “Tanırım, iyi çocuklar” diyen Büyükanıt’tan sonra, İlker Başbuğ da “Tolon ve Eruygur’u tanırım, iyi paşalardır’ diyerek post-modern odaklara inat bir askeri geleneğe sahip çıkmış oldu.
Ama bu ziyaretin başka bir emekli paşa ve Ergenekon tutuklusu olan ancak bunca zamandır TSK tarafından ziyaret edilmeyen Veli Küçük’ü derinden yaraladığını tahmin etmek güç değil.
Yine hiç şüphe yok ki bu ziyaret ” artık komutanlardan laf değil icraat istediğini” belirten küskün Deniz Baykal’ın da gönlünü çelecektir.
TSK’nın resmen ve bağıra çağıra “Ergenekon’un iyi paşalarını” ziyaretinden sonra, Şemdinli’de Ferhat Sarıkaya’nın başına gelenlerin Ergenekon Savcısının da başına gelmesinden endişe ediyoruz.
Bu ziyaretin neden yapıldığı ve neden böyle duyurulduğu hakkında hemen bütün bu paşaların bağlı olduğu hükümetten ve aylardır zırt pırt “yargıya müdahale ediliyor” diye muhtıralar yayınlayan Yargıtay ve Danıştay’dan birer açıklama bekliyoruz.

2 [?]

















15 Yorum
Yazan:HAKAN YALÇIN Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply
İŞTE BUDUR İNSANLAR NEYİN NE OLDUĞUNU ANLAMAYA BAŞLADILAR BU DAVA BAŞINDAN SONUNA SİYASİDİR EN ÖNEMLİSİ ABD VE AB’NİN ORDUYU YIPRATMA OPERASYONU SONA ERMİŞTİR.
Asker cumhuriyetten ve laiklikten yana her zaman taraftır.Askerin tavırları gerici din tüccarlarını niye bu kadar rahatsız ediyor diyecegim ama cevabıda hazır.Kuyruk acıları var.
Büyük TÜRK ordusunun büyük BAŞBUĞ paşasını candan kutlarım. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
ÜLKEYİ BU KÖTÜ GİDİŞTEN TSK’NİN TUTUMUNUN KURTARACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM ASKER TAVRINI AÇIK AÇIK ORTAYA KOYMALI. ANAYASA MAHKEMESİ ETKİ ALTINDA KALDI NE OLDU ? NE TİCARET DÜZELDİ NE DIŞ İLİŞKİLER..TSK BU ÜLKENİN OYNAMAZ TEMEL TAŞIDIR.
millete iradeyi bırakıyorlarda ne oluyor? tarikatçiler tavan yapıyor.. bu vatandaşa demokrasi fazla..
Meydanı boş bulan akp ve Atatürk düşmanlarının paçaları tutuştu yine. Adam olun laiklikten demokrasiden şaşmayın o zaman cuntadanda korkmaya gerek kalmaz.Ama sen istediğin gibi at oynatırsan bu halk cuntayıda destekler. Cuntanın sebebi akp olacaktır kimseye suç atmayın kendinize bakın mollalar .
İlker Paşa’nın farkı hemen belli oldu. Önce laiklik vurgulu bir konuşma, ardından hava kuvvetleri komutanının “ergenekon nedir” şeklindeki açıklaması ve bugün paşaları cezaevinde ziyaret. Hem de TSK adına….
İlker Paşa umarız ki ergenekon denilen bu zırvada telefon konuşmaları gibi çocukları güldüren kanıtçıklarla hapise atılan Tolon ve Eruygur Paşalara sahip çıkar. Türk ordusu bazen pasif kalsa da Türk halkının bağrından çıktığını gösterecektir.
İlker Paşa’ya çok güveniyorum.Yakın zamanda başka türlü hareketlerle de TSK’nın gerçek tavrı belli olacaktır.
RTE, “Bu iş büyüyecek” müjdesini vermişti. Bunun dışında “Böyle bir oluşumdan haberdardık. Üstüne gideceğiz” benzeri sözler sarf etmişti. Daha iş başına gelmeden organize olmuşlar. Çete arıyorlar ya, ben de “çete nerede” onu ortaya koymaya çalışayım.
Akp’li çete, kadrolaşmayı tamamlamış, kuşatmaya başlamıştır. Bu öyle bir çete ki, içinde siyasetçi var, gazeteci var, polis var, işadamı var. Üçgen, dörtgen hatta.. Siyaset-medya-polis-cemaat. Çıksınlar reddetsinler. Doğru değil mi? Madem bu kadar kolaydır birilerini çeteci ilan etmek; o halde bende diyorum ki : “bugün en büyük çete iş başındadır.”
Ortada hiçbir şey yokken birileri “darbeye hayır yürüyüşü” yapmıştı. Şimdi daha iyi anlıyorum neden yürüdüklerini… Ortada fol yok, yumurta yoktu. Demek ki bu gözaltılara zemin hazırlanmak istenmiş. Kamuoyu tedirgin edilerek, gözaltıların makul, kabul edilebilir olması sağlandı. Ya da öyle düşünüyorlar. Bu basit bir iş değil. Malum bir gazetenin yazıları, telekulak krizi, kışkırtmalar vs. bunlar bir-iki adamın tasarlayacağı iş değil. Bunlar önceden en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş işler. Bu böyle değerlendirilmeli.
Geciken adalet adalet değil, zulümdür. Tutuklu bulunanların sağlık durumları bozulmuş, mağdur olmuşlar, bir sene geçmiş. Hala masal okuyorlar. Bu masal; “üç elma düşmüş, biri anlatanın, biri dinleyenin başına” diye bitmeyecek. Bu korku masalının anlatıcıları, gerçek adalete hesap verecek.
Bu arada; elin gâvuru bile anlamış neyin ne olduğunu. İngiliz Reuters haber ajansı, Türkiye’de görülen Ergenekon davası hakkında aynen şöyle yorum yaptı:
“Ergenekon bir suç örgütü olabilir ve soruşturulmalıdır da. Ancak böylesine uyduruk bir örgütlenme ve başında da yaşlı adamlarla çok ciddi bir şey olarak görülmesi, hayli şüpheli bir durum yaratıyor.”
Görünen köy kılavuz istemez, herkes gerçeği ve akla - mantığa uygun olanı görüyor. Olmayan bir örgütü, sırf akılları sıra komutanlarımızdan geçmişin öcünü alabilmek uğruna ortaya atanlar, yaptıkları işin altında kalacaklar. Her seferind tekrarladığımız bu sözü, bu sefer ingiliz haber ajansı teyit etmiş.
Yazan:Muzaffer Kazim Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply
Tersten düsünsek, illegal bir islami yapilanma ordu icinde belli bir yayilim göstermis olsa, bu yapilanma siyasete de müdahale etse, hatta siyasi islamci bir partiyi desteklese, digerlerine yönelik psikolojik harekatlar yapsa, kamuoyunu yönlendirmek icin emekli askerlerden olusan bir sivil! toplum örgütü kiyafetinde örgütlense ve tüm bunlarla beraber sözkonusu sivil yapinin malum partinin arka bahcesi oldugu desifre edilse, ülkede kizilca kiyamet kopmaz miydi? Bunlarin hepsi ise var ve gercek; ordu icinde bir illegal yapilanma siyasete yllarca müdahale etmis. Chp´nin arka bahcesi konumundaki Add´lerde sivil kiyafetli örgütlenmis ve psikolojik harekatlari desifre olmus durumda. Atatürkcülük de belli bir mesruiyet zeminini haiz olmali. Yoksa Atatürkcülük adina mesru olmayan- antidemokratik yapilanmalarin memleketin temeline dinamit koydugunu anlamakta gec kalinacak.Chp hakkinda kapatma davasi acilmasi bile ütopik bir düsünce oluyor, halbuki darbecilerin acik destekcisi konumunda.Yazik, cok yazik.
Yazan:haki demir Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply
TSK nın ergenekon davası iddianamesini bile ciddiye almaması ve en azından davanın bitmesini beklemeden tutuklulardan taraf bir tavır alması fevkalade önemli…
Nedir bu tavrı önemli yapan?
*Ülkede mahkemelerin olmadığı (TSK tarafından kabul edilmediği) manasına gelmektedir.
*Ülkede hukukun olmadığı (TSK tarafından meri hukukun kendi aleyhine neticeler üretemeyeceği) manasına gelmektedir.
*Ülkede demokrasinin zaten olmadığı vakadır.
BÜTÜN BUNLAR NE DEMEKTİR?
*Hukuk yoksa geriye güçler mücadelesi kalır. Güçler mücadelesi ise ÇATIŞMA demektir.
*Çatışma tek siyasi yöntem ise kaos kaçınılmaz olur.
*Kaos kaçınılmaz ise mevcut siyasi ve hukuki düzen kaos üretiyor demektir.
*Kaos kaçınılmaz ise o ülkede devlet yok demektir.
Neden anlamıyorlar?
*Kaos kaçınılmaz olursa, mevcut siyasi rejim zararlı çıkar.
*Kaos kaçınılmaz ise kemalizm bitmiş demektir.
*Kaos laiklikle ilgili olarak kaçınılmaz ise laiklik tükenmiş demektir.
vesselam
Yazan:Ömer Oduncuoğlu Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply
Bu olayı yeni bir “iyi çocuklar” vakası olarak yorumlamamız mümkün. Özellikle de İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesinin hemen ardından böyle bir olayın meydana gelmesi dikkat çekici.
Bu durumu Başbuğ’un cemaat yapılanmalarına vurgu yapması, ulus devlete yönelik saldırılar olduğundan şikayet etmesi ve Kara Kuvvetleri Komutanı’nın post modern yuvalanmalardan dem vurması ile birlikte okuduğumuzda, ordu içerisinde yeni bir müdahaleci dinamiğin hareketlendiğini tüm netliğiyle görebiliyoruz.
Bunun kısa vadedeki etkinliğini ve ne çeşit söylemlerle kendini belirginleştirmeye çalışacağını şimdiden tahmin etmek kolay değil. Ancak ulusalcı kanada cesaret kazandıracağını ve siyaset dışı unsurları yeniden harekete geçirebilme yönünde onlara bir umut bahşedeceğini öngörebiliriz.
Bu siyaset dışı unsurların en karanlık kısmını oluşturan Ergenekon yapılanması boyutunda ise verilen ciddi bir mesaj söz konusu. Bu bağlamda “hukuka rağmen” ordunun emekli paşalara sahip çıkacağı ve bunun yeni kuvvet komutanlarının tavırlarıyla iyice belirginleşeceği yeni bir sürece girmiş görünmekteyiz. Maalesef Türkiye bu çeşit süreçleri artık kanıksamış vaziyette.
Bu noktada siyasi iktidarın iradesi ve savcının arkasındaki güçlü duruşu şüphesiz çok daha fazla önem kazanıyor. Hiçbir taviz verilmeden bu çetenini üzerine gidilmesi, bağlantılarının bütün çıplaklığıyla ortaya dökülmesi ve -oldukça zor görünse bile- muvazzaflara değin uzantılarının belirginleştirilmesi siyasetin normalleşmesi açısından elzem bir duruma işaret ediyor.
Umarız AK Parti Zekeriya Öz’ün arkasında kararlılıkla durmayı başarır ve hiçbir tehdide boyun eğmeden Türkiye’yi onyıllar önce ulaşması gereken demokratik bir siyaset ortamına taşıyabilir.
Yazan:osman Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply
hakan kardeş kendine göre bir demokrasi anlayışın var nasıl bir anlayışsa ama bazı körler kendini uyanık zannedip uyuduklarını bilemezler,kardeşim daha dün nuriş çetesinin başı ne dedi bana devlet m uyarı öldürttü? bu ve malum zatın ismini vererek beni küçüğe sorun demedimi bazılarında olduğu ğibi sizdede akıl tutulması olmuş,yargının bağımsız olmasını neden istemiyorlar o zaman zanlıları destekleyenlerde bu oluşumda bir şekilde içindeler bu sadece bugünkü iktidar için değil her iktidar için,çetenin içine bir bakın islamcısı var,hırıstiyan din adamı var,milliyetçi geçineni var bunun manası bu memleketin dibine dinamit koymak,ey paşalar eğer bu adamlar suçsuz ise bırakında yargı versin kararı,direk olarak destek vermeniz bu milleti incitmektedir,lakin saygınız varsa bu millete.
Yazan:Levent Cetin Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply
Ordumdan utanma hakkimi kullanmak istiyorum. Neyin ordusu bunlar?
Yazan:duman Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply
Ahmet Altan
Orgeneral Başbuğ’un iyi çocukları…
Yeni genelkurmay başkanımızın ilk icraatı, “postmodernizme” savaş açmak olmuştu.
İkinci icraatı da Ergenekon sanığı iki orgenerale bir korgeneral gönderip ziyaret ettirmek oldu.
İftihar ettik.
Ordu dediğin de, genelkurmay başkanı dediğin de böyle olmalı.
Hukuka saygı, disiplin, devlet ciddiyeti…
İyi bir ordu böyle şeylere aldırmamalı.
İyi bir ordu, düşman olarak “postmodernizmi” seçip, çete sanıklarına destek olmalı.
Bir ülkenin böyle bir ordusu varsa artık herkes kendini güvende hisseder.
Çünkü bu eşsiz bir ordudur.
İngiltere’de, Fransa’da, Amerika’da, Norveç’te, İsviçre’de, Amerika’da böyle bir ordu bulamazsınız.
Herhalde onlar iyi asker değil.
Bizimkiler iyi asker.
Önceki gün, hapishanedeki bir çete reisinin Sabancı cinayetinin sanığını öldürdükten sonra “devlet öldürttü bana onu” diye bağırması yansıdı ekranlara.
Kardeşi de, “Veli Küçük’e haber verin, o bizi tanır” diyordu.
Orgeneral Başbuğ, Veli Küçük’e de bir ziyaretçi gönderecek mi?
Veli Küçük de general, ona niye göndermesin?
O koskoca bir genelkurmay başkanı, canının istediğini yapmakta özgür.
İster o tutukluya ziyaretçi gönderir, ister bu tutukluya.
Herhalde bağımsızlık bu demek.
Bağımsız bir genelkurmay başkanımız var.
Hukuktan, itaatten, disiplinden bağımsız.
Ordu bu “resmî ziyaretle” kendini Ergenekon sanıklarına bağladı.
İddianame yayınlanınca ne olacak?
Kanıtlar ortaya çıkarsa, ordu ve genelkurmay başkanı ne yapacak?
“Yargılayamazsınız” mı diyecek?
Buna mı hazırlanıyorlar?
“Generallerin suç işlemesine kimse karışamaz” mesajı mı bu?
Bir genelkurmay başkanının, bir ülkenin ordusuyla çete sanıkları arasında “resmî” bir bağ kurma yetkisi var mı?
Ordu, genelkurmay başkanına mı ait?
Bizim generallerin hukuku ciddiye almama konusunda bir eğilimleri var.
Şemdinli olayları sırasında da o zamanki kara kuvvetleri komutanı, sanıklardan biri için “iyi çocuktur, tanırım” demişti.
Sonra, o davayla ilgili kapsamlı bir iddianame hazırlayan savcıyı görevinden atmışlardı.
Hükümet de yardımcı olmuştu bu haksız işleme.
Alnından silemeyeceği bir lekedir bu.
Sivil mahkeme, Şemdinli sanıklarını 39 yıla mahkûm etmişti.
Daha sonra sanıkları askerî mahkemeye havale edip serbest bırakmışlardı.
Yeniden böyle bir “operasyon” mu hazırlanıyor?
Ordu, “Ergenekon’un iyi çocuklarına” mı sahip çıkıyor?
Bilmiyorum, yeni genelkurmay başkanı Ergenekon’un ne olduğunun farkında mı?
Danıştay baskınından, gazete bombalamaktan, adam öldürmekten sanık bu çete.
Danıştay baskını ile Ergenekon arasındaki bağ, mahkemede ortaya çıkarsa Orgeneral Başbuğ ne yapacak?
Danıştay cinayetine destek olan biri durumuna düşmekten hiç çekinmeyecek mi?
Fütursuzluğu o noktaya kadar ulaştırabilecek mi?
Bunlar çok ciddi suçlar.
Cezaları ağır.
Resmî ziyaretçilerin gönderilmesiyle, hava kuvvetleri komutanının olayları küçümseyen demeçler vermesiyle ortadan kalkabilecek suçlar değil bunlar.
Yargıyı etkilemeye çalışan davranışlar her zaman Şemdinli’deki gibi bir sonuç vermez.
Bizim genelkurmay başkanı belki farkında değil ama adına “halk” denilen yetmiş milyon insan yaşıyor bu ülkede.
Ve, o halkın büyük çoğunluğu, ordunun ve yargının siyasete müdahale etmesinden, suçluları korumasından hoşnut değil.
Ordu, siyasi partilerle anlaşabilir, hatta onları korkutabilir.
Ama halkı korkutamaz.
Bizim bir devlete, ciddiyete ve disipline ihtiyacımız var.
Anayasa Mahkemesi’nin başbakan hakkında yayınlamaya hazırlandığı gerekçe, genelkurmay başkanının ayağının tozuyla Ergenekon sanıklarına ziyaretçi göndermesi, devlet görevlilerinin bir kısmının disipline ve hukuka uymamakta ısrar edeceğini gösteriyor.
Benim fikrim hep aynı.
Süratle seçime gidilmeli.
Sonra da devlet yeniden kurulmalı.
Hukuk önemsenmeli, devlet görevlileri bir disiplin içine alınmalı, ordu ve yargı halkı bir kez daha görmeli.
Yoksa bunun sonunu alamayacağız.
Bu keyfilikle batıracak bunlar bizi.
Biz ömrümüzü bu tuhaflıklarla harcadık, bari gençleri kurtaralım.
Onlar doğru dürüst bir devletin olduğu bir ülkede yaşasınlar.
Orduyla çete sanıkları arasında resmî bağların kurulamayacağı bir ülkede.
Yazan:Fatih KAN Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
İlker BAŞBUĞ’un devir teslim töreninde laiklik, tarikat gibi konulara deyinirken ses tonundaki değişme gerçekten göğsümü kabarttı. Bir nebze olsun rahat hissettirdi. Üzerine bu şekilde bir ziyaret ve arkasından gelen GKB resmi açıklaması gerçekten “hastaya verilen düşük dozlu ağrıkesici” etkisi yarattı bende.
Yazan:umut Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
Korgeneral
Ahmet Altan
Bir ordu “temiz” olmalı.
Buna itirazı olan var mı?
Her türlü şaibeden arınmış olmalı.
Buna itirazı olan var mı?
Üstünde hiçbir leke olmamalı.
Çünkü ordu, bir ülkedeki en büyük silahlı güçtür.
Silahın üstüne düşecek bir kuşku, o silahın sahibini ürkütücü ve güvenilmez kılar.
Silahını ne zaman kullanacağını, kime karşı kullanacağını bilemezsin.
Gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasındaki en büyük farklardan birinin, ordunun konumuyla ilgili olması bundandır.
Gelişmiş ülkelerde halk ordusundan korkmaz.
Ondan kuşkulanmaz.
Asker, sivillerin emrinde ve denetimindedir.
Gelişmemiş ülkelerde ise ordu “bağımsızlaşır”, emre itaat etmez, hukuku ciddiye almaz, silahını canı istedikçe, canı istediğine karşı kullanır.
Ve, ülkenin bütün dengelerini perişan eder.
Önceki gün Genelkurmay Başkanlığı’nın, bir korgenerali, çete sanıklarına “resmî bir ziyaret” için göndermesi, ordunun niyetleri konusunda ciddi kuşkular yaratacak bir hareketti.
Bu ziyaretle ne demek istediler?
Bu insanlar kurmay, bütün ihtimalleri değerlendirmek onların mesleğinin gereği.
Bu çıkışlarıyla nasıl sonuçlar yaratacaklarını düşünmemiş olmaları mümkün değil.
Nasıl sonuçlar elde etmeyi amaçladılar?
Orgenerallerin tahliye edilmesini mi?
Onları yargılayacak olanların korkmasını mı?
İkinci bir Şemdinli olayı yaratarak adalete müdahaleyi mi?
Böyle bir ziyaretin, insanların zihninde sanıklarla ordu arasında bir bütünlük sağlayacağını da hesap etmiş olmalılar.
Henüz dava konusu olmamış olsa da ortada bir de “darbe günlükleri” var, bu darbe girişimlerini aklama ya da destekleme gibi bir düşünceleri mi bulunuyor?
Niye “suçla” ordu arasında böyle bir bağ kuruyorlar?
Normalde hiçbir ordunun almayacağı bir riski almaları için kendilerini bir konuda çok sıkışmış hissetmiş olmaları gerekiyor.
O konu ne?
Hangi konuda o kadar sıkışıklık duygusu içindeler de böyle bir görüntü sergilemeyi göze aldılar?
Bu ziyaret unutulmayacak.
Bu davayla ilgili her sonuç kaçınılmaz olarak orduya bağlanacak.
Bu sanıkların lehine sonuçlar “ordu baskısı” olarak yorumlanacak, aleyhlerine bir sonuç ise orduyu “suçla” bağlantılı hale getirecek.
İki sonuç da herhangi bir ordunun övünebileceği bir durum olmayacak.
Ve, “niye yaptılar” sorusu hep bir kuşku bulutu gibi ülkenin üstünde asılı kalacak.
Üstelik bu kadar tehlikeli bir hamleyi yaparken öyle bir “temsilci” seçmişler ki insanın aklını iyice karıştırıyor.
Hemen hemen bütün gazetelerde “ziyaretçi korgeneralin” geçmişiyle ilgili haberler vardı.
Bugün bizim gazetede daha da ayrıntılısını okuyacaksınız.
Ve, bütün sorulara bir de generalin geçmişi eklenecek.
Çünkü o geçmiş, bir “polisiye romana” benziyor.
Bir gece, Kıbrıs’ta sivil beyaz bir arabayla mezarlığa gelen bir albayla on askerin, o mezarlıktan bir sandık çıkartıp götürdükleriyle başlıyor iddialar.
Bu mezarlık ziyaretinin peşine düşen Kıbrıslı bir gazeteci kafasından vurularak öldürülüyor.
O beyaz arabanın sahibi Kıbrıs Sivil Savunma Teşkilatı ve o zamanlar o teşkilatın başında bu “ziyaretçi general” bulunuyor.
Niye bir albay ve on asker bir mezarlığa bir gece vakti sivil bir arabayla gider?
Koskoca bir kolordunun bulunduğu adada askerî bir araç mı yoktu?
Bu ziyaretle ilgili sorular soran gazeteci neden öldürüldü?
Kim öldürttü?
Öldürülen gazeteciyle ilgili açılan davadan ciddi bir sonuç çıkmayınca, gazetecinin eşi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuş.
Mahkeme, “ziyaretçi generalin” de ifadesini almış.
General o arabayı, “bir PKK operasyonu için kendisinin verdiğini” söylemiş.
Mezarlıkta nasıl bir PKK operasyonu?
Niye on bir kişiyle?
Neden askerî araçla değil?
“Mezarlıktan çıkartılıp götürüldüğü söylenen sandık” ne?
O sandıkta ne vardı?
Garip bir durum, değil mi?
Geceleyin mezarlık ziyaretleri, sivil arabalar, çıkarılan sandıklar, öldürülen gazeteci, ciddiyetle yargılanmayan bir cinayet…
Ve, bütün bu karmaşanın ortasında bu korgeneralin ismi.
O günden bugüne sürekli rütbe alıp yükseldiğine göre ordu, onun suçsuzluğuna karar vermiş demektir.
Ordu onu suçsuz bulmuş ama…
Türkiye o davadan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkûm olmuş.
Bir ordu, suçla, şaibeyle birlikte anılmamalı.
Temiz olmalı.
Temiz olmak da zor bir şey değildir üstelik.
Bunun için sadece “temiz olmak” yeter.
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
Ağrıdan kıvrandıran gazımızı aldı, bir miktar rahatladık diyorsunuz yani?
Siz rahatladınız ama bizim kokudan burnumuzun direği kırılacak, ne olacak şimdi?
Sahi, Veli paşa’yi niçin ziyaret etmedi GKB? Onu suçlu olarak mı görüyorlar? Nereden biliyorlar, yargı süreci henüz başlamadı bile? Peki, Eruygur ve Tolun’un suçsuzluğunu nereden biliyorlar? Henüz iddianame bile ortada yok? Tüm paşaları ziyaret etseler, derdik ki vefadır, TSK, personeline en azından moral vermiştir. İnsani çabadır vs. En azından ıkınarak da olsa bir tutarlılık var diyebilirdik.
Şimdi ise neresinden tutsak elimizde kalıyor bu ziyaret.
Gözümüzün önünde GK yargıya müdahalede bulunuyor, kafasına göre suçlu-suçsuz ayrımı yapıp koltuk çıkıp ‘mesaj’ veriyor.
Vah benim zavallı ülkem. Bir de hukuk devletiymişiz biz. Tarihin en arsız yalanlarından birisi sanırım bu.
Yazan:Fatih KAN Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
Dışardan ahkan kesmek kolay olsa gerek. Kaç kere Şener Paşayla sohbet ettiniz, kaç kere çalışmalarını incelediniz bilmem. Ama Şener Paşanın suçsuzluğuna ve bu ülkedeki hukuk üstünlüğüne inanan binlerce insan var haberiniz olsun.
Aldığınız koku da çürümüş fikir yapınızdan kaynaklanıyor olabilir.
Yargıya müdehaleye en güzel örnek olarak:
Almanyada soruşturulan “Deniz Feneri” davasını soruşturan savcıya Türk Hükümetinin yapmış olduğu baskıdır.
Yargıya müdehale budur.
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
Allah allah, niye sohbet edeceğim? Birisinin suçluluğu ya da suçsuzluğu ile alakalı olarak önem arzeden şey, deliller mi yoksa ahbap çavuş ilşkileri mi? Sizin cenahta öyle dönüyor galiba bu işler. Sohbet halkasında ise suçsuz, değilse suçlu?
Çalışmaları derken Ayışığı, Sarıkız gibi darbe teşebbüslerinden mi sözediyorsunuz? (Hani -muhtemelen- şu anda içeride olmasına sebep olan şeyler? TC hükümetini güç kullanarak yıkmak felan?)
Bırakın da yargı karar versin buna. Savcilar, mahkemeler niçin var? Şu an tutuklu değil mi bu kişiler? İddianame açıklanınca ne yapacaksınız? O zaman ne diyeceksiniz? Mahkeme sonunda ceza alırlarsa, bu ziyareti yargıya müdahaleyi nasıl izah edeceksiniz?
Aydın Doğan’ın sahtekarlıkları, dezenformasyonları tam da sizin gibiler için zaten.
Bu sahtekarlara bu kadar çabuk kanmayın:
“Deniz Feneri davasına bakan Alman Savcı Lotz “Türk hükümeti ile hiçbir temasımız olmadı. Ne bana ne de arkadaşlarıma baskı yapılmadı” dedi. Almanya’daki Deniz Feneri davasını açan Alman Savcı Kerstin Lotz, Türk hükümetinden baskı yapıldığına ilişkin iddialara sert tepki gösterdi. Lotz “Burası Almanya baskı yapamazlar” dedi.”
Haberin tamamı burada:
http://www.stargundem.com/guncel_haberler/19521.html
Bir de şuna cevap vermemişsiniz, rica etsem de birşeyler yazsanız:
Küçük de general, Eruygur ve Tolon’da. Küçük’te henüz ceza almamış, yargılama sürecinin başındaki tutuklu, Eruygur ve Tolon’da. Küçük hakkında iddianame var denirse adı üstünde sadece iddianame, kesin bir şey değil. Aralarındaki fark nedir ki, birisinin boynu bükük bırakılıyor? Kim karar veriyor suçlu-suçsuz ayrımına?
Buradaki anormalliği nasıl olur da görmezsiniz?
Yazan:duman Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
Doğan grubunun sahtekarlıkları meşhurdur.
Bazı örnekler:
***
Hulasa yalan haber Doğan grubunun mütemmim cüzüdür.
Yazan:elif dedim Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply
TSK’nin hukumete mesaji net.
Diyorlar ki Ergenekon meselesini Veli Kucuk’e atin. Digerlerini serbest birakin anlasalim…
Hayir…
Bu kadar tutuklama da yetmez…
Bunların başı kim. Amiri, efendisi kim?
Bunları besleyen, finanse edenler kimler?
Bunlar da tespit edilip, gereken yapilmali…
Bu örgutun sadece Ak Partiyi devirmek için kurulmuş bir örgüt olmadığı kesin. Bu kadar basit bir amaçları olamaz.
Bu örgütün ana gayesi, İttihat ve Terakki ile birlikte içimize atılan nifakın sürekliliğini sağlamaktır. Tabii ki asıl ‘zındıka komitesi’nden söz ediyorum. asil sahipler onlar cunku…
Mustafa Armagan, cumhuriyetin ilk yillarinda 120 kisilik zindika komitesinden bahsediyor
Ilgili link ilginizi cekebilir
http://www.mustafaarmagan.com.tr/yaziGoster.php?yaziNO=1175
İşte, şu Ergenekon dediğimiz örgüt de aynı zındıka komitesinin, ‘vatan millet sakarya’ adıyla örgütleyip ‘milli’ kisve giydirip piyasaya sürdüğü tetikçilerinden başka bir şey değildir
Meselenin bir baska boyutu sudur ki;
Mesela siz, şu örgütün CİA’dan yardım görmeden iş yaptığına inanıyor musunuz?
Yahut olup bitenlere MOSSAD’ın hiç karışmadığını, yönlendirmediğini, örgütlemediğini söyleyebilir misiniz?
Ayrıca hani bu örgütün siyaset ayağı?
Elhasil Ergenekoncuların siyasi başı, ekonomik baronu, coni’si, Hayim’i bulunmadan mesele kapanmamalidir. Tum gunahlar sadece Dogu Perincek ve Veli Kucuke yikilirsa kendimizi bir 150 yil daha kandiririz.
Her melanetin altından mutlaka bir Sebataycı’nın çıktığı bu ülkede neden Ergenekoncu sebataycı yok? Niye komünisti, Siyonisti yok?
M.Ali bulutun degisiyle
Cumhuriyetle birlikte içimize sokuşturulan şu gizli örgütün yegâne vazifesi, Türk milletini, yozlaştırmak ve benliğinden uzaklaştırmaktır. Bunun için de en zekilerimiz, en milliyetçilerimizi, en uyanıklarımızı alıp devşirdiler ve bizim üstümüze saldılar. Kimisi mason, kimisi roteryen, kimisi lion, kimisi siyon olarak örgütlenip içimize salındı. Bizi dört koldan kuşattılar. İşte şu Ergenekoncuklar da olsa olsa kan dökmekle görevlendirdikleridir.
Bunların daha Darvinist ve komünist taifesi hiç ortaya çıkmadı. Çünkü asıl bela orada. Şu kesim öyle gizli ve sinsi çalışıyor ki bakın, Darvinizm ve pozitivizm her yerde rafa kaldırıldığı halde bizde hala yürürlükte. Komünizm her yerde yok edildi bizde cap canlı duruyor. İşte şu komitenin bir ayağı da odur.
Final :
Peki bunların gerçekleşmesi mümkün mü (Ergenekonun butun baglantilari ve her ayagi desifre edilip, icimizden temizlenebilir mi)?
Ben size söyleyeyim.
Bunların hepsi olacak. Nasıl olacak, kim yapacak bilemiyorum. Fakat hadisat ve gidişat gösteriyor ki, İslam geleceğin hâkim dini olacak. Onun yolu da şu gizli zındıka komitesinin yok edilmesinden geçiyor. Ve öyle de olacak!
Çünkü İslam, bütün dinler üzerinde zahir ve hakim olmadıkça kıyamet kopmayacaktır.
Bu bir İlahi vaaddir ve O’nun vaadinde hilaf yoktur!
Yazan:Ahmet Doğan Şimşek Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply
Yukarıda okuduğum yorumlardan birinde. Bir yorumcu GKB. olan Generalin bu çıkışının ABD ye karşı ordunun etkinliğinin korunması diye yorumlamış.
GKB devir teslim töreninde Başbuğ’un konuşmasına dikkat etse idi bunun tam tersini görecekti.
Konuşmada ABD desteklenmiş üstelik resmi devlete karşı illegal devletin ve generallerin ABD desteğini her zamanki gibi arkalarına aldıklarını ve hükümetin ABD politikalarına karşı yeni bir takım girişimlerde bulunmaları halinde laiklik bahanesi ile kafalarına çökeceklerini CB. ve Başbakanın yüzüne karşı diplomasinin kullanabileceği en sert dil ile açıklayarak hükümeti sakın ha ABD ye karşı çıkmayın karşınızda bizi bulursunuz demeye getirmiştir.
Burada tüm karşı iddialar saftirik vatandaşlarını geleneksel ordu sevgisi yüzünden akıl ölçülerine vurulmadan ürettikleri yandaşlık ile yapılan dilek ve temennilerinden ibaret yorumlarını bazılarının da ciddiye alıp doğru sanmasından ibarettir.
Bilinmelidir ki tüm ihtilaller ABD ile işbirliği içinde ve ABD tarafından kotarılıp bazı subaylarımızın kullanıldığı bazılarının bilmeden dahil olduğu millete ihanet hareketleridir.
A.D.Şimşek