Atatürk’ü Tanrı Zanneden
By Mustafa Akyol on Ağu 24, 2008 in Kemalizm, Türk faşizmi, Çeviri
[Orjinali Turkish Daily News'da yayınlandı - çeviren: Ekrem Senai]
DUBLIN - Birkaç hafta once arabayla İstanbul’un en kalabalık meydanlarından biri olan Şişli meydanından geçerken, her yerden sarkan onlarca Atatürk bayrağına denk geldim. Bunlar, belli ki, ülkenin kurucusunun ölüm yıldönümü olan 10 Kasım içindi. Bayrakların üstünde ise ulusal liderin gülümseyen yüzüyle birlikte daha once hiç rastlamadığım bir mesajı da vardı: “Sizi izliyorum”.
Belli ki bu parlak fikri bulan arkadaşlar, Büyük Birader’in kendi totaliter rejimini devam ettirmek için herkesi nasıl izlediğini anlatan George Orwell’in klasik romanı “1984″‘ü hiç duymamışlar. Ve kesinlikle, Türkiye’nin durumu o kadar kötü değil. Ama Atatürk kutsaması öyle absurd bir seviyeye gelmiş ki, sloganları Orwell’in arketiplerini andırıyor.
Atatürk sizi seviyor!
Bu yüksek kutsama Türkiye’nin her köşesinde göze çarpıyor. Nereye başınızı çevirseniz Atatürk’le karşılaşıyorsunuz. Tüm paralarda onun resmi bulunuyor. Tüm ofis duvarlarında onun portreleri var. Hemen tüm resmi konuşmalar onun ismini ululayarak başlayıp bitiyor. En büyük havaalanları, bulvarlar ve barajlar onun ismini taşıyor. Okulda çocuklar haftaya “Bugünümüzü bize armağan eden en yüce Atatürk”e sadakat yeminiyle başlıyor. Küçük kardeşim ilkokulun ilk yılında öğretmeninin kullandığı tuhaf bir yöntemden bahsetmişti. “Sessiz olun, uslu durun!” diyordu öğretmen yedi yaşındaki öğrencilerine, “yoksa Atatürk sizi sevmez…”
Bu, bizleri izleyen lider inancı birçok Türk’te, hatta yetişkinlerde bile yer etmiştir. Bu yüzden olmalı ki, siyasi liderlerimizin çoğu onun Ankara’daki anıtmezarı- Anıtkabir’I- ziyaret ettiklerinde sadece ondan bahsetmezler. Onunla konuşurlar. Birçoğu onun doğru yolundan ayrılmayacağına ve devrim ideallerini gözeteceğine yemin eder. Ne zaman siyasi bir kriz olsa, tutkunları, Kemalistler, mabede girer gibi Anıtkabire koşar ve huzurunda çelenkler sunarlar. Emekli bir generalimiz yakınlarda “Ne zaman umutsuzluğa düşsem, Nutuk okurum” demişti. Bu kitap Atatürk’ün politik otobiyografisidir, ve ilettiği ruhsal güç herhalde İncil’in dindar Hristiyanlara ilettiğinden çok fazla farklı olmasa gerektir.
Burada hassas bölgeye girmeden Atatürk’ün ne derece yüceltildiğini anlatmak güç. En azından birçok yabancı gözlemciye gore, bütün bunlar, bir politik liderin ilahlaştırılması- ki, bu da tabi ki demokratik ülkelerin bir vasfı olmaktan uzak. Daha çok Sovyetler Birliği ve Kuzey Kore gibi seküler tiranlıkların tipik özelliği.
Türkiye’de politik sistem çok daha fazla açık ve özgür şüphesiz, ama Atatürk kültü tam demokrasiye evrilme önünde sürekli bir engel oluşturmakta. Reform için neredeyse hemen her girişime, ülkenin kurucu Atasının pratik siyasetinden ebedi prensipler çıkaran uzlaşmaz Kemalistler, karşı çıkıyor. Devlet kurumlarının özelleştirilmesine karşılar mesela, çünkü onları Atatürk 1930′larda kurmuştu. Kürt vatandaşlara kültürel özgürlükler vermeyi de reddediyorlar, çünkü çoğulculuğun, Atatürk’ün homojen ülke vizyonuyla örtüşmeyeceğini söylüyorlar. Ve hatta dinsel özgürlük lafını duymaya tahammülleri yok, çünkü homojen ülkenin ayrıca tamamen seküler olması gerektiğine inanıyorlar.
Kemalistlerin ayrıca ilginç bir indirgemeyle düşünme yöntemi de var. Çağdaş dünyayı, analiz ederek değil, Atatürk zamanıyla analojiler kurarak anlamaya çalışıyorlar. AB yanlısı liberaller, onlara gore Yüce Lider’in silip süpürdüğü 1920′lerin “İngiliz Muhip Cemiyeti”‘nin reenkarnasyonundan ibaret. Yabancı şirketler Türkiye’ye yatırım yaptığında, bunu Osmanlı imparatorluğunda dezavantajlı hale gelen ve Atatürk tarafından kaldırılan ekonomik önlemlerin, “kapitülasyonların” devamı olarak görüyorlar.
,Gerçeklikten kopuş
Bu katı mental tutumun sonucunda gerçeklikten kopuluyor. İşte bu yüzden, “bilim ve mantık”‘ın toplumun rehber ışığı olması retoriğine rağmen, Kemalizm irrasyonel bir ideolojiye dönüştü. Bağlıları ne zaman rasyonel argümanlarla meydan okunsa, hemen duygusal reaksiyonlarla karşılık veriyorlar. Anıtkabire ekstra turlar düzenleyip daha fazla ilahi söylüyorlar.
Ben, tabi ki, bu kültlüğü tuhaf ve zararlı buluyorum, fakat bunun sebebi Atatürk’e hayranlığımın eksikliğinden değil. O Kurtuluş Savaşının kahraman lideriydi ve Cumhuriyetin kuruluşunda muhteşem yetenekler sergiledi. Birçok yönden bir dahiydi ve gerçek bir vatanseverdi. Şüphe götürmez ki Türk ulusunun en fazla saygısını hakediyor.
Ama bir insana saygı duymak, ona tapmaktan epey farklıdır. Bizim anlamamız gereken şu ki, muhteşemliğine rağmen Atatürk kendi zamanının bir kişiliğiydi. Zamanının en iyisini başardı ama artık o zamanda yaşamıyoruz. Global ekonomi ve politika artık farklı işliyor; demokrasi ve özgürlük standartları artık çok daha yüksek. Ayrıca, tüm ölümlüler gibi, Atatürk de hatalar yaptı. Her bir konu ile ilgili onun rehberliğine başvurmaktan sıyrılıp, kendi başımıza düşünmeye başlamalıyız artık. Baksanıza, ölümünden beri yetmiş yıl olmuş. Artık gerçekten büyümemiz gerekiyor.
4 [?]



78 Yorum
Yazan:ATATÜRKÇÜ ALEV_İ KIZI Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply
bu yazıyı yazan kim ya..bu ne cürret..!!
biz ATATÜRK’e tanrı diye tapmıyoruz ki sadece onun kurmuş olduğu cumhuriyete sahip çıkmaya çalışıyıoruz sen bu saçmalıklarıda nerden uyduryorsun sen ATATÜRK’ün büyüklüğünü hem kabul ediyorsun hemde etmiyorsun ya siyahtır yada beyaz grisi yok..
ATATÜRK kendi zamanın kişiliği değil tüm zamanların kişiliği..bu zamanlara gelmende o zamanın kişiliğine borçlusun..
şimdiki içinde bulunduğumuz politika olmasaydı daha laik,modern demokrat düşünen bir siyasetçi olsaydı ve bu vatanı bu ülkeyi satmasaydı şuan hala ozamanın kişiliği dediğin durumunda olurduk ey nankör..
sayesinde böyle özgürce arkasından kemiklerini sızlatarak konuşabiliyorsan bunu o zamanın kişiliğine borçlusun ey zavallı insan..
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply
“Atatürk’ü tanrı zanneden”, “ben müslümanım” dediğinde Akyol,
“hayır sen müslüman değilsin, putataparsın” mı diyecek peki?
Çok samimiyetsiz bu tavırlar.
Hem kemalizmin bir din olduğundan yakın hem de Akyol’un yaptığı gibi bütün iyi, güzel şeyleri dünyada dinlerle varolmuş, ahlakın bile temeli dinmiş gibi göster. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
Kemalizm bir din mi ideoloji mi karar ver be adam önce.
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply
snowqueen ve alevi turk kizina
““Atatürk’ü tanrı zanneden”, “ben müslümanım” dediğinde”
Cumleyi biraz daha acar misin?
Bu nasil bir cumle !!!
Bu nasil bir oksimoron!!!
Bu cumleyi yaldiz harflerle yazip duvara asmali!
Tebrik ediyorum sizi. Tarihe gectiniz.
Aynada kendinizi gormek zorunuza gidiyor degil mi ?
Bu yazi size ayna olmus.
Simdi bol kopuklu ve bol salyali yorumlar bekliyorum ama size uymayacagim…
Neyse, kucuk ve sig paranoya dunyanizda kalin saglicakla…
Yazan:Ömer Oduncuoğlu Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply
Her ne sıfatla adlandırırsak adlandıralım, toplumun tüm mutlak doğruları tek bir insanda arayıp onu taparcasına kültleştirme yoluna gitmesinin bir sosyolojik rahatsızlık hali olduğu meydandadır.
Bu durum kesinlikle bir tez konusu yapılıp incelenmeli ve Türkiye gibi belirli bir gelişmişlik ve dünyasal algılayış düzeyine ulaşan bir ülkenin niçin bu konuda üçüncü dünya ülkelerini aratır bir psikoloji içerisine düştüğünün bilimsel nedenleri ortaya konmalıdır.
Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve dünyalaşmasının önündeki en büyük engel, bu otoriter ve çağdışı ruh halinin 2000′li yıllarda bile etkisini fazlasıyla sürdürmesidir.
Yazan:blue Tarih: Ağu 25, 2008 | Reply
En cok burasi dogru olmus…
Ey Damal dagina golgesi dusen, hepimizi bulutlar arasindan izleyen, uzerinde 19 mucizesi bulunan, bizleri karanliklardan aydinliga cikaran ve hicten bir ulke yaratan, sari sacli, mavi gozlu, karizmatik, Ulu Onder, Yuce Lider ! Sen akil fikir ver bu ummetine ! Amen!
Yazan:Seda Kılınçarslan Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply
YAZINIZI BÜYÜK BİR DİKKATLE OKUDUM.KUSURA BAKMAYIN AMA SİZİN BİR ŞİZOFREN OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORUM. BENİM TANRIM ‘ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’,DİNİM ‘KEMALİZM’,KUTSAL KİTABIM ‘NUTUK’ DİYEN BİRİNİ HİÇ DUYMADIM.BUNU NERDEN ÇIKARDINIZ BİLMİYORUM AMA GERÇEKTEN KOMİK BİR BAKIŞ AÇISI.10 YAŞINDA,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE AŞILANMIŞ BİR ÇOCUĞA ‘SENİN TANRIN ATATÜRK MÜ YAVRUM’ DİYE SORSANIZ ‘HAYIR’ CEVABINI VEREBİLECEK KAPASİTEDEDİR.SAPLA SAMANI AYIRAMIYORSANIZ BU SİZİN KUSURUNUZDUR.
İNGİLİZ MUHİP CEMİYETİ BENZETMESİ GERÇEKTEN HOŞUMA GİTTİ AMA BUNUN YERİNE AMERİKAN AYAKÇILARI DEMEK DAHA GÜZEL OLUR.
YAZILARINIZI SIKLIKLA TAKİP EDEN BİRİ OLARAK ,SİZİN LİBERAL OLMADIĞINIZ KANISINDAYIM.ÇÜNKÜ İKTİDARLA AYNI GÖRÜŞLERE SAHİPSİNİZ VE BUGÜNKÜ İKTİDARDA SADECE KENDİ BAĞLAMINDA ÖZGÜRLÜK İSTİYOR.SİZ BUNA LİBERALLİK DİYORSANIZ BENDE SİZE KIRMIZIYI YEŞİL GİBİ GÖRMEYE DEVAM EDİN DERİM.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply
“Atatürk’ü tanrı zanneden”, “ben müslümanım dediğinde” derken iki farklı bakış açısından bahsetmiştim sanırım yanlış anlaşılmış.
“Atatürk’ü tanrı zanneden” başkalarının yaptığı bir tanımlamadır,
O çok eleştirdiğiniz cumhurilet mitingi insanlarına sorsanız
“biz müslümanız” diyeceklerdir. Hayır, siz müslüman değil putataparsınız diye mi karşılık vereceksiniz? Sorum buydu.
“En çok ben müslümanım” kriteri neye göre alınıyor acaba?
Ey hocaefendi, her dediğin doğrudur, bizim hocaefendimiz hiç hata yapmaz, o ne derse kutsal kelamdır diyen Fethullah Gülen cemaati mensupları da “din dışı sapkınlıklar” kategorisine alacak mıyız?
Ama aynı şey değil diyenlerin samimiyetsiz bir tavır geliştirdiğini düşünüyorum.
Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply
Kendisine Aleviyim deyen bazi vatandaslardan duydum Atatürkü Peygamber gibi gördüklerini. Bana cok komik geldi ama insanlarin inanclarina sonsuz saygiliyim.Atatürkü Peyganber veya Tanri olarak görenlere sormak lazim. Neden her sene yüzbinlerce insan sözde tanrinin kurdugu Cumhuriyette gecimini saglayamadigi icin yurt disina cikiyor. Neden 1923 den sonra kurulan devletler Türkiyeyi coktam gecti. Galiba sizin tanri iyi calismamis. Söyleyinde kurdugu Ülkeye biraz daha emek sarf etsin. Amin:-)
Yazan:TT Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply
“Atatürk’ü tanrı zanneden” başkalarının yaptığı bir tanımlamadır,
O çok eleştirdiğiniz cumhurilet mitingi insanlarına sorsanız “biz müslümanız” diyeceklerdir. Hayır, siz müslüman değil putataparsınız diye mi karşılık vereceksiniz? Sorum buydu.
Şişli meydanından geçerken bayrak üzerinde Atatürk’ün resmiyle birlikte “Sizi izliyorum” yazısını gören snowqueen yada bir başkası “Yaw bunlar Atatürk’ü Tanrı zannediyorlar galiba” diye söylenmesine karşılık, etraftan gelen “-Yoo biz Atatürk’ü tanrı zannetmiyoruz Ancaak Ata’nın da bizi izlediğine de inanıyoruz…,hem biz zaten müslümanız.. ” cevabıyla bir anda kafasındaki tüm soru işaretleri ve cemaatin davranışındaki absürdlük birden sona erer..Bunlar “Atatürk’ü Tanrı zannediyor galiba” cümlesini kurduğuna kuracağına pişman olur..
Yazan:ATİLLA Tarih: Ağu 26, 2008 | Reply
Yazarın ne kadar haklı olduğu bazı yorumlardaki tahammülsüzlükle anlaşılıyor kanımca çünkü bu ülkede ilkokul dönemlerinden başlayarak okulda ve tv de atatürkün normal bi insanın dışında herşeyin en iyi ve doğrusunu bilen hata yapması mümkün olmayan eleştirilemez olan düşünce ve inançlarının herkes tarafından kesinlikle benimsenmesi gereken biri olduğu öğretildi bunun dışına çıkan herkes ise ya vatan hainliği ile ya gericilikle suçlandı şimdi onunla ilgili objektif yorum yapıldığında onu ilahlaştıranların bunu hazmedemediği görülüyor bunu biz derin devletin refleklerinde de görüyoruz zaten
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
TT kardesim
Snowqueen rumuzlu yorumcuya, komedi-dram tarzinda verilebilecek en guzel cevabi vermissiniz. Tesekkurler.
Keske snowqueen de bu dramanin ve bu komedinin farkina varabilse de, zaten dram olan ruhu haleti, bari komik durumlara dusmese.
Saygilarimla…
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Sevgili TT ve Elif Dedim,
İdolleştirme denilen insanın çocukluk hastalığı konusunda komedi-dram tarzının ne olduğu konusunda fikir belirtirken iki kere düşünün derim.
Zira ikiniz de bir dinin öğretisine bağlı iken ve dolayısıyla idolleştirme
denilen durumun uzağında bulunmanız daha zor iken ben dinsizim.
Aramızdaki farkı bilmem anlatabiliyor muyum.
Sizden daha fazla uyuzum idolleştirmeye ama siz sadece hoşunuza gitmeyen idollaştirmeyi alıp taşlıyorsunuz. Sıkıysa Fethullah Gülen’in idolleştirilmeseni, Kuran’ın matbaada basılan bir kitap olmasına karşın sanki kutsal bir obje muamelesi görmesini de taşlayın da görelim. Sizin o kısıtlı algınız sadece “heykel” i idol saydığı için bunu kavramanızın zorluğunun farkındayım.
İdolleştirmenin kişinin kendine yabancılaşması, gücünü başka bir büyülü yardımcıya devredip kendiyle bile onun vasıtasıyla iletişim kurması olması, sizin zaten itaatkar kul bilinciniz ve cezalandırıcı totaliter tanrı tasvirinzle pek çelişmiyor. Önce bir kendi önünüzü temizleyin. “Tanrının” insanları izleyen despot tavrı değil sizi rahatsız eden. Anıtkabirin kutsal bir mekana dönüşmesini eleştiriyorsunuz ama “benim Kabem insandır” diyecek yürek yok sizde. Başka kutsal mekanlara sıkışmışsınız.
Ve şimdi Gülen, Kuran vb. onlar kutsallaştırılmıyor, sadece SAYGI duyuluyor diyeceğinizi de biliyorum. Aradaki ince çizgiye örnek olarak, idolleşytirmeye karşı olan, bütün İsa ve Meryem tasvirlerini yoketmeyi amaçlayan ikonaklastlara karşı ikonaseverlerin “biz ikonlara tapmıyoruz SAYGI duyuyoruz” açıklaması gösterilebilir.
Bence kimse idolleştirilmesin ama bu bu kadar basit bir konu değil.
Yani demem o ki, siz idolleştirmeye karşı falan değilsiniz. Sadece idolün, Atatürk olması ve Kemalizmle şekillenmesine karşısınız.
“kemalizm dini özellik gösteriyor” tanımını sanki Amerika’yı yeniden keşfetmiş gibi kullanıyorsunuz. Müzik konserlerinin ve yıldızlarının, politik mitinglerin, reklamcılığın da dini özellik gösterdiğinin farkında bile değilsiniz, çünkü hayatınızda hiç dinden uzaklaşıp objektif olarak tarihe bakmamışsınız.
Yazan:TT Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Sıkıysa Fethullah Gülen’in idolleştirilmeseni, Kuran’ın matbaada basılan bir kitap olmasına karşın sanki kutsal bir obje muamelesi görmesini de taşlayın da görelim.
(Konu dışına çıktık ama)
1-F.Gülen’i idolleştiren yok! bu sizin hükmünüz.Kendi buyruklarınızdan referans alarak hükümlerde bulunduğunuza göre farkında olmadan kendinizi idolleştirmiş oluyorsunuz. uyarmadı demeyin..
2-Kur’an matbaada yazılanı yada orjinal ilk nüshası arasında kutsallık(değer) bakımından bir fark yok. Sizin değerlendirmeniz ise antikacıların ilgi alanına giriyor..Bunu da demedi demeyin..:)
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
F.Gülen’i idolleştiren yok! bu sizin hükmünüz.Kendi buyruklarınızdan referans alarak hükümlerde bulunduğunuza göre farkında olmadan kendinizi idolleştirmiş oluyorsunuz. uyarmadı demeyin..
Benim hükmüm değil, benim gibi düşünen bir çok insanın hükmü.
Eleştirememek, her söyledğini kayıtsız şartsız tanrı kelamı gibi kabul etmek ne demek sizce? Hani Atatürk de insandı hataları vardı falan öyle değil mi?
Kur’an matbaada yazılanı yada orjinal ilk nüshası arasında kutsallık(değer) bakımından bir fark yok.
O yüzden mi üstüne el basılarak yemin ediliyor?
Bu da idolleştirmenn bir aşaması değil mi?
Evlerde Kuran’a yapılan kutsallık muamelesini objektif bir gözle izleyin bence. Yerde üzerinde Arapça yazılı yemek tarifi bulsa öpüp başına koyacak insanlar var.
Yazan:aLaaDDiN YüCe Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Tebrik ederim arkadaş çok güzel bir başlık açmışsın;:)
bende ilokul 5. sınıftayken kitap okumayı çok seviyordum. ama kitap okurken her sayfayı çevirdiğim zaman hep atatürk çıkardı karşıma. biraz kitabı okuduğum zaman atatürk ile bölümlere baktığım zaman çok aşırı derecede yüceltilmişti(ilahlaştırılmıştı)yani bende diyordum ki yok olmaz bu insan resmen ALLAH yerine koymuşlar. ALLAH’a (Yaratıcıya)yöneltilecek şeyler sanki atatürke yönelmişti.
tabi bu kitapları artık okumamaya başladım çünkü aklım kabul etmiyordu o tür bir mantaliteyi. ve bende kitap okuduğum zaman özellikle atatürkün yer almadığı köşeleri okuyordum. çünkü dediğim gibi saçma geliyordu fıtratıma ters geliyordu.
tabi şimdi benim bu yorumumu okuyan bazı arkadaşlar derki senin kafan önceden yıkanmış çünkü sen dinci bir ailenin çocuğusun falan filan.
ama benim ne annem ne de babam islam dini hakkında pek fazla bilgili insanlar değillerdi. ve bende zaten onlardan pek fazla bilgi alamadığım için hep bir boşluk içindeydim. tam aksine babam laik bir inançtaydı ve de hayatınıda öyle yaşardı.
yani aklım ile birçok şeyi kavradım.
ve atatürkünde o kadar ilahlaştılmasına kimsenin fikrini almadan kendimce reddettim.
ve okul okumakta istemiyordum.
kendimce diyordum ki bütün sınıflarda hep atatürk karşıma çıkacaksa ve bende hep atatürkü öğreneceksem o zaman okumamak en iyisi.
çünkü biliyordum ki atatürkü öğrenmek se netice o zaman şimdiden en doğru şey bırakmak. zaten neticedede hiçbirşey öğrenmeyecektim!
Sağlıcakla
Yazan:Ömer Oduncuoğlu Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Sayın Snowqueen’in kendi duruşunu savunmak amacıyla tutarlı savlar üretmek yerine başka grupların tavırlarını olumsuzlama üzerinden bir pozisyon sergilemesi oldukça garip. Böyle bir durum, kendisinin de Kemalizm’in ve Mustafa Kemal Atatürk’ün tabulaştırıldığı ve doğaüstü olgular haline getirilip adeta dinleştirildiği saptamasına katılmakta olduğunu, ancak bunu açıkça ifade etmekten kaçındığını ima ediyor.
Ne var ki bunun anlamsız olduğunu söylemek pek de mümkün değil, çünkü bu denli trajikomik bir durumu mantık ve aklı selim çerçevesinde izah etmek imkânsıza yakın.
Belki de en iyisi, başka hiçbir toplumda eşi görülmeyen bu hastalıklı ruh halini kutsal kitap, haç, ikon … vs gibi dinsel nesnelere atfedilen saygıyla benzeştirip meşrulaştırmaya çalışmak.
Bu arada nazar boncuğunun idolleştirilmesi meselesi eksik kalmış. Ne de olsa bir insanı tanrılaştırmakla arabanıza nazar boncuğu takmak aynı kapıya çıkıyor.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
@Ömer Oduncuoğlu
Kimsenin tabulaştırılıp, idolleştirilmesini desteklemeyeceğimi belirtmeye gerek yok heralde. Aslında bana garip gelen Kemalizm’in “dinleştirilmesi” konusunda üretilen argümanın “benim dinim olmadğı için karşıyım” tavrı.
Birşeye veya kişiye “doğaüstü özelikler atfedip”, “dinleşmesi” sizin için neden kötü misal?
Eleştirenlerin doğaüstü özellikler vermeye karşı bir yanlarını göremiyorum. Anıtkabirin tapınak alanına dönüşmesinin “kötü” oluşu, insanların tapınak alanlarına kendini hapsedip kollektif, totaliter bir psikolojiyle yönetilmeleri mi yoksa bu tapınak alanının Mekke’de deği Ankara’da olması mı?
Bu argümanların samimi değil, karşı devrim hareketlerinin altını ateşlemek için “putataparlara savaş” mantığında olduğunu gerçekte idolleştirmeyi engellemeyeceğini düşünüyorum.
Totaliter rejimlerde birey neyse cemaatleşmelerde de aynıdır çünkü.
ve başka bir gariplik, iş cemaat, tarikat liderlerine gelince
aynı kapıya çıkamıyor ve ben bunları boşuna yazdığımı farkediyorum nedense bir an.
Yazan:TT Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Benim hükmüm değil, benim gibi düşünen bir çok insanın hükmü.Eleştirememek, her söyledğini kayıtsız şartsız tanrı kelamı gibi kabul etmek ne demek sizce? Hani Atatürk de insandı hataları vardı falan öyle değil mi?
Nereden biliyorsunuz Hiç yakınında bulundunuz mu?. Eleştirilememek diktatörce bir vasıftır. Eleştiremeyenlerin ise korkutma ve baskı yoluyla sindirilmiş olması gerekir. Kendisini gönülden destekleyen sözlerini tavsiyelerini doğru bulan yüzbinlerce insan var. Madem çok biliyorsunuz bunların üzerinde uygulanan korkutma ve baskı teknikleri hakkında bize bilgi verirmisiniz
…
Nette F.G’ye abuk subuk bir sürü eleştiri yöneltiliyor.Bunları ciddiye alanlar cevap vererek düzeltme yapıyorlar.Cevaplar verildikçe “kayıtsız şartsız suçlama yapanlar” bu sefer de “kayıtsız şartsız savunma yapıyorsunuz” diyerek karşı tarafı bastırma kurnazlığı yapmaya çalışıyorlar..:)
O yüzden mi üstüne el basılarak yemin ediliyor? Bu da idolleştirmenn bir aşaması değil mi? Evlerde Kuran’a yapılan kutsallık muamelesini objektif bir gözle izleyin bence. Yerde üzerinde Arapça yazılı yemek tarifi bulsa öpüp başına koyacak insanlar var.
Kur’an müslümanlara göre Allah kelamını ihtiva ettiği için kutsaldır tabii ki..Mevkii mualladır hürmet edilir başüstünde tutulur..vs. Bu gelenek ve davranışlar Kur’ana tapmaktan dolayı değil Yaratandan ötürüdür..Yani değerini Allah’la insanlar arasında bir köprü görevi görmesinden alır.Tüm varlığın değerini aldığı yerden alır. Ona inanmayanlar Kur’anı her hangi bir kağıt parçası olarak değerlendirebilirler. Bunlar ona inanıp inanmayanlarla ilgili bir durum ve gayet normaldir.Yakın zamanda gördüğüm bir Hintli’nin bileğini çevreleyen ip parçası bana anlamsız bir şey olarak gelmişti fakat bana söylediğine göre bu onun için çok kıymetli bir şeydi ibadetinin bir parçasıydı bana göre de sadece bir iplik..Bunlar normal şeyler…De, Atatürk ve laiklik gibi konular birer inanç değildir.Bu nedenle Atatürk’ün bir Tanrı gibi yukarıda “bizi izliyor” olduğuna inanmak bize tuhaf geliyor…
Yazan:randian Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
“O yüzden mi üstüne el basılarak yemin ediliyor?”
Matbaa’dan cikanin da ustune el basiliyor . Yani ikisi de kutsal iste.. onu soylemeye ugrasiyor adamcagiz iki saattir.
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Dinsiz oldugunu ogrendigimiz snowqueen, biz dine mensup bidon kafalilarin hatta gobegini kasiyanlarin idollestirmeye esir oldugumuzu iddia ediyor. Bunu soylerken de kanita gerek gormuyor. Her zaman oldugu gibi kurudan sallamasi kafii tabi ki…
Kendisi ayni zamanda beynindeki prangalardan kurtulmus bulunuyor.
Ve butun bunlari da aramizdaki fark olarak lanse edebiliyor
Gercekten muhtesem tepitler !!!
Bu tiplerin soylemlerinde klise laflar hep aynidir.
Dine inananlarin hurafeye, kendilerinin ise akil ve bilime dayandigini soylerler.
Fakat kendi savundukari dunya gorusunun de feci sonuclarindan bahsetmezler nedense.
Alabildigince akil ve bilim temelli olan Nazizm ve Komunizm, yeryuzunde gorulmemis sayilari yuz milyonlari bulan, insan katliamlari gibi kucuk ve onemsiz sonuclar dogurdugundan hic bahsetmezler…
Neyse kucuk tefferuatlarda bogulmayalim.
Sevgili Mustafa Akyolun da dedigi gibi;
Insan sadece akıldan değil, aynı zamanda his ve sezgilerden beslenen, “madde”nin yanında “mânâ” boyutu da olan bir varlık. Zaten tam da o yüzden “akıl ve bilim” tutkunları da çok geçmeden kendilerine “yapay din”ler yaratıyor, Anıtkabir’den “türbe” 10. Yıl Marşı’ndan “ilahi” üretiyorlar veya bunlari destekleme luzumunu hissediyorlar.
Son soz:
Siz sasmaz, yanilmaz ve hikmetinden sual olunmaz curuk akil ve fikirlerinizi idollestirmissiniz bile.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Eleştirilememek diktatörce bir vasıftır. Eleştiremeyenlerin ise korkutma ve baskı yoluyla sindirilmiş olması gerekir.
Hemen oradan bir Zaman Gazetesi açıyoruz o halde ve eleştirmememin ne derece “diktatörce” olduğunu objektif birşekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.
Kendisini gönülden destekleyen sözlerini tavsiyelerini doğru bulan yüzbinlerce insan var.
Bir çeşit idolleştiren, çekinmeyin söyleyin.
Bu gelenek ve davranışlar Kur’ana tapmaktan dolayı değil Yaratandan ötürüdür..
İkonaseverler de öpüp önüne mum yaktıkları tasvirler için aynı açıklamayı yapar zaten.
Atatürk ve laiklik gibi konular birer inanç değildir
Ne garip, oysa Akyol “Kemalizm dini” tanımını kullanmıştı.
İnanç mı din mi ideoloji mi önce bir karar verin o halde.
İşinize gelince “pututapar dini”, işinize gelince ideoloji hangisi?
………..
biz dine mensup “bidon kafalilarin hatta gobegini kasiyanlarin” idollestirmeye esir oldugumuzu iddia ediyor.
Bunu yazarken Küçük Emrah ifadesi de takındın mı?
Yazan:MY Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Mesele insanlarin Atatürk’e tapmalari degil. Yani bundan rahatsiz olmuyoruz (biz kimsek?)
Isteyen Gülen’e de tapar, Islam’a aykiri olur ama bu onlarin sorunu. Bakin onca pozitivist empirik akla tapiyor, bunda da mesele yok.
Ama Islam da dahil olmak üzere bu tapinmalardan birini alip DEVLET DiNi yaparsaniz zulüm basliyor o noktada.
Mesela Mustafa’nin makalesinde Atatürk’ün adini silin, yerine Humeyni koyun. Türkiye kelimesini de Iran ile degistirin. Makaledeki fikirler yine geçerli olacaktir.
Yani sorun ALLAH’a veya günese tapmak degil, TAPMAYANLARIN devlet eliyle, MAHKEMELER KULLANILARAK düsman ilan edilmesi.
Bakiniz yeni konuk yazarimiz Avukat Haki Demir Türk Adaletinin iç hastalıkları adli sahane makalesinde ne demis:
Yani Türkiye’de Kemalizm baskisi Iran’da da Islamizm baskisi ile “ötekiler” köle statüsüne indirilmis. Atatürk’ün veya Madonna’nin ilah mertebesinde görülmesi benim sorunum degil. Yeterki Madonna’nin sarkilari bana zorla dinletilmesin. Askeri hapishanelerde mahkumlara iskenceyle ezberletilmesin.
Yine Avukat Avukat Haki Demir’den dinleyelim:
Demek ki sorun Atatürk, Humeyni veya Madonna degil. Sorun HUKUKSUZLUK.
iç düsman paranoyasi sadece tesettürlü kadinlari vurmuyor ki. Ermeniler ve Kürtler de “iç düsman / potansiyel hain” muamelesi görüyor yillardir.
Iran’da en büyük “iç düsman” yahudiler olmadi mi Humeyni zamaninda? “Evrensel komünizm” liderleri Lenin ve Stalin’in de yahudileri ve Orta Asyali müslûman Türkleri iç düsman ilan etmesi bir rastlanti mi?
Yani meseleyi bos yere aidiyet eksenine tasimayin derim. Yoksa “siz kemalistlerrrr, din düsmanlariiii” veya “siz gülencilerrr” diye geçersiz genellemeler etrafinda dönüp duruyoruz.
demokrasi düsmanlarinin, dogru hukuktan, adaletten korkan tiranlarin SiZiN iÇiN seçtigi kelimelerle konusmayin.
Konusma ve tartisma dilimiz özgür olmazsa kendimiz hiç bir zaman özgür olamayiz.
Kemalizm dinine de saygi duyarim tabi. Ama zorunlu din derslerine karsiyim, zorla sünni Islam’in Alevilere ögretilmesine karsi oldugum gibi zorla Kemalist din derslerinin müslüman çocuklara ögretilmesine de karsiyim.
“Atam izindeyiiiiz” diye bagirmak isteyen evinde bagirsin. Ama halkin vergisiyle ayakta duran bir devlet okulu kemalizm dinini diger dinden insanlara dayatma hakkina sahip degil.
Anayasasinda laiklik ilkesi olan bir devlet Kemalizmi resmî din olarak kimseye dayatmasin, ayip oluyor artik 2008 senesindeyiz yahu :))
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Mehmet Bey’in tesbiti son derece yerinde.Sorun bir dine inanmak veya kişiyi tanrılaştırmak değil.İsteyen istediği dine inanabilir,istediğini de tanrılaştırabilir(nitekim de bu oluyor,önüne geçmek de pek mümkün görünmüyor).Yani kısacası,bu,inanan kişinin sorunu.Lakin burda inanç ve aidiyetlerin özgürce ifade edilmesi başlı başına bir sorun;hem de bir hukuk sorunu.Zira inançtan öte bir dayatılmaya,bir tahakküm aracına dönüştürüldüğünde,özgürce ifade edilmesi bir yana fiili bir eşitsizlik,dolayısıylada bir hukuksuzluğa yol açıyor.
Burdan haraketle sn.Snowqueen’in başkalarınca Kemalizmin bir din,Atatürk’ün de bir tanrıya dönüştürüldüğü iddiasına karşın,aynı anlayışın farklı din(özelinde islam) ve kişilikler(Fetullah Gülen)için de geçerli olurken,bunun sadece Kemalizme atfedilmesine itirazını anlamak gerekir.Zira tanrılaştırmaya,idoleşttirilmeye karşı olunurken kendi inanmış olduğu inancı bundan muaf tutmak pek anlaşılır değil.Ha,ben istediğime inanır ve gerekirse kutsallaştırırım deniyorsa,bence müsade edilsin ötekinin de inanma/inanmama hakkına saygı duyulabilsin.Burda amacım hangisi doğru tartışmasına girmek değil;herkesin doğrusu kendisinedir.Dolayısıyla neye inanmaktan çok başkalarının neye inandığına karışmamak en isabetli olanıdır ki,düşünce ve ifade özgürlüğünün,inanç hürriyetinin de sınırları burda başlar.
Peki bu anlamda bir eşitlik ve özgürlükten sözetmek mümkün mü?Hadi sn.Snowqueen’in “dinler”konusunda varsaydığı tutarsızlık teorisini kabul edelim.Ancak Snowqueen,inanç konusundaki eşitsizlikleri maalesef ıskalamış görünmektedir.Mesela her iki kesimi(Kemilizm ve İslam)aynı yolun yolcusu sayarak belki de doğru bir tesbite işaret etmekle beraber,acaba islamcıların Kemalistler kadar devlet aracılığıyla kurumsallaştığını iddia edebilir mi?İslam dininin çocuklara resmi devlet söylemiyle dayatıldığı görülmüş müdür?Öyle ya,madem ikisi de birer din kabul ediliyor,sormazlar mı “bu nasıl perhiz nasıl lahana turşusu”diye.Yani genç kadınlar başıörtülü ünv.lere,işyerlerine girecek diye kıyametler kopacak;aman Malezya’ya,İran’a dönüşeceğiz,”mahalle baskısı”olacak diye ortalığı gelecek korkularına boğacağız.Zorla insanların her türlü tercihini engelleyeceğiz,sonra da efendim her ikisi de din diye işin içinden sıyrılacağız.
Hayır!Böyle bir eşitlik olmaz.Özgürlük bu değil.Adalet ve hukuk da değil.Ve bu demokrasiyle,insan haklarıyla da bağdaşmaz.
Sonuç olarak olaylara demokrasi penceresinden bakacaksak,ideolojik gözlüklerimizi çıkararak yansız ve tarafsız bakmalıyız.
Yazan:MY Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Aziz Bey Hosgeldiniz,
özlettiniz kendinizi, hayorla?
Durun size bir çay ikram edelim :))
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Bilmukabele Mehmet Bey,ben de sizleri,tüm DD ailesini özledim.Anlayacağınız kısa bir süreliğine kendime bir dinlenme imkanı tanımak istedim.Memleletim olan Mardin’e gittiydim.Memleketim diye söylemiyorum,şayet görmediyseniz gidip gezmeyi ısrarla tavsiye ederim.Tarihi çarşısını,medreselerini,camilerini,kiliselerini,oyma taş evlerini gidip bir gezin.İnanın insan adete büyüleniyor.
Selam ve sevgiler…
Yazan:fırat Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
bu yazıyı kim yazdı bilmiyorum tesadüfen karşılaştım böyle bir yazıyla ve okudum gerçekten yazarına çok teşekkür ederim yazının altına imzamı atmakla beraber şunları söylemek istiyorum. evet atatürk!ün o zaman için ortaya attığı teoriler o zamana hitap ediyordu ve kurtuluş savaşı döneminde milliyetçilik düşüncesi şarttı çünkü savaş sonrası osmanlıcılık, islamcılık turancılık vs birçok düşünce çürütüldü işe yaramadı tutan tek düşünce savaş döneminde miliyetçilikti.ama sayın kemalist arkadaşlarım dünya değişti. bence siz böyle kemalizm diye bağırarak atatürkün bile ruhunu incitiyorsunuz çağın gerekleri ne ise demokrasi koşullarında onlar mutlaka yapılmalı her şeyin önüne engelsiniz türkiyenin gelişmesine katkınız olmadığı gibi köstekte oluyorsunuz. diyeceklerim bu kadar. ben diyorumki ne kemalist ne islamist ne kürtlük bence insanlık insan için ne uygunsa şartlar ona göre yerine getirilmeli.yazının sahibi kardeşimede saygılarımı sunuyorum
Yazan:suzannur Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Aziz Bey,
Hoş geldiniz
Sayın Snowqueen,
“İkonaseverler de öpüp önüne mum yaktıkları tasvirler için aynı açıklamayı yapar zaten.” Bu ikonun sembolik anlatımla ikincil bir dil oluşturarak araç olmasını ve asla yönelik bir gösterge olma anlamını değiştirir ve onu değersiz kılar mı? İkon bu anlamda örtülü bir sevgi dili değil midir? (Sevdiğiniz ikon değil, ona yüklediğiniz anlamdır.)
İnancınızın ne olduğu ve ona hangi yolla kendinizi ulaştıracağınız çeşitli göstergeler aracılığıyla somut bir dil yaratır kendisine ve bu ister ikonlarla olur ister de başka bir yolla. İkonlara da mı karşısınız yoksa, inancın estetikle sentezlenerek somuttan soyuta, fizikten metafiziğe ulaşması çabasına?
Değilseniz, paralelde aynı anlama gelecek gelenek ve inanç ritüellerine neden karşısınız?
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 28, 2008 | Reply
Aziz Bey;
Oncelikle Mehmet Beyin yazdiklarina tamamen katiliyor, tebrik ve tesekkurlerimi iletirim…
Aziz Bey sizinle de tanistigima memnun oldum.
Gercekten guzel ve ici dolu bir yorum yapmissiniz.
Eklemek istedigim hususlar var musadenizle…
“Atatürk’ün de bir tanrıya dönüştürüldüğü iddiasına karşın,aynı anlayışın farklı din(özelinde islam) ve kişilikler(Fetullah Gülen)için de geçerli olurken,bunun sadece Kemalizme atfedilmesine itirazını anlamak gerekir.”
seklinde ifade ettiginiz cumlenizi irdelemek istiyorum.
Evet gayet anlayisli ve yumusak bir yaklasim…
Fakat es gecilen bir nokta var…
Fethullah Gulen (Hocaefendiden) ornek vereceksek, ben cemaat mensuplarinin hocaefendiyi tanrilastirdilarina dair en ufak bir emare gormedim.
Zira onlarin, ne damal dagina golgesi dusen, ne de 19 mucizesi olan bir kutsali ya da ilahi mevcut degil.
Ya da ellerine “Sizi izliyorum” yazili posterleri alip propaganda yaptiklarini da gormedim. Vefat ettikten sonra da (Allah gecinden versin) olacagina hic ihtimal vermiyorum…
Ya da hocaefendi hakkinda ilahlik iddiasinda bulunan siirler ya da ilahiler yazdiklarina da sahit degilim.
Ya da hocaefendinin her soylemi,kosulsuz kabul goren, hikmetinden sual olunmaz ve ayet hukmu gibi algilandigini da sanmiyorum…
Istisare denilen bir olgu vardir.
Ya da hocaefendinin herseyi bilen, goren, duyan, en isabetli kararlari veren, yanilmaz ve sasmaz oldugunun iddiasinda da degiller…
En ufak bir muhalefet ya da haksizlik ya da zulumat karsisinda militan, fasist ve jakoben tavirlarini da hic gormedim…
Musadenizle hocaefendinin dilinden, bir anisini anlatayim…
“…Camilerde vaazlar verip hutbeler okuduğum dönemdeydi. Bir gün bir arkadaşımız “Hocam, sizi o minberde ne zaman görsem her an alnınızdan bir kurşun yiyecekmişsiniz gibi geliyor bana; alnınızdan bir kurşun yemiş de kanlar içinde boylu boyunca uzanmışsınız gibi görüyorum sizi ve çok korkuyorum” demişti.
Gayet sakin bir tavırla ona dedim ki; “Ben hep o tehlikeyi bilerek ve onu bekleyerek çıkıyorum minbere.” İşte o günlerde bile, cami kürsüsünden beni sevenlere şöyle demiştim;
“Şayet bir gün beni bu kürsüde öldürürlerse, cesedimi bir kenara atın ve başınız önde asayişin, emniyetin temsilcileri olarak evlerinizin yolunu tutun.
Eğer, öyle bir anda kalkıp bir yanlışlık yapar ve mukabelede bulunursanız, size hakkımı helal etmem; iki elim iki yakanızda kalsın, Allah huzurunda sizinle hesaplaşırım!”
Evet, benim yaşamamı ya da ölmemi değil önce milletin huzurunu düşündüm ve altmış küsur senelik hayatımda asayişi ihlal edecek bir harekette bulunmadım, güven atmosferinin delinmemesi için elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım…”
Soyler misiniz, Kemalizm ideolojisi ya da dini ugruna teror orgutleri bile kurulmusken (Ergenekon), kemalizm ile cemaat olgusunu (ilahlastirma anlaminda)ya da hangi yonuyle olursa olsun, ayni kefeye koymak ve bunu anlayisla karsilamak mumkun mu ?
Bunun haricinde butun yazdiklariniza katiliyorum.
Sizden de cok feyz alacagimi dusunuyorum ve tanistigima sevindim…
selam ve dua ile
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
Sayın elif dedim,
Öncelikle sizinle tanışmaktan aynı memniyeti duyduğumu belirtmek isterim.
Es geçtiğimi düşündüğünüz noktayı aslında tam da atlamadım,fakat sanırım konuyu dağıtmamak adına ayrıntılara girmemiş olabilirim.Zira dikkat ederseniz inançların doğruluğundan ya da hangi tarafın haklı olmasından ziyade aslolanın bireyin görüş,inanç ve tercihlerinde özgür olması gerektiğine vurgu yaptım.Elbette düşündüğünüz anlamda “bir kefeye koymak”adil değil.Kemalizm dışındaki her türlü ifade biçiminin nasıl sınırlandırıldığı,islam inancı da dahil her türlü farklılık alanının nasıl daraltıldığı sır değil.Değil özgürce ifade etmek Kemalist söylem dışındaki her türlü yönelim maalesaf kitlelere bir tehdit ve tehlike olarak benimsetiliyor ve gerektiğinde keyfice yasaklanabiliyor.Fakat kabul etmek gerekir ki inançların dogmalara dönüşmesi sadece Kemalizme has bir durum değil.Aradaki fark bir tarafın devlet gücünü arkasına alarak bunu kitlelere dayatmasıdır.Konunun benim için önemli olan yanı budur.Devlet baskı ve zoruyla olmadıktan sonra isteyen istediği şeye inanır,dilediğini yüceltebilir.Zaten öyle de oluyor.Baksanıza insanlar özgürlüklerinden kaçarak bir pop sanatçısını bile ilahlaştırabiliyor.Yani birileri otoriteye başvurarak benim de kendileri gibi davranıp düşünmemi dayatmadığı sürece bence sorun yok.Ha,bu konuda beni eksik bulabilirsiniz,saygı duyarım.Fakat bence en güzel dünya,insanın kendi olmasında özgür olduğu bir dünyadır.
Saygılarımla…
Yazan:MY Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
Aziz Bey,
Mardin’den güzel resimler bulabilecegimiz bir site var mi? Bakin ben bunu buldum:
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
Mehmet Bey,bulduğunuz resim Kasımiye Medresesi.Kasımıye Medresesine tıklayın,daha ayrıntılı resimler göreceksiniz.Ayrıca Midat-Midyat Resimleri’den de birbirinden güzel anıtları görebilirsiniz.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
@Suzannur
İkonlara karşı olup olmama konusunda emin değilim. Bir yanım karşı bir yanım da ikonlar ve idoller olmasaydı sanat manat hiçbirşey olmazdı diyor. Sanırım onlara bakışımızın çocuksu bir algıdan yetişkin bir algıya geçmesi taraftarıyım. İkonlara “örtülü bir sevgi dili” diyorsunuz, peki aynı şeyi putperestler için de kabul edecekmisiniz? Bir buzağı heykeli önünde ritüel yapanda onun saslında tanrıyı sembolize eden bir zarftan ibaret olduğunu biliyordu. Şu halde Semavi dinlerin pututaparlığa karşı geliş amacı nedir?
Bunun sınırının olmaması, idolün kendisinin tanrısal özellikler kazanmasıyla gerçekleşiyor sanırım. Köyün düşman işgalinden koruduğuna inanılan veya gözünden kan geldiğine inanılan Meryem
tasvirleri gibi. Zaman gazetesinde bir haber vardı “Bütün otübüs yandı bir tek Kuran yanmadan kurtuldu” vb.
veya dağda beliren Atatürk silüeti.
Mezarlarına çaput bağlanan evliyalar.
İdolleştirmenin aşılması gereken bir durum olduğunu düşünüyorum.
İkonlara, idollere sevgi saygı duyulabilir hatta insanlığın kültür mirası olarak incelenebilir ama nesnenin veya kişinin gücünü abartmak kişinin kendi gücünün azalması, kendine yabancılaşmasıdır.
Anıtkabiri bir ritüel alanı olarak eleştiren, Kabe’de ki putperest geleneklerin devamını eleştirmiyorsa sorun sadece “benim dinim değil o yüzden eleştiririm ama biri benim dinime laf etti mi orada dur kutsalıma dokunma derim” gibi geliyor.
Cemaat mensuplarının Gülen’i idolleştirildiğine de kimse tanık olmamış hayrettir yani, Tarkan’ın bile nasıl idolleştirildiği konusunda
sayfalarca yazı yazılabilecekken biraz kafayı gömmek oluyor sanki.:)
Gülen cemaati oldukça bilinçli, hocaefendinin her söylediği sözü akıl süzgecinden geçiriyor hiç mi hiç idolleştirme yapmıyor, cemaat olgusu içinde birey özgürlük anıtı gibi kalıyor, bir Kemalistler putperestlik ve kollektif biçimde yönetilme ialameti gösteriyor, mantıklı mı sizce?
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
Aziz Bey
Beklediğim ve ümit ettiğim cevabı aldım teşekkür ederim
saygılarımla…
Yazan:suzannur Tarih: Ağu 29, 2008 | Reply
Snowqueen,
İkonlar, bireyler üzerine inşa edilen saygı ve hayranlık… bunlar dini olanın şekil değiştirerek farklı bir formda dine yönelik algılamanın oluşumudurlar. Siz, bir ikonu ya da diğerini yasakladığınızda aslında kendi yasağınızı getirmiş ve manevi olanın yerine kendi maddiliğinizi/gücünüzü koymuş olursunuz. Bir nevi tasvirkırıcı olursunuz artık. Ve insanların elinden bunları aldığınızda –tıpkı Bizans’ta olduğu gibi yerine sirkleri, vahşi eğlenceyi koyarsınız, estetik ve dini olandan uzaklaşırsınız- yerine koyduğunuz form sadece size ait farklı bir fikirdir/ideadır hatta erktir. Evet, insanların ellerinden kutsallarını alırsınız ve o insanları yaşayan ya da yaşatmaya çalıştığınız başka birine tapınmaya yönlendirirsiniz. Geçmişi, sanatı, inancı alırsınız o insanların ellerinden ve profanı kutsayarak ona şeyken farklı bir değer verirsiniz/ verdirirsiniz. (bakınız Türkiye)
Putsever olmak puta değil de asıl güce yönelikse bu inançtır, hatta puta tapmak da bir inanç. (Benim algıma göre nesneye onu aşan bir gizilgücü vakfetmektir.) Ama adı üstünde inanç. Ne Meryem heykeli kendisine tanrılık atfeder ne de gerçekten inancın hatırlatıcısı olan kişiler(buraya tanrılık ya da üstünüm diyenleri almıyorum). Meryem heykeli de yıkılabilir, Kuran da bir yangında yanabilir. Yanmamış ya da yıkılmamış olmaları onların kutsallıklarından öte -bizim görmek istediğimiz- inancımızın pekişmesine yönelik algılar olarak insanlarda değer bulur. (Ara ara inanç sekmelerimiz olur ve inancımızın güçlendirilmesine ihtiyaç duyarız, oysa onların kırılmaları ya da yanmaları onların kutsallıklarının zaafı değil, bunu görünce eksiliyorsa, bizim inancımızın zaaf göstergeleridir.)
Anıtkabir ve Kabe konusunda ise daha başlangıç noktasında bir ayrıma gerek var. Eğer semavi bir dinle profan olanı aynı değerde görüyorsanız ve profan olanı inanç gibi görüyorsanız ritüel eleştirilemez yok ben bilime inanıyorum ve Kabe’deki ritüel saçma diyorsanız Anıtkabir’deki ritüel de saçmadır(zaten bizde de tartışılan nokta burasıdır, yoksa isteyen istediğini yapsın). Ve üçüncü boyut, ki bu benim inandığım, Kabe’deki ritüel dinin bir emridir ve hac emrini yerine getirmek amacıyla yapılır, Allah’a yaklaşmak esastır bu noktada. Anıtkabirse sadece saygı göstergesi olarak bir ifade şeklidir ve bu boyut onu şey’in üstünde metafizik bir algıymış gibi gizilgüce sahip bir yer olma boyutundan çıkartır.(Zaten mezar kültürü de bizim kültürümüzde bu denli abartılıdır, Orhun abidelerinden başlayarak, Osmanlıya kadar gelin, birkaç form ve din değişikliği dışında aynı şeyin varyantlarıdır.)
Cemaat ya da tasavvuf boyutunda, bir insana duyulan saygının ve özenin, idolleştirmeden öte tasavvufi terminolojiyle açıklanan bir üstdili vardır ki, birey bu noktada zaten benliği/nefsi yok etmek için bu yola girer. (Ha, derseniz ki, siz bunu kabul edebilir misiniz, gerçekten üzülerek söyleyeyim ki, nefsi aşamıyorum bu noktada. Bunun benim kazancım mı yoksa kaybım mı olduğunu göreceğim vakti gelince.)Sanırım tasavvufi yolda herkesin istidadına göre bir yer vardır. (Pinhan örneği aklınıza gelsin, iki başlılık ve tamlanma) Bu alan da akıl gözünü aşamamış kişilerin, diğerlerinin teslimiyetine uzaktan ancak şaşarak ve anlayamayarak bakabilecekleri bir alan. Siz eleştirerek bakarsınız ben hayranlıkla. Belki de kendine yabancılaşma değildir de kendini bulmadır. İşte bu nokta tam da bakış açımızın bam telidir. Yunus’un dergahtaki teslimiyeti, Mevlana’nın Şems’e teslimiyeti… Anlayabilir miyiz yaşamadan, sanmıyorum. Ya da insanların, döneminde Mevlana’ya olan hayranlığı, sevgisi. Sizin açınızdan bakarsak bu da bir idolleştirme, bana göreyse bu bir sevgi, saygı göstergesi. Hele ki bu kişi kültünü aşmak için cemaatlerin tarikatlara karşılık hayat bulduğu düşünülürse ve insanların yine de bu kültü aşamadıkları tespit ediliyorsa, şunu kabul etmek gerekir. Bu insana özgü bir durum. İnsanlar kutsal bildiklerine her zaman bunu yapmışlar ve yapacaklar, siz ister tasvirkırıcı(bunu metaforik anlamda kullanıyorum, inanca bağlılık olarak) olmayı tercih edin, ister de diğeri. Farketmeyecek.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply
Atatürk’ü ilahlaştırmak aslında yeni bir şey değil. Özellikle 1928′den sonra şairlerin kendilerini böyle bir akıma kaptırdıklarını görüyoruz. Örneğin Aka Gündüz’ün şu şiiri özellikle ilgimi çekti:
Atatürk’ün tapkınıyız!
Her şeyde Atatürk,
Yerde O! Gökte O! var da O! yok da O! her şeyde O! Atatürk !…
Yerdedir, gökdedir, sudadır, alandadır, diktedir, pusudadır. Görünmezi görür! Bilinmezi bilir ! duyulmazı duyar! Sezilmezi sezer, ezilmezi ezer! Her şeyde Atatürk!Elimizi yüzümüze, gönlümüzü özümüze kapıyoruz. Biz sana tapıyoruz!… Varsın, Teksin, Yaratansın ! Sana bağlanmayanlar utansın! (”Yürekten sesler”, Hakimiyet-i Milliye, 4.1.1934)
Yazan:elifimbenim Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply
ya ben anlamiyorum su yasima kadar ne böyle bir sey gördün nede duydum bu terbiyesizliktirki atatürkü hasa TANRI ZANNETMEK olurmu öyle seyler ben dinimide biliyorum vatanimida vatan baska din baska TÜRKIYE’YI TÜRKIYE yapanida acaba diyorum ATATURK olmasaydi ve yurdumuz icin carpismasalardi TÜRKIYENIN durumu ne olurdu buna bencillik den baska ne denir insan bir bardak su verdigi kisiye tesekkur eder KEMAL ATATÜRK VE ARKADASLARI TÜRKIYEYI KORUMUS binlerce sehit vermisiz tesekkur yerine hakaret ve iftira bakalim daha neler görecehiz ALLAHIMA COK SÜKÜR MÜSLÜMAN DOGDUM VE KANIMDA TURK KANI NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE
Yazan:ç-z Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply
Ekrem Senai’nin yorumuna kısa bir ek;
Org.ilker Bağşbuğ’un görev devir-teslim töreni sırasında yapmış olduğu konuşmasında geçen şu cümleler belki bu “Tanrılaştırma” konusunda hangi mevkide saf tutulduğunu biraz daha açık olarak gösterebilir.
*Kutsal:
1- Güçlü bir dini saygı uyandıran veya uyandırması gereken.
2-Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen.
3-Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. (=dogma)
4-Tanrı’ya adanmış olan,tanrısal olan.(felsefe)
Tapınmak:
Tanrı’ya ya da Tanrı olarak tanınan şeye karşı inanış ve bağlılık anlatmak için belirli birtakım dinsel eylemlerde bulunmak
Din:
1-Tanrı’ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum
2 . Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen
3 . (mecaz) İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü. (tapınmak=dinsel eylem)
Dogma:
1 . Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.
2 . felsefe Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak:
“Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır.”- M. C. Anday
Elbette konuşma bu kadar değil bizi ilgilendiren asıl kısım burada;
*Mucize,
Tanrı’nın gönderdiği peygamberlerin, halk ya da insanlar tarafından gerçek olduğuna insanların inanabilmesi için, peygamber olan insanların insanlara gösterdiği mümkün olmayan durumlar.(w:pedia)
T.D.K’ya göre:
1 . Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah’ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık.
2 . İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay:
“Onca hayhuy arasında, gündeliğin olağan mucizelerini iyiden iyiye unutmuştu.”- M. Mungan.
3 . İnsan aklının alamayacağı olay: “Şırınga nasılsa umduğumdan çok daha iyi bir tesir yaptı ve zavallı Hacı Ömer, bunu benim bir mucizem gibi gördü.”- R. N. Güntekin.
4 . sıfat, mecaz Olağanüstü, şaşırtıcı:
“Onların aşkı ve evlilikleri zaten bir mucize değil miydi?”- T. Buğra.
Dil bir oyuncak olmadığına ve en kutsal makamda henüz ikamet etmeye başlayan birinin de kelime seçimlerinde bu mantıkla hareket etmeyecek kadar deneyim sahibi olduğunu bildiğimize göre;İ.Başbuğ’un“mucize” tanımının TKD’daki karşılığının “şırınga” mı yoksa imkansız evlilik benzetmesine mi denk geldiğini,saredilen cümlenin gerçek anlamını kavrayabilmek ve yanlış sonuçlara varmamak için bilmemiz gerekmekte!
Bu cümlede geçen “mucize” tanımının en doğru açıklamasını “devrimlere” gönülden inanan itaat,sadakat,otorite,karşıtı,birey özgürlüklerine inanan,yaşam hakkı kadar ifade özgürlüğünün “kutsallığına” inanan Snowqueen hanımefendi yapabilir diye ümit ediyorum.Tabii lütfederse!
Ammaaa Snowqueen hanımefendiye açıklama yapmazdan önce İlker Başbuğun aynı konuşmada geçen şu cümlelerini de uyarı niteliğinde hatırlatmak isterim;
Snowqueen,size de bu satırlar “dogma” tanımını çağrıştırmıyor mu?
Bu herhangi bir yanlı gazeteden alıntı değildir.İlker Başbuğ’un verdiğim likte tamamıyla kaydedilmiş konuşmasından bire bir alıntıdır.
Kutsallar,mucizeler,tapınmalar,dogmalar,peygamberler hep bir din başlığı altında toplanır öyle değil mi?Bu dinin eksiği bir tek adı!
Yazan:snowqueen Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply
@Ç-Z
Kutsallar,mucizeler,tapınmalar,dogmalar,peygamberler hep bir din başlığı altında toplanır öyle değil mi?Bu dinin eksiği bir tek adı!
Bir şeyin “din” olması neden sinirinizi bozuyor?
Yoksa dinlere mi karşısınız?
“din”i kötü bir tanım olarak kullanıyor gibisiniz, oysa bütün güzellikler iyilekler dinden doğardı hani, iyi ahlakın temeli dindi falan. Velev ki Kemalizm bir din, siz de dogmalardan pek uzak sayılmazsınız, Kemalizmin totaliterliğini eleştirirken Semavi dinlerin doğulu totaliter despot tavrına da bir bakın derler adama.
Şu halde Kemalizmin bir din olmasına laf edemezsiniz pek ancak
size dayatılmasını eleştirebilirsiniz.
Çocukken tahta önünde zorla ezberletilmiş duaları okurken bende aynı şeyi hissederdim üzülmeyin.
Bu arada sadece Kemalizm değil ki reklamcılık, müzik endüstrisi bile dini özellik gösterir. Elektriği icat etmiş gibi davranmaya pek gerek yok sanırım. Bakın gene insaflı davranıp “din” değil “dini özellik gösterir” diyorum yoksa reklamcılığın bile “din” olması pek hoşunuza gitmez sanırım:)
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply
Kemalizm dindir ama burada temel nokta kemalizmin bunu kabul etmemesi. Ve bilim adına aydınlanma adına ahkam kesmesi. Kendisini memleketin sahibi sanması. Toplum mühendisliği yapması, tek doğru gibi çocukların zihinlerine enjekte edilmesi. Kitleleri milli öğütümden geçirip endoktrine etmesi. ve bu dogmatikliğine rağmen güya çağdaşlığı temsil etmesi. Sorun bu. Yoksa isteyen gitsin anıtkabirde ayin yapsın isteyen ataya sen tanrısın gibi şiirler yazsın. Kimsenin birşey dediği yok. Bir devlet ideolojisi kemalizm ve laik devlet bu dini ideolojiden kurtarılmalı. Başbuğun, Koşaner’in açıklamalarına bakın. Kemalizm dininin ayetullahları gibiler. Dinlere eşit mesafede olmalı devlet, birisini temel alıp resmi ideoloji yapmamalı. Söylenen bu.
Ne laftan anlamaz bir kafa yapınız var. “Üçüncü yolcu, sol ergenekoncuların fikri yapısı kemalizmle döllenmiştir” tespitinin ispatı her yazdığınız satır.
Yazan:elif dedim Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply
Bana elifim benim diyerek nazik bir hitapta bulunan, sevgili yorumcuya cevabımdır.
“…atatürkü hasa TANRI ZANNETMEK olurmu öyle seyler…”
Bu iddianızı, Ç-z ve sevgili yazarımız Ekrem Senai yorumlarıyla gereken cevabı vermişler… Ben de bu mevzuyu tekrar ederek siteyi meşgul etmek istemiyorum.
Tabii siz Atatürk’ü, (Haşa) İlah olarak görmeyebilirsiniz. Sözlerimden dolayı sizi tenzih ederim. Fakat çoğunluk denebilecek bir kesim, söylemleriyle, yazılarıyla, şiirleriyle ve hal hareketleriyle bunu teyit ediyorlar. En azından gizli şirke giriyorlar ve maalesef bunun da farkında değiller.
Lütfen bu gerçeğe kapalı durmayın ve bahsi geçen gerçekleri görmenizi temenni ederim.
Bir diğer cümleniz olan “……Atatürk olmasaydı….” diye başlayan cümleleriniz ki,
böyle diyerek 2 hataya birden düşüyorsunuz….
Şöyleki;
Burdaki vahim yanlışın biri; yakın tarihteki kurtuluş mücadelesinde dini vahid kılmak için mücadele eden padişahından rençberine kadar memleket evladının kahramanlıklarının tek bir şahsa verilmesidir ki, bu millete yapılabilecek en büyük zülümdür.
Bu öyle bir zülüm ki, sadece o devirde yaşayan milletimize dokunmuyor…Günümüze kadar devam ediyor… Bu zülmü milletimiz hala çekmeye devam etmektedir.
Büyük bir grubun başarısının bir tek kişiye maledilmesi ve bu kişi(ler) üzerinden bir sistemin yürütülmesi ancak ve ancak bir menfaat grubunun, bir çıkarcı elitin hüneri olabilir. Öyledir de. Ki Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne varlığını sürdüren bir Cumhuriyetçi elitin kendinden menkul öncelikleri her zaman için dini vahid kılmaya çalışan kahraman çoğunluğun değerlerine tercih edilmiş ve bütün tarih algısı da bu öncelikler üzerine dizayn edilmiştir.
İkinci vahim yanlışınız ise; Hz. Ömerin tabiriyle “Gizli Şirke” girmenizdir. (Allah muhafaza)
Yenilgisiz komutan Halid bin Velid için Suriye seferi sırasında, Hz. Ömer bakın ne diyor…
Hazreti Ömer anlayışı ve felsefesiyle bakarsak savaş meydanlarının kahramanı Halid bin Velid’e diyor ki
“Ya Halid biliyorum ki bu fetihleri bize ihsan eden Allah’tır. Ama halk başarıları senin şahsında buluyordu, işte o şirktir. Hiç farkına varmadan zimni, dolaylı yoldan Halid’i peygamberin yerine koyarlar ve bazı icraatında Cenab-ı Hakk’a ortak telakki ederler, o da tehlikeli bir şeydir. Seni öyle bir mülahazadan kurtarmak, halkı da şirkten kurtarmak için seni azlediyorum. Seni azlettikten sonra sen de göreceksin ki o iş devam ediyor. Çünkü o işin arkasındaki kuvvet “la havle vela kuvvete illa billah”ın sahibidir, Allah’tır” diyor.
Evet “….Atatürk olmasaydı…..şöyle olurdu böyle olurdu ” derseniz ve başarıyı onun şahsında görürseniz “Gizli Şirke” girersiniz.
Çünkü zaferleri bize ihsan eden Allah’tır…bunu ben değil Hz Ömer Kuran ve hadisler ışığında bize bildiriyor.
Lütfen uyarılarımı dikkate alınız ve lütfen gurur meselesi yapmayınız.
Çünkü Hz. Halid gurur meselesi yapmamıştı. O koca ordu komutanı gurur meselesi yapmamış, yine de savaşa sade bir er olarak iştirak etmişti. Hem de yanlış hatırlamıyorsam azadlı bir köleden emir almıştı.
Not: Bu millet vefalıdır
Kendisine hizmet edenleri, inanın Oğuz Han’ı, Mete’yi Kül Tigin’i, Çağrıyı, Alparslan’ı, Fatih’i unutmadığı gibi Atatürk’ü de unutmaz. Merak etmeyiniz.
Saygılarımla…
Allaha emanet olun…
Yazan:çuvaldız Tarih: Eyl 4, 2008 | Reply
Snowqueen,
Yorumunu uzun süre cevapsız bıraktım kusura bakma lütfen
Yok seçime bırakılmayıp dayatılması sinir bozucu.Sadakate,itaate karşı olan sendin ve sinir bozucu bulması gereken kişi olarak senin benden önce saf tutacağını düşünüyordum ama bu sefer işine gelmemiş galiba,ne dersin?
Acaba kabul ettiğin ne gibi makul nedenlerin var?Bilmek isterdim doğrusu. Hatırlarsan senin tamamıyla karşısında olduğun bu iki hususta ben, bunlar kişinin “özgür” seçimiyse ses etmek abesle iştigaldir demiştim.Sanki başka seçenek yokmuş gibi birilerinin çözüm diye kendi doğru bildiklerini dayatmasına karşıyım.Reklam dinini kullan,alla pulla,ambalajla akıl çel,olmadı gönül çel ama dayatma ,değil mi ama?
Yok,insanı merkeze almayan,farklılığa tahammül edemeyen zihniyete karşıyım.
Ee,insan aklı ve eliyle yaratılmaya çalışılan dinin mükemmel olmasını beklemek gaflet olur.Ama konunun uzmanları için kopyaları asıllarından ayırabilmek her zaman mümkündür.Kötü taklitler daima aslını aratır.
Evet dogma taklitlerini şıp diye tanırız .-) ve taklitçilerin lisanından konuşmayı da az çok beceririz.Bakın siz de ne güzel taklit etmiş ve velev ki ile başlayan bir cümle kuruvermişsiniz .Eee taklidin taklidini yapmışsın,nereye vardık bu şekilde?
Snowqueen olmadı şimdi ama sen değil miydin Semavi dinlerin totaliter tavrını hışımla eleştiren? Ne oldu şimdi de Kemalizm dininin totaliterliğine ses etmiyorsun?Apoletli amcalar ve onların çok yakın arkadaşlarının semavi niteliklerle(mucizeler kabilinden) kutsadığı bir dine iman edilmesi en yüksek perdeden seslendiriliyorken üstelik!
Evvettt işte, gecikmiş doğru tespit diye ben buna derim.Peki sen ve senin gibi din karşıtı olanların çözüm yönteminizi bu noktada dile getirsek acaba ne olur;Kemalizm devlet politikası olmasın,eğitim müfredatı bu doğrultuda düzenlenmesin,çocuklara 18 yaşına gelene kadar devletin benimsediği herhangi bir “din” zorunlu tutularak öğretilmesin. latife tekin gibi birilerin çıkıp aynen onun cümlelerini kullanarak;bu çağdaş olarak tanımlanan kıyafetler(o türban demişti)beni irkiltiyor, göz sinirlerimi geriyor, ruhum kaldırmıyor, boğulma hissi geliyor. Ayşe Hanım’la Fatma Hanım’ın yan yana fotoğraflarını basıyorlar, bakamıyorum, gözlerimi kaçırıyorum, rahatsız oluyorum, bende ruhsal bir sıkışma yaratıyor.diyebileceği de düşünülerek bu dinin örtünme anlayışı kişilere dayatılmasın.
Bu dinin 301 gibi bir ayeti olmasın, coğrafi konuma göre anlamı değişen(sanki Akdenize özgü bitki örtüsü!)laiklik gibi bir kavram öne sürülerek bazıları “dinsiz” ilan edilmesin.Sırf bu nedenle insanlar cennet gibi vatanlarını terk etmek zorunda bırakılmasın.Bu dinin inanmayanları mesleklerini icra etmekten men edilmesin.Ne mutlu Türküm şehadeti sessizce gönülden söylenebilsin illa başkalarının duyabileceği bir ses seviyesinde söylenmediğinde kişi dinsiz ilan edilmesin.Vatan için silah tutmam yada ölmem diyenin imanından şüphe edilmesin.You tube’a erişim habire engellenmesin :-)Partiler kapatılacaksa tirilyonlarca lira harcanıp seçim yapılmasın,millete oy vermeleri için boşuna eziyet edilmesin.
Tüm bunları yazmışsınız ama kaçırdığınız bir nokta var;kimse seni reklam dininin dindarı olacaksın,mecbursun demiyordeğil mi?Yoksa sizi zorla mı reklam dininin müridi mi yaptılar .-)Piyasa şartları dini özellik mi oldu?
Yazan:osman Tarih: Eyl 27, 2008 | Reply
Yazılan onca yazıyı okumadım ama ilk yazıyı dikkatle ve hayretle okudum.Farkında olmadığım fakat gerçekten doğruluğuna kanaat getirdiğim bi durum yüzüme vuruldu sanki.
Aslında hiçde düşünmediğimiz bi gerçeklik ve çoğu insanın kendine bile itiraf etmeye çekindiği bir doğru.
Bunca sene Attaürkü eleştirmek suç oldu, insanlar onun hakkında olumsuz görüş bildirmekten çekindi ama pekhala ben dinsizim diye rahatça söyleyebildi.
Anıtkabirde hatıra defterinde yıllar önce ölmüş bi kahramana sözler verildi, sıkıştıkça ona koşuldu,ve bu ülkede işleri istediği gibi yürümeyen insanlar işi yürütenleri ona şikayet etti..
burdan ne sonuca varmalıyım bilemiyorum,sistemli bi hareketmi yoksa farkına varılmadan olagelen bi davranışlar zinciri mi??
Yazan:hakan Tarih: Eki 2, 2008 | Reply
tanrı cümlesi cinselik içeren bir deyimdir tanrı derse ne olacak ki yaw sizde varya dinimizde tanrı diye bir isim varmı yüce ilahın
Yazan:Edebiyat01 Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
Tarih bilmeden işte böyle saçmalarsınız komediymiş draammış haletmiş… Bunların anlamını bile bilmediğiniz halinizden belli oluyor.
Size en büyük bedduam şudur: İnşallah 1911-1923 yıllarında yaşanan acılardan daha büyük acı çekersiniz de o zaman anlarsınız Mustafa Kemal’in dehalığını. Mustafa Kemal’i tanrılaştıran hiçbir kimse yoktur. Onu karalamak için uydurulan masallara siz de şakşakçılık yapıyorsunuz halbuki neye şakşakçılık ettiğinizi bile bilmiyorsunuz!
Siz 6 yaşındayken 2 yaşındaki kardeşiniz bulgur kazanında kaynatıldı mı hiç??? Babanınızın göğsüne süngülerin saplandığını gördünüz mü hiç? İşte bunları görmüş olan dedem Atatürk’ü tanrılaştırmaz ama onu da çok sevdiği bir insan bir kurtarıcı olarak gönlüne kazır.
Binlerce yıldır süregelen Türk inancına göre ölen insanlar sevdiklerini görmek için geri dönüp onları izler gökyüzünden. Bu Atatürk’ü putlaştırma ya da tanrılaştırma değil Türklüğün en önemli geleneklerinden biridir. Ben de size Türklükten bahsediyorum şuna bakın böyle şakşakçı bir zihniyete ne anlatabilirsin ki?
Neyse umarım birgün herkes bu ülkede kültürlü ve eğitimli olur da mantık çerçevesinde harekete edebilir. Ne mutlu Türküm diyene..!
Yazan:zafer Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
ben Atatürk ü tanrı zannediyorum… bence o kutsal… her yerde heykellerini ve fotoğraflarını görmek istiyorum… çünkü biliyorum fotoğrafları bile korkutuyor sizi… onu ilahlaştırıyorum… paraların iki yüzünde de sadece tek yüzü yetmez… 2 yüzünde de onun fotoğraflarını görmek istiyorum… bence bu ülkede olumlu ne yapıldıysa sadece Atatürk yaptı… ondan sonrasında sürekli geriye gittik… o 10 senede yerlerde sürünen bir ülkeyi o günün koşullarında kat kat yukarılara çıkardı ama şimdi geri gide gide en geri avrupa ülkesinden bile bence 200 yıl gerideyiz… Atatürkten sonra bırakın ondan daha iyisini, onun gibisini, onun yaptıklarının on binde birini bile yapan çıkmadı… sadece ülkemizde değil, bütün dünyada!!!
hazır olun niyet okuyacağım:
bana hemen şimdi ülkeyi tek başına Atatürk mü kurtadı!! türkü kürdü lazı çerkezi çarşaflı kadını…… vs vs vs geyiği yapmayın… o saydıklarınızı bir araya getiren kişi o idi!!! en zoru da odur… hadi siz 3 kişiyi bir araya getirmeyi başarın da göreyim sizi…
niyet okudum… kızın bana…
ben bütün dünya liderlerini önderlerini herkesi her şeyi önüme koyuyorum… en kısa sürede en berbat durumda hangisi ne kadar yol almış ve aldığı yol hala daha ayakta duruyor her şeye rağmen diye bakıyorum ve Atatürk ü ilahlaştırıyorum…
bu da hiç kimseyi ilgilendirmez… size ne???
Yazan:zafer Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
Atatürk sadece heykelleri var, resimleri var, anıtkabirde anı defteri var yada kendisini eleştirmek suç olduğu için değil!!! gerçekten hakkettiği için, gerçekten büyük olduğu için gerçekten büyük bir lider olduğu için hala daha kalplerde yaşayan bir kişi!!!
yoksa siz bu sebeplerden dolayı mı hala dimdik ayakta zannediyorunuz??? güldürmeyin adamı…
gerçekten büyük olmayan liderler öyle yada böyle ne yaparsanız yapın devrilip unutulup gitmişlerdir… heykelle tanrılaştırmayla şununla bununla lider kalınmaz!!!
kimlerin kimlerin heykelleri devrildi bu dünyada!!!!!!!!!!!
sayın OSMAN bu yazıyı okuyunca farkında olmadığı gerçekler birden yüzüne vurulmuş::))))))))))))))))))))))))))) günün esprisi idi, kutlarım…
işte Atatürkçülükte koparılmış bir kişinin acıklı hali… es kaza bu yazıyı okumasa!!! maazallah hala daha yüzüne gerçekler vurulmamış bir zavallı olarak kalacaktı!!! bereket okudu!!! ve gerçekleri gördü… Türk filmi gibi…
Yazan:haki demir Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
İki konuyu birbirine karıştırıyorum
zeki birisi bana bunların arasındaki farkı anlatsın…
okuma yazma dahi bilmeyen cahil kadınların (ve de erkeklerin) türbelere gidip, duvarlarına taş yapıştırmaları veya bir yerlerine çaput bağlamaları ile…
devlet erkanının (sivil ve askeri erkanın), bilim ve sanat adamlarının belli günlerde anıtkabire varıp çelenk koymaları ve yazı yazmaları arasındaki tavır ve davranış farklılığı nedir?
Birincisini fakir ve cahil insanların yapması ile ikincisini tahsilli insanların yapması dışındaki farkı merak ediyorum. Fark olarak birincide “taş” ve “çaput” ile ikincide “çiçek-çelenk” ile “defter ve yazı” kullanılmasını söylemeyin ama.. Bu hile olur. Bu kadarcık malzeme farklılığı olabilir. Benim merak ettiğim ikisindeki tavırda da, yaşayanların yaşamayanlardan medet umduklarını görmüyor muyuz?
İlginç olan nokta, bu ülkenin en cahili ile en tahsillisinin hayatı aynı şekilde yaşıyor olması… Fark sadece tahsillilerin mezarı ile cahillerin mezarıdır, aynı mezarı kullanmıyorlar. İyi de şimdi gelde bu ülkedeki eğitime eğitim de… Taaaa üniversitelere hoca yaptıkları kişiler bile okuma yazma bilmeyenlerle aynı tavır ve eda içindeler. Öyleyse insanları okullarda onlarca yıl neden süründürüyorsunuz?
Bir ülke hayal edin ki, en cahili ile en tahsillisi aynı seviyede… Hani derlerya bu cahillik ancak eğitimle mümkün… Tam bu sözün yeri… Bu ülkede yaşayan herkese kolay gelsin.
Yazan:uveys Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
Sn. yazar;
Oncelikle belirtmeliyim ki.! Kemalist degilim. Daha sonrasina gelince, gerceklikten kopus bence bu olayi gundeme surekli taze bir olaymis gibi cikartip insanlarin gozune sokmakla siz gerceklestiriyorsunuz.
Insanlarin inanclarini sorguliyamazsiniz. Herkesin kendine gore degerleri ayni olmiyabilir. Bugun yaradana inanmiyanlarin sayisi gunden gune artiyorsa bunada sebep sizlerin surekli insanlarin inanclarini sorguluyor olmaniz. Iyi niyetli olmadiginizi dusunuyorum. Bugun siz bu konuyu surekli taze bir olaymis gibi gundeme getirip muhalif bir tavir sergilemiyor olsaydiniz; Belkide.. hafizalar da ataturk iyi bir lider, misyonunu da tamamlamis bir kahraman olarak kalacakti. En azindan insanlar baska seylerle mesgul olma firsatini bu sekil yakalamak icin cabaliyor olacakti. Sirf sizin bu soylemleriniz neticesinde insanlarin birakin sizin samimiyetinize inanmamasini, ulkesini seven bir vatandas oldugunuza dahi inanmiyorlar. Vatandas oldugunuza dahi inanasim gelmiyor. Onume oyle somut birsey koyunki ittihat ve terakici olmadiginiza inanayim. Bu mumkun olmadigindan bence bosuna vizildamayin.
Insaa ettigimiz okullara, caddelere ataturk’un adini vermiyelim. Paralarin on yuzlerine resmini basmiyalim. Pekala kiminkini verecez veyahut koyacaz. Bu konuda yardimci olun madem cok iyi niyetlisiniz. Deyin ki.! yahu arkadas bu ulkede cok onemli bir sahsiyet olan filanca insan var. Oda boyle seyleri hakketti. Bugun hangi ulkeye giderseniz gidin benzer durumlar soz konusu. Fakat nedense bizim ulkemizde ki.! ataturk alerjisi nerden geliyor kimin dayatmasi..bilinmiyor. Yoksa sizinde yukumlu oldugunuz, bagli oldugunuz ayri bir misyon’mu var?
Gidin kardesim tarihinizi sorgulayin. En yakininda ki.! Seyhulislamlarin icazetleri neticesinde ulkeyi yanlis yoneten padisahlara bakin. Bugun hale dogudaki derebeylik feodalite neticesinde kadinlarin kendilerinden yasca cok buyuk insanlara nasil peskes cekilmeye calisildigina… Neticesinde karsi cikan kadinlarin sokak ortasinda nasil katledildigini arastirin. Bunlarla gundem yapin misyonunuz bu olsun. Ataturk kutsal biri degildi. Fakat sizin suan kutsal gibi gordugunuz miyondan cok daha kutsal yapmaniz gereken insanlik vazifeleriniz varken neden ataturk.?
Yaziniz daha iyi dikkat cekiyor. Insanlari yorum yazmaya mecbur birakiyor diyemi? surekli ataturk gundemde…Yazik uc kurusluk yaziya bes kurusluk yorumlarla mesguluz. Bunun sebebide ataturk degil bence sizin yazdiklariniz neticesinde karsilik vermek zorunda birakilan bizleriz. Ataturk bana anit yapin her tarafa heykelimi dikin demedi. Yapilmis bitmis… Iyiki de yapilmis siz boyle yaptikca bence fazlasi yapilsin. Saddaminkileri yiktirdiniz da ne oldu? atesinizmi sondu yoksa; Iraq’a ozgurlukmu geldi, Ne oldu yani? siyasi otoriteyi ele gecirdiniz de ne oldu satilik damgasi yemekten kurtulabildinizmi? artik kan akmiyormu? hersey gullik gulistanlikta bizmi goremiyoruz? Bence buyuklugune inanilanin aksini savunan kisiler kendilerini buyuk gorenlerdir. Yazinizin pacavradan farki yok bu nedenle…..
Yazan:uveys Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
Aklima bu ulkede cok onemli yuksek bir sahsiyet ismi geldi. Mumtaz soysal bence onun heykellerini diktirelim. Onunde de ne mutlu kürdum deriz; neden olmasin. Fakat oncesinde Turkiyede de kürt devletinin kurulmasi gerekiyor buda pek mumkun gorunmuyor. Umut var fakat istikbal kanepelere isim oldu. Size uzak… Hadin (eywallah)
Yazan:uveys Tarih: Eki 19, 2008 | Reply
Sn..elif;
Tenzih, menzih gaflet, delaleti birakin… Insanlarin sizi anliyabilmesi icin sade bir dil yetiyor. Ataturk savasi tek basina gerceklestirmedi elbet. Fakat fikir adami kendisi idi. Ataturk’u her firsatta yerin dibine sokmaya calisanlar sozum ona iyi insanlar. Onu iyi bir vatanperver olarak gorenlerde neden sirk kosuyor olsun; kardesim? Ataturk’u seven, iyi bir asker olduguna.. Iyi bir vatanperver olduguna inanan kac kisiden yaradan ataturktur diye bir cumle duydunuz? Saptirmayin kimseyi de size karsi savunmak zorunda birakmayin olay bukadar asikar.
Yazan:Cem Arda Tarih: Eki 20, 2008 | Reply
“Atatürk’ü nasıl da sorgularsınız, buna nasıl cürret edersiniz. O zaman biz de Kuran’ı ve İslamı sorgularız” gibi Ertuğrul Özkök tipi yorum yazanlar, tastamam, Atatürk’ü nasıl da tanrılaştırdıkları, kemalizmi nasıl da dinleştirdiklerini teslim ediyorlar
Erken Cumhuriyet dönemlerinde, cumhuriyet kadrolarının, kemalizmi dinleştirmesi ve insanlara zorla benimsetmeye çalışması aklıma geldi…
Yazan:orhan sahun Tarih: Eki 21, 2008 | Reply
Merhaba,
Atatürk büyük bir zattı, zamanın büyük bir adamı idi, bir şeyler yaptı ve gitti. Allah rahmet etsin. Yazar Atatürk’e hakret etmiyor, sadece durum tespiti yapıyor ve tespiti de bana göre doğru. Gittiğiniz bir yabancı ülkenin her yerinde bir kişinin potresini heykelini vs görürseniz, ne düşünürdünüz acaba?
Yazan:muse Tarih: Eki 21, 2008 | Reply
yazar Atatürk e hakaret etmiyor tabii… Atatürk e hakaret ediyor diyen yok ki… bana ediyor::)))…
Yazan:uveys Tarih: Eki 22, 2008 | Reply
Sn. Hakki Demir…
Soruyu sormusunuz sordugunuz sorunun yanitini da vermisiniz. Verdiginiz yanita gore ikisinin arasinda eda farki olmiyabilir. Ama benimle sizin yorumunuz arasinda bir fark olacak. Cunku insanlarin oraya giderken ne niyet gecirdigini bilemezsiniz. Islamiyeti baz alacaz madem o halde oraya gidenler.. Anitkabire veyahut herhangi bir
turbeye egerki ölüden medet umuyorlarsa gunahkardirlar. Bir kismi muhakkak bu gaflete dusuyordur dusuncesiylede ben herkesi o sekil goremem. Allah muhafaza gunahlarina ortak oldugum gibi bide o niyette olmiyanlarin gunahini ben cekerim. Neme lazim.
Kaldiki..! Islamiyette kabir ziyaretlerinin ne sekilde nasil yapilmasi gerektigi hakkinda kesinlesmis bir hadis soz konusu degil.. Sadece kabir ziyaretlerinin yapilmasi gerektigi gercegi var. Bu konuda insanlara yardimci olun insanlarin kafasi yeterince karisik zaten…
Yazan:mertcan Tarih: Kas 3, 2008 | Reply
şu anda söylemem gerekiyor ki şok olmuş durumdayım. gerçekten hiç aklıma gelmemişti bütün bunlar. (inanın ciddiyim)
bu dünya çok kötü eğer bunlar gerçekse. ben 14 yaşımdayım ve bu sayfada yazılanların hepsini okudum. ilk defa atatürk’e karşı gelen bir bakış açısı görüyorum ve iki tartışan taraf tartıldığında atatürk karşıtı taraf ağır basıyor. bir insanın hayatını değiştirdiniz. artık her okuduğumu daha anlayarak daha objektif okuyacak ve internetten bu konuyu çok daha fazla araştıracağım.
Yazan:Yağmur Alka Tarih: Kas 3, 2008 | Reply
Sayın ATATÜRKÇÜ ALEV_İ KIZI aslında yukarıdaki yazı da tam olarak sana yapılanları anlatmaya çalışıyor. Kimse Atatürkün devleti kurmadaki gayret ve önemini inkar etmiyor. sorun bundan sonra başlıyor. onu tanrısallaştıran ondan sonrakiler. tıpkı budist toplumların Buda’sı gibi onlara göre de Buda tüm zamanların değişmeyen örneği ve tanrısı. Duygusal olmayalım lütfen yoksa birkaç nesil sonra Atatürk Budanın durumuna düşürülecek.
saygıyı elden bırakmayalım ve YOLUMUZA GİDELİM..
Yazan:sel Tarih: Kas 18, 2008 | Reply
türkiyede kemalizm bir din cünkü ben cok gördüm tanrim atatürk kutsal kitabim nutuk kiblem anitkabir diyenleri. netice sudur atatürk ilahlastirildi ve bu yeni putperest müsriklik dini kemalizmdir.
Yazan:mehmet selim polat Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
Bunlar tamamen sapığın tekidir.Uyuşturucu kulan kullana kafaları dejenere olmuş zavallılardır.
Yazan:Av. Cemal Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
Değerli tartışmacılar, yazdıklarınızı okuyunca ben de bir iki söz yazmaktan kendimi alamadım.
Her şeyden önce bir müslümanın, Atatürk’ün insanlar tarafından çok sevilmesinden neden rahatsızlık duyduğunu anlayamıyorum. Bir insan iyi bir müslüman olunca Atatürk’ü (velevki aşırı dercede diye değerlendirin) çok sevemez mi? Arabistan’da İngilizlerin peygemberimize düşmanlık için yerleştirdiği Vahhabi mezhebine göre Peygamber efendimizi aşırı sevmek de dinden çıkma sebebi sayılıyor. Biz yine de Peygamber efendimizi çok seviyoruz, hatta çok aşırıderecede seviyoruz değil mi? Biz onu çok seviyoruz diye hiç bir zaman onu Allah yerine koyuyor muyuz? Aynı şekilde bir müslüman Atatürk’ü de aşırı sevebilir. Bu onu Allahlaştırmak anlamına gelmez ki. Gerçekten de bugün üzerinde yaşadığım ülkeyi Türkiye Cumhuriyetini yani dünyalığımı Atatürk’e, dinim olan islamiyeti ve asıl dünyamız olan ahiret hayatını da Peygamber efendimize borçluyum. Peygamber efendimiz olmasaydı bizler bugün islamiyetle müşerref olamayacaktık. Atatürk olmasaydı bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti diye bir ülke olmayacaktı. Bazı arkadaşlar “yahu niye bu kadar Atatürk seversin ki niye idolleştiriyorsun sonuç ta onu da Allah yarattı. Atatürk te Allah’ın yarattığı bir kul.” diyorlar. Yani Atatürk’ün yaptığı iyi şeylerden dolayı sevgimi Atatürk’e değil de Allah’a göstermem gerektiğini söylüyorlar. Peki şeytanı da Allah yaratmadı mı? Şeytana kızdığımız, hakaret ettiğimiz zaman Allah’a mı kızacağız, Allah’a mı hakaret edeceğiz diyorum. Peygamber efendimize sevgimizi göstermeyip Allah’a mı göstermeliyiz. Allah böyle mi istiyor diyorum o arkadaşlara.
Dolayısıyla burada yanlış yere birbirimizi hırpalıyoruz. Atatürk’ü dünyalığımızı borçlu olduğumuz kurtarıcı olarak, peygamberimizi de dinimizi diyanetimizi ve gerçek dünyamız olan ahiretimizi borçlu olduğumuz Allah’ın elçisi yol göstericisi, kurtarıcısı olarak çok sevelim ve sevgimizi de gösterelim. Bunda hiç bir beis yoktur. Aksine iddialar art niyetlidir. Allah da kötü niyeti değil iyi niyeti sever.
Bir de şunu belirtmekte fayda var. “Atatürk’ü ilk okuldan başlayıp hayatımızın tüm aşamalarında etrafında toplandığımız liderimiz olarak çok sık görüyoruz, adeta insanlar seküler bir toplum yaratılmak istenircesine anti demokratik ve diğer görüşlere tahammülü olmayan bir yaklaşımla ve bir hukuksuzluk örneği şeklinde adeta Atatürk idolleştiriliyor. Heykellerle, Anıtkabir ziyaretleriyle, posterleriyle, resimleriyle, vs. resmi ideoloji olarak kafalarımıza zorla sokuluyor.” deniyor.
Bunlar doğrudur. Ama eliniz vicdanınıza koyun ve şöyle bir düşünün. Hayatımızın hangi bunu görmüyoruz. Bu tür standartlaştırmaları ve idolleştirmeleri, ya da iyi örnekler oluşturma yaklaşımını hayatımızın her aşamasında bunun değişik versiyonları şeklinde hep görürüz.
Bir anne baba olarak çocuğumuza “dürüst ol, çalışkan ol, iyi ahlak sahibi ol, vatana millete ailene faydalı ol”, vs. deriz. Çocuklarımıza “hırsız ol, homoseksüel ol, vatan haini ol”, vs. şeklinde telkin ve yönlendirmelerde bulunmayız. Ha bu tercihleri yapıp çocuklarını bu yönde yetiştiren onlara bu hayat tarzını işleyen anne babalar yok mudur? Tabi ki vardır kuşkusuz. Homoseksüellik te bir tercihtir. Ama biz yine de çocuklarımıza hem öyle ol hem böyle ol ya da istediğini ol demeyiz ve doğru olduğuna karar verdiklerimizi dikte ederiz. Burada bir tercih yapmak zorundayız ya hırsızlığa teşvik edeceğiz çocuklarımızı ya da dürüstçe çaılışıp helalinden kazanmaya teşvik edeceğiz. Her toplum da örnek insanlar ortaya çıkartır ve toplumu o istikamete yönlendirir. Bunda anormal olan bir şey yoktur. Elbetteki Mustafa Kemal Türk Milleti için Atatürk olmasaydı bir başkasını Atatürk olarak tercih edecek ve o ismi etrafında toplandığımız kişi olarak öne çıkaracaktık. Bu kötü bir şey değildir. Toplumları birbirine kenetleyen bir çimentodur. Bundan rahatsızlık duyacağımız ne olabilir ki. Türkiye Cumhuriyetini sevmeyenler ancak Atatürk’ün öne çıkrtılmasından ya da idolleştirilmesinden rahatsızım diyebilirler. Neden çünkü toplumu birleştiren harcın içerisinde yer alan maddelerden biri ortadan kalksın ve milletin çözülmesi biraz daha kolay olsun diye. Tabi ki toplumu birbirine bağlayan harç içerisinde sadece Atatürk yok, başka değerler de var. Ama Türk Milletini millet yapan en önemli değerlerden biri olduğunu inkar etmek mümkün değil. Özetle birbirimizi anlamaya çalışarak yaklaşırsak bunların sorun olamayacağını görürüz. İnsanlar hem iyi bir müslüman ve hem de Atatürk’ü çok seviyor olabilirler. Atatürk’ün Türk milleti için idol olarak sunulması sekülerizm değildir ve bundan doğal bir şey olamaz çünkü Atatürk’ün yerine başka birisini koymamızın doğru olamayacağı da (ister kabul edelim ister kabul etmeyelim) bir gerçekliktir.
Saygılarımla.
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
Sayın Av.Cemal,
Bir şarkı sözü var bilirsiniz: “Seni sevmeyen ölsün !” diye. Bu söz, mutlaka aşırı bir sevginin tezahürü. Ama dikkatli düşünürseniz yüklemin, ana temanın ölmek üzere kurulduğunu anlarsınız. Atatürk’ü tanrı olarak görmenizde de bir mahzur yok, yeter ki başkasına dayatmayın.
Atatürk’e, “borçluluk” üzerinden bir sevgi göstermek de ne kadar samimi bir sevgidir tartışılır. İnsanın birini sevebilmesi için onu tanıması gerekir. Bu anlamda, Türkiye’de, insan Atatürk’ü anlamaya çalışan Can Dündar dışında tek bir kişi yok. Onu da hain ilan ettiler. Bence şöyle düşünmek rahatlık veriyor insanlara: Biz memnunuz bulutlar arasından bizleri gözetleyen, extraordinary super hero motiflerine; o bir Mesih olsun, kusursuz olsun, korkusuz olsun, zaafsız olsun, aseksüel olsun, kötü alışanlıkları olmasın, boyu kısa olmasın, sesi ince olmasın, aman bizim gibi olmasın. Sevmek, tanımakla olur. Kemalistlerin sevdikleri mevhum bir Atatürk, onlar hayallerindeki Atatürk’ü seviyorlar. Varsın sevsinler, gölge etmesinler yeter.
Yazan:melekut Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
”Dolayısıyla burada yanlış yere birbirimizi hırpalıyoruz. Atatürk’ü dünyalığımızı borçlu olduğumuz kurtarıcı olarak, peygamberimizi de dinimizi diyanetimizi ve gerçek dünyamız olan ahiretimizi borçlu olduğumuz Allah’ın elçisi yol göstericisi, kurtarıcısı olarak çok sevelim ve sevgimizi de gösterelim. Bunda hiç bir beis yoktur. Aksine iddialar art niyetlidir. Allah da kötü niyeti değil iyi niyeti sever.”
Katılımcı arkadaşımızın şu paragrafını okuyunca kendimi bir anda o kadar mutlu hissettimki anlatacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Sanırım zatınız sadece avukat değil aynı zamanda müftüsünüzde. zira bu ‘’sevgi” işine fetva verip, ”beis yoktur” demek derin bir dini ilminiz olduğunu gösteriyor. Bu arada humanizma ile islamın ayrı bir sentezini yaşayan insanların pamuk sakallı noel baba ile kendi hayallerindeki peygamber olgusunu karıştırdıklarını düşünüyorum. Zira bizim inandığımız islam ile amerikan islamı, israil islamı, alman, ingiliz v.s islamı arasında çok derin uçurumlar var. Gelin bunları birleştirelimde ”DİN” terminolojisine hep beraber bir katkımız olsun. Meğer 60′lı yıllarda bu işi çözmüşlerde biz nasibimizi alamamışız.
Savaşma, seviş! Yeni şehadet,
”don’t worry be happy” de kurtuluşumuzun(?) marşı olur herhalde.
Yazan:Av. Cemal Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
Sayın Ekrem Senai,
“Atatürk’ü tanrı olarak görmenizde de bir mahzur yok, yeter ki başkasına dayatmayın.
Atatürk’e, “borçluluk” üzerinden bir sevgi göstermek de ne kadar samimi bir sevgidir tartışılır. İnsanın birini sevebilmesi için onu tanıması gerekir.”
Atatürk’ü Tanrı olarak görmekte elbetteki mahzur var. Onu çok sevmek te ne sakınca var? Lütfen bunu açıklayın. Nasıl ki Peygamberimizi çok sevmek onu ilahlaştırmak anlamına gelmez ise Atatürk’ü çok sevmek onu niye ilahlaştırsın? Ya da siz niye öyle algılamakta ısrar ediyorsunuz?
Atatürk’e borçlu olduğumuzu inkar edemeyiz. Onu sevmek için elbetteki iyi tanımak lazım. Onu çok yönlü okuyup tanıdıkça siz de daha çok seveceksiniz. Olumsuz yaklaşımınız da onu gerçekten tanımamış olmanızdan kaynaklanıyor. Kimse Atatürk’ün özel hayatıyla, sigara içmesiyle, içki içmesiyle, kısa boylu olmasıyla, vs. ile ilgili değil ki. Elbetteki o da bir insan (tıpkı peygamberimizin de bir insan olduğu gibi) Can Dündar’a yapılan eleştiriler Atatürk’ü yaptığı olumlu şeyleri anlatmayıp sadece kötü alışkanlıklarını ön plana çıkarttığı, Kürtlere özerklik vermeyi düşündüğü gibi kehanetlerde bulunduğu için.
Siz de iyi bir müslümanın Atatürk’ü sevmemei gerektiği gibi yanılgınızda ısrar etmekte elbette özgürsünüz. Varsın sizin sevginiz de olmasın. Atatürk’ü sevseniz de sevmeseniz de onun değeri eksilmeyecek ki. Sadece minnet duymamız gereken insanlara vefasızlık yapmış olacaksınız. O da sizin vicdanınıza kalmış. Siz bilirsiniz. Ama şu bir gerçekk ki hem müslümanım ve hem de Atatürk’ü severim. Onu tüm Türk milletinin örnek almasından daha doğal bir şey olamaz. Peygamber efendimizin kabrini Vahhabi araplar ortadan kaldıracaklardı, Atatürk Suud Kralına yazdığı mektupla böyle bir şey yaparsanız ordumu üzerinize gönderirim dedi. Bugün bir müslümanın Atatürk’e minnet duyması gerekirken nefret duymasını nankörlükten başka bir biçimde ne yazıkkı açılayamıyorum.
Selam ve saygılarımla.
Yazan:Av. Cemal Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
Sayın Melekut
“Katılımcı arkadaşımızın şu paragrafını okuyunca kendimi bir anda o kadar mutlu hissettimki anlatacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Sanırım zatınız sadece avukat değil aynı zamanda müftüsünüzde. zira bu ‘’sevgi” işine fetva verip, ”beis yoktur” demek derin bir dini ilminiz olduğunu gösteriyor. Bu arada humanizma ile islamın ayrı bir sentezini yaşayan insanların pamuk sakallı noel baba ile kendi hayallerindeki peygamber olgusunu karıştırdıklarını düşünüyorum. Zira bizim inandığımız islam ile amerikan islamı, israil islamı, alman, ingiliz v.s islamı arasında çok derin uçurumlar var. Gelin bunları birleştirelimde ”DİN” terminolojisine hep beraber bir katkımız olsun. Meğer 60′lı yıllarda bu işi çözmüşlerde biz nasibimizi alamamışız.
Savaşma, seviş! Yeni şehadet,
”don’t worry be happy” de kurtuluşumuzun(?) marşı olur herhalde.”
Kusura bakmayın ben sizin gibi algılayamıyorum. Beis sözcüğünün dini bir anlam yüklü olduğunu sizden öğrenmiş oldum. Aydınlattığınız için teşekkür ederim. Ama bizim meslek icabı okuduğumuz hukuk dilinin ne denli ağır olduğunu görseniz herhalde müftü yakıştırmasında bulunurken belki biraz düşünürdünüz. Ben din bilgini değilim. Kuşkusuz İngilizler tarafından Arapların kafasına yerleştirilmiş Vahhabi islamını ve günümüzde ABD tarafından yapılmaya çalışılan islam olgusunu sizler gibi ben de üzüntüyle izliyorum. Peki ben bunlar doğrudur, bunların peşinden gidelim mi diyorum??? Eleştirilerinizi anlamıyorum Zira Ben hiç bir zaman sizin gibi “pamuk sakallı peygamber” hayal etmemiştim. Neyse konuyu gereksiz ayrıntılarla, anlamsız tartışmalarla uzatmaya gerek yok. Ben özetle diyorum ki; müslüman olmak demek anti Atatürkçü olmayı, Atatürk’ü sevmek te anti müslüman olmayı gerektirmez.
Bizi Türk milleti yapan değerlerimize sahip çıkmalıyız.
Selam ve saygılarımla.
Yazan:eg Tarih: Şub 2, 2009 | Reply
can dündar’ın filmini daha yeni izleme fırsatı buldum. aslında atatürk’ü bayağı bir övücü film olmuş, ama sanırım övme dozajı az geldiği, ve hep “ilahî” değil de bazı noktalarda da “insanî” yönleri gösterince kemalistler tarafından bu kadar eleştirildi. yoksa can dündar eminim 29 ekim’de gösterime soktuğu filminin kemalistler tarafından bayılarak izlenileceğini düşünüyordu. ama kemalist var kemalistten öte..ve can dündar’ın kemalizmi yeterli olmadı demek ki!
Yazan:Av. Cemal Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Sayın eg
“can dündar’ın filmini daha yeni izleme fırsatı buldum. aslında atatürk’ü bayağı bir övücü film olmuş, ama sanırım övme dozajı az geldiği, ve hep “ilahî” değil de bazı noktalarda da “insanî” yönleri gösterince kemalistler tarafından bu kadar eleştirildi.”
Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini nasıl kurduğunu her babayiğidin giyemediği ateşten gömleği nasıl giydiğini anlatmamış can dündar. Filme ilişkin eleştiriler, her insanın yaptığı basit özel hayat ilişkin bilgilerle geçiştirilmiş bir film olmasına dayanıyor. Bir de Atatürkün hiç bir yerde yazılı olmayan “Kürtlere özerklik vermeyi düşünüyordu” diye aslı olmayan kehanetlerde bulunmasından kaynaklanıyor.
Anlamadığım şu bu ülkeyi ona borçlumuyuz değilmiyiz. Bir Türk olarak bir müslüman olarak ona minnet duymamız gerekirken bu nankörlük bu nefret niye?
Müslüman olmak anti Kemalist olmayı mı gerektiriyor? (Ya da bunun tersi Kemalist olmak anti müslüman olmayı mı gerektiriyor?) Bu ayrım yanlış. Atatürk’e düşman olmak demek bu ülkeye düşman olmak demek değil mi? Sen Türkiye’yi seviyorsan Atatürk’e düşmanım diyebilir misin? Aksi takdirde en temel değerleri reddetmiş olursun. “Ben müslümanım ama şeytana tapıyorum” demek gibi bir şey olur bu.
Birbirimizi anlayacağımız günler dileğiyle kalın sağlıcakla.
Yazan:Yunus Emre Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Yazarın amacı neymiş ? sadece insanları kızdırmak mı , bu yazının bir amacı olmalı ?
Yani öğretmen öğrencilerini susturmak için, öcü geliyor dese problem yok da böyle dediği için mi problem oluyor ?
Anıtkabir de yapılan törenlere de bu denli maksatlı yaklaşan yazarı kınıyorum. Siz hiç babanızın mezarına gidip konuşmadınız mı ? bu babanızı tanrı yerine koyduğunuzu göstermez.
çok terbiyesiz bir yazar. siteden uzaklaşmama sebebiyet verecek kadar da amaçsız bir yazı.
Yazan:MY Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
“Siz hiç babanızın mezarına gidip konuşmadınız mı ? bu babanızı tanrı yerine koyduğunuzu göstermez.”(Y.E.)
Elbette. Hatta koysaniz ne olur? Kim karisir? Ama ben çocukluk ve gençlik yillarimda bir heykelin önünde tapinmak zorunda birakildim. Mesele zorlama kismindan kaynaklaniyor. isteyen günese, isteyen böceklere tapsin. Ama devletin dini olmasin diyoruz.
Yazan:eg Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
@av.cemal,
sizin probleminiz yazdıklarınızda belki farkında değilsinizdir açayım biraz.
benim yorumumda atatürk’e ne bir hakaret ne bir aşağılama var bu bir. ikincisi böyle birşey yapmayı da aklımın ucundan geçirmem bu iki. ama kemalizm gerçekten evlere şenlik bir ideoloji ve ben kemalist olmayı tuhaf bir körlük olarak görüyorum. ama siz anlaşılan kemalizmi her eleştireni “atatürk düşmanı” olarak bellemeye bayağı meraklısınız. bence artık bu garabetten vaz geçin, tartışılmak ciddiyetini kaybedip komikleşiyorsunuz. müslüman olan kemalist olmaması mı gerekiyromuş,,,efendim siz ne olursanız olun da kemalist olmayan birisini neden atatürk ya da şunun bunun “düşmanı” olarak yaftalıyorsunuz. ben kişilerle değil fikirlerle ilgilenirim, atatürk benim için tarihsel bir kişiliktir, beğendiğim yönlerini över, doğru bulmadığım yönlerini de eleştiririm bunda ne var?
öyle tuhaf bir yaklaşımınız var ki; nankörlükmüş, bilmem atatürk düşmanlığıymış…sizin yok mu daha kapsamlı bir tartışma yönteminiz, düşmanlık, nankörlük yaftalamaları harici? varsa tartışalım, yoksa da benim ilkokul seviyesi argümanlarla tartışacak vaktim yok!
Yazan:Ekrem Senai Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Av. Cemal bey,
Yukarıdaki yazının son paragrafındaki şu cümleyi tekrarlamakla yetiniyorum. Çünkü bu mevzuda konuşunca artık hafakanlar basıyor. Anladım ki insan, hatasını ancak kendi keşfiyle bulabiliyor. Çünkü siz beni dinlemiyorsunuz; kafanızda kurguladığınız “Atatürk karşıtı” karşı cephenin taarruzunu savuşturuyorsunuz. Ben bir cephede değilim.
Yazan:Av. Cemal Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Sayın MY,
Devletin dininin olmadığı rejime laik rejim denir ki bu da esasen İslamın ruhuyla örtüşür. Yani devlet düzenleme yaparken her din mensubuna ve dinsize uygulanabilecek yani dini kriterleri esas almayan düzenleme yapmasını öngören bir rejimdir. Ülkemizdeki kavram kargaşalarından birisi de budur. Bu konuda çok dirsek çürütmüş biri olarak naçizane ifadem şudur ki insanın Laik’i olmaz. Devlet rejimlerinin dini kurallara yaklaşımı açısından rejimler ikiye ayrılır: Laik rejimler(Dini kuralları gözetmeyen), Teokratik rejimler (Dini kuralları gözeten)Ama insanlar herhangi bir dine mensup olur ya da dinsiz olur. İnsanın Laik’i olmaz. Ha laik rejimi benimseyen ya da teokratik rejimi benimseyen diyebilirsiniz. Ama laik insan diye bir şey olmaz. Devletin de dini olmaz. Anayasa’ya Türkiye Cumhuriyeti müslümandır derseniz, tüm vatandaşlar müslüman mı olacak? Onu Allah belirleyecek, anayasa değil ki!..
Öte yandan kimse Atatürk heykeli önünde saygı duruşu yaparken sizden tapınma yapmanızı istemiyor ki!… Yoksa siz öyle mi yapıyordunuz? Aman haaa…
Yazan:MY Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Av. Cemal Bey,
Laiklik konusunda söyledikleriniz dogru, mesela Genel Kurmay Baskani’nin “sehit” kelimesini agzina almamasi gerekir degil mi?
Meselâ Pasam Sakin Din Istismari Yapan TSK Olmasin? adli makaleyi tavsiye ederim. Kral çiplak deyince herkes yerinden siçriyor ama dogrular dogrudur. Baskalari bilse de bilmese de.
Ama gelin görün ki isine gelince din istismari yapan Genel Kurmay isine gelince Gaziantep’te basörtülü kizlar ilahi söylüyor diye darbe yapmaya kalkiyor!
Laik devlet sünnî Islam dersini Alevîlere zorla verdiriyor mesela. Bunun laiklikle ne alakasi var? Bu iste alaturka laiklik.
Biz bunlara bir tamamlayici bilgi koyalim:
Fransiz tarzi laiklik ile Anglo-Saxon tarzi farklidir. Birincisi kendini Vatikan’dan kurtarmaya çalisan bir devletin DiNSiZLiK=LAiKLiK üzerine oturttugu bir prensiptir. Halka ragmen Halk için neyin iyi neyin kötü olduguna devlet karar verir bu sistemde. Atatürk devrimleri bu bakimdan Fransiz devriminden çok esinlenmistir: Fransizlar takvimi degistirmistir mesela.
Bu yönüyle hiç de laik olmayan Iran Islam(!) devrimi de tepeden inmeci bir yaklasimdir. Halka ragmen resmî “iyi-kötü” belirlenmistir. Iranlilarin ruhban sinifina bizdeki Anayasa mahkemesi tekabül eder. TBMM’nin üzerinde oldugunu vehmeden bir kurulustur, aynen kendini AYETULLAH(!) zanneden adamlar gibi.
ikincisi laiklik alternatifi (ANGLO SAXON) ise BÜTÜN iNANçLARA (ateizm de dahil) ayni mesafede duran bir devlettir. Birey önplandadir. bunun sebebinde de ingiltere’deki mezhep kavgalari, Locke gibi düsünürlerin fikirleri, protestan ve anglikan anlayisin Katoliklerden farkli olmasi ve nihayet ABD’nin kurulusunda meydana gelen olaylar yatar.
Türkiye birincisini uygulamaya çalisiyor, çarpik bir sekilde de olsa. Ben ikiciden yanayim. Hem sahsen, hem de TC vatandaslari için daha hayirli olacagini düsündügüm için.
“Öte yandan kimse Atatürk heykeli önünde saygı duruşu yaparken sizden tapınma yapmanızı istemiyor ki!…” (Av Cemal)
Bu dediginize katilamayacagim. Okul çocuklarinin Millî Egitim makinasiyla beyninin yikandigi bir ülkeden bahsediyoruz.
1) Ulu yaratici,
2) Türklerin babasi,
3) Samsunda günes gibi dogdu,
4) vs vs
Baska makaleler altinda örnekler vermistik, TTK ve TDK’nin bir çok kitabinda “Yüce Ata’ya Hamd ederim” diye yazar.
Devlet kurumlarinin din ile ilgisi olmamali, bu dogru. Okul çocuklari Ata’nin ölüm yildönümünde “sen ölmedin, içimizde yasiyorsun” gibi reenkarnasyon kokan laflar etmemeli. Devletin ve belediyenin bütçesindne para harcanip heykel dikilmemeli. Bunlar hep Kemalizmin bir devlet dini oldugunu gösteren seyler.
Yazan:melekut Tarih: Şub 3, 2009 | Reply
Sn.Av.Cemal
Lütfen merakımı mazur görün ama sormadan kendimi alıkoyamayacağım. Gerçekten mesleğiniz avukatlıkmı?(şahsi bir merak sadece)
Bir alt yazıda belirtiğiniz gibi maalesef ülkemizde dehşet bir şekilde kavram karmaşası yaşanıyor ki bunda yerden göğe kadar haklısınız. Biz bu kavramları asıl itibari ile ele alacak olursak sanırım daha iyi anlaşabileceğimizi umuyorum.Müslüman olduğunu söyleyen bir insan eğer gerçek anlamda bu iddiasında samimiyse,hem dünya hem ahiret hayatı için enazından itikad olarak Kur’an ı esas almalıdır. Bu merkeziyet şuuru hayatının her devresinde hem iç dünyasının hem dış dünyasının bütün değerlerini, fikrini, zikrini kuşatmalıdır. Öyle ki Ehl-i Sünnet (Allah’a nasıl inanmak gerektiği) akaidinde insan kendinin müslüman olduğunu söylediği veya zannettiği halde bile dinden çıkmış olabilir. (elfazl-ı Küfür bahsi). Dini meseleler ciddiyet gerektirdiğinden belli bir birikim ve ilim olmadan, sence-bence itikadı ile ortaya konamaz. Biz müslümanların kavram karmaşası dediğimiz çıkmaz işte tam bu noktada kendini gösterir. Geçmiş ulema 20-30 yıllık bir eğitimden sonra din adına konuşma ve fetva verme icazeti ve selahiyetini alırdı. Günümüzdeki gibi 4-5 yıllık eğitim (bu eğitim işi ise başlı başına bir romandır) sonucunda dr.-prof.-hoca-alim sıfatları almazlardı.Din kültürü başka bir şeydir, din ilmi bambaşka birşey.İşte bu nedenle Allah, kullarına kendisine nasıl inanmaları gerektiğini bile bildirmiş,bu inancın temel esaslarını peygamberleri vasıtasıyla kullarına izah ettirmiştir. Günümüz insanının ilah anlayışı herbirimizin kültürüne,idrakine,kafa yapışına göre değişiyorsa bu inanış islamdan başka birşeydir. Dolayısıyla ”Müslümanım” diyen bir insan sevdiği,dostluk kurduğu,destek verdiği, nefret ettiği; şahıslar,fikirler ve fiillere bu nazar ile bakmalıdır. Bir tarafta dinin münker ve necis diye nitelendirdiği birşeyi kabul edip sevecek, diğer tarafta ise ben müslümanın diyecek olursak bize derler ki; Perhizde lahana turşusu yenmez.
Laiklik kavramının İslamın ruhuyla örtüştüğünü söylemeniz ise başlıbaşına beni hayretlere düşürdü. Zira gerek demokrasi ve gerekse laiklik islam ile bağdaşan bir kavram değildir. Cumhuriyet deseniz tamam derdim ama bu derece çarpıtmayı doğrusu beklemiyordum. Adınızın önündeki Av. ile ifade edilen meslek grubunda, kelimeler hayati önem taşır.Bu nedenle sizin kullandığınız kelimelerin nereye varacağını çok daha iyi hesap etmenizi beklerdim.İslamın devletcilik anlayışı ile sizin bahsettiğiniz devletcilik anlayışının ruhen bağdaşması kusura bakmayın ama münafıkların ortaya sürdüğü (sizi tenzih ederim) bir teoridir. Kaldı ki bu teoriler kesin olmayıp, olabilirlik ifade ettikleri halde (kaldı ki buna teori bile denmez) sanki kesin böyleymiş gibi sunulmaktadır. Bu noktada temel sorun şudur; Emir ve yasaklar yaratılışımızdaki ”benlik” fıtratı gereği bizlere ağır gelir. Bu ağırlıktan sıyrılmak, ama dinin içinde de kalmak isteyenlere hitap eden cahillerin, din alimi adı altında, egolara hoş ve kolay gelen fetvalar vermesi, bu fetvaları Kur’an ve sünnet ışığında değilde, kendi benliklerinden yorumlar katarak sunması,yani bizi dinimize göre değilde, dinimizi bize göre uydurma çalışmalarıdır. …..v.s sevmekte bir beis yoktur dediğinizde kelimenin kendisinin değil, kullanıldığı bütünlük itibari ile nereye gittiğini sanırım anlatabilmişimdir.
Sonuç itibari ile;
Peygamberin hayat düsturu olarak belirlediği ve mücadelesini verdiği kavramları ortadan kaldıran bir sisteme ve savunucularına hoş gözle bakamaz onları sevemezsiniz. Bu mesele editör tarafından başka bir başlık adı altında açılabilirse sanırım daha iyi ifade etme şansı bulabiliriz.
Yazan:Tarik Tarih: Şub 4, 2009 | Reply
Ataturk’u tanri zanneden kimse yok. Turkiye’de kendilerini “Ataturkcu” olarak adlandıran insanların yuzde 99′u muslumandır. Ama adeta bir peygamber gibi kutsiyet addedildiği doğru olabilir. Gerçekten de kimi Ataturkculer, tipki kimi dindarlar gibi, ona peygamber muamelesi yapiyorlar. Hic hata yapmayan, hic gunah islemeyen, yaptigi-soyledigi hersey dogru ve zaman ve mekandan bagimsiz olarak tekrar edilmesi gereken seylermis gibi yaklasiyorlar.
Ancak bizde,kisileri putlastirma konusunda İslamci da Ataturkcuden pek farkli degil. Bunu gormenin anahtar kavrami “elestiri kulturu”. Kimi tarikat seyhleri ya da Osmanli sultanları soz konusu olunca, maalesef karsi tarafta ayni saldirgan uslupla her “elestiri”ye “hakaret” muamelesi yapiyor. Okan Bayulgen’i bacagindan vurmuslardi “Istanbul Kanatlarimin Altinda” yuzunden. Abdulhamit’i elestiren (hatta icki ictigi gibi elestiri bile olmayan bir tespitte bulunanlar bile) hemen “hedef” haline getiriliyor.
Herkes once kendi kapisinin onunu temizlese ortada sorun kalmayacak. Ancak maalesef kimse olaya samimi olarak yaklaşmıyor.
Yazan:osman coşkun Tarih: Eki 29, 2009 | Reply
Atatürk bir şavaş kazandı ve bir ülke meydana çıkarıp onun iyi işlemesi için bazı esasları saptadı. Ondan sonra gelen ve kraldan fazla kralcı olan insanların yaptığı bir takım aşırılıklardan dolayı veya bunları bahane ederek ATATÜRK ü eleştirenlere bir önerim var . Yaşadığı ülke için hiç bir şey yapmamış veya birşeyler yapmış. şimdiki iktidarın sevdiği bir takım isimleri eleştirsinlerde görelim ne kadar özgür fikirli ve liberal olduklarını. Fetüllah gülen , saidi nursi , necip fazıl , abdullah öcalan , ahmedi necat , taliban , recep tayyip , abd. gül , ve hükümetin ekonomi politikası ve dış borçlar buyurun eleştirin de cesaretinizi görelim.
Yazan:Irmak Tarih: Eki 29, 2009 | Reply
Gunumuz Turkiyesinde Ataturkun pek cok konu gibi putlastirildigini dusunuyorum. Halkinin buyuk cogunlugu musluman olan ulkede Kuran ve peygambere gosterilen hassasiyet, nedense Ataturk ve ilkelerine gosterilen hassasiyetin cok gerilerinde kaliyor. Ataturkcu dusunceye sahip insanlarin laik cercevede entellektuel ve modern turkiyenin temsilcileri olarak gorulup, Allah inancina sahip peygamber ve Kuran ahlakini yasamak isteyen kisilerin de Kuranda bildirildigi gibi “ dusuk akillilar” olarak gorulmesi cok alisilagelmis bir durum olmus artik. askere alinip da sehit olan evlatlarimizin annelerine, “basortun varsa oglun carpismaya katilip ulkeyi savunamaz, senin oglun batida askerlik yapsin” denmeyip, orduevlerine basikapali annelerimizin alinmamasi da Ataturk ve din somuruculugunun bir baska yuzu.
Yazan:hidayet demir Tarih: Kas 24, 2009 | Reply
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
atatürk mezarından kalkıp bu yazıları okusaydı: ikona-madonna-fethullah gülen..ne yapardı acaba ??
bence, atatürkçülerin düşündüğü gibi,eğer atatürk hala yaşıyor olsaydı nobeli de alırdı- oscar ı da alırdı,hatta windows’u da icat edeceği için kral olurdu ,bilgi yarışmasında da 500 trilyonu kazanırdı, gol kralı bilem olurdu..
atatürkçüler şunu iyi anlamalı: atatürk heykellerine dökülen 81 250 000 metreküp beton-850 000 ton demir- 19000 ton ÇBS boya, 50000 ton alçı ve tutkal ile bi güzel baraj yapılırdı (rakamlara inanmadınız mı ? isterseniz ölçün- ne de olsa nasrettin hocanın torunlarıyız..)
atatürk için basılan cafcaflı kitap önsayfaları ile 150 000 ağaç kesilmekten kurtulurdu..hem ne işi var atatürk resimlerinin jeoloji-biyoloji-arkeoloji..kitaplarının başında..yalakalık işte..
bu memlekete faydalı olmak istiyorsak, bilim adamları 24 saat laboratuardan çıkmayacak-teknik adamlar haftalarca atölyelerinden ayrılmayacak.. öyle hot-zot sloganlarla peynir gemisi yürümüyorr.değilse hangi gücümüzle dünyaya kafa tutacağız da atatürkçü olacağız ?
slogan atatürkçülüğünü bırakın artık,sıktı..
ilkokul bebelerinin beynini de kim yıkıyorsa allah belasını versin..
Yazan:sq Tarih: Kas 24, 2009 | Reply
Tarık Bey’in yazdıklarına aynen katılıyorum.
Bu kadar basit ve anlaşılır bir çıkarım niyeyse kimsenin işine gelmiyor.
Yeteri kadar kutuplaştırıcı değil sanırım da ondan.
Yazan:özkan Tarih: Ağu 29, 2010 | Reply
BENDE HER YERDE HATTA ÇEVREMDE BİLE PUT ATATÜRKE TAPANLARI GÖRÜYORUM BAZILARI HİÇ KENDİNİ YIRTMASIN BU 80 YILLIK GERÇEK ARTIK BU SAHTELİKTEN SIKILDIM BU DAHA ÇOK ATATÜRKTEN NEFRET EDİLMESİNİ SAĞLIYOR YANİ SİZİN GİBİ AKSİNİ SAVUNAN PUTPERESTLER YÜZÜNDEN UYDURMA SÖZDE ATATÜRKÇÜ VE KEMALİSTLER