Sosyalizm İslam’a Uyar mı?
By Mustafa Akyol on Ağu 18, 2008 in Abdestli Sosyalizm, Sosyalizm, Türk Solu, İslam
Aslında “sol” biraz belirsiz bir tanımlama. Özellikle de kimi “solcu”ların gayet “aşırı sağcı” pozisyonlar alabildiği ülkemizde… Bazıları “özgürlükçü sol”dan söz ediyor; ama siyasal ideolojiler arasında asıl özgürlükçü olanı liberalizmdir ve çoğu solcu hareket de aslında özgürlük karşıtıdır. Bu da şaşırtıcı değildir, çünkü sol ideolojinin aslında en önemli içeriği olan sosyalizm, hayal ettiği ütopyaya ulaşıncaya dek, bireysel özgürlüklerin “halk yararına” bastırılmasını öngörür.
Peki bu içerik, yani sosyalizm, İslam’a uyar mı?
Kuşkusuz Komünist Manifesto’dan bu yana sosyalizmin neredeyse her tonunda Marksist bir öz bulunduğu ve Marx da “din halkın afyonudur” dediği için, ortada çok temel bir uyumsuzluk vardır. Aslında sorun, sadece Marx’ın bu “analiz”inden değil, onun (ve Engels’in) tüm bir felsefi/ideolojik zeminini oluşturan materyalist felsefeden gelir. Bu, elbette, İslam’a tümüyle aykırı ve dahası karşıdır.
Ama bazı Müslümanlar bu “felsefi ayrılık” bir kenara bırakılırsa, sosyalizmin aslında iyi bir şey olduğunu, çünkü sonuçta fakirlerin ve ezilmişlerin hakkını savunduğunu ve eşitlikçi bir toplum hedeflediğini, bu yönden İslam’ın toplumsal amaçlarına uyduğunu düşünürler.
Oysa durum pek de öyle değildir. Çünkü fakirler ve ezilmişler konusunda İslam’ın ve sosyalizmin öngördüğü araçlar da taban taban zıttır. “Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç, bunu bir cümleyle özetlemişti: “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
Bunun anlamı şudur: İslam, toplumsal adaletsizliği, toplumdaki zenginlerin vicdanlarını harekete geçirerek azaltmayı öngörür. Sosyalizm ise, zenginlerin mallarına adına “devlet” denen seküler bir mekanizma ile el koymayı hedefler. İslam’da “zekat ve sadaka” vardır, sosyalizmde “kollektivizasyon”.
Dahası sosyalistler, Kuran’ın (ve Kitab-ı Mukaddes’in) ısrarla emrettiği hayırseverliği küçümser, hatta sakıncalı görürler. Çünkü onlara göre gereken şey “düzen değişikliği”dir. Marx bu yüzden “Hıristiyan hayırseverliğine” ateş püskürür, “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nun yazarı Oscar Wilde “hayırseverlik, çok sayıda günahın anasıdır” der.
Peki neden? Niçin sosyalistler, her uygulandığında felaketlere yol açmış bir “düzen değişikliğinin” peşinde koşarken, hayırseverliğe karşı çıkmış, bunun bir “sahte ilaç” olduğuna inanmışlardır?
Çünkü materyalizm öyle düşünmeyi gerektirir!.. Materyalizme, hele de Marx’ın “tarihsel materyalizm”ine göre, her insan içinde bulunduğu maddi koşulların bir ürünüdür. Eğer burjuva ise, “burjuva bilinci” ile düşünmesi kaçınılmazdır. Hayırseverlik bile yapsa, bunu mutlaka “işçi sınıfını pasifize etmek” gibi hinlikler için yapacaktır. Sınıfsal durumundan bağımsız bir “vicdana” sahip olamaz; ruhun varlığını kabul etmeyen materyalizm, maddi etkenlerden bağımsız bir vicdana inanmaz ki…
“İslami sol” denince ilk aklıma gelen isim olan Radikal yazarı Sayın Nuray Mert, sosyalizmin bu noktada bir iç çelişkiye düştüğünü vurgularken doğru bir şey söylemiş. “İşçi sınıfından olmayan birinin neden solcu olduğunun/olması gerektiğinin maddecilikle hiçbir zaman açıklanamayacağı”na işaret etmiş ki, çok haklı.
Ama bu yoldan biraz daha ilerlersek, “burjuva sınıfından” olan birisinin de, yine “sınıf bilinci”ni bir kenara bırakıp, samimi şekilde fakirlere el uzatabileceği sonucuna varırız. Kur’an-ı Kerim’in tanımıyla “mallarında yoksul ve yoksun olanlar için belirli bir hak bulunan” (70/24) ve “ne ticaret ne alışveriş kendilerine Allah’ı anmayı ve zekat vermeyi unutturmayan” (24/37) kişiler, işte böyle “vicdanlı sermaye sahipleri”dir.
Ne yazık ki bir din olan İslamiyet’in birincil hedefi böylesi ahlaklı bireyler yetiştirmek iken, bir siyasi ideoloji olan İslamcılık “düzen değişikliği” fikrine odaklanmıştır. (”Adil Düzen”i hatırlayın.) İslamcılık’la sosyalizm arasındaki yakınlık oradan gelir.
Oysa gerçekte, merhum Prof. Sabri Ülgener’in eserlerinde detaylıca analiz ettiği gibi; özel mülkiyeti ve miras hakkını güvence altına alan, ticareti ısrarla teşvik eden, fiyatlara narh koymayıp “serbest pazar”ın önünü açan İslamiyet, ahlaki normlara sahip bir kapitalizmle son derece uyumludur.
Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.
… Bu makale ilginizi çektiyse…
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.
6 [?]



51 Yorum
Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply
Guzel bir yazi
Lakin takildigim hususlar Islami cogulculuk baslikli yazinizda…
Ali Imran 64
Maide 47
ve Bakara 62 ayetlerinin yorumunda…
Baktigim tefsirlerde ve ayet aciklamalari sizin yorumunuzdan farkli…
Israrla cevabinizi bekliyorum abi…
saygilarimla…
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply
valla sosyalizm İslam’a uyar mı bilmem de, Akyol kapitalizmi İslam’a uydurmak için çok şahane taklalar atıyor.
Bu çabasının, İslam’ın içini boşaltmaktan başka bir şeye yaramayacağını Batı’da kapitalizmi yücelten Hristiyanların ahlakının antipatikleşmeyi başarmış oluşuna bakarak da görebiliriz. Kılavuzu karga olanın burnu birşeyden kurtulmaz derler. Simpsons’da Ned Flanders diye bir karakter vardı, Akyol’u okuyunca aklıma o geliyor:))
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply
Vay vay vay vay.. Neler de duyuyorum. İslami hassasiyete de bakın hele. Hemi de kimden, İslam ile alakalı bir şey görünce -teşbihte hata olmaz- al görmüşe dönen bizim Snowqueen’den.
Yavu dur bakalım bana hiç yabancı gelmedi bu tavır… Hımm. Tabii ya!! Rahşan hanım da misyonerlikten şikayet ederdi, değil kmi? Sanki müslümanlık çok umrundaymış gibi. Niye yapıyordu bunu, hımm.. Ulusalcılıktan değil miydi o? Hani kahrolsun emperyalizm tam bağımsız Türkiye, ve dahi, laiktir laik kalacak ve saire.. Tevekkeli değil bu ortacılıktan mütevellit ulusalcılığa dümen kırış.
Yazık yavu İslam’ı da düşünürmüş. Çok duygulandım bir şiir okuyacağım:
“Eline sağlık Tanrım Leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık dünya da güzel olmuş
Keşke biraz ölmesem…
(Alakası yok biliyorum. Ama İslam ile Snowqueen arasındaki alakadan fazladır yine. Hiç olmazsa kulaklarınızın pası silinir.)
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 19, 2008 | Reply
Sayın deve terbiyecisi,
Budizm’in saati yüzlerce dolara malolan ve lüks otellerde yapılan pratiklerle ve çok satacağı için kişisel gelişim kitapları raflarında
tüketim malzemesine dönüştürülmesi “Budizm’in içini boşaltıyor” dersem, ulusalcı mı olacağım?:)
Bu tartışmalar bana “şimdi dünya evrenin merkezi diyor dinimiz, güneşin etrafında döndüğünü kabul edersek Hristiyanlıkla çelişiriz”
mantığını savunanlar gibi geliyor, dünya gene de dönüyor.
“vicdanlı sermaye sahipleri”, gözlerim yaşardı geçerken…
Hayır madem savunuyorsun bu sistemi o zaman gene Nuray Mert’in dediği gibi “kapitalizme fazilet atfetme“.
Dünya malına düşkünüm evet kardeşim de ne halt edersen et bari bunu ilahi bir çemberle kuşatma, dinlerin içini böyle boşaltıldı işte.
Mustafa Akyol’u çalıştıralım biraz tersanelerde, inşaatlarda
“sadaka yardımı”nı aynı coşkuyla savunabilecek mi?
Yazan:M. İkbal TUNA Tarih: Ağu 20, 2008 | Reply
“İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
herşeyi özetlemiş.
ayrıca bu konuyla alakalı olarak Ali Bulaç’ın 5 yılda hazırladığı “çağdaş kavramlar ve düzenler” kitabı okunabilir.
kitapta kapitalizm, sosyalizm, marksizm, faşizm, sekülerizm ve islamayrı ayrı ama aynı konu başlıklarıyla incelenmiş. mesela her ideolojinin dine, kadına, ekonomiye bakış açılarını ayrı ayrı incelenmiş.
okunması gereken bir kitap…
herkese iyi aksamlar…
Yazan:ahmet Tarih: Ağu 20, 2008 | Reply
Oyle bir ideoloji ki, hem akla, hem bilime, hem tum Semavi dinlere karsi… Mustafa Bey tabuttaki son civiyi cakmis kanisindayim… Zevkle okudugum bir yazi oldu.
Yazan:ahmet Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply
ikbal tuna islam vermeyi sosyalizm el koymayı emrediyormuş bak bak islam neyi vermeyi emretmiş islamiyetin başlangıcına bir baksınlar hayber savaşında esirler ne oluyor nasıl paylaşılıyor nasıl satılıyor islamı bilmeden ahkam kesiyorsunuz islamda esirlik vardır gaspetme vardır sosyalizm de kesinlikle esirlik ve gaspetme yoktur.insanlara nedense devamlı azat edilen bilal(zeyd)anlatılır ama nedense cariye ibrahimin annesi anlatılmaz neden acaba bir araştırın maria yı.
Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply
“İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
Hayatımda okuduğum en yüzeysel ve taraflı tanım.
Gomünistler gelecek ortaklık ayağına karılarınıza da ortak çıkacaklar
kadar yüzeysel.
O halde İslam kadını namuslu, sosyalizm fahişe yapmayı emreder diyerek oldukça derin bir sosyolojik analize parmak basmış oluruz.
Yazan:randian Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply
Ayn Rand sosyalizmi tanimlarken soyle der:
“Sosyalizm bassiz yiginlarin mutlakiyetidir, “esit” guruhun icinden herhangi bir opportuniste, maceraciya, demagoga ya da hayduta tepeye firlayarak basa gelmesine imkan veren bir sistemdir. Hic bir insan hakki mulkiyet hakki olmadan yasayamaz. Kim zenginligi “tekrar dagitma” hakkini kendinde gorurse, o insanlari bir koyun surusu gibi gordugunu itiraf etmektedir.
http://hem.passagen.se/nicb/rand.htm
Yazan:MY Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply
“İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
Söyle desek nasil olur? Devletçiler (dagitma gayesiyle) el koyarlar, özgürlükçüler isterlerse verebilecekleri bir sistemi savunurlar.
Zira ISLAMCI etikietiyle de sosyalizme cok yakin rejimler kurulabilir. Ama devlet eliyle toplanan vergilerin hakkaniyetle dagitilacagini özellikle de fakir fukaranin UNUTULMAYACAGINI kim garanti edebilir?
Bunun yerine toplumsal hayattan mümkün mertebe elini çekmis, HAFiF bir devlet olursa herkes kzancindan istedigi kadarini ISTEDiGi ihtiyaç sahibine verir.
Bu bakimdan yani Islam’daki birey sorumlulugu yasama imkani vermesi açisindan özgürlükçü demokrasi SOSYALIZM gibi agir devletçi sistemlere göre cok daha cazip.
Bu konularla ilgilenenlere Erdogan ve Salin’den yayinladigimiz LIBERALIZM etiketli makale ve cevirileri tavsiye ederim.
Yazan:herackles Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply
Mustafa Bey, bildigim kadariyla usulararasi iliskiler okumus ve uzerine tarih alaninda yuksek lisans yapmis bir sosyal bilimci adayidir.Eger doktorayi bilimsel yeterlilik olarak gormez isek, “bilimcidir” de diyebiliriz.
Hal bu iken iktisat gibi bir konuda -islam toplumlarinin gelecegi sosyalizmde degil ahlaki kapitalizmde aranmalidir- diyerek bir fikir beyan etmesi bence bilgi eksikliginin bir sonucu olmus.
Konu hakkinda okumak ile uretmek icin dusunmek, tartismak ve uygulama sahasinda bulunmanin bir farki olarak, yine bence, bir yanilsamaya dusmus ve ahlak kavrami ile kapitalizmi bir potada eritmistir.
Benim anladigim ahlak ile, kapitalizm bir arada yasayamaz. En basit ornegi de porno sektorudur.
O yuzden, islam-kapitalizm iliskisine girmeden once kendi ahlak anlayisinin ne oldugunu aciklamaliydi gibime geliyor.
Yazan:brindar 04 Tarih: Şub 17, 2009 | Reply
Arkadaşlar… kapitalist bir islamcılıktansa sosyalist bir islamcılığı tercih ederim… elbette dinimiz baş tacımız ama daha ılıman bir sosyalizm neden olmasın?????yaşasın halkların kardeşliği diyorum…
Yazan:Ali Duman Tarih: Şub 18, 2009 | Reply
Etik olmayan bir dizi olgular ve karşılaştırmalarla konu izah edilmeye çalışılmıştır.
İslamiyetin ulviliği ile Materyalizmin derinliği görmezlikten gelinerek, yüzeysel hali karşı karşıya getirilmiştir.
verilen örnekler tutarsızdır söyle ki;
“vicdanlı sermaye sahipleri” nin vereceği zekatlar ve hayırseverliklere dem vurulurken,
emekçiyi sömüren sermaye sahiplerinin varlığı görmezlikten gelinmiş. (islami sermayenin emekçiyi sömürmediğini kim iddia edebilir)
İslamiyetteki “hayırseverlik” yüceltilirken, Materyalizmin “hayırseverlikten nefret” etmesinin derinliğine vurgu yapılmamış, es geçilmiştir.
Materyalizm, hayırseverlikten nefret eder, çünkü “hayırseverlik” sömürü sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Hayırsever olmak için “zengin” olmak, hayırsevere muhtaç olmak için ise “fukara” olmak gerekir, oysa materyalizm, eşitliği savunur. Sınıfsız ve eşit bir toplumda birbirine muhtaç bireylerin varlığı ve bundan beslenen bir toplumsal hayırseverlik durumu söz konusu olamaz. “Muhtaç” olmak hem adil hem de insani bir durum değildir. Gerçek tersyüz edilerek, materyalizmin üstünlüğü, zaafiyete dönüştürülmüştür. Nesnel bir bakış açısı tam tersi olmalıydı.
Ulvi yönleriyle savunduğunuz İslamiyet köleliği dahi yasaklamış değildir, oysa Materyalizm kayıtsız şartsız eşitliği savunur.
Yazan:eg Tarih: Şub 18, 2009 | Reply
mustafa akyol’un çoğu yazısı gibi bu yazı da “bana hitap etmiyor”. özelikle kapitalizm ile islam arasında kurulmaya çalışılan dostluk bağı beni rahatsız ediyor doğrusu.
mustafa bey, sosyalizmi eleştirirken ve analiz ederken hep kendi bulunduğu kapitalist perspektiften hareket ediyor. gerçi bunda tuhaf birşey yok. hepimz kendi dünya görüşümüzden hareketle başka fikirleri eleştiririz. ama bu dünya görüşüne bir şekilde dini bir tutum “yamanmaya” çalışıldığında açıkçası çok sıkıcı oluyor. nasıl ki bir dönem özellikle mısır’daki ihvan hareketi, seyyid kutup, muhammed kutup gibi düşünürleriye islam’a sosyalist bir yorum getirmişlerse, maxim rodinson gibileri de mustafa akyol gibi islam ile kapitalizm arasında bir bağdaşırlık kurmaya çalışmışlardır.
mustafa akyol, burada hayırseverlik müessesi üzerinden hareket ederek bir sonuca varmaya çalışmış. ancak kur’an’ın “herkese” hitap ettiğini unutmuş. dolayısıyla kur’an’ın bu açıdan snırlar koyduğunu, bu sınırların alt kısmının asgariye , üstünün ise takvaya işaret ettiğini görmezlikten gelmiş. hayırseverlik, yardım vesaire…bunlar alt sınırdır. çünkü her müslümanın farz kabul ettiği ibadetlerdendir. ama mesela takva sahibi bir mümin için durum farklıdır. keşke mustafa akyol örnek verdiği ayetlere “Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: ‘İhtiyaçtan arta kalanı “(bakara 219) ayetini de ekleseydi. o zaman kur’an’ın gösterdiği ufkun ne olduğunu yazıyı okuyanlar daha iyi anlayabilirlerdi.
burada bazı yorum yapan arkadaşlar da benzr hatalara düşmüşler. maalesef ideolojik dogmalar (ki dünyadaki dogmatikliğin en içler acısı olanıdır bunlar) insaflı ve düzgün düşünmeyi engelliyor. mustafa akyol, yazıyı yazarken “ehlilyet” ya da “zorunluluk” ile takva arasındaki ilişkiyi de düzgün koyabilseydi, ifrat ile tefrit arasında kalmaya bırakılan islam’ın her ikisiyle de ilişkisi olmadığını teslim edebilirdi. ama önce liberal-kapitalist sonra müslüman olununca sanırım böyle olunuyor! yakınlarda yayımlanan bir yazısında olduğu gibi bir tür islam ve kur’an yorumuna karşı çıkarken başka tür bir yorumu putlaştırmak yoluna gidilebiliyor maalesef. islam islamdır…ideolojilerle ilişkisi o ideolojilerin tutunacağı tavırdır, islamın değil! islam insanın kullanım kılauzunu göstererek takvayı amaçlar…maddi uygarlığı kutsayan ideolojilerin hepsinden işte bu noktada ayrıır. eğer bir ideoloji kendisini islamla uydurmaya çalışırsa varsın uydursun, ama islamı bir ideolojiye uydurmaya çalışmak biraz ayıp oluyor!
Yazan:ümit Tarih: Şub 19, 2009 | Reply
1970’te 15-16 Haziran ayaklanmasına katılan; otuz yıl önce 1 Mayıs gösterilerinde kurşunlanan, 1989’da yaygın bir halk desteğine dayanarak Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyen işçilerin ezici çoğunluğu elbette dindar insanlardan oluşuyordu. Ancak, o yılların emekçileri, haklarını, kazanımlarını savunurken, özel hayatlarının bir öğesi olan dindarlık ile, toplumsal konumlarını oluşturan sınıf aidiyetini birbirine karıştırmıyorlardı. Avrupa’nın sosyal tarihinden bildiğimiz, lâik ve sınıfsal mücadele biçimini yeğliyorlardı.
O konumlardan, “Allaha şükür ki yoksuluz” tavrına geçiş, emekçi sınıfların köktendinci İslam tarafından “fethedilmiş” olmalarıyla eş-anlamlıdır. Emekçilerin saflarında sosyalizmin yeni baştan filizlenebilmesinin ön koşulu, bu “fetih” olgusuna karşı girişilecek bir mücadeledir. Sosyalizm “mesajı” aydınlanma çağının tüm birikimlerini içerir. Bu yüzden halk sınıflarında kök salan tarikat örgütlenmelerini ve devlet aygıtının giderek (öncelikle eğitim ve Diyanet İşleri aracılığıyla) yaygınlaşan anti-lâik yönelişlerini hedef alması gereken bu mücadelede mevziler kazanılmadan bu “mesajı” Türkiye emekçilerine taşımak çok güçtür.
Üstelik, otuz yıl öncesine kadar Türkiye’de din kurallarına uyan ve uymayan insanlar bu tür gerilimlere sürüklenmeden yanyana yaşamaktaydılar. Zira Türkiye’de “halk İslâmı” hoşgörülü idi; din kurallarının yorumunda, uygulanmasında bugünün köktendinci İslam anlayışıyla uzlaşmayan (başta “tesettür”) esneklikler içeriyordu. 1960’ı izleyen otuz yıllık bir süreç içinde sol akımların yeşermesi bu nedenlerle “halk İslamı” ile çelişmedi.
Köktendinciliğe, siyasi İslâma karşı koymak, bu nedenlerle demokratlar, solcular ve sosyalistler için önem taşimalıdır.
Yazan:eg Tarih: Şub 19, 2009 | Reply
ümit kardeşim, dine bakışınız o kadar tek yönlü ki, dini ve islamı bütün kavramlarıyla ve özellikleriyle kucaklayamayan (ve bilmeyen) sizin gibi “sosyalistler” sanırım o “mevzilerinde” sonsuza kadar birkaç kişi olarak kalacaklar!
Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Şub 19, 2009 | Reply
Sosyalizm islama uyar mı bilmiyorum,ama zorlama bir uyarlama olacaksa herhalde kapitalizme göre sınıfı daha iyi geçeceği kesin.Fakat bana göre neyin islama uyup uymayacağından çok,sanki islamı kapitalizme uyarlamak ve islam üzerinden kapitalizme meşruiyet kazandırmak gibi bir çaba var yazıda.
Yazan:sosyalist Tarih: Nis 5, 2009 | Reply
siz hiç bir zaman bu devrim yolunda gidemeyecek kadar cesaretsiz insanlarsınız eğer yüreğiniz olsaydı bu kadar çelişkiye girmezdiniz tamamıyle bu işin sonunu düşünmeden davada can verirdiniz ben 22 yaşında bir gencim ve yerin 35 metre dibinde tünellerde çalışıyorum ve genç bir sosyalist5 olarak bu ülkede her ne kadarda burjuva sınıfının tükenmeyeceğini bilsemde yine fikiren fiiili olarak karşısında duracağım ve her zaman dilimle ikrarda kalbimle buğz edeceğim ve sizler şimdi gidin rahat olan masa başınızdaki rahat koltuğunuzda kim nerde ne yapıyor düşünmeden halkın boynuna geçirilmiş emperyalizm yuralını düşünmeden oturun rahat koltuklarınızda
Yazan:durhat Tarih: Nis 5, 2009 | Reply
@sosyalist,
konuyu biraz açsanız?…mesela “bu devrim yolu”derken hangi devrimi kasdediyorsunuz?bu “devrim yolu”na gidemeyen “cesaret yoksunu”ve yüreksizler kimlerdir,hangi kesimleri bu suçlama menziline alıyorsunuz?nazarınızda korkak,cesaretsiz ve yüreksiz olan isimsiz antikahramanlar,ne tür çelişkiler yaşıyorlar da sizce bu sıfatları haketmiş oluyorlar?
yani bayağı yüksekten atıp tutmuşsunuz ama boş ve manasız konuşuyorsunuz.25 metre toprağın altında çalışıyor olmanız size her türlü saçmalama hakkı mı veriyor?22 yaşında oluşunuz “atış serbest!”ayrıcalığı mı getiriyor size?nedir derdiniz?
ayrıca kendi ikrarınız sizi ele vermiş.bir kere baştan o kutsal bildiğiniz devrime(artık nasıl bir devrimse onu da bilmiyoruz)inancınızın olmadığını itiraf ediyorsunuz.zira”her ne kadar burjuva sınıfının tükenmeyeceğini bilsem de…”diye başlayan cümlede bir çaresizlik ve inançsızlık belirtisi var.yani öyle bol keseden atarak “sosyalist”falan olunmuyor,hele “bir sosyalist olarak”gibi kendinizi tanımlama hakkı hiç vermiyor.
e,peki kararlı sosyalist arkadaş,sen kendin dilinde ikrar ve kalbinde buğz olarak bir mücadele biçimi seçmişken,korkaklıkla,yüreksizlikle itham ettiğin kesimler ne yapsın?ne bekliyorsun,sen buğz,ikrar falanla yetinip bir güzel de sosyalist geçinirken suçladıklarına ne tür işler düşüyor.
ha,demekki biraz atıp tuttunmuydu,emperyalizm yuları,zinciri her ne idiyse parçalanıp yokolacak öyle mi?
e,valla ne diyelim “devrim yolunda sana kararlı mücadeleler”demek kalıyor.çok geçmeden dileğin gerçekleşecek emin ol.senin gibi cesur ve kararlı soyalistler oldukça emparyalizm,burjuva falan karşında tutunabilir mi?haydi gazan mübarek ola!
Yazan:hayalet Tarih: Nis 6, 2009 | Reply
bence bazı müslüman arkadaşlar kapitalizm’deki temel sorunun ne olduğunu görebiliyorlar, ama bunu ifade edemiyorlar. ezildiklerini anlıyorlar, çünkü maddi gerçeklik onları etkiliyor ve bunu seziyorlar. ama içlerindeki maddi itiraz asla yüzeye çıkamıyor. çünkü şartlamışlar kendilerini. sanki müslümanlık’ın yardımlaşması sosyalizmin eşitliği gibi bir homojen toplum oluştururmuş gibi. o yüzden sosyalizmle bağdaşan islamı dinliyoruz. ikisi bir arada olmaz, kapitalist toplumun temel bazı çelişkileri var ve biz bunu ifade ediyoruz. siz de görüyorsunuz zaten, ama ısrarla anlamazdan geliyorsunuz. akyol’un yazısına tersinden katılıyorum, sosyalizmin temeli soğuk gerçekle yüz yüze olmaktır ve tüm ideolojileri (dinleri de ayırmıyorum, çünkü onlar da öyle) reddeder sosyalizm. mükemmel bir denge toplumunu da. tarihin kendi dengesi zaten vardır ve o denge bellidir, ayırımsız, sosyal sınıfların olmadığı bir eşitlik. buraya doğru gidiyoruz, bunun islamla bir ilgisi yok. ne kadar aksini iddia etseniz de yok. islam öyle bir düzen oluşturmaz, bir gün islami bir düzen olursa bunu görecekler, o zaman belki kendilerine karşı dürüst olacaklar. ama şimdi olamıyorlar. yazık. böyle bir ülkede bunca ezilen kendi gerçeklerinin değil bir ideolojinin illüzyonlarının peşinde. kendisiyle yüzleşemiyor, ne talep ettiğini dahi bilmiyor.
Yazan:Oktay Çaparoğlu Tarih: Nis 6, 2009 | Reply
DİN AFYONDUR sözü yanlış yorumlanan ve incelikten yoksun bir biçimde kaba bir pozitivizmle değerlendirilen bir sözdür.
Marks’ın DİN’ e AFYON dediği makaleyi okudum.
Ve çok şaşırdım.
Çünkü Din i öven bir yazı idi. Yeren yada DÜŞMAN ilan eden bir yazı değil.
Marks özetle şunu ifade etmek istiyor;
Eğer din olmasaydı, dünya halkları, yoksulları, ezilenleri için yaşam katlanılmaz bir acıya dönüşürdü. Zulmün, acıların, yoksulluğun, adaletsizliğin, savaşların, ayrımcılığın, eşitsizliklerin, özürlerin, ölümlerin olduğu bir dünya bir yaşam, DİN sayesinde KATLANILABİLİR hale gelmiştir.
İnsanlar, yaşama umutlarını DİN sayesinde koruyabilmişlerdir.
Bu anlamda DİN, Ruhsuz KALPLERİN RUHU, Vicdansız GÖNÜLLERİN vicdanıdır.
İnanç boyutuyla değerlendirdiği DİN kavramını MARKS bu biçimyle değerlendirmiştir.
Dinin KURUMSAL işleyişinin egemenlere nasıl hizmet ettiğini, nasıl aydınlanmanın bilinçlenmenin önünü kestiği ve dogmatik bir bağnazlığa nasıl mahkum ettiğini tarihi açık bir gerçektir. Ama bu durumun kaynağı aynı zamanda, iktidar olan güçlerin DİNİ kullanma biçimidir.
Sevgiyle…
Yazan:serdar Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
islam ve diğer dinler birer inançtır.sosyalizm kapitalizm vs birer ekonomik sistemdir.önce bunu ayırmak gerekir kanısındayım.insanoğlu allahın karşısında eşit olduğunu unutmadan hayatını idame edecek şartlara sahip olduğunda çevresindeki diğer insanların insan olduğunu unutmazsa ve yüksek egosuno karşı koyarsa eğer zaten eşitlikçi bir toplum oluşacaktır.bunun adını,inançlardan yola çıkarsan İSLAM ekonomik sistemlerden yola çıkarsan SOSYALİZMMİ koyarsınız bilmem.bunuda sağlayacak olan mutlak şekilde içinde yaşanılan toplum ve o toplumun otoritesi olan DEVLETTİR.bunu tam anlamıyla olmasada %90 başarmış milletler vardır.şuda bir gerçektirki kapitalizmin ahlaklısı olmaz.para ve sermayenin gücü üzerine kurulu bir sistem insanın egosundan başka bir şeyi tatmin etmez.kıyaslayacak olursak eğer sosyalizm islamla örtüşürken kapitalizm yanından bile geçmez.şuda unutulmamalıdır ki kapitalizmin hızlı savunucuları islama karşı ülkelerdir.el koyma olayına gelince sosyalizmi yaşayan ülkelerde bunun yaşanış şekline bağlıdır.birileri bi şeylere zorla el koyuyorsa bunun ismi zaten SOSYALİZM değil diktatörlüktür.toplumca üretici bir toplum olup elimizdeki milli değerlerimizin dağılımını eşit yaparsak ve insanların hayatını idame ettireceği zaruri ihtiyaçlarını devlet olarak yerine getirirsek eğer,islamıda sosyalizmide ya da ne diye adlandırırsanız eğer hepsini bir arada yaşamış oluruz zaten.
Yazan:anti-tez Tarih: Oca 11, 2010 | Reply
“Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.”
-böyle bir şeyin mümkün olmadığını bildiğiniz halde yazmanız çok tuhaf çünkü kapitalizm hiçbir ahlaki olgunun kalıplarına sığmayacak kadar barbardır
- yaşanan ekonok krizler bunun kanıtıdır ki; bu krizleri sermaye sahipleri tarafından değil bizzat kapitalist sistemin kendisi yani kapital tarafından yaratılmaktadır çünkü yaşanan bu krizlerle kapitalizm evrim geçirip gelişir tabi arkasında dahada sömürülen halk kitleleri bırakarak
“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç, bunu bir cümleyle özetlemişti: “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
-islam özgür iradeyle 40/1 ini vermeyi emreder böylelikle hem kişi vicdannını rahatlatmıştır hemde öteki tarafı(cenneti) biraz daha garantilemiştir ve fakat bi çokkezde bu 40/1 oranı dahi uygulanmazya neyse
-oysa sosyalizm bu eşit paylaşımın devlet eliyle garantilenmesidir evet ol koyar çünkü özgür iradenin (vicdanın) yapmaktan kaçındığını yapmak için
Dahası sosyalistler, Kuran’ın (ve Kitab-ı Mukaddes’in) ısrarla emrettiği hayırseverliği küçümser, hatta sakıncalı görürler. Çünkü onlara göre gereken şey “düzen değişikliği”dir. Marx bu yüzden “Hıristiyan hayırseverliğine” ateş püskürür, “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nun yazarı Oscar Wilde “hayırseverlik, çok sayıda günahın anasıdır” der.
Peki neden? Niçin sosyalistler, her uygulandığında felaketlere yol açmış bir “düzen değişikliğinin” peşinde koşarken, hayırseverliğe karşı çıkmış, bunun bir “sahte ilaç” olduğuna inanmışlardır?
-bu cümlelerde yazarın tarafsızlığını kaaybettiği aşikar
-ziraa sosyalislerin hayırseverliği küçümsemesi şu nedenledirki;hayır severin yapmış olduğu hayırra vesile ekonomik değer(para vb.) zaten hayrı yaptığı kişilerin emeği alın teridir
-bu islamın da desteklediği sadaka kültürüne yada başkaca bir deyişle “şükür kültürüne” dönüşür buda hayıra ve çalıştığı halde yardıma muhtaç insanlardaki hak arama iradesine perçin vurur yani yırtığın yamasıdır
Çünkü materyalizm öyle düşünmeyi gerektirir!.. Materyalizme, hele de Marx’ın “tarihsel materyalizm”ine göre, her insan içinde bulunduğu maddi koşulların bir ürünüdür. Eğer burjuva ise, “burjuva bilinci” ile düşünmesi kaçınılmazdır. Hayırseverlik bile yapsa, bunu mutlaka “işçi sınıfını pasifize etmek” gibi hinlikler için yapacaktır. Sınıfsal durumundan bağımsız bir “vicdana” sahip olamaz; ruhun varlığını kabul etmeyen materyalizm, maddi etkenlerden bağımsız bir vicdana inanmaz ki…
-burdaki materyalist dokrinler çarpıtılmış kelime oyunuyla
-öyleki “burjuva bilinci” ile hareket etmiş olan kişi yaptığı hayırseverliği “işçi sınıfını pasifize etmek” için yapmış değildir keza “hayır” yaptığı toplum da zaten bir işçi nıfıfı bilinci yoktur üst taraftada söylemiş olduğum hayır yaptığı toplumda sadaka kültürü hakimdir ve toplum bu anlayış ve maddi koşulların etkisindedir ve bu bilinçle hareket etmeside gayet doğaldır
“Tartafsız değil Sosyalistim”
Yazan:Barış Tarih: Oca 11, 2010 | Reply
Sonuç: Akyolun yazıları gerçekleri yansıtmıyor ve objektif değil. Sanırım okurları yönlendirmeyi amaçlıyor sadece. Hemen her parafrafı tartışmaya açık ve aksi ispat edilebilir yazılar. Yazar sadece inançlarını kendi subjektif bakış açısından anlatmış…
Yazan:müslüman sosyalist Tarih: Şub 2, 2010 | Reply
öncelikle islam vermeyi sosyalizm almayı ögütler diyen sahıs burjuva sınıfına mevcuttur sosyalizmi övmesi beklenemez
ikincisi islamiyeti sırf daha fazla para kazanalım ve dindar müslümanlarıda uyutalım diye ahlaksızlık eşitsizlik sömürü ve savaş düzeni kapitalizme evirmeye çalışmak islamiyete yapılmış en büyük kötülüktür kanımca günahtır
islamiyetle sosyalizm tam anlamıyla birbirine uymamakla birlikte birçok ortak paydada buluşur özel mülkiyet faiz işçi hakları eğitim bunlara örnek verilebilir.
“mülk Allahındır” “faiz haramdır” “işçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz” “oku”
ama kapitalizm daha fazla mal yüksek faiz işçiye hakkı bi tarafta dursun ölmeyeceği kadar para ve içi boşaltılmış bir müfredatla 8 yıl işkence…
Yazan:Kutsal Bora Tarih: Mar 16, 2010 | Reply
Herşeyi anladımda islam toplumlarının geleceği sosyalizmde değilde ‘yapmacık ahlaki kapitalizmde’ aranması çok saçma. Çünkü amerikan üretim ve dağıtım sisteminde ahlakilik yada eşitlik yoktur. Böyle yargıların olmadığı bir sistemde islami ahlağı nereye sığdırılcak ? . Böyle bişey aranamaz çünkü sistem tamamen eşitsizlik üzerine kurulmuştur. Kar yapabildiğin kadar yaşarsın anlayışında ahlak yoktur ve ahlaki kapitalizm olamaz.
Yazan:ali kirişçioğlu Tarih: Mar 22, 2010 | Reply
Aslında bu yazıya cevap yazma konusunda pek istekli degildim ama benim çocugumda okuyunca cevap yazma geregini duydum.yazının sonunu bitirdiginiz cümle aslında yazıdaki çelişkiyi çok güzel özetliyor.(Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.) kapitalizmin kendisi bir ahlaksızlık olduguna göre ahlaki kapitalizm gülünç ve oldukça saçma bir söylem. hele son günlerindomuz gribi sonucunu düşünürseniz
Yazan:Taner Tarih: May 14, 2010 | Reply
“Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.”
Yazarın bu son cümlesine kesinlikle katılıyorum.Böylece islami kesim sosyalizmin içini boşaltma çabasından vazgeçip , becerebiliyorsa kapitalizmi ahlaklı hale getirir.Biz de şu kapitalizmin vahşetinden biraz olsun kurtuluruz.
Yazan:musa Tarih: May 31, 2010 | Reply
kanımca bu yazı, islam ve sosyalizm gibi ezilen halklardan ve mazlumlardan yana olan, iki düşüncenin, inacın, pratiğin,ideolojin kuramın vb. (bu gibi tanımlamalar kişiye göre değişir bu nedenle uzatmayacağım), yanyana anılmasından ve hatta yanyana pratik bir eyleyişe geçmesinden ürken, korkan birisi tarafından kaleme alınmış.İslam ve devrimcilik arasındaki bağlantıyı kurmak için Beynelminel adıyla Çakal Carlos’un “devrimci İslam” adındaki eserini okumak yeterlidir. “Halkların afyonu”na gelince, Marksizm ve Markist felsefe hakkında azçok bilgisi olan birisi, Marksizmin din düşmanı olmadığı hele ateist ya da teist olmadığını bilir. “Halkların Afyonu” espirisinde açıkça Marx şunu ifade eder: kurtuluş umudu göremeyen ezilenler ve mazlumlar dine sığınır ve kurtuluş arar. Tabi aydın kişi elbette kaynağı okumadan belaltından vurmak isterse cımbızlayıp çeker bir çırpıda “afyonu”…(Aydın kişiye, aydınlanmış kişiye önerilir, önce cümlenin geçtiği metni okuması..)
Türkiye’de sömürülen ve ezilen müslüman kesimin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik getirmeyen, getirmeyecek olan parti, grup, cemaat vb. girişimlerin arkasından gitmektense, eşitlikçi, özgürlükçe bir islam sosyalizmin arkasından gitmesini hiç arzu etmeyenlerin havsalasını anlamak şaşırtıcı değil; iyi bir örnekte: Mustafa Akyol
Yazan:deniz Tarih: Haz 19, 2010 | Reply
maxın dinle ilgili yazısı oktay çaparoğlu ve diğer arkadaşlaer dikkaetle okusun…
“Din-dışı eleştirinin temelini şu oluşturuyor: insanı insan yapan din değil, dini yapan insandır. Yani din, henüz kendine erişmemiş ya da çoktan yitirmiş bulunulan insanın sahip olduğu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu oluşturuyor. Ama insan, dünyanın dışında herhangi bir yere çekilmiş soyut bir öz değil. İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor. Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine çevrilmiş bilinci olan dini üretiyor, çünkü kendileri alt-üst olmuş bir dünya oluşturuyor. Din bu dünyanın genel teorisini, onun ansiklopedik özetleme kitabını, onun halksal biçimdeki mantığını, onun tinselci point d’honneur’ünü (onur sorununu), kendinden geçmesini, ahlaksal onaylanmasını, görkemli tamamlayıcısını, teselli ve aklanmasının evrensel temelini oluşturuyor. Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor. Öyleyse dine karşı savaşım vermek, dolaylı olarak dinin tinsel aromasını oluşturduğu dünyaya karşı savaşım vermek anlamına geliyor.
Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor. Halkın kendi durumu üzerindeki yanılsamalardan vazgeçmesini isteme, halkın yanılsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgeçmesini istemek anlamına geliyor. Öyleyse dinin eleştirisi, dinin aylasını oluşturduğu bu gözyaşları vadisinin tohum halindeki eleştirisi anlamına geliyor.”[1]
YUKARIDAKİ ÇEVİRİNİN ERCAN ÇELİK TARAFINDAN YAPILAN ÇEVİRİSİ:
Yazan:Halil Özkan Tarih: Tem 15, 2010 | Reply
Ahlaki Kapitalizm diyorsunuz da benim bildiğim kapitalizmde ahlak diye bişey yoktur. Rekabet vardır. İnsanlar daha çok kazanmak için birbirileri ile rekabet içindedir. Aynı yerde çalışan insanlar bile kolay kolay birbirilerine yardım etmezler. Onların gözünde üstler ve patronlar adeta ilahi bir sınıftır. Onların gözüne girmek için herkes yarış atı gibi koşturur. Biri zor duruma düştüğünde kimse kolay kolay ona yardım etmez. Yardım etmeyi bırakın, elinden tutup kaldıracakları yerde üstüne bir de onlar basıp geçerler. Benim bildiğim kapitalizm böyle bişeydir insanları dünevi değerler peşinde koşturur. Benim bildiğim kapitalizmin gerçek yüzü budur. Eğer bir yanlışım varsa kusura bakmayın. Biz müslüman bir halkız. Bizim dinimizde sınıflaşmaya, kutuplaşmaya, rekabete ve dünya malı gibi dünyevi hırslara yer yoktur. Bu nedenle kapitalizmin müslümanlardan uzak tutulması gerektiğini düşünüyorum. Oysa sosyalizmde de dinimizde olduğu gibi insanlar arasında insanlar arasında evrensel ve ahlaki bir eşitlik vardır. Sosyalizm Karl Marx ile başlamadı. Sosyalizmin kökeni Antik Yunana dayanıyor. İslam tarihindede sosyalizm ve benzeri hareketler görülmüştür. Örneğin; Şeyh Bedrettin Fetret Devrinde insanların yoksullaşmasına karşı sosyalizm benzeri fikirlerle hareket edip isyan başlatmıştır. Evet sosyalizmi modernleştiren Karl Marx’tır. Ama onun kafasında yarattığı sistemin aynısını Müslüman ülkelerde uygulamak doğru olmaz. Çünkü müslüman ülkelerle hıristiyan ülkeler arasında ahlaki, sosyal, coğrafi ve dini birçok farkın olmasına rağmen sosyalizmde devletin mülkiyete elkoyması gibi büyük bir yanlış vardır. Müslüman ülkeler sosyalizmi ilahi adalete göre biçimlendirerek uygulayabilirler.
Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Tem 15, 2010 | Reply
Sosyalizm denilen sistem iflas etmistir ve yakinda Anglosakson icadi turbo Kapitalizm de dereyi boylamak üzeridir. Benim sahsen inandigim kendine müslüman bir toplum deyene ne kapilazim ne de Sosyalizm gibi yasam ve yönetim sekilene gerek var. Ilerlemek icin bir müslümanin nefsine hakim olmasi ve hic durmadan calismasi gerekir.
Yazan:aLiİ Tarih: Eyl 11, 2010 | Reply
Bence oLay insani ahLakta biter..! Sosyalizm oLsun, kapitaLizm oLsun veya herhangi bir din oLsun; eğer kişiLer ahLaksızsa nasıL başarıLı oLur bu sistemLer. Bence sistemler kuracağımıza, ahLakımızı düzeLteLim, gerisi teferruat..Ben hamd oLsun isLam dini mensubuyum. 28 yaşındayım ve iLAhiyat fakültesi mezunuyum.. AK Parti iktidarının nimetlerinden imkanım olmasına rağmen hiç faydalanmadım. Neden mi? Çünkü ahlaksızsan başkasına ait olanı sen alırsın..! İnanıyosan bir şeye adam gibi inanacaksın ve adam gibi yaşayacaksın.. yok islam kötü, yok şu kötü yok bu kötü. Ama nedense herkes bireysel bazda çok iyi çok ahlaklı. Ama dünya pislikten kanalizasyona döndü. Kimse kimseyi kandırmasın, ilk önce kendi yanılgısını düzeltsin, kendini düzeltsin. Ben dünya üzerinde yüzde yüz mutabık kalınacak ne bir din ne de bir sistem olacabileceğini düşünmüyorum. O zaman kardeşim sen beni neden zorluyosun dindar olmaya,sosyalist olmaya, meteryalist olmaya vb. Sosyalizmi savunanlarda, dini savunanlarda bir yerde yanlış yapıyorlar: Eğer bu sistemlerde insan iradesini hiçe sayacaksa beş para etmez. Herkesin inancı, ekonomik sistemi veya dünya görüşü kendine. Çevre kapitalist mi sen sosyalist davran.. Çevre ahlaksız mı sen ahlaklı davran. Herkes ii bir müslüman olduğunu söyler, iyi bir sosyalist veya solcu. Ama parçalar oluştuğunda bütün o kadar ahlaksız kii. Herkes kendinden başlasın bence.
Yazan:Ahmetd Tarih: Eyl 12, 2010 | Reply
Dediğiniz gibi kapitalizm, sosyalizm, komünizm bunlar kafası çalışan insanların düşünüp kurdukları sistemler. Samimi şekilde uygulansa belki de hepsi büyük oranda halkın mutluluğunu sağlayacak. Ama uygulamada robot gibi davranamıyoruz malesef. Kişisel ahlaksızlık önemli bir konu.
Adam komünizmi kendi çıkarına yontup milyonları katledebiliyor. Halbuki komünizm özünde mal, mülk önemli değil aslolan insana verilen değer demiyor mu? Ama adam (Stalin Lenin vs) kendi şahsi menfaati için hiçe sayabiliyor bunu.
Zaten işler normal akışında gitse, sistemde bir tıkanma olduğunda oturup en güzeli bulunur ve en iyiye doğru evrilme olur. Ama insanların şahsi iradeleri olaya dahil oluyor, sistemin tekamül etmesini de bozuyor.
Yazan:deniz Tarih: Şub 4, 2011 | Reply
tek yol devrim ve soslayizm. Yani soslalist bir ülke,ama islamiyetten kopmayan bir ülke..
Yazan:Umut Emre Alp Tarih: Mar 17, 2011 | Reply
Aynen katılıyorum. Kapitalizm İslam’a Uymaz çünkü serbest piyasa ekonomisi ile hak kavramı kaybolur. Yani hak kavramı yoktur. Ayrıca kapitalist ekonomi sömürü düzenine dayanır. İhtiyaç sahibi ülkeleri sömürür. İslam ezenin değil ezilenin yanındadır. Kapitalizm de ezmekten başkasına yaramaz. Bakınız demokrasiye ben de karşı değilim. İslam’ın emrettiği yönetim biçimidir. Ama devletin pasifize edilmesiyle hakkın yok olacağı da aşikardır. Mustafa Kemal devletin koruyucu ve denetleyici özelliğini ortaya koyarak adaletin sağlanmasına çalışmıştır.
İki keferenin icadettiği saçma sapan liberalizmmiş, ne bileyim komünizmmiş, kapitalizmmiş sosyalizmmiş. Gibi akımlara ihtiyaç yoktur. Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu mükemmel ekonomi ve demokrasi modellerini kullanacağınıza gidip kafirlerin düzenini alıyorsunuz. Allah akıl fikir ihsan eylesin.
Yazan:Umut Emre Alp Tarih: Mar 17, 2011 | Reply
deniz git libyada yaşa ora istediğin gibi
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
Cok guzel bir yazi. Sosyalizm, insani heyecanlandiran, duygularini yogunlastiran herseyi yasaklayarak, sadece devlet icin, rejim icin aglayan, savasan, heyecanlanan bir halk yaratmayi amaclar. Halk ya mavi tulum giyen bir iscidir, ya da yesil uniforma giyen bir askerdir. Baska roller yoktur toplumda. Sosyalizmin varmak istedigi son nokta budur. Insanlarin Allah’la basbasa kalmasina, kendini dinlemesine, durup dusunmesine tahammul edemez. Dusunemeyen, yaraticiligi koreltilmis, neyin kendisi icin daha iyi, hayirli oldugunu idrak edemeyen, devletin hep daha dogrusunu dusundugune iman eden bir halk yaratmak ister. Sosyalizmde ne seks, ne de ibadet tasvip edilir. Bir ulu onder vardir. Herkes bu olu ya da diri onderi sevmekle yukumludur. Herkes devletin resmi ideolojisini kalpten benimsemek zorundadir. Halkin bu duruma uyanmamasi icin de onlerine bol bol ucuz icki, uyusturucu koyarlar, kafayi bulsunlar, sizsinlar bir kenarda diye.
Sosyalist duzenin halkin icinde insanlari gozetleyen hafiyeleri olmak zorundadir. Kendisine dayatilan resmi ideolojinin dogrulugundan suphe eden kisiler derhal tespit edilip, imha edilmelidir. Ornegin, bugun Suriye’de kulaklarimiza gelen haberlere gore bunu yapiyorlar. Besar Esat ya da Hafiz Esat’a karsi oldugundan suphelenilen kisilere halkin arasindan secilen birileri para karsiligi ya da beyinleri yikanarak gonderiliyor. Bu hafiyeler supheli sahisla bir vesileyle yakinlasiyor. Ona laf arasinda “Esad soyle kotu, rejim boyle rezalet” tarzi olta atiyor. Eger o oltaya gelip, “evet kardesim, demek ki yalniz degilmisiz” gibi bir reaksiyon verdiginde o kisi artik kara listeye aliniyor. Sonra neler yapiliyor, Suriye’de de bir devrim gerceklestikten, o ulkede baba ve ogul Esat’larin yaptiklari zulumler ortaya cikarildiktan sonra ogrenebilecegiz. Cok ama cok tatsiz olaylar oldugu kesin Suriye’de ve diger bircok Ortadogu ulkesinde. Iste islami sosyalizm olsa olsa boyle olur.
Demir perdeden cikmis ulkelerde komunist donemlerde etrafi surlarla orulu, citlerle cevrili mahalleler vardir. Burada ulkenin maksimum %3′u sefalarini surmektedir. Kendilerine layik gordukleri liberalligi halklarina layik gormemektedirler. Halkin bu gelir farkliliklarini gormemesi icin, guvenlikleri icin de mahallelerini citlerle cevirmektedirler. Gidin gorun Romanya’yi, Bulgaristan’i, citlerle, duvarlarla cevrilmis zengin mahallelerini, sosyalizm belasina bulasmis diger ulkeleri. Birakin gelir adaletini saglamayi, bilakis adaletsizligi iyice derinlestiren sahtekarca, serefsizce, ahlaksizca bir baski ve somuru duzenidir sosyalizm.
Tabi ki de islam, ahlaki degerlere dayali bir liberal ekonomik ve sosyal duzenle cok daha uyumludur. En azindan liberalizm, her goruse aciktir ve birey ozgurluklerini kisitlamayan her din ya da ideolojiyle diyalog kurabilir. Ama sosyalist bir devlet icin, butun dunya dusmandir. Hatta kendi insanlari bile dusman olabilir yeri geldiginde. Kendinden baska dostu olamaz sosyalist bir devletin.
Liberal bir sistemde ilkokuldan itibaren verilecek Diyanet Isleri tarafindan toplum muhendisligi amaciyla verilen bir din egitimi yerine, daha saglikli bir din ve ahlak bilgisiyle donatilan cocuklar buyuduklerinde hem liberal dusunebilen, yaratici, girisimci; hem de ahlakli, helale-harama dikkat eden bireyler olacaklardir.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
@ sq
Nereden biliyorsunuz Mustafa Akyol’un hic bu tarz islerde calismadigini? Ben, emekcilikten yukselip, buyuk firma sahibi olan, sermayedar haline gelen, bircok gence istihdam yaratan bircok kisi sayarim size. Ben de yeri geldi luks restoranlarda bulasik yikadim, yeri geldi tuvalet temizledim 5 yildizli otellerde. Yeri geldi gunde 16 saat, haftanin 7 gunu calistigim haftalar oldu. Ama kapitalist sistemle bir sorunum yok. Gencken insanlar bu tarz isleri yaparlar. Sonra, yasi ilerleyip, belli bir konuda uzmanlastikca daha rahat calismaya baslarlar. Ama sosyalistte bir omur o tersanede, insaatta calismaya mahkum olursun. Hem de para kazanmadan. Devlet icin…
Bir ornek vermek isterim: Cin’de sosyalizmin en koyu donemlerinde, rejim karsiti oldugu iddia edilen, agir suc isleyen vb. kisiler kursuna dizilirmis. Ve kursunladiklari sahsin ailesinden kursunun parasini alirmis devlet. Devletin kursununu harcadigi icin, borcu kalanlarina devrediyor. Iste sosyalizm boyle bas belasi rejim. Turkiye’den baska hicbir ulkede bu kadar bu rejime merakli, bu kadar sosyalizm heveslisi insan yok. Sosyalist ulkelerde dahi yok. Hatta bu ulkelerde halkin ezici bir cogunlugu bu sisteme karsi ama guc kucuk azinligin elinde oldugu icin seslerini cikaramiyorlar.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
Sosyalist rejimlerde proleterleri somuren, ulkenin kaymagini yiyen ayricalikli, “soylu” kesim, kendilerini besleyen kapitalist ulkeleri cok seviyor nedense. Hepsinin cocuklari kapitalist ABD’de, Ingiltere’de okur CHP’lilerin ve “anti emperyalist” ulusalcilarin her nedense.
Bakin, Kaddafi’nin banka hesaplari, mal varliklari hangi ulkelerden cikiyor? Iste kapitalist duzeni kontrol eden, “sermayedar, dunyayi yonetiyorlar” dedigimiz kisiler bu sosyalist rejimlerin “ulu onderleri” ve onlarin vahsi kapitalist ulkelerdeki siyasi ve is ortaklari oluyor. Beyonce Knowles Kaddafi’nin ogluna ozel sov icin ta Amerika’dan atlayip gelmedi mi? Hani Amerikan emperyalizmi dusmanligi, hani bati dusmanligi, hani muslumanlik? Hani batinin “kadin haklari” teraneleri? Hepsi yalanmis, hikayeymis. Kemalistlerin dillerine pelesenk ettigi, ama bir turlu anlayamadigi “dinin siyasete alet edilmesi”ymis. Aslinda dinin siyasete alet edilmesi konusunda kemalistler cuvaldizi bir de kendilerine batirsinlar bakalim. Su tarihimizi dogru duzgun bir kaynaktan bir okusunlar bakalim. Dini siyasete en cok kim alet etmis? Ezberleri bozulabilir.
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
Tayfun bey,
Sosyalizmin uygulandığı dünya devletlerinde totaliter rejimler,şefler ürettiği eleştirinize katılıyorum.Totalitarizmi,despotizmi, babadan oğula geçen kanlı diktatörlükleri geçtim,sosyalizm olarak tanımlanan sistem pratiğinin yaşandığı ülke ve devletlerde sosyalist doktrinin vadettiği sosyal eşitliğin sağlanamadığı da yaşanan deneyimlerde yeterince anlaşılmıştır.Kaldı ki bu uygulamaya mahkum bırakılan ülke halkları her türlü brieysel özgürlükten yoksun kaldıkları gibi,sosyal adalet/eşit paylaşım vs gibi iddialırın tersine sefaletle,açlıkla boğuşmuşlardır.Ki K.Kore örneğinde olduğu gibi hâlâ bu kabusu yaşayan yani açlık ve sefaletle pençeleşen topluluklar mevcuttur.Tabi bir kısım Orta Doğu ve K.Afrika müslüman ülkelerinin de benzer rejimlerden neler çektiği de ortadadır.
Lakin bütün bunlara karşın sosyalizmi salt totaliter rejimlere ideoloji üreten bir sistemden ibaret görmek de bana göre hem biraz eksik kalır hem de oldukça yanıltıcı olabilir.Zira sosyal adalet temelinde İnsanlık’a çok bir getirisi olmamakla birlikte,-ki bunu az çok yaşadık- sosyalizm iktisadi bir sistemdir her şeyden önce.Dolayısıyla bu manada ne getirip ne götürdüğü üzerine de kafa yorulmalıdır.Diyeceksiniz ki çok şey götürmüştür,doğrudur,bu noktada hemfikiriz;sosyalizm adı altında insanların inin inim inlediği ucube rejimler doğmuş ve tabi ki nihayetinde pek çoğu iflas edip dağılmıştır.
İşte bu noktada daha derinlemesine tartışılmaya muhtaçtır.Zira bu pratiği yaşayan devletler sosyalizmi alternatif bir iktisadi modelden ziyade bir iktidar aracı/ideoljisi şeklinde uygulayagelmişlerdir.Tıpkı Marxmin bizde okunduğu ve anlaşıldığı şekliyle diyebiliriz.Dolayısıyla,ister dinler olsun ister yönetim modelleri,belirli bir noktadan sonra her inanç,sistem,ideoloji bir şekilde dokunulamaz kutsallar şeklinde birer iktidar aracına dönüştürülebiliyor.
Sanırın sosyalizm de bu şekilde araçsallaştırıldı.Cumhuriyet gibi,demokrasi gibi bu kavram da içi boşaltılarak bir zulüm ve baskı aracına dönüştürüldü.Bizdeki Cumhuriyet yönetimi buna örnektir.Keza Cumhuriyet ile anılan İran,Libya,başında “Demokratik” iberasi bulunan K.Kore…
Sonuç itibariyle despot,jakoben,baskıcı diktatölükler,iktididar ve saltanatlarını sürdürmek adına kutsallar icat etmekte pek zorlanmazlar.Sanırım sosyalizm kavramı da bu anlamda kullanıldı.Yani kitleleri uyutacak bir doktrin olmaya oldukça müsaitti ve bunu anlayan diktatörler de bu açığı bir güzel değerlendirdi.
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
@ Aziz Yilmaz,
Sosyalizmin basariyla uygulanabildigi tek ulke olarak Isvec gosteriliyor. Bu ulkede de kisi basina dusen milli gelir yillik 50000$’a yakin. Sosyalizmin bunun haricinde gosterebileceginiz baska bir basarili (ekonomik acidan diyorum, cunku bugun Isvec en cok intihar vakasi olan ulke olarak biliniyor. Yani, sosyalizmin sosyal acidan basarili oldugu da soylenemez orada) ornegi var midir? Hitler’in uyguladigi da sosyalizmdi. Nasyonal sosyalizm. Zaten, sosyalizmin icine milliyetcilik, irkcilik katilmazsa o halk bir arada tutulamaz. Milliyetcilik, sosyalist rejimlerin olmazsa olmaz ogesidir.
Ankara’dan bir ornek vermek isterim. Turgut Ozal doneminde Anap’li Ankara BB Baskani’nin baslattigi ve yap-islet-devret modeliyle Fransiz-Japon-Turk isbirligiyle kurulmus bir konsorsiyuma devrettigi Ankaray metrosu insaati bu belediye baskaninin baskanligi doneminde son surat ilerledi. 10 yilda bitmesi ongorulen insaatin ilk 5 yilda yaklasik yarisi bitti. Ve bu projenin devlete hic bir maliyeti olmadi. Bu konsorsiyum da 15 yil bu metro hattini islettikten sonra devlete devredecekti. Ayrica, bu konsorsiyum bu konuda oldukca tecrubeli oldugu icin olasi kaza, arizalara karsi da bu ozel sektor girisiminin tecrubelerinden, bilgilerinden faydalanilacak, 15 yillik isletme suresinden sonra ciddi bir know-how elde edilmis olacakti. Ancak, oyle olmadi. CHP’li belediye baskani Murat Karayalcin ve onun sosyalist ideolojisi geldi Ankara’ya. “Vay, biz yabanci emperyalistlere ulkemizi peskes cektirtmeyiz, kendi yagimizda kavruluruz, biz de ayni insaati bitiririz” diye bu insaat isine el koydu. Ve cogu kez odenek yetersizliginden insaat devam edemedi. Surekli, yapilmis yeri cesitli bahaneler uydurarak tekrar tekrar kazdilar, akraba-es-dost-yoldas muteahhitlere belediye butcesinden ciddi kazanclar sagladilar. Sonucta yapilan bir is degildi. Sirf birileri iktidardan nemalansin diye uydurulmus, luzumsuz islerdi. Sonucta bu metro insaati 5 yil boyunca ilerlemedi, hatta geriledi. Daha sonra Melih Gokcek’in baskanliga gelmesiyle tekrar ozel sektorden alinan destekle bu insaat 5 yil sonra bitti. 10 yilda bitmesi gereken insaat CHP zihniyeti yuzunden 15 yilda bitti. Ankara’lilar bir 5 yil daha o trafik eziyetini cekti, hatta Kizilay surekli santiye gibi oldugundan saatlerce trafikte kaldi Ankara’lilar. Kim kazandi, CHP’nin yandaslari, yoldaslari… Peki Ozal’la baslayan liberal, kapitalist ekonomik duzenin burada ne zararini gorduk? O konsorsiyum binlerce kisiye istihdam olanagi saglamadi mi? Kamuya hizmet goturmuyor mu? Devletin hantalligindan, iktidar kavgalarindan kurtarmadi mi bu projeyi? Ozel sektordeki rekabet ortamindan kaynakli mukemmeliyetcilik, hep daha iyiye gitme, kalite anlayislari sayesinde daha kaliteli projeler ortaya cikmiyor mu? Hizli tren hattini Turk muhendisi yapsa ne olacak, yabanci yapsa ne olacak? Kim daha iyiyse o yapmali. Kim halka daha kaliteli hizmet sunabilecekse o sunmali. Turk muhendisi de kendini bu rekabete hazirlamali. Demir perde ulkelerinde muhendislik, insaat firmalarimiz orada pazar lideri degil mi? Oralarda, “emperyalist Turkler defolsun, burda Turk sermayesi istemiyoruz” gibi salakca laflar ediyorlar mi? Bindikleri dali keserler mi? Bugun, Ukrayna’nin en onemli iki sehrini birbirine baglayan otoyolunu, en buyuk 52000 kisilik statlarinin insaatlarini bir Turk firmasi yapti. Gurur duyulacaksa, bununla duyulabilir.
Sosyalistler istiyor ki, sinirlarimiz kapatilsin, ulkeye sermaye, bilgi, insan girisi cikisi tamamen devlet kontrolunde olsun. Insanlar icinde bulunduklari zavalli durumun farkina varmasin, devlet icin (yani %3′luk azinlik ve degismez iktidarin cikarlari icin) sorgulamadan kole gibi calismaya devam etsin. Ama artik yok! Internet var, sinirlar aciliyor, insanimiz dunyayi gormeye, kendine ezberletilen bircok seyi sorgulamaya basladi. Takke dustu, kel gorundu, bu gidisata kimse dur diyemeyecek, hic kimse tekrar sosyalizm belasini basimiza musallat edemeyecek!
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 21, 2011 | Reply
CHP Istanbul Milletvekili Esfender Korkmaz:
“Halka balik dagitmak yerine balik tutmayi ogretmemiz gerekir” demis ve CHP’nin aile sigortasi projesinin insanlari tembellige itecegini soylemis. Ne guzeldir ki, CHP’nin icinde bile kendilerine dayatilan sosyalist politikalari tasvip etmeyenler var.
Bu devletin halki beslemesi politikalarinin iflas ettigi yer bize cok uzak degil, Ege Denizi’nin hemen obur tarafinda. Devletin mali deniz degil. Kemal Kilicdaroglu nereden saglayacagi finansmanla acaba butun kadinlara 600 lira aylik baglayacakmis? Bunu da bir aciklasin bir zahmet. Halki aptal yerine koymaktan vazgecmeleri lazim artik. 90′li yillardaki secmen profili yok artik. Bu millet bu masallara daha fazla kanmaz. 2001 krizini yasadi bu millet, akli basina geldi artik.
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Mar 22, 2011 | Reply
@Tayfun Korkut,
İnanın bu şekilde nefes bile almadan makinalı tüfek gibi aynı şeyleri papağan gibi tekerarlayacağınızı bilseydim yorum yazmaya falan yeltezmezdim.Neyse enayilik ben de ki beklentiye girip konuyu derinleştirebileceğimiz gafletinde bulunmuş oldum.Yahu ben ne söylüyorum siz nerelerden girmişsiniz.Neyse boş verin gitsin,tutun ki ben hiç yazmadım siz de cevap vermediniz.Umarım bu bana ders olur,başka da bir şey demeyeceğim.Hadi selametle!
Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Mar 22, 2011 | Reply
@ Aziz Yilmaz,
Hayretler icindeyim. Evet, fazla uzun yazmisim. Daha kisa ve oz bir sekilde anlatilabilir miydi bilemiyorum ama @ Aziz Yilmaz diye baslayan yorumumun ilk paragrafi haric,sizin soylediklerinize cevaben ya da onlarla alakali bir sey yok. Apayri seylerden bahsediyorum orada. Neyi papagan gibi tekrar etmisim, onu da anlayamadim. Neyse, ben artik bundan sonra hic yorum yazmayip, sadece sitedeki kitaplari ve makaleleri okumakla yetinecegim. Olumlu, olumsuz elestirilerimi de kendime saklayacagim.
Kusura bakmayin pek degerli vaktinizi aldigim icin. Sizin kadar derin dusunebilmek icin daha 40 francala ekmek yemem gerekiyor sanirim. Seviyenize ulasana kadar layigim olan sig dusunceli fasistlerin sitelerinde yorumlar yazsam iyi olacak sanirim. Size de selametle…
Yazan:aziz yılmaz Tarih: Mar 22, 2011 | Reply
@Tayfun Korkut,
Tepkili olduğum nokta yorumunuzun uzunluğu falan değil,politik görüşleriniz de değil.”Bilgi seviyelerini” yarıştırmak gibi bir amaç peşinde de değilim.
Sadece karşınızda sosyalizmi körü körüne benimseyen fanatik bir ideoloji kaçkını varmış gibi soluk almaksızın karşı propagandaya geçmenize pek anlam veremedim.
Ha,yorumunuzun yazdıklarımla bir ilgisi olmadığını belirtmişsiniz,doğrudur böyle bir amaçla yazmamış olabilirsiniz.Sanırım ismimin geçmesinden ötürü üzerime alıp abartılı bir alınganlık gösterdim.Gergin bir gün geçirdim,bir anlığına içinde bulunduğum ruh haliyle kabalık edip kalbinizi kırdıysam özür dilerim.
Yazan:sule Tarih: Eki 9, 2011 | Reply
benim için okunası bir tartışma olmuş tüm katılımcılara teşekkür ederim aradığım soru islam ve sosyalizm uyuşurmuydu derindüşünce güzel bence tüm katılımcılar şunu bilmeli paylaştığınız görüşler zaman zaman çatışsada zaten varolan bu çelışkıler yumağı değilmidir bizi düşündüren ve bu tartışmalar ümid ererim yeni bir ortak algı yaratır en azından sosyalizm yada islamın siyasallaşması yada yeni bir siyasal ideolojinin doğması ayarışlar bu noktada birleşiyor din bireysel bir seçim olmalı ve özgür bırakılmalı diye düşünüyorum fakat aynı zamanda kapitalizmin toplumda açtığı yaralar büyürken yeni bir rejim siyasi ideolojiye de ihtiyaç var fakat değişimemi kapalıyız neden hep aynı dairelerde dönüyoruz neden düşünceler üremyip yeni olguları doğuramıyor tartışmalar bir kısır döngüye takılıp kalıyor belki henüz tamda sorunu burnumuzun ucunda hissetmıyorudur kimbilir hepimiz kapitalist sistemde aşılanınca kafamız sosyalıst kalbimiz islam bölünmesi içinde sadece çatışmalar yaşıyoruzdur..bu çatışmalar yeterince kesikinleşirse yanı düşünmeye devam edersek derince ya bölünmüş kişiliklerimiz kalacak elimizde ya yeni bir ideoloji doğacak bu sancıdan
Yazan:sule Tarih: Eki 9, 2011 | Reply
sağlık eğitim ve sanat sosyal olanaklar eşit ve eksiksiz devlet eliyle dağıtılmalı vergi halk tarafından verılmelı fakat halkın denetimine şartsız açık olmalı devlet sorgulanabilmeli her unsuruyla,adalet sistemi eksiksiz işlemeli demokrasi olmalı fakat seçimler bu kadar uzun yıllara yayılmamalı ara zaman dilimlerinde de kredi notu gibi oylayabılmelıyız seçtiklerimizi hem yerel hemde genel seçimlerde ayrıca bu günkü Türkiyeden bakınca bunların hiçbirisi olmamalı tamamen bu sistemi oturtabilecek döneme dek halkın eğitimi ve diğer olanakları eşitlenene dek ki bu sosyalizmin katı yaklaşımını hatırlatıyor bana uygulanması gereken buymuş gibi bence belli bir dengeye gelmeden özgürlük olmamalı tıpkı bir çocuğun büyütülüp adım adım denetlenmesi gibi yetki verebileceğin yetişkinliğie ulaşmadan özgürlüğünü tam eline veremeyeceğin gibi iyice geliştikten sonra ve yaklaşık olarak eşitlenebildiğinde evet o zaman yukarda yazdığım gibi halk devletin her unsuruna katılabiklir katılımcı demokrasi sağlıklı isler vs vs vs …ama önce sosyalist sistemle yönetilmeliyiz..din konusu daha sıkıntılı bir durum serbest bırakılması gerekli fakat duygu sömürüsüne açık bir alanda engellenmeli uyuştucu ve kışkırtıcı yanları ne olacak bu durumu suistimale çok açık ve hangi kişiler halkın bu uzun vadeli yönetiminde gerçekten bu adımları adaletli bir şekilde atacak din vicdan ahlak kişisel gelişim sosyal olanaklar ve ekonomık imkanların eşit dağılımı çok zor görünüyor neredeyse olanaksız gibi …
Yazan:cengizhan Tarih: Eki 10, 2011 | Reply
“İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
bence önce düşünce değil slogan akla gelmiş..düşüncenin üzerine değil sloganın üzerine mecburi savunma sözkonusu.yani bu şuna benziyor.kulağa hoş gelen melodiye sözler uydurma mebburiyeti gibi.yani sanırım gündeme gelmek birilerine (özellikle sistemi elde tutan kapitalizmken)bu yazıyı yazılmış.bilimsel temeli olmaayan islamın ve solun özüne uymayn bir görüş..islamın ekonomik özgürlük için savaşmayı CİHAT sayarken..
Yazan:Deniz Kemer Tarih: Oca 9, 2012 | Reply
Kainatta iki cesit kutsal kitap vardir.Biri insanin icinde digeriyse disinda bulunur. Insanin icindeki kitap vicdandir. Vicdan, ustadin deyisiyle alem-i gaybla alem-i sehadet arasindaki temas noktasidir. Vicdan, surekli Allah’la irtibat halindedir ve iyiligi emreder kotulukten sakindirir. Diger kutsal kitapsa, Kur’andir. Bizzat kelamullahtir.
Tarih boyunca Kur’andan once ve Kur’an dan sonra herhangi bir semavi dinle iliskisi olmayan fakat vicdan kitabini okuyup anlamaya calisan insanlar, insan ve toplum yasamini duzenlemek ve bu dunyada ebedi cennetin kucuk bir golgesini kurmak icin ilkelerini ve dusuncelerini beyan etmisler. Eflatun’un utopyasi bu tarz girisimlere iyi bir ornektir.
O utopyanin gercekci bir sekilde gerceklestigi tek zamansa asr-i saadet diye tabir edilen medine devleti donemidir.
Gunumuzde vicdan kitabinin aciklamalarini yapan tum filozoflarin, tum calismalarini vicdan kitabinin tek kaynagi ve neticesi olan Kur’an’i ve Kur’an’in canli misali olan Resulullah (SAV) yi anlamaya, anlatmaya ve gunumuz pratigine uygulamaya hasretmeleri lazim.
Vicdan kitabinin en parlak aciklamalarindan birisi sosyal demokrasidir. Ozellikle sosyal demokrat filozoflarin Kur’an, resulullah (SAV) ve onun sadik arkadaslariyla cok daha fazla mesgul olmalari lazim.
Bu girisimler, dunyayi cok aydinlik geleceklere goturecektir.
Imansiz sosyal demokrasi eksiktir.
Yazan:batuhan Tarih: Oca 18, 2012 | Reply
arkadaşlar hepinizin kendine göre doğruları var ve bunları o yüzden kendinize göre doğru kabul ediyorsunuz fakat şunu unutmayalım ki bugün dünya üzerinde var olan hiçbir ideolji %100 doğru değildir ne sosyalizm ne liberalizm ne kapitalizm ne faşizm ama her ideolojinin bazı doğru noktaları vardır örneğin faşizmde milli değer ve din vardır ki iman insanın fıtratında Allah(c.c)’nun emriyle vardır.İkinci birşey ise sosyalizme baktığımızda eşit ve hakça dağılım vardır siz İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder diyorsunuz bu sözü söylerken ne demeye getirsiniz anlamadım ama kesin olan birşey varki islamda en önemli unsurlardan biri ibadetle birlikte helal kazanç yani emektir ki sosyalizm emeği üstün tutmaktadır her ideoloji kesin dogru değildir ama günün sartlarına dine ve milli benliğe uygunlaştırılabilir
saygılarımla…