RSS Feed for This Post

Sosyalizm İslam’a Uyar mı?

20080716_sosyalizm_islam.jpgAslında “sol” biraz belirsiz bir tanımlama. Özellikle de kimi “solcu”ların gayet “aşırı sağcı” pozisyonlar alabildiği ülkemizde… Bazıları “özgürlükçü sol”dan söz ediyor; ama siyasal ideolojiler arasında asıl özgürlükçü olanı liberalizmdir ve çoğu solcu hareket de aslında özgürlük karşıtıdır. Bu da şaşırtıcı değildir, çünkü sol ideolojinin aslında en önemli içeriği olan sosyalizm, hayal ettiği ütopyaya ulaşıncaya dek, bireysel özgürlüklerin “halk yararına” bastırılmasını öngörür.

Peki bu içerik, yani sosyalizm, İslam’a uyar mı?

Kuşkusuz Komünist Manifesto’dan bu yana sosyalizmin neredeyse her tonunda Marksist bir öz bulunduğu ve Marx da “din halkın afyonudur” dediği için, ortada çok temel bir uyumsuzluk vardır. Aslında sorun, sadece Marx’ın bu “analiz”inden değil, onun (ve Engels’in) tüm bir felsefi/ideolojik zeminini oluşturan materyalist felsefeden gelir. Bu, elbette, İslam’a tümüyle aykırı ve dahası karşıdır.

Ama bazı Müslümanlar bu “felsefi ayrılık” bir kenara bırakılırsa, sosyalizmin aslında iyi bir şey olduğunu, çünkü sonuçta fakirlerin ve ezilmişlerin hakkını savunduğunu ve eşitlikçi bir toplum hedeflediğini, bu yönden İslam’ın toplumsal amaçlarına uyduğunu düşünürler.

Oysa durum pek de öyle değildir. Çünkü fakirler ve ezilmişler konusunda İslam’ın ve sosyalizmin öngördüğü araçlar da taban taban zıttır. “Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç, bunu bir cümleyle özetlemişti: “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”

Bunun anlamı şudur: İslam, toplumsal adaletsizliği, toplumdaki zenginlerin vicdanlarını harekete geçirerek azaltmayı öngörür. Sosyalizm ise, zenginlerin mallarına adına “devlet” denen seküler bir mekanizma ile el koymayı hedefler. İslam’da “zekat ve sadaka” vardır, sosyalizmde “kollektivizasyon”.

Dahası sosyalistler, Kuran’ın (ve Kitab-ı Mukaddes’in) ısrarla emrettiği hayırseverliği küçümser, hatta sakıncalı görürler. Çünkü onlara göre gereken şey “düzen değişikliği”dir. Marx bu yüzden “Hıristiyan hayırseverliğine” ateş püskürür, “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nun yazarı Oscar Wilde “hayırseverlik, çok sayıda günahın anasıdır” der.

Peki neden? Niçin sosyalistler, her uygulandığında felaketlere yol açmış bir “düzen değişikliğinin” peşinde koşarken, hayırseverliğe karşı çıkmış, bunun bir “sahte ilaç” olduğuna inanmışlardır?

Çünkü materyalizm öyle düşünmeyi gerektirir!.. Materyalizme, hele de Marx’ın “tarihsel materyalizm”ine göre, her insan içinde bulunduğu maddi koşulların bir ürünüdür. Eğer burjuva ise, “burjuva bilinci” ile düşünmesi kaçınılmazdır. Hayırseverlik bile yapsa, bunu mutlaka “işçi sınıfını pasifize etmek” gibi hinlikler için yapacaktır. Sınıfsal durumundan bağımsız bir “vicdana” sahip olamaz; ruhun varlığını kabul etmeyen materyalizm, maddi etkenlerden bağımsız bir vicdana inanmaz ki…

“İslami sol” denince ilk aklıma gelen isim olan Radikal yazarı Sayın Nuray Mert, sosyalizmin bu noktada bir iç çelişkiye düştüğünü vurgularken doğru bir şey söylemiş. “İşçi sınıfından olmayan birinin neden solcu olduğunun/olması gerektiğinin maddecilikle hiçbir zaman açıklanamayacağı”na işaret etmiş ki, çok haklı.

Ama bu yoldan biraz daha ilerlersek, “burjuva sınıfından” olan birisinin de, yine “sınıf bilinci”ni bir kenara bırakıp, samimi şekilde fakirlere el uzatabileceği sonucuna varırız. Kur’an-ı Kerim’in tanımıyla “mallarında yoksul ve yoksun olanlar için belirli bir hak bulunan” (70/24) ve “ne ticaret ne alışveriş kendilerine Allah’ı anmayı ve zekat vermeyi unutturmayan” (24/37) kişiler, işte böyle “vicdanlı sermaye sahipleri”dir.

Ne yazık ki bir din olan İslamiyet’in birincil hedefi böylesi ahlaklı bireyler yetiştirmek iken, bir siyasi ideoloji olan İslamcılık “düzen değişikliği” fikrine odaklanmıştır. (”Adil Düzen”i hatırlayın.) İslamcılık’la sosyalizm arasındaki yakınlık oradan gelir.

Oysa gerçekte, merhum Prof. Sabri Ülgener’in eserlerinde detaylıca analiz ettiği gibi; özel mülkiyeti ve miras hakkını güvence altına alan, ticareti ısrarla teşvik eden, fiyatlara narh koymayıp “serbest pazar”ın önünü açan İslamiyet, ahlaki normlara sahip bir kapitalizmle son derece uyumludur.

Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.

5 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 32 Yorum

  2. Yazan:elif dedim Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply

    Guzel bir yazi

    Lakin takildigim hususlar Islami cogulculuk baslikli yazinizda…

    Ali Imran 64
    Maide 47
    ve Bakara 62 ayetlerinin yorumunda…

    Baktigim tefsirlerde ve ayet aciklamalari sizin yorumunuzdan farkli…

    Israrla cevabinizi bekliyorum abi…

    saygilarimla…

  3. Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply

    valla sosyalizm İslam’a uyar mı bilmem de, Akyol kapitalizmi İslam’a uydurmak için çok şahane taklalar atıyor.

    Bu çabasının, İslam’ın içini boşaltmaktan başka bir şeye yaramayacağını Batı’da kapitalizmi yücelten Hristiyanların ahlakının antipatikleşmeyi başarmış oluşuna bakarak da görebiliriz. Kılavuzu karga olanın burnu birşeyden kurtulmaz derler. Simpsons’da Ned Flanders diye bir karakter vardı, Akyol’u okuyunca aklıma o geliyor:))

  4. Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Ağu 18, 2008 | Reply

    Bu çabasının, İslam’ın içini boşaltmaktan başka bir şeye yaramayacağını …. bla bla bla…

    Vay vay vay vay.. Neler de duyuyorum. İslami hassasiyete de bakın hele. Hemi de kimden, İslam ile alakalı bir şey görünce -teşbihte hata olmaz- al görmüşe dönen bizim Snowqueen’den.

    Yavu dur bakalım bana hiç yabancı gelmedi bu tavır… Hımm. Tabii ya!! Rahşan hanım da misyonerlikten şikayet ederdi, değil kmi? Sanki müslümanlık çok umrundaymış gibi. Niye yapıyordu bunu, hımm.. Ulusalcılıktan değil miydi o? Hani kahrolsun emperyalizm tam bağımsız Türkiye, ve dahi, laiktir laik kalacak ve saire.. Tevekkeli değil bu ortacılıktan mütevellit ulusalcılığa dümen kırış.

    Yazık yavu İslam’ı da düşünürmüş. Çok duygulandım bir şiir okuyacağım:

    “Eline sağlık Tanrım Leyla çok güzel olmuş
    Tanrım eline sağlık dünya da güzel olmuş
    Keşke biraz ölmesem…

    (Alakası yok biliyorum. Ama İslam ile Snowqueen arasındaki alakadan fazladır yine. Hiç olmazsa kulaklarınızın pası silinir.)

  5. Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 19, 2008 | Reply

    Sayın deve terbiyecisi,

    Budizm’in saati yüzlerce dolara malolan ve lüks otellerde yapılan pratiklerle ve çok satacağı için kişisel gelişim kitapları raflarında
    tüketim malzemesine dönüştürülmesi “Budizm’in içini boşaltıyor” dersem, ulusalcı mı olacağım?:)

    Bu tartışmalar bana “şimdi dünya evrenin merkezi diyor dinimiz, güneşin etrafında döndüğünü kabul edersek Hristiyanlıkla çelişiriz”
    mantığını savunanlar gibi geliyor, dünya gene de dönüyor.

    “vicdanlı sermaye sahipleri”, gözlerim yaşardı geçerken…
    Hayır madem savunuyorsun bu sistemi o zaman gene Nuray Mert’in dediği gibi “kapitalizme fazilet atfetme“.
    Dünya malına düşkünüm evet kardeşim de ne halt edersen et bari bunu ilahi bir çemberle kuşatma, dinlerin içini böyle boşaltıldı işte.
    Mustafa Akyol’u çalıştıralım biraz tersanelerde, inşaatlarda
    “sadaka yardımı”nı aynı coşkuyla savunabilecek mi?

  6. Yazan:M. İkbal TUNA Tarih: Ağu 20, 2008 | Reply

    “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”
    herşeyi özetlemiş.

    ayrıca bu konuyla alakalı olarak Ali Bulaç’ın 5 yılda hazırladığı “çağdaş kavramlar ve düzenler” kitabı okunabilir.

    kitapta kapitalizm, sosyalizm, marksizm, faşizm, sekülerizm ve islamayrı ayrı ama aynı konu başlıklarıyla incelenmiş. mesela her ideolojinin dine, kadına, ekonomiye bakış açılarını ayrı ayrı incelenmiş.
    okunması gereken bir kitap…

    herkese iyi aksamlar…

  7. Yazan:ahmet Tarih: Ağu 20, 2008 | Reply

    Oyle bir ideoloji ki, hem akla, hem bilime, hem tum Semavi dinlere karsi… Mustafa Bey tabuttaki son civiyi cakmis kanisindayim… Zevkle okudugum bir yazi oldu.

  8. Yazan:ahmet Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply

    ikbal tuna islam vermeyi sosyalizm el koymayı emrediyormuş bak bak islam neyi vermeyi emretmiş islamiyetin başlangıcına bir baksınlar hayber savaşında esirler ne oluyor nasıl paylaşılıyor nasıl satılıyor islamı bilmeden ahkam kesiyorsunuz islamda esirlik vardır gaspetme vardır sosyalizm de kesinlikle esirlik ve gaspetme yoktur.insanlara nedense devamlı azat edilen bilal(zeyd)anlatılır ama nedense cariye ibrahimin annesi anlatılmaz neden acaba bir araştırın maria yı.

  9. Yazan:snowqueen Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply

    “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”

    Hayatımda okuduğum en yüzeysel ve taraflı tanım.
    Gomünistler gelecek ortaklık ayağına karılarınıza da ortak çıkacaklar
    kadar yüzeysel.
    O halde İslam kadını namuslu, sosyalizm fahişe yapmayı emreder diyerek oldukça derin bir sosyolojik analize parmak basmış oluruz.

  10. Yazan:randian Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply

    Ayn Rand sosyalizmi tanimlarken soyle der:

    “Sosyalizm bassiz yiginlarin mutlakiyetidir, “esit” guruhun icinden herhangi bir opportuniste, maceraciya, demagoga ya da hayduta tepeye firlayarak basa gelmesine imkan veren bir sistemdir. Hic bir insan hakki mulkiyet hakki olmadan yasayamaz. Kim zenginligi “tekrar dagitma” hakkini kendinde gorurse, o insanlari bir koyun surusu gibi gordugunu itiraf etmektedir.

    http://hem.passagen.se/nicb/rand.htm

  11. Yazan:MY Tarih: Ağu 21, 2008 | Reply

    “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”

    Söyle desek nasil olur? Devletçiler (dagitma gayesiyle) el koyarlar, özgürlükçüler isterlerse verebilecekleri bir sistemi savunurlar.

    Zira ISLAMCI etikietiyle de sosyalizme cok yakin rejimler kurulabilir. Ama devlet eliyle toplanan vergilerin hakkaniyetle dagitilacagini özellikle de fakir fukaranin UNUTULMAYACAGINI kim garanti edebilir?

    Bunun yerine toplumsal hayattan mümkün mertebe elini çekmis, HAFiF bir devlet olursa herkes kzancindan istedigi kadarini ISTEDiGi ihtiyaç sahibine verir.

    Bu bakimdan yani Islam’daki birey sorumlulugu yasama imkani vermesi açisindan özgürlükçü demokrasi SOSYALIZM gibi agir devletçi sistemlere göre cok daha cazip.

    Bu konularla ilgilenenlere Erdogan ve Salin’den yayinladigimiz LIBERALIZM etiketli makale ve cevirileri tavsiye ederim.

  12. Yazan:herackles Tarih: Ağu 27, 2008 | Reply

    Mustafa Bey, bildigim kadariyla usulararasi iliskiler okumus ve uzerine tarih alaninda yuksek lisans yapmis bir sosyal bilimci adayidir.Eger doktorayi bilimsel yeterlilik olarak gormez isek, “bilimcidir” de diyebiliriz.

    Hal bu iken iktisat gibi bir konuda -islam toplumlarinin gelecegi sosyalizmde degil ahlaki kapitalizmde aranmalidir- diyerek bir fikir beyan etmesi bence bilgi eksikliginin bir sonucu olmus.
    Konu hakkinda okumak ile uretmek icin dusunmek, tartismak ve uygulama sahasinda bulunmanin bir farki olarak, yine bence, bir yanilsamaya dusmus ve ahlak kavrami ile kapitalizmi bir potada eritmistir.
    Benim anladigim ahlak ile, kapitalizm bir arada yasayamaz. En basit ornegi de porno sektorudur.
    O yuzden, islam-kapitalizm iliskisine girmeden once kendi ahlak anlayisinin ne oldugunu aciklamaliydi gibime geliyor.

  13. Yazan:brindar 04 Tarih: Şub 17, 2009 | Reply

    Arkadaşlar… kapitalist bir islamcılıktansa sosyalist bir islamcılığı tercih ederim… elbette dinimiz baş tacımız ama daha ılıman bir sosyalizm neden olmasın?????yaşasın halkların kardeşliği diyorum…

  14. Yazan:Ali Duman Tarih: Şub 18, 2009 | Reply

    Etik olmayan bir dizi olgular ve karşılaştırmalarla konu izah edilmeye çalışılmıştır.

    İslamiyetin ulviliği ile Materyalizmin derinliği görmezlikten gelinerek, yüzeysel hali karşı karşıya getirilmiştir.

    verilen örnekler tutarsızdır söyle ki;

    “vicdanlı sermaye sahipleri” nin vereceği zekatlar ve hayırseverliklere dem vurulurken,

    emekçiyi sömüren sermaye sahiplerinin varlığı görmezlikten gelinmiş. (islami sermayenin emekçiyi sömürmediğini kim iddia edebilir)

    İslamiyetteki “hayırseverlik” yüceltilirken, Materyalizmin “hayırseverlikten nefret” etmesinin derinliğine vurgu yapılmamış, es geçilmiştir.

    Materyalizm, hayırseverlikten nefret eder, çünkü “hayırseverlik” sömürü sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Hayırsever olmak için “zengin” olmak, hayırsevere muhtaç olmak için ise “fukara” olmak gerekir, oysa materyalizm, eşitliği savunur. Sınıfsız ve eşit bir toplumda birbirine muhtaç bireylerin varlığı ve bundan beslenen bir toplumsal hayırseverlik durumu söz konusu olamaz. “Muhtaç” olmak hem adil hem de insani bir durum değildir. Gerçek tersyüz edilerek, materyalizmin üstünlüğü, zaafiyete dönüştürülmüştür. Nesnel bir bakış açısı tam tersi olmalıydı.
    Ulvi yönleriyle savunduğunuz İslamiyet köleliği dahi yasaklamış değildir, oysa Materyalizm kayıtsız şartsız eşitliği savunur.

  15. Yazan:eg Tarih: Şub 18, 2009 | Reply

    mustafa akyol’un çoğu yazısı gibi bu yazı da “bana hitap etmiyor”. özelikle kapitalizm ile islam arasında kurulmaya çalışılan dostluk bağı beni rahatsız ediyor doğrusu.
    mustafa bey, sosyalizmi eleştirirken ve analiz ederken hep kendi bulunduğu kapitalist perspektiften hareket ediyor. gerçi bunda tuhaf birşey yok. hepimz kendi dünya görüşümüzden hareketle başka fikirleri eleştiririz. ama bu dünya görüşüne bir şekilde dini bir tutum “yamanmaya” çalışıldığında açıkçası çok sıkıcı oluyor. nasıl ki bir dönem özellikle mısır’daki ihvan hareketi, seyyid kutup, muhammed kutup gibi düşünürleriye islam’a sosyalist bir yorum getirmişlerse, maxim rodinson gibileri de mustafa akyol gibi islam ile kapitalizm arasında bir bağdaşırlık kurmaya çalışmışlardır.
    mustafa akyol, burada hayırseverlik müessesi üzerinden hareket ederek bir sonuca varmaya çalışmış. ancak kur’an’ın “herkese” hitap ettiğini unutmuş. dolayısıyla kur’an’ın bu açıdan snırlar koyduğunu, bu sınırların alt kısmının asgariye , üstünün ise takvaya işaret ettiğini görmezlikten gelmiş. hayırseverlik, yardım vesaire…bunlar alt sınırdır. çünkü her müslümanın farz kabul ettiği ibadetlerdendir. ama mesela takva sahibi bir mümin için durum farklıdır. keşke mustafa akyol örnek verdiği ayetlere “Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: ‘İhtiyaçtan arta kalanı “(bakara 219) ayetini de ekleseydi. o zaman kur’an’ın gösterdiği ufkun ne olduğunu yazıyı okuyanlar daha iyi anlayabilirlerdi.
    burada bazı yorum yapan arkadaşlar da benzr hatalara düşmüşler. maalesef ideolojik dogmalar (ki dünyadaki dogmatikliğin en içler acısı olanıdır bunlar) insaflı ve düzgün düşünmeyi engelliyor. mustafa akyol, yazıyı yazarken “ehlilyet” ya da “zorunluluk” ile takva arasındaki ilişkiyi de düzgün koyabilseydi, ifrat ile tefrit arasında kalmaya bırakılan islam’ın her ikisiyle de ilişkisi olmadığını teslim edebilirdi. ama önce liberal-kapitalist sonra müslüman olununca sanırım böyle olunuyor! yakınlarda yayımlanan bir yazısında olduğu gibi bir tür islam ve kur’an yorumuna karşı çıkarken başka tür bir yorumu putlaştırmak yoluna gidilebiliyor maalesef. islam islamdır…ideolojilerle ilişkisi o ideolojilerin tutunacağı tavırdır, islamın değil! islam insanın kullanım kılauzunu göstererek takvayı amaçlar…maddi uygarlığı kutsayan ideolojilerin hepsinden işte bu noktada ayrıır. eğer bir ideoloji kendisini islamla uydurmaya çalışırsa varsın uydursun, ama islamı bir ideolojiye uydurmaya çalışmak biraz ayıp oluyor!

  16. Yazan:ümit Tarih: Şub 19, 2009 | Reply

    1970’te 15-16 Haziran ayaklanmasına katılan; otuz yıl önce 1 Mayıs gösterilerinde kurşunlanan, 1989’da yaygın bir halk desteğine dayanarak Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyen işçilerin ezici çoğunluğu elbette dindar insanlardan oluşuyordu. Ancak, o yılların emekçileri, haklarını, kazanımlarını savunurken, özel hayatlarının bir öğesi olan dindarlık ile, toplumsal konumlarını oluşturan sınıf aidiyetini birbirine karıştırmıyorlardı. Avrupa’nın sosyal tarihinden bildiğimiz, lâik ve sınıfsal mücadele biçimini yeğliyorlardı.

    O konumlardan, “Allaha şükür ki yoksuluz” tavrına geçiş, emekçi sınıfların köktendinci İslam tarafından “fethedilmiş” olmalarıyla eş-anlamlıdır. Emekçilerin saflarında sosyalizmin yeni baştan filizlenebilmesinin ön koşulu, bu “fetih” olgusuna karşı girişilecek bir mücadeledir. Sosyalizm “mesajı” aydınlanma çağının tüm birikimlerini içerir. Bu yüzden halk sınıflarında kök salan tarikat örgütlenmelerini ve devlet aygıtının giderek (öncelikle eğitim ve Diyanet İşleri aracılığıyla) yaygınlaşan anti-lâik yönelişlerini hedef alması gereken bu mücadelede mevziler kazanılmadan bu “mesajı” Türkiye emekçilerine taşımak çok güçtür.
    Üstelik, otuz yıl öncesine kadar Türkiye’de din kurallarına uyan ve uymayan insanlar bu tür gerilimlere sürüklenmeden yanyana yaşamaktaydılar. Zira Türkiye’de “halk İslâmı” hoşgörülü idi; din kurallarının yorumunda, uygulanmasında bugünün köktendinci İslam anlayışıyla uzlaşmayan (başta “tesettür”) esneklikler içeriyordu. 1960’ı izleyen otuz yıllık bir süreç içinde sol akımların yeşermesi bu nedenlerle “halk İslamı” ile çelişmedi.

    Köktendinciliğe, siyasi İslâma karşı koymak, bu nedenlerle demokratlar, solcular ve sosyalistler için önem taşimalıdır.

  17. Yazan:eg Tarih: Şub 19, 2009 | Reply

    ümit kardeşim, dine bakışınız o kadar tek yönlü ki, dini ve islamı bütün kavramlarıyla ve özellikleriyle kucaklayamayan (ve bilmeyen) sizin gibi “sosyalistler” sanırım o “mevzilerinde” sonsuza kadar birkaç kişi olarak kalacaklar!

  18. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Şub 19, 2009 | Reply

    Sosyalizm islama uyar mı bilmiyorum,ama zorlama bir uyarlama olacaksa herhalde kapitalizme göre sınıfı daha iyi geçeceği kesin.Fakat bana göre neyin islama uyup uymayacağından çok,sanki islamı kapitalizme uyarlamak ve islam üzerinden kapitalizme meşruiyet kazandırmak gibi bir çaba var yazıda.

  19. Yazan:sosyalist Tarih: Nis 5, 2009 | Reply

    siz hiç bir zaman bu devrim yolunda gidemeyecek kadar cesaretsiz insanlarsınız eğer yüreğiniz olsaydı bu kadar çelişkiye girmezdiniz tamamıyle bu işin sonunu düşünmeden davada can verirdiniz ben 22 yaşında bir gencim ve yerin 35 metre dibinde tünellerde çalışıyorum ve genç bir sosyalist5 olarak bu ülkede her ne kadarda burjuva sınıfının tükenmeyeceğini bilsemde yine fikiren fiiili olarak karşısında duracağım ve her zaman dilimle ikrarda kalbimle buğz edeceğim ve sizler şimdi gidin rahat olan masa başınızdaki rahat koltuğunuzda kim nerde ne yapıyor düşünmeden halkın boynuna geçirilmiş emperyalizm yuralını düşünmeden oturun rahat koltuklarınızda

  20. Yazan:durhat Tarih: Nis 5, 2009 | Reply

    @sosyalist,
    konuyu biraz açsanız?…mesela “bu devrim yolu”derken hangi devrimi kasdediyorsunuz?bu “devrim yolu”na gidemeyen “cesaret yoksunu”ve yüreksizler kimlerdir,hangi kesimleri bu suçlama menziline alıyorsunuz?nazarınızda korkak,cesaretsiz ve yüreksiz olan isimsiz antikahramanlar,ne tür çelişkiler yaşıyorlar da sizce bu sıfatları haketmiş oluyorlar?
    yani bayağı yüksekten atıp tutmuşsunuz ama boş ve manasız konuşuyorsunuz.25 metre toprağın altında çalışıyor olmanız size her türlü saçmalama hakkı mı veriyor?22 yaşında oluşunuz “atış serbest!”ayrıcalığı mı getiriyor size?nedir derdiniz?

    ayrıca kendi ikrarınız sizi ele vermiş.bir kere baştan o kutsal bildiğiniz devrime(artık nasıl bir devrimse onu da bilmiyoruz)inancınızın olmadığını itiraf ediyorsunuz.zira”her ne kadar burjuva sınıfının tükenmeyeceğini bilsem de…”diye başlayan cümlede bir çaresizlik ve inançsızlık belirtisi var.yani öyle bol keseden atarak “sosyalist”falan olunmuyor,hele “bir sosyalist olarak”gibi kendinizi tanımlama hakkı hiç vermiyor.
    e,peki kararlı sosyalist arkadaş,sen kendin dilinde ikrar ve kalbinde buğz olarak bir mücadele biçimi seçmişken,korkaklıkla,yüreksizlikle itham ettiğin kesimler ne yapsın?ne bekliyorsun,sen buğz,ikrar falanla yetinip bir güzel de sosyalist geçinirken suçladıklarına ne tür işler düşüyor.
    ha,demekki biraz atıp tuttunmuydu,emperyalizm yuları,zinciri her ne idiyse parçalanıp yokolacak öyle mi?

    e,valla ne diyelim “devrim yolunda sana kararlı mücadeleler”demek kalıyor.çok geçmeden dileğin gerçekleşecek emin ol.senin gibi cesur ve kararlı soyalistler oldukça emparyalizm,burjuva falan karşında tutunabilir mi?haydi gazan mübarek ola!

  21. Yazan:hayalet Tarih: Nis 6, 2009 | Reply

    bence bazı müslüman arkadaşlar kapitalizm’deki temel sorunun ne olduğunu görebiliyorlar, ama bunu ifade edemiyorlar. ezildiklerini anlıyorlar, çünkü maddi gerçeklik onları etkiliyor ve bunu seziyorlar. ama içlerindeki maddi itiraz asla yüzeye çıkamıyor. çünkü şartlamışlar kendilerini. sanki müslümanlık’ın yardımlaşması sosyalizmin eşitliği gibi bir homojen toplum oluştururmuş gibi. o yüzden sosyalizmle bağdaşan islamı dinliyoruz. ikisi bir arada olmaz, kapitalist toplumun temel bazı çelişkileri var ve biz bunu ifade ediyoruz. siz de görüyorsunuz zaten, ama ısrarla anlamazdan geliyorsunuz. akyol’un yazısına tersinden katılıyorum, sosyalizmin temeli soğuk gerçekle yüz yüze olmaktır ve tüm ideolojileri (dinleri de ayırmıyorum, çünkü onlar da öyle) reddeder sosyalizm. mükemmel bir denge toplumunu da. tarihin kendi dengesi zaten vardır ve o denge bellidir, ayırımsız, sosyal sınıfların olmadığı bir eşitlik. buraya doğru gidiyoruz, bunun islamla bir ilgisi yok. ne kadar aksini iddia etseniz de yok. islam öyle bir düzen oluşturmaz, bir gün islami bir düzen olursa bunu görecekler, o zaman belki kendilerine karşı dürüst olacaklar. ama şimdi olamıyorlar. yazık. böyle bir ülkede bunca ezilen kendi gerçeklerinin değil bir ideolojinin illüzyonlarının peşinde. kendisiyle yüzleşemiyor, ne talep ettiğini dahi bilmiyor.

  22. Yazan:Oktay Çaparoğlu Tarih: Nis 6, 2009 | Reply

    DİN AFYONDUR sözü yanlış yorumlanan ve incelikten yoksun bir biçimde kaba bir pozitivizmle değerlendirilen bir sözdür.

    Marks’ın DİN’ e AFYON dediği makaleyi okudum.

    Ve çok şaşırdım.

    Çünkü Din i öven bir yazı idi. Yeren yada DÜŞMAN ilan eden bir yazı değil.

    Marks özetle şunu ifade etmek istiyor;

    Eğer din olmasaydı, dünya halkları, yoksulları, ezilenleri için yaşam katlanılmaz bir acıya dönüşürdü. Zulmün, acıların, yoksulluğun, adaletsizliğin, savaşların, ayrımcılığın, eşitsizliklerin, özürlerin, ölümlerin olduğu bir dünya bir yaşam, DİN sayesinde KATLANILABİLİR hale gelmiştir.

    İnsanlar, yaşama umutlarını DİN sayesinde koruyabilmişlerdir.

    Bu anlamda DİN, Ruhsuz KALPLERİN RUHU, Vicdansız GÖNÜLLERİN vicdanıdır.

    İnanç boyutuyla değerlendirdiği DİN kavramını MARKS bu biçimyle değerlendirmiştir.

    Dinin KURUMSAL işleyişinin egemenlere nasıl hizmet ettiğini, nasıl aydınlanmanın bilinçlenmenin önünü kestiği ve dogmatik bir bağnazlığa nasıl mahkum ettiğini tarihi açık bir gerçektir. Ama bu durumun kaynağı aynı zamanda, iktidar olan güçlerin DİNİ kullanma biçimidir.

    Sevgiyle…

  23. Yazan:serdar Tarih: Nis 27, 2009 | Reply

    islam ve diğer dinler birer inançtır.sosyalizm kapitalizm vs birer ekonomik sistemdir.önce bunu ayırmak gerekir kanısındayım.insanoğlu allahın karşısında eşit olduğunu unutmadan hayatını idame edecek şartlara sahip olduğunda çevresindeki diğer insanların insan olduğunu unutmazsa ve yüksek egosuno karşı koyarsa eğer zaten eşitlikçi bir toplum oluşacaktır.bunun adını,inançlardan yola çıkarsan İSLAM ekonomik sistemlerden yola çıkarsan SOSYALİZMMİ koyarsınız bilmem.bunuda sağlayacak olan mutlak şekilde içinde yaşanılan toplum ve o toplumun otoritesi olan DEVLETTİR.bunu tam anlamıyla olmasada %90 başarmış milletler vardır.şuda bir gerçektirki kapitalizmin ahlaklısı olmaz.para ve sermayenin gücü üzerine kurulu bir sistem insanın egosundan başka bir şeyi tatmin etmez.kıyaslayacak olursak eğer sosyalizm islamla örtüşürken kapitalizm yanından bile geçmez.şuda unutulmamalıdır ki kapitalizmin hızlı savunucuları islama karşı ülkelerdir.el koyma olayına gelince sosyalizmi yaşayan ülkelerde bunun yaşanış şekline bağlıdır.birileri bi şeylere zorla el koyuyorsa bunun ismi zaten SOSYALİZM değil diktatörlüktür.toplumca üretici bir toplum olup elimizdeki milli değerlerimizin dağılımını eşit yaparsak ve insanların hayatını idame ettireceği zaruri ihtiyaçlarını devlet olarak yerine getirirsek eğer,islamıda sosyalizmide ya da ne diye adlandırırsanız eğer hepsini bir arada yaşamış oluruz zaten.

  24. Yazan:anti-tez Tarih: Oca 11, 2010 | Reply

    “Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.”

    -böyle bir şeyin mümkün olmadığını bildiğiniz halde yazmanız çok tuhaf çünkü kapitalizm hiçbir ahlaki olgunun kalıplarına sığmayacak kadar barbardır
    - yaşanan ekonok krizler bunun kanıtıdır ki; bu krizleri sermaye sahipleri tarafından değil bizzat kapitalist sistemin kendisi yani kapital tarafından yaratılmaktadır çünkü yaşanan bu krizlerle kapitalizm evrim geçirip gelişir tabi arkasında dahada sömürülen halk kitleleri bırakarak

    “Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç, bunu bir cümleyle özetlemişti: “İslam vermeyi, sosyalizm el koymayı emreder.”

    -islam özgür iradeyle 40/1 ini vermeyi emreder böylelikle hem kişi vicdannını rahatlatmıştır hemde öteki tarafı(cenneti) biraz daha garantilemiştir ve fakat bi çokkezde bu 40/1 oranı dahi uygulanmazya neyse
    -oysa sosyalizm bu eşit paylaşımın devlet eliyle garantilenmesidir evet ol koyar çünkü özgür iradenin (vicdanın) yapmaktan kaçındığını yapmak için

    Dahası sosyalistler, Kuran’ın (ve Kitab-ı Mukaddes’in) ısrarla emrettiği hayırseverliği küçümser, hatta sakıncalı görürler. Çünkü onlara göre gereken şey “düzen değişikliği”dir. Marx bu yüzden “Hıristiyan hayırseverliğine” ateş püskürür, “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nun yazarı Oscar Wilde “hayırseverlik, çok sayıda günahın anasıdır” der.

    Peki neden? Niçin sosyalistler, her uygulandığında felaketlere yol açmış bir “düzen değişikliğinin” peşinde koşarken, hayırseverliğe karşı çıkmış, bunun bir “sahte ilaç” olduğuna inanmışlardır?

    -bu cümlelerde yazarın tarafsızlığını kaaybettiği aşikar
    -ziraa sosyalislerin hayırseverliği küçümsemesi şu nedenledirki;hayır severin yapmış olduğu hayırra vesile ekonomik değer(para vb.) zaten hayrı yaptığı kişilerin emeği alın teridir
    -bu islamın da desteklediği sadaka kültürüne yada başkaca bir deyişle “şükür kültürüne” dönüşür buda hayıra ve çalıştığı halde yardıma muhtaç insanlardaki hak arama iradesine perçin vurur yani yırtığın yamasıdır

    Çünkü materyalizm öyle düşünmeyi gerektirir!.. Materyalizme, hele de Marx’ın “tarihsel materyalizm”ine göre, her insan içinde bulunduğu maddi koşulların bir ürünüdür. Eğer burjuva ise, “burjuva bilinci” ile düşünmesi kaçınılmazdır. Hayırseverlik bile yapsa, bunu mutlaka “işçi sınıfını pasifize etmek” gibi hinlikler için yapacaktır. Sınıfsal durumundan bağımsız bir “vicdana” sahip olamaz; ruhun varlığını kabul etmeyen materyalizm, maddi etkenlerden bağımsız bir vicdana inanmaz ki…

    -burdaki materyalist dokrinler çarpıtılmış kelime oyunuyla
    -öyleki “burjuva bilinci” ile hareket etmiş olan kişi yaptığı hayırseverliği “işçi sınıfını pasifize etmek” için yapmış değildir keza “hayır” yaptığı toplum da zaten bir işçi nıfıfı bilinci yoktur üst taraftada söylemiş olduğum hayır yaptığı toplumda sadaka kültürü hakimdir ve toplum bu anlayış ve maddi koşulların etkisindedir ve bu bilinçle hareket etmeside gayet doğaldır

    “Tartafsız değil Sosyalistim”

  25. Yazan:Barış Tarih: Oca 11, 2010 | Reply

    Sonuç: Akyolun yazıları gerçekleri yansıtmıyor ve objektif değil. Sanırım okurları yönlendirmeyi amaçlıyor sadece. Hemen her parafrafı tartışmaya açık ve aksi ispat edilebilir yazılar. Yazar sadece inançlarını kendi subjektif bakış açısından anlatmış…

  26. Yazan:müslüman sosyalist Tarih: Şub 2, 2010 | Reply

    öncelikle islam vermeyi sosyalizm almayı ögütler diyen sahıs burjuva sınıfına mevcuttur sosyalizmi övmesi beklenemez
    ikincisi islamiyeti sırf daha fazla para kazanalım ve dindar müslümanlarıda uyutalım diye ahlaksızlık eşitsizlik sömürü ve savaş düzeni kapitalizme evirmeye çalışmak islamiyete yapılmış en büyük kötülüktür kanımca günahtır
    islamiyetle sosyalizm tam anlamıyla birbirine uymamakla birlikte birçok ortak paydada buluşur özel mülkiyet faiz işçi hakları eğitim bunlara örnek verilebilir.
    “mülk Allahındır” “faiz haramdır” “işçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz” “oku”
    ama kapitalizm daha fazla mal yüksek faiz işçiye hakkı bi tarafta dursun ölmeyeceği kadar para ve içi boşaltılmış bir müfredatla 8 yıl işkence…

  27. Yazan:Kutsal Bora Tarih: Mar 16, 2010 | Reply

    Herşeyi anladımda islam toplumlarının geleceği sosyalizmde değilde ‘yapmacık ahlaki kapitalizmde’ aranması çok saçma. Çünkü amerikan üretim ve dağıtım sisteminde ahlakilik yada eşitlik yoktur. Böyle yargıların olmadığı bir sistemde islami ahlağı nereye sığdırılcak ? . Böyle bişey aranamaz çünkü sistem tamamen eşitsizlik üzerine kurulmuştur. Kar yapabildiğin kadar yaşarsın anlayışında ahlak yoktur ve ahlaki kapitalizm olamaz.

  28. Yazan:ali kirişçioğlu Tarih: Mar 22, 2010 | Reply

    Aslında bu yazıya cevap yazma konusunda pek istekli degildim ama benim çocugumda okuyunca cevap yazma geregini duydum.yazının sonunu bitirdiginiz cümle aslında yazıdaki çelişkiyi çok güzel özetliyor.(Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.) kapitalizmin kendisi bir ahlaksızlık olduguna göre ahlaki kapitalizm gülünç ve oldukça saçma bir söylem. hele son günlerindomuz gribi sonucunu düşünürseniz

  29. Yazan:Taner Tarih: May 14, 2010 | Reply

    “Ve bunun içindir ki İslam toplumlarının geleceği sosyalizmde değil “ahlaki kapitalizm”de aranmalıdır.”

    Yazarın bu son cümlesine kesinlikle katılıyorum.Böylece islami kesim sosyalizmin içini boşaltma çabasından vazgeçip , becerebiliyorsa kapitalizmi ahlaklı hale getirir.Biz de şu kapitalizmin vahşetinden biraz olsun kurtuluruz.

  30. Yazan:musa Tarih: May 31, 2010 | Reply

    kanımca bu yazı, islam ve sosyalizm gibi ezilen halklardan ve mazlumlardan yana olan, iki düşüncenin, inacın, pratiğin,ideolojin kuramın vb. (bu gibi tanımlamalar kişiye göre değişir bu nedenle uzatmayacağım), yanyana anılmasından ve hatta yanyana pratik bir eyleyişe geçmesinden ürken, korkan birisi tarafından kaleme alınmış.İslam ve devrimcilik arasındaki bağlantıyı kurmak için Beynelminel adıyla Çakal Carlos’un “devrimci İslam” adındaki eserini okumak yeterlidir. “Halkların afyonu”na gelince, Marksizm ve Markist felsefe hakkında azçok bilgisi olan birisi, Marksizmin din düşmanı olmadığı hele ateist ya da teist olmadığını bilir. “Halkların Afyonu” espirisinde açıkça Marx şunu ifade eder: kurtuluş umudu göremeyen ezilenler ve mazlumlar dine sığınır ve kurtuluş arar. Tabi aydın kişi elbette kaynağı okumadan belaltından vurmak isterse cımbızlayıp çeker bir çırpıda “afyonu”…(Aydın kişiye, aydınlanmış kişiye önerilir, önce cümlenin geçtiği metni okuması..)
    Türkiye’de sömürülen ve ezilen müslüman kesimin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik getirmeyen, getirmeyecek olan parti, grup, cemaat vb. girişimlerin arkasından gitmektense, eşitlikçi, özgürlükçe bir islam sosyalizmin arkasından gitmesini hiç arzu etmeyenlerin havsalasını anlamak şaşırtıcı değil; iyi bir örnekte: Mustafa Akyol

  31. Yazan:deniz Tarih: Haz 19, 2010 | Reply

    maxın dinle ilgili yazısı oktay çaparoğlu ve diğer arkadaşlaer dikkaetle okusun…

    “Din-dışı eleştirinin temelini şu oluşturuyor: insanı insan yapan din değil, dini yapan insandır. Yani din, henüz kendine erişmemiş ya da çoktan yitirmiş bulunulan insanın sahip olduğu kendinin bilinci ve kendinin duygusunu oluşturuyor. Ama insan, dünyanın dışında herhangi bir yere çekilmiş soyut bir öz değil. İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor. Bu devlet, bu toplum, dünyanın tersine çevrilmiş bilinci olan dini üretiyor, çünkü kendileri alt-üst olmuş bir dünya oluşturuyor. Din bu dünyanın genel teorisini, onun ansiklopedik özetleme kitabını, onun halksal biçimdeki mantığını, onun tinselci point d’honneur’ünü (onur sorununu), kendinden geçmesini, ahlaksal onaylanmasını, görkemli tamamlayıcısını, teselli ve aklanmasının evrensel temelini oluşturuyor. Din insanal özün doğaüstü gerçekleşmesini oluşturuyor, çünkü insanal öz gerçek gerçekliğe sahip bulunmuyor. Öyleyse dine karşı savaşım vermek, dolaylı olarak dinin tinsel aromasını oluşturduğu dünyaya karşı savaşım vermek anlamına geliyor.

    Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor.

    Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor. Halkın kendi durumu üzerindeki yanılsamalardan vazgeçmesini isteme, halkın yanılsamalara gereksinim duyan bir durumdan vazgeçmesini istemek anlamına geliyor. Öyleyse dinin eleştirisi, dinin aylasını oluşturduğu bu gözyaşları vadisinin tohum halindeki eleştirisi anlamına geliyor.”[1]

    YUKARIDAKİ ÇEVİRİNİN ERCAN ÇELİK TARAFINDAN YAPILAN ÇEVİRİSİ:

  32. Yazan:Halil Özkan Tarih: Tem 15, 2010 | Reply

    Ahlaki Kapitalizm diyorsunuz da benim bildiğim kapitalizmde ahlak diye bişey yoktur. Rekabet vardır. İnsanlar daha çok kazanmak için birbirileri ile rekabet içindedir. Aynı yerde çalışan insanlar bile kolay kolay birbirilerine yardım etmezler. Onların gözünde üstler ve patronlar adeta ilahi bir sınıftır. Onların gözüne girmek için herkes yarış atı gibi koşturur. Biri zor duruma düştüğünde kimse kolay kolay ona yardım etmez. Yardım etmeyi bırakın, elinden tutup kaldıracakları yerde üstüne bir de onlar basıp geçerler. Benim bildiğim kapitalizm böyle bişeydir insanları dünevi değerler peşinde koşturur. Benim bildiğim kapitalizmin gerçek yüzü budur. Eğer bir yanlışım varsa kusura bakmayın. Biz müslüman bir halkız. Bizim dinimizde sınıflaşmaya, kutuplaşmaya, rekabete ve dünya malı gibi dünyevi hırslara yer yoktur. Bu nedenle kapitalizmin müslümanlardan uzak tutulması gerektiğini düşünüyorum. Oysa sosyalizmde de dinimizde olduğu gibi insanlar arasında insanlar arasında evrensel ve ahlaki bir eşitlik vardır. Sosyalizm Karl Marx ile başlamadı. Sosyalizmin kökeni Antik Yunana dayanıyor. İslam tarihindede sosyalizm ve benzeri hareketler görülmüştür. Örneğin; Şeyh Bedrettin Fetret Devrinde insanların yoksullaşmasına karşı sosyalizm benzeri fikirlerle hareket edip isyan başlatmıştır. Evet sosyalizmi modernleştiren Karl Marx’tır. Ama onun kafasında yarattığı sistemin aynısını Müslüman ülkelerde uygulamak doğru olmaz. Çünkü müslüman ülkelerle hıristiyan ülkeler arasında ahlaki, sosyal, coğrafi ve dini birçok farkın olmasına rağmen sosyalizmde devletin mülkiyete elkoyması gibi büyük bir yanlış vardır. Müslüman ülkeler sosyalizmi ilahi adalete göre biçimlendirerek uygulayabilirler.

  33. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Tem 15, 2010 | Reply

    Sosyalizm denilen sistem iflas etmistir ve yakinda Anglosakson icadi turbo Kapitalizm de dereyi boylamak üzeridir. Benim sahsen inandigim kendine müslüman bir toplum deyene ne kapilazim ne de Sosyalizm gibi yasam ve yönetim sekilene gerek var. Ilerlemek icin bir müslümanin nefsine hakim olmasi ve hic durmadan calismasi gerekir.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Şub 20, 2009: slami Ynetim , Komunizm , Kapitalizme bir bak - hvan Forum - zgr Dnce Paylam Platformu!

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin