TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (3)
By Konuk Yazar on Tem 19, 2008 in Televizyon, Toplum
Yazar: Zühre Meryem Kaya
…Yıllar geçtikçe yerini koruyan ve ulaştığı kitle sayısını arttıran tek şey televizyon oldu. Televizyon biraz daha bilinçli kullanılsaydı, televizyonun hayatımıza adım adım girdiğini hatırlayan bizler çok daha farklı olurduk. Olmadı. İstenildiği gibi kullanılmadı, kullanılamadı…
TV’de bilgi yarışmaları “Bir Kelime Bir İşlem.” başladı. Biz üç kardeş TV’nin karşısına geçip, sorulan soruya kim daha çabuk cevap verecek diye yarışırdık ve inanın çok keyifliydi. Daha sonra birçok yarışma girdi hayatımıza ve hepsini pazar gününe yığdılar. Sonra bilgi yarışmalarına da eğlence yüklendi. Bununla yetinmeyip, yarışmaya katılan yarışmacıyı bilgisiyle değil, karakteristik özellikleriyle diğer insanlarla yarıştırıp sevgili bulmaya başladılar. Sanırım programın adı “Saklambaçtı” ve sadece tiksindiriciydi. Zaman geçtikçe insanlara bu eğlencelerde yetmez hale geldi. Artık insanları TV karşına bağlamanın başka yolları bulunmalıydı. Eee yavaş yavaş eğlence morfininin etkisi geçmeye başlamıştı.
Her ne kadar farkında olmasak da maddeci anlayışın hızla yayıldığı bu yüzyılda, her birimiz aslında birer “SAVAŞÇIYIZ”, muhatabımız yel değirmenleri bile olsa… Savaşmalıyız!
Yarışmalar da eğlence programları gibi haftanın her gününü sardı ve yarışmalarda para dağıtılmaya başlandı. Bu da yetmeyince, televizyon, çamaşır makinesi, tencere takımları, yemek takımları, altın takılar, -erkeklerde unutulmadı tabi- motorlu bisiklet, ev, araba… Televizyona bağımlılık bir şekilde - başarıyla - sağlanıyordu. Ne yazık ki reklâmlarla da desteklenerek insanlar maddeci anlayışın tam ortasına doğru sürüklendi. Oysa maddecilik, bizim hayatımızı kolaylaştıran, yeteri kadarı iyi olan, fazlası bağımlılık yapan bir yaşam tarzıdır.
Yarışmaların da izlenme oranı düşünce, baktılar kumsallardaki deniz suyu çekiliyor. Bi’şey yapmalı… Gece yarılarına kırmızı noktalı programlar konuldu. “On sekiz yaşından küçükler izleyemez.” denildi, tüm on sekiz yaşından küçük olanların daha çok ilgisini çekeceğini hesaba katmadan. Ya da amaç buydu ve “amaca ulaşıldı” Arkadaşımın telaşla; “Gece televizyon izledik, erkek erkeğe ilişkiye giriyorlardı!” dediğini, hatırlıyorum. Aradan on yıl geçti, şimdi ise etrafımda cinsel kimlik sorunu ile yaşayan ve nefes alamayan insanlarla yaşıyorum. Oysa öpüşme sahnesi dahi çıksa başını öne eğen çocuklardı bu neslin çocukları. Utanmayı biliyorlardı, utanmayı bilmeyen büyüklere inat.
Şimdi ise ayakta alkışlıyorum sizleri; ama protesto için. Amacınıza bu kadar başarılı ulaştığınız, utanmayı bilen (akıl, irade ve utanmadır insanla hayvan arasında ki çizgiyi koruyan) bir nesli kırmızı noktalı programlarla ve daha sonra özel şifreli kanallarla ruhlarını geri çağrılmayacak şekilde satın aldığınız için, ayakta alkışlıyorum sizleri.
Şunu bilin! Ne kadar net bir görüntü ile yayın yapsanız da benim için renginiz hep karanlık kalacak ve bir gün ümit ediyorum ki “YOK” olacak…
2 [?]










3 Yorum
Yazan:Abdullah Tarih: Tem 20, 2008 | Reply
“(akıl, irade ve utanmadır insanla hayvan arasında ki çizgiyi koruyan) bir nesli kırmızı noktalı programlarla ve daha sonra özel şifreli kanallarla ruhlarını geri çağrılmayacak şekilde satın aldığınız için, ayakta alkışlıyorum sizleri.” bende sizi bu yazdığınız yazı serisi için ayakta alkışlıyorum Zühre hanım… yazının sonu üç nokta ile bitmiş sanıyorum devamı var. o kadar çok şey geldi ki aklıma televizyonla ilgili diziler mesela… uyuşukluğun devamı… ne dersiniz?
Yazan:duyarlı Tarih: Tem 20, 2008 | Reply
konuya mükabil bi yerde rastlayıp hoşuma giden bi yazıyı ekliyim.. ALINTIDIR..
Bugünlerde…
Mallarimiz artti, keyfimiz azaldi.
Daha büyük evlerde kaliyoruz ama daha küçük ailelerde yasiyoruz.
Konforumuz artti ama zamanimiz daraldi.
Diplomamiz bol ama sagduyumuz az.
Uzmanliklar artti ama sorunlar çogaldi.
Ilaçlar çogaldi, hastaliklar artti.
Sorumsuzca para harciyoruz ama az gülüyoruz.
Trafikte çok hizliyiz ama çabuk parliyoruz.
Aksam geç yatiyor, sabah yorgun kalkiyoruz.
Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz.
Varligimizi arttirdik ama degerlerimizi yitirdik.
Çok konusuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz.
Para kazanmayi ögrendik ama yuva kurmayi beceremedik.
Hayata yillar ekledik, yillara hayat katamadik.
Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komsumuza geçmek için karsiya geçmiyoruz.
Uzaya ulastik ama ruhun derinliklerine inemiyoruz.
Havayi temizledik ama ruhlari kirlettik.
Atomu parçaladik, önyargilarimizi yikamadik.
Çok yaziyor ama az gelisiyoruz.
Daha çok plan yapiyoruz ama daha az sonuç aliyoruz.
Acele etmeyi ögrendik ama sabirli olmayi asla…
Gelirimiz artti, karakterimiz zayifladi. Tanidiklar çogaldi, dostlar eksildi.
Çabalar artti ama mutluluklar azaldi.
Bilgisayar aglari kuruyoruz, bilgi otoyollari insa ediyoruz ama kendi aramizdaki iletisimde zorlaniyoruz.
“Dünya Barisi” der, silahlaniriz! Daha mutlu olmak için “somurtarak” çalisiriz.
Yani bugünlerde…
Eve çift maasin girdigi ama çiftlerin bosandigi…
Güzel evlerin yuva olamadigi…
Kisa seyahatlarin, kagit mendil gibi iliskilerin…
Yika çik gönüllerin, tek geceliklerin…
Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin…
Vitrinlerin dolu ama gönüllerin bos oldugu… Günlerde yasiyoruz!
Yazan:Levent Cetin Tarih: Tem 22, 2008 | Reply
Bence degisimin kacinilmazligini gormeyip, zamani gecmisle karsilastirip yaslandiginiza uzuluyorsunuz. Utanmayi, akli ve iradeyi hayvanla insan arasina getirip gariban bir karsilastirma yapiyorsunuz. Kendiniz gibi olmayanlara tahammulunuz yok sinyalini veriyorsunuz. Sanmayin ki televizyonun ucuz programlarini size karsi destekliyorum. Ama aglama sizlama tarzi yazilar da kimseye birsey kazandirmiyor. Iyi seyler yapanlari destekleme yoluna giderseniz bence daha hayirli olur.