<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Filmler, Çağrışımlar yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 17:02:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Derin Düşünce&#8217;lerimizdeki hanımeli kokusu : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-17069</link>
		<dc:creator>Derin Düşünce&#8217;lerimizdeki hanımeli kokusu : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 18:25:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-17069</guid>
		<description>[...] yönetmeni Alejandro González Inárritu&#8216;nun metaforları ile Türkiye&#8217;ye bakan &#8220;Filmler, Çağrışımlar &#8221; adlı yazısı ile ikinci kez seslendi Derin Düşünce [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] yönetmeni Alejandro González Inárritu&#8216;nun metaforları ile Türkiye&#8217;ye bakan &#8220;Filmler, Çağrışımlar &#8221; adlı yazısı ile ikinci kez seslendi Derin Düşünce [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16444</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 16:03:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16444</guid>
		<description>I hope soooooo.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>I hope soooooo.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Matsumato tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16442</link>
		<dc:creator>Matsumato</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 13:38:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16442</guid>
		<description>Vendetta olacak.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Vendetta olacak.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Büyükcan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16434</link>
		<dc:creator>Büyükcan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 10:40:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16434</guid>
		<description>Anladığım kadarıyla siz,toplumda veya etrafınızdaki insanlarda kendini bulmak gibi bir düşünceye sahipsiniz...Özellikle çözmek istediğiniz problemleri bu şekilde çözümlemeye çalışıyorsunuz.Yani gözlem yolu ile problem çözüyorsunuz...Ben size birşey anlatayım.

Ben bu yöntemi bir türlü çözüme kavuşturamadığım bir problemde denedim.Sorun insanlarla iletişimle alakalıydı.8 yaşımda bir başka kişiye karşı duyduğum önyargı ve onun neticesinde sergilediğim bir davranış, beni içime kapattı.17 yaşında zor çözüldüm ama iş işten geçti biraz. Bayağı bir arkadaş edindim,şu anda dışarıdan beni gören birisi de zaten daha önce içime kapanık biri olduğuma ihtimal vermez orası ayrı ama bir türlü duygusal açıdan eşim olacak birine bağlanamadım.Hatta ikili bir ilişkiye girmeye dahi cesaret edemedim.Yaşım şu anda 25,çokta geçmedi ama tam 2 yıldır,çevremi sadece bu sorun çerçevesinde gözlemledim... 

İçine kapanık olan kişilerin iyi bir gözlemci olduğu söylenir ama iç dünyasındaki karmaşa sanırım etreftaki unsurları çözümlemesini zorlaştırıyor.Bari dedim ,en azından taklit edeyim ama etrafımda o kadar farklı davranış kalıpları gördüm ki, bir türlü işin içinden çıkamadım.

Şimdi daha kestirme bir iş yapıyorum.Kitaplar var bu konuda yazılmış birçok biliyorsunuz...Onları okuyorum.Birçoğunun yabancı yazarlar tarafından yazılması belki bir dezavantaj.Ama birçoğunda bulunan ortak noktalardan hareketle birşeyler yapmaya çalışıyorum.

Şunu demek istiyorum.Sizin söylediğiniz şeyi problem çözümünde kullanmak son derece yetenek isteyen birşeydir.Öyle herkeste yapamaz. Zaten kolay birşey olsaydı,siz bu yazıyı yazmak zorunda kalmazdınız. Zaten sizde 'ki bu pek olmaz bizim ülkemizde, oysa olmalıydı' derken bunun farkındasınız.

Zorluğuna gelince,hem sıfıra yakın bir önyargı - Önyargılı insanlar,karşı tarafa kafa dahi yormaz - hem de çok az bir kıskançlık gerektirir.(Siz aynı odada kaldığınız arkadaşı bir takip edin bakalım,'niye onun yerinde ben yokum?' sorusunu kendinize sorduktan sonra iyi niyetli olarak bu işi sürdürebilecekmisiniz.)

Neyse...Size çalışmalarınızda başarılar!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anladığım kadarıyla siz,toplumda veya etrafınızdaki insanlarda kendini bulmak gibi bir düşünceye sahipsiniz&#8230;Özellikle çözmek istediğiniz problemleri bu şekilde çözümlemeye çalışıyorsunuz.Yani gözlem yolu ile problem çözüyorsunuz&#8230;Ben size birşey anlatayım.</p>
<p>Ben bu yöntemi bir türlü çözüme kavuşturamadığım bir problemde denedim.Sorun insanlarla iletişimle alakalıydı.8 yaşımda bir başka kişiye karşı duyduğum önyargı ve onun neticesinde sergilediğim bir davranış, beni içime kapattı.17 yaşında zor çözüldüm ama iş işten geçti biraz. Bayağı bir arkadaş edindim,şu anda dışarıdan beni gören birisi de zaten daha önce içime kapanık biri olduğuma ihtimal vermez orası ayrı ama bir türlü duygusal açıdan eşim olacak birine bağlanamadım.Hatta ikili bir ilişkiye girmeye dahi cesaret edemedim.Yaşım şu anda 25,çokta geçmedi ama tam 2 yıldır,çevremi sadece bu sorun çerçevesinde gözlemledim&#8230; </p>
<p>İçine kapanık olan kişilerin iyi bir gözlemci olduğu söylenir ama iç dünyasındaki karmaşa sanırım etreftaki unsurları çözümlemesini zorlaştırıyor.Bari dedim ,en azından taklit edeyim ama etrafımda o kadar farklı davranış kalıpları gördüm ki, bir türlü işin içinden çıkamadım.</p>
<p>Şimdi daha kestirme bir iş yapıyorum.Kitaplar var bu konuda yazılmış birçok biliyorsunuz&#8230;Onları okuyorum.Birçoğunun yabancı yazarlar tarafından yazılması belki bir dezavantaj.Ama birçoğunda bulunan ortak noktalardan hareketle birşeyler yapmaya çalışıyorum.</p>
<p>Şunu demek istiyorum.Sizin söylediğiniz şeyi problem çözümünde kullanmak son derece yetenek isteyen birşeydir.Öyle herkeste yapamaz. Zaten kolay birşey olsaydı,siz bu yazıyı yazmak zorunda kalmazdınız. Zaten sizde &#8216;ki bu pek olmaz bizim ülkemizde, oysa olmalıydı&#8217; derken bunun farkındasınız.</p>
<p>Zorluğuna gelince,hem sıfıra yakın bir önyargı - Önyargılı insanlar,karşı tarafa kafa dahi yormaz - hem de çok az bir kıskançlık gerektirir.(Siz aynı odada kaldığınız arkadaşı bir takip edin bakalım,&#8217;niye onun yerinde ben yokum?&#8217; sorusunu kendinize sorduktan sonra iyi niyetli olarak bu işi sürdürebilecekmisiniz.)</p>
<p>Neyse&#8230;Size çalışmalarınızda başarılar!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16416</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 21:53:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16416</guid>
		<description>Sayın Büyükcan,
Hem kendimiz hem de öteki olamayız, ama kendimiz içinde yer alan ben'i irdelersek ötekine ait dediğimiz ve onu suçladığımız ya da yücelttiğimiz -ki bu pek olmaz bizim ülkemizde, oysa olmalıydı- noktaların kiminin kendimizde olduğunu da görürüz. Birçok farklılığı barındıran kendi içsel evrenimiz içinde mutlaka bazı noktalar başkalarında da vardır. Kin, nefret, yargılama; pozitif bakış açısıyla bakarsak sevgi, doğruluk, çalışkanlık, okuma ve sorgulama kültürü. Bir fikirden yola çıkarak diğerini salt öteki yapmak, başka bir alanda aynı tepkiler vereceğimiz, aynı duyguları hissedeceğimiz ötekiyle tüm köprüleri yıkmak anlamına gelecektir.Burada ötekine ait yabancılaştıran bakış açısıyla aslında kendimize de yabancılaşmaya neden olmuş oluruz.
Örnek vermek istiyorum, Aziz Bey(Aziz Bey izninizi almadan isminizi kullanıyorum, umarım yanlış bir şey yapmıyorumdur) ben'im için öteki ve çok farklı fikir dünyalarına sahibiz ama birçok konuya verdiğimiz tepki/yorum aynı. Öteki de olsak birbirimiz için, Aziz Bey'de kendime ait parçaları görüyorum, ötekindeki ben'i ya da ben'deki öteki'ni. Her ötekinde kendimizden bir parça mutlaka vardır anlamında söylüyorum bunu, yoksa hem ben hem o olmaktan bahsetmiyorum. Ki bu zaten mümkün değil. 
Saygıyla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Büyükcan,<br />
Hem kendimiz hem de öteki olamayız, ama kendimiz içinde yer alan ben&#8217;i irdelersek ötekine ait dediğimiz ve onu suçladığımız ya da yücelttiğimiz -ki bu pek olmaz bizim ülkemizde, oysa olmalıydı- noktaların kiminin kendimizde olduğunu da görürüz. Birçok farklılığı barındıran kendi içsel evrenimiz içinde mutlaka bazı noktalar başkalarında da vardır. Kin, nefret, yargılama; pozitif bakış açısıyla bakarsak sevgi, doğruluk, çalışkanlık, okuma ve sorgulama kültürü. Bir fikirden yola çıkarak diğerini salt öteki yapmak, başka bir alanda aynı tepkiler vereceğimiz, aynı duyguları hissedeceğimiz ötekiyle tüm köprüleri yıkmak anlamına gelecektir.Burada ötekine ait yabancılaştıran bakış açısıyla aslında kendimize de yabancılaşmaya neden olmuş oluruz.<br />
Örnek vermek istiyorum, Aziz Bey(Aziz Bey izninizi almadan isminizi kullanıyorum, umarım yanlış bir şey yapmıyorumdur) ben&#8217;im için öteki ve çok farklı fikir dünyalarına sahibiz ama birçok konuya verdiğimiz tepki/yorum aynı. Öteki de olsak birbirimiz için, Aziz Bey&#8217;de kendime ait parçaları görüyorum, ötekindeki ben&#8217;i ya da ben&#8217;deki öteki&#8217;ni. Her ötekinde kendimizden bir parça mutlaka vardır anlamında söylüyorum bunu, yoksa hem ben hem o olmaktan bahsetmiyorum. Ki bu zaten mümkün değil.<br />
Saygıyla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Büyükcan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16412</link>
		<dc:creator>Büyükcan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 20:40:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16412</guid>
		<description>Çuvaldızı önce kendimize batırmamız lazım tabii...Ama millet kolayına kaçıyor bu aralar,hep suçlamayı kendi dışındakilere yönlendiriyor,hem de&lt;strong&gt; 'hep kaderde bu varmış'&lt;/strong&gt; tarzı bir yaşam sürüyor...Doğru insan kaderci olmalıdır ama aynı zamanda adam gibi bazı şeyleri yapmaya çalışarak,yanı elinden geleni yaparak!
Zaten belli bir çevrede yaşamış insanların,yaşayabilecekleri şeyler bir yelpaze ise,illaki o yelpazede bir noktada bulur karşısındakini...

&lt;strong&gt;Hem kendimiz hem de öteki nasıl olacağız bunun çok net bir tanımlaması verilmemiş...Ben buna açıkça cevap almak isterim!&lt;/strong&gt;
Ama yine de kendimce,düşündüğümü söyleyeyim...
Önce karşıdakine saygı göster ve iyi anla!Sonra da kendini açık seçik ortaya koy!Bırak neyin doğru olduğuna toplum ve zaman karar versin...
Saygıyla!...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çuvaldızı önce kendimize batırmamız lazım tabii&#8230;Ama millet kolayına kaçıyor bu aralar,hep suçlamayı kendi dışındakilere yönlendiriyor,hem de<strong> &#8216;hep kaderde bu varmış&#8217;</strong> tarzı bir yaşam sürüyor&#8230;Doğru insan kaderci olmalıdır ama aynı zamanda adam gibi bazı şeyleri yapmaya çalışarak,yanı elinden geleni yaparak!<br />
Zaten belli bir çevrede yaşamış insanların,yaşayabilecekleri şeyler bir yelpaze ise,illaki o yelpazede bir noktada bulur karşısındakini&#8230;</p>
<p><strong>Hem kendimiz hem de öteki nasıl olacağız bunun çok net bir tanımlaması verilmemiş&#8230;Ben buna açıkça cevap almak isterim!</strong><br />
Ama yine de kendimce,düşündüğümü söyleyeyim&#8230;<br />
Önce karşıdakine saygı göster ve iyi anla!Sonra da kendini açık seçik ortaya koy!Bırak neyin doğru olduğuna toplum ve zaman karar versin&#8230;<br />
Saygıyla!&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16395</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 12:27:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16395</guid>
		<description>Saf bir ben olabilir mi? Tamamen ben diyebileceğimiz net bir bütün? Ben’in içini oluşturan parçalarımızdan biri mutlaka öteki’nde de vardır. Öteki üzerinden kendimizi forma sokarken aslında kaçırdığımız noktada içimizdeki öteki’ne ait parçadır.
Tanımlama yaparken bir şeyin ne olduğunu ifade etmek bazen onun ne olduğu üzerinden değil, ne olmadığı üzerinden de yapılır ve bu özellikle sınırları tam olarak netleşmemiş, normatif olmayan kalıp ve kurallarla ifade etmekte zorlandığımız alanlarda geçerlidir. İşte “ben” de böyledir. Ben için öteki gereklidir. Ötekinin ötekisi olmak üzerine düşünmeden ve içimizdeki ötekini keşfetmeden daima güdük kalacak ben tanımlamasında işte bu yüzden ne olduğumuzdan çok ne olmadığımıza dair tanımlamalar yaparız. Her hatayı öteki yapar, her yanlış ben olmayan üzerinden kaynaklanır yargılarını sıralarız.
Aslında bilinçaltına başkaları tarafından empoze edilmiş yargılar da bunda etkilidir, bu yüzden tek taraflı okumalar yaparız, tek taraflı yargılardan besleniriz, öfkemizi biler, her ötekini öteki yapmakla kalmaz, ötekileri genelleştirir, sanki hatayı hep onlar yaparmış gibi bir tutum izleriz. 
Hakikaten ben dediğimiz parçamız ne kadar ben’dir? Ya içimizdeki öteki’nde de olan parçamız nerede gizlenir? Ben’e ait tabularımızı kırmadan  kendimizi ve öteki dediğimizi gerçek anlamda değerlendirebilme hakkına sahip miyiz?
Tartıştığımız her insanı siz de şunu yaptınız bunu yaptınız gibi kolektif kültürel kodların ardından yargılarken, onun ben’ini ve onun ben’inde olan öteki parçasını da yani bizde olan parçayı da eleştirmez miyiz, bunun bize ait olan parça olduğunu görmek zahmetine girmeden?
Ve asıl soru şu, kim ne kadar ben, ne kadar öteki?
Aziz Bey, güzel yorumlarınız için ayrıca teşekkür etmek isterim, siz bu sitede eleştiri üslubunu bilen insanlardan birisiniz ve yorumlarınızdaki objektif üslup -en azından okuduğum yorumlarınızda öyle- sadece eleştirmek üzerine değil, olayları anlamak ve sorgulamak üzerine kurulu.
Saygıyla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Saf bir ben olabilir mi? Tamamen ben diyebileceğimiz net bir bütün? Ben’in içini oluşturan parçalarımızdan biri mutlaka öteki’nde de vardır. Öteki üzerinden kendimizi forma sokarken aslında kaçırdığımız noktada içimizdeki öteki’ne ait parçadır.<br />
Tanımlama yaparken bir şeyin ne olduğunu ifade etmek bazen onun ne olduğu üzerinden değil, ne olmadığı üzerinden de yapılır ve bu özellikle sınırları tam olarak netleşmemiş, normatif olmayan kalıp ve kurallarla ifade etmekte zorlandığımız alanlarda geçerlidir. İşte “ben” de böyledir. Ben için öteki gereklidir. Ötekinin ötekisi olmak üzerine düşünmeden ve içimizdeki ötekini keşfetmeden daima güdük kalacak ben tanımlamasında işte bu yüzden ne olduğumuzdan çok ne olmadığımıza dair tanımlamalar yaparız. Her hatayı öteki yapar, her yanlış ben olmayan üzerinden kaynaklanır yargılarını sıralarız.<br />
Aslında bilinçaltına başkaları tarafından empoze edilmiş yargılar da bunda etkilidir, bu yüzden tek taraflı okumalar yaparız, tek taraflı yargılardan besleniriz, öfkemizi biler, her ötekini öteki yapmakla kalmaz, ötekileri genelleştirir, sanki hatayı hep onlar yaparmış gibi bir tutum izleriz.<br />
Hakikaten ben dediğimiz parçamız ne kadar ben’dir? Ya içimizdeki öteki’nde de olan parçamız nerede gizlenir? Ben’e ait tabularımızı kırmadan  kendimizi ve öteki dediğimizi gerçek anlamda değerlendirebilme hakkına sahip miyiz?<br />
Tartıştığımız her insanı siz de şunu yaptınız bunu yaptınız gibi kolektif kültürel kodların ardından yargılarken, onun ben’ini ve onun ben’inde olan öteki parçasını da yani bizde olan parçayı da eleştirmez miyiz, bunun bize ait olan parça olduğunu görmek zahmetine girmeden?<br />
Ve asıl soru şu, kim ne kadar ben, ne kadar öteki?<br />
Aziz Bey, güzel yorumlarınız için ayrıca teşekkür etmek isterim, siz bu sitede eleştiri üslubunu bilen insanlardan birisiniz ve yorumlarınızdaki objektif üslup -en azından okuduğum yorumlarınızda öyle- sadece eleştirmek üzerine değil, olayları anlamak ve sorgulamak üzerine kurulu.<br />
Saygıyla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16393</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 10:30:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/04/filmler-cagrisimlar/#comment-16393</guid>
		<description>Evvela bu yazının bende pek çok çağrışım yarattığını belirteyim.Bir nebze olsun bizi yutan siyasi çekişmelerin,sonu gelmez tartışmaların dışına çıkabileceğiz.Belki de tam da ihtiyacımız olan şeydi bu,birinin kendimize gelmemiz için birşeyler yapması gerekiyordu.Suzan hanım,insan odaklı derinlikli bakış açısıyla bunu başarmış,kendisini kutluyorum.

Ancak bu yazının bende yarattığı çağrışım yukarda anlattıklarımla sınırlı değil.Bana çok daha önemli bir şeyi hatırlatıyor:İşe kendimizle başlamak.

Peki bunu ne kadar başarabiliyoruz?Burdan bakıldığında sanırım özgür düşünemediğimizi ve içimizdeki benin aslıda hep başkaları tarafından şekillendiğini anlamak hiç de zor olmayacak.Zira kendimiz olmak adına giriştiğimiz en masumane,en insancıl çabamız bile ötekileştirdiklerimiz tarafından başkalaşıp ötekileşmemize engel olamıyor.Bir anda tepkilerimizin bizim dışımızda belirlendiği,denetimi tamamen başkalarına devrettiğimiz bir oyunun içinde buluyoruz kendimizi.Bu,bir bakıma derinlerimizde varolan kişilik kodlarımızın irademiz dışında çözülmesi demektir.

Sakin sakin ve tüm trafik kurallarına riayet ederek ağaçlı bir yolda ilerlerken aniden içimizdeki trafik canavarının belirip bize hükmetmesi gibi bir şeydir bu.Farkında olmayarak sahip olduğumuzu sandığımız kişiliğe hiç uymayan bir maske gelir ve yüzümüze yerleşiverir:O anda artık başkasıyız.

İşte bu yazı tıpkı bir film şeridi gibi kendi iç dünyama ait çağrışımlara sürükledi beni.Bir kez daha hiç yoktan teslim olduğumuz öfkenin bizi nerelere savurduğunu anımsattı.Kendimizden ve özgürlüğümüzden vazgeçerek her an asla ait olmadığımızı düşündüğümüz kişiliklere dönüşebileceğimiz gerçeğine götürdü.

Suzan hanıma unuttuklarımı tekrar çağrıştırdığı bu felsefe tadındaki yazısı için teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evvela bu yazının bende pek çok çağrışım yarattığını belirteyim.Bir nebze olsun bizi yutan siyasi çekişmelerin,sonu gelmez tartışmaların dışına çıkabileceğiz.Belki de tam da ihtiyacımız olan şeydi bu,birinin kendimize gelmemiz için birşeyler yapması gerekiyordu.Suzan hanım,insan odaklı derinlikli bakış açısıyla bunu başarmış,kendisini kutluyorum.</p>
<p>Ancak bu yazının bende yarattığı çağrışım yukarda anlattıklarımla sınırlı değil.Bana çok daha önemli bir şeyi hatırlatıyor:İşe kendimizle başlamak.</p>
<p>Peki bunu ne kadar başarabiliyoruz?Burdan bakıldığında sanırım özgür düşünemediğimizi ve içimizdeki benin aslıda hep başkaları tarafından şekillendiğini anlamak hiç de zor olmayacak.Zira kendimiz olmak adına giriştiğimiz en masumane,en insancıl çabamız bile ötekileştirdiklerimiz tarafından başkalaşıp ötekileşmemize engel olamıyor.Bir anda tepkilerimizin bizim dışımızda belirlendiği,denetimi tamamen başkalarına devrettiğimiz bir oyunun içinde buluyoruz kendimizi.Bu,bir bakıma derinlerimizde varolan kişilik kodlarımızın irademiz dışında çözülmesi demektir.</p>
<p>Sakin sakin ve tüm trafik kurallarına riayet ederek ağaçlı bir yolda ilerlerken aniden içimizdeki trafik canavarının belirip bize hükmetmesi gibi bir şeydir bu.Farkında olmayarak sahip olduğumuzu sandığımız kişiliğe hiç uymayan bir maske gelir ve yüzümüze yerleşiverir:O anda artık başkasıyız.</p>
<p>İşte bu yazı tıpkı bir film şeridi gibi kendi iç dünyama ait çağrışımlara sürükledi beni.Bir kez daha hiç yoktan teslim olduğumuz öfkenin bizi nerelere savurduğunu anımsattı.Kendimizden ve özgürlüğümüzden vazgeçerek her an asla ait olmadığımızı düşündüğümüz kişiliklere dönüşebileceğimiz gerçeğine götürdü.</p>
<p>Suzan hanıma unuttuklarımı tekrar çağrıştırdığı bu felsefe tadındaki yazısı için teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
