<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Cem Toker ile söyleşi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 16:59:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16283</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 12:37:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16283</guid>
		<description>Bir&lt;strong&gt; liberalin &lt;/strong&gt;bugünkü yazısı:
Cüneyt Ülsever

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9329162.asp?yazarid=3&#38;gid=61&#38;sz=31685

...
Bir taraf ülkeyi: &lt;strong&gt;a) içe kapamaya, b) AB hedefinden uzaklaştırmaya, c) demokrasiden koparmaya, d) milletten kurtarmaya, e) özgürlüklerden esirgemeye çalışıyor.&lt;/strong&gt;

Diğer taraf da &lt;strong&gt;a) ülkeyi muhafazakarlaştırmaya, b) demokrasiyi yalnız kendine yontmaya, c) sadece kendinden olanlara kadro vermeye, d) din ve vicdan özgürlüğünden Alevileri muaf tutmaya, e) tabanı Milli Görüş’e teslim ederek seçim kazanmaya, f) sureti haktan AB’den yana görünmeye, g) devlet bankası parası ile medya satın almaya, h) her türlü imkanda malı götürmeye çalışıyor. 
&lt;/strong&gt;
Beni en çok bizi sadece ikisinden birisini seçme mecburiyeti varmış, başka çare yokmuş gibi davranmaya zorlayanlar kızdırıyor.

Kapatma davasında, Anayasa değişliğinin mahkemede oylanması sırasında yargıya ana avrat girişenlerin, dün Ergenekon davasında şok gözaltılar olunca "yargı bağımsızdır!" demeleri bana &lt;strong&gt;yüzsüzlüğün &lt;/strong&gt;hangi seviyelere ulaşabileceğini gösteriyor.

Öte yanda diğerlerinin artık sosyalist enternasyonele bile gidecek yüzünün kalmaması yine bana sadece yüzsüzler arasında seçim yapma mecburiyeti varmış gibi bir duygu veriyor ki, işte bu duygudan nefret ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir<strong> liberalin </strong>bugünkü yazısı:<br />
Cüneyt Ülsever</p>
<p><a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9329162.asp?yazarid=3&amp;gid=61&amp;sz=31685" rel="nofollow">http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9329162.asp?yazarid=3&amp;gid=61&amp;sz=31685</a></p>
<p>&#8230;<br />
Bir taraf ülkeyi: <strong>a) içe kapamaya, b) AB hedefinden uzaklaştırmaya, c) demokrasiden koparmaya, d) milletten kurtarmaya, e) özgürlüklerden esirgemeye çalışıyor.</strong></p>
<p>Diğer taraf da <strong>a) ülkeyi muhafazakarlaştırmaya, b) demokrasiyi yalnız kendine yontmaya, c) sadece kendinden olanlara kadro vermeye, d) din ve vicdan özgürlüğünden Alevileri muaf tutmaya, e) tabanı Milli Görüş’e teslim ederek seçim kazanmaya, f) sureti haktan AB’den yana görünmeye, g) devlet bankası parası ile medya satın almaya, h) her türlü imkanda malı götürmeye çalışıyor.<br />
</strong><br />
Beni en çok bizi sadece ikisinden birisini seçme mecburiyeti varmış, başka çare yokmuş gibi davranmaya zorlayanlar kızdırıyor.</p>
<p>Kapatma davasında, Anayasa değişliğinin mahkemede oylanması sırasında yargıya ana avrat girişenlerin, dün Ergenekon davasında şok gözaltılar olunca &#8220;yargı bağımsızdır!&#8221; demeleri bana <strong>yüzsüzlüğün </strong>hangi seviyelere ulaşabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Öte yanda diğerlerinin artık sosyalist enternasyonele bile gidecek yüzünün kalmaması yine bana sadece yüzsüzler arasında seçim yapma mecburiyeti varmış gibi bir duygu veriyor ki, işte bu duygudan nefret ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16282</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 12:33:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16282</guid>
		<description>II. Mahmut, fes, ceket ve pantolon giyme mecburiyeti getirdiğinde
"gavur icadı fesi istemeyiz" diye karşı koyanların kulakları çınlasın o halde :) 
siz devam edin, öyle aklıma geldi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>II. Mahmut, fes, ceket ve pantolon giyme mecburiyeti getirdiğinde<br />
&#8220;gavur icadı fesi istemeyiz&#8221; diye karşı koyanların kulakları çınlasın o halde :)<br />
siz devam edin, öyle aklıma geldi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16276</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 11:11:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16276</guid>
		<description>Eğer ülkemizin liberal partisi buysa almayalım kalsın!
Hiçbir şeye dokunamayan, etliye sütlüye karışmayan laf ebeliği.
Hele ki parti seçimlerinde, İl yönetimlerimize seçim dönemlerinde adaylar belirlenirken "ilk sıraların Genel Merkez yetkisinde olduğu", ancak daha sonraki sıralamaların demokratik kurallar çerçevesinde illerdeki üyelerce belirleneceği garantisi verilmiştir, cümlesi. Bunun diğer partilerden ne farkı var? Nerede gerçek demokratik uygulama?
Ve ülkedeki aksaklıkların nasıl, hangi açılımlarla giderileceği nerede yazıyor? Bana farklı ne sunuyor?Sistemi eleştirmeyen ve aşmayan bir parti isteseydik yeni bir partiye ihtiyaç duymazdık, elimizdekiler yetip de artıyor bize. 
Farklı bir ses duymayı isteyerek okumuştum, hiçbir şey yok. Atilla Yayla bile tek başına liberal düşünce için daha çok ses çıkarmıştır.
Ben okuduğum paragraflarda "Ama Türkiye'nin şartları..."bilinçaltını okuyorum ve sorun da zaten bu zihniyet. Türkiye'nin şartlarıymış! Türkiye de demokratik olabilir ve olmalı,bunu engelleyen hiçbir şeye izin verilemez özellikle de Türkiye'nin şartlarını önümüze sürerek bu zihniyeti yıkmak isteyenleri en baştan engelleyenlere. Hatalarıyla yüzleşemeyen ve onlara illa da bir savunma mekanizmasıyla haklı göstermeye çalışan zihniyet. Ölümleri önemsizleştiren ve insan hayatına değer vermeyen bakış açısı. Ölüp giden biz olmayınca sorun olmuyor demek ki bu ülkede, illa da başkalarının canı. Hem konjektürde öyle gerekli kılıyormuş.
Net tavır koysanıza. Biz de liberal-demokrat bir çizgide olduğunuza inanalım. Demek ki siyaset böyle bir şey!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer ülkemizin liberal partisi buysa almayalım kalsın!<br />
Hiçbir şeye dokunamayan, etliye sütlüye karışmayan laf ebeliği.<br />
Hele ki parti seçimlerinde, İl yönetimlerimize seçim dönemlerinde adaylar belirlenirken &#8220;ilk sıraların Genel Merkez yetkisinde olduğu&#8221;, ancak daha sonraki sıralamaların demokratik kurallar çerçevesinde illerdeki üyelerce belirleneceği garantisi verilmiştir, cümlesi. Bunun diğer partilerden ne farkı var? Nerede gerçek demokratik uygulama?<br />
Ve ülkedeki aksaklıkların nasıl, hangi açılımlarla giderileceği nerede yazıyor? Bana farklı ne sunuyor?Sistemi eleştirmeyen ve aşmayan bir parti isteseydik yeni bir partiye ihtiyaç duymazdık, elimizdekiler yetip de artıyor bize.<br />
Farklı bir ses duymayı isteyerek okumuştum, hiçbir şey yok. Atilla Yayla bile tek başına liberal düşünce için daha çok ses çıkarmıştır.<br />
Ben okuduğum paragraflarda &#8220;Ama Türkiye&#8217;nin şartları&#8230;&#8221;bilinçaltını okuyorum ve sorun da zaten bu zihniyet. Türkiye&#8217;nin şartlarıymış! Türkiye de demokratik olabilir ve olmalı,bunu engelleyen hiçbir şeye izin verilemez özellikle de Türkiye&#8217;nin şartlarını önümüze sürerek bu zihniyeti yıkmak isteyenleri en baştan engelleyenlere. Hatalarıyla yüzleşemeyen ve onlara illa da bir savunma mekanizmasıyla haklı göstermeye çalışan zihniyet. Ölümleri önemsizleştiren ve insan hayatına değer vermeyen bakış açısı. Ölüp giden biz olmayınca sorun olmuyor demek ki bu ülkede, illa da başkalarının canı. Hem konjektürde öyle gerekli kılıyormuş.<br />
Net tavır koysanıza. Biz de liberal-demokrat bir çizgide olduğunuza inanalım. Demek ki siyaset böyle bir şey!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Deveye Hendek Atlatıcı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16240</link>
		<dc:creator>Deveye Hendek Atlatıcı</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 19:00:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16240</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Lafim Atatürk dönemini adam gibi elestirenlere degil, Atatürk dönemini tarihsel baglamindan cekip cimbizla ayiklayanlara.&lt;/blockquote&gt;

Nasıl oluyormuş "adam gibi eleştiri?" Bırakın bu etraftan dolaşma ayaklarını, şapka giymedi diye asılan "kadın"ın neresinin "tarihsel bağlamını" dikkate alacağız? Böyle salakça bir yaklaşım olur mu? Güneş dil teorisi gibi Batılıların -daha o dönemden itibaren-  k.cıyla güldüğü tezlerin koca üniversitelerde tartışıldığı bir dönemin hangi "tarihsel bağlamından" sözediyorsunuz da o bağlamdan kopartılmasın?

Tek parti döneminin tarihsel bağlamı tek bir yönden önemlidir: Ekonomi politikası. Ekonomideki küresel değişimin etkisi yoğun olmuştur, ki İzmir İktisat Kongresinde oldukça liberal görüşlere sahip olan cumhuriyetin kurucuları, sonrasında konjonktürün etkisi ile devletçiliğe dönmüşlerdir. (İngiltere de bu konjonktürden çok etkilenmişti. Hayek liberalizmi savunan ünlü Kölelik Yolu kitabını o dönemlerde yazar.)  Demokrasi konusundaki 'gerileme' de tarihsel bağlamlı değildir, Almanya ve İtalya "örnek alınmak" zorunda değildi, ABD ve İngiltere de vardı "muasır medeniyetler" listesinde. Neden Almanya, İtalya sorusu ittihatçıların genetik kodları ile alakalıdır ve irdelenmesi şarttır.

Diğer gardrop devrimi uygulamalarının dikkate alınacak tarihsel bağlamı falan yoktur.   Ulus devlet kurma süreci bir nebze tarihsel bağlam açısından önem arzedebilir ama o bile muadilleri ile karşılaştırıldığında özgünlük içerir. Zaten o yüzden elimizde patlamış durumda.

80 yıl öncesinin düşüncesini eleştirirken, 80 yıl önceki yapılan bazı uygulamaları "tarihsel bağlam" hokkabazlığı ile halı altına süpürmeye kalkmak bizzat o eleştirilen düşüncenin neşet ettiği kaynağı beslemektir. Buradan bakınca kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi görünüyorsunuz, komik ama acı bir görüntü.

Birşey yazmış olmak için yazarsanız birisi de gelir lafı sokar. Hapırıp köpürmek yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Lafim Atatürk dönemini adam gibi elestirenlere degil, Atatürk dönemini tarihsel baglamindan cekip cimbizla ayiklayanlara.</p></blockquote>
<p>Nasıl oluyormuş &#8220;adam gibi eleştiri?&#8221; Bırakın bu etraftan dolaşma ayaklarını, şapka giymedi diye asılan &#8220;kadın&#8221;ın neresinin &#8220;tarihsel bağlamını&#8221; dikkate alacağız? Böyle salakça bir yaklaşım olur mu? Güneş dil teorisi gibi Batılıların -daha o dönemden itibaren-  k.cıyla güldüğü tezlerin koca üniversitelerde tartışıldığı bir dönemin hangi &#8220;tarihsel bağlamından&#8221; sözediyorsunuz da o bağlamdan kopartılmasın?</p>
<p>Tek parti döneminin tarihsel bağlamı tek bir yönden önemlidir: Ekonomi politikası. Ekonomideki küresel değişimin etkisi yoğun olmuştur, ki İzmir İktisat Kongresinde oldukça liberal görüşlere sahip olan cumhuriyetin kurucuları, sonrasında konjonktürün etkisi ile devletçiliğe dönmüşlerdir. (İngiltere de bu konjonktürden çok etkilenmişti. Hayek liberalizmi savunan ünlü Kölelik Yolu kitabını o dönemlerde yazar.)  Demokrasi konusundaki &#8216;gerileme&#8217; de tarihsel bağlamlı değildir, Almanya ve İtalya &#8220;örnek alınmak&#8221; zorunda değildi, ABD ve İngiltere de vardı &#8220;muasır medeniyetler&#8221; listesinde. Neden Almanya, İtalya sorusu ittihatçıların genetik kodları ile alakalıdır ve irdelenmesi şarttır.</p>
<p>Diğer gardrop devrimi uygulamalarının dikkate alınacak tarihsel bağlamı falan yoktur.   Ulus devlet kurma süreci bir nebze tarihsel bağlam açısından önem arzedebilir ama o bile muadilleri ile karşılaştırıldığında özgünlük içerir. Zaten o yüzden elimizde patlamış durumda.</p>
<p>80 yıl öncesinin düşüncesini eleştirirken, 80 yıl önceki yapılan bazı uygulamaları &#8220;tarihsel bağlam&#8221; hokkabazlığı ile halı altına süpürmeye kalkmak bizzat o eleştirilen düşüncenin neşet ettiği kaynağı beslemektir. Buradan bakınca kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi görünüyorsunuz, komik ama acı bir görüntü.</p>
<p>Birşey yazmış olmak için yazarsanız birisi de gelir lafı sokar. Hapırıp köpürmek yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cüneyt tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16238</link>
		<dc:creator>Cüneyt</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 18:15:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16238</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Asıl sorun, bu aptal cümleyi kuranın 2008′de hala bu zihniyette insanların olmasının en büyük sebebinin kemalizmin asr-ı saadeti olarak bilinen zamanın resmi tarih tezleriyle çarpıtılarak kitlelere anlatılmasından kaynaklandığının farkında olmamasındadır. &lt;/blockquote&gt;

Lafim Atatürk dönemini adam gibi elestirenlere degil, Atatürk dönemini tarihsel baglamindan cekip cimbizla ayiklayanlara. Cok bir tarafiniza batti herhalde ki bu kadar sinirlendiniz. Dogru, yerinde ve mantikli elestiri (bkz. Sevan Nisanyan ile söylesi) ne kadar gerekliyse, yersiz, söylesideki dam üstünde saksagan soru gibi sig elestiri de o kadar zararli. 

Ayni seyi söylüyoruz, elestirel yaklasim konusunda söylediklerinize de tamamen katiliyorum, Türkiye'de bugün 80 yil öncesinin düsünce kafasini hâlâ dogru kabul etmenin zararini vurguluyoruz, mastürbasyon yapacagim diye millete dangalakca laf sokmanin lüzumu yok.

Internet cikti kekemeler hatip oldu, issizlere mesgale dogdu. Bilgisayar alan kendini bir sey saniyor memlekette...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Asıl sorun, bu aptal cümleyi kuranın 2008′de hala bu zihniyette insanların olmasının en büyük sebebinin kemalizmin asr-ı saadeti olarak bilinen zamanın resmi tarih tezleriyle çarpıtılarak kitlelere anlatılmasından kaynaklandığının farkında olmamasındadır. </p></blockquote>
<p>Lafim Atatürk dönemini adam gibi elestirenlere degil, Atatürk dönemini tarihsel baglamindan cekip cimbizla ayiklayanlara. Cok bir tarafiniza batti herhalde ki bu kadar sinirlendiniz. Dogru, yerinde ve mantikli elestiri (bkz. Sevan Nisanyan ile söylesi) ne kadar gerekliyse, yersiz, söylesideki dam üstünde saksagan soru gibi sig elestiri de o kadar zararli. </p>
<p>Ayni seyi söylüyoruz, elestirel yaklasim konusunda söylediklerinize de tamamen katiliyorum, Türkiye&#8217;de bugün 80 yil öncesinin düsünce kafasini hâlâ dogru kabul etmenin zararini vurguluyoruz, mastürbasyon yapacagim diye millete dangalakca laf sokmanin lüzumu yok.</p>
<p>Internet cikti kekemeler hatip oldu, issizlere mesgale dogdu. Bilgisayar alan kendini bir sey saniyor memlekette&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Deveye Hendek Atlatıcı tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16236</link>
		<dc:creator>Deveye Hendek Atlatıcı</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 17:39:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16236</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Sorun 1930!! senesinde Mimar Sinan’in kafatasinin ölcülmesi degil, sorun 1924′te sapka kanununa muhalefetten bir kadinin asilmasi degil, sorun bu düsünce tarzinin, yani kafatasi ölcmeci yaklasimin ve benzerlerinin 2008 senesinde hâlâ ülkemizde var olmasidir.&lt;/blockquote&gt;

Asıl sorun, bu aptal cümleyi kuranın 2008'de hala bu zihniyette insanların olmasının en büyük sebebinin kemalizmin asr-ı saadeti olarak bilinen zamanın resmi tarih tezleriyle çarpıtılarak kitlelere anlatılmasından kaynaklandığının farkında olmamasındadır. 

Asıl sorun geçmişin herşeyiyle tukaka edilerek 1923'de yeni bir medeniyet projesi doğmuş gibi lanse edimesi, bu dönemi eleştirmenin, bu dönemin en önemli aktörü M.Kemal'i bırakın eleştirmeyi "sevMemenin" bile tepki çektiği, eleştirel yaklaşımı olmayan, tarihsel birikimi yetersiz, bilgiye yönelik yaklaşımı çarpık nesillerin yetişme dinamiğinin ne olduğunun bilinmemesidir. 

Ya da "bunu bile düşünemeyecek kadar (yukarıdaki yorum sahibi gibi) milyonların endoktrine edilmesidir" demek daha doğru.

İdeolojik bağnazlıklarla dört duvar arasında kalmış yığınlar yetiştiren eğitim sistemi 2008 de hala o döneme ait tarihi çarpık bir biçimde anlatmaktadır. Sorun budur. Bunu kısa vadede değiştirmek de mümkün değildir. Çünkü o dönem dokunulmazdır, eleştirilemezdir. Dönemin sahipleri de bunu özenle inşa etmişlerdir.  Cahil cühela laiklerin yaklaşımı ile alıntı sahibinin arasında özde fark yoktur, ton farkı vardır.

O dönem herşeyiyle eleştirilecek, tarih algımız doğru bir biçimde yerine oturacak, Osmanlı Modernleşmesinin devamı niteliğinde olan (hatta parlamenter sistem açısından  kesinti de denebilir) Tek parti dönemi ve dinamikleri tartışılıp konuşulacak, yanlışlıklar açığa çıkartılacak ki bugün şikayet ettiğimiz zihniyeti besleyen kökenler  doğru biçimde irdelenebilsin. Bu eşşek kadar olmuş adamların buralarda tabuları tartışmasıyla değil taa okul sıralarından başlayacak, yama olmayacak. Avrupa bugunku yerine eleştirel akıl sayesinde geldi. Avrupa'nın tarihi elestiri tarihidir. "Efendim şuna dokunmayın buna dokunmayın, öyle eleştirmeyin, burasından bakın, şurasından tutun" vs. Böyle birşey yok. Bu ülkede İslam da dahil herşey eleştiriliyor tartışılıyor tek bir şey eleştirilemiyor. Cevabı Atilla Yayla'nın başına gelenlerden biliyorsunuz.

Bu gidişle burnumuz b.ktan kurtulmaz demeyeceğim, Allah'tan bilginin paylaşım imkanı çok arttı ve etrafta bolca Molla Kasım var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sorun 1930!! senesinde Mimar Sinan’in kafatasinin ölcülmesi degil, sorun 1924′te sapka kanununa muhalefetten bir kadinin asilmasi degil, sorun bu düsünce tarzinin, yani kafatasi ölcmeci yaklasimin ve benzerlerinin 2008 senesinde hâlâ ülkemizde var olmasidir.</p></blockquote>
<p>Asıl sorun, bu aptal cümleyi kuranın 2008&#8242;de hala bu zihniyette insanların olmasının en büyük sebebinin kemalizmin asr-ı saadeti olarak bilinen zamanın resmi tarih tezleriyle çarpıtılarak kitlelere anlatılmasından kaynaklandığının farkında olmamasındadır. </p>
<p>Asıl sorun geçmişin herşeyiyle tukaka edilerek 1923&#8242;de yeni bir medeniyet projesi doğmuş gibi lanse edimesi, bu dönemi eleştirmenin, bu dönemin en önemli aktörü M.Kemal&#8217;i bırakın eleştirmeyi &#8220;sevMemenin&#8221; bile tepki çektiği, eleştirel yaklaşımı olmayan, tarihsel birikimi yetersiz, bilgiye yönelik yaklaşımı çarpık nesillerin yetişme dinamiğinin ne olduğunun bilinmemesidir. </p>
<p>Ya da &#8220;bunu bile düşünemeyecek kadar (yukarıdaki yorum sahibi gibi) milyonların endoktrine edilmesidir&#8221; demek daha doğru.</p>
<p>İdeolojik bağnazlıklarla dört duvar arasında kalmış yığınlar yetiştiren eğitim sistemi 2008 de hala o döneme ait tarihi çarpık bir biçimde anlatmaktadır. Sorun budur. Bunu kısa vadede değiştirmek de mümkün değildir. Çünkü o dönem dokunulmazdır, eleştirilemezdir. Dönemin sahipleri de bunu özenle inşa etmişlerdir.  Cahil cühela laiklerin yaklaşımı ile alıntı sahibinin arasında özde fark yoktur, ton farkı vardır.</p>
<p>O dönem herşeyiyle eleştirilecek, tarih algımız doğru bir biçimde yerine oturacak, Osmanlı Modernleşmesinin devamı niteliğinde olan (hatta parlamenter sistem açısından  kesinti de denebilir) Tek parti dönemi ve dinamikleri tartışılıp konuşulacak, yanlışlıklar açığa çıkartılacak ki bugün şikayet ettiğimiz zihniyeti besleyen kökenler  doğru biçimde irdelenebilsin. Bu eşşek kadar olmuş adamların buralarda tabuları tartışmasıyla değil taa okul sıralarından başlayacak, yama olmayacak. Avrupa bugunku yerine eleştirel akıl sayesinde geldi. Avrupa&#8217;nın tarihi elestiri tarihidir. &#8220;Efendim şuna dokunmayın buna dokunmayın, öyle eleştirmeyin, burasından bakın, şurasından tutun&#8221; vs. Böyle birşey yok. Bu ülkede İslam da dahil herşey eleştiriliyor tartışılıyor tek bir şey eleştirilemiyor. Cevabı Atilla Yayla&#8217;nın başına gelenlerden biliyorsunuz.</p>
<p>Bu gidişle burnumuz b.ktan kurtulmaz demeyeceğim, Allah&#8217;tan bilginin paylaşım imkanı çok arttı ve etrafta bolca Molla Kasım var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cüneyt tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16230</link>
		<dc:creator>Cüneyt</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 12:19:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/07/01/cem-toker-ile-soylesi/#comment-16230</guid>
		<description>Genelinde güzel bir söylesi de...

&lt;blockquote&gt;1930 senesinde Mimar Sinan’ın mezarı açılarak kafatası ölçüldü. 1924 yılında ise istiklâl mahkemeleri birçok insanı şapka kanununa muhalefetten idam etti. Aralarında bir de ibretlik kadın vardı. Her ikisi de Atatürk’ün sağlığında gelişen bu olaylara nasıl bakıyorsunuz?&lt;/blockquote&gt;

Elinizi vicdaniniza koyun söyleyin: Bu sorunun, bu sekilde (Atatürk'ün sagliginda...) sorulmasinin ne mânâsi var? Atatürk'ün dönemini kendisini putlastirarak bir "asr-i saadet" olarak görmek kadar "Atatürk dönemin de bu da oldu, su da oldu" diye vurgulamanin da sacma ve Atatürk'ü ve dönemini âdilce degerlendirme acisindan "kontraproduktif" oldugunu düsünüyorum.

Cem Bey de önce "günün sartlarina bakmak gerek" demis, sonra bu özrü söyledikten sonra "Ingiltere-Fransa-Amerika, demokrasi vs." diye zirvalamis. El insaf. 1920'lerde, 30'larda bu ülkelerin dünyanin her yerinde ne koloniler pesinde ne kiyimlar yaptiklari vs.vs. 

Sorun 1930!! senesinde Mimar Sinan'in kafatasinin ölcülmesi degil, sorun 1924'te sapka kanununa muhalefetten bir kadinin asilmasi degil, sorun bu düsünce tarzinin, yani kafatasi ölcmeci yaklasimin ve benzerlerinin 2008 senesinde hâlâ ülkemizde var olmasidir. 

Dolayisiyla sizin "1920-30! senesinde bakin Atatürk döneminde neler neler olmus" diye cimbizla cekip de büyük bir nokta yakalamis gibi sunmanizin bir anlami, getirisi yok. Tam tersine "Atatürk döneminde böyleymis, simdi de böyle olmali" diyen câhil cühelâ laikcilerin eline malzeme vermis bile olabilirsiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Genelinde güzel bir söylesi de&#8230;</p>
<blockquote><p>1930 senesinde Mimar Sinan’ın mezarı açılarak kafatası ölçüldü. 1924 yılında ise istiklâl mahkemeleri birçok insanı şapka kanununa muhalefetten idam etti. Aralarında bir de ibretlik kadın vardı. Her ikisi de Atatürk’ün sağlığında gelişen bu olaylara nasıl bakıyorsunuz?</p></blockquote>
<p>Elinizi vicdaniniza koyun söyleyin: Bu sorunun, bu sekilde (Atatürk&#8217;ün sagliginda&#8230;) sorulmasinin ne mânâsi var? Atatürk&#8217;ün dönemini kendisini putlastirarak bir &#8220;asr-i saadet&#8221; olarak görmek kadar &#8220;Atatürk dönemin de bu da oldu, su da oldu&#8221; diye vurgulamanin da sacma ve Atatürk&#8217;ü ve dönemini âdilce degerlendirme acisindan &#8220;kontraproduktif&#8221; oldugunu düsünüyorum.</p>
<p>Cem Bey de önce &#8220;günün sartlarina bakmak gerek&#8221; demis, sonra bu özrü söyledikten sonra &#8220;Ingiltere-Fransa-Amerika, demokrasi vs.&#8221; diye zirvalamis. El insaf. 1920&#8242;lerde, 30&#8242;larda bu ülkelerin dünyanin her yerinde ne koloniler pesinde ne kiyimlar yaptiklari vs.vs. </p>
<p>Sorun 1930!! senesinde Mimar Sinan&#8217;in kafatasinin ölcülmesi degil, sorun 1924&#8242;te sapka kanununa muhalefetten bir kadinin asilmasi degil, sorun bu düsünce tarzinin, yani kafatasi ölcmeci yaklasimin ve benzerlerinin 2008 senesinde hâlâ ülkemizde var olmasidir. </p>
<p>Dolayisiyla sizin &#8220;1920-30! senesinde bakin Atatürk döneminde neler neler olmus&#8221; diye cimbizla cekip de büyük bir nokta yakalamis gibi sunmanizin bir anlami, getirisi yok. Tam tersine &#8220;Atatürk döneminde böyleymis, simdi de böyle olmali&#8221; diyen câhil cühelâ laikcilerin eline malzeme vermis bile olabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
