Archive for July, 2008

Üzüm Yemek »

Arif Egeli  ”…AKP nin laikliğe karşı odak olma hali görülmüşse de, bunun kapatmayı gerektirecek düzeyde olmadığı kanaatiyle, hazine yardımından kısmen yoksun bırakılmasına karar verilmiştir.  AKP kapanmayacaktır…” Hayli sinir gerici bir süreçten sonra, Anayasa Mahkemesi Başkanının ağzından çıkan bu sözlerle, Türkiye rahat bir nefes aldı. AYM kararı; bu kararın ne anlama geldiğini idrak kapasitesinden yoksun, olaylara […]

Düz Dünyadan Kaçış Yok »

New York Times gazetesinin ünlü köşe yazarı Thomas Friedman’ın “Dünya Düz” (The World is Flat) adlı kitabını bir köşeye not edin. Mümkünse okuyun veya özetlerine göz atın. Çünkü 21. yüzyılda dünyanın nasıl bir yer olacağına ve bunun bizleri nasıl etkileyeceğine dair isabetli bir sezgiye sahip olmak için, Friedman’ın sözünü ettiği olguyu anlamak, dünyanın giderek “düzleştiğini” […]

Feminist olma pahasına »

Kadın hareketi bütün gayretlere rağmen hâlâ bir grup entelektüel kadının egemen olduğu bir hareket olarak gözüküyor ve “kitlelere” ulaşarak, ortalama bir kadının farkındalık seviyesini yükseltmek hâlâ bir amaç niteliğini koruyor”  Azad edilmiş ama özgürleşememiş” Türk kadını, halen sorunlarını, 19. yüzyılda Osmanlı’da başlamış olan üç ana düşünce akımı, Batıcılık, İslamcılık ve milliyetçilik akımları çerçevesinde tartışıyor. Türkiye […]

Türkiye Gerçeklerinden Kaçmak »

 Yazar: Dr. Recai Yahyaoğlu Son siyasi gelişmeler maalesef hepimize ülkemizdeki sol düşüncenin ağır bir hastalık yaşamakta olduğunu tüm açıklığıyla göstermiştir. Hastalıklı hal neredeyse tedavisi mümkün olmayacak kadar da ilerlemeye başlamıştır. Özellikle Ergenekon Örgütü ortaya çıktıktan sonra ayrıntılı bilgi ve belgelere sahip olunmadan bir çok solcu yazar ve aydının kendi dünya görüşü ile

Türk solunun yeni misyonu »

Beyaz Türk ırkçılığının artık giderek sıradanlaşmaya başlayan hezeyanlarının yeni bir örneğini, Birgün gazetesinde Mithat Sancar’ın, “Türkiye’den Irkçılık Manzaraları: İzmir’in Mardinlileri” başlıklı yazısından öğrendim. Sancar, Hikmet Çetinkaya’nın 30 Kasım 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında okumuş bu son cevheri… Çetinkaya şöyle yazmış: “İzmir Konak Belediye Meclisi’nde meclis üyelerinin çoğunluğu Mardinli… İzmir’de Mardinliler Konak’ı işgal etmiş. Dönerciler, […]

Ayıp fikirlerinizi örtünüz »

 Bu akşam Güngören’de meydana gelen iki patlamada ilk haberlere göre 14 insan öldü 140’tan fazla insan yaralandı. Siyaset dışı güçlerin yönetime müdahele edebilmek için her yola başvurdukları, köşeye sıkıştıkça saldırganlaştıkları, savunmasız masum insanları hedef aldıkları acılı bir gün bugün. Bu siyaset dışı güçlerin üzerine giden savcılar ve gazeteciler ile dalga geçenleri, mafya ile mücadeleye “siyasi hesaplaşma” […]

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (4) »

Yazar: Zühre Meryem Kaya         – Onların adına dizi deniliyor bacım. Yerli ve yabancı diye ikiye ayrılıyor. Hangisinden vereyim yerli, yabancı? Seçim şansınızda var ha! Duygusal, şiddet, komedi, gerilim, sosyal sorunları içeren bile var. – İyi ya madem ben şu “Tilkiler Tepesini” alayım. Hangi gün oynar bu?

Birlik ve Beraberliğe İhtiyacımız Yok »

Dünya hızla değişiyor, yeni olgular ve anlayışlar doğuyor. “Muasır medeniyet” hedefiyle ve “inkılapçılık” okuyla yola çıkmış bir Cumhuriyet’in bunlara gözlerini kapaması düşünülemez. Aksi takdirde Cumhuriyet bizzat kendi “temel nitelikleriyle” çelişmiş olur.Oysaki muasır medeniyetin 20. yüzyılın ikinci yarısında ürettiği kimi değerler, nedense bizim Cumhuriyet’imize pek uğramadı.

Etnik Türk solculuğu ve Ankara yürüyüşü »

Etnik milliyetçilik tabirini biliyorsunuz.Bu ülkede Türk siyasi aktörleri tarafından milliyetçilik her şekilde “iyi” bir kavram olarak algılandığı için “kötü” olanı belirtmek amacıyla etnik Türk milliyetçiliği tabiri kullanılır.Tüm sağ-kanat milliyetçilerimiz de “Biz asla etnik Türk milliyetçisi değiliz” diye vurgulama ihtiyacı duyarlar.Apaçık ırkçı tavırlar içinde oldukları zaman bile asla “etnik milliyetçi” değillerdir.Gerçi nevzuhur ulusalcılık cereyanı bu “tabu”yu […]

Ölüm üzerine »

Michel de Montaigne‘in denemelerinden birinin adı gibi oldu bu başlık. Fazlasıyla sıradan. Montaigne taştan yapılmış evinin kendisine ayrılmış bahçeye bakan odasında kitaplarının arasında mı yazmıştı onca denemeyi, fildişi kulesinin güvenliğinden dışarıya/dünyaya/hayata bakarak? Oysa ben hep o koca taştan binayı nasıl ısıttıklarını düşünmüşümdür, soğuklarda ne yapardı acaba Montaigne? Küçük bir soba? Çini sobası? Belleğim beni yanıltıyor […]