RSS Feed for This Post

Atatürk’ü kanun zoruyla sevdirmek

20080617_derin_dusunce_org_ataturku-sevmek2.jpg[16 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da “Atatürk’ü sevmediğini” söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu. “Büyük” bir gazete, internet sitesinde “İşte alçaklığın geldiği son nokta” gibi düpedüz hakaret içeren bir spot bile kullandı. Bu genç hanım “Atatürk’ü sevmemek suçu“ndan yargılanıp hüküm giyer mi, bilmiyorum. (Burası Türkiye; olur, olur.) Fakat kendisine “alçak” diyenleri mahkemeye verip tazminata mahkum ettirme hakkının olması lazım. (Ama burası Türkiye; olmaz, olmaz.)

Kuşkusuz bu gibi “aykırı” beyanlar karşısında yapılması gereken “vay, nasıl böyle düşünürsün” diye köpürmek ve “medyatik linç”e girişmek değil. Yapılması gereken, tepki gösteren kişinin niye öyle düşündüğünü anlamaya çalışmak. Zaten burada tepki gösteren kişi, yani “türbanlı” öğrenci Nuray Bezirgan, bunun sebebini de açıklamış. “İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa,” demiş, “benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz“.

Yazının devamı

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 7 Yorum

  2. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Haz 18, 2008 | Reply

    “seni sevmeyen ölsün”

    Yazı aklıma bir şarkının bu nakaratını getirdi. Garip bir memleketiz vesselam. Sevgiyi bile ölüm zoru ile dayatıyoruz.

    Neden sevmiyor diye topyekün saldırmak yerine neden sevilemiyor’u ya da neden sevdirilemiyor’u sorgulamaya cesaret edemiyoruz. Çünkü bu zor yol, o zaman kendimizdeki hataları da görmemiz kuvvetle muhtemel. Peki bu durumda ne yapılıyor, tabiki kolay olan linç yoluna gidiliyor. Hemde hiç düşünmeden.

    Oysaki modern toplumların en belirgin özellikleri içlerindeki farklı sesten olanlara da söz hakkı vermeleri ve bu hakları sonuna kadar korumaları. Düşüncenin ifadesi o toplumlarca çok mühim bir mesele.

    Muassırlaşıp, medenileşebilmek için toplum olarak bizim de hazmetmemiz gereken daha çok meselelerimiz var. Öyle ki o lokmaları önce bir çiğnemeye başlayalım…

  3. Yazan:hatice arı Tarih: Haz 18, 2008 | Reply

    ben mustafa akyol un yazısını okudum ve tamamen katılıyorum çok haklı bence insanları bu şekilde suçlamak çok yanlış asıl suçlanması gerekenler bu ülkeyi bu hale getirenler ne zaman birşeyler iyiye gitse birileri işleyen düzene çomak sokuyor buna artık dur demek lazımm!!!

  4. Yazan:anonim Tarih: Haz 20, 2008 | Reply

    Ah benim güzel ülkem sen bu lafları hak edecek ne yaptın ? Biri çıkıyor ben başörtülü okumak istiyorum diye Fransız mandasını kabul edecek kadar alçalıyor. Acaba hiç mi kitap okumadı kendisine anlatan yalanları hafızasından silmek için hiç mi Atatürk’ü sevmeye çalışmadı. Ortaya çıkan bu manzara tamamen AKP iktidarının oy potansiyelini artırmak için girdiği yol da yaptığı büyük yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Neymiş : “hem Laik hem Müslüman olunmazmış.” Bunca yıl bunu Atatürk ilke ve Inkılaplarına bağlı kalarak nasıl başardık. Bilmelidirler ki bu ülke ABD politikalarıyla yol alamaz. Politika baştan belirlenmiş gelen iktidarında bu çizgileri aşmaması gerekir.

  5. Yazan:Hakan Türk Tarih: Haz 21, 2008 | Reply

    Başından başörtüsü çıkarılarak üniversite kapılarında joplanıp hastaneye kaldırılan ve bebeğini düşüren bir kadından, zaman içinde bu yapılanlara sebebiyet veren atatürkçü, laik, demokratik(!) düşüncenin bizi getirdiği noktada atatürk’ü sevmesini istiyoruz. Bu öldüresiye mücadelede, o bayanın başındaki örtüden çok daha da önemli bir mesele var, sırtında balyozla bekleşip ağzından ne çıkacağını merak ediyoruz, ediyorlar. Sonuçta savunmasız kalmış insanların ağzından ne çıktığının bir önemi yoksa -ki yoktur bu yapılanlara bakılırsa- neden bu kadar önemsiyoruz onun söylediklerini? Zaten onun ağzından çıkanlarla ilgilenmiyoruz eninde sonunda doğruyu da söylese şeklen bize, bizim laik toplumumuza uymuyor laik kafaya göre, yaşama hakkı bile yok recm edilmesi lazım laik demokratlar -bunlar da bizim ülkemize has, bizim ülkemizde türemiş demokratlar. farklı görüşlere tahammülü olmayan onları yok etmeye kurgulanmış sürüm- tarafından.

  6. Yazan:hakan Tarih: Haz 21, 2008 | Reply

    İnsanlar sevme ve sevmeme hakkını kendinde saklı tutarlar ama malesef bu insan olma hakkı nasıl bir mantık anlamakda gerçekden zorlanıyorum hem insanları zorlayacaksınız hemde onların sizi sevmesini bekleyeceksiniz sevmiyorsa dava açıp kanun zoruyla sevdireceksiniz gerçekdende bunun izahını yapabilecek hiçbir mantık tanımıyorum zulmle eziyetle iterek kimseyi sevdiremezsiniz bu mümkün değildir. unutmamalıki birgün demokrasi özgürlükler herkeze lazım olacakdır bugün ittiğiniz insanlar yarın sizi iterlerse bunun sorumlusuda suçlusuda yalnız siz olursunuz okula almazsınız ama sevmesini beklersiniz
    itersiniz ama birlik beklersiniz
    Başı örtülü diye kürsüden indirdiğiniz insan sizden ve ideolojinizden nefret edecekdir kapıdan kovduğunuzda kalbinde kin tohumlarını ekersiniz ne ekerseniz onu biçersiniz

  7. Yazan:Bedestan Tarih: Haz 22, 2008 | Reply

    sen bu lafları hak edecek ne yaptın ? Biri çıkıyor ben başörtülü okumak istiyorum diye Fransız mandasını kabul edecek kadar alçalıyor. Acaba hiç mi kitap okumadı kendisine anlatan yalanları hafızasından silmek için hiç mi Atatürk’ü sevmeye çalışmadı. Ortaya çıkan bu manzara tamamen AKP iktidarının oy potansiyelini artırmak için girdiği yol da yaptığı büyük yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Neymiş : “hem Laik hem Müslüman olunmazmış.” Bunca yıl bunu Atatürk ilke ve Inkılaplarına bağlı kalarak nasıl başardık. Bilmelidirler ki bu ülke ABD politikalarıyla yol alamaz. Politika baştan belirlenmiş gelen iktidarında bu çizgileri aşmaması gerekir.

    Bir Leninistin “Lenini nasıl sevmezsiniz” hezeyanının aynısı üzerinize yapışmış. Olaya kemalizm penceresinden bakabildiğiniz için nasıl bir Leninist’e Lenin’in sevilmemesi anormal geliyorsa Kemal Atatürk’ün sevilmemesi de kemaliste normal gelecektir. Dolayısıyla “Lenini sevmeyen ölsün” yaklaşımı ile “Gaziyi sevmeyen ölsün” yaklaşımı arasında bir fark yok. Lenini sevmeyen ölsün size de saçma geliyor olsa gerek, öyleyse….

    Daha dogmatik olarak kabul edilen, “geri kalmamazın sebebi” (!) olan islam kültürüne bakalım. Resul bir peygamber olmasına, Allah’tan alemlere bir rahmet olarak gönderilmesine rağmen herkes tarafından sevilmemiş. Çünkü değer yargıları farklı, bakış farklı, duruş farklı. Yamuk bakan nasıl doğru görsün ? Resul bunu bilmiyor değildi. Medine site devletinin ana teması islamın tevhid unsuru iken bunu kabul etmeyen (haliyle beğenmeyen, haliyle sevmeyen, haliyle tasvip etmeyen) Yahudiler, Hrıstıyanlar.. “urun söyletmen”ci bir mantıkla ötekileştirilmedi, dışlanmadı, kovulmadı en azından bundan dolayı sorguya çekilmedi.

    Yie lay aynı yere eliyor ülkemizdeki kemalistlerin medenileşmesi, dogmalarından arınmaları, at sözlüklerinde soyunmaları için islam kültürüne çok ihtiyaçları var. hiçbir dogma onlarınki kadar dogma değil zira. Onların dogmaları Ahmet Turan Alkan’ın deyimiyle “herkesin dogmasını dövüyor”

    Mesela oraya çıkan bayan İngilterenin daha özgürlükçü bir ülke olduğu gerçeğini kemalistlerin yüzüne vuruyor.

    “mandacı” dogmasına hedef oluyor. Alakaya çay demle derler ya.

    Kadıncağız tarihçilerin söylemlerini tekrarlıyor.

    “cahil” yaftası yiyor. Çünkü kemalistlerin kıt tarihi bilgileri dünyanın en dokunulamaz dogmasıdır. Aksini ispatlamak yerine dogma yaftası yapıştırmak onların tarihçilik geleneğinin en belirgin özelliğidir.

    Eğer laiklik kemalistlerin anladığı laiklikse hem laik hem dine saygılı (haliyle kamil manada müslüman) olunamaz. Olunamıyor da işte ;) İnsan laik olmaz zaten ya…

    Vesselam…

  8. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Haz 23, 2008 | Reply

    Hiç zorla sevgi olur mu?Doğrusu sevginin kanun zoruyla dayatıldığı ender ülkelerdeniz.Hani K.Kore,Irak vs.gibi daha pek çok ülkede benzer tapınmacı anlayış yok değil ama bizdeki gibi ne kadar kanunlaştırılmış olabileceğini bilmiyorum.Kuşkusuz babadan oğula kutsal miras geçmiş gibi büyük kent duvarlarıda dev posterlerin hâlâ asılmakta olduğu sayısız ülke var.Ama böylesi tuhaf gelenekleri olan üçüncü dünya ülkelerini genellikle totaliter rejimler olduğuna,diktatörlükle yönetildiğine yorarız.Bu elbette doğru da bir tesbit,sonuçta henüz demokrasiye geçilmemiş olmasının yarattığı toplumsal bir durumdur.Ancak günün 24 saati Cumhuriyetin kazanımları,Anayasal değerler,çağdaşlık,demokrasi söylemlerinin hiç eksik olmadığı bir ülkede aynı anlayışın hakim olması anlaşılır bir durum değildir.

    Elbette bütün bunlar bir ülkenin değer verdiği bir devlet adamını her fırsatta karalamayı meşrulaştırmıyor.Bu mantık sevmeyi ve sevdirmeyi kanun zoruyla dayatan ve bu anlayışı destekleyenlerden hiç de farklı bir tutum değil.Çünkü sevilmemesi ve itiraz edilmesi gereken kişi ve şahsiyetler değil varolan anlayış olmalıdır.Dolayısıyla her türlü antidemokratik uygulamaya tepki duyulacaksa bu bizzat uygulayıcılarına olmalı.

    Nasıl ki islam adına terör estiren,ölmeyi ve öldürmeyi kutsal sayarak sivil insanların canına kastedenlerden İslamın değerleri,şahsiyetleri sorumlu tutulamayacak ve bizlere”o halde biz de şunu şunu sevmiyoruz”deme hakkını veremiyorsa,bugün yaşanan hoşnutsuzluklardan Atatürk’ü sorumlu tutup “onu sevmiyorum”demek de bana göre o kadar yanlış ve gereksizdir.

    Bu tür çıkışlar ne ülke barışına,ne toplumsal uzlaşmaya ne de demokratik bir ortamın oluşmasına katkı koyabilir.Karşısındakinin ağzından cımbızla laf almaya çalışan bazı haber bezirganlarının reyting hırslarına yarayabilir sadece.Bu tür soruları bilinçli sorarlar çünkü.Amaç,muhatabın sıkışarak zor durumda kalmasıdır.Yeterki ses getirsin,sansasyon yaratsın,gerisi pek umurlarında olmaz.

    O bakımdan toplumu birbirine karşı kışkırtmaya çalışan kötü niyetli zihniyetlerin eline koz verilmemeli.Onlar büyük bir iştahla ellerini ovuştururken,sağduyuyla karşılık verilerek hevesleri kursaklarında bırakılmalıdır.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin