RSS Feed for This Post

21. yüzyıl Osmanlı’sı ortaya çıkıyor

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan, aynı yerde işletme alanında, ardından da Ankara Üniversitesi’nde uluslararası iktisat dalında yüksek lisans yapan Etyen Mahçupyan, bu bölümde üç yıl akademisyen olarak çalıştı. Üst düzey şirketlerde de yöneticilik yapan Mahçupyan, 1996 yılından itibaren ticari işlerini tasfiye ederek entelektüel mecraya yöneldi. Osmanlı’dan Postmoderniteye, Yönetemeyen Cumhuriyet, İdeolojiler ve Modernite, Türkiye’de Merkeziyetçilik: Devlet ve Din, Batı’dan Doğu’ya: Dünden Bugüne Zihniyet Yapıları ve Değişim, İçimizdeki Öteki, Bir Demokrat Manifestoya Doğru isimli kitapları kaleme aldı. Şimdiye dek Radikal, Yeni Binyıl ve Zaman gazetelerinde köşe yazarlığı yapan Mahçupyan, yakın dostu Hrant Dink’in suikasta kurban gitmesinin ardından geçtiği Agos gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor; Taraf gazetesinde ve gazetem.net isimli web sitesinde düzenli olarak yazıyor.

Kendini “demokrat” olarak tanımlayan Etyen Mahçupyan, kitaplarında sınırlarını çizdiği demokratlık çerçevesinde eğilip bükülmeden, tutarlı bir duruş geliştirmiş; yakın tarihimiz ve onun ışığında şekillenen güncel meselelere farklı açılardan yaklaşabilen analitik zekaya sahip bir entelektüel. Kendisiyle Agos gazetesinde, Türkiye’de yaşanan derin dönüşümden son dönemde üretilen siyasi ve hukuki krizlere ve darbe teşebbüslerine kadar geniş bir alanda sohbet ettik. ­

Tür­ki­ye’de özel­lik­le son el­li yıl­lık sü­reç­te, üre­ti­len tüm kı­sa va­de­li si­ya­si kriz­le­re rağ­men de­rin bir top­lum­sal dö­nü­şüm ya­şa­nı­yor. Bu dö­nü­şü­mü na­sıl ana­liz edi­yor­su­nuz?

Tür­ki­ye gi­bi ül­ke­le­rin te­mel me­se­le­si, ken­di­le­rin­den da­ha hız­lı de­ği­şen ve bu ne­den­le on­la­rı bir tür ab­lu­ka al­tı­na alan ge­nel or­ta­ma na­sıl adap­te ola­bi­le­cek­le­ri­dir. Os­man­lı, du­ra­ğan­lı­ğı bir an­lam­da onur­lan­dır­dı­ğı, ya­ka­lan­dı­ğı an­dan iti­ba­ren “doğ­ru”dan uzak­la­şıl­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne inan­dı­ğı ve bu doğ­ru­yu da ken­di kla­sik dö­ne­min­de ya­ka­la­dı­ğı­nı dü­şün­dü­ğü için, he­men he­men her tür­lü de­ği­şi­mi za­rar­lı ta­ra­fıy­la ele al­mış; de­ği­şi­min ka­çı­nıl­maz­lı­ğı­nı id­rak ede­me­miş­ti. An­cak hoş­lan­ma­sa da bir şe­kil­de bu “sal­dır­gan de­ği­şim”e adap­te ol­mak zo­run­day­dı.

As­lı­na ba­kar­sa­nız de­ği­şim de­nen şey tam da bu­dur.

Yazının tamamı için

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 1 Yorum

  2. Yazan:suzannur Tarih: Haz 16, 2008 | Reply

    Makinist filmini izlerken bir anda oradaki Trevor’da kendimizi gördüm. Türkiye ne kadar çabuk kendi hatalarıyla yüzleşir, kendini eleştirir ve doğru olana yönelirse işte o gün rahat bir uyku uyuyabilecek. Trevor gibiyiz ve daha da kötüye gidiyoruz. Ne zaman yüzleşeceğiz? Hataları savunmayıp evet burada bir hata var ve bunu nasıl düzeltebiliriz, diyeceğiz.
    Sen şöyle yaptın, öbürü böyle… şeklindeki suçlamalarla bir yere varamayacağımız artık gün gibi ortada. Çok temiziz, asla hata yapmayız, sadece ben haklıyım endeksli sorgulama alanımıza bir türlü kendimizi dahil edemiyoruz. En azından bu anlamda Derin Düşünce, ezberleri aşan yazılarla karşımıza çıkıyor. Bunların sayısı artmalı ve hastalığımızı bir an önce teşhis edip tedaviye başlamalıyız. Yoksa demokrasi trenini kaçıracağız ve bundan sen-ben demeden hepimiz etkileneceğiz…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin