Sevilecek… Sev !
By Ekrem Senai on Haz 12, 2008 in Kategorilenmemiş
Güzin ablacığım,
Her şey o sarı saçlı, mavi gözlü adamın beni kurtarmasıyla başladı. İlk görüşte aşka inanır mısınız, ona sırılsıklam âşıktım. Evlendik ve mutlu bir şekilde yaşamaya başladık. Ama eşim, tutulduğu acımasız hastalığın pençesinden kurtulamadı ve vefat etti. İşte ondan sonra benim için katlanılmaz bir hayat başladı. Eşimin ailesi; kılık kıyafetime karışmaya başladı. “O böyle giyinmeni istemezdi” diye kocamı kullanıp evden çıkmama bile izin vermediler. “O okumanı istemezdi” diye üniversiteye gitmeme de izin vermediler. Onlara defalarca eşimin hayattayken beni böyle kısıtlamadığını, hangi hakla onun adına, benim üzerimde baskı oluşturduklarını sordum. Sürekli “evimiz namusludur, namuslu kalacak!” diyorlar, başka da bir şey söylemiyorlardı. Sanki ben namussuz biriyim, evin huzurunu istemiyormuşum gibi… Bir gün dayanamadım, “sizden de, oğlunuzu kullanmanızdan da bıktım, yeter artık!” diye bağırdım. Bana “sen oğlumuzu sevmiyor musun yoksa ?” diye sordular, inanabiliyor musunuz?”. “Oğlunuz öldü, anlayın artık. Ben özgür bir kadınım, istediğim gibi yer, içer, giyinir, soyunurum, bana karışamazsınız. ” dedim, kapıyı suratlarına çarptım ve evi terkettim. Ne olur söyleyin doğru mu yaptım, yol gösterin Güzin ablacığım.
Sevgilerimle,
Türkan Başörgülü
Sevgili kızım,
Sen bir yetişkinsin ve kendi kararlarını kendi verebileceğin olgunluktasın. Senin gönül bağını baskılarla kopartan bu dangozlar utansın. Oğullarını o kadar çok sevselerdi, onun adını kullanarak sana bunca eziyeti çektirmezlerdi. Onun temiz adını böyle kötülüklere alet etmezlerdi. Ama bazı insanlar böyledir kızım. Şimdi kayınvaliden olan o kadın müsveddesi her yerde “ah oğlum onun hayatını kurtardı, o oğlumu sevmiyormuş nankör…” diye timsah gözyaşları döküp ele güne seni anlatacaktır. Varsın anlatsın. Hayat devam ediyor, artık ölen eşini de geride bırakmalısın. Tanrı sadece senin olağanüstü eşini yaratmadı ya… Herkesin kocası var, öyle takılıp kalıyorlar mı? Ne zamana kadar onun yasını çekeceksin. Ölmüş bir kocanın kimseye faydası yok kızım… Onun devrinin üzerinden çok sular aktı kızım, dünya çok değişti. O da şimdi yaşasaydı çok farklı düşünür, farklı davranırdı şüphesiz. Ama keşke evini bırakıp gitmeseydin ya kızım. O ev senin evin çünkü… Şimdi göz yaşlarını sil ve evine geri dön kızım. Çünkü yakında insanlar daha açık fikirli olacaklar, yobazlıktan kurtaracaklar kendilerini; senin okumana da, istediğin gibi giyinip düşünmene de kimse karışmayacak.
Güzin Ablan
2 [?]


















6 Yorum
Yazan:Serdar Kaya Tarih: Haz 12, 2008 | Reply
Türkan Başörgülü gerek cahilliğinden, gerekse yalan söylediğinden ötürü müteveffanın giyim konusundaki düşünce ve tavırlarını doğru aksettirmiyor olabilir. Hemen inanmamak, müteveffa hakkında daha detaylı tahkikat yapmak lazım.
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Haz 12, 2008 | Reply
“
”
:-)
Doğru söze ne denir..
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Haz 12, 2008 | Reply
yahu mevta gitti ama ortalik hortlaktan geçilmiyor ki :)
Yazan:suzannur Tarih: Haz 13, 2008 | Reply
Türkan Başörgülü’nün evi terk ettiğine emin misiniz? Bence hala o evde, evden ayrıldığını zannediyordur. Sebep, o kadar eziyet görmüştür ki hayali gerçek sanıyordur.
(İroninin dili metafora yaslanınca, insan kelimelerini daha bir hassasiyetle seçmek durumunda kalıyor.)
Umarım Türkan Hanım, aslında hiç ayrılamadığı evinde bir gün huzura kavuşur. Mahkumiyetin böylesi, eziyetin en büyüğü olsa gerek. Habil-Kabil ilişkisinde en zor olanı da size en büyük zararın yakınınızdan gelmesi değil midir? Sahi yakın ne kadar yakındır???
Yazan:Talha Can Tarih: Haz 16, 2008 | Reply
Elinize sağlık Ekrem Bey,
güzel bir hikaye olmuş, ben bunu bir yerden hatırlıyorum ama?:)
Yazan:sadık Tarih: Eyl 22, 2008 | Reply
Bu yazı acaba Patagonya Muz Cumhuriyetinde yaşananları mı hicvediyor.Çünkü Türkiye gibi muasır bir ülkede bu ima edilenler yaşanıyor olamaz.