6cı Türkçe Olimpiyatı
By Rafet Günay on May 31, 2008 in Kategorilenmemiş
“Gözlerimi yummuş ümit meşcereliğimde çimlenen yarınki nesilleri seyrediyorum!”(1)
Günümüz insanının problemleri, ekonomik ve maddi olmaktan daha çok insani boyutludur. Fukuyama dememiş miydi: “Dünya sermayesini kaybediyor.” Bir düşünün şu sermayeyi, günümüz dünyasının kaybettiği sermaye ne olabilir ki. Herhalde olsa olsa insan sevgisi ve barış olurdu. Bugünkü nesiller, insani melekelerini tam geliştiremediğinden dolayı muzdarip, ilahi nimetleri insanca paylaşmadığı için rahatsız, sevgi fakiri olduğundan dolayı da endişeli e tedirgindir. Eğer günümüzün düşünce mimarları yeni bir dünya kurmayı düşünüyorsa planlıyorsa bu sevgi ile olmalı, her şeyi sevgi ile kucaklamalı. Bunu başaranlar sevgi insanı, evrensel ahenk adına önemli bir adım attığına inan hakikat erleridir. Aslında bu iş hem çok zor hem de çok kolaydır. Zordur, zira insani kıvam ister; kolaydır çünkü onu gerçekleştirme dinamikleri sayılan inanma ve her şeyi şefkatle kucaklama hassası zaten bizde mevcut.
Yeryüzünde hakikî insan kalmasa, dört bir yandan ufukları toz duman kaplasa, sokaklar bütün bütün çamur seylaplarına yenik düşse; her tarafı dikenler sarsa ve zakkumlar gülleri gölgede bıraksa; meydanlar saksağanlarla dolsa ve saksağan sesleri bülbül nağmelerini bastırsa, bal kâselerinin etrafında eşek arıları uçuşup dursa; ormanların ürperten vahşeti sokaklarımızda kol gezse, ilme hürmet kalmasa, mârifet kapı kapı kovulsa, insanlık bütün bütün vefasızlığa kurban gitse; dostluklar yıkılıp dostlar düşman tavrını alsa onlar sarsılmadan hep yerlerinde durur ve “Her şey devrilebilir ben ayaktayım ya.! Her taraf kupkuru çöle dönmüş; gözyaşları gibi bir kaynağım olduktan sonra ne ehemmiyeti var.! Yürümek için Allah iki ayak lütfetmiş, iş yapmak için de iki pençe; iman gibi bir sermayem var, gönlüm gibi de bir serhaddım.. Dünyaları imara yetecek fırsatlar değerlendirme bekliyor.(2)
Huntington’un medeniyetler çatışması iç görüsüne göre insanlar batmış ölmüş. Allah’tan bu hipotezi iki satırda çürüten gönül erleri var. Hatta onların sorduğu Herkesle uzlaşma olurmu? Sorusuna şu ince cevabı veriyorlar. Bir nevi mitolojik Pyhrus zaferinin kimseye fayda getirmesinin düşünülemeyeceğini ve bunun şu üç cevapla açıklanabileceğini bize gösteriyorlar:
- Misak- i Milli sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti‘nin birliği ve üniter yapısının korunması
- Özgürlükçü demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla yaşama geçirilmeye çalışılmalı.
- Çağdaş bilimin öncülüğünde; başka düşünce özgürlülüğü olmak üzere her türlü özgürlüğün kısıntısız olarak yaşama geçirildiği modern bir Türkiye için çabalaması. Bu çaba kafalardaki modern bir Türkiye için çabalaması. Bu çaba kafalardaki Atatürk milliyetçiliğinin de özünü oluşturur.
Buradan deştikçe siyah maskeli güçler, Jakobenler, Ulusalcıyım diye çıkan kişilere sesleniyorum, görün de şu Turancılık ve Milliyetçilik ve Ulusalcılık nasıl yapılırmış. Sözce ulusalcıyız diye tarif ettikleri Yeni barkotlu, numaralanıp tasnif edilmiş bu şebekeleri artık ülkemde istemiyorum. Allahtan yukarıda ifade ettiğim gerçek ulusalcıları görüyorum da imanım tazeleniyor.
Bugün bizim, şuna-buna değil; (benim milletimin maddi-manevi mutluluğu için cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım) diyenlere… Şahsi menfaat ve bencillikleri bir tarafa iterek Hakk ve millet yolunda fani olanlara… Toplumun ızdıraplarıyla kıvrım kıvrım kıvranıp, hep inilti kovalayanlara… Elinde ilim meşalesi, her yerde bir çırağ tutuşturup cehalet ve görgüsüzlüklerle mücadele edenlere.. üstün bir inanç ve azimle, dökülüp yolda kalanların imdadına koşanlara..maruz kaldıklar karşısında isyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden bir küheylan gibi yoluna devam edenlere..yaşama arzusunu unutarak yaşatma zevkiyle şahlanan babayiğitlere ihtiyacımız var.
Tarlada izlerinin olduğu iddiasında olmayan hiç olmazsa harmandaki mahsulü (sevinci) paylaşmayı isteyen eğitim ordusu sözde Ulusalcılara fatiha okutturacaktır eminim.
Tayvanlı bir genç : ” Tayvan okullarında birinde okuyan bir küçük kardeşim canlı bombaydı ama diğere küçük kardeşimi okutacağım. Hem de Türk okulunda okutacağım zira orada sevgi var, kin yok, bari o kurtulsun” diyordu. İnanılacak gibi değil. (3)
Dünkü gazeteleri elime aldığımda annesini 13 parçaya ayıran Bursalı gencin fotoğrafını görünce yukarıdaki sözlerin mana ifade ettiğini daha iyi anladım. Bugünlerde birkaç kanalda değişik bir heyecanın olduğunu gördüm. Karşımda dili rengi ırkı farklı birisi olduğunu gördüm ve bakanın karşısında “gülü susuz seni aşksız bırakmam” şarkısını söylüyordu. Bir yabancının ağzından Türkçe duymak ne güzel bir şeymiş. Meğer gördüğüm 6. TÜRKÇE OLİMPİYAT’ı için Türkiye’ye gelen gençlermiş.
Aslında bu olaylar bana Sayın Gülen’in görüşlerinin siyasi güç elde etmekle ve hatta geleneksel işlem ile pek az, fakat Max Weber’in “dünyevi asketizm” e ilişkin fikirleri ile daha fazla ortak noktaya sahip olduğunu anımsattı. Zira bu gelişmeler Fethullah Gülen hareketidir. Gönül işi, sevgi işi, hoşgörü işi… Bazıları takdir etmese de…
110 ülkeyi aynı dilde aynı paydaşta birleştirmek kimin ne işine ve şimdide sevgi adacıkları olmuş diyorlar. 90′lı yıllarda yiğidim siz gidin ardınızda biz varız diyen iş adamlarına ne demeli… bu kişiler galiba Sevgili Peygamberimizin müjdelediği gelecekte onlara deli diyecekler dediği kişiler mi acaba… Kim bilebilir ki…
Her gün dar kafalı insanların medyayı kendi elinde tutarak siyasi getirim elde ettiği ve sıra dışı gruplara peşkeş çektirdiği şu sıralar bir iki kanal bu içimizdeki isimleri bilinmeyen fedakâr iş adamlarının himmetleriyle yeşeren bu meyveleri görmek Tüm Türkiye’nin sevinci olmalı. Benim uzaktan yakından bu insanlarla ilişkim olmamasına rağmen onların yerine sevinesim geliyor.
Bu koç yiğitler, Hak rızası gibi en büyük bir işe gönül vermiş olmanın şuurundadırlar ve ona ulaşma uğrunda da her şeyi göğüslemeye kararlıdırlar. Şahısları itibarıyla hep mum gibi başları önlerinde küçük görünümlü, yanıp aydınlatmaya teşne ve iddiasız göründükleri aynı anda her zaman gerilimde ve kanatlarını germiş bekleyen güvercinler gibi ruhanîlerle yarışmaya da hazırdırlar.
Evet, öyle ümit ediyorum ki, yarın ki nesiller, her gün, her gece, her saat, her saniye bu güzel hayattan böyle bin bir zevk alarak, sinelerinde büyük deryaların büyük dalgaları gibi, birbirini takip eden vuslat ve aşk dalgalarına kendilerini salıverip, her biri küçük birer dalgayken derya olacak ve bütün bir ömür boyu damla damla aşk ve vuslat yudumlayan bu talihliler, bir gün en büyük aşkta, en büyük vuslata ererek, gölgelerin aldatmasından bütün bütün kurtulacaklardır.
Dünyanın en genç Türk profesörü olan O.S ‘nin neredeyse okumadığım kitabı kalmamıştır. Yazdığı her kitapta Türkçenin önemini vurgulamış ve Turancılık adına faaliyetlerini savunmuş biridir. Kitaplarının birinde “PEKİ TÜRKLER NEREDE?” diye soru soruyordu. Müsaadesi olursa âcizane cevabını ben vereyim :”Güneşin doğup battığı yerlere kadar bu bayrağı alıp siz taşıyın, arkanızda biz varız diyen gizli kahramanlarının gayretleriyle dünyanın yaklaşık 118 ülkesinde bu ışığı ve bayrağı taşıyan öğretmenler; Onlara her daim fikirleri ve dualarıyla destek olan Türk halkı ve değerli büyükleriyle geleceğin mimarisinin planını çizenler şuan dünyanın dört bir yanında çiçek sulamaya devam ediyorlar. Onlara bir Türk olarak çok teşekkür ediyorum. Ayrıca 1 Haziran 2008′de Türkçe Olimpiyatını seyretmeye sizleri davet ediyorum. İnanıyorum ki sizlerde onları görünce bu söylenenlerin boş olmadığını anlayacaksınız.
(1) Fethullah Gülen: Çağ ve Nesil Serisi, mutlu nesiller
(2) Nisan 2003 Yıl :25 Sayı :291 Sızıntı
(3) http://www.nytimes.com/
5 [?]


51 Yorum
Yazan:ANAHTAR Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
bu sözlerin altına ne yazsak abesle iştigal olur heralde. bazı anlamadığım eski türkçe ya da arapça kelimeler olsa da tamamı itibariyle muhteşem bir yazı olmuş.
teşekkürler..
Yazan:rafet günay Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 2003 yılından bu yana düzenlenmektedir. Uluslararası Dil Öğretimi Derneği tarafından düzenlenen olimpiyatların amacı, Türkçenin öğretilmesi ve Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin ödüllendirmesi, Türkiye’nin ve Türk kültürünün dünyaya tanıtılması, Türkçe öğretimi yapılan ülkelerle kültürel ve ekonomik ilişkilerin arttırılması ve dünya ülkeleri arasında diyalog ve barışın sağlanmasına katkıda bulunmaktır.
KATILIMCI ÜLKE SAYISI
Türkçe ve Türk kültürünün dünyaya tanıtılması için yapılan bu büyük organizasyon sayesinde bu güne kadar toplam 100 ülke Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na katıldı. 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 110 ülkenin katılımı bekleniyor.
1. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 17 ülke
2. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 24 ülke
3. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 41 ülke
4. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 83 ülke
5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 100 ülke katıldı.
HER YIL YAKLAŞIK 10.000 ÖĞRENCİ TÜRKÇE OLİMPİYATLARI İÇİN TÜRKÇE ÖĞRENİYOR
Türkçe Olimpiyatları’na hazırlanan öğrenciler Türkiye’de yapılan finale katılabilmek için bir yıl boyunca kendi ülkelerindeki elemlere hazırlanıyorlar. Öğrenciler sınıf, okul ve ülke elemelerinden geçerek Türkiye’ye gelebiliyorlar. Bir yıllık süreçte yaklaşık 10.000 öğrenci Türkçe Olimpiyatlarına hazırlanıyor.
100 ÜLKENİN KÜLTÜRÜ TÜRKİYE’DE TANITILIYOR
Olimpiyatların en renkli bölümlerinden biri olan Ülke Tanıtım Stantları Yarışması’nda katılımcı ülkeler giyim kuşamdan yemek kültürüne, müzikten folklora kadar en özel alanlarla kendilerini Türk insanına tanıtıyorlar. 2007 yılı Türkçe Olimpiyatları kapsamında İstanbul Feshane’de yapılan Kültür Şöleni yaklaşık 150.000 kişi tarafından ziyaret edildi.
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 21 Mayıs - 1 Haziran 2008 tarihleri arasında yani bugün düzenlenecek
110 ÜLKEDEN 550 YARIŞMACI
2008 yılı mayıs ayında düzenlenecek 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 110 ülkeden 550 yarışmacı ve 220 takım temsilcisi öğretmenin katılması bekleniyor.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Zenci bir kızın çatır çatır Türkçe konuştuğunu görünce inanın içim rahatladı, sosyal adaletsizlikleri gidermenin en iyi yolunun başka bir takım yerlere kültürel misyonerlik yapmak olduğunu İngiliz, Fransız okulları açan emperyal abilerden öğrenmek meyvelerini vermiş.
Ee, Fethullah Gülen’in ellerinden kimler tuttu?
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Diğer taraftan benim anlamadığım madem bu denli müslümansınız,
din kardeşlerinize -Irak’ta olsun Afganistan’da hatta Filistin’deki işbirlikçilikte olsun-her türlü zulmü reva görmüş Amerika’nın kolunun kanadının altından ayrılmamış Fethullah Gülen’in ‘in avukatlığını hangi etik ve vicdani sebeplerle yapıyorsunuz?
Babasının hayrına mı açtı Gülen o okulları, başka coğrafyalardan başka insanlar Türk kültürünü tanıtsa ne olur, tanıtmasa ne olur,
o ülkelere faydası nedir bunun, biz de İngilizce olimpiyatlarına girsek
“aman da ne kadar İngiliz olmuşuz” diye mi övüneceksiniz?
Yazan:sokrates Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
snowqueen
maksat ÜZÜM TOPLAMAK BAĞCIYI DÖVMEK DEĞİL.
tartıştığınız meseleyi artık herkes boş malayani olduğunu biliyor.
insaf…. el insaf…
ayrıca ilk cümlenizle çelişmissiniz …kutlarım…
genellikle böyle olmazdı ama…
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
hangi cümle ile çelişmişim, “içim rahatladı”derken ciddi olduğumu düşünmediniz umarım.
Yazan:blue Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Snowqueen,
Din kardeslerine ne faydasi var demissiniz. Sizce nasil bir fayda saglayabilirler, ne yapmalılar?
Yazan:blue Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Bu Turk okulları bence iki acıdan onemli:
Birincisi, bir sivil toplum kurulusunun azmederse dunya capında etkisinin olabilecegini gosteriyor. Muslumanlar acisindan guzel bir misyonerlik ornegik sunuyorlar. Turkce ve Turklukle ilgili kismiyla ilgilenmiyorum. Ama bir musluman olarak dunyanın en ucra koselerinde Islamı yasayan ornek insanların olması benim acimdan onemli. Ve insanların muslumanlıgı usameden uzerınden tanımaması acısından faydalı.
Ikincisi, bu insanlar yasadıkları ulkelerle Turkiye arasında dolaylı bir bag olusturuyor. Ingilizin Fransızın somurdugu topraklarda bu insanlara alternatif sunulmasına vesile oluyorlar. Hristiyan misyonerleri gibi insanlara incil uzatıp altınlarını istemiyorlar yani.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
@blue
Amerika vesayetinin günah çıkarmasını yaparak başlayabilirlerdi mesela, Türk-İslam sentezi misyonerliğindense, dünya için daha hayırlı bir hareket olurdu.
“Gönül işleri, sevgi işleri, hoşgörü işleri” bir anda bolca maddi kaynakla serpilip gelişemiyor maalesef. Bu harekete bu maddi kaynaklar nasıl sağlandı, bunu bilmek istiyorum.
Beni Tayvanlı çocuğun ne denli mükemmel Türkçe konuştuğu ilgilendirmiyor, Tayvan’da hala binlerce çocuk işçi varken F.Gülen hareketinin kimin safında durduğu ilgilendiriyor.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Hristiyan misyonerleri gibi insanlara incil uzatıp altınlarını istemiyorlar yani.
Bundan nasıl bu kadar eminsiniz?
Müslümaan olmasaydınız bu denli emin olabilecek miydiniz?
Yazan:halil dinç Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Evet incil uzatıp altınlarını istediler sonra incilin içinde altın verdiler ikisinide gördük.
Yazan:Ç-Z Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Fayda? Belki onlar da kendilerine “Hürremsultan”ı “nick” olarak seçip kullanırlar SnowQueen!
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 1, 2008 | Reply
Senin “nick”teki Ç de “Français” teki ç gibi bir ç mi?:)
Misyonerliğin karşıtı sığ milliyetçilik değildir.
Yazan:Deveye Hendek Atlatıcı Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Türk Okullarının Türk Düşmanları
M. Akyol
New York Times, dünyanın en itibarlı ve etkili gazetelerinden biri, belki de birincisidir. Bu gazeteye manşet olacak derecede önemli bir “eğitim hareketi” kurmak da, herhalde dünyanın en zor işlerinden olmalı. Ama Türkiye’de tam da bunu başarmış birileri var: Fethullah Gülen hareketi.
Günlük gazeteleri izliyorsanız, sözünü ettiğim haberin haberini görmüş olmalısınız. 4 Mayıs tarihli New York Times’daki “Türk Okulları Pakistan’a Daha Mutedil Bir İslam Vizyonu Sunuyor” başlıklı uzun hikayeyi kast ediyorum. Gazetenin İstanbul büro şefi Sabrina Tavernise’nin ve tecrübeli muhabir Şebnem Arsu’nun imzasını taşıyan haber, katı ve bağnaz bir din anlayışının epey yaygın olduğu Pakistan’da Gülen hareketinin açtığı okulların hem dindar hem de modern bir nesil yetiştirdiğini anlatıyordu.
Biz duya duya belki alıştık, ama bu “Türk okulları” gerçekten de muazzam bir proje. 91 ayrı ülkede 300’den fazla okul açmak ve bunların hepsini de başarıyla yaşatmak, şapka çıkarılacak bir iş. Fransa’da yaşayan bir dostum, bu okulların şöhretiyle Paris’in çok pahalı bir restoranındaki bir iş yemeğinde bile karşılaşmış. Bir süre Madagaskar’da yaşamış bir Fransız iş adamı, kendisine, “Çocuklarımızı oranın en iyi okuluna göndermek istediğimizde bize Türklerin idare ettiği bir okulu tavsiye ettiler” demiş. “Etkilendim” diye de eklemiş.
Bu, az şey değil. Türkiye deyince epey bir Avrupalı’nın aklına “Ermeni soykırımı”, darbeler, işkence ve bilumum insan hakkı ihlâlleri gelir. Son dönemde de 301 davaları, Hıristiyan cinayetleri veya tecavüz vakaları geliyor. “Türkiye’den iyi şeyler de çıkıyor” dedirten az şey var. Bunlardan biri de, belli ki, “Türk okulları.”
Ama ne gariptir ki bu Türk okullarının en büyük muhalifleri yine Türkler. Öyle ki bazıları, bu kurumları ziyaret etmeyi “parti kapatma” ve “siyasi yasak getirme”nin gerekçesi bile sayıyor. Medyanın malum köşeleri ise, okulları kötülemekle hızını alamıyor, bunlar hakkında olumlu şeyler yazan Batı basınını da suçluyor. Zaten Sabrina Tavernise, aynı AB Komisyoneri Olli Rehn gibi, Türkiye’deki “katı laiklik”ten bahsettiği için bir süredir boy hedefi.
Ne enteresan değil mi? “Katı laik”likten eleştiri alanlar, “vay, siz misiniz bizim laikliğimize dil uzatanlar” diye küplere biniyor, bu eleştiriyi getirenleri “dincilere satılmakla” suçluyor, yani aslında kaskatı olduklarını fiilen ispat ediyorlar. Öz eleştiri yapmak, “acaba gerçekten bizim modelimizde bir gariplik var mı” demek, akıllarına hiç gelmiyor.
Sorunun kökeni, Türk seçkinlerinin beynine kazınmış olan “din fobisi”. Bu öğretiyle yoğrulmuş standart bir Türk, dinin sadece “vicdanlarda” kalması gerektiğine, toplumu etkilemesi durumunda ise “karanlığa gömüleceğimize” sorgusuz-sualsiz iman ediyor. Bu öğretiye göre toplumda hiç bir dini hareket olmamalı, hele de bunlar eğitim kurumları açarak “yükselen yeni nesil”e yön vermemeli. Eğer din lazımsa bile, devlet onu gerektiği şekilde, gerektiği kıvamda topluma verir. Devlet zaten her şeyi bilir.
Bu zihniyet Türkiye dışında da vardır; ama sadece ideolojik dikta rejimlerinde. Demokratik Batı toplumlarında ise din toplumsal yaşamın her alanında kendini ifade edebilir. Örneğin her dini kurum ve cemaat kendi eğitim kurumunu oluşturabilir. Hele de Amerika’da laik devlet okullarının yanında sayısız Hıristiyan, Yahudi ve hatta İslami kolej vardır. Zaten bildiğiniz ünlü üniversitelerin çoğu din kökenlidir. Princeton Üniversitesi’nin ambleminde hala “Dei sub numine viget”, yani, “Tanrı’nın kudreti altında yükselir” diye yazar. Türkiye’de böyle bir cümle yazsanız bir üniversitenin tabelasına, artık yargı darbesine mi gerekçe olur, Sincan’da tank gösterisine mi, varın siz düşünün…
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Sorunun kökeni, Türk seçkinlerinin beynine kazınmış olan “din fobisi”.
Bir dindar sizsiniz zaten bu ülkede. Fethullah Gülen’i sevmeyen, takdir etmeyen herkes dinsiz, islam karşıtı, bir siz Müslüman.
Müslümanlar da zulüm görüyor zaten bu ülkede.
Bu öğretiyle yoğrulmuş standart bir Türk, dinin sadece “vicdanlarda” kalması gerektiğine, toplumu etkilemesi durumunda ise “karanlığa gömüleceğimize” sorgusuz-sualsiz iman ediyor.
Belki öyle iman ediyor, bunun yanlış olduğunu kim söyleyebilir?
Bu öğretiye göre toplumda hiç bir dini hareket olmamalı, hele de bunlar eğitim kurumları açarak “yükselen yeni nesil”e yön vermemeli. Eğer din lazımsa bile, devlet onu gerektiği şekilde, gerektiği kıvamda topluma verir. Devlet zaten her şeyi bilir.
AKP devleti bundan farklı mı? Bir din varsa Sünni-İslam olmalı bunu da devlet olarak biz temin ederiz evelallah!
Fethullah Gülen’i ve cemaatini eleştiriyor, takdir etmiyoruz kardeşim
zorla mı, Dünya Türk olsun yetmedi, Dünya Fethullahçı olsun!
Yazan:TT Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
“Gönül işleri, sevgi işleri, hoşgörü işleri” bir anda bolca maddi kaynakla serpilip gelişemiyor maalesef. Bu harekete bu maddi kaynaklar nasıl sağlandı, bunu bilmek istiyorum.
Paranın kaynağını merak için cemaate biraz yaklaşırsanız bu sefer de cemaatin para almadan hiç bir şey yapmadığından şikayet edeceğinize eminim…
sizin için sadece şunu söyleyeyim çetin altan’dan bile burs alıyorlarmış!…:)
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Snowqueen,
Bilmiyorum ama bildiğim 26 harflik Latin alfabesi kullanıyorlar ve bizimkinde olduğu gibi “ç” sesine karşılık gelen bir harf yok!
Peki nedir misyonerliğin karşıtı, kökleri “derin”de milliyetçilik mi?Bu durumda Türkiye sınırları içindeki tüm yabancı okulları “bize ne faydası var ki” diye kapatacak mıyız?Bu tavır pek yabancı gelmedi bana ama sizin “özgürlükçü” anlayışınızla pek bağdaşmıyor!
Milliyetçiliğin derinliğini, kelimeleri harflerine kadar parçalayınca ancak bulunabiliyorsa “Latin alfebesini” kullanan ülkemiz insanının milleyetçiliği için de söyleyecek bir kaç sözünüz var demektir,bilmek isterdim.Hele bir de ülke sınırlarımız içinde eğitim veren yabancı okullardan mezun olmuş bir de üstüne üstlük ihtisaslarını yurt dışındaki “ecnebi” okullarda yapmışlarsa!
Senin bakış açınla bakarsak “Türkçe öğretmek” misyonerlik(din takası) ise eğer,bu çocukların hepsi “Türk olmaktan ve varsa eğitim öncesi dinlerinden çıkmışlar demektir,öyle mi?
* * *
Eminim ,Atatürk Cumhuriyetin ilanından sadece 5 sene sonra bu ülkenin çocukları Tayvanlı çocuklardan farklı değilken, harf ve dil devrimi luzumsuz diye düşünmüş olsaydı şimdi senin de bir “ç” bağlamında “milliyetçiliğin derinlik tespiti” ni yapabilmen mümkün olmazdı.Geri dönüp bu durumu değerlendirdiğinde,şimdi durup baktığın açıdan Atatürk’ün “kimin safında” olduğu hakkında ne diyebilirsin,gerçekten merak ettim!
Fransa’nın laikliği,isveçre’in medeni kanunu vs vs…
Buna cevap bir gazete yazısından olsun;
Evrensel insan haklarından dem vururken,homoseksüellerin falanca ülkedeki özgürlüklerinden dem vururken Avrupalı gibi medenileşememekten dem vurulurken akıldan geçen “aman ne kadar de Doğuluyuz” yerinmesi değil mi?
Öyle olur olmaz tartışmalarda milliyetçilik derinliği ölçmeye kalkışarak tartışmayı “sığlaştırmamanız” daha isabetli olur kanaatindeyim (bu arada siz de Alman lisesi mezunuydunuz sanırım!Alman tarihini,edebiyatını,külürünü,dilini bilmenizin bu ülkeye ne faydası oldu?)
Not:kesinlikle kişi eşleştirmesi yapmadım mevzu ettiğiniz konunun benzer yanları için özellikle sivri bulacağınız örnekler verdim.
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Snowqueen,
Aşağıdaki yazının başlığı aynı bu şekilde;Fettulahın Yurt dışı okulları ile gurur duyanlara,
Demişsin ki;
Size göre ABD safında;orada yaşayıp Papa ile görüştüğüne göre başka bir kanıta gerek yok!
O halde Türkçe öğretilmesi,din eğitimi faaliyetlerinde bulunulması tamamıyla ABD politikası.Bu durumda ABD nin dünyayı Türkleştirme,Müslümanlaştırma gibi bir politikası mı söz konusu?
Türkiyede ise Fetullahcılar ahtopot gibi her yere sızıyorlar, irtica hortluyor , seriat rejimi gelecek deniyor,bu nedenle iktidar partisini kapatmak için iddianameler hazırlanıyor,hükümet tanınmış evrenselhukuk gerekçeleriyle itiraz ettiğinde ise AB ve ABD yanlısı olmakla “suçlanıyor” ki bu suçlayanlar arasında yukarıda link verdiğim sitedeki yazanlara uygun düşünenler yüzlerini yurt dışına döndüklerinde ise % 20 Hırıstiyanlaşmış bir grubun % 80 Müslüman Arnavut halkını idare etmesine tavır koyuyor.
Hani demokrasinin dindarlık,Hırıstiyanlık,Müslümanlık gibi bir ön tanımı olamazdı,olmamalıydı!
ABD destekli Gülen ile Türkiye İranlaşacak ama Gülen okulları etkisi(misyonerlik faaliyetleri)olan dünyanın geri kalanındaki tüm ülkeler Türkleşip Müslümanlaşarak ABD emperyalizmine hizmet edecek.
Gülen eli ile iş bitirmeye,dünyayı Fettullahçılaştırmaya çalışan ABD yi yönetenler, Türk ve Müslüman olmuş da bizim mi haberimiz yok acaba!
Şimdi Snowqueen,demek istediğinin ne olduğunu apaçık yazsan da ben de anlayıp beri gelsem.
Yazan:fizikci Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
“Gönül işleri, sevgi işleri, hoşgörü işleri” bir anda bolca maddi kaynakla serpilip gelişemiyor maalesef. Bu harekete bu maddi kaynaklar nasıl sağlandı, bunu bilmek istiyorum.
Anadolu insanını, kendi insanını tanımayanların bu değirmenin suyunun nereden geldiğini anlaMAmaları tuhaf değil.
Ama en azından şunu anlayabilirler: Kimse Kenya’ya okul açıp Türkçe öğreterek devleti yıkmaya, şeriatı getirmeye falan çalışmıyor. Paniğe gerek yok. Hatta ümitvar olunuz: Kısa zamanda Türk okullarının Türkiye’ye ve vatandaşı olarak “size” ne kadar büyük faydasının olduğunu göreceksiniz.
Not: Bu sene burs hedefimizi %60 arttırdılar. Burs bulma imkanına sahip arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim. :)
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Nuray Mert
Radikal
“Geçtiğimiz günlerde Londra’da, Fethullah Gülen düşüncesi, çevresi, hareketi üzerine bir konferans yapılmış. Haber ve izlenimleri başta Zaman (ve tabii Today’s Zaman) gazetesi olmak üzere, muhafazakâr yazarlardan okuyoruz. ‘Gülen’den bahsedilmeden İslam dünyası araştırılması yapılamaz’mış, ‘Huntington’ın çatışma gördüğü yerde Gülen barış imkânı arıyor’muş. ‘Gülen ve barış inşasına yaptığı küresel katkı’ ne kadar önemliymiş.
Ne barışı, ne küresel katkısı? Hangi barış, ne katkısı? İslam coğrafyası işgal, savaş, savaş tehdidinden yıkılıyor. Söz konusu konferansın yapıldığı İngiltere’de temel hak ve özgürlükler Müslümanlar söz konusu olduğunda askıya alınmış vaziyette. Tüm bunlardan bahsetmeden kimle ne diyaloğu kurulacak? Bu olsa olsa başını kumdan çıkarmayan devekuşu barışı, devekuşu diyaloğu
olur…”
ABD önderliğindeki Batı ittifakı, Soğuk Savaş dönemi boyunca, Müslüman coğrafyada Sovyetler ve sol tehdide karşı İslami hareket ve çevreleri destekledi. Bu işbirliği Soğuk Savaş’ın son perdesinde, yani Sovyetler’in çözülüş sürecinde doruk noktasına çıktı. Bu noktada, Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı radikal İslam, İran İslam Devrimi’ne karşı ılımlı İslam hareketini desteklemek gibi iki yönlü bir politika izlendi. Fethullah Gülen hareketi, ılımlı İslam kanadının bir unsuru olarak desteklendi. Yoksa, dünyanın dört bir yanında okul açmak, faaliyet göstermek, kendi halinde bir sivil hareketin tek başına başaracağı şey mi?
Dünya çapında, Fethullah Gülen okulları ve girişimlerinin önü bu çerçevede açıldı. Bana inanmıyorsanız, gidin bu okulların olduğu herhangi bir ülkeye değil okul, bağımsız biçimde dil kursu açmaya çalışın bakalım, açabiliyor musunuz?
Şimdi, belli ki, bu hareket benzer bir rol üstlenme hevesinde. Bu hareket içinde yer alan insanların birçoğunun iyi niyetle barıştan, diyalogdan yana olduğuna hiç kuşkum yok. Ancak genel tablo içinde ne rol oynadıklarlarını sorgulamalarını beklemek durumundayız. Yoksa, yeni Soğuk Savaş’ın bir uzantısı olmaya devam edecekler. Barış istiyorlarsa önce Irak işgaline karşı çıksınlar, diyalog istiyorlarsa, bir de Iraklı direnişçilerle konuşmayı veya onları dinlemeyi denesinler.…”
Kısacası, bu işler, fazlasıyla karmaşık ve karanlık işlerdir. Dünya sahnesinde, kendi halinde bir cemaate kimse ‘diyaloğa açık’ diye hayran olup, ön vermez, ülkesinde başı sıkıştı diye memleketinde barındırmaz. Niyetiniz ne kadar iyi, halis olursa olsun, bu oyuna girdiyseniz, onun oyuncusu olmak ve tüm bunları duymak, tahammül etmek zorundasınız.
—————-
Saf derken “müslümanlaşma, hristiyanlaşma, zerdüştleşme” gibi safları kastetmiyorum elbette:)
Sadece “Küresel ısınmanın suçlusu günahlarımızdır” derken bile Fethullah Gülenin safının nerede olduğu ortada.
Hükümet gazetesi Zaman’ın Tuzla ve 1 Mayıs olalarında safının nerede olduğu ortada.
“Yeni Dinci Sağ”ın safının neresi olduğu kadın meselesinden, ekolojiye, emeğe her bakımdan ortada.
Daha açıklayıcı birşey var mı?
(Alman lisesi mezunu mu?)
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Anadolu insanını, kendi insanını tanımayanların bu değirmenin suyunun nereden geldiğini anlaMAmaları tuhaf değil.
Kendi insanımı fayet iyi tanıyorum merak etmeyin.
Etrafımda Gülen cemaatinden insan yok mu zannediyorsunuz?
Yazan:BİLALRAHAT Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
sitenizde yazdıklarınızdan nasıl haberdar olabilirim… feedburner gibi bişey koyarsanız seviniriz..
Yazan:MY Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Yeni yorumcumuz Bilal Bey’in sitesinde guzel bir yazi okudum, buyurun bir alinti :
Tamami icin: http://bilalrahat.blogcu.com/17265591/
Yazan:suzannur Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Şu an programı izliyorum ve Yemenli bir çocuk Anadolu, Anadolu diye bir parça seslendiriyor. Ağzına sağlık o kadar da güzel söylüyor ki…
Yüzümde tebessüm, içim ışıl ışıl. Bu seviyeye getiren herkese teşekkürü borç bilirim. Ellerine sağlık, yüreklerine sağlık.
Daha da desteklemek lazım, daha çok.
Şimdi de çekirgeyi oynuyorlar. Harika :))
Yazan:DarbeliMatkap Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Kendi insanımı fayet iyi tanıyorum merak etmeyin.
Etrafımda Gülen cemaatinden insan yok mu zannediyorsunuz?
Nasıl bir cevap bu? Ne yani, “tamam oldu o zaman” mı diyelim sana şimdi?
Yazan:DarbeliMatkap2 Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Nuray Mert gibi coğrafyasını, tarihini ve maneviyatını tanımayan insanlar buna işbilikçilik, yalan-dolan, fasa-iso, ineğin altında buzağı veya hadi en iyi ihtimalle mucize diyorlar, ama bu gönül erleri buna öyle bir şey diyor ki şakilerin yüzüne indiriyor tokadı: ikram-ı ilahi… Sorgular mısınız hala?
Yazan:T. Suat Demren Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Nuray Mert’in yine aynı konuda saçma sapan bir yazısına şöyle bir yorum yapmışım bir zaman:
Yazan:T. Suat Demren Tarih: Haz 2, 2008 | Reply
Bilal bey,
Sitenin Rss adresi şudur:
http://www.derindusunce.org/feed/
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 3, 2008 | Reply
@Suat Demren
Nuray Mert en azından ortadaki çarpık duruma işaret ediyor,
Zaman gazetesi ve cemaatin çarpıklıklara karşı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirmisiniz?
Fethullah Gülen değil miydi, generallerden selam alan, hangi tohum hareketinden bahsediyoruz? Zaman Gazetesi değil mi 1 Mayıs dahil
iktidarın karizmasını çizecek olayları çarpıtan ya da sansürleyen.
Nuray Mert bu kirli oyuna işaret ediyor.
Kimi zaman sadece işaret etmek bile bir şeydir.
Irak’ta işgale kin kusuyorsanız, Fethullah Gülen’in Amerika’da yaşamasını “adaletli bir Müslüman” süzgeciyle nasıl açıklıyorsunuz?
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 3, 2008 | Reply
Snowqueen,
Günah deyince aklına ne çeşit günahlar geldi de durulan saf konusunda nasıl bir hüküm verdin bilemiyorum ama dinen yasak edilmiş olanlar, günahtır.
Küresel ısınma ile günah’ı ilişkilendiremediysen aşağıdaki alıntı yazıları okumanı tavsiye ederim.
Aynı sitede,“küresel ısınmaya karşı birey olarak yapabileceklerimiz” başlığı altında enerji ve su tasarrufundan bahseden pek çok tavsiye var.Bu tavsiyelerin özetle anlamı “israf etmeyin” demek oluyor.
Eh,artık küresel ısınmadaki insan faaliyetleri ile günah arasındaki irtibatı da sen kurarsın :-)
İnsanoğlunun,dünya hayatını tüm canlılar için zorlaştırıcı/yok edici faaliyetlerinin sebeplerini bazıları“ hata,umursamazlık,bencillik,hırs,vs.” olarak tanımlayabileceği gibi bazıları da insanoğlunun sahip olduklarını sorumsuzca “israf” etmesi anlamına gelen bu faaliyetleri “günah” olarak tanımlayabilir.Kimin neyi nasıl ifade edeceği konusunda bir itirazın olabileceğini düşünmüyorum!Gülen’in,islamiyetin dışına çıkıp Kur’anda yer almayan bir “günah” tanımı yapmış olduğunu mu düşünüyorsun?
İsraf, günahtır.Bunu herkes bilir!
Güzellik ne oradadır, ne burada; ne şu zamanda, ne bu zamanda; ne Roma’da, ne Atina’da. Güzellik, hayran olabilen bir ruh neredeyse oradadır. Başka yerde ararsanız, nafile!
-Henry David Thoreau-
Not:Gülen’le akrabalığım,cemaatiyle de bir ilişkim yok,hani aklına takılırsa diye.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 3, 2008 | Reply
@cuvaldız
Koyoto Protokülü imzalamak veya nükleer santral inşa etmek gibi durumlarda Fethullah Gülen dünya tarihine geçmiş bir çevreci aktivisttir hatta:) Bu anlamda da Amerikanın korkulu rüyasıdır.
O kadar ki “tabiatperest olmaya gerek yok” der, hatta “yağmur duasına öyle çıkılmaz böyle çıkılır”diye değme paganın eline su dökemez ritüelleri anlatır.
İsrafın günah olduğunu neden İslami sermayenin Gülen cemaati ayağına anlatmıyorsun?
Yazan:Şamil Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
…Fazlasıyla tez ve teori üretilse de; aslında çok basit bir formülü var, dost-düşman ayrımının…İçine cia sızan ya da cia ve türevleri tarafından manipüle edilen hiçbir oluşum, kurum, kuruluş; inandığımız hiçbir şeye pozitif bir katkıda bulunamaz, bilakis dejenere eder, unutturur, çürütür.
…Materyalizmin etrafında dönen ya da öyle olması istenen günümüz dünya düzeninde, millet-i ibrahim buyruğunu benimsemiş bir müslüman Türk, yukarıdaki tanıma göre “dost” olan herkesle dosttur, bu son derece meşrudur; ancak şeffaf olmayan oluşumlar illa ki insanların kafasında -kamuoyu görüşlerinin de etkisiyle- soru işareti bırakmaktalar…
…”Biz” im misyonumuz, ülkümüz nedir? Doğum ile ölüm arasındaki yolu, inanç ve kutsallarımız üzre çizmek…
…Tarihinin ilk saniyesinden beri, gerçek Türk Milliyetçiliği; bugünün nato orijinli atheist-ulusalcılığından, basit avrupai faşizmden çok ama çok uzak kalmış, bilakis, Allah’a hizmet etmiştir…Provakatör gruplar tarafından her fırsat kollanmış ve aynı amaç için yürüyen oluşumlar hep birbirine düşürülmeye çalışılmıştır…Biz; artık bu provakasyonlara kanmıyoruz….
…Dursun Önkuzular ölmeyecek…
…Dünya dili olacaksa, ingilizce yerine varsın, Türkçe olsun…
Yazan:mehtap karaca Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
@snowquenn,
Keske FG cemaatinin propaganda organinda Istanbul’daki imar katliamlariyla ilgili de bi seyler yazildigini gorebilsek. Acaba su tip haberleri gormemizin nedeni TASYAPI nin RTE hukumetiyle yakin iliskisi olabilir mi???
http://www.mimarist.org/mmektup/index.cfm?sayi=59&RecID=1511
Mimarlar odasi aylardir tepki gosteriyor, dinci basinda tik yok! Pardon kendileri ya unutmusum fakir fukara mazlum muslumanlar,sizin bizim gibilerse musluman bile degiliz ‘burokratik elitiz’. Onlarin gozunde demokrasi=sandiktir, hukukmus mukukmus anayasa mahkemesi dinlemezler!
Yazan:Aysun Altan Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
@SnowQueen, @mehtap karaca,
Varsa yoksa F.Gülen. hanimefendiler siz baska laf bilmez misiniz?
Depreme uygun olmayan onbinlerce binayi da F.Gülen mi dikti?
17 Agustos 1999′a onca insanin ölmesine yol açan depremi ne çabuk unuttunuz. AKP 2002′de geldi iktidara.
Simdi istanbul çirkin olacak diye yirtinan Mimarmar Odasi ve ihaleleri iptal eden Anayasa Mahkemesi 1999′a kadar iNSANLAR ÖLECEK diye neden kipirdamadi?
Ben söyleyeyim, Mimarlar Osasi ve Anayasa mahkemesi siyai birer örgüttür. Ne milarlikla, ne istanbulun güzelligi, ne hukuk ne de insanlikla alakasi yok bunlarin.
Eger CHP iktidarda olsaydi bu itirazlarin hiç biri yapilmayacakti.
Halk da bunun farkinda. O çoban, o okumamis, göbegini kasiyan, o bidon kafa halk hiç de aptal degil aslinda.
Basbakan asmis bu çetenin uzantilarinin kimler oldugunu her kes görüyor.
Uyanma sirasi sizde artik. Gerinin, sicak yataginizdan disari çikin. Pijamalrinizi cikarip giyinin. Dünya degisti. Türkiye de degisecek. Sizin sayenizde olmazsa size ragmen.
GÜNAYDIN :)))
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
Snowqueen,
Anlamadım?Demek istediğin; Gülen cemaatinin “insani faaliyetlerinin “ küresel ısınmayı arttırdığı mı? :-)
Yoksa,olaya çok daha derinden bakıp, petrol kuyularına sahip olan “İslami sermaye”yi mi işaret ediyorsun? .-)
Dur bakalım,bu İslami olan sermayeyi ABD üzerinden Gülen cemaatine nasıl bağlayabiliriz;
Nuray Mert ve onun “oyun teorisinden” esinlenmeye çalışayım; “oyun” belki de Bush Suudi kral/dolar hatırına kılıç dansı yaparken,kulağına “Gülen’e ılımlı İslam projesi adı altında omuz çık” diye fısıldanmış da olabilir :-)“siz islam’ın önünü açın,biz de sizin sıkışmış ekonominiz için doların” !Bence iyi bir pazarlık :-)Pazarlık da sünnettir ayrıca !(tarihler birbirine bağlamak için kısa kalıyor ama olsun oyunun adı “deli taşı”:-))
Bu kadar şaka yeter konumuz olmayan ama önümüze çıkardığın Gülen cemaati ve israfa dönersek;Bu konuda senin kadar bilgi sahibi değilim,anladığım kadarı ile İslami sermaye Gülen cemaatine yaptığı yardımları “israf” olarak nitelendirmiyor, “neden” sorusuna yine en iyi onlar cevap verir elbette.
Bu cemaate maddi destek vermeden gönüllü katkı sağlayanlar ise kendilerine ait olan hayatı nasıl yaşayacaklarına,kime yada neye öncelikli “hizmet” edeceklerine kendileri karar verebilirler değil mi?Her konuda özgürlükçüyken bu konuda pranga istemen niye?
Senin gibi dile getirilmemiş niyetleri okumaya kalkışıp,ispatlanamamış efsanelerle “israf” konusunda kalem oynatmaya kalkarsam söz konusu edilmesi gereken pekçok israf( üstelik de küresel ısınmaya katkı sağlayan) örneği bulabilirim;
1-Kömür ve altın yardım paraları ile toplanan oy, parti kapatma iddianamesi ile boşa gitmiş/israf edilmiştir.Yakılan onca torba kömürden çıkan co2 nin ısınmaya katkısından söz etmiyorum bile.Ha,bir de altınlar var;kimbilir kaç orman arazisi o altınlar için talan edilmişti.
2-Seçim yapıldı onca bütçe ayrıldı,insanlar aralarını kullandı,tatile gidenler yüzünden otobüs şirketleri ek seferler koydu onca petrol türevi benzin tüketildi.Devlet bütçesinden, çıkmayan petrol türevi mürekkepler için onca para harcandı,seçmen kağıtları ve oy pusulaları için onca ağaç katledilip enerji tüketen fabrikalarda kağıt haline getirildi amma velakin hepsi boşunaydı.
Madem “halka güvenilmez”di, seçim masaraflarını amoerte edecek süre (5 sene yeterli)kadar bile beklenemezdi ve bu iktidar belirlemesi büyük ağabeylerin hazırladığı 100 (adet) sayfa ve bilmem kaç klasör dolusu kağıt ile gayet ucuza mal edilebilirdi ise o zaman seçim denen demokrasinin ilk perdesi olan “seçim” oyununu sahnelemek için bunca zahmet ve masrafa katlanıp,zaman ve enerji niye tükettik?
İsraf ve el insaf!
Gülen cemaati kapatılacağını bilse elbette AKP yi destekleyerek küresel ısınmaya sebep olmak istemezdi. Sanırım!
Keşke CHP yi destekleseymiş ,1’e 10 veriyor,kendi hata bakırlarını marifet altınına bulayıp piyasaya sürmekte oldukça başarılılar.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
Halk da bunun farkinda. O çoban, o okumamis, göbegini kasiyan, o bidon kafa halk hiç de aptal degil aslinda.
Basbakan asmis bu çetenin uzantilarinin kimler oldugunu her kes görüyor.
Uyanma sirasi sizde artik. Gerinin, sicak yataginizdan disari çikin. Pijamalrinizi cikarip giyinin. Dünya degisti. Türkiye de degisecek. Sizin sayenizde olmazsa size ragmen.
GÜNAYDIN :)))
Bence sen bir yataktan çık önce.
Dünya ve Türkiye sandığın kadar günlük güneşlik değil.
Hükümet asker el ele vermiş sen başkalarını uykuda olmakla suçlarken, F.Gülen’e asker selamları verilmiş. Irak’lara operasyonlar düzenlenmiş gene el ele.
Bu “elitlerin ezdiği”, “mazlum müslüman” kampanyası kabak tadı verdi.
@Mehtap Karaca
Niye öyle diyorsun, TAŞYAPI dediğin göbeğini kaşıyan fakir fukara insanlardan oluşan bir şirket. Haşa ne demek İslami holding, sermaye falan, zaten müslümanlar bu ülkede dinlerini de yaşayamıyorlar…
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
@cuvaldiz
Ben CHP’nin avukatı değilim. Hiç bir partiyle onu “kraldan çok kralcı olup” savunacak, hatalarına rağmen ısrar edecek bağım yok.
Ama belli ki Gülen cemaati ve cemaatin yayın organlarının hükümetle göbek bağı var. Mazlum müslüman söylemi üzerinden propagandalarını kurguluyorlar.
Fethullah Gülen’in kendisi küresel ısınma ile yazı kaleme aldı.
Nükleer santralleri “bir rüya gerçek oldu” haberiyle veren gazetede.
Savunma çabasına girmenin pek bir anlamı yok bence.
“israf” dan bahsetmek için Gülen cemaatinin islami sermayenin neresinde durduğuna bakmak lazım, tüketim toplumunun ha keza.
Mesela, nükleer santral denen olgunun, hangi tüketim alışkanlıklarını
ayakta tutmak için gerekli olduğunun “israf”la bağlantısını bilecek kadar zeki olduğunu düşünüyorum oysa ki.
Yazan:mehtap karaca Tarih: Haz 5, 2008 | Reply
@Snowqueen,
Mimarim. Benim 10 sene kadar once tanidigim Emrullah beyin tasyapisi bayan eli sikilmayan-benimkini sikmamisti-, burolarina takunyayla girilen bir yerdi. O zamandan RTE’nin kankasidir.
Eee Tasyapinin en gozde yerleri binbir alavere dalavereyle almasi, nerede ev yapsa birden cevreyolundan oraya jet hiziyla cikis acilmasi tesaduf mu saniyorsunuz! Sizi bilmem ama sahsen bir musluman olarak bu vicik vicik iliskiler, acik acik soylenmeyen turban takmazsan musluman degilsincilik-Gerci Fethullah onu da son bir yazisinda acik acik soylemisti.
-, bu Arap isi tuccar muslumanligi migdemi bulandiriyor.
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Snowqueen,
Tebrik ediyorum,kesinlikle haklısın.Türkçe öğrenip Müslüman okullarında eğitim gören çocukların birer Nükleer santral taraftarı olarak da yetiştirilebileceklerini hiç düşünemedim. Nede olsa Gülen okullarında eğitim alıyorlardı değil mi?
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
@Mehtap Karaca,
“acik acik soylenmeyen turban takmazsan musluman degilsincilik” bir başkasının sizin Müslümalığınızı teşhis etmesiyle yada elinizi siz istediğiniz halde “tutmamasıyla” neden bu kadar ilgileniyorsunuz?
Ya siz,“takunyalı “ diyerek karşınızdakinin elini “vıcık,vıcık bir Arap ilişkisine girmek istemediğiniz için sıkmak istemeseydiniz ???
Nedir bu;Kadınları “türbanlı” erkekleri “takunyalı” !
Fazlası ile el sıkmaya meraklı,kıllı göğsünü göstermek için gömlek düğmelerini neredeyse göbek deliğine kadar açık bırakanların kimin kankası olduğunu düşünüyorsunuz?
Açık olarak söylenmeyen bu cümle size,başörtüsü kullananlara anayasa mahkemesi tarafından çok açık söylenen şu cümle gibi mi geliyor;”Sen kesin rejim değişikliği isteyecek kadar Müslüman’sın”
Ben de bu sebeple üniversitelerde eğitim alma hakkından mahrum edilen kızların “miğdelerinde”(doğru yazılışı “mide”dir ve Arapça’dır.bknz.TDK) nasıl ülser oluşmadığını merak ediyorum.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Tebrik ediyorum,kesinlikle haklısın.Türkçe öğrenip Müslüman okullarında eğitim gören çocukların birer Nükleer santral taraftarı olarak da yetiştirilebileceklerini hiç düşünemedim.
Zaman Gazetesi okuyucusu olmak bile yeterli:)
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Mimarim. Benim 10 sene kadar once tanidigim Emrullah beyin tasyapisi bayan eli sikilmayan-benimkini sikmamisti-,
Elif Şafak’ın bu “kadın eli sıkmayan erkekler”le ilgili çok güzel bir yazısı vardı. Tavsiye ederim.
bu Arap isi tuccar muslumanligi migdemi bulandiriyor
Bu tarz, en müstesna örneklerini Kabe karşısına 5 yıldızlı oteller dikmek ve bu uğurda Ecyad kalesi gibi Osmanlı kalelerini yıkarak gösteren bir kafa yapısı. Çevreden kastı, plastik palmiye ve yapay fıskiye yapmak, kadın hareketinden kastı “okumuş ama evinde kocasının himayesinde yaşayan” anneler yetiştirme olan.
Yazan:çuvaldız Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Snowqueen,
Bu yazdıklarını okuyunca,başka bir başlıkta bahsettiğin bağı oldukça kuvvetli olan,“biz solcular”diyen bir yorumcunun(nessrin) yazdıkları geldi hatırıma;
:-)“demiş ama öncesinde yazdıklarıyla da kendisi “düşüncelerinin toplandığı merkezi” oldukça ayan beyan belli edivermiş.;
Yeter ki dinsiz olsun,eleştirmek için “din” yeterli tek mazeret.
Snowqueen,sizin de yazdıklarınızın özü itibariyle bundan farkı yok sadece seçtiğiniz kelimeler farklı!Konu ne olursa olsun gelip dine,ordan Gülen’e ordan da AKP ye bağlamadan edemiyorsunuz.Sonra bir de kalkıp Mazlum müslüman söylemi üzerinden propagandalarını kurguluyorlar. diye yazabiliyorsunuz.
Tüm bu satırları yazabilen kraldan çok kralcı biri sizce hangi okulda eğitim görmüş ve hangi gazeteyi okuyor olabilir?
Yazan:İsimsiz Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Sizler kadar kültürlü olduğumu soyleyemeceğim.ama herkesin yazdıklarından buyuk keyif aldım.Bi tartışma bu kadar mı kaliteli olur.Hangi safta olursanız olun bu ülkenin sizin gibi insanlara ihtiyacı var.
Ama kesin bir dusuncem daha var oda bu ülkenin FG ye ve cemaatine ihtiyaci yok.Onların oğretilerine de ihtiyacimız yok.Din tek bir kaynaktan öğrenilir oda Kutsal Kitap’tan.Kutsal Kitabı okumamı engelleyen herşey benim can düşmanımdır.FG mensupları yaptıkları ev toplantılarında demiyorlarmı çoğu kez arapça bilmediğimiz için anlayamiyoruz.araplar bile anlayamiyorlar onun için yoruma ihtiyacımız var.birilerinin üstadlarin bize öğreteceklerine ihtiyacımız var.
Hayır kardeşim hiç kimseye ihtiyacımız yok bizim.Kutsal Sözlerin beni etkilemesi benim onlari anlayabilmem için ruhban sınıfına ihtiyacım yok.FG ye ve oluşumuna da ihtiyacım yok.
Dünyanın Siyasi çekişmesinde benim FG yi filan aşıp Türk olmaya ihtiyacım var.Soydaşlarimin bu dünya üzerinde baskı şiddet gormeden alnı ak dolaşmaları için ülküler edinmeye ihtiyacım var.Hiristiyan Blokunun dünya müslümanlarına karşı yürüttükleri asimilasyon çalışmalarına karşı tüm müslümanlarla birlik olmaya ihtiyacım var.
Ancak dikkat edelim.
Dünya Milliyetçilikle Din i ole bir kariştirip doğu blokunun üstüne gidiyorki işte biz de tabiri caizse apışıp kalıyoruz.ABD sosyalist blokuna karşı orda FG ve okullarını desteklerken kaynaklar aktarırken Türkçümüydü?
zannetmiyorum.Herkes herşeyi ülküsüne ulaşmak için kullanıyor.
Burda Bizim şu soruyu sormamız gerekmekte :
Türkün Ülküsü Nedir ?
cevabı ben bilmiyorum bilen varsa söylesin.
şunuda anlatmadan geçemeyeceğim :
Bir cumhuriyet bayrami balosunda bir genç doktor Ata ya sorar : Bize herşeyi verdin.Devrimleri yaptin.Senden sonra biz ne yapacağiz.Bize hala hedef gostermedin.
Atatürk sus işareti yapar.bir süre sonra genç doktorla bir odaya geçer.koltuğa oturur ve arkasındaki dünya haritasını gösterir. Derki orda Türklerin ve müslümanların üstünde bir Ağırlık var görebiliyormusun?
Doktor anlamıştır eski sovyetleri Evet der.
İşte o bir gün dağılacaktır ve orda yaşayan bir çok soydaşımız vardır.Gerisini ben söyleyemem.ülkünüzü ordan siz çıkarın der.
olay birebir boyle olmasada buna yakındır okuyan bilen varsa orjinalini koyar.
Herkese Teşekkür ederim
Yazan:turan çevik Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
yemin ediyorum midem bulanacak yaaaa..
milyonlarca metrekare türk bayrağı yaptıralım dünyanın üstüne de gerelim. ohhh.
sabah akşam da ne mutlu türküm diyene! diye bağıralım (ki bu sözü severim aslında)
cumhuriyet devriminin en büyük yanlışı insan ufkunu dinamitlemesi oldu.
adam karşı olduğu kişi ve kurumların kullandığı metotları kendi işi için de kullanabilyor.
basit işlerle avunuyoruz.
bizi mutlu etmek çok kolay.
bir aferine dokuz takla atarız hepimiz..
kabuk muhteşem öz boş….
Yazan:turan çevik Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
bi de şu var ki söylemeden geçemeyeceğim:
kıt akıllılar f.gülen aleyhinde konuşuyorlar.başka kıt akıllılarda, “yanılıyorsun muhterem” diye olayı izaha çalışıyor..
müslüman ikliminin küfürle diyaloğuna bakar mısınız?
karşılıklı kahve sohbetini geçmeyen seviye…..
(buradaki diyalogdan kastım karşılıklı konuşmadır.yani ilk anlamındaki diyalog. meşhur diyalog değil yani)
Yazan:selimcan Tarih: Haz 6, 2008 | Reply
Yorumlarınızın karşılıklı iyi-kötü, güzel çirkin ekseninde sürmesi insanı bayıltıyor. İyi dediğinizin hiç mi kötü tarafı yok, yada kötü dediğinizin hiç mi iyi tarafı yoktur kardeşim.
Basit ve seviyesiz bir kısır döngüye girmişsiniz bunaldıkça batıyorsunuz. Ben derin düşünce platformunda böyle sığ çamur atmalara rastlayacağımı düşünmüyordum. Dünya siyah-beyaz görüntüden ve soğuk savaş paranoyasından çıkalı yıllar oldu. Evrensel olan her düşüncenin, güçülü her yaşam felsefenin, kendisine güveni olan her yaşam tarzının varlığına katlanmalısınız. Kabul etmeyebilirsiniz ama rencide etmek zorunda değilsiniz.
Yazan:snowqueen Tarih: Haz 7, 2008 | Reply
Konunun AKP hükümeti veya Fethullah Gülen’e bağlanmasından daha doğal ne olabilir? Patagonya hükümetine bağlanmasını mı umuyorduk?
Sürekli “aman kutsalımıza dokunmayın” söylemi.
Kurumsallaşmış dinler ve dogmalara karşı çıkmaktan da doğalını göremiyorum.
Hele bir de dışarıda hayali kolonyalistler, haçlılar varmış gibi
“müslümanlar bu ülkede eziliyor”propagandası.
İslami holding patronu karısı ve kapıcı karısı “müslümanız diye bizi eziyorlar kardeş”te buluşsun yeter ki.
Otellere konup yakılıyor müslümanlar, sadece ve sadece müslüman oldukları için tabi ya. Bir müslümanlar eziliyor,
Ama en çok müslüman: Gülen cemaati.
İslamda ruhban sınıfı yoktu öyle değil mi?
“Kenan Evren cennetlik” diye başka biri söyleseydi(mesela Sezer) tavrınız ne olurdu kimbilir, “bir katille bir ateist eşdeğerdir” diyen birinin “hoşgörü, diyalog. şu bu” açılımları bana gerçeklikten uzak geliyor.
Altına sayfalarca açıklama yazmaya gerek yok, bugün bir çocuk bile anlar kendi sistemine zararlı herşeyi cadı avlarıyla yok eden, Rosenbergleri asan Amerika’nın, Fethullah Gülen’e kapılarını konukseverlikle açtığını.
Yazan:Ç-Z Tarih: Haz 7, 2008 | Reply
Snowqueen,
Patagonya hükümetine bağlanmasını mı umuyorduk?
Bak burada çok çok ama çok haklısın.Sahip olduğumuz bir takım ortak niteliklerle “Patagonyalı” olmadığımızı biliyoruz.Bu niteliklerden biri de çoğunluğun inandığı din yani İslam yani Müslüman olmak.
İster Baykal,ister,Erdoğan,ister Sezer,ister Gül,ister Yalçınkaya,ister Kılıç vs vs bildiğim kadarı ile hepsi kendini Müslüman olarak görüyor ama hiçbirinin ve elbette senin de birinin diğerinden daha çok yada daha az Müslüman olduğunu “iddia” etme yada sırf bu sebeple suç isnat etme hakkı yok .
Ama en çok müslüman: Gülen cemaati.Bunu diyen sensin.Bir Müslüman diğerine sen benden daha çok Müslümansın demez!
Bu iddiadan yola çıkarak daha da ileri gidip “benden daha Müslüman olan diye tanımladığı birinin her attığı adımı engellemek için sahip olduğu /hatta sahip olmadığı gücü sadece kendi hayal dünyasında yarattığı korkular nedeniyle engellemeye hakkı yoktur.Bu engellemelerle/hak gaspları ile “mazlum” durumuna düşürdüğü kişi hak talebinde bulunduğunda sanki sahip olduğundan daha fazla hak yada ayrıcalık talep ediyormuş gibi yaygara yapanların zihniyetlerinin özet cümlesidir bu; Mazlum müslüman söylemi üzerinden propagandalarını kurguluyorlar.
İslamda ruhban sınıfı yoktu öyle değil mi?Benim bildiğim kadarı ile yok,senin baktığın yerden öyle mi görünüyor?Bunu saygı ile karıştırıyor olabilir misin?Sen,eşlerin birbirine /evliliğe sadakatlerini de koşulsuz,kişiliksiz bir itaat olarak algılıyorsun da!
Sürekli “aman kutsalımıza dokunmayın” söylemi.Bu ne demek;”Senin kutsalın benim kutsalım değil,dokunurum zira dokunma hakkım var”NEDEN var?NERDEN alıyorsun bu yetki/hakkı?Karşındaki insanın kutsal saydıkları senin “hak mahrumiyetine” uğramana sebep oluyor mu?
Kurumsallaşmış dinler ve dogmalara karşı çıkmaktan da doğalını göremiyorum.
Devlet’in diyanet aracılığı kurumsallaştırdığı,kıvamı belli bir din anlayışına elbette karşı çıkılmalı.:-) Bu din-devlet bağını AKP çözmeye çalışsaydı iddianame bile hazırlamaya gerek kalmazdı herhalde!Söylenip,yazılabilecekleri hayal etmek zor değil;Konunun AKP hükümeti veya Fethullah Gülen’e bağlanmasından daha doğal ne olabilir?
Hele bir de dışarıda hayali kolonyalistler, haçlılar varmış gibi
“müslümanlar bu ülkede eziliyor”propagandası.
O.Öymen’in dışarıya, bir gazeteci aracılığı ile başörtüsü için “Nazi sembolü benzetmesi” ile propaganda yapması belki sana bir şey ifade eder.Bu zihniyet nedeniyle değil mi ki kızlar üniversite eğitimi alamıyor,öğretmen,doktor yada hakim olamıyor?
İşin ucunda birileri yanmamış ve hala hayattsaysa “eziliyor” diye konuşmaya gerek yoktur mu diyorsun,ancak ölüm mevzu bahisse konu üzerinde konuşulabilir öyle mi?Yazık!
Tüm bunlardan sonra bugün bir çocuk bile anlar kendi sistemine zararlı herşeyi cadı avlarıyla yok eden bir zihniyetin var olduğunu,kimleri ve neyi cadı ilan ettiğini!
Yazan:GERÇEK Tarih: Haz 23, 2008 | Reply
KİM NE DERSE DESİN ASIL OLAN BİR ŞEY ,, DÜNYANIN DÖRT BİR TARAFINDA BU ÜLKENİN BAYRAĞI DALGALANIYOR VE MARŞIMIZ SÖYLENİYOR, TÜRKÇE SEVDALISI ÇOCUKLAR YETİŞİYOR, HALA NE FAYDASI VAR DİYENLERE ŞUNU SÖYLÜYORUM ,SENİN YADA KİMİN NE KADAR FAYDASI VAR,ÖNCE BUNU SORUN.
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI YAPILAN EN KAPSAMLI VE ANLAMLI ORGANİZASYONDUR
DAHA İYİSİ OLURSA ONADA SAYGI DUYARIZ
DAHA İYİSİ YAPILANA KADAR YAPILAN BU BÜYÜK İŞE VE EMEĞİ GEÇENLERE SAYGI DUYALIM
Yazan:İnsan Tarih: Ağu 15, 2008 | Reply
Bence F.Güleni eleştirenlerin bir kısmı bilgisizlikten ya da yanlış bilgilenmekten, bir kısmı kendisi yapamadığı ya da yapamayacağı için çekemediğinden, bir kısmı Türk ve İslam düşmanı belki de insanlık düşmanı olduğundan, bir kısmı menfaat uğruna herşeyini satacak kadar adileşen nankör, aşağılık ve hain, bir kısmıda aklı, fikri dolaşısıyla anlayışı körleşmiş aşırı ırkçı kimselerden oluşuyor. Bana sorsalar en tehlikelisi hangisi diye ben sonuncusu derdim. Çünkü sizin parçanız ama sizden kopuk, en yakınınız ama sizden çok uzak, aynı dili konuşuyorsunuz ama sizi anlamaktan aciz.
Bilmeden yanlış yapanlara Allah doğruları göstersin ve düzeltsin, kasten yapanlarında Allah belasını versin ve onların tuzak ve fitnelerinden Türk Milletini ve Dünyanın diğer mağdur milletlerini ve insanlarını korusun.