<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Türkiye faşist olur mu? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 22 May 2012 02:13:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Liberalizmin kusurları(3): Liberalizm ahlâksızdır! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-57543</link>
		<dc:creator>Liberalizmin kusurları(3): Liberalizm ahlâksızdır! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 13:57:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-57543</guid>
		<description>[...] bu peşin mağlubiyet, bu büyük fikrî zaafiyet sebebiyle liberal düşünce de Sosyalizm ve Faşizm ile aynı çıpaya bağlı bir gemi sanki? Bu &#8220;pozitivizm çıpası&#8221; insanların FARKLI [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bu peşin mağlubiyet, bu büyük fikrî zaafiyet sebebiyle liberal düşünce de Sosyalizm ve Faşizm ile aynı çıpaya bağlı bir gemi sanki? Bu &#8220;pozitivizm çıpası&#8221; insanların FARKLI [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Faşizm her yerde, sen neredesin ? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-34871</link>
		<dc:creator>Faşizm her yerde, sen neredesin ? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 22:02:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-34871</guid>
		<description>[...]  &#8221;Türkiye faşist olur mu?&#8221; isimli yazımızda ayrıntılı biçimde anlattığımız gibi faşizmin merkezi Putsal Devlettir. Devlet herşeyin üstündedir. Halk için neyin iyi, neyin kötü olduğuna da devlet karar verir. Devlet kendi iç ve dış düşman tarifini yine kendisi yapar. Kürtler, Ermeniler, başörtülü kızlar &#8220;bölücü, şeriatçı vb&#8221; etiketlenip tehdit oluşturulur ve sonra bu gruplara eziyet edilir. Faşizmin benzinidir, yakıtıdır bu iç ve dış mihraklar. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  &#8221;Türkiye faşist olur mu?&#8221; isimli yazımızda ayrıntılı biçimde anlattığımız gibi faşizmin merkezi Putsal Devlettir. Devlet herşeyin üstündedir. Halk için neyin iyi, neyin kötü olduğuna da devlet karar verir. Devlet kendi iç ve dış düşman tarifini yine kendisi yapar. Kürtler, Ermeniler, başörtülü kızlar &#8220;bölücü, şeriatçı vb&#8221; etiketlenip tehdit oluşturulur ve sonra bu gruplara eziyet edilir. Faşizmin benzinidir, yakıtıdır bu iç ve dış mihraklar. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-23106</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 11:57:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-23106</guid>
		<description>Yeryüzünün en güzel ülkesinde yeryüzünün en saçma insanları yaşıyor gibi geliyor bazen bana. 
Guliver’in dolaştığı o tuhaf, masalsı ülkelerden biri sanki burası. 
Eğer Guliver buralara da gelmiş olsaydı herhalde yazarı onun ağzından, “anlamsızlığı anlam zanneden garip insanların diyarına uğradım” diye yazardı. 
Haklı da olurdu. 
Neredeyse anlamsızlığı ve saçmalığı “hayatın tam orta yerine” yerleştirip bütün davranışlarımızı da ona göre ayarlıyoruz. 
Şu son olay bir bakın. 
Ankara Barosu’ndaki seçimlerde türbanlı ya da başörtülü, hangi kelimeyi kullanmak istiyorsanız onu kullanın, on yedi avukat kadın oy kullanıyor. 
Daha sonra bundan sorun çıkıyor. 
Barolar Birliği, bu avukatların cezalandırılmasını istiyor. 
Ankara Barosu buna karşı çıkıyor, “bunun faşizan bir davranış olacağını” söylüyor. 
Barolar Birliği ısrar ediyor. 
Ve Ankara Barosu, “faşizan” olduğunu söylediği uygulamayı yapmak zorunda kalıyor. 
Bir hukuk kurumu, “faşistçe” bulduğu davranışı hayata geçiriyor. 
Şimdi, bunun neresinde bir anlam var? 
Avukat kadınların baro seçimlerinde türban ya da başörtüsü takmasının nasıl bir sakıncası olabilir? 
O örtüyü takıp takmamaları onların düşüncesini değiştirecek değil ya. 
Ama, durduk yerde “ciddi” bir sorun yaratılıyor. 
Türban takmak “laikliğe” aykırı bulunuyor. 
Barolar Birliği, hangi hukuksal ölçüyü kullanarak “başörtüsünü” ya da “türbanı” laikliğe aykırı görüyor? 
Bu ülke başörtülü ve türbanlı kadınlarla dolu. 
Baro seçimlerinde oy veremeyenler, genel seçimlerde nasıl oy verecek? 
Türbanlıların genel seçimlerde de oy verme hakkı mı kısıtlanacak? 
Ankara Barosu’nun dediği gibi bu tür uygulamalar kaçınılmaz olarak “faşizme” gider. 
Laik olacağız derken rahatlıkla faşist oluyoruz. 
Zaten bu anlamsız “türban” takıntısı yüzünden bu ülkede laiklikle “faşizm” yavaş yavaş eşanlamlı iki kelime haline gelmeye başladı. 
Ama bence asıl sorun bu değil. 
Hukukçular istedi diye “faşist” olmaz bir ülke. 
Sadece zalimler bir ülkeyi faşistleştiremez. 
Mutlaka bu konuda “mazlumlardan” destek almaları gerekir. 
Ve, bu desteği ne yazık ki alıyorlar. 
Bakın, bizim ülkenin türbanlı kızları ve onların türban takma hakkını savunan dindarları, “Ermeni sorunu” konusunda ne düşünüyor? 
“Ermenilerden özür diliyoruz” diye bir kampanya var, bu kampanyaya imza verirler mi? 
Ermenilerin gördüğü zulmü araştırmaya, yaşananları kabul etmeye hazırlar mı? 
Dindarlar bir “Ermeni sempozyumu” toplayıp bu konuyu tartışırlar mı? 
Ya da dindarlardan ve onları temsil eden partilerden bir “Kürt sorunu” kurultayı bekleyebilir miyiz? 
Dindar Sünniler, “Alevi hakları” için ayağa kalkarlar mı? 
Bugüne kadar bunların bir örneğini görmedik. 
Türban konusunda çok hassas olan bir dindarın yanında Ermeni meselesini bir açın bakalım, nasıl tepki alacaksınız? 
Gerçekleri tartışmaya razı olacak mı? 
Yoksa Ermeni konusunda Barolar Birliği’nin yanında mı yer alacak? 
Ben Kürt meselesinde de dindarlarla Barolar Birliği’nin aynı düşünceleri paylaşabileceğini düşünüyorum doğrusu. 
“Faşizan” baskılar yaratmaya yatkın duran Barolar Birliği gibi kuruluşların gücü, çeşitli konularda “kurbanların” desteğini almalarından kaynaklanıyor. 
Siz Kürt meselesinde, Ermeni meselesinde “demokrasiye, insan haklarına, hukuka” aykırı davranışları destekleyip sadece “türban ya da başörtüsü” meselesinde demokrasi isterseniz, istediğinizi elde edemezsiniz. 
Aynı şey Ermeniler, Kürtler, Aleviler için de geçerli. 
“Ermeni soykırımı kabul edilsin” diye kampanyalar açan özellikle yurtdışındaki Ermenilerden kaçı aynı şehvetli mücadeleciliği “türban” konusunda gösteriyor? 
Kaç Kürt, “türbanlılara” destek elini uzatıyor? 
Kaç Alevi, “türban” özgürlüğünü savunuyor? 
Her zaman söylemeye çalışıyorum, ben bu ülkedeki “faşizmin” kurbanlarının aynı zamanda o faşizmin destekleyicileri olduğuna inanıyorum. 
Onun için bu ülkeyi bir türlü değiştiremiyoruz. 
Özgürleştiremiyoruz. 
Doğru dürüst bir hukuk sistemi kuramıyoruz. 
İnsan haklarını hayatımızın içine yerleştiremiyoruz. 
Karakollarda öldürülen çocuklara sahip çıkmadan “türbanı” savunmak ne işe yarar? 
Hiçbir işe yaramaz. 
Bir gün bu ülkede yaşayan insanlar, türbanlıların, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, solcuların, işçilerin kısacası “haksızlığa uğrayan” bütün insanların aslında “aynı haksızlığa” uğradığını anlayacaklar. 
Parça parça kurtuluş olmadığını kavrayacaklar. 
O gün, bu ülke saçmalıkların esiri olmaktan, gizli ya da açık bir faşizmin kurbanı haline gelmekten kurtulacaklar. 
O zamana kadar biz hep aynı saçmalığı yaşayacağız. 
Çünkü o saçmalığın kurbanları destekliyor o saçmalığı.

Ahmet Altan/Taraf</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yeryüzünün en güzel ülkesinde yeryüzünün en saçma insanları yaşıyor gibi geliyor bazen bana.<br />
Guliver’in dolaştığı o tuhaf, masalsı ülkelerden biri sanki burası.<br />
Eğer Guliver buralara da gelmiş olsaydı herhalde yazarı onun ağzından, “anlamsızlığı anlam zanneden garip insanların diyarına uğradım” diye yazardı.<br />
Haklı da olurdu.<br />
Neredeyse anlamsızlığı ve saçmalığı “hayatın tam orta yerine” yerleştirip bütün davranışlarımızı da ona göre ayarlıyoruz.<br />
Şu son olay bir bakın.<br />
Ankara Barosu’ndaki seçimlerde türbanlı ya da başörtülü, hangi kelimeyi kullanmak istiyorsanız onu kullanın, on yedi avukat kadın oy kullanıyor.<br />
Daha sonra bundan sorun çıkıyor.<br />
Barolar Birliği, bu avukatların cezalandırılmasını istiyor.<br />
Ankara Barosu buna karşı çıkıyor, “bunun faşizan bir davranış olacağını” söylüyor.<br />
Barolar Birliği ısrar ediyor.<br />
Ve Ankara Barosu, “faşizan” olduğunu söylediği uygulamayı yapmak zorunda kalıyor.<br />
Bir hukuk kurumu, “faşistçe” bulduğu davranışı hayata geçiriyor.<br />
Şimdi, bunun neresinde bir anlam var?<br />
Avukat kadınların baro seçimlerinde türban ya da başörtüsü takmasının nasıl bir sakıncası olabilir?<br />
O örtüyü takıp takmamaları onların düşüncesini değiştirecek değil ya.<br />
Ama, durduk yerde “ciddi” bir sorun yaratılıyor.<br />
Türban takmak “laikliğe” aykırı bulunuyor.<br />
Barolar Birliği, hangi hukuksal ölçüyü kullanarak “başörtüsünü” ya da “türbanı” laikliğe aykırı görüyor?<br />
Bu ülke başörtülü ve türbanlı kadınlarla dolu.<br />
Baro seçimlerinde oy veremeyenler, genel seçimlerde nasıl oy verecek?<br />
Türbanlıların genel seçimlerde de oy verme hakkı mı kısıtlanacak?<br />
Ankara Barosu’nun dediği gibi bu tür uygulamalar kaçınılmaz olarak “faşizme” gider.<br />
Laik olacağız derken rahatlıkla faşist oluyoruz.<br />
Zaten bu anlamsız “türban” takıntısı yüzünden bu ülkede laiklikle “faşizm” yavaş yavaş eşanlamlı iki kelime haline gelmeye başladı.<br />
Ama bence asıl sorun bu değil.<br />
Hukukçular istedi diye “faşist” olmaz bir ülke.<br />
Sadece zalimler bir ülkeyi faşistleştiremez.<br />
Mutlaka bu konuda “mazlumlardan” destek almaları gerekir.<br />
Ve, bu desteği ne yazık ki alıyorlar.<br />
Bakın, bizim ülkenin türbanlı kızları ve onların türban takma hakkını savunan dindarları, “Ermeni sorunu” konusunda ne düşünüyor?<br />
“Ermenilerden özür diliyoruz” diye bir kampanya var, bu kampanyaya imza verirler mi?<br />
Ermenilerin gördüğü zulmü araştırmaya, yaşananları kabul etmeye hazırlar mı?<br />
Dindarlar bir “Ermeni sempozyumu” toplayıp bu konuyu tartışırlar mı?<br />
Ya da dindarlardan ve onları temsil eden partilerden bir “Kürt sorunu” kurultayı bekleyebilir miyiz?<br />
Dindar Sünniler, “Alevi hakları” için ayağa kalkarlar mı?<br />
Bugüne kadar bunların bir örneğini görmedik.<br />
Türban konusunda çok hassas olan bir dindarın yanında Ermeni meselesini bir açın bakalım, nasıl tepki alacaksınız?<br />
Gerçekleri tartışmaya razı olacak mı?<br />
Yoksa Ermeni konusunda Barolar Birliği’nin yanında mı yer alacak?<br />
Ben Kürt meselesinde de dindarlarla Barolar Birliği’nin aynı düşünceleri paylaşabileceğini düşünüyorum doğrusu.<br />
“Faşizan” baskılar yaratmaya yatkın duran Barolar Birliği gibi kuruluşların gücü, çeşitli konularda “kurbanların” desteğini almalarından kaynaklanıyor.<br />
Siz Kürt meselesinde, Ermeni meselesinde “demokrasiye, insan haklarına, hukuka” aykırı davranışları destekleyip sadece “türban ya da başörtüsü” meselesinde demokrasi isterseniz, istediğinizi elde edemezsiniz.<br />
Aynı şey Ermeniler, Kürtler, Aleviler için de geçerli.<br />
“Ermeni soykırımı kabul edilsin” diye kampanyalar açan özellikle yurtdışındaki Ermenilerden kaçı aynı şehvetli mücadeleciliği “türban” konusunda gösteriyor?<br />
Kaç Kürt, “türbanlılara” destek elini uzatıyor?<br />
Kaç Alevi, “türban” özgürlüğünü savunuyor?<br />
Her zaman söylemeye çalışıyorum, ben bu ülkedeki “faşizmin” kurbanlarının aynı zamanda o faşizmin destekleyicileri olduğuna inanıyorum.<br />
Onun için bu ülkeyi bir türlü değiştiremiyoruz.<br />
Özgürleştiremiyoruz.<br />
Doğru dürüst bir hukuk sistemi kuramıyoruz.<br />
İnsan haklarını hayatımızın içine yerleştiremiyoruz.<br />
Karakollarda öldürülen çocuklara sahip çıkmadan “türbanı” savunmak ne işe yarar?<br />
Hiçbir işe yaramaz.<br />
Bir gün bu ülkede yaşayan insanlar, türbanlıların, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, solcuların, işçilerin kısacası “haksızlığa uğrayan” bütün insanların aslında “aynı haksızlığa” uğradığını anlayacaklar.<br />
Parça parça kurtuluş olmadığını kavrayacaklar.<br />
O gün, bu ülke saçmalıkların esiri olmaktan, gizli ya da açık bir faşizmin kurbanı haline gelmekten kurtulacaklar.<br />
O zamana kadar biz hep aynı saçmalığı yaşayacağız.<br />
Çünkü o saçmalığın kurbanları destekliyor o saçmalığı.</p>
<p>Ahmet Altan/Taraf</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-23099</link>
		<dc:creator>En çok &#8220;sevilen&#8221; yazılar&#8230; : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 10:15:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-23099</guid>
		<description>[...] Türkiye faşist olur mu? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Türkiye faşist olur mu? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>uveys tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22650</link>
		<dc:creator>uveys</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 18:34:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22650</guid>
		<description>Fasistlikten kastiniz milliyetcilik, ulusculuksa bunu yapmiyan bir ulke kaldimi yer yuzunde?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Fasistlikten kastiniz milliyetcilik, ulusculuksa bunu yapmiyan bir ulke kaldimi yer yuzunde?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Serkan Çekiç tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22626</link>
		<dc:creator>Serkan Çekiç</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 19:16:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22626</guid>
		<description>Genelde yaptığım gibi bütün yorumları okumadım.
Ama bi yorum yazmak istedim. Faşizm totalitarizm den doğar. Bi ülkede faşizmin gelişip güçlenebilmesi için o ülke halkının bir bölümünün belli amaçlar ve semboller çevresinde birleştirilmesi gerekir. Bir toplum ne kadar cahilse bu birleştirme o kadar kolay olur. Ayrıca faşizmin en kolay filizlendiği kesim orta direk ve özellikle askerler, öğretmenler ve polislerdir. Bunu ise yine bu gruptaki insanların meslekleri gereği belli bi miktar totaliter olmalarıyla açıklayabiliriz sanırım. Faşizmin doğması için halkın fakir olması ve diğer milletlere karşı bir hırsı olmasıda gerekir. Bütün bunlar ışığında düşünürsek Türkiye de bu tehlike eskisine göre çok daha zayıf. Devlet ve ordu buna paralel olarakta totaliterizm zayıfladı. Orta kesim nispeten hayatından memnun ve almanya ve ispanya da olduğu gibi herhangi bir reaksiyon oluşturmaz. Ekonomide nispeten iyiye gidiyo denebilir ve diğer milletlere eskisine göre daha sempatiyle bakılıyo.
Ama bi ulusalcı çıkar Türkiyeyi bambaşka yorumlar bi bakmışız faşist olmuşuz orasına karışmam. Ancak herkes az çok faşistdir buna katılıyorum. olmayanıda vatan haini ilan ederler. Ama bunun bile yararları var. garip dünya.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Genelde yaptığım gibi bütün yorumları okumadım.<br />
Ama bi yorum yazmak istedim. Faşizm totalitarizm den doğar. Bi ülkede faşizmin gelişip güçlenebilmesi için o ülke halkının bir bölümünün belli amaçlar ve semboller çevresinde birleştirilmesi gerekir. Bir toplum ne kadar cahilse bu birleştirme o kadar kolay olur. Ayrıca faşizmin en kolay filizlendiği kesim orta direk ve özellikle askerler, öğretmenler ve polislerdir. Bunu ise yine bu gruptaki insanların meslekleri gereği belli bi miktar totaliter olmalarıyla açıklayabiliriz sanırım. Faşizmin doğması için halkın fakir olması ve diğer milletlere karşı bir hırsı olmasıda gerekir. Bütün bunlar ışığında düşünürsek Türkiye de bu tehlike eskisine göre çok daha zayıf. Devlet ve ordu buna paralel olarakta totaliterizm zayıfladı. Orta kesim nispeten hayatından memnun ve almanya ve ispanya da olduğu gibi herhangi bir reaksiyon oluşturmaz. Ekonomide nispeten iyiye gidiyo denebilir ve diğer milletlere eskisine göre daha sempatiyle bakılıyo.<br />
Ama bi ulusalcı çıkar Türkiyeyi bambaşka yorumlar bi bakmışız faşist olmuşuz orasına karışmam. Ancak herkes az çok faşistdir buna katılıyorum. olmayanıda vatan haini ilan ederler. Ama bunun bile yararları var. garip dünya.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22612</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 14:24:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22612</guid>
		<description>Faşizm sadece milliyetçilik olarak algılanırsa elbette kral çıplak denemez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faşizm sadece milliyetçilik olarak algılanırsa elbette kral çıplak denemez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22611</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 14:22:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22611</guid>
		<description>&lt;strong&gt;.Türkiyeye Fasizm gelmesi imkansiz cünkü Fasizm gözü dönmüs Fasist bir Lider gerektirmektedir öyle biriside meydanda yok.&lt;/strong&gt;

Meydanda da Başbakan çıplak diyebilen pek yok:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>.Türkiyeye Fasizm gelmesi imkansiz cünkü Fasizm gözü dönmüs Fasist bir Lider gerektirmektedir öyle biriside meydanda yok.</strong></p>
<p>Meydanda da Başbakan çıplak diyebilen pek yok:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa Akbas tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22610</link>
		<dc:creator>Mustafa Akbas</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 13:14:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22610</guid>
		<description>Faşizm terbiyesinden gecen Italya, Almanya ve Ispanya simdi gelismis ve modern birer ülkedirler. Fasizmle ezilen halklar kendilerini cogulcu demokratik sisteme atarak kurtulmuslardir.Türkiyeye Fasizm gelmesi imkansiz cünkü Fasizm gözü dönmüs Fasist bir Lider gerektirmektedir öyle biriside meydanda yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faşizm terbiyesinden gecen Italya, Almanya ve Ispanya simdi gelismis ve modern birer ülkedirler. Fasizmle ezilen halklar kendilerini cogulcu demokratik sisteme atarak kurtulmuslardir.Türkiyeye Fasizm gelmesi imkansiz cünkü Fasizm gözü dönmüs Fasist bir Lider gerektirmektedir öyle biriside meydanda yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22607</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 10:37:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22607</guid>
		<description>Üzerinden hayli bir zaman geçmesine rağmen yazı hâlâ güncelliğini koruyor.Ben bu yorumumda yazının içeriğinden çok bizim okur olarak olaya nasıl baktığımıza değineceğim.Zira tepki ve eleştiriler çok farklı olsa da(ki olması gerekiyor)bana göre makaleye bir zenginlik katmış,tartışmayı daha da genişletmiştir.Elbette bütün bu görüşler toplandığında bu aynı zamanda toplumumuzun ortalama bakış açısısını da belirleme imkanını veriyor.

Yazıda belirtilen saptamalara elbette katılırız veya katılmayız.Doğru bulduğumuz kısımları olabilir,eksik bulduğumuz yanları olabilir.Zaten bu da yeterince yapılmış ve kısmen tamamlanmıştır.Ancak işlenmekte olan konunun "ana tema"sı dışında giriş bölümünde "faşizm" kavramının toplumuzda nasıl algılandığına dair Mehmet Bey'in dikkate değer bir saptaması var:"Faşist kelimesi bizde küfür olarak kullanılıyor ama siyasî bir tercihi temsil ediyor aslında".

Bugün yorumları tekrar gözden geçirdiğimde bu saptamayı doğrulayan bir toplumsal algıya sahip olduğumuzu düşündüm.Dikkat edilirse lehte veya alehte olsun tüm yorumlarda bu pek sevimli görünmeyen kavramla itham edilme kaygısının hakim olduğunu görülecektir.Daha açık bir ifadeyle faşizmin ne olup ne olmadığını irdelemek yerine"aman böyle anılmayayım"hissiyatıyla topu bir başkasına atma gayreti daha baskın.Ki bu da faşizmin siyasi bir tercih olmasından ötürü tartışılmasından öte bir küfür olarak algılandığının kanıtıdır bana göre.

Ancak görüşlerimiz farklı olsa da ve genelde faşizmi küfür ve hakaret içeren bir söylem olarak algılasak da,neticede bunun kötü bir şey olduğunda hemfikir olduğumuz sonucu da çıkmaktadır.Bu da son derece olumlu bir gelişmedir.

Ne var ki asıl sıkıntımız bu tehlikenin farkında olmayışımız ve faşizmin tam olarak neyin karşılığı olduğunun tam olarak bilmeyişimizdir.

Mehmet Bey,faşizmin genel çerçevesini,belirtilerinin neler olabileceğini çok güzel bir şekilde listelemiştir.Tıpatıp da uyuyor bana göre.Dolayısıyla kimler tarafından uygulanmak istendiği,hangi çevrelerin bu çizgide olduğundan çok bizi asıl kaygılandırması gereken şey faşizmin hiç birimiz için hayra alamet bir tercih olmadığı ve bir şekilde hepimize zarar verebileceği bilincine sahip olmamızın gerektiğidir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinden hayli bir zaman geçmesine rağmen yazı hâlâ güncelliğini koruyor.Ben bu yorumumda yazının içeriğinden çok bizim okur olarak olaya nasıl baktığımıza değineceğim.Zira tepki ve eleştiriler çok farklı olsa da(ki olması gerekiyor)bana göre makaleye bir zenginlik katmış,tartışmayı daha da genişletmiştir.Elbette bütün bu görüşler toplandığında bu aynı zamanda toplumumuzun ortalama bakış açısısını da belirleme imkanını veriyor.</p>
<p>Yazıda belirtilen saptamalara elbette katılırız veya katılmayız.Doğru bulduğumuz kısımları olabilir,eksik bulduğumuz yanları olabilir.Zaten bu da yeterince yapılmış ve kısmen tamamlanmıştır.Ancak işlenmekte olan konunun &#8220;ana tema&#8221;sı dışında giriş bölümünde &#8220;faşizm&#8221; kavramının toplumuzda nasıl algılandığına dair Mehmet Bey&#8217;in dikkate değer bir saptaması var:&#8221;Faşist kelimesi bizde küfür olarak kullanılıyor ama siyasî bir tercihi temsil ediyor aslında&#8221;.</p>
<p>Bugün yorumları tekrar gözden geçirdiğimde bu saptamayı doğrulayan bir toplumsal algıya sahip olduğumuzu düşündüm.Dikkat edilirse lehte veya alehte olsun tüm yorumlarda bu pek sevimli görünmeyen kavramla itham edilme kaygısının hakim olduğunu görülecektir.Daha açık bir ifadeyle faşizmin ne olup ne olmadığını irdelemek yerine&#8221;aman böyle anılmayayım&#8221;hissiyatıyla topu bir başkasına atma gayreti daha baskın.Ki bu da faşizmin siyasi bir tercih olmasından ötürü tartışılmasından öte bir küfür olarak algılandığının kanıtıdır bana göre.</p>
<p>Ancak görüşlerimiz farklı olsa da ve genelde faşizmi küfür ve hakaret içeren bir söylem olarak algılasak da,neticede bunun kötü bir şey olduğunda hemfikir olduğumuz sonucu da çıkmaktadır.Bu da son derece olumlu bir gelişmedir.</p>
<p>Ne var ki asıl sıkıntımız bu tehlikenin farkında olmayışımız ve faşizmin tam olarak neyin karşılığı olduğunun tam olarak bilmeyişimizdir.</p>
<p>Mehmet Bey,faşizmin genel çerçevesini,belirtilerinin neler olabileceğini çok güzel bir şekilde listelemiştir.Tıpatıp da uyuyor bana göre.Dolayısıyla kimler tarafından uygulanmak istendiği,hangi çevrelerin bu çizgide olduğundan çok bizi asıl kaygılandırması gereken şey faşizmin hiç birimiz için hayra alamet bir tercih olmadığı ve bir şekilde hepimize zarar verebileceği bilincine sahip olmamızın gerektiğidir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismail tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22603</link>
		<dc:creator>ismail</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 04:43:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22603</guid>
		<description>Türk milliyetçiliğini her fırsatta karalamaya çalışan kör zihniyete sesleniyorum, bu ülkede faşizmin tek kaynağı pkkdır, destekçisi natodur, nato da desteğini mossad ve cia dan alır. Bu milletin bir Ebubekir(r.a.) yönü var ama Ömer(r.a.) yönü de hal-i hazırda bekliyor. İslam düşmanları, İslama daha rahat saldırmlarına engel olan ülkücüleri karalamak  için elinden geleni yeterince yapıyor zaten sizin bilinçsiz yardımınız çok da birşey ifade etmez. Ülkücülük insanı Allah için sevmektir. Öyle köşede bucakta kalmış birkaç söylemi bahane ederek boşuna saldırmayın.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türk milliyetçiliğini her fırsatta karalamaya çalışan kör zihniyete sesleniyorum, bu ülkede faşizmin tek kaynağı pkkdır, destekçisi natodur, nato da desteğini mossad ve cia dan alır. Bu milletin bir Ebubekir(r.a.) yönü var ama Ömer(r.a.) yönü de hal-i hazırda bekliyor. İslam düşmanları, İslama daha rahat saldırmlarına engel olan ülkücüleri karalamak  için elinden geleni yeterince yapıyor zaten sizin bilinçsiz yardımınız çok da birşey ifade etmez. Ülkücülük insanı Allah için sevmektir. Öyle köşede bucakta kalmış birkaç söylemi bahane ederek boşuna saldırmayın.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>şamil murad tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22602</link>
		<dc:creator>şamil murad</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 04:34:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-22602</guid>
		<description>Türkiye de faşizmin yükselmesi için tek sebep pkk dır. Demek istediğim pkknın bizzat faşist olduğu. Bugün Türkiye de faşizmi savunan başka hiç bir kitle de yok zaten. Zamanında bu ülkeyi yönetmeye kalkacak kadar bedbaht olan bir ikisi denemiş ama bir şekilde dışlanmış. Ne olursa olsun, materyalizm kaynaklı hiç bir ideooji ayırt edilmemeli ve bunlara karşı bilnçli olunmalı. Yoksa provakatörden bol ne var...Onlar suçsuz olur, aydın olur, kabak yine bizim başımıza patlar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye de faşizmin yükselmesi için tek sebep pkk dır. Demek istediğim pkknın bizzat faşist olduğu. Bugün Türkiye de faşizmi savunan başka hiç bir kitle de yok zaten. Zamanında bu ülkeyi yönetmeye kalkacak kadar bedbaht olan bir ikisi denemiş ama bir şekilde dışlanmış. Ne olursa olsun, materyalizm kaynaklı hiç bir ideooji ayırt edilmemeli ve bunlara karşı bilnçli olunmalı. Yoksa provakatörden bol ne var&#8230;Onlar suçsuz olur, aydın olur, kabak yine bizim başımıza patlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-18848</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 22:05:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-18848</guid>
		<description>Didim'de bir okul varmış, bu okula çevreye yerleşmiş İngiliz ailelerinin çocukları da gidiyorlarmış. Tam otuz sekiz İngiliz yumurcağı.
Davis Bradley adında bir yumurcak törende direğe Türk bayrağı çekiyor, Paige Clarke adında bir yumurcak İstiklal Marşı söylüyor.
Bununla da kalmıyorlar, tam otuz sekiz İngiliz çocuğu hep bir ağızdan haykırıyor: Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun! 
"Bizden sonra" bunu azıcık değiştirmişler, birşeyler daha eklemişler galiba, Atatürk'e de gösterdiği yolda yürüneceğine dair söz veriliyor. İngilizler Atatürk'ün yolunda yürüyecekler, ilk fırsatta Kraliçe'yi de alaşağı edecekler herhalde.
Eh, hap kadar İngiliz çocuğunun varlığını Türk varlığına armağan etmeyi başarmış olan bizler mi, girince, Avrupa Birliği'nin içine edemeyeceğiz? 
İyi dersler arkadaşlar! 
(Engin ARDIç)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Didim&#8217;de bir okul varmış, bu okula çevreye yerleşmiş İngiliz ailelerinin çocukları da gidiyorlarmış. Tam otuz sekiz İngiliz yumurcağı.<br />
Davis Bradley adında bir yumurcak törende direğe Türk bayrağı çekiyor, Paige Clarke adında bir yumurcak İstiklal Marşı söylüyor.<br />
Bununla da kalmıyorlar, tam otuz sekiz İngiliz çocuğu hep bir ağızdan haykırıyor: Türk&#8217;üm, doğruyum, çalışkanım, yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun!<br />
&#8220;Bizden sonra&#8221; bunu azıcık değiştirmişler, birşeyler daha eklemişler galiba, Atatürk&#8217;e de gösterdiği yolda yürüneceğine dair söz veriliyor. İngilizler Atatürk&#8217;ün yolunda yürüyecekler, ilk fırsatta Kraliçe&#8217;yi de alaşağı edecekler herhalde.<br />
Eh, hap kadar İngiliz çocuğunun varlığını Türk varlığına armağan etmeyi başarmış olan bizler mi, girince, Avrupa Birliği&#8217;nin içine edemeyeceğiz?<br />
İyi dersler arkadaşlar!<br />
(Engin ARDIç)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16844</link>
		<dc:creator>Şu kaplaşmadan kurtulalım mı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 18:31:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16844</guid>
		<description>[...] dedik. Türk Silahlı Kuvvetlerini demokrasiye karşı kullanmanın sakıncalarını anlattık. Türkiye&#8217;yi korku ile yönetmeye kalkarsanız gideceğimiz yer faşizm olacaktır diye [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] dedik. Türk Silahlı Kuvvetlerini demokrasiye karşı kullanmanın sakıncalarını anlattık. Türkiye&#8217;yi korku ile yönetmeye kalkarsanız gideceğimiz yer faşizm olacaktır diye [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mehmet tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16599</link>
		<dc:creator>mehmet</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 23:13:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16599</guid>
		<description>milliyetçi olmak faşist olmak deildir milliyetçi olmak milletinin bugün ve gelecekte refahınıve mutlugunu sağlamak için can yürekten çalışmaktır bunu böyle bilirim o yüzden milliyetçiyimdir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>milliyetçi olmak faşist olmak deildir milliyetçi olmak milletinin bugün ve gelecekte refahınıve mutlugunu sağlamak için can yürekten çalışmaktır bunu böyle bilirim o yüzden milliyetçiyimdir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>DEV_GENÇ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16549</link>
		<dc:creator>DEV_GENÇ</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 12:15:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-16549</guid>
		<description>Faşist tayyip katil mhp yaşasın devrimciler


              TEK YOL DEVRİM</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faşist tayyip katil mhp yaşasın devrimciler</p>
<p>              TEK YOL DEVRİM</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şamil tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15316</link>
		<dc:creator>Şamil</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jun 2008 05:25:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15316</guid>
		<description>Türkiye' de faşizm bir adım bile atamaz. Son zamanlarda da bir takım "ulusalcı" grup çıkıp millyetçi kesimi provoke etmeye kalktı ama natonun her oyunu gibi deşifre oldu, şimdi de kayıplar. Bir de adına "Ergenekon" demezler mi...Amerika ne anlar Ergenekondan...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217; de faşizm bir adım bile atamaz. Son zamanlarda da bir takım &#8220;ulusalcı&#8221; grup çıkıp millyetçi kesimi provoke etmeye kalktı ama natonun her oyunu gibi deşifre oldu, şimdi de kayıplar. Bir de adına &#8220;Ergenekon&#8221; demezler mi&#8230;Amerika ne anlar Ergenekondan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tata tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15150</link>
		<dc:creator>tata</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 19:20:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15150</guid>
		<description>1923'ten, hatta Ittihat ve terakki'den beri fasistiz zaten. Akp ile de baslamadi Chp ile de...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>1923&#8242;ten, hatta Ittihat ve terakki&#8217;den beri fasistiz zaten. Akp ile de baslamadi Chp ile de&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15134</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 10:08:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15134</guid>
		<description>Faşizm kavramını nasıl tanımlayacağımızın bir önemi yok.Her şeyden önce bulaştığı her toplumu felakete sürükleyen bir hastalıktır.Alman Faşizmi,Yahidi düşmanlığı başta olmak üzere,Germen ırkı dışındaki tüm ulus ve toplulukları düşman sayan ırkçı bir anlayış üzerine kuruldu ve yayıldı.Saf Irk,Üstün İnsan vb. şiarlarla,iş,yücelttikleri kendi ulusları dışındaki tüm ulus ve toplulukların yokedilmesine kadar vardırıldı.İtalyan Faşizmi sayın yazarın Mussolini'nin düşüncelerinden yaptığı alıntıdan da anlaşılacağı üzere,devlet aygıt veya kurumunun yüceltilmesini esas aldı.Bu örnekler elbette bir Almanya,İtalya ya da İspanya modeliyle sınırlı değil.Dikkatlerden kaçan,faşizm tanımına bir şekilde uymuyor gibi görünen pek çok yönetim modelinin,tıpkı anılan örneklerde olduğu gibi dünyanın diğer coğrafyalarında da faşizmden daha az tahripkar olmamıştır.Stalin Rusyası,Kamboçya,Irak vd.bunun kanıtıdır ve tarih buna tanıktır.Dolayısıyla ideolijik çizgisi ne olursa olsun,topluma baskı zoruyla dayatılan ve bireyin özgür düşünmesi önüne engeller koyan her sistem faşizmden motifler taşır.Biri diğerine göre daha insani değildir.Kutsallaştırılarak topluma benimsetilen her amaç bu yola yani faşizme çıkar.Ülkemize gelince,sanırım faşizm gibi bir kavrama odaklanarak "bu tanıma ne kadar uyuyoruz,bu anlamda bir tehlike var mıdır,yok mudur?"gibi bir öngürüde bulunmak çok şey ifade etmeyecektir.Bundan önemlisi,içinde bulunduğumuz sürecin bizi nereye getirdiği ve gelecekte bizi nelerin beklediğidir.Faşizmin farklı biçimlerde ve farklı koşullarda karşımıza çıktığı görüşünden hareketle,felsefi ve kavram karşılığı ne olursa olsun içinde bulunduğumuz süreci doğru okumamız ve çözümüne ilişkin neler yapabileceğimizi doğru tahlil etmememiz gerektiğine inanıyorum.İster dışardan bakalım,ister bizzat yaşadıklarımızdan yola çıkarak bakalım;kabul etmek gerekir ki Türkiye,ne geçmişteki Almanya'İtalya,Rusya örnekleriyle,ne de günümüzde halen sürmekte olan diktatörlüklerle birebir benzerlikler taşımamaktadır.Bu,her ülkenin,her coğrafyanın,her topluluğun kendine özgü koşullarının yarattığı bir realitedir.Kuşkusuz bu Türkiyenin demokratik bir ülke olduğu anlamına gelmez.Bir kısmı tarih sayfalarında kalmış toplumsal trajedilerin en yakıcı ve en yıkıcı olanınıyla karşıkarşıya olduğumuz bir gerçektir.Ancak bu talihsiz süreci sadece bugün içine çekildiğimiz iktidar ve otorite kavgalarının etrafında düşünmek oldukça yanıltıcıdır ve başta sorduğumuz sorunun sağlıklı bir yanıtını vermekten de uzaktır.Zira arzu ettiğimiz şey demokrasidir ve elbette bu güç dengeleri ve iktidar savaşları içinde demokrasi bir kez daha yara almıştır.Fakat unutulmamalıdır ki demokrasi sadece bu dengeler arası hakkaniyetten ibaret değildir.Herkes için özgürlük,herkes için demokrasi istemek ve talep etmek durumundayız.Geniş halk kesimlerinin demokrasiden yoksun oldukları bir ortamda sadece olayın bir boyutuna odaklanarak gerçek demokrasi tesis edilemez.Dahası bu toplumsal bir algı karmaşasına dönüşür ve demokrasinin içselleştirmesini engeller,geciktirir.Sonuç olarak,ülkemizin,toplumumuzun acilen bu kutuplaşma atmosferinden kurtulması gerekir.Farklılıkların bir arada barış içinde yaşayabileceği bir kültürel iklimin yeşermesi tek kurtuluşumuzdur.Bu ülkeyi sevdiğine inanan her yurttaşın bu felsefeyi bir yaşam biçimine dönüştürmesi gerekir.Bu elbette kolay değildir.Yılların birikimleri ne yazıkki toplumu özgür düşünceden,birey olmaktan uzaklaştırmıştır.Bu bizim gerçeğimizdir.Meseleye sürü psikolojisi tanımıyla bakmak da doğru değil.Hayır,toplum bir sürü değildir;olan bitenler yani bizi bugün kuşatma altına alan her şey bir toplumsal diyalektiğin sonucudur.Belki hepimiz suçluyuz.Sessiz kalarak,kendimizi,dünyamızı,yaşamı,evreni sorgulamadığımız için suçluyuz.Kayıtsız kaldığımız için,evet suçluyuz.Ama bizi buna iten nedenlerin teşhisini de doğru koymalıyız.Bakın basının içine düştüğü duruma!Bundan Kanaltürk'ü,Hürriyet'i sorumlu tutmak da bizi doğru teşhise götürmez.Bu bir anlayış,zihniyet meselesidir.Genel çerçeveye bakmak lazım;eğitim sistemimize,bize vazgeçilemez değerler olarak sunulan kutsallara bakalım?Bize bu verildi;bilgi,algı ve kavrayış dünyamıza bu tohumlar ekildi.Şimdi onları biçiyoruz.Biz sadece sonuç değiliz,aynı zamanda nedeniz de...Bu gerçekleri doğru okumak ve doğru değerlendirmek durumundayız.Basınımızla,sivil toplum kuruluşlarımızla,yurttaşlarımızla...elbirliğiyle bu makus talihi yenecek yol ve yöntemleri birer çözüme dönüştürmekten başka şansımız yok.Saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Faşizm kavramını nasıl tanımlayacağımızın bir önemi yok.Her şeyden önce bulaştığı her toplumu felakete sürükleyen bir hastalıktır.Alman Faşizmi,Yahidi düşmanlığı başta olmak üzere,Germen ırkı dışındaki tüm ulus ve toplulukları düşman sayan ırkçı bir anlayış üzerine kuruldu ve yayıldı.Saf Irk,Üstün İnsan vb. şiarlarla,iş,yücelttikleri kendi ulusları dışındaki tüm ulus ve toplulukların yokedilmesine kadar vardırıldı.İtalyan Faşizmi sayın yazarın Mussolini&#8217;nin düşüncelerinden yaptığı alıntıdan da anlaşılacağı üzere,devlet aygıt veya kurumunun yüceltilmesini esas aldı.Bu örnekler elbette bir Almanya,İtalya ya da İspanya modeliyle sınırlı değil.Dikkatlerden kaçan,faşizm tanımına bir şekilde uymuyor gibi görünen pek çok yönetim modelinin,tıpkı anılan örneklerde olduğu gibi dünyanın diğer coğrafyalarında da faşizmden daha az tahripkar olmamıştır.Stalin Rusyası,Kamboçya,Irak vd.bunun kanıtıdır ve tarih buna tanıktır.Dolayısıyla ideolijik çizgisi ne olursa olsun,topluma baskı zoruyla dayatılan ve bireyin özgür düşünmesi önüne engeller koyan her sistem faşizmden motifler taşır.Biri diğerine göre daha insani değildir.Kutsallaştırılarak topluma benimsetilen her amaç bu yola yani faşizme çıkar.Ülkemize gelince,sanırım faşizm gibi bir kavrama odaklanarak &#8220;bu tanıma ne kadar uyuyoruz,bu anlamda bir tehlike var mıdır,yok mudur?&#8221;gibi bir öngürüde bulunmak çok şey ifade etmeyecektir.Bundan önemlisi,içinde bulunduğumuz sürecin bizi nereye getirdiği ve gelecekte bizi nelerin beklediğidir.Faşizmin farklı biçimlerde ve farklı koşullarda karşımıza çıktığı görüşünden hareketle,felsefi ve kavram karşılığı ne olursa olsun içinde bulunduğumuz süreci doğru okumamız ve çözümüne ilişkin neler yapabileceğimizi doğru tahlil etmememiz gerektiğine inanıyorum.İster dışardan bakalım,ister bizzat yaşadıklarımızdan yola çıkarak bakalım;kabul etmek gerekir ki Türkiye,ne geçmişteki Almanya&#8217;İtalya,Rusya örnekleriyle,ne de günümüzde halen sürmekte olan diktatörlüklerle birebir benzerlikler taşımamaktadır.Bu,her ülkenin,her coğrafyanın,her topluluğun kendine özgü koşullarının yarattığı bir realitedir.Kuşkusuz bu Türkiyenin demokratik bir ülke olduğu anlamına gelmez.Bir kısmı tarih sayfalarında kalmış toplumsal trajedilerin en yakıcı ve en yıkıcı olanınıyla karşıkarşıya olduğumuz bir gerçektir.Ancak bu talihsiz süreci sadece bugün içine çekildiğimiz iktidar ve otorite kavgalarının etrafında düşünmek oldukça yanıltıcıdır ve başta sorduğumuz sorunun sağlıklı bir yanıtını vermekten de uzaktır.Zira arzu ettiğimiz şey demokrasidir ve elbette bu güç dengeleri ve iktidar savaşları içinde demokrasi bir kez daha yara almıştır.Fakat unutulmamalıdır ki demokrasi sadece bu dengeler arası hakkaniyetten ibaret değildir.Herkes için özgürlük,herkes için demokrasi istemek ve talep etmek durumundayız.Geniş halk kesimlerinin demokrasiden yoksun oldukları bir ortamda sadece olayın bir boyutuna odaklanarak gerçek demokrasi tesis edilemez.Dahası bu toplumsal bir algı karmaşasına dönüşür ve demokrasinin içselleştirmesini engeller,geciktirir.Sonuç olarak,ülkemizin,toplumumuzun acilen bu kutuplaşma atmosferinden kurtulması gerekir.Farklılıkların bir arada barış içinde yaşayabileceği bir kültürel iklimin yeşermesi tek kurtuluşumuzdur.Bu ülkeyi sevdiğine inanan her yurttaşın bu felsefeyi bir yaşam biçimine dönüştürmesi gerekir.Bu elbette kolay değildir.Yılların birikimleri ne yazıkki toplumu özgür düşünceden,birey olmaktan uzaklaştırmıştır.Bu bizim gerçeğimizdir.Meseleye sürü psikolojisi tanımıyla bakmak da doğru değil.Hayır,toplum bir sürü değildir;olan bitenler yani bizi bugün kuşatma altına alan her şey bir toplumsal diyalektiğin sonucudur.Belki hepimiz suçluyuz.Sessiz kalarak,kendimizi,dünyamızı,yaşamı,evreni sorgulamadığımız için suçluyuz.Kayıtsız kaldığımız için,evet suçluyuz.Ama bizi buna iten nedenlerin teşhisini de doğru koymalıyız.Bakın basının içine düştüğü duruma!Bundan Kanaltürk&#8217;ü,Hürriyet&#8217;i sorumlu tutmak da bizi doğru teşhise götürmez.Bu bir anlayış,zihniyet meselesidir.Genel çerçeveye bakmak lazım;eğitim sistemimize,bize vazgeçilemez değerler olarak sunulan kutsallara bakalım?Bize bu verildi;bilgi,algı ve kavrayış dünyamıza bu tohumlar ekildi.Şimdi onları biçiyoruz.Biz sadece sonuç değiliz,aynı zamanda nedeniz de&#8230;Bu gerçekleri doğru okumak ve doğru değerlendirmek durumundayız.Basınımızla,sivil toplum kuruluşlarımızla,yurttaşlarımızla&#8230;elbirliğiyle bu makus talihi yenecek yol ve yöntemleri birer çözüme dönüştürmekten başka şansımız yok.Saygılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Edip Yuksel tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15093</link>
		<dc:creator>Edip Yuksel</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 01:59:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/05/14/turkiye-fasist-olur-mu/#comment-15093</guid>
		<description>Mehmet Yılmaz,

Seni bu yazından dolayı tebrik ederim. Türkiye'de maalesef Yamyam bir demokrasi var. 

Türkiye Cumhuriyetini kuranlar Osmanlı paşaları olduğu için maalesef demokrasi ve bireysel haklar konusunda, inanılanın aksine, Osmanlı kafası aşılmadı. Türkiye'yi zorla yönlendirmeye çalışan bir tarikat var. Bu tarikatın ismi Atatürkçülük veya Kemalizm Tarikatı. Atatürk gibi, doğrusu ve yanlışıyla, ilerici bir liderin ismini tabulaştıran, onun mezarına gidip ruhuna raporlar veren, "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" prensibini kabul etmeyen, ve çağdaşlaşmayı içki içip kızların bacaklarını seyretmek olarak algılayan despot ve yobaz bir ihanet çetesi maalesef Türkiye'ye musallat olmuş.

Türkiye'nin en büyük problemleri, örneğin Kürt sorunu veya başörtüsü sorunu, bu tarikatın özellikle abarttığı ve kışkırttığı suni bir sorundur. Özgürlüğün ve demokrasinin olduğu bir ortamda hem Kürt sorunu hem de başörtüsü sorunu  çok kısa bir sürede halledilirdi.

Buraya yorum yapanlardan bazıları hala tektipçi liği, devlet uşaklığını savunmakta... Türkiye'de farklı etnik grupların ve farklı dil ve kültürün varlığını inkar etmek sadece faşist bir tavır değil, aynı zamanda geri zekalıca bir tavırdır. Zira, ileride Türkiye bölünecekse onun tek sebebi farklılığa tahammül edemiyen tektipçi faşist zihniyetin paranoyaklığı ve zorba politikası olacaktır.

Not: Hürriyet Gazetesi ile ilgili belirlemen çok güzel. Bu gazete maalesef Türkiye'de bir çok yapay/hayali problemler üretmiştir ve hala üretmeye devam ediyor.

Selam,
Edip Yuksel</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Yılmaz,</p>
<p>Seni bu yazından dolayı tebrik ederim. Türkiye&#8217;de maalesef Yamyam bir demokrasi var. </p>
<p>Türkiye Cumhuriyetini kuranlar Osmanlı paşaları olduğu için maalesef demokrasi ve bireysel haklar konusunda, inanılanın aksine, Osmanlı kafası aşılmadı. Türkiye&#8217;yi zorla yönlendirmeye çalışan bir tarikat var. Bu tarikatın ismi Atatürkçülük veya Kemalizm Tarikatı. Atatürk gibi, doğrusu ve yanlışıyla, ilerici bir liderin ismini tabulaştıran, onun mezarına gidip ruhuna raporlar veren, &#8220;egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8221; prensibini kabul etmeyen, ve çağdaşlaşmayı içki içip kızların bacaklarını seyretmek olarak algılayan despot ve yobaz bir ihanet çetesi maalesef Türkiye&#8217;ye musallat olmuş.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin en büyük problemleri, örneğin Kürt sorunu veya başörtüsü sorunu, bu tarikatın özellikle abarttığı ve kışkırttığı suni bir sorundur. Özgürlüğün ve demokrasinin olduğu bir ortamda hem Kürt sorunu hem de başörtüsü sorunu  çok kısa bir sürede halledilirdi.</p>
<p>Buraya yorum yapanlardan bazıları hala tektipçi liği, devlet uşaklığını savunmakta&#8230; Türkiye&#8217;de farklı etnik grupların ve farklı dil ve kültürün varlığını inkar etmek sadece faşist bir tavır değil, aynı zamanda geri zekalıca bir tavırdır. Zira, ileride Türkiye bölünecekse onun tek sebebi farklılığa tahammül edemiyen tektipçi faşist zihniyetin paranoyaklığı ve zorba politikası olacaktır.</p>
<p>Not: Hürriyet Gazetesi ile ilgili belirlemen çok güzel. Bu gazete maalesef Türkiye&#8217;de bir çok yapay/hayali problemler üretmiştir ve hala üretmeye devam ediyor.</p>
<p>Selam,<br />
Edip Yuksel</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

