<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>İnsan maymunlaşabilir mi ? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 22 May 2012 01:42:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Deniz Feneri, Doğan ile kavga, Aydın kime denir? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-57652</link>
		<dc:creator>Deniz Feneri, Doğan ile kavga, Aydın kime denir? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 22:51:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-57652</guid>
		<description>[...] ve HAZ ALMAYA ODAKLI bir yaşamı benimseyerek hayvanlaşabilir. Bu hayvanlaşma sürecini de İnsan maymunlaşabilir mi? Adlı makalede ayrıntılarıyla dile [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] ve HAZ ALMAYA ODAKLI bir yaşamı benimseyerek hayvanlaşabilir. Bu hayvanlaşma sürecini de İnsan maymunlaşabilir mi? Adlı makalede ayrıntılarıyla dile [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Liberalizmin kusurları(3): Liberalizm ahlâksızdır! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-51040</link>
		<dc:creator>Liberalizmin kusurları(3): Liberalizm ahlâksızdır! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 15:30:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-51040</guid>
		<description>[...] boşlukla uğraşmayı ertelediği müddetçe Homo-Economicus maymunlaşıyor. (İnsan maymunlaşabilir mi ?) İnsan&#8217;ı işçi ve/veya asker gibi gören totaliter rejimler yerlerini liberalizme [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] boşlukla uğraşmayı ertelediği müddetçe Homo-Economicus maymunlaşıyor. (İnsan maymunlaşabilir mi ?) İnsan&#8217;ı işçi ve/veya asker gibi gören totaliter rejimler yerlerini liberalizme [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Futbol mu daha kötüdür yoksa eşcinsellik mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-47893</link>
		<dc:creator>Futbol mu daha kötüdür yoksa eşcinsellik mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 14:29:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-47893</guid>
		<description>[...] insanı hazcı/hedonist arayışlarını belden aşağı cepheden çok futbolla tatmin ediyor. Ve mutluluk yerine  tatmini seçen her insan gibi yedikçe yiyesi, içtikçe içesi geliyor. &#8220;Daha fazla futbol, daha fazla [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] insanı hazcı/hedonist arayışlarını belden aşağı cepheden çok futbolla tatmin ediyor. Ve mutluluk yerine  tatmini seçen her insan gibi yedikçe yiyesi, içtikçe içesi geliyor. &#8220;Daha fazla futbol, daha fazla [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-38481</link>
		<dc:creator>Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 22:15:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-38481</guid>
		<description>[...] isteği, hayvanî-gözler söz konusu demektir. Mutluluk ile tatmin aynı şey değildir. &#8220;İnsan maymunlaşabilir mi ?&#8221; isimli makalede bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] isteği, hayvanî-gözler söz konusu demektir. Mutluluk ile tatmin aynı şey değildir. &#8220;İnsan maymunlaşabilir mi ?&#8221; isimli makalede bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-35624</link>
		<dc:creator>Fahişelik, şehitlik ve özgürlük : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 08:00:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-35624</guid>
		<description>[...] nefsinin kölesi olacaktır. Ne faşist, baskıcı bir siyasî düzen ne de liberal bir demokrasi “hayvan gibi” yaşamayı kendine reva gören bir insana mutluluk veremez. Baskıcı rejim iyiyi, kötüyü ideolojik bir şekilde belirleyip halkını [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] nefsinin kölesi olacaktır. Ne faşist, baskıcı bir siyasî düzen ne de liberal bir demokrasi “hayvan gibi” yaşamayı kendine reva gören bir insana mutluluk veremez. Baskıcı rejim iyiyi, kötüyü ideolojik bir şekilde belirleyip halkını [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Domuz gribi özgürlüğe bulaşır mı? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-31138</link>
		<dc:creator>Domuz gribi özgürlüğe bulaşır mı? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 19:47:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-31138</guid>
		<description>[...] nefsinin kölesi olacaktır. Ne faşist, baskıcı bir siyasî düzen ne de liberal bir demokrasi &#8220;hayvan gibi&#8221; yaşamayı kendine reva gören bir insana mutluluk veremez. Baskıcı rejim iyiyi, kötüyü ideolojik bir şekilde belirleyip halkını [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] nefsinin kölesi olacaktır. Ne faşist, baskıcı bir siyasî düzen ne de liberal bir demokrasi &#8220;hayvan gibi&#8221; yaşamayı kendine reva gören bir insana mutluluk veremez. Baskıcı rejim iyiyi, kötüyü ideolojik bir şekilde belirleyip halkını [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>CNN Türk&#8217;de Mana Boyutlu Demokrasi : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-27843</link>
		<dc:creator>CNN Türk&#8217;de Mana Boyutlu Demokrasi : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2009 00:18:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-27843</guid>
		<description>[...] İnsan maymunlaşabilir mi ? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İnsan maymunlaşabilir mi ? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Çocukların cinsel istismarı : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-22642</link>
		<dc:creator>Çocukların cinsel istismarı : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 15:55:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-22642</guid>
		<description>[...] iki zıt kutubu mutluluk ve tatmin olan demir çubuğu büküp bir halka yaptılar. Bu halkanın içinde yaşamak zorunda herkes. Bu halkanın içinde [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] iki zıt kutubu mutluluk ve tatmin olan demir çubuğu büküp bir halka yaptılar. Bu halkanın içinde yaşamak zorunda herkes. Bu halkanın içinde [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kapitalizme vahşi olmayan alternatifler-4 : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-21406</link>
		<dc:creator>Kapitalizme vahşi olmayan alternatifler-4 : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 14:51:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-21406</guid>
		<description>[...] &#8220;İnsan maymunlaşabilir mi ?&#8221; ve &#8220;Evrimcilerin iç hastalıkları&#8221; adlı makalelerimizde pozitif bilimin ve ekonominin konusu olamayacak bazı insanî olgulara işaret etmiştik. Bu olguları kapsama alanı dışında bırakan pozitif bilimlerin veya ekonominin insana erdem/mutluluk sağlaması beklenebilir mi? [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] &#8220;İnsan maymunlaşabilir mi ?&#8221; ve &#8220;Evrimcilerin iç hastalıkları&#8221; adlı makalelerimizde pozitif bilimin ve ekonominin konusu olamayacak bazı insanî olgulara işaret etmiştik. Bu olguları kapsama alanı dışında bırakan pozitif bilimlerin veya ekonominin insana erdem/mutluluk sağlaması beklenebilir mi? [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>falay tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-20447</link>
		<dc:creator>falay</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 11:57:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-20447</guid>
		<description>Ama evrimciler yalan söylemiyor ki...yalnızca tüm bilim dallarında olduğu gibi gerçeği bulma peşindeler...sizin hoşunuza gitse de gitmese de...ayrıca bir gün evrim yanlışlansa bile (ki artık dünyanın evrenin merkezi olmadığı bilgisi kadar gerçektir) bu gene de yaradılışın doğru olduğunu kanıtlamıyor...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ama evrimciler yalan söylemiyor ki&#8230;yalnızca tüm bilim dallarında olduğu gibi gerçeği bulma peşindeler&#8230;sizin hoşunuza gitse de gitmese de&#8230;ayrıca bir gün evrim yanlışlansa bile (ki artık dünyanın evrenin merkezi olmadığı bilgisi kadar gerçektir) bu gene de yaradılışın doğru olduğunu kanıtlamıyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>irem tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-15225</link>
		<dc:creator>irem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 21:04:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-15225</guid>
		<description>bence böyle bişiy asla olamaz.Çünküevrenin bir yaratıcısı vardır.ve bu Allah'tır.Allah insanları 
güneşi yeri yaratmıştır.Böyle bişey asla olamz yani insanlar maymunlaşamaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence böyle bişiy asla olamaz.Çünküevrenin bir yaratıcısı vardır.ve bu Allah&#8217;tır.Allah insanları<br />
güneşi yeri yaratmıştır.Böyle bişey asla olamz yani insanlar maymunlaşamaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Komik Müslüman olur mu? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14545</link>
		<dc:creator>Komik Müslüman olur mu? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 22:21:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14545</guid>
		<description>[...] nerede yaşarlarsa yaşasınlar biraz içe kapanık, biraz fazla ciddî takılıyorlar belki de. İnsan maymunlaşabilir mi ? adlı yazımızda derinlemesine anlattığımız, hazza adanmış bir Tele Vole yaşamı sürmek [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] nerede yaşarlarsa yaşasınlar biraz içe kapanık, biraz fazla ciddî takılıyorlar belki de. İnsan maymunlaşabilir mi ? adlı yazımızda derinlemesine anlattığımız, hazza adanmış bir Tele Vole yaşamı sürmek [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>rafet günay tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14054</link>
		<dc:creator>rafet günay</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 15:18:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14054</guid>
		<description>İnsanoğlu yürümeden önce koşmuş olabilir mi? 

--------------------------------------------------------------------------------

Yeni bir araştırma, insanın evrim sürecinde dört ayak üzerinde yürümeden, direkt olarak iki ayağa geçtiğini savunuyor. Bu teze göre, insan yürümeden önce koşmayı başarmış olabilir.

İnsanoğlunun ağaçtan toprağa inerek iki ayağı üzerinde yürümeye geçişi, şimdiye dek evrim paradigmasının en önemli konularından biri olmuştu. İki ayağa geçiş, bir anlamda maymundan insana geçişte dönüm noktası sayılıyor. Yeni bir araştırma ise, iki ayağa geçişin aslında sanıldığı kadar da büyük bir adım olmadığını, ilkel insanın bunu tahmin edildiğinden çok daha kolay başardığını savunuyor.

Antwerp Üniversitesi uzmanları, insana yakınlığı itibariyle bonobo maymunlarını inceledi. İnsana en yakın tür olan bonobo maymunlarının anatomi olarak ilk insana benzeyebileceği düşünülüyor. Bu mantıkla bonobolar tüm maymun türleri arasında iki ayaklı hareketlere en yatkın tür. Uzmanlar, maymunları iki ay boyunca yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları gözlemledi. Maymunların yavaş yürüyüşten hızlı koşmaya kadar farklı hızlarda iki ayak üzerinde hareket edebildiğini tespit etti. Araştırmada maymunların tırmanmak ve ağaçta sallanmak için kullandığı kasların aynı zamanda koşmada da işe yaradığı ortaya çıktı.

Yürüme ve Koşma Arasındaki Fark

Yürüme esnasında her adım atışta, kinetik enerji bir sonraki adım atışta potansiyel enerjiye dönüştürülerek, belli miktarda enerji tasarrufu yapılıyor. İki ayakta yürüyüş anatomisi gereği bir adım atışta, sonraki adımın da yarısı atılmış oluyor. Buna karşılık koşmada, potansiyel enerji adım atmadan önce tendonlarda ve kaslarda birikiyor, adım atışla kinetiğe dönüştürülerek harcanıyor.

Koşmak Yürümekten Daha Normal
Antwerp ekibi, bonoboların yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları eylemleri sırasında tükettikleri enerji miktarları hesapladı; ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Bonobolar yürüme adımları attıklarında dahi aslında koşma hareketi gibi enerji harcıyor. Bir diğer deyişle, yürüyor ve zıplıyor gibi gözükseler de, bonobolar aslında sadece koşuyor. Bilim ekibi başkanı Antwerp Üniversitesi uzmanı Evie Vereecke, bu sonucu şöyle yorumluyor; “Bonoboların koşmaya yatkınlığı gösteriyor ki, dört ayaktan iki ayağa geçiş sanıldığı gibi o kadar da zor olmamış olabilir. Belki de bu bir ‘geçiş’ de olmayabilir, zira bonobolar zaten koşuyorlar.”

Bilim insanları, maymunların koşma becerilerinin çok da şaşırtıcı olmadığını belirtiyor, zira ağaçlara tırmanan bir bedenin koşmayla özdeş zıplama hareketlerini yapması, örneğin, yürümeyle özdeş sağlam adım atmaya göre daha mantıklı. Çünkü, maymunlar ağaca yürür gibi değil koşar ritimde tırmanıyor.

İnsanların iki ayağa geçişinde iki tez var. Bir grup uzman insanların toprağa önce dört ayakla bastığını ve sonrasında da zamanla iki ayağa geçtiğini savunuyor. Buna karşıt tez ise, ağaca tırmanma ve sallanma hareketlerinin iki ayağa geçişe kolaylaştırdığını vurguluyor. Antwerp ekibinin araştırması ikinci tezi destekliyor. 
bu yazı ntv nin gece kuşağındada çıktı. 

&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/380476.asp" rel="nofollow"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/news/380476.asp&lt;/a&gt;
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;
şimdi bu tür bilgiye güvenmek şahsen beni zedeler zira zıttına bakınız:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

Aslında, evrim teorisinin ortaya atılış sebebi, insanlara Allah tarafından yaratıldıklarını unutturmaktır. İnsanlar eğer tesadüfen oluştuklarına ve atalarının bir hayvan olduğuna inanırlarsa, Allah’a karşı sorumluluk duymazlar. Böylece insanlar artık, tüm manevi değerlerini unutur, sadece kendi çıkarlarını düşünen insanlara dönüşürler. Sadece kendi çıkarını düşünen insanlar, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, aile sevgisi gibi çok değerli duygularını da kaybederler. İşte evrimciler böyle manevi değerlerden uzak insanlar oluşturmak için evrim teorisini savunurlar. Amaçları insanlara Allah'ın varlığını unutturmaktır. Ve bu nedenle insanlara "Sizi Allah yaratmadı. Siz maymunlardan geldiniz, yani siz gelişmiş bir hayvansınız" derler.  
 
Halbuki insanı Allah yaratmıştır. Ve insan diğer tüm canlılardan farklı olarak konuşabilen, düşünebilen, sevinebilen, karar verebilen, akıl sahibi, uygarlıklar oluşturabilen, iletişim kurabilen tek canlıdır. İnsana bu özelliklerinin hepsini veren Allah'tır.
  Hiçbir maymun veya hiçbir başka canlı konuşamaz, düşünemez, karar veremez. 
Evrimciler farklı insan ırklarına ait fosilleri insanın atası olan yarı insan yarı maymun yaratıklar gibi tanıtırlar. 

Hepinizin bildiği gibi yeryüzünde birçok ırktan insan vardır. Zenciler, Çinliler, Kızılderililer, Türkler, Afrikalılar, Eskimolar ve daha birçok farklı ırklara ait insanlar vardır. Ve tabi ki bu farklı ırklara ait insanların bazı özellikleri de farklı olur. Örneğin Çinliler çekik gözlüdürler, zencilerin derileri çok koyu renktedir, saçları kıvırcıktır. Bir Kızılderili veya Eskimo gördüğünüzde hemen onun farklı bir ırktan olduğunu anlarsınız. İşte geçmişte de böyle farklı ırklardan birçok insan yaşamıştır ve bu insanların bazı özellikleri bugünkü ırklardan farklıdır. 

Örneğin Neanderthal ırkına ait insanların kafatasları bugün yaşayan insanlarınkine oranla çok büyüktü. Kasları ise bizimkiyle karşılaştırıldığında çok daha gelişmiş ve güçlüydü. 

Ancak evrimciler bu ırklar arasındaki farklılıkları insanları yanıltmak için kullanırlar. Örneğin bir Neandertal insanının kafatası fosilini bulunca, "işte bu insanların on binlerce yıl önce yaşamış olan yarı maymun yarı insan atası"derler. Veya bazı ırkların kafatasları daha küçüktür. Bu kafataslarının fosillerini bulan evrimciler bu kez de "bu kafatasının sahibi maymunluktan yeni çıkmıştı, insan olmaya yeni başlıyordu" derler. 

Evrim Teorisi'nin iddiaları bununla da kalmaz daha da ileri gider ve insanların maymundan evrimleştiğini, insanların atalarının maymunlar olduğunu iddia ederler.  
Ancak, ne Darwin’in ne de diğer evrimcilerin bu iddiasını doğrulayacak hiçbir delilleri yoktur. Bu iddia da yine tamamen hayal ürünüdür.  

&lt;strong&gt;Aslında, evrim teorisinin ortaya atılış sebebi, insanlara Allah tarafından yaratıldıklarını unutturmaktır&lt;/strong&gt;. İnsanlar eğer tesadüfen oluştuklarına ve atalarının bir hayvan olduğuna inanırlarsa, Allah’a karşı sorumluluk duymazlar. Böylece insanlar artık, tüm manevi değerlerini unutur, sadece kendi çıkarlarını düşünen insanlara dönüşürler. Sadece kendi çıkarını düşünen insanlar, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, aile sevgisi gibi çok değerli duygularını da kaybederler. İşte evrimciler böyle manevi değerlerden uzak insanlar oluşturmak için evrim teorisini savunurlar. Amaçları insanlara Allah'ın varlığını unutturmaktır. Ve bu nedenle insanlara "Sizi Allah yaratmadı. Siz maymunlardan geldiniz, yani siz gelişmiş bir hayvansınız" derler.  
 
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Halbuki insanı Allah yaratmıştır. Ve insan diğer tüm canlılardan farklı olarak konuşabilen, düşünebilen, sevinebilen, karar verebilen, akıl sahibi, uygarlıklar oluşturabilen, iletişim kurabilen tek canlıdır. İnsana bu özelliklerinin hepsini veren Allah'tır.  &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;

&lt;em&gt;Hiçbir maymun veya hiçbir başka canlı konuşamaz, düşünemez, karar veremez. &lt;/em&gt; 

Evrimciler insanın maymundan geldiğine hiçbir delil gösteremezler.
Bilim alanında "delil" göstermek çok önemlidir. Eğer siz bir iddiada bulunursanız ve insanların buna inanmalarını isterseniz, mutlaka bir delil göstermeniz gerekir. Örneğin yeni tanıştığınız insanlara "Benim adım Ayşe" dediniz. Ve bu insanlardan biri çıkıp dedi ki "ben sizin adınızın Ayşe olduğuna inanmıyorum". Bu durumda bu kişiye delil göstererek adınızın Ayşe olduğunu ispatlayabilirsiniz. Deliliniz ne olabilir? "Nüfus kağıdı"nız bir delil olabilir. Bunu karşınızdaki kişiye gösterirseniz, artık size kesinlikle itiraz edemez.  

 &lt;strong&gt;bilimsel bir örnek vereyim: Günümüzden birkaç yüzyıl önce Newton adında ünlü bir bilimadamı çıkmış ve dünyada yerçekimi var demiş. Bunu nereden bildiğini soranlara ise bir delil göstermiş. "Bir elma dalından koptuğunda yere düşüyor, havada durmuyor". Demek ki yerde onu çeken bir güç var ve bu gücün adına yerçekimi demiş.  &lt;/strong&gt;
&lt;em&gt;Öyle ise evrim teorisinin de bilimsel olarak inanılır olması için delil göstermesi gerekir. Örneğin evrim teorisi diyor ki insanın atası maymundur. Biz de o zaman evrimcilere soracağız: Bunu nereden biliyorsunuz? Deliliniz var mı? &lt;/em&gt; 

İnsanın atası eğer maymun olsaydı, delil olarak yarı insan-yarı maymun yaratıkların fosillerini bulmamız gerekirdi. Ancak bugüne kadar böyle bir fosil bulunamamıştır. Elimizde ya maymun fosilleri ya da insan fosilleri vardır. Yani EVRİMCİLERİN İNSANIN ATASININ MAYMUN OLDUĞUNA DAİR HİÇ BİR DELİLLERİ YOKTUR! 

Sonuç olarak evrimcilerin insanların maymundan türedikleri konusundaki iddialarına delil olarak gösterdikleri fosiller ya geçmişte yaşamış ve bugün soyu tükenmiş maymunlara, ya da soyu tükenmiş insan ırklarına aittir. Yani yarı insan-yarı maymun yaratıklar hiçbir zaman yaşamadılar! 

Evrimcilerin en büyük sahtekarlıkları:
1. Piltdown Adamı Sahtekarlığı
1912 yılında evrimci bilimadamları tarafından bir çene kemiği ve kafatası parçası fosili bulundu. Çene kemiği maymun çenesine, kafatası parçası da insanınkine benziyordu. Yani evrimcilere göre bu canlı, yarı insan yarı maymundu. Bu kemik parçalarının 500 bin yıl yaşında oldukları ve insanın maymundan türediğine delil oldukları söylendi. 
Ve bu kemikler yaklaşık 40 yıl boyunca çeşitli müzelerde evrimin delili olarak sergilendi. 

Ancak 1949 yılında bu kemikler üzerinde bazı testler yapıldığında çok şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşıldı: Çene kemiği 500 bin değil, sadece 2-3 yaşındaydı. Bir insana ait olan kafatası parçaları da ancak birkaç bin yıl yaşındaydılar. 

Gerçek sonradan anlaşıldı: Evrimciler insan kafatasına maymun çenesi takmışlar ve üzerine kimyasal maddeler sürerek eski görüntüsü vermeye çalışmışlardı. 

Yani evrimciler yarı insan yarı maymun fosili bulamayınca bunun sahtesini üretmeye kalkmışlardı. 

Bu olay tarihe en büyük bilim sahtekarlığı olarak geçti… 

2. Nebraska Adamı Sahtekarlığı
 Dişe bakarak çizilen Nebraska adamı. Evrimciler ne kadar da hayalperestler değil mi? 
1922 yılında, bir azı dişi fosili bulundu. Evrimciler bu dişin insan ve maymunların ortak özelliklerini taşıdığını iddia ettiler. Daha sonra bu tek dişten yola çıkılarak bu dişin ait olduğu canlı olarak insan-maymun arası hayali bir canlı çizildi. 
Hatta daha da ileri gidilerek bu canlının bir de ailesi çizildi. Tüm bu çizimler tek bir dişten yola çıkılarak yapılmıştı… Şöyle bir düşünün. Dişlerinizden biri düştüğünde, bu dişi sizi hiç görmemiş olan bir insan alsa ve dişe bakarak sizin resminizin aynısı yapacağını söylese ona inanınır mısınız? Hatta bu dişe bakarak sadece sizi değil ailenizi de çizeceğini söylese, bu teklif son derece saçma olmaz mıydı? Elbette ki sadece bir dişe bakarak bir canlıyı ve hatta ailesini çizmek tamamen mantıksızlıktır.

1927 yılında ise çok ilginç bir gelişme oldu. Dişin ait olduğu canlının iskeletinin öbür parçaları da bulundu. Diş ne maymuna ne de bir insana aitti. 
Diş bir domuzun dişiydi... 

Bu olay evrim sahtekarları için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. 

Aşağıdaki resimleri görüyor musunuz? Her evrimci tek bir kafatasına bakarak ayrı ayrı şeyler çizmiş. Onlar da ne çizeceklerine karar verememişler. çünkü böyle canlılar hiçbir zaman yaşamamış. Bunların hepsi koskoca profesörlerin hayal güçlerinin ürünü. Yani şimdi siz de sokakta bir kemik parçası bulsanız ve elinize bir kalem alıp böyle bir resim çizseniz ve sonra da arkadaşlarınıza götürüp "işte bu canlılar daha önce yaşamışlardı" deseniz size ne derler? 
  
 5 Nisan 1964 tarihli Sunday Times'da yer alan çizim   Maurice Wilson'un çizimi   N. Parker'ın çizimi N. Geopraphic Eylül 1960  

Ama siz bunu yapmazsınız, çünkü bunun ne kadar akılsızca olduğunu biliyorsunuz. Fakat evrimci profesörler her nasılsa bunun akılsızlık olduğunu anlayamıyorlar! 

Dört ayak üzerinde yürüyen maymunların iki ayak üzerinde yürüen insana dönüşmeleri kesinlikle imkansızdır. 

&lt;strong&gt;EN BÜYÜK FARK 
 
İnsanla maymun arasındaki en önemli farklılık ise insanın ruh sahibi olması maymunun ise ruhunun olmamasıdır. İnsan bilinç sahibi, düşünebilen, konuşabilen, düzgün cümleler kurarak düşüncelerini diğer kişilere aktarabilen, karar verebilen, hisseden, zevk alan, sanatı bilen, resim yapabilen, beste yapabilen, şarkı söyleyebilen, aile, vatan, millet sevgisi gibi manevi değerleri olan, bilgi sahibi bir varlıktır. Bu sayılan özelliklerin hepsi insanın ruhuna ait özelliklerdir. Hayvanların ise ruhları yoktur. İnsan dışında hiçbir canlı bu özelliklere sahip olamaz.

 Ahtapotların gözleri insan gözüne çok benziyor diye insan ahtapottan geldi demek çok saçma olmaz mı? 
İşte evrimcilerin cevaplayamadıkları sorulardan biri de budur? Bir maymunun insan olabilmesi için hem fiziksel özelliklerinin değişmesi gerekir, hem de bu insanlara ait özelliklere sahip olması gerekir. Doğada, bir maymunu konuşturabilecek, ona resim yapma, düşünme, beste yapma yeteneğini verebilecek bir güç var mıdır? Elbette ki yoktur. 
Allah insanı bu özelliklerle yaratmıştır, ama hayvanlara bu özelliklerin hiçbirini vermemiştir. 

Görüldüğü gibi bir maymunun insana dönüşmesi kesinlikle imkansızdır. İnsan ilk yaratıldığı günden bu yana hep insandır. Balıklar hep balık olmuşlardır, kuşlar da hep kuştur. Hiçbir canlı bir diğerinin atası değildir. İnsanı ve tüm canlıları yaratan Allah'tır. 

Evrimcilerin insanların maymundan oluştuğunu iddia etmelerinin sebebi arada fiziksel bir benzerlik görmeleridir. Oysa dünyada maymundan daha çok insana benzeyen özellikleri olan canlılar da vardır. Örneğin bu resimlerde gördüğünüz papağanlar konuşabilirler. Veya ahtapotların gözleri insanın gözüne çok benzer. Kedi ve köpekler ise sizin de bildiğiniz gibi söz dinlerler, kendilerine söylenenleri yaparlar. Biri çıkıp insanlar eskiden köpekti veya papağandı ya da daha doğrusu ahtapottu dese siz ne düşünürsünüz? İşte evrimcilerin söyledikleri yalanların da bundan bir farkı yoktur.&lt;/strong&gt;

efndim beni ikinci anlatım daha etkiledi. 
tercih sizin benden u kadar 
AKLI OLAN GÖLE YATSIN:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu yürümeden önce koşmuş olabilir mi? </p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Yeni bir araştırma, insanın evrim sürecinde dört ayak üzerinde yürümeden, direkt olarak iki ayağa geçtiğini savunuyor. Bu teze göre, insan yürümeden önce koşmayı başarmış olabilir.</p>
<p>İnsanoğlunun ağaçtan toprağa inerek iki ayağı üzerinde yürümeye geçişi, şimdiye dek evrim paradigmasının en önemli konularından biri olmuştu. İki ayağa geçiş, bir anlamda maymundan insana geçişte dönüm noktası sayılıyor. Yeni bir araştırma ise, iki ayağa geçişin aslında sanıldığı kadar da büyük bir adım olmadığını, ilkel insanın bunu tahmin edildiğinden çok daha kolay başardığını savunuyor.</p>
<p>Antwerp Üniversitesi uzmanları, insana yakınlığı itibariyle bonobo maymunlarını inceledi. İnsana en yakın tür olan bonobo maymunlarının anatomi olarak ilk insana benzeyebileceği düşünülüyor. Bu mantıkla bonobolar tüm maymun türleri arasında iki ayaklı hareketlere en yatkın tür. Uzmanlar, maymunları iki ay boyunca yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları gözlemledi. Maymunların yavaş yürüyüşten hızlı koşmaya kadar farklı hızlarda iki ayak üzerinde hareket edebildiğini tespit etti. Araştırmada maymunların tırmanmak ve ağaçta sallanmak için kullandığı kasların aynı zamanda koşmada da işe yaradığı ortaya çıktı.</p>
<p>Yürüme ve Koşma Arasındaki Fark</p>
<p>Yürüme esnasında her adım atışta, kinetik enerji bir sonraki adım atışta potansiyel enerjiye dönüştürülerek, belli miktarda enerji tasarrufu yapılıyor. İki ayakta yürüyüş anatomisi gereği bir adım atışta, sonraki adımın da yarısı atılmış oluyor. Buna karşılık koşmada, potansiyel enerji adım atmadan önce tendonlarda ve kaslarda birikiyor, adım atışla kinetiğe dönüştürülerek harcanıyor.</p>
<p>Koşmak Yürümekten Daha Normal<br />
Antwerp ekibi, bonoboların yürüme, zıplama, sekme ve koşmaları eylemleri sırasında tükettikleri enerji miktarları hesapladı; ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Bonobolar yürüme adımları attıklarında dahi aslında koşma hareketi gibi enerji harcıyor. Bir diğer deyişle, yürüyor ve zıplıyor gibi gözükseler de, bonobolar aslında sadece koşuyor. Bilim ekibi başkanı Antwerp Üniversitesi uzmanı Evie Vereecke, bu sonucu şöyle yorumluyor; “Bonoboların koşmaya yatkınlığı gösteriyor ki, dört ayaktan iki ayağa geçiş sanıldığı gibi o kadar da zor olmamış olabilir. Belki de bu bir ‘geçiş’ de olmayabilir, zira bonobolar zaten koşuyorlar.”</p>
<p>Bilim insanları, maymunların koşma becerilerinin çok da şaşırtıcı olmadığını belirtiyor, zira ağaçlara tırmanan bir bedenin koşmayla özdeş zıplama hareketlerini yapması, örneğin, yürümeyle özdeş sağlam adım atmaya göre daha mantıklı. Çünkü, maymunlar ağaca yürür gibi değil koşar ritimde tırmanıyor.</p>
<p>İnsanların iki ayağa geçişinde iki tez var. Bir grup uzman insanların toprağa önce dört ayakla bastığını ve sonrasında da zamanla iki ayağa geçtiğini savunuyor. Buna karşıt tez ise, ağaca tırmanma ve sallanma hareketlerinin iki ayağa geçişe kolaylaştırdığını vurguluyor. Antwerp ekibinin araştırması ikinci tezi destekliyor.<br />
bu yazı ntv nin gece kuşağındada çıktı. </p>
<p><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/380476.asp" rel="nofollow">http://www.ntvmsnbc.com/news/380476.asp</a><br />
<em><strong><br />
şimdi bu tür bilgiye güvenmek şahsen beni zedeler zira zıttına bakınız:</strong></em></p>
<p>Aslında, evrim teorisinin ortaya atılış sebebi, insanlara Allah tarafından yaratıldıklarını unutturmaktır. İnsanlar eğer tesadüfen oluştuklarına ve atalarının bir hayvan olduğuna inanırlarsa, Allah’a karşı sorumluluk duymazlar. Böylece insanlar artık, tüm manevi değerlerini unutur, sadece kendi çıkarlarını düşünen insanlara dönüşürler. Sadece kendi çıkarını düşünen insanlar, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, aile sevgisi gibi çok değerli duygularını da kaybederler. İşte evrimciler böyle manevi değerlerden uzak insanlar oluşturmak için evrim teorisini savunurlar. Amaçları insanlara Allah&#8217;ın varlığını unutturmaktır. Ve bu nedenle insanlara &#8220;Sizi Allah yaratmadı. Siz maymunlardan geldiniz, yani siz gelişmiş bir hayvansınız&#8221; derler.  </p>
<p>Halbuki insanı Allah yaratmıştır. Ve insan diğer tüm canlılardan farklı olarak konuşabilen, düşünebilen, sevinebilen, karar verebilen, akıl sahibi, uygarlıklar oluşturabilen, iletişim kurabilen tek canlıdır. İnsana bu özelliklerinin hepsini veren Allah&#8217;tır.<br />
  Hiçbir maymun veya hiçbir başka canlı konuşamaz, düşünemez, karar veremez.<br />
Evrimciler farklı insan ırklarına ait fosilleri insanın atası olan yarı insan yarı maymun yaratıklar gibi tanıtırlar. </p>
<p>Hepinizin bildiği gibi yeryüzünde birçok ırktan insan vardır. Zenciler, Çinliler, Kızılderililer, Türkler, Afrikalılar, Eskimolar ve daha birçok farklı ırklara ait insanlar vardır. Ve tabi ki bu farklı ırklara ait insanların bazı özellikleri de farklı olur. Örneğin Çinliler çekik gözlüdürler, zencilerin derileri çok koyu renktedir, saçları kıvırcıktır. Bir Kızılderili veya Eskimo gördüğünüzde hemen onun farklı bir ırktan olduğunu anlarsınız. İşte geçmişte de böyle farklı ırklardan birçok insan yaşamıştır ve bu insanların bazı özellikleri bugünkü ırklardan farklıdır. </p>
<p>Örneğin Neanderthal ırkına ait insanların kafatasları bugün yaşayan insanlarınkine oranla çok büyüktü. Kasları ise bizimkiyle karşılaştırıldığında çok daha gelişmiş ve güçlüydü. </p>
<p>Ancak evrimciler bu ırklar arasındaki farklılıkları insanları yanıltmak için kullanırlar. Örneğin bir Neandertal insanının kafatası fosilini bulunca, &#8220;işte bu insanların on binlerce yıl önce yaşamış olan yarı maymun yarı insan atası&#8221;derler. Veya bazı ırkların kafatasları daha küçüktür. Bu kafataslarının fosillerini bulan evrimciler bu kez de &#8220;bu kafatasının sahibi maymunluktan yeni çıkmıştı, insan olmaya yeni başlıyordu&#8221; derler. </p>
<p>Evrim Teorisi&#8217;nin iddiaları bununla da kalmaz daha da ileri gider ve insanların maymundan evrimleştiğini, insanların atalarının maymunlar olduğunu iddia ederler.<br />
Ancak, ne Darwin’in ne de diğer evrimcilerin bu iddiasını doğrulayacak hiçbir delilleri yoktur. Bu iddia da yine tamamen hayal ürünüdür.  </p>
<p><strong>Aslında, evrim teorisinin ortaya atılış sebebi, insanlara Allah tarafından yaratıldıklarını unutturmaktır</strong>. İnsanlar eğer tesadüfen oluştuklarına ve atalarının bir hayvan olduğuna inanırlarsa, Allah’a karşı sorumluluk duymazlar. Böylece insanlar artık, tüm manevi değerlerini unutur, sadece kendi çıkarlarını düşünen insanlara dönüşürler. Sadece kendi çıkarını düşünen insanlar, vatan sevgisi, bayrak sevgisi, aile sevgisi gibi çok değerli duygularını da kaybederler. İşte evrimciler böyle manevi değerlerden uzak insanlar oluşturmak için evrim teorisini savunurlar. Amaçları insanlara Allah&#8217;ın varlığını unutturmaktır. Ve bu nedenle insanlara &#8220;Sizi Allah yaratmadı. Siz maymunlardan geldiniz, yani siz gelişmiş bir hayvansınız&#8221; derler.  </p>
<p><em><strong>Halbuki insanı Allah yaratmıştır. Ve insan diğer tüm canlılardan farklı olarak konuşabilen, düşünebilen, sevinebilen, karar verebilen, akıl sahibi, uygarlıklar oluşturabilen, iletişim kurabilen tek canlıdır. İnsana bu özelliklerinin hepsini veren Allah&#8217;tır.  </strong></em></p>
<p><em>Hiçbir maymun veya hiçbir başka canlı konuşamaz, düşünemez, karar veremez. </em> </p>
<p>Evrimciler insanın maymundan geldiğine hiçbir delil gösteremezler.<br />
Bilim alanında &#8220;delil&#8221; göstermek çok önemlidir. Eğer siz bir iddiada bulunursanız ve insanların buna inanmalarını isterseniz, mutlaka bir delil göstermeniz gerekir. Örneğin yeni tanıştığınız insanlara &#8220;Benim adım Ayşe&#8221; dediniz. Ve bu insanlardan biri çıkıp dedi ki &#8220;ben sizin adınızın Ayşe olduğuna inanmıyorum&#8221;. Bu durumda bu kişiye delil göstererek adınızın Ayşe olduğunu ispatlayabilirsiniz. Deliliniz ne olabilir? &#8220;Nüfus kağıdı&#8221;nız bir delil olabilir. Bunu karşınızdaki kişiye gösterirseniz, artık size kesinlikle itiraz edemez.  </p>
<p> <strong>bilimsel bir örnek vereyim: Günümüzden birkaç yüzyıl önce Newton adında ünlü bir bilimadamı çıkmış ve dünyada yerçekimi var demiş. Bunu nereden bildiğini soranlara ise bir delil göstermiş. &#8220;Bir elma dalından koptuğunda yere düşüyor, havada durmuyor&#8221;. Demek ki yerde onu çeken bir güç var ve bu gücün adına yerçekimi demiş.  </strong><br />
<em>Öyle ise evrim teorisinin de bilimsel olarak inanılır olması için delil göstermesi gerekir. Örneğin evrim teorisi diyor ki insanın atası maymundur. Biz de o zaman evrimcilere soracağız: Bunu nereden biliyorsunuz? Deliliniz var mı? </em> </p>
<p>İnsanın atası eğer maymun olsaydı, delil olarak yarı insan-yarı maymun yaratıkların fosillerini bulmamız gerekirdi. Ancak bugüne kadar böyle bir fosil bulunamamıştır. Elimizde ya maymun fosilleri ya da insan fosilleri vardır. Yani EVRİMCİLERİN İNSANIN ATASININ MAYMUN OLDUĞUNA DAİR HİÇ BİR DELİLLERİ YOKTUR! </p>
<p>Sonuç olarak evrimcilerin insanların maymundan türedikleri konusundaki iddialarına delil olarak gösterdikleri fosiller ya geçmişte yaşamış ve bugün soyu tükenmiş maymunlara, ya da soyu tükenmiş insan ırklarına aittir. Yani yarı insan-yarı maymun yaratıklar hiçbir zaman yaşamadılar! </p>
<p>Evrimcilerin en büyük sahtekarlıkları:<br />
1. Piltdown Adamı Sahtekarlığı<br />
1912 yılında evrimci bilimadamları tarafından bir çene kemiği ve kafatası parçası fosili bulundu. Çene kemiği maymun çenesine, kafatası parçası da insanınkine benziyordu. Yani evrimcilere göre bu canlı, yarı insan yarı maymundu. Bu kemik parçalarının 500 bin yıl yaşında oldukları ve insanın maymundan türediğine delil oldukları söylendi.<br />
Ve bu kemikler yaklaşık 40 yıl boyunca çeşitli müzelerde evrimin delili olarak sergilendi. </p>
<p>Ancak 1949 yılında bu kemikler üzerinde bazı testler yapıldığında çok şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşıldı: Çene kemiği 500 bin değil, sadece 2-3 yaşındaydı. Bir insana ait olan kafatası parçaları da ancak birkaç bin yıl yaşındaydılar. </p>
<p>Gerçek sonradan anlaşıldı: Evrimciler insan kafatasına maymun çenesi takmışlar ve üzerine kimyasal maddeler sürerek eski görüntüsü vermeye çalışmışlardı. </p>
<p>Yani evrimciler yarı insan yarı maymun fosili bulamayınca bunun sahtesini üretmeye kalkmışlardı. </p>
<p>Bu olay tarihe en büyük bilim sahtekarlığı olarak geçti… </p>
<p>2. Nebraska Adamı Sahtekarlığı<br />
 Dişe bakarak çizilen Nebraska adamı. Evrimciler ne kadar da hayalperestler değil mi?<br />
1922 yılında, bir azı dişi fosili bulundu. Evrimciler bu dişin insan ve maymunların ortak özelliklerini taşıdığını iddia ettiler. Daha sonra bu tek dişten yola çıkılarak bu dişin ait olduğu canlı olarak insan-maymun arası hayali bir canlı çizildi.<br />
Hatta daha da ileri gidilerek bu canlının bir de ailesi çizildi. Tüm bu çizimler tek bir dişten yola çıkılarak yapılmıştı… Şöyle bir düşünün. Dişlerinizden biri düştüğünde, bu dişi sizi hiç görmemiş olan bir insan alsa ve dişe bakarak sizin resminizin aynısı yapacağını söylese ona inanınır mısınız? Hatta bu dişe bakarak sadece sizi değil ailenizi de çizeceğini söylese, bu teklif son derece saçma olmaz mıydı? Elbette ki sadece bir dişe bakarak bir canlıyı ve hatta ailesini çizmek tamamen mantıksızlıktır.</p>
<p>1927 yılında ise çok ilginç bir gelişme oldu. Dişin ait olduğu canlının iskeletinin öbür parçaları da bulundu. Diş ne maymuna ne de bir insana aitti.<br />
Diş bir domuzun dişiydi&#8230; </p>
<p>Bu olay evrim sahtekarları için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. </p>
<p>Aşağıdaki resimleri görüyor musunuz? Her evrimci tek bir kafatasına bakarak ayrı ayrı şeyler çizmiş. Onlar da ne çizeceklerine karar verememişler. çünkü böyle canlılar hiçbir zaman yaşamamış. Bunların hepsi koskoca profesörlerin hayal güçlerinin ürünü. Yani şimdi siz de sokakta bir kemik parçası bulsanız ve elinize bir kalem alıp böyle bir resim çizseniz ve sonra da arkadaşlarınıza götürüp &#8220;işte bu canlılar daha önce yaşamışlardı&#8221; deseniz size ne derler? </p>
<p> 5 Nisan 1964 tarihli Sunday Times&#8217;da yer alan çizim   Maurice Wilson&#8217;un çizimi   N. Parker&#8217;ın çizimi N. Geopraphic Eylül 1960  </p>
<p>Ama siz bunu yapmazsınız, çünkü bunun ne kadar akılsızca olduğunu biliyorsunuz. Fakat evrimci profesörler her nasılsa bunun akılsızlık olduğunu anlayamıyorlar! </p>
<p>Dört ayak üzerinde yürüyen maymunların iki ayak üzerinde yürüen insana dönüşmeleri kesinlikle imkansızdır. </p>
<p><strong>EN BÜYÜK FARK </p>
<p>İnsanla maymun arasındaki en önemli farklılık ise insanın ruh sahibi olması maymunun ise ruhunun olmamasıdır. İnsan bilinç sahibi, düşünebilen, konuşabilen, düzgün cümleler kurarak düşüncelerini diğer kişilere aktarabilen, karar verebilen, hisseden, zevk alan, sanatı bilen, resim yapabilen, beste yapabilen, şarkı söyleyebilen, aile, vatan, millet sevgisi gibi manevi değerleri olan, bilgi sahibi bir varlıktır. Bu sayılan özelliklerin hepsi insanın ruhuna ait özelliklerdir. Hayvanların ise ruhları yoktur. İnsan dışında hiçbir canlı bu özelliklere sahip olamaz.</p>
<p> Ahtapotların gözleri insan gözüne çok benziyor diye insan ahtapottan geldi demek çok saçma olmaz mı?<br />
İşte evrimcilerin cevaplayamadıkları sorulardan biri de budur? Bir maymunun insan olabilmesi için hem fiziksel özelliklerinin değişmesi gerekir, hem de bu insanlara ait özelliklere sahip olması gerekir. Doğada, bir maymunu konuşturabilecek, ona resim yapma, düşünme, beste yapma yeteneğini verebilecek bir güç var mıdır? Elbette ki yoktur.<br />
Allah insanı bu özelliklerle yaratmıştır, ama hayvanlara bu özelliklerin hiçbirini vermemiştir. </p>
<p>Görüldüğü gibi bir maymunun insana dönüşmesi kesinlikle imkansızdır. İnsan ilk yaratıldığı günden bu yana hep insandır. Balıklar hep balık olmuşlardır, kuşlar da hep kuştur. Hiçbir canlı bir diğerinin atası değildir. İnsanı ve tüm canlıları yaratan Allah&#8217;tır. </p>
<p>Evrimcilerin insanların maymundan oluştuğunu iddia etmelerinin sebebi arada fiziksel bir benzerlik görmeleridir. Oysa dünyada maymundan daha çok insana benzeyen özellikleri olan canlılar da vardır. Örneğin bu resimlerde gördüğünüz papağanlar konuşabilirler. Veya ahtapotların gözleri insanın gözüne çok benzer. Kedi ve köpekler ise sizin de bildiğiniz gibi söz dinlerler, kendilerine söylenenleri yaparlar. Biri çıkıp insanlar eskiden köpekti veya papağandı ya da daha doğrusu ahtapottu dese siz ne düşünürsünüz? İşte evrimcilerin söyledikleri yalanların da bundan bir farkı yoktur.</strong></p>
<p>efndim beni ikinci anlatım daha etkiledi.<br />
tercih sizin benden u kadar<br />
AKLI OLAN GÖLE YATSIN:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>arif tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14051</link>
		<dc:creator>arif</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 12:47:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14051</guid>
		<description>Karmaşık sorunların iç yüzünü anlamakta aciz kalıp; Aklımızın yetmediği yerde, imdad makamına sığınmak, Yar'in kapısını çalabilmek ne saadet. Kapı açılmasada küsmek yok. Sabırla bekleyeceğiz. Kapının sahibi var biliyoruz.
Hiç ummadığın yerde/Nagahan açılır perde/Derman erişir derde/Görelim mevla neyler/Neylerse güzel eyler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Karmaşık sorunların iç yüzünü anlamakta aciz kalıp; Aklımızın yetmediği yerde, imdad makamına sığınmak, Yar&#8217;in kapısını çalabilmek ne saadet. Kapı açılmasada küsmek yok. Sabırla bekleyeceğiz. Kapının sahibi var biliyoruz.<br />
Hiç ummadığın yerde/Nagahan açılır perde/Derman erişir derde/Görelim mevla neyler/Neylerse güzel eyler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>blue tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14050</link>
		<dc:creator>blue</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 10:54:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14050</guid>
		<description>Mutluluğa sebep olan şeyin "anlam" olduğunu çok güzel tespit etmişsiniz. Sözler'de şöyle bir temsil vardır:
Bir padişah iki adama birer elma bahşediyor. Birisi alır almaz yemeye başlıyor ve mideye indiriyor. Diğeri ise yemekten bir süre imtina edip öpüp başına koyuyor. Said Nursi, iki adamın aldığı lezzeti karşılaştırırken şöyle diyor:
Birinci adamın aldığı lezzet bir elma lezzetidir, ve elmayı yeme süresiyle sınırlıdır. Öpüp başına koyan adam ise, elmayı değil, onun arkasındaki padişahın teveccühünü sever. Aldığı lezzet kıyas kabul etmez. Anlamlandırmak... İman ile inkarın arasındaki basit fark da sadece bu değil mi? 
Tespit ettiğiniz ikinci nokta da önemli. İnsan, mutluluğu an'ın içine sıkıştırmaya çalışıyor; elde ettiği ise sadece tatmindir; mutluluk bahsettiğiniz gibi geçmiş ve geleceği de içine alan geniş bir kavramdır. Rızık denizinden alacağı ancak bir günlük kısmeti. Ama harislerin gözleri hiç doymaz. Nasıl güzel ifadeler bunlar böyle... İnsan tabiatı böyle işte... Öyle bir hırs ki, o göz testisi hiç dolmayacak sanıyor.  
Izdırap diye bir şey yoktur, dayanılmaz olan dış dünyadaki olayların içimizdeki anlamlarıdır, cümlesi de çok güzel. Aslında mutluluğun formülünü de sunuyor:
İnsan, güzellikleri anlamlandırıp geniş bir mutluluğu elde etmeye çalışırken; acılarına olumsuz anlamlar yükleyip derinleştirmeye çalışmamalı. Tabiri caizse arabeskleştirmemeli. 
Sizin yaptığınız gibi hayatı anlamlandıran şeylerden biri, onu Esma penceresinden okuyabilmek. O zaman ızdıraplar bile mutluluk vesilesi olabilir. Niyazi-i Mısri'nin dediği gibi:
Kahr u lütfu şey-i vahid, bilmeyen çekti azap
Ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi...

Bu, kahra sabırla ilgili bir şey değil. Daha çok kahrı ve lütfu verene tam teslimiyetle ilgili galiba. Rıza makamı...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluğa sebep olan şeyin &#8220;anlam&#8221; olduğunu çok güzel tespit etmişsiniz. Sözler&#8217;de şöyle bir temsil vardır:<br />
Bir padişah iki adama birer elma bahşediyor. Birisi alır almaz yemeye başlıyor ve mideye indiriyor. Diğeri ise yemekten bir süre imtina edip öpüp başına koyuyor. Said Nursi, iki adamın aldığı lezzeti karşılaştırırken şöyle diyor:<br />
Birinci adamın aldığı lezzet bir elma lezzetidir, ve elmayı yeme süresiyle sınırlıdır. Öpüp başına koyan adam ise, elmayı değil, onun arkasındaki padişahın teveccühünü sever. Aldığı lezzet kıyas kabul etmez. Anlamlandırmak&#8230; İman ile inkarın arasındaki basit fark da sadece bu değil mi?<br />
Tespit ettiğiniz ikinci nokta da önemli. İnsan, mutluluğu an&#8217;ın içine sıkıştırmaya çalışıyor; elde ettiği ise sadece tatmindir; mutluluk bahsettiğiniz gibi geçmiş ve geleceği de içine alan geniş bir kavramdır. Rızık denizinden alacağı ancak bir günlük kısmeti. Ama harislerin gözleri hiç doymaz. Nasıl güzel ifadeler bunlar böyle&#8230; İnsan tabiatı böyle işte&#8230; Öyle bir hırs ki, o göz testisi hiç dolmayacak sanıyor.<br />
Izdırap diye bir şey yoktur, dayanılmaz olan dış dünyadaki olayların içimizdeki anlamlarıdır, cümlesi de çok güzel. Aslında mutluluğun formülünü de sunuyor:<br />
İnsan, güzellikleri anlamlandırıp geniş bir mutluluğu elde etmeye çalışırken; acılarına olumsuz anlamlar yükleyip derinleştirmeye çalışmamalı. Tabiri caizse arabeskleştirmemeli.<br />
Sizin yaptığınız gibi hayatı anlamlandıran şeylerden biri, onu Esma penceresinden okuyabilmek. O zaman ızdıraplar bile mutluluk vesilesi olabilir. Niyazi-i Mısri&#8217;nin dediği gibi:<br />
Kahr u lütfu şey-i vahid, bilmeyen çekti azap<br />
Ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi&#8230;</p>
<p>Bu, kahra sabırla ilgili bir şey değil. Daha çok kahrı ve lütfu verene tam teslimiyetle ilgili galiba. Rıza makamı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14043</link>
		<dc:creator>alperen</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 07:03:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14043</guid>
		<description>&lt;strong&gt;     EVRİM SORULARI
ALPEREN GÜRBÜZER
     

      Çeşitli hayvan tiplerinin organlarının aynı görevi yapması evrime delil olabilir mi?
 Böyle bir soru karşısında verilecek tek cevap tereddütsüz hayır.  Çünkü benzeri fonksiyonlar için Yüce Yaratıcı benzer yapıları kullanmıştır. Genler değişmeyeceğine göre aynı canlıdan farklı canlı meydana gelemez. Velhasıl her canlı tipin genetik yapısı sabittir. 
       İkinci soru:
        Zencilerin çevre şartlarından dolayı siyah olduğnu söylerler doğru mu?
         El Cevap: 
         Evrimciler zencilerin tropik iklimler de yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kaldıkları için siyahlaştıklarını savunurlar. Oysa güney ve kuzey Amerika da aynı ışınlara maruz kalanların siyahlaşmadığı görülmüştür. Yaratılışçılar ırkların teşekküle esnasında deri renklerinin genetik özelliklere bağlı olduğunu ileri sürerek evrimcilerin iddialarını yalanlamışlardır.
         Üçüncü soru:
          Embriyonun safhaları evrime delil olabilir mi?
          Delil olamaz. Çünkü Embriyonun evreleri evrimin tekrarı ise o zaman insan kalbinin önce bir odacıklı, sonra iki, sonra üç ve en nihayet dört odacıklı sırayı takip etmesi gerekirdi. Oysaki insan kalbi oluşurken evvela iki, sonra bir,  daha sonra da dört odacıklı olur. Demek ki, küçükten büyüğe veya basitten karmaşığa doğru bir evrimleşme sözkonusu değildir. Hatta insanda beyin sinir kordonundan önce, kalp de kan damarlarından önce geliştiğine göre evrim gelişmesinin tam tersini göstermektedir. Bu gerçekler evrim teorisini baştan çürütmeye yetiyor.
           Dördüncü soru:
            Evrimciler insanda 180’eyakın işe yaramaz ve körelmiş organın bulunduğunu ileri sürerler, doğru mu?
             İnsan da timus bezi, epifiz bezi, bademcikler ve kuyruk sokumu kemiği gibi önemli organlar önceleri işe yaramaz ve körermiş olarak biyoloji derslerinde anlatılırdı. Ama gelinen noktada bugün timus bezi ve bademcikler mikroplara karşı savunma görevi yaptıkları anlaşıldı. Kör bağırsak ise vücuda giren yabancı unsurlara karşı aktif görev yapmaktadır. Kuyruk sokumu kemiği de kuyruğun kullanılmayan izleri değil aksine kalça kemiklerinin insanın bazı kasların tutunma noktasıdır. Kuyruk sokumu olmaksızın rahat oturmak mümkün değildir. Kısaca evrimcilerin insanın atası diye ilan ettikleri maymunların kuyruklarının zamanla körerek insanda kuyruksokumu halinde oluştuğunu söylemek büyük bir yanılgıdır.
            Beşinci soru:             
            Neadarthal Adamı nedir?
            Evrimcilerce Yarı dik yürüyen hayvana yakın insan benzeri olarak ilan edildi. Oysa Neadarthal dedikleri adam tamamen dik yürüyen bir varlık olup, D vitamini eksikliğinden dolayı kemiklerin iltihaplı ve sakat olmasından kaynaklanan bir durum. Gerçekte sakatlığı olmazsa o da bizim gibi dik yürüyen bir insandır. Hâsılı o insan atası değildir.  &lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>     EVRİM SORULARI<br />
ALPEREN GÜRBÜZER</p>
<p>      Çeşitli hayvan tiplerinin organlarının aynı görevi yapması evrime delil olabilir mi?<br />
 Böyle bir soru karşısında verilecek tek cevap tereddütsüz hayır.  Çünkü benzeri fonksiyonlar için Yüce Yaratıcı benzer yapıları kullanmıştır. Genler değişmeyeceğine göre aynı canlıdan farklı canlı meydana gelemez. Velhasıl her canlı tipin genetik yapısı sabittir.<br />
       İkinci soru:<br />
        Zencilerin çevre şartlarından dolayı siyah olduğnu söylerler doğru mu?<br />
         El Cevap:<br />
         Evrimciler zencilerin tropik iklimler de yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kaldıkları için siyahlaştıklarını savunurlar. Oysa güney ve kuzey Amerika da aynı ışınlara maruz kalanların siyahlaşmadığı görülmüştür. Yaratılışçılar ırkların teşekküle esnasında deri renklerinin genetik özelliklere bağlı olduğunu ileri sürerek evrimcilerin iddialarını yalanlamışlardır.<br />
         Üçüncü soru:<br />
          Embriyonun safhaları evrime delil olabilir mi?<br />
          Delil olamaz. Çünkü Embriyonun evreleri evrimin tekrarı ise o zaman insan kalbinin önce bir odacıklı, sonra iki, sonra üç ve en nihayet dört odacıklı sırayı takip etmesi gerekirdi. Oysaki insan kalbi oluşurken evvela iki, sonra bir,  daha sonra da dört odacıklı olur. Demek ki, küçükten büyüğe veya basitten karmaşığa doğru bir evrimleşme sözkonusu değildir. Hatta insanda beyin sinir kordonundan önce, kalp de kan damarlarından önce geliştiğine göre evrim gelişmesinin tam tersini göstermektedir. Bu gerçekler evrim teorisini baştan çürütmeye yetiyor.<br />
           Dördüncü soru:<br />
            Evrimciler insanda 180’eyakın işe yaramaz ve körelmiş organın bulunduğunu ileri sürerler, doğru mu?<br />
             İnsan da timus bezi, epifiz bezi, bademcikler ve kuyruk sokumu kemiği gibi önemli organlar önceleri işe yaramaz ve körermiş olarak biyoloji derslerinde anlatılırdı. Ama gelinen noktada bugün timus bezi ve bademcikler mikroplara karşı savunma görevi yaptıkları anlaşıldı. Kör bağırsak ise vücuda giren yabancı unsurlara karşı aktif görev yapmaktadır. Kuyruk sokumu kemiği de kuyruğun kullanılmayan izleri değil aksine kalça kemiklerinin insanın bazı kasların tutunma noktasıdır. Kuyruk sokumu olmaksızın rahat oturmak mümkün değildir. Kısaca evrimcilerin insanın atası diye ilan ettikleri maymunların kuyruklarının zamanla körerek insanda kuyruksokumu halinde oluştuğunu söylemek büyük bir yanılgıdır.<br />
            Beşinci soru:<br />
            Neadarthal Adamı nedir?<br />
            Evrimcilerce Yarı dik yürüyen hayvana yakın insan benzeri olarak ilan edildi. Oysa Neadarthal dedikleri adam tamamen dik yürüyen bir varlık olup, D vitamini eksikliğinden dolayı kemiklerin iltihaplı ve sakat olmasından kaynaklanan bir durum. Gerçekte sakatlığı olmazsa o da bizim gibi dik yürüyen bir insandır. Hâsılı o insan atası değildir.  </strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>beddavi tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14041</link>
		<dc:creator>beddavi</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 06:14:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14041</guid>
		<description>insan maymunlaşırmı onu bilmem ama ondan daha da kötü de olabilir ve meleklerden üstün de olabilir  ki bunların örnekleri çok da vardır ama görmek istemek lazım... dünyaya yaşamaya geldiğine inanan insandan ne beklenir??? imtihana geldiğine inan insandan da ne beklenmez??</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>insan maymunlaşırmı onu bilmem ama ondan daha da kötü de olabilir ve meleklerden üstün de olabilir  ki bunların örnekleri çok da vardır ama görmek istemek lazım&#8230; dünyaya yaşamaya geldiğine inanan insandan ne beklenir??? imtihana geldiğine inan insandan da ne beklenmez??</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14036</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 22:28:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14036</guid>
		<description>CEMİL MERİÇ geldi aklıma bu yazıları okurken:
"Geçen devirlerde yaşamak, yani derinleşmek ve ömrü alabildiğine uzatmak. Başka ülkelerde yaşamak, başka insanlarla acı çekmek, başka insanlarla gülmek.
Damlayken denizleşmek. Ve an'a ebediyeti sığdırmak. Kalbini bütün heyecanlara açmak.
Yani sınır taşlarını devirmek, çağların ve politikarın sınır taşlarını. Bütün insanlığı aynı büyük aşk içinde birleştirmek."
Zaman ve mekana gebe insanın ona ebediyeti sığdırması ve zamanı ve mekanı aşması...
Geçmiş ve geleceği kendinde harmanlaması ve aynı zamanda hem geçmiş hem gelecek olması...
An'ı yaşayan kalp olmalı.
Geçmiş, gelecek ve sonsuzluk...onun içinde.
Kalbin içinde bir sır, bir hazine bilinmek isteyen.
Oraya sığar çünkü ebediyet, onun dışında nereye sığabilir ki bu dünyada?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>CEMİL MERİÇ geldi aklıma bu yazıları okurken:<br />
&#8220;Geçen devirlerde yaşamak, yani derinleşmek ve ömrü alabildiğine uzatmak. Başka ülkelerde yaşamak, başka insanlarla acı çekmek, başka insanlarla gülmek.<br />
Damlayken denizleşmek. Ve an&#8217;a ebediyeti sığdırmak. Kalbini bütün heyecanlara açmak.<br />
Yani sınır taşlarını devirmek, çağların ve politikarın sınır taşlarını. Bütün insanlığı aynı büyük aşk içinde birleştirmek.&#8221;<br />
Zaman ve mekana gebe insanın ona ebediyeti sığdırması ve zamanı ve mekanı aşması&#8230;<br />
Geçmiş ve geleceği kendinde harmanlaması ve aynı zamanda hem geçmiş hem gelecek olması&#8230;<br />
An&#8217;ı yaşayan kalp olmalı.<br />
Geçmiş, gelecek ve sonsuzluk&#8230;onun içinde.<br />
Kalbin içinde bir sır, bir hazine bilinmek isteyen.<br />
Oraya sığar çünkü ebediyet, onun dışında nereye sığabilir ki bu dünyada?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yavaş yavaş tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14025</link>
		<dc:creator>yavaş yavaş</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 16:01:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/11/insan-maymunlasabilir-mi/#comment-14025</guid>
		<description>böyle çok referanslı yazı okumak oldukça tatmin edici.

insanın anlam arayışından bahsediyorsak varoluşçu felsefeye de dokunmak gerekiyor. "insanın anlam arayışı" adlı kitaptan bu konuda bahsedilebilir.

kişinin anlam arayışında problemler yaşamasında kendine saygı kavramı da oldukça etkili. iletişim yayınlarından "kendine saygı" bu konuyla ilgili iyi bir kitap. bu kitapta belirtiliyor "kendine saygısı düşük seviyede olan bireyler, daha büyük bir aile içinde eriyerek gerilimlerinden kurtulabiliyorlar. amerika'da ve avrupa'da bulunan bir çok tarikatın muritlerinde kendine saygı seviyesi düşük olarak belirtiliyor." ayrıyeten kendine saygının bir bireyin kendini mutlu hissedip hissetmemesi konusunda da önemli ölçüde etkili olduğu belirtilmiş.

bir zamanlar amerikada birkaç aylık bebeklerin ağlamalarına aldırış edilmemesi, sütün düzenli verilmesi tavsiye ediliyormuş. böylelikle çocuk şımarmayacak ve ebeveyn uykusunu adam gibi alacak. yalnız 20 sene sonra bu yaklaşımın sınır kişilikleri arttırdığı tespit edilmiş. yani çocuklığun ilk dönemlerinde bir sıcak temasın da kendini mutlu hissetmekle ilgisi var.

ayrılıklar konusunda da bildiğim kadarı ile şiddetli geçimsizliğin olduğu ailelerdeki çocukların suç oranı, ayrılmış ailelerdeki çocukların suç oranından oldukça fazlaymış.

biliyorum aksini idda etmemişsiniz ama ben bahsedeyim. eğlence fetişizmi nasıl bir uçsa, eğlenceyi bireye yasaklayan anlayışlarda öteki uçta. biri acıdan unutarak kaçışı temsil ediyorsa öbürü de acının içinde kendinden vazgeçmek olarak tanımlanabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>böyle çok referanslı yazı okumak oldukça tatmin edici.</p>
<p>insanın anlam arayışından bahsediyorsak varoluşçu felsefeye de dokunmak gerekiyor. &#8220;insanın anlam arayışı&#8221; adlı kitaptan bu konuda bahsedilebilir.</p>
<p>kişinin anlam arayışında problemler yaşamasında kendine saygı kavramı da oldukça etkili. iletişim yayınlarından &#8220;kendine saygı&#8221; bu konuyla ilgili iyi bir kitap. bu kitapta belirtiliyor &#8220;kendine saygısı düşük seviyede olan bireyler, daha büyük bir aile içinde eriyerek gerilimlerinden kurtulabiliyorlar. amerika&#8217;da ve avrupa&#8217;da bulunan bir çok tarikatın muritlerinde kendine saygı seviyesi düşük olarak belirtiliyor.&#8221; ayrıyeten kendine saygının bir bireyin kendini mutlu hissedip hissetmemesi konusunda da önemli ölçüde etkili olduğu belirtilmiş.</p>
<p>bir zamanlar amerikada birkaç aylık bebeklerin ağlamalarına aldırış edilmemesi, sütün düzenli verilmesi tavsiye ediliyormuş. böylelikle çocuk şımarmayacak ve ebeveyn uykusunu adam gibi alacak. yalnız 20 sene sonra bu yaklaşımın sınır kişilikleri arttırdığı tespit edilmiş. yani çocuklığun ilk dönemlerinde bir sıcak temasın da kendini mutlu hissetmekle ilgisi var.</p>
<p>ayrılıklar konusunda da bildiğim kadarı ile şiddetli geçimsizliğin olduğu ailelerdeki çocukların suç oranı, ayrılmış ailelerdeki çocukların suç oranından oldukça fazlaymış.</p>
<p>biliyorum aksini idda etmemişsiniz ama ben bahsedeyim. eğlence fetişizmi nasıl bir uçsa, eğlenceyi bireye yasaklayan anlayışlarda öteki uçta. biri acıdan unutarak kaçışı temsil ediyorsa öbürü de acının içinde kendinden vazgeçmek olarak tanımlanabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

