<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>AK Parti’yi Kapatan, ‘Kürdistan’ Yolunu Açar yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 03:02:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Türban demokratısın! Hayır değilim! &#171; ÇELİŞKİLER tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-21373</link>
		<dc:creator>Türban demokratısın! Hayır değilim! &#171; ÇELİŞKİLER</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 10:40:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-21373</guid>
		<description>[...] Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye’nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye’nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Suna B. tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-15594</link>
		<dc:creator>Suna B.</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 10:50:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-15594</guid>
		<description>Kapatma PKK’ya yarar    POLİTİKA   
 
 
‘Bölücü faaliyetlerin odağı’ olduğu gerekçesiyle hakkında kapatma davası açılan DTP, ek savunmasını verdi. 172 sayfalık savunmada Lagendijk’in ‘DTP’nin kapatılması PKK’ya yarar’ sözleri de yer aldı 

YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın kapatma davası açtığı DTP’nin, esasa ilişkin savunmasında Başsavcı’nın,141 iddiasına ayrı ayrı yanıt verildi, bunlardan 129’unun sözlü beyan olduğu ifade edildi. Yalçınkaya’nın iddianamesinde DTP’lilerin terör örgütü PKK’ya ‘terörist’ demediği yönündeki suçlamasına şu savunma yapıldı: 

‘TERÖR ÖRGÜTÜDÜR’ DİYEMEYİZ 

‘DTP, çocukları dağda olan ailelerin oylarını almıştır kuşkusuz. Peki bu neyi gösterir? Sayın Başsavcı’nın iddia ettiği gibi PKK ile özdeşliğini mi, yoksa o ailelerin çocuklarının dağdan indirilmesi için siyasi çözümü bulun diye DTP’ye umut bağladıklarını mı? 2’nci neden doğrudur. Bu durumda DTP, kendisine siyasi çözüm için oy veren milyonlarca insanın çocukları, yakınları dağda iken PKK terör örgütüdür nasıl der, niçin desin?’ 

AĞAR BİLE SİYASET YOLUNU ÖNERDİ 

DTP-PKK ilişkisi ile ilgili olarak da Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk’in, ‘Kapatmak çözüm olmaz. Demokratik mücadele kanalı kapatılmamalı. DTP’yi kapatmak PKK’ya yarar’ şeklindeki sözlerine yer verildi. Savunmada DYP eski Lideri Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanlığı döneminde bin köy yaktığını gururla açıkladığı ifade edildi, DYP lideriyken gündeme getirdiği ‘Dağdakilere siyaset yolunu açmak gerekir’ önerisi hatırlatıldı. 

ANKARA star 


AK Parti davası savunmaya girdi 


21. yüzyılda iktidar partisi AK Parti ve TBMM’de grubu bulunan DTP’ye kapatma davası açılmasının anakronik (Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş) olduğu belirtilen savunmada,şöyle denildi: ‘Burası Türkiye denilebilirse de, bu davanın anlamını ulusal ölçekte açıklayabilmek yine de zor. Çünkü, küreselleşen dünyamızda Amerika’da yaprak kıpırdasa Çin’de esintisi duyuluyor. Gerçekten de, gerek AK Parti’nin, gerekse DTP’nin kapatılma davası, başta tam üyelik hedefiyle aday olduğumuz AB ve dünya kamuoyu tarafından yakından izleniyor.’ Savunmada, Başsavcı Yalçınkaya’nın vatandaşlık tanımı da eleştirildi. 


Çöpte MKE mühimmatı çıktı 


KIRIKKALE’NİN Keskin ilçesinde, kaymakamlık lojmanının da bulunduğu caddedeki çöp konteynerindeki şüpheli paketten, eski mühimmat parçaları çıktı. 

Önceki akşam, Altıntaş Mahallesi’ndeki kaymakamlık lojmanının yakınlarındaki bir çöp konteynerine şüpheli bir paket atıldığı ihbarı üzerine Keskin Emniyet Müdürlüğü ekipleri olay yerine geldi. Lojman ve konteyner çevresinde önlem alındı, bölgeye mesaisi biten polis memurları da takviye olarak çağrıldı. Kırıkkale Emniyet Müdürlüğü uzman ekipleri paketi konteynerden alarak götürdü. Paketten, Makina ve Kimya Endüstrisi yapımı eski mühimmat parçalarının çıktığı öğrenildi. 

Kırıkkale Emniyet Müdürü Salim Akça, ‘Bunlar mühimmat parçaları. Şüphe üzerine parçalar Emniyet Genel Müdürlüğü Laboratuvarı’na gönderildi. Patlayıcı özelliği olup olmadığını gelecek rapor doğrultusunda öğreneceğiz’ dedi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kapatma PKK’ya yarar    POLİTİKA   </p>
<p>‘Bölücü faaliyetlerin odağı’ olduğu gerekçesiyle hakkında kapatma davası açılan DTP, ek savunmasını verdi. 172 sayfalık savunmada Lagendijk’in ‘DTP’nin kapatılması PKK’ya yarar’ sözleri de yer aldı </p>
<p>YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın kapatma davası açtığı DTP’nin, esasa ilişkin savunmasında Başsavcı’nın,141 iddiasına ayrı ayrı yanıt verildi, bunlardan 129’unun sözlü beyan olduğu ifade edildi. Yalçınkaya’nın iddianamesinde DTP’lilerin terör örgütü PKK’ya ‘terörist’ demediği yönündeki suçlamasına şu savunma yapıldı: </p>
<p>‘TERÖR ÖRGÜTÜDÜR’ DİYEMEYİZ </p>
<p>‘DTP, çocukları dağda olan ailelerin oylarını almıştır kuşkusuz. Peki bu neyi gösterir? Sayın Başsavcı’nın iddia ettiği gibi PKK ile özdeşliğini mi, yoksa o ailelerin çocuklarının dağdan indirilmesi için siyasi çözümü bulun diye DTP’ye umut bağladıklarını mı? 2’nci neden doğrudur. Bu durumda DTP, kendisine siyasi çözüm için oy veren milyonlarca insanın çocukları, yakınları dağda iken PKK terör örgütüdür nasıl der, niçin desin?’ </p>
<p>AĞAR BİLE SİYASET YOLUNU ÖNERDİ </p>
<p>DTP-PKK ilişkisi ile ilgili olarak da Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk’in, ‘Kapatmak çözüm olmaz. Demokratik mücadele kanalı kapatılmamalı. DTP’yi kapatmak PKK’ya yarar’ şeklindeki sözlerine yer verildi. Savunmada DYP eski Lideri Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanlığı döneminde bin köy yaktığını gururla açıkladığı ifade edildi, DYP lideriyken gündeme getirdiği ‘Dağdakilere siyaset yolunu açmak gerekir’ önerisi hatırlatıldı. </p>
<p>ANKARA star </p>
<p>AK Parti davası savunmaya girdi </p>
<p>21. yüzyılda iktidar partisi AK Parti ve TBMM’de grubu bulunan DTP’ye kapatma davası açılmasının anakronik (Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş) olduğu belirtilen savunmada,şöyle denildi: ‘Burası Türkiye denilebilirse de, bu davanın anlamını ulusal ölçekte açıklayabilmek yine de zor. Çünkü, küreselleşen dünyamızda Amerika’da yaprak kıpırdasa Çin’de esintisi duyuluyor. Gerçekten de, gerek AK Parti’nin, gerekse DTP’nin kapatılma davası, başta tam üyelik hedefiyle aday olduğumuz AB ve dünya kamuoyu tarafından yakından izleniyor.’ Savunmada, Başsavcı Yalçınkaya’nın vatandaşlık tanımı da eleştirildi. </p>
<p>Çöpte MKE mühimmatı çıktı </p>
<p>KIRIKKALE’NİN Keskin ilçesinde, kaymakamlık lojmanının da bulunduğu caddedeki çöp konteynerindeki şüpheli paketten, eski mühimmat parçaları çıktı. </p>
<p>Önceki akşam, Altıntaş Mahallesi’ndeki kaymakamlık lojmanının yakınlarındaki bir çöp konteynerine şüpheli bir paket atıldığı ihbarı üzerine Keskin Emniyet Müdürlüğü ekipleri olay yerine geldi. Lojman ve konteyner çevresinde önlem alındı, bölgeye mesaisi biten polis memurları da takviye olarak çağrıldı. Kırıkkale Emniyet Müdürlüğü uzman ekipleri paketi konteynerden alarak götürdü. Paketten, Makina ve Kimya Endüstrisi yapımı eski mühimmat parçalarının çıktığı öğrenildi. </p>
<p>Kırıkkale Emniyet Müdürü Salim Akça, ‘Bunlar mühimmat parçaları. Şüphe üzerine parçalar Emniyet Genel Müdürlüğü Laboratuvarı’na gönderildi. Patlayıcı özelliği olup olmadığını gelecek rapor doğrultusunda öğreneceğiz’ dedi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Türban demokratısın! Hayır değilim! tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14919</link>
		<dc:creator>Türban demokratısın! Hayır değilim!</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 May 2008 21:12:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14919</guid>
		<description>[...] Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye’nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye’nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Türban demokratısın! Hayır değilim! : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14727</link>
		<dc:creator>Türban demokratısın! Hayır değilim! : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 11:40:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14727</guid>
		<description>[...]  Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye&#8217;nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...]  Kapatma davası ve 1 Mayıs olayları ile Türkiye&#8217;nin içine girdiği şu dönemde her şeyden çok liberalizm denen şeyi anlamaya (veya yeniden anlamaya) ihtiyaç var sanırım. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>pelin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14218</link>
		<dc:creator>pelin</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 14:43:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14218</guid>
		<description>atatürk ün halkı nüfus artışına yönlendirdiği dönem, halkın onca sawaştan yeni çıktığı ve savaşta ölenlerden sonra memlekette adam kalmadığı bir dönem. nüfus artışına teşvik edilmesi gerektiği gün gibi aşikar. ancak şu anda ise artık üremememiz gerektiği nedenleri ve sonuçlarıyla apaçık aşikarken, 'koskoca başkanamızın' kalkıp da herkese 3 çocuk dourmasını önermesi abesle iştigalden başka bir şey değildir. dolayısıyla insanlar buna tepki göstermektedirler. bu tepkiye tepki gösterecek ne var anlamadım bir türlü ??</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>atatürk ün halkı nüfus artışına yönlendirdiği dönem, halkın onca sawaştan yeni çıktığı ve savaşta ölenlerden sonra memlekette adam kalmadığı bir dönem. nüfus artışına teşvik edilmesi gerektiği gün gibi aşikar. ancak şu anda ise artık üremememiz gerektiği nedenleri ve sonuçlarıyla apaçık aşikarken, &#8216;koskoca başkanamızın&#8217; kalkıp da herkese 3 çocuk dourmasını önermesi abesle iştigalden başka bir şey değildir. dolayısıyla insanlar buna tepki göstermektedirler. bu tepkiye tepki gösterecek ne var anlamadım bir türlü ??</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14194</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 20:21:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14194</guid>
		<description>http://yenisafak.com.tr/dunya/?t=02.11.2006&#38;i=12910</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yenisafak.com.tr/dunya/?t=02.11.2006&amp;i=12910" rel="nofollow">http://yenisafak.com.tr/dunya/?t=02.11.2006&amp;i=12910</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14193</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 20:14:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14193</guid>
		<description>Snowqueen,

&lt;blockquote&gt;a)	&lt;strong&gt;“Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.”&lt;/strong&gt;a ise Mustafa Kemal Atatürk 1924'ün Meclis açılış konuşmasında, “Efendiler, nüfus meselesi bir memleketin en mühim mesaili hayatiyesindendir. Tezyid-i nüfus elzemdir” derken, demesine de karşı olmanız gerek.öyle misiniz yoksa bu konuda eleştiri yapamaz mısınız?
&lt;strong&gt;
b)	“en az üç çocuk doğurun”un ideolojik açıklaması kadını sadece rahim olarak gören bir anlayışın resmidir.&lt;/strong&gt;Bu otoritenin yeniden kurulabilmesi, ücretli çalışan kadınların işgücü piyasasından çekilerek evlerine geri dönmeleriyle mümkün olabilir. Bunu da, kadınların kulağına hoş gelebilecek, Protestanlığa özgü “ruhların eşitliği ama cinslerin eşitsizliği” sloganıyla meşrulaştırırlar.&lt;/blockquote&gt;

Şimdi “başbakan”’ mı eleştiriyorsunuz yoksa daha önce de lüzum görüldüğü üzere Atatürk tarafından da dile getirilmiş bir  “ideolojiyi” mi?

Benim anladığım sizin eleştirebilmek(!)istediğinizin sadece “Erdoğan” olduğu yoksa kim “savunma” fiilli böyle bir cümle kurabilir? &lt;strong&gt;“Erdoğan’ı savunma çabasıyla da kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiriyorsunuz ya gerçekten trajik.” &lt;/strong&gt;

Asıl trajedi zamanında davullu zurnalı,şanlı şöhretli, bayrakların dalgalandırıldığı törenlerle yurt dışına "işçi" gönderilmiş olmasıdır!

Ve yine asıl trajedi sözüm ona laiklik,demokrasi uğruna(!) "iddianame" gibi bir saçmalıkla bu ülke halkına"ekonomik" bir bedel ödetilmesini savunabilmektir!

Üç çocuk sözüne "İSTİHDAM VE İSTİKRAR,KADININ KİŞİLİĞi,YERİ" diye itiraz edip "hak" peşine düşenler bu "parti kapatma" saçmalığı ile vatandaş olarak söz söyleme hakkının da yine o yeri/rahmi savunulan kadınların da aralarında olduğu insanların elinden "yargı" yolu ile alınmış olduğunun farkındalar mı acaba çok merak ediyorum?"Rahmini savunurum ama seçmen olarak verdiğin oyu aslaa!Erdoğan'ı başbakan yaptın ya müstehak sana!"

Neden?Çünkü siz doğu deyince doğuran doğurma deyince doğurmayan &lt;strong&gt;kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiren&lt;/strong&gt;salaklarsınız!

Demek istediğiniz bu mudur Sn.Snowqueen? 

Kadının rahmi için kimin ne söylediğini değil de vatandaşın söylediğinin kimin tarafından dinlenilmesi gerektiğini tartışmak ve savunmak gerekmez mi?

Söylenenin maksadını anlamaya ve anlatmaya çalışmakla, “Erdoğan’ı savunmak” arasında oldukça önemli bir fark olduğunun anlaşılamaması da ayrı bir trajedi!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Snowqueen,</p>
<blockquote><p>a)	<strong>“Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.”</strong>a ise Mustafa Kemal Atatürk 1924&#8242;ün Meclis açılış konuşmasında, “Efendiler, nüfus meselesi bir memleketin en mühim mesaili hayatiyesindendir. Tezyid-i nüfus elzemdir” derken, demesine de karşı olmanız gerek.öyle misiniz yoksa bu konuda eleştiri yapamaz mısınız?<br />
<strong><br />
b)	“en az üç çocuk doğurun”un ideolojik açıklaması kadını sadece rahim olarak gören bir anlayışın resmidir.</strong>Bu otoritenin yeniden kurulabilmesi, ücretli çalışan kadınların işgücü piyasasından çekilerek evlerine geri dönmeleriyle mümkün olabilir. Bunu da, kadınların kulağına hoş gelebilecek, Protestanlığa özgü “ruhların eşitliği ama cinslerin eşitsizliği” sloganıyla meşrulaştırırlar.</p></blockquote>
<p>Şimdi “başbakan”’ mı eleştiriyorsunuz yoksa daha önce de lüzum görüldüğü üzere Atatürk tarafından da dile getirilmiş bir  “ideolojiyi” mi?</p>
<p>Benim anladığım sizin eleştirebilmek(!)istediğinizin sadece “Erdoğan” olduğu yoksa kim “savunma” fiilli böyle bir cümle kurabilir? <strong>“Erdoğan’ı savunma çabasıyla da kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiriyorsunuz ya gerçekten trajik.” </strong></p>
<p>Asıl trajedi zamanında davullu zurnalı,şanlı şöhretli, bayrakların dalgalandırıldığı törenlerle yurt dışına &#8220;işçi&#8221; gönderilmiş olmasıdır!</p>
<p>Ve yine asıl trajedi sözüm ona laiklik,demokrasi uğruna(!) &#8220;iddianame&#8221; gibi bir saçmalıkla bu ülke halkına&#8221;ekonomik&#8221; bir bedel ödetilmesini savunabilmektir!</p>
<p>Üç çocuk sözüne &#8220;İSTİHDAM VE İSTİKRAR,KADININ KİŞİLİĞi,YERİ&#8221; diye itiraz edip &#8220;hak&#8221; peşine düşenler bu &#8220;parti kapatma&#8221; saçmalığı ile vatandaş olarak söz söyleme hakkının da yine o yeri/rahmi savunulan kadınların da aralarında olduğu insanların elinden &#8220;yargı&#8221; yolu ile alınmış olduğunun farkındalar mı acaba çok merak ediyorum?&#8221;Rahmini savunurum ama seçmen olarak verdiğin oyu aslaa!Erdoğan&#8217;ı başbakan yaptın ya müstehak sana!&#8221;</p>
<p>Neden?Çünkü siz doğu deyince doğuran doğurma deyince doğurmayan <strong>kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiren</strong>salaklarsınız!</p>
<p>Demek istediğiniz bu mudur Sn.Snowqueen? </p>
<p>Kadının rahmi için kimin ne söylediğini değil de vatandaşın söylediğinin kimin tarafından dinlenilmesi gerektiğini tartışmak ve savunmak gerekmez mi?</p>
<p>Söylenenin maksadını anlamaya ve anlatmaya çalışmakla, “Erdoğan’ı savunmak” arasında oldukça önemli bir fark olduğunun anlaşılamaması da ayrı bir trajedi!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14188</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 15:10:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14188</guid>
		<description>Erdoğan'ı savunma çabasıyla da kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiriyorsunuz ya gerçekten trajik.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Erdoğan&#8217;ı savunma çabasıyla da kendi topraklarınızdaki kadınların hatta kendi kızlarınızın geleceğini şekillendiriyorsunuz ya gerçekten trajik.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14187</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 15:06:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14187</guid>
		<description>Alıntıladığım link pek merak uyandırmamış sanırım
Sanırım bu yazıda pek çok konunun cevabı var:

&lt;strong&gt;Kadınlara ve emeğe karşı tutum&lt;/strong&gt;


&lt;strong&gt;AKP'nin iyice belirginleşen kadınlara ve emeğe karşı tutumu, hem AB hedefinden 'çark etmesi' ile uyumlu hem de ABD'deki dinci muhafazakârlığın programıyla net bir biçimde örtüşüyor. Bu iki tutumun biraraya gelmesi rastlantı sayılabilir mi?&lt;/strong&gt;

Başbakan, ısrarla kadınlara üç çocuk doğurmalarını tavsiye ediyor; yeni anayasa taslağı "aile koruyuculuğu" ve ahlak fetişizmi yapıyor ve anayasa tartışmalarının konuyla ilgili bölümüne "örf ve adetlere, geleneklere uygunluk" damgasını vuruyor; sosyal güvenlik "reformu" ve istihdam politikaları kadınları ev içinde ücretsiz aile işçisi konumuna hapsetmeyi, onları evlilik dışında seçeneksiz bırakmayı hedefliyor. Bu hedef, Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un yönetmeliğinde de kendini aşikâr etti. Aile içi şiddete karşı koruma getirerek kadınlar açısından ender olumlu yasal düzenlemelerden biri olan bu kanunun yönetmeliği sadece resmi nikah altındaki kadınları koruyor ve boşanmış kadını bile şemsiyesi altına almıyor. Bu durum Türkiye gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, kadını evlilik dışında seçeneksiz bırakan anlayışın da somut örneği. Bu anlayışın özü, kadınları özerk birey olarak görmeyen, onlara ancak babanın ya da kocanın himayesi altında varlık tanıyan ve aile içinde erkeği tamamlayıcılık rolüne mahkum eden kadim ataerkil anlayışın yeniden piyasaya sürülmesi. 

"..... dünyayı istiyoruz"! 
Hatırlamak gerekir ki, "genel ahlak", "örf-adet", geleneksel kültür vb. içleri erkek ideolojisiyle doldurulan kavramlardır. Bunlara, dünyanın her yanında, kadınlara karşı şiddeti, namus cinayetlerini, kadınları örtünmeye zorlamayı, ev ve aileyle sınırlandırmayı meşrulaştırmak için başvuruluyor. Oysa aile (daha geniş anlamda da aşiret, cemaat vb.) tam da kadınların ve çocukların bağımlılaştırıldığı, çoğu kez "terbiye" amacıyla şiddetin kol gezdiği ama "namus" adına "yen içine gizlendiği" ve bu uğursuz erkek tahakkümüne devlet dahil kimsenin karışamadığı bir "cezalandırma" odağıdır. AKP'nin kadınlara ve kadın emeğine yönelik politikası, onları işte böylesi bir kadere mahkum etmek istiyor. Burada sorun, kadınların ev ve aile içinde güçleri olup olmaması değil (elbette eş ve anne olarak güçleri vardır), ama onları özel alanla sınırlandırmak, kamusal güç sahibi ve dolayısıyla birey olmalarını engellemektir. Çünkü "bireylik" konumu ancak kamusal alanda yapıp ettiklerimizle oluşur (burada kamusal alanın zannedildiği gibi resmi devlet alanı olmadığını hatırlamak gerekir). Özgürlük, bizlere açık olan seçeneklerin genişlemesi demektir. AKP muhafazakârlığı ise, kadınları seçeneksiz bırakarak onların birey olma haklarını ve özgürlüklerini tehdit ediyor. Oysa Türkiye'de kadınlar 150 yıldan beri birey olma ve "müsavat-ı tamme" talebiyle mücadele ediyorlar. 
Feminist mücadelenin özü bu olduğu içindir ki, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi sitesinde feminizmin ahlaksızlık olarak ilan edilmesi pek de şaşırtıcı değil. Bu açıklamanın, laik olduğu farzolunan devletin bir kurumu tarafından yapılabilmiş olmasına şaşırabiliriz ama, coğrafyamızda ilke ile pratiğin pek az örtüştüğünü bilen TC yurttaşları olarak şaşırmıyoruz. Ailenin temel ahlaki gerçeklik olarak görüldüğü ve bunun yeni anayasa taslağının bile ruhuna sindiği bir ülkede, birey olma talebinin ahlaksızlık olarak damgalanması ne kadar şaşırtıcı olabilir? Ancak bu, öfke duymamıza engel olmuyor. Nitekim, "Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancıları ve Teknik Elemanlar Grubu"nun, medyamızda yer bulamayan bildirisinde bu öfke dile getiriliyor: "Eğer ahlak evde, tarlada ücretsiz çalışmaksa, aile birliği içinde sizi döven kocaya katlanmaksa ahlaksızlığa devam edeceğiz. Bize uygun görerek ayırdığınız yerleri değil, dünyayı istiyoruz!" Grup haklı olarak, hükümetin kadınlara ve emeğe yönelik saldırılarına son vermesini ve Diyanet İşleri'nin de kamuoyundan özür dilemesini talep ediyor. 

Benzerlik 
AKP'nin politikalarının AB politikalarıyla örtüşmediği çok açık. AB, şimdi cinsiyetler açısından hayatın her alanında tam eşitliği (parite, yüzde 50-yüzde 50) tartışıyor. Oysa bizim Başbakanımız daha kotayı bile içine sindirmiş değil. Kadınlara ilişkin olarak onların aile içinde "himaye" edilmesini göklere çıkarırken, iş siyasal ve kamusal katılıma geldi mi birden mutlak eşitlikçi kesilip "kota"yı, daha geniş bir deyişle yüzlerce yıllık eşitsizliği gidermeye yönelik olumlu eylem politikalarını reddediyor. Bu yaklaşım konusunda ilhamını AB'den değil, ABD'deki Evanjelist muhafazakârlıktan aldığı belli. ABD'deki 'Ulusal Evanjelistler Birliği ve Ahlaki Çoğunluk' (Moral Majority "ahlak" vurgusuna dikkatinizi çekerim!) hareketi, ülkenin kriz içinde olduğunu ve bunun suçlusunun refah devleti önlemleri ile ailenin çöküşü olduğunu iddia ediyor. Yeni Dinci Sağ'ın programı, ailede cinsiyet ve yaş hiyerarşisinin kesin biçimde gerçekleştiği, yani çocukların ana-babaya, karının da kocaya tam itaat ettiği ideal bir geçmiş zamana dönüşü kapsıyor. O "eski güzel günlerde" aileler parçalanmamıştı, çünkü kadınlar ev dışında çalışıp erkeklerle rekabet etmiyorlardı, çocuklar da büyük sözü dinliyorlardı! Bu programın asıl talebi, güç gösterilerini ve şiddete başvurmanın meşrulaşmasını yücelten erkeksi değerlerin hakim olmasıdır. Bu değerlerin tümü de yeni feminizmin karşı durduğu kavramlardı. Dolayısıyla köktendinciliğin, liberalizmin demokratik yanlarıyla birlikte feminizmi de hedef alması ve Bush'un emperyalist politikalarını desteklemesi şaşırtıcı değil. 
Bu köktendinciliğin aile ve kadınlara ilişkin idealine biraz daha yakından bakarsak, erkeğin ailenin tartışmasız "reis"i olduğunu, onun yanı başında eşlik ve annelik görevlerini saygılı bir boyun eğiş içinde kabullenen bir kadın bulunduğunu görürüz. Bu kadın, ideal olarak, zamanının tümünü evinin ve çocuklarının bakımıyla geçirecektir. Baba, "aile reisi" olma sıfatıyla aynı zamanda aile içindeki "nizam ve intizam"ı korumakla sorumludur. Dolayısıyla "disiplin amacıyla cezalandırma" yetkisi de tartışılmazdır. Dinci muhafazakârlar, Eşit Haklar Yasası'na, kürtaj hakkına, eşcinsellere haklar tanınmasına olduğu kadar Ev İçindeki Şiddete Karşı Yasa'ya da karşıdırlar, çünkü bunun kendi ev içindeki "cezalandırma" yetkilerine müdahale olduğunu düşünürler. Zaten ahlaki çöküntünün nedeni, onlara göre, ekonomide kadınların giderek daha fazla rol oynaması yüzünden babanın aile reisliği otoritesinin baltalanmış olmasıdır. Bu otoritenin yeniden kurulabilmesi, ücretli çalışan kadınların işgücü piyasasından çekilerek evlerine geri dönmeleriyle mümkün olabilir. Bunu da, kadınların kulağına hoş gelebilecek, Protestanlığa özgü "ruhların eşitliği ama cinslerin eşitsizliği" sloganıyla meşrulaştırırlar. Bu görüşe göre, kadının ve erkeğin doğaları farklıdır ancak orada kalmayıp bu farklılığın hiyerarşi barındırdığını, yani erkeğin kadına üstün olduğunu savunurlar. 
İslamiyet'te de kadının ikincil konumunu meşrulaştırmak için kullanılan ve İslam'ın kadın-erkek ilişkileri açısından "benzersiz" bir eşitlik içerdiğini iddia eden söyleme şaşırtıcı derecede benzeyen bu hiyerarşik "eşit ama farklı" görüşü Püriten geleneğin temel ilkelerinden biridir ve "ideal kadın"ı itaatkâr (öyle olduğu için ve öyle olduğu sürece ahlaklı) bir zevce, erkeğin tamamlayıcısı kabul eder. Bu söylemin, ister Bushçu Protestan köktendincilik, isterse İslamcı muhafazakârlık bağlamında ileri sürülsün, aynı amaca hizmet ettiği açık: Kadınları, özerk birey değil, ailenin bağımlı değişkeni kabul etmek! 

Sendikaların sorumluluğu 
Sonuç olarak, AKP'nin kadınlara ve emeğe karşı politikaları ile AB hedefinden uzaklaşmasını birbiriyle ilişkilendirecek ortak mücadele platformlarına ihtiyacımız olduğu açık. Öncelikle de erkek egemen sendikalarımızın, kadınlara yönelik ayrımcılığı, emeğe yönelik saldırının bir parçası olarak algılamaları ve her düzeyde kadınların katılımının artırılmasının emek hareketinin çıkarına olduğunu anlamaları gerekiyor. Sendikacılar, kadın emekçileri iş piyasasında erkeklerin ekmeğine ve kendi statülerine rakip olacak, aslında yerleri evin içi olan "aile unsurları" olarak gördükleri ve emekçi dayanışmasının dışında tuttukları sürece, emeğe karşı saldırıda dayanacakları çok önemli bir güçten kendilerini yoksun bırakmış oluyorlar.

Fatmagül Berktay</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Alıntıladığım link pek merak uyandırmamış sanırım<br />
Sanırım bu yazıda pek çok konunun cevabı var:</p>
<p><strong>Kadınlara ve emeğe karşı tutum</strong></p>
<p><strong>AKP&#8217;nin iyice belirginleşen kadınlara ve emeğe karşı tutumu, hem AB hedefinden &#8216;çark etmesi&#8217; ile uyumlu hem de ABD&#8217;deki dinci muhafazakârlığın programıyla net bir biçimde örtüşüyor. Bu iki tutumun biraraya gelmesi rastlantı sayılabilir mi?</strong></p>
<p>Başbakan, ısrarla kadınlara üç çocuk doğurmalarını tavsiye ediyor; yeni anayasa taslağı &#8220;aile koruyuculuğu&#8221; ve ahlak fetişizmi yapıyor ve anayasa tartışmalarının konuyla ilgili bölümüne &#8220;örf ve adetlere, geleneklere uygunluk&#8221; damgasını vuruyor; sosyal güvenlik &#8220;reformu&#8221; ve istihdam politikaları kadınları ev içinde ücretsiz aile işçisi konumuna hapsetmeyi, onları evlilik dışında seçeneksiz bırakmayı hedefliyor. Bu hedef, Ailenin Korunmasına Dair Kanun&#8217;un yönetmeliğinde de kendini aşikâr etti. Aile içi şiddete karşı koruma getirerek kadınlar açısından ender olumlu yasal düzenlemelerden biri olan bu kanunun yönetmeliği sadece resmi nikah altındaki kadınları koruyor ve boşanmış kadını bile şemsiyesi altına almıyor. Bu durum Türkiye gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, kadını evlilik dışında seçeneksiz bırakan anlayışın da somut örneği. Bu anlayışın özü, kadınları özerk birey olarak görmeyen, onlara ancak babanın ya da kocanın himayesi altında varlık tanıyan ve aile içinde erkeği tamamlayıcılık rolüne mahkum eden kadim ataerkil anlayışın yeniden piyasaya sürülmesi. </p>
<p>&#8220;&#8230;.. dünyayı istiyoruz&#8221;!<br />
Hatırlamak gerekir ki, &#8220;genel ahlak&#8221;, &#8220;örf-adet&#8221;, geleneksel kültür vb. içleri erkek ideolojisiyle doldurulan kavramlardır. Bunlara, dünyanın her yanında, kadınlara karşı şiddeti, namus cinayetlerini, kadınları örtünmeye zorlamayı, ev ve aileyle sınırlandırmayı meşrulaştırmak için başvuruluyor. Oysa aile (daha geniş anlamda da aşiret, cemaat vb.) tam da kadınların ve çocukların bağımlılaştırıldığı, çoğu kez &#8220;terbiye&#8221; amacıyla şiddetin kol gezdiği ama &#8220;namus&#8221; adına &#8220;yen içine gizlendiği&#8221; ve bu uğursuz erkek tahakkümüne devlet dahil kimsenin karışamadığı bir &#8220;cezalandırma&#8221; odağıdır. AKP&#8217;nin kadınlara ve kadın emeğine yönelik politikası, onları işte böylesi bir kadere mahkum etmek istiyor. Burada sorun, kadınların ev ve aile içinde güçleri olup olmaması değil (elbette eş ve anne olarak güçleri vardır), ama onları özel alanla sınırlandırmak, kamusal güç sahibi ve dolayısıyla birey olmalarını engellemektir. Çünkü &#8220;bireylik&#8221; konumu ancak kamusal alanda yapıp ettiklerimizle oluşur (burada kamusal alanın zannedildiği gibi resmi devlet alanı olmadığını hatırlamak gerekir). Özgürlük, bizlere açık olan seçeneklerin genişlemesi demektir. AKP muhafazakârlığı ise, kadınları seçeneksiz bırakarak onların birey olma haklarını ve özgürlüklerini tehdit ediyor. Oysa Türkiye&#8217;de kadınlar 150 yıldan beri birey olma ve &#8220;müsavat-ı tamme&#8221; talebiyle mücadele ediyorlar.<br />
Feminist mücadelenin özü bu olduğu içindir ki, Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın resmi sitesinde feminizmin ahlaksızlık olarak ilan edilmesi pek de şaşırtıcı değil. Bu açıklamanın, laik olduğu farzolunan devletin bir kurumu tarafından yapılabilmiş olmasına şaşırabiliriz ama, coğrafyamızda ilke ile pratiğin pek az örtüştüğünü bilen TC yurttaşları olarak şaşırmıyoruz. Ailenin temel ahlaki gerçeklik olarak görüldüğü ve bunun yeni anayasa taslağının bile ruhuna sindiği bir ülkede, birey olma talebinin ahlaksızlık olarak damgalanması ne kadar şaşırtıcı olabilir? Ancak bu, öfke duymamıza engel olmuyor. Nitekim, &#8220;Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancıları ve Teknik Elemanlar Grubu&#8221;nun, medyamızda yer bulamayan bildirisinde bu öfke dile getiriliyor: &#8220;Eğer ahlak evde, tarlada ücretsiz çalışmaksa, aile birliği içinde sizi döven kocaya katlanmaksa ahlaksızlığa devam edeceğiz. Bize uygun görerek ayırdığınız yerleri değil, dünyayı istiyoruz!&#8221; Grup haklı olarak, hükümetin kadınlara ve emeğe yönelik saldırılarına son vermesini ve Diyanet İşleri&#8217;nin de kamuoyundan özür dilemesini talep ediyor. </p>
<p>Benzerlik<br />
AKP&#8217;nin politikalarının AB politikalarıyla örtüşmediği çok açık. AB, şimdi cinsiyetler açısından hayatın her alanında tam eşitliği (parite, yüzde 50-yüzde 50) tartışıyor. Oysa bizim Başbakanımız daha kotayı bile içine sindirmiş değil. Kadınlara ilişkin olarak onların aile içinde &#8220;himaye&#8221; edilmesini göklere çıkarırken, iş siyasal ve kamusal katılıma geldi mi birden mutlak eşitlikçi kesilip &#8220;kota&#8221;yı, daha geniş bir deyişle yüzlerce yıllık eşitsizliği gidermeye yönelik olumlu eylem politikalarını reddediyor. Bu yaklaşım konusunda ilhamını AB&#8217;den değil, ABD&#8217;deki Evanjelist muhafazakârlıktan aldığı belli. ABD&#8217;deki &#8216;Ulusal Evanjelistler Birliği ve Ahlaki Çoğunluk&#8217; (Moral Majority &#8220;ahlak&#8221; vurgusuna dikkatinizi çekerim!) hareketi, ülkenin kriz içinde olduğunu ve bunun suçlusunun refah devleti önlemleri ile ailenin çöküşü olduğunu iddia ediyor. Yeni Dinci Sağ&#8217;ın programı, ailede cinsiyet ve yaş hiyerarşisinin kesin biçimde gerçekleştiği, yani çocukların ana-babaya, karının da kocaya tam itaat ettiği ideal bir geçmiş zamana dönüşü kapsıyor. O &#8220;eski güzel günlerde&#8221; aileler parçalanmamıştı, çünkü kadınlar ev dışında çalışıp erkeklerle rekabet etmiyorlardı, çocuklar da büyük sözü dinliyorlardı! Bu programın asıl talebi, güç gösterilerini ve şiddete başvurmanın meşrulaşmasını yücelten erkeksi değerlerin hakim olmasıdır. Bu değerlerin tümü de yeni feminizmin karşı durduğu kavramlardı. Dolayısıyla köktendinciliğin, liberalizmin demokratik yanlarıyla birlikte feminizmi de hedef alması ve Bush&#8217;un emperyalist politikalarını desteklemesi şaşırtıcı değil.<br />
Bu köktendinciliğin aile ve kadınlara ilişkin idealine biraz daha yakından bakarsak, erkeğin ailenin tartışmasız &#8220;reis&#8221;i olduğunu, onun yanı başında eşlik ve annelik görevlerini saygılı bir boyun eğiş içinde kabullenen bir kadın bulunduğunu görürüz. Bu kadın, ideal olarak, zamanının tümünü evinin ve çocuklarının bakımıyla geçirecektir. Baba, &#8220;aile reisi&#8221; olma sıfatıyla aynı zamanda aile içindeki &#8220;nizam ve intizam&#8221;ı korumakla sorumludur. Dolayısıyla &#8220;disiplin amacıyla cezalandırma&#8221; yetkisi de tartışılmazdır. Dinci muhafazakârlar, Eşit Haklar Yasası&#8217;na, kürtaj hakkına, eşcinsellere haklar tanınmasına olduğu kadar Ev İçindeki Şiddete Karşı Yasa&#8217;ya da karşıdırlar, çünkü bunun kendi ev içindeki &#8220;cezalandırma&#8221; yetkilerine müdahale olduğunu düşünürler. Zaten ahlaki çöküntünün nedeni, onlara göre, ekonomide kadınların giderek daha fazla rol oynaması yüzünden babanın aile reisliği otoritesinin baltalanmış olmasıdır. Bu otoritenin yeniden kurulabilmesi, ücretli çalışan kadınların işgücü piyasasından çekilerek evlerine geri dönmeleriyle mümkün olabilir. Bunu da, kadınların kulağına hoş gelebilecek, Protestanlığa özgü &#8220;ruhların eşitliği ama cinslerin eşitsizliği&#8221; sloganıyla meşrulaştırırlar. Bu görüşe göre, kadının ve erkeğin doğaları farklıdır ancak orada kalmayıp bu farklılığın hiyerarşi barındırdığını, yani erkeğin kadına üstün olduğunu savunurlar.<br />
İslamiyet&#8217;te de kadının ikincil konumunu meşrulaştırmak için kullanılan ve İslam&#8217;ın kadın-erkek ilişkileri açısından &#8220;benzersiz&#8221; bir eşitlik içerdiğini iddia eden söyleme şaşırtıcı derecede benzeyen bu hiyerarşik &#8220;eşit ama farklı&#8221; görüşü Püriten geleneğin temel ilkelerinden biridir ve &#8220;ideal kadın&#8221;ı itaatkâr (öyle olduğu için ve öyle olduğu sürece ahlaklı) bir zevce, erkeğin tamamlayıcısı kabul eder. Bu söylemin, ister Bushçu Protestan köktendincilik, isterse İslamcı muhafazakârlık bağlamında ileri sürülsün, aynı amaca hizmet ettiği açık: Kadınları, özerk birey değil, ailenin bağımlı değişkeni kabul etmek! </p>
<p>Sendikaların sorumluluğu<br />
Sonuç olarak, AKP&#8217;nin kadınlara ve emeğe karşı politikaları ile AB hedefinden uzaklaşmasını birbiriyle ilişkilendirecek ortak mücadele platformlarına ihtiyacımız olduğu açık. Öncelikle de erkek egemen sendikalarımızın, kadınlara yönelik ayrımcılığı, emeğe yönelik saldırının bir parçası olarak algılamaları ve her düzeyde kadınların katılımının artırılmasının emek hareketinin çıkarına olduğunu anlamaları gerekiyor. Sendikacılar, kadın emekçileri iş piyasasında erkeklerin ekmeğine ve kendi statülerine rakip olacak, aslında yerleri evin içi olan &#8220;aile unsurları&#8221; olarak gördükleri ve emekçi dayanışmasının dışında tuttukları sürece, emeğe karşı saldırıda dayanacakları çok önemli bir güçten kendilerini yoksun bırakmış oluyorlar.</p>
<p>Fatmagül Berktay</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nereznes tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14179</link>
		<dc:creator>nereznes</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 07:11:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14179</guid>
		<description>http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=13.04.2008&#38;i=110997
sayın çuvaldızın söyledikleri ile paralel hazırlanmış bir haber..
“Aile planlaması misyonerleri”, son rakamla ortaya çıkan kilometrekare başına nüfus yoğunluğu olan 92 kişiyi, “yüksek” deyip dillerine doluyorlar. Peki, Hollanda'nın 481, Belçika'nın 318, İngiltere'nin 247, Almanya'nın 236, İtalya'nın 196 kişi olan nüfus yoğunluklarına karşılık yine de nüfuslarını arttırma çabalarına nasıl bir gerekçe üretmeyi düşünüyorlar?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=13.04.2008&amp;i=110997" rel="nofollow">http://yenisafak.com.tr/Pazar/?t=13.04.2008&amp;i=110997</a><br />
sayın çuvaldızın söyledikleri ile paralel hazırlanmış bir haber..<br />
“Aile planlaması misyonerleri”, son rakamla ortaya çıkan kilometrekare başına nüfus yoğunluğu olan 92 kişiyi, “yüksek” deyip dillerine doluyorlar. Peki, Hollanda&#8217;nın 481, Belçika&#8217;nın 318, İngiltere&#8217;nin 247, Almanya&#8217;nın 236, İtalya&#8217;nın 196 kişi olan nüfus yoğunluklarına karşılık yine de nüfuslarını arttırma çabalarına nasıl bir gerekçe üretmeyi düşünüyorlar?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14160</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 17:35:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14160</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.&lt;/strong&gt;

(bu arada 1.dünya ve kurtuluş savaşından sonra nufüs arttırma kısmıyla ilgili hatırladıklarınız neler merak ettim!)

* * *
Doğuda kadınların nasıl gebelikten korunacağı kampanyalar düzenlenerek devlet aracılığı ile yapılmadı mı?

Doğurmamasına karıştırırsan doğurmasına da karıştırmış olursun!

O karar ve uygulamaları da ekonomik bu da!

Ülke geleceğinin gözönünde bulundurularak çok çocuklu olmamak nasıl tavsiye edilebiliyorsa aksi de edilebilir.Ortaya çıkan araştırma sonuçlarına göre bu durum için "teşvik" edici uygulamalara bile geçilebilir.

Muhafazakarlık ve kadını eve hapsetme çabası bunun neresinde anlamadım!

Almanya'da ve Hollanda'da bildiğim kadarıyla devlet aileye her çocuk için belirli bir miktar ödeme yapıyor,neden?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.</strong></p>
<p>(bu arada 1.dünya ve kurtuluş savaşından sonra nufüs arttırma kısmıyla ilgili hatırladıklarınız neler merak ettim!)</p>
<p>* * *<br />
Doğuda kadınların nasıl gebelikten korunacağı kampanyalar düzenlenerek devlet aracılığı ile yapılmadı mı?</p>
<p>Doğurmamasına karıştırırsan doğurmasına da karıştırmış olursun!</p>
<p>O karar ve uygulamaları da ekonomik bu da!</p>
<p>Ülke geleceğinin gözönünde bulundurularak çok çocuklu olmamak nasıl tavsiye edilebiliyorsa aksi de edilebilir.Ortaya çıkan araştırma sonuçlarına göre bu durum için &#8220;teşvik&#8221; edici uygulamalara bile geçilebilir.</p>
<p>Muhafazakarlık ve kadını eve hapsetme çabası bunun neresinde anlamadım!</p>
<p>Almanya&#8217;da ve Hollanda&#8217;da bildiğim kadarıyla devlet aileye her çocuk için belirli bir miktar ödeme yapıyor,neden?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>pelin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14110</link>
		<dc:creator>pelin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 14:58:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14110</guid>
		<description>bildiim kadarıyla totalitarizm kısaca, dewletin milletin özel yaşamına kadar karıştığı, diktatör bir sistem. başbakan tayyip ise insanlara'şimdilik' tawsiye niteliğinde 3 çocuk dourmaları yönünde konuşuyor. eywah ! demek istiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bildiim kadarıyla totalitarizm kısaca, dewletin milletin özel yaşamına kadar karıştığı, diktatör bir sistem. başbakan tayyip ise insanlara&#8217;şimdilik&#8217; tawsiye niteliğinde 3 çocuk dourmaları yönünde konuşuyor. eywah ! demek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14109</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 13:47:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14109</guid>
		<description>@nereznes

madem bildiklerinizin vahimliğinden kaygılısınız o halde ataerkil söylemi içselleştirip meşrulaştırmayın. Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@nereznes</p>
<p>madem bildiklerinizin vahimliğinden kaygılısınız o halde ataerkil söylemi içselleştirip meşrulaştırmayın. Başbakanlar kadınların rahminden kaç çocuk çıkacağına bu şekilde karışamaz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nereznes tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14108</link>
		<dc:creator>nereznes</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 12:07:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14108</guid>
		<description>çocuklarımın geleceği için üzerinde durduğum şeyler kesinlikle sığ şeyler değil merak etmeyiniz..bir yazı içinde sadece espri niyetine yazılmış bir söz üzerinde duran siz'den daha fazla görünenin altındakini sorguladığımı düşünüyorum.
kızlarımın geleceği için varolan ve olabilecek sorunların 3 çocuk doğurmalarının söylenmesinden daha farklı ve daha vahim olduğunu biliyorum ve asıl kaygım bu bildiklerimdir..
zamanında benim bugünüm ve çocuklarımın yarını düşünülmeden verilen erken emeklilik kararları bir tavsiye niteliğindeki 3 çocuk söyleminden çok daha fazla zararlı idi.
asıl söylemek istediğimi es geçmişsiniz, bugün 3 veya daha fazla çocuğa bakacak durumda olanlar tek veya en fazla 2 çocuk, ve asla bir çocuğa bile bakamayacak durumda olanlar ise zaten çok çocuk doğurmaktalar..burada başbakanın asıl seslendiği grubun bakabilecekler olduğunu düşünüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çocuklarımın geleceği için üzerinde durduğum şeyler kesinlikle sığ şeyler değil merak etmeyiniz..bir yazı içinde sadece espri niyetine yazılmış bir söz üzerinde duran siz&#8217;den daha fazla görünenin altındakini sorguladığımı düşünüyorum.<br />
kızlarımın geleceği için varolan ve olabilecek sorunların 3 çocuk doğurmalarının söylenmesinden daha farklı ve daha vahim olduğunu biliyorum ve asıl kaygım bu bildiklerimdir..<br />
zamanında benim bugünüm ve çocuklarımın yarını düşünülmeden verilen erken emeklilik kararları bir tavsiye niteliğindeki 3 çocuk söyleminden çok daha fazla zararlı idi.<br />
asıl söylemek istediğimi es geçmişsiniz, bugün 3 veya daha fazla çocuğa bakacak durumda olanlar tek veya en fazla 2 çocuk, ve asla bir çocuğa bile bakamayacak durumda olanlar ise zaten çok çocuk doğurmaktalar..burada başbakanın asıl seslendiği grubun bakabilecekler olduğunu düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14107</link>
		<dc:creator>TT</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 09:38:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14107</guid>
		<description>&lt;strong&gt;hakları birleştiren unsunlar elbette coğrafya, ortak kültür mirası vb.Ama bunlara “ırk” ve “din” eklediğiniz anda faşizme yelken açarsınız.Kimse dini birleştirici unsur kabul etmek zorunda değil, güneydoğuda Alevisi de ateisti de var. &lt;/strong&gt;

Kabul etsenizde etmesenizde dinin yada ırkın ayırıcı yönü olduğu gibi birleştirici yönü de vardır...Tıpkı tarih gibi,coğrafya gibi dil gibi,bayrak gibi...Aslında durum bunları sizin nasıl kullandığınıza bağlıdır. Yani bu olguları isterseniz  faşizme yada isterseniz insanlığın ortak değerlerine hizmet amaçlı kullanabilirsiniz.Neşterin adam öldürmeye yada  hayat kurtarmaya yaraması gibi bir şey...Halkı oluşturan unsurlar için kullandığınız kelimelere dikkat edin türk,kürt,alevi,dindar,ateist..din 
yada ırk üzerinden oluşturulmuş birleştirici/ayırıcı tanımlamalardır. Devletlere düşen şey elinde varolan ortak değerleri yada farklılıkları bir deneyim ve kültür zenginliği olarak kabul etmek,bunları başkalarının haklarına tecavüz etmeden,istismar etmeden yada provokasyon yapmadan pozitif anlamda kullanabilmektir...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>hakları birleştiren unsunlar elbette coğrafya, ortak kültür mirası vb.Ama bunlara “ırk” ve “din” eklediğiniz anda faşizme yelken açarsınız.Kimse dini birleştirici unsur kabul etmek zorunda değil, güneydoğuda Alevisi de ateisti de var. </strong></p>
<p>Kabul etsenizde etmesenizde dinin yada ırkın ayırıcı yönü olduğu gibi birleştirici yönü de vardır&#8230;Tıpkı tarih gibi,coğrafya gibi dil gibi,bayrak gibi&#8230;Aslında durum bunları sizin nasıl kullandığınıza bağlıdır. Yani bu olguları isterseniz  faşizme yada isterseniz insanlığın ortak değerlerine hizmet amaçlı kullanabilirsiniz.Neşterin adam öldürmeye yada  hayat kurtarmaya yaraması gibi bir şey&#8230;Halkı oluşturan unsurlar için kullandığınız kelimelere dikkat edin türk,kürt,alevi,dindar,ateist..din<br />
yada ırk üzerinden oluşturulmuş birleştirici/ayırıcı tanımlamalardır. Devletlere düşen şey elinde varolan ortak değerleri yada farklılıkları bir deneyim ve kültür zenginliği olarak kabul etmek,bunları başkalarının haklarına tecavüz etmeden,istismar etmeden yada provokasyon yapmadan pozitif anlamda kullanabilmektir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14106</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 09:13:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14106</guid>
		<description>@nereznes

eğer iki kızınız varsa onların geleceği için meselelerin görününen sığ yüzüyle(kadınlar doğurduğu için kadınlara söyledi gibi) değil içeriğiyle ilgilensiniz daha iyi olur. o zaman 3 çocuk söyleminin neden gözlerde büyüdüğünü anlarsınız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@nereznes</p>
<p>eğer iki kızınız varsa onların geleceği için meselelerin görününen sığ yüzüyle(kadınlar doğurduğu için kadınlara söyledi gibi) değil içeriğiyle ilgilensiniz daha iyi olur. o zaman 3 çocuk söyleminin neden gözlerde büyüdüğünü anlarsınız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nereznes tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14103</link>
		<dc:creator>nereznes</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 07:11:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14103</guid>
		<description>“git bakalım gecekonduda adamlar bir çocuga bile bakabiliyor mu?” 
 iyi de gecekondu bölgesinde ya da çocuk konusunda sizin benim gibi kafa yormayan insanların nezdinde zaten çocuk sayısı sorun değil ki..sanırım bu gözden kaçırılıyor."bakabileceğiniz kadar çocuk" söylemi vardı bir zamanlar ama çevremde gördüğüm asla bu değil.. çok çocuğa bakacak maddi güce sahip olanlar ve bu çocuklara manevi eğitimi de verebilecek olanlar zaten aman tek çocuk deyip oturuyorlar yerlerinde.. ama maddi veya manevi geleceği düşünülmeden bir takım insanlar habire doğuruyorlar..
şu 3 çocuk neden bu kadar gözlerde büyüyor bunu da anlamış değilim çalışan bir kadınım Allaha emanet 2 kızım var. 
bir de şu çok hoş Erdoğan kadınlara 3 çocuk doğurun dedi e iyi de erkekler doğuruyor olsaydı herhalde onlara söylerdi..şu an halen bunu sadece kadınlar yapabildiğine göre elbette bize söyleyecek..
sayın çuvaldızın üzerinde durduğu konuyu da çok önemsiyorum.. sağlık sektöründe olduğum için ileride doğabilecek sorunların 3 çocuk söyleminden daha büyük olduğunu düşünüyorum.. 
saygılar..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>“git bakalım gecekonduda adamlar bir çocuga bile bakabiliyor mu?”<br />
 iyi de gecekondu bölgesinde ya da çocuk konusunda sizin benim gibi kafa yormayan insanların nezdinde zaten çocuk sayısı sorun değil ki..sanırım bu gözden kaçırılıyor.&#8221;bakabileceğiniz kadar çocuk&#8221; söylemi vardı bir zamanlar ama çevremde gördüğüm asla bu değil.. çok çocuğa bakacak maddi güce sahip olanlar ve bu çocuklara manevi eğitimi de verebilecek olanlar zaten aman tek çocuk deyip oturuyorlar yerlerinde.. ama maddi veya manevi geleceği düşünülmeden bir takım insanlar habire doğuruyorlar..<br />
şu 3 çocuk neden bu kadar gözlerde büyüyor bunu da anlamış değilim çalışan bir kadınım Allaha emanet 2 kızım var.<br />
bir de şu çok hoş Erdoğan kadınlara 3 çocuk doğurun dedi e iyi de erkekler doğuruyor olsaydı herhalde onlara söylerdi..şu an halen bunu sadece kadınlar yapabildiğine göre elbette bize söyleyecek..<br />
sayın çuvaldızın üzerinde durduğu konuyu da çok önemsiyorum.. sağlık sektöründe olduğum için ileride doğabilecek sorunların 3 çocuk söyleminden daha büyük olduğunu düşünüyorum..<br />
saygılar..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14072</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 13:59:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14072</guid>
		<description>FuatOgl'nin söyledikleri dogrultusunda ve "soguk" bir biçimde bakalim hadiseye:

Milli egitim nasil isliyor? Kürtler de dhil herkesin verdigi vergiler ile. TRT nasil isliyor? (yanlis bilmiyorsam) gene bizim vergilerimizle.

Bu kurumlarda kürtlerin yok sayilmasi hem insanî bakimdan yanlis hem de onlarin maddî katkilarinin dikkate alinmamasi anlamina gelmiyor mu? 

Bu yetmiyormus gibi Kürtçe egitim veren özel okul veya kürtçe yayin yapan özel TV'ler konusu da net degil.

Tabi ayni sey çerkesler vb için de geçerli. Aslinda bu özgürlüklerin kapisi açilsa bölücülük degil tersine Türkiye komsulari için bir çekim noktasi haline gelebilir. bu konu üzerinde de biraz düsünmekte fayda var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>FuatOgl&#8217;nin söyledikleri dogrultusunda ve &#8220;soguk&#8221; bir biçimde bakalim hadiseye:</p>
<p>Milli egitim nasil isliyor? Kürtler de dhil herkesin verdigi vergiler ile. TRT nasil isliyor? (yanlis bilmiyorsam) gene bizim vergilerimizle.</p>
<p>Bu kurumlarda kürtlerin yok sayilmasi hem insanî bakimdan yanlis hem de onlarin maddî katkilarinin dikkate alinmamasi anlamina gelmiyor mu? </p>
<p>Bu yetmiyormus gibi Kürtçe egitim veren özel okul veya kürtçe yayin yapan özel TV&#8217;ler konusu da net degil.</p>
<p>Tabi ayni sey çerkesler vb için de geçerli. Aslinda bu özgürlüklerin kapisi açilsa bölücülük degil tersine Türkiye komsulari için bir çekim noktasi haline gelebilir. bu konu üzerinde de biraz düsünmekte fayda var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14070</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 11:34:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14070</guid>
		<description>Evrensel hak ve hukuk bu devlette işlemeye başladığında insanların birlik kavramını birey üzerinden algılayacakları zaman geldiğinde -umarım uzun sürmez- din ya da ulus kavramı birleştirici unsurlar olmaktan çıkacaktır ama bu yapıya kavuşamadığımız şu günlerde biraz da reel düşünüp bu yapıyı neyin koruduğunu ıskalamamak lazım sanırım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Evrensel hak ve hukuk bu devlette işlemeye başladığında insanların birlik kavramını birey üzerinden algılayacakları zaman geldiğinde -umarım uzun sürmez- din ya da ulus kavramı birleştirici unsurlar olmaktan çıkacaktır ama bu yapıya kavuşamadığımız şu günlerde biraz da reel düşünüp bu yapıyı neyin koruduğunu ıskalamamak lazım sanırım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14068</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 10:29:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/08/ak-parti%e2%80%99yi-kapatan-%e2%80%98kurdistan%e2%80%99-yolunu-acar/#comment-14068</guid>
		<description>@suzannur

hakları birleştiren unsunlar elbette coğrafya, ortak kültür mirası vb.
Ama bunlara "ırk" ve "din" eklediğiniz anda faşizme yelken açarsınız.
Kimse dini birleştirici unsur kabul etmek zorunda değil, güneydoğuda Alevisi de ateisti de var. 

Birlikte yaşamı savunmak illa bölgeye cemaatler vasıtasıyla din enjekte edip türklükten yakalayamadık, islam'dan yakalayalım demekle olmaz. 
Yeni yeni yeniden yeşil kuşak projeleri ne kadar tanıdık.


@blue

Erdogan'ın "üç çocuk hakkında bildiği" kadınların bir üreme organı olması ve yen dinci sağ'ın bu yolla kadınları eve çekmesi.
"Kadınları, özerk birey değil, ailenin bağımlı değişkeni kabul etmek."
Konu hakkında bir yazı:

&lt;strong&gt;Kadınlara ve emeğe karşı tutum&lt;/strong&gt;
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&#38;haberno=8196

Aysun Kayacı'ya "git bakalım gecekonduda yaşa" demek kolay,  Erdoğan "ekmek bulamıyorsunuz pasta yiyin" der gibi "bir yetmez en az üç tane" dediğinde "git bakalım gecekonduda adamlar bir çocuga bile bakabiliyor mu?" demek zor tabi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@suzannur</p>
<p>hakları birleştiren unsunlar elbette coğrafya, ortak kültür mirası vb.<br />
Ama bunlara &#8220;ırk&#8221; ve &#8220;din&#8221; eklediğiniz anda faşizme yelken açarsınız.<br />
Kimse dini birleştirici unsur kabul etmek zorunda değil, güneydoğuda Alevisi de ateisti de var. </p>
<p>Birlikte yaşamı savunmak illa bölgeye cemaatler vasıtasıyla din enjekte edip türklükten yakalayamadık, islam&#8217;dan yakalayalım demekle olmaz.<br />
Yeni yeni yeniden yeşil kuşak projeleri ne kadar tanıdık.</p>
<p>@blue</p>
<p>Erdogan&#8217;ın &#8220;üç çocuk hakkında bildiği&#8221; kadınların bir üreme organı olması ve yen dinci sağ&#8217;ın bu yolla kadınları eve çekmesi.<br />
&#8220;Kadınları, özerk birey değil, ailenin bağımlı değişkeni kabul etmek.&#8221;<br />
Konu hakkında bir yazı:</p>
<p><strong>Kadınlara ve emeğe karşı tutum</strong><br />
<a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&amp;haberno=8196" rel="nofollow">http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&amp;haberno=8196</a></p>
<p>Aysun Kayacı&#8217;ya &#8220;git bakalım gecekonduda yaşa&#8221; demek kolay,  Erdoğan &#8220;ekmek bulamıyorsunuz pasta yiyin&#8221; der gibi &#8220;bir yetmez en az üç tane&#8221; dediğinde &#8220;git bakalım gecekonduda adamlar bir çocuga bile bakabiliyor mu?&#8221; demek zor tabi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
