<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Kemalizmden Aysunizme : Bir mütasyonun anatomisi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 03:49:41 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-15027</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2008 08:00:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-15027</guid>
		<description>&lt;strong&gt;“Fethullah” ve “Gülen” kelimeleri, onların zihinsel tembellikleri içinde korkularını kanalize edebildikleri “en büyük” ve “en kötü” tehlikeyi özetliyor…&lt;/strong&gt;

"Fethullah" ve "Gülen" kelimeleri benim için iyi şeyler çağrıştırmıyor 
oldukça tembel bir zihne sahip olmalıyım:)
En yakın ışıkevine gidip zihnimin pasını giderip, ABD'nin "sweethearth"ı olan Gülen'e bunun için şükranlarımı sunayım.

&lt;strong&gt;Eğer karşı tarafta darp, darbeler ve darbedarlar varsa bunun adı kutuplaşma değil, en basit ifadesiyle demokrasi ve özgürlük mücadelesi olur…&lt;/strong&gt;

Karşı taraf dediğin en militarist giysileri kuşanıyorsa, 1 Mayısta milleti sopadan geçiriyorsa bunun en basit ifadesi "kırk katır mı kırk satır"dır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Fethullah” ve “Gülen” kelimeleri, onların zihinsel tembellikleri içinde korkularını kanalize edebildikleri “en büyük” ve “en kötü” tehlikeyi özetliyor…</strong></p>
<p>&#8220;Fethullah&#8221; ve &#8220;Gülen&#8221; kelimeleri benim için iyi şeyler çağrıştırmıyor<br />
oldukça tembel bir zihne sahip olmalıyım:)<br />
En yakın ışıkevine gidip zihnimin pasını giderip, ABD&#8217;nin &#8220;sweethearth&#8221;ı olan Gülen&#8217;e bunun için şükranlarımı sunayım.</p>
<p><strong>Eğer karşı tarafta darp, darbeler ve darbedarlar varsa bunun adı kutuplaşma değil, en basit ifadesiyle demokrasi ve özgürlük mücadelesi olur…</strong></p>
<p>Karşı taraf dediğin en militarist giysileri kuşanıyorsa, 1 Mayısta milleti sopadan geçiriyorsa bunun en basit ifadesi &#8220;kırk katır mı kırk satır&#8221;dır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ayşe tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-15025</link>
		<dc:creator>ayşe</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2008 05:56:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-15025</guid>
		<description>yazınızı okuyarak baya bilgi edindim fakat daha fazlasına ihtiyacım var</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yazınızı okuyarak baya bilgi edindim fakat daha fazlasına ihtiyacım var</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-13913</link>
		<dc:creator>alperen</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2008 03:20:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/06/kemalizmden-aysunizme-bir-mutasyonun-anatomisi/#comment-13913</guid>
		<description>&lt;strong&gt; “HEPİMİZ AYNI KİLİMİN DESENLERİYİZ”  SÖZÜ BİR BÜYÜK BİRLİĞE ÇAĞRIDIR 
                                                                                                         ALPEREN GÜRBÜZER
     Bir büyük birliği gerçekleştirmek için, hepimiz bir kilim içinde yekpare desenler olmalıyız.  Aynı kilim üzerinde bağdaş kurup, çizgi çizgi efkârımızla nakışlarımızı işleyerek vahdet deryasına dalmalı. Bir büyük birlik Yolu’nda yalınayak yürüsek,  ya da dikenli taşlarla karşılaşsak da kilime olan sevgimizden taviz vermemeli.  Kilim deyip geçmemeli, onunda bir dili var, tabi ki anlayana.        Kilim, desenler arasındaki ilişkiyi anlatan en iyi bir nakkaş. Nakışların her biri, bir anlam, aynı zamanda heyecan verici, ötelere kanatlandırır sevenleri. Kilime âşık olunca, bir büyük birlik hasreti daha da artmakta ve kalbimiz onunla çarpar her daim,  gül medeniyetini arzuluyoruz çünkü. Gece-gündüz demeden kilimde ister istemez gül’ü arıyoruz. Desenler arasında hiçbir ayırımı yapmadan, kilimin kalbi mesabesinde olan gül, gözümüzde tüter adeta. Bir büyük birliğe ulaşmak gerek, ama nasıl? Yoruldum, usandım demeden, hasretle Leyla-Mecnun misali gül’e erişmek ülkümüz olmalı... Çünkü gül kilimin kalbidir. Ebet ve ezelle birleşen noktada akıl nasıl duruyorsa, Peygamber kokusu olan gül’ü koklamakla kendimizden geçmeli. Bu duyguyu ne kalem ne de kitap izah edebilir, ancak onu yaşayan bilir. Bugüne kadar Anadolu insanı karınca kararınca kilim üzerinde Türküler söyleyerek, ona olan sevgisini dile getirmeye çaba sarf etmişler, ninniler söylemiş ve ağıtlar dökmüş bir sevda uğruna.  Sevdiğine sözü olan hemen bir kilim dokumuş, böylece gönlünün sesini nakış nakış işlemiş kilime... Kelimenin tam anlamıyla kilim; gül medeniyetine,  yani aşka ve sevgiye çağrıdır.          Omzunda gül medeniyetinin sorumluluğunu hissedenler, kilimin dilini anlamak mecburiyetindedirler. Bahçemiz farklı renklerle donatılsa da, gül bahçemizi bir büyük birlik için seferber etmeliyiz. Farklı tonlar ayrılık değil, bilakis zenginlik içeren motiflerimizdir. Kilimin kökleri yüzyıllar ötesine uzanır. Binlerce kilometre öteye, hatta Çin’e kadar kilimlerimiz gitmiş. Belki de insanlık kilimlerimize bakıp,  bizim nasıl bir medeniyet olduğumuzun ipuçlarını elde etmiş, derken karanlıktan aydınlığa çıkabilmişlerdir. Vahdete susamış insanlık, farklı motifleri bir kilim içinde görünce hayran kalmış,  kilimden ilham alarak sosyal hayatını renklendirmenin yoluna koyulmuşlardır. Osmanlı’nın altı yüz senede ayakta durmasının sırrını çözemeyenlere en iyi cevabı kilimin dili veriyor. Bugün süper güç olan ABD’nin Osmanlıyı taklit ederek çok milletli hayatını idame ettirmesini kilim örneği ile ancak izah edebiliriz. Çokların bir etrafında toplanmasının ifadesidir kilim. Gelişimi durdurmak ya da ertelemenin imkânsız olduğunu söyleyenler “hepimiz aynı kilimin desenleriyiz” sözünden vazgeçmemelidirler.          Farklı desenler yekpare parçalar halinde birleşerek fikrimizin gülü dediğimiz; bir büyük birlik kilimi oluşturuyoruz. Dün nasıl ki kilimlerimizle dünyaya nizam götürdüysek, bugün de bu büyük mirasla yeniden insanlığa nizam verebiliriz pekâlâ. Töremiz de madem kilim demek; ilim demek, o halde bu ilime talip olmalıyız. Aksi takdirde gönül tezgâhımıza işlediğimiz kilim ruhunu, moderne çağın en üst seviyesine taşımak hayalden ibaret kalır. Önce kilime sevda ve özlem duyacağız, daha sonra da renklerimizi, dileklerimizi nakış nakış işleyerek bir büyük birliği oluşturacağız. Gönlümüzü kilim yapmadan medeniyetten bahsetmek abesle iştigaldir. Çünkü kilim gül medeniyetinin aynasıdır. Maziden atiye yol almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka yolumuza kilim sermeliyiz.          Kilim varlığımızın devamı anlamına gelirken, ülkemizde henüz bu gücü keşfedebilmiş değiliz. İdeolojilerin dayatmaları, tek tip yapılar öneriyor. Milli-devlet varlığımız, çeşitli renklerden oluşan desenleri hiçe saymayı gerektirmemeli. Türkiye’yi homojenleştirmeye dayalı her çalışma, tek tip bir desen vermeye yönelik hareketlerdir. Tek doğru kendi bildiklerim düşüncesi artık gerilerde kaldı. Alt kimlikleri göremezlikten gelemeyiz, her alt kimliğin kendini tanımlamasına engel koymamalı. Bu kimlikler hakkında önyargılı uydurulan spekülasyonların gerçeğin ta kendisi olmadığını geç de olsa anlamış bulunuyoruz. Genelde tarihte çeşitli dil, din, insan ve aşk’ın dokunduğu Anadolu kiliminin canlılığını temaşa ederken, çeşitliliğimizin ayrılık olmadığı, bilakis hayat verici iksir olduğunu idrak ediyoruz. Anadolu kilimi hayatın özetini sunuyor adeta. Ayrımız gayrımız yok, hepimiz aynı dost kapısındanız.        Tek tip modeller çatışma ve yok etmeyi sunarken, Türk kilimi de, aksine ve ısrarla düşman olmak yerine, kardeşliği, sevgiyi ve kaynaşmayı öneriyor. Biz böyle bir kilimle, bir kültürün üretim merkezinde bulunuyorduk asırlar boyu... Ayrılık-gayrilik bilmiyorduk, bu zengin kilim coğrafyasından sonra,  kutuplaşmayı ve zıtlaşmayı nasıl keşfettik hayret doğrusu. Oysa biz Yunus misali gönül yıkmaya değil, kalpleri fethetmek için gelmiştik. Zengin kilim hazinelerimizin kıymetini bilmediğimiz müddetçe, hayatımız hep kavga ile geçecek, geleceğimiz ayrılıklar üzerine kurulacaktır. Bu oyunu kilimin dili ile bozmalıyız. Vesselam. &lt;/strong&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong> “HEPİMİZ AYNI KİLİMİN DESENLERİYİZ”  SÖZÜ BİR BÜYÜK BİRLİĞE ÇAĞRIDIR<br />
                                                                                                         ALPEREN GÜRBÜZER<br />
     Bir büyük birliği gerçekleştirmek için, hepimiz bir kilim içinde yekpare desenler olmalıyız.  Aynı kilim üzerinde bağdaş kurup, çizgi çizgi efkârımızla nakışlarımızı işleyerek vahdet deryasına dalmalı. Bir büyük birlik Yolu’nda yalınayak yürüsek,  ya da dikenli taşlarla karşılaşsak da kilime olan sevgimizden taviz vermemeli.  Kilim deyip geçmemeli, onunda bir dili var, tabi ki anlayana.        Kilim, desenler arasındaki ilişkiyi anlatan en iyi bir nakkaş. Nakışların her biri, bir anlam, aynı zamanda heyecan verici, ötelere kanatlandırır sevenleri. Kilime âşık olunca, bir büyük birlik hasreti daha da artmakta ve kalbimiz onunla çarpar her daim,  gül medeniyetini arzuluyoruz çünkü. Gece-gündüz demeden kilimde ister istemez gül’ü arıyoruz. Desenler arasında hiçbir ayırımı yapmadan, kilimin kalbi mesabesinde olan gül, gözümüzde tüter adeta. Bir büyük birliğe ulaşmak gerek, ama nasıl? Yoruldum, usandım demeden, hasretle Leyla-Mecnun misali gül’e erişmek ülkümüz olmalı&#8230; Çünkü gül kilimin kalbidir. Ebet ve ezelle birleşen noktada akıl nasıl duruyorsa, Peygamber kokusu olan gül’ü koklamakla kendimizden geçmeli. Bu duyguyu ne kalem ne de kitap izah edebilir, ancak onu yaşayan bilir. Bugüne kadar Anadolu insanı karınca kararınca kilim üzerinde Türküler söyleyerek, ona olan sevgisini dile getirmeye çaba sarf etmişler, ninniler söylemiş ve ağıtlar dökmüş bir sevda uğruna.  Sevdiğine sözü olan hemen bir kilim dokumuş, böylece gönlünün sesini nakış nakış işlemiş kilime&#8230; Kelimenin tam anlamıyla kilim; gül medeniyetine,  yani aşka ve sevgiye çağrıdır.          Omzunda gül medeniyetinin sorumluluğunu hissedenler, kilimin dilini anlamak mecburiyetindedirler. Bahçemiz farklı renklerle donatılsa da, gül bahçemizi bir büyük birlik için seferber etmeliyiz. Farklı tonlar ayrılık değil, bilakis zenginlik içeren motiflerimizdir. Kilimin kökleri yüzyıllar ötesine uzanır. Binlerce kilometre öteye, hatta Çin’e kadar kilimlerimiz gitmiş. Belki de insanlık kilimlerimize bakıp,  bizim nasıl bir medeniyet olduğumuzun ipuçlarını elde etmiş, derken karanlıktan aydınlığa çıkabilmişlerdir. Vahdete susamış insanlık, farklı motifleri bir kilim içinde görünce hayran kalmış,  kilimden ilham alarak sosyal hayatını renklendirmenin yoluna koyulmuşlardır. Osmanlı’nın altı yüz senede ayakta durmasının sırrını çözemeyenlere en iyi cevabı kilimin dili veriyor. Bugün süper güç olan ABD’nin Osmanlıyı taklit ederek çok milletli hayatını idame ettirmesini kilim örneği ile ancak izah edebiliriz. Çokların bir etrafında toplanmasının ifadesidir kilim. Gelişimi durdurmak ya da ertelemenin imkânsız olduğunu söyleyenler “hepimiz aynı kilimin desenleriyiz” sözünden vazgeçmemelidirler.          Farklı desenler yekpare parçalar halinde birleşerek fikrimizin gülü dediğimiz; bir büyük birlik kilimi oluşturuyoruz. Dün nasıl ki kilimlerimizle dünyaya nizam götürdüysek, bugün de bu büyük mirasla yeniden insanlığa nizam verebiliriz pekâlâ. Töremiz de madem kilim demek; ilim demek, o halde bu ilime talip olmalıyız. Aksi takdirde gönül tezgâhımıza işlediğimiz kilim ruhunu, moderne çağın en üst seviyesine taşımak hayalden ibaret kalır. Önce kilime sevda ve özlem duyacağız, daha sonra da renklerimizi, dileklerimizi nakış nakış işleyerek bir büyük birliği oluşturacağız. Gönlümüzü kilim yapmadan medeniyetten bahsetmek abesle iştigaldir. Çünkü kilim gül medeniyetinin aynasıdır. Maziden atiye yol almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka yolumuza kilim sermeliyiz.          Kilim varlığımızın devamı anlamına gelirken, ülkemizde henüz bu gücü keşfedebilmiş değiliz. İdeolojilerin dayatmaları, tek tip yapılar öneriyor. Milli-devlet varlığımız, çeşitli renklerden oluşan desenleri hiçe saymayı gerektirmemeli. Türkiye’yi homojenleştirmeye dayalı her çalışma, tek tip bir desen vermeye yönelik hareketlerdir. Tek doğru kendi bildiklerim düşüncesi artık gerilerde kaldı. Alt kimlikleri göremezlikten gelemeyiz, her alt kimliğin kendini tanımlamasına engel koymamalı. Bu kimlikler hakkında önyargılı uydurulan spekülasyonların gerçeğin ta kendisi olmadığını geç de olsa anlamış bulunuyoruz. Genelde tarihte çeşitli dil, din, insan ve aşk’ın dokunduğu Anadolu kiliminin canlılığını temaşa ederken, çeşitliliğimizin ayrılık olmadığı, bilakis hayat verici iksir olduğunu idrak ediyoruz. Anadolu kilimi hayatın özetini sunuyor adeta. Ayrımız gayrımız yok, hepimiz aynı dost kapısındanız.        Tek tip modeller çatışma ve yok etmeyi sunarken, Türk kilimi de, aksine ve ısrarla düşman olmak yerine, kardeşliği, sevgiyi ve kaynaşmayı öneriyor. Biz böyle bir kilimle, bir kültürün üretim merkezinde bulunuyorduk asırlar boyu&#8230; Ayrılık-gayrilik bilmiyorduk, bu zengin kilim coğrafyasından sonra,  kutuplaşmayı ve zıtlaşmayı nasıl keşfettik hayret doğrusu. Oysa biz Yunus misali gönül yıkmaya değil, kalpleri fethetmek için gelmiştik. Zengin kilim hazinelerimizin kıymetini bilmediğimiz müddetçe, hayatımız hep kavga ile geçecek, geleceğimiz ayrılıklar üzerine kurulacaktır. Bu oyunu kilimin dili ile bozmalıyız. Vesselam. </strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
