<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Yaşama çıplak gözle bakarken yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Tue, 22 May 2012 01:34:33 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Ne yani? Ben de mi? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-40496</link>
		<dc:creator>Ne yani? Ben de mi? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 23:51:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-40496</guid>
		<description>[...] (Yaşama çıplak gözle bakarken) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] (Yaşama çıplak gözle bakarken) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Evrime iman ve dinler arası diyalog : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-22757</link>
		<dc:creator>Evrime iman ve dinler arası diyalog : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 10:48:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-22757</guid>
		<description>[...] kavramına daha derinlemesine baktığımız &#8220;Yaşama çıplak gözle bakarken&#8221; adlı yazımızda şoyle [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] kavramına daha derinlemesine baktığımız &#8220;Yaşama çıplak gözle bakarken&#8221; adlı yazımızda şoyle [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tuzla&#8217;dan Aktütün&#8217;e &#8220;kazalar&#8221; ve &#8220;zayiatlar&#8221; : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-20538</link>
		<dc:creator>Tuzla&#8217;dan Aktütün&#8217;e &#8220;kazalar&#8221; ve &#8220;zayiatlar&#8221; : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 10:30:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-20538</guid>
		<description>[...] en doğru noktası ikisinin tam ortası. Benim için orta noktanın nerede olduğunu ise &#8220;Yaşama çıplak gözle bakarken&#8221; adlı makalede [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] en doğru noktası ikisinin tam ortası. Benim için orta noktanın nerede olduğunu ise &#8220;Yaşama çıplak gözle bakarken&#8221; adlı makalede [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İnsan maymunlaşabilir mi ? : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-14023</link>
		<dc:creator>İnsan maymunlaşabilir mi ? : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 15:17:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-14023</guid>
		<description>[...] yaratılışını, bu dünyadaki yaşamını ve her an yaklaşan ölümünü anlamlandıramaz ise psikolojik olarak çok kırılgan bir hale geliyor. Bu tür kerteriz kaybı halinde insanın [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] yaratılışını, bu dünyadaki yaşamını ve her an yaklaşan ölümünü anlamlandıramaz ise psikolojik olarak çok kırılgan bir hale geliyor. Bu tür kerteriz kaybı halinde insanın [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>gri tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13953</link>
		<dc:creator>gri</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:37:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13953</guid>
		<description>yemenin yamaya benzetilmesi dışında ne bir şey anladım ne de etkilendim. yılgın bin andaki mırıldanmalara benziyor. politik yazılarınızdaki o güç ve tahrik yok. edebi anlamda değil yalnızca, duygu anlamında da. ama yine de elinize sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yemenin yamaya benzetilmesi dışında ne bir şey anladım ne de etkilendim. yılgın bin andaki mırıldanmalara benziyor. politik yazılarınızdaki o güç ve tahrik yok. edebi anlamda değil yalnızca, duygu anlamında da. ama yine de elinize sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ruhan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13945</link>
		<dc:creator>ruhan</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 22:28:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13945</guid>
		<description>SİZİN BU YAZINIZ BENDE HAYATI SORGULAMA DUYGUSU İÇİNDE HAKİKATEN, DERİN BİR DÜŞÜNCE İÇİNDE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNDÜRDÜ.İSLAMİYET ÖLÜMÜN DAHA SERİN KARŞILANMASINI,İYİ BİR KUL OLMUŞSANIZ ONDAN KORKULMAMASI GEREKTİĞİNİ ANLATIR.İNSANLAR NEFİSLERİNE YENİLMEDİKÇE ÖLÜM KORKUSU DUYMAZLAR.YAZINIZDA COK İYİ İFADE ETMİŞSİNİZ,ÇOK BEĞENDİM.TANRININ CENNETLE MÜKAFATLANDIRACAĞI İYİ KULLARINDAN OLMA ÇABASI TOPLUMU DAİMA İLERİ GÖTÜRÜR.
     GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM.BELKİ SİZ DE GÖRMÜŞSÜNÜZDÜR AVRUPADA BİR AKIM BAŞLAMIŞ,"CENNET VE CEHENNEM YOKTUR,İNCİLDE BÖYLE BİR ŞEYDEN BAHSEDİLMİYOR " DİYE! 600 YIL ARAYLA GELEN KURAN  İSE SIK SIK CENNET VE CEHENNEMİ TARİF EDER. İNSAN OLABİLMEK İÇİN NELER YAPILMALI ANLATILIR. TOPLUMLARIN BİR ARADA,BİRBİRLERİNİN HAKLARINA TECAVÜZ ETMEDEN BARIŞ İÇİNDE YAŞAYABİLMELERİ İÇİN MÜKAFAT VE CEZAYA İHTİYAÇLARİ VARDIR.EĞER TANRININ ADALETİNE İNANILMAZSSA AHLAK ÇÖKER,YAŞAM NASILİĞRENÇ BİR HAL ALIR. 
      KURAN 'DA YAZAN HER ŞEY DOĞRU OLDUĞUNA GÖRE BUNUN BİR SAPKINLIK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM
 NEFSİMİZİN GARİP İSTEKLERİNİN KURBANİ OLURUZ.
  ÖLÜMDEN KORKMAYANLARI İKİ GURUBA AYIRIYORUM. AKILSIZCA KENDİLERİNİ SONU BELLİ OLMAYAN  TEHLİKEYE ATANLAR VE YAŞAMIN BİR GÜN SONA ERECEĞİNİ BİLEREK ,DÜZGÜN YAŞAYIP TANRIYA KAVUŞMA HUZURU İÇİNDE OLANLAR.
       MEZARLARA GELİNCE;KEŞKE BİZİM MEZARLIKLARIMIZDA BAKIMLI VE DÜZGÜN OLSA. KAYBETTİĞİMİZ SEVGİLİ YAKINLARIMIZIN KABİR ZİYARETLERİNDE AĞLAYIP SIZLAMADAN,ONLARIN HAYATTAYKEN YAŞADIKLARI GÜZEL ANLARI HATIRLAYARAK TEFEKKÜR EDEBİLSEK.HZ.MEVLANA ÖLÜM GÜNÜNÜ TANRISINA KAVUŞACAĞI İÇİN "DÜĞÜN GÜNÜ"KABUL EDİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK GEREKİR. ASIRLAR GEÇTİĞİ HALDE HERKES ONUN FELSEFESİNİN GÜZELLİĞİ ALTINDA TOPLANIYOR.KUL HAKKI YEMİYORSAK NE MUTLU BİZE</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>SİZİN BU YAZINIZ BENDE HAYATI SORGULAMA DUYGUSU İÇİNDE HAKİKATEN, DERİN BİR DÜŞÜNCE İÇİNDE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNDÜRDÜ.İSLAMİYET ÖLÜMÜN DAHA SERİN KARŞILANMASINI,İYİ BİR KUL OLMUŞSANIZ ONDAN KORKULMAMASI GEREKTİĞİNİ ANLATIR.İNSANLAR NEFİSLERİNE YENİLMEDİKÇE ÖLÜM KORKUSU DUYMAZLAR.YAZINIZDA COK İYİ İFADE ETMİŞSİNİZ,ÇOK BEĞENDİM.TANRININ CENNETLE MÜKAFATLANDIRACAĞI İYİ KULLARINDAN OLMA ÇABASI TOPLUMU DAİMA İLERİ GÖTÜRÜR.<br />
     GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM.BELKİ SİZ DE GÖRMÜŞSÜNÜZDÜR AVRUPADA BİR AKIM BAŞLAMIŞ,&#8221;CENNET VE CEHENNEM YOKTUR,İNCİLDE BÖYLE BİR ŞEYDEN BAHSEDİLMİYOR &#8221; DİYE! 600 YIL ARAYLA GELEN KURAN  İSE SIK SIK CENNET VE CEHENNEMİ TARİF EDER. İNSAN OLABİLMEK İÇİN NELER YAPILMALI ANLATILIR. TOPLUMLARIN BİR ARADA,BİRBİRLERİNİN HAKLARINA TECAVÜZ ETMEDEN BARIŞ İÇİNDE YAŞAYABİLMELERİ İÇİN MÜKAFAT VE CEZAYA İHTİYAÇLARİ VARDIR.EĞER TANRININ ADALETİNE İNANILMAZSSA AHLAK ÇÖKER,YAŞAM NASILİĞRENÇ BİR HAL ALIR.<br />
      KURAN &#8216;DA YAZAN HER ŞEY DOĞRU OLDUĞUNA GÖRE BUNUN BİR SAPKINLIK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM<br />
 NEFSİMİZİN GARİP İSTEKLERİNİN KURBANİ OLURUZ.<br />
  ÖLÜMDEN KORKMAYANLARI İKİ GURUBA AYIRIYORUM. AKILSIZCA KENDİLERİNİ SONU BELLİ OLMAYAN  TEHLİKEYE ATANLAR VE YAŞAMIN BİR GÜN SONA ERECEĞİNİ BİLEREK ,DÜZGÜN YAŞAYIP TANRIYA KAVUŞMA HUZURU İÇİNDE OLANLAR.<br />
       MEZARLARA GELİNCE;KEŞKE BİZİM MEZARLIKLARIMIZDA BAKIMLI VE DÜZGÜN OLSA. KAYBETTİĞİMİZ SEVGİLİ YAKINLARIMIZIN KABİR ZİYARETLERİNDE AĞLAYIP SIZLAMADAN,ONLARIN HAYATTAYKEN YAŞADIKLARI GÜZEL ANLARI HATIRLAYARAK TEFEKKÜR EDEBİLSEK.HZ.MEVLANA ÖLÜM GÜNÜNÜ TANRISINA KAVUŞACAĞI İÇİN &#8220;DÜĞÜN GÜNÜ&#8221;KABUL EDİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK GEREKİR. ASIRLAR GEÇTİĞİ HALDE HERKES ONUN FELSEFESİNİN GÜZELLİĞİ ALTINDA TOPLANIYOR.KUL HAKKI YEMİYORSAK NE MUTLU BİZE</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alperen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13864</link>
		<dc:creator>alperen</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 11:56:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13864</guid>
		<description>AHİRETLE İLGİLİ AYETLER 
ALPEREN GÜRBÜZER



         Ardı kesilmeyen toplantılar. Darünnedva da yine bildik konular kahkahalar ve alaylı tavırlarla devam ediyor ve inen ayetleri irdeleyip kendi aralarında konuşuyorlardı. İçlerinden biri bu konuşmalar arasında şunları dile getirdi:
        — Güya O’nun peygamberliğine inananlar cennete gideceklermiş, hatta cennetin en güzelyerlerine oturacaklarmış ne dersiniz arkadaşlar?
 Arkadaşlarından cevap gecikmedi:
          - Cennette masal cehennemde, hepsi hayal türü şeyler, hem  doğru dürüst bir din olsaydı biçare insanlar bizden önce çabuk davranıp Muhammed’e tabii olmazlardı,  türünden sözler ettiler aralarında..
          Akabinden bu konu ile ilgili ayet nazil oldu, Allahü Teala:
          - ‘’Kâfirler iman edenler hakkında şöyle dediler: Şayet bu din hayır ve saadet getiren bir din olsaydı, fakirler, köleler, biçareler bizden evvel davranıp ona koşmazlardı… Bu Kur’an eski bir yalandan ibarettir…  Bu Kur’an… Arapça bir dil ile zulmedenlere azap haberini vermek, iyilik yapanlara müjde olmak üzere gönderilen bir kitaptır… Onlar mahzun da olmazlar. Onlar cennetin ashabıdırlar..’’ (ahkaf 11-14) beyan buyurdu.
             Hac mevsimi gelip çatmıştı, Darünnedvede Hac mevsiminde bu konuda ele alındı, gelen Hacıların O’na kanmaması için tedbirler alınması konusunda mutabakata vardılar. Toplantıda biri;
      —O’nu yalancı diye tanıtalım, 
        Diğeri söze karıştı;
      —Deli olsun, 
       Bir başkası; 
      -Kahin daha şık düşer..
       Diğeri;
     —Şair desek olmaz mı?
       En son gelen teklifle;
       Sihirbaz yakıştırmasında karar kıldılar.
        Nebiyyi Ekremin Hacılar üzerindeki etkisini silmek için sihirbaz tanıtımına başladılar, Allah’ın Habibi tüm bu menfi propogandalardan  yılmadan  usanmadan yüklenmiş olduğu tebliğ görevine can siparane devam etti ve gelen ayetlerle de  toplantılarda alınan kararlar anında Allah tarafından Rasulüne bildiriliyordu.. Nitekim gelen ayette:
           - Nakur denilen Sur’a üfürüldüğü zaman işte o gün kafirlere pek çetin, pek zor bir gündür.. . Hayır, onu asla bırakmıyacağım. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı bir kâfir kesilmiştir. Çünkü O, … Bu Kur’an başka değil… bir sihirdir… insan sözüdür dedi.
            Ben onu Sekar cehennemine sokacağım… O insanları yakıp kavuran bir ateştir. Üzerinde vazifeli 19 tane melek vardır.’’ ( Müdessir, 8–30)
           İnen bu ayetler Darünnedva toplantılarının gündemine girerek:
         — Vay be,  19 melek cehennemde hazır vaziyette bizi bekliyormuş dediler ve kahkahalar eşliğinde konuşmalar hız kesmeden devam ediyordu hala.
                 Onlara güle dursunlar ahirete iman konusunda ile ilgili ayetler hız kesmeden bir bir ültümatom misali üzerlerine iniyordu:
            — Biz Cehennemin muhafızlarını hep meleklerden yaptık… Kâfirlerde Allah bu sayıyı bildirmek suretiyle ne kastetmiştir desinler.
 İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini hidayete erdirir. Rabbinin ordularınıda ancak kendi bilir… Cehennem ise insanlar için ancak bir hatırlatma ve öğüt vesilesidir’’ (Müddesir–30)
       Ahiretle ilgili ayetlerden etkilenmiş olsa gerek ki Rasulullahın komşusu Adiyy b. Rebia da sorgulamaya başladı:
           — Anlat bakalım öldükten sonra dirilmek nasılmış?
            Peygamberimiz gayet sakin bir şekilde ahireti anlattı, o da dinledi ve sonra şöyle dedi:
             — Ya Muhammed şu birbirinden ayrılmış kemikleri bir araya getirip diriltecek Rabbin öyle mi?
               Rasululah ikna olmayınca oradan ayrılmak zorunda kaldı, çünkü ne söylese ciddiye almıyordu.  Bu arada Kıyame suresi nazil oldu:
             — İnsan zannetmesin ki biz onun kemiklerini toplayıp bir araya getiremeyiz.
                Doğrusu biz onun parmak uçlarını bile tesviye etmeye hazırız.. Dönüp dolaşıp varılacak, durulacak yer Rabbinedir…’’ ( Kıyame 1–15)
               Her nazil olan ayetleri alay konusu etseler de akıllarında hep o acaba?  Ya doğru ise? sorusu zihinlerini meşgul ediyordu, dillendirmeseler bile… Gerçektende dünyaya yeni adım atan her insanın parmak izleri birbirini tutmaz, bu mucizevî ayeti celile,  çağımızın bilgi teknolojik gelişmesiyle aydınlanmıştır zaten.
               Müşrikler inen ayetlerden öyle bunaldılar ki; Hiç olmazsa bu Vahiy iki şehrin ileri gelenlerinden olan iki kişiden birine indirilseydi demeye başladılar.  İki büyük insandan kastettikleri Mekkede Velid b. Muğire,  Taifde Urve b. Mesud Sakafi idi.
                Kendi aralarında bahsettikleri bu konu yine vahiy ile aydınlığa kavuştu:
               — Şu Kur’an iki memleketten bir adama indirilseydi ya dediler. Rabbinin rahmetini onlarmı taksim ediyor?  Onların.. rızıklarını biz bölmüşüz’’ ( Zuhruf 31-32)
                Bu ayetler açıkca ihtar niteliğinde olmasına rağmen Peygambere verilen tüm nimetler bize verilmedikçe iman etmeyiz karşılığını verdiler. Bunun üzerine Allahü Teala:
               -‘’…Bize vahiy inmedikçe inanmayız dediler. Allah peygamberlik vazifesini nereye v e kime vereceğini en iyi bilendir… Şiddetli azaba uğrayacaklardır.’’( En’am 124) beyan buyurdu.
         Müşrikler cephesinde durum böyle, ya Müslümanlar?
         Nüzul olan ayetler müşrikler için eza,  müminler için de felah ve nur kaynağıdır..  Nitekim Müminler için tek teselli kaynağı Rasulullahın kendileri için buyurdukları müjdeleyici ayetler idi:
          - ‘’Nice yüzler vardır kıyamet günü nurlarla pırıl pırıl olmuştur. Rabbine nazar edicidir’’ ( Kıyame 22–23)             
          Mü’minler ise gelen ayetlerle övülüyor ve onların nasıl davranması gerektiği hususları açıklığa kavuşturuluyordu:
          - ‘’…Allahın kulları yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler… Onlar ki Rablerine secdeler ve kıyamlar yaparak geceler… Onlar harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik yapmazlar. Allahın öldürülmesini haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler. Zina yapmazlar. Kimde bunları yaparsa günahının cezasına kavuşur…’’ Furkan (63–69)
           Furkan suresini dinleyen müminler:
          — Ya Rasulullah!  Biz cahiliye döneminde zina yaptık, adam öldürdük, putlara secde ettik, neyapcağız şimdi, bizim halimiz nice olur dediler.
             Nebiyyi Ekrem endişelerini giderecek ayeti kerimeleri beyan buyurdu:
             -  ‘’Ancak tevbe eden ve Salih amel işleyen insan böyle değil. Çünkü Allah onların kötülüklerinide iyiliğe çevirir. Kim tevbe ederde salih amel işlerse muhakkak ki Allah’a döner… Cennet ne güzel bir karargâh, ne güzel bir makamdır… ‘’ (Furkan 70–77)
        Böylece gelen ayetlerle müminler rahatlayarak derin bir nefes almışlardı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>AHİRETLE İLGİLİ AYETLER<br />
ALPEREN GÜRBÜZER</p>
<p>         Ardı kesilmeyen toplantılar. Darünnedva da yine bildik konular kahkahalar ve alaylı tavırlarla devam ediyor ve inen ayetleri irdeleyip kendi aralarında konuşuyorlardı. İçlerinden biri bu konuşmalar arasında şunları dile getirdi:<br />
        — Güya O’nun peygamberliğine inananlar cennete gideceklermiş, hatta cennetin en güzelyerlerine oturacaklarmış ne dersiniz arkadaşlar?<br />
 Arkadaşlarından cevap gecikmedi:<br />
          - Cennette masal cehennemde, hepsi hayal türü şeyler, hem  doğru dürüst bir din olsaydı biçare insanlar bizden önce çabuk davranıp Muhammed’e tabii olmazlardı,  türünden sözler ettiler aralarında..<br />
          Akabinden bu konu ile ilgili ayet nazil oldu, Allahü Teala:<br />
          - ‘’Kâfirler iman edenler hakkında şöyle dediler: Şayet bu din hayır ve saadet getiren bir din olsaydı, fakirler, köleler, biçareler bizden evvel davranıp ona koşmazlardı… Bu Kur’an eski bir yalandan ibarettir…  Bu Kur’an… Arapça bir dil ile zulmedenlere azap haberini vermek, iyilik yapanlara müjde olmak üzere gönderilen bir kitaptır… Onlar mahzun da olmazlar. Onlar cennetin ashabıdırlar..’’ (ahkaf 11-14) beyan buyurdu.<br />
             Hac mevsimi gelip çatmıştı, Darünnedvede Hac mevsiminde bu konuda ele alındı, gelen Hacıların O’na kanmaması için tedbirler alınması konusunda mutabakata vardılar. Toplantıda biri;<br />
      —O’nu yalancı diye tanıtalım,<br />
        Diğeri söze karıştı;<br />
      —Deli olsun,<br />
       Bir başkası;<br />
      -Kahin daha şık düşer..<br />
       Diğeri;<br />
     —Şair desek olmaz mı?<br />
       En son gelen teklifle;<br />
       Sihirbaz yakıştırmasında karar kıldılar.<br />
        Nebiyyi Ekremin Hacılar üzerindeki etkisini silmek için sihirbaz tanıtımına başladılar, Allah’ın Habibi tüm bu menfi propogandalardan  yılmadan  usanmadan yüklenmiş olduğu tebliğ görevine can siparane devam etti ve gelen ayetlerle de  toplantılarda alınan kararlar anında Allah tarafından Rasulüne bildiriliyordu.. Nitekim gelen ayette:<br />
           - Nakur denilen Sur’a üfürüldüğü zaman işte o gün kafirlere pek çetin, pek zor bir gündür.. . Hayır, onu asla bırakmıyacağım. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçı bir kâfir kesilmiştir. Çünkü O, … Bu Kur’an başka değil… bir sihirdir… insan sözüdür dedi.<br />
            Ben onu Sekar cehennemine sokacağım… O insanları yakıp kavuran bir ateştir. Üzerinde vazifeli 19 tane melek vardır.’’ ( Müdessir, 8–30)<br />
           İnen bu ayetler Darünnedva toplantılarının gündemine girerek:<br />
         — Vay be,  19 melek cehennemde hazır vaziyette bizi bekliyormuş dediler ve kahkahalar eşliğinde konuşmalar hız kesmeden devam ediyordu hala.<br />
                 Onlara güle dursunlar ahirete iman konusunda ile ilgili ayetler hız kesmeden bir bir ültümatom misali üzerlerine iniyordu:<br />
            — Biz Cehennemin muhafızlarını hep meleklerden yaptık… Kâfirlerde Allah bu sayıyı bildirmek suretiyle ne kastetmiştir desinler.<br />
 İşte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini hidayete erdirir. Rabbinin ordularınıda ancak kendi bilir… Cehennem ise insanlar için ancak bir hatırlatma ve öğüt vesilesidir’’ (Müddesir–30)<br />
       Ahiretle ilgili ayetlerden etkilenmiş olsa gerek ki Rasulullahın komşusu Adiyy b. Rebia da sorgulamaya başladı:<br />
           — Anlat bakalım öldükten sonra dirilmek nasılmış?<br />
            Peygamberimiz gayet sakin bir şekilde ahireti anlattı, o da dinledi ve sonra şöyle dedi:<br />
             — Ya Muhammed şu birbirinden ayrılmış kemikleri bir araya getirip diriltecek Rabbin öyle mi?<br />
               Rasululah ikna olmayınca oradan ayrılmak zorunda kaldı, çünkü ne söylese ciddiye almıyordu.  Bu arada Kıyame suresi nazil oldu:<br />
             — İnsan zannetmesin ki biz onun kemiklerini toplayıp bir araya getiremeyiz.<br />
                Doğrusu biz onun parmak uçlarını bile tesviye etmeye hazırız.. Dönüp dolaşıp varılacak, durulacak yer Rabbinedir…’’ ( Kıyame 1–15)<br />
               Her nazil olan ayetleri alay konusu etseler de akıllarında hep o acaba?  Ya doğru ise? sorusu zihinlerini meşgul ediyordu, dillendirmeseler bile… Gerçektende dünyaya yeni adım atan her insanın parmak izleri birbirini tutmaz, bu mucizevî ayeti celile,  çağımızın bilgi teknolojik gelişmesiyle aydınlanmıştır zaten.<br />
               Müşrikler inen ayetlerden öyle bunaldılar ki; Hiç olmazsa bu Vahiy iki şehrin ileri gelenlerinden olan iki kişiden birine indirilseydi demeye başladılar.  İki büyük insandan kastettikleri Mekkede Velid b. Muğire,  Taifde Urve b. Mesud Sakafi idi.<br />
                Kendi aralarında bahsettikleri bu konu yine vahiy ile aydınlığa kavuştu:<br />
               — Şu Kur’an iki memleketten bir adama indirilseydi ya dediler. Rabbinin rahmetini onlarmı taksim ediyor?  Onların.. rızıklarını biz bölmüşüz’’ ( Zuhruf 31-32)<br />
                Bu ayetler açıkca ihtar niteliğinde olmasına rağmen Peygambere verilen tüm nimetler bize verilmedikçe iman etmeyiz karşılığını verdiler. Bunun üzerine Allahü Teala:<br />
               -‘’…Bize vahiy inmedikçe inanmayız dediler. Allah peygamberlik vazifesini nereye v e kime vereceğini en iyi bilendir… Şiddetli azaba uğrayacaklardır.’’( En’am 124) beyan buyurdu.<br />
         Müşrikler cephesinde durum böyle, ya Müslümanlar?<br />
         Nüzul olan ayetler müşrikler için eza,  müminler için de felah ve nur kaynağıdır..  Nitekim Müminler için tek teselli kaynağı Rasulullahın kendileri için buyurdukları müjdeleyici ayetler idi:<br />
          - ‘’Nice yüzler vardır kıyamet günü nurlarla pırıl pırıl olmuştur. Rabbine nazar edicidir’’ ( Kıyame 22–23)<br />
          Mü’minler ise gelen ayetlerle övülüyor ve onların nasıl davranması gerektiği hususları açıklığa kavuşturuluyordu:<br />
          - ‘’…Allahın kulları yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler… Onlar ki Rablerine secdeler ve kıyamlar yaparak geceler… Onlar harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik yapmazlar. Allahın öldürülmesini haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler. Zina yapmazlar. Kimde bunları yaparsa günahının cezasına kavuşur…’’ Furkan (63–69)<br />
           Furkan suresini dinleyen müminler:<br />
          — Ya Rasulullah!  Biz cahiliye döneminde zina yaptık, adam öldürdük, putlara secde ettik, neyapcağız şimdi, bizim halimiz nice olur dediler.<br />
             Nebiyyi Ekrem endişelerini giderecek ayeti kerimeleri beyan buyurdu:<br />
             -  ‘’Ancak tevbe eden ve Salih amel işleyen insan böyle değil. Çünkü Allah onların kötülüklerinide iyiliğe çevirir. Kim tevbe ederde salih amel işlerse muhakkak ki Allah’a döner… Cennet ne güzel bir karargâh, ne güzel bir makamdır… ‘’ (Furkan 70–77)<br />
        Böylece gelen ayetlerle müminler rahatlayarak derin bir nefes almışlardı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uluğ tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13861</link>
		<dc:creator>Uluğ</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 08:27:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13861</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Özellikle batı şehirlerinde mezarların etrafı yüksek duvarlarla çevriliyor. Mezarlığa bakan evlerin kiraları daha düşük. Biz de Şişli mezarlığının girişine yazılan “Bütün nefisler bir gün ölümü tadar” ibaresi tepki almıştı yanlış hatırlamıyorsam.&lt;/blockquote&gt;

Devekuşu misali...
Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık Mehmet bey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Özellikle batı şehirlerinde mezarların etrafı yüksek duvarlarla çevriliyor. Mezarlığa bakan evlerin kiraları daha düşük. Biz de Şişli mezarlığının girişine yazılan “Bütün nefisler bir gün ölümü tadar” ibaresi tepki almıştı yanlış hatırlamıyorsam.</p></blockquote>
<p>Devekuşu misali&#8230;<br />
Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık Mehmet bey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>suzannur tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13854</link>
		<dc:creator>suzannur</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 22:18:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13854</guid>
		<description>aslında her an ölüyor ve her an yeniden doğuyor insan bedeni, sadece doğum ve ölüm bu yeniden doğum ve ölümün ilki ve sonu.
evvelin evveli ve ahirin ahiri için doğum ve ölüm bir nokta. Evvelden bizim evvelimizle -doğum- ayrılıyor, ahire bizim ahirimizle -ölüm- kavuşuyoruz.
zıtlıklarla ol'uyoruz...
ölürken doğuyor, doğarken ölüyoruz, hem maddi hem de manevi anlamda.
ölmeden evvel ölünüz. 
yani, ölmeden kavuşunuz.
kavuşmak için ölmeyi beklemeyiniz.
herkes ölecek ama herkes kavuşamayacak...
kavuşmak olmaktır...
doğuş şu noktada haklı, herhangi bir aptal kendini öldürmeyi başarabilir ama unutulmamalı ki, herhangi bir aptal ol'mayı başaramaz!...
Hayat bir oyundur... Oyun bitip de dönüş vakti geldiğinde aslında oyun olmadığı anlaşılan...
Dönmeden anlayana aşk olsun.
Dönmeden kavuşana, dönmeden olana, ölmeden ölene aşk olsun...
saygıyla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aslında her an ölüyor ve her an yeniden doğuyor insan bedeni, sadece doğum ve ölüm bu yeniden doğum ve ölümün ilki ve sonu.<br />
evvelin evveli ve ahirin ahiri için doğum ve ölüm bir nokta. Evvelden bizim evvelimizle -doğum- ayrılıyor, ahire bizim ahirimizle -ölüm- kavuşuyoruz.<br />
zıtlıklarla ol&#8217;uyoruz&#8230;<br />
ölürken doğuyor, doğarken ölüyoruz, hem maddi hem de manevi anlamda.<br />
ölmeden evvel ölünüz.<br />
yani, ölmeden kavuşunuz.<br />
kavuşmak için ölmeyi beklemeyiniz.<br />
herkes ölecek ama herkes kavuşamayacak&#8230;<br />
kavuşmak olmaktır&#8230;<br />
doğuş şu noktada haklı, herhangi bir aptal kendini öldürmeyi başarabilir ama unutulmamalı ki, herhangi bir aptal ol&#8217;mayı başaramaz!&#8230;<br />
Hayat bir oyundur&#8230; Oyun bitip de dönüş vakti geldiğinde aslında oyun olmadığı anlaşılan&#8230;<br />
Dönmeden anlayana aşk olsun.<br />
Dönmeden kavuşana, dönmeden olana, ölmeden ölene aşk olsun&#8230;<br />
saygıyla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>dogus tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13848</link>
		<dc:creator>dogus</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 18:21:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13848</guid>
		<description>Olum zaten olacak bir sey: Hakkinda daha fazla beyin hucresi harcamaya gerek yok. Ayrica surekli olumu dusunmenin zitti "zevk almak" degil. Mesela "calismak" "kendini gelistirmek" bedensel bir zevk almayabilir fakat o da ayni olcude olumu unutturucu bir etkide olabilir. Hayat bir oyundur (Kitab-i Mukaddes bunu belirtir) ve eger bu oyunu oynuyorsaniz, kazanmak icin oynuyorsunuz demektir. Bu mal gibi kenarda yatip olumu dusuneceksiniz anlamina gelmemeli. YASAYIN. BASARIN. Cunku zor olan budur. 

Herhangi bir aptal kendini oldurmeyi becerebilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Olum zaten olacak bir sey: Hakkinda daha fazla beyin hucresi harcamaya gerek yok. Ayrica surekli olumu dusunmenin zitti &#8220;zevk almak&#8221; degil. Mesela &#8220;calismak&#8221; &#8220;kendini gelistirmek&#8221; bedensel bir zevk almayabilir fakat o da ayni olcude olumu unutturucu bir etkide olabilir. Hayat bir oyundur (Kitab-i Mukaddes bunu belirtir) ve eger bu oyunu oynuyorsaniz, kazanmak icin oynuyorsunuz demektir. Bu mal gibi kenarda yatip olumu dusuneceksiniz anlamina gelmemeli. YASAYIN. BASARIN. Cunku zor olan budur. </p>
<p>Herhangi bir aptal kendini oldurmeyi becerebilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13845</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 17:02:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13845</guid>
		<description>Eline, yüreğine sağlık..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Eline, yüreğine sağlık..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>arif tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13842</link>
		<dc:creator>arif</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 15:44:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13842</guid>
		<description>Ölmeden önce ölünüz...
Yahya Kemal'in dizeleri de bu kutlu hadisten mülhem...İnsanlar yaşarken uykudadır, ölünce uyanırlar...Bu hallerin  sözle anlatılması çok zor olduğundan, anlayamıyor ve saçma sözler diye geçiyoruz. Yada kutsallığına atfen, saygısızlık yapmadan, içselleştirme imkanına sahip olamıyoruz. İlmen bunu algılama kapasitesine sahip değiliz. Keşif ehli bunları anlatıyor ve inanan inanıyor...İnanmayan ölünce anlıyor. Ölmeden anlamanın faydası ne denirse? Önlem alma şansı sağlıyor insana o kadar! İpek elbisyi, çalıya takmama itinasıyla sakınma önlemi. Kalp kırmama mesela...
Mehmet beyin eline sağlık...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ölmeden önce ölünüz&#8230;<br />
Yahya Kemal&#8217;in dizeleri de bu kutlu hadisten mülhem&#8230;İnsanlar yaşarken uykudadır, ölünce uyanırlar&#8230;Bu hallerin  sözle anlatılması çok zor olduğundan, anlayamıyor ve saçma sözler diye geçiyoruz. Yada kutsallığına atfen, saygısızlık yapmadan, içselleştirme imkanına sahip olamıyoruz. İlmen bunu algılama kapasitesine sahip değiliz. Keşif ehli bunları anlatıyor ve inanan inanıyor&#8230;İnanmayan ölünce anlıyor. Ölmeden anlamanın faydası ne denirse? Önlem alma şansı sağlıyor insana o kadar! İpek elbisyi, çalıya takmama itinasıyla sakınma önlemi. Kalp kırmama mesela&#8230;<br />
Mehmet beyin eline sağlık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cüneyt tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13833</link>
		<dc:creator>Cüneyt</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 12:34:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13833</guid>
		<description>^+^</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>^+^</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cüneyt tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13832</link>
		<dc:creator>Cüneyt</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 12:33:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/04/04/yasama-ciplak-gozle-bakarken/#comment-13832</guid>
		<description>Güzel bir yazi olmus, özellikle dogu-bati kültüründeki ölüm algilamasi noktasi gercekten ilgi cekici. Bu baglamda mezarlik kültürü de ilgi cekici bir arastirma konusu olabilir. Bati'da mezarliklarin cevresi yüksek duvarlarla cevriliyor ama hep bakimli, hep güzeller. Bizde izbe olur mezarliklar. Bu eskiden de böyleymis, simdi de büyük ölcüde böyle. Bu da bence bir nebze bati kültüründe hayat-ölüm arasindaki keskin cizgiyi ifâde ediyor, doguda ölüm "ölüm" olarak degil de "âhiret" olarak görüldügünden olsa gerek, batidaki gibi ölenlerin ardindan mezarlarini her Pazar gidip temizleme, aglama vb. bir anlayis yerlesmemis, diye düsünüyorum.

Yahya Kemal'in cok hosuma giden bir beyti:

Ölmek degildir ömrümüzün en fecî isi,
Müskül budur ki ölmeden evvel ölür kisi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel bir yazi olmus, özellikle dogu-bati kültüründeki ölüm algilamasi noktasi gercekten ilgi cekici. Bu baglamda mezarlik kültürü de ilgi cekici bir arastirma konusu olabilir. Bati&#8217;da mezarliklarin cevresi yüksek duvarlarla cevriliyor ama hep bakimli, hep güzeller. Bizde izbe olur mezarliklar. Bu eskiden de böyleymis, simdi de büyük ölcüde böyle. Bu da bence bir nebze bati kültüründe hayat-ölüm arasindaki keskin cizgiyi ifâde ediyor, doguda ölüm &#8220;ölüm&#8221; olarak degil de &#8220;âhiret&#8221; olarak görüldügünden olsa gerek, batidaki gibi ölenlerin ardindan mezarlarini her Pazar gidip temizleme, aglama vb. bir anlayis yerlesmemis, diye düsünüyorum.</p>
<p>Yahya Kemal&#8217;in cok hosuma giden bir beyti:</p>
<p>Ölmek degildir ömrümüzün en fecî isi,<br />
Müskül budur ki ölmeden evvel ölür kisi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

