<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Hor görme garibi onun da bir &#8216;oy&#8217;u vardır.. yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 04:30:07 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-14431</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 07:26:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-14431</guid>
		<description>Hor görme "ayaktakımını" onun da 1 Mayıs'ı var.

Halkına "ayaktakımı" diyen bir başbakan ama durun o zenci değil miydi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hor görme &#8220;ayaktakımını&#8221; onun da 1 Mayıs&#8217;ı var.</p>
<p>Halkına &#8220;ayaktakımı&#8221; diyen bir başbakan ama durun o zenci değil miydi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ç-Z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13894</link>
		<dc:creator>Ç-Z</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 15:32:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13894</guid>
		<description>@TT,
MY,buralarda bir yerde "siz de önemli blduğunuz makaleleri Türkçe'ye tercüme edin biz de yayınlayalım" diye bir çağrıda bulunmuştu.Anlaşılan o ki bizim önce "Türkçe'den,Türkçe'ye" tercümelere ihtiyacımız var. :-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@TT,<br />
MY,buralarda bir yerde &#8220;siz de önemli blduğunuz makaleleri Türkçe&#8217;ye tercüme edin biz de yayınlayalım&#8221; diye bir çağrıda bulunmuştu.Anlaşılan o ki bizim önce &#8220;Türkçe&#8217;den,Türkçe&#8217;ye&#8221; tercümelere ihtiyacımız var. :-)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13891</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 14:40:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13891</guid>
		<description>Ermenileri ya da Alevileri öldürmeye gidenlerin durup "ama Allah onları öyle yaratmış" dememesi de enterasan gerçekten.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ermenileri ya da Alevileri öldürmeye gidenlerin durup &#8220;ama Allah onları öyle yaratmış&#8221; dememesi de enterasan gerçekten.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13886</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 14:27:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13886</guid>
		<description>peki değiştiriyorum o halde, insanın kürt olduğu için suçsuz oldunu söylebilmek için önüne mutlaka "din" vurgusu getirenin ve bunu Akyol gibi köylü kurnazlığıyla yapanın sadece aklından değil iyi niyetinden de şüphe ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>peki değiştiriyorum o halde, insanın kürt olduğu için suçsuz oldunu söylebilmek için önüne mutlaka &#8220;din&#8221; vurgusu getirenin ve bunu Akyol gibi köylü kurnazlığıyla yapanın sadece aklından değil iyi niyetinden de şüphe ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>TT tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13882</link>
		<dc:creator>TT</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 12:56:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13882</guid>
		<description>BİR DÜŞÜNCE:
Mustafa akyol:&lt;strong&gt; Bu ülkede Kürt vatandaşlara onyıllar boyu büyük bir haksızlık yapıldı: Dillleri yasaklandı, kültürleri aşağılandı. Bu durum “Beyaz Türkler”in umurunda olmadığı gibi, çoğu, “devlet ideolojisi”ne alkış tutup, “görelim Cumhuriyet neyler, neylerse güzel eyler” dedi. Hala da diyorlar. Ama eğer “dağdaki çobana” sorulsaydı, “Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, onları da Allah öyle yaratmıştır” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan daha farklı (ve bence daha iyi) değerlere sahip olduğu için.&lt;/strong&gt;
***
BİR ANLAMA ÖRNEĞİ:
Snowqueen:
&lt;strong&gt;Tabi ya, bu niye düşünülmedi ki, Kürtleri öldürmeye gidenler durup bir daha şehadet getirseydi pürpak olurdu dünya, Kürtler anca birbirlerini töre cinayetlerinde falan öldürürdü. “Allah bizi böyle feodal ataerkil yaratmış” der şükürlerini iletirlerdi. 
Bu Mustafa Ayol’un fikirlerini ciddiye alıp kelamına saygı duyanın aklından şüphe ederim.
&lt;/strong&gt;
...
Demek ki neymiş?
sırf kürt oldukları için suçlanan insanlara karşı, örnekteki çoban, "Türklüğün yada kürtlüğün bir seçim olmadığını" yukardaki metinde anlatmak istememiş; yani o çoban bunu derken aslında "ne güzel Allah bizi feodal yarattı,Ona şükürler olsun..vs " demek istermiş...

bunu da biz yanlış anladığımız için aklımızdan şüphe edermiş...: ))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>BİR DÜŞÜNCE:<br />
Mustafa akyol:<strong> Bu ülkede Kürt vatandaşlara onyıllar boyu büyük bir haksızlık yapıldı: Dillleri yasaklandı, kültürleri aşağılandı. Bu durum “Beyaz Türkler”in umurunda olmadığı gibi, çoğu, “devlet ideolojisi”ne alkış tutup, “görelim Cumhuriyet neyler, neylerse güzel eyler” dedi. Hala da diyorlar. Ama eğer “dağdaki çobana” sorulsaydı, “Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, onları da Allah öyle yaratmıştır” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan daha farklı (ve bence daha iyi) değerlere sahip olduğu için.</strong><br />
***<br />
BİR ANLAMA ÖRNEĞİ:<br />
Snowqueen:<br />
<strong>Tabi ya, bu niye düşünülmedi ki, Kürtleri öldürmeye gidenler durup bir daha şehadet getirseydi pürpak olurdu dünya, Kürtler anca birbirlerini töre cinayetlerinde falan öldürürdü. “Allah bizi böyle feodal ataerkil yaratmış” der şükürlerini iletirlerdi.<br />
Bu Mustafa Ayol’un fikirlerini ciddiye alıp kelamına saygı duyanın aklından şüphe ederim.<br />
</strong><br />
&#8230;<br />
Demek ki neymiş?<br />
sırf kürt oldukları için suçlanan insanlara karşı, örnekteki çoban, &#8220;Türklüğün yada kürtlüğün bir seçim olmadığını&#8221; yukardaki metinde anlatmak istememiş; yani o çoban bunu derken aslında &#8220;ne güzel Allah bizi feodal yarattı,Ona şükürler olsun..vs &#8221; demek istermiş&#8230;</p>
<p>bunu da biz yanlış anladığımız için aklımızdan şüphe edermiş&#8230;: ))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13881</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 10:40:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13881</guid>
		<description>---“Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, &lt;strong&gt;onları da Allah öyle yaratmıştır&lt;/strong&gt;” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan&lt;strong&gt; daha farklı (ve bence daha iyi) &lt;/strong&gt;değerlere sahip olduğu için.---

Kentlilere mi kızıyor dindar olmayanları mı belli değil.
Demokrasiye ulaşamama sorumuz kentliler mi dinsiz imansızlar mı?
Tabi ya, bu niye düşünülmedi ki, Kürtleri öldürmeye gidenler durup bir daha şehadet getirseydi pürpak olurdu dünya, Kürtler anca birbirlerini töre cinayetlerinde falan öldürürdü. "Allah bizi böyle feodal ataerkil yaratmış" der şükürlerini iletirlerdi. 

70'li yıllarda da zaten üniversitelerde hocalar Allahsız, kitapsız Marksisti, hepsi faşistin tekiydi. 

Bu Mustafa Ayol'un fikirlerini ciddiye alıp kelamına saygı duyanın
aklından şüphe ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8212;“Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, <strong>onları da Allah öyle yaratmıştır</strong>” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan<strong> daha farklı (ve bence daha iyi) </strong>değerlere sahip olduğu için.&#8212;</p>
<p>Kentlilere mi kızıyor dindar olmayanları mı belli değil.<br />
Demokrasiye ulaşamama sorumuz kentliler mi dinsiz imansızlar mı?<br />
Tabi ya, bu niye düşünülmedi ki, Kürtleri öldürmeye gidenler durup bir daha şehadet getirseydi pürpak olurdu dünya, Kürtler anca birbirlerini töre cinayetlerinde falan öldürürdü. &#8220;Allah bizi böyle feodal ataerkil yaratmış&#8221; der şükürlerini iletirlerdi. </p>
<p>70&#8242;li yıllarda da zaten üniversitelerde hocalar Allahsız, kitapsız Marksisti, hepsi faşistin tekiydi. </p>
<p>Bu Mustafa Ayol&#8217;un fikirlerini ciddiye alıp kelamına saygı duyanın<br />
aklından şüphe ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kamer Yalçın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13867</link>
		<dc:creator>Kamer Yalçın</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 13:39:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13867</guid>
		<description>Murat Bey, 

Mustafa Akyol'un 02 Nisan 2008 tarihli Star Gazetesinde yayınlanan "Kentteki Manken ve Dağdaki Çoban"  başlıklı yazısını bizlerle de paylaştığınız için teşekkür ederim. 
Sayın Akyol'un  &lt;a href="http://www.mustafaakyol.org" rel="nofollow"&gt;sitesinde&lt;/a&gt;  bu başlık altında ilginç yorumlar da yapıldı. O yorumların içinden, mesela &lt;strong&gt;"suzannur"&lt;/strong&gt;  rumuzlu yorumcunun &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"%10'luk seçim barajı yüzünden oylarımız eşit değil ki?!..." &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; &lt;a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/04/kentteki_manken_ve_dagdaki_coban.php#comments" rel="nofollow"&gt;yorumu&lt;/a&gt;  da gözden kaçırılmamalıdır.  

Paylaşımınız için teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Murat Bey, </p>
<p>Mustafa Akyol&#8217;un 02 Nisan 2008 tarihli Star Gazetesinde yayınlanan &#8220;Kentteki Manken ve Dağdaki Çoban&#8221;  başlıklı yazısını bizlerle de paylaştığınız için teşekkür ederim.<br />
Sayın Akyol&#8217;un  <a href="http://www.mustafaakyol.org" rel="nofollow">sitesinde</a>  bu başlık altında ilginç yorumlar da yapıldı. O yorumların içinden, mesela <strong>&#8220;suzannur&#8221;</strong>  rumuzlu yorumcunun <em><strong>&#8220;%10&#8242;luk seçim barajı yüzünden oylarımız eşit değil ki?!&#8230;&#8221; </strong></em> <a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/04/kentteki_manken_ve_dagdaki_coban.php#comments" rel="nofollow">yorumu</a>  da gözden kaçırılmamalıdır.  </p>
<p>Paylaşımınız için teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>murat tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13846</link>
		<dc:creator>murat</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 17:05:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13846</guid>
		<description>Manken Aysun Kayacı, NTV'de yayınlanan "Haydi Gel Benimle Ol" adlı programda "siyaset felsefesi"ni ifşa etmiş. "Ben artık demokrasiyi de sorgulamaya" başladım demiş ve itirazını açıklamış: "Dağdaki çobanla benim oyum neden eşit?"

Eğer bu soru sadece söz konusu hanımefendiye ait olsaydı, çok önemsemeyebilirdik. Ama onun "yaşam biçimi"ni ve "dünya görüşü"nü paylaşan daha pek çok kişi böyle düşünüyor. Onun için, evet, gerçekten de sormak gerek: Ülkemizdeki seçkinler, yahut "Beyaz Türkler" ile "dağdaki çobanın" oyu neden eşit?

Cevap vermek için, söz konusu sorunun altında yatan "daha nitelikli vatandaşlar daha fazla söz sahibi olmalı" yargısını ele almak gerek. Tabii "nitelik"ten ne anladığımız da önemli. Örneğin konu ülke yönetimi olduğunda "okumuş-yazmış" olmak, "göze hoş gelir" olmaktan daha önemli durabilir. Bu durumda ise, benden uyarması, Aysun hanım bu işten biraz dezavantajlı çıkabilir.

Peki ama "okuyup-yazmış" olmak dahi ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak için yeterli midir? Daha iyi eğitim görmüş, hatta akademik unvan sahibi olmuş vatandaşlar, acaba gerçekten de "dağdaki çoban"dan daha fazla güce, örneğin fazla oy hakkına sahip olmalı mıdır?

Hayır!.. Çünkü “okuyup-yazmış” olmak, hatta koca koca üniversitelerde hocalık yapmak, ülke için neyin iyi olduğunu bilmeyi garantilemez. Aksine, alabildiğine bilgili insanlar da fena halde yanılabilir. 1970’li yıllarda akademisyenlerimizin önemli bir bölümü Marksist’ti. Ülkenin sosyalist bir devrimle iflah olacağına inanıyorlardı. Bugün ise Marksizm’in her nerede uygulandıysa felaketler yaratmış bir ideoloji olduğunu biliyoruz. Eski komünistlerin epey bir bölümü şimdi o yüzden “liberal”.

Zaten eğer “okuyup-yazmış” olmak “doğruyu bulmayı” sağlasaydı, dünyadaki tüm entelektüeller aynı görüşte buluşurdu. Oysa, tam aksine, dünya tümüyle zıt görüşlere sahip aydınlarla doludur. Çünkü farklı siyasi ve felsefi görüşlerden birini seçmek, aslında büyük ölçüde bir “tercih” meselesidir. Bu tercihi belirleyen en önemli unsur ise, sahip olduğunuz değerlerdir. Örneğin “hak” veya “adalet” gibi değerlere inanıyorsanız, gidip de faşizmi savunamazsınız. Ama bunların saçma kavramlar olduğuna inanmışsanız, “üstün insanın egemenliğini” savunan Nietzsche-vari faşist görüşler size çok cazip gelebilir.

Ve işte tam da bu nedenle “dağdaki çoban”ın yargıları, kendisini küçümseyen, “ayak takımı” diye aşağılayan seçkinlerin görüşlerinden çok daha isabetli olabilir. Bakın bir örnek vereyim: Bu ülkede Kürt vatandaşlara onyıllar boyu büyük bir haksızlık yapıldı: Dillleri yasaklandı, kültürleri aşağılandı. Bu durum “Beyaz Türkler”in umurunda olmadığı gibi, çoğu, “devlet ideolojisi”ne alkış tutup, “görelim Cumhuriyet neyler, neylerse güzel eyler” dedi. Hala da diyorlar. Ama eğer “dağdaki çobana” sorulsaydı, “Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, onları da Allah öyle yaratmıştır” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan daha farklı (ve bence daha iyi) değerlere sahip olduğu için.

Bütün bunları “ülkeyi sadece falanca değerlere sahip insanlar yönetebilsin” demek için söylemiyorum. O da aksi yönde bir despotluk olur. Zaten elimizde bir “değer-metre” de yoktur. Tek çözüm, farklı değer ve görüşlerin ifade bulup yarışacakları demokrasidir. Ama zaten sorunumuz tam da orada: Demokrasiye bir türlü ulaşamıyoruz. Bunun sorumlusu ise “dağdaki çobanlar” değil, kendilerini dev aynasında gören kentliler. Sarışın mankeninden tutun da ak saçlı başsavcısına kadar…

(Mustafa Akyol)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Manken Aysun Kayacı, NTV&#8217;de yayınlanan &#8220;Haydi Gel Benimle Ol&#8221; adlı programda &#8220;siyaset felsefesi&#8221;ni ifşa etmiş. &#8220;Ben artık demokrasiyi de sorgulamaya&#8221; başladım demiş ve itirazını açıklamış: &#8220;Dağdaki çobanla benim oyum neden eşit?&#8221;</p>
<p>Eğer bu soru sadece söz konusu hanımefendiye ait olsaydı, çok önemsemeyebilirdik. Ama onun &#8220;yaşam biçimi&#8221;ni ve &#8220;dünya görüşü&#8221;nü paylaşan daha pek çok kişi böyle düşünüyor. Onun için, evet, gerçekten de sormak gerek: Ülkemizdeki seçkinler, yahut &#8220;Beyaz Türkler&#8221; ile &#8220;dağdaki çobanın&#8221; oyu neden eşit?</p>
<p>Cevap vermek için, söz konusu sorunun altında yatan &#8220;daha nitelikli vatandaşlar daha fazla söz sahibi olmalı&#8221; yargısını ele almak gerek. Tabii &#8220;nitelik&#8221;ten ne anladığımız da önemli. Örneğin konu ülke yönetimi olduğunda &#8220;okumuş-yazmış&#8221; olmak, &#8220;göze hoş gelir&#8221; olmaktan daha önemli durabilir. Bu durumda ise, benden uyarması, Aysun hanım bu işten biraz dezavantajlı çıkabilir.</p>
<p>Peki ama &#8220;okuyup-yazmış&#8221; olmak dahi ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak için yeterli midir? Daha iyi eğitim görmüş, hatta akademik unvan sahibi olmuş vatandaşlar, acaba gerçekten de &#8220;dağdaki çoban&#8221;dan daha fazla güce, örneğin fazla oy hakkına sahip olmalı mıdır?</p>
<p>Hayır!.. Çünkü “okuyup-yazmış” olmak, hatta koca koca üniversitelerde hocalık yapmak, ülke için neyin iyi olduğunu bilmeyi garantilemez. Aksine, alabildiğine bilgili insanlar da fena halde yanılabilir. 1970’li yıllarda akademisyenlerimizin önemli bir bölümü Marksist’ti. Ülkenin sosyalist bir devrimle iflah olacağına inanıyorlardı. Bugün ise Marksizm’in her nerede uygulandıysa felaketler yaratmış bir ideoloji olduğunu biliyoruz. Eski komünistlerin epey bir bölümü şimdi o yüzden “liberal”.</p>
<p>Zaten eğer “okuyup-yazmış” olmak “doğruyu bulmayı” sağlasaydı, dünyadaki tüm entelektüeller aynı görüşte buluşurdu. Oysa, tam aksine, dünya tümüyle zıt görüşlere sahip aydınlarla doludur. Çünkü farklı siyasi ve felsefi görüşlerden birini seçmek, aslında büyük ölçüde bir “tercih” meselesidir. Bu tercihi belirleyen en önemli unsur ise, sahip olduğunuz değerlerdir. Örneğin “hak” veya “adalet” gibi değerlere inanıyorsanız, gidip de faşizmi savunamazsınız. Ama bunların saçma kavramlar olduğuna inanmışsanız, “üstün insanın egemenliğini” savunan Nietzsche-vari faşist görüşler size çok cazip gelebilir.</p>
<p>Ve işte tam da bu nedenle “dağdaki çoban”ın yargıları, kendisini küçümseyen, “ayak takımı” diye aşağılayan seçkinlerin görüşlerinden çok daha isabetli olabilir. Bakın bir örnek vereyim: Bu ülkede Kürt vatandaşlara onyıllar boyu büyük bir haksızlık yapıldı: Dillleri yasaklandı, kültürleri aşağılandı. Bu durum “Beyaz Türkler”in umurunda olmadığı gibi, çoğu, “devlet ideolojisi”ne alkış tutup, “görelim Cumhuriyet neyler, neylerse güzel eyler” dedi. Hala da diyorlar. Ama eğer “dağdaki çobana” sorulsaydı, “Kürtleri dipçik zoruyla Türkleştirecekler, ne dersin” diye, “yapmayın beyim, yazıktır, günahtır, onları da Allah öyle yaratmıştır” diyebilirdi. Kendisini aşağılayanlardan daha az “okumuş” olmasına rağmen, onlardan daha farklı (ve bence daha iyi) değerlere sahip olduğu için.</p>
<p>Bütün bunları “ülkeyi sadece falanca değerlere sahip insanlar yönetebilsin” demek için söylemiyorum. O da aksi yönde bir despotluk olur. Zaten elimizde bir “değer-metre” de yoktur. Tek çözüm, farklı değer ve görüşlerin ifade bulup yarışacakları demokrasidir. Ama zaten sorunumuz tam da orada: Demokrasiye bir türlü ulaşamıyoruz. Bunun sorumlusu ise “dağdaki çobanlar” değil, kendilerini dev aynasında gören kentliler. Sarışın mankeninden tutun da ak saçlı başsavcısına kadar…</p>
<p>(Mustafa Akyol)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kapistonai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13837</link>
		<dc:creator>kapistonai</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 13:56:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13837</guid>
		<description>@Ç-Z
&lt;blockquote&gt;Alıntıladığım kısımlarda bir noktaya itirazım var zira köylü,devletten nemalandığı,hayatını idame ettirmeyi kolaylaştıracak ölçüde hizmet aldığı sıkı bir ilişki yaşamadığından “devlete boyun eğen” değildir. 

Suyunu kuyudan çıkaran,tarlasına keçi yolundan giden,kanalizasyon derdi olmayan,tarlasına kendi ihtiyacını karşılamak için ektiği ıspanağın,sağdığı sütün fazlasını pazarda sattığında eline geçen 3-5 kuruşun vergisi için yakasına yapışan olmadığından,devletten uzak özerk bir hayat sürer.Bence bu mükemmel minimize edilmiş bir devlet anlayışıdır&lt;/blockquote&gt;

öncelikle sizin tasvir ettiğiniz gibi kendi yağında kavrulan bir köylü profili ne kadar kaldı tartışılır.devletten nemalanmadığını söylemek türkiye gibi tarım-köysoylu bir ülke için doğru olamadığı kanısındayım.bu sadece köylünün devletten nemalandığının  farkında olmamasıdır.geçmişte bu ilişki toprak ağalarının üstünden sağlanıyordu.köylü ağaya boyun eğen, devlet tarafından bu konumundan yararlanılıp kullanılan ağada devlete boyun eğen.  Bu durum devam etsede, günümüz şartlarıyla biraz daha açacak olursam, örneğin fındık, çay,tütün,pamuk..vs tarımı yapan köylü devletin politikaları sonucunda ürettiğini satamıyor yada zararına satıyor.köylüde sonuçta bunu sorgulamıyor,demiyor ki işte bu ımf nin neo-liberal politikaları sonucu, özelleştirmeden başımıza geldi.adam sadece bakıyor eline ne geçmiş.karmı etmiş zararmı.bununda hesabını sormuyor, sormaya kalktığında zılgıtı yiyip anasınıda alıp gidiyor.aynı durum sosyal, kültürel talepleri içinde geçerli. yani sizin dediğiniz gibi rahat,özerk bir hayat, devletten talep ettiği veya edemediği şeyler etrafında ve ölçeğinde şekilleniyor.küreselleşmenin dayatmalarıyla da mutla bir şekilde de karşılaşma çıkar çatışmasıda kaçınılmaz oluyor.yani orta sınıf kadar devletle sık alış-verişi(çıkar ilişkisi) olmayışı onu özerk yapmaz.ilişkisinin az olması da ezilmediği, boyun eğmediği anlamına gelmez.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Ç-Z</p>
<blockquote><p>Alıntıladığım kısımlarda bir noktaya itirazım var zira köylü,devletten nemalandığı,hayatını idame ettirmeyi kolaylaştıracak ölçüde hizmet aldığı sıkı bir ilişki yaşamadığından “devlete boyun eğen” değildir. </p>
<p>Suyunu kuyudan çıkaran,tarlasına keçi yolundan giden,kanalizasyon derdi olmayan,tarlasına kendi ihtiyacını karşılamak için ektiği ıspanağın,sağdığı sütün fazlasını pazarda sattığında eline geçen 3-5 kuruşun vergisi için yakasına yapışan olmadığından,devletten uzak özerk bir hayat sürer.Bence bu mükemmel minimize edilmiş bir devlet anlayışıdır</p></blockquote>
<p>öncelikle sizin tasvir ettiğiniz gibi kendi yağında kavrulan bir köylü profili ne kadar kaldı tartışılır.devletten nemalanmadığını söylemek türkiye gibi tarım-köysoylu bir ülke için doğru olamadığı kanısındayım.bu sadece köylünün devletten nemalandığının  farkında olmamasıdır.geçmişte bu ilişki toprak ağalarının üstünden sağlanıyordu.köylü ağaya boyun eğen, devlet tarafından bu konumundan yararlanılıp kullanılan ağada devlete boyun eğen.  Bu durum devam etsede, günümüz şartlarıyla biraz daha açacak olursam, örneğin fındık, çay,tütün,pamuk..vs tarımı yapan köylü devletin politikaları sonucunda ürettiğini satamıyor yada zararına satıyor.köylüde sonuçta bunu sorgulamıyor,demiyor ki işte bu ımf nin neo-liberal politikaları sonucu, özelleştirmeden başımıza geldi.adam sadece bakıyor eline ne geçmiş.karmı etmiş zararmı.bununda hesabını sormuyor, sormaya kalktığında zılgıtı yiyip anasınıda alıp gidiyor.aynı durum sosyal, kültürel talepleri içinde geçerli. yani sizin dediğiniz gibi rahat,özerk bir hayat, devletten talep ettiği veya edemediği şeyler etrafında ve ölçeğinde şekilleniyor.küreselleşmenin dayatmalarıyla da mutla bir şekilde de karşılaşma çıkar çatışmasıda kaçınılmaz oluyor.yani orta sınıf kadar devletle sık alış-verişi(çıkar ilişkisi) olmayışı onu özerk yapmaz.ilişkisinin az olması da ezilmediği, boyun eğmediği anlamına gelmez.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kapistonai tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13836</link>
		<dc:creator>kapistonai</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 13:54:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13836</guid>
		<description>kayacının bu çıkışı Sabahattin Ali nin ‘kürk mantolu madonna’ romanında tasvirlediği ‘elit’ insan tipini hatırıma getirdi.açıp tekrar baktım.bakın 1943 yılında nasıl tasvirlemiş kayacı modelini ;
..aslında hiç fena insanlar değillerdi.yanlız boş, bomboş mahluklardı.yaptıkları münasebetsizlikler hep buradan geliyordu.içlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka başka insanları istihfaf ve tahkir etmek,onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar, şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı...
kayacının bu çıkışıda apolitik birinin politik konum almaya çalışması, ve bunun acemiliğiyle son derece düzmantık sorular sorması olarak yorumlana bilir.hani futboldan bi haber birinin futbol oynarken acemice hareketlerle onun bunun ayağına tekme savurması gibi.
 Diğer taraftan kayacının parası olanın düdüğü çalması gerektiği yönündeki tespitinin bu liboşları niye bu kadar öfkelendirdi anlamadım. Herkes birden işçi köylü dostu oldu. Kayacı da sonuçta her ‘elit’ gibi imtiyaz istedi. Kazanç ve vergi kıstasına  göre oy  tespiti yapacağına, temsiliyet oranına göre yapsa idi, bunun hiç de öyle üzüleceği bir sonucu olmadığını görürdü. bu aslında bir taraftan akp nin ‘ezilenlerin partisiyiz balonunun’ bu cenahta tutuğunun kanıtıdır. Kayacı sanıyor ki onlar temsil ediliyor, vergisini ödeyen ‘elitin’ hakkı yeniyor. Oluşan yeni neo-islam elitlerinden olmadığı için kendini yalnız hissedir olsa gerek. şimdiki hükümeti bir ayak takımı iktidarı zannetmesi, paralı, kendin den gayri bir elit düşünememesindendir. Nede olsa para ile imanın kimde olduğu belli olmuyor. Yani bunun ötesinde sisteme ve sistemin getirdiği adeletsizliğe karşı bir söylemi yok.

Malum birde halk dalkavukları var. Şiar edindikleri ‘en iyisini halk bilir, ne eylerse güzel eyler’ deyip milleti hapsettikleri cehalet sarmalına ilişmeyip, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı çok iyi biliyorlar. 30 yıldır insanları kul, taba, köle haline getirip aptallaştırdıkları yetmezmiş gibi bir de bunu savunma  silah olarak kullanıyorlar. Kime sorsanız okuma-yazma oranımız düşük, eğitim sistemi çok kötü, kültürümüz yozlaştı, kitap okumuyoruz, gazete okumuyoruz, televole kültürü pirim yapıyor, kalitesiz tv programları çok seyrediliyor, tepkisiz, duyarsız… say babam say. Sonrada en iyisini halk bilir.  Bu haliyle en iyisini hala daha halk biliyorsa iyi valla. Bunları söylemekten sakınarak halkın değerlerini koruduklarını zannedenler bilerek yada bilmeyerek cahilliğe, yobazlığa, geri kalmışlığa pirim veriyorlar. her tür  eleştiriyi ‘heyt sus halktan kopmuş jakoben seni’ diye tepeleyip ilginç bir neo-halkçılık yaratıldı. Halk ile namaza gitmek halkçılık diye yutturulurken, hak arayan kitleleri yalancılıkla itham etme, gösteri yapanların dövülmesine, öldürülmesine sessiz kalma demokratlık, halkçılık oldu.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>kayacının bu çıkışı Sabahattin Ali nin ‘kürk mantolu madonna’ romanında tasvirlediği ‘elit’ insan tipini hatırıma getirdi.açıp tekrar baktım.bakın 1943 yılında nasıl tasvirlemiş kayacı modelini ;<br />
..aslında hiç fena insanlar değillerdi.yanlız boş, bomboş mahluklardı.yaptıkları münasebetsizlikler hep buradan geliyordu.içlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka başka insanları istihfaf ve tahkir etmek,onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar, şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı&#8230;<br />
kayacının bu çıkışıda apolitik birinin politik konum almaya çalışması, ve bunun acemiliğiyle son derece düzmantık sorular sorması olarak yorumlana bilir.hani futboldan bi haber birinin futbol oynarken acemice hareketlerle onun bunun ayağına tekme savurması gibi.<br />
 Diğer taraftan kayacının parası olanın düdüğü çalması gerektiği yönündeki tespitinin bu liboşları niye bu kadar öfkelendirdi anlamadım. Herkes birden işçi köylü dostu oldu. Kayacı da sonuçta her ‘elit’ gibi imtiyaz istedi. Kazanç ve vergi kıstasına  göre oy  tespiti yapacağına, temsiliyet oranına göre yapsa idi, bunun hiç de öyle üzüleceği bir sonucu olmadığını görürdü. bu aslında bir taraftan akp nin ‘ezilenlerin partisiyiz balonunun’ bu cenahta tutuğunun kanıtıdır. Kayacı sanıyor ki onlar temsil ediliyor, vergisini ödeyen ‘elitin’ hakkı yeniyor. Oluşan yeni neo-islam elitlerinden olmadığı için kendini yalnız hissedir olsa gerek. şimdiki hükümeti bir ayak takımı iktidarı zannetmesi, paralı, kendin den gayri bir elit düşünememesindendir. Nede olsa para ile imanın kimde olduğu belli olmuyor. Yani bunun ötesinde sisteme ve sistemin getirdiği adeletsizliğe karşı bir söylemi yok.</p>
<p>Malum birde halk dalkavukları var. Şiar edindikleri ‘en iyisini halk bilir, ne eylerse güzel eyler’ deyip milleti hapsettikleri cehalet sarmalına ilişmeyip, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı çok iyi biliyorlar. 30 yıldır insanları kul, taba, köle haline getirip aptallaştırdıkları yetmezmiş gibi bir de bunu savunma  silah olarak kullanıyorlar. Kime sorsanız okuma-yazma oranımız düşük, eğitim sistemi çok kötü, kültürümüz yozlaştı, kitap okumuyoruz, gazete okumuyoruz, televole kültürü pirim yapıyor, kalitesiz tv programları çok seyrediliyor, tepkisiz, duyarsız… say babam say. Sonrada en iyisini halk bilir.  Bu haliyle en iyisini hala daha halk biliyorsa iyi valla. Bunları söylemekten sakınarak halkın değerlerini koruduklarını zannedenler bilerek yada bilmeyerek cahilliğe, yobazlığa, geri kalmışlığa pirim veriyorlar. her tür  eleştiriyi ‘heyt sus halktan kopmuş jakoben seni’ diye tepeleyip ilginç bir neo-halkçılık yaratıldı. Halk ile namaza gitmek halkçılık diye yutturulurken, hak arayan kitleleri yalancılıkla itham etme, gösteri yapanların dövülmesine, öldürülmesine sessiz kalma demokratlık, halkçılık oldu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kamer Yalçın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13835</link>
		<dc:creator>Kamer Yalçın</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 12:59:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13835</guid>
		<description>Sayın Snowquuen,

İnsaf! Neyin meşruiyetinden bahsediyorsunuz? Çalıp çırpmanın nasıl meşrulaştırıldığını Güniz Sokak'ta ikamet eden zat-ı şahanelerine sormanızı rica ederim. Ya da 2003 seçimlerinde halkın üzerini bir kalemde çizdiği siyasilerine sormak da olabilir. Vakti zamanında 1 liralık işi devlete 150 liraya yaparken bunu bilip sesini çıkarmayan siyasilere de sorabilirsiniz. Şimdi 1 liralık işi 2,5 liraya yapıyorlar diye kimsenin sesini çıkarmadığını da zannetmeyin. (Bu işlerin az çok içinde olan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim). Bu memlekette 90 sonrasında olan biteni daha unutmuş değiliz. Lütfen, sanki dün her şey harikulade idiydi de... Hayali ihracatlar, bir gecede içi boşaltılan bankalar, vurgunlar, devlet kurumlarındaki had safhaya varmış yolsuzluklar, milletin cebindeki 100 liranın bir gecede 39 lirasının iç edilmesi, %150'ye varan enflasyon oranları vs, vs.... Şimdi bütün bu acı dönemleri yaşamamış gibi yorumlamanızı gerçekçi bulmuyorum. 

Oy avcılığı konusunda ise seçim döneminde hükümetin vaad ettiği ve yerine getirmediği vaadlerden hangisini yem olarak buldunuz? Ki memleketin 100 kişiden 47 si bu yemi yuttu? Doğrusu bilmek isterim, bahsettiğiniz oy avcıları zokalarına neyi yem olarak takmışlar? 

Ama hak aramanın da şekilleri var, illa yollara dökülmek gerekmiyor. Siz beğenseniz de beğenmeseniz de orta sınıf tercihini yapmış, bu hükümeti iktidara taşımıştır. &lt;strong&gt;Önünüze getirilen sandık da en meşru hak arama yeridir (*).&lt;/strong&gt;  Nitekim geçen seçimler gecekonduda oturan için de, köyde yaşayan için de, kentlerde, özel güvenlikli tel örgülerle dış dünyadan yalıtılmış sitelerde ya da villada yaşayanlar için de iki şıklı bir seçimdi. 

Ha, hükümetin yaptıklarını yeterli bulmuyorsanız o ayrı. Ben de şimdiye kadarki icraatlarında çok eksik buluyorum, bana kalsa daha radikal olmalılardı... Enflasyonun yeniden %10 seviyelerine gelmiş olması beni rahatsız ediyor, akaryakıta gelen zamlardan şikayetçiyim. Yatırım bazında son dönemlerde bariz, göze dokunur çalışmalar yapılmamaktadır. ithalata yönelik büyüme modeli de pek sağlam değil, ihracatımız bunu dengede tutacak seviyede değil. İthal girdiler hammadde bazında veya ara mamül niteliğinde, ihracatı de etkiliyor bu durum. Devletin kalkınmaya yönelik vitesi küçülttüğü görüşündeyim. Çiftçinin işi her geçen yıl daha da zorlaşıyor, ürün bazında kalite düşüklüğü rekabet gücümüzü kırıyor. Hâlâ tarım sektörümüzü bilimselleştiremedik, bir başı bozukluktur gidiyor. Hayvancılık tamamen bitmiştir, yem ithal ederek bu söktörü ayakta tutamazsınız. Bir dönem Konya ovası Ortadoğu'nun ambarı niteliğindeyken şimdi sulama hataları ve kuraklığın da etkisi ile buğday ithal eder olduk. Şeker ve pirinç deki durum da cabası. Bunların tümü bilinçli bir politaka ile yürütülecek işler, fakat yeterli çalışma göremiyorum. Sanayi sektörüne hiç girmeyeyim onda da girdi maliyetleri ve enerjideki pahalılık ayrı sorunlar olarak karşımızda. Ve bir seçmen olarak bunlar beni en az hak ve özgürlükler kadar ilgilendiriyor.  

(*) Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Sinan köyü sakinlerinin seçim boykotu bir örnek olabilir. Detayını &lt;a&gt; href="http://www.flasgazetesi.com.tr/haberDetayMiddle.asp?ID=441"&#62; buradan &lt;/a&gt;  okuyabilirsiniz.  Ya da son seçimlerde sandığa gitmeyerek eylem yapan Şanlıurfa’da Gökçetaş, Işıldar köyü ve Usluca mezrası'nı, Hakkari’nin Dilektaşı köyü'nü, Van’ın Akçebük köyü ve mezraları ile Manisa’nın Kabazlı köy'ünü de sayabiliriz. Haber detayını şu &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/414974.asp" rel="nofollow"&gt;linkten&lt;/a&gt; okunabilir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Snowquuen,</p>
<p>İnsaf! Neyin meşruiyetinden bahsediyorsunuz? Çalıp çırpmanın nasıl meşrulaştırıldığını Güniz Sokak&#8217;ta ikamet eden zat-ı şahanelerine sormanızı rica ederim. Ya da 2003 seçimlerinde halkın üzerini bir kalemde çizdiği siyasilerine sormak da olabilir. Vakti zamanında 1 liralık işi devlete 150 liraya yaparken bunu bilip sesini çıkarmayan siyasilere de sorabilirsiniz. Şimdi 1 liralık işi 2,5 liraya yapıyorlar diye kimsenin sesini çıkarmadığını da zannetmeyin. (Bu işlerin az çok içinde olan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim). Bu memlekette 90 sonrasında olan biteni daha unutmuş değiliz. Lütfen, sanki dün her şey harikulade idiydi de&#8230; Hayali ihracatlar, bir gecede içi boşaltılan bankalar, vurgunlar, devlet kurumlarındaki had safhaya varmış yolsuzluklar, milletin cebindeki 100 liranın bir gecede 39 lirasının iç edilmesi, %150&#8242;ye varan enflasyon oranları vs, vs&#8230;. Şimdi bütün bu acı dönemleri yaşamamış gibi yorumlamanızı gerçekçi bulmuyorum. </p>
<p>Oy avcılığı konusunda ise seçim döneminde hükümetin vaad ettiği ve yerine getirmediği vaadlerden hangisini yem olarak buldunuz? Ki memleketin 100 kişiden 47 si bu yemi yuttu? Doğrusu bilmek isterim, bahsettiğiniz oy avcıları zokalarına neyi yem olarak takmışlar? </p>
<p>Ama hak aramanın da şekilleri var, illa yollara dökülmek gerekmiyor. Siz beğenseniz de beğenmeseniz de orta sınıf tercihini yapmış, bu hükümeti iktidara taşımıştır. <strong>Önünüze getirilen sandık da en meşru hak arama yeridir (*).</strong>  Nitekim geçen seçimler gecekonduda oturan için de, köyde yaşayan için de, kentlerde, özel güvenlikli tel örgülerle dış dünyadan yalıtılmış sitelerde ya da villada yaşayanlar için de iki şıklı bir seçimdi. </p>
<p>Ha, hükümetin yaptıklarını yeterli bulmuyorsanız o ayrı. Ben de şimdiye kadarki icraatlarında çok eksik buluyorum, bana kalsa daha radikal olmalılardı&#8230; Enflasyonun yeniden %10 seviyelerine gelmiş olması beni rahatsız ediyor, akaryakıta gelen zamlardan şikayetçiyim. Yatırım bazında son dönemlerde bariz, göze dokunur çalışmalar yapılmamaktadır. ithalata yönelik büyüme modeli de pek sağlam değil, ihracatımız bunu dengede tutacak seviyede değil. İthal girdiler hammadde bazında veya ara mamül niteliğinde, ihracatı de etkiliyor bu durum. Devletin kalkınmaya yönelik vitesi küçülttüğü görüşündeyim. Çiftçinin işi her geçen yıl daha da zorlaşıyor, ürün bazında kalite düşüklüğü rekabet gücümüzü kırıyor. Hâlâ tarım sektörümüzü bilimselleştiremedik, bir başı bozukluktur gidiyor. Hayvancılık tamamen bitmiştir, yem ithal ederek bu söktörü ayakta tutamazsınız. Bir dönem Konya ovası Ortadoğu&#8217;nun ambarı niteliğindeyken şimdi sulama hataları ve kuraklığın da etkisi ile buğday ithal eder olduk. Şeker ve pirinç deki durum da cabası. Bunların tümü bilinçli bir politaka ile yürütülecek işler, fakat yeterli çalışma göremiyorum. Sanayi sektörüne hiç girmeyeyim onda da girdi maliyetleri ve enerjideki pahalılık ayrı sorunlar olarak karşımızda. Ve bir seçmen olarak bunlar beni en az hak ve özgürlükler kadar ilgilendiriyor.  </p>
<p>(*) Diyarbakır&#8217;ın Bismil ilçesine bağlı Sinan köyü sakinlerinin seçim boykotu bir örnek olabilir. Detayını <a> href=&#8221;http://www.flasgazetesi.com.tr/haberDetayMiddle.asp?ID=441&#8243;&gt; buradan </a>  okuyabilirsiniz.  Ya da son seçimlerde sandığa gitmeyerek eylem yapan Şanlıurfa’da Gökçetaş, Işıldar köyü ve Usluca mezrası&#8217;nı, Hakkari’nin Dilektaşı köyü&#8217;nü, Van’ın Akçebük köyü ve mezraları ile Manisa’nın Kabazlı köy&#8217;ünü de sayabiliriz. Haber detayını şu <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/414974.asp" rel="nofollow">linkten</a> okunabilir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13825</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 08:15:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13825</guid>
		<description>&lt;strong&gt;bu memlekette çobanlar da, gecekonduda yaşayanlar da, taşradakiler de, göbeğini kaşıyanlar da, bidon - teneke kafalılar da sıkmabaşlar da bu türden saldırılara artık sessiz kalmıyorlar. İtiraz ediyor, haklarının korunmasını talep ediyorlar.&lt;/strong&gt;

Hangi haklarının korunmasını talep ediyorlar?
Sırtlarının sıvazlanıp "benim memurum, benim işçim, benim köylüm işini bilir" anlayışının mı? 

Evet bu devlet çalıp çırpmayı meşru kılıyor çalıp çırpanlar ödüllendiriliyor çünkü sosyal politikalar nereden tutsanız elinizde kalıyor. Oy avcılığı için herşey mübah. Bu oldukça gerçek.
Hiç popülizm yapmaya gerek yok. Tabi söyleyen "bedenin teşhirle para kazanan bir ucuz kadın" olunca kolay av oluyor.

Hak aramak böyle olmaz, gecekonduda yaşayanan evi şimdi de "kentsel dönüşüm projesi" adı altında yeniden ranta açılıyor
Eminim AKP ve büyükşehir belediyesi ikazları çok ciddiye almıştır.
Bkz. Sulukule</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>bu memlekette çobanlar da, gecekonduda yaşayanlar da, taşradakiler de, göbeğini kaşıyanlar da, bidon - teneke kafalılar da sıkmabaşlar da bu türden saldırılara artık sessiz kalmıyorlar. İtiraz ediyor, haklarının korunmasını talep ediyorlar.</strong></p>
<p>Hangi haklarının korunmasını talep ediyorlar?<br />
Sırtlarının sıvazlanıp &#8220;benim memurum, benim işçim, benim köylüm işini bilir&#8221; anlayışının mı? </p>
<p>Evet bu devlet çalıp çırpmayı meşru kılıyor çalıp çırpanlar ödüllendiriliyor çünkü sosyal politikalar nereden tutsanız elinizde kalıyor. Oy avcılığı için herşey mübah. Bu oldukça gerçek.<br />
Hiç popülizm yapmaya gerek yok. Tabi söyleyen &#8220;bedenin teşhirle para kazanan bir ucuz kadın&#8221; olunca kolay av oluyor.</p>
<p>Hak aramak böyle olmaz, gecekonduda yaşayanan evi şimdi de &#8220;kentsel dönüşüm projesi&#8221; adı altında yeniden ranta açılıyor<br />
Eminim AKP ve büyükşehir belediyesi ikazları çok ciddiye almıştır.<br />
Bkz. Sulukule</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13789</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 13:19:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13789</guid>
		<description>Aysun Kayacı şöyle dese gene çok tepki almayacaktı belki:
"Bir profösörün oyuyla dağdaki çobanın oyu neden eşit?"

Ama o böyle de demiyor, ne diyor?
"Benim oyumla neden dağdaki çobanın oyu eşit?"

Mütevazi değilse de insan azıcık tevazu taklidi falan yapar ya.. :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Aysun Kayacı şöyle dese gene çok tepki almayacaktı belki:<br />
&#8220;Bir profösörün oyuyla dağdaki çobanın oyu neden eşit?&#8221;</p>
<p>Ama o böyle de demiyor, ne diyor?<br />
&#8220;Benim oyumla neden dağdaki çobanın oyu eşit?&#8221;</p>
<p>Mütevazi değilse de insan azıcık tevazu taklidi falan yapar ya.. :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13788</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 13:16:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13788</guid>
		<description>Efendimiz (s) dahil, dünyanın en "üstün" insanları olan peygamberlerin de çoğu çobandı. Kendini çobanlardan üstün vehmedenlere bunu söylesen de anlamazlar ki...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz (s) dahil, dünyanın en &#8220;üstün&#8221; insanları olan peygamberlerin de çoğu çobandı. Kendini çobanlardan üstün vehmedenlere bunu söylesen de anlamazlar ki&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kamer Yalçın tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13787</link>
		<dc:creator>Kamer Yalçın</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 12:51:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13787</guid>
		<description>Sayın Snowqueen,

Aysun Kayacı'nın kendi gibi düşünmeyenleri ve kendi gibi yaşamayanları ayak takımı olarak nitelendirip onları açıkça aşağılamasına sesinizi çıkarmayıp, Sayın Kayacı'ya yapılan eleştirileri &lt;em&gt;"Popülizm yaparak “aptal sarışın” bulduk saldıralım durumu" &lt;/em&gt; olarak görmenizi ben yadırgamadım doğrusu. 

Ama lütfen şunu anlayalım artık; bu memlekette çobanlar da, gecekonduda yaşayanlar da, taşradakiler de, göbeğini kaşıyanlar da, bidon - teneke kafalılar da sıkmabaşlar da bu türden saldırılara artık sessiz kalmıyorlar. İtiraz ediyor, haklarının korunmasını talep ediyorlar. Bu talepler Taha Akyol'un yukarıda verdiğim yazısında da dile getirdiği ortasınıflaşma sürecinin evrelerini işaret ediyor. Kendince tepki ve reaksiyon mekanizmasını devreye sokuyor. Bunlar popülist yaklaşımlar olarak görülse de bu sürecin basamaklarıdır.

&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt;  Vaktiyle köyünde çobanlık yapmış bir arkadaşım bu gün beni aradı. İtiraz etmemize içerlemiş. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Aysun Hanım haklı, oylarımız eşit olamaz, benim oyun 2 Aysun Hanım'ın oyu 1 sayılsın"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;  diyor. Bir taraftan bakarsanız o da kendince haklı bu durumda. :))

Uçurumların kapanması için hepimiz mutlaka bir şeyler yapabiliriz. En azından peşin yargılarımızı bir kenara koyarak bu sürece bir katkı sağlayabiliriz. Bu konuda &lt;strong&gt;&lt;em&gt;samimi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;  olmak kesnilikle şart. 

Saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Snowqueen,</p>
<p>Aysun Kayacı&#8217;nın kendi gibi düşünmeyenleri ve kendi gibi yaşamayanları ayak takımı olarak nitelendirip onları açıkça aşağılamasına sesinizi çıkarmayıp, Sayın Kayacı&#8217;ya yapılan eleştirileri <em>&#8220;Popülizm yaparak “aptal sarışın” bulduk saldıralım durumu&#8221; </em> olarak görmenizi ben yadırgamadım doğrusu. </p>
<p>Ama lütfen şunu anlayalım artık; bu memlekette çobanlar da, gecekonduda yaşayanlar da, taşradakiler de, göbeğini kaşıyanlar da, bidon - teneke kafalılar da sıkmabaşlar da bu türden saldırılara artık sessiz kalmıyorlar. İtiraz ediyor, haklarının korunmasını talep ediyorlar. Bu talepler Taha Akyol&#8217;un yukarıda verdiğim yazısında da dile getirdiği ortasınıflaşma sürecinin evrelerini işaret ediyor. Kendince tepki ve reaksiyon mekanizmasını devreye sokuyor. Bunlar popülist yaklaşımlar olarak görülse de bu sürecin basamaklarıdır.</p>
<p><strong>Not:</strong>  Vaktiyle köyünde çobanlık yapmış bir arkadaşım bu gün beni aradı. İtiraz etmemize içerlemiş. <strong><em>&#8220;Aysun Hanım haklı, oylarımız eşit olamaz, benim oyun 2 Aysun Hanım&#8217;ın oyu 1 sayılsın&#8221;</em></strong>  diyor. Bir taraftan bakarsanız o da kendince haklı bu durumda. :))</p>
<p>Uçurumların kapanması için hepimiz mutlaka bir şeyler yapabiliriz. En azından peşin yargılarımızı bir kenara koyarak bu sürece bir katkı sağlayabiliriz. Bu konuda <strong><em>samimi</em></strong>  olmak kesnilikle şart. </p>
<p>Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ç-Z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13786</link>
		<dc:creator>Ç-Z</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 12:51:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13786</guid>
		<description>&lt;strong&gt;“…”Orta sınıf”ın siyasal özelliği, köylü gibi itaatkâr olmayıp gerektiğinde tavır koyabilmesidir; “itiraz” etmesi, “talep”te bulunması, siyasette “katılım” istemesidir.

Onun için köylü toplumlarında demokrasi zordur. Orta sınıf toplumlarında ise darbe zordur, tek fikirlilik zordur, ‘tek tipleştirme’ imkânsızdır.
 Çünkü köylü gibi boyun eğmezler, “itiraz” ederler, “talep” ederler, siyasi süreçlere “katılmak” isterler….”&lt;/strong&gt;

Alıntıladığım kısımlarda bir noktaya itirazım var zira köylü,devletten nemalandığı,hayatını idame ettirmeyi kolaylaştıracak ölçüde hizmet aldığı sıkı bir ilişki yaşamadığından “devlete boyun eğen” değildir. 

Suyunu kuyudan çıkaran,tarlasına keçi yolundan giden,kanalizasyon derdi olmayan,tarlasına kendi ihtiyacını karşılamak için ektiği ıspanağın,sağdığı sütün fazlasını pazarda sattığında eline geçen 3-5 kuruşun vergisi için yakasına yapışan olmadığından,devletten uzak özerk bir hayat sürer.Bence bu mükemmel minimize edilmiş bir devlet anlayışıdır.

&lt;strong&gt;“insanların arasında ekonomik, kültürel ve eğitimsel şartlar arasında uçurumlar olduğu bir ortamda demokrasinin sağlam zemine oturması çok zor.”&lt;/strong&gt;(snowqueen) 

Demokrasinin zemininin sağlaştırılabilmesi için devletin müdahaleleri ile bireyin hareket alanını daraltmaması gerekir.(başörtüsü, hizmet alan- veren seçiciliği)

Tektipleşmemiş vatandaş varlığını dışlayan tutum ve anlayıştan da vazgeçmek zorundadır.(Bu çok bilenlerin müdahaleleri neticesinde demokrasiye kim daha La(y)ik mantığı ile Kayacı gibi çok bilen birileri de çıkar çoban ile kendi oyunu mukayese etmeye başlar,)

Ancak ve ancak &lt;strong&gt;bireyin “beklentilerinin” aynılaştırılmış  olması&lt;/strong&gt; ile demokrasi zemini sağlamlaştırılabilir denemez.

Devletin hizmet veren olduğu ve herkesin de bu hizmetten istediği ,ihtiyaç duyduğu ölçüde yararlanabileceği ekonomik,kültürel ve eğitimsel doygunluğa erişmiş “yönetme” iddiasında olanlar tarafından kabul edildiğinde ancak demokrasi “işeyebilir”.

"Köylü ne anlar demokrasiden" mantığına sahip olanlar şunu düşünseler belki fikirlerini değiştirirler;çoban gütmek için herkesin koyununu alır ama kimse karşılığında teminat çeki istemez,kayıt da,tapu kadastrosuz,incir ağacından ceviz ağacına çizilen tarla hayali sınır çizgisini kimse ihlal etmez,kimse geçim kaynağı olan hayvanlarını koyduğu ağılın etrafından polis devriyesi geçsin istemez ve güvenlik için alarm da takmaz…. 

Halkı aptal yerine koyup “laiklik elden gidiyor siz farkında değilsiniz” diyerek hem hukuğa hem de demokrasiye darbe yapan zihniyetle,vatandaşın seçme hakkına ambargo koyulmasına methiyeler dizen bir anlayışa sahip olanlar,yaşlarına bir “köylü anlayışı” ile hürmet edilmesini beklemesinler.”Yaşa hürmet” köylü kültüründe mevcuttur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“…”Orta sınıf”ın siyasal özelliği, köylü gibi itaatkâr olmayıp gerektiğinde tavır koyabilmesidir; “itiraz” etmesi, “talep”te bulunması, siyasette “katılım” istemesidir.</p>
<p>Onun için köylü toplumlarında demokrasi zordur. Orta sınıf toplumlarında ise darbe zordur, tek fikirlilik zordur, ‘tek tipleştirme’ imkânsızdır.<br />
 Çünkü köylü gibi boyun eğmezler, “itiraz” ederler, “talep” ederler, siyasi süreçlere “katılmak” isterler….”</strong></p>
<p>Alıntıladığım kısımlarda bir noktaya itirazım var zira köylü,devletten nemalandığı,hayatını idame ettirmeyi kolaylaştıracak ölçüde hizmet aldığı sıkı bir ilişki yaşamadığından “devlete boyun eğen” değildir. </p>
<p>Suyunu kuyudan çıkaran,tarlasına keçi yolundan giden,kanalizasyon derdi olmayan,tarlasına kendi ihtiyacını karşılamak için ektiği ıspanağın,sağdığı sütün fazlasını pazarda sattığında eline geçen 3-5 kuruşun vergisi için yakasına yapışan olmadığından,devletten uzak özerk bir hayat sürer.Bence bu mükemmel minimize edilmiş bir devlet anlayışıdır.</p>
<p><strong>“insanların arasında ekonomik, kültürel ve eğitimsel şartlar arasında uçurumlar olduğu bir ortamda demokrasinin sağlam zemine oturması çok zor.”</strong>(snowqueen) </p>
<p>Demokrasinin zemininin sağlaştırılabilmesi için devletin müdahaleleri ile bireyin hareket alanını daraltmaması gerekir.(başörtüsü, hizmet alan- veren seçiciliği)</p>
<p>Tektipleşmemiş vatandaş varlığını dışlayan tutum ve anlayıştan da vazgeçmek zorundadır.(Bu çok bilenlerin müdahaleleri neticesinde demokrasiye kim daha La(y)ik mantığı ile Kayacı gibi çok bilen birileri de çıkar çoban ile kendi oyunu mukayese etmeye başlar,)</p>
<p>Ancak ve ancak <strong>bireyin “beklentilerinin” aynılaştırılmış  olması</strong> ile demokrasi zemini sağlamlaştırılabilir denemez.</p>
<p>Devletin hizmet veren olduğu ve herkesin de bu hizmetten istediği ,ihtiyaç duyduğu ölçüde yararlanabileceği ekonomik,kültürel ve eğitimsel doygunluğa erişmiş “yönetme” iddiasında olanlar tarafından kabul edildiğinde ancak demokrasi “işeyebilir”.</p>
<p>&#8220;Köylü ne anlar demokrasiden&#8221; mantığına sahip olanlar şunu düşünseler belki fikirlerini değiştirirler;çoban gütmek için herkesin koyununu alır ama kimse karşılığında teminat çeki istemez,kayıt da,tapu kadastrosuz,incir ağacından ceviz ağacına çizilen tarla hayali sınır çizgisini kimse ihlal etmez,kimse geçim kaynağı olan hayvanlarını koyduğu ağılın etrafından polis devriyesi geçsin istemez ve güvenlik için alarm da takmaz…. </p>
<p>Halkı aptal yerine koyup “laiklik elden gidiyor siz farkında değilsiniz” diyerek hem hukuğa hem de demokrasiye darbe yapan zihniyetle,vatandaşın seçme hakkına ambargo koyulmasına methiyeler dizen bir anlayışa sahip olanlar,yaşlarına bir “köylü anlayışı” ile hürmet edilmesini beklemesinler.”Yaşa hürmet” köylü kültüründe mevcuttur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fizikci tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13784</link>
		<dc:creator>fizikci</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 12:16:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13784</guid>
		<description>Snowqueen,

&lt;blockquote&gt;“bir profesörle bir çobanın oyunun esit olması” Aysun Kayacı’nın mucitliğini yaptığı bir konu değil. Bu konu hakkında yıllırca yazılcı ve çizildi. Popülizm yaparak “aptal sarışın” bulduk saldıralım durumu görüyorum.&lt;/blockquote&gt;

Yani öyle düşünen başka insanlar da var haklı olabilirler diyorsunuz. Bence öyle düşünenlerin hepsini çöpe atalım gitsin. Hangi sebeple olursa olsun kendini bir başkasından üstün gören bu faşist Nietzsche'ciklere haddini bildirmek lazım.

Profösör olmak, sanatçı olmak ya da başka bir halt olmak nasıl olur da bir insana özgürlük, eşitlik ve adalet açısından bir çobandan daha üstün olmayı sağlayabilir? Nasıl olur da bu mankafa adamlar kendilerini bir başkasından üstün görüp, daha fazla oy hakkına sahip olmayı talep edebilirler?

Mustafa Akyol bugünkü yazısında bir çobanın bazen profösörlerden daha akıllı olabileceğini çok güzel anlatmış, buyrun:
http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/04/kentteki_manken_ve_dagdaki_coban.php

Bir de şöyle bişey var:
http://ntv-aysunu-kov.blogspot.com/2008/04/herkes-haddini-bilsin.html
:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Snowqueen,</p>
<blockquote><p>“bir profesörle bir çobanın oyunun esit olması” Aysun Kayacı’nın mucitliğini yaptığı bir konu değil. Bu konu hakkında yıllırca yazılcı ve çizildi. Popülizm yaparak “aptal sarışın” bulduk saldıralım durumu görüyorum.</p></blockquote>
<p>Yani öyle düşünen başka insanlar da var haklı olabilirler diyorsunuz. Bence öyle düşünenlerin hepsini çöpe atalım gitsin. Hangi sebeple olursa olsun kendini bir başkasından üstün gören bu faşist Nietzsche&#8217;ciklere haddini bildirmek lazım.</p>
<p>Profösör olmak, sanatçı olmak ya da başka bir halt olmak nasıl olur da bir insana özgürlük, eşitlik ve adalet açısından bir çobandan daha üstün olmayı sağlayabilir? Nasıl olur da bu mankafa adamlar kendilerini bir başkasından üstün görüp, daha fazla oy hakkına sahip olmayı talep edebilirler?</p>
<p>Mustafa Akyol bugünkü yazısında bir çobanın bazen profösörlerden daha akıllı olabileceğini çok güzel anlatmış, buyrun:<br />
<a href="http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/04/kentteki_manken_ve_dagdaki_coban.php" rel="nofollow">http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/04/kentteki_manken_ve_dagdaki_coban.php</a></p>
<p>Bir de şöyle bişey var:<br />
<a href="http://ntv-aysunu-kov.blogspot.com/2008/04/herkes-haddini-bilsin.html" rel="nofollow">http://ntv-aysunu-kov.blogspot.com/2008/04/herkes-haddini-bilsin.html</a><br />
:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13779</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 10:03:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13779</guid>
		<description>Tuzla tersaneleri hakkında hiç birşey bilinmiyorsa...
------------------------------------------
Maliye Bakanı Unakıtan, önceki günlerde işverenlere fırça atıyordu:
&lt;strong&gt;“Sendikalar yürüyor, bilmem ne yapıyor, sizden fazla bir şey çıkmadı. Ses çıkması lazım, ses.”&lt;/strong&gt;
Bakan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısı konusunda işverenlerin hükümeti işçilere karşı yalnız bıraktığını söylüyordu. “İşçiler sokağa çıktı, bizi yalnız bıraktınız, geri adım atmak zorunda kaldık” diyordu, mealen. Sonra da, âdet olduğu üzere, ekliyordu:
“Başka Türkiye yok. Hepimiz aynı gemideyiz!” 
&lt;strong&gt;Hakikaten mi? Hepimiz aynı gemide miyiz?
&lt;/strong&gt;

Bazılarımız peynir ve mısır gemilerini yürütürken, kimilerimiz o gemilerin yapımı sırasında düşüp ölüyorsa, hepimiz aynı gemide miyiz? Çalışma Bakanı ile önceki gün Sedef Tersanesi’nde yüksekten düşerek ölen Ali İhsan Çam aynı gemide mi? “Daha 27 Mart’ta aynı nedenle ölen Yüksel Özdemir’in kanı kurumadan” diyor DİSK üyesi arkadaşları, “Yeter artık” diyorlar. Bu insanlarla AKP’nin Çalışma Bakanı aynı gemide mi? Dünyada gemicilik sektöründe beşinciyiz diye övünen tersane patronlarıyla o tersanelerde gün aşırı ölen işçiler aynı gemide mi? Gemileri batsın, değiller.
&lt;strong&gt;Anayasa Mahkemesi Türkiye’de sistemi kilitleyecek bir davayı kabul etti. AKP’den savunma yapması bekleniyor. İşçiler ise bu yazı yazılırken sokaklara çıkıyorlar. AKP’den hesap soracaklar. Onlar da bir savunma bekliyor AKP’den.&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;AKP’yi eleştirenlerin hepsi “Darbeciler” gemisine bindirilmeye çalışıyor, malumunuz. Sokaktaki işçi de mi “demokrasi düşmanı”, sorası geliyor insanın. 
Diğer tarafta da AKP’ye muhalefet ederken laikliğin insanların karnını doyurmaya da yaradığını sananlar var. Antiemperyalizmi kafasını kuma gömmek ya da avazı çıktığı kadar bağırmak zannedenler var.
&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;AKP’nin neoliberal politikalarını ve “yoksullara yardım” ikiyüzlülüğünü teşhir eden işçilerle o devekuşları aynı gemideler mi? &lt;/strong&gt;AKP’yi durdurmak için bağırıp çağırırken sokakların sesini duymayanların gemisi batsın. AKP’yi eleştirenlerin hepsi aynı gemide değil. &lt;strong&gt;O geminin adı “Darbe-i Derya” değil. &lt;/strong&gt;
Türkiye’de bir gemi yok, birçok gemi var. Sular yükselince ayrı yönlere gidecek bir sürü tekne ve yat var memlekette. Ve gemiyi terk edemeyeceği için ağlayarak ölecek olanlar... 

Ufka bakmak lazım
Ama bizi bir gemiye, tek gemiye bindiriyorlar, öyle görünüyor. Garip işler oluyor. Dick Cheney geliyor gidiyor, Kürt meselesi başka bir biçim kazanıyor, Afganistan’a asker gönderilmesi, İran... Bir acayiplikler oluyor bölgede. 
Ama bizi bir gemiye bindirmişler, bindirip duruyorlar. Apar topar bir gemiye biniyoruz hep birlikte. Boğazlaşa boğazlaşa. Artık ölülerin hesabını bile tutmadan, öyle pespaye. 
Ne olduğunu kimse anlamıyor. Kimse ne olacağını tahmin edemiyor. Türkiye’yi şu anda kimse yönetmediği gibi, Türkiye kendi kendini yönetemez hale geliyor. Artık kendi kendini bilmeyen bir ülke bu. Kimsenin yaptığı tespit yerine oturmuyor, söylenen bütün cümleler bir bacağı kısa bir masa gibi sallanıp duruyor; ne koysanız üzerine durmuyor.  
Kafayı kaldırıp etrafa bakmak gerekiyor.

Ece Temelkuran</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tuzla tersaneleri hakkında hiç birşey bilinmiyorsa&#8230;<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Maliye Bakanı Unakıtan, önceki günlerde işverenlere fırça atıyordu:<br />
<strong>“Sendikalar yürüyor, bilmem ne yapıyor, sizden fazla bir şey çıkmadı. Ses çıkması lazım, ses.”</strong><br />
Bakan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısı konusunda işverenlerin hükümeti işçilere karşı yalnız bıraktığını söylüyordu. “İşçiler sokağa çıktı, bizi yalnız bıraktınız, geri adım atmak zorunda kaldık” diyordu, mealen. Sonra da, âdet olduğu üzere, ekliyordu:<br />
“Başka Türkiye yok. Hepimiz aynı gemideyiz!”<br />
<strong>Hakikaten mi? Hepimiz aynı gemide miyiz?<br />
</strong></p>
<p>Bazılarımız peynir ve mısır gemilerini yürütürken, kimilerimiz o gemilerin yapımı sırasında düşüp ölüyorsa, hepimiz aynı gemide miyiz? Çalışma Bakanı ile önceki gün Sedef Tersanesi’nde yüksekten düşerek ölen Ali İhsan Çam aynı gemide mi? “Daha 27 Mart’ta aynı nedenle ölen Yüksel Özdemir’in kanı kurumadan” diyor DİSK üyesi arkadaşları, “Yeter artık” diyorlar. Bu insanlarla AKP’nin Çalışma Bakanı aynı gemide mi? Dünyada gemicilik sektöründe beşinciyiz diye övünen tersane patronlarıyla o tersanelerde gün aşırı ölen işçiler aynı gemide mi? Gemileri batsın, değiller.<br />
<strong>Anayasa Mahkemesi Türkiye’de sistemi kilitleyecek bir davayı kabul etti. AKP’den savunma yapması bekleniyor. İşçiler ise bu yazı yazılırken sokaklara çıkıyorlar. AKP’den hesap soracaklar. Onlar da bir savunma bekliyor AKP’den.</strong></p>
<p><strong>AKP’yi eleştirenlerin hepsi “Darbeciler” gemisine bindirilmeye çalışıyor, malumunuz. Sokaktaki işçi de mi “demokrasi düşmanı”, sorası geliyor insanın.<br />
Diğer tarafta da AKP’ye muhalefet ederken laikliğin insanların karnını doyurmaya da yaradığını sananlar var. Antiemperyalizmi kafasını kuma gömmek ya da avazı çıktığı kadar bağırmak zannedenler var.<br />
</strong></p>
<p><strong>AKP’nin neoliberal politikalarını ve “yoksullara yardım” ikiyüzlülüğünü teşhir eden işçilerle o devekuşları aynı gemideler mi? </strong>AKP’yi durdurmak için bağırıp çağırırken sokakların sesini duymayanların gemisi batsın. AKP’yi eleştirenlerin hepsi aynı gemide değil. <strong>O geminin adı “Darbe-i Derya” değil. </strong><br />
Türkiye’de bir gemi yok, birçok gemi var. Sular yükselince ayrı yönlere gidecek bir sürü tekne ve yat var memlekette. Ve gemiyi terk edemeyeceği için ağlayarak ölecek olanlar&#8230; </p>
<p>Ufka bakmak lazım<br />
Ama bizi bir gemiye, tek gemiye bindiriyorlar, öyle görünüyor. Garip işler oluyor. Dick Cheney geliyor gidiyor, Kürt meselesi başka bir biçim kazanıyor, Afganistan’a asker gönderilmesi, İran&#8230; Bir acayiplikler oluyor bölgede.<br />
Ama bizi bir gemiye bindirmişler, bindirip duruyorlar. Apar topar bir gemiye biniyoruz hep birlikte. Boğazlaşa boğazlaşa. Artık ölülerin hesabını bile tutmadan, öyle pespaye.<br />
Ne olduğunu kimse anlamıyor. Kimse ne olacağını tahmin edemiyor. Türkiye’yi şu anda kimse yönetmediği gibi, Türkiye kendi kendini yönetemez hale geliyor. Artık kendi kendini bilmeyen bir ülke bu. Kimsenin yaptığı tespit yerine oturmuyor, söylenen bütün cümleler bir bacağı kısa bir masa gibi sallanıp duruyor; ne koysanız üzerine durmuyor.<br />
Kafayı kaldırıp etrafa bakmak gerekiyor.</p>
<p>Ece Temelkuran</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13776</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 08:55:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13776</guid>
		<description>@Kamer Yalçın

"bir profesörle bir çobanın oyunun esit olması" Aysun Kayacı'nın mucitliğini yaptığı bir konu değil. Bu konu hakkında yıllırca yazılcı ve çizildi. Popülizm yaparak "aptal sarışın" bulduk saldıralım durumu görüyorum.

Adıyaman'lıların açıklamasına bakıyorum:
&lt;strong&gt;"kendi bedenlerini teşhir ile geçimlerini sağlayan kişiler"&lt;/strong&gt; Bu haddini aşan, riyakarca bir yaklaşım.
Açıkca fahişe, basit, ucuz kadın göndermesi yapıyor.

Bunun dışında, sanırım ikimiz de toplumda uçurumlar olduğu sürece demokrasi kavramının oturmayacağı konusunda hemfikiriz.

@blue

AKP öncesinde iş güvenlik yasaları vb. konular hakkında "hayır iktidar ne yapıyorsa doğrudur, haklıdır" diyen bir direnç var mıydı?
Benim kabul etmeyip, sinirlendiğim, AKP'nin sanki emekçinin, halkın iktidarıymış gibi gösterilmesi. 
Yapmayın allahaşkına bir çobanın bile oy hakkını savunup, gecekondulayma da "fakir halk önce onurunu mu düşünecek" anlaşıyışına teslim olurken, Tuzla işçisinin binbir çesit geçim derdiyle yoğrulurken yetirli güvenlik sağlama konusunda yanlışları olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hatalı işçi mi yani, tam bir Zaman Gazetesi yorumu, işverenimiz mazlum bir bakışla biz de katil değiliz canım, bu kadar üstümüze gelmeyin" der ağlamaklıca...

@MY

Siyasetin  Fethillah Gülen'e, TSK'ya veya ABD'ye endeksli olabilmesini, rüzgar nereye eserse tavrına tercih ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@Kamer Yalçın</p>
<p>&#8220;bir profesörle bir çobanın oyunun esit olması&#8221; Aysun Kayacı&#8217;nın mucitliğini yaptığı bir konu değil. Bu konu hakkında yıllırca yazılcı ve çizildi. Popülizm yaparak &#8220;aptal sarışın&#8221; bulduk saldıralım durumu görüyorum.</p>
<p>Adıyaman&#8217;lıların açıklamasına bakıyorum:<br />
<strong>&#8220;kendi bedenlerini teşhir ile geçimlerini sağlayan kişiler&#8221;</strong> Bu haddini aşan, riyakarca bir yaklaşım.<br />
Açıkca fahişe, basit, ucuz kadın göndermesi yapıyor.</p>
<p>Bunun dışında, sanırım ikimiz de toplumda uçurumlar olduğu sürece demokrasi kavramının oturmayacağı konusunda hemfikiriz.</p>
<p>@blue</p>
<p>AKP öncesinde iş güvenlik yasaları vb. konular hakkında &#8220;hayır iktidar ne yapıyorsa doğrudur, haklıdır&#8221; diyen bir direnç var mıydı?<br />
Benim kabul etmeyip, sinirlendiğim, AKP&#8217;nin sanki emekçinin, halkın iktidarıymış gibi gösterilmesi.<br />
Yapmayın allahaşkına bir çobanın bile oy hakkını savunup, gecekondulayma da &#8220;fakir halk önce onurunu mu düşünecek&#8221; anlaşıyışına teslim olurken, Tuzla işçisinin binbir çesit geçim derdiyle yoğrulurken yetirli güvenlik sağlama konusunda yanlışları olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hatalı işçi mi yani, tam bir Zaman Gazetesi yorumu, işverenimiz mazlum bir bakışla biz de katil değiliz canım, bu kadar üstümüze gelmeyin&#8221; der ağlamaklıca&#8230;</p>
<p>@MY</p>
<p>Siyasetin  Fethillah Gülen&#8217;e, TSK&#8217;ya veya ABD&#8217;ye endeksli olabilmesini, rüzgar nereye eserse tavrına tercih ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13769</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 22:50:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/29/904/#comment-13769</guid>
		<description>
&lt;img src="http://www.stargazete.com/Starextragazete/resimler/magazin/151207kayaci.jpg" alt="Aysun Kayaci" /&gt;


GÖBEK KASIYANLARIN TEPESi ATIYOR!!!

&lt;strong&gt;'Mağarada yaşıyorlar' sözüne Adıyamanlılardan suç duyurusu&lt;/strong&gt;  
 
 
Adıyamanlılar, bir televizyon programında, "Dağdaki çobanla benim oyum aynı olmamalı." diyen Aysun Kayacı hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda aynı programda, "Adıyamanlılar mağarada yaşıyor" diyen Müjde Ar'ın da cezalandırılması istendi.  
  
Adıyaman ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Orak, avukatıyla geldiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Hazırlanan dilekçede NTV'de yayınlanan ve Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Çiğdem Anad tarafından sunulan "Haydi gel benimle ol" isimli programın son bölümünde sarf edilen sözlere yer verildi. Başvuruda Orak, Müjde Ar ve Aysun Kayacı'nın köylüleri ve Adıyamanlıları aşağıladığını savundu. 

Adliye çıkışında bir açıklama yapan avukat Hacı Orhan, televizyon ekranlarından reklamları olsun diye hadlerini aşan yorumlarda bulunduğunu belirttiği kişilerin cezalandırılması gerektiğini söyledi. Avukat Orhan, "Kendi bedenlerini teşhir ile geçimlerini sağlayan kişiler, ya pamuk tarlasından ya kayısı bahçesinde çalışarak geçim sağlayan aziz milletimizi kullanarak gündem olma çabalarını bıraksınlar. Yine alışkın oldukları magazinsel sevgili haberleriyle gündeme gelmeye devam etsinler. Bu şekilde hadlerini aşmamış olacaklardır." dedi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.stargazete.com/Starextragazete/resimler/magazin/151207kayaci.jpg" alt="Aysun Kayaci" /></p>
<p>GÖBEK KASIYANLARIN TEPESi ATIYOR!!!</p>
<p><strong>&#8216;Mağarada yaşıyorlar&#8217; sözüne Adıyamanlılardan suç duyurusu</strong>  </p>
<p>Adıyamanlılar, bir televizyon programında, &#8220;Dağdaki çobanla benim oyum aynı olmamalı.&#8221; diyen Aysun Kayacı hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda aynı programda, &#8220;Adıyamanlılar mağarada yaşıyor&#8221; diyen Müjde Ar&#8217;ın da cezalandırılması istendi.  </p>
<p>Adıyaman ve İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Orak, avukatıyla geldiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulundu. Hazırlanan dilekçede NTV&#8217;de yayınlanan ve Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Çiğdem Anad tarafından sunulan &#8220;Haydi gel benimle ol&#8221; isimli programın son bölümünde sarf edilen sözlere yer verildi. Başvuruda Orak, Müjde Ar ve Aysun Kayacı&#8217;nın köylüleri ve Adıyamanlıları aşağıladığını savundu. </p>
<p>Adliye çıkışında bir açıklama yapan avukat Hacı Orhan, televizyon ekranlarından reklamları olsun diye hadlerini aşan yorumlarda bulunduğunu belirttiği kişilerin cezalandırılması gerektiğini söyledi. Avukat Orhan, &#8220;Kendi bedenlerini teşhir ile geçimlerini sağlayan kişiler, ya pamuk tarlasından ya kayısı bahçesinde çalışarak geçim sağlayan aziz milletimizi kullanarak gündem olma çabalarını bıraksınlar. Yine alışkın oldukları magazinsel sevgili haberleriyle gündeme gelmeye devam etsinler. Bu şekilde hadlerini aşmamış olacaklardır.&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
