<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Dikkat Liberalizm! Sevmeyin, Kabuklu yemiş vermeyin! (2) yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 01:31:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Mehmet Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-15402</link>
		<dc:creator>Mehmet Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 19:53:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-15402</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Bu nedenle olsa gerek,dış basından bir haber,bir makale çevirisi her zaman ilgimi çekmiştir.(AY)&lt;/strong&gt;

Ben de sizin gibiyim. Degisik açilardan bakarak anlamak gerek her konuyu. Yurtdisinda yasayan Türkler kadar Bingöl'den, Kayseri'den, Trabzon'dan da katilan okuyucularimiz ve yorumcularimiz var. Bu renklilik çok ögretici. 

&lt;strong&gt;
İdeoloji tutkunları bu nedenle liberalleri sevmezler.İnadıkları doğrular dışında hiçbir görüşe tahammül etmeyen statukocuların liberal diye bir kesimi sürekli aşağılama içinde olmaları bundandır.Kalıplaşmış sloganlar dışında dillendirilen her şey bu kesimi rahatsız eder çünkü.Yaklaşık dört yıldır değişik düşünce platformlarına katılırım.Şayet liberal diye suçladıkları kesimin ağzından dökülmüşse,insan hak ve özgürlüklerini,demokrasiyi talep etmek bile hain ve işbirlikçilikle eş anlamlıdır.(AY)&lt;/strong&gt;

Evet. Kendimi "liberal" diye tanimlamam gerekir mi? bunu bilmiyorum. Ama Türkiye'nin bir çok sorunu var ki özgürlükçü bir pencereden bakildiginda çözümü daha kolay görünüyor. Sizin de tespit ettiginiz gibi Salin'in tabiriyle KOLLEKTIVIST ideolojiler devleti yüceltiyor, tanrilastiriyor. Ister komünizm olsun, ister kemalizm isterse Iran'daki gibi "islamizm". Hepsi de erdemi standartlastirarak devlet eliyle halka dayatiyor. 

Bu çerçevede &lt;a href="http://www.derindusunce.org/category/ulus-devlet/" rel="nofollow"&gt;ULUS-DEVLET &lt;/a&gt;(http://www.derindusunce.org/category/ulus-devlet/) kategorisindeki yazilari da zevkle okuyacaginizi ve katkida bulunacaginizi umarim.

Tekrar liberalizme dönersek, bireyi devlet karsisinda hak ettigi seviyeye yükseltmek gerekiyor. Bu anlayis gerçekte ne Islam'in özüyle ne de kemalistlerin o ¨zledikleri "bati tarzi" yasamla çeliski içine girmiyor. Ancak bunun anlasilmasi, siradan insanlar tarafindan hazmedilmesi zaman alacak.

Fakat bu basarildiginda (20 yil sürebilir) o zaman Türkiye bir süper güç olacaktir, kimse onu engelleyemeyecektir.

Dostlukla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu nedenle olsa gerek,dış basından bir haber,bir makale çevirisi her zaman ilgimi çekmiştir.(AY)</strong></p>
<p>Ben de sizin gibiyim. Degisik açilardan bakarak anlamak gerek her konuyu. Yurtdisinda yasayan Türkler kadar Bingöl&#8217;den, Kayseri&#8217;den, Trabzon&#8217;dan da katilan okuyucularimiz ve yorumcularimiz var. Bu renklilik çok ögretici. </p>
<p><strong><br />
İdeoloji tutkunları bu nedenle liberalleri sevmezler.İnadıkları doğrular dışında hiçbir görüşe tahammül etmeyen statukocuların liberal diye bir kesimi sürekli aşağılama içinde olmaları bundandır.Kalıplaşmış sloganlar dışında dillendirilen her şey bu kesimi rahatsız eder çünkü.Yaklaşık dört yıldır değişik düşünce platformlarına katılırım.Şayet liberal diye suçladıkları kesimin ağzından dökülmüşse,insan hak ve özgürlüklerini,demokrasiyi talep etmek bile hain ve işbirlikçilikle eş anlamlıdır.(AY)</strong></p>
<p>Evet. Kendimi &#8220;liberal&#8221; diye tanimlamam gerekir mi? bunu bilmiyorum. Ama Türkiye&#8217;nin bir çok sorunu var ki özgürlükçü bir pencereden bakildiginda çözümü daha kolay görünüyor. Sizin de tespit ettiginiz gibi Salin&#8217;in tabiriyle KOLLEKTIVIST ideolojiler devleti yüceltiyor, tanrilastiriyor. Ister komünizm olsun, ister kemalizm isterse Iran&#8217;daki gibi &#8220;islamizm&#8221;. Hepsi de erdemi standartlastirarak devlet eliyle halka dayatiyor. </p>
<p>Bu çerçevede <a href="http://www.derindusunce.org/category/ulus-devlet/" rel="nofollow">ULUS-DEVLET </a>(http://www.derindusunce.org/category/ulus-devlet/) kategorisindeki yazilari da zevkle okuyacaginizi ve katkida bulunacaginizi umarim.</p>
<p>Tekrar liberalizme dönersek, bireyi devlet karsisinda hak ettigi seviyeye yükseltmek gerekiyor. Bu anlayis gerçekte ne Islam&#8217;in özüyle ne de kemalistlerin o ¨zledikleri &#8220;bati tarzi&#8221; yasamla çeliski içine girmiyor. Ancak bunun anlasilmasi, siradan insanlar tarafindan hazmedilmesi zaman alacak.</p>
<p>Fakat bu basarildiginda (20 yil sürebilir) o zaman Türkiye bir süper güç olacaktir, kimse onu engelleyemeyecektir.</p>
<p>Dostlukla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Aziz Yılmaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-15385</link>
		<dc:creator>Aziz Yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 12:16:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-15385</guid>
		<description>Yazının her iki bölümünü de okudum.Beni ferahlatan en önemli şey ise,iflah olmaz katı ideolojilerin sadece bize özgü bir durum olmadığı gerçeğini hatırlamış olmam oldu.Hatırlamış olmak diyorum,zira politik kavgalarımızın yarattığı sisli ortam çoğu kez bizi dünyadan kopararak algı ve kavrayış alanımızı daraltabiliyor.Oysa gerçek;dünyanın her yerinde birey-toplum-devlet üçgenin benzer bir bir etkileşim içinde olduğu ve her türlü görüş,düşünce ve ideolojinin benzer bir diyalektikle şekillendiğidir.Sanırım aradaki tek fark olay ve olguların ele alış biçimidir.Bu nedenle olsa gerek,dış basından bir haber,bir makale çevirisi her zaman ilgimi çekmiştir.Bu da bir eğilimdir elbet,ancak farklı düşünce ve seslerin daha müteber olduğu anlamında düşünmüyorum.Sanırım daha ziyade "dışardan nasıl görünüyoruz?"un yaratığı bir ilgiden kaynaklanıyor olsa gerek.Mesele sadece gerçekleri bir yabancıdan dinlemek de değil.Çoğu yurt dışındaki tanınmış üniversitelerde görev yapan akedemisyenlerimizin de bu anlamda farklı bir bakış sunduklarına tanık olabiliyoruz.Bu tamamen dışardan yani farklı gözlüklerle bakmakla alakalı bir şey.Ve elbetteki bu,ortaya atılan her görüş ve tezin mutlak doğru olduğu anlamına gelmez.Artıları kadar eksileri de olacaktır kuşkusuz.Artılar;içine saplandığımız politik sürtüşmelerden bizim kadar etkilenmemelerinden ötürü olaylara daha bilimsel ve objektif yaklaşabilme alan ve manevralarına sahip olabilmeleri.Eksileri ise, içinde birebir yaşamadıkları olay ve olguları bulundukları ortamın koşullarına göre yargılayarak yanılgıya düşebilmeleridir.

Evet,her şeye rağmen dünyadaki toplumsal değişim ve dönüşümlerin bizden çok da farklı bir seyir izlemediğini hatırlamak insanın yüreğine biraz su serpiyor.En azından düşünme ve tartışma yöntemimizde varolan kısmi aksamaların da birgün arzu edilen mecrasına oturacağına dair bir umut vadediyor.Kimbilir yanlışlarımız belki de birgün bizi doğrularımıza götürecek ve yeni yöntemler keşfetmemizi sağlayacaktır.Politik kimlik ve etiketlerin çok da önemsenmediği,insanların birarada barış ve huzur içinde yaşayabileceği bir dünya sadece bir ütopya değil.İnsanlar,toplumlar bunu tarih boyunca hep denedi.Her denenen yol kuşkusuz arzu edilen sonuca ulaşamadı.Bugün baktığımızda hiç de içaçıcı bir tablo yok.Geriye baktığımızda beklentilerimizi karşılayacağını sandığımız yöntemlerin umutlarımızı boşa çıkardığını görüyoruz.Belki yöntem yanlıştı,belki biz yanlış uyguladık,ama bu böyle.Kuşkusuz ki bir yerde bir hata vardı.Belki de nihai kurtuluşa götürecek teşhisi doğru koyamadık.Sosyal adalete,adil bir paylaşıma,refaha götürecek bir üretimle her sorunumuzu çözüp dünyayayı yeniden değiştirebileceğimize inandık.Oysa insanın huzur ve mutluluğu sadece bunlarla olmuyor.Bireyi yaşama bağlayacak daha güçlü bağlara ihtiyacı var ve bu keşfedilmedikçe bir yerlerde hep sorunlar olacak.

Sanırım meseleye bu açıdan yaklaşanlara Liberal deniyor.İdeoloji tutkunları bu nedenle liberalleri sevmezler.İnadıkları doğrular dışında hiçbir görüşe tahammül etmeyen statukocuların liberal diye bir kesimi sürekli aşağılama içinde olmaları bundandır.Kalıplaşmış sloganlar dışında dillendirilen her şey bu kesimi rahatsız eder çünkü.Yaklaşık dört yıldır değişik düşünce platformlarına katılırım.Şayet liberal diye suçladıkları kesimin ağzından dökülmüşse,insan hak ve özgürlüklerini,demokrasiyi talep etmek bile hain ve işbirlikçilikle eş anlamlıdır.Bu korkunç bir şeydir.Maalesef biz böyle bir süreci yaşıyoruz,aynı koroya katılmadın mı suçlama menzilindesin demektir.Mufazakar,milliyetçi ya da ulusalcı,hiç farketmez hepsinin şimşeklerini üzerine çekersin.

Mevcut düşünce tarzımız şimdilik bu minvalde.Bu sürecin değişmesi ne kadar zaman alır bilmiyorum.Ancak bu statik düşünce kalıplarını değiştirmediğimiz sürece daha bir hayli karanlıkta boğazlaşmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının her iki bölümünü de okudum.Beni ferahlatan en önemli şey ise,iflah olmaz katı ideolojilerin sadece bize özgü bir durum olmadığı gerçeğini hatırlamış olmam oldu.Hatırlamış olmak diyorum,zira politik kavgalarımızın yarattığı sisli ortam çoğu kez bizi dünyadan kopararak algı ve kavrayış alanımızı daraltabiliyor.Oysa gerçek;dünyanın her yerinde birey-toplum-devlet üçgenin benzer bir bir etkileşim içinde olduğu ve her türlü görüş,düşünce ve ideolojinin benzer bir diyalektikle şekillendiğidir.Sanırım aradaki tek fark olay ve olguların ele alış biçimidir.Bu nedenle olsa gerek,dış basından bir haber,bir makale çevirisi her zaman ilgimi çekmiştir.Bu da bir eğilimdir elbet,ancak farklı düşünce ve seslerin daha müteber olduğu anlamında düşünmüyorum.Sanırım daha ziyade &#8220;dışardan nasıl görünüyoruz?&#8221;un yaratığı bir ilgiden kaynaklanıyor olsa gerek.Mesele sadece gerçekleri bir yabancıdan dinlemek de değil.Çoğu yurt dışındaki tanınmış üniversitelerde görev yapan akedemisyenlerimizin de bu anlamda farklı bir bakış sunduklarına tanık olabiliyoruz.Bu tamamen dışardan yani farklı gözlüklerle bakmakla alakalı bir şey.Ve elbetteki bu,ortaya atılan her görüş ve tezin mutlak doğru olduğu anlamına gelmez.Artıları kadar eksileri de olacaktır kuşkusuz.Artılar;içine saplandığımız politik sürtüşmelerden bizim kadar etkilenmemelerinden ötürü olaylara daha bilimsel ve objektif yaklaşabilme alan ve manevralarına sahip olabilmeleri.Eksileri ise, içinde birebir yaşamadıkları olay ve olguları bulundukları ortamın koşullarına göre yargılayarak yanılgıya düşebilmeleridir.</p>
<p>Evet,her şeye rağmen dünyadaki toplumsal değişim ve dönüşümlerin bizden çok da farklı bir seyir izlemediğini hatırlamak insanın yüreğine biraz su serpiyor.En azından düşünme ve tartışma yöntemimizde varolan kısmi aksamaların da birgün arzu edilen mecrasına oturacağına dair bir umut vadediyor.Kimbilir yanlışlarımız belki de birgün bizi doğrularımıza götürecek ve yeni yöntemler keşfetmemizi sağlayacaktır.Politik kimlik ve etiketlerin çok da önemsenmediği,insanların birarada barış ve huzur içinde yaşayabileceği bir dünya sadece bir ütopya değil.İnsanlar,toplumlar bunu tarih boyunca hep denedi.Her denenen yol kuşkusuz arzu edilen sonuca ulaşamadı.Bugün baktığımızda hiç de içaçıcı bir tablo yok.Geriye baktığımızda beklentilerimizi karşılayacağını sandığımız yöntemlerin umutlarımızı boşa çıkardığını görüyoruz.Belki yöntem yanlıştı,belki biz yanlış uyguladık,ama bu böyle.Kuşkusuz ki bir yerde bir hata vardı.Belki de nihai kurtuluşa götürecek teşhisi doğru koyamadık.Sosyal adalete,adil bir paylaşıma,refaha götürecek bir üretimle her sorunumuzu çözüp dünyayayı yeniden değiştirebileceğimize inandık.Oysa insanın huzur ve mutluluğu sadece bunlarla olmuyor.Bireyi yaşama bağlayacak daha güçlü bağlara ihtiyacı var ve bu keşfedilmedikçe bir yerlerde hep sorunlar olacak.</p>
<p>Sanırım meseleye bu açıdan yaklaşanlara Liberal deniyor.İdeoloji tutkunları bu nedenle liberalleri sevmezler.İnadıkları doğrular dışında hiçbir görüşe tahammül etmeyen statukocuların liberal diye bir kesimi sürekli aşağılama içinde olmaları bundandır.Kalıplaşmış sloganlar dışında dillendirilen her şey bu kesimi rahatsız eder çünkü.Yaklaşık dört yıldır değişik düşünce platformlarına katılırım.Şayet liberal diye suçladıkları kesimin ağzından dökülmüşse,insan hak ve özgürlüklerini,demokrasiyi talep etmek bile hain ve işbirlikçilikle eş anlamlıdır.Bu korkunç bir şeydir.Maalesef biz böyle bir süreci yaşıyoruz,aynı koroya katılmadın mı suçlama menzilindesin demektir.Mufazakar,milliyetçi ya da ulusalcı,hiç farketmez hepsinin şimşeklerini üzerine çekersin.</p>
<p>Mevcut düşünce tarzımız şimdilik bu minvalde.Bu sürecin değişmesi ne kadar zaman alır bilmiyorum.Ancak bu statik düşünce kalıplarını değiştirmediğimiz sürece daha bir hayli karanlıkta boğazlaşmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Dikkat Liberalizm! Sevmeyin, Kabuklu yemiş vermeyin! (1) : Derin Düşünce tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-13623</link>
		<dc:creator>Dikkat Liberalizm! Sevmeyin, Kabuklu yemiş vermeyin! (1) : Derin Düşünce</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 16:19:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/27/dikkat-liberalizm-sevmeyin-kabuklu-yemis-vermeyin-2/#comment-13623</guid>
		<description>[...] (ikinci bölüm buradan okunabilir) [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] (ikinci bölüm buradan okunabilir) [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
