<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Kadınsız bir dünyaya doğru&#8230; yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 00:40:13 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>metin sahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-18441</link>
		<dc:creator>metin sahin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 15:23:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-18441</guid>
		<description>bir sarısın güzelce kadın gördüm.dün dövdüğü ve azarladıgı 4 yasındaki oglan cocugunu doyasıya öpüyordu sokak ortasında.boşuna dememişler.kadun deniz gibi
dir.duygusal bir gemi gibidir.onları yönetmek usta ksaptankların işi.ben pek beceremem.çünkü şairim.dilediğim gibi yasarım.düzensiz.onlar da buna dayanamaz.geri xzekalı sanırlar bazen de..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bir sarısın güzelce kadın gördüm.dün dövdüğü ve azarladıgı 4 yasındaki oglan cocugunu doyasıya öpüyordu sokak ortasında.boşuna dememişler.kadun deniz gibi<br />
dir.duygusal bir gemi gibidir.onları yönetmek usta ksaptankların işi.ben pek beceremem.çünkü şairim.dilediğim gibi yasarım.düzensiz.onlar da buna dayanamaz.geri xzekalı sanırlar bazen de..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin sahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-16786</link>
		<dc:creator>metin sahin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 14:44:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-16786</guid>
		<description>DÜNYADA BENİ EN FAZLA ETKİLEYEN BİR KADIN VE BİR ÇOCUK..ve onların iletişimleri...anlasılmaz bir gizdir bu..işte yasamdır bizdir buuuu.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DÜNYADA BENİ EN FAZLA ETKİLEYEN BİR KADIN VE BİR ÇOCUK..ve onların iletişimleri&#8230;anlasılmaz bir gizdir bu..işte yasamdır bizdir buuuu.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin sahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-16199</link>
		<dc:creator>metin sahin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 14:20:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-16199</guid>
		<description>Erkekj olarak bile yasamanın zor oldugu dünyadayasam sevincini kaybetmeden yenileyerek yasayabilen her yas ve her cesit kadınlara hayranım ve onları istisnasız bir kardes gibi seviyor ve takdir ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Erkekj olarak bile yasamanın zor oldugu dünyadayasam sevincini kaybetmeden yenileyerek yasayabilen her yas ve her cesit kadınlara hayranım ve onları istisnasız bir kardes gibi seviyor ve takdir ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cahide Günay tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-15771</link>
		<dc:creator>Cahide Günay</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2008 10:12:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-15771</guid>
		<description>&lt;strong&gt;“ÇÜNKÜ BİZ KADINIZ…”

KADIN OLDUKLARI İÇİN Mİ YALNIZLAR&lt;/strong&gt;

Yazar- Cahide Günay  


Kadınlarımızın çoğu, kapalı kapılar ardında kim bilir ne hayat
mücadeleleri veriyor ve biz çoğundan haberdar bile değiliz.   
Ömür boyu birlikte olmayı düşlediği insanı hiç beklemediği bir anda
kaybeden yada umutlarla, güzelliklerle başladığı birlikteliğini
anlaşamadığı için ayrılarak sonlandıranlar... Sonuçta yalnız ve bir
başına kalanlar... Çocukları olsa da yanlarında geceleri buz gibi bir
yatakta uykuyu hasretle bekleyenler... Gözyaşlarını yastığa akıtırken,
bedenlerinin isteklerini çaresizce susturanlar, unutmaya çalışanlar...
Yavaş yavaş tüm kapılar yüzlerine kapandığı için yapayalnız kalmaya
mahkûm edilen kadınlar... Kendi ayakları üzerinde tek başına durmak için
verdikleri onca çabanın görmezden gelinmesine, toplum tarafından
çaresizliğe itilmelerine bir anlam veremeyen yorgun, bitkin, umutsuz
kadınlar... 
Böyle durumlarda hayata tutunmak zordur. Sığınacak başka bir liman bir
daha karşısına çıkmayacakmış gibi gelir insana. Hele hele sevdiği ile
beraber geçirilen yıllar uzunsa, kaybediş sonrasında yaşanacak sarsıntı
daha büyük olur. Ve çoğu kadın kendisini dış dünyaya kapatır adeta,
duygularını baskı altına alır ve kilitler. Tüm bunlar yetmezmiş gibi;
çalıştığı iş yerinde olsun, uzun yıllar yaşadığı eski mahallesinde
olsun, farklı bakışlarla, anlamsız imalarla kocaman bir kıskacın içinde
yaşamaya mahkûm edilir. Dışarıya çıkmalarına, nefes almalarına izin
verilmez. Adeta isyana teşvik edilir, başlarına gelen zorluklar yetmezmiş
gibi hayatlarını karartmak için uğraşılır, ellerinden tutup destek
olunacak, yardım edilecek yerde o kıskacın içinde bir ömre zorlanır. 
Bunca tepki neden? Kendimize ait dar bir pencereden baktığımız için
elbette. Anlamaya çalışmayız hayatlarını, yapmak istediklerini görmezden
geliriz, hareketlerini dikkatlice izler, sonra da nedensiz yere suçlarız
onları. Başlarına gelen her şeyin tek sorumlusu olarak görürüz. Oysaki
birde onlardan dinlesek hayat hikâyelerini, yaşadıklarını, çektiklerini
daha kolay anlayacağız belki de yaptıklarını ve yapmak istediklerini.
Aklımıza  bile getirmeyiz nedense. Çünkü suçlamak, bir insanı toplum
dışına itmek daha kolayımıza gelir; her zaman yaptığımız gibi
çoğunluğun düşüncesine aykırı düşünenleri, kalıplaşmış değer
yargılarımıza aykırı hareket edenleri ayıplarız. Farklı görüşlerden
nefret ederiz, tartışmayı sevmeyiz ve kendi fikrimizi kabul ettirmek için
baskı kurar, bazen şiddete başvururuz. 
"Dul kadın" kimliğinde tüm haklarını kaybettiğine inanırız, var
olanları da bizler elinden alırız. Ne ailesinin yanında, ne
arkadaşlarının, ne de dostlarının. Hiçbir yerde rahat nefes almasına
izin vermeyiz. Kaç yaşında olursa olsun bu kimlikle yaşamak gerçekten
zordur kadınlar için; evli kadınlar onlardan nefret eder adeta, çünkü
eşlerini ellerinden alacaklarını düşünürler; erkekler ise tabirimi maruz
görün ama kullanmak, yararlanmak isterler. 
Dul kadın her adımında çok temkinli olmak zorundadır. Yaşam şekline,
toplum içindeki davranışlarına, çevresindeki kişilerle olan
ilişkilerine, bu ilişkilerin mesafesine, arkadaşlıklarına, dostluklarına,
hatta giyim tarzına bile... Kolay kadın olarak algılanmamak içindir tüm bu
çabalar. "Kolay kadın"... ne kadar yakışıksız, ne kadar rencide edici bir
tanımlama öyle değil mi? Aslında bu ve benzeri yakıştırmalar ne yazık ki
toplumun oluşturduğu yazılı olmadığı, konuşulmadığı halde yıllar
içinde uyulması gereken kurallar halinde önümüze sürülmüş değer
yargılarıdır. Toplum bilincine öylesine derinden yer etmiştir ki zaman
zaman isyan etsek, karşı çıksak da kolay kolay terk edemeyiz bu
düşünceleri. Bizler bu şekilde düşünmeye ve tavır almaya devam
ettiğimiz sürece, dul kadın kendisine konulan ismin ağırlığı altında
ezilecek, iyice kendi kabuğuna çekilecektir. Hemen toparlanmazsa yaşamı
giderek zorlaşacak ve kısa süre sonra karmaşık düşünceler içinde her
şeye boş verip, kendini bile önemsememeye başlayacaktır. Günler geçip
gittiği halde onun içinden bir şey yapmak gelemeyecektir, çünkü çaresiz
ve yapayalnız kalmasının isyanı tüm bedenini kaplayacaktır. Eskiden
ailece görüştüğü ve çok iyi anlaştığı arkadaşları artık onunla
yollarını ayırmıştır. Üstelik potansiyel bir tehlike olarak
görülmektedir. Oysaki şimdi aradığı kederini, acısını,
gözyaşlarını paylaşacağı dostlarıdır. Ama kabahati her ne ise onu
soyutlamışlardır kendi yaşantılarından. Kendisini, duygularını, içinde
bulunduğu zor şartları anlamamış ve ellerinin tersi ile itmişlerdir
karanlığa doğru. Zor bir yaşam, karanlık bir tünel onu beklemektedir
artık. O tünelin ucunda belli belirsiz duran ışığı yakalayıp, yeni
hayatında mutlu olabilmesi tamamen kendisine bağlıdır. 
Bizler sadece vereceğimiz umut ve cesaretle bu ışığın kuvvetlenmesine
yardımcı olabiliriz. Zor olsa da o ışığı yakalamayı denemeli, umutla
yılmadan hayatına devam etmeli ve eski kimliğini geri kazanmalıdır bir
şekilde. Yok yok içiniz kararmasın hemen çünkü tüm örnekler böylesi
karanlık değil elbette, ayrıca olmamalı da. Arkadaşlarının, yakın
çevresinin sıcaklığını fazlası ile gören, dışlanmayan, aksine
desteklenen dul kadınlar da var aramızda. Ben onların diğerlerine göre
daha şanslı olduklarına inanıyorum. Biraz kendi çabaları, biraz
çevrelerinin pozitif etkisi ile yaşadıkları sıkıntıyı kolayca
atlattıkları için; eski kimliklerini yeniden sahiplenip ayaklarının
üzerinde durmayı başardıkları için. Onlar kadar şanslı olamayanlar
içinse toplum olarak yapacağımız şeyler var mutlaka. Öncelikle bakış
açımızı değiştirmekle başlayabiliriz, ne dersiniz? Çünkü tüm
alışkanlıklara karşı yine de önce insan olmayı becerebilmek lazım diye
düşünüyorum ben. Elbette onlara daha yaşanabilir bir zemin sunabilmek
adına.  Bunun içinde her ne olursa olsun, insanın önce kendisi yaşamına
saygı göstermesi ve yaşamını devam ettirmek zorunda olduğunu anlaması
gerekiyor. Aslında şu ya da bu şekilde hiç birimizin yaşama küsme gibi
bir lüksü yok, öyle değil mi? 
Bütün gerçekleri benimseyen, her şeye rağmen gülümseyen ve gülümsemek
isteyen tüm kadınlar için, yalnız olmadıklarını hissettirmek adına
yazmak istedim bende. 

Sevgiyle kalın.

Web sitesi: www.kadina-dair.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“ÇÜNKÜ BİZ KADINIZ…”</p>
<p>KADIN OLDUKLARI İÇİN Mİ YALNIZLAR</strong></p>
<p>Yazar- Cahide Günay  </p>
<p>Kadınlarımızın çoğu, kapalı kapılar ardında kim bilir ne hayat<br />
mücadeleleri veriyor ve biz çoğundan haberdar bile değiliz.<br />
Ömür boyu birlikte olmayı düşlediği insanı hiç beklemediği bir anda<br />
kaybeden yada umutlarla, güzelliklerle başladığı birlikteliğini<br />
anlaşamadığı için ayrılarak sonlandıranlar&#8230; Sonuçta yalnız ve bir<br />
başına kalanlar&#8230; Çocukları olsa da yanlarında geceleri buz gibi bir<br />
yatakta uykuyu hasretle bekleyenler&#8230; Gözyaşlarını yastığa akıtırken,<br />
bedenlerinin isteklerini çaresizce susturanlar, unutmaya çalışanlar&#8230;<br />
Yavaş yavaş tüm kapılar yüzlerine kapandığı için yapayalnız kalmaya<br />
mahkûm edilen kadınlar&#8230; Kendi ayakları üzerinde tek başına durmak için<br />
verdikleri onca çabanın görmezden gelinmesine, toplum tarafından<br />
çaresizliğe itilmelerine bir anlam veremeyen yorgun, bitkin, umutsuz<br />
kadınlar&#8230;<br />
Böyle durumlarda hayata tutunmak zordur. Sığınacak başka bir liman bir<br />
daha karşısına çıkmayacakmış gibi gelir insana. Hele hele sevdiği ile<br />
beraber geçirilen yıllar uzunsa, kaybediş sonrasında yaşanacak sarsıntı<br />
daha büyük olur. Ve çoğu kadın kendisini dış dünyaya kapatır adeta,<br />
duygularını baskı altına alır ve kilitler. Tüm bunlar yetmezmiş gibi;<br />
çalıştığı iş yerinde olsun, uzun yıllar yaşadığı eski mahallesinde<br />
olsun, farklı bakışlarla, anlamsız imalarla kocaman bir kıskacın içinde<br />
yaşamaya mahkûm edilir. Dışarıya çıkmalarına, nefes almalarına izin<br />
verilmez. Adeta isyana teşvik edilir, başlarına gelen zorluklar yetmezmiş<br />
gibi hayatlarını karartmak için uğraşılır, ellerinden tutup destek<br />
olunacak, yardım edilecek yerde o kıskacın içinde bir ömre zorlanır.<br />
Bunca tepki neden? Kendimize ait dar bir pencereden baktığımız için<br />
elbette. Anlamaya çalışmayız hayatlarını, yapmak istediklerini görmezden<br />
geliriz, hareketlerini dikkatlice izler, sonra da nedensiz yere suçlarız<br />
onları. Başlarına gelen her şeyin tek sorumlusu olarak görürüz. Oysaki<br />
birde onlardan dinlesek hayat hikâyelerini, yaşadıklarını, çektiklerini<br />
daha kolay anlayacağız belki de yaptıklarını ve yapmak istediklerini.<br />
Aklımıza  bile getirmeyiz nedense. Çünkü suçlamak, bir insanı toplum<br />
dışına itmek daha kolayımıza gelir; her zaman yaptığımız gibi<br />
çoğunluğun düşüncesine aykırı düşünenleri, kalıplaşmış değer<br />
yargılarımıza aykırı hareket edenleri ayıplarız. Farklı görüşlerden<br />
nefret ederiz, tartışmayı sevmeyiz ve kendi fikrimizi kabul ettirmek için<br />
baskı kurar, bazen şiddete başvururuz.<br />
&#8220;Dul kadın&#8221; kimliğinde tüm haklarını kaybettiğine inanırız, var<br />
olanları da bizler elinden alırız. Ne ailesinin yanında, ne<br />
arkadaşlarının, ne de dostlarının. Hiçbir yerde rahat nefes almasına<br />
izin vermeyiz. Kaç yaşında olursa olsun bu kimlikle yaşamak gerçekten<br />
zordur kadınlar için; evli kadınlar onlardan nefret eder adeta, çünkü<br />
eşlerini ellerinden alacaklarını düşünürler; erkekler ise tabirimi maruz<br />
görün ama kullanmak, yararlanmak isterler.<br />
Dul kadın her adımında çok temkinli olmak zorundadır. Yaşam şekline,<br />
toplum içindeki davranışlarına, çevresindeki kişilerle olan<br />
ilişkilerine, bu ilişkilerin mesafesine, arkadaşlıklarına, dostluklarına,<br />
hatta giyim tarzına bile&#8230; Kolay kadın olarak algılanmamak içindir tüm bu<br />
çabalar. &#8220;Kolay kadın&#8221;&#8230; ne kadar yakışıksız, ne kadar rencide edici bir<br />
tanımlama öyle değil mi? Aslında bu ve benzeri yakıştırmalar ne yazık ki<br />
toplumun oluşturduğu yazılı olmadığı, konuşulmadığı halde yıllar<br />
içinde uyulması gereken kurallar halinde önümüze sürülmüş değer<br />
yargılarıdır. Toplum bilincine öylesine derinden yer etmiştir ki zaman<br />
zaman isyan etsek, karşı çıksak da kolay kolay terk edemeyiz bu<br />
düşünceleri. Bizler bu şekilde düşünmeye ve tavır almaya devam<br />
ettiğimiz sürece, dul kadın kendisine konulan ismin ağırlığı altında<br />
ezilecek, iyice kendi kabuğuna çekilecektir. Hemen toparlanmazsa yaşamı<br />
giderek zorlaşacak ve kısa süre sonra karmaşık düşünceler içinde her<br />
şeye boş verip, kendini bile önemsememeye başlayacaktır. Günler geçip<br />
gittiği halde onun içinden bir şey yapmak gelemeyecektir, çünkü çaresiz<br />
ve yapayalnız kalmasının isyanı tüm bedenini kaplayacaktır. Eskiden<br />
ailece görüştüğü ve çok iyi anlaştığı arkadaşları artık onunla<br />
yollarını ayırmıştır. Üstelik potansiyel bir tehlike olarak<br />
görülmektedir. Oysaki şimdi aradığı kederini, acısını,<br />
gözyaşlarını paylaşacağı dostlarıdır. Ama kabahati her ne ise onu<br />
soyutlamışlardır kendi yaşantılarından. Kendisini, duygularını, içinde<br />
bulunduğu zor şartları anlamamış ve ellerinin tersi ile itmişlerdir<br />
karanlığa doğru. Zor bir yaşam, karanlık bir tünel onu beklemektedir<br />
artık. O tünelin ucunda belli belirsiz duran ışığı yakalayıp, yeni<br />
hayatında mutlu olabilmesi tamamen kendisine bağlıdır.<br />
Bizler sadece vereceğimiz umut ve cesaretle bu ışığın kuvvetlenmesine<br />
yardımcı olabiliriz. Zor olsa da o ışığı yakalamayı denemeli, umutla<br />
yılmadan hayatına devam etmeli ve eski kimliğini geri kazanmalıdır bir<br />
şekilde. Yok yok içiniz kararmasın hemen çünkü tüm örnekler böylesi<br />
karanlık değil elbette, ayrıca olmamalı da. Arkadaşlarının, yakın<br />
çevresinin sıcaklığını fazlası ile gören, dışlanmayan, aksine<br />
desteklenen dul kadınlar da var aramızda. Ben onların diğerlerine göre<br />
daha şanslı olduklarına inanıyorum. Biraz kendi çabaları, biraz<br />
çevrelerinin pozitif etkisi ile yaşadıkları sıkıntıyı kolayca<br />
atlattıkları için; eski kimliklerini yeniden sahiplenip ayaklarının<br />
üzerinde durmayı başardıkları için. Onlar kadar şanslı olamayanlar<br />
içinse toplum olarak yapacağımız şeyler var mutlaka. Öncelikle bakış<br />
açımızı değiştirmekle başlayabiliriz, ne dersiniz? Çünkü tüm<br />
alışkanlıklara karşı yine de önce insan olmayı becerebilmek lazım diye<br />
düşünüyorum ben. Elbette onlara daha yaşanabilir bir zemin sunabilmek<br />
adına.  Bunun içinde her ne olursa olsun, insanın önce kendisi yaşamına<br />
saygı göstermesi ve yaşamını devam ettirmek zorunda olduğunu anlaması<br />
gerekiyor. Aslında şu ya da bu şekilde hiç birimizin yaşama küsme gibi<br />
bir lüksü yok, öyle değil mi?<br />
Bütün gerçekleri benimseyen, her şeye rağmen gülümseyen ve gülümsemek<br />
isteyen tüm kadınlar için, yalnız olmadıklarını hissettirmek adına<br />
yazmak istedim bende. </p>
<p>Sevgiyle kalın.</p>
<p>Web sitesi: <a href="http://www.kadina-dair.com" rel="nofollow">http://www.kadina-dair.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tahsin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-14264</link>
		<dc:creator>tahsin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 17:42:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-14264</guid>
		<description>&lt;em&gt;İnsan sadece çıkarlarını maksimize etmek üzere programlanmış bir robot veya hayvan gibi davranmaya karar verince nerede duracağı belli olmuyor. Böyle insanların yüzünden kadınsız köyler, şehirler doğmaya başladı...&lt;/em&gt;
Çıkar sadece maddi değildir ki. Ahirete inanan bir insan dünyada iyi bir hayat yaşayıp, sevap işlemeye çalışıyorsa O’da çıkarını maksimize etmeye çalışıyordur. Sonuçta insanların değer algıları subjektiftir. Para karşılığı birisini öldürmenin bazı sonuçları var; başkası sizi suçlamasa bile, kendi vicdanınız rahatsız olabilir, özsaygınızı yitirebilirsiniz, günah işlediğinizi düşünebilirsiniz (hem de en büyüğünden), zaten kimsenin sizi göremeyeceği bir ortamda hırsızlık yapınca da suçlanmazsınız, ama yine de hırsızlık yapmazsınız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>İnsan sadece çıkarlarını maksimize etmek üzere programlanmış bir robot veya hayvan gibi davranmaya karar verince nerede duracağı belli olmuyor. Böyle insanların yüzünden kadınsız köyler, şehirler doğmaya başladı&#8230;</em><br />
Çıkar sadece maddi değildir ki. Ahirete inanan bir insan dünyada iyi bir hayat yaşayıp, sevap işlemeye çalışıyorsa O’da çıkarını maksimize etmeye çalışıyordur. Sonuçta insanların değer algıları subjektiftir. Para karşılığı birisini öldürmenin bazı sonuçları var; başkası sizi suçlamasa bile, kendi vicdanınız rahatsız olabilir, özsaygınızı yitirebilirsiniz, günah işlediğinizi düşünebilirsiniz (hem de en büyüğünden), zaten kimsenin sizi göremeyeceği bir ortamda hırsızlık yapınca da suçlanmazsınız, ama yine de hırsızlık yapmazsınız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-14215</link>
		<dc:creator>Şahin</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 11:53:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-14215</guid>
		<description>Kadınsız bir dünyanın olmaması dileği ile tüm Annelere.........
******
Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebek varmış. Bir gün Tanrı'ya sormuş:
-Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler, fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım? 
-Tüm meleklerin arasından senin için bir tanesini seçtim. O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana her gün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın. 
-Pekiiiii... İnsanlar bana bir şeyler söylediklerinde, dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım? 
-Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel ve tatlı sözcükleri söyleyecek, sana konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek. 
-Peki Tanrım, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım? -Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek. 
-Dünyada kötü adamlar olduğunu duydum, beni kim koruyacak? -Meleğin seni kendi hayatı pahasına dahi olsa daima koruyacak. 
-Fakat ben, seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm?
-Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve bana gelmenin yollarını sana öğretecek. 
O sırada Cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar: -Tanrım eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen çabuk söyle, benim meleğimin adı ne? 
-Meleğinin adının önemi yok yavrum, sen onu ANNE diye çağıracaksın...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınsız bir dünyanın olmaması dileği ile tüm Annelere&#8230;&#8230;&#8230;<br />
******<br />
Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebek varmış. Bir gün Tanrı&#8217;ya sormuş:<br />
-Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler, fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?<br />
-Tüm meleklerin arasından senin için bir tanesini seçtim. O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana her gün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.<br />
-Pekiiiii&#8230; İnsanlar bana bir şeyler söylediklerinde, dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım?<br />
-Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel ve tatlı sözcükleri söyleyecek, sana konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek.<br />
-Peki Tanrım, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım? -Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek.<br />
-Dünyada kötü adamlar olduğunu duydum, beni kim koruyacak? -Meleğin seni kendi hayatı pahasına dahi olsa daima koruyacak.<br />
-Fakat ben, seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm?<br />
-Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve bana gelmenin yollarını sana öğretecek.<br />
O sırada Cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Bebek gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar: -Tanrım eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen çabuk söyle, benim meleğimin adı ne?<br />
-Meleğinin adının önemi yok yavrum, sen onu ANNE diye çağıracaksın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin sahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13843</link>
		<dc:creator>metin sahin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2008 16:30:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13843</guid>
		<description>baharda beni en fazla etkileyen küçük kız veya erkek çocuguyla neseli bir şekilde konusarak yürüyen kadınlardır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>baharda beni en fazla etkileyen küçük kız veya erkek çocuguyla neseli bir şekilde konusarak yürüyen kadınlardır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13516</link>
		<dc:creator>Şahin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 22:30:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13516</guid>
		<description>Bence şair Nazım en iyi şekilde anlatmış kadını

"Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır"
Nazım Hikmet</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence şair Nazım en iyi şekilde anlatmış kadını</p>
<p>&#8220;Kimi der ki kadın<br />
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.<br />
Kimi der ki kadın<br />
Yeşil bir harman yerinde<br />
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.<br />
Kimi der ki ayalimdir,<br />
Boynumda taşıdığım vebalimdir.<br />
Kimi der ki hamur yoğuran.<br />
Kimi der ki çocuk doğuran.<br />
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.<br />
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.<br />
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,<br />
Hayat arkadaşımdır&#8221;<br />
Nazım Hikmet</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nilgun Senyigit tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13498</link>
		<dc:creator>Nilgun Senyigit</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 09:57:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13498</guid>
		<description>Kadinlar sayesinde erkek bebekler dunya'ya gelebiliyorsa kadinlara her zaman ihtiyac var demektir. Anne her zaman kutsaldir ve aile icerisinde yuva'yi ayakta tutan annelerdir. Ornegin bir evde anne baba'dan once olmus ise kardesler dagilir aile iliskileri bozulur duzen tamamen yok olabilir. Annelerin her zaman aile'sini toparlayici ozelligi oldugu bir gercektir. Dunya uzerinde annenin cok buyuk bir rolu vardir. Kiz bebekler mutlaka korunmalidir ve bunu yapanlarin cok cahil olduklari bir gercektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kadinlar sayesinde erkek bebekler dunya&#8217;ya gelebiliyorsa kadinlara her zaman ihtiyac var demektir. Anne her zaman kutsaldir ve aile icerisinde yuva&#8217;yi ayakta tutan annelerdir. Ornegin bir evde anne baba&#8217;dan once olmus ise kardesler dagilir aile iliskileri bozulur duzen tamamen yok olabilir. Annelerin her zaman aile&#8217;sini toparlayici ozelligi oldugu bir gercektir. Dunya uzerinde annenin cok buyuk bir rolu vardir. Kiz bebekler mutlaka korunmalidir ve bunu yapanlarin cok cahil olduklari bir gercektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KolayOnline &#187; Blog Arsiv &#187; Kadınsız bir dünyaya doğru tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13491</link>
		<dc:creator>KolayOnline &#187; Blog Arsiv &#187; Kadınsız bir dünyaya doğru</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 07:40:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13491</guid>
		<description>[...] Orginal Post: http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Orginal Post: <a href="http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/</a> [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kadınsız bir dünyaya doğru - cool.is.a.life.style tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13490</link>
		<dc:creator>Kadınsız bir dünyaya doğru - cool.is.a.life.style</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 07:40:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13490</guid>
		<description>[...] Orginal Post: http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Orginal Post: <a href="http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/" rel="nofollow">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/</a> [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>meric tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13423</link>
		<dc:creator>meric</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 21:17:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13423</guid>
		<description>Kuran kadınlar hakkında ne dıyor once onu okuyun...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kuran kadınlar hakkında ne dıyor once onu okuyun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin şahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13420</link>
		<dc:creator>metin şahin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 15:15:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13420</guid>
		<description>hiç unutma annen de bir kadındı.bir kadına kötülük düşündüğün zaman anan gelsin aklına...metin sahin dünyanın en patavatsız şairi</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hiç unutma annen de bir kadındı.bir kadına kötülük düşündüğün zaman anan gelsin aklına&#8230;metin sahin dünyanın en patavatsız şairi</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin şahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13419</link>
		<dc:creator>metin şahin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 15:12:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13419</guid>
		<description>ne kadar erkeklesse de kadın kadındır...hani bir laf vardır..hergeleliğine kullandıgımız..erkeksen ayak işe...bak sen şu işe....ne kadar erkeklesse de kadın kadın kadındır tam anlayamagımız...biz ierkeklerin için için kıskandıgımız...yeri geldiğinde ana bacı gardaş kucaklarına atılıp doyasıya agladıgımız..tüm kadınlar kutlarım bu nevroz günü...yeniden dogusun simgesi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ne kadar erkeklesse de kadın kadındır&#8230;hani bir laf vardır..hergeleliğine kullandıgımız..erkeksen ayak işe&#8230;bak sen şu işe&#8230;.ne kadar erkeklesse de kadın kadın kadındır tam anlayamagımız&#8230;biz ierkeklerin için için kıskandıgımız&#8230;yeri geldiğinde ana bacı gardaş kucaklarına atılıp doyasıya agladıgımız..tüm kadınlar kutlarım bu nevroz günü&#8230;yeniden dogusun simgesi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>metin şahin tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13418</link>
		<dc:creator>metin şahin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 15:06:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13418</guid>
		<description>disparu ne demek.kadınsız bir dünya insansız bir dünya demektir.domates fideleri altında topraklasmıs bir kadın olmadan domates domates midir.yasam yasam mıdır.dırdırı bile yaşam kaynagıdır kadının..şair metin şahin.masterbaton</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>disparu ne demek.kadınsız bir dünya insansız bir dünya demektir.domates fideleri altında topraklasmıs bir kadın olmadan domates domates midir.yasam yasam mıdır.dırdırı bile yaşam kaynagıdır kadının..şair metin şahin.masterbaton</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İskender Kazaz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13381</link>
		<dc:creator>İskender Kazaz</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 11:36:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13381</guid>
		<description>Sn.Alp Eren Gürbüzler ne anlatmaya çalışmış anlamadım.Makale ile bağlantısı ne?Makalede yer alan bilgileri onaylıyor mu?Onaylamıyor mu?Benim anladığım kadarı ile onaylıyor galiba.Yani bir yandan Kur'an ın ulviliğini vurgularken,diğer yandan Dişi insan'a reva görülen muameleyi onaylayarak esasen Kur'an-ı Azimi şanın emrine karşı çıkıyor.Çünkü Kur'an Kız çocuklarının cahiliye dönemindeki Diri diri toprağa gömülmesini men etmiş,Kadınların kutsiyetini her vesile ile uyarılarla emretmişken,konu ile hiç alakası olmayan bir mit ile neyi anlatmak istemiş olabilir Alpern Kardeşimiz.?Bilim adamlarını hayasız olarak nitelemek istemiş ise kendince bilim nedir acaba?Bilim bir takım hikayelere körü körüne inanarak irşat olmak mıdır?Yoksa analitik düşünüp,araştırıp araştırdığı konunun sebep ve sonuçlarını kamuyla paylaşmak mıdır?Şeyh Matur-idi hazretlerinin yaklaşımını terk edip akıl ve mantıktan uzak ilkel kavimlerin gelenek ve kuralları ile yoğrulmuşanlayışla Kur'an 'ı Kerimi o şekilde yorumlayanların topluma idayattıkları bilim mi ilim?Önce İlim ve bilimi bir birinden ayırması gerekmez mi insanın?Şeyh Hazretleri'nin yapmış olduğu fiilin hukuka ve şeriat kurallarına aykırı olduğunun bilinci ile bu fiili meşrulştırma gayreti mi bilim ?Bence uhrevi doğa üstü olaylarla,Yüce Allah'ın  her vesile ile Kur'nda  emrettiği şekilde aklını kullanarak,Allah'ın yattiklarını ve onlardaki ayetleri iyice kavramakla bilim olur.Bir takım doğa üstü olaylarla bilim anlatımı bir takım felsefi ritürllerin açıklamasını yapmak çabasıdır.Bu ilim değildir.Kendini ruhsal olarak terbiye etmektir.Bu yüzden Sn.Alperen kardeşin anlattığı menkibeyi hayanın ne olduğu ve ne şekilde değerlendirilmesi bakımından okuyucunun veya dinleyicinin yorumuna bırakan bir kıssadan hissedir.Yoksa şu anda Kadınlara yöneltilen erkek egemen zulmün izahı değildir.Bu haberi değerlendirirken bu kardeşimiz Kadınlar  yaradılıştan hayasızdır demek istiyorsa  erkekler ne oluyor ?Eğer muhterem Hanım efendi Seyyide(Peygamber Efendimiz soyundan gelen) olmasa idi o zaman Vergi memurunun yaptığı ahlaksızlık cezalandırılmayacak mıydı? O kadın hayasız mı olacaktı?Lütfen biraz daha aklımızı kullanmaya çalışalım.Nakliyeci değil akliyeci olalım. İlim ve bilimi birbirinden ayıralım.Saygılarımla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn.Alp Eren Gürbüzler ne anlatmaya çalışmış anlamadım.Makale ile bağlantısı ne?Makalede yer alan bilgileri onaylıyor mu?Onaylamıyor mu?Benim anladığım kadarı ile onaylıyor galiba.Yani bir yandan Kur&#8217;an ın ulviliğini vurgularken,diğer yandan Dişi insan&#8217;a reva görülen muameleyi onaylayarak esasen Kur&#8217;an-ı Azimi şanın emrine karşı çıkıyor.Çünkü Kur&#8217;an Kız çocuklarının cahiliye dönemindeki Diri diri toprağa gömülmesini men etmiş,Kadınların kutsiyetini her vesile ile uyarılarla emretmişken,konu ile hiç alakası olmayan bir mit ile neyi anlatmak istemiş olabilir Alpern Kardeşimiz.?Bilim adamlarını hayasız olarak nitelemek istemiş ise kendince bilim nedir acaba?Bilim bir takım hikayelere körü körüne inanarak irşat olmak mıdır?Yoksa analitik düşünüp,araştırıp araştırdığı konunun sebep ve sonuçlarını kamuyla paylaşmak mıdır?Şeyh Matur-idi hazretlerinin yaklaşımını terk edip akıl ve mantıktan uzak ilkel kavimlerin gelenek ve kuralları ile yoğrulmuşanlayışla Kur&#8217;an &#8216;ı Kerimi o şekilde yorumlayanların topluma idayattıkları bilim mi ilim?Önce İlim ve bilimi bir birinden ayırması gerekmez mi insanın?Şeyh Hazretleri&#8217;nin yapmış olduğu fiilin hukuka ve şeriat kurallarına aykırı olduğunun bilinci ile bu fiili meşrulştırma gayreti mi bilim ?Bence uhrevi doğa üstü olaylarla,Yüce Allah&#8217;ın  her vesile ile Kur&#8217;nda  emrettiği şekilde aklını kullanarak,Allah&#8217;ın yattiklarını ve onlardaki ayetleri iyice kavramakla bilim olur.Bir takım doğa üstü olaylarla bilim anlatımı bir takım felsefi ritürllerin açıklamasını yapmak çabasıdır.Bu ilim değildir.Kendini ruhsal olarak terbiye etmektir.Bu yüzden Sn.Alperen kardeşin anlattığı menkibeyi hayanın ne olduğu ve ne şekilde değerlendirilmesi bakımından okuyucunun veya dinleyicinin yorumuna bırakan bir kıssadan hissedir.Yoksa şu anda Kadınlara yöneltilen erkek egemen zulmün izahı değildir.Bu haberi değerlendirirken bu kardeşimiz Kadınlar  yaradılıştan hayasızdır demek istiyorsa  erkekler ne oluyor ?Eğer muhterem Hanım efendi Seyyide(Peygamber Efendimiz soyundan gelen) olmasa idi o zaman Vergi memurunun yaptığı ahlaksızlık cezalandırılmayacak mıydı? O kadın hayasız mı olacaktı?Lütfen biraz daha aklımızı kullanmaya çalışalım.Nakliyeci değil akliyeci olalım. İlim ve bilimi birbirinden ayıralım.Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>MY tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13373</link>
		<dc:creator>MY</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2008 23:30:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13373</guid>
		<description>Selamlar Emre Bey,

&lt;strong&gt;Kiz-Erkek dogumu ve Evrimcilik konularini konusalim ayri ayri:&lt;/strong&gt;

Y kromozomunun hafifligi dogru AMA eksik bir bilgi. Erkek döllenme ihtimali daha yüksek ama döllenme sonrasi erkek embriyonlarin yasama ihtimali daha düsük. Dogum sonrasi bakim da esit sartlarda yapildiginda kizlarin yasama ihtimali daha yüksek. Oranlar ülkeden ülkeye degisiyor. Sebepleri ise henüz bilinmiyor.

Meselâ Fransa'da 1 yasina gelmeden ölen bebek orani erkeklerde 3,4 iken kizlarda 2,8 olmus.

Sonuçta kizlar biraz daha fazla ama fark ihmal edilebilir.

&lt;strong&gt;Evrimcilige gelince:&lt;/strong&gt;

yazinin basinda bir link verdim ve &lt;strong&gt;Evrimcilerin iç hastaliklari&lt;/strong&gt; adli bu yazida uzun uzun anlattim aslinda. 

Bence evrimcilik Pozitivizm denen dinin bir mezhebi haline geliyor. Darwinist olsun veya olmasin muhtemel bir evrimi destekleyecek biyolojik mekanizmalarla Evrim Senaryolari özdeslestiriliyor ve &lt;strong&gt;SENARYO &lt;/strong&gt;adeta &lt;strong&gt;TEORiLESTiRiLiYOR&lt;/strong&gt;. Yani mesele biyolojik veya genetik degil, epistemolojik.

çünkü bilimsel teorilere iNANILMAZ, ispat edilir ve böylece bilinir. 

Evrim de bir teori degil bir senaryodur. Size hos geliyorsa kabul edersiniz, &lt;strong&gt;Big Bang &lt;/strong&gt;gibi. Bu da bir senaryodur, teori degildir.

Demek ki fizik degil metafizik alemdeyiz. Su halde bilim adamlari kadar filozoflar ve din adamlari da konusmali bu konuda.

Arzu ederseniz ilk basta söz ettigim yaziyi okuyun, yeniden konusalim.

Dostlukla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar Emre Bey,</p>
<p><strong>Kiz-Erkek dogumu ve Evrimcilik konularini konusalim ayri ayri:</strong></p>
<p>Y kromozomunun hafifligi dogru AMA eksik bir bilgi. Erkek döllenme ihtimali daha yüksek ama döllenme sonrasi erkek embriyonlarin yasama ihtimali daha düsük. Dogum sonrasi bakim da esit sartlarda yapildiginda kizlarin yasama ihtimali daha yüksek. Oranlar ülkeden ülkeye degisiyor. Sebepleri ise henüz bilinmiyor.</p>
<p>Meselâ Fransa&#8217;da 1 yasina gelmeden ölen bebek orani erkeklerde 3,4 iken kizlarda 2,8 olmus.</p>
<p>Sonuçta kizlar biraz daha fazla ama fark ihmal edilebilir.</p>
<p><strong>Evrimcilige gelince:</strong></p>
<p>yazinin basinda bir link verdim ve <strong>Evrimcilerin iç hastaliklari</strong> adli bu yazida uzun uzun anlattim aslinda. </p>
<p>Bence evrimcilik Pozitivizm denen dinin bir mezhebi haline geliyor. Darwinist olsun veya olmasin muhtemel bir evrimi destekleyecek biyolojik mekanizmalarla Evrim Senaryolari özdeslestiriliyor ve <strong>SENARYO </strong>adeta <strong>TEORiLESTiRiLiYOR</strong>. Yani mesele biyolojik veya genetik degil, epistemolojik.</p>
<p>çünkü bilimsel teorilere iNANILMAZ, ispat edilir ve böylece bilinir. </p>
<p>Evrim de bir teori degil bir senaryodur. Size hos geliyorsa kabul edersiniz, <strong>Big Bang </strong>gibi. Bu da bir senaryodur, teori degildir.</p>
<p>Demek ki fizik degil metafizik alemdeyiz. Su halde bilim adamlari kadar filozoflar ve din adamlari da konusmali bu konuda.</p>
<p>Arzu ederseniz ilk basta söz ettigim yaziyi okuyun, yeniden konusalim.</p>
<p>Dostlukla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>emre tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13372</link>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2008 22:30:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13372</guid>
		<description>öncelikle görüşlere önem veririm herkes her istediğini söyleyebilir tabi mantık kurallarına uymak koşulu ile.. yazınız içinde yanlışlıklar var bunlardan biri kız ve erkek embriyolarının eşit olmadığıdır.bilindiği gibi erkek ve dişi olma kuralını genetiğimizde bulunan x ve y kromozomları belirler x kromozomu y kromozomuna göre daha büyük ve daha ağırdır. babadan gelen spermlerde bazıları x kro. bazıları y kro. taşır. y kromozomu taşıyan sperm daha hafif olduğu için yumurtayı dölleme şansı daha fazladır. bu yüzden anneden gelen yumurtadaki x kromozomu ile birleşerek XY (yani erkek birey) oluşturur buda sizin yazınızda belirttiğiniz dişi oranının mantıken yanlış olduğunu gösterir.bu yüzden yazınızın akademik verilere dayalı olmadığı sadece varsayımlar üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum diğer fikirlerinizi okumadım ama niyetinizde evrim karşıtı olduğunuz belli oluyor.karşı görüşte olmak için görüşü savunanların eserlerinizi okumanızı ;varsayımlardan uzaklaşmanızı tavsiye ediyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>öncelikle görüşlere önem veririm herkes her istediğini söyleyebilir tabi mantık kurallarına uymak koşulu ile.. yazınız içinde yanlışlıklar var bunlardan biri kız ve erkek embriyolarının eşit olmadığıdır.bilindiği gibi erkek ve dişi olma kuralını genetiğimizde bulunan x ve y kromozomları belirler x kromozomu y kromozomuna göre daha büyük ve daha ağırdır. babadan gelen spermlerde bazıları x kro. bazıları y kro. taşır. y kromozomu taşıyan sperm daha hafif olduğu için yumurtayı dölleme şansı daha fazladır. bu yüzden anneden gelen yumurtadaki x kromozomu ile birleşerek XY (yani erkek birey) oluşturur buda sizin yazınızda belirttiğiniz dişi oranının mantıken yanlış olduğunu gösterir.bu yüzden yazınızın akademik verilere dayalı olmadığı sadece varsayımlar üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum diğer fikirlerinizi okumadım ama niyetinizde evrim karşıtı olduğunuz belli oluyor.karşı görüşte olmak için görüşü savunanların eserlerinizi okumanızı ;varsayımlardan uzaklaşmanızı tavsiye ediyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>alper ecer tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13320</link>
		<dc:creator>alper ecer</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2008 15:28:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13320</guid>
		<description>çok başarılı bir yazı</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok başarılı bir yazı</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Can Cinbis tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13284</link>
		<dc:creator>Can Cinbis</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2008 14:20:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/07/kadinsiz-bir-dunyaya-dogru/#comment-13284</guid>
		<description>Sayin Yilmaz,

Onemli bir toplumsal problemi irdelediginiz icin cok tesekkurler. Yazinizda anlayamadigim bir kisim var. Yazinizda bahsettiginiz, asagida alintisini yaptigim "Sonraları “yumuşatılan” kanun ilk çocuğun kız doğması halinde ikinci bir doğuma müsade etmiş. Ama bu şekilde de bir tür yapay seleksiyon yapılmış. Her doğan kız için bir “oğlan denemesi” yapıldığı için ikinci çocukların yaklaşık %50’si oğlan oluyor ve kız-oğlan dengesi daha da bozuluyor." aciklama istatistik kurallari geregi dogru olmuyor. Eger birinci cocugun oglan ya da kiz olmasi ikinci cocugun cinsiyetini biyolojik olarak etkilemiyorsa, yani ikisi birbirinden bagimsiz ise, kiz-erkek oraninin degismemesi gerek.

Burada kacirdigim bir nokta varsa lutfen bildirin. Cok tesekkurler.

Can Cinbis</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Yilmaz,</p>
<p>Onemli bir toplumsal problemi irdelediginiz icin cok tesekkurler. Yazinizda anlayamadigim bir kisim var. Yazinizda bahsettiginiz, asagida alintisini yaptigim &#8220;Sonraları “yumuşatılan” kanun ilk çocuğun kız doğması halinde ikinci bir doğuma müsade etmiş. Ama bu şekilde de bir tür yapay seleksiyon yapılmış. Her doğan kız için bir “oğlan denemesi” yapıldığı için ikinci çocukların yaklaşık %50’si oğlan oluyor ve kız-oğlan dengesi daha da bozuluyor.&#8221; aciklama istatistik kurallari geregi dogru olmuyor. Eger birinci cocugun oglan ya da kiz olmasi ikinci cocugun cinsiyetini biyolojik olarak etkilemiyorsa, yani ikisi birbirinden bagimsiz ise, kiz-erkek oraninin degismemesi gerek.</p>
<p>Burada kacirdigim bir nokta varsa lutfen bildirin. Cok tesekkurler.</p>
<p>Can Cinbis</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
