<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Çanlar Kimin İçin Çalıyor ll yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 01:41:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>alperen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/#comment-13070</link>
		<dc:creator>alperen</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2008 11:04:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/#comment-13070</guid>
		<description>ABD ABD’YE KARŞI
ALPEREN GÜRBÜZER

   Amerika Amerika’ya karşı artık. Bu ülkede doğmak bir zaman onur kaynağı idi. 11 Eylül tufanından sonra her türden çeşitlilik rafa kaldırıldı, yaşamak işkence bu ülkede adeta.
   Demek ki; özgürlüğü ile övünen ülkede dışlanmakta varmış alın yazısında. Bu durum, ah nerde o eski günler dedirtecek cinsten acı verici, bir okadarda onur kırıcı. Bush yönetimi şimdiye kadar gelen iktidarların en berbatı cinsten. İşbaşına geldiğinden itibaren tüm yapıp ettikleri yıkıcılık üzerine kurulu, kendi ülkesini bile korkulu rüya haline getirmede mahir biri. Hele hele Afrika kökenli Amerikalılar ve müslüman ırklar için bu dönemde yaşamak adeta kâbus. Ki; siyah adam dedikleri Afrikalılar kuzey - güney savaşı ile birtakım haklarını çok çetin mücadeleler sonucu elde edebilmişlerdi.  Öyle ki; birzamanlar köle muamelesi bile görmüşlerdi, önlerine birdizi aşılmaz engeller konulmuşdu, bütün bunlara rağmen yılmadan, usanmadan hor görülüp çiçek açarak sonunda ötekileşmekten kurtuldukları gibi, seçilme hakkını kazanmayı da başarmışlardı. ABD, birkere derilerinin siyah olmasının asimilasyon açısından engel olduğunu, dolayısıyla Kızılderililer örneğinde olduğu gibi ehilleştirilmelerinin mümkün olamayacakları kanaatine geçde olsa nihayet fark edebilmişti. Bu gerçekler ışığında ülke içinde üvey evlat muamelesi görmelerine son verildi. Güzel bir gelişmeydi Amerika adına.  
      Ne varki; tarih tekerrürmü ediyor sanki ne. Bush şimdilerde Meksika ile ABD arasında set çekmeyi planlıyor. Oysa bu duvarlar çözüm olsaydı Çin Seddi ile Berlin duvarı uzun seneler asırlara meydan okuyabilirdi. Hani ne oldu, Berlin duvarının yıkılmasıyla birlikte görüldü ki; yer yerinden oynamadı, aksine Almanya gücüne güç kattı. Bush ise ülkesi içerisinde korku saldığı gibi, habire dünyanın dört bir yanını turlayıp bomba yağdırmakla oyalanıyor. Kendi kişisel egosuna bir nebze yararı olsa da, tarih onu asla affetmeyecektir. Bir yandan kimlikleri yok ediyor, diğer yandan kültürleri kuşatmaya çalışıyor, herşeyden öte insanı hiçe sayıyor. Eşyaya verdiği değeri insana vermiyor Bush..
       İkiz kulelerin yıkılmasıyla halkın her unsuru kendiliğinden Newyork’u kurtarmak için seferber oldular, ülkeleri ve insanlık adına. İşçisi, kaynakcısı, her türden meslek sahibi elinden ne geliyorsa yardım için koştular. Bush ve yönetimi ne yaptı dersiniz? Bu yardımsever insanlara yurtlarınıza evinize dönün işinize gücünüze bakın demedi, aksine mağazalara, eğlence yerlerine gidin, uçaklara bininki terörüstlere kim olduğumuzu gösterin telkinini yeğlediler. Bu verilen mesaj gayet açıktı, yüreklere su serpecek nitelikte değildi, verilen mesaj hayal kırıklığına uğratmıştı kitleleri, insana tüketici gözüyle bakılmıştı çünkü. Birkez daha Bush ve yönetiminin maskeleri düşmüştü, yardımsever ve fedakarca koşan insanların ruhunu çalmışlardı, halk nezdinde burukluk ve kırgınlığın yanısıra gelecek için umutlar boşa çıkmıştı üstelik.. Artık bu ülkede yaşamanın işkenceye dönüşeceğinin bu çağrı ile işaretlerini kendiliğinden elevermişti zaten. Gerçektende öyle oldu, su baskınında New Orleans’ın siyahî sakinleri evlerinin çatılarına çıkarak havada uçan uçaklara işaret ederek; bizi kurtarın imdadına kuşkuyla bakan pilotlar güya pusuya düşürüldüklerini sanarak, yetkililerin ölüm emri doğrultusunda üzerlerine ateş açıldı. Oysa bu insanlar şimdiye kadar yaşadıkları yerin kendilerine ait olduğunu sanıyorlardı, maalesef sürgün edildiler. Sel baskınında harap olan bu şehrin yeniden onarıldığında belkide Lasvegas çapında şehir olacak, ama geride kalan siyahlar hiçbir zaman beyazlarla aynı kategoride olmayacaklar, kendi öz yurdunda parya durumuna düşecekleri gibi ayırıma tabi tutulacaklar bu şehirde. Bu şehir ıssız artık, siyahlar için zindan şehir diyebiliriz, Katrina olayında olduğu gibi.
        Irkçılık ve ayırımcılık çağın en büyük vebası. Bush bu vebanın yeniden dirilmesini sağladı. Oysa, ABD bağrında taşıdığı renklerle anlam ifade ediyordu, bugünün Amerikası dünkü gibi değil, problemler yumağına dönmüş görünüm sergiliyor..Herşeyden önemlisi Bush var sahnede artık. Mağazada alışveriş yapan siyahlar beyazlar kadar itibar görmüyor eskisi kadar. Es kaza siyahî bir çocuk vitrinden birşeyler devirse çek elini seni pis siyah zenci diye hakarete maruz kalabiliyorlar, çünkü merhametini yitirmiş bir güvenlik ağı sözkonusu Amerikada. Fakat aynı şeyi bir beyaz yapsa önemi yok denilip bir bardak suda fırtına koparılmaz, olay hemen geçiştirilir.. Eşya zenciden daha değerli maalesef.. Sadece zenciler mi? Müslüman kimliğine sahip hertürden insan için ABD eskisi kadar güvenli olmayan ülke, onlarda ötekiler konumunda.
              Anlaşılıyor ki; Bush yönetimi devam ettikçe farklılıkların gün ışığına kavuşması bir hayli zor görünüyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ABD ABD’YE KARŞI<br />
ALPEREN GÜRBÜZER</p>
<p>   Amerika Amerika’ya karşı artık. Bu ülkede doğmak bir zaman onur kaynağı idi. 11 Eylül tufanından sonra her türden çeşitlilik rafa kaldırıldı, yaşamak işkence bu ülkede adeta.<br />
   Demek ki; özgürlüğü ile övünen ülkede dışlanmakta varmış alın yazısında. Bu durum, ah nerde o eski günler dedirtecek cinsten acı verici, bir okadarda onur kırıcı. Bush yönetimi şimdiye kadar gelen iktidarların en berbatı cinsten. İşbaşına geldiğinden itibaren tüm yapıp ettikleri yıkıcılık üzerine kurulu, kendi ülkesini bile korkulu rüya haline getirmede mahir biri. Hele hele Afrika kökenli Amerikalılar ve müslüman ırklar için bu dönemde yaşamak adeta kâbus. Ki; siyah adam dedikleri Afrikalılar kuzey - güney savaşı ile birtakım haklarını çok çetin mücadeleler sonucu elde edebilmişlerdi.  Öyle ki; birzamanlar köle muamelesi bile görmüşlerdi, önlerine birdizi aşılmaz engeller konulmuşdu, bütün bunlara rağmen yılmadan, usanmadan hor görülüp çiçek açarak sonunda ötekileşmekten kurtuldukları gibi, seçilme hakkını kazanmayı da başarmışlardı. ABD, birkere derilerinin siyah olmasının asimilasyon açısından engel olduğunu, dolayısıyla Kızılderililer örneğinde olduğu gibi ehilleştirilmelerinin mümkün olamayacakları kanaatine geçde olsa nihayet fark edebilmişti. Bu gerçekler ışığında ülke içinde üvey evlat muamelesi görmelerine son verildi. Güzel bir gelişmeydi Amerika adına.<br />
      Ne varki; tarih tekerrürmü ediyor sanki ne. Bush şimdilerde Meksika ile ABD arasında set çekmeyi planlıyor. Oysa bu duvarlar çözüm olsaydı Çin Seddi ile Berlin duvarı uzun seneler asırlara meydan okuyabilirdi. Hani ne oldu, Berlin duvarının yıkılmasıyla birlikte görüldü ki; yer yerinden oynamadı, aksine Almanya gücüne güç kattı. Bush ise ülkesi içerisinde korku saldığı gibi, habire dünyanın dört bir yanını turlayıp bomba yağdırmakla oyalanıyor. Kendi kişisel egosuna bir nebze yararı olsa da, tarih onu asla affetmeyecektir. Bir yandan kimlikleri yok ediyor, diğer yandan kültürleri kuşatmaya çalışıyor, herşeyden öte insanı hiçe sayıyor. Eşyaya verdiği değeri insana vermiyor Bush..<br />
       İkiz kulelerin yıkılmasıyla halkın her unsuru kendiliğinden Newyork’u kurtarmak için seferber oldular, ülkeleri ve insanlık adına. İşçisi, kaynakcısı, her türden meslek sahibi elinden ne geliyorsa yardım için koştular. Bush ve yönetimi ne yaptı dersiniz? Bu yardımsever insanlara yurtlarınıza evinize dönün işinize gücünüze bakın demedi, aksine mağazalara, eğlence yerlerine gidin, uçaklara bininki terörüstlere kim olduğumuzu gösterin telkinini yeğlediler. Bu verilen mesaj gayet açıktı, yüreklere su serpecek nitelikte değildi, verilen mesaj hayal kırıklığına uğratmıştı kitleleri, insana tüketici gözüyle bakılmıştı çünkü. Birkez daha Bush ve yönetiminin maskeleri düşmüştü, yardımsever ve fedakarca koşan insanların ruhunu çalmışlardı, halk nezdinde burukluk ve kırgınlığın yanısıra gelecek için umutlar boşa çıkmıştı üstelik.. Artık bu ülkede yaşamanın işkenceye dönüşeceğinin bu çağrı ile işaretlerini kendiliğinden elevermişti zaten. Gerçektende öyle oldu, su baskınında New Orleans’ın siyahî sakinleri evlerinin çatılarına çıkarak havada uçan uçaklara işaret ederek; bizi kurtarın imdadına kuşkuyla bakan pilotlar güya pusuya düşürüldüklerini sanarak, yetkililerin ölüm emri doğrultusunda üzerlerine ateş açıldı. Oysa bu insanlar şimdiye kadar yaşadıkları yerin kendilerine ait olduğunu sanıyorlardı, maalesef sürgün edildiler. Sel baskınında harap olan bu şehrin yeniden onarıldığında belkide Lasvegas çapında şehir olacak, ama geride kalan siyahlar hiçbir zaman beyazlarla aynı kategoride olmayacaklar, kendi öz yurdunda parya durumuna düşecekleri gibi ayırıma tabi tutulacaklar bu şehirde. Bu şehir ıssız artık, siyahlar için zindan şehir diyebiliriz, Katrina olayında olduğu gibi.<br />
        Irkçılık ve ayırımcılık çağın en büyük vebası. Bush bu vebanın yeniden dirilmesini sağladı. Oysa, ABD bağrında taşıdığı renklerle anlam ifade ediyordu, bugünün Amerikası dünkü gibi değil, problemler yumağına dönmüş görünüm sergiliyor..Herşeyden önemlisi Bush var sahnede artık. Mağazada alışveriş yapan siyahlar beyazlar kadar itibar görmüyor eskisi kadar. Es kaza siyahî bir çocuk vitrinden birşeyler devirse çek elini seni pis siyah zenci diye hakarete maruz kalabiliyorlar, çünkü merhametini yitirmiş bir güvenlik ağı sözkonusu Amerikada. Fakat aynı şeyi bir beyaz yapsa önemi yok denilip bir bardak suda fırtına koparılmaz, olay hemen geçiştirilir.. Eşya zenciden daha değerli maalesef.. Sadece zenciler mi? Müslüman kimliğine sahip hertürden insan için ABD eskisi kadar güvenli olmayan ülke, onlarda ötekiler konumunda.<br />
              Anlaşılıyor ki; Bush yönetimi devam ettikçe farklılıkların gün ışığına kavuşması bir hayli zor görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rumuzyok tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/#comment-13027</link>
		<dc:creator>Rumuzyok</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2008 09:30:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/06/canlar-kimin-icin-caliyor-ll/#comment-13027</guid>
		<description>Hindistan ABD'nin rakibi olan bir ülke değil; tam tersine ona gayet yakın duran bir ülke. ABD, Pakistan'a ve İran'a nükleer silahtan dolayı kuşkuyla bakarken, Hindistan'dan desteğini sakınmıyor. Çin'i dengeleyecek ülke gözüyle bakıyorlar Hindistan'a.

Bir de Hintli elitler Anglo-Sakson tedrisatından geçmişlerdir. Onun da bu yakınlıkta etkisi var.

Çok spekülatif bir yazı. Türkiye nasıl bu hengamede kazanç elde edecek? Üstelik ABD'yi bir kere 2003'te hayal kırıklığına uğratmışken.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan ABD&#8217;nin rakibi olan bir ülke değil; tam tersine ona gayet yakın duran bir ülke. ABD, Pakistan&#8217;a ve İran&#8217;a nükleer silahtan dolayı kuşkuyla bakarken, Hindistan&#8217;dan desteğini sakınmıyor. Çin&#8217;i dengeleyecek ülke gözüyle bakıyorlar Hindistan&#8217;a.</p>
<p>Bir de Hintli elitler Anglo-Sakson tedrisatından geçmişlerdir. Onun da bu yakınlıkta etkisi var.</p>
<p>Çok spekülatif bir yazı. Türkiye nasıl bu hengamede kazanç elde edecek? Üstelik ABD&#8217;yi bir kere 2003&#8242;te hayal kırıklığına uğratmışken.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
