<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Baykal Diyanet işleri başkanı olsun! yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/</link>
	<description>Grup platformu</description>
	<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 02:17:38 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
		<item>
		<title>Mustafa tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-20617</link>
		<dc:creator>Mustafa</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 10:15:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-20617</guid>
		<description>Tasawwuf felsefe degildir. 

Tasawwuf alimleri insanin kalbinde ilham yolu ile bilgilerin dogdugunu söylerler. Felsefe ise sistematik bir düsünce agidir. 

Baykal ve din

Baykalda bilir islamda basörtünün yeri oldugunu. Ama mesele o degil. Mesele kendisi fransiz ihtilalindeki kültür devriminin hala temellerini uygulamakta basrili olabilecegine inanmasidir. Fransizlar almanyadan ren nehrine kadar toprak koparmislardi. O zamanlar katolik ve protestan almanlara laikcilik ne demek diye kilise ve dini ayinlere saldirdilar hor gördüler ve aksi iddialar savundular millete empoze etmege calistilar. Hiristiyanlikta su yok bu yok gibi millete kendi "yorumlarini" bastirdilar. Baykalda bilir ama ideolojik saplanti varya....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tasawwuf felsefe degildir. </p>
<p>Tasawwuf alimleri insanin kalbinde ilham yolu ile bilgilerin dogdugunu söylerler. Felsefe ise sistematik bir düsünce agidir. </p>
<p>Baykal ve din</p>
<p>Baykalda bilir islamda basörtünün yeri oldugunu. Ama mesele o degil. Mesele kendisi fransiz ihtilalindeki kültür devriminin hala temellerini uygulamakta basrili olabilecegine inanmasidir. Fransizlar almanyadan ren nehrine kadar toprak koparmislardi. O zamanlar katolik ve protestan almanlara laikcilik ne demek diye kilise ve dini ayinlere saldirdilar hor gördüler ve aksi iddialar savundular millete empoze etmege calistilar. Hiristiyanlikta su yok bu yok gibi millete kendi &#8220;yorumlarini&#8221; bastirdilar. Baykalda bilir ama ideolojik saplanti varya&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bedestan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-15871</link>
		<dc:creator>Bedestan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 22:21:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-15871</guid>
		<description>Laikçiler Hrıstyan geleneğine daha yakın oldukları için midir bilinmez ruhban sınıflarından pek bir hoşlanıyorlar. Sınıf başkanı da Baykal olmuş, ne güzel. Ayda gülen adam yüzü olmaz diyenler büyük bir çıkmazda.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Laikçiler Hrıstyan geleneğine daha yakın oldukları için midir bilinmez ruhban sınıflarından pek bir hoşlanıyorlar. Sınıf başkanı da Baykal olmuş, ne güzel. Ayda gülen adam yüzü olmaz diyenler büyük bir çıkmazda.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Editör tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13026</link>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2008 09:12:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13026</guid>
		<description>Değerli Okurlar,

Bazen bir nedenle engellenenen yorumların altına not düşmek zorunda kalıyorduk. Bunun bir sebebi yorum kurallarına uygun olmayan yorumların sahibine engelleme sebebi ile ilgili bilgi vermekti.  Tabi bu yöntemin önemli bir sakıncasını olacağını hiç düşünmedik. Oysa bu kapalı, engelleme sebebine ilişkin genel ifade, diğer okuyucular nezdinde yanlış ya da maksadını çok aşan algılara yol açabilir.

Tabi bu yola tevessül etmemizin bir sebebi de şu. Okur uydurma bir mail veriyor, yorumunuz şu sebeple yayınlanmadı diye mail atıyorsunuz, ulaşmıyor. Biraz sonra “benim yorumum ne oldu” diye tekrar yorum geliyor, adres yine aynı uydurma adres. Bu kez yorumcuya bilgi vermek için bir yol kalmıyor.

Tüm bu sebeplerden dolayı &lt;a href="http://www.derindusunce.org/2008/03/05/yorum-kurallarina-iliskin-hatirlatma/" rel="nofollow"&gt;yorum kurallarına&lt;/a&gt; şu maddeyi koyduk:


&lt;blockquote&gt;
Mutlaka gerçek bir e-mail adresi kullanın. Bu yapılmadığında, ilgili yorum sahibine niçin yorumunun yayınlanmadığını açıklamak imkansız oluyor. Mecburen yorumun altına not düşmek durumunda kalıyoruz. Artık bunu yapmayacağız. Çünkü bu kapalı, yayınlanmama sebebine ilişkin genel ifade, diğer okuyucular nezdinde yorum sahibine yönelik yanlış ya da maksadını çok aşan algılara yol açma potansiyeline sahip. Gerçek bir e-mail adresi kullanmanızı bu sebeple istiyoruz. Görevli editör sorun halinde sizinle temasa geçecektir. Endişe etmeyin, mail adresleri gizli kalır. Eğer gerçek bir e-mail adresi kullanmaz yorumunuz da herhangi bir sebepten yayınlanmaz ise bunun nedenini öğrenme yolunuz kalmayacaktır.&lt;/blockquote&gt;



Bu yüzden yanlış algıya yolaçabilecek EDİTÖR notlarının yeraldığı yorumları siteden kaldıracağız. Konuyla alakalı en güncel başlık bu olduğundan buraya bu notu eklemek istedik.

Bu yöntemle haklarında yanlış yargılara yolaçmış olabileceğimiz okurlardan da özür dileriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Okurlar,</p>
<p>Bazen bir nedenle engellenenen yorumların altına not düşmek zorunda kalıyorduk. Bunun bir sebebi yorum kurallarına uygun olmayan yorumların sahibine engelleme sebebi ile ilgili bilgi vermekti.  Tabi bu yöntemin önemli bir sakıncasını olacağını hiç düşünmedik. Oysa bu kapalı, engelleme sebebine ilişkin genel ifade, diğer okuyucular nezdinde yanlış ya da maksadını çok aşan algılara yol açabilir.</p>
<p>Tabi bu yola tevessül etmemizin bir sebebi de şu. Okur uydurma bir mail veriyor, yorumunuz şu sebeple yayınlanmadı diye mail atıyorsunuz, ulaşmıyor. Biraz sonra “benim yorumum ne oldu” diye tekrar yorum geliyor, adres yine aynı uydurma adres. Bu kez yorumcuya bilgi vermek için bir yol kalmıyor.</p>
<p>Tüm bu sebeplerden dolayı <a href="http://www.derindusunce.org/2008/03/05/yorum-kurallarina-iliskin-hatirlatma/" rel="nofollow">yorum kurallarına</a> şu maddeyi koyduk:</p>
<blockquote><p>
Mutlaka gerçek bir e-mail adresi kullanın. Bu yapılmadığında, ilgili yorum sahibine niçin yorumunun yayınlanmadığını açıklamak imkansız oluyor. Mecburen yorumun altına not düşmek durumunda kalıyoruz. Artık bunu yapmayacağız. Çünkü bu kapalı, yayınlanmama sebebine ilişkin genel ifade, diğer okuyucular nezdinde yorum sahibine yönelik yanlış ya da maksadını çok aşan algılara yol açma potansiyeline sahip. Gerçek bir e-mail adresi kullanmanızı bu sebeple istiyoruz. Görevli editör sorun halinde sizinle temasa geçecektir. Endişe etmeyin, mail adresleri gizli kalır. Eğer gerçek bir e-mail adresi kullanmaz yorumunuz da herhangi bir sebepten yayınlanmaz ise bunun nedenini öğrenme yolunuz kalmayacaktır.</p></blockquote>
<p>Bu yüzden yanlış algıya yolaçabilecek EDİTÖR notlarının yeraldığı yorumları siteden kaldıracağız. Konuyla alakalı en güncel başlık bu olduğundan buraya bu notu eklemek istedik.</p>
<p>Bu yöntemle haklarında yanlış yargılara yolaçmış olabileceğimiz okurlardan da özür dileriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Erkan tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13014</link>
		<dc:creator>Erkan</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 21:30:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13014</guid>
		<description>Gerçekten kim düşünmüşse cok eğlendim cok güldüm teşekkür ederim fikirlerimleri tamamını yazmışsnız :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekten kim düşünmüşse cok eğlendim cok güldüm teşekkür ederim fikirlerimleri tamamını yazmışsnız :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>knz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13012</link>
		<dc:creator>knz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 21:09:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-13012</guid>
		<description>biz burada kadınlar sakınmasın diye  konuşmadık ki,..

erkekle kadın arasında ortaya çıkan ve kadının yaşam tercihini erkeklere göre kısıtlayan nedenleri sorguladık.

insan doğasına aykırı görüşleriniz elbette eleştirilecektir. ve hele bu görüşleriniz ait olduğunu iddia ettiğiniz dinle çeliştiğinde elbet bu yüzünüze vurulacaktır.

şimdi suat beyin dediği, rekalm panolarını
kadınların doldurduğu görüşü dönemsel bir özelliktir. 10 sene önce erkekler daha azdı, şimdi erkekler de kadınlar kadar geniş yer almakta.

kuranda yusuf suresini okuduğumuzda bunu anlıyoruz. o örnekte iktidar sorgulanıyor, 
kim güç ve iktidar sahibi ise,paranın ve mülkün sahibi ise o toplumda kültürü oluştutuluyor, ve diğer cins üzerinde azgınlık yapmayı kendinde hak görüyor. Nitekim yusuf suresinde tacize uğrayan bir erkektir.

Yine Bugün 50 yaşında bekar alman kadın geliyor, 20 lik anadolu delikanlısını nikahlayıp almanyaya götürüyor.

Erkeklerin egemen olduğu bir toplulukta kültür de öyle şekileniyor. Dünyadaki toplam mülkün belki %80 erkekler üzerinde.

konuyu bulandırmaya gerek yok. bir kadınla bir erkek deniz kenarında gittiğinde, çay bahçesine gittiğinde veya bir konferans salonunda kadını erkekğin yaşam şartlarına göre yaşamını kısıtlayan hiçbir neden yoktur.

kadın bileği, parmakları, boyun veya kulağı veya dudakları veya saçlarının fizlojik olarak bir erkekten farkı yoktur.

hele hele kulağımız duymak içindir.

kadınla erkeğin fizyolojik tek farkı avret yerleri ve kadında göğüs dekoltesidir.

Bunun dışında giyimiz tamamen kültüreldir.
ve coğrafidir . ve bir toplumda erkek neyse,
kadında aynı sorumluğa sahiptir.

kuran yusufa birşey demez. ama o kadınlar gözlerini sakınmalı değil miydi ?  

gözlerini sakınmak insana ( &lt;em&gt;kadın veya erkek değil) &lt;/em&gt;düşer.

Bir erkek saçlarına jöle sürüyor. bir erkek çıplak bedene deri yelek giyior. bir erkek gitarının teline basarken gögüsünü kabartıyor,
bir erkek hindi gibi kabarıyor.

fakat ilmihal kitapları hep kadın hakkında konuşuyor.

saldırıya uğradığında kadın suçlu,
saldıran olunca yine kadın suçlu.

bakın yeniden yazdım. önemli olan üslup değil ne söylendiğidir.

da vinci ile ilgili gelişmeleri kendisinin sitesinden takip edeceğim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>biz burada kadınlar sakınmasın diye  konuşmadık ki,..</p>
<p>erkekle kadın arasında ortaya çıkan ve kadının yaşam tercihini erkeklere göre kısıtlayan nedenleri sorguladık.</p>
<p>insan doğasına aykırı görüşleriniz elbette eleştirilecektir. ve hele bu görüşleriniz ait olduğunu iddia ettiğiniz dinle çeliştiğinde elbet bu yüzünüze vurulacaktır.</p>
<p>şimdi suat beyin dediği, rekalm panolarını<br />
kadınların doldurduğu görüşü dönemsel bir özelliktir. 10 sene önce erkekler daha azdı, şimdi erkekler de kadınlar kadar geniş yer almakta.</p>
<p>kuranda yusuf suresini okuduğumuzda bunu anlıyoruz. o örnekte iktidar sorgulanıyor,<br />
kim güç ve iktidar sahibi ise,paranın ve mülkün sahibi ise o toplumda kültürü oluştutuluyor, ve diğer cins üzerinde azgınlık yapmayı kendinde hak görüyor. Nitekim yusuf suresinde tacize uğrayan bir erkektir.</p>
<p>Yine Bugün 50 yaşında bekar alman kadın geliyor, 20 lik anadolu delikanlısını nikahlayıp almanyaya götürüyor.</p>
<p>Erkeklerin egemen olduğu bir toplulukta kültür de öyle şekileniyor. Dünyadaki toplam mülkün belki %80 erkekler üzerinde.</p>
<p>konuyu bulandırmaya gerek yok. bir kadınla bir erkek deniz kenarında gittiğinde, çay bahçesine gittiğinde veya bir konferans salonunda kadını erkekğin yaşam şartlarına göre yaşamını kısıtlayan hiçbir neden yoktur.</p>
<p>kadın bileği, parmakları, boyun veya kulağı veya dudakları veya saçlarının fizlojik olarak bir erkekten farkı yoktur.</p>
<p>hele hele kulağımız duymak içindir.</p>
<p>kadınla erkeğin fizyolojik tek farkı avret yerleri ve kadında göğüs dekoltesidir.</p>
<p>Bunun dışında giyimiz tamamen kültüreldir.<br />
ve coğrafidir . ve bir toplumda erkek neyse,<br />
kadında aynı sorumluğa sahiptir.</p>
<p>kuran yusufa birşey demez. ama o kadınlar gözlerini sakınmalı değil miydi ?  </p>
<p>gözlerini sakınmak insana ( <em>kadın veya erkek değil) </em>düşer.</p>
<p>Bir erkek saçlarına jöle sürüyor. bir erkek çıplak bedene deri yelek giyior. bir erkek gitarının teline basarken gögüsünü kabartıyor,<br />
bir erkek hindi gibi kabarıyor.</p>
<p>fakat ilmihal kitapları hep kadın hakkında konuşuyor.</p>
<p>saldırıya uğradığında kadın suçlu,<br />
saldıran olunca yine kadın suçlu.</p>
<p>bakın yeniden yazdım. önemli olan üslup değil ne söylendiğidir.</p>
<p>da vinci ile ilgili gelişmeleri kendisinin sitesinden takip edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12985</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 20:49:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12985</guid>
		<description>Zihni bey,
O son,sizin yazdıklarınıza cevap vermenin tamamlandığını belirten "son" demekti,(yaz yaz bitmiyordan hatırlayın)siz cevap vermeyin bu konu benim yazdığımla bitecek demek değildi ki!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zihni bey,<br />
O son,sizin yazdıklarınıza cevap vermenin tamamlandığını belirten &#8220;son&#8221; demekti,(yaz yaz bitmiyordan hatırlayın)siz cevap vermeyin bu konu benim yazdığımla bitecek demek değildi ki!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>zihni tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12983</link>
		<dc:creator>zihni</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 18:26:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12983</guid>
		<description>Ç-Z Hanım,

Son mesajnızı “son”landırdığınız için, cevap yazmayı uygun bulmazdım ama, yazılarınızın arasındaki bazı sorularınız garip kalmış. Bunlar yalnızlıktan sıkılmasın diye, onlara yoldaş bırakmayı uygun buluyorum  ve sizi de tekrar cevap vermeye zorlamamaya özen göstererek, ben de son veriyorum. 

Ayrıca, “4=1” konusyla asıl konuyu değiştirmek istemiyorum, yeni kıvılcım çakmanıza rağmen…

&lt;b&gt;insanı merkeze almayan onu araçsallaştıran,yardımcı öğe kabul eden hiçbir gelişim “uygarlık” olarak kabul edilemez&lt;/b&gt;

Herkesin uygarlığı kendine güzeldir de, biz burada uygarlık anlayışımızı yarıştırıyoruz değil mi? 2. ve 3. paragrafınızda sizinle aynı düşünüyorum. Asıl sorun, hangimizin hayat felsefesi  şiddete daha az el verişli, onu anlamaktır.

&lt;b&gt;Kapitalist ahlak demişsiniz böyle bir tanımın doğruluğuna inanmıyorum ancak “ahlaklı kapitalizm” (yada sizin tanımınızla “uygar”)söz konusu olabilir.&lt;/b&gt;

“id” tatminini başkalarının acı çekmesine rağmen doğal hak sayan ahlak kapşitalist ahlak değil midir? Daha açıkçası, servetin ihtiyaçtan ötesindeki miktarıyla,  insanlar üzerinde egemenlik kurma saplantısını kapitalist ahlak olarak tanımlıyorum.

&lt;b&gt;Akıl,bilim,.x.?uygarlık çıtası yükseltildikçe ters orantılı olarak azalması gereken ”vahşilik” neden azalmamış da sadece kılıf,isim değiştirip teknolojik nitelik kazanmıştır.Elde edilen sonuçların “vahşice” kullanılmasına sebep,ahlak anlayışının yozlaştırılması,dinin tarihten silinmeye çalışılması olabilir mi?&lt;/b&gt;

Hayır efendim olamaz. Çünkü, tarih, (komünal toplumdan sonrası,)  tamamen dinler+güç+servet egemenliğinin hikayesiyle örülü. Bu 3 kardeşin (ya da ortağın) egemenliğine direnme gücü, reform-rönesans ve sanayileşmenin doğurduğu fırsatlarla yakalanabilmiş.  Ama, iktidar olamamış.  Bir de, Şu an tarihin mirası üzerinde oturan ilkel çağdaşlara muhalefet olarak sürdürmektedir varlığını. 

&lt;b&gt;“İd” yok edilemiyorsa ve hatta var olmak için ihtiyaç duyulan tetikleyicilerden biriyse bazı ahlaki normlar “4000” yıl geçse de değiştirilemez zira ” insan olmaya yapışıktır&lt;/b&gt;

“id”i yok etme gibi bir düşüncemiz yok. “ego ve süper ego” insan ilişkilerinde gereken işlevi yapacaktır. “id” bastılırldığı zaman, ne türban gibi bir örtüye, ne de sendikalar gibi bir karşı kuvvete ihtiyaç olacaktır.
&lt;b&gt;Nasıl?&lt;/b&gt; diye soruyla gelen yorumlarınızı şaka olarak kabul ediyorum. Çünkü, içinde demagoji ağırlık kazanıyor:))

&lt;b&gt;Ama ben tekrar soracağım bilim adamı olmak için din terk edilmek zorunda mıdır? Dine inanan bir bilim adamı olamaz mı? İnanmışlığı zaten bir felsefe süzgecinden geçirmiş olduğuna işaret etmez mi?&lt;/b&gt;

“dine inanmak ve allaha inanmak” bu yazım hatalarını ben de çok yapıyorum, ama tekrar  okuduktan sonra farkediyorum.
Evet, “dini inancı olan” bilim adamı olamaz mı? Olur elbette. Var da.. ama, bilimi dini emrine veren bilim adamı newtonlaşır ancak:)) işini allha havele eder v e kenara çeklilir:)) 

İnancını felsefe süzgecinden geçiren bilim adamı (ya da herhangi biri) o inancın öğretilerine karşı şüpheciliği de işlettiğinde, o inanç ile kavgalı hale gelir. Sonra ayıkla taşın pirincini.

&lt;b&gt;Bilimin “vahşileşmesine” nasıl engel olacaksınız,yasakları arttırarak mı?
Mesajınız çok açık olarak alındı;tahrik mahrik bahane amaç dini tarihe gömmek.&lt;/b&gt;

Doğayı,  adaletli ve temel haklarada eşitlik kurallarını acımasız işleteterek. Ve sonra, insandaki “id” dürtüsünü tamamen pasifleştirdikten sonra, yüksek uygarlığın ivmesi, otomatiğe alınmış olacaktır.
Amaç dini tarihe gömmek değil, o sadece araçtır. Tıpkı Başbakanın (bir zamanlar) demokrasi şeriat yolunda bir araçtır” demesi gibi.

&lt;b&gt;dokunulmazlık kadar saçma korku ürünü bir sınıflama gayreti düşünemiyorum.&lt;/b&gt;

“dokunulmazlık” bir sınıflama değil, bir atlama  çıtadır. Ama bu günkü (suç işleme ayruıcalığı) anlamda değil.  Bie çeşit özgürlüktür dokunulmazlık Hedef, tüm insanların ideal özgürlük ehliyetine sahip olamsını sağlamak…

1.	&lt;b&gt;S O N :-)) eğlenceliydi,gerçekten ..teşekkürler.&lt;/b&gt;

Benden de teşekkürler ve de kesin SON</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ç-Z Hanım,</p>
<p>Son mesajnızı “son”landırdığınız için, cevap yazmayı uygun bulmazdım ama, yazılarınızın arasındaki bazı sorularınız garip kalmış. Bunlar yalnızlıktan sıkılmasın diye, onlara yoldaş bırakmayı uygun buluyorum  ve sizi de tekrar cevap vermeye zorlamamaya özen göstererek, ben de son veriyorum. </p>
<p>Ayrıca, “4=1” konusyla asıl konuyu değiştirmek istemiyorum, yeni kıvılcım çakmanıza rağmen…</p>
<p><b>insanı merkeze almayan onu araçsallaştıran,yardımcı öğe kabul eden hiçbir gelişim “uygarlık” olarak kabul edilemez</b></p>
<p>Herkesin uygarlığı kendine güzeldir de, biz burada uygarlık anlayışımızı yarıştırıyoruz değil mi? 2. ve 3. paragrafınızda sizinle aynı düşünüyorum. Asıl sorun, hangimizin hayat felsefesi  şiddete daha az el verişli, onu anlamaktır.</p>
<p><b>Kapitalist ahlak demişsiniz böyle bir tanımın doğruluğuna inanmıyorum ancak “ahlaklı kapitalizm” (yada sizin tanımınızla “uygar”)söz konusu olabilir.</b></p>
<p>“id” tatminini başkalarının acı çekmesine rağmen doğal hak sayan ahlak kapşitalist ahlak değil midir? Daha açıkçası, servetin ihtiyaçtan ötesindeki miktarıyla,  insanlar üzerinde egemenlik kurma saplantısını kapitalist ahlak olarak tanımlıyorum.</p>
<p><b>Akıl,bilim,.x.?uygarlık çıtası yükseltildikçe ters orantılı olarak azalması gereken ”vahşilik” neden azalmamış da sadece kılıf,isim değiştirip teknolojik nitelik kazanmıştır.Elde edilen sonuçların “vahşice” kullanılmasına sebep,ahlak anlayışının yozlaştırılması,dinin tarihten silinmeye çalışılması olabilir mi?</b></p>
<p>Hayır efendim olamaz. Çünkü, tarih, (komünal toplumdan sonrası,)  tamamen dinler+güç+servet egemenliğinin hikayesiyle örülü. Bu 3 kardeşin (ya da ortağın) egemenliğine direnme gücü, reform-rönesans ve sanayileşmenin doğurduğu fırsatlarla yakalanabilmiş.  Ama, iktidar olamamış.  Bir de, Şu an tarihin mirası üzerinde oturan ilkel çağdaşlara muhalefet olarak sürdürmektedir varlığını. </p>
<p><b>“İd” yok edilemiyorsa ve hatta var olmak için ihtiyaç duyulan tetikleyicilerden biriyse bazı ahlaki normlar “4000” yıl geçse de değiştirilemez zira ” insan olmaya yapışıktır</b></p>
<p>“id”i yok etme gibi bir düşüncemiz yok. “ego ve süper ego” insan ilişkilerinde gereken işlevi yapacaktır. “id” bastılırldığı zaman, ne türban gibi bir örtüye, ne de sendikalar gibi bir karşı kuvvete ihtiyaç olacaktır.<br />
<b>Nasıl?</b> diye soruyla gelen yorumlarınızı şaka olarak kabul ediyorum. Çünkü, içinde demagoji ağırlık kazanıyor:))</p>
<p><b>Ama ben tekrar soracağım bilim adamı olmak için din terk edilmek zorunda mıdır? Dine inanan bir bilim adamı olamaz mı? İnanmışlığı zaten bir felsefe süzgecinden geçirmiş olduğuna işaret etmez mi?</b></p>
<p>“dine inanmak ve allaha inanmak” bu yazım hatalarını ben de çok yapıyorum, ama tekrar  okuduktan sonra farkediyorum.<br />
Evet, “dini inancı olan” bilim adamı olamaz mı? Olur elbette. Var da.. ama, bilimi dini emrine veren bilim adamı newtonlaşır ancak:)) işini allha havele eder v e kenara çeklilir:)) </p>
<p>İnancını felsefe süzgecinden geçiren bilim adamı (ya da herhangi biri) o inancın öğretilerine karşı şüpheciliği de işlettiğinde, o inanç ile kavgalı hale gelir. Sonra ayıkla taşın pirincini.</p>
<p><b>Bilimin “vahşileşmesine” nasıl engel olacaksınız,yasakları arttırarak mı?<br />
Mesajınız çok açık olarak alındı;tahrik mahrik bahane amaç dini tarihe gömmek.</b></p>
<p>Doğayı,  adaletli ve temel haklarada eşitlik kurallarını acımasız işleteterek. Ve sonra, insandaki “id” dürtüsünü tamamen pasifleştirdikten sonra, yüksek uygarlığın ivmesi, otomatiğe alınmış olacaktır.<br />
Amaç dini tarihe gömmek değil, o sadece araçtır. Tıpkı Başbakanın (bir zamanlar) demokrasi şeriat yolunda bir araçtır” demesi gibi.</p>
<p><b>dokunulmazlık kadar saçma korku ürünü bir sınıflama gayreti düşünemiyorum.</b></p>
<p>“dokunulmazlık” bir sınıflama değil, bir atlama  çıtadır. Ama bu günkü (suç işleme ayruıcalığı) anlamda değil.  Bie çeşit özgürlüktür dokunulmazlık Hedef, tüm insanların ideal özgürlük ehliyetine sahip olamsını sağlamak…</p>
<p>1.	<b>S O N :-)) eğlenceliydi,gerçekten ..teşekkürler.</b></p>
<p>Benden de teşekkürler ve de kesin SON</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ç-Z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12978</link>
		<dc:creator>Ç-Z</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 16:18:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12978</guid>
		<description>Zihni bey,

&lt;em&gt;Bilim adamı din bilgini midir? Din bilgini de bilim adamı mıdır?&lt;/em&gt;
&lt;strong&gt;Dinin laboratuarı mı var, deneyi mi var,&lt;/strong&gt; 
Evet,Hayat ve yaşanmışlıklar :-)Gönüllü deneği bu kadar fazla olan başka izlenebilir bir örnek gördünüz mü?

&lt;strong&gt;Asırlardır, toplumların iliğine işlemiş din kültürün, özellikle günümüzde politik yüzünü bilmek için din bilgini olmaya gerek var mıdır?&lt;/strong&gt; 
Nerde şimdi sizin şu ilkel “id”.Kapitalizme hizmet ederken din’i atlayıvermiş demek ki?Çok ayrımcı çokk,neden adil davranmamış ki?

&lt;strong&gt;Diyelim ki vardır; toplum hayatına hakim kılmaya çalışıldığında, bilim adamı ve diğer düşünürler kalıbıyla yutmak zorunda mıdırlar, yoksa felsefe süzgecinden geçirme hakları var mıdır?&lt;/strong&gt;

Siz dini yutulması gereken bir kalıp içinde düşünüyorsanız elbette dediğinizde kendi açınızdan haklı olacaksınız.Ama ben tekrar soracağım bilim adamı olmak için din terk edilmek zorunda mıdır?Dine inanan bir bilim adamı olamaz mı?İnanmışlığı zaten bir felsefe süzgecinden geçirmiş olduğuna işaret etmez mi?

&lt;em&gt;Bilim adamından politikacı olur ama din adamından politikacı olmaz diyen bir “laik” sistemi koruma altına alan anaysamız yok mu?&lt;/em&gt;
&lt;strong&gt;Var evet, neden var? Din adamının anayasasıyla, bilim adamının anayasası barışık değilidir de ondan.&lt;/strong&gt; 
Baykal’ın bir siyasetçi olarak Kur'an’a bakıp örtünmek burada yer almıyor fetvasını vermesinden bahsediyoruz.Konu başlığına dikkatinizi çekerim.Şimdi bunu nasıl anlayalım;bilim adamı=siyasetçi=din adamı şeklinde mi?

&lt;strong&gt;Birinin özü diğerini yok etmek üzerine kuruludur da ondan.&lt;/strong&gt;
Bilim adamı baykal dini yok etmek için Kur'an'a mı bakmış oluyor şimdi?Yoksa siyasetçi Baykal din anaysasına mı danışmış oluyor?
 
Evet,maalesef problem burada zaten YOK etmek.Ama dinin özünde insanı,“eşref-i mahlukat” olarak VAR etmek var!

&lt;strong&gt;Hangisinden yanasınız derseniz; dinler tarihi miadını doldurmuştur, günahıyla sevabıyla tarihe gömülmelidir, acısıyla tatlısıyla insanlık tarihinin kutsal bir anısı olarak kalmalıdır.&lt;/strong&gt; 
Günümüzde hüküm sürmeye çalışan “Vahşi” yada “ilkel” uygarlıktan mı bahsetmiştiniz siz?

&lt;strong&gt;Şimdi sıra bilimler egemenilğinde olacaktır.&lt;/strong&gt; 
Bilimin “vahşileşmesine” nasıl engel olacaksınız,yasakları arttırarak mı?
Mesajınız çok açık olarak alındı;tahrik mahrik bahane amaç dini tarihe gömmek.

&lt;strong&gt;Vermemiz gereken mücadele ise, doğayı egemenlik altına alarak, “vahşi” etkenlerden kurtarmak olmalıdır.&lt;/strong&gt;

NASIL?Dini gömdük yaşasın Çakra!

&lt;strong&gt;Deniz Baykalcı değilim ama, bir sosyalist olarak, siyasal bilimler doçenti olan bir insana konu yasağı koymak çok gülünç geliyor bana.&lt;/strong&gt;

Hani laiktik,din kullanılarak siyaset yapılamazdı?Muhafazakar Erdoğan şimdi Kuran’ı açıp fetva verebilir mi yoksa önce doçent mi olması gerek?Nasıl yani en iyi politikacılar bilim adamları mıdır?Ok ,o halde devlet idaresini YÖK'e bırakalım,ne dersiniz?Dini nasılsa gömdünüz!

&lt;em&gt;Siyaset yapıyor olması yeterli nedeniz olmalı bence.&lt;/em&gt;
&lt;strong&gt;Din konusunu politikacının ayağına sürerlerse, politikacı da onunla oynamak zorunda kalır.&lt;/strong&gt;
Eğitim hakkı tanımamak için “dini” gerekçe gösteren prof.larımız hangi topla oynuyor?Başı açık kızlarımıza baskı yaparlar ve laiklik elden gider?Neden?Din,anılarda kalması gereken,din.

&lt;strong&gt;Bilim adamlarının öncelikle, politikacıların da onlardan sonra, düşünce üretme ve onu yayma dokunulmazlığının ÖNCELİĞİNDEN yanayım. Daha sonra diğerleri gelmeli dokunulmazlıkta&lt;/strong&gt;
 
Dedim yeni yönetim sistemimiz sayenizde belli oldu YÖK.Hazır siz 4=1 dediğinize göre,biraz daha halkı cahil bırakıp bazılarına da bol keseden unvan dağıtırsak bu iş olmuştur ama bir dakika bu kadar zahmete ne gerek var ki,düşünce üretme ve  yayma dokunulmazlığına sahip olan insanların “seçilmesi” gibi bir saçmalık düşünülemez bile,iktidar onların en doğal hakkı olmalı.

Çok şükür sizin gibi düşünenler çoğunlukta değil yoksa ari ırk yaratmak adına kafa taslarımız bile bilim adamlarınca ölçülüyor olurdu.
Abartı bir tarafa dokunulmazlık kadar saçma korku ürünü bir sınıflama gayreti düşünemiyorum.

&lt;strong&gt;Din konusunu konuşmak için nerden ehliyet almak gerekir ki?&lt;/strong&gt;
Miadını doldurduğuna inandığınız bir şey için “ehliyet alınacak” yer sormanız ilginç olmuş.Şuna gömmek için nerden kazma kürek alırım dite soruyorum deseydiniz ya!

Konuşmak(işkembe-i Kübra’dan sallamak) için ehliyete gerek yok ama dini konu etmek için ehliyet, bilmek,bilginin adresi zaten malum.

&lt;strong&gt;“dini konu etmek” ve dini konuşmak” güzel bir espri olarak alıyorum bunu…ve eleştirel yaklaşımlarınızın ruhunu özetliyor gibi..&lt;/strong&gt;

Nasıl algılayabildiyseniz,elbetteki ancak size ait bir yorum ...

            &lt;strong&gt;S O N&lt;/strong&gt; :-)) eğlenceliydi,gerçekten ..teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zihni bey,</p>
<p><em>Bilim adamı din bilgini midir? Din bilgini de bilim adamı mıdır?</em><br />
<strong>Dinin laboratuarı mı var, deneyi mi var,</strong><br />
Evet,Hayat ve yaşanmışlıklar :-)Gönüllü deneği bu kadar fazla olan başka izlenebilir bir örnek gördünüz mü?</p>
<p><strong>Asırlardır, toplumların iliğine işlemiş din kültürün, özellikle günümüzde politik yüzünü bilmek için din bilgini olmaya gerek var mıdır?</strong><br />
Nerde şimdi sizin şu ilkel “id”.Kapitalizme hizmet ederken din’i atlayıvermiş demek ki?Çok ayrımcı çokk,neden adil davranmamış ki?</p>
<p><strong>Diyelim ki vardır; toplum hayatına hakim kılmaya çalışıldığında, bilim adamı ve diğer düşünürler kalıbıyla yutmak zorunda mıdırlar, yoksa felsefe süzgecinden geçirme hakları var mıdır?</strong></p>
<p>Siz dini yutulması gereken bir kalıp içinde düşünüyorsanız elbette dediğinizde kendi açınızdan haklı olacaksınız.Ama ben tekrar soracağım bilim adamı olmak için din terk edilmek zorunda mıdır?Dine inanan bir bilim adamı olamaz mı?İnanmışlığı zaten bir felsefe süzgecinden geçirmiş olduğuna işaret etmez mi?</p>
<p><em>Bilim adamından politikacı olur ama din adamından politikacı olmaz diyen bir “laik” sistemi koruma altına alan anaysamız yok mu?</em><br />
<strong>Var evet, neden var? Din adamının anayasasıyla, bilim adamının anayasası barışık değilidir de ondan.</strong><br />
Baykal’ın bir siyasetçi olarak Kur&#8217;an’a bakıp örtünmek burada yer almıyor fetvasını vermesinden bahsediyoruz.Konu başlığına dikkatinizi çekerim.Şimdi bunu nasıl anlayalım;bilim adamı=siyasetçi=din adamı şeklinde mi?</p>
<p><strong>Birinin özü diğerini yok etmek üzerine kuruludur da ondan.</strong><br />
Bilim adamı baykal dini yok etmek için Kur&#8217;an&#8217;a mı bakmış oluyor şimdi?Yoksa siyasetçi Baykal din anaysasına mı danışmış oluyor?</p>
<p>Evet,maalesef problem burada zaten YOK etmek.Ama dinin özünde insanı,“eşref-i mahlukat” olarak VAR etmek var!</p>
<p><strong>Hangisinden yanasınız derseniz; dinler tarihi miadını doldurmuştur, günahıyla sevabıyla tarihe gömülmelidir, acısıyla tatlısıyla insanlık tarihinin kutsal bir anısı olarak kalmalıdır.</strong><br />
Günümüzde hüküm sürmeye çalışan “Vahşi” yada “ilkel” uygarlıktan mı bahsetmiştiniz siz?</p>
<p><strong>Şimdi sıra bilimler egemenilğinde olacaktır.</strong><br />
Bilimin “vahşileşmesine” nasıl engel olacaksınız,yasakları arttırarak mı?<br />
Mesajınız çok açık olarak alındı;tahrik mahrik bahane amaç dini tarihe gömmek.</p>
<p><strong>Vermemiz gereken mücadele ise, doğayı egemenlik altına alarak, “vahşi” etkenlerden kurtarmak olmalıdır.</strong></p>
<p>NASIL?Dini gömdük yaşasın Çakra!</p>
<p><strong>Deniz Baykalcı değilim ama, bir sosyalist olarak, siyasal bilimler doçenti olan bir insana konu yasağı koymak çok gülünç geliyor bana.</strong></p>
<p>Hani laiktik,din kullanılarak siyaset yapılamazdı?Muhafazakar Erdoğan şimdi Kuran’ı açıp fetva verebilir mi yoksa önce doçent mi olması gerek?Nasıl yani en iyi politikacılar bilim adamları mıdır?Ok ,o halde devlet idaresini YÖK&#8217;e bırakalım,ne dersiniz?Dini nasılsa gömdünüz!</p>
<p><em>Siyaset yapıyor olması yeterli nedeniz olmalı bence.</em><br />
<strong>Din konusunu politikacının ayağına sürerlerse, politikacı da onunla oynamak zorunda kalır.</strong><br />
Eğitim hakkı tanımamak için “dini” gerekçe gösteren prof.larımız hangi topla oynuyor?Başı açık kızlarımıza baskı yaparlar ve laiklik elden gider?Neden?Din,anılarda kalması gereken,din.</p>
<p><strong>Bilim adamlarının öncelikle, politikacıların da onlardan sonra, düşünce üretme ve onu yayma dokunulmazlığının ÖNCELİĞİNDEN yanayım. Daha sonra diğerleri gelmeli dokunulmazlıkta</strong></p>
<p>Dedim yeni yönetim sistemimiz sayenizde belli oldu YÖK.Hazır siz 4=1 dediğinize göre,biraz daha halkı cahil bırakıp bazılarına da bol keseden unvan dağıtırsak bu iş olmuştur ama bir dakika bu kadar zahmete ne gerek var ki,düşünce üretme ve  yayma dokunulmazlığına sahip olan insanların “seçilmesi” gibi bir saçmalık düşünülemez bile,iktidar onların en doğal hakkı olmalı.</p>
<p>Çok şükür sizin gibi düşünenler çoğunlukta değil yoksa ari ırk yaratmak adına kafa taslarımız bile bilim adamlarınca ölçülüyor olurdu.<br />
Abartı bir tarafa dokunulmazlık kadar saçma korku ürünü bir sınıflama gayreti düşünemiyorum.</p>
<p><strong>Din konusunu konuşmak için nerden ehliyet almak gerekir ki?</strong><br />
Miadını doldurduğuna inandığınız bir şey için “ehliyet alınacak” yer sormanız ilginç olmuş.Şuna gömmek için nerden kazma kürek alırım dite soruyorum deseydiniz ya!</p>
<p>Konuşmak(işkembe-i Kübra’dan sallamak) için ehliyete gerek yok ama dini konu etmek için ehliyet, bilmek,bilginin adresi zaten malum.</p>
<p><strong>“dini konu etmek” ve dini konuşmak” güzel bir espri olarak alıyorum bunu…ve eleştirel yaklaşımlarınızın ruhunu özetliyor gibi..</strong></p>
<p>Nasıl algılayabildiyseniz,elbetteki ancak size ait bir yorum &#8230;</p>
<p>            <strong>S O N</strong> :-)) eğlenceliydi,gerçekten ..teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ç-Z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12975</link>
		<dc:creator>Ç-Z</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 15:05:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12975</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Zihni bey,
&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz. /zihni&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;Tahrik olmak insanın doğasında vardır elbette.

oraya zampara kılığında gelmeyi ilkellik saydığında, . İşte o zaman, alt beyin frene basacaktır.

Balatası aşınmış alt beyinlerden bunu bekleyemeyiz.

tahrik olanın fren ayarını yapmak daha adilce olacaktır.&lt;/strong&gt;

Nasıl?

Yaz sezonunun gelmesini  ve sokakları plaja çevirerek mi?
Madem örtünerek kadınların kendisini kısıtlaması haksızlık,o halde hep beraber bikinilerimizi giyelim,saçtan,elden,kulaktan,bilekten,göğüsten tahrik olan,plaj deneyimi kısıtlı olan erkeklere fırsat tanımış olalım ki sexin mekanının özel bir yer olduğunu anlayabilsinler.
İlginç bir sorun çözme tekniği,haklısınız tüm adınların amacı zaten bazı frene basamayan erkekleri eğitmek olmalı. :-))Yaşasın nüizm(kelimenin doğruluğundan emin değilim) öyle bir akım vardı sanırım kendilerine çıplaklar kampı adı altında bir alan sa tahsis edilmişti yanılmıyorsam hatta sokaklarda dolaşanları da vardı bir ara,ne oldu o akım?

Çocuk utanma duygusuna siz, telkinde bulunup bir form vermeden  önce sahiptir.Neden?
Ve neden bu utanma duygusu,çocuğun cinsel kimliğini keşfetmesiyle beraber başlar?
Bu sizce doğal fren olabilir mi?Örtünmek de bu frenin doğal bir uzantısı kabul edilebilir mi? 

Sexin mekanını öğrenmek için plaja gitmeye ne gerek var,siz tahrik olmayı engeleyecek fren 

&lt;strong&gt;Toplumsallaşabilmenin asıl erdemi hatta yasası, başkalarını mutsuz edebiliecek hamleyi kontrol edebilme kapasitesinin adı olmalıdır.&lt;/strong&gt;

Bırakın o halde kadınlar istedikleri gibi örtünsünler.Örtünme nedenini sorgulayıp,kendinizce ithamlarda bulunarak onları mutsuz etmenin ne alemi var ve bu yaklaşım hangi sorunu çözer?


Sorun;başörtülü insanların üniversite eğitimi almak istemesi ve buna İZİN verilmemesi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zihni bey,<br />
</strong><strong>örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz. /zihni</strong></p>
<p><strong>Tahrik olmak insanın doğasında vardır elbette.</p>
<p>oraya zampara kılığında gelmeyi ilkellik saydığında, . İşte o zaman, alt beyin frene basacaktır.</p>
<p>Balatası aşınmış alt beyinlerden bunu bekleyemeyiz.</p>
<p>tahrik olanın fren ayarını yapmak daha adilce olacaktır.</strong></p>
<p>Nasıl?</p>
<p>Yaz sezonunun gelmesini  ve sokakları plaja çevirerek mi?<br />
Madem örtünerek kadınların kendisini kısıtlaması haksızlık,o halde hep beraber bikinilerimizi giyelim,saçtan,elden,kulaktan,bilekten,göğüsten tahrik olan,plaj deneyimi kısıtlı olan erkeklere fırsat tanımış olalım ki sexin mekanının özel bir yer olduğunu anlayabilsinler.<br />
İlginç bir sorun çözme tekniği,haklısınız tüm adınların amacı zaten bazı frene basamayan erkekleri eğitmek olmalı. :-))Yaşasın nüizm(kelimenin doğruluğundan emin değilim) öyle bir akım vardı sanırım kendilerine çıplaklar kampı adı altında bir alan sa tahsis edilmişti yanılmıyorsam hatta sokaklarda dolaşanları da vardı bir ara,ne oldu o akım?</p>
<p>Çocuk utanma duygusuna siz, telkinde bulunup bir form vermeden  önce sahiptir.Neden?<br />
Ve neden bu utanma duygusu,çocuğun cinsel kimliğini keşfetmesiyle beraber başlar?<br />
Bu sizce doğal fren olabilir mi?Örtünmek de bu frenin doğal bir uzantısı kabul edilebilir mi? </p>
<p>Sexin mekanını öğrenmek için plaja gitmeye ne gerek var,siz tahrik olmayı engeleyecek fren </p>
<p><strong>Toplumsallaşabilmenin asıl erdemi hatta yasası, başkalarını mutsuz edebiliecek hamleyi kontrol edebilme kapasitesinin adı olmalıdır.</strong></p>
<p>Bırakın o halde kadınlar istedikleri gibi örtünsünler.Örtünme nedenini sorgulayıp,kendinizce ithamlarda bulunarak onları mutsuz etmenin ne alemi var ve bu yaklaşım hangi sorunu çözer?</p>
<p>Sorun;başörtülü insanların üniversite eğitimi almak istemesi ve buna İZİN verilmemesi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ç-Z tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12973</link>
		<dc:creator>Ç-Z</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 13:57:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12973</guid>
		<description>Zihni bey,
Evet sizi hatırlıyorum Zihni bey, cahil,göbeğini kaşıyan 4 kişinin oyunun bir prof.unkine eşit sayılması gerektiğini yazmıştınız  ama sizin bu hatırlatmayı yapmanızın sebebini anlayamadım! Yazdığınız “önyargı”  kısmını da zira siz bu düşüncenizi dile getirdikten sonra vermiş olduğum bir tepki “önyargı” kabul edilemez,öyle değil mi?Buradaki tartışmaların alacak-verecek meselesi gibi ödeşmeli olduğunu hiç düşünmemiştim,ilginç bir yaklaşım olmuş.

Uygarca,düzey korunarak gerçekleştirilen her tartışma hoştur,samimiyetle yazmış olduğunuza inandığım “sizinle tartışmak çok hoş” cümlenize iştirak ettiğimi bilin lütfen :-)
 
Uygarlık düzeyi derken,uygarlığın niteliğini kastettiğinizi düşünüyorum.Yorumunuzun alt kısımlarında “ilkel uygarlık” tanımını yapabildiğinize göre !(bu nedenle tanımınızı sormuştum zaten!)
Akıl neticesinde ulaşılan bilim ve teknoloji seviyesi/düzeyi “ahlak tanımının” değişmesine yada farklı tanımlara ihtiyaç duymasına neden olabilir(dejenerasyon!).3000-4000 sene önce de Sümer tabletlerinde “insanı kollayan ahlak anlayışını öven metinler yer almış.Sonuç itibariyle insanı merkeze almayan onu araçsallaştıran,yardımcı öğe kabul eden hiçbir gelişim “uygarlık” olarak kabul edilemez.Şiddete yatırım yapan ve onu kullanan hiçbir toplum uygar olarak kabul edilemez.Savunma sanayine tüm kalemlerden daha fazla bütçe ayrıldığı sürece de “uygarlığın evrenselliği” sadece masal olarak kalır.Silahla dünya hayatı cennete dönüşmez,yasaklarla,kısıtlamalarla da toz duman edilen “ahlak” idame edilemeyeceği gibi sadece hapishane sayılarının ve kontenjanlarının arttırılmasına neden olmaktan öteye gitmez.

&lt;strong&gt;Kapitalizmin ahlakı darvinin vahşi yaşam kuralları değil midir!&lt;/strong&gt;
Kapitalist ahlak demişsiniz böyle bir tanımın doğruluğuna inanmıyorum ancak “ahlaklı kapitalizm” (yada sizin tanımınızla "uygar")söz konusu olabilir.Bireyi ve özgürlüğünü sözüm ona eşitlik için mümkün olabildiğince kısıtlayan,hakimiyetçi,toplum ahlakını tanımlayıp,uyulması için zorlayan sosyalizm “tekelleştirilmiş kapitalizm”e zemin hazırlamış olmaz mı?İşçi sınıfının dünya hayatı hırsını kamçılamak için “ütopik cennet” vaat edip dini,bireyin inanç özgürlüğünü yok sayarak,din yerine başka bir inanç dayatmaya çalışmak ne kadar ahlakidir?

&lt;strong&gt;Dolayısıyla, “id” baskınlığı “ahlaksızlık” değil, “ilkel ahlak” tanımında anlaşalım isterseniz...(İnsanda “id” baskınlığı, kapitalist ahlakın öne çıkardığı belirtileridir daha çok.).&lt;/strong&gt;
Durduğunuz yüksekteki bir basamak olmalı aksi taktirde “ilkel” tanımı yapamazdınız.İlkellik vahşilikse bugün değişen sadece “araçları”.Demek ki “id”e dönük onu etkileyecek hususlar konusunda yapılan hiçbir şey yok! Din ve nefs terbiyesi üzerine biraz düşünün isterseniz.(semavi olmayan öğretilerin de ulaşmak istediği hedefi düşünebilirsiniz,zorlama yok .-))

&lt;strong&gt;Oysa, “düzey” diye derecelendirdiğimiz uygarlıkta doğanın vahşi yanıyla savaşılmalıyken, “vahşi yanı” model karakter olmuştur!&lt;/strong&gt;  
:-) O halde “uygarlık düzeyi”nde(!) hiçbir aşama kaydedilememiştir ve hala “ilkellik” söz konusudur.0+0=0 .Ne eksik kalmış olabilir sizce?Akıl,bilim,.x.?uygarlık çıtası yükseltildikçe ters orantılı olarak azalması gereken ”vahşilik” neden azalmamış da sadece kılıf,isim değiştirip teknolojik nitelik kazanmıştır.Elde edilen sonuçların “vahşice” kullanılmasına sebep,ahlak anlayışının yozlaştırılması,dinin tarihten silinmeye çalışılması olabilir mi?

&lt;strong&gt;“İyi ve güzel ahlak”ın normları, statik olamamalıdır, olamaz da. Oldurmaya zorladığımız an, sürtünme kayıpları olur ki, uygarlık ivmesinde hız yapamayız.&lt;/strong&gt;
“İd” yok edilemiyorsa ve hatta var olmak için ihtiyaç duyulan tetikleyicilerden biriyse bazı ahlaki normlar “4000” yıl geçse de değiştirilemez zira ” insan olmaya yapışıktır” ne zaman ki insan olmaktan çıkar farklı bir canlı türüne evriliriz ancak o zaman bazı normlar zaten kendiliğinden değişmiş olur.Uygarlık düzeyi,öldükten sonra canlandırmayı mümkün kıldığında,insan öldürmekle ilgili bazı kavramları tekrar gözden geçirebiliriz gibi .-) 
Bu “yok” hızıyla geldiğimiz yer neresi,durduğumuz yer mi?

&lt;em&gt;Çakra’yı şarj edecek dinamolarından biri de semavi dinlerin iyi,doğru,güzel,sevap öğretileri,tavsiyeleri olabilir&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;= Bu kaynak ise, “başkalarının rahatsız olabileceği noktayı keşfetmektir. Yani, yukarıda dediğim gibi, işaret levhakarı.. zorlama (korkutma) değil, yönlendirme metodu.=&#62; Oysa, “düzey” diye derecelendirdiğimiz uygarlıkta doğanın vahşi yanıyla savaşılmalıyken, “vahşi yanı” model karakter olmuştur!&lt;/strong&gt;

&lt;strong&gt;Baş örtüsünü takabilme “özgürlüğünü” isterken, dilediklerinde onu çıkarabilme özgürlüğüne sahiplerse, dediğiniz vurguya tamamen katılıyorum. Türbanı dilediğinde çıkarabilme özgürlüğüne sahip olamayanlar, öncelikle bu sorunu halletmelilerdir.&lt;/strong&gt; 
“Başımı örtmüyorum o halde ben Müslüman değil miyim?” diye serzenişte bulunan kadınlara haksızlık ediyorsunuz! 

Çok uzun yazmışsınız yaz yaz bitmiyor .-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zihni bey,<br />
Evet sizi hatırlıyorum Zihni bey, cahil,göbeğini kaşıyan 4 kişinin oyunun bir prof.unkine eşit sayılması gerektiğini yazmıştınız  ama sizin bu hatırlatmayı yapmanızın sebebini anlayamadım! Yazdığınız “önyargı”  kısmını da zira siz bu düşüncenizi dile getirdikten sonra vermiş olduğum bir tepki “önyargı” kabul edilemez,öyle değil mi?Buradaki tartışmaların alacak-verecek meselesi gibi ödeşmeli olduğunu hiç düşünmemiştim,ilginç bir yaklaşım olmuş.</p>
<p>Uygarca,düzey korunarak gerçekleştirilen her tartışma hoştur,samimiyetle yazmış olduğunuza inandığım “sizinle tartışmak çok hoş” cümlenize iştirak ettiğimi bilin lütfen :-)</p>
<p>Uygarlık düzeyi derken,uygarlığın niteliğini kastettiğinizi düşünüyorum.Yorumunuzun alt kısımlarında “ilkel uygarlık” tanımını yapabildiğinize göre !(bu nedenle tanımınızı sormuştum zaten!)<br />
Akıl neticesinde ulaşılan bilim ve teknoloji seviyesi/düzeyi “ahlak tanımının” değişmesine yada farklı tanımlara ihtiyaç duymasına neden olabilir(dejenerasyon!).3000-4000 sene önce de Sümer tabletlerinde “insanı kollayan ahlak anlayışını öven metinler yer almış.Sonuç itibariyle insanı merkeze almayan onu araçsallaştıran,yardımcı öğe kabul eden hiçbir gelişim “uygarlık” olarak kabul edilemez.Şiddete yatırım yapan ve onu kullanan hiçbir toplum uygar olarak kabul edilemez.Savunma sanayine tüm kalemlerden daha fazla bütçe ayrıldığı sürece de “uygarlığın evrenselliği” sadece masal olarak kalır.Silahla dünya hayatı cennete dönüşmez,yasaklarla,kısıtlamalarla da toz duman edilen “ahlak” idame edilemeyeceği gibi sadece hapishane sayılarının ve kontenjanlarının arttırılmasına neden olmaktan öteye gitmez.</p>
<p><strong>Kapitalizmin ahlakı darvinin vahşi yaşam kuralları değil midir!</strong><br />
Kapitalist ahlak demişsiniz böyle bir tanımın doğruluğuna inanmıyorum ancak “ahlaklı kapitalizm” (yada sizin tanımınızla &#8220;uygar&#8221;)söz konusu olabilir.Bireyi ve özgürlüğünü sözüm ona eşitlik için mümkün olabildiğince kısıtlayan,hakimiyetçi,toplum ahlakını tanımlayıp,uyulması için zorlayan sosyalizm “tekelleştirilmiş kapitalizm”e zemin hazırlamış olmaz mı?İşçi sınıfının dünya hayatı hırsını kamçılamak için “ütopik cennet” vaat edip dini,bireyin inanç özgürlüğünü yok sayarak,din yerine başka bir inanç dayatmaya çalışmak ne kadar ahlakidir?</p>
<p><strong>Dolayısıyla, “id” baskınlığı “ahlaksızlık” değil, “ilkel ahlak” tanımında anlaşalım isterseniz&#8230;(İnsanda “id” baskınlığı, kapitalist ahlakın öne çıkardığı belirtileridir daha çok.).</strong><br />
Durduğunuz yüksekteki bir basamak olmalı aksi taktirde “ilkel” tanımı yapamazdınız.İlkellik vahşilikse bugün değişen sadece “araçları”.Demek ki “id”e dönük onu etkileyecek hususlar konusunda yapılan hiçbir şey yok! Din ve nefs terbiyesi üzerine biraz düşünün isterseniz.(semavi olmayan öğretilerin de ulaşmak istediği hedefi düşünebilirsiniz,zorlama yok .-))</p>
<p><strong>Oysa, “düzey” diye derecelendirdiğimiz uygarlıkta doğanın vahşi yanıyla savaşılmalıyken, “vahşi yanı” model karakter olmuştur!</strong><br />
:-) O halde “uygarlık düzeyi”nde(!) hiçbir aşama kaydedilememiştir ve hala “ilkellik” söz konusudur.0+0=0 .Ne eksik kalmış olabilir sizce?Akıl,bilim,.x.?uygarlık çıtası yükseltildikçe ters orantılı olarak azalması gereken ”vahşilik” neden azalmamış da sadece kılıf,isim değiştirip teknolojik nitelik kazanmıştır.Elde edilen sonuçların “vahşice” kullanılmasına sebep,ahlak anlayışının yozlaştırılması,dinin tarihten silinmeye çalışılması olabilir mi?</p>
<p><strong>“İyi ve güzel ahlak”ın normları, statik olamamalıdır, olamaz da. Oldurmaya zorladığımız an, sürtünme kayıpları olur ki, uygarlık ivmesinde hız yapamayız.</strong><br />
“İd” yok edilemiyorsa ve hatta var olmak için ihtiyaç duyulan tetikleyicilerden biriyse bazı ahlaki normlar “4000” yıl geçse de değiştirilemez zira ” insan olmaya yapışıktır” ne zaman ki insan olmaktan çıkar farklı bir canlı türüne evriliriz ancak o zaman bazı normlar zaten kendiliğinden değişmiş olur.Uygarlık düzeyi,öldükten sonra canlandırmayı mümkün kıldığında,insan öldürmekle ilgili bazı kavramları tekrar gözden geçirebiliriz gibi .-)<br />
Bu “yok” hızıyla geldiğimiz yer neresi,durduğumuz yer mi?</p>
<p><em>Çakra’yı şarj edecek dinamolarından biri de semavi dinlerin iyi,doğru,güzel,sevap öğretileri,tavsiyeleri olabilir</em> <strong>= Bu kaynak ise, “başkalarının rahatsız olabileceği noktayı keşfetmektir. Yani, yukarıda dediğim gibi, işaret levhakarı.. zorlama (korkutma) değil, yönlendirme metodu.=&gt; Oysa, “düzey” diye derecelendirdiğimiz uygarlıkta doğanın vahşi yanıyla savaşılmalıyken, “vahşi yanı” model karakter olmuştur!</strong></p>
<p><strong>Baş örtüsünü takabilme “özgürlüğünü” isterken, dilediklerinde onu çıkarabilme özgürlüğüne sahiplerse, dediğiniz vurguya tamamen katılıyorum. Türbanı dilediğinde çıkarabilme özgürlüğüne sahip olamayanlar, öncelikle bu sorunu halletmelilerdir.</strong><br />
“Başımı örtmüyorum o halde ben Müslüman değil miyim?” diye serzenişte bulunan kadınlara haksızlık ediyorsunuz! </p>
<p>Çok uzun yazmışsınız yaz yaz bitmiyor .-)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12969</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 10:34:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12969</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Kadının tahrik olunan bir yapısı olduğunun en güzel kanıtı reklam panoları, fuarlar, porno siteleri, ürünle alakalı alakasız her yerde kadın bedenini meta gibi kullanan/ kullandıranlardır. Bundan daha güzel ispat mı olur? ‘Piyasa” neye göre işler, arz ve talebe göre, değil mi? Alın size arz ve talep. Peki bu talebi ne oluşturuyor, arz neden besleniyor hiç düşündünüz mü?&lt;/strong&gt;

Piyasa "patriarkal kapitalizm"e göre işliyor.
Satılan yalan imajlar, bir reklamcıya bunun dersini vermeyin.

Eğer en güzel kanıt reklam panolarıysa bütün erkekler "sylvester stallone" mi? 

&lt;strong&gt;
Kadın ve erkek farklıdır, ne kadar inkar ederseniz edin..&lt;/strong&gt;

Kadın ve erkek farklı olmasından öte erkeğin "hegemonik" üstünlüğünden bahsediyoruz, kendi cinsine de. 
"kadının farkı" erkekten bir "penis" eksik olması değildir.

&lt;strong&gt;Buna dayanarak da bir kadının kendini sakınmak istemesi çok olağandır. Bunun için başörtüsü de şart değildir, dünyadaki pekçok kadın çeşitli şekillerde kendini sakınır.&lt;/strong&gt;

Hayır doğal falan değildir.
Size kalsa tecavüze uğrayan kadının hatasıdır bu çünkü kendini sakınmamıştır!

&lt;strong&gt;Neden dünyanın hemen her yerinde sokakta çarşıda erkeğin üstsüz gezmesi gayet normal karşılanırken kadınının bunu yapması çok olağandışı birşey olarak görülür? Bunun kökeni nedir, iyi düşünmek gerek.&lt;/strong&gt;

Bunun kökeni = zaman ve coğrafya
Afrika kabilelerinde üstsüz dolayan kadınlar yok mu?
Antalya plajlarına gidin, üstsüz bir çok kadın görecekseniz:)
Eskiden kolu, gerdanı açık dolaşmak normal karşılanmıyordu
şimdi böyle bir kıstas olabilir mi?

&lt;strong&gt;İslam’da erkek de kendini sakınmak zorundadır,&lt;/strong&gt;

Kaslarını, saçlarını açıkta bırakarak mı?:))

&lt;strong&gt;Kadının varolan fıtratı ile savaşmaya devam edebilirsiniz, ama bunu yaparken kullandığınız tutarsız argümanları dıştan irdelemeye çalıştığınız bir inanç sistemini sorgulamak için kullanmayın, komik oluyor.&lt;/strong&gt;

Sizin "biçtiğiniz" fıtrat.
Kimin argümanı sakat acaba, Suat Bey size bir tavsiye
bu yazdıklarınızı sakın feminist bir cemiyette dile getirmeyin
benden söylemesi:)
Oldukça ciddiyim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadının tahrik olunan bir yapısı olduğunun en güzel kanıtı reklam panoları, fuarlar, porno siteleri, ürünle alakalı alakasız her yerde kadın bedenini meta gibi kullanan/ kullandıranlardır. Bundan daha güzel ispat mı olur? ‘Piyasa” neye göre işler, arz ve talebe göre, değil mi? Alın size arz ve talep. Peki bu talebi ne oluşturuyor, arz neden besleniyor hiç düşündünüz mü?</strong></p>
<p>Piyasa &#8220;patriarkal kapitalizm&#8221;e göre işliyor.<br />
Satılan yalan imajlar, bir reklamcıya bunun dersini vermeyin.</p>
<p>Eğer en güzel kanıt reklam panolarıysa bütün erkekler &#8220;sylvester stallone&#8221; mi? </p>
<p><strong><br />
Kadın ve erkek farklıdır, ne kadar inkar ederseniz edin..</strong></p>
<p>Kadın ve erkek farklı olmasından öte erkeğin &#8220;hegemonik&#8221; üstünlüğünden bahsediyoruz, kendi cinsine de.<br />
&#8220;kadının farkı&#8221; erkekten bir &#8220;penis&#8221; eksik olması değildir.</p>
<p><strong>Buna dayanarak da bir kadının kendini sakınmak istemesi çok olağandır. Bunun için başörtüsü de şart değildir, dünyadaki pekçok kadın çeşitli şekillerde kendini sakınır.</strong></p>
<p>Hayır doğal falan değildir.<br />
Size kalsa tecavüze uğrayan kadının hatasıdır bu çünkü kendini sakınmamıştır!</p>
<p><strong>Neden dünyanın hemen her yerinde sokakta çarşıda erkeğin üstsüz gezmesi gayet normal karşılanırken kadınının bunu yapması çok olağandışı birşey olarak görülür? Bunun kökeni nedir, iyi düşünmek gerek.</strong></p>
<p>Bunun kökeni = zaman ve coğrafya<br />
Afrika kabilelerinde üstsüz dolayan kadınlar yok mu?<br />
Antalya plajlarına gidin, üstsüz bir çok kadın görecekseniz:)<br />
Eskiden kolu, gerdanı açık dolaşmak normal karşılanmıyordu<br />
şimdi böyle bir kıstas olabilir mi?</p>
<p><strong>İslam’da erkek de kendini sakınmak zorundadır,</strong></p>
<p>Kaslarını, saçlarını açıkta bırakarak mı?:))</p>
<p><strong>Kadının varolan fıtratı ile savaşmaya devam edebilirsiniz, ama bunu yaparken kullandığınız tutarsız argümanları dıştan irdelemeye çalıştığınız bir inanç sistemini sorgulamak için kullanmayın, komik oluyor.</strong></p>
<p>Sizin &#8220;biçtiğiniz&#8221; fıtrat.<br />
Kimin argümanı sakat acaba, Suat Bey size bir tavsiye<br />
bu yazdıklarınızı sakın feminist bir cemiyette dile getirmeyin<br />
benden söylemesi:)<br />
Oldukça ciddiyim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>T.Suat Demren tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12966</link>
		<dc:creator>T.Suat Demren</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 09:12:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12966</guid>
		<description>Hala insan fıtratıyla daha doğrusu doğa ile savaşmaya devam ediyor bazıları..

Kadının tahrik olunan bir yapısı olduğunun en güzel kanıtı reklam panoları, fuarlar, porno siteleri, ürünle alakalı alakasız her yerde  kadın bedenini meta gibi kullanan/ kullandıranlardır. Bundan daha güzel ispat mı olur? 'Piyasa" neye göre işler, arz ve talebe göre, değil mi? Alın size arz ve talep. Peki bu talebi ne oluşturuyor, arz neden besleniyor hiç düşündünüz mü?

Sakın kapitalizm demeyin. 

Yani atlanan şu ki kahrolası kapitalizm böyle yaptığı için kadın bedeni kullanılıyor değildir, bu bir  sonuçtur. Bu, kadın ve erkeğin mevcut  fıtratının ahlaki kaygısı olmayanlar tarafından hoyratça kullanımının bir eseridir.  Kadın ve erkek farklıdır, ne kadar inkar ederseniz edin..

Buna dayanarak da bir kadının kendini sakınmak istemesi çok olağandır. Bunun için başörtüsü de şart değildir, dünyadaki pekçok kadın çeşitli şekillerde kendini sakınır. Neden dünyanın hemen her yerinde  sokakta çarşıda erkeğin üstsüz gezmesi gayet normal karşılanırken kadınının  bunu yapması çok olağandışı birşey olarak görülür? Bunun kökeni nedir, iyi düşünmek gerek. 

İslam'da erkek de kendini sakınmak zorundadır, onun da örtülmesi gereken yerleri vardır, "harama bakmayın" emri de hem kadına hem de erkeğe geçerli temel amirlerdendir.

İlaveten. Bir inanç sistemi kendi içinde hem teolojik hem de ritüel yönü olarak olarak tutarlı olur. Ona dışarıdan bakıp da kendi içsel tutarlılığının bağlamlarını gözardı ederek eleştiri getirmek ne bilimsel açıdan ne de etik olarak doğru bir yaklaşım değil.

Bunun dışında dinlerin emirlerinin metafizik boyutları da vardır. Yani bir müslüman başörtüsünü Kur'anın emri olarak kabul ediyorsa -fıtrat bağlamını tamamen görmezden de gelerek-  buna illaki bir açıklama bulmak zorunda da değildir. Buna en güzel örnek başörtüsü yasağı sebebi ile okula giremeyen kızların peruk takması gösterilebilir. Eğer mesele salt tahrik olunan nesne olmaksa pekala peruk saç işlevini, kadının yüz güzelliğini tamamlayıcı bir unsur olarak görülebilir.  Ben elbetteki bu yöntemi tasvip ettiğim için söylemiyorum. İnsanların kişisel olarak inançlarını ve buna dair ritüellerini ve kabullerini nasıl anlamlandırdıklarına vurgu yapmaya çalışıyorum.

Bu açıdan insanların neyi niçin yaptıklarına yönelik dıştan irdelemeleri bırakıp temel hak ve özgürlüklere tam destek vermek gerek. Bırakın kim ne için örtüyorsa, açıyorsa açsın.

Kadının varolan fıtratı ile savaşmaya devam edebilirsiniz, ama bunu yaparken kullandığınız tutarsız argümanları dıştan irdelemeye çalıştığınız bir inanç sistemini sorgulamak için kullanmayın, komik oluyor.

Komik oluyor çünkü kullandığınız argümanlar bırakın herhangi bir dini inanç sisteminin iç bütünlüğünü ve bağlamını,  kendi içlerinde bile tutarsız. Ayrıca doğadaki  yüksek memelilerin genetik yapılarınıyla da tamamen uyumsuz. Bu yapıları görmezden gelerek ataerkilliği sosyal oluşumların bir eseri olarak görmek bilimsel yaklaşım değildir belki belki ateşli bir feministe ya da kadın olarak dünyaya geldiği için pişman birisine geçici bir avuntu olabilir ancak.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hala insan fıtratıyla daha doğrusu doğa ile savaşmaya devam ediyor bazıları..</p>
<p>Kadının tahrik olunan bir yapısı olduğunun en güzel kanıtı reklam panoları, fuarlar, porno siteleri, ürünle alakalı alakasız her yerde  kadın bedenini meta gibi kullanan/ kullandıranlardır. Bundan daha güzel ispat mı olur? &#8216;Piyasa&#8221; neye göre işler, arz ve talebe göre, değil mi? Alın size arz ve talep. Peki bu talebi ne oluşturuyor, arz neden besleniyor hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Sakın kapitalizm demeyin. </p>
<p>Yani atlanan şu ki kahrolası kapitalizm böyle yaptığı için kadın bedeni kullanılıyor değildir, bu bir  sonuçtur. Bu, kadın ve erkeğin mevcut  fıtratının ahlaki kaygısı olmayanlar tarafından hoyratça kullanımının bir eseridir.  Kadın ve erkek farklıdır, ne kadar inkar ederseniz edin..</p>
<p>Buna dayanarak da bir kadının kendini sakınmak istemesi çok olağandır. Bunun için başörtüsü de şart değildir, dünyadaki pekçok kadın çeşitli şekillerde kendini sakınır. Neden dünyanın hemen her yerinde  sokakta çarşıda erkeğin üstsüz gezmesi gayet normal karşılanırken kadınının  bunu yapması çok olağandışı birşey olarak görülür? Bunun kökeni nedir, iyi düşünmek gerek. </p>
<p>İslam&#8217;da erkek de kendini sakınmak zorundadır, onun da örtülmesi gereken yerleri vardır, &#8220;harama bakmayın&#8221; emri de hem kadına hem de erkeğe geçerli temel amirlerdendir.</p>
<p>İlaveten. Bir inanç sistemi kendi içinde hem teolojik hem de ritüel yönü olarak olarak tutarlı olur. Ona dışarıdan bakıp da kendi içsel tutarlılığının bağlamlarını gözardı ederek eleştiri getirmek ne bilimsel açıdan ne de etik olarak doğru bir yaklaşım değil.</p>
<p>Bunun dışında dinlerin emirlerinin metafizik boyutları da vardır. Yani bir müslüman başörtüsünü Kur&#8217;anın emri olarak kabul ediyorsa -fıtrat bağlamını tamamen görmezden de gelerek-  buna illaki bir açıklama bulmak zorunda da değildir. Buna en güzel örnek başörtüsü yasağı sebebi ile okula giremeyen kızların peruk takması gösterilebilir. Eğer mesele salt tahrik olunan nesne olmaksa pekala peruk saç işlevini, kadının yüz güzelliğini tamamlayıcı bir unsur olarak görülebilir.  Ben elbetteki bu yöntemi tasvip ettiğim için söylemiyorum. İnsanların kişisel olarak inançlarını ve buna dair ritüellerini ve kabullerini nasıl anlamlandırdıklarına vurgu yapmaya çalışıyorum.</p>
<p>Bu açıdan insanların neyi niçin yaptıklarına yönelik dıştan irdelemeleri bırakıp temel hak ve özgürlüklere tam destek vermek gerek. Bırakın kim ne için örtüyorsa, açıyorsa açsın.</p>
<p>Kadının varolan fıtratı ile savaşmaya devam edebilirsiniz, ama bunu yaparken kullandığınız tutarsız argümanları dıştan irdelemeye çalıştığınız bir inanç sistemini sorgulamak için kullanmayın, komik oluyor.</p>
<p>Komik oluyor çünkü kullandığınız argümanlar bırakın herhangi bir dini inanç sisteminin iç bütünlüğünü ve bağlamını,  kendi içlerinde bile tutarsız. Ayrıca doğadaki  yüksek memelilerin genetik yapılarınıyla da tamamen uyumsuz. Bu yapıları görmezden gelerek ataerkilliği sosyal oluşumların bir eseri olarak görmek bilimsel yaklaşım değildir belki belki ateşli bir feministe ya da kadın olarak dünyaya geldiği için pişman birisine geçici bir avuntu olabilir ancak.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>snowqueen tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12962</link>
		<dc:creator>snowqueen</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 08:35:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12962</guid>
		<description>@çuvaldız

&lt;strong&gt;Bir kadının başına eşarbı dolarken ilk aklından geçenin “bir erkeği tahrik etmekten” kendimi sakınıyorum olduğunu SANMIYORUM,Kur’an da yer aldığına inanılan bir gereği yerine getirdiğini düşünüyor olabilir.&lt;/strong&gt;

çuvaldız yapma başka ne geçiyor olabilir?
Tesettürün amaca "erkegin cinsel dürtülerini uyandırmamak" değil mi?
Elbette SAKINMA ifadesi, hemde "ben nesneyim, tahrik olunan"ım
erkek ise "özne, tahrik olan" denklemi.

Kuran'da yer alanı kayıtsız şartsız sorgulamadan yerine getiren bir anlayışta ha keza enterasan.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@çuvaldız</p>
<p><strong>Bir kadının başına eşarbı dolarken ilk aklından geçenin “bir erkeği tahrik etmekten” kendimi sakınıyorum olduğunu SANMIYORUM,Kur’an da yer aldığına inanılan bir gereği yerine getirdiğini düşünüyor olabilir.</strong></p>
<p>çuvaldız yapma başka ne geçiyor olabilir?<br />
Tesettürün amaca &#8220;erkegin cinsel dürtülerini uyandırmamak&#8221; değil mi?<br />
Elbette SAKINMA ifadesi, hemde &#8220;ben nesneyim, tahrik olunan&#8221;ım<br />
erkek ise &#8220;özne, tahrik olan&#8221; denklemi.</p>
<p>Kuran&#8217;da yer alanı kayıtsız şartsız sorgulamadan yerine getiren bir anlayışta ha keza enterasan.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12959</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 08:02:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12959</guid>
		<description>Zihni bey,

Bir kadının başına eşarbı dolarken ilk aklından geçenin "bir erkeği tahrik etmekten" kendimi sakınıyorum olduğunu SANMIYORUM,Kur'an da yer aldığına inanılan bir gereği yerine getirdiğini düşünüyor olabilir.

Neden öncelikli ve tek sebep olarak,örtünmenin size /erkeklere karşı yapılmış bir çeşit itham olduğunu düşünüyorsunuz?
Şimdilik bu kadar!

ilmesinden dolayı olsa olsa huzur duyuyor olabilirler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zihni bey,</p>
<p>Bir kadının başına eşarbı dolarken ilk aklından geçenin &#8220;bir erkeği tahrik etmekten&#8221; kendimi sakınıyorum olduğunu SANMIYORUM,Kur&#8217;an da yer aldığına inanılan bir gereği yerine getirdiğini düşünüyor olabilir.</p>
<p>Neden öncelikli ve tek sebep olarak,örtünmenin size /erkeklere karşı yapılmış bir çeşit itham olduğunu düşünüyorsunuz?<br />
Şimdilik bu kadar!</p>
<p>ilmesinden dolayı olsa olsa huzur duyuyor olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12957</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 07:52:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12957</guid>
		<description>Zihni bey,

Biraz daha dikkatli bir okuma yapabilir misiniz?Hadi KNZ'ı anladım aceleden ya sizin yanlış yorumlamanız neden?

Aslında siz daha net özetlemişsiniz anlayışınızı. Yani, plajdaki bikinili bir kadını et, kendisini ve kendi benzerlerini kasap olarak görebileceğini söylüyorsunuz.

Hayır bayım, TAHRİK olmaktan bahsediyorum..&lt;strong&gt;kadınları ete erkeleri kasaba benzetmiyorum!!!&lt;/strong&gt;

İnsanın kasap olup hergün et ile uğraşmış bile olsa “et yeme isteğinin” kaybolmayacağından bahsediyorum.

Tahrik olmak,bir görgü eksikliği değildir ve gelişmiş toplumlarda da yitirilmiş bir ley değildir!

Artık açık olmuştur her halde.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Zihni bey,</p>
<p>Biraz daha dikkatli bir okuma yapabilir misiniz?Hadi KNZ&#8217;ı anladım aceleden ya sizin yanlış yorumlamanız neden?</p>
<p>Aslında siz daha net özetlemişsiniz anlayışınızı. Yani, plajdaki bikinili bir kadını et, kendisini ve kendi benzerlerini kasap olarak görebileceğini söylüyorsunuz.</p>
<p>Hayır bayım, TAHRİK olmaktan bahsediyorum..<strong>kadınları ete erkeleri kasaba benzetmiyorum!!!</strong></p>
<p>İnsanın kasap olup hergün et ile uğraşmış bile olsa “et yeme isteğinin” kaybolmayacağından bahsediyorum.</p>
<p>Tahrik olmak,bir görgü eksikliği değildir ve gelişmiş toplumlarda da yitirilmiş bir ley değildir!</p>
<p>Artık açık olmuştur her halde.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>knz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12953</link>
		<dc:creator>knz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 02:55:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12953</guid>
		<description>Bir erkek evde halasıyla, teyzesiyle büyümeli ve kadını insan olarak algılamaya bebekliğinde itibaren başlamalıdır. sonra büyüdüğünde hormanlar dengeye girer.  işte bu dönemde kadını cinsel obje olarak görüp büyeyen erkekle, kadını insan olarak görüp büyüen erkek
farklılaşır.

eski kadınlarımız başında yemeni de olsa kendini tahrik unsuru köşe bucak kaçacak
konferans salonlarında büzülecek bireyler görmezlerdi. Bir insan insan olarak büyüdüğünde plajda da insanlığını yitirmez.

Fkat iki nesilde değişriz. bir bakarsınız ki, afganistanda kadının bilekleri gözüktü diye sopayan erkek çouklar yetiştiror olursunuz.
başörtüsün sizlerde oluşturduğu düşünce tehlike, yoksa başörtüsünün ne tehlikesi olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir erkek evde halasıyla, teyzesiyle büyümeli ve kadını insan olarak algılamaya bebekliğinde itibaren başlamalıdır. sonra büyüdüğünde hormanlar dengeye girer.  işte bu dönemde kadını cinsel obje olarak görüp büyeyen erkekle, kadını insan olarak görüp büyüen erkek<br />
farklılaşır.</p>
<p>eski kadınlarımız başında yemeni de olsa kendini tahrik unsuru köşe bucak kaçacak<br />
konferans salonlarında büzülecek bireyler görmezlerdi. Bir insan insan olarak büyüdüğünde plajda da insanlığını yitirmez.</p>
<p>Fkat iki nesilde değişriz. bir bakarsınız ki, afganistanda kadının bilekleri gözüktü diye sopayan erkek çouklar yetiştiror olursunuz.<br />
başörtüsün sizlerde oluşturduğu düşünce tehlike, yoksa başörtüsünün ne tehlikesi olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>knz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12952</link>
		<dc:creator>knz</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 02:40:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12952</guid>
		<description>

ç-z erkeğin saç telinden tahrik olması temeline dayanan bütün açıklamalar yukardaki soruları getirir. kadınla erkeği toplumdan ayırmaya yönelik tüm çabalar kadını hapsetmekten kalmayıp erkeği kışırtırır.
insanın ham halini bozar.abisinin yanında başörtüsünü utandığı için çıkaramayan kadın
insan doğal halini bozar( bu açıklama bu sitede yayınlandı). biz ülkemizi kadına karşı böyle hamlaştırılmış, doğası bozulmuş erkeklerden oluşmaması için çabalamız gerekiyor. Yoksa afgan burkası dahi kafi gelmiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ç-z erkeğin saç telinden tahrik olması temeline dayanan bütün açıklamalar yukardaki soruları getirir. kadınla erkeği toplumdan ayırmaya yönelik tüm çabalar kadını hapsetmekten kalmayıp erkeği kışırtırır.<br />
insanın ham halini bozar.abisinin yanında başörtüsünü utandığı için çıkaramayan kadın<br />
insan doğal halini bozar( bu açıklama bu sitede yayınlandı). biz ülkemizi kadına karşı böyle hamlaştırılmış, doğası bozulmuş erkeklerden oluşmaması için çabalamız gerekiyor. Yoksa afgan burkası dahi kafi gelmiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>zihni tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12951</link>
		<dc:creator>zihni</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 22:39:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12951</guid>
		<description>&lt;i&gt;örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz.&lt;/i&gt; /zihni


&lt;b&gt;Bir kasabın et yemeyeceğini,mısır eken bir çiftçinin de mısır yemeyeceğini iddia etmek kadar geçersiz bir argüman.Tahrik olmakla sex mekanını tayin etmek arasında hiçbir alaka kuramadım!”Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır” gibi bir düşünce üzerine bunu temellendirdiyseniz tahrik olmak terk edilebilir bir alışkanlık mıdır?&lt;/b&gt; /çuvaldız

Eleştiri ve cevaplar uzun olduğundan, bu kısmı özet geçmiştim...


Aslında siz daha net özetlemişsiniz anlayışınızı. Yani, plajdaki bikinili bir kadını et, kendisini ve kendi benzerlerini kasap olarak görebileceğini söylüyorsunuz. 
işte bütün mesele bu. 
Plajdaki bikinili kadının orada bulunma amacının güneş ve denizden yararlanmak olduğunu düşünebildiğinde, oraya zampara kılığında gelmeyi ilkellik saydığında, ki bunu ancak alışabileceği ve hazmedebileceği bir sürede anlayabilir. İşte o zaman, alt beyin frene basacaktır. Balatası aşınmış alt beyinlerden bunu bekleyemeyiz. Öyleyse onlardan sakınmak için, türban da az gelir, peçe de. 
Tahrik olmak insanın doğasında vardır elbette. Bunu kontrol etmek için tahrik edeni (ki bu durumda tahrik eden masumdur) suçlu bularak onu kapatmak yerine, tahrik olanın fren ayarını yapmak daha adilce olacaktır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><i>örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz.</i> /zihni</p>
<p><b>Bir kasabın et yemeyeceğini,mısır eken bir çiftçinin de mısır yemeyeceğini iddia etmek kadar geçersiz bir argüman.Tahrik olmakla sex mekanını tayin etmek arasında hiçbir alaka kuramadım!”Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır” gibi bir düşünce üzerine bunu temellendirdiyseniz tahrik olmak terk edilebilir bir alışkanlık mıdır?</b> /çuvaldız</p>
<p>Eleştiri ve cevaplar uzun olduğundan, bu kısmı özet geçmiştim&#8230;</p>
<p>Aslında siz daha net özetlemişsiniz anlayışınızı. Yani, plajdaki bikinili bir kadını et, kendisini ve kendi benzerlerini kasap olarak görebileceğini söylüyorsunuz.<br />
işte bütün mesele bu.<br />
Plajdaki bikinili kadının orada bulunma amacının güneş ve denizden yararlanmak olduğunu düşünebildiğinde, oraya zampara kılığında gelmeyi ilkellik saydığında, ki bunu ancak alışabileceği ve hazmedebileceği bir sürede anlayabilir. İşte o zaman, alt beyin frene basacaktır. Balatası aşınmış alt beyinlerden bunu bekleyemeyiz. Öyleyse onlardan sakınmak için, türban da az gelir, peçe de.<br />
Tahrik olmak insanın doğasında vardır elbette. Bunu kontrol etmek için tahrik edeni (ki bu durumda tahrik eden masumdur) suçlu bularak onu kapatmak yerine, tahrik olanın fren ayarını yapmak daha adilce olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çuvaldız tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12949</link>
		<dc:creator>çuvaldız</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 21:37:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12949</guid>
		<description>@ KNZ,
Zihni Bey’in yazdığı:&lt;strong&gt;( snowqueen’in belirttiği gibi*,) örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz.&lt;/strong&gt;

Benim yazdığım:&lt;strong&gt;Bir kasabın et yemeyeceğini,mısır eken bir çiftçinin de mısır yemeyeceğini iddia etmek kadar geçersiz bir argüman.Tahrik olmakla sex mekanını tayin etmek arasında hiçbir alaka kuramadım!”Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır” gibi bir düşünce üzerine bunu temellendirdiyseniz tahrik olmak terk edilebilir bir alışkanlık mıdır?&lt;/strong&gt;

Senin anladığın:&lt;strong&gt;yukarda nasıl kasap ete doymazsa, erkek de kadına doymaz manasında bir söz söyemişsin.&lt;/strong&gt;

Bu da senin sorun:&lt;strong&gt;cankurtaran kızı kurtarmak için suya daldığında kasaptaki ete mi kulaç atmakta demiştim&lt;/strong&gt;

Sorunun muhatabı ben değilim,Zihni bey!

Ama illa da bir cevap bekliyorsan;kendi iddiandan yola çıkarak cevap bulmaya çalışabilirsin;hakim olan bir başörtülü bayan bir mümin din kardeşini mi yargılıyordur yoksa sadece hukuken suç işlemiş olan birini mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>@ KNZ,<br />
Zihni Bey’in yazdığı:<strong>( snowqueen’in belirttiği gibi*,) örnek olarak; bu gün saç telinden tahrik olan bir erkeği, 5 yıl boyunca, gelişmiş bir toplumun bulunduğu plajda her gün 1 saat yaşamasına fırsat veriniz; plajın bir sex arenası olmadığını, sexsin mekanının özel bir alan olduğunu anlayacağından emin olabilirsiniz.</strong></p>
<p>Benim yazdığım:<strong>Bir kasabın et yemeyeceğini,mısır eken bir çiftçinin de mısır yemeyeceğini iddia etmek kadar geçersiz bir argüman.Tahrik olmakla sex mekanını tayin etmek arasında hiçbir alaka kuramadım!”Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır” gibi bir düşünce üzerine bunu temellendirdiyseniz tahrik olmak terk edilebilir bir alışkanlık mıdır?</strong></p>
<p>Senin anladığın:<strong>yukarda nasıl kasap ete doymazsa, erkek de kadına doymaz manasında bir söz söyemişsin.</strong></p>
<p>Bu da senin sorun:<strong>cankurtaran kızı kurtarmak için suya daldığında kasaptaki ete mi kulaç atmakta demiştim</strong></p>
<p>Sorunun muhatabı ben değilim,Zihni bey!</p>
<p>Ama illa da bir cevap bekliyorsan;kendi iddiandan yola çıkarak cevap bulmaya çalışabilirsin;hakim olan bir başörtülü bayan bir mümin din kardeşini mi yargılıyordur yoksa sadece hukuken suç işlemiş olan birini mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>knz tarafından</title>
		<link>http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12939</link>
		<dc:creator>knz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 17:14:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derindusunce.org/2008/03/01/baykal-diyanet-isleri-baskani-olsun/#comment-12939</guid>
		<description>ÖZÜR dilerim. Aksaklığın nedeni ben yanlış yere kopyalamışım. diğer başlıktan yazılarımı buraya aktarıyorum.

arkadaşlar bir sorun olursa çözülür, önemli olan iletişimde yerimiz olsun.

saygılarımla

ç-z yukarda yazdıklarım hakkında konuşmaya devat ediyorum. kamer hanım ve diğerleri..

şimdi bir örnek üzerinde duracağım.

yukarda nasıl kasap ete doymazsa, erkek de kadına doymaz manasında bir söz söyemişsin.

şimdi burada temel varsayım hatan şu.

erkek nasıl insansa, kadın da insandır ve duyguları vardır. insanlık uuzn bir dönem kadın duygularına kapalı kaldı. bir erkeğin kadına çekici geleceği varsayımı hiç akılla gelmedi. 

Halbuki tamemen islami çerçevde giyimiş( üst beden çıplak ) bir erkeğin kadına cazip gelebileceği fikrini burada hiç dile getirmiyorsun.

halbuki kuran bunu size örnek vermişti. yusuf suresini yukarda hatırlattım. eğer kitabı eskilerin masalları gibi okumaya devam edereseniz masallaştırısınız.

orada verilen örnek çok cesur birşekilde kadınların erkeklere nasıl bakabileceklerini
anlatıyır. 

şimdi bunu üzerine kadını erketen tamamnen ayıran yaklaşımlar bizi nereye götürür ?

ameriaka pakistanda medreseler açtı ve erkek
çocuklar ne hala, ne teyze ve hatta annesinden dahi uzak kaldılar. sonuç ortada, onlar kadın bileğinden dahi tahrik oluyorlar. kadınların ayak bileğinden tahrik oluyorlar. yolda ayak bileği gözüken bir kadını sopalayan bir erkek taliban görmüştüm.

kadınları el, ayak, dudak, ayak bileği derken kadınları lime lime edersiniz. kasapta et haline geleceğimiz örnekler veririken geleceğe karşı sorumluluk üstenin.

çuvaldız sizin verdiğiniz örneğe göre, bir doktoru kadından tahrik olmadan nasıl muayene
edeceğine dair kuşkuyu kuvvetlendirmekten öte bir işe yaramıyor ? peki kaç kadın sırf bu yüzden, enegelelndiği için öldü biliyor muyuz ? kadınların ölümüne neden olacak baskıları kamuya açık yerlerde savunurken
sorumluluk hissetmeniz lazım. bakın denizde boğulan kızların yardıma cankuranı engelledikleri küçük kızların öldüğü bir toplumda yaşadığını unutmayın.

bir erkeğin bir kadında eten başka bir şey görmeyeceği varsayımı insan olan erkeklere hakarettir. en azından bu sayfada zihni beye hakarettir. haa sen sapık arıyorsan o heryerde var, gidersin zikirde bile arana karışır.
camiye de gelir. bütün erkeklere sapık izlenimi veremezsiniz. onlardan karşı korunmak zihnisel olarak olur. konu uzamasın diye buraya girmiyorum ama aslında kuran bunu da söylüyor</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ÖZÜR dilerim. Aksaklığın nedeni ben yanlış yere kopyalamışım. diğer başlıktan yazılarımı buraya aktarıyorum.</p>
<p>arkadaşlar bir sorun olursa çözülür, önemli olan iletişimde yerimiz olsun.</p>
<p>saygılarımla</p>
<p>ç-z yukarda yazdıklarım hakkında konuşmaya devat ediyorum. kamer hanım ve diğerleri..</p>
<p>şimdi bir örnek üzerinde duracağım.</p>
<p>yukarda nasıl kasap ete doymazsa, erkek de kadına doymaz manasında bir söz söyemişsin.</p>
<p>şimdi burada temel varsayım hatan şu.</p>
<p>erkek nasıl insansa, kadın da insandır ve duyguları vardır. insanlık uuzn bir dönem kadın duygularına kapalı kaldı. bir erkeğin kadına çekici geleceği varsayımı hiç akılla gelmedi. </p>
<p>Halbuki tamemen islami çerçevde giyimiş( üst beden çıplak ) bir erkeğin kadına cazip gelebileceği fikrini burada hiç dile getirmiyorsun.</p>
<p>halbuki kuran bunu size örnek vermişti. yusuf suresini yukarda hatırlattım. eğer kitabı eskilerin masalları gibi okumaya devam edereseniz masallaştırısınız.</p>
<p>orada verilen örnek çok cesur birşekilde kadınların erkeklere nasıl bakabileceklerini<br />
anlatıyır. </p>
<p>şimdi bunu üzerine kadını erketen tamamnen ayıran yaklaşımlar bizi nereye götürür ?</p>
<p>ameriaka pakistanda medreseler açtı ve erkek<br />
çocuklar ne hala, ne teyze ve hatta annesinden dahi uzak kaldılar. sonuç ortada, onlar kadın bileğinden dahi tahrik oluyorlar. kadınların ayak bileğinden tahrik oluyorlar. yolda ayak bileği gözüken bir kadını sopalayan bir erkek taliban görmüştüm.</p>
<p>kadınları el, ayak, dudak, ayak bileği derken kadınları lime lime edersiniz. kasapta et haline geleceğimiz örnekler veririken geleceğe karşı sorumluluk üstenin.</p>
<p>çuvaldız sizin verdiğiniz örneğe göre, bir doktoru kadından tahrik olmadan nasıl muayene<br />
edeceğine dair kuşkuyu kuvvetlendirmekten öte bir işe yaramıyor ? peki kaç kadın sırf bu yüzden, enegelelndiği için öldü biliyor muyuz ? kadınların ölümüne neden olacak baskıları kamuya açık yerlerde savunurken<br />
sorumluluk hissetmeniz lazım. bakın denizde boğulan kızların yardıma cankuranı engelledikleri küçük kızların öldüğü bir toplumda yaşadığını unutmayın.</p>
<p>bir erkeğin bir kadında eten başka bir şey görmeyeceği varsayımı insan olan erkeklere hakarettir. en azından bu sayfada zihni beye hakarettir. haa sen sapık arıyorsan o heryerde var, gidersin zikirde bile arana karışır.<br />
camiye de gelir. bütün erkeklere sapık izlenimi veremezsiniz. onlardan karşı korunmak zihnisel olarak olur. konu uzamasın diye buraya girmiyorum ama aslında kuran bunu da söylüyor</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
