RSS Feed for This Post

“Atatürkçülük” ne işe yarar?

20080226_ataturkculuk_ne_ise.jpgZafer Üskül’ün “Kemalizmin ve Atatürk milliyetçiliğinin Anayasa’dan çıkarılması” gerektiği yönünde yaptığı açıklamalar bazı kesimleri oldukça rahatsız etti. “Affedilmez bir aymazlık”, “gizli emellerini ortaya çıkaran son derece tehlikeli bir tezgah”, “açık saldırı”, “işbirlikçi komplo” gibi daha ziyade “gaz verme” dilinden nümuneler eşliğinde tepki gördü… Tepkiler normal tabii… Herkesin bir ucundan tutup faydalandığı bir sembol ve söylemden öyle kolay kolay vazgeçmek mümkün değil…Bu işin neden kolay olmayacağını TESEV’den çıkan araştırmamızdan (“Milletin Bölünmez Bütünlüğü” – Demokratikleşme Sürecinde Parçalayan Milliyetçilikler) bir bölümü kısaltıp aktararak anlatmaya çalışayım…  

Türkiye Cumhuriyeti’nin izlemiş olduğu modernleşme politikalarında ve milliyetçilik stratejisinde, devlet, temel olarak halkın “organik ifadesi” ya da “mitolojik”, neredeyse “yarı-dinsel” karşılığı olarak tanımlanmaya ve sosyalleştirilmeye çalışıldı. Halkın bu şekilde “organik bir cemaat” olarak görülmesi, büyük ölçüde, bu cemaatin içinden çıkan farklı unsurların da büyük tepkiyle, “ihanet korkusuyla” karşılanmasına neden oldu. Bu anlayışın dayandığı iki varsayım vardı: İlk olarak farklı kanaatlere, partilere, çıkarlara gerek duymayan uyumlu bir halk olacaktı. İkinci olarak ise bir olumsuzluk –düşman– tanımlanmalıydı.

Düşmanlara ve farklılık yaratanlara sürekli ceza vermek üzerine kurulu olan bu strateji için şiddet içeren eylemler (ya da daha üst düzeyde darbeler), bir türlü zapt-ı rapt altına alınamayan toplum üzerinde kontrol sağlamanın trajik girişimleri olarak hep var oldu. Kutsallaşmış bu devlet ve onunla organik ilişkide olan gövde için “kurban etmek” (kurban vermek, kurban almak) hep meşru oldu.Bugün modern milliyetçiliğin bir arada tutamadığı insanlara ve sağlayamadığı ortak tahayyüle yeni ve “çoğalmış milliyetçilikler” cevap veriyor; yalnız ve çaresiz kalan insanlar “kendi milliyetçiliğini” kuruyorlar. İşte bu çaresizlik içinde, erkeklikle ve sembollerle beslenen linçler ve cinayetler devreye giriyor. Ya da basitleştirmenin aracı olarak semboller devreye giriyor; karşı semboller aracılığıyla, ötekilik her yerde kurulabiliyor.

Ortaklık duygusu yaratması öngörülerek üretilen sembollerin farklı tüketimleri, dolayısıyla farklı “ikinci üretimleri” onların strateji tarafından “denetlenmesi” gereğini de sürekli kılıyor. Toplumsal hayatta tekrarlanan ve sembolik öneme haiz “ulusu kurucu” ritüeller (ilköğretim okullarında sabahları içilen antlar, İstiklal Marşı törenleri vb.) ve kamusal alana serpiştirilmiş ya da yerleştirilmiş semboller (Atatürk heykelleri, bayraklar, vb.) “panoptik bir gözetleme” mekanizmasının işaretleri olarak işlev görüyorlar. Bunlar her zaman her yerde görülmeseler de varlıkları biliniyor ve bireylerin strateji altında “uyum” sağlamasını; “karmaşık açıklamalara”, “gerekçelere” gerek kalmadan, gerekli davranışları sergilemek için, harekete geçmelerini sağlıyor.

Dolayısıyla semboller “otorite” etkisi yaparken, bireyler o otoriteye uygun harekete geçiyorlar. Buna bağlı olarak, karmaşıklık karşısında aranan çare, “yoğunlaştırılmış” ve “en özet” şekilde kendini gösteren sembolleri taşıyan bir otoritede aranıyor ve “bulunuyor”. Atatürk otoriteyi en yüce referans olarak somutlaştıran kişilik olarak kullanıma sokuluyor ve “kullanılıyor”…

Modernliğin ürettiği “karmaşıklığın” ortadan kaldırılması için başvurulan pratiklerden genel olarak en yaygını, “karmaşıklığa dâhil olma” gerekçelerini ortadan kaldırmak ve karmaşıklığa izin vermek istemeyen otoriteye teslim olmak ve o otoritenin sunduğu “tek” yoruma “ikna olmak” en geçerli yol gibi görünüyor.

Öğreten sert otoriteyle kurulan içselleşmiş ilişki bir eksen üzerinde düşünüldüğünde, bir uçta “geri çekilme” / “pasifize olma” tavrı varsa, diğer uçta kendini “otorite yerine koyma” var. Arada ise farklı şekillerde algılanan “kurtarıcı” beklentileri var. Kurtarıcılar arasında akla gelenlerden biri tabii ki “ordu”…

Adeta dört başı mamur dinselleşmiş, ulus kurucu milliyetçi retoriğin arkasından üretilen çözümlerde de “dinsellik” çıkıyor. Atatürk “kurtarıcı”, bir “peygamber”, bir “mesih” özelliğine bürünebiliyor ya da tarihsel miras, “tarihten alınan ders” bugüne taşınıyor. “Kurtarıcı” özlemi yaşamaya devam ediyor; kurtarıcı üzerine kurulan dinsel retorik “haber veriyor”, “müjdeliyor”…

Bu yeniden üretim sırasında bazı kesimler Atatürk’ü açıkça “peygamber” olarak tanımlarken, başkaları, “peygamber” olarak nitelemeseler de, bir “dinî figüre” yapılabilecek ritüelleri tekrarlıyorlar. Örneğin her Cumhuriyet bayramında “Atatürk’ü çok sevdikleri için” malak kurban ediyorlar..

Herkes Atatürk’ün “kullanıldığını” söylerken, herkes onu “kullanmaya” devam ediyor. Ancak semboller aynı zamanda stratejinin hesaplamadığı şekillerde de kullanılabiliyor. Örneğin, İstanbul Topkapı’da, ayakta yolcu alınmaması kararına karşı direnen minibüsçülerden birinin “Atatürk ne demiş: ‘Birinci vazifen Türkiye Cumhuriyeti’ni korumaktır’. Bunlar (yöneticiler) koruyor mu? Hayır!” demesinde olduğu gibi ya da Bilecik’te bir işyerini soyanların, kaçarken Türk bayrağına “kurtarıcı” olarak başvurmaları gibi… Başka bir deyişle, Türk bayrağı, Atatürk ya da başka bir sembol taşıdığı içerikten bağımsızlaşıyor, “atfedilen” önemini kaybediyor; bir tür “görüntü”ye, “savunma kalkanı”na, hatta tam tersine “saldırı aracına”, “kamuflaj”a dönüşüyor.

Stratejinin kendini görünür kıldığı en güçlü semboller “yaptırım” gücüne de sahipler. “Laik bir ülkeyiz, laik olmak zorundayız yani. Bizimkisi laikçilik yani, laik olmak. Ülkemizde laik olayı var” diyen bir inşaat işçisinin söylediği gibi, bizim ülkemizde Atatürkçülük olayı var; Atatürkçüyüz yani…

Yani bu yüzden, bence Anayasa’da Atatürkçülük dursun… Yerini korumak isteyenlere, önemli kalmak ya da olmak isteyen okumuş yazmışlara, sesini başka türlü duyuramayan garibanlara, kısaca millete faydası dokunuyor hiç yoktan…

6 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 43 Yorum

  2. Yazan:Da Vinci Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    Sorması ayıptır ama yine de sorayım. Türkiye’de Atatürk’ün yaşamında ortaya koymuş olduğu ilkelerin hangisi uygulanıyor, değerlerin hangisi sahiplenilmiş, ideallerin hangisine ulaşılmış? Var mı böyle birşey? Varsa söyleyin de haberimiz olsun.

  3. Yazan:fizikci Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    Problem de o ya zaten Da Vinci Bey. Atatürk ilkeleri denen 6 ilkenin içi boşaltılıyor, kemalizim dininin amentüsüne dönüştürülüp merkezin çevreye baskı aracı olarak kullanılıyor. Böyle bir ortamda ne Atatürk’ün fikirlerinden sağlıklı bir faydalanma olabilir, ne de başka fikirlere yaşama hakkı tanınır.

    Mesela bu altı ilkeden laiklik rejim bekçileri tarafından “din düşmanlığı ve din üzerinde otorite kurma” olarak anlaşılıyor. Devletçilik her şeyin mümkünse devlete ait olması rantın devam etmesi, hortumun kesilmemesi ilkesi olarak anlaşılıyor. Siz de haklı olarak bunlara bakıp Atatürk’ün ilkelerinin hangisi uygulanıyor diye soruyorsunuz. Doğru hiç biri uygulanmıyor. O yüzden kemalizmin tasfiye edilmesi, Atatürk’ün kutsallıktan (dolayısıyla kullanılmaktan) kurtarılması gerekiyor.

  4. Yazan:zihni Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    İşin asıl püf noktası, “tasfiye edileceğin” yerine neyin konulacağı?
    Midyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olmayalım! Çıkarın lütfen, şu ağzınızdaki baklayı da, bilelim.

  5. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    evet o baklayı bende öğrenmek istiyorum zira “merkezin çevreye baskısı” derken o başka fikirler “çevre”ye nasıl yaklaşıyor?

    Tuzla işçileri eylem yapıyor onlara şu an baskı yapan nedir?
    Anti-kemalist zaman gazetesi niye bunu “patronların” tarafından veriyor?

    Birde ben Atatürk için gösterilen “lider kültü”nü eleştirip, Fethullah Gülen’e odaklı “lider kültüne ve onun seçilmemiş olmasına” değinmemeyi yararlı bulmuyorum mesela.

  6. Yazan:fizikci Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    Zihni bey, anladığım kadarıyla Atatürk’ün kullanılmasından siz de rahatsızsınız. Ama bunları tasfiye edersek yerine kimi koyacağız diye endişe ediyorsunuz. Pirince giderken bulgurdan olmayalım falan diyorsunuz.

    Bence kimseyi koymayalım. Fikirlerin serbest piyasası olsun, rahatça rekabet etsinler. Kimse ve hiç bir fikir putlaştırılmasın, kutsanmasın. Haksız rekabet olmasın yani. Siyaset devletten değil, vatandaştan yana olsun. Yasakçılıktan değil, özgürlükten yana olsun. Liberaller de bunları istiyor.

    Pirinç bu olunca kim napsın evdeki küflenmiş bulguru? :)

    Ağzımızdaki bakla bu. Çıkardık işte. Memnun oldunuz mu bilmiyorum ama siz de şu yersiz korkularınızı, kaygılarınızı, başkalarını takiyyeci bir tek kendisini dürüst gören anlayışınızı çıkarsanız artık ne güzel olacak!

  7. Yazan:kapistonai Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    şimdi bu makaleyi alsak bu siteden bağımsız olarak insanlara okutsak verilecek en makul yorumlar heralde otorite karşıtı, bireyi devlet tahakümünden kurtulmasını savunan, anarşisim sempatizanı görüşler olarak algılanır.ama yazıyı vücut bulduğu ‘derindüşünce’ çizgisinde inceleyince,hele birde bu kadar kemalizm,laikçilik,devlet,asker baskı diye yakınıp,(bir yandanda en çok beslenilen,aslında bir nebzede onlar tarafından var edilen) türkiye özelinde siyaset, cemaat, patron baskısına değinemeyen, baskı boyutu artık evrensel düzeye ulaşmış din konusun da kalem dahi oynatamamak manidardır sanırım.
    Buda sanırım sitede algılanan derinlik düşüncesinden kaynaklanıyor.Derinliği su olarak alırsak bu derinlik, hep aynı yöne gitmeyi gerektirir, buda beraberinde batmayı getirir.diğer taraftan derinliği uzay ile birlikte düşünürsek her yöne eşit derinlikte bakabilme ve özgür hareket edebilme şansı tanır.
    derinlerde vurgun yememek dileğiyle

  8. Yazan:fizikci Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    Snowqueen Hanım,

    evet o baklayı bende öğrenmek istiyorum zira “merkezin çevreye baskısı” derken o başka fikirler “çevre”ye nasıl yaklaşıyor?

    Başka fikirler çevreye yaklaşmıyor. Çevre bizzat merkezi talep ediyor. Merkeze kök salanlara yeter yediğiniz, kalkın oradan diyorlar. Bundan korkmanız gereksiz.

    Tuzla işçileri eylem yapıyor onlara şu an baskı yapan nedir? Anti-kemalist zaman gazetesi niye bunu “patronların” tarafından veriyor?

    Bir-iki haftadır gündemden uzak kaldım. Bu konu nedir bilmiyorum. Araştıralım bakalım. Umarım haklısınızdır da, Zaman gazetesine şöyle güzelce verip veriştiririz.

    Birde ben Atatürk için gösterilen “lider kültü”nü eleştirip, Fethullah Gülen’e odaklı “lider kültüne ve onun seçilmemiş olmasına” değinmemeyi yararlı bulmuyorum mesela.

    İşte burda çok fena çuvallıyorsunuz. Hiç Atatürk’le F. Gülen karşılaştırılır mı?

    1. Ayakta yolcu alınmaması kararına direnen minibüsçü bile Atatürk’ü kullanabilirken, F. Gülen’i böyle veya başka bişey için kullanmak mümkün mü? Hatta F. Gülen veya Said Nursi gibi insanlar hakkında olumlu sözler söylemek (Şerif Mardin olayında görüldüğü gibi) bilim dünyasından aforoz edilmeyi göze almak değil midir?

    2. F. Gülen’e dilediğiniz gibi hakaretler yağdırabilirsiniz. Hatta Tele Tabi’nin yaptığı gibi mitinglerde yılan diye höykürüp, yığınlara yuhalatabilirsiniz. Bundan dolayı size afferim derler. Ama Kemalizm hakkında “bu adam” gibi bir laf dahi sizi hapse mahkum edebilir, üniversiteden aforoz edilmenize neden olabilir. (Atilla Yayla olayında olduğu gibi)

    3. Ayrıca bu yazının konusu “lider kültü” değil. Atatürk’ün “kullanılması” meselesi. Ama sizin ne yapıp edip lafı F. Gülen’e getirip, taşı gediğine koyma çabanıza artık şaşırmıyorum. Ak Partiyle ne ilgisi varsa… Ne var yani bu kadar korkacak anlamıyorum ki.. 750 bin satan gazeteleri, ratingi iyi kanalları, bütün Türkiye’yi ve artık dünyayı sarmış eğitim ağları, 40 milyar dolar’a (diyorlardı en son) hükmeden holdingleri falan var altı üstü. No panic. :D

  9. Yazan:fizikci Tarih: Şub 27, 2008 | Reply

    Snowqueen Hanım,

    Zaman gazetesinde çıkan Tuzla tersanesiyle ilgili haberleri inceliyorum. “patronların tarafından” verilen bir haber bulamadım. Siz şu iddianıza bir link verseniz de yorulmasam.

    Şöyle şeyler var: “Tuzla’da 10 yılda 55 tane işçi ölmüş. Bu işçilerin 54 tanesi taşeron işçisi. Çalışma Bakanı 6 işletmeye kapatma cezası verdiklerini söyledi. Bu konuyu takip edeceklerini söylediler.” Bu haberler patronların işine gelmiyor olsa gerek.

  10. Yazan:Bigalıoğlu Tarih: Şub 28, 2008 | Reply

    Atatürk ve Atatürkçülük bir sembol değildir.Bir fikir,dünya görüşü ve öğretidir.

    Atatürkçülük Türkiye Cumhuriyetinin temel direklerinden biridir.Diğer birkaçı demokrasi,bu milletin kendisidir.Bu ülkenin gençleridir.Laikliktir.Ancak şu an bizdeki gibi oligarşi temelli bir laiklik değil.

    Bu defa yazınızı beğenmedim.Atatürkçülükle uğraşmayın.

    Her Atatürkçü geçinen gerçekten Atatürkçümü?
    Bugun ulkemizde terörist adamlar özgürlük istiyor.Hesapta özgürlükçüler.
    Her bayrak sallayan vatansevermidir.Cem uzanda da vardı bayrak.

    Atatürk anlayamadıysanız,sunu iyi anlayınız.
    Herşey bu ülke ve bu ülke insanı içindir.Geri kalanı teferruattır.İşte Atatürk budur.

    Adını ağzına alamayacak Atatürkçü laikçi yobaz sürüsü varsa ülkemde,Bunu Atatürkçülüğe bağlamayın.

  11. Yazan:knz Tarih: Şub 28, 2008 | Reply

    Fizikçi izlenimlerde sizin bu yazınıza gönderme yaptım.

    “”vakıf gurebada türbanlı bir doktorun hırs ve öfke dolu bir fotoğrafını gördüm. insan olarak anlayamadığı için öfke yansıması vardı. çünkü bu toplumun ne aydınları, ne siyasileri anlayamıyor ve anlatamıyor. İçimizde taşıdığımız faşizmden dolayı bizler böyle toplumuz. Ben bu faşizmin izlerini fizikçi nikli arkadaşın derin düşüncelerde, akp liberllerini kaybetmemli başlığı yazısında gördüm. Birbimize ayna olursak kendimizdeki
    eksiklikleri fark ederiz. Fizikçi kardeş bukadar yazdığım yazının içeriğini miki mouse dini diye alaya alıyor. Bu en azından statükocu, eski, demode düşüncelerin bir ürünü bu. Bu insanların şunu fark etmesi lazım; adımız ayşe fatma olur, 20 yıl türban takarım ama bir anda din değişitrmem de mümkün. Artık dinden döneni öldürün, dövün komutları eski kitaplarda kaldı. Eski tarz gettolaşma artık ingiltere şatolarını bile yıkmak üzere.

    italyada azınlığız. yani oraya göre bizim dinimiz mikimause, türkiyede değil ama.
    Aynı hukuki süreçe tabiyiz. aynı insanız ve aynı insan haklarına tabiyiz”"”"

    Bigalıoğlu, dünyanın gelimiş bütün demokrasilerinde din mili birliği temsil etmez ama lider , bayrak eder. bir amerikalının ne işi olur dağa kazınmış kurucu liderin heykeli ile ? hani burada yazanlar zapatista falan olup,dağlara mı çıkacaklar :)

  12. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 28, 2008 | Reply

    @fizikçi

    Çevre bizzat merkezi talep ediyor. Merkeze kök salanlara yeter yediğiniz, kalkın oradan diyorlar. Bundan korkmanız gereksiz.

    Biraz da biz yiyelim, başkalarının üzerine basalım diyorlar.
    Tersi, bundan korkmak gerek.

    Bir-iki haftadır gündemden uzak kaldım. Bu konu nedir bilmiyorum. Araştıralım bakalım. Umarım haklısınızdır da, Zaman gazetesine şöyle güzelce verip veriştiririz.

    Zaman gazetesinde çıkan Tuzla tersanesiyle ilgili haberleri inceliyorum. “patronların tarafından” verilen bir haber bulamadım. Siz şu iddianıza bir link verseniz de yorulmasam.

    Çok fazla haber bulamazsınız zaten, Zaman Gazetesi şu an harekatla birlikte militarizm çiğirtkanlığından ve türbandan başka habere yer vermiyor!. Tuzla haberleri için Radikal veya Bianet’e bakmayı deneyebilirsiniz ama dün Zaman’da şöyle bir haber vardı ek olarak:
    “Tersane sahibi AKP milletvekili Cengiz Kaptanoğlu biz katil değiliz diyerek isyan etti” ve kıytırıkça yazılmış Tuzla’da eylem haberleri.
    Kimin tarafında olduklarını belli.

    Hiç Atatürk’le F. Gülen karşılaştırılır mı?

    Atatürk’ün putlaştırılmasını eleştiriyorsunuz öyle değil mi?
    Bir “lider kültü”, mitolojik bir akarakter yaratılmasını?
    Sizce Gülen için de böyle bir kült söz konusu değil mi?

    F. Gülen’e dilediğiniz gibi hakaretler yağdırabilirsiniz.

    Atatürk’e de yağdıran yağdırıyor.

    Hatta Tele Tabi’nin yaptığı gibi mitinglerde yılan diye höykürüp, yığınlara yuhalatabilirsiniz.

    Kapalı kaılar ardında kitlerere biri hakkında hakaret yağdırmakla
    mitingte hakaret yağdırmanın farkı nedir?
    Evet 301′den ceza alır Atatürk’e hakaret eden iyi de Gülen cemaati
    Fethullah Gülen hakkında en ufak bir karşı fikre çok mu toleranslı?
    Zaman Gazetesinde “kürsü” kısmına bakın bir okuyun oraları
    “Allan seni başımızdan eksik etmesin, önünde eğiliyioruz….” ve daha neler neler, bir tane “hocam ben böyle düşünmüyorum” diyebilene yer varmı ? ben oraya yorum attım kaç defa “katılmıyorum” diye 1 tanesini yayınlamadılar.

    Güç ellerine geçince 301. maddeden daha bile katı olacaklar bu gidişle.

  13. Yazan:knz Tarih: Şub 28, 2008 | Reply

    yine bir not düşeceğim. Atatürk bu cumhuriyetin kurucusudur.

    Amerikalıların george wansintonu, yunanlıların venizelosu, inlizlerin yaşlı krlaçeyi simgesel olarak yıkmaya çalıştığını gördünüz mü ? Ama bush için söylemedikleri söz, yayınlamadıkları karikatür kalmadı. Bu busha yaparlar ama kurucularına yapmazlar. kendine saygının bir gereği olsa gerek.

    önce kurucu lideri siayesetten ayırmanız gerek. Sizin ancak atatürkün simgesel değerinin kötüye kullanılmasını eleştirmeye hakkınız var

    ( simgesel değeri ortadan kaldırmak için karşı devrim yapmanız lazım)
    Bunu yaparken anıtkabir törenlerine gerek yok diyebilirisn ama kuruluş felsefesi milli birliği temsil eder. Yani bu bayrak gibidir.

    okullarda bayrak törenine gerek yok diyebilirsin, evet bunu demek simgesel anlama karşı gelmeK demek değildir. Ama bayrağın kendisine simgesel anlamı yok edecek bir saldırıda bulunamazsın.

    yine yazıyorum. milli birliği temsil eden simgesel değerlerde vicdani özgürlüğümüz yoktur. insanları askere çağırıyoruz, ama öte yandan bizim de bu ülke vatandaşı olarak doğuştan gelen hakla bir bir pasportumuz var. Bir kimlik belgemiz var.
    Biz bu ülkenin sahibiyiz. O zaman bize bunu sağlayan cumhuriyete sahip çıkarak borç ödüyoruz.

    siz nerde olduğunu iyi tanımlayın. Karşı devrimci misiniz ? yoksa atatürkün istismar edildiğini düşünüp sadece bunu mu eleştiriyorsunuz. Bildiğim kadarıyla cemalletin kaplan bunu diyordu, ama o da bunu almanyadan diyordu :)

    Bunun dışında Elelşriri insanın doğasında vardır ve bir haktır. Fetullah Gülenin devletin milli birliğini temsil eden simgesel bir anlamımı var ki, diğer bütün insanlardan ayrı tutulsun ?

  14. Yazan:fizikci Tarih: Şub 28, 2008 | Reply

    Snowqueen,

    Çok fazla haber bulamazsınız zaten, Zaman Gazetesi şu an harekatla birlikte militarizm çiğirtkanlığından ve türbandan başka habere yer vermiyor!.

    Gündemdeki iki konu harekat ve üniversitede türban. Müsade edin de onlardan bahsetsinler. Militarizm çığıtkanlığı dediğiniz şey darbe istemekle olur. PKK’yı bitirmek için yapılan askeri harekatla değil. Elmayla armutu karıştırmayın. Militarizm çığıtkanlığını (darbe isterük) çok sevgili rektörleriniz gayet iyi yapıyor.

    Tersaneyle ilgili bir sürü haber çıkmış zaten Zaman’da. Bakın size bir tüyo vereyim. Google’a şöyle yazıyorsunuz:
    tuzla tersane site:zaman.com.tr

    Atatürk’ün putlaştırılmasını eleştiriyorsunuz öyle değil mi?
    Bir “lider kültü”, mitolojik bir akarakter yaratılmasını?
    Sizce Gülen için de böyle bir kült söz konusu değil mi?

    Eh be güzel kardeşim, ne mitolojisi, ne karakteri. İsteyen istediği gibi kahramanlaştırsın Atasını, yüreğinde yaşatsın buna bişey diyen yok. Başkaları da F. Gülen’i dilediği kadar sevsin, ona da itirazımız yok. Söylediğimiz şey şu: Kimse Atatürk’ü çıkarlarına alet etmeye çalışmasın. Daha doğrusu: Atatürk kanunla, anayasayla korunarak çıkarlara alet edilebilen bir konumda tutulmasın. Minibüsçüler bile ayakta yolcu yasağı işlerine gelmeyince Atatürk’ün adını kullanmaya çalışıyor, yeter artık.

    Atatürk’e de yağdıran yağdırıyor.

    F. Gülen’e yağdıran afferim alıyor, Atatürk’e yağdıran (hatta yağdırmayan, yağdırdığı zannedilen bile) hapsi boyluyor. Bırakın bu saçma Atatürk - FGülen karşılaştırasını. Nereye varmaya çalışıyorsunuz?

    Kapalı kaılar ardında kitlerere biri hakkında hakaret yağdırmakla mitingte hakaret yağdırmanın farkı nedir?

    Kapalı kapılar ardında hakaret tamamen sizin kuruntunuzdur, yalandır hatta iftiradır, ancak kendinizi ve birkaç safı kandırabilirsiniz, mitinglerdeki hakaret ise apaçık bir doğrudur. Aklı başında herkesi yaşadığı toplumdan utandıran iğrenç bir görüntüdür.

    Önemli bir fark bu bence.

    Zaman Gazetesinde “kürsü” kısmına bakın bir okuyun oraları “Allan seni başımızdan eksik etmesin, önünde eğiliyioruz….” ve daha neler neler, bir tane “hocam ben böyle düşünmüyorum” diyebilene yer varmı ?

    F. Gülen’in seveni çoktur. Ben kendi ömrünü F. Gülen’e vermesi için Allah’a dua eden insanlar biliyorum. Nefret edeni de az değildir. Sağdan da, soldan da boldur sevmeyeni.

    “Hocam ben böyle düşünmüyorum” kimse demez. Neden? Çünkü FG insanların farklı düşünebileceği siyaset gibi polemik içeren konulara neredeyse hiç mi hiç girmez. Sürekli olarak “Allah rızası”, “kullukta şuur”, “Kainatın Efendisi (s)” gibi konuları anlatır durur. Kim nesine itiraz etsin bunların? Ateistler itiraz eder tabi. Belki sizin itirazınız da öyle olmuştur. Ama onu da yayınlamazlar elbet, Kürsü’de ateizm-din tartışması yapılmıyor ki, niye yayınlasınlar?

    Güç ellerine geçince 301. maddeden daha bile katı olacaklar bu gidişle.

    Bakın bunu anlamak için Kürsü’ye yazdığınız yorumun yayınlanmaması gibi saçma örnekler vermek yerine daha somut verilerle gelmeniz gerekiyor. Mesela diyebilirsiniz ki: “Bakın işte gazetelerinde karşıt görüşlere hiç yer vermiyorlar, yazarların hepsi Fetullahçı” Biz de o zaman size inanırız. Bu somut veridir çünkü. Ama öyle değil siz de biliyorsunuz. Bejan Matur, İhsan Dağı, Etyen Mahçupyan, Sahin Alpay gibi yazarlar yazıyorlar o gazetede. Yazarlar arasında F. Gülen sevenleri azınlık gibi. :)

  15. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    Gündemdeki iki konu harekat ve üniversitede türban.

    Evet gündemdeki iki konunun bu olması ne kadar da içinde bulunduğumuz durumu açıklıyor.
    Tuzla işçilerinin grevi mi, aman canım ne önemi var.
    Bütün bu militarizm ve dini hassasiyetler arasına Cengiz Kaptonoğlunun “çok üzerize geliyorsunuz yahu”sunu skıştırılam.
    vatan, millet sakarya, türk-islam ve
    “Allah’ı olana sendika mı lazım?’

    Daha doğrusu: Atatürk kanunla, anayasayla korunarak çıkarlara alet edilebilen bir konumda tutulmasın. Minibüsçüler bile ayakta yolcu yasağı işlerine gelmeyince Atatürk’ün adını kullanmaya çalışıyor, yeter artık.

    Atatürk’ün bu denli putlaştırılmasını eleştirip Fethullah Gülen’in putlaştırılmasını kabul edemiyorsunuz, içinde olduğunuz cemaat yüzünden objektif bakamıyorsunuz.

    F. Gülen’e yağdıran afferim alıyor

    Atatürk’e küfreden bazı çevrelerden afferim alıyor, ne benzer değil mi?

    F. Gülen’in seveni çoktur. Ben kendi ömrünü F. Gülen’e vermesi için Allah’a dua eden insanlar biliyorum.

    alın işte, tam bir “lider kültü” vakası:)

    “Hocam ben böyle düşünmüyorum” kimse demez. Neden? Çünkü FG insanların farklı düşünebileceği siyaset gibi polemik içeren konulara neredeyse hiç mi hiç girmez.

    “kuraklığımızın sebebi günahlarımız derken” niye bir kişi çıkıp “hangi günahlar, doğal kaynakların rant uğruna sömürüldüğü vahşı kapitalizmin günahları gibi mi” demedi?
    Irak işgaline niye sesini çıkarmıyorsun hocaefendi diyen de yok tabi.
    Tartışamadığınız, eleştiremediğiniz insan, varlık neyse tabudur,
    totemik, putsal özellikler gösterir gerçek ortada.

    Sürekli olarak “Allah rızası”, “kullukta şuur”, “Kainatın Efendisi (s)” gibi konuları anlatır durur.

    Kainatın efendisi=Amerika Birleşik Devletlerinin yeşil doları olmasın?

    Kim nesine itiraz etsin bunların? Ateistler itiraz eder tabi. Belki sizin itirazınız da öyle olmuştur. Ama onu da yayınlamazlar elbet, Kürsü’de ateizm-din tartışması yapılmıyor ki, niye yayınlasınlar?

    Orada “kuraklığın nedeni günahlarımız” derse itiraz eederim tabi,
    ateizm-din tartışması değil bu, içinde yaşadığımız hergün buraz daha kirlenen, parsel parsel tecavüze uğrayan yeryüzünün, gerçekliğin ta kendisi.

    Bakın bunu anlamak için Kürsü’ye yazdığınız yorumun yayınlanmaması gibi saçma örnekler vermek yerine daha somut verilerle gelmeniz gerekiyor.

    sansür oldukça somut bir örnek.

    “Bakın işte gazetelerinde karşıt görüşlere hiç yer vermiyorlar, yazarların hepsi Fetullahçı” Biz de o zaman size inanırız. Bu somut veridir çünkü. Ama öyle değil siz de biliyorsunuz. Bejan Matur, İhsan Dağı, Etyen Mahçupyan, Sahin Alpay gibi yazarlar yazıyorlar o gazetede. Yazarlar arasında F. Gülen sevenleri azınlık gibi. :)

    Alev Alatlı “dinler arasındaki diyalogta kadın olmak, kadınların inançlarını yaşamaları” vb. konularda sempozyumlara katılırken
    cemaatin istediği yönde vaazlar verirken 10 numaraydı, sonra
    “türbün, semavi dinler ve ataerkillik, kadının islam’daki konumu”ndan bahsedince gene SANSÜRe uğradı.
    Bu da oldukça somut.

  16. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    @SnowQueen

    Yahu bu GülenoFobia hastaligindan kurtulamadik hâlâ :))

    1) Gülen’in heykeli var mi Türkiye’de?
    2) Gülen portresi önünde sakiz çigneyenler mahkemeye veriliyor mu?
    3) Gülen ilkeleri diye bir sey ezberletiliyor mu çocuklara?

    Türkiye’de yasayan bütün çocuklar ATatürk’e tapmaya mecbur ediliyor: Sarkilar, siirler, “O ölmedi” edebiyati!

    Gülen’i sevmiyorsaniz cemmatten uzak durursunuz. Ama Atatürk’ten kaçamazsiniz :))

    SnowQueen, karsilastirilmayacak seyleri karsilastiriyorsunuz. Elestirdiginiz seyleri analiz etseniz hakli oldugunuz noktalar daha iyi açiga çikar. Ama böyle toptan bir cemaatin liderini ve bütün insanlari yargilayip “infaz” etmeye kalkarsaniz ancak öfke ve tepki alirsiniz.

    ZAMAN gazetesinde yazdiginiz yorumlar sansürleniyorsa ne olmus? HÜRRiYET ve MiLLiYET’teki hristiyan düsmani ve Kürt düsmani haberlere yazdigim yorumlar da sansürlendi.

    Elestiri baska saldiri baska degil mi?

  17. Yazan:Ç-Z Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    @ Alev Alatlı’nın Snowqueen’den ricası;“Benim üzerimden Zaman’a, onun temsil ettiği değerlere vurmak istediler…

    Bu durum bana çok ağır, inanılmaz bir kirlenmişlik duygusu veriyor.”

    Alev Alatlı:

    Zaman benim ölçülerimde çok muhalif denebilecek yazıları basmakta hiç tereddüt etmedi, tek bir satırımızı değiştirmediler. İçeriden mırıldanmalar başlıklı son yazıda ise sanıyorum Zaman açısından yazı bir tür aceleye geldi…
    Konuştuk… Ekrem bey, ne var bu yazıda da demedi, basılmamalıydı da demedi. Sanıyorum üzerinde düşünecek fırsatı olmadı.

    Ona bende çok üzüldüm. Zaman bu kadar eleştiriyi elbette hak etmiyor.Ayrıca bu konu benimle Zaman arasındadır. Dışımızda sergilenen büyük bir çıkarcılığa şahit olduk bu süreçte. Benim üzerimden Zaman’a, onun temsil ettiği değerlere vurmak istediler…

    Bu durum bana çok ağır, inanılmaz bir kirlenmişlik duygusu veriyor. Zaman’ın da daha dikkatli davranması gerekirdi. Kırgın mısın derseniz, cevabım hem evet hem hayır olur.
    http://www.yenisafak.com.tr/roportaj/?t=25.02.2008&c=16&i=101942

    Ekrem Dumanlı:
    Bahsi geçen yazıya gelince. Yazı eline ulaştığında editör arkadaşımız bazı itirazlarda bulunmuş. Olabilir; bir yorum editörünün görevi arasında bu tür değerlendirme yapmak da vardır. Sebebini izah ederken de yayın ilkemizden bahsetmiş. Her neyse. Konu bana intikal ettiğinde Alev Hanım’a yazıyı görmediğimi; gerçekten sıkıntılı bir durum yoksa yazıyı basabileceğimi söyledim. Akşamüstü yapılan bir konuşmaydı bu ve yazıyı basma kararı versek bile ancak bir gün sonrasında uygulayabileceğimiz bir durum söz konusuydu. Biz yazıyı okuma ve değerlendirme fırsatı bulamadan bir internet sitesinde yayınlanmış. Üzüldüm; en çok da Alev Hanım’a kırıldım. İnanıyordum ki aramızda bir yazı yüzünden kopmayacak kadar köklü bir sevgi ve saygı var. Yanılmışım. Daha kararımızı vermeden yazıya ’sansür yapıldı’ diye jurnallendik. Bunca yıl bastığımız ve bazılarına ‘aykırı’ gelen yazıları bilmeden Alatlı üzerinden kampanya yapıldı.

    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=656327

  18. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    @Mehmet YIlmaz

    Yahu bu GülenoFobia hastaligindan kurtulamadik hâlâ :))

    Gülen’e karşı olmak bir tavırdır, sadece ona karşı değil, temsil ettiği ve hizmet ettiği sisteme karşı olma “hastalığı”ndan kurtulmaktan bahsediyorsanız, hayır böyle bir kurtulma olmayacak.

    Gülen’in heykeli var mi Türkiye’de?
    2) Gülen portresi önünde sakiz çigneyenler mahkemeye veriliyor mu?
    3) Gülen ilkeleri diye bir sey ezberletiliyor mu çocuklara?

    Devlet ideolojisi olmuş ve doktrine dönüşmüş kavramları eleştiriyorsanız başka “putlaştırmaları” da eleştirmenizi beklerdim.
    Bunun azı, biraz azı, çoku, biraz daha çoku olur mu?
    Öğrenci yurtlarında “gülen ilkeleri” küçücük çocuklara öğretilmiyor mu? idolleştirmeyi eleştirmek için illa ortada bir heykel mi durması lazım? gücünü devrettiğin her imaj, kişi veya varlık bir idoldür.
    Baksanıza “yaşamımı ona veririm” diyen insanlar bile var.
    Bunun “atam, sen kalk ben yatam”dan farkı nedir?

    Ama böyle toptan bir cemaatin liderini ve bütün insanlari yargilayip “infaz” etmeye kalkarsaniz ancak öfke ve tepki alirsiniz.

    Fethullah Gülen seçimle mi geldi?
    Cemaat liderleri eleştiren muaf mı?
    Sorun bu zaten, ideolojiler, ulus-devletler kolaylıkla eleştirilebiliyorken,
    bireyin eridiği başka bir kurum olan cemaatler
    neden dokunulmaz kalsın?

    @Ç-Z

    Ona bende çok üzüldüm. Zaman bu kadar eleştiriyi elbette hak etmiyor.Ayrıca bu konu benimle Zaman arasındadır. Dışımızda sergilenen büyük bir çıkarcılığa şahit olduk bu süreçte. Benim üzerimden Zaman’a, onun temsil ettiği değerlere vurmak istediler…

    Zaman daha büyük eleştiriyi hakediyor, başta insan emeğine olan saygısını Tuzla olayında(Yörsan’da vb.vb.vb.)gördük.
    Kimin çıkarına söyler misiniz?

    Zaman Gazetesi “muhalif” sayılabilecek yazıları yayınladı olayına gelirsek, Kemalizm karşıtı yazıları elbette yayınlar ama görüyoruz ki “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” yaklaşımı feminizme, sosyalizme, eşcinselliğe, ekolojiye, ateizme gelince “orda dur” diyor.
    Alev Alatlı istediği kadar inkar etsin görünen köy kılavuz istemez.

    Zaman Gazetesinin Kuzey Irak’taki operasyonu anlayıp şanlayan,
    savaş çigirtkanlığı yapan buram buram MILITARIST tavrı hakkında açık fikrinizi neden söylemediniz?
    Evet Zaman Gazetesi bunu hakediyor, “oğlum olsa askere göndermezdim” diyenin yanında olmadığı, sadece “türban”lının tarafında olduğu için.

    Esas bunlar bana kirlenmişlik duygusu veriyor.

  19. Yazan:knz Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    MY, sanırım siz cumhuriyetin simgesel değerlerini ortadan kaldırmak için karşı devrim taraftırısınız. Yani metin kaplan hilafet devleti öncesi attaürk resmini yakarak başladı.
    pkk kendini türk bayrağı indirerek ifade ediyor.

    yoksa ne alakası var fetullah gülenle.

  20. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    Tam da cemaatlerin bireyi eritmesinden bahsetmişken,
    bakın bugün Hocaefendi neler söylemiş:

    “- Bir yerde kalınırken, bir yere gidilir- ken elden geldiğince bizi kontrol edecek birisiyle beraber olmak; yalnız kalmamak, yalnız gitmemek, yalnız dolaşmamak gerekir. Efendimiz’in “Yalnız şeytandır.” ikazı unutulmamalıdır.

    Tek başına bir yerde yatıp kalkmadan, yalnız dolaşmaya kadar, hemen her halükarda o teklik içinde bir şeytanlık vardır şeklinde geniş yorumlamalı. Evet, yalnızlık içinde bir şeytanlık vardır. Allah Resulü, bunu bir manada iki kişi için de söylüyor. Çünkü, ihtimal hesaplarına göre iki kişi bazı şerleri işleme hususunda mutabakat sağlayabilir. Mümkünse hep üç kişi olmak gerekir. Üç kişinin şer üzere birleşmesi ve birden bire dejenerasyona maruz kalması çok düşük bir ihtimaldir.”

  21. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    “gücünü devrettiğin her imaj, kişi veya varlık bir idoldür. Baksanıza “yaşamımı ona veririm” diyen insanlar bile var. Bunun “atam, sen kalk ben yatam”dan farkı nedir?” (SNOWQUEEN)

    Buradaki tepkinizde haklisiniz, teslim edeyim. Kanaatimce böyle “illa ki kendini feda etme” bir tür hastalik. “Vatani kurtaracaz” diye diye nurtopu gibi bir ERGENEKON’umuz oldu sonunda.

    Dikkat: Mesele din ile ilgili olsaydi din ile 100 yil savasmis Sovyet Rusya’da lider kültü diye bir sey hiç olMAmaliydi.

    Demek ki bu HAKLI iTiRAZINIZDA karsiniza aldiginiz seyin Islam veya Gülen ile dogrudan baglantisi yok, bilmem katilir misiniz? Sizin deyiminizle “gücünü devrettiğin” noktada basliyor mesele.

    Evet bir cemaat üyesi liderini “hata yapmaz-hesap vermez” ilan ederse en basta kendisi sonra da çevresi için bir risk almis olur. Ama benzeri sorunlar kemalistlerde de var, zaten çok konustuk bu konulari, Siyaset bazinda Humeyni Lenin’i döver mi? adli makalede açmistik biraz bu “kolaya kaçma hastaligini”:
    http://www.derindusunce.org/2008/02/08/humeyni-lenini-dover-mi-ulus-devlet-bolum-iii/

    Özetle insanlar umutsuzluga kapildiklari zaman ÇOCUKLASIYORLAR ve (veya kendilerine yeterince güven duymadiklarinda) sadece güçlerini degil ayni zamanda sorumluluklarini da bir baska insana aktarmak istiyorlar. Dindar bir kimse bir cemaat liderini seçebilir, bir baskasi için bu bir diktatör, patronu veya babasi olabilir.

    Yani diyorum ki ilerlemek için konuya insan eksenli bakmak gerek.

    Bu arada Rusen Çakir’in yazdigi bir kitapta güzel bir saptama vardi, artik cemaatler eski güçlerini kaybettiler zira müslümanlar “birey” olmayi kesfetti. Liderlerini saysalar bile “su partiye oy verin” demekle o parti çikmiyor artik sandiklardan. Baska konularda da örnekler çok.

    Gene sizin itiraz ettiginiz noktaya “renksiz” bir biçimde bakmaya çalistigimiz Günah işleme özgürlüğü adli yazi var : http://www.derindusunce.org/2008/02/27/gunah-isleme-ozgurlugu/

    Burada da söyle demistik:

    Gerçekten de yobaz laiklerin insanları devlet eliyle, zorla “çağdaşlaştırma” çabası ne kadar sorunluysa kimi “İslamcı” devletlerin vatandaşlarını zorla günahtan korumaya çalışması o kadar yanlış.

    Dikkat edilecek olursa her iki yaklaşımın ortak noktaları var:

    1) Vatandaşları çocuklaştırmaları,
    2) Bireysel sorumlulukların vatandaştan devlete transfer edilmesi,
    3) Devletin (ve memurlarının) hata yapmaz, mutlak erdem sahibi kabul edilmesi.
    Uygulamada ise gerek “komünist” gerekse “İslamcı” rejimlerde bu erdemi temsil eden ve adeta tapılan bir de “önder” var: Humeyni, Stalin, Lenin, Hitler, Mussolini… Bu önderler öldükten sonra bile bir yarı tanrı gibi gösteriliyor, mezarları Kâbe gibi ziyaret ediliyor.

    Burada benim “devlet” dedigim yerlere “cemaat” kelimesini koyun, sanirim degisen bir sey olmayacak.

    Hastaligin kendisi “sorumluluklardan kaçma” hastaligi. Oysa Islam’da herkes “kendi bacagindan” asilir!

    Koyun deMEmek için degistirdim biraz :))

  22. Yazan:Ç-Z Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    @Snowqueen,

    Ona bende çok üzüldüm. Zaman bu kadar eleştiriyi elbette hak etmiyor.Ayrıca bu konu benimle Zaman arasındadır. Dışımızda sergilenen büyük bir çıkarcılığa şahit olduk bu süreçte. Benim üzerimden Zaman’a, onun temsil ettiği değerlere vurmak istediler…(ALEV ALATLI-fark edesin diye büyük yazdım)

    Kimin çıkarına söyler misiniz?(snowqueen)

    Öfkeden gözü kararıp da göremez olanlardan mısın?Lütfen sakin ol biraz,alıntıladığın kısmı Alev Alatlı SÖYLEMİŞ.Onun söylediği senin cımbızladığın bu soruyu ona sorsan iyi olur onun adına ben nasıl cevap vereyim?Alev Alatlı yarım sayfa ropörtaj vermiş düşündüklerini,hissettiklerini söylemiş ama sen kendi hükmüne inanıp“Alev Alatlı istediği kadar inkar etsin görünen köy kılavuz istemez.” diyip kadını bir de “inkarcılıkla” itham edebiliyorsan ben sana ne diyeyim.

    Kaıdnın inkarcı olduğundan eminsen kimlerin çıkarcı olduğunun da farkına varabilirsin tabii sakinleşebilirsen!

  23. Yazan:Ç-Z Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    MY,

    Bu sıralr,kurtlar koyunlar anılmak istediler,az önce bir sitede masallara denk geldim,payaşayım dedim.

    Oğlağın biri sürüden ayrılmış, arkasına bir kurt düşmüş. Kurtulamayacağını anlayınca dönmüş; “ Kurt, görüyorsun ki nasibim sana yemek olmakmış; ye beni ama önce bir kaval çal da bari keyfimle öleyim.” demiş. Kurt oğlağın bu sözlerine kanmış, başlamış kaval çalmaya. O çalmış, oğlak oynamış… Ama bu böyle sürer gider mi ? Kaval sesi ta uzaklardan duyulmuş, köpekler koşuşup kurdun peşine düşmüşler. Kurt oğlağa dönüp; “ Oh olsun bana ! Ben kasabım, ne diye kalkar da kaval çalarım ? “ demiş.

    İnsan duruma bakmadan bir iş yapmaya kalktı mı, çoğu zaman elindekileri de kaçırır.
    * * *

    Birbirinden nefret eden iki kişi bir gemiye binip yola çıkmışlar; biri
    geminin başına oturmuş, biri de gitmiş ta geminin kıç tarafına yerleşmiş. Denize epey açıldıktan sonra bir fırtına kopmuş, anlamışlar ki gemi için kurtuluş yok. Arkada oturan adam kaptana sormuş; “ Batacağız, batacağız ya, önce neresi batar ? “ Kaptan; “ Önce burun batacak “ demiş. Yolcunun içi rahatlamış; “ Ben artık gam yemem, düşmanım benden önce ölecek, ben de onun öldüğünü göreceğim ya, yeter bana o kadarı ! “ demiş.

    Tebessüm de lazım :-)

  24. Yazan:MY Tarih: Şub 29, 2008 | Reply

    @Ç-Z,

    Tuhafliga bakin ki ikinci fikrayi okurken aklima Deniz Baykal geldi her nedense :)

    Muhabbetle

  25. Yazan:çuvaldız Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    @ Snowqueen,

    Bir şeyi açıklığa kavuşturalım;
    AKP’li değilim,
    Fettullah Gülen’i tanımam,
    Zaman gazetesini de netten arada okurum,sadık takipçisi değilim,
    Devletin Hiçbir kademesinde tanıdığım,akrabam yok,
    Tersane sahibi de tanıdığım yok,
    Gazete okumam ama kanaltürk,habertürk,skytürk,cnntürk,ntv,gibi kanalların haberlerini mümkün mertebe izlerim,merak ettiğim haberin detayı konusunda da netten en az üç yada dört gazetede aynı haberi okurum,
    Memlekette şuanda maalesef iki konu var;türban(rektörler),Irak(askerler) yazılı yada görsel basında taraf olarak bu konuyu aktarıyor.Bunda problem yok ve üstelik “taraf” da olmaları basın özgürlüğü dahilinde hakları ama “hak ve özgürlük” olmayan tek şey “konuyu” saptırmak,”taraf” olunanın “çıkarı” doğrultusunda bilerek isteyerek eğip bükmek=yanlış propaganda!

    Esas bunlar bana kirlenmişlik duygusu veriyor. demişsiniz.
    Siz taraf olmayı kirlenmişlik olarak nitelemişsiniz oysa ki siz de tarafsınız,ben de.Sezer’i taraf olup özellikle pasifliği seçtiği için eleştirirken siz “mütevazılığını” övüp,ampul tasarrufu ile görev tasarrufunun sadece “tasarruf” kısmını dikkate aldınız.
    Konunun bir yönüne odaklanıp “taraf” olmak da mümkün ama yalan ve yanlış eklemeler yapmadan.

    Siz sanırım zaman gazetesinin “mükemmel” bir gazete olabilmesi için eksik yaptıklarını da yapmasını bekliyorsunuz.

    Lafı daha fazla uzatmadan Tuzla tersaneleri konusunda bana kirlenmişlik duygusu veren gazete haberleri;

    1)Tuzla tersanelerinde 8 ayda 18 işçi öldü
    http://www.haber5.com/haber.php?haber_id=309437

    2)en son 13 günde 5 işçinin öldüğü kazalarla gündeme gelen Tuzla Tersanesi’ni
    http://www.basindabugun.com/index.php?sayfa=3993

    3)Son 7 ayda ölenlerin sayısı 19a çıktı.
    http://www.medyaloji.com/detay/28323/tuzla-tersanelerinde-iki-isci-daha-oldu

    4)7 ayda 13 işçinin hayatını kaybettiği Tuzla tersanelerindeki “ölümler” iş kazası olmaktan çıktı
    http://www.milliyet.com.tr/2008/01/17/yazar/sazak.html

    15 yılda 82 ölüm
    2003-3 ölüm
    2004-5 “
    2005-8 “

    2006-10 “
    2007-12 “
    2008- 7 “
    Limter iş in verilerine göre 2006 2007
    Göze çapak kaçma; 2674 975
    Kesik 974 878
    Travma 190 238
    Yanık 156 54
    Zehirlen 63 27

    Bu sektörde çalışan sayısı
    Sanayi odasına göre……………;5000
    Çalışma bakanlığına göre………;17500
    Gemi inşa ve sanayicileri birliği;50000
    Sendikaya göre……………….;35-40.000

    Eğitimsiz işçilerin çalışmasının bir nedeni de tersanelerde hemşeri örgütlenmesinin yaygınlaşması.Her bölüm,belli şehirden gelenler tarafından ele geçirilmiş durumda.

    Kastamonu’nun cide ilçesinden gelenler;kaynak-montaj
    Samsun’dan gelenler;boya
    Sivas Beydil köyünden gelenler;bozmacılık,
    Urfalılar;temizlik işlerinde hakimiyetlerini kuruyorlar.

    EskiAKP milletvekili Cengiz Kaptanoğlu’na ait Desan ‘da iki kişi hayatını kaybetti.

    Sekahattin Aslan Tersanesinde ,15 Şubatta sızan oksijen tüpünden gazın patlaması sonucu Hasan Köse ağır yaralanmış ve sonra hastanede hayatını kaybetmiş.

    Gemtiş Tersanesinde 12 şubatta kaynakçı Osman Göç, kaynak dumanından zehirlenmiş,ve sonra hastanede hayatını kaybetmiş.http://www.diplomathaber.com/haber.php?haber_id=708

    Dünya gemi inşa sipariş defteri son üç yılda yüzde 89 büyürken, Türk tersanelerinde yüzde 360 büyüme sağlandığına işaret edildi.http://www.internetajans.com/default.asp?NID=52310

    Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı 20.08.02 de tersaneleri teftiş kapsamına almış
    Tuzla’da tersaneler bölgesinde 5 aydır devam eden teftişlerin sonuna gelindi
    http://www.ticarihayat.com.tr/haber.asp?id=14770

    Tersane Gemi Yapım-Onarım İşçileri Sendikası (Limter-İş) Genel Başkanı Cem Dinç,(15 yılda!bu ek bana ait kesinlikle açıklanmamış)82. işçi olduğunu Müfettişlerin gündeminde bulunan ölümlü kazaların nedeni ise şöyle sıralandı:
    Patlama (2)
    yangın (1),
    ezilme-sıkışma (5),
    elektrik çarpması (6),
    düşme (5),
    intihar (2),
    kalp durması (1).”
    (Toplam=23 ölüm toplam sayı verilmediği gibi ne kadar zamanda bu ölümlerin gerçekleştiği de belirtilmemiş!)

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tuzla tersaneler bölgesinde 2002 yılından beri iş yoğunluğuna paralel olarak kazaların artış göstermesi üzerine, bakanlığın denetim ve incelemelerini sıkılaştırdığını belirtti. Bakanlık;
    1 Eylül 2006-31 Ocak 2007 arasında iş sağlığı ve güvenliği yönünden 51 tersanede incelemelerde bulundu ve 16 bin 173 işçiyle temasa geçti. Müfettişler, inceleme sonucunda 99 maddede bin 61 eksiklik ve mevzuata aykırılık tespit etti.
    13-24 Eylül arasında yapılan 43 tersane teftişinde de 5 bin 320’si asıl, 8 bin 811′i taşeron olmak üzere toplam 14 bin 131 işçiyle görüşüldü.

    İncelemelerde 2 işyeri sağlam çıkarken, 41′inde ise toplam 588 eksik ve mevzuata aykırılık tespit edildi. Öte yandan Çalışma Bakanlığı ile Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) ve Dok Gemi-İş Sendikası arasında tersanelerdeki iş güvenliğinin geliştirilmesi için bir protokol imzalandı

    * * *

    Şimdi,tüm bunların ışığı altında kimin neyi koruduğunu kolaylıkla teşhis edebildiğinizi söyleyebilir misiniz?

    Eğer doğruysa 15 yılda hayatını kaybeden 82 kişiden bahsediliyor;

    Bu sendika bu kadar zaman ne yaptı?Harekete geçmek için neden 15 sene bekledi?

    Sendika başkanının geçen Cumartesi bir tv haber kanalında söyledikleri kesinlikle bu ölümlerle alakalı değildi,hangi işçinin kaç kişi ile beraber nasıl bir evde üst üste yaşadığından ve işçilerin aldığı ücretin işverenlerin işlerinin arttığı kadar artmadığı üzerine uzun bir konuşma yaptı aklında ölen işçiler yoktu ki dilinde de olmadı,haber sorumlusu konunun ölüm olduğunu hatırlatıp ne yaptıklarını sorduğunda verdiği cevap” YAPACAĞIZ” oldu.Bunlar kendi kulaklarımla duyduğum Cem Dinç’in ağzından duyduklarım.Şunu da ekleyeyim spiker “ölümün” gerçekleştiği tersaneye gidip gitmeyeceğini sorduğunda tersaneye bir ziyarette bulunacağını söyledi;kısaca o gün gidip gitmeyeceği konusunda bile tereddütü vardı eğer BASIN BU İŞİN PEŞİNE DÜŞMESEYDİ , DİSK’e bağlı Liman, Tersane, Gemi, Yapım-Onarım İşçileri Sendikası (Limter-İş) Genel Başkanı Cem Dinç’in de HİÇBİR şey yapmayacaktı bu neredeyse zoraki ve son dakika ZORLAMA bir EYLEM!Biz kaç kişiyiz grubunun YADIMIYLA!Bu telefon konuşması Cumartesi akşam haber bülteninde gerçekleşti.

    Kısaca eylem gerçekten işçi hakkını korumak kadar iyi niyetli olsa tamam ama benim gördüğüm bağcı dövmek ve bu da o ölümlerin üzerinden yapılan İĞRENÇ BİR PROPAGANDA bence.

  26. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Güzel bir kendi kendini çürüten argüman örneği verilmiş:

    “Hocam ben böyle düşünmüyorum” kimse demez. Neden? Çünkü FG insanların farklı düşünebileceği siyaset gibi polemik içeren konulara neredeyse hiç mi hiç girmez. Sürekli olarak “Allah rızası”, “kullukta şuur”, “Kainatın Efendisi (s)” gibi konuları anlatır durur. Kim nesine itiraz etsin bunların? Ateistler itiraz eder tabi.

    Neymiş:
    1. Hoca, polemik içeren konulara girmez.
    2. Sadece şunları vurgular.
    3. Bunlara itiraz edilemez.
    4. Eden varsa, o ateisttir.

    Kısacası, Fethullah Gülen ne kelam ederse, o dindir, İslam’dır, onun İslam anlayışı eleştirilemez, tartışılamaz. Ateistin fikrini muhatap almaya zaten gerek yok, birisi ateist değilse de hocaefendinin fikrine aykırı fikri olamaz.

    Bu yapılan putlaştırmak falan değil, çok daha büyük boyutta birşey. Adının ne olduğunu da söylemeye gerek yok sanırım.

  27. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    @Mehmet Yılmaz

    Evet, lider kültü Sovyet Rusya’sında da vardı. Orada da heryerde Lenin heykelleri vardı. Sovyet Rusya’sı dine tavır almıştı fakat yapılan devlet törenleri ayinsel ritüellerin izini taşıyordu, hatta en ilkel içgüdüyle
    “şeytan kovalama ayinleri”, psikanalist Eric fromm böyle analiz etmiştir.
    “kiliseye bağlılık”, “devlete bağlılık” formuna dönüşür.

    Bahsettiğim şeyin Gülen’le alakası var bence, kendini “mistik” ruhani lider konumuna getirmiş. Fethullah Gülen’i bu denli anlayıp şanlayıp ortaya getirenin soğuk savaş döneminin Kemalizmi olduğunun da farkındayım. “komünizmle mücadele derneği” başkanıymış Erzurum’da, Fethullah Gülen=Türk islam sentezi.
    Oldukça militarist, hep kendi çıkarları için özgürlük talep eden, dayatmacı bir sentez.

    @Ç-Z,

    “zaman’a ve onun temsil ettiği değerlere vurmak istediler” kısmından ben “kadınlar hakkında istediğimiz yerden bahset biraz açılınca rahatsız oluruz” değerlerini anlıyorum ve evet o değerlere vurmak isterim. zevkle. yarın öbür gün olacak kendi çocugumun, yeğenimin,
    komşu kızının çıkarı için.

  28. Yazan:fizikci Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Balbazar,

    Yaptığın sadece demogoji.

    Bir müslüman Allah rızası konusuna neden itiraz etsin? Etmez tabi ki. Ama bir ateistten de “din afyondur, cennet diyip, Allah rızası deyip kandırıyorlar sizi” demesi beklenir.

    Benim bu söylediklerimden “Fethullah Gülen ne kelam ederse, o dindir, İslam’dır” sonucunu çıkarmanız, böyle saçma (İslam’a da aykırı) bir düşünceyle beni itham etmeniz en hafif ifadeyle “çirkin” bir davranış! Şurda bir senedir siz de ben de yazıp duruyoruz hiç mi birşey anlamadınız? Ama neyse bunu Gülenofobianıza verip hoş görüyorum.

    Snowqueen Kürsü‘nün altındaki yorumların hep olumlu olduğundan yakınıyordu. Niye kimse itiraz etmiyor diyordu. Kürsü Cuma günleri Zaman’da yayınlanan, F. Gülen’in yazılarından, vaazlarından derleme bir sayfadır. O yazılar hadis, Kur’an kaynaklı ve “en temel meseleler”e ilişkindir ki bunlara hiç bir müslüman itiraz etmez. Bu “en temel meseleler”e inanmayanlar ise çok rahatlıkla itiraz edebilir. Dediğim budur. Diğer yazdığınız şeyler sizin uydurduklarınızdır sadece.

  29. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    Israrla bir sahsin fikirlerini kutsuyor, tartisilamaz ilan etmeye calisiyorsunuz.

    Ne demek “temel meseleler”? Bu dunyada 1400 yildir Islam uzerine yazanlarin, konusanlarin hepsi ayni seyleri mi soylediler, soyluyorlar? Benim Islam adina farkli fikirlerim, farkli yorumlarim, farkli anlayislarim olamaz mi? Mesela, Yasar Nuri’ye de mi “hocam, ben oyle dusunmuyorum” demekten sakinmak lazim, dersek ateist mi olmus oluruz? Kimin “temel meseleler uzerine fikirleri” tartismadan azade, kiminki degil?

    “Bir insani putlastiriyorsunuz” iddiasina “Onun soyledikleri zaten mutlak, tartismaya ne gerek var” diye cevap vererek iddiayi bizzat onayladiginizin bile farkinda degilsiniz.

    Kaldi ki, Gulen, polemik iceren konulara girmez, ancak “temel meseleler” uzerine konusur iddiasi fazla ucuk. Darbeci pasanin cennete girip giremeyecegi temel bir mesele mi mesela? Ya ateistin katile denk oldugu? Bilimsel bir kurami curutmek icin kitap yazmak da mi temel mesele? Ya “beni elestirenlerin asil derdi dinle, Islamla” aciklamalari, kullukta samimiyet gostergesinden mi ibaret? Peki butun bunlar hakkinda yorum yapmaya curet eden insanlarin, kitlesel bir bicimde entelektuel lince tabi tutulmalari, din dusmanligiyla itham edilmeleri cok mu normal?

    40 milyar dolarlik holdinglerin ustune oturabilmek icin putlastirilmis, fikirleri tartisilmaz ilan edilmis bir insanin cevresinde toplanmak, ve butun bu nufuzu dinle, Islam’la mesru kilip onlarin arkasina siginarak korumak, genisletmek gercekten vizyon isi. Haklisiniz, Ataturk’u kullanarak kucuk cikarlar pesinde kosanlar o kadar vizyon sahibi degil.

    “Fethullah Gulen’i sevmek” diyerek sirin gostermeye calistiginiz sey, “Gulen’cilerin kayitsiz kosulsuz kontrolunde olmak”tan baska birsey degil. Daha bunun aksi yonunde tek bir isarete, “evet hocaefendi de su konuda hatalidir” diyen, diyebilen tek bir cemaat mensubuna rastlamadim.

    Diyebildiginiz gun, benim Gulenofobim konusundaki tespitlerinize de ciddiye alinabilirlik kazandirmis olursunuz. Hodri meydan!

  30. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 1, 2008 | Reply

    @Ç-Z

    Tersane sahibi de tanıdığım yok,
    Benim var, AKP ile iyi ilişkileri anlatmaya gerek yok sanırım.
    Gerçi CHP’li de olsa çok değişmeyecekti çünkü AKP ve CHP’yi biraraya getirebilecek olan çalışma koşullarına duyarsız kalmak.
    AKP, bunun da kötüsünü yapıp mukadderat edebiyatı ve mümin sevimliliğiyle islami kapitalizmin şahlanmasını sanki ulvi bir görevmiş gibi sunuyor. 10 kere hacca gidip gelseler, Allah, Muhammed’i dillerinden düşürmeseler, binlerce cami yapsalar o lekeler silinmez.

    Amaç bağcıyı dövmek değil, Tuzla ile ilgili en duyarsız haberleri Zaman Gazetesi verdi, resmen üzerini örtmeye çalıştı.
    Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerin Tuzla olayından bahsetmesinin altında AKP’yi köşeye sıkıştırmak olabilir, sonuçta bakan gezip görüp “önlemleri yeterli buldum ve beğendim” demişti. ama en azından muhalefette durmuşlar peki Zaman nerede duruyor?
    İktidarın günlük yayın organı konumlanmasında.

  31. Yazan:çuvaldız Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    @ Balbazar,

    Hz. Muhammed’in müslümanlar için ne ifade ettiğini sizin anlamanız pek kolay mümkün değildir. Bu müslümanlar asırlardır milyonlarca naatı ne diye yazıyorlar, nedir bu tasavvufun hakikat-ı Muhammediye dediği şey; neden bu adamlar Onun saçının, sakalının teline dahi hürmet gösteriyorlar, neden Onun adının her söylenişinde müslümanlar selam gönderiyor, ellerini kalplerine götürüyorlar. Bunları yapılan fanatik tepkileri tasvip etmek bağlamında söylemiyorum; psikolojiyi anlamanız açısından söylüyorum.(blue)

    Tespit de guzel, “duygusal” olmanin mutlak zaaf anlamina gelmedigi argumani da.

    Yalniz, bu tespiti (genelde batili) egemen de yaptigi icin, butun bu “duygusallik” biz’i kontrol altinda tutmaya calisan egemen’in elinde bir silaha, bir manipulasyon aracina donusuveriyor.

    Ustelik de dusunce ozgurlugu diye bas bas bagiran avrupa bile ne utanc verici ki kadinin arkasinda durmadi. Voltaire ve Hugo mezarinda ters donmustur herhalde.(muammer)

    Iste bunun farkina varabilmek, buna karsi mucadele etmek icin “rasyonel” olmak, rasyonel cozum yollari aramak, bu aliskanliklardan kurtulmaya calismak, bir bati oykunmeciliginden ibaret degil, egemen’e karsi mucadele edebilmenin tek yolu gibi gorunuyor.

    Bunları “zekiler için başörtüsü kılavuzu” başlığı altında yazmıştınız.Yazdıklarınızdan ,Batılı ve Müslüman arasında bir yerde durup objektif olmaya çalışan biri olarak sorun ve çözüm tespiti yapmaya çalıştığınız anlaşılıyor.

    Şimdi Fetullah Gülen,cemaat ve İslam bağlamında getirdiğiniz eleştirilere bakarsak;

    “Bir insani putlastiriyorsunuz” iddiasina “Onun soyledikleri zaten mutlak, tartismaya ne gerek var” diye cevap vererek iddiayi bizzat onayladiginizin bile farkinda degilsiniz.
    Peki butun bunlar hakkinda yorum yapmaya curet eden insanlarin, kitlesel bir bicimde entelektuel lince tabi tutulmalari, din dusmanligiyla itham edilmeleri cok mu normal?
    Ya “beni elestirenlerin asil derdi dinle, Islamla” aciklamalari, kullukta samimiyet gostergesinden mi ibaret?

    Buyrun size taze taze örnek;

    Islam baris, hosgoru diniyse bunu kanitlasin. Kendisine her elestiri geldiginde beni rencide ediyorsun, katlin vaciptir cigliklari atmasin. Bunu once sizin savunmaniz lazim.(Muammer)

    Şimdi,siz bir egemene,sizin yaptığınız da bu duygusallığı “onları” kontrol altında tutmaya çalışan egemenin elindeki bir silaha,manipulasyon aracına dönüşmüş olmuyor mu?

    Siz kendi tavrınızın farkına varabiliyormusunuz ki karşınızdaki insanın “rasyonelleiğini” fark edebilesiniz?

    Şimdi “egemen” karşısındakilere tavsiye ettiğiniz çözümü ben de size hatırlatayım;

    Sanirim cozum, kendimizi tanimak, kendimizi anlamak, kendimizle barismak (bunlari modernistler yapmiyor), ayni zamanda kendimizi degistirmeye acik olmaktan geciyor (bunu da muhafazakarlar yapmiyor).

    İğne ve çuvaldız,talkım-salkım!

    Not:Lütfen sadece olayın temel niteliği açısından ortaya çıkan duygusal tepkilerin benzeşmelerinden bahsettiğimi atlamayın.Kesinlikle bu örnekleme bir “eşleştirme” değil!

  32. Yazan:çuvaldız Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    Snowqueen,
    Benim var, AKP ile iyi ilişkileri anlatmaya gerek yok sanırım.

    Yani tanıdığının tersanesinde çalışma koşulları felaket,habire çalışanları hayatlarını kaybediyor ve kendisi de iktidar dalkavukluğu mu yapıyor?AKP,tanıdığının tersanesindeki çalışma koşullarını bildiği halde “dalkavukluğunu” ödüllendiriyor mu,yoksa tanıdığın tüm bunları saklayıp,iktidar ile dirsek temasını arttırıp ilerde başı derde falan girerse kart hamili tanıdık mı arıyor yoksa peşinde olduğu “iş”leri mi kovalıyor?Rüşvet,adam görme gibi bir durumlar da var mı,bak bu tam manşetlik bir haber olurdu!

    Gerçi CHP’li de olsa çok değişmeyecekti çünkü AKP ve CHP’yi biraraya getirebilecek olan çalışma koşullarına duyarsız kalmak.

    15 yılda 82 kişi ölmüşse elbette haklısın.İşin kötü tarafı hadi 6 seneden AKP’yi sorumlu tutalım da sosyal demokrat,6 oklu CHP’nin bu zamana kadar o işçi ölümlerini niye dile getirmedine nasıl akıl erdirelim?Acaba CHP’nin de tersane sahibi tanıdıkları mı var?

    AKP, bunun da kötüsünü yapıp mukadderat edebiyatı ve mümin sevimliliğiyle islami kapitalizmin şahlanmasını sanki ulvi bir görevmiş gibi sunuyor.

    Tanıdığın mukadderat edebiyatı ve münin sevimliliği ile mi AKP’ye yanaşıyor(şahlanan tersane sahibi kapitalistlerden ya o açıdan!)

    10 kere hacca gidip gelseler, Allah, Muhammed’i dillerinden düşürmeseler, binlerce cami yapsalar o lekeler silinmez.

    Sen bunlara inanmıyorsun ki!İşte bu senin yaptığının benzerini sözde Müslümanlar da yapıyor;işine gelince cami yap Allah affeder,işine gelmeyince de cami yapsan da nafile Allah affetmez der.Dini kullanmak böyle bir şey!Kanunla hukukla korkutsaydın ya”30 sene hapiste yatsalar yine bu suçun cezasını ödeyemezler” gibi!Sen de adamına göre sopa gösteriyorsun,iyi ki hukuk okuyup hakim olmamışsın!

    Amaç bağcıyı dövmek değil, Tuzla ile ilgili en duyarsız haberleri Zaman Gazetesi verdi, resmen üzerini örtmeye çalıştı.

    Nasıl?Ölüm vardı da yok mu dedi,tersane koşulları harika mı dedi?Yoksa hiç mi haber konusu yapmadı?Yukarıdaki detaylı teftiş,ölüm sebepleri vs gibi detayları Zaman’dan kopyaladım link vermeyi unutmuşum.

    Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerin Tuzla olayından bahsetmesinin altında AKP’yi köşeye sıkıştırmak olabilir(muhtemel diyorsun!), sonuçta bakan gezip görüp “önlemleri yeterli buldum ve beğendim” demişti(kesin eminsin!).

    Yukarıda alıntıladığım detayları okumadın mı?

    Bildiğim kadarıyla CHP li 5 milletvekili Salı günü bu tersaneleri “görmeye(!)” gitmişler(Zaman’dan).Bakanın görüp beğendiği,15 senede 82 kişinin ölmüş olduğu tersaneleri kendi gözleri ile görmek için popolarını kaldırıp daha önce gitmeyi düşünememişler yada bakanın söylediklerine itimat etmişler demek ki!

    Hürriyet,Milliyet muhalefete neden muhalefet etmiyor acaba,”yok” gibi durduğu ve olayları basından takip etmeyi seçtiği için mi?
    ama “en azından” muhalefette durmuşlar peki Zaman nerede duruyor?İktidarın günlük yayın organı konumlanmasında.

    “En azından” haberi görmemezlikten gelecek bir konumda değil demek ki!

  33. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    @cuvaldiz:

    40 milyar dolarlik holdinglerin ustunde oturan, bu nufuzumu korumak ve genisletmek icin dini tekeline almaya calisan, sonra da bununla ovunen ben degilim ki “egemen” olayim.

    Alti ustu kendince fikir ureten, herhangi bir statusu olmayan, ucretli bir bireyim.

    Muharrem’den yaptiginiz ikinci alintinin benim soylediklerimle alakasini ise anlayamadim. O alinti Muharrem’in Islam dusmani oldugunu mu gosteriyor? Peki Muharrem’in soylediklerinin Gulen’le ilgisi ne?

  34. Yazan:muharrem Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    @Balbazar,
    “O alinti Muharrem’in Islam dusmani oldugunu mu gosteriyor?”

    Konuyu acikliga kavusturmak icin sunu soyluyim, Islam dininin iyi bir din oldugunu dusunmuyorum. Islami-veya baska bir dini-elestirilmez tutmak isteyen, her turlu elestiriyi dusmanlik olarak algilayip bununla da uyguladiklari siddeti masur gosteren bir zihniyetin yasadigim toplumun ozgurlugunu tehdit ettiginden dolayi savasilmasi gereken bir zihniyet olarak goruyorum. Bunlara dusmanlik diyorsaniz, evet Islami elestirdi diye fetva cikaranlarin, bunu cikaranlari hakli gostermeye calisanlarin (mesela Muhammed’in resmi yapildi diye orayi burayi atese verenler) dusmaniyim.

    Bu demek degil ki muslumanlara dusmanim, hosgorulu olabildikleri, kendilerini reforme edebildikleri olcude muslumanlarla anlasabilirim. Bu sitede yorum yapanlarin cogunun da Islamin ozune elestirileri hakaret olarak algilayan insanlar olmadigina inanmak istiyorum.

  35. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 2, 2008 | Reply

    Bildiğim kadarıyla CHP li 5 milletvekili Salı günü bu tersaneleri “görmeye(!)” gitmişler(Zaman’dan).Bakanın görüp beğendiği,15 senede 82 kişinin ölmüş olduğu tersaneleri kendi gözleri ile görmek için popolarını kaldırıp daha önce gitmeyi düşünememişler yada bakanın söylediklerine itimat etmişler demek ki!

    (cuvaldiz)

    Bu muhalefet elestirerek iktidar savunma zihniyeti artik oyle bir kaliplasti ki, gercekten tek parti rejimi olduk: “Muhalefet yapmiyorsa iktidar niye yapsin canim! Muhalefet kotu, demek ki iktidara ne yapsa hak!”

    Dunya tarihinde bu kadar muhalif kiligina girmis baska bir iktidar gorulmemistir.

  36. Yazan:çuvaldız Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    @ balbazar,

    “Muhalefet yapmiyorsa iktidar niye yapsin canim! Muhalefet kotu, demek ki iktidara ne yapsa hak!”

    Böyle bir şey demediğim çok açık ama tekrar yazayım;Maalesef iykötü,doğru-yanlış ayırımı yapmaksızın iktidar olmuş bir partiye, toptancı,külliyen muhalefet edenlerin karşısında “Sezar’ın hakkı Sezar’a diyenler” iktidar yanlısı gibi algılanıyor.Ortadaki yanlışın tüm sorumluları eleştirilmeliyken bunu fırsat gibi görüp,kendi sorumluluğunu yok farz edip “dibin kara” mantığı ile olaylara yaklaşılmasını iktidar yalakalığı kadar iğrenç buluyorum.

    Kuyruklu yalanlar ortaya çıkmıştı çıkmasına, ama tekzipler haber kadar etki uyandırmamış, sanki gerçekmiş gibi insanların korkularını destekleyen birer delil olarak zihinlere kazınmıştı. Bu yalan haberler, toplumun bir kesiminin korkularına temel hazırladı. Bilginin saptırılması ve gizlenmesi konusunda çalışmalar yapan Dr. Ali Ayaz bu tip propaganda malzemesi sağlayacak yalan haberlerin, Türkiye ne zaman kritik bir dönemden geçse kasten artırıldığını söylüyor. Hatta haber yoksa bile haber uydurulması yönünde bir gayretin varlığını anlatan Ayaz, merkez medyanın beslendiği kaynakların bu türlü yalan haberler olduğunu ifade ediyor. Genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçim süreci, kara harekâtı ve ardından sürdürülen türban tartışmalarını, toplumun kırılma noktaları olarak değerlendiren Ayaz, sözlerine şu çarpıcı cümlelerle devam ediyor: “Bir taraftan toplumsal barıştan ve kardeşlikten söz edenlerin bir kehanetine karşılık, ‘Başörtüsü serbestisi kararı, toplumu ikiye yarar; üniversiteyi parçalar’ düşüncesini destekleyen türden haberler çıkmaya başladı. Eğer yalnızca belli kanalları izliyorsanız ve belli yayın organlarından besleniyorsanız ‘Bak başörtüsü serbest oldu, üniversiteler ikiye bölündü’ ya da ‘toplum ikiye yarıldı’ gibi bir düşünceye kapılmanız doğal. Ama herhangi bir bölünme, parçalanma olmadı. Bu sorunun çözülmesini istemeyenler, açıkçası gazete ve televizyon haberleri yoluyla yapıyor. Bilgi saptırılıyor ya da bir gerçek gizleniyor.”
    http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1885

    Not:muharrem bey “din düşmanı mı” sorunuza kendi cevabını vermiş,şimdi egemen zihniyeti de anlayabilmişsinizdir sanırım!

  37. Yazan:muharrem Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    Not:muharrem bey “din düşmanı mı” sorunuza kendi cevabını vermiş,şimdi egemen zihniyeti de anlayabilmişsinizdir sanırım!

    Sayin Cuvaldiz,
    Bu din dusmani etiketi sizi neden bu kadar ilgilendiriyor??? “Din/Islam/Hiristiyanlik dusmani” olmak kotu bir sey midir? Farkinda misiniz siz iyi bir musluman olmakla otomatikman hiristiyanlik, budizm, konfucyunuizm dusmanisiniz. Eee nolcak simdi?
    Beni soylediklerimle degerlendirin, din dusmani, islam dusmani olmam beni kotu ya da kotu ahlakli yapmaz. Birakin bu ucuz edebiyati lutfen. Takdir edersiniz ki nice namazinda niyazinda orucunda sahtekar serefsiz var etrafimizda. Lutfen aliniyorum, beni tanimiyorsunuz.

  38. Yazan:knz Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    ç-z yukarda yazdıklarım hakkında konuşmaya devat ediyorum. kamer hanım ve diğerleri..

    şimdi bir örnek üzerinde duracağım.

    yukarda nasıl kasap ete doymazsa, erkek de kadına doymaz manasında bir söz söyemişsin.

    şimdi burada temel varsayım hatan şu.

    erkek nasıl insansa, kadın da insandır ve duyguları vardır. insanlık uuzn bir dönem kadın duygularına kapalı kaldı. bir erkeğin kadına çekici geleceği varsayımı hiç akılla gelmedi.

    Halbuki tamemen islami çerçevde giyimiş( üst beden çıplak ) bir erkeğin kadına cazip gelebileceği fikrini burada hiç dile getirmiyorsun.

    halbuki kuran bunu size örnek vermişti. yusuf suresini yukarda hatırlattım. eğer kitabı eskilerin masalları gibi okumaya devam edereseniz masallaştırısınız.

    orada verilen örnek çok cesur birşekilde kadınların erkeklere nasıl bakabileceklerini
    anlatıyır.

    şimdi bunu üzerine kadını erketen tamamnen ayıran yaklaşımlar bizi nereye götürür ?

    ameriaka pakistanda medreseler açtı ve erkek
    çocuklar ne hala, ne teyze ve hatta annesinden dahi uzak kaldılar. sonuç ortada, onlar kadın bileğinden dahi tahrik oluyorlar. kadınların ayak bileğinden tahrik oluyorlar. yolda ayak bileği gözüken bir kadını sopalayan bir erkek taliban görmüştüm.

    kadınları el, ayak, dudak, ayak bileği derken kadınları lime lime edersiniz. kasapta et haline geleceğimiz örnekler veririken geleceğe karşı sorumluluk üstenin.

    çuvaldız sizin verdiğiniz örneğe göre, bir doktoru kadından tahrik olmadan nasıl muayene
    edeceğine dair kuşkuyu kuvvetlendirmekten öte bir işe yaramıyor ? peki kaç kadın sırf bu yüzden, enegelelndiği için öldü biliyor muyuz ? kadınların ölümüne neden olacak baskıları kamuya açık yerlerde savunurken
    sorumluluk hissetmeniz lazım. bakın denizde boğulan kızların yardıma cankuranı engelledikleri küçük kızların öldüğü bir toplumda yaşadığını unutmayın.

    bir erkeğin bir kadında eten başka bir şey görmeyeceği varsayımı insan olan erkeklere hakarettir. en azından bu sayfada zihni beye hakarettir. haa sen sapık arıyorsan o heryerde var, gidersin zikirde bile arana karışır.
    camiye de gelir. bütün erkeklere sapık izlenimi veremezsiniz. onlardan karşı korunmak zihnisel olarak olur. konu uzamasın diye buraya girmiyorum ama aslında kuran bunu da söylüyor.

  39. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    Farkinda misiniz siz iyi bir musluman olmakla otomatikman hiristiyanlik, budizm, konfucyunuizm dusmanisiniz.

    Muharrem Bey,

    Sanrılarınızı kendinize saklayın. İyi müslüman olmak otomatikman farklı dinlere mensup kişilere düşmanlığı gerektirmez. Bu konuda mal bulmuş mağrip gibi sarılınılan ilgili ayetteki “dost” ifadesi “veli”, “peşinden gidilen önder” anlamındadır.

    Pekala bir müslümanın hristiyan, yahudi, ateist dostu olabilir. Mesela benim en iyi dostlarımdan birisi ateittir.

    Ayrıca dostluğun karşılığı düşmanlık değildir. Arada yığınla gri ton var. Nasıl bir mantık örgüsü bu, hayret.

    Sallarken usturuplu sallayın, cahilane, yanıltıcı yorumlar yapmayın.

    Bu demek degil ki muslumanlara dusmanim, hosgorulu olabildikleri, kendilerini reforme edebildikleri olcude muslumanlarla anlasabilirim.

    Genelleme de yapmayın. Ateistforum’da, Turan dursun sitelerinde bazı üyelerin islama müslümanlara karşı -eleştiri falan değil- düpedüz hakaret ettiklerini, nasıl da kinle dolu ifadeler kullandıklarını bilmiyor değiliz.

    Kendilerini takılıp kaldıkları arkaik pozitivizmden kurtarıp reforme edecek, hoşgörüden nasiplenecek insan sayısı muadil felsefede olduklarınızda çok fazla. Ne olacak şimdi, önce ‘hepiniz’ şu öküzlüğü bi atın üzerinizden dersem? Olur mu hiç?

    Bu tür genellemeler iyi değildir, bumerang gibi gelir sizi vurur apışır kalırsınız.

  40. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    Sevgili Balbazar,

    Muhalefeti de iktidardan mı bekliyorunuz, ne istiyorsunuz anlamadım ki?

    Ülkedeki muhalefet kepazeliği iktidarın suçu değil ki? Tutan mı var elleri yapılsın adam gibi muhalefet? Yazı yazmak serbest, parti kurmak serbest, miting yapmak serbest, ne isteniyor anlamıyorum. Ne yapsın Erdoğan salı günleri icraat anlatsın çarşamba günü de kendi yaptıklarını/yapacaklarını mı eleştirsin?

    Sizi ayırıyorum ama iyice şaşırmış vaziyette olan bir güruh var ülkede. Gerçekten artık tartışmayı bile gereksiz görüyorum çünkü bu tip söylem sahiplerine çaresizliklerinden dolayı acımaya başladım. Düşene bir tekme de ben vurayım mantığım olmadığı için DD yazılarının altına eklenen bazı siyasi yorumdaki saçmalıklara da ilişmiyorum artık. Sadece gülüyorum.

    Muhalefet etmeyi iktidarın her yaptığına “istemezük” demek sanan bir garip zihniyet var ülkede. Bir de aynı refleksi göstermekle birlikte milletin inançlarını, değerlerini küçümseyen, onları görmezden gelen, yaşadığı ‘beyaz türk’ çevresini tüm ülkeye şamil eden bu yanılgı ile de her seçimde eşşekten düşmüşe dönen, şaşıran acayip bir güruh..

    Milleti salak sanıyorlar bunlar. Millet irtica geliyor yaygarası için uydurulan yalan haberleri, başörtüsü konusudaki ırkçı tepkileri görmüyor, anlamıyor sanıyorlar.

    Muhalefet yapmayı bu çirkin seviyeye indiren, dolayısı ile yapıcı bir muhalefet olgusunu ortadan kaldıranlar bunlardır.. Çünkü aklı selim insanlar, bunların kustuğu şeytanlıkları taşlamaktan, dezonformasyon pisliklerini temizlemeyle uğraşmaktan ibadet yapmaya vakit bulamıyorlar. Öyle çirkef bir güruh var ki yapıcı bir eleştiriyi, hiç alakasız bir biçimde dezenformasyona uğratıp kitleleri yanıltmaya, bunu iç siyasete yakıt olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu da aklı selim sahibi, özgürlük yanlısı eleştiricilere birkaç doz geri adım attırıyor, çünkü görüyorlar ki yaptıkları ‘yapıcı eleştiri’ toplamda yapılacak iyi şeyleri de engelleme potansiyeli taşıyan birer silah haline dönüşüyor malum çirkeflerin eliyle.

    Bunun suçunu kimseye yükleyemezsiniz. İnsanları buna iten, “aman şu itlere malzeme vermeyelim, yoksa eldeki gıdım gıdım kazanılan da gidecek” dedirten şey bu çirkefliktir. Aslında bu güçlü bir iktidar için de bir olumsuzluk ama işte öyle bir ülkede yaşıyoruz ki buna macbur kalıyor insanlar.

    Bakın, Murat Belge, dün şunları yazdı:

    Bu kavganın tahtırevallisinin bir ucunda, Osmanlı-Türk toplumunun geleneksel muktedir seçkinleri oturuyor. Öbür ucunda kimin oturduğu ikincil bir konu. Bugün orada AKP var, ama sözgelişi sol da olabilirdi (memlekette bir ’sol’ olsaydı), başkası da olabilirdi. Türkiye’de kapitalizmi perçinleyen sağ-muhafazakâr siyasi hareketin Başbakanı’nı da asmış bir toplumuz biz.

    Dolayısıyla gündelik hayatın gündelik olayları, bütün bu ‘konjonktürel’ olaylar, merkezde yer alan ‘yapısal’ mücadeleye yakıt teşkil ediyor. Kuzey Irak’a girdikse, yakıtı sağlayacak olay bu; Kuzey Irak’tan çıktıysak, bu sefer de bunu yakıt (katık) yapacağız. Bir cephe açısından (bunun başını çekme çabası en fazla CHP’den geliyor) bütün bu olaylar, hükümete yüklenmenin araçları. Onlar için gerekli olan, milliyetçilik ateşinin alevlerinin sürekli canlı tutulması. Onun için Irak’a girmek ‘iyi olay’. ‘İyi’yse, bunu hükümet yapmış olamaz; demek ki kararı TSK verdi. Tabii savaş iyiyse, harekât iyiyse, şimdiki ‘çekilme’ iyi olamaz- o halde bunu da hükümet yaptı. Bu işler böylece devam ederken Bush ve Gates araya girmişse, hemen bundan da yararlanmak gerek: “Hükümet harekâtı erken bitirdi, çünkü hükümet Amerikan uşağı!”

    Oysa, daha ilk günden, gelen sinyaller böyle bir yoruma pek fazla imkân tanımıyor- en azından, TSK tarafından söylenenler. Genelkurmay Başkanı, “Biliyorduk, karar önceden verilmişti” diyor; Başbakan’ın sözleri sorulunca, “Genel olarak biliyordu, ama zaten onun da söylememesi gerekirdi” diyor. Buradan, ‘Hükümet zorladı, onun için çekildik’ mesajını çıkaramıyorsunuz, ne kadar sıksanız da.

    Bu şablonu ülkede tartışma yaratan her konuya uyarlayabilirsiniz.

    Ne yapalım, devam edin böyle, ne diyeyim. Sonra “su içse Tayyip’e yarıyor” demeyin, bu gidişle adam 20 yıl daha başınızda kalacak.

  41. Yazan:Ç-Z Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    @ Muharrem,
    Islam dininin iyi bir din oldugunu dusunmuyorum - Islami elestirdi diye fetva cikaranlarin ….dusmaniyim.

    Yazdıklarınızı sadeleştirince görünen bu.Hedeflenen,tercih edilen,inanılmak istenen düşünce “İslam’ın iyi bir din olmadığı” ise yazdığınız ikinci cümledeki gibi pek çok bulunur,eğilip bükülerek iddia ispatı diye ortaya atılır.Kişinin kendisinden başka hiç kimseyi ilgilendirmeyen başörtüsü bile “iyi olmayan” bir dinin “iyi olmayan faaliyeti” gibi takdim edilmeye çalışılmıyor mu zaten!Zekat-fitre’nin sadaka toplumu oluşturduğu iddiası gibi.Yeter ki ön koşulunuz “İslam,iyi bir din değildir”e inanmak olsun.

    “Din/Islam/Hiristiyanlik dusmani” olmak kotu bir sey midir?

    Peki,size göre “iyi olmayan bir dine inanan” iyi olabilir mi?

    Farkinda misiniz siz “iyi bir musluman” olmakla otomatikman hiristiyanlik, budizm, konfucyunuizm dusmanisiniz.

    Size şaşırtıcı gelebilir ama ben bu dinlere düşmanlık duymadığımın FARKINDAYIM ama maalesef siz benim düşman olmadığımın farkında değilsiniz.Dinlerin özündeki mesajı oldukça kabul edilebilir ve uzlaştırıcı buluyorum.

    Eee nolcak simdi?
    ??

    İyi müslüman tanımınız da tuhaf olmuş :-)Dini bilmeyen “iyi Müslüman”‘a da kötü Müslüman mı yoksa sadece kötü mü diyorsunuz peki?

    Beni soylediklerimle degerlendirin, din dusmani, islam dusmani olmam beni kotu ya da kotu ahlakli yapmaz.

    Tepkilerinizi kontrol edebiliyorsanız,düşünceleriniz nedeniyle başkalarını incitici,zarar verici eylemlere kalkışmıyorsanız “sadece düşünceleriniz” nedeniyle kötü olamazsınız.

    Ahlak fiiliyatsız tanımlanamaz.(kötü ahlak tanımı ise bence ayrı ve uzun bir tartışma konusu)

    Birakin bu ucuz edebiyati lutfen. (Bu din dusmani etiketi sizi neden bu kadar ilgilendiriyor???)

    Aşağılama niteliği atşıyan “kötü” bir cümle!Siz ve ben fikirlerimizi açıklıyoruz,sizin inandıklarınızdan farklı bir düşünceyi ifade ettiğimde yada bana göre yanlış bulduğumu eleştirdiğimde neden “ucuz edebiyat” yapmış oluyorum.Siz her türlü ifadelendirme yöntemiyle sözüm ona eleştirdiğinizde ben tahammüllü olmalıyım öyle mi?Başka bir arzunuz?Çıkın bu çok bilmiş “efendi” psikolojisinden.

    Takdir edersiniz ki nice namazinda niyazinda orucunda sahtekar serefsiz var etrafimizda.

    Neyini taktir edeceğim ki,insanlar bin bir çeşit,herkes bir şey olduğunu sanabiliyor!Kötü olmadığını sananların olduğu gibi kendini Müslüman sananlar da olabilir!

    Lutfen aliniyorum, beni tanimiyorsunuz.

    Evet cisminizi görmedim ama düşüncelerinizi ifade ederken seçtiğiniz kelimelerle anladığım kadarı ile “eleştirilemez” değilsiniz alınmayın lütfen,” her turlu elestiriyi dusmanlik olarak algilamayın”

    Bu demek degil ki İslam düşmanlarının dusmaniyım, hosgorulu olabildikleri, kendilerini reforme edebildikleri olcude onlarla anlasabilirim.

    Bu sitede yorum yapan bazılarının da Islamin ozunü anlamadıkları için elestirileri yaptıklarını sanırken,inanan insanların zeka seviyelerine hakaret ettiklerinin farkına varmaları için kendilerine verilen cevaplardan alınacak kadar eleştiriye tahammülsüz insanlar olmadigina inanmak istiyorum. .-)İnandırın beni!

  42. Yazan:knz Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    muhterem, ç-z ye bir soru sormuştum. cankurtaran kızı kurtarmak için suya daldığında kasaptaki ete mi kulaç atmakta demiştim. bu soruya vereceği veye vermeyeceği cevabı takip edin. tabi burada kemer hanımlar da var. diğerleri de var.

    onlara her zaman şahitlik te sorulacak.

    ben onu sıkıştırmak için sormadım. Bizim üzerimizi 100 yıldır beton gibi erkek egemen yorumların ne yapsak başımız göğe erdirmeyeceğini görmek için zamana ihtiyacımız var.

    sadece zaman ihtiyacımız var.

  43. Yazan:muharrem Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    “Sanrılarınızı kendinize saklayın. İyi müslüman olmak otomatikman farklı dinlere mensup kişilere düşmanlığı gerektirmez. Bu konuda mal bulmuş mağrip gibi sarılınılan ilgili ayetteki “dost” ifadesi “veli”, “peşinden gidilen önder” anlamındadır.
    Pekala bir müslümanın hristiyan, yahudi, ateist dostu olabilir. Mesela benim en iyi dostlarımdan birisi ateittir.”

    Lutfen agzima laf yerlestirmeyin, ne ayeti?Sayin Cuvaldiz beni din dusmanligiyla itham etti. Anlatmak istedigim Islam dininin kotu bir din oldugunu dusunmem din dusmanligiysa onun da ayni sekilde hangi dini begenmiyorsa onu o dinin dusmani durumuna sokacagiydi. Nedir bu her elestiriye seni gidi din dusmani tepkisi?
    Ne mutlu size, benim de onlarca musluman arkadasim var. Annem babam musluman, anlamadim ne demek istiyorsunuz.

    “Genelleme de yapmayın. Ateistforum’da, Turan dursun sitelerinde bazı üyelerin islama müslümanlara karşı -eleştiri falan değil- düpedüz hakaret ettiklerini, nasıl da kinle dolu ifadeler kullandıklarını bilmiyor değiliz.

    Kendilerini takılıp kaldıkları arkaik pozitivizmden kurtarıp reforme edecek, hoşgörüden nasiplenecek insan sayısı muadil felsefede olduklarınızda çok fazla. Ne olacak şimdi, önce ‘hepiniz’ şu öküzlüğü bi atın üzerinizden dersem? Olur mu hiç?”
    Ne arkaik pozitivizmi, ne ateist forumu? Gene demedigim seyleri kalip kalip dokmussunuz.

    “Bu tür genellemeler iyi değildir, bumerang gibi gelir sizi vurur apışır kalırsınız.”

    Ne bu siddet? Cok kibarsiniz! Ayni dili burada islami sizin begenmediginiz sekilde yorumlayan yorumcu arkadaslara da karsi gormek isterdim.

    Birakin bu her elestiriye seni gidi islama hakaretci, din dusmani basitligini.

  44. Yazan:muharrem Tarih: Mar 3, 2008 | Reply

    “Peki,size göre “iyi olmayan bir dine inanan” iyi olabilir mi?”

    Evet olabilir. Size gore Bahailik iyi bir din mi? Iyi olmayan bir din var mi?

    “Size şaşırtıcı gelebilir ama ben bu dinlere düşmanlık duymadığımın FARKINDAYIM ama maalesef siz benim düşman olmadığımın farkında değilsiniz.Dinlerin özündeki mesajı oldukça kabul edilebilir ve uzlaştırıcı buluyorum.”

    Farkinda degilsiniz ama sizin dusmanlik taniminiz sizi diger dinlere dusman yapiyor. Bu din dusmani suclamasi en ucuz sey. Begenmiyorum islam dinini buna dusmanlik diyorsaniz evet islam dusmaniyim, yalan mi soyluyim. Begenmedigimi soyledim diye baska bir yorumcuya Muharrem din dusmani bak bak demek ne kadar dogru?

    “Bu demek degil ki İslam düşmanlarının dusmaniyım, hosgorulu olabildikleri, kendilerini reforme edebildikleri olcude onlarla anlasabilirim.”

    Kimin zeka seviyesine hakaret etmisim site okuyucularinin takdirine birakiyorum.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin